ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

8 haber · Sayfa 1

Gıda Ambalajlarında Kullanılan DINCH, Düşük Doğum Artışlarıyla İlişkilendirildi
Görsel kaynağı: Origo · Özgün haber

Gıda Ambalajlarında Kullanılan DINCH, Düşük Doğum Artışlarıyla İlişkilendirildi

New York Üniversitesi Langone Sağlık Merkezi araştırmacıları, 6600’den fazla gebeliğe ait verileri inceleyerek plastikleri esnek ve dayanıklı hâle getirmek için kullanılan DINCH adlı kimyasalın gebelik sonuçlarıyla ilişkisini araştırdı. İncelenen kadınların idrar örneklerinin %70’ine varan bölümünde DINCH tespit edildi. Daha yüksek maruziyet, bebeğin gebelik yaşına göre ortalamadan daha düşük ağırlıkla doğma riskinin artmasıyla ilişkilendirildi. Araştırmacıların hesaplamalarına göre DINCH maruziyetindeki on katlık artış, ortalama 27 gram daha düşük doğum ağırlığıyla birlikte görüldü. Kaynakta ortalama bir yenidoğanın ağırlığı yaklaşık 3400 gram olarak veriliyor. Çalışmada ayrıca İspanyolca konuşan annelerin ve daha düşük eğitim düzeyine sahip kadınların çocuklarının daha yüksek oranda etkilendiği belirtildi. Araştırma, DINCH maruziyetini daha düşük doğum ağırlığı ve vücut uzunluğuyla ilişkilendiren ilk çalışma olarak aktarılıyor. DINCH; gıda ambalajları, streç film, plastik şişe mantarları, oyuncaklar, tıbbi cihazlar, bazı tekstiller ve zemin kaplamalarında kullanılıyor. Önceki hayvan deneyleri ve insan hücreleriyle yapılan çalışmalar, kimyasalın parçalanma ürünlerinin hormonal süreçleri etkileyebileceğini ve iltihaplanmaya yol açabileceğini öne sürmüştü. Ayrıca araştırmalar, DINCH’in gıda ambalajlarından yiyeceklere geçebildiğini ve Avrupa nüfusunda ölçülen konsantrasyonunun son yıllarda arttığını belirtiyor. DINCH kullanımı, bazı ftalatların kısıtlanmasının ardından yaygınlaştı. Kimyasalın küresel üretiminin 2002’deki 25 bin tondan 2024’te 400 bin tona çıktığı aktarıldı. Araştırmacılar, gıda ambalajları ve ev ürünlerinde kullanılan kimyasallar için daha güçlü denetim yapılmasını ve bu maddelerin piyasaya sunulmadan önce incelenmesini savunuyor. Bulgular ilişki ortaya koyuyor; kaynak, nedensel bir sonuç bildirmiyor.

Karadeniz Gerilimleri ve El Niño Buğday ile Mısır Fiyatlarını Destekleyebilir
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber
Veri haberi

Karadeniz Gerilimleri ve El Niño Buğday ile Mısır Fiyatlarını Destekleyebilir

Piraeus'ın değerlendirmesine göre buğday ve mısır piyasalarında yeterli arz, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı sınırlayabilecek başlıca unsur olarak öne çıkıyor. Buna karşılık Karadeniz'deki gerilimler, Avrupa Birliği'nde tarihsel olarak düşük mısır üretimi ve iklim kaynaklı riskler fiyatları destekleyebilir. İncelenen dönemde geniş emtia endeksi yükselirken tarım ürünleri endeksi geriledi; buğday ve mısır fiyatları düşerken şeker, pirinç, pamuk ve sığır fiyatları arttı. Piyasanın önümüzdeki dönemdeki görünümünde hava koşulları ve El Niño belirleyici olabilir. NOAA'ya göre El Niño'nun 2027'nin ilk çeyreğine kadar güçlü veya çok güçlü bir olaya dönüşme olasılığı %83'ün üzerinde. Yüksek enerji fiyatlarının üretim ve taşıma maliyetlerini artırmasıyla birlikte, değerlendirmede emtia piyasalarındaki risk dengesinin yukarı yönlü kaldığı belirtiliyor. USDA'nın 2026/27 küresel buğday tahmininde üretim 822,4 milyon tonla değişmedi. Kanada ve Türkiye'deki üretim artışının Avrupa Birliği'ndeki düşüşü dengelemesi bu sonucun temel nedenleri arasında gösterildi. Aynı dönemde buğday tüketiminin, özellikle yem kullanımındaki artışın etkisiyle 827,9 milyon tona yükselmesi; stokların ise 276 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Stokların tüketime oranı %33,4'ten %33,3'e düşüyor. Buğday ticaretinin 2026/27 döneminde 209,0 milyon tona gerilemesi öngörülüyor. Düşüş, Rusya'nın Karadeniz üzerinden ihracat akışındaki sorunlar ve yüksek fiyatların ABD'nin rekabet gücünü sınırlamasıyla ilişkilendiriliyor. Fiyatlar, önceki dönemdeki güçlü yükselişin ardından yatırımcıların kâr realizasyonuna gitmesiyle ay içinde gerilese de tüketimin üretimi aşması, stokların daralması, Karadeniz'deki aksaklıklar ve El Niño orta vadede yukarı yönlü riskleri artırıyor. Mısırda ise 2026/27 küresel üretim tahmini 1.293,8 milyon tona yükseltildi. Artışta ABD üretiminin 5,9 milyon ton yükselmesi etkili olurken, Avrupa Birliği'ndeki düşüşün kuraklık nedeniyle devam ettiği belirtiliyor. Tüketimin 1.320,5 milyon tona, stokların 280,4 milyon tona ve stok/tüketim oranının %20,6'dan %21,2'ye çıkması bekleniyor. Ticaretin ABD'nin artan ihracatıyla 210,7 milyon tona yükselmesi, kısa vadede fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir; ancak AB'deki düşük üretim, El Niño riski ve ABD'deki güçlü etanol talebi bu baskıyı sınırlayabilir.

ABD ve Avrupa’da Buğday Fiyatları Ekim Ayında Sert Düştü
Görsel kaynağı: RFI · Özgün haber
Veri haberi

ABD ve Avrupa’da Buğday Fiyatları Ekim Ayında Sert Düştü

ABD ve Avrupa’da buğday fiyatları ekim ayında sert geriledi. Düşüşte ABD buğdayına yönelik talebin azalması ve Karadeniz’den tahıl ihracatına ilişkin sorunların çözülebileceği yönündeki beklentiler etkili oldu. Kiev ile Moskova arasında barış görüşmeleri yapılabileceği umudu, eylülde zirve yapan küresel fiyat eğilimini tersine çevirdi. Fiyatlar art arda sekiz hafta düşerek 1997’den bu yana en uzun gerileme dönemini yaşadı. Argus Media France piyasa analisti Maxence Devillers, ABD buğdayının ticari kampanyanın başında yeterince rekabetçi olmadığını ve bu nedenle daha az satıldığını söyledi. Devillers’e göre bir ürüne yönelik talep azaldığında fiyatı da düşüyor. Avrupa’da ise gerileme 26 Ekim’e kadar daha sınırlı kaldı. Fransız ve Rumen buğday ihracatı, Karadeniz üzerinden yapılan sevkiyatlardaki güçlüklerden yararlanarak ilk tahminlerin üzerinde hacimlere ulaştı. Ancak Rusya’nın tahıl ihracatı görüşmelerine ilişkin açıklamalarının ardından Avrupa buğdayı 26 Ekim’de sert biçimde geriledi. Rusya’nın ihracatı, Baltık Denizi limanları üzerinden açılan alternatif güzergâhlar sayesinde beklenenden iyi gerçekleşti. Argus Media France, Rusya’nın ekim ayında 3 milyon ton buğday ihraç edebileceğini öngördü. Avustralya ve Arjantin’in olumlu üretim beklentileri de Avrupa ve ABD fiyatları üzerinde baskı oluşturdu. Dünya buğday üretiminin bu yıl neredeyse rekor düzeye ulaşması, hatta kaydedilmiş en büyük ikinci hasat olması bekleniyor. Gelecek yıl ise Karadeniz buğdayının ihracatındaki güçlüklerin Ukrayna üretimini azaltabileceği belirtiliyor. Ukrayna Tarım Bakanı, devam eden kışlık buğday ekimlerinde %18 düşüş açıkladı. Rusya’da da benzer bir gerileme ihtimali dile getirilirken, ülke bu konuda açıklama yapmadı.

Arjantin, 2035’e kadar Küresel Gıda Talebinde Kilit Tedarikçi Olabilir
Görsel kaynağı: TN · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin, 2035’e kadar Küresel Gıda Talebinde Kilit Tedarikçi Olabilir

Rosario Ticaret Borsası (BCR) tarafından Bruno Ferrari ve Emilce Terré’nin hazırladığı rapora göre, dünya agroendüstriyel ürün talebinin gelecek 10 yılda güçlü biçimde artması bekleniyor. OCDE-FAO’nun 2026-2035 Tarım Görünümü’ne dayanan değerlendirmede Arjantin; protein küspeleri, bitkisel yağlar, tahıllar ve et ürünlerinde artan küresel talebi karşılayabilecek başlıca tedarikçilerden biri olarak öne çıkıyor. Projeksiyonlara göre dünya tarımsal üretim değerinin sabit fiyatlarla 2035’e kadar %13,3 artması bekleniyor. Hayvansal üretimde %15,1, bitkisel üretimde %12,5 ve yemlik protein kullanımında %13,5 büyüme öngörülüyor. Küresel üretim artışının yaklaşık %80’inin Asya-Pasifik, Sahra Altı Afrika ve Latin Amerika’daki orta gelirli ülkelerden gelmesi beklenirken, ticaretin bölgeler arasındaki arz ve talebi dengelemede önemli rol oynayacağı belirtiliyor. Ürün fiyatlarının reel olarak mevcut seviyelerde sabit kalması veya biraz gerilemesi beklendiğinden, rekabet gücü ve ihraç edilen miktarların belirleyici olacağı ifade ediliyor. Arjantin için en güçlü fırsat alanı yağlı tohum ürünleri olarak gösteriliyor. Ülkenin protein küspeleri ve bitkisel yağlar toplam ihracatının 2035’te 2023-25 ortalamasına göre 10,4 milyon ton artması bekleniyor. Bu artışın 8,3 milyon tonunun küspelerden, 2,1 milyon tonunun yağlardan gelmesi öngörülüyor. Artışın temel dayanağı soya üretimi; OCDE-FAO, Arjantin’in 2035’te 56 milyon ton soya üreterek protein küspelerinde dünyanın en büyük ihracatçısı konumunu koruyabileceğini tahmin ediyor. Tahıl ticaretinde Arjantin’in ihracatının 2035’e kadar yaklaşık 5,5 milyon ton artacağı, bunun 3,5 milyon tonunun buğdaydan ve 2 milyon tonunun mısırdan oluşacağı öngörülüyor. Ülkenin küresel mısır ihracatındaki payının 2035’te %16’ya çıkabileceği belirtiliyor. Ancak rapora göre Arjantin’in bu büyümeden daha fazla yararlanması; verimlilik, altyapı ve ticari koşullardaki iyileşmelere bağlı olacak. Hayvansal ürünlerde OCDE-FAO, Arjantin’in sığır eti ihracatının 2035’te 1 milyon tona ulaşarak yeni bir zirve yapabileceğini tahmin ediyor. Raporda Arjantin, Çin, Tayland ve Türkiye ile birlikte et ihracatında en yüksek büyümenin beklendiği ülkeler arasında sıralanıyor; bu görünüm verimlilik kazanımları, yem bulunabilirliği ve rekabetçi maliyet yapılarıyla ilişkilendiriliyor. Ayrıca küresel süt ürünleri tüketiminin nüfus artışı ve beslenme tercihlerindeki değişimlerle genişlemeyi sürdürmesi bekleniyor.

Pamukta 80 Sent Dengesi, 85 Sent Beklentisi ICA'nın İstanbul Konferansında Öne Çıktı
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber
Veri haberi

Pamukta 80 Sent Dengesi, 85 Sent Beklentisi ICA'nın İstanbul Konferansında Öne Çıktı

Aralık vadeli pamuk kontratları 14 Ekim Çarşamba günü libre başına 80,66 sentten kapandı. Çiğit pamuğa yapılan matematiksel dönüşüm kilogram başına 52,3 sente karşılık gelirken, Yunanistan'da borsaların verdiği fiyat çırçır tesisinin girişinde kilogram başına 48 sent, tarlada ise 45 sent ve ek primler düzeyinde kaldı. Bu seviyelerin üretim maliyetini karşılamadığı belirtildi. İstanbul'da aynı hafta düzenlenen ICA konferansında pamuk için 78-85 sent aralığı öngörüldü ve üst bant olan 85 sentin daha fazla test edilmesinin beklendiği aktarıldı. Yunanistan açısından temel sorunlardan birinin, Brezilya'nın düşük fiyatları nedeniyle primler üzerindeki baskı olabileceği ifade edildi. Yeni sezon görünümünde son günlerdeki yağışlar hasadı bir miktar geciktirdi ve üründe renk sorunları yaşanabileceğine ilişkin endişeleri artırdı. Buna karşın lif uzunluğu gibi kalite göstergelerinin şu ana kadar iyi olduğu, verimlerin ise dekarda 400-550 kilogram aralığında bulunduğu bildirildi. ABD Tarım Bakanlığı'nın 9 Ekim tarihli WASDE raporunda üretim yukarı yönlü revize edilse de tüketimin altında kaldı. Küresel üretim 117,95 milyon balya, tüketim 123,08 milyon balya olarak verilirken, ihracatın Brezilya sevkiyatlarının etkisiyle 500 bin balya artması bekleniyor. ICAC ise üretimin geçen yıla göre %3,8 düşerek 25,94 milyon tona, tüketimin %1,1 artarak 26,14 milyon tona ulaşacağını tahmin ediyor. Petrol ve polyester fiyatlarındaki yükseliş ile doların euro karşısındaki hafif gerilemesi, pamukta yukarı yönlü hareket için fırsat yaratabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.

FAO: Tahıl Fiyatları Eylülde Arttı
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber
Veri haberi

FAO: Tahıl Fiyatları Eylülde Arttı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) son değerlendirmesine göre tahıl fiyatları eylülde belirgin biçimde yükseldi. FAO Tahıl Fiyat Endeksi ağustosa göre %5,1, geçen yılın eylül ayına göre %17,2 arttı. Buğday fiyatları %6,3, mısır fiyatları ise %5,6 yükseldi. Artışta Karadeniz bölgesindeki lojistik ve ticaret aksamaları, Kuzey Amerika'nın bazı kesimlerindeki kurak hava, ABD'deki mısır verimine ilişkin endişeler ve Brezilya'nın daha düşük ihracat arzı etkili oldu. Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer belirsizliği de mısır gibi biyoyakıt hammaddelerinin fiyatlarına ek destek sağladı. FAO, 2026 küresel tahıl üretimi tahminini 2.979 milyon ton seviyesinde büyük ölçüde değiştirmedi. Bu miktar önceki yılın rekorunun %2,1 altında olsa da tarihin en yüksek ikinci hasadı olarak değerlendiriliyor. Buğday üretimi tahmini 3,2 milyon ton artırılarak 813,9 milyon tona çıkarıldı; ancak küresel üretimin yıllık bazda %3,3 gerilemesi bekleniyor. Avustralya'da daha elverişli hava koşulları görünümü iyileştirirken, ortalamanın altında kalması beklenen verimler ve sezon sonuna doğru yağışların azalması aşağı yönlü risk oluşturuyor. İkincil tahılların üretim tahmini ise 3,3 milyon ton düşürülerek 1.612 milyon tona indirildi. Revizyonun temel nedeni, Avrupa Birliği ve ABD'deki sıcak ve kurak havanın mısır verim potansiyelini sınırlaması oldu. 2026/27 sezonunda küresel tahıl tüketiminin 2.966 milyon tona ulaşması, dönem sonu stoklarının ise 950 milyon ton olması bekleniyor. Stok-tüketim oranı %31,7'ye yükseltilse de önceki sezonun %32 seviyesinin altında kalıyor.

Hindistan’da Süt ve Gıdada Tağşiş Denetimleri Sürüyor
Görsel kaynağı: The Hindu · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’da Süt ve Gıdada Tağşiş Denetimleri Sürüyor

Hindistan’da gıda tağşişi ve güvenliği sorunu özellikle günlük tüketilen süt ürünleri üzerinden büyüyen bir halk sağlığı ve tüketici güvenliği meselesi olarak öne çıkıyor. Gıda Güvenliği ve Standartları Kurumu (FSSAI) verilerine göre, 2024-25 döneminde analiz edilen 170.535 yaptırım numunesinin 34.388’i uygun bulunmadı. Bu numunelerin 7.945’i güvensiz, 22.516’sı standart dışı olarak sınıflandırılırken, kalan bölümde etiketleme kusurları, yanıltıcı beyanlar ve diğer ihlaller tespit edildi. Ancak bu sonuçlar, ülkede tüketilen tüm gıdaları temsil eden bir araştırma olarak değerlendirilmiyor; numunelerin çoğu, denetim makamlarının inceleme için bir gerekçesi olduğu durumlarda toplandı. Süt, sorunun kapsamını ve denetimin zorluğunu gösteren başlıca ürünlerden biri. Hindistan 2024-25 döneminde yaklaşık 248 milyon ton süt üreterek küresel üretimin yaklaşık dörtte birini karşıladı. Aynı dönemde test edilen 33.405 süt numunesinin 12.780’i uygun bulunmadı. Kaynak, bu sayının Hindistan’daki sütün %40’ının kusurlu olduğu anlamına gelmediğini, yalnızca denetçiler tarafından önemli sayıda sorun tespit edildiğini vurguluyor. Süt, çiftlikten köydeki toplama merkezine, soğutma tesisine ve tankere; ardından işleme, ambalajlama, dağıtım ve perakende aşamalarına uzanan bir zincirden geçebiliyor. Uzmanlar, tüketicilerin evde uyguladığı basit testlerin sınırlı bilgi sağlayabileceğine dikkat çekiyor. Örneğin eğimli yüzeyde sütün akışını gözlemlemek veya iyot testiyle nişasta aramak bazı şüpheleri ortaya çıkarabilir; ancak bu yöntemler üründe başka bir tağşiş maddesi bulunmadığını ya da sütün tüm güvenlik standartlarını karşıladığını kanıtlamıyor. FSSAI tarafından bildirilen bir laboratuvarın yöneticisi Nilesh Amritkar, deterjanın ekipmanın yeterince durulanmaması sonucu ürüne karışmasının kontaminasyon, görünümü değiştirmek amacıyla eklenmesinin ise tağşiş sayılabileceğini belirtiyor. Kaynakta, ağır metaller, pestisit kalıntıları, antibiyotikler ve aflatoksin gibi maddelerin gıdayı güvensiz hale getirebileceği, ancak her durumda kasıtlı tağşiş anlamına gelmeyeceği de aktarılıyor. Benzer ayrım, ürünün öngörülen bileşim veya kalite ölçütlerini karşılamadığı standart dışı ürünler için de geçerli. Tüketicilerin ürünün üretim ve dağıtım zincirini bütünüyle görememesi, doğrudan çiftlikten satın almanın ise her zaman yasaklı antibiyotik, hormon veya steroid kullanımını ortaya çıkarmaması denetimi daha da güçleştiriyor. FSSAI’nin 2026’daki Merkez Danışma Komitesi, süt ve süt ürünleri, yenilebilir yağlar, baharatlar ve bal gibi yüksek riskli ürünlerde risk temelli denetimlerin yoğunlaştırılması ve sürekli gözetim yapılması çağrısında bulundu. Ayrıca Hindistan Yüksek Mahkemesi, sağlıksız gıdalarda ambalajın ön yüzünde uyarı etiketlerinin uygulanması için FSSAI’den açık bir takvim oluşturmasını isterken, tüketicilerin bilinçli seçim yapabilmesi amacıyla okullarda beslenme eğitiminin güçlendirilmesini de gündeme getirdi. Paneer ürünlerinde de benzer sorunlar bildirildi; Maharashtra’da Nisan 2025-Mart 2026 arasında incelenen 308 numunenin 109’u uygun bulunmadı.