ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

17 haber · Sayfa 1

Saaristomeri Korumasında Çiftçilerin “Gri Koruma” Endişesi
Görsel kaynağı: Maaseudun Tulevaisuus · Özgün haber

Saaristomeri Korumasında Çiftçilerin “Gri Koruma” Endişesi

Finlandiya’daki Saaristomeri’nin su toplama alanında yaşayan çiftçiler, deniz koruma önlemlerinin ikamet yerine göre farklı yükümlülükler doğurabileceğinden endişe ediyor. Maaseudun Tulevaisuus’ta yayımlanan köşe yazısında, çevreyi koruma amacı desteklenmekle birlikte sorumluluğun üreticiler arasında adil paylaşılmadığı savunuluyor. Aşama bölgesel plan taslağındaki dere işaretlerinin, erozyona duyarlı ve besin yükü açısından kritik akarsuları göstererek su koruma kaynaklarını en etkili alanlara yönlendirmesi amaçlanıyor. Ancak üreticiler, bu işaretlerin uygulamada “gri koruma”ya dönüşerek su koruma tedbirlerini fiilen zorunlu kılmasından ve gönüllü koruma için ödeme yapılmamasından kaygı duyuyor. Bölgesel birlik ise işaretlerin koruma statüsü oluşturmadığını belirtiyor. Yazıya göre konu, plan taslağının sonraki sürümünde çözülmeye çalışılacak. Ayrıca hayvan gübresinin diğer fosforlu gübrelerden daha yüksek miktarlarda uygulanmasına izin veren istisnanın dışında bırakılan bazı belediyelerde, gübre teslim mesafelerinin onlarca kilometreye çıkabileceği belirtiliyor. Saaristomeri’nin durumuna ilişkin kaygının yaygın olduğu, alınan önlemlerin sonuçlarının yavaş geldiği ve çalışmaların koordinasyon ile süreklilik gerektirdiği ifade ediliyor.

Almanya’da Çiftçi, İklim Uyumunda Strip-Till Yöntemine Geçti
Görsel kaynağı: taz · Özgün haber
Veri haberi

Almanya’da Çiftçi, İklim Uyumunda Strip-Till Yöntemine Geçti

Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Uckermark bölgesinde çiftçilik yapan Stefan Bernickel, iklim koşullarındaki değişime uyum sağlamak için toprak işleme yöntemini değiştirdi. Yaklaşık 300 hektarlık arazisinde derin sürüm ve ekim öncesi ikinci geçiş yerine Strip-Till uygulayan Bernickel, yalnızca tohum sıralarını hafifçe açıyor; ekim ve gübrelemeyi aynı geçişte yapıyor. Bu yöntemde toprağın %80’i işlenmeden bırakılıyor. Bernickel’in dönüşümünde 2018’deki kuraklık ve Haziran 2021’de bir gecede yağan 250 litre yağış etkili oldu. Çiftçi, daha önce hava koşulları uygun olduğunda buğday, arpa ve kolza üretiminin oldukça kârlı olduğunu, ancak bu dönemin sona erdiğini belirtiyor. Yeni uygulamanın toprağın daha fazla su tutmasına, toprak canlılığının korunmasına ve rüzgâr ile su erozyonuna karşı dayanıklılığın artmasına yardımcı olduğunu söylüyor. Toprağın tarım makineleriyle daha kolay işlenebildiğini ve işçilik süresinin azaldığını da ifade ediyor. Bernickel, Strip-Till sayesinde yılda yaklaşık 10.000 litre daha az motorin kullandığını hesaplıyor; bu miktarın önceki motorin ihtiyacının %40’ına karşılık geldiğini belirtiyor. Uygulama ayrıca çevre alanında verilen ve 25.000 avro para ödülü bulunan Blauer Kompass Federal Ödülü’ne layık görüldü. Sürümsüz veya azaltılmış toprak işlemeye dayanan bu yöntem Almanya’da giderek yayılırken, Avustralya’da toprağı kurumaya karşı korumak amacıyla kullanılan tarım uygulamalarından esinleniyor. Brandenburg’da Bernickel dışında Strip-Till uygulayan altı çiftçi daha bulunuyor. Yöntemin bazı sınırlamaları da var. Sürüm yapılmadığında yabancı otlarla farklı biçimde mücadele edilmesi gerekiyor. Bernickel, dönüşümüne rağmen organik üretim yapmıyor; böcekler, mantarlar ve yabancı otlara karşı tarımsal ilaç kullanmayı sürdürüyor. Bununla birlikte maliyetleri azaltmak amacıyla girdi kullanımını düşürmeye çalışıyor. Kolzayla birlikte hardal, turp ve çemen otu ekiyor; bu bitkilerin kolza toprak piresini uzaklaştırmasını amaçlıyor. Kışlık buğdayı geç ekerek tarla tilkikuyruğunun gelişimini sınırlamayı deniyor. Çiftçi ayrıca veriye dayalı makinesiyle toprak kalitesine göre hassas ekim ve gübreleme yapıyor. Kimyasal büyüme düzenleyicileri yerine organik üretimde de kullanılan bir düzenleyiciye geçtiğini ve kimyasal kullanımı %75 azalttığını söylüyor. Hedefi verimi artırmak değil, sıcaklık, kuraklık, yağış ve don gibi koşullarda daha istikrarlı üretim yapmak ve gübre, motorin, işçilik ile bitki koruma maliyetlerini düşürmek. Brandenburg’da üç yıldır denediği nohut üretiminde ise zararlı, aşırı yağış, kuraklık ve soğuk nedeniyle şimdiye kadar başarılı sonuç alamadı; buna rağmen denemeyi sürdürmek istiyor.

Yeşil Biber İçin Toprak Hazırlığında Kök Bölgesi ve Yükseltilmiş Yatak Önerisi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Yeşil Biber İçin Toprak Hazırlığında Kök Bölgesi ve Yükseltilmiş Yatak Önerisi

Yeşil biber yetiştiriciliğinde yüksek ve kaliteli verim için toprağın önceden değerlendirilmesi ve bitkinin ihtiyaçlarına uygun hazırlanması gerekiyor. Kök sisteminin büyük bölümü toprağın üst 40–45 santimetrelik tabakasında bulunduğu için amaç yalnızca toprağı gevşetmek değil; köklerin serbestçe gelişebileceği, yeterli oksijen alabileceği ve su ile besin maddelerini etkili biçimde kullanabileceği bir ortam oluşturmak. Toprak işleme yöntemi, toprağın tipine ve kil içeriğine göre seçilmeli; bütün arazilerde aynı uygulamaya başvurulmamalı. Kumlu topraklarda sıkışma ve erozyonun azaltılması, nemin korunması ve suyun hızlı geçişinin dikkate alınması gerekiyor. Ağır tınlı ve killi topraklarda ise yüzeyde sert kabuk oluşumunu azaltmak ve hava-su dolaşımını iyileştirmek önem taşıyor. Bu toprakların aşırı ıslakken işlenmesi, yapının bozulmasına ve sıkışmaya neden olabilir. Kaynakta, yeşil biber üretimi için arazinin doğal eğimi dikkate alınarak yükseltilmiş yataklar kurulması öneriliyor. Bu yataklar fazla suyun uzaklaştırılmasına, kök bölgesinde su birikmesinin azaltılmasına ve köklere oksijen ulaşımının iyileştirilmesine yardımcı olabilir. Yatakların yüksekliği ve genişliği; toprak tipi, arazi eğimi, drenaj durumu ve sulama sistemine göre belirlenmeli; özellikle suyun zor aktığı arazilerde bu yöntem değerlendirilmelidir.

Güney Afrika’da Herbisit Direncine Karşı Yabancı Ot Kontrolü Yeniden Ele Alınıyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Herbisit Direncine Karşı Yabancı Ot Kontrolü Yeniden Ele Alınıyor

Güney Afrika’da koruyucu tarım uygulamalarının yaygınlaşması, yabancı ot kontrolünde herbisitlerin üstlendiği rolü artırırken, kimyasallara tekrarlanan bağımlılık direnç sorununu büyütüyor. Stellenbosch Üniversitesi Tarım Bilimleri Bölümü’nden tarım bilimci Louise Bestbier, başarılı mücadelenin mekanik ya da kimyasal yöntemlerden yalnızca birini seçmekten geçmediğini belirtiyor. Bestbier’e göre yabancı otların yaşam döngüsünün farklı aşamalarında baskı oluşturmak için birden fazla uygulamanın birlikte kullanılması gerekiyor. Geleneksel üretim sistemlerinde sürüm ve diğer toprak işleme faaliyetleri yabancı otları sökerek ve tohumları toprağın farklı katmanlarına taşıyarak kontrolün bir bölümünü sağlıyordu. Ancak koruyucu tarım; toprak yapısını korumak, nemi muhafaza etmek, erozyonu sınırlamak ve bitki artıklarını yüzeyde tutmak için toprak işlemesini azaltıyor. Böylece daha önce toprak işlemenin üstlendiği kontrol işlevi büyük ölçüde herbisitlere kalıyor. Bestbier, çözümün yoğun sürüme dönmek değil, stratejik toprak işleme, otlatma, ürün rekabeti, örtü bitkileri ve tohum bankası yönetimini kimyasal uygulamalarla birlikte değerlendirmek olduğunu söylüyor. Tarlaların tamamında rutin toprak işleme yerine, yabancı ot baskısının veya tohum bankasının müdahaleyi gerektirecek kadar yükseldiği alanlarda seçici uygulama yapılması öneriliyor. Stellenbosch Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Kaylen van Wyk’in Langgewens Araştırma Çiftliği’nde, Moorreesburg yakınlarındaki Swartland bölgesinde yürüttüğü iki sezonluk çalışmada saman şeridi oluşturma ve dar rüzgâr sırası yakma yöntemleri incelendi. Hasat makinesinin arkasına takılan bir düzenek, yabancı ot tohumu içeren samanı tarlaya yaymak yerine yaklaşık 500-600 milimetre genişliğinde dar bir şeritte topluyor. Tohumların aynı hatta yoğunlaşması, çıkan yabancı otlar arasındaki rekabeti ve gölgelenmeyi artırırken bu alanların izlenmesini ve yönetilmesini kolaylaştırıyor. Denemelerde kontrol alanlarına göre gözle görülür farklar oluştu, ancak sonuçlar henüz istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Çalışmanın yapıldığı alanlarda yabancı ot tohumu baskısı yüksek olduğu için belirgin değişikliklerin yalnızca iki sezonda ortaya çıkmasının beklenmediği, hedefin tohum bankasını yıllar boyunca tekrarlanan müdahalelerle kademeli olarak azaltmak olduğu aktarıldı. Dar rüzgâr sırası yakmada, yoğunlaştırılmış artıklar yakılarak içindeki tohumların yok edilmesi amaçlanıyor. Denemelerde 400°C’nin üzerinde sıcaklıklar kaydedildi ve bu seviyenin çavdar otu tohumlarını yok etmeye yeterli olduğu belirtildi. Rüzgâr sıraları ekili alanın %10’undan daha azını kapladığı için uygulama, tüm tarlayı yakmaya kıyasla toprağın daha küçük bir bölümünü ısıya maruz bırakıyor. Bununla birlikte yöntemi kullanmak isteyen çiftçilerin yakma izni alması gerekiyor. Saman şeridi ve dar rüzgâr sırası yakma, hasat sırasında yabancı ot tohumlarını yakalayan, yoğunlaştıran veya yok eden hasat yabancı ot tohumu kontrolü yaklaşımının parçaları olarak değerlendiriliyor. Yaklaşım, herbisite dirençli yıllık çavdar otunun kontrolünün zorlaşması üzerine Avustralya’da kapsamlı biçimde geliştirildi; Stellenbosch Üniversitesi’nde ayrıca hasat artıklarındaki tohumları öğüterek yok eden teknolojilerin Batı Cape tahıl üretiminde kullanılabilirliği araştırılıyor. Hayvancılık da yabancı ot baskısını azaltmak için kullanılabilecek araçlar arasında gösteriliyor. Tahıl üreticilerinin bir bölümünün yeniden hayvancılığa yönelmesinde, hayvanların örtü bitkileri ve ürün artıklarından yararlanması, besin döngüsüne katkı sağlaması ve yabancı otları baskılaması etkili oluyor. Ancak zamanlama kritik önem taşıyor. Yabancı otlar tohum bağlamadan önce otlatılırsa risk azalırken, olgun tohumlar hayvanların sindirim sisteminden canlı geçerek gübreyle başka alanlara taşınabiliyor.

Toprak Karbonu Kaybı Tarımsal Üretimin Fiziksel, Su ve Biyolojik Dengesini Zayıflatıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Toprak Karbonu Kaybı Tarımsal Üretimin Fiziksel, Su ve Biyolojik Dengesini Zayıflatıyor

Topraktaki organik karbonun kaybı, atmosfere karbondioksit salımının ötesinde tarımsal üretimin fiziksel, suyla ilgili ve biyolojik işleyişini etkileyen bir süreç olarak ele alınıyor. Kaynağa göre karbon; toprak agregatlarının oluşumu ve stabilitesi, suyun sızması ve tutulması, gözeneklilik ile mikrobiyal topluluklara kaynak sağlanması açısından önemli işlevler üstleniyor. Karbonun azalması bu işlevleri zayıflatabiliyor. Organik madde kaybı, toprağın ısı kapasitesi, nemi ve yapısında değişikliklere yol açabiliyor. Özellikle bozunmuş ve kuru topraklarda yüzey sıcaklıkları yükselebilir ve sıcaklık dalgalanmaları artabilir. Ancak kaynak, toprağın yerel sıcaklığındaki değişimlerle küresel ısınmanın birbirinden ayrılması gerektiğini vurguluyor. Karbon kaybı karbondioksit salımı yoluyla iklim değişikliğine katkıda bulunabilirken, nem, örtü ve yapıdaki değişiklikler toprağın ısınıp soğuma biçimini etkiliyor. Karbon miktarındaki düşüş; sıkışma, erozyon, yüzey akışı ve su depolama kapasitesinde azalmaya neden olabilir. Tarımsal açıdan bu durum su kullanımında verim kaybı, kuraklık ve şiddetli yağışlara karşı daha yüksek kırılganlık, mikrobiyal yaşam alanlarının bozulması ve besin maddelerini geri dönüştürme kapasitesinin zayıflaması anlamına gelebilir. Etkilerin toprak türü, besin durumu, nem, pH, doku ve yönetim biçimine göre değiştiği belirtiliyor. Kaynak ayrıca toprak mikrobiyomunu ve mikroorganizmalarla bitkiler arasındaki RNA temelli iletişimi araştırılması gereken alanlar arasında gösteriyor.

Moldova’da Toprak Koruma Projelerine 500.000 Lei’ye kadar Destek
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldova’da Toprak Koruma Projelerine 500.000 Lei’ye kadar Destek

Moldova’da toprağın korunması, iyileştirilmesi ve verimliliğinin artırılmasına yönelik mali destek programı için başvurular 28 Ekim-27 Kasım 2026 arasında alınacak. Program, tarım arazilerini korumayı, toprak kalitesini iyileştirmeyi ve tarımın iklim değişikliğine dayanıklılığını artırmayı hedefliyor. Destekten çiftçiler, tarım arazisi sahibi yerel idari birimler, üretici grupları ve üretici kuruluşları yararlanabilecek. Finansman; koruyucu orman şeritleri dikimi, heyelanlardan etkilenen arazilerin ağaçlandırılması, erozyon önleyici hidroteknik yapılar, yüzey akışının düzenlenmesi, bağ ve meyve bahçelerinde sıra aralarının çimlendirilmesi, mera oluşturulması ve toprakların kimyasal olarak iyileştirilmesini kapsıyor. Devlet proje değerinin %50’sini karşılayacak; destek proje başına 500.000 Moldova leyiyle sınırlı olacak. Başvurular AIPA’nın bölge müdürlüklerine yapılacak.

Riemst’te Erozyonla Mücadele Desteği Hektar Başına 1.900 Euroya Çıktı
Görsel kaynağı: Het Nieuwsblad · Özgün haber
Veri haberi

Riemst’te Erozyonla Mücadele Desteği Hektar Başına 1.900 Euroya Çıktı

Belçika’nın Riemst kentinde çiftçilere, erozyonla mücadele amacıyla çim tampon şeritleri oluşturulması ve diğer önlemlerin uygulanması için hektar başına yıllık 1.900 avro ödeme yapılacak. Daha yüksek destekle tarım arazilerinde erozyonu azaltmaya yönelik plana daha fazla üreticinin katılması bekleniyor. Riemstli çiftçiler, yeni ödeme tutarının erozyonla mücadele planına katılımı artırmasını umuyor. Destek, çim tampon şeritlerinin yanı sıra erozyonu önlemeye yönelik diğer uygulamaları da kapsıyor.

Sırbistan’da 2026 Su Yönetimi Programı Değiştirildi
Görsel kaynağı: Tanjug · Özgün haber

Sırbistan’da 2026 Su Yönetimi Programı Değiştirildi

Sırbistan hükümeti, 2026 yılı Su Yönetimi Programı'nda değişiklik yapan düzenlemeyi perşembe günü kabul etti. Düzenleme, taşkınlardan korunma, su yataklarının düzenlenmesi ve su altyapısının inşası ile yenilenmesi için ek kaynak kullanılmasına olanak sağlıyor. Tarım, Ormancılık ve Su Yönetimi Bakanlığı, kaynakların su yapılarının inşası, yeniden yapılması ve onarımı ile drenaj tesislerine yönlendirileceğini açıkladı. Amaç, taşkın riski altındaki bölgelerde korumanın kapsamını ve düzeyini artırmak.

Tayland Tarım Bakanlığı Güneydeki Muson Yağışlarına Karşı Hazırlık İstedi
Görsel kaynağı: Prachachat Turakij · Özgün haber
Veri haberi

Tayland Tarım Bakanlığı Güneydeki Muson Yağışlarına Karşı Hazırlık İstedi

Tayland Tarım Bakanlığı, muson sezonunun son döneminde yağışların güneye ilerlemesi üzerine riskli bölgelerde hazırlık yapılmasını istedi. Bakanlık, baraj ve su sistemlerinde su seviyesinin düşürülmesi, drenajın hızlandırılması, su tutma alanlarının hazırlanması ile pompa ve iş makinelerinin riskli bölgelere sevk edilmesi talimatını verdi. Güney bölgelerinde muson döneminin ekim-kasım aylarında yoğunlaşması beklenirken, halka resmi uyarıları yakından izleme ve tahliye emri verilmesi halinde beklemeden bölgeden ayrılma çağrısı yapıldı. Sulama Dairesi yetkilisi Thawatchai Traiwari, yağışın miktarı ve zamanlamasının belirleyici olacağını belirtti. Nehirler ile drenaj sistemlerine giren suyun kapasiteyi aşması halinde taşkın yaşanabileceğini söyleyen Traiwari, suyun hızla boşaltılmasının halkın maruz kaldığı riskin süresini azaltacağını ifade etti. Hat Yai’deki drenaj sisteminin toplam kapasitesi saniyede yaklaşık 1.600 metreküp olarak verilirken, bunun yaklaşık 1.200 metreküpü R.1 kanalına, 400 metreküpü U-Tapao kanalına ait. R.1 kanalındaki ana yapıların onarımı ve sızıntı noktalarının kapatılması tamamlandı; yol dolguları ve diğer çalışmalar sürüyor. 6 Ekim 2569 itibarıyla 21 Ağustos’tan bu yana süren seller Tayland’da 53 ilin tarım sektörünü etkiledi. Toplam 193.171 çiftçinin zarar gördüğü belirtilirken, bunların 157.605’i bitkisel üretim, 12.832’si balıkçılık ve 22.734’ü hayvancılık alanında yer aldı. Bakanlık, zarar tespiti ve yardım süreçleri için yerel birimlerle uygulama kılavuzları hazırladı. Çiftçilerden, arazinin genelini, zarar gören noktaları ve kendilerini gösteren fotoğraflar çekerek hasarı belgelemeleri istendi; yardım sürecinin afet sona erdikten sonra 90 günü aşmaması öngörüldü. Bitkisel üretimin yeniden başlatılması için Çeltik Dairesi, yaklaşık 1,3 milyon rai alanı desteklemek üzere 20.000 ton yedek pirinç tohumu hazırladı. Dağıtım, rai başına 15 kilogram ve çiftçi başına en fazla 30 rai sınırıyla yapılacak. Balıkçılık Dairesi ise zarar gören yaklaşık 12.000 üreticiye karşılık başlangıçta yaklaşık 3.000 üreticiyi tilapya yavrularıyla desteklemeyi planlıyor; öncelik kayıtlı ve mesleğine hızla dönmesi gereken üreticilere verilecek. Hayvancılık Dairesi, 29 ilde etkilenen 14.272.781 hayvan için veteriner ekipleri, sağlık malzemeleri, vitamin ve yem desteği sağlıyor; kurumun 5.117 ton yem stoku bulunuyor. Toprak Geliştirme Dairesi, 2570 mali yılı için kuzey, orta ve güney bölgelerinde en az 67 ili kapsayan 50.000 rai tarım alanına yönelik sel, erozyon ve çamur akışının etkilerini azaltma planı hazırladı. Kooperatifler Dairesi de afetten etkilenen üyeler için borç ödeme süresinin uzatılmasını ve mesleki toparlanma amacıyla kişi başına en fazla 30.000 baht tutarında, bir yıl vadeli faizsiz kredi verilmesini planlıyor. Kredi ihtiyacının 30 Ekim 2569’a kadar belirlenmesi, afet sürerse bu sürenin uzatılabilmesi öngörülüyor.

Toprak Fotosentezi Biyolojik Faaliyeti Destekliyor
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber

Toprak Fotosentezi Biyolojik Faaliyeti Destekliyor

Toprak yüzeyinde fotosentez yapabilen mikroorganizmalar, güneş enerjisi ve atmosferik karbondioksiti kullanarak organik bileşikler üretebiliyor. Bu karbonun bir bölümü toprak organik karbonu deposuna katılabilirken, söz konusu bileşikler yararlı mikroorganizmalar için besin ve enerji kaynağı oluşturabiliyor. Bu süreç, organik maddelerin ayrışmasına ve besin elementlerinin döngüsüne katkı sağlayabiliyor. Bazı siyanobakteriler atmosferik azotu toprak ekosisteminde kullanılabilecek formlara dönüştürebiliyor. Kaynakta bu sürecin bazı nemli ekosistemler ve çeltik üretim sistemleri için önem taşıdığı belirtiliyor. Topraktaki biyolojik süreçler ile organik maddeler ayrıca agregat oluşumunu ve toprak yapısının iyileşmesini destekleyebiliyor. Bunun sonucunda suyun derin katmanlara ulaşması, havalanma ve su tutma kapasitesi açısından olumlu etkiler görülebiliyor. Biyolojik toprak kabuğu ve bitki örtüsü, özellikle eğimli tarım arazilerinde rüzgâr ve su erozyonuna karşı koruma sağlayabiliyor. Malçlama, kompost ve iyi yanmış organik materyal kullanımı, canlı kök sisteminin korunması ve aşırı toprak işlemeden kaçınma da biyolojik faaliyeti destekleyen uygulamalar arasında sayılıyor. Ancak toprak yüzeyindeki fotosentez, kültür bitkisinin yapraklarındaki fotosentezin veya doğru bitki besleme ve gübreleme yönetiminin yerine geçmiyor. Sürecin önemi toprak tipi, nem, ışık, iklim ve ekosistemdeki organizmalara göre değişiyor.

Tarım Arazilerinde Biyoçeşitliliği Üretim Yönetimine Entegre Etme Rehberi
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Tarım Arazilerinde Biyoçeşitliliği Üretim Yönetimine Entegre Etme Rehberi

Şili’de yayımlanan bir reportaj, biyoçeşitliliğin tarımsal üretimden ayrı bir çevre başlığı olarak değil, üretimi destekleyen unsurlarla birlikte yönetilmesi gerektiğini aktarıyor. Tozlayıcılar, doğal düşmanlar, su yolları, toprak ve bitki örtüsü bu yaklaşımın temel bileşenleri arasında sayılıyor. LEAF Marque gibi uluslararası standartların da üretkenlik, çevrenin korunması ve sürekli iyileştirmeyi aynı arazi yönetimi çerçevesinde ele aldığı belirtiliyor. Yazıya göre ilk adım, arazideki koruma alanlarının, yerel bitki örtüsünün, canlı çitlerin, biyolojik koridorların, su yollarının ve gözlenen türlerin belirlenmesi. Erozyon veya kirlilik riski taşıyan bölgelerin güncel ve basit bir arazi planında gösterilmesi de öneriliyor. Bitki örtüsü şeritlerini ve yuvaları korumak, suluk veya sığınak kurmak, hassas dönemlerde rahatsızlığı azaltmak ve istilacı türleri kontrol etmek olası önlemler arasında yer alıyor. Ancak bu uygulamaların, arazinin özelliklerine dayanan bir teşhise göre seçilmesi gerektiği vurgulanıyor. Çevre yönetiminin toprak, enerji, atık ve su kullanımının yanı sıra iklim değişikliğine uyumu da kapsadığı aktarılıyor. Hedeflerin başlangıç çizgisi, sorumluları, takvimi ve ölçülebilir göstergeleri bulunması; ilerlemenin fotoğraflar, saha denetimleri, bakım kayıtları ve flora-fauna izlemeleriyle belgelenmesi isteniyor. Tarla çalışanlarının sürece katılması da önem taşıyor; çünkü bu çalışanlar türleri, zararları ve riskleri dışarıdan gelen ziyaretçilerden önce fark edebiliyor. Reportajın sonunda Certiagro SpA’nın O’Higgins Bölgesi ile La Araucanía arasındaki üreticilere, ihracatçılara ve tarım-gıda işletmelerine sertifikasyon, gıda güvenliği ve yönetim sistemleri kapsamında danışmanlık sunduğu belirtiliyor. Şirketin hizmetleri arasında çevre teşhisi, planlama, haritalama, koruma programları ve izleme kayıtlarının hazırlanması sayılıyor.

Topraktaki Fosforun Döngüsü ve Yönetimi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber

Topraktaki Fosforun Döngüsü ve Yönetimi

Topraktaki fosfor; mineraller, toprak çözeltisi, organik maddeler ve mikroorganizmalar arasında sürekli dönüşen karmaşık bir sistem oluşturuyor. Fosforun bitkiler tarafından doğrudan alınabilen küçük bölümü, başlıca toprak çözeltisindeki fosfat iyonlarından sağlanıyor. Fosfat ayrıca kil mineralleri ile demir ve alüminyum oksitlerine bağlanabiliyor; organik fosfor da mikroorganizmaların etkisiyle bitkilerin kullanabileceği inorganik formlara dönüşebiliyor. Hasat sırasında ürünün veya bitkinin diğer bölümlerinin tarladan çıkarılması, fosforun artıklar ya da organik gübrelerle geri verilmemesi halinde toprak rezervini azaltıyor. Fosfor, erozyon ve yüzey akışıyla su kaynaklarına taşınabiliyor. Yıkanma birçok toprakta erozyon ve yüzey akışına kıyasla daha sınırlı olsa da fosforun biriktiği veya suyun öncelikli akış yolları oluşturduğu koşullarda önem kazanabiliyor. Etkili fosfor yönetiminin yalnızca gübre uygulamasından ibaret olmadığı belirtiliyor. Amaç, bitkinin erişebileceği yeterli fosforu korurken fosforun bağlanmasını, aşırı birikmesini, taşınmasını ve çevresel zararını azaltmak. Bu kapsamda düzenli toprak analizi, uygun bitki artıklarının toprağa döndürülmesi, organik maddenin korunması ve toprak biyolojik aktivitesinin geliştirilmesi öneriliyor. Kaynak, materyalin eğitim amacı taşıdığını belirtiyor.

Deniz Seviyesindeki Yükseliş Kıyı Tarımını ve Altyapıyı Tehdit Ediyor: BM Uyardı
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber
Veri haberi

Deniz Seviyesindeki Yükseliş Kıyı Tarımını ve Altyapıyı Tehdit Ediyor: BM Uyardı

Deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı bölgelerinde yaşayan toplulukların yanı sıra konutları, tarım arazilerini, tatlı su kaynaklarını ve altyapıyı tehdit ediyor. Kaynağa göre deniz seviyesi 2024’te rekor düzeye ulaştı ve yükselme hızı son yıllarda belirgin biçimde arttı. Alçak kotlu kıyı bölgelerinde yaklaşık 900 milyon kişi, yani dünya nüfusunun yaklaşık onda biri yaşıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda devletler, deniz seviyesinin yükselmesine ilişkin bir deklarasyon kabul etti. Metin, risklere ilişkin bilgilerin geliştirilmesini, bilimsel gözlem ve veri toplama çalışmalarının güçlendirilmesini, erken uyarı sistemleri ile risk değerlendirmelerinin iyileştirilmesini ve en fazla risk altındaki topluluklar için uyum ile finansman olanaklarının artırılmasını öngörüyor. Bu bilgilerin, altyapının nerede ve nasıl kurulacağına, hangi bölgelerin korunacağına ve hangi hizmetlerin güçlendirileceğine ilişkin planlamaya katkı sağlaması bekleniyor. Deklarasyonda limanlar, hastaneler, su ve enerji sistemleri, ulaşım ve telekomünikasyon altyapısının gelecek onyıllarda deniz seviyesinde yaşanabilecek değişimler dikkate alınarak planlanması gerektiği belirtiliyor. Kıyıların korunmasında yalnızca mühendislik yapıları değil, mangrovlar, mercan resifleri ve sulak alanlar gibi ekosistemlerin korunması ve onarılması da gündeme alınıyor. Finansman çağrısıyla özellikle küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin kamu ve özel kaynaklara daha hızlı ve öngörülebilir biçimde ulaşması isteniyor. Metin, deniz seviyesindeki yükselmenin ülkelerin topraklarını, egemenliklerini ve deniz yetki alanlarını nasıl etkileyeceğine ilişkin hukuki sorulara da değiniyor. Toprak kaybının, bir devletin varlığını otomatik olarak sona erdirmemesi gerektiği yönünde bir yaklaşım destekleniyor. Bununla birlikte deklarasyon hukuken bağlayıcı bir anlaşma niteliği taşımıyor. Yükseliş; tarım arazilerinde ve tatlı su kaynaklarında tuzlanma, taşkın ve erozyon riskinin artması, balıkçılık ve ulaşım faaliyetlerinin etkilenmesi gibi sonuçlar doğurabiliyor. Genel Sekreter António Guterres, belgenin uygulanmasının bundan sonraki temel adım olduğunu belirtti.

Ukrayna, Bozulmuş Arazilerin Biyoyakıt İçin Kullanımını Düzenlemeyi Planlıyor
Görsel kaynağı: UkrAgroConsult · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna, Bozulmuş Arazilerin Biyoyakıt İçin Kullanımını Düzenlemeyi Planlıyor

Ukrayna Tarım Politikası Bakanlığı, biyoyakıt üretimini desteklemek için “aşırı bozulmuş arazi” ve “enerji bitkileri” kavramlarına yasal çerçeve getirmeyi planlıyor. Bakanlık, geleneksel tarımsal üretimde kullanılmayan verimsiz alanların bu amaçla değerlendirilebileceğini belirtiyor. Tarım Bakanı Taras Vysotskyi’ye göre, tükenmiş, tuzlu ya da erozyona uğramış topraklarda biyoyakıt hammaddesi yetiştirilebiliyor. Ukrayna’da bu nitelikte yaklaşık 2,5 milyon hektar arazi bulunduğu tahmin ediliyor. Yetkililer, AB’nin RED II ve RED III yenilenebilir enerji kurallarının bu yakıtlara çevresel sürdürülebilirlik avantajı sağladığını ve AB pazarında ek destek ile daha yüksek fiyat ihtimali yaratabileceğini söylüyor.

İklim Krizi ve Çatışmalar Tarım Makineleri Piyasasını Yavaşlatıyor
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

İklim Krizi ve Çatışmalar Tarım Makineleri Piyasasını Yavaşlatıyor

Küresel tarım makineleri pazarı, çiftçilerin gelirindeki düşüş, üretim maliyetlerindeki artış ve aşırı iklim olaylarının etkisiyle yavaşlıyor. FederUnacoma Başkanı Mariateresa Maschio, hammadde ve gübre maliyetlerindeki yükselişin Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmalarla birleştiğini, bunun da tarımsal verimliliği baskıladığını söyledi. Kuruluş ayrıca iklim değişikliğinin toprak erozyonu, üretim alanlarında istikrarsızlık ve su altyapısı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. 2026’nın ilk yarısında makine satışları ABD’de %14, Kanada’da %10 ve Brezilya’da %16 geriledi; Brezilya’da yaklaşık 20 bin adet satıldı. Avrupa’da ise satışlar %1,5 arttı, ancak Almanya, Fransa ve İtalya’da düşüş görüldü.

El Niño Brezilya Soya Ekimini Zorlayabilir
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber

El Niño Brezilya Soya Ekimini Zorlayabilir

Embrapa araştırmacılarına göre El Niño, Brezilya’da 2026/2027 soya sezonunda üreticilerin daha dikkatli planlama yapmasını gerektirecek. Güney bölgede aşırı yağış, toprak erozyonu ve hastalık baskısı öne çıkarken, Kuzey ve Kuzeydoğu’da yağışların azalması ve düzensizleşmesi bekleniyor. Kuruluş, riskleri azaltmak için ekim dönemlerine ve Tarımsal İklim Risk Bölgelemesi’ne uymayı, toprakta örtü oluşturmayı, ekimi kademelendirmeyi ve farklı döngüde çeşitler kullanmayı öneriyor. Bu önlemlerin, hem yağış fazlası hem de yağış eksikliğinin etkisini sınırlamayı amaçladığı belirtiliyor.

Moğolistan’da Çayırların İyileştirilmesi İçin Mantar Denemesi Yapılıyor
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber

Moğolistan’da Çayırların İyileştirilmesi İçin Mantar Denemesi Yapılıyor

Moğolistan’da araştırmacılar, bozulmuş meraları onarmak ve çölleşmeyle mücadeleyi güçlendirmek için mikorizal mantarların kullanılmasını test ediyor. Çalışma, Ulan Batur’da Birleşmiş Milletler’in Çölleşmeyle Mücadele Konferansı’nın 17’nci toplantısı kapsamında tanıtıldı. Araştırmaya göre bu mantarlar bitki kökleriyle birlikte çalışarak su ve fosfor ile azot gibi besinlerin alınmasına yardımcı oluyor. Ayrıca toprak parçacıklarını bir arada tutup erozyonu azaltabiliyor ve bitkilerin kuraklık ile diğer çevresel baskılara dayanımını artırabiliyor. Deneme alanlarında küçük otlak bölümleri çevrilerek hayvan ve insan girişi geçici olarak durduruluyor. Amaç, bu alanları yeraltı biyolojik çeşitliliği için sığınak ve ileride yerel mantar kaynakları olarak kullanmak.