ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

55 haber · Sayfa 1

Euronext, Karadeniz Tahılları İçin Köstence Teslimatlı Vadeli Sözleşmeler Başlatacak
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber
Veri haberi

Euronext, Karadeniz Tahılları İçin Köstence Teslimatlı Vadeli Sözleşmeler Başlatacak

Avrupa borsası Euronext, Haziran 2027'den itibaren Karadeniz bölgesindeki buğday ve mısır için Köstence Limanı'nda fiziki teslimat içeren vadeli işlem sözleşmeleri başlatmayı planlıyor. Yeni araçlar, Romanya'nın Avrupa tahıl piyasasında fiyat oluşumu ve fiyat riskinden korunma mekanizmasına daha doğrudan dahil edilmesini sağlayacak. Sözleşmelerin, bölgede artan ihracat hacimleri ve Doğu Avrupa ile Batı Avrupa fiyatları arasındaki farklılaşma nedeniyle mevcut vadeli işlem araçlarının yetersiz kaldığı bir dönemde devreye alınması öngörülüyor. Yeni sözleşmeler euro cinsinden düzenlenecek ve Avrupa Birliği standartlarına uygun tahılları kapsayacak. Buğday sözleşmesi %12 protein içeren ürünü hedefleyecek; buğday ve mısır sözleşmelerinde standart lot büyüklüğü 50 ton olacak. Teslimat ayları Euronext'teki mevcut vadeli işlem araçlarıyla aynı tutulacak. Borsa ilk aşamada bu sözleşmeler için opsiyon sunmayı planlamıyor. Sözleşmelerin en önemli özelliği, nakit uzlaşma yerine Köstence Limanı'nda fiziki teslimat öngörmesi. Euronext, teslimat noktalarının belirlenmesi için silo işletmecileriyle görüşüyor. Mekanizmanın çalışabilmesi için depolama, ürün kabulü, kalite ve tahıl transferine ilişkin koşulların netleştirilmesi gerekiyor. Bu nedenle teslimat yapılacak silolar ve uygulamanın teknik ayrıntıları henüz kesinleşmiş değil. Karadeniz havzasındaki üretici ve ticaret aktörleri şimdiye kadar başlıca Paris'teki MATIF kotasyonlarını, Chicago vadeli işlemlerini ve bölgesel fiziki ihracat fiyatlarını referans aldı. Ancak Romanya buğdayının fiyatı, Fransa'daki fiyatlarla her zaman aynı yönde veya aynı hızda hareket etmiyor. Karadeniz arzının arttığı, Rusya ve Ukrayna'nın ihracatta yoğun rekabet ettiği ya da bölgesel limanlarda lojistik sorunlar yaşandığı dönemlerde farklar daha belirgin hale gelebiliyor. Yeni araç, özellikle ihracatçıların ve emtia ticareti şirketlerinin fiyat riskini yönetmesine ve alımlarını planlamasına yardımcı olabilir. Bununla birlikte etkisi, sözleşmelerin yeterli sayıda katılımcı ve işlem hacmine ulaşmasına bağlı olacak. Fiziki teslimat da her çiftçinin doğrudan borsada satış yapabileceği anlamına gelmiyor; standart sözleşmeler teknik ve ticari koşulların yanı sıra finansal teminat ve dikkatli risk yönetimi gerektiriyor. Silo işletmecileri, ihracatçılar ve ticaret şirketleri mekanizmanın işleyişinde önemli rol üstlenecek.

Rusya’nın Tahıl İhracatı Temmuz-Ekim Döneminde 2,2 Kat Azaldı
Görsel kaynağı: Interfax Russia · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’nın Tahıl İhracatı Temmuz-Ekim Döneminde 2,2 Kat Azaldı

Rusya, 2026 tarım sezonunun temmuz-ekim döneminde limanları üzerinden 11,2 milyon ton tahıl ihraç etti. Rus Tahıl Birliği’nin izleme verilerine göre bu miktar, önceki sezonun aynı dönemindeki 24,2 milyon tona kıyasla 2,2 kat daha düşük gerçekleşti. Birliğin analitik departmanı direktörü Elena Tyurina’nın aktardığı verilere göre buğday sevkiyatı 7,8 milyon tona gerilerken arpa 1,4 milyon tona, mısır 912 bin tona ve bezelye 562 bin tona indi. Rus buğdayı bu dönemde 48 ülkeye gönderildi; önceki sezonda bu sayı 61’di. Mısır, 1 milyon 617 bin tonla en fazla buğday alan ülke oldu ancak sevkiyat yıllık bazda 2,6 kat azaldı. Nijerya’nın alımları %28 artarak 540 bin tona çıkarken, İran’a buğday sevkiyatı %16 düşüşle 442,7 bin tona geriledi. Türkiye’ye yapılan buğday sevkiyatı ise 11,6 kat azalarak 226,5 bin tona indi. Tahıl ve bakliyat sevkiyatı 44 Rus limanı üzerinden yapıldı; önceki yıl aynı dönemde bu sayı 53’tü. Baltık limanlarından 2,9 milyon ton tahıl gönderilirken sevkiyat yaklaşık 10 kat arttı. Buna karşılık Azak-Karadeniz havzası limanlarından ihracat 4,7 kat düşerek 4,2 milyon tona geriledi. Uzak Doğu limanlarından sevkiyat ise 2,6 kat artarak 116 bin tona çıktı. Avrupa ve ABD buğdayı fiyatları yükselirken, Novorossiysk çıkışlı Rus buğdayı sezon başından bu yana ucuzladı.

Rusya, Tahıl İhracatını Murmansk Üzerinden Deniyor
Görsel kaynağı: in.gr · Özgün haber
Veri haberi

Rusya, Tahıl İhracatını Murmansk Üzerinden Deniyor

Rusya, Ukrayna’nın insansız hava aracı saldırılarının Karadeniz üzerinden geleneksel tahıl ihracat güzergâhını büyük ölçüde aksatmasının ardından, Arktik’teki Murmansk Limanı üzerinden sevkiyat yapmayı deniyor. Financial Times’ın aktardığına göre limanda bir dökme yük gemisi, Kuzey Afrika’daki alıcılara gönderilmek üzere 29.500 ton buğdayı yüklemeye başladı. Normalde gübre taşımacılığında kullanılan tesisler, bu deneme sevkiyatı için tahıl taşımasına uyarlandı. Rusagrotrans’a göre Rusya’nın temmuz-eylül dönemindeki buğday ihracatı, daha iyi bir hasada rağmen geçen yılın aynı dönemine kıyasla %38 azaldı. Fastmarkets ise bazı Karadeniz güzergâhlarındaki navlunların temmuz ortasından bu yana iki katından fazla arttığını bildirdi. Rusya Tahıl Birliği Başkanı Arkadiy Zlotevski, Arktik güzergâhındaki lojistik maliyetlerin Azak ve Karadeniz havzalarından yapılan taşımaya göre önemli ölçüde yüksek olacağını söyledi. Rusya’nın Baltık’taki terminallerinin, Zlotevski’nin tahminine göre yıl sonuna kadar Karadeniz ve Azak Denizi’nden kaybedilen hacmin en fazla yarısını karşılayabileceği belirtildi. Kuzeye yönelen sevkiyatlar demiryollarında yığılmaya yol açarken, bazı ihracatçılar Azak Denizi, Don Nehri, Volga-Don Kanalı ve Hazar Denizi üzerinden alternatif rotalar kullanıyor. Ancak bu hatların güney limanlarının kapasitesinin yerini tamamen alması mümkün görünmüyor. Ukrayna’da Tuna üzerinden ve komşu AB ülkelerinden karayolu veya demiryoluyla uzanan alternatif güzergâhların da ülkenin normal tarımsal ihracat hacminin yaklaşık yarısını taşıyabildiği bildirildi. Tarım Bakanı Taras Visotski, bu rotaların lojistik giderlerini ton başına en az 50 dolar artırdığını söyledi. İç kesimlerdeki Ukrayna mısırının fiyatı üç haftada neredeyse beşte bir düşerken, Türkiye ayrı Rus ve Ukrayna gemileri için güvenli geçiş koridorları oluşturulmasını önerdi.

Rusya, Murmansk Üzerinden Kuzey Afrika’ya Buğday İhracatını Test Ediyor
Görsel kaynağı: Libertatea · Özgün haber
Veri haberi

Rusya, Murmansk Üzerinden Kuzey Afrika’ya Buğday İhracatını Test Ediyor

Rusya, Karadeniz üzerinden yapılan tahıl sevkiyatındaki aksaklıklar nedeniyle Arktik Okyanusu kıyısındaki Murmansk limanından alternatif bir ihracat rotasını test etmeye başladı. Limandaki bir kargo gemisi, Kuzey Afrika’ya deneme teslimatı için 29.500 ton buğday yüklemeye çarşamba günü başladı. Kaynakta, geleneksel Karadeniz ihracat rotalarının Ukrayna’nın Rus limanları ve gemilerine yönelik insansız hava aracı saldırıları nedeniyle neredeyse tamamen kapandığı belirtiliyor. Rus Tahıl Birliği Başkanı Arkady Zlochevsky, Murmansk üzerinden kurulacak lojistiğin Azak-Karadeniz havzasındaki taşımacılıktan çok daha pahalı olacağını ve aradaki farkın karşılanması gerekeceğini söyledi. Rusagrotrans’a göre Rusya’nın buğday ihracatı, daha yüksek bir hasada rağmen Temmuz-Eylül 2026’da 2025’in aynı dönemine kıyasla %38 geriledi. Fastmarkets da Karadeniz rotalarındaki navlun tarifelerinin temmuzdan bu yana iki katına çıktığını bildirdi. Lojistik sorunlar Rusya’daki iç fiyatlara da yansıdı. SovEcon yöneticisi Andrey Sizov, fiyatların ağustos ve eylülde sert biçimde düştüğünü, hafif toparlanmaya rağmen üretim maliyetlerinin onlarca yüzde altında kaldığını belirtti. Ukrayna’da ise Tarım Bakanı Taras Vîșotski’ye göre Tuna Nehri ve komşu AB ülkeleri üzerinden işleyen alternatif rotalar, normal ihracat hacminin yalnızca yarısını taşıyabiliyor. Bu rotaların lojistik maliyeti ton başına en az 50 dolar artırdığı, Ukrayna mısır fiyatlarının da son üç haftada yaklaşık %20 düştüğü aktarıldı. Rusya’da bazı sevkiyatlar Azak Denizi’nden nehir ve kanallar üzerinden Hazar Denizi’ne, oradan İran’a yönlendirilirken bazı tahıllar konteynerlerle taşınıyor. Zlochevsky, Baltık limanlarının yıl sonuna kadar Karadeniz ve Azak Denizi’ndeki kayıpların yalnızca yarısını telafi edebileceğini tahmin etti. Türkiye, 2022’deki tahıl taşımacılığı anlaşmasının arabulucusu olarak Rus ve Ukrayna gemileri için ayrı güvenli koridorlar önermişti; ancak Vladimir Putin’in bu fikri, müzakerelere yakın kaynaklara göre reddettiği belirtildi. Küresel buğday fiyatları ağustosta son üç yılın en yüksek seviyesine çıktıktan sonra geriledi, ancak yüksek taşıma maliyetleri piyasayı etkilemeyi sürdürdü.

Paraguay'da Pirinç Üretimi Ekonomiyi Destekliyor, İhracat 251 Milyon Dolara Ulaştı
Görsel kaynağı: ABC Color · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay'da Pirinç Üretimi Ekonomiyi Destekliyor, İhracat 251 Milyon Dolara Ulaştı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Paraguay'da pirinç üretimi, özellikle ülkenin iç kesimlerindeki topluluklarda ekonomik hareketliliğin önemli kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. Paraguay Pirinç Üreticileri Federasyonu (Feparroz) Başkanı Reinerio Franco, pirincin dünya genelindeki başlıca kalori kaynaklarından biri olduğunu, ancak Paraguay'da tüketimin diğer bazı ülkelere göre daha düşük kaldığını belirtti. Franco, pirincin her hektarda yarattığı ekonomik hareketliliğin bazı geniş tarla bitkilerinden daha yüksek olduğunu söyledi. 2026 kampanyası için ülke genelindeki pirinç ekim niyeti yaklaşık 200.000 hektar olarak öngörülüyor. Üretim, Tebicuary Nehri havzası ile Paraguay Nehri kıyısında, Ñeembucú ve Villeta çevresindeki alanlarda yoğunlaşıyor. Bununla birlikte ekim alanları Chaco gibi yeni bölgelere doğru genişliyor. Bu bölgede olumlu sonuç veren deneyimler bulunurken, önümüzdeki yıllarda hayata geçirilebilecek yatırım projelerinden de söz ediliyor. Franco, Paraguay'ın hem ekili alanı hem de pirinç üretim hacmini artırabilecek koşullara sahip olduğunu ifade etti. Dış ticarette Paraguay pirinci, 2026'nın ocak ayından ekim ayının ilk yarısına kadar 251 milyon ABD doları gelir sağladı. Caparroz raporuna dayandırılan bu tutar, 2025'in aynı dönemindeki 293 milyon dolara göre %14,5 düşüş anlamına geliyor. Buna karşılık ihracat hacmi %1 artarak 1.100.419 tona çıktı; geçen yıl aynı dönemde 1.088.303 ton gönderilmişti. Paraguay pirincinin başlıca ihracat pazarları arasında Brezilya, Şili, Panama, Kosta Rika ve Gambiya yer alıyor.

Irak’ta Hoveyze Havzası’nda Kuraklık ve Petrol Faaliyetleri Geçim Kaynaklarını Geriletiyor
Görsel kaynağı: Al-Mada · Özgün haber
Veri haberi

Irak’ta Hoveyze Havzası’nda Kuraklık ve Petrol Faaliyetleri Geçim Kaynaklarını Geriletiyor

Irak’ın Meysan vilayetindeki Hoveyze Havzası’nda kuraklık ve su akışlarındaki düşüş, bölge sakinlerinin manda yetiştiriciliği, balıkçılık, kaymak üretimi ve kamış hasırı dokumacılığına dayalı geçim kaynaklarını zayıflatıyor. Yerel tanıklara göre birçok aile gelir kaynaklarını kaybettikten sonra kentlerin dış kesimlerine göç etmek zorunda kaldı. Bazı köylerde aylardır su kesintisi yaşandığı, ailelerin ev ihtiyaçları ve kalan mandalara su sağlamak için özel tankerlerden günlük 60 bin Irak dinarına kadar ödeme yaptığı aktarıldı. Hükümet tankerlerinin sınırlı sayıda ulaştığı belirtilirken manda ölümleri, süt üretimindeki gerileme ve kamışlıklarla balık alanlarının yok olması bazı sakinleri hayvanlarını satmaya veya bölgeden ayrılmaya itti. Bölgede kalan ailelerin ise birikimlerini su ve yem alımında kullandığı bildirildi. Kurtarın Dicle’yi örgütüne göre petrol imtiyaz alanları, UNESCO korumasındaki yaklaşık 300 kilometrekarelik bölümle kesişiyor. Hükümet belgelerine göre bir petrol arama şirketi Mart 2025’te korunan alanda 10 metre genişliğinde geçitler ve enerji noktaları oluşturulmasını içeren çalışmaların kolaylaştırılmasını istedi. Su Kaynakları Bakanlığı, talep edilen çalışma noktalarının havzanın korunan ana bölgesiyle kesiştiğini belirtti. Çevre uzmanları, sulak alanda setler ve yükseltilmiş yollar yapılmasının doğal su güzergâhlarını değiştirebileceği, bazı bölümlerin kurumasına, bazılarının su altında kalmasına ve balıkların üreme alanlarıyla yerel bitkilerin zarar görmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Bakanlık petrol faaliyetlerini izlediğini ve kesişimleri inceleyen ortak bir hükümet komitesi bulunduğunu açıkladı. UNESCO ise çıkarma faaliyetlerinin sürmesinin havzanın Dünya Mirası statüsünü tehdit edebileceğini belirterek Irak’tan kalıcı koruma önlemleri istedi.

Fas’ta Baraj Doluluğu 29 Ekim’de %66’ya Ulaştı
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ta Baraj Doluluğu 29 Ekim’de %66’ya Ulaştı

Fas’ta barajların ulusal doluluk oranı, Al Maa Dialna portalının 29 Ekim 2026 tarihli verilerine göre %66,0 oldu. Barajlarda yaklaşık 11,2 milyar m³ su depolanırken toplam kapasite 17,0 milyar m³ olarak kaydedildi. Aynı tarihte geçen yıl ulusal doluluk oranı %31,4 seviyesindeydi. 26 Ekim’de yayımlanan verilerde doluluk oranı %66,3, geçen yılın aynı gününde ise %31,5 olarak açıklanmıştı. Bu iki tarih arasındaki küçük değişim, ekim ayının sonunda ulusal seviyenin genel olarak istikrarlı kaldığına işaret ediyor. Ancak havzalar arasında belirgin bir kuzey-güney farkı bulunuyor. 29 Ekim’de Bouregreg havzasının doluluk oranı %77,1 olurken, 26 Ekim verilerinde en yüksek su hacmi yaklaşık 4,06 milyar m³ ile Sebou havzasında ölçüldü. Sebou’yu yaklaşık 2,95 milyar m³ ile Oum Er-Rbia, 1,44 milyar m³ ile Loukkos ve 1,14 milyar m³ ile Bouregreg izledi. Oum Er-Rbia’nın doluluk oranı %58,9 ile ulusal ortalamanın altında kaldı; bu havza Tadla ve Doukkala’daki büyük sulama alanlarını besliyor. Güney ve güneydoğudaki Drâa-Oued Noun, Souss-Massa ve Guir-Ziz-Rhéris havzalarının su hacimleri ise kuzeydeki havzalara göre daha düşük seviyelerde kaldı. Fas, depolama kapasitesini 2027 sonuna kadar 24 milyar m³’ün üzerine çıkarmayı planlıyor. Bu kapsamda 14 büyük barajın inşası veya yükseltilmesi sürüyor ve projelerden toplam 5 milyar m³’ün üzerinde ek kapasite bekleniyor. Sulama tarafında ORMVA’ların yerel sulama altyapısıyla donatılmış alanı 388.727 hektara, ağlarının %55’ine ulaştı; 2027-2029 dönemi için 17.707 milyon dirhem yatırım öngörülüyor.

Rusya'nın Azak Denizi İhracat İzni Sonrası Buğday Fiyatı Temmuzdan Bu Yana En Düşük Seviyede
Görsel kaynağı: Klix.ba · Özgün haber
Veri haberi

Rusya'nın Azak Denizi İhracat İzni Sonrası Buğday Fiyatı Temmuzdan Bu Yana En Düşük Seviyede

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Rus makamları, temmuz ayında durdurulan Azak Denizi üzerinden tahıl ihracatı için gemilere yeniden geçiş izni vermeye başladı. Reuters’a dayandırılan bilgilere göre Kerç Boğazı’ndan geçiş izinleri 15 Kasım’a kadar geçerli olacak; bazı kaynaklar, Karadeniz’e çıkacak ticaret gemilerine Rus donanmasının konvoy eşliği yapacağını bildirdi. En az bir yük gemisi 29 Ekim’e kadar boğazı geçerek Karadeniz’e ulaştı. Don-Azak Kanalı’ndaki deniz trafiği, Rus makamlarının Ukrayna’nın limanlara ve gemilere yönelik saldırıları gerekçesiyle 10 Temmuz’da aldığı geçici durdurma kararının ardından kesilmişti. Habere göre yaz aylarında Azak Denizi’nde 100’den fazla Rus gemisinin vurulması, Rus ekonomisine zarar verirken dünya tahıl piyasasında fiyatların yükselmesine de katkıda bulundu. Azak Denizi, Rusya’nın tahılın yanı sıra petrol, çelik ve diğer ürünleri sevk ettiği önemli rotalardan biri olarak aktarılıyor. İhracat rotasının yeniden açılması, buğday fiyatlarındaki düşüşle aynı döneme denk geldi. Chicago Ticaret Borsası’nda en çok işlem gören vadeli buğday kontratı temmuz başından bu yana en düşük seviyeye geriledi ve perşembe sabahı buşel başına yaklaşık 5,99 dolar seviyesinde işlem gördü. Azak-Karadeniz havzası, Rusya’nın geçen sezon deniz yoluyla yaptığı tahıl ihracatının %88’ini, yani 46,3 milyon tonunu oluşturdu. SovEcon ise 2026/27 sezonu Rus buğdayı ihracatı tahminini 4,7 milyon ton düşürerek 36,7 milyon tona indirdi.

Rusya’da Devletin Tahıl Alımları 29 Ekim’de Başlıyor
Görsel kaynağı: Interfax Russia · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’da Devletin Tahıl Alımları 29 Ekim’de Başlıyor

Rusya’da tahılın devlet müdahale fonuna alınmasına 29 Ekim’de başlanacak. Tarım Bakanlığının önerdiği müdahaleler, Azak-Karadeniz havzasındaki ihracat lojistiği sorunları nedeniyle tahıla talebin düşmesi koşullarında tarım üreticilerini desteklemeyi amaçlıyor. Alım programı Cumhurbaşkanı Vladimir Putin tarafından da desteklendi. Bakanlığın bildirdiğine göre müdahalelerin toplam hacmi 3 milyon tona kadar çıkabilir. Alımlar, devlet ajansı Birleşik Tahıl Şirketi (OZK) aracılığıyla Ulusal Ticaret Borsasında açık artırma formatında yapılacak. Mekanizmada OZK azami fiyatı belirleyecek; satıcı bu fiyatı kabul edebilecek ya da daha düşük fiyat sunarak diğer katılımcılarla rekabet edecek. En iyi fiyatı veren teklif kazanacak ve tahıl akredite bir elevatöre teslim edilecek. İhalelerin ilk gününde alım hacminin 18,9 bin ton olması öngörülüyor. KDV hariç başlangıç fiyatı 3. sınıf buğday için ton başına 11 bin ruble, 4. sınıf buğday için 10,8 bin ruble olarak belirlendi. 2 Kasım’da planlanan ihalelerde de 18,9 bin tonluk hacim öngörülüyor. Depolama için 18 elevatör onaylanırken kontroller sürüyor; fonda 3,7 milyon ton tahıl bulunuyor.

İtalya'da Mısır Üretimi 2025'te 5,5 Milyon Tona Geriledi, 2026 İçin 4 Milyon Ton Bekleniyor
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

İtalya'da Mısır Üretimi 2025'te 5,5 Milyon Tona Geriledi, 2026 İçin 4 Milyon Ton Bekleniyor

İtalya'nın mısır üretimi 2025'te 5,5 milyon tonda kaldı. Bu miktar, yaklaşık 12 milyon ton olarak verilen yıllık ihtiyacın oldukça altında bulunurken, ithalat 7 milyon tona ulaştı. 2026 için ise hasadın yaklaşık 4 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Roma'da düzenlenen ve Cibo per la Mente, Assalzoo, Origin Italia ile İtalyan Mısır Üreticileri Birliği tarafından desteklenen toplantıda sektör temsilcileri, mısır üretiminin tarım politikalarının merkezine alınmasını istedi. Üretimdeki daralmanın uzun vadeli bir niteliğe sahip olduğu belirtiliyor. Dane mısır ekim alanları 2000'de 1,06 milyon hektarken 2025'te 541 bin hektara indi. İtalya'nın mısır üretimi de 2006'daki 9,6 milyon tondan 2025'te 5,5 milyon tona geriledi; kaynak bu düşüşün 20 yılda %40'ın üzerinde olduğunu aktarıyor. Sektör, yetersiz kârlılık, artan üretim maliyetleri ve fiyat oynaklığını başlıca nedenler arasında sıralıyor. İklim değişikliğinin verim ve tahılların sağlık kalitesi üzerindeki etkileri, mikotoksin riskiyle birlikte üretim zincirine ek baskı oluşturuyor. Po Havzası'nda üre kullanımının 2028'den itibaren yasaklanmasına ilişkin endişeler de dile getiriliyor. Ayrıca azalan ulusal arz ortamında mısırın gıda ve enerji amaçlı kullanımları arasındaki rekabetin, hayvancılık için gerekli hammaddenin bulunabilirliği açısından önem taşıdığı belirtiliyor. Mısır, hayvan yeminin temel hammaddelerinden biri olduğu için arzındaki gerileme, hayvancılık işletmelerinin yanı sıra süt ürünleri, et ve yumurta zincirlerinin rekabet gücünü etkiliyor. Mısırın bulunabilirliği, kalite, izlenebilirlik ve ürün şartnamelerine bağlı Dop ve Igp kapsamındaki peynir ve şarküteri ürünleri için de önem taşıyor. Sektör, gelecek Ortak Tarım Politikası kapsamında mısıra özgü eşleştirilmiş destek verilmesini ve üretimin ekonomik açıdan daha cazip hale getirilmesini istiyor. Kamu desteklerine ek olarak, özellikle Dop ürünlerine yönelik çok yıllı mısır tedarik zinciri sözleşmeleri öneriliyor. Bu sözleşmelerle üreticilere daha fazla istikrar, alıcılara ise daha öngörülebilir tedarik sağlanması ve piyasa dalgalanmalarına maruziyetin azaltılması hedefleniyor. Dop ve Igp zincirleri için istisnai durumlarda, mevzuata ve ürün şartnamelerine uygun geçici esneklik araçlarının değerlendirilmesi de gündemde; öncelik, yeterli, güvenli ve kaliteli ulusal mısır arzının korunması olarak ifade ediliyor. Üretimin yeniden güçlendirilmesi için genetik ıslah, Yardımlı Evrim Teknikleri ve daha verimli agronomik uygulamalar öne çıkarılıyor. Ancak sektör ve akademi temsilcileri, yenilikçi araçların maliyetleri ile uzmanlık gereksiniminin özellikle küçük işletmeler açısından erişimi sınırlayabileceğini belirtiyor. Amedeo Reyneri Di Lagnasco, işletmeler arasındaki işbirliği ve kümelenmenin yeni teknolojilere erişimi kolaylaştırabileceğini savunurken, araştırma temsilcileri iklim etkileri ve mısırın sağlık kalitesi sorunlarına yönelik izleme ile genetik geliştirme çalışmalarının sürdürülmesi gerektiğini aktarıyor.

Mısır, Nil Havzası’ndaki 9 Ülkeyle İlişkilerini Çok İyi Olarak Nitelendirdi
Görsel kaynağı: Al-Shorouk · Özgün haber
Veri haberi

Mısır, Nil Havzası’ndaki 9 Ülkeyle İlişkilerini Çok İyi Olarak Nitelendirdi

Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanlığı Sözcüsü Halid el-Vasif, Nil Havzası’nın Mısır dahil 11 ülkeden oluştuğunu ve Kahire’nin bu ülkelerden 9’uyla ilişkilerinin “çok iyi düzeyin üzerinde” bulunduğunu söyledi. El-Vasif, Mısır ile söz konusu ülkeler arasında ortaklıkların sürdüğünü ve ortak projelerin iyi ilerlediğini belirtti. Mısır-Afrika ilişkilerinin en iyi seviyelerinde olduğunu ifade eden sözcü, Bakan Hani Süveylim’in çeşitli uluslararası konferanslarda Afrika’nın sorunlarını gündeme getirdiğini aktardı. Cumhurbaşkanlığı açıklamalarına göre Mısır, su ihtiyaçlarının %98’i için Nil Nehri’ne dayanıyor. El-Vasif, nehrin kaynaklarının bir ülkede bulunmasının tek taraflı tasarruf hakkı vermediğini, uluslararası hukuk ve işbirliğinin tüm taraflar için daha iyi sonuçlar sağlayabileceğini söyledi.

Karnataka’da Şeker Kamışı Fiyatı Görüşmeleri Sonuçsuz Kaldı
Görsel kaynağı: The New Indian Express · Özgün haber
Veri haberi

Karnataka’da Şeker Kamışı Fiyatı Görüşmeleri Sonuçsuz Kaldı

Hindistan’ın Karnataka eyaletinde Başbakan DK Shivakumar ile şeker kamışı üreticilerinin liderleri arasında yapılan fiyat görüşmeleri karar alınmadan sona erdi. Üretici temsilcileri, Adil ve Ücretlendirilebilir Fiyat’a (FRP) ek olarak ton başına 1.000 rupi Eyalet Tavsiye Fiyatı (SAP) talep ederken hükümet, seçilmiş üretici temsilcileriyle yeni bir görüşme turu yapılacağını açıkladı. Kaynak metinde 29 Ekim için belirtilen ziyaret ise Shivakumar’ın yeni görüşmesinden ziyade Birlik hükümeti komitesinin Karnataka’ya ziyareti olarak aktarılıyor. Shivakumar, taleplerin değerlendirilmesini zorlaştıran başlıca koşulların şiddetli kuraklık, artan elektrik sübvansiyonu harcamaları ve eyaletin mali kısıtları olduğunu söyledi. Karnataka’nın beş on yılın en ağır kuraklıklarından biriyle karşı karşıya olduğunu belirten Shivakumar, yetersiz yağışın Tungabhadra ve Cauvery dahil büyük nehir havzalarını etkilediğini, yeraltı suyu seviyelerinin yaklaşık %38 gerilediğini ve içme suyu sıkıntısı yaşandığını ifade etti. Elektrik maliyetlerinin de baskı oluşturduğu belirtildi. Shivakumar’a göre HESCOM, tarımsal pompa setlerinin elektrik faturaları için 9.000 ila 12.000 crore rupi ek kaynak istedi. Eyalet hükümeti ise sulama ve göl doldurma projelerinin elektrik sübvansiyonları ile enerji ihtiyaçlarına yaklaşık 22.000 crore rupi harcıyor. Shivakumar, mevcut koşullarda üreticilerin istediği ton başına 1.000 rupilik ek ödemenin zor olduğunu, azalan şeker kamışı ekimi, düşük şeker üretimi ve etanol üretimine getirilen kısıtlamaların durumu daha da karmaşıklaştırdığını söyledi. Üretici liderleri hükümetten yeni güvenceler yerine somut bir paket açıklamasını istedi. Talepler arasında ton başına 4.500 rupi alım fiyatı, FRP’nin 4.450 rupiye çıkarılması için Birlik hükümetine baskı yapılması ve SAP’nin uygulanması bulunuyor. Shivakumar, geçen yıl ton başına 250 rupilik ek ödeme kapsamında hükümetin 50 rupilik payını ödediğini, bunun taahhüt edilen katkının %80’ine karşılık geldiğini, ancak şeker fabrikalarının kendi paylarını ödemediğini söyledi. Görüşmelere 81 şeker fabrikasının temsilcileri katılırken Birlik Bakanı Pralhad Joshi başka bir program nedeniyle toplantıda yer almadı. Üretici temsilcileri ayrıca FRP hesaplama yöntemlerinin değiştirilmesini, şeker verimi hesaplarının bağımsız biçimde doğrulanmasını, ödemelerin 15 gün içinde yapılmasını ve gecikmeler için faiz uygulanmasını talep etti. Toplantıda tekrarlanan söz kesmeler ve üreticilerin somut karar talebi görüşmeleri uzattı; bazı BJP milletvekilleri de önceki protestolarda verilen vaatler nedeniyle sorgulanmalarının ardından toplantıdan ayrıldı.

Mısır, Arap Su Konseyi Başkanlığını Ürdün’den Devraldı
Görsel kaynağı: Al-Shorouk · Özgün haber

Mısır, Arap Su Konseyi Başkanlığını Ürdün’den Devraldı

Mısır, Arap Su Konseyi’nin başkanlığını Ürdün’den devraldı. Devir, Kahire Su Haftası ile eş zamanlı düzenlenen konseyin 17. oturumunun açılışında gerçekleşti. Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Hani Süveylim, konsey kararlarının ortak vizyon düzeyinde kalmaması ve finanse edilebilir programlarla projelere dönüştürülmesi çağrısı yaptı. Süveylim, su kıtlığı, iklim değişikliği ve kalkınma ihtiyaçlarının Arap ülkeleri arasında uzmanlık ve kapasite iş birliğini gerekli kıldığını belirtti. Mısır, su hakları için ön bildirim, veri paylaşımı ve önemli zarara yol açmama ilkelerini savunurken suyun baskı veya toplu cezalandırma aracı olarak kullanılmaması gerektiğini söyledi. Kahire ayrıca Nil Havzası ülkeleriyle kuyu açma ve kapasite geliştirme projelerini sürdürecek; 2026 Abu Dabi Birleşmiş Milletler Su Konferansı ile 2027 Riyad Dünya Su Forumu öncesinde su diplomasisini güçlendirmeyi hedefliyor.

Türkiye’nin Romanya Ayçiçeği Alımlarındaki Rolü Artabilir
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye’nin Romanya Ayçiçeği Alımlarındaki Rolü Artabilir

Türkiye, Rusya ve Ukrayna’dan tedarike ilişkin belirsizlikler ile ithalat politikasındaki değişiklikler nedeniyle 2026/27 ticaret sezonunda Romanya ayçiçeği için daha önemli bir pazar haline gelebilir. ABD Tarım Bakanlığı (USDA), Romanya’nın ayçiçeği rekoltesini 2,8 milyon ton olarak tahmin ederken, Türkiye talebinin ihracata ve iç işlemeye ayrılabilecek miktarları doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Türkiye, ayçiçeği tohumu ithalat vergisini 1 Ekim’den itibaren %20’den %12’ye indirdi. Bu tarih, normalde uygulanan 30 Kasım’dan daha erken geldi. Ayrıca Ankara, 2026/27 sezonu için önceki yıllarla aynı düzeyde 1,25 milyon tonluk tarife kontenjanı belirledi. Vergi indirimi ve kontenjan, Karadeniz’de hasat sürerken Türk alıcıların Avrupa havzasından daha erken ürün sözleşmesi yapmasına imkân tanıdı. USDA’ya göre değişikliklerin Romanya ve Bulgaristan piyasalarında etkisi görülmeye başladı ve bu ülkelerden Türkiye’ye daha yüksek ihracat bekleniyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre Romanya, incelenen dönemde AB dışı ülkelere 207.367 ton ayçiçeği tohumu ihraç ederek AB toplamının %81,67’sini oluşturdu. Bulgaristan’ın ihracatı ise 29.615 ton oldu. Türkiye aynı dönemde AB genelinden 206.307 ton ayçiçeği tohumu aldı ve AB ithalatçıları arasındaki payı %81,2’ye ulaştı. Türkiye’den gelen talep, Romanyalı üreticiler için hasadı değerlendirmede alternatif oluşturabilir; ancak bu ilgi otomatik olarak daha yüksek fiyat anlamına gelmiyor. Fiyatlar Ukrayna ve Bulgaristan ürünleriyle rekabete, lojistik maliyetlerine ve Romanya’daki işleme fabrikalarının talebine bağlı olacak. Nihai seviyeyi ayrıca Türkiye’nin alım hızı ile Ukrayna ürününün bulunabilirliği belirleyecek. Kaynakta verilen DAP ve CIF fiyatları farklı teslim koşullarına ait olduğu için çiftçi teslim fiyatlarıyla doğrudan karşılaştırılamıyor.

Letonya, Rus Tahılının Başlıca Transit Rotalarından Biri Oldu
Görsel kaynağı: Digi24 · Özgün haber
Veri haberi

Letonya, Rus Tahılının Başlıca Transit Rotalarından Biri Oldu

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Letonya, Rusya’dan çıkan tahılın taşındığı ilk beş ülke arasına girdi. Rus tahıl piyasasını izleyen ProZerno şirketine göre temmuz-ekim döneminde yaklaşık 431.700 ton tahıl Letonya üzerinden taşındı. Sevkiyatlar, Rusya ile Letonya arasındaki siyasi gerilime rağmen sürdü. Rusya, ana ihracat koridoru olan Azak ve Karadeniz havzalarındaki taşımaların ağustos ortasında büyük ölçüde engellenmesinin ardından rotalarını yeniden düzenliyor. Derin suya sahip Baltık limanları, özellikle buğday ihracatında başlıca çıkış yolu haline gelirken, Rusagrotrans verilerine göre Baltık rotası eylül ayında Rus tahıl ihracatının %65’ini oluşturdu. Taşımalar hem Rusya’nın Baltık Denizi limanlarından hem de Baltık ülkelerinin limanlarından, özellikle Letonya üzerinden yapılıyor. Estonya Rus tahılının kendi topraklarından transit geçişini yasaklarken, üç Baltık ülkesi Rus tahılının Avrupa Birliği üzerinden transit taşınmasının yasaklanmasını önerdi. Hazar Denizi üzerinden sevkiyatlar da artarken, İran temmuz-ekim döneminde 1,716 milyon tonla Rus tahılının en büyük alıcısı oldu.

Fas, 2031’e kadar 1,8 Milyar M³ Arıtılmış Su Hedefliyor
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas, 2031’e kadar 1,8 Milyar M³ Arıtılmış Su Hedefliyor

Fas hükümeti, su güvenliğini güçlendirmek amacıyla deniz suyu arıtma tesislerinin gerçekleştirilmesini hızlandırmayı planlıyor. Hükümet programında, 2031 ufkunda 1,8 milyar m³ arıtılmış suyun seferber edilmesi hedefleniyor. Hedef, Fatima Ezzahra El Mansouri’nin 19 Ekim Pazartesi günü Parlamento’nun iki kanadında sunduğu programdaki yönelimler arasında yer aldı. Arıtma yatırımları, ulusal su tedarikini çeşitlendirmeyi amaçlayan daha geniş bir altyapı stratejisinin parçası olarak ele alınıyor. Bu kapsamda kurak, yarı kurak ve dağlık bölgelerle vahalardaki barajların güçlendirilmesi, gerektiğinde havzalar ve bölgeler arasında su transferi yapılması öngörülüyor. Hükümet, bu transferlerde bölgelerin su dengesinin korunacağını belirtiyor. Ancak açıklanan 1,8 milyar m³’lük hedefin tamamı sulamaya ayrılmış değil. Kullanım alanlarına göre dağılım, sulamaya hizmet verecek tarım arazilerinin büyüklüğü ve ek suyun hangi üretim havzalarına ulaşacağı belirtilmedi. Bu nedenle mevcut duyuru, tarım işletmeleri için belirli bir ölçekte yeni su mevcudiyetini ortaya koymuyor. Hükümet ayrıca uzun vadeli su politikasının stratejik çerçevesi olacak Ulusal Su Planı’nı hazırlayacağını duyurdu. Tarımsal etkilerin değerlendirilebilmesi için tesislerin konumu, su sağlama takvimi, sulamaya ayrılacak hacimler ve fiyatlandırmanın proje bazında netleşmesi gerekiyor.

Şili’de Sulama Sezonu Öncesi Barajlardaki Su Miktarı %26,8 Arttı
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Sulama Sezonu Öncesi Barajlardaki Su Miktarı %26,8 Arttı

Şili Su Genel Müdürlüğünün (DGA) 13 Ekim 2026 tarihli hidro meteoroloji bültenine göre, ülkenin dokuz bölgesine yayılan 25 başlıca barajda 7.609 milyon metreküp su depolandı. Bu miktar, bir yıl önce kaydedilen 6.001 milyon metreküpe göre %26,8 artış anlamına geliyor. Barajların %64’ü öncelikle sulama, %12’si içme suyu, %16’sı elektrik üretimi, %8’i ise elektrik üretimi ve sulama amacıyla kullanılıyor. Artış, meyve bahçeleri ve diğer tarımsal üretim alanlarında su talebinin yükseldiği sulama sezonu öncesinde kaydedildi. Bununla birlikte, ülke geneli için olumlu görünen tablo havzalar arasında aynı seviyede değil. Coquimbo Bölgesi’nde izlenen sekiz barajdan Recoleta, Cogotí, Culimo, El Bato ve Corrales %100 doluluğa ulaştı ve taşkınla su boşaltıyordu. Bölgenin en büyük barajı La Paloma’da 514 milyon metreküp su depolandı ve doluluk %69’a çıktı; bu değer Ekim 2025’teki 86,1 milyon metreküplük seviyenin oldukça üzerinde kaldı. Elqui havzasındaki Puclaro da 102,6 milyon metreküp ve %49 doluluğa yükseldi. Coquimbo’daki toparlanma bütün barajlara eşit yansımadı. Elqui havzasındaki La Laguna Barajı %36 dolulukta, 13,8 milyon metreküp suyla kaldı. Bu nedenle üreticilerin fiili suya erişimi yalnızca bölge toplamlarına değil, her havzanın durumuna, su yönetimi kararlarına ve ilkbahar-yaz dönemindeki kar erimesi ile tüketime bağlı olacak. Valparaíso’da da benzer bir ayrışma görüldü: İçme suyu tedariki açısından önemli Los Aromos %100 dolulukla 35 milyon metreküpe ulaşırken, Peñuelas %17 dolulukta ve 16,4 milyon metreküpte kaldı. Diğer bölgelerde El Yeso Barajı Metropolitan Bölgesi’nde %65 dolulukla 143,5 milyon metreküp su tuttu. O’Higgins’te sulama açısından önemli Convento Viejo %93 dolulukla 221,5 milyon metreküpe, elektrik üretimine ağırlık veren Rapel ise %87 dolulukla 602,2 milyon metreküpe ulaştı. Maule’de beş baraj toplam 2.532,3 milyon metreküp suyla toplam kapasitenin %78,89’unu doldurdu; Ñuble’de tarımsal kullanımlı Coihueco %88 dolulukta kaldı. Biobío’daki üç barajın toplamı 2.879,8 milyon metreküp olurken, sulama ve elektrik üretimiyle bağlantılı Lago Laja %29 dolulukta kaldı; Ralco %98, Pangue %99 seviyesine çıktı. Yağış verileri de genel olarak olumlu bir görünüm sundu. DGA’nın değerlendirdiği 77 yağış istasyonunun 56’sında 1991-2020 tarihsel ortalamasına göre fazla yağış kaydedildi. Kuzey makro bölgede incelenen 22 istasyonun tamamı tarihsel ortalamanın üzerinde kaldı. Kar örtüsünde ortalama %93’lük fazlalık görülmesine rağmen Valparaíso’dan Biobío’ya kadar bazı bölgelerde açıklar ve yerel farklılıklar sürdü.

Suriye Zeytinyağı Küresel Pazarda Rekabet Gücünü Koruyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye Zeytinyağı Küresel Pazarda Rekabet Gücünü Koruyor

Suriye zeytinyağı, yerel ve dış pazarlardaki itibarı, kimyasal özellikleri ve zengin yerel çeşitliliği sayesinde küresel pazarda güçlü bir rakip olarak değerlendiriliyor. Suriye Tarım Bakanlığı Zeytin Bürosu Müdürü Muhammed Kavas, ülkenin Akdeniz havzasında zeytin yetiştiriciliği ve zeytinyağı üretiminin en eski merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Surani, Kaysi, Hudayri ve Duhaybli gibi çeşitlerin farklı özellik ve aromalara sahip olduğu aktarıldı. Kavas, incelenen çeşitlerin çoğunda tekli doymamış yağ asidi olan oleik asit oranının yaklaşık %70 veya daha fazla olduğunu söyledi. Bazı çeşitlerin yağlarında bulunan doğal fenolik bileşikler ve tokoferollerin antioksidan özellikleriyle ürünün besin ve sağlık değerine katkı sunduğu belirtildi. Hasat, depolama ve sıkımın uygun yöntemlerle yapılması halinde yağın düşük serbest asitlik ve peroksit değerleri, ultraviyole emilim ölçümleri ile duyusal özellikler bakımından natürel sızma zeytinyağına ilişkin uluslararası standartları karşıladığı ifade edildi. Üretici şirket yöneticisi Safvan Kayruz, Suriye zeytinyağının başlıca alıcılarının Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Umman'ın yanı sıra Avrupa ülkelerindeki tüccarlar, bireyler ve işletmeler olduğunu söyledi. Kayruz, Türkiye'ye de büyük miktarlarda ihracat yapıldığını belirtti. Ancak ihracat sektörünün yaptırımlar ve ekonomik abluka nedeniyle yaklaşık 14 yıl boyunca dünyayla neredeyse tamamen kopuk kaldığını, güncel sorunlar arasında banka akreditiflerinin aksaması ve küresel banka hesaplarının alınamamasının bulunduğunu kaydetti. Kayruz, sektörün desteklenmesi için hükümetin yanı sıra ticaret, sanayi ve tarım odalarının uluslararası anlaşmaların ve fuarların düzenlenmesinde daha etkin rol üstlenmesini istedi. İdlib ve Afrin gibi bölgelerde üretilen yağın özgün aroma ve tadıyla İspanyol, Tunus ve Fas yağlarıyla yarıştığını belirten Kayruz, bu konumun güçlenmesi için ambalajlama sektörünün geliştirilmesi ve ihracatı destekleyen ekonomik ortamın sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Tarım Bakanlığı, mevcut sezonda Suriye'de zeytin meyvesi üretiminin ilk tahminini 954 bin 730 ton olarak açıkladı. Üretimin %20'sinin sofralık zeytine, %80'inin ise yağlık sıkıma ayrılması ve yaklaşık 190 bin 946 ton zeytinyağı elde edilmesi bekleniyor.

Rus Un İhracatında Lojistik Krizle Rekor Beklentisi
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Rus Un İhracatında Lojistik Krizle Rekor Beklentisi

Azak ve Karadeniz limanlarından tahıl sevkiyatının durması, Rus un üreticileri için yeni ihracat fırsatları oluşturuyor. Agropolis Saburovo’nun kurucusu Aleksandr Polyakov, 2026/27 sezonunda Rusya’nın un ve öğütülmüş ürün ihracatının rekor düzey olan 1,5 milyon tona ulaşabileceğini öngördü. Polyakov, Rus şirketlerinin ortaya çıkan yeni pazarlardan yararlanması gerektiğini söyledi. Polyakov’a göre güney Rusya limanlarındaki lojistik kriz ihracat hacmini sınırlasa da Rus üreticilerin Orta Asya, Afrika ve Orta Doğu pazarlarındaki konumunu güçlendirebilir. Bu değerlendirmeye göre Türkiye ve Mısır, ucuz Rus tahılı tedarik edemedikleri için fiyat avantajını kaybediyor. Türk işleyicilerin durumunun liranın seyri nedeniyle daha da zorlaştığı, dünya piyasasının ise Kazakistan’daki tahıl rekoltesi düşüşünden etkilendiği belirtildi. Rusya Tarım Bakanlığı, un ve öğütülmüş ürün ihracatı için yıllık 2 milyon tonluk yeni bir hedef belirledi. Bu beklentide Çin’e yapılan sevkiyat artışının etkili olduğu bildirildi. İKAR verilerine göre Çin, 2025/26 sezonunda Rusya’dan 121 bin ton un alarak ilk sıraya çıktı; önceki sezonda bu miktar 71 bin tondu. Türkmenistan da 104 bin tonluk ithalatla önde gelen alıcılar arasında yer aldı; Afganistan ve Irak da başlıca pazarlar olarak sıralandı. İKAR, Rusya’nın 2025/26 sezonundaki un ve öğütülmüş ürün ihracatını 500 bin ton olarak tahmin etti. Sektör birliği ise mevcut takvim yılında ihracatın, önceki yılki 529 bin ton seviyesinde kalmasını bekliyor. Agropolis Saburovo, 2026’da yaklaşık 110 bin ton ürün ihraç ederek 2023’teki 100,4 bin tonluk rekorunu aşmayı planlıyor. Şirketin Baltık Denizi’ndeki, yıllık 100-150 bin ton tahıl yükleme kapasiteli terminali un ürünlerinin elleçlenmesine yönlendirildi.

Fas’ta Sulama Suyunun Tuzluluğu Tarımsal Üretim İçin Önemli Bir Kısıt
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ta Sulama Suyunun Tuzluluğu Tarımsal Üretim İçin Önemli Bir Kısıt

Fas’ın Souss-Massa, Haouz ve diğer sulama havzalarında sulama suyunun tuzluluğu, tarımsal üretim açısından önemli bir kısıt oluşturuyor. Su kaynaklarının miktarı kadar kalitesinin de dikkate alınması gerektiği belirtilirken, elektriksel iletkenliği yüksek suyun hassas bitkilerde su alımını bozabileceği ve kök bölgesinde tuz birikimini artırabileceği aktarılıyor. Bununla birlikte tuzlu su, bileşimine, yetiştirilen bitkinin toleransına, toprağın özelliklerine ve drenaj kapasitesine bağlı olarak her durumda sulamaya elverişsiz sayılmıyor. Kurak veya yarı kurak bölgelerde sulama çoğu zaman üretimin temel koşullarından biri olurken, sulama suyu toprağa sodyum, kalsiyum, magnezyum, klorür, sülfat ve bikarbonat gibi çözünmüş iyonlar taşıyor. Su bitki kökleri tarafından alındığında veya buharlaştığında tuzların bir bölümü toprakta kalıyor. Yeterli yıkanma gerçekleşmezse kök bölgesindeki tuz yoğunluğu artıyor ve toprak nemli görünse bile bitkilerin suyu alması zorlaşabiliyor. Bu nedenle üreticilerin kendi kuyu, ortak şebeke veya farklı kaynakların karışımından oluşan suyu temsil edecek analizlere ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor. Makalede, Fas’taki İssen sulama alanının yer altı suları üzerine Faslı araştırmacıların yürüttüğü bir çalışmaya da yer veriliyor. 2013 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilen üç kampanyada 36 kuyudan alınan örneklerin incelendiği çalışmada, incelenen noktaların %11’inde elektriksel iletkenliğin 3 dS/m’nin üzerinde olduğu belirlendi. Irrigation and Drainage dergisinde 2018’de yayımlanan bu sonuçlar, sulama kaynaklarının tek tip değil, farklı kalite düzeylerine göre yönetilmesi gerektiğine işaret ediyor; ancak çalışma, 2026’da Souss-Massa’daki bütün işletmelerin durumunu göstermiyor. Su kalitesinin ilk değerlendirmesinde kullanılan elektriksel iletkenlik (CE), çözeltinin elektrik akımını iletme kapasitesini ve genel mineralizasyon düzeyini gösteriyor. Ancak aynı iletkenlik değerine sahip iki suyun kimyasal bileşimi ve tarımsal riski farklı olabilir. FAO’nun Ayers ve Westcot tarafından hazırlanan sınıflandırmaları, evrensel yasal sınırlar değil, belirli agronomik koşullarda kullanım kısıtının derecesini değerlendiren referanslar olarak tanımlanıyor. Ayrıca sulama suyunun ECw değeri ile toprağın doymuş macun özütü olan ECe ayrı ölçümler; bu nedenle sulama suyunda 2 dS/m ölçülmesi, toprakta da aynı değerin oluşacağı anlamına gelmiyor.

Tuz Gölü'nde Kuraklık ve Tarımsal Su Kullanımı Alarm Veriyor
Görsel kaynağı: Mediafax · Özgün haber
Veri haberi

Tuz Gölü'nde Kuraklık ve Tarımsal Su Kullanımı Alarm Veriyor

Türkiye'nin merkezindeki Tuz Gölü'nde su seviyesi, geçmişte suyla kaplı olan tuz düzlüklerinde ziyaretçilerin yürüyebileceği kadar geriledi. Ankara'nın yaklaşık 150 kilometre güneyinde bulunan sığ göl, yaz döneminde neredeyse tamamen kuruma noktasına geldi. Normal derinliği yaklaşık 50 santimetre olan Tuz Gölü, düşük yağış dönemlerine karşı özellikle savunmasız durumda. Su kaybının nedeni yalnızca hava koşulları değil. Konya havzasında tarım için yeraltı sularının yoğun kullanılması, kuraklığın etkilerini artırıyor ve gölü besleyebilecek su miktarını azaltıyor. Ankara'daki Middle East Technical University araştırmacılarının iki yıl önce yaptığı bir çalışmaya göre, havzaya düşen yağışın yalnızca %3'ü Tuz Gölü'ne ulaşıyor. Bölgenin düşük yağış alması ve belirgin su stresi yaşaması da göldeki gerilemeyi ağırlaştırıyor. Su miktarındaki azalma, Türkiye'nin flamingolar için en önemli üreme alanlarından biri olan göldeki canlı yaşamını da tehdit ediyor. Beş yıl önce su açığı tuzluluğun artmasına yol açmış ve Tarım Bakanlığına göre yaklaşık 1.000 flamingo yavrusu ölmüştü. Tuz Gölü aynı zamanda Türkiye'nin başlıca tuz kaynağı; ülkenin yıllık tuz üretiminin yaklaşık üçte ikisini sağlıyor. Tuz çıkarma faaliyetleri bölge topluluklarına istihdam sağlarken, gölün tuz düzlükleri ve sığ sularının gün batımındaki yansımaları turistleri çekiyor.

Bulgaristan’da Tahıl İhracatı İçin Gemi Trafiği Aksıyor
Görsel kaynağı: Mediapool · Özgün haber

Bulgaristan’da Tahıl İhracatı İçin Gemi Trafiği Aksıyor

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Ulusal Tahıl Üreticileri Birliği Başkanı İliya Prodanov, bazı gemilerin Bulgaristan limanlarına gitmeyi reddettiğini, bazılarının ise gelişlerini geciktirerek Karadeniz’in güneyinde beklediğini söyledi. Prodanov, Bulgaristan’ın ihraç etmesi gereken 5 milyon ton buğday bulunduğunu belirtti. Kaynakta, bu yeni eğilimin Bulgaristan suları yakınında dört geminin batmasının ardından gözlendiği aktarılırken, gemilerin seferleri reddetmesiyle batma olayları arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurulmadı. Prodanov’a göre dünya buğday üretimi yaklaşık 800 milyon ton, uluslararası ticarete konu olan miktar ise 200 milyon ton. Bu ticaret hacminde Rusya’nın payı 50 milyon ton, Ukrayna’nın 20 milyon ton, Romanya’nın yaklaşık 10 milyon ton, Bulgaristan’ın 5 milyon ton ve Kazakistan’ın 10 milyon ton olarak veriliyor. Bulgaristan’ın mevcut buğdayını ihraç edebilmesi için gemilerin normal seferlerine dönmesi gerektiği, aksi halde ürünün elde kalabileceği ifade ediliyor. Deniz taşımacılığındaki maliyet baskısı da arttı. Prodanov, Ukrayna’daki savaşın başlamasından bu yana Karadeniz havzasından tahıl taşıma ücretinin beş-altı kat yükseldiğini söyledi. Bulgaristan’ın Karadeniz limanlarına alternatif olarak Yunanistan üzerinden demiryoluyla ihracat yapması gündeme gelse de ülkenin bu miktarı taşıyacak altyapıya sahip olmadığı belirtildi. Yunanistan sınırında kullanılabilecek geçiş noktalarının bir veya iki olduğu ve demiryolu bağlantısının kötü durumda bulunduğu kaydedildi. Prodanov, kısa vadede Bulgaristan limanlarına deniz ulaşımının güvenliğinin sağlanmasını, uzun vadede ise Yunanistan üzerinden alternatif ihracat güzergâhı oluşturulmasını önerdi. İhracatın aksaması halinde yeni hasadın yüksek devreden stokla karşılanabileceği, iki hasadın ürününü depolamak için yeterli kapasite bulunmadığı ve bu durumun fiyatlar ile depolama imkânlarını olumsuz etkileyebileceği belirtildi. Prodanov ayrıca, olası arz açığının dünya piyasalarında fiyatları yükseltebileceğini, ürünün Karadeniz havzasında kalmasının ise bölge fiyatlarını ters yönde etkileyebileceğini söyledi.

Fas’ın Su Politikası Roma’daki Dünya Gıda Forumu’nda Sunuldu
Görsel kaynağı: Libération Maroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ın Su Politikası Roma’daki Dünya Gıda Forumu’nda Sunuldu

Fas’ın su politikası, WFF-2026 olarak anılan Dünya Gıda Forumu kapsamında Roma’da düzenlenen üst düzey su diyaloğunda sunuldu. Fas Ekipman ve Su Bakanlığı Su Genel Müdürü Salaheddine Dahbi, su kaynaklarının yönetimini ulusal egemenlik ve su stresi karşısında dayanıklılık meselesi olarak tanımladı. Dahbi, politikanın herkese içme suyu sağlamayı ve ülke genelindeki sulama ihtiyaçlarının en az %80’ini karşılamayı hedeflediğini belirtti. Dahbi’nin aktardığına göre sulamalı tarım, Fas’taki su talebinin %80’inden fazlasını ve tarımsal ihracatın %75’inden fazlasını oluşturuyor. Buna karşılık ülkede kişi başına yıllık su mevcudiyeti 600 metreküpün altında bulunuyor; Fas ayrıca art arda yedi yıllık kuraklık döneminin ardından su kaynakları üzerindeki baskıyla karşı karşıya. Su yönetiminin amacı, üretim ve gıda temini için suya erişimin yanı sıra herkes için güvenli ve eşitlikçi erişimi güvence altına almak olarak ifade edildi. Fas’ın 2050 ufuklu Ulusal Su Planı projesi; barajlar, havzalar arası su transferleri, deniz suyunun arıtılması ve arıtılmış atık suyun yeniden kullanılması gibi kaynakların birlikte değerlendirilmesine dayanıyor. Yaklaşımda su muhasebesi, uzaktan algılama, su çekimlerinin ölçülmesi, kuraklık yönetimi ve yönetişime eşlik eden iklim finansmanı da yer alıyor. Dahbi, ülkenin özellikle Afrika ülkeleriyle Güney-Güney işbirliği çerçevesinde deneyim paylaşmaya hazır olduğunu söyledi.

Moldova’da Ayçiçeği Tohumu İhracatı Arttı, Lojistik Maliyetleri Üretici Gelirini Sınırladı
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldova’da Ayçiçeği Tohumu İhracatı Arttı, Lojistik Maliyetleri Üretici Gelirini Sınırladı

Moldova, Temmuz-Eylül 2026 döneminde 60,5 bin ton ayçiçeği tohumu ihraç etti. İhracat hacmi 2025’in aynı dönemine göre %9,5 artarken, ihracat değeri 719,3 milyon Moldova leyine yükseldi ve yıllık artış %19,6 oldu. Ortalama ihracat fiyatı da 11,89 ley/kg’ye çıkarak geçen yılın aynı dönemindeki 10,89 ley/kg seviyesinin %9,2 üzerine çıktı. Buna karşın fiyat artışı tarım üreticilerinin gelirlerine aynı ölçüde yansımadı. Taşıma tarifeleri geçen yıla göre iki katına çıktı ve ihracat sözleşmelerinin çoğunda ürünün alıcıya kadar teslim edilmesi, fiyat farkının önemli bölümünün lojistik giderlerine gitmesine neden oldu. Bu nedenle çiftlik kapısındaki net fiyatın önceki sezona yakın kaldığı belirtildi. İhracatın yaklaşık %85’i Türkiye ve Romanya’ya yapıldı. Türkiye 27,6 bin tonla başlıca varış noktası olurken, Romanya’ya 23,8 bin ton gönderildi. Polonya ve Almanya’ya yapılan sevkiyatlarda ise gıda ve şekerleme sanayisine yönelik tohumların payı nedeniyle, yağ işleme amacıyla gönderilen ürünlere kıyasla daha yüksek fiyatlar görüldü. Karayolu taşımacılığı, 37,2 bin ton ve toplam ihracatın %61,5’iyle ana taşıma yöntemi oldu. Eylül ayında Giurgiulești Limanı üzerinden 22,6 bin ton sevk edildi. Ancak Tuna Nehri’ndeki su seviyesinin yaklaşık 4 metreye düşmesi nehir taşımacılığını sınırladı; Karadeniz havzasındaki güvenlik riskleri ve düşük mavna bulunabilirliği de maliyetleri artırdı. Bazı tüccarların alım sözleşmeleri bulunmasına rağmen ürünlerin çiftçi depolarında kaldığı ve bu durumun yeni alımları yavaşlattığı aktarıldı.