ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

18 haber · Sayfa 1

Meksika’da Pirinç Ekili Alanı ve Üretimi 2025’te Arttı
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber
Veri haberi

Meksika’da Pirinç Ekili Alanı ve Üretimi 2025’te Arttı

Meksika Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı (Sader), 2025’te pirinç ekim alanının %28,4 artarak 31 bin 346’dan 40 bin 250’ye çıktığını açıkladı. Aynı dönemde pirinç üretimi %17,3 yükselerek 257 bin 480 tona ulaştı. Üretim değerinin de %12,5 artarak 1 milyar 301 milyon pesodan 1 milyar 463 milyon pesoya çıktığı bildirildi. Pirinç, Meksika’da en fazla tüketilen temel tahıllar arasında dördüncü sırada yer alıyor. Sader, artışı pirinç üretimini artırmaya yönelik Plan Campeche stratejisiyle ilişkilendirdi. Federal hükümet ile Campeche eyalet yönetiminin yürüttüğü plan; pirinç, süt ve et üretimini artırmayı, istihdam oluşturmayı ve üreticilere doğrudan destek sağlayarak gıda egemenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bakanlık, küçük ölçekli üreticilere Producción para el Bienestar programı kapsamında teşvik, ücretsiz gübre ve sertifikalı tohum verildiğini belirtti. 2025’te üretim 12 üretici eyalette yoğunlaştı. Nayarit 79 bin 737 tonla ülke genelinde ilk sırada yer alırken Campeche 61 bin 670 ton, Michoacán ise 37 bin 300 ton üretim yaptı. Bu üç eyaletin toplam üretimi 178 bin 707 tona ulaşarak Meksika’nın toplam pirinç üretiminin %69,4’ünü oluşturdu. Campeche’de ekili alan %166,3 artarak 12 bin 837 hektara çıktı. Eyaletin pirinç üretimi de 26 bin 263 tondan 61 bin 670 tona yükseldi. Sader, üretim stratejisi kapsamında teknik danışmanlık ve makine desteği sağlandığını, kamu alımları yoluyla pirincin pazarlanmasının güçlendirildiğini açıkladı. DGSIAP verilerine göre Eylül 2026’da ülke genelinde 90 bin 626 ton pirinç üretildi ve ekili alan 37 bin 080 hektar oldu.

Dakhla’da Deniz Suyu Arıtma Projesinde İlerleme Kaydedildi
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Dakhla’da Deniz Suyu Arıtma Projesinde İlerleme Kaydedildi

Tarım, Deniz Balıkçılığı ve Gıda Egemenliği Bakanı Khalid Hatimy, 30 Ekim 2026’da Dakhla-Oued Eddahab bölgesinde deniz suyu arıtma tesisi ve yeni sulama alanını kapsayan projenin ilerleme durumunu yerinde inceledi. Yaklaşık 2,6 milyar dirhemlik yatırımla yürütülen proje, bölgedeki sulama ve içme suyu arzını güvence altına almayı ve tarımsal üretimi geliştirmeyi amaçlıyor. Projenin yıllık üretim kapasitesi 37 milyon metreküp olarak planlanıyor. Bunun 30 milyon metreküpü sulamaya, 7 milyon metreküpü ise içme suyuna ayrılacak. Bu kaynakla 5.000 hektarlık yeni bir tarımsal üretim alanı oluşturulması ve yeraltı suyunun yerine arıtılmış deniz suyunun kullanılmasıyla Dakhla akiferinin korunmasına katkı sağlanması hedefleniyor. Proje ayrıca bölgede yüksek katma değerli ürünlerin çeşitlendirilmesini ve üretimin yoğunlaştırılmasını öngörüyor. Tarımsal alanın geliştirilmesi kapsamında bölge gençlerine 5 ila 10 hektar büyüklüğünde 100 küçük proje tahsis edilmesi planlanıyor. Kaynakta, bu girişimlerden yararlanacak gençlere projelerin kurulması ve geliştirilmesi için kapsamlı destek verileceği belirtiliyor. Projenin uzun vadeli hedefleri arasında yaklaşık 500.000 ton erkenci ürün üretimi, 30.000 kalıcı istihdam ve bir milyar dirhemi aşan katma değer yer alıyor. Bir Anzarane belediyesindeki proje; deniz suyu arıtma tesisi, 60 megavatlık rüzgâr parkı ve 130 kilometrelik sulama şebekesinden oluşuyor. Ziyaret sırasında rüzgâr parkının tamamlandığı, arıtma tesisi çalışmalarının %97, sulama şebekesinin ise %99 seviyesine ulaştığı aktarıldı. Bakan ayrıca projedeki tarımsal parselleri alan özel yatırımcılarla görüşerek karşılaştıkları sorunları dinledi.

Fas'ta Kesimlik Sığır İthalatındaki 300 Bin Başlık Muafiyet Kontenjanı Tükendi
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas'ta Kesimlik Sığır İthalatındaki 300 Bin Başlık Muafiyet Kontenjanı Tükendi

Fas Tarım, Deniz Balıkçılığı ve Gıda Egemenliği Bakanlığı, 2026 yılında gümrük vergisi ve ithalat KDV'si ödenmeden getirilebilen kesimlik sığırlar için 300 bin başlık kontenjanın tükendiğini açıkladı. Bakanlığın 23 Ekim 2026'da yayımladığı duyuruda, kontenjanın 15 Ekim tarihli 1484 sayılı bildirimle dolduğunun kayda geçirildiği belirtildi. Ancak bu toplam, ülkeye fiilen giren sığırlar ile hâlen geçerli muafiyet kapsamındaki hayvanların birlikte hesaplanmasına dayanıyor; tüm hayvanların Fas'a ulaştığı anlamına gelmiyor. Bakanlık, operasyon kapsamında aylık ortalama ithalat hızının yaklaşık 24 bin baş olduğunu bildirdi. Haziran ve temmuz aylarında 44 binin üzerinde, ağustos ve eylül aylarında ise yaklaşık 17 bin başlık giriş açıklandı; kaynakta bu sayıların aylık mı yoksa dönem toplamı mı olduğu belirtilmedi. İthal edilen sığırların %90'dan fazlası Brezilya menşeli olurken, ekimdeki talep artışı Bakanlığa göre Portekiz'den ithalatın açılmasıyla bağlantılıydı. Gümrük vergisi ve ithalat KDV'si muafiyeti 31 Aralık 2026'ya kadar geçerli. Uygulama, 29 Ağustos 2025 tarihli 2.25.720 sayılı kararname ile 50.25 sayılı mali yasanın 2. maddesine dayanıyor. Şubat 2026'da tüm ithalatçı ve profesyonellere ön izin olmadan açılan süreçte başvurular PORTNET üzerinden geliş sırasına göre işleniyor ve her muafiyet bir ay geçerli oluyor. Bakanlık, ithalatı kuraklık, yem maliyetlerindeki artış ve kesimlik hayvan varlığındaki düşüşle gerekçelendirirken, ithalatın piyasayı tedarik ettiğini ve kırmızı et fiyatlarını istikrara kavuşturduğunu belirtti. Yeni kontenjan veya 2027 uygulaması konusunda açıklama yapılmadı; mevcut muafiyeti süren hayvanlar Fas'a gelmeye devam edebilir.

Fas ve Avustralya Tarımsal İşbirliğinde Su ve Araştırmaya Odaklandı
Görsel kaynağı: Maroc Agriculture · Özgün haber

Fas ve Avustralya Tarımsal İşbirliğinde Su ve Araştırmaya Odaklandı

Fas ile Avustralya, Rabat’ta düzenlenen Dünya Gıda Günü kutlaması kapsamında tarımsal işbirliğini geliştirme olanaklarını ele aldı. Fas Tarım Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) işbirliğinde düzenlenen etkinliğe Avustralya’nın Fas Büyükelçisi Damien Donovan da katıldı. “Bugün yenilik yaparak yarını beslemek” temasıyla gerçekleştirilen buluşmada yenilik, araştırma ve gençlerin sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesindeki rolü öne çıkarıldı. Etkinlik çerçevesinde Donovan, Fas Tarım, Deniz Balıkçılığı ve Gıda Egemenliği Bakanı Khalid Hatimy ile görüştü. Görüşmelerde Fas’ın Génération Green tarım stratejisi, su kullanımında verimlilik ve tarımda uygulamalı genetik alanlarındaki öncelikler değerlendirildi. Büyükelçi, bu konulardaki Avustralya deneyimini ve iki ülke arasında yürütülen işbirliği girişimlerini sundu. Tarımsal su yönetimi, ortaklığın başlıca çalışma alanlarından biri olarak belirtildi. Fas-Avustralya tarımsal işbirliği, Avustralya Uluslararası Tarımsal Araştırma Merkezi (ACIAR) ile Afrika-Avustralya ortaklığı gibi yapılar üzerinden yürütülüyor. Bu çerçevede INRA Maroc, ICARDA, Mohammed VI Politeknik Üniversitesi (UM6P), APNI ve diğer üniversite ortaklarıyla araştırma, eğitim ve bilgi paylaşımının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Yılın daha erken döneminde düzenlenen Fas Uluslararası Tarım Fuarı’nda (SIAM) Avustralya Büyükelçiliği, ACIAR ve Avustralyalı Rubicon Water şirketi de tarımsal su yönetimine ilişkin çözümler ve uzmanlıklarını tanıtmıştı.

Fas'ta Kesimlik Sığır İthalatı Kotası 300 Bin Başta Doldu
Görsel kaynağı: Maroc Agriculture · Özgün haber
Veri haberi

Fas'ta Kesimlik Sığır İthalatı Kotası 300 Bin Başta Doldu

Fas'ta 2026 yılı için kesimlik sığır ithalatına tanınan gümrük muafiyetli 300.000 başlık kontenjana ulaşıldı. Fas Tarım, Denizcilik ve Gıda Egemenliği Bakanlığı, daha önce ithal edilen sığırlar ile hâlen geçerli muafiyetler kapsamındaki ve ithalatı süren hayvanların toplamının kotayı doldurduğunu açıkladı. İthalatçılar ve sektör profesyonelleri durum hakkında 15 Ekim 2026 tarihli 1484 sayılı duyuruyla bilgilendirildi. Bakanlığın verilerine göre aylık ortalama ithalat yaklaşık 24.000 baş oldu. Bu miktar haziran ve temmuz aylarında 44.000 başın üzerine çıkarken ağustos ve eylülde 17.000 baş düzeyinde kaldı. Operasyonlara 37 ithalatçı şirket katıldı. İthal edilen sığırların %90'dan fazlası, Avrupa ülkelerine kıyasla daha yüksek arz bulunduğu gerekçesiyle Brezilya'dan getirildi. Ekim ayında, coğrafi yakınlık avantajı bulunan Portekiz pazarından ithalatın açılmasıyla başvuru sayısında artış görüldü. Bakanlık, operasyonun ulusal piyasaların kırmızı etle tedarik edilmesini ve ürün bulunabilirliğini güvence altına aldığını, ayrıca ülke genelinde fiyat istikrarına katkı sağladığını bildirdi. Açıklamaya göre son yıllardaki kırmızı et fiyat artışında kuraklık, yerli ve ithal yemlerin azalması ve pahalanması etkili oldu. Bu koşullar, bazı yetiştiricilerin dişi sığırların bir bölümünü kesime göndermesine ve mevcut arzın azalmasına yol açtı. Hükümet, 2026 kapsamında 300.000 baş evcil sığır ithalatında gümrük vergileri ile KDV tahsilatını 31 Aralık 2026'ya kadar askıya almıştı. Operasyon tüm ithalatçılara ve sektör profesyonellerine ön izin şartı olmadan açıldı. Muafiyet başvuruları PORTNET üzerinden alındı, başvurular teslim sırasına göre 24 saatten kısa sürede işlendi ve verilen muafiyetlerin geçerlilik süresi bir ayla sınırlandı.

Paris Yakınlarında Uluslararası Gıda Fuarı Açılıyor, Fransa İhracatta Geriliyor
Fotoğraf: ERIC PIERMONT / AFP · Özgün haber
Veri haberi

Paris Yakınlarında Uluslararası Gıda Fuarı Açılıyor, Fransa İhracatta Geriliyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Paris yakınlarındaki Villepinte'de düzenlenen uluslararası gıda fuarı, 17 Ekim Cumartesi günü kapılarını açacak ve 21 Ekim Çarşamba gününe kadar sürecek. Fuar, Fransa'nın tarım ve gıda ürünleri ihracatında gerilediği, İtalya ile İspanya'nın ise Avrupa'da en güçlü ihracat büyümesini gösterdiği bir döneme denk geliyor. Fransa, İtalya ve İspanya'nın önünde bulunmayı sürdürse de geçen yıl 84 milyar avroluk tarım ve tarımsal gıda ürünü ihraç etti. ABD, Hollanda, Brezilya ve Almanya ise daha yüksek ihracat değerlerine ulaştı. Fransa Ulusal Tarım Ürünlerini Tanıtma Merkezi Başkanı Yannick Fialip, İtalya ve İspanya'nın gerçek rakiplere dönüştüğünü ve bazı ürünleri Fransa'ya ihraç etmeye başladığını söyledi. Fialip, ihracatı artırmak ve gıda egemenliğini güvenceye almak için daha fazla üretim yapılması gerektiğini savundu. Varsayımsal örneğinde, gıda ihtiyacının %100'ünü karşılamaya yönelik bir üretim planının kuraklık nedeniyle %70'te kalabileceğini, bunun da kalan %30'luk ihtiyaç için diğer ülkelere bağımlılık yaratacağını belirtti. Fialip ayrıca Fransız diplomasisinin gıda ihracatına daha fazla hizmet etmesini istedi.

Moldova ve İtalya Tarımsal İşbirliğini Genişletme Fırsatlarını Görüştü
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldova ve İtalya Tarımsal İşbirliğini Genişletme Fırsatlarını Görüştü

Moldova Tarım ve Gıda Sanayisi Bakanı Eugeniu Osmochescu ile İtalya Tarım, Gıda Egemenliği ve Ormanlar Bakanı Francesco Lollobrigida, tarım-gıda sektöründe ikili işbirliğinin genişletilmesi fırsatlarını görüştü. Görüşmede ortak projelerin geliştirilmesi, deneyim paylaşımı ve Moldova sektörünün Avrupa Birliği (AB) standartları ile gerekliliklerine uyumuna destek ele alındı. Toplantının önemli gündemlerinden biri, Moldova hükümetine tarım ve kırsal kalkınma alanında AB mevzuatına uyum desteği sağlayan projeydi. Bütçesi 4 milyon euro olan girişim, Moldova Tarım ve Gıda Sanayisi Bakanlığı ile Bari Akdeniz Agronomi Enstitüsü (CIHEAM Bari) ortaklığında yürütülüyor. Proje, ülkenin ulusal çerçevesini AB mevzuatıyla uyumlaştırmayı amaçlıyor. Kaynağa göre işbirliği, Moldova'ya deneyim ve iyi uygulama aktarımına katkı sağlayabilir.

Fas’ta Tarım Bakanlığına Khalid Hatimy Atandı
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ta Tarım Bakanlığına Khalid Hatimy Atandı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Fas’ta Khalid Hatimy, 16 Ekim 2026’da Kral 6. Mohammed’in başkanlık ettiği törenle Tarım, Deniz Balıkçılığı ve Gıda Egemenliği Bakanı olarak göreve başladı. Rabat’taki Kraliyet Sarayı’nda gerçekleştirilen atamayla Hatimy, Ekim 2024’ten bu yana görevde olan Ahmed El Bouari’nin yerine geçti. Yeni yapılanmada Ahmed Mehdi Mezouari, deniz balıkçılığından sorumlu bakan yardımcısı olarak atandı. Hatimy, kariyerini ağırlıklı olarak özel sektörde geçirmiş bir yönetici olarak öne çıkıyor. Atlanta’daki Emory Üniversitesinden işletme stratejisi alanında Executive MBA derecesine sahip olan yeni bakanın sanayi, tarım ve gıda sektörlerinde 30 yılı aşkın deneyimi bulunuyor. Çok uluslu şirketler ve büyük gruplarda 10 yıldan uzun süre genel müdürlük yapan Hatimy, Tanger kentinde faaliyet gösteren Atlas Bottling Company adlı şişeleme şirketini de yönetti. Ayrıca şirket yönetimi, pazarlama, iletişim ve satış alanlarında eğitim aldı. Hatimy’nin siyasi geçmişi de bulunuyor. 2021 yasama seçimlerinde Taroudant-Sud seçim bölgesinden milletvekili seçilen Hatimy, Asalet ve Modernlik Partisine bağlı olarak görev yaptı. Milletvekilliği döneminde Temsilciler Meclisinin Maliye ve Ekonomik Kalkınma Komisyonunda yer aldı. Temmuz 2026’da Ulusal Elektrik Düzenleme Kurumuna katılmak üzere milletvekilliğinden ayrıldı; üç ay sonra tarım bakanlığının başına getirildi. Bakanlığın yeni resmî adında gıda egemenliğine açık biçimde yer verilirken, ormanlar Donanım, Su ve Ormanlar Bakanlığına bağlandı. Bu değişiklik, gıda egemenliğine kurumsal görünürlük kazandırsa da tek başına tarım politikalarının değiştiği anlamına gelmiyor. Yeni hükümetin bütçe kaynaklarını, programları ve uygulama önceliklerini nasıl şekillendireceği henüz açıklanmış değil. Hatimy’nin önündeki başlıca dosyalar arasında su kaynaklarının yönetimi, sulama verimliliği, iklim koşullarına uyum ve tahıl üretimi bulunuyor. 2025-2026 kampanyasında yaklaşık 5 milyon hektar sonbahar ürünü ekimi planlanmış, bunun 4,4 milyon hektarı başlıca tahıllara ayrılmıştı. Yeni bakanın ayrıca meyve ve sebze ihracatçıları, iç piyasanın ihtiyaçları, hayvancılık, sürünün yeniden oluşturulması, üretim maliyetleri ve girdilere erişim konularıyla ilgilenmesi bekleniyor. Fas tarımı, Génération Green 2020-2030 stratejisi kapsamındaki dönüşüm sürecini sürdürürken, Hatimy’nin özel sektör deneyimini kamu politikaları ve üretici desteğiyle nasıl birleştireceği önümüzdeki dönemde netleşecek.

Küresel Gıda Krizi Riskiyle Gıda Egemenliği Yeniden Gündemde
Görsel kaynağı: RFI · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Gıda Krizi Riskiyle Gıda Egemenliği Yeniden Gündemde

Küresel gıda krizi ihtimali ve gıda egemenliği tartışmaları, tarım ürünleri fiyatlarındaki artışla yeniden gündemin merkezine taşındı. Dünya tarım ürünleri fiyatları üçüncü çeyrekte %13 yükselirken, Birleşmiş Milletler Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu'na (FIDA) atfedilen veri, üretim ve tedarik zincirleri üzerindeki baskının arttığına işaret ediyor. Kuraklık, jeopolitik gerilimler ve enerji maliyetlerindeki yükseliş, tarımdan tüketiciye kadar zincirin tamamını etkiliyor. Enerji fiyatlarının üretim maliyetlerini artırdığı, verimlerin gerilediği ve bazı parsellerde ürünlerin tamamen yok olduğu aktarılıyor. Fransa son 50 yılın en kötü mısır hasadına yönelirken Romanya, yaz boyunca bir milyon hektardan fazla ekili alan kaybetti. Avrupa Komisyonu raporuna göre Avrupa tarımı, iklim kaynaklı olaylar nedeniyle yılda ortalama 28 milyar avro kaybediyor. Bu yıl eşi görülmemiş yoğunlukta duyurulan El Niño'nun üretim zincirini daha da bozabileceği belirtiliyor. Gıda güvensizliği dünya genelinde yaklaşık 260 milyon kişiyi etkiliyor. Ülkelerin gıda açısından kendi kendine yeterlilik oranı gerilerken, dünya ülkelerinin üçte birinden fazlası bugün ihtiyaçlarını kendi üretimiyle karşılayamıyor. Uzun süreli çatışmalar ve jeopolitik gerilimler enerji, tarımsal girdiler ve gıda tedarikini sekteye uğratıyor; Somali, Sudan ve Gazze'de kıtlık riski bildiriliyor. Nijerya'da akut gıda güvensizliği yaşayanların sayısı 36,3 milyona ulaşıyor. FMI, kırılgan hanelere hedefli nakit destekleri veya okul beslenme programları sağlanmasını öneriyor. Bunun yanında ithalata bağımlılığı azaltmak, yerel üretimi tüketiciyle buluşturmak, yaşlanan çiftçi kuşaklarını yenilemek, üreticilere asgari gelir sağlamak ve Ortak Tarım Politikası (OTP) desteklerini daha adil dağıtmak gündeme getiriliyor. Kaynak, bu adımların kamu politikalarıyla hayata geçirilebileceğini belirtiyor.

İtalya’da Akaryakıt Protestoları Tarımsal Gıda Tedarikini Zorluyor
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Akaryakıt Protestoları Tarımsal Gıda Tedarikini Zorluyor

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

İtalya’da çiftçiler ile karayolu taşımacıları, akaryakıt ve üretim maliyetlerindeki artışa karşı bir aydan uzun süredir protesto düzenliyor. Yerel gösteriler ve daha geniş katılımlı eylemlerle sürdürülen protestolarda motorin fiyatları, işletme giderleri ve daralan ekonomik marjlar nedeniyle acil müdahale ve maliyetleri sınırlayacak önlemler talep ediliyor. Eylemler özellikle ülkenin güneyinde yoğunlaşırken Calabria ve Sicilya’da taşımacılık durdurma eylemi 16-20 Ekim 2026 için duyuruldu. Protestoların etkisi akaryakıt dağıtımı ve mal teslimatlarına da yansıdı. Kaynağa göre eski Ilva işçilerinin Taranto’daki Eni rafinerisinin girişlerini bloke etmesi tankerlerin geçişini aksattı; bu durum Puglia ve Basilicata’daki bazı akaryakıt istasyonlarında sorunlara ve saatler süren kuyruklara yol açtı. Il Fatto Quotidiano’nun 15 Ekim tarihli haberinde ise Puglia ve Calabria’nın geniş kesimlerinde birçok istasyonda benzin ve motorin stoklarının tükendiği, gece saatlerinde de uzun kuyruklar oluştuğu aktarıldı. Kaynak, maliyet baskısının haneler ve işletmeler üzerindeki etkisini İtalya Ulusal İstatistik Enstitüsü’nün (Istat) eylül ayı sonunda açıkladığı verilerle birlikte ele alıyor. Buna göre enflasyon %4,2’ye ulaşırken enerji ve gıda, tüketici sepetinde en fazla ağırlık oluşturan temel kalemler arasında yer aldı. Akaryakıt dağıtımı ile mal teslimatlarındaki aksamaların ailelere, ticari işletmelere ve tarımsal gıda sistemine yansıdığı belirtiliyor. Confcooperative Agroalimentare ve Assalzoo, protesto hakkını tanırken bozulabilir tarım ürünlerinin hızlı taşınması ve hayvancılık işletmelerine yem tedarikinin kesintisiz sürmesi gerektiği uyarısında bulundu. Confcooperative Agroalimentare Başkanı Raffaele Drei, meyve ve sebzelerin sınırlı saklama süreleri nedeniyle soğuk muhafaza ve işleme merkezlerine çok kısa sürede ulaştırılması gerektiğini söyledi. Gecikmelerin ürün kalitesini düşürebileceğini ve tarım işletmelerinin bir sezonluk emeğini boşa çıkarabileceğini belirtti. Assalzoo Başkanı Massimo Zanin ise yemlerin hayvanlara her gün verilmesi gerektiğini vurguladı. Tedarikin uzun süre kesilmesinin hayvanların refahını, üretim kapasitesini ve sağlığını, ağır durumlarda yaşamını etkileyebileceğini söyleyen Zanin, yem ve hammadde taşıyan araçlarla çalışmayı sürdüren işletmeler için serbest ve güvenli geçiş talep etti. Tarım, Gıda Egemenliği ve Ormanlar Bakanı Francesco Lollobrigida da gösteri hakkına saygı duyduğunu, ancak ürünlerin dağıtımını engellemek amacıyla yolların kapatılmasının suç olduğunu söyleyerek ulaşım ve tedarikin sürdürülmesi çağrısı yaptı.

Rusya’da Süt İthalatına Ek Gümrük Düzenlemeleri Değerlendirilecek
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’da Süt İthalatına Ek Gümrük Düzenlemeleri Değerlendirilecek

Rusya Tarım Bakanlığı ile Ekonomik Kalkınma Bakanlığı, süt ve süt ürünlerinde kendine yeterliliği artırmak amacıyla ek gümrük-tarife düzenlemeleri getirilmesi konusunu değerlendirecek. Tarım Bakanı Oksana Lut, açıklamayı Vladimir Putin ile görüşmesinde yaptı. Rusya’nın Gıda Güvenliği Doktrini, süt ve süt ürünlerinde kendine yeterlilik oranının 2030’da %90’a çıkarılmasını öngörüyor; bu oran 2025 sonunda %85,3 olarak gerçekleşti. Lut, ilerlemenin sürdürülmesinde zorluk yaşandığını, süt ve süt ürünlerinin yaklaşık %15’inin halen diğer ülkelerden ithal edildiğini söyledi. Değerlendirilebilecek önlemler arasında, süt ürünleri ithalatçılarına yönelik kriterler de bulunuyor. EkoNiva Başkanı Ştefan Dürr ise Rusya pazarındaki et ve süt ürünleri ithalatını düzenlemek için yeni önlemler geliştirilmesini önerdi. Dürr, çocuk, tıp ve sporcu beslenmesine yönelik karmaşık süt bileşenlerinin iç pazarın ihtiyaçlarını karşılayabileceğini ve Çin, Güneydoğu Asya ile Kuzey Afrika’ya ihracatı artırabileceğini belirtti. İhracatın geliştirilmesi için devlet desteğinin korunmasını isteyen Dürr, 2027 bütçe taslağında tarım ürünleri ihracatçılarının ulaşım gideri sübvansiyonlarına 12 milyar rubleden fazla kaynak ayrıldığını söyledi. Putin de yeni pazar arayışlarında lojistik desteğinin sürdürülmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Mantova Deklarasyonu Coğrafi İşaretler İçin Altı Öncelik Belirledi
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Mantova Deklarasyonu Coğrafi İşaretler İçin Altı Öncelik Belirledi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avrupa’daki bölgeler, coğrafi işaretlerin Avrupa Birliği politikalarındaki rolünü güçlendirmek amacıyla Mantova Deklarasyonu’nu imzaladı. Lombardiya Tarım, Gıda Egemenliği ve Ormanlar Bölgesel Bakanı ve Arepo Başkanı Alessandro Beduschi’nin imzaladığı belge, Avrupa Komisyonunun 2027’de hazırlaması beklenen Coğrafi İşaretler Eylem Planı’na alınması istenen bölgesel öncelikleri ortaya koyuyor. Deklarasyonun merkezinde, Dop ve Igp ürünlerinin korunması, tanıtılması ve ekonomik büyüme, istihdam, rekabetçilik, turizm ile kırsal kalkınma araçlarına dönüştürülmesi bulunuyor. Belgede, Dop veya Igp tescilinin bir hedefin son aşaması değil, kalkınma stratejisinin başlangıcı olması gerektiği belirtiliyor. Altı öncelik; coğrafi işaretlerin kuruluş ve tanınmadan pazar gelişimine kadar tüm yaşam döngüsü boyunca desteklenmesini, hukuki korumanın üreticiler için ekonomik değere dönüştürülmesini ve bu ürünlerin tüketicilerin günlük yaşamındaki görünürlüğünün artırılmasını öngörüyor. Diğer başlıklar ise gıda zincirlerinin yenilikçilik, yetkinlik, kuşak değişimi ve iklim değişikliği sınamalarına hazırlanması, bölgelerin yönetişimde doğrudan rol üstlenmesi ve ölçülebilir hedeflere dayalı politikalar oluşturulması. Deklarasyonda Dop ve Igp ürünlerinin gastronomi rotaları, UNESCO alanları ve kültürel mirasla daha güçlü ilişkilendirilmesi öneriliyor. Metinde ayrıca bir Avrupa Coğrafi İşaretler Günü ile gezici bir Coğrafi İşaretler Expo’su düzenlenmesi gündeme getiriliyor. Lombardiya, 2027 ilkbaharında Avrupa Birliği’ndeki 3.711 coğrafi işaretin ilk kez tek etkinlikte bir araya geleceği Expo’yu düzenleyeceğini açıkladı. Etkinlikle değer zincirleri arasındaki ilişkilerin, ticari gelişmenin, uluslararasılaşmanın ve sertifikalı ürünlerin vatandaşlar tarafından bilinmesinin desteklenmesi hedefleniyor. Mantova’daki toplantıya Avrupa kurumları, üretici kuruluşları ve koruma örgütlerinin temsilcileri katıldı. Avrupa Komisyonu Tarım Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Diego Canga Fano, Dop ve Igp ürünlerinin tanıtımı için 50 milyon avro ek kaynak açıklandığını bildirdi. Toplantıda konuşan Beduschi, coğrafi işaretlerin üretim değerinden önce ekonomik bir miras niteliği taşıdığını, değeri üretildikleri bölgelere bağladığını, işletmeleri desteklediğini ve kırsal toplulukların canlı kalmasına katkı sunduğunu söyledi. Deklarasyonun hedefleri arasında üreticilerin değer zincirlerindeki konumunu güçlendirmek, ihracatı desteklemek, sahtecilik ve taklitlerle mücadele etmek, yenilikçiliği ve kuşak değişimini teşvik etmek de yer alıyor. Ekonomik göstergeler, coğrafi işaretler sisteminin kapsamını ortaya koyuyor. Lombardiya’nın Dop ekonomisi 2024’te 2,9 milyar avroya ulaştı ve bir yılda %13,1 büyüdü; bu değer bölgesel tarım-gıda sisteminin yaklaşık %16’sını oluşturdu. İtalya genelinde Dop ekonomisi 20,7 milyar avroya çıkarken %3,5 arttı; ihracat ilk kez 12,3 milyar avroyu aşarak %8,2 yükseldi. Sistem ayrıca 328 koruma konsorsiyumu, 184.000 işletmeci ve farklı sektörlerde 864.000’den fazla istihdamı kapsıyor.

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı

Güney Afrika’da Dünya Gıda Günü kapsamında, gıda güvensizliğini azaltmak ve dayanıklı yerel gıda tedarik zincirleri kurmak için çiftçilere daha güçlü destek verilmesi çağrısı yapıldı. Gautengli çiftçi Nompumelelo Dhlamini, sürdürülebilir gıda arzı için çiftçilerin çiftlik düzeyinde gerekli kaynaklarla donatılması ve desteklenmesi gerektiğini söyledi. Güvenilir üretim için farklı paydaşların tarım sektörünü korumak ve geliştirmek üzere birlikte çalışması gerektiği belirtildi. Dhlamini, yüksek yakıt ve üretim maliyetlerinin çiftçilerin verimli çalışmasını zorlaştırdığını, yetersiz altyapının ise taze ürünleri perakendecilere ve diğer pazarlara ulaştıran üreticilerde kayıplara yol açabildiğini belirtti. Çiftçilere yönelik politika ve destek programlarıyla sahadaki deneyimler arasında boşluk bulunduğunu söyleyen Dhlamini, eğitim, mentorluk ve sürekli kurumsal desteğin önemine dikkat çekti. Politikaların hazırlanması ve uygulanmasında çiftçilerin görüşlerinin alınmasını öngören tabandan yukarı yaklaşımı savundu. Dhlamini, sürdürülebilir tarıma geçiş için yalnızca politika ve vaatlerin değil, elektrik, yol bakımı ve iletişim altyapısı gibi pratik, erişilebilir ve uzun vadeli desteğin de gerekli olduğunu ifade etti. İletişim eksikliğinin çiftliklerin pazarlara ulaşmasını ve işletilmesini zorlaştırdığını söyledi. Free State’ten mısır çiftçisi Reggie Nkambule de çevre dostu ve maliyet etkin üretime geçişin ancak altyapının iyileştirilmesiyle mümkün olacağını belirtti. Greenpop’tan Ashraf Sirkoth, geleneksel yerel ırkların, yerli hayvan ırklarının ve yabani gıda türlerinin kaybının tarımın dayandığı genetik tabanı daralttığını söyledi. Güvenli arazi kullanım hakkının geleneksel tarımın sürmesi için temel olduğunu belirten Sirkoth, resmi mülkiyet, geleneksel haklar veya uzun vadeli kiralamaların önemine işaret etti. Stellenbosch Business School’dan Prof. Jako Volschenk ise standart dışı küçük, biçimsiz veya rüzgâr hasarlı ürünlerin çorba ve meyve suyu üreten küçük agro-işleme işletmelerine yönlendirilerek gıda israfını azaltmada kullanılabileceğini söyledi.

Bangkok’ta Çiftçi Protestosuna Konteynerli Polis Önlemi
Görsel kaynağı: Khaosod English · Özgün haber

Bangkok’ta Çiftçi Protestosuna Konteynerli Polis Önlemi

Bangkok polisi, IMF-Dünya Bankası Yıllık Toplantıları’nı protesto etmek için yürüyen çiftçiler ve taban aktivistlerinin Queen Sirikit Ulusal Kongre Merkezi’ne ulaşmasını engellemek amacıyla bölgedeki yollara konteynerler yerleştirdi. Tayland Yoksullar Meclisi ile uluslararası köylü hareketi La Via Campesina üyeleri, cuma günü Lumpini Parkı’nın 1 numaralı kapısında toplandıktan sonra Sukhumvit Yolu ve Asok kavşağına doğru yürüdü. Metropolitan Polis Bürosu, toplantıların yapıldığı Ratchadaphisek Yolu’nun iki tarafına konteyner koydu. Bangkok’taki gösteri, La Via Campesina üyelerinin 60’tan fazla ülkede düzenlediği koordineli eylemin parçasıydı. Eylemciler, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu başta olmak üzere küresel finans kuruluşlarına yönelik altı talep dile getirirken, bu kurumların demokrasiyi ve gıda egemenliğini zayıflattığını savundu. Toplantılar Bangkok’ta 12-18 Ekim 2026’da gerçekleştiriliyor.

Sivil Toplum Örgütleri Meksika’da Balıkçılık Bütçesinin Artırılmasını İstedi
Görsel kaynağı: El Universal · Özgün haber
Veri haberi

Sivil Toplum Örgütleri Meksika’da Balıkçılık Bütçesinin Artırılmasını İstedi

Meksika’da Observatorio de Crisis Climática y Presupuesto Público ile Causa Natura, balıkçılık için ayrılan kamu bütçesinin artırılmasını istedi. Kuruluşlar, 2027 Federal Harcama Bütçesi Projesi’nde balıkçılık açısından temel kamu kurumlarına ayrılan kaynakların yetersiz olduğunu belirtti. Kuruluşlara göre bu durum, Meksika’nın uluslararası taahhütlerini yerine getirmesini, gıda egemenliğini ve ülkedeki milyonlarca kişinin gıda güvenliğini riske atıyor. Açıklamada, deniz ve kıyıların korunması için gereken yıllık kaynağın 1,7 trilyon peso olduğu, mevcut tahsisatın ise bunun yarısında kaldığı savunuldu.

Meksika’da Gıda Güvenliği İçin Stratejik Girdilere Odaklanma Çağrısı
Görsel kaynağı: El Economista · Özgün haber

Meksika’da Gıda Güvenliği İçin Stratejik Girdilere Odaklanma Çağrısı

Meksika’daki tarım ve gıda sektörü uzmanları, ülkenin gıda güvenliğini güçlendirmek için tartışmayı yalnızca gıda egemenliği ve ithalatı azaltma hedefiyle sınırlamak yerine, kritik ürün ve girdilere odaklanma çağrısı yaptı. El Economista ile Consejo Nacional Agropecuario (CNA) iş birliğinde düzenlenen “Pulso agroalimentario, los retos que definirán al sector” forumunda, gübre ve dizel gibi girdilerin uluslararası çatışmalar, ticaret değişiklikleri ve tedarik zincirlerindeki kesintilerden etkilenebileceği belirtildi. Grupo Consultor de Mercados Agrícolas (GCMA) Direktörü Juan Carlos Anaya, hiçbir ülkenin gıdada tamamen kendine yeterli olmadığını söyledi. Anaya, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) gıda güvenliği için tüketimin en az %70-75’inin yerli üretimle karşılanmasını ölçüt olarak ele aldığını, Meksika’da bu oranın %81 olduğunu aktardı. Ancak genel oranın sektörler arasındaki farkları gizleyebileceği uyarısında bulundu. Tahıl üretiminin 1994’te 39 milyon tondan günümüzde yaklaşık 34 milyon tona gerilediğini, buna karşılık meyve ve sebze üretiminin 19 milyon tondan 44 milyon tona, hayvansal üretimin 12 milyon tondan 27 milyon tona yükseldiğini söyledi. Meksika Hükümeti’nin tarım ve gıda sektörü uluslararası ilişkilerinden sorumlu yetkilisi Julio Berdegué, değerlendirmeye yalnızca tüketiciye ulaşan ürünlerin değil, üretimin sürmesi için gerekli girdilerin de katılması gerektiğini belirtti. Dizelde %70 öz yeterliliğin, %20’lik düzeye kıyasla daha elverişli bir konum sağlayacağını ifade etti. Consejo Coordinador Empresarial Dış Ticaret Başkan Yardımcısı Juan Cortina ise beyaz mısır ve gübreyi kritik alanlar arasında sayarak ithalatın tamamen sona erdirilmesini değil, bilim, teknoloji ve finansmanla yerli üreticilerin güçlendirilmesini savundu. CNA Başkanı Jorge Esteve, düşük öz yeterlilik görülen alanlarda üretimin yeniden büyütülmesi için finansman, su ve teknolojiye ihtiyaç olduğunu söyledi. Su kaynaklarının yetersizliği ve sulama altyapısı önemli sorunlar arasında gösterilirken, sulamanın modernleştirilmesinin verimliliği artırabileceği belirtildi. Esteve ayrıca güvensizliğin taşımacılığı, sulama bölgelerini ve tarım çalışanlarını etkileyen ortak bir sorun olduğunu dile getirdi.

İspanya ve Fransa, OTP Müzakerelerinde Ortak Tutumda Uzlaştı
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber

İspanya ve Fransa, OTP Müzakerelerinde Ortak Tutumda Uzlaştı

İspanya ve Fransa, Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası’nın (OTP) geleceğine ilişkin müzakerelerin son aşamasında birlikte hareket etme konusunda anlaştı. İki ülke, OTP’nin ortak niteliğinin Avrupa Birliği’nin gıda yeterliliğini güvence altına almak ve iç pazarın işleyişini bozabilecek farklılıkları önlemek için korunması gerektiğini savunuyor. Ortak yaklaşım, İspanya Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanı Luis Planas ile Fransa Tarım, Tarım-Gıda ve Gıda Egemenliği Bakanı Annie Genevard’ın imzaladığı deklarasyonla ortaya kondu. Deklarasyonda gelecek OTP’nin, tarım sektörünün karşı karşıya olduğu zorluklara uygun ve yeterli bir bütçeyle güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Politikanın tarımsal gelirleri ve kırsal bölgeleri koruyacak müdahaleler içermesi, çiftçilerin çevresel ve iklimsel dönüşümlerde teşvik edici agro-çevresel ve iklim eylemleriyle desteklenmesi istendi. Ayrıca sektörlerin ihtiyaçlarına uyarlanmış Ortak Piyasa Düzeni’nin korunması gerektiği ifade edildi. İki ülke, gıda, tarım ve hayvancılığı Avrupa’nın uzun vadeli stratejik özerkliği, egemenliği ve güvenliği açısından temel alanlar olarak değerlendiriyor. İklim değişikliğinin bu faaliyetler üzerindeki etkilerinin Avrupa’nın rekabetçilik ve araştırma mekanizmalarında dikkate alınması, tarım ve tarım-gıda sektörlerinin gelecekteki Avrupa Rekabetçilik Fonu ile Ufuk Avrupa programı dahil olmak üzere bu mekanizmalarda güçlendirilmesi talep edildi. Açıklamada ayrıca Avrupa Birliği’nin uzak bölgeleri için tarımsal Posei programına destek verildi. Kaynağa göre iki ülke, bitki ve hayvan sağlığı, meyve-sebze ile bağcılık komiteleri ve uzak bölgelerin tarımsal özelliklerinin korunması gibi alanlarda uzun süredir iş birliği yürütüyor. Açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndaki mart ayından bu yana süren ablukanın özellikle gübre ve yakıt maliyetleri üzerinden tarım sektörünü güçlü biçimde etkilediği de aktarıldı.

İtalya Bölgelerinde Hayvan Sağlığı ve Tarımsal Destek Gündemi
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

İtalya Bölgelerinde Hayvan Sağlığı ve Tarımsal Destek Gündemi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İtalya'nın Sardinya, Campania, Emilia-Romagna ve Toskana bölgelerinde hayvan sağlığı, tarımsal finansman ve yerli ırkların korunmasına yönelik yeni girişimler gündeme geldi. Sardinya, 22 Eylül'de Bari'de düzenlenen toplantıda, sığırların hareketine yönelik dermatit nodüler kısıtlamalarının mevcut epidemiyolojik duruma göre yeniden değerlendirilmesini istedi. Bölge, yüksek aşılama oranları ile Samugheo'daki odağın sona ermesini gerekçe gösterdi; Escalaplano'daki odağın ise bir yargı kararı nedeniyle resmen aktif kaldığı belirtildi. Sardinya'nın talebi, Avrupa Komisyonu ile yeniden görüşülerek önlemlerin gerçek risk düzeyine uyarlanmasını ve işletmeler üzerindeki etkinin azaltılmasını amaçlıyor. Toplantıda Tarım ve Gıda Egemenliği Bakanlığı Müsteşarı Giacomo La Pietra, konuyu Sağlık Bakanlığı'na iletme taahhüdünde bulundu. Campania'da düzenlenen Yeşil Masa toplantısında ise tarım kuruluşlarıyla sektörün ihtiyaçları ve yürürlükteki önlemler ele alındı. Bölgede biyolojik çeşitlilik ve germoplazma bankalarının korunması için 2,5 milyon avro, genç çiftçilerin ilk yerleşimini desteklemek için de bakanlık kaynaklı 1,6 milyon avro öngörüldü. Emilia-Romagna'nın 2025 sonuçlarına ilişkin raporunda tarımsal üretim değerinin 6,36 milyar avroya çıktığı ve yıllık %4,5 arttığı bildirildi. Bölgedeki büyümede hayvancılığın etkili olduğu, ihracatın da 11,5 milyar avroyu aştığı aktarıldı. Toskana ise yok olma riski taşıyan yerel tarımsal genetik kaynakların korunması için toplam 625 bin avroluk destek çağrısı açtı. Bunun 225 bin avroluk bölümü yerli sığır ve koyun ırklarına yönelik projelere ayrılırken, başvurular 30 Eylül-31 Ekim 2026 arasında yapılabilecek.