ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

11 haber · Sayfa 1

Dökülen Yapraklar İçin Beş Pratik Kullanım Yöntemi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Dökülen Yapraklar İçin Beş Pratik Kullanım Yöntemi

Dökülen yaprakların doğru kullanılması, hasat sonrası boş kalan sebze yataklarının korunmasına katkı sağlayabilir. Kaynakta, yatakların yaklaşık 8-15 santimetre kalınlığında yaprak tabakasıyla örtülmesi öneriliyor. Bu örtü, sonbahar yağmurlarının besin maddelerini yıkama riskini azaltıyor, toprağı güçlü donlardan koruyor, nemin muhafazasına yardımcı oluyor ve ilkbahara kadar kısmen ayrışarak toprağa organik madde kazandırıyor. Rüzgârın yaprakları dağıtmaması için üzerlerine ince bir toprak veya kompost tabakası serilebiliyor. Kışın açıkta kalacak bitkileri korumak için yalnızca kuru yaprakların gevşek biçimde serilmesi ve örtünün istikrarlı soğuklar başladıktan sonra hazırlanması gerekiyor. Bu yöntem bitkilerin aşırı ısınması ve çürümesi riskini azaltıyor. Yapraklar malç olarak kullanılacaksa önce çim biçme makinesi veya bahçe parçalayıcısıyla küçültülmeleri öneriliyor. Parçalanmış malç daha az sıkışıyor, toprağa daha eşit dağılıyor, sıcaklık dalgalanmalarını ve yabancı otların çıkışını sınırlıyor. Erken salatalık, kabak veya bal kabağı yetiştirmek için sonbaharda sıcak yatak hazırlanabiliyor. Yaklaşık bir kürek derinliğindeki çukura yaprak, gübre veya olgun kompost ve verimli toprak katmanları yerleştiriliyor; organik maddelerin ayrışması toprağın ilkbaharda daha hızlı ısınmasına yardımcı oluyor. Yaprak humusu için yapraklar ayrı bir yığın veya kompost kabında toplanıp düzenli olarak nemlendiriliyor. Oluşumu genellikle bir yıl veya daha uzun sürüyor; hazır humus toprağın gevşekliğini, su tutma kapasitesini ve organik madde içeriğini iyileştiriyor.

Toprak Karbonu Kaybı Tarımsal Üretimin Fiziksel, Su ve Biyolojik Dengesini Zayıflatıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Toprak Karbonu Kaybı Tarımsal Üretimin Fiziksel, Su ve Biyolojik Dengesini Zayıflatıyor

Topraktaki organik karbonun kaybı, atmosfere karbondioksit salımının ötesinde tarımsal üretimin fiziksel, suyla ilgili ve biyolojik işleyişini etkileyen bir süreç olarak ele alınıyor. Kaynağa göre karbon; toprak agregatlarının oluşumu ve stabilitesi, suyun sızması ve tutulması, gözeneklilik ile mikrobiyal topluluklara kaynak sağlanması açısından önemli işlevler üstleniyor. Karbonun azalması bu işlevleri zayıflatabiliyor. Organik madde kaybı, toprağın ısı kapasitesi, nemi ve yapısında değişikliklere yol açabiliyor. Özellikle bozunmuş ve kuru topraklarda yüzey sıcaklıkları yükselebilir ve sıcaklık dalgalanmaları artabilir. Ancak kaynak, toprağın yerel sıcaklığındaki değişimlerle küresel ısınmanın birbirinden ayrılması gerektiğini vurguluyor. Karbon kaybı karbondioksit salımı yoluyla iklim değişikliğine katkıda bulunabilirken, nem, örtü ve yapıdaki değişiklikler toprağın ısınıp soğuma biçimini etkiliyor. Karbon miktarındaki düşüş; sıkışma, erozyon, yüzey akışı ve su depolama kapasitesinde azalmaya neden olabilir. Tarımsal açıdan bu durum su kullanımında verim kaybı, kuraklık ve şiddetli yağışlara karşı daha yüksek kırılganlık, mikrobiyal yaşam alanlarının bozulması ve besin maddelerini geri dönüştürme kapasitesinin zayıflaması anlamına gelebilir. Etkilerin toprak türü, besin durumu, nem, pH, doku ve yönetim biçimine göre değiştiği belirtiliyor. Kaynak ayrıca toprak mikrobiyomunu ve mikroorganizmalarla bitkiler arasındaki RNA temelli iletişimi araştırılması gereken alanlar arasında gösteriyor.

Kyoto’da Kullanılmış Kahve Telvesinden Mantar Üretimi
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Kyoto’da Kullanılmış Kahve Telvesinden Mantar Üretimi

Japonya’nın Kyoto kentinde çiftçi Hiroki Kurahashi, otel ve restoranlardan toplanan kullanılmış kahve telvesini talaş ve diğer malzemelerle karıştırarak mantar yetiştirme ortamına dönüştürüyor. Fushimi semtindeki RE:ARTH işletmesinin başındaki Kurahashi, bu ortamda önce shiitake mantarı, ardından ana ürünü haline gelen istiridye mantarı yetiştirdi. Üretim sonrasında kalan ortamı yakındaki çiftçilere ücretsiz vererek mantar üretimiyle sebze yetiştiriciliği arasında bir döngü oluşturuyor. Kahve telvesi besin maddeleri içeriyor ve gübre olarak kullanılabiliyor ancak sert hücre duvarları, bitkilerin bu besinlere doğrudan erişmesini zorlaştırıyor. Telveyi gübreye dönüştürmek de zaman ve emek gerektiriyor. Mantarlar ise organik maddeleri parçalayabildiği için telveyi yetiştirme ortamında değerlendirebiliyor. Mantar yetiştiriciliği tamamlandıktan sonra geride kalan ortam, sebze üretiminde gübre olarak kullanılabiliyor. Kaynakta, dünya genelinde yılda 10 milyon metrik tondan fazla kahve çekirdeği tüketildiği, Japonya’daki tüketimin ise yaklaşık 400 bin metrik tona ulaştığı ve buna yakın miktarda telvenin atıldığı belirtiliyor. Kurahashi’nin bu yönteme yönelmesinde, 2009’da Güney Afrika’da öğrenciyken tanık olduğu çevre tahribatı ve daha sonra etkilendiği sıfır emisyon yaklaşımı rol oynadı. Bu yaklaşım, atık ve yan ürünlerin ekonomide yeniden değerlendirilmesini savunuyor. Kurahashi, Belçikalı çevre aktivisti Gunter Pauli’nin çalışmalarını izledikten sonra Zimbabwe’de sosyal girişimci Chido Govera’yı ziyaret etti ve 2014’te yetimler ile kadınlara yönelik bir programa katıldı. Govera’nın kahve telvesi ve benzeri malzemelerle mantar yetiştirme çalışmaları, yöntemin sosyal ve ekonomik boyutunu görmesini sağladı. Kurahashi, Zimbabwe’de öğrendiği yöntemi Japonya’da ilk uyguladığında iklim farkı nedeniyle mantar yetiştiremedi; hazırladığı ortam mavi küfle kaplandı. Bunun üzerine 2016’da Kyoto vilayetindeki Nantan’da mantar yetiştiriciliği öğrenmeye başladı ve Japonya’daki sterilizasyon, misel aşılama ve ortamı kapatma uygulamalarında deneyim kazandı. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra RE:ARTH’ı kurdu. Fushimi’de 2019’da kahve telvesi içeren ortamda shiitake yetiştirmeyi başardı, ardından istiridye mantarına geçti. Toptancıların yıl boyunca ürün talebini karşılamak için 2020’de sera kuruldu ve ürünler 2022’de satışa sunuldu. Kyoto’nun uzun yıllardır kahve alımlarında Japonya’nın il başkentleri ve hükûmetçe belirlenmiş büyük şehirleri arasında ilk sırada yer alması, Kurahashi’ye göre geri dönüşüm fikrinin kentten başlatılmasını anlamlı kılıyor. Bununla birlikte sera üretiminde uygun sıcaklığı korumak için klimaların sürekli çalışması gerekiyor. Kurahashi, gelecekte sera çatısına güneş panelleri yerleştirerek işletmenin kendi elektriğini üretmesini hedefliyor.

Kuraklık, Sırbistan’da Tarımsal Verimi ve Ürün Seçimini Zorluyor
Görsel kaynağı: Večernje novosti · Özgün haber

Kuraklık, Sırbistan’da Tarımsal Verimi ve Ürün Seçimini Zorluyor

Sırbistan’da yağış eksikliği, tarımsal ürünlerin kalitesi ve veriminde düşüşe yol açtı. Novi Sad Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Prof. Dr. Ranko Čabilovski, bu yıl ayçiçeği dışında ilkbahar ürünlerinin neredeyse hiçbirinin iyi sonuç vermediğini belirtti. Açıklamaya göre kuraklık, üreticilerin ürün tercihlerini yeniden değerlendirmesini gerektiriyor. Fakültenin deneme amaçlı organik tarlasında, organik tarımın iklim değişikliğine karşı geleneksel yoğun tarımdan daha dayanıklı olup olmadığı araştırılıyor. Ancak organik parsellerdeki verimler şimdilik belirgin biçimde farklılaşmadı. Čabilovski, bunun organik tarımın toprak yenileme bakımından henüz genç olması ve topraktaki organik madde miktarının konvansiyonel parsellerden fazla ayrışmamasıyla bağlantılı olduğunu söyledi. Uzun vadede organik parsellerin kuraklığa karşı daha dirençli olabilmesi için toprakta daha fazla organik madde bulunması gerekiyor. Böylece toprağın nem tutma kapasitesinin artabileceği ve bitkilerin kuraklıkla daha iyi mücadele edebileceği değerlendiriliyor. Bununla birlikte su eksikliğinin başka bir tarımsal uygulamayla telafi edilemeyeceği vurgulanıyor. Kuraklığın etkisini azaltmak için kuraklığa daha dayanıklı ve toprakta nemi koruyan ürünlerin seçilmesi öneriliyor. Tarlalarda hayvan gübresi kullanımının azalması ise hayvan varlığındaki düşüşle ilişkilendiriliyor.

Toprak Fotosentezi Biyolojik Faaliyeti Destekliyor
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber

Toprak Fotosentezi Biyolojik Faaliyeti Destekliyor

Toprak yüzeyinde fotosentez yapabilen mikroorganizmalar, güneş enerjisi ve atmosferik karbondioksiti kullanarak organik bileşikler üretebiliyor. Bu karbonun bir bölümü toprak organik karbonu deposuna katılabilirken, söz konusu bileşikler yararlı mikroorganizmalar için besin ve enerji kaynağı oluşturabiliyor. Bu süreç, organik maddelerin ayrışmasına ve besin elementlerinin döngüsüne katkı sağlayabiliyor. Bazı siyanobakteriler atmosferik azotu toprak ekosisteminde kullanılabilecek formlara dönüştürebiliyor. Kaynakta bu sürecin bazı nemli ekosistemler ve çeltik üretim sistemleri için önem taşıdığı belirtiliyor. Topraktaki biyolojik süreçler ile organik maddeler ayrıca agregat oluşumunu ve toprak yapısının iyileşmesini destekleyebiliyor. Bunun sonucunda suyun derin katmanlara ulaşması, havalanma ve su tutma kapasitesi açısından olumlu etkiler görülebiliyor. Biyolojik toprak kabuğu ve bitki örtüsü, özellikle eğimli tarım arazilerinde rüzgâr ve su erozyonuna karşı koruma sağlayabiliyor. Malçlama, kompost ve iyi yanmış organik materyal kullanımı, canlı kök sisteminin korunması ve aşırı toprak işlemeden kaçınma da biyolojik faaliyeti destekleyen uygulamalar arasında sayılıyor. Ancak toprak yüzeyindeki fotosentez, kültür bitkisinin yapraklarındaki fotosentezin veya doğru bitki besleme ve gübreleme yönetiminin yerine geçmiyor. Sürecin önemi toprak tipi, nem, ışık, iklim ve ekosistemdeki organizmalara göre değişiyor.

Suriye’de Mantar Yetiştiriciliği Küçük Projelerden Büyüyen Bir Sektöre Dönüşüyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de Mantar Yetiştiriciliği Küçük Projelerden Büyüyen Bir Sektöre Dönüşüyor

Suriye’de mantar yetiştiriciliği, küçük üretim odaları ve aile işletmelerinden daha genişleyebilir bir tarımsal faaliyete dönüşüyor. Üreticiler ve sektörle ilgili uzmanlar, farklı mantar türlerinin üretim imkânlarının yanı sıra pazarlama ve işleme alanlarının geliştirilmesiyle sektörün ekonomik değerinin artırılabileceğini belirtiyor. Beyaz mantar ticari pazarda daha geniş yer tutarken, istiridye mantarı daha sınırlı imkânlarla üretilebilmesiyle öne çıkıyor. Beyaz mantar üretimi, soğutma üniteleri bulunan ve sıcaklık, nem ile havalandırmanın kontrol edilebildiği özel odalar gerektiriyor. Üretim döngüsü 22-24 derece arasındaki kuluçka aşamasıyla başlıyor; ardından kompostun üzeri torfla kaplanıyor ve mantarın gelişimini teşvik etmek için sıcaklık ile havalandırma koşulları düzenleniyor. Oda kurulumu, işçilik ve diğer yetiştirme girdileri üreticilerin başlıca maliyet kalemleri arasında yer alıyor. Yerel kompostun metrekare fiyatı 40-50 ABD doları arasında değişirken, uygun koşullarda metrekare başına yaklaşık 20 kilogram ürün alınabildiği aktarılıyor. İstiridye mantarı ise küçük alanlarda ve farklı koşullarda yetiştirilebilmesi, ayrıca daha düşük maliyet gerektirmesi nedeniyle aile işletmeleri için uygun görülüyor. Ancak taze ürünün raf ömrünün 24 saati aşmaması, özellikle küçük üreticilerin ürünü kısa sürede pazarlamasını zorlaştırıyor. Bu nedenle kurutma, salamura ve dondurma gibi işleme yöntemlerinin yaygınlaştırılması; ürünün saklama süresinin uzatılması, kayıpların azaltılması ve yeni pazarlama kanalları oluşturulması açısından öneriliyor. SANA’nın aktardığı bilgilere göre Suriye’de tarımsal mantar üretimine yönelik ilk çalışmalar 1976’da başladı. Kessva yakınlarında 1981’de kurulan üretim tesisinden 1982’de ilk ürün alındı.

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor

Şili’de yayımlanan bir reportaj, rejeneratif tarımın özellikle meyvecilikte toprak sağlığı, biyolojik çeşitlilik, su döngüsü ve kaynakların verimli kullanımı üzerinden ele alındığını aktarıyor. Yaklaşım, bir ürünü başka bir ürünle değiştirmekten çok, toprak, su, mikroorganizmalar, kökler, bitkiler ve tarımsal yönetim arasındaki ilişkileri birlikte değerlendirmeyi öngörüyor. Bu çerçevede toprak mikrobiyomu, besinlerin kullanılabilirliği, toprak yapısı ve su ile karbon döngüleri açısından merkezi bir başlık olarak öne çıkıyor. Toprağın yalnızca bitkileri taşıyan fiziksel bir ortam olmadığı; bakteriler, mantarlar ve diğer mikroorganizmaların kök gelişimi, besin döngüsü ve toprağın biyolojik işleyişinde rol oynadığı belirtiliyor. Rejeneratif yaklaşım, gübrelemeyi yalnızca toprağa besin eklemek olarak değil, bu besinlerin dolaşımını ve bitkiler için kullanılabilirliğini destekleyen süreçleri güçlendirmek olarak ele alıyor. Yaklaşım, Şili’deki su açığı nedeniyle meyvecilik açısından da önem taşıyor. Toprak yapısının, biyolojik faaliyetin ve organik maddenin uygun olması, suyun toprağa sızmasına, tutulmasına ve bitkilerin kullanımına sunulmasına yardımcı olabilir. Ancak reportajda, hiçbir uygulamanın su bulunabilirliği sorununu tek başına çözemeyeceği özellikle belirtiliyor. İklim koşulları, toprak türü, yetiştirilen ürün, sulama sistemi ve işletme yönetimi, alınacak sonuçları belirleyen unsurlar arasında sıralanıyor. Rejeneratif tarımın ekonomik etkileri de kesinleşmiş sonuçlar olarak sunulmuyor. Belirli girdilere bağımlılığın azaltılması, su kullanımında verimliliğin artırılması ve toprağın iyileştirilmesi işletme maliyetlerini ve üretim istikrarını etkileyebilir. Bununla birlikte sonuçların ürüne, toprağa, iklime, uygulamalara ve geçiş süresine göre değişebileceği aktarılıyor. Bu nedenle verim, meyve kalitesi, maliyet, su tüketimi, toprak verimliliği ve üretim istikrarının birden fazla sezon boyunca izlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Reportajda, biyolojik üretim ve rejeneratif tarım alanında çalışan Şili şirketi Terragénesis’in deneyimine de yer veriliyor. Şirketin metodolojisinde, yerli mikroorganizmaları teşvik eden bileşiklerle besinlerin kullanılabilirliğini ve toprak biyolojik faaliyetini artırma hedefi öne çıkıyor. Gübre kullanımındaki azalma ve su verimliliğindeki iyileşmelere ilişkin sonuçların şirket tarafından açıklandığı, bu verilerin her işletmenin ürün, toprak ve yönetim koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği kaydediliyor. Kaynağa göre yaklaşımın başarısı, sahada izlenebilir göstergelerle doğrulanabilmesine bağlı.

Topraktaki Fosforun Döngüsü ve Yönetimi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber

Topraktaki Fosforun Döngüsü ve Yönetimi

Topraktaki fosfor; mineraller, toprak çözeltisi, organik maddeler ve mikroorganizmalar arasında sürekli dönüşen karmaşık bir sistem oluşturuyor. Fosforun bitkiler tarafından doğrudan alınabilen küçük bölümü, başlıca toprak çözeltisindeki fosfat iyonlarından sağlanıyor. Fosfat ayrıca kil mineralleri ile demir ve alüminyum oksitlerine bağlanabiliyor; organik fosfor da mikroorganizmaların etkisiyle bitkilerin kullanabileceği inorganik formlara dönüşebiliyor. Hasat sırasında ürünün veya bitkinin diğer bölümlerinin tarladan çıkarılması, fosforun artıklar ya da organik gübrelerle geri verilmemesi halinde toprak rezervini azaltıyor. Fosfor, erozyon ve yüzey akışıyla su kaynaklarına taşınabiliyor. Yıkanma birçok toprakta erozyon ve yüzey akışına kıyasla daha sınırlı olsa da fosforun biriktiği veya suyun öncelikli akış yolları oluşturduğu koşullarda önem kazanabiliyor. Etkili fosfor yönetiminin yalnızca gübre uygulamasından ibaret olmadığı belirtiliyor. Amaç, bitkinin erişebileceği yeterli fosforu korurken fosforun bağlanmasını, aşırı birikmesini, taşınmasını ve çevresel zararını azaltmak. Bu kapsamda düzenli toprak analizi, uygun bitki artıklarının toprağa döndürülmesi, organik maddenin korunması ve toprak biyolojik aktivitesinin geliştirilmesi öneriliyor. Kaynak, materyalin eğitim amacı taşıdığını belirtiyor.

Fas’ta Avokado Üretiminde Su, Verim ve Pazar Dengesi Ele Alındı
Görsel kaynağı: Agriculture du Maghreb · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ta Avokado Üretiminde Su, Verim ve Pazar Dengesi Ele Alındı

Fas’taki avokado sektörünün üretim alanlarını ve hacmini artırmanın ötesinde, verimi kalıcı biçimde güvence altına alma, su ve girdileri daha verimli kullanma, kaliteyi yönetme ve rekabetin güçlendiği uluslararası pazarlara uyum sağlama ihtiyacı, Tanca’da düzenlenen ilk Morocco Avocado Conference’ın gündemini oluşturdu. Green Smile tarafından “Su • Verim • Pazar” temasıyla düzenlenen konferans 30 Eylül’de yapıldı. Etkinlikte üreticiler, işletme yöneticileri, ihracatçılar, mühendisler, teknisyenler, fidanlık işletmeleri, danışmanlar, araştırmacılar, tarımsal girdi tedarikçileri, sulama ve gübreleme uzmanları, bitki koruma şirketleri ile ambalajlama ve pazarlama alanındaki temsilciler bir araya geldi. Programda bahçe performansı ve dayanıklılığı, pazarlar ve uluslararası ticaret, plantasyon yönetimi ve bitki koruma başlıkları işlendi. Sunumlarda avokado ağacının performansının tek bir uygulamayla değil, kök sistemi, suya erişim, iklim, beslenme, ışık, çiçeklenme, tozlanma, meyve yükü ve ağacın sağlık durumunun birlikte yönetilmesiyle şekillendiği belirtildi. Teknik sunumlarda kök bölgesindeki çevresel streslerin bahçenin üretkenliğini etkileyebileceği aktarıldı. Sıkışık ya da drenajı yetersiz toprak, su baskını, sığ toprak, tuzluluk, yüksek pH, bazı mineral elementlerin sınırlı bulunması ve yetersiz havalanma bu riskler arasında gösterildi. Sulama ve gübreleme kararlarının toprak yapısı, drenaj, pH, tuzluluk, su durumu, kök faaliyeti ve ağacın fizyolojik durumuna ilişkin teşhise dayanması önerildi. Organik madde yönetimi, toprak yapısının iyileştirilmesi, gübrelemenin bölümlere ayrılması, gerektiğinde tuzların kontrollü yıkanması, izlenen sulama ve uygun anaç seçimi de başvurulabilecek araçlar arasında sayıldı. Biyostimülanların ise tek başına çözüm olarak değil, tutarlı bir tarımsal stratejinin parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bahçe taç yönetimine ilişkin sunumda, ışığın taç içine girmesiyle üretim için gerekli yaprak alanı ve meyve veren dalların korunması arasında denge kurulması gerektiği belirtildi. Budamanın standartlaştırılamayacağı; kararın ağacın yaşı ve gelişme gücü, çiçek ve meyve yükü ile önceki sezon üretimi dikkate alınarak verilmesi gerektiği kaydedildi. Genç bahçelerde önceliğin yoğun budama yerine ağacın yapısını oluşturmak olması gerektiği aktarıldı. Tozlanma ve meyve tutumuna ilişkin sunumda, doğal tozlanmadaki düşük oranın elle yapılan tozlanmayla yükselmesine rağmen genç meyvelerin önemli bölümünün daha sonra dökülebildiği belirtildi. Çiçek biyolojisi, sıcaklık, nem, çiçeklerdeki karbonhidrat rezervleri, çeşit özellikleri ve tozlayıcı böceklerin sonucu etkilediği aktarıldı. Hass’ın bazı koşullarda kendine döllenebildiği, ancak literatürde tozlayıcı çeşitlerin etkisine ilişkin sonuçların tamamen aynı olmadığı ifade edildi. Arıların faaliyet gösterdiği uygulamalarda daha fazla meyve elde edildiği, rüzgârın ve çok küçük böceklerin tek başına yeterli tozlanmayı sağlayamayabileceği bildirildi.

Kuraklığa Hazırlık Borçlu Çiftçiler İçin Zorlaşıyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Kuraklığa Hazırlık Borçlu Çiftçiler İçin Zorlaşıyor

Güney Afrika’da Fanie Botha, kuraklığa hazırlanmak için önerilen pratik adımların küçük çiftçiler için maliyet yüzünden uygulanamadığını söyledi. Luckhoff’ta sığır ve sulamalı tahıl üretimi yapan Botha, sulamalı çiftçilerin son yıllarda zor günler geçirdiğini belirterek ekipman, pivotlar ve iş gücünün ücretsiz olmadığını vurguladı. Botha’ya göre toprak sağlığını artırmak, koruyucu tarım uygulamak ve organik maddeyi yükseltmek faydalı olsa da, mısır ve buğdayda çalışan küçük üreticiler için bu tür yatırımlar sermaye gerektiriyor. Elektrik, gübre, mazot ve yeni ekipman maliyetleri yükselirken gelirlerin artmadığını söyleyen çiftçi, düşük ürün fiyatları ve biriken ödeme yükümlülükleri nedeniyle birçok üreticinin mahsulünü bekletemediğini anlattı. Mısır ve buğdayda kâr marjlarının çok daraldığını söyleyen Botha, on iki yıl önce 2 milyon rand olan bir biçerdöverin şimdi 5 milyon randın üzerine çıktığını hatırlattı. Buna karşılık arazi fiyatlarının da yükseldiğini, küçük çiftçilerin ne daha fazla toprak alabilecek ne de ekipman yenileyebilecek durumda olduğunu ifade etti; bu yüzden birçok üreticinin sadece ayakta kalmaya çalıştığını söyledi.

Mamelodi’de Çiftçiler Toprağı Basit Araçlarla Test Etmeyi Öğrendi
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Mamelodi’de Çiftçiler Toprağı Basit Araçlarla Test Etmeyi Öğrendi

Güney Afrika’nın Mamelodi bölgesinde ARC-NRE araştırmacıları, küçük ölçekli çiftçilere laboratuvara gitmeden toprak değerlendirmesi yapmayı anlattı. Su şişesi, kürek, kova ve benzeri basit araçlarla yapılan uygulamalı gösterimde çiftçilere toprak dokusu ve yapısının sahada nasıl inceleneceği gösterildi. Eğitimler Mart-Mayıs 2026 arasında Pretoria’daki Mamelodi’de düzenlenen bilgi paylaşım oturumlarında yapıldı. Araştırmacılar, toprak rengi, yapı, sıkışma, gözeneklilik ve suyun toprağa geçişi gibi fiziksel göstergelerin yanı sıra mikrop, solucan ve enzim gibi biyolojik unsurları da anlattı. Kimyasal göstergeler arasında ise toprak pH’ı, besin maddeleri ve organik madde yer aldı. Uygulamanın amacı, küçük çiftçiler için pahalı laboratuvar analizine duyulan ihtiyacı ve buna bağlı taşıma ile örnek işleme masraflarını azaltmaktı. Oturumlarda çiftçilerin kendi topraklarını izleyebilecek, yerel bilgilerini paylaşabilecek ve öğrencilere de aktarabilecekleri bir yöntem öne çıkarıldı.