ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

8 haber · Sayfa 1

Ontario'da Mısır Tarlalarında Otonom Azot Robotları Test Ediliyor
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber
Veri haberi

Ontario'da Mısır Tarlalarında Otonom Azot Robotları Test Ediliyor

Kanada'nın Ontario eyaletindeki Schaus Land and Cattle Company, mısırda azot kullanımını azaltırken verimi koruma veya artırma potansiyelini değerlendirmek için otonom azot uygulama robotlarını test ediyor. Ken Schaus, Bruce County'deki çiftliğinde iki Upside Robotics Gen 5 robotunu büyüme sezonu boyunca kullanarak teknolojinin azot verimliliği, kârlılık ve sürdürülebilirliğe katkısını inceliyor. Bruce ve Grey ilçelerinde faaliyet gösteren 4.000 akrelik aile işletmesindeki ilk yıl denemesi 85 akreyi kapsıyor. Bunun 65 akresinde robotlar, 20 akresinde ise işletmenin geleneksel gübreleme programı kullanılıyor. Robotlar, mısır sıraları arasında daha küçük miktarlarda besin uyguluyor; merkezi istasyona dönerek otomatik biçimde dolum ve şarj oluyor. İşletmenin gübre ve kompost kullanımı, mısırın ne kadar azota ne zaman ihtiyaç duyduğunun belirlenmesini önemli bir yönetim konusu haline getiriyor. Schaus, robotlu alanlarda güçlü kök gelişimi, sağlıklı yaprak örtüsü ve sezon sonuna kadar canlı büyüme gözlemlediğini, geleneksel uygulamadaki bazı bitkilerde görülen azot eksikliği belirtilerine robotlu alanlarda rastlamadığını belirtiyor. Hasatta verimler karşılaştırılacak ve mısırın önemli bölümü sığır rasyonlarında kullanıldığı için nişasta testi yapılacak. Schaus ayrıca, besin zamanlamasının fark yaratabileceği alanlarda üretimin akre başına 15-20 bushel artabileceğini düşünüyor.

Uzman: Rejeneratif Tarım Uygulamaları Göstergelerle Ölçülmeli
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber

Uzman: Rejeneratif Tarım Uygulamaları Göstergelerle Ölçülmeli

Rejeneratif tarımın yalnızca kullanılan uygulamaların listelenmesiyle tanımlanamayacağı, üretim alanında hangi sonuçların ortaya çıktığının göstergelerle izlenmesi gerektiği belirtildi. Vitalforce Üst Yöneticisi Sheilla Albuquerque, rejeneratif tarımın verimlilik, iklim, finansman, tedarik zincirleri ve tarımın geleceğiyle bağlantılı olarak önem kazandığını söyledi. Albuquerque’ye göre bundan sonraki aşama, hangi unsurların gerçekten yenilendiğini ve bu değişimin çiftlikte ne sonuç verdiğini uygulamada ortaya koymak. Uzman, doğrudan ekim, münavebe, toprak örtüsü, üretim sistemlerinin entegrasyonu, biyolojik girdilerin kullanımı ve suyun korunmasının rejeneratif sürece katkı sağlayabileceğini belirtti. Ancak bu araçların benimsenmesi, bir alanın kendiliğinden rejeneratif hale geldiğini kanıtlamıyor. Albuquerque, teknoloji seçimine geçmeden önce üretim alanındaki temel sorunun anlaşılması gerektiğini; aksi halde yatırımların asıl sınırlamayı çözmeden yapılabileceğini ifade etti. Albuquerque’ye göre toprak değerlendirmesinde yalnızca kimyasal verimlilik göstergelerine veya bitki örtüsüne odaklanmak eksik sonuçlara yol açabilir. Kimyasal analizler iyi besin düzeyleri gösterse bile toprakta sıkışma, düşük su sızması veya kök gelişimini sınırlayan koşullar bulunabilir. Benzer şekilde, iyi bitki örtüsü besin dengesizliklerini ya da düşük biyolojik etkinliği gizleyebilir. Kuraklık, aşırı sıcak veya yoğun yağış dönemlerinde toprak yapısı, kök derinliği, örtü ve su depolama kapasitesi bitkinin stres karşısındaki tepkisini etkiliyor. Bu nedenle değişimin toprakta, kaynak kullanımında, bitki tepkisinde ve üretim istikrarında birlikte ölçülmesi gerekiyor.

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor

Güney Afrika’daki süt ve besi işletmelerinde temel kaba yem kaynaklarından biri olan mısır silajının gerçek değerinin, yalnızca yüksek hacimle değil, enerji yoğunluğuyla değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Pannar Seed saha agronomisti Kerry Rowlands, üreticilerin besleme programlarında kuru madde ile nişasta arasındaki dengeye odaklanarak silajın yem verimliliğini artırabileceğini ve pahalı ticari yem katkılarına olan ihtiyacı azaltabileceğini ifade ediyor. Yüksek değerli silaj üretimi, ekimden önce toprak koşullarının yönetilmesiyle başlıyor. Özellikle toprak altı asitliğinin giderilmesi ve potasyum düzeylerinin dengelenmesi önem taşıyor; çünkü bütün bitkinin hasadı, yalnızca dane hasadına kıyasla topraktan daha fazla besin kaldırıyor. Hibrit seçiminde ise biyokütle miktarı, dane potansiyeli pahasına artırılmamalı. Rowlands’a göre dane, mısır silajının enerji değerinin %65’ine kadarını sağlayabildiği için yüksek dane verimi sunan hibritler silaj için de uygun seçenekler olabilir. Silajlık mısırda ekim sıklığı, biyokütleyi yükseltmek amacıyla dane üretimine göre genellikle %10 ila 30 daha yüksek tutuluyor. Ancak bitkilerin ışık ve besinler için aşırı rekabet etmesi koçanların küçülmesine ve nişasta yoğunluğunun azalmasına yol açabiliyor. Düzgün çıkış için toprak sıcaklığının sürekli 15°C’nin üzerinde olması ve yeterli nem bulunması gerekiyor. Kuraklık, besin eksikliği ve yaprak hastalıkları ise kök gelişimini, dane dolumunu ve nihai yemin enerji kalitesini düşürebiliyor. Hasat sonrasında da uygulama hataları silajın değerini azaltabiliyor. Sıkıştırma ve kapatma işlemlerinin dikkatle yapılması, bunker veya balyaya oksijen girmesini önlemek açısından kritik. Hava girişi maya ve küf oluşumuna, bozulmaya ve önemli yem kayıplarına neden olabiliyor. Bu nedenle yüksek kaliteli mısır silajı; toprak hazırlığı, hibrit seçimi, bitki sağlığı, hasat, sıkıştırma ve depolama aşamalarının tamamında doğru uygulamaya bağlı bulunuyor.

Yeşil Biber İçin Toprak Hazırlığında Kök Bölgesi ve Yükseltilmiş Yatak Önerisi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Yeşil Biber İçin Toprak Hazırlığında Kök Bölgesi ve Yükseltilmiş Yatak Önerisi

Yeşil biber yetiştiriciliğinde yüksek ve kaliteli verim için toprağın önceden değerlendirilmesi ve bitkinin ihtiyaçlarına uygun hazırlanması gerekiyor. Kök sisteminin büyük bölümü toprağın üst 40–45 santimetrelik tabakasında bulunduğu için amaç yalnızca toprağı gevşetmek değil; köklerin serbestçe gelişebileceği, yeterli oksijen alabileceği ve su ile besin maddelerini etkili biçimde kullanabileceği bir ortam oluşturmak. Toprak işleme yöntemi, toprağın tipine ve kil içeriğine göre seçilmeli; bütün arazilerde aynı uygulamaya başvurulmamalı. Kumlu topraklarda sıkışma ve erozyonun azaltılması, nemin korunması ve suyun hızlı geçişinin dikkate alınması gerekiyor. Ağır tınlı ve killi topraklarda ise yüzeyde sert kabuk oluşumunu azaltmak ve hava-su dolaşımını iyileştirmek önem taşıyor. Bu toprakların aşırı ıslakken işlenmesi, yapının bozulmasına ve sıkışmaya neden olabilir. Kaynakta, yeşil biber üretimi için arazinin doğal eğimi dikkate alınarak yükseltilmiş yataklar kurulması öneriliyor. Bu yataklar fazla suyun uzaklaştırılmasına, kök bölgesinde su birikmesinin azaltılmasına ve köklere oksijen ulaşımının iyileştirilmesine yardımcı olabilir. Yatakların yüksekliği ve genişliği; toprak tipi, arazi eğimi, drenaj durumu ve sulama sistemine göre belirlenmeli; özellikle suyun zor aktığı arazilerde bu yöntem değerlendirilmelidir.

Danimarka’daki Deneme Buğdayda Hektar Başına 20 Tonu Hedefliyor
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Danimarka’daki Deneme Buğdayda Hektar Başına 20 Tonu Hedefliyor

Danimarka’nın Stevns bölgesinde yürütülen kışlık buğday denemesinde hektar başına 20 ton verime ulaşılması hedefleniyor. AgroPro Direktörü ve danışmanı Vagn Lundsteen’in yürüttüğü çalışmada, mevcut dünya rekorunun arkasındaki Champion ile daha yeni İngiliz çeşidi KWS Aintree kullanılıyor. Lundsteen, KWS Aintree’nin daha yüksek verim potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. Denemenin temelini, her bitkiye güçlü ve derin bir kök sistemi geliştirebileceği alanı sağlama yaklaşımı oluşturuyor. Toprak ekim öncesinde Horsch Focus ile işlenirken tripl süperfosfat yaklaşık 25 santimetre derine yerleştirildi. Bu uygulamayla köklerin aşağı doğru gelişmesi ve bitkilerin su ile besin maddelerine erişiminin desteklenmesi amaçlanıyor. Tohumlar Horsch Pronto ile 15 santimetre sıra aralığı ve sıra üzerinde 6 santimetre aralıkla ekildi; tohum miktarı da normalin yaklaşık yarısına düşürüldü. Böylece metrekare başına yaklaşık 100 bitki kurulması ve her bitkinin daha fazla gelişme alanına sahip olması hedefleniyor. Lundsteen, verim potansiyelinin son bölümünün uzun başaklar ve iyi gelişmiş çok sayıda taneden gelebileceğini değerlendiriyor. WekoAgro Machinery ürün uzmanı Kristian Thomsen ise hassas ekimin, verimden ödün vermeden tohum miktarını azaltmaya yardımcı olabileceğini ve besin maddesinin derine yerleştirilmesinin kök gelişimini yönlendirebileceğini söylüyor. Denemede sonbaharda aşırı büyümeden kaçınılması, bitki yoğunluğunun ilkbaharda kademeli olarak geliştirilmesi planlanıyor. Gübrelemenin büyük bölümünün ilkbaharda, yaklaşık iki haftada bir yapılması öngörülüyor. Ancak sık bitki dokusu ve erken dönemde hızlı biyokütle gelişimi yatma riskini artırabilir. Hedefe ulaşılıp ulaşılmayığı hasatta belli olacak; hava, kıştan çıkış ve ilkbahar-yaz dönemindeki besin erişimi belirleyici olacak.

Buğday ve Arpa Ekimi İçin Yüksek Verimde Üçlü Yaklaşım
Görsel kaynağı: Večernje novosti · Özgün haber
Veri haberi

Buğday ve Arpa Ekimi İçin Yüksek Verimde Üçlü Yaklaşım

Buğday ve arpa ekiminde gelecek yaz yüksek ve kaliteli verim hedefi için toprak hazırlığı, dengeli gübreleme ve kaliteli tohum kullanımının birlikte planlanması öneriliyor. Ekim zamanının da hava koşullarına bağlı olarak ekim ayından kasım ortasına kadar uzanan uygun agroteknik döneme göre belirlenmesi tavsiye ediliyor. Temel toprak işlemesinin ekimden önce zamanında yapılması ve toprağın dinlenip oturmasına fırsat verilmesi isteniyor. Sürüm için 25–30 santimetre derinlik önerilirken, ekimden birkaç gün önce diskleme, tırmıklama veya ekim yatağı hazırlayıcısı kullanılarak yüzeyde düz ve kırıntılı bir yapı oluşturulması gerekiyor. Bu yapının düzgün çıkış, kök gelişimi ve kışın düşük sıcaklıklara dayanıklılık açısından yararlı olduğu belirtiliyor. Sonbaharda gelişip kardeşlenen buğday ve arpa için gübrelemede fosfor ve potasyuma ağırlık verilmesi, ancak uygulamanın agro kimyasal toprak analizine göre belirlenmesi öneriliyor. Analiz sonucuna bağlı olarak azotu daha düşük, fosfor ve potasyumu öne çıkan NPK, yani azot-fosfor-potasyum, formülasyonları; 8:16:24 veya 15:15:15 gibi seçenekler değerlendirilebiliyor. Fosfor güçlü kök gelişimi ve dona dayanıklılıkla, potasyum ise sapın sağlamlığı ve yatmaya karşı dirençle ilişkilendiriliyor. Azotun sonbaharda daha düşük miktarda uygulanması isteniyor. Üreticilerin kontrol edilmemiş ticari tane yerine beyanlı ve sertifikalı tohum seçmesi tavsiye ediliyor. Sertifikalı tohumun yüksek çimlenme, çeşit saflığı ve bitki sağlığı sağladığı; fungisitlerle ilaçlanmasının da başlangıç döneminde hastalık etmenlerine karşı koruma sunduğu aktarılıyor. Buğday ve arpa çeşidi seçiminde bölgeye uyum, yatmaya, pas ve külleme gibi hastalıklara ve aşırı iklim koşullarına dayanıklılık ölçütlerinin dikkate alınması öneriliyor.

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor

Şili’de yayımlanan bir reportaj, rejeneratif tarımın özellikle meyvecilikte toprak sağlığı, biyolojik çeşitlilik, su döngüsü ve kaynakların verimli kullanımı üzerinden ele alındığını aktarıyor. Yaklaşım, bir ürünü başka bir ürünle değiştirmekten çok, toprak, su, mikroorganizmalar, kökler, bitkiler ve tarımsal yönetim arasındaki ilişkileri birlikte değerlendirmeyi öngörüyor. Bu çerçevede toprak mikrobiyomu, besinlerin kullanılabilirliği, toprak yapısı ve su ile karbon döngüleri açısından merkezi bir başlık olarak öne çıkıyor. Toprağın yalnızca bitkileri taşıyan fiziksel bir ortam olmadığı; bakteriler, mantarlar ve diğer mikroorganizmaların kök gelişimi, besin döngüsü ve toprağın biyolojik işleyişinde rol oynadığı belirtiliyor. Rejeneratif yaklaşım, gübrelemeyi yalnızca toprağa besin eklemek olarak değil, bu besinlerin dolaşımını ve bitkiler için kullanılabilirliğini destekleyen süreçleri güçlendirmek olarak ele alıyor. Yaklaşım, Şili’deki su açığı nedeniyle meyvecilik açısından da önem taşıyor. Toprak yapısının, biyolojik faaliyetin ve organik maddenin uygun olması, suyun toprağa sızmasına, tutulmasına ve bitkilerin kullanımına sunulmasına yardımcı olabilir. Ancak reportajda, hiçbir uygulamanın su bulunabilirliği sorununu tek başına çözemeyeceği özellikle belirtiliyor. İklim koşulları, toprak türü, yetiştirilen ürün, sulama sistemi ve işletme yönetimi, alınacak sonuçları belirleyen unsurlar arasında sıralanıyor. Rejeneratif tarımın ekonomik etkileri de kesinleşmiş sonuçlar olarak sunulmuyor. Belirli girdilere bağımlılığın azaltılması, su kullanımında verimliliğin artırılması ve toprağın iyileştirilmesi işletme maliyetlerini ve üretim istikrarını etkileyebilir. Bununla birlikte sonuçların ürüne, toprağa, iklime, uygulamalara ve geçiş süresine göre değişebileceği aktarılıyor. Bu nedenle verim, meyve kalitesi, maliyet, su tüketimi, toprak verimliliği ve üretim istikrarının birden fazla sezon boyunca izlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Reportajda, biyolojik üretim ve rejeneratif tarım alanında çalışan Şili şirketi Terragénesis’in deneyimine de yer veriliyor. Şirketin metodolojisinde, yerli mikroorganizmaları teşvik eden bileşiklerle besinlerin kullanılabilirliğini ve toprak biyolojik faaliyetini artırma hedefi öne çıkıyor. Gübre kullanımındaki azalma ve su verimliliğindeki iyileşmelere ilişkin sonuçların şirket tarafından açıklandığı, bu verilerin her işletmenin ürün, toprak ve yönetim koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği kaydediliyor. Kaynağa göre yaklaşımın başarısı, sahada izlenebilir göstergelerle doğrulanabilmesine bağlı.

Bitkilerde Azot Alımını Frenleyen Gen Bulundu
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Bitkilerde Azot Alımını Frenleyen Gen Bulundu

Conicet ve Buenos Aires Üniversitesi’nden araştırmacılar, New York Üniversitesi ile birlikte bitkilerde azot alımını sınırlayan bir gen tanımladı. Çalışma, bitkinin içinde yeterli azot biriktiğinde devreye giren bir “doygunluk” mekanizmasına işaret ediyor. Bulgular The Plant Cell dergisinde yayımlandı ve şimdilik yalnızca model bitki Arabidopsis thaliana’da doğrulandı. Araştırmacılar, benzer mekanizmaların mısır, buğday ve pirinçte de olup olmadığını incelemek istiyor. Azot, büyüme, kök gelişimi, fotosentez ve tane verimi için temel bir besin; ancak bitkilerin gübredeki kullanılabilir azotun yaklaşık yarısından yararlanabildiği belirtiliyor.