ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

329 haber · Sayfa 6

Suriye Zeytinyağı Küresel Pazarda Rekabet Gücünü Koruyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye Zeytinyağı Küresel Pazarda Rekabet Gücünü Koruyor

Suriye zeytinyağı, yerel ve dış pazarlardaki itibarı, kimyasal özellikleri ve zengin yerel çeşitliliği sayesinde küresel pazarda güçlü bir rakip olarak değerlendiriliyor. Suriye Tarım Bakanlığı Zeytin Bürosu Müdürü Muhammed Kavas, ülkenin Akdeniz havzasında zeytin yetiştiriciliği ve zeytinyağı üretiminin en eski merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Surani, Kaysi, Hudayri ve Duhaybli gibi çeşitlerin farklı özellik ve aromalara sahip olduğu aktarıldı. Kavas, incelenen çeşitlerin çoğunda tekli doymamış yağ asidi olan oleik asit oranının yaklaşık %70 veya daha fazla olduğunu söyledi. Bazı çeşitlerin yağlarında bulunan doğal fenolik bileşikler ve tokoferollerin antioksidan özellikleriyle ürünün besin ve sağlık değerine katkı sunduğu belirtildi. Hasat, depolama ve sıkımın uygun yöntemlerle yapılması halinde yağın düşük serbest asitlik ve peroksit değerleri, ultraviyole emilim ölçümleri ile duyusal özellikler bakımından natürel sızma zeytinyağına ilişkin uluslararası standartları karşıladığı ifade edildi. Üretici şirket yöneticisi Safvan Kayruz, Suriye zeytinyağının başlıca alıcılarının Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Umman'ın yanı sıra Avrupa ülkelerindeki tüccarlar, bireyler ve işletmeler olduğunu söyledi. Kayruz, Türkiye'ye de büyük miktarlarda ihracat yapıldığını belirtti. Ancak ihracat sektörünün yaptırımlar ve ekonomik abluka nedeniyle yaklaşık 14 yıl boyunca dünyayla neredeyse tamamen kopuk kaldığını, güncel sorunlar arasında banka akreditiflerinin aksaması ve küresel banka hesaplarının alınamamasının bulunduğunu kaydetti. Kayruz, sektörün desteklenmesi için hükümetin yanı sıra ticaret, sanayi ve tarım odalarının uluslararası anlaşmaların ve fuarların düzenlenmesinde daha etkin rol üstlenmesini istedi. İdlib ve Afrin gibi bölgelerde üretilen yağın özgün aroma ve tadıyla İspanyol, Tunus ve Fas yağlarıyla yarıştığını belirten Kayruz, bu konumun güçlenmesi için ambalajlama sektörünün geliştirilmesi ve ihracatı destekleyen ekonomik ortamın sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Tarım Bakanlığı, mevcut sezonda Suriye'de zeytin meyvesi üretiminin ilk tahminini 954 bin 730 ton olarak açıkladı. Üretimin %20'sinin sofralık zeytine, %80'inin ise yağlık sıkıma ayrılması ve yaklaşık 190 bin 946 ton zeytinyağı elde edilmesi bekleniyor.

Batı Şeria’da BM Uzmanlarından Filistinli Çiftçilerin Korunması Çağrısı
Görsel kaynağı: Libération Maroc · Özgün haber
Veri haberi

Batı Şeria’da BM Uzmanlarından Filistinli Çiftçilerin Korunması Çağrısı

BM İnsan Hakları Konseyi tarafından görevlendirilen yedi uzman, Batı Şeria’daki Filistinli çiftçilerin korunması ve tarlalarına güvenli biçimde erişebilmesi için İsrail’e çağrı yaptı. Açıklama, yıllık zeytin hasadının başladığı dönemde İsrailli yerleşimcilerin saldırılarının arttığı gerekçesiyle yayımlandı. Uzmanlar, zeytin hasadının yeniden korku, kayıp, şiddet ve yıkımla geçen bir döneme dönüşmemesi gerektiğini belirtti. Uzmanlara göre yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddeti son aylarda güçlü biçimde arttı ve zeytin hasadı sırasında yeniden yoğunlaştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2025 zeytin hasadı sırasında Batı Şeria genelinde yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen 178 saldırı belgelendi; bu saldırılar 88 Filistinli kent ve köyü etkiledi. Ayrıca 6.000’den fazla ağaç ve genç fidan tahrip edildi. Uzmanlar, bu sayının son altı yılın en yüksek düzeyi olduğunu bildirdi. Açıklamada, İsrail askeri makamlarının eylülde Batı Şeria’nın kuzey ve merkezindeki yaklaşık 339.000 metrekare Filistin tarım arazisindeki bitki örtüsünün kaldırılmasını istediği de ileri sürüldü. Uzmanların aktardığı bu alanlar arasında Cenin ve Kabatiya ile Ramallah yakınlarındaki Beyt Rima’daki zeytinlikler bulunuyor. Bu iddia, açıklamayı yapan uzmanların değerlendirmesi olarak aktarılırken, söz konusu uzmanların BM adına konuşmadığı da belirtildi. Uzmanlar, zeytin hasadının binlerce Filistinli aile için temel gıda, gelir ve geçim kaynağı olduğunu söyledi. Ağaçların yok edilmesinin yalnızca bir hasadı değil, yerel gıda sistemlerini, kültürel uygulamaları ve toplulukların gıda hakkını etkilediğini belirten uzmanlar, İsrail’den çiftçileri korumasını ve uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymasını istedi. Ayrıca uluslararası topluma, Filistinli sivilleri korumak, genişlediğini söyledikleri ilhak politikalarını durdurup tersine çevirmek ve sorumluların hesap vermesini sağlamak için azami baskı çağrısı yaptılar.

UPA’dan Tarımsal Motorin ve Gübre İçin Vergi İndirimi Çağrısı
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

UPA’dan Tarımsal Motorin ve Gübre İçin Vergi İndirimi Çağrısı

İspanya’daki Küçük Çiftçiler ve Hayvan Yetiştiricileri Birliği (UPA), hükümetin tarımsal motorin ve gübre tüketimine yönelik vergi düzenlemeleri uygulama taahhüdünü hatırlattı. Kuruluş, artan girdi maliyetleri ve kârlılık krizi yaşayan tarım işletmelerini rahatlatmak için düzenlemenin hayata geçirilmesini istedi. UPA, diğer tarım örgütleriyle 22 Eylül’de Tarım Bakanlığı yönetimiyle yaptığı görüşmede, son aylarda ağırlaşan üretim maliyetleri krizine çözüm önerilerini sundu. Birliğin önerisi, tarımsal motorinde %35, gübrelerde ise %15 vergi indiriminin, objektif tahmin ya da modül sistemiyle vergilendirilenlerin önceki net getirisine uygulanmasını öngörüyor. Kaynağa göre bu sistem, İspanyol çiftçi ve hayvan yetiştiricilerinin çoğunluğu tarafından kullanılıyor. Tarım Bakanı Luis Planas, toplantının sonunda tedbiri inceleyip bir sonraki mali yılda uygulama taahhüdünü kamuoyuna açıkladı. UPA, kendi hesaplamalarına dayanarak düzenlemenin İspanya tarım sektörü için 600 milyon avronun üzerinde vergi tasarrufu sağlayabileceğini belirtti. Birlik ayrıca düzenlemenin seçimlerden önce Bakanlar Kurulu’nda onaylanabileceğini ifade etti; ancak kaynakta böyle bir onayın gerçekleştiği belirtilmiyor.

Gürcistan’da Alternatif Tarım Politikası İçin Planlama ve İzleme Modeli Önerildi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Gürcistan’da Alternatif Tarım Politikası İçin Planlama ve İzleme Modeli Önerildi

Gürcistan’da sunulan alternatif tarım ve kırsal kalkınma stratejisi, mevcut neden-sonuç uyumsuzluklarının belirlenmesini ve yürürlükteki politika-stratejik yükümlülüklerdeki ilerleme ya da gerilemenin uygun göstergelerle değerlendirilmesini öneriyor. Çalışmanın başlangıç hedefi; mevcut durumun kapsamlı biçimde incelenmesi, tematik analiz yapılması, sorun ve zorlukların belirlenmesi, izleme bilgilerinin değerlendirilmesi ve değerlendirme raporlarının analitik olarak işlenmesi olarak tanımlanıyor. Çalışma tezinde, tarım sektörünün stratejik gelişim planlamasıyla birlikte tahmin, yönetim, izleme ve analiz ile kontrol ve değerlendirme sistemlerinin değiştirilmesi gerektiği savunuluyor. Metin, süreçlerin herhangi bir aşamasında hızlı değişiklik yapılabilmesi için program esnekliğinin ve bağlamı dikkate alan yönetim anlayışının güçlendirilmesini öne çıkarıyor. Öneri, uygulanmış bir politika sonucu olarak değil, alternatif stratejik platform ve çalışma tezi olarak sunuluyor. Yaklaşım, tarım ve kırsal kalkınma projelerinin parçalı biçimde finanse edilmesi yerine toprağı, çiftçiyi, sermayeyi, kurumları, bilgiyi, yayım hizmetlerini, teknolojiyi, pazarı, lojistiği ve altyapıyı tek bir ekonomik zincir içinde ele alan bir yönetim sistemi kurulmasını öngörüyor. Kavramsal model bütüncül bakış, sistemik yaklaşım ve karmaşık değerlendirme olmak üzere üç bileşene dayanıyor. Metinde bu çerçevenin kırsal alanda kapsayıcı ekonomik büyüme, sosyoekonomik gelişme ve refah hedefiyle ilişkilendirildiği belirtiliyor. Önerilen izleme sistemi tasarım, veri, izleme, kontrol ve yönetim olmak üzere beş çalışma aşamasından oluşuyor. Tasarım aşamasında strateji, hedefler, görevler ve göstergeler; veri aşamasında veri tabanı, veri toplama, oluşturma ve kalite; izleme aşamasında plan, gerçekleşme, rapor değerlendirmesi ve sapmalar ele alınıyor. Kontrol aşaması tematik doğrulama, denetim ve veri güvenilirliğine; yönetim aşaması ise analiz, tahmin, karar ve düzeltmeye odaklanıyor. Yeni tarım politikası programı ayrıca teşhis, öncelik, araç ve sonuç sıralamasıyla dört aşamalı tematik araştırma-değerlendirme hattından ve dijital analitik filtreleme aşamalarından geçiriliyor. İlk teşhis kapsamında arazi kayıtsızlığı, parçalanma ve işlenmeme, düşük verimlilik, sulama altyapısının yokluğu veya arızası, finansmana erişim sorunları, teknolojik geri kalmışlık ve bilgi eksikliği inceleniyor. Kooperasyon düzeyinin düşüklüğü, dağınık çiftçi işletmeleri, yetersiz işleme, hammadde kıtlığı, pazara erişim sorunları ve düşük kalite de değerlendirilecek başlıklar arasında sayılıyor. Metin ayrıca ekonomik etkinlik, sosyal adalet, çevresel sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve siyasi uygulanabilirliğin birlikte değerlendirilmesini öngörüyor.

Sırbistan’da Yemek Teslimatı Günlük Alışkanlığa Dönüşürken Maliyet Artıyor
Görsel kaynağı: Blic · Özgün haber
Veri haberi

Sırbistan’da Yemek Teslimatı Günlük Alışkanlığa Dönüşürken Maliyet Artıyor

Sırbistan’da yemek teslimatı, geçmişte uzun mesai, habersiz misafir veya evde yiyecek bulunmaması gibi olağanüstü durumlarda başvurulan bir seçenekken Belgrad’da günlük rutinin parçasına dönüştü. Teslimat uygulamalarından yalnızca yemek değil, tek bir kahve ve yakındaki fırından alınan ürünler de sipariş ediliyor. Bu değişim, tüketicilerin gıda harcamalarında görünmeyen bir maliyet kalemi oluşturuyor. Teslimat ücreti, hizmet bedeli ve kurye bahşişi eklendiğinde 800 dinarlık bir yemek için kasada 1.300-1.500 dinar ödenebiliyor. Kaynakta, bazı kişilerin bu ek ödemeler nedeniyle ayda 50.000 dinara kadar daha fazla harcama yaptığı aktarılıyor. Başka bir hesaplamada ise yemek bedeliyle teslimat dahil toplam tutar arasındaki farkın kişi başına aylık 30.000-50.000 dinarlık bir açığa dönüşebildiği belirtiliyor; bu iki rakamın aynı kullanıcı grubunu veya aynı ölçümü ifade ettiği söylenmiyor. Belgrad’daki Reddit tartışmasında farklı tüketim alışkanlıkları ortaya çıkıyor. Bazı kullanıcılar pazar alışverişi yapıp evde yemek hazırlayarak aylık 200-300 avro harcadığını belirtirken, bazıları kişi başına 600 avrodan başlayıp 1.000 avronun üzerine çıkan harcamalar bildirdi. İkinci gruptaki kullanıcılar, paranın önemli bölümünün yemek teslimatı uygulamalarına gittiğini ve işten sonra yemek hazırlamak istemedikleri için sipariş verdiklerini yazdı. Saurin Parik, teslimat uygulamalarının büyümesini yalnızca zaman yetersizliğiyle değil, insanların küçük fiziksel veya zihinsel çabalardan kaçınmasıyla açıklıyor. Guardian’a dayandırılan aktarımda ise kuryelerin her dakikayı ölçen algoritmik bir tempoda çalıştığı, bazılarının yağmur ve karda günde 10-12 saat araç kullandığı belirtiliyor. Teslimat hizmetlerinin maliyetini azaltma arayışının sahadaki emeği ağırlaştırdığı yönündeki bu değerlendirmelerin yanında, bazı kent sakinleri bütçelerini kontrol etmek için pazar ve market alışverişine dönerek haftalık yemek hazırlamaya başladı.

Güney Afrika Tarımı Büyümeyi Çiftçilerin Dayanıklılığına Bırakamaz
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika Tarımı Büyümeyi Çiftçilerin Dayanıklılığına Bırakamaz

Güney Afrika’da tarım sektörünün büyümesini, çiftçilerin hükümet kaynaklı altyapı ve hizmet eksikliklerini telafi etmesine dayandırmanın sürdürülebilir olmadığı belirtildi. Uyarı, AgriSA’nın Gauteng’deki yıllık kongresinde gazeteci Qaanitah Hunter’ın yönettiği panelde ekonomist Wandile Sihlobo ile gazeteci Lourensa Eckard tarafından dile getirildi. Panelde devlet, örgütlü tarım ve özel sektör arasındaki sorumluluk paylaşımı ile hesap verebilirlik ele alındı. Sihlobo, Güney Afrika’nın tarımsal üretiminin 1994’ten bu yana verimlilik artışları, teknolojik ilerlemeler ve ihracatın genişlemesiyle iki katından fazla arttığını söyledi. Tarım ihracatının yaklaşık 2 milyar ABD dolarından 2000’de 15,1 milyar ABD dolarına 2025’te yükseldiğini belirten Sihlobo, bu gelişmede hükümetin ticaret anlaşmalarını kolaylaştırması, tarım teknolojilerini kaydetmesi ve pazar erişimini korumasının da rol oynadığını kaydetti. Bu nedenle tartışmanın, hükümetin sektörde bulunup bulunmamasından çok sorumluluklarını ne kadar etkili yerine getirdiği üzerine kurulması gerektiğini savundu. Eckard ise çiftçilerin dayanıklılığının sınırsız ek maliyet ve sorumluluğu üstlenebilme kapasitesi olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Uzak bölgelerdeki üreticilerin kendilerini yalıtılmış ve yeterince temsil edilmemiş hissedebildiğini söyleyen Eckard, yolların ve limanların işlevsiz olduğu koşullarda arazi devri ile mali desteğin yeni üreticilerin pazara erişimini güvence altına alamayacağını ifade etti. Bu sorunların, özel çözümler kuracak mali gücü bulunmayan çiftçileri daha fazla etkilediği belirtildi. Sihlobo, kamu-özel ortaklıklarının yararlı olabileceğini ancak özel kuruluşların hükümet işlevlerini üstlenmesinde net sınırlar ve hesap verebilirlik güvenceleri gerektiğini söyledi. Eckard, kamu kaynaklarının üretim ve istihdamı artıran faaliyetlere yönlendirilmesini, destek programlarının sonuçlarının ölçülmesini ve üretken çiftçiliği teşvik edecek araçların değerlendirilmesini önerdi. Sihlobo da üretimi büyütmek için uygun maliyetli finansman, arazi, teknik beceriler ve modern teknolojinin birlikte gerektiğini; finansmanın tek başına ticari açıdan sürdürülebilir çiftlikler oluşturmayacağını vurguladı.

Ukrayna’nın AB Üyeliği Tarım Politikasında Büyük Tartışma Yaratıyor
Görsel kaynağı: AgroTV · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın AB Üyeliği Tarım Politikasında Büyük Tartışma Yaratıyor

Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne (AB) katılım süreci, ülkenin tarım sektörünün ölçeği nedeniyle Ortak Tarım Politikası (OTP), ortak bütçe ve Avrupa tarım piyasası açısından önemli bir tartışma yaratıyor. Ukrayna Haziran 2022’de aday ülke statüsü aldı, katılım müzakereleri Haziran 2024’te resmen başladı ve temel unsurlar başlığındaki ilk müzakere grubu Haziran 2026’da açıldı. Ancak üyelik için Avrupa kriterlerinin karşılanması, kurumsal ve ekonomik reformların yapılması, mevzuatın AB ile uyumlaştırılması ve kritik aşamalarda üye devletlerin onayı gerekiyor. Ukrayna, Arnavutluk ve Karadağ’dan farklı olarak geniş tarım alanlarına, güçlü bir bitkisel üretim tabanına ve tahıl ile yağlı tohumlarda yüksek ihracat kapasitesine sahip. Bu nedenle tam üyelik, OTP kapsamındaki sübvansiyonların dağıtımı, doğrudan ödemeler, kırsal kalkınma fonları ve sınırlı kaynaklara sahip ortak bütçenin dengesi üzerinde baskı oluşturabilir. Kaynakta, Ukrayna’nın mevcut üye ülkelerdeki çiftçilerle karşılaştırılabilir haklara sahip olması durumunda desteklerin nasıl korunacağı ve Avrupa bütçesine katkıların artıp artmayacağı sorularının öne çıkabileceği belirtiliyor. Piyasa etkisinin tüm kesimler için aynı olması beklenmiyor. Tahıl ve yağlı tohum üreticileri, özellikle taşımacılık maliyetlerinin düşük olduğu bölgelerde daha güçlü rekabetle karşılaşabilir. Buna karşılık işleyiciler, yem kullanan hayvancılık işletmeleri ve bazı tüketiciler daha erişilebilir hammaddelerden yararlanabilir. Bu etkiler kesinleşmiş sonuçlar değil, üyelik ve ticaret düzenlemelerinin nasıl şekilleneceğine bağlı olası senaryolar olarak aktarılıyor. AB, 2022’deki Rusya işgalinin ardından Ukrayna ihracatına uygulanan gümrük vergilerini geçici olarak askıya almış, dayanışma koridorlarıyla tahıl ve diğer malların üye ülkeler üzerinden taşınmasını sağlamıştı. Bu uygulama, sınır ülkelerinde altyapı, depolama ve fiyat baskısı tartışmalarını da beraberinde getirdi. AB, 2024’te bazı tarım ürünleri için koruma mekanizmaları ve tahıl ithalatı izleme sistemi kurdu; belirli ithalat eşiklerinin aşılması bazı ürünlerde vergilerin ve tarife kotalarının yeniden uygulanmasına yol açtı. Revize AB-Ukrayna ticaret anlaşması 29 Ekim 2025’te yürürlüğe girerek ek serbestleşme, korunma hükümleri ve Avrupa üretim standartlarına kademeli uyum taahhütleri getirdi. Romanya açısından konu, Ukrayna malları için transit ülkesi olmasının yanında bölgesel ve uluslararası pazarlarda rekabet eden bir tarım üreticisi olması nedeniyle daha hassas. Kaynak, öngörülebilir kurallar, etkili kontroller, transit altyapısı ve çiftçileri orantısız piyasa bozulmalarından koruyacak mekanizmalar gerektiğini belirtiyor. Ukrayna’nın ihracat altyapısı ise savaş nedeniyle baskı altında. Reuters’ın 19 Şubat 2026 tarihli aktarımına göre Odesa bölgesindeki liman saldırıları Aralık 2025’te 13 sivil gemiye zarar verdi ve limanların ihracat kapasitesini %30’a kadar düşürdü.

Cluj'da İsraftan Kurtarılan Gıdalarla Yemek Yarışması
Görsel kaynağı: Știrile ProTV · Özgün haber
Veri haberi

Cluj'da İsraftan Kurtarılan Gıdalarla Yemek Yarışması

Romanya'nın Cluj kentinde, Cluj Gıda Bankası'nın girişimiyle düzenlenen yemek ve yaratıcılık yarışmasında ekipler, atılmaya hazır ürünleri tariflere dönüştürdü. Organizasyon, çöpe gitmesi beklenen gıdaların basit yemeklerde kullanılabileceğini göstermeyi amaçladı. Yarışmacılar geleneksel Rumen yemeklerinin yanı sıra uluslararası mutfaklardan örnekler hazırladı. Yarışmacı Paula Partnoi, ana yemekte çıtır tavuk ve püre hazırlayacaklarını; elma, armut, kivi, hurma, üzüm ve kayısı kompostosu kullanacaklarını söyledi. Restoran sahibi Adrian Madar ise jüri değerlendirmesi öncesinde meze ve atıştırmalıklar sunulacağını belirtti. Etkinliğe 200 kişi katıldı. Cluj Gıda Bankası Başkanı Andreea Bobiş, ocaktan ağustos sonuna kadar 1.604 ton gıdanın israftan kurtarıldığını ve bu gıdalarla her hafta 34.000 kişinin beslendiğini açıkladı. Kalan yemeklerin katılımcılar tarafından evlerine götürülmesi teşvik edildi.

Kırgızistan’da Tahıl Hasadı 2 Milyon Tonu Aştı
Görsel kaynağı: Trend News Agency · Özgün haber
Veri haberi

Kırgızistan’da Tahıl Hasadı 2 Milyon Tonu Aştı

Kırgızistan’da tahıl hasadı, 23 Eylül 2026 itibarıyla ilk kayıtlı ağırlıkla 2 milyon tonu aştı. Ulusal İstatistik Komitesi verilerine göre bu miktar, 2025’in aynı tarihine kıyasla %32,7 artış gösterdi. Baklagiller, pirinç ve karabuğday dışındaki tahıl ürünleri 586.800 hektardan toplandı; hasat alanı yıllık bazda %3,4 genişledi. Başlıca ürünlerde arpa üretimi %53,6, buğday üretimi %45,2, dane mısır ve baklagil ürünleri üretimi %5,7 arttı. Yağlı tohum ve patates üretimindeki artışlar sırasıyla %17,3 ve %10,3 oldu. Buna karşılık pamuk üretimi, 2026 hasadı için ekim alanlarının azalmasıyla %40 düştü; sebze üretimi de %1,2 geriledi. Veriler öncü nitelikte ve sezonun tamamını kapsamadığı için nihai hasat toplamı değişebilir.

Kenya’da Kuraklık Taze Süt Arzını Daralttı
Görsel kaynağı: Sunday World · Özgün haber
Veri haberi

Kenya’da Kuraklık Taze Süt Arzını Daralttı

El Niño iklim örüntüsüyle bağlantılı uzun süreli kurak koşullar, Kenya’da taze süt arzını aksattı. Başkent Nairobi’de tüketiciler son haftalarda aralıklı kıtlıklarla karşılaşırken, süpermarketler artan talep karşısında düzenli teslimatları sürdürmekte zorlandı. Bazı popüler markalar raflarda hızla tükenirken, sabah gelen süt sevkiyatlarının da birkaç saat içinde satıldığı bildirildi. Kıtlık, perakende fiyatlarını yükselterek yaşam maliyeti baskısı altındaki hanelerin bütçelerini daha da zorladı. Kenya Dairy Board verilerine göre resmi sektördeki işlemeciler temmuzda en az 81 milyon litre çiğ süt topladı; bu, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %5,8 düşüş anlamına geliyor. Bir süt çiftliği yöneticisi de üretimde %3,7 gerileme yaşandığını belirtti. Çiftlik teknik sorumlusu Nora Makena, hayvan yemi giderlerinin üretim maliyetlerinin yaklaşık %70’ine çıktığını, geçen yıl bu oranın %55 olduğunu söyledi. Bazı çiftçiler yem miktarını azaltırken süt verimi ve sığırların fiziksel durumu olumsuz etkilendi. Tarım yetkilileri, yağışlı El Niño dönemi öncesindeki kurak koşulların otlakların azalmasına ve işlemecilere yapılan süt teslimatlarının düşmesine katkıda bulunduğunu belirtiyor. Kenya Meteoroloji Dairesi, ekim-aralık döneminde ülkenin yaklaşık %80’inde ortalamanın üzerinde yağış bekliyor. Yağışların otlakları ve yem bulunabilirliğini iyileştirmesi beklenirken, uzmanlar çiftçilerin yem stoklarını yeniden oluşturması ve hayvan verimliliğini artırması gerektiği için toparlanmanın hemen gerçekleşmeyeceği uyarısında bulunuyor. Kenya hükümeti sektörü istikrara kavuşturmak amacıyla yem dağıtımı, piyasa denetiminin güçlendirilmesi ve süt kayıplarını azaltacak soğuk zincir altyapısının geliştirilmesi üzerinde çalışıyor. Yetkililer ayrıca sığır yetiştiriciliğine bağımlılığı azaltmak için deve, keçi ve manda sütü gibi alternatif süt kaynaklarını teşvik etmeyi planlıyor.

Çin, ABD Soyası Alımlarını 15 Milyon Tona Çıkardı
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber
Veri haberi

Çin, ABD Soyası Alımlarını 15 Milyon Tona Çıkardı

Çinli devlet alıcıları, üç ticari kaynağa göre tek gecede 10-13 Panamax yükü ABD soyası satın aldı. Aralık-mart döneminde teslim edilmesi planlanan bu alımlar, Donald Trump ile Şi Cinping’in eylüldeki görüşmesinden bu yana gerçekleşen ikinci önemli satın alma dalgası oldu. Çinli devlet ticaret şirketleri aynı hafta salı günü 8-10 yük daha almıştı. ABD Tarım Bakanlığının (USDA) günlük ihracat satışları raporunun büyük ölçüde doğruladığı işlemlerle haftalık toplam 18-23 yüke, Reuters hesaplamasına göre yaklaşık 1,2-1,5 milyon tona ulaştı. Çin’in 2026/27 pazarlama yılı alımları yaklaşık 15 milyon tona çıkarken bu miktar, Beyaz Saray’ın 25 milyon tonluk hedefinin yaklaşık %60’ına denk geldi. Alımlar piyasa endişelerini hafifletti; piyasa aktörleri dönüşü kalıcı talep işareti olarak değerlendirdi.

Meksika’dan ABD’ye Hayvan İhracatı Şap Şüphesiyle Geçici Olarak Durduruldu
Görsel kaynağı: La Razón México · Özgün haber

Meksika’dan ABD’ye Hayvan İhracatı Şap Şüphesiyle Geçici Olarak Durduruldu

Meksika’nın Sonora eyaletindeki Agua Prieta karantina istasyonundan ABD’ye hayvan ihracatı, bir buzağıda şap hastalığı belirtileriyle uyumlu lezyon tespit edilmesinin ardından geçici olarak durduruldu. Cuma günü yapılan denetimde fark edilen lezyon nedeniyle sevkiyat süreci, hayvan sağlığı protokolleri kapsamında askıya alındı. Meksika-ABD Şap Hastalığı ve Hayvanların Diğer Egzotik Hastalıklarını Önleme Komisyonu personeli lezyondan numune aldı. Numune, hastalığa neden olan patojeni belirlemek üzere Mexico City’deki Palo Alto Senasica laboratuvarında analiz edilecek. Senasica, lezyonun şap dışında, Sonora ve Chihuahua’da geçmişte endemik olarak görülen veziküler stomatit veya sığırlarda papüler stomatit gibi hastalıklarla da ilişkili olabileceğini bildirdi. Sonora Bölgesel Hayvancılık Birliği, belirtilerin sağlık riski oluşturmayan veziküler stomatitle karıştırılabileceğini belirtti. Şüphe halinde, aynı tesislerde bulunan tüm hayvanların menşe karantina istasyonuna geri gönderilmesini ve ihracatlarının 60 gün süreyle engellenmesini öngören önleyici protokol uygulanıyor. İstasyonda dezenfeksiyon ve kapsamlı temizlik çalışmaları da sürdürülüyor. Birlik, laboratuvar sonucunun negatif çıkması halinde ihracatın gelecek salı yeniden başlayabileceğini açıkladı. Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı (Sader), ülkede bildirimi zorunlu egzotik bir hastalık bulunmadığının doğrulandığını ve epidemiyolojik gözetimin sürdüğünü bildirdi. Askıya alma yalnızca Sonora’daki istasyonu kapsarken, Chihuahua’daki San Jerónimo istasyonunda ihracat normal şekilde devam ediyor. Senasica ayrıca veterinerlerden hayvanları sevk öncesinde menşe ağıllarında kontrol etmelerini ve lezyon görülmesi halinde yetkililere hemen bildirmelerini istedi.

Çiftçiler İçin Enlem ve Boylam Bilgisi Neden Önemli?
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Çiftçiler İçin Enlem ve Boylam Bilgisi Neden Önemli?

Enlem ve boylam bilgisi, modern tarımda arazilerin konumunu belirlemek ve üretim süreçlerini daha hassas yönetmek için önem taşıyor. Gürcistan’ın Avrupa ile Asya’nın kesiştiği Kafkasya bölgesindeki konumu, farklı tarımsal ürünlerin yetişmesine elverişli çeşitli bir iklim oluşturuyor. Ülke, 41-43° kuzey enlemleri arasında ve dünyanın önde gelen şarap bölgeleriyle aynı iklim kuşağında bulunuyor. Enlem, bir yerin ekvatorun kuzeyinde veya güneyinde ne kadar uzakta olduğunu gösterirken boylam, başlangıç meridyenine göre doğu ya da batıdaki konumunu belirliyor. Bu iki bilginin birlikte kullanılması, herhangi bir noktanın kesin koordinatlarının saptanmasını sağlıyor. Koordinatlar aynı zamanda GPS navigasyonu ve dijital haritaların temelini oluşturuyor. Çiftçiler bu verilerden tarım makinelerini hassas biçimde yönlendirmek, arazi haritaları hazırlamak, sulama ve gübreyi doğru dağıtmak, tarım arazilerinin sınırlarını dijital olarak kaydetmek için yararlanabiliyor. Kaynakta, basit bir başlangıç olarak telefonda Google Maps’in açılması, arazi sınırlarının seçilmesi ve ekranda koordinatlarla alan bilgisinin görüntülenmesi öneriliyor.

Polonya’da Sığır Fiyatları Haftalık Arttı, Yıllık Geriledi
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber
Veri haberi

Polonya’da Sığır Fiyatları Haftalık Arttı, Yıllık Geriledi

Polonya’da sığır alım fiyatları son kotasyonlarda haftalık bazda yükseldi, ancak üreticilerin elde ettiği fiyatlar geçen yılın aynı döneminin altında kaldı. Toplam sığır için ortalama fiyat canlı ağırlık üzerinden 12,80 zł/kg olarak hesaplandı; bu, bir haftaya göre %2 artışa, yıllık bazda ise %10,1 düşüşe karşılık geldi. MRiRW’nin Entegre Tarım Piyasası Bilgi Sistemi verisinde karkas ağırlığı üzerinden ortalama fiyat 25.204 zł/ton olarak açıklandı. Artış özellikle genç hayvanlarda görüldü. 12–24 aylık boğaların ortalama fiyatı 26.860 zł/ton karkas ağırlığına, yaklaşık 14,04 zł/kg canlı ağırlığa ulaştı. Bu kategoride haftalık artış %2,9 olurken fiyat yıllık bazda %8,9 geriledi. 24 aydan büyük boğalarda fiyat 26.285 zł/ton ve yaklaşık 13,74 zł/kg canlı ağırlık oldu; haftalık %1,6 artışa karşın yıllık düşüş %9,6 olarak kaydedildi. 8–12 aylık genç sığırların fiyatı ise %4,4 artarak 26.868 zł/tona çıktı. İnek piyasası daha zayıf seyretti. İneklerin ortalama fiyatı 21.846 zł/ton karkas ağırlığı, yaklaşık 10,43 zł/kg canlı ağırlık oldu. Fiyat bir haftada %0,5, geçen yılın aynı dönemine göre %14,1 düştü. 12 aydan büyük düvelerde ortalama fiyat 26.838 zł/ton, yaklaşık 13,63 zł/kg canlı ağırlık olarak hesaplandı; haftalık %0,6 artışa rağmen yıllık gerileme %6,4 oldu. Fiyatlar bölgelere göre de ayrıştı. Toplam sığırda en yüksek ortalama merkez makro bölgede 13,14 zł/kg canlı ağırlıkla görüldü ve bu bölgede haftalık artış %3,1 oldu. Güney makro bölgede fiyat 12,58 zł/kg’a yükselirken artış %1,5’te kaldı. Kuzeyde ise fiyat %1,4 gerileyerek 11,95 zł/kg’a indi. Etin farklı bölümlerinde de yön birliği oluşmadı; iki yaşına kadar boğa karkas çeyrekleri yıllık %11,3 ucuzlarken kemikli rostbefin fiyatı haftalık %13,2 arttı. Ticaret verileri, Polonya’nın canlı sığır ihracatının Ocak–Ağustos 2026 döneminde 25.970 başa çıktığını, önceki yıl aynı dönemde bu sayının 19.350 olduğunu gösterdi. İhracat değeri yaklaşık 17,85 milyon avrodan 25,3 milyon avroya yükseldi ve İtalya’ya 24 binden fazla hayvan gönderildi. Aynı dönemde canlı sığır ithalatı yaklaşık 221 binden 234 bin başa çıktı. Taze ve soğutulmuş sığır eti ihracatında değer bazında en büyük alıcı Türkiye oldu; Türkiye İtalya ve Almanya’yı geride bıraktı.

Sonora’dan ABD’ye Sığır İhracatı Şap Şüphesiyle Geçici Olarak Durduruldu
Görsel kaynağı: El Financiero · Özgün haber
Veri haberi

Sonora’dan ABD’ye Sığır İhracatı Şap Şüphesiyle Geçici Olarak Durduruldu

Meksika’nın Sonora eyaletinden ABD’ye sığır ihracatı, 16 Ekim Cuma günü yapılan kontrolde bir hayvanda şap belirtileriyle örtüşen aft benzeri lezyon saptanmasının ardından geçici olarak durduruldu. Sonora Bölgesel Hayvancılık Birliği (UGRS), kararın sağlık makamları şap hastalığını dışlayana kadar önlem amacıyla alındığını bildirdi. UGRS, lezyonun şap yerine veziküler stomatitle de ilişkili olabileceğini ve bu hastalığın hayvan sağlığı açısından risk oluşturmadığının belirtildiğini aktardı. Lezyonun kaynağı belirlenene kadar ihracat askıda kalacak. CPA uzmanlarının aldığı numune, analiz için Mexico City’deki Ulusal Hayvan Sağlığı, Gıda Güvenliği ve Kalitesi Servisi (Senasica) laboratuvarına gönderilecek. Önleyici protokol kapsamında karantina istasyonundaki sığırlar geldikleri yere geri gönderilecek, ihracata ayrılan hayvanlar ise Hayvan Hareketlerinin Elektronik Kaydı (REMO) üzerinden 60 gün süreyle bloke edilecek. Tesislerde temizlik ve dezenfeksiyon çalışmaları yürütülüyor. UGRS’ye göre laboratuvar sonuçları şapı dışlarsa ihracat, randevu takvimine bağlı olarak 20 Ekim Salı günü yeniden başlayabilir.

İran’da Gıda Güvenliği İçin Su Verimliliği ve Üretim Planlaması Vurgusu
Görsel kaynağı: Hamshahri Online · Özgün haber

İran’da Gıda Güvenliği İçin Su Verimliliği ve Üretim Planlaması Vurgusu

İran’da su ve tarım uzmanı Muhammed Alaei, üretim artışının ülkenin su ve toprak kapasitesiyle uyumlu planlanması gerektiğini belirtti. Alaei’ye göre yalnızca daha fazla ürün elde etmeye odaklanmak, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırabileceği için sürdürülebilir gıda güvenliği sağlamayabilir. Tarımda su verimliliğinin artırılması ve ürün kayıplarının azaltılması, kaynaklar üzerinde ek baskı oluşturmadan gıda arzına katkı sağlayabilir. Alaei, İran Tarım Cihadı Bakanlığı’nın Ekim 1401 tarihli resmî açıklamasına dayanarak İran tarımında bir metreküp suyla yaklaşık 900 gram ürün üretildiğini söyledi. Bu değer, metreküp başına yaklaşık 2,5 kilogramlık dünya ortalamasıyla karşılaştırıldığında daha düşük kalıyor. Ancak haberde, karşılaştırmanın ürün türü ve verimlilik hesaplama yöntemine bağlı olduğu özellikle belirtildi. Meşhed ovasında su verimliliği yaklaşık 1.700 gram olarak verilirken, bunun 3,4 kilograma çıkarılması hâlinde aynı miktarda ürünün yarı suyla üretilebileceği ifade edildi. Bu olasılığın ürün türü, iklim koşulları ve üretim yöntemlerine bağlı olduğu kaydedildi. Haberde gıda israfının da su kaynaklarıyla bağlantılı olduğu aktarıldı. Razavi Horasan’da israfa dönüşen ürünlerle ilişkili su miktarının yıllık yaklaşık 80 milyon metreküpe ulaştığı, bu hesabın bölgesel veriler ve hesaplamalara dayandığı belirtildi. Miktarın tamamının doğrudan geri kazanılabileceği anlamına gelmese de kayıpların azaltılmasının su kaynakları üzerindeki baskıyı hafifletebileceği ifade edildi. İran’da su yönetimi, ürün deseninin ıslahı ve gıda güvenliği için yasalar ile politika belgeleri bulunsa da Alaei, asıl ihtiyacın bu hükümlerin planlama ve uygulamaya dönüştürülmesi olduğunu söyledi. Gıda güvenliği değerlendirmelerinde üretim miktarının yanı sıra üretimde kullanılan su, gıda zincirindeki israf ve ürün deseninin kaynak kapasitesiyle uyumu da dikkate alınmalı.

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel
Görsel kaynağı: El Mostrador · Özgün haber
Veri haberi

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Dünya Gıda Günü kapsamında yayımlanan değerlendirmeye göre, dengeli ve sağlıklı beslenmeye yönelik ilgi artarken yüksek gıda fiyatları tüketicilerin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. FAO, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu, UNICEF, Dünya Gıda Programı ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan SOFI 2026 raporuna göre 2025'te 645 milyon kişi açlık yaşadı. Aynı yıl 2,690 milyar kişi, dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri, sağlıklı bir diyetin maliyetini karşılayamadı. Sorun Latin Amerika ve Karayipler'de farklı bir çelişkiyle ortaya çıkıyor. Bölgede açlık nüfusun %4,8'ini, yaklaşık 32 milyon kişiyi, etkilerken sağlıklı beslenmenin maliyeti dünyadaki en yüksek seviyeye ulaştı. Kişi başına günlük 4,91 ABD doları olarak hesaplanan bu tutar, satın alma gücü paritesiyle ölçülüyor. Buna göre bölge nüfusunun %25,7'si sağlıklı beslenmeyi finanse edemiyor. Edenred'in 21 ülkede 55.468 çalışan ve 1.035 restoran işletmecisiyle gerçekleştirdiği FOOD 2026 Barometresi, fiyat baskısının tüketim tercihlerini değiştirdiğini gösteriyor. Çalışanların %82'si fiyat artışları devam ederse restoran ziyaretlerini azaltacağını belirtti. Şili'de araştırmaya 1.369 çalışan ve 94 restoran işletmecisi katıldı. Ülkede restoranların %35'i son 12 ayda müşteri sayısının azaldığını bildirdi; bu oran 2025'e göre dört puan yükseldi. Fiyat ve kalite ilişkisi, çalışanların %86'sı için restoran seçerken en önemli ölçüt oldu. Bunu ürünlerin kalitesi ve yemeklerin fiyatı, her ikisi için de %78'lik oranla, izledi. Ekonomik baskıya rağmen sağlıklı seçeneklere yönelik talep güçleniyor. Çalışanların %77'si dengeli beslenmeye daha fazla dikkat ettiğini, %76'sı restoranların daha sağlıklı yemekler sunmasını beklediğini söyledi. Latin Amerika'da bu beklenti %83'e çıktı. Restoran işletmecilerinin %53'ü son bir yılda sağlıklı yemek talebinin arttığını belirtti; bu oran 2023'te %40'tı. Ancak işletmecilerin %63'ü sağlıklı yemekleri hazırlamanın daha yüksek maliyet gerektirdiğini düşünüyor ve yalnızca %42'si bu ürünleri gelir artırmak için önemli bir fırsat olarak görüyor. Çalışanların %73'ü yemek yardımları iki katına çıksa yemek kalitesini iyileştirebileceğini, %34'ü ise bu destek olmadan daha sağlıksız besleneceğini ifade etti. Gıda israfı da tartışmanın bir diğer başlığı oldu. Çalışanların %74'ü israftan endişe duyarken, %70'i hangi restoranların bu soruna karşı önlem aldığını bilmek istiyor. Restoranların %78'i atıkları azaltmak için uygulama yürüttüğünü bildirdi. Latin Amerika merkezli Animal Interseccional ise çözümün yalnızca daha fazla üretim olmadığını; hangi gıdaların üretildiği, kaynakların nasıl kullanıldığı ve bu gıdalara kimin erişebildiğinin de değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Güney Afrika’da Olası Dizel Zammı Çiftçileri Endişelendiriyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Güney Afrika’da Olası Dizel Zammı Çiftçileri Endişelendiriyor

Güney Afrika’da çiftçiler ve tarım ürünlerini taşıyan işletmeler, kasım ayında yeni bir dizel fiyat artışı ihtimaliyle karşı karşıya. Merkezi Enerji Fonu’nun 2-14 Ekim 2026 dönemine ilişkin verileri, 500 ppm dizelde litre başına 1,37 rand, 50 ppm dizelde ise 1,46 rand eksik tahsilat bulunduğunu gösteriyor. Bu ortalamalar korunursa bir sonraki fiyat ayarlamasında, 4 Kasım’da, artış yaşanabileceği öngörülüyor. Ancak ekim ortası verileri açıklanmış fiyat değil, yalnızca olası artışın göstergesi niteliğinde; nihai ayarlama kalan inceleme dönemindeki hareketlere ve harç değişikliklerine bağlı olacak. Olası artış, son bir yıldaki sert fiyat yükselişinin ardından gündeme geldi. İç kesim toptan 500 ppm dizel fiyatı Ekim 2025’te litre başına 19,34 randdan Ekim 2026’da 31,95 randa çıktı. Farmer’s Weekly’nin aktardığı örnekte, 1.000 hektarlık bir mısır işletmesinin aynı yakıt tahsisi için dizel faturası yaklaşık 1,45 milyon randdan 2,4 milyon randa yükseldi. Bu, tohum, gübre, işçilik ve bitki koruma maliyetlerindeki değişiklikler hesaba katılmadan 945.855 randlık veya %65,2’lik ek yük anlamına geliyor. Karşılaştırma, hektar başına 75 litre dizel tüketimi ve hektar başına 5 ton verim varsayımıyla hazırlanıyor. İşletme alanı, yakıt tüketimi ve üretim miktarı sabit tutulduğu için hesaplama yalnızca fiyat artışının etkisini gösteriyor. Bu varsayımlarda dizelin ton başına maliyeti 290 randdan 479 randa çıkıyor. Önceki marjı koruyabilmek için ton başına 189 randlık farkın daha iyi net satış fiyatı, başka alanlarda tasarruf veya daha yüksek verimle karşılanması gerekiyor. Yakıt maliyetindeki baskı, çiftliğin kendi tüketimiyle sınırlı kalmıyor. Road Freight Association Üst Yöneticisi Gavin Kelly, yakıtın taşımacılık işletme maliyetlerinin operasyona bağlı olarak %35 ila %55’ini oluşturduğunu ve karayolu taşımacılığının Güney Afrika’daki kara taşımacılığı yüklerinin %80’inden fazlasını taşıdığını belirtti. Buna göre artış; girdilerin çiftliğe ulaştırılması, ürünlerin alıcılara taşınması ve nakliye hizmeti fiyatlarının yeniden düzenlenmesi üzerinden tedarik zincirine yansıyabilir. Kaynakta verilen örneğe göre yakıtın toplam işletme maliyetlerinin %40’ını oluşturduğu bir operasyonda, dizel fiyatının %10 artması diğer giderler sabitken toplam işletme maliyetini yaklaşık %4 yükseltir. Ton başına 20 randlık ek taşıma bedeli ise 5.000 tonluk hasatta 100.000 randlık ek maliyet oluşturur; bu hesap bir nakliye zammı tahmini değil, olası maliyet maruziyetini gösteren örnektir. Gerçek yük, mesafe, taşıma kapasitesi, bekleme süresi, sözleşme koşulları ve maliyetin hangi tarafça üstlenildiğine göre değişebilir.

Almanya’da Patates Fiyatları Eylülde %11,3 Arttı
Görsel kaynağı: WirtschaftsWoche · Özgün haber
Veri haberi

Almanya’da Patates Fiyatları Eylülde %11,3 Arttı

Almanya’da patates fiyatları eylülde geçen yılın aynı ayına göre %11,3 yükseldi. Fiyat artışı, sıcak ve kurak yazın üretim üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilirken, bu yılki patates hasadının geçici sonuçlara göre 10,4 milyon ton olması bekleniyor. Bu miktar, 2025’teki 13,9 milyon tona kıyasla yaklaşık dörtte bir daha düşük. Kuraklık patateslerin küçülmesine yol açarken, hektar başına verim alışılmış 46 tonun altına 39 tona indi. Ekim alanı da bu yıl %11’den biraz fazla daraldı. Almanya’daki taze sebze fiyatları eylülde yıllık bazda %12 arttı; yumurta fiyatlarındaki yükseliş %15’i aşarken balık ve deniz ürünleri %4,5 pahalandı. Alman Çiftçiler Birliği, ağustos ayında tahıl hasadının 41,9 milyon tonla geçen yılın %7 altında kalacağını tahmin etti. Birliğe göre fazla kuru ilkbahar ve haziranın ikinci yarısındaki sıcak hava dalgası birçok bölgede tahılların erken olgunlaşmasına neden oldu. Avrupa buğday fiyatı da son üç ayda yaklaşık %20 arttı; Rusya’nın Karadeniz’de yük gemilerine yönelik saldırılarının sevkiyatları aksattığı aktarıldı. Küresel gıda hammaddesi fiyatları açısından El Niño da bir risk olarak gösteriliyor. Avrupa Merkez Bankası, güçlü bir El Niño olayının fiyatları %9’a kadar artırabileceğini hesapladı; Uluslararası Para Fonu ise geçmiş olaylarda nihai tüketici fiyatlarındaki ortalama artışı %5 olarak belirledi. Almanya’da gıda fiyatları eylülde yıllık %0,4 arttı ve 2020’den bu yana toplam yükseliş %30’u aştı. Hammadde fiyatlarındaki değişimlerin raflara genellikle beş-altı ay sonra yansıdığı belirtilirken, hükümetin ekim için kararlaştırdığı akaryakıt indiriminin süpermarket fiyatlarında henüz rahatlama sağlamasının beklenmediği aktarıldı.

Çin Devlet Şirketleri ABD Menşeli Soya Alımlarına Döndü
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Çin Devlet Şirketleri ABD Menşeli Soya Alımlarına Döndü

Çin devlet şirketleri, 15 Ekim Perşembe öncesindeki gece ABD menşeli soya için 10-13 sevkiyat satın aldı. Reuters’a konuşan üç ticaret kaynağına göre bu işlemler, Donald Trump ile Xi Jinping’in eylülde gerçekleşen görüşmesinden bu yana yapılan ikinci önemli anlaşma grubu oldu. Sevkiyatların Aralık-Mart döneminde gerçekleştirilmesi planlanıyor. Çinli şirketler aynı hafta salı günü de 8-10 sevkiyat almıştı; bunların satışlarının çoğu ABD Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından doğrulandı. Reuters hesaplamalarına göre haftalık toplam 18-23 sevkiyat, yaklaşık 1,2-1,5 milyon tona denk geliyor. Birikimli alımlar yaklaşık 15 milyon tona ulaşırken, bu miktar Beyaz Saray’ın 2026-2027 ticaret kampanyası için açıkladığı 25 milyon tonluk hedefin altında kaldı. Çin devlet alıcılarının dönüşü, birkaç haftadır sınırlı kalan katılıma ilişkin endişeyi azalttı; düşük katılım kısmen uzun Ulusal Gün tatiline bağlandı.

Pakistan’da Kısa Vadeli Enflasyon Gıda Fiyatlarıyla %11,38’e Çıktı
Görsel kaynağı: Dawn · Özgün haber
Veri haberi

Pakistan’da Kısa Vadeli Enflasyon Gıda Fiyatlarıyla %11,38’e Çıktı

Pakistan’da kısa vadeli enflasyon, 15 Ekim’de sona eren haftada yıllık bazda %11,38’e yükseldi. Pakistan İstatistik Bürosu tarafından açıklanan resmi verilere göre artışta büyük ölçüde gıda fiyatları etkili oldu. Kısa vadeli enflasyonu izleyen Hassas Fiyat Endeksi (SPI) ise haftalık bazda %0,04 geriledi. Endeks, 17 şehirdeki 50 piyasadan toplanan 51 temel ürün ve hizmetin fiyatlarıyla hesaplanıyor. İzlenen ürünlerin 23’ünde fiyat artışı görülürken yedi ürün ucuzladı, 21 ürünün fiyatı değişmedi. Kaynağa göre kısa vadeli enflasyon birkaç haftadır çift haneli seyrediyor. Hükümetin petrol vergisini düşürmemesi ve petrol ile motorin fiyatlarındaki artışların sürmesi, enerji maliyetlerini yükselterek gıda fiyatlarına da baskı yaptı. Haftalık bazda en yüksek artış gram bakliyat, buğday unu ve tavuk fiyatlarında kaydedildi; domates, soğan ve muz fiyatları ise geriledi. Yıllık karşılaştırmada soğan fiyatı %75,19, buğday unu %35,13 ve tavuk %20,77 arttı. Buna karşılık domates fiyatı %63,65, patates %39,93 ve şeker %23,20 düştü.

Danimarka’da Azot Düzenlemesi Ertelenmeyecek
Görsel kaynağı: Netavisen Pio · Özgün haber
Veri haberi

Danimarka’da Azot Düzenlemesi Ertelenmeyecek

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Danimarka Doğa ve Hayvan Refahı Bakanı Christian Rabjerg Madsen, 1 Ocak’ta yürürlüğe girmesi planlanan yeni azot düzenlemesinin ertelenmeyeceğini açıkladı. Karar, düzenlemenin dayandığı veri temelinde Aarhus Üniversitesi tarafından hata kabul edilmesine rağmen alındı. Hükümetin Yeşil Alan Dönüşümü ve Su Ortamı Kurumu ile üniversite, hatalı hesaplamaları düzeltmek için çalışıyor. Düzenleme, her tarım işletmesinin yılbaşından itibaren salabileceği azot miktarını belirleyen hesaplamalara dayanıyor. Rabjerg Madsen, hesaplama hatasının su ortamının iyileştirilmesi ihtiyacını ortadan kaldırmadığını savundu. Bakana göre Danimarka fiyortlarında oksijen azalması, alg birikimi ve balık ölümleri sürüyor; düzenlemenin ertelenmesi bu sorunları çözmeyecek. Hükümet ortaklarından Sosyalist Halk Partisi de azaltımın planlandığı gibi uygulanması gerektiğini belirtirken, Radikal Sol erteleme seçeneğini reddetti. Bazı muhalif partiler ise Aarhus Üniversitesi’ndeki hata nedeniyle düzenlemenin ertelenmesini istedi. Hükümetteki Moderaterne de kısa süreliğine erteleme ihtimaline açık olabileceği mesajını verdi. Hesaplama hatası, çiftçilerin üretim planlarını yaptığı bir dönemde belirsizlik yarattı. Danimarkalı üreticilerin gelecek yılın ürünleri için planlama yaptığı, girdi alımlarını tamamladığı ve bazı bölgelerde ekime başladığı aktarılırken, düzeltilen rakamlar kesinleşene kadar işletmelerin yılbaşından itibaren geçerli olacak nihai kuralları bilmediği belirtildi. Bu durum, çiftçilerin üretim kararlarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ancak düzenlemenin ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin hükümet kararı değişmedi. Tartışmaya sektör kuruluşu FødevareDanmark da katıldı. Kuruluş, düzenlemenin hesaplama temelinin bağımsız biçimde incelenmesine kadar uygulamanın durdurulmasını ve öngörülen çevresel kazanımın hangi verilere dayandığının açıklanmasını istedi. FødevareDanmark’ın aktardığı 111 Danimarka ormanına ilişkin tarihsel araştırmalarda, insan etkisinin çok sınırlı olduğu beş ormanda yıllık azot sızıntısı hektar başına 44-60 kilogram olarak ölçüldü veya hesaplandı. Doğal alanlar için kullanılan referans değerleri ise hektar başına 2-5 kilogram düzeyinde bulunuyor. FødevareDanmark, bu verilerin tarım arazilerinin ormana dönüştürülmesiyle sağlanacağı öngörülen çevresel faydanın yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini savunuyor. Suserup Skov’da daha önce hektar başına yıllık 44 kilogramlık azot sızıntısı hesaplandığı, Aarhus Üniversitesi’nin NOVANA raporunda ise killi topraklardaki ekili tarlalar için ortalama yaklaşık 37 kilogramlık değer verildiği aktarıldı. Bununla birlikte orman ve tarım arazilerine ilişkin araştırmaların farklı yöntemlere dayandığı ve doğrudan karşılaştırılamayacağı belirtildi.

Yapay Zekâ, Avrupa Tarımında Verimlilik ve Kârlılık İçin Fırsat Sunuyor
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Yapay Zekâ, Avrupa Tarımında Verimlilik ve Kârlılık İçin Fırsat Sunuyor

Yapay zekâ ve dijitalleşme, bitki ıslahını hızlandırarak kaynak kullanımını daha verimli hâle getirebilir ve çiftçilerin kârlılığını destekleyebilir. Lantmännen Genel Müdür Yardımcısı ve Teknoloji Direktörü Per Arfvidsson, bu değerlendirmeyi Copa-Cogeca’nın Avrupa Tarım Kongresi kapsamında Stockholm’de 14 Ekim’de düzenlenen yapay zekâ panelinde yaptı. Arfvidsson’a göre teknolojinin gerçek değer üretmesi için kalite güvencesinden geçmiş büyük hacimli verilere ve çiftliklerde somut fayda sağlayan çözümlere ihtiyaç bulunuyor. Lantmännen, Svalöv’deki yeni tesis için 100 milyon İsveç kronu yatırım yapıyor. Şirket, uzun süredir yürüttüğü dijitalleşme çalışmaları ile yapay zekâ işlevlerini kullanarak yeni bitki çeşitlerini daha hızlı geliştirme imkânı görüyor. Arfvidsson, yapay zekâ destekli dijital araçların gübre, bitki koruma ürünleri ve suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti. Lantmännen’in çoğunluk hissesine sahip olduğu teknoloji şirketi Cgrain, yapay zekâ ve gelişmiş görüntü analizi kullanarak tahıl kalitesini otomatik ve hızlı biçimde değerlendiriyor. Bu teknoloji, şirketin bitki ıslahı ve tahıl faaliyetlerinde kullanılıyor. Lantmännen’in kısmen sahip olduğu Agronod AB ise çiftçilerin verilerini güvenli biçimde paylaşmasına ve depolamasına olanak veren bir veri platformu ve altyapı sunuyor. Agronod’un Agrosfär adlı iklim aracı, üretimin iklim etkisinin hesaplanmasına yardımcı oluyor. Arfvidsson, dijitalleşme ve yapay zekânın üretim kararlarının dayanaklarını geliştirebileceğini, raporlamayı otomatikleştirerek çiftçilerin idari yükünü azaltabileceğini ifade etti. Bununla birlikte çiftçilerin verileri üzerindeki teknik ve hukuki kontrolünü koruması gerektiğini vurguladı. Ürünler, münavebe ve satışla ilgili stratejik kararların çiftçiler tarafından verilmeye devam edeceğini söyledi.

Güney Afrika’da 1.501 Şap Hastalığı Mihrakı Varlığını Sürdürüyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Güney Afrika’da 1.501 Şap Hastalığı Mihrakı Varlığını Sürdürüyor

Güney Afrika’da şap hastalığı salgınlarının önemli bölümü resmen açık kalmayı sürdürüyor. Tarım Bakanlığı’nın 30 Eylül 2026 tarihli raporuna göre ülkede kayda geçen 2.871 salgının 1.370’i Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’ne (WOAH) çözülmüş ve kapatılmış olarak bildirildi; 1.501 salgının statüsü ise açık kaldı. SAT1 ve SAT2 virüs suşlarıyla bağlantılı salgınlar, özellikle ülkenin kuzey ve doğu kesimlerindeki hayvancılık üretimini etkiliyor. Bakanlık, açık bir salgın kaydının her durumda virüsün işletmede hâlen dolaşımda olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekti. Bazı işletmelerde aktif enfeksiyon sona ermiş olsa da resmi kapatma işlemleri tamamlanana kadar karantina uygulanabiliyor. Rapor, bu nedenle açık salgın sayısının doğrudan devam eden bulaşmanın göstergesi olarak yorumlanmaması gerektiğini ortaya koyuyor. Doğu Cape, 421 açık salgınla en fazla vakanın bulunduğu il oldu; bölgede yalnızca 12 salgın resmen kapatıldı. Bakanlığa göre ildeki tüm ilçelerde salgın bildirildi ve burada SAT1 virüsü tespit edildi. KwaZulu-Natal ise 346 açık salgın ve 30 kapatılmış salgınla ikinci sırada yer aldı. Bu iki ildeki toplam 767 açık salgın, ülke genelindeki açık kayıtların yaklaşık %51’ini oluşturdu. Rapor, hastalığın eyaletler arasındaki yayılımını da son birkaç yıldaki olaylar üzerinden izliyor. KwaZulu-Natal’da Mayıs 2021’de başlayan SAT2 salgınıyla bağlantılı vakaların bir bölümü, birbirine yakın beş av rezervinde bulunuyor. Bakanlık, bu rezervlerdeki mandaların şap virüsünü taşıyabilmesinin salgınların tamamen kapatılmasını zorlaştırdığını belirtti. Ayrıca 2024’te Doğu Cape’in East London bölgesinde görülen bir salgın, KwaZulu-Natal’daki 2021 olaylarıyla ilişkilendirildi. Yetkililer, 2024 Şap Hastalığı Acil Durum Planı’nda yapılan ve 7 Temmuz 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanan değişikliklerin kapatma sayısının yükselmesine katkı sağladığını bildirdi. Yeni seçenekler arasında kontrollü kesim, aşılama ve belirli koşullarda hayvanların işletmede tutulması bulunuyor. Süt ve damızlık işletmeleri ile ortak daldırma tankı kümelerinde, resmi olarak belirlenen başlangıç gününden sonra en az 42 gün boyunca klinik belirti görülmemesi hâlinde karantina kaldırılabiliyor. Kontrollü kesimde ise kesimden önce en az 14 gün belirgin virüs dolaşımı görülmemesi, onaylı işlemler ve enfeksiyon riski taşıyan materyalin güvenli biçimde işlenmesi veya bertaraf edilmesi şartları aranıyor. Bu yöntemle elde edilen et iç piyasada satılabilirken ihracat, ithalatçı ülkenin özel onayına bağlı kalıyor.