ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

14 haber · Sayfa 1

Dökülen Yapraklar İçin Beş Pratik Kullanım Yöntemi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Dökülen Yapraklar İçin Beş Pratik Kullanım Yöntemi

Dökülen yaprakların doğru kullanılması, hasat sonrası boş kalan sebze yataklarının korunmasına katkı sağlayabilir. Kaynakta, yatakların yaklaşık 8-15 santimetre kalınlığında yaprak tabakasıyla örtülmesi öneriliyor. Bu örtü, sonbahar yağmurlarının besin maddelerini yıkama riskini azaltıyor, toprağı güçlü donlardan koruyor, nemin muhafazasına yardımcı oluyor ve ilkbahara kadar kısmen ayrışarak toprağa organik madde kazandırıyor. Rüzgârın yaprakları dağıtmaması için üzerlerine ince bir toprak veya kompost tabakası serilebiliyor. Kışın açıkta kalacak bitkileri korumak için yalnızca kuru yaprakların gevşek biçimde serilmesi ve örtünün istikrarlı soğuklar başladıktan sonra hazırlanması gerekiyor. Bu yöntem bitkilerin aşırı ısınması ve çürümesi riskini azaltıyor. Yapraklar malç olarak kullanılacaksa önce çim biçme makinesi veya bahçe parçalayıcısıyla küçültülmeleri öneriliyor. Parçalanmış malç daha az sıkışıyor, toprağa daha eşit dağılıyor, sıcaklık dalgalanmalarını ve yabancı otların çıkışını sınırlıyor. Erken salatalık, kabak veya bal kabağı yetiştirmek için sonbaharda sıcak yatak hazırlanabiliyor. Yaklaşık bir kürek derinliğindeki çukura yaprak, gübre veya olgun kompost ve verimli toprak katmanları yerleştiriliyor; organik maddelerin ayrışması toprağın ilkbaharda daha hızlı ısınmasına yardımcı oluyor. Yaprak humusu için yapraklar ayrı bir yığın veya kompost kabında toplanıp düzenli olarak nemlendiriliyor. Oluşumu genellikle bir yıl veya daha uzun sürüyor; hazır humus toprağın gevşekliğini, su tutma kapasitesini ve organik madde içeriğini iyileştiriyor.

İklim Değişikliği Kahve Üretiminde Uyum Yöntemlerini Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: El Mostrador · Özgün haber
Veri haberi

İklim Değişikliği Kahve Üretiminde Uyum Yöntemlerini Öne Çıkarıyor

İklim değişikliği ve yaşlanan kahve plantasyonları, üretimde yeni yetiştirme yöntemlerinin aranmasını hızlandırıyor. Bu dönüşüm, kahve tüketiminin yaygın olduğu Şili’deki tedarik zinciri açısından da önem taşıyor. CORPA Estudios de Mercado verilerine göre Şili nüfusunun %77’si haftada en az bir kez kahve tüketiyor; ortalama tüketim günde iki fincan olurken hazır kahvenin ulusal pazardaki erişimi %66’ya ulaşıyor. Uyum seçenekleri arasında rejeneratif tarım, tarımsal ormancılık, örtü bitkileri ve gübrelemenin daha verimli kullanılması bulunuyor. Bu uygulamaların toprak sağlığını ve plantasyonların gelişimini desteklemesi amaçlanıyor. İklime ve hastalıklara daha dayanıklı çeşitlerle eskiyen plantasyonların yenilenmesi de değişen yetiştirme koşullarına karşı önerilen yöntemler arasında yer alıyor. Kaynak, bu tekniklerin uygulanması için üreticilerin uzmanlık bilgisine ve sahada eşlik edecek desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Bu yaklaşımı destekleyen girişimlerden biri Plan Nescafé 2030. Nescafé’nin açıklamasına göre 2025’te markanın kullandığı yeşil kahvenin %53’ü rejeneratif tarım uygulayan üreticilerden sağlandı. Şirketin Şili’deki pazarlama yöneticisi Juan Pablo Cañas, üretici ailelerin değişen koşullara uyum kapasitesinin kahvenin geleceği açısından belirleyici olduğunu söyledi. İşleme aşamasında ise kahve telvesi kompostlanarak organik gübreye dönüştürülüyor. Şili’nin O’Higgins Bölgesi’ndeki Graneros Nestlé fabrikasında 2025’te 10.000 tondan fazla kahve telvesi kompostlandı; tesis elektriğinin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlıyor.

Ontario'da Mısır Tarlalarında Otonom Azot Robotları Test Ediliyor
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber
Veri haberi

Ontario'da Mısır Tarlalarında Otonom Azot Robotları Test Ediliyor

Kanada'nın Ontario eyaletindeki Schaus Land and Cattle Company, mısırda azot kullanımını azaltırken verimi koruma veya artırma potansiyelini değerlendirmek için otonom azot uygulama robotlarını test ediyor. Ken Schaus, Bruce County'deki çiftliğinde iki Upside Robotics Gen 5 robotunu büyüme sezonu boyunca kullanarak teknolojinin azot verimliliği, kârlılık ve sürdürülebilirliğe katkısını inceliyor. Bruce ve Grey ilçelerinde faaliyet gösteren 4.000 akrelik aile işletmesindeki ilk yıl denemesi 85 akreyi kapsıyor. Bunun 65 akresinde robotlar, 20 akresinde ise işletmenin geleneksel gübreleme programı kullanılıyor. Robotlar, mısır sıraları arasında daha küçük miktarlarda besin uyguluyor; merkezi istasyona dönerek otomatik biçimde dolum ve şarj oluyor. İşletmenin gübre ve kompost kullanımı, mısırın ne kadar azota ne zaman ihtiyaç duyduğunun belirlenmesini önemli bir yönetim konusu haline getiriyor. Schaus, robotlu alanlarda güçlü kök gelişimi, sağlıklı yaprak örtüsü ve sezon sonuna kadar canlı büyüme gözlemlediğini, geleneksel uygulamadaki bazı bitkilerde görülen azot eksikliği belirtilerine robotlu alanlarda rastlamadığını belirtiyor. Hasatta verimler karşılaştırılacak ve mısırın önemli bölümü sığır rasyonlarında kullanıldığı için nişasta testi yapılacak. Schaus ayrıca, besin zamanlamasının fark yaratabileceği alanlarda üretimin akre başına 15-20 bushel artabileceğini düşünüyor.

Kışlık Soğan İçin Sarımsak ve Soğan Sonrası Dikim Önerilmiyor
Görsel kaynağı: 24 Kanal · Özgün haber
Veri haberi

Kışlık Soğan İçin Sarımsak ve Soğan Sonrası Dikim Önerilmiyor

Kışlık soğan dikiminden önce tarlada daha önce hangi ürünün yetiştiğinin ve toprağın durumunun değerlendirilmesi öneriliyor. VSN’nin aktardığı değerlendirmeye göre sarımsak ve diğer soğan türleri, aynı familyadan oldukları ve ortak hastalık ile zararlıları taşıyabildikleri için uygun öncüller arasında bulunmuyor. Bu ürünlerden sonra soğan yetiştirildiğinde ürün zayıflayabiliyor. Aynı ürünlerin aynı yerde birkaç yıl üst üste yetiştirilmesi, hastalık etmenlerinin toprakta birikme riskini artırabiliyor. Bu nedenle soğanın aynı yatağa 3–4 yıldan önce döndürülmemesi, tarlada hastalık görülmüşse daha uzun ara verilmesi tavsiye ediliyor. Pırasa ve süs soğanları da aynı familyadan oldukları için iyi öncüller sayılmıyor. Patatesten sonra kışlık soğan dikmek mümkün; ancak patates için fazla gübre kullanılmışsa veya tarlada çok sayıda bitki artığı kalmışsa dikim öncesinde toprağın hazırlanması gerekiyor. Lahana da toprak tükenmemiş ve hastalık sorunu yaşanmamışsa kullanılabilir. Salatalık, kabak, bal kabağı, bezelye, fasulye ve yabancı otlardan temizlenmiş, iyi hazırlanmış tahıl alanları uygun öncüller arasında gösteriliyor. Baklagiller, azot bağlayan bakterilerle etkileşim sayesinde toprağa bir miktar azot bırakabiliyor; ancak bu durum sonbaharda fazla azotlu gübre verilmesini gerektirmiyor. Dikim için güneşli ve su birikmeyen alanların seçilmesi, gerekirse olgun kompostun toprağa eşit biçimde karıştırılması öneriliyor. Kullanılacak soğanlıkların sert, çürüme, leke ve mekanik hasar bulunmayan sağlıklı materyal olması gerekiyor. Fazla gübre daha büyük soğanları garanti etmezken kışlamayı kötüleştirebilir. Soğan büyüklüğünü ayrıca çeşit, dikim materyalinin kalitesi, ışık, toprak yapısı ve asitliği, nem ile ilkbahar bakımı da etkiliyor. En iyi sonuç için münavebe, sağlıklı dikim materyali ve iyi hazırlanmış alanın birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Frenk Üzümü Fidanı Dikiminde Toprak ve Bakım Önerileri
Görsel kaynağı: 24 Kanal · Özgün haber
Veri haberi

Frenk Üzümü Fidanı Dikiminde Toprak ve Bakım Önerileri

Frenk üzümü dikiminde hastalık veya hasar belirtisi bulunmayan, güçlü ve iyi gelişmiş köklere sahip fidanların seçilmesi öneriliyor. Çelikle çoğaltılan bitkilerin kök sistemi oluşturmasının daha uzun sürdüğü belirtilirken, dikim alanı için verimli, orta nemli ve su birikintisi olmayan topraklar tavsiye ediliyor. Tınlı ve kumlu-tınlı topraklar uygun seçenekler arasında gösteriliyor. Siyah frenk üzümü güneşli ya da hafif gölgeli alanlarda, kırmızı ve beyaz frenk üzümü ise açık güneşte daha iyi meyve veriyor. Çalıların iyi havalanması ve birbirini gölgelememesi için bitkiler arasında 1,5–2 metre mesafe bırakılması, dikimin ekim sonuna kadar tamamlanması öneriliyor. Dikim çukuru köklerin hacmine göre yaklaşık 40–50 santimetre genişlik ve derinlikte hazırlanmalı. Çukurdan çıkarılan verimli üst toprak iyi olgunlaşmış kompostla karıştırılmalı; odun külü ve mineral katkılar toprağın ihtiyacına göre uygulanmalı, gübrelerin temiz köklerle temasından kaçınılmalı. İlk haftalarda yağış yoksa toprak nemi izlenmeli, kuruma ve suyla doygunluk önlenmeli. Gövde çevresi 5–8 santimetre kalınlığında malçlanmalı, sonbaharda azotlu karışımlar kullanılmamalı.

Cluj'da İsraftan Kurtarılan Gıdalarla Yemek Yarışması
Görsel kaynağı: Știrile ProTV · Özgün haber
Veri haberi

Cluj'da İsraftan Kurtarılan Gıdalarla Yemek Yarışması

Romanya'nın Cluj kentinde, Cluj Gıda Bankası'nın girişimiyle düzenlenen yemek ve yaratıcılık yarışmasında ekipler, atılmaya hazır ürünleri tariflere dönüştürdü. Organizasyon, çöpe gitmesi beklenen gıdaların basit yemeklerde kullanılabileceğini göstermeyi amaçladı. Yarışmacılar geleneksel Rumen yemeklerinin yanı sıra uluslararası mutfaklardan örnekler hazırladı. Yarışmacı Paula Partnoi, ana yemekte çıtır tavuk ve püre hazırlayacaklarını; elma, armut, kivi, hurma, üzüm ve kayısı kompostosu kullanacaklarını söyledi. Restoran sahibi Adrian Madar ise jüri değerlendirmesi öncesinde meze ve atıştırmalıklar sunulacağını belirtti. Etkinliğe 200 kişi katıldı. Cluj Gıda Bankası Başkanı Andreea Bobiş, ocaktan ağustos sonuna kadar 1.604 ton gıdanın israftan kurtarıldığını ve bu gıdalarla her hafta 34.000 kişinin beslendiğini açıkladı. Kalan yemeklerin katılımcılar tarafından evlerine götürülmesi teşvik edildi.

Sonbahar Yapraklarından “Yaprak Toprağı” Hazırlama Önerisi
Görsel kaynağı: Argumenty i Fakty · Özgün haber

Sonbahar Yapraklarından “Yaprak Toprağı” Hazırlama Önerisi

Agronom Lyudmila Voinkova, sonbaharda dökülen yaprakların yakılmak veya atılmak yerine “yaprak toprağı” hazırlamak için kullanılabileceğini belirtti. Aif.ru’ya konuşan Voinkova, yöntemin hazır toprak karışımı satın alma maliyetini azaltabileceğini ve hafif, gevşek bir substrat sağlayabileceğini söyledi. Elde edilen humus, sebze fideleri yetiştirmede, ev çiçeklerinin çeliklerini köklendirmede ve ağır killi bahçe toprağının yapısını iyileştirmede kullanılabiliyor. Voinkova, yaprak toprağı için huş, ıhlamur, akçaağaç, kavak, dişbudak ve meyve ağaçlarının yapraklarını önerdi; meşe ve ceviz yapraklarından ise yüksek tanen içeriği nedeniyle kaçınılmasını istedi. Toplanan yapraklar yığın, sandık veya havalandırma delikleri açılmış plastik torbalara yerleştirilmeli, nemlendirilip sıkıştırılmalı. Olgunlaşmayı hızlandırmak için katmanlara bahçe toprağı serpilebilir ya da kompost biyopreparatları uygulanabilir.

Toyama’da Hacıotu Kabukları Pelet Gübreye Dönüştürülüyor
Görsel kaynağı: Japan Agricultural News · Özgün haber
Veri haberi

Toyama’da Hacıotu Kabukları Pelet Gübreye Dönüştürülüyor

Japonya’nın Toyama eyaletinde hacıotu üretiminde ortaya çıkan kabukların değerlendirilmesi için peletleme ekipmanı deneme işletmesine alındı. Hacıotu üretiminde Japonya’nın önde gelen kuruluşlarından JA Inaba, Takaoka kentindeki Fukuoka Country Elevator tesisinde kabukları pirinç kabuğu kompostuyla karıştırarak pelet gübreye dönüştürmeye başladı. Daha önce büyük bölümü kullanılmadan kalan kabukların kaynak olarak değerlendirilmesiyle bölgesel organik tarımın ve döngüsel tarımın desteklenmesi hedefleniyor. Pelet biçimi, gübrenin mevcut kompost dağıtma makineleriyle tarlalara daha kolay ve dengeli biçimde uygulanmasına imkân veriyor. JA Inaba Başkanı Junro Kuroda, son dönemde gübre fiyatlarının yükseldiğini belirterek ekipmanın önemine dikkat çekti. JA Inaba’nın faaliyet bölgesinde 22 çiftçi yaklaşık 150 hektarda hacıotu yetiştiriyor. Toyama’da ilk kez kurulduğu belirtilen ekipmanla çevresel yükün azaltılması ve tarımsal üretkenliğin artırılması amaçlanıyor. Kuruluş, Fukuoka tesisinin yenileme çalışmalarıyla birlikte 2027 ve 2028 mali yıllarında tam işletme düzenine geçmeyi planlıyor; bu aşamada toprağın fiziksel özelliklerinin ve verimliliğinin iyileştirilmesiyle hacıotu üretiminin kalite ve istikrarına katkı bekleniyor.

Toprak Fotosentezi Biyolojik Faaliyeti Destekliyor
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber

Toprak Fotosentezi Biyolojik Faaliyeti Destekliyor

Toprak yüzeyinde fotosentez yapabilen mikroorganizmalar, güneş enerjisi ve atmosferik karbondioksiti kullanarak organik bileşikler üretebiliyor. Bu karbonun bir bölümü toprak organik karbonu deposuna katılabilirken, söz konusu bileşikler yararlı mikroorganizmalar için besin ve enerji kaynağı oluşturabiliyor. Bu süreç, organik maddelerin ayrışmasına ve besin elementlerinin döngüsüne katkı sağlayabiliyor. Bazı siyanobakteriler atmosferik azotu toprak ekosisteminde kullanılabilecek formlara dönüştürebiliyor. Kaynakta bu sürecin bazı nemli ekosistemler ve çeltik üretim sistemleri için önem taşıdığı belirtiliyor. Topraktaki biyolojik süreçler ile organik maddeler ayrıca agregat oluşumunu ve toprak yapısının iyileşmesini destekleyebiliyor. Bunun sonucunda suyun derin katmanlara ulaşması, havalanma ve su tutma kapasitesi açısından olumlu etkiler görülebiliyor. Biyolojik toprak kabuğu ve bitki örtüsü, özellikle eğimli tarım arazilerinde rüzgâr ve su erozyonuna karşı koruma sağlayabiliyor. Malçlama, kompost ve iyi yanmış organik materyal kullanımı, canlı kök sisteminin korunması ve aşırı toprak işlemeden kaçınma da biyolojik faaliyeti destekleyen uygulamalar arasında sayılıyor. Ancak toprak yüzeyindeki fotosentez, kültür bitkisinin yapraklarındaki fotosentezin veya doğru bitki besleme ve gübreleme yönetiminin yerine geçmiyor. Sürecin önemi toprak tipi, nem, ışık, iklim ve ekosistemdeki organizmalara göre değişiyor.

Suriye’de Mantar Yetiştiriciliği Küçük Projelerden Büyüyen Bir Sektöre Dönüşüyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de Mantar Yetiştiriciliği Küçük Projelerden Büyüyen Bir Sektöre Dönüşüyor

Suriye’de mantar yetiştiriciliği, küçük üretim odaları ve aile işletmelerinden daha genişleyebilir bir tarımsal faaliyete dönüşüyor. Üreticiler ve sektörle ilgili uzmanlar, farklı mantar türlerinin üretim imkânlarının yanı sıra pazarlama ve işleme alanlarının geliştirilmesiyle sektörün ekonomik değerinin artırılabileceğini belirtiyor. Beyaz mantar ticari pazarda daha geniş yer tutarken, istiridye mantarı daha sınırlı imkânlarla üretilebilmesiyle öne çıkıyor. Beyaz mantar üretimi, soğutma üniteleri bulunan ve sıcaklık, nem ile havalandırmanın kontrol edilebildiği özel odalar gerektiriyor. Üretim döngüsü 22-24 derece arasındaki kuluçka aşamasıyla başlıyor; ardından kompostun üzeri torfla kaplanıyor ve mantarın gelişimini teşvik etmek için sıcaklık ile havalandırma koşulları düzenleniyor. Oda kurulumu, işçilik ve diğer yetiştirme girdileri üreticilerin başlıca maliyet kalemleri arasında yer alıyor. Yerel kompostun metrekare fiyatı 40-50 ABD doları arasında değişirken, uygun koşullarda metrekare başına yaklaşık 20 kilogram ürün alınabildiği aktarılıyor. İstiridye mantarı ise küçük alanlarda ve farklı koşullarda yetiştirilebilmesi, ayrıca daha düşük maliyet gerektirmesi nedeniyle aile işletmeleri için uygun görülüyor. Ancak taze ürünün raf ömrünün 24 saati aşmaması, özellikle küçük üreticilerin ürünü kısa sürede pazarlamasını zorlaştırıyor. Bu nedenle kurutma, salamura ve dondurma gibi işleme yöntemlerinin yaygınlaştırılması; ürünün saklama süresinin uzatılması, kayıpların azaltılması ve yeni pazarlama kanalları oluşturulması açısından öneriliyor. SANA’nın aktardığı bilgilere göre Suriye’de tarımsal mantar üretimine yönelik ilk çalışmalar 1976’da başladı. Kessva yakınlarında 1981’de kurulan üretim tesisinden 1982’de ilk ürün alındı.

Şili’de Gıda Kayıplarının Su, Toprak ve Enerjiye Etkisine Dikkat Çekildi
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Gıda Kayıplarının Su, Toprak ve Enerjiye Etkisine Dikkat Çekildi

Şili’de O’Higgins Üniversitesi (UOH) bünyesindeki Tarım, Hayvan Bilimleri ve Çevre Bilimleri Enstitüsü’nde görev yapan araştırmacı Cristian Hernández, gıda kaybı ile gıda israfının ayrıştırılması gerektiğini belirtti. Hernández’e göre kayıp; üretim, hasat sonrası işlemler, depolama ve işleme aşamalarında, israf ise perakendeciler, yemek hizmetleri ve tüketicilerin kararlarıyla zincirin son bölümünde ortaya çıkıyor. Bu ayrım, hangi aşamaya müdahale edileceğinin, hangi teknolojinin kullanılacağının ve sonucun hangi göstergeyle ölçüleceğinin belirlenmesini sağlıyor. Tarım ve gıda ihracatında önemli bir ülke olan Şili’de kayıpların en fazla hangi aşamada oluştuğunu ortaya koyan kesin veriler henüz bulunmuyor. Oficina de Estudios y Políticas Agrarias’ın (ODEPA) işaret ettiği üzere ölçüm; ürüne, bölgeye, mevsime ve fiyatlara göre değişiyor. Bu nedenle Gıda Kayıplarının ve İsrafının Önlenmesi ve Azaltılması Ulusal Komisyonu, ortak bir Gıda Kayıpları Endeksi yöntemi hazırlıyor. Üretim ve hasadın yanı sıra hasat sonrası işlemler, ambalajlama, depolama, işleme ve taşıma kritik aşamalar arasında sayılıyor. Boyut, renk veya biçim bakımından ticari ölçütleri karşılamayan ancak besin değerini koruyan ürünler de bu kayıplara dahil olabiliyor. Hernández, kuraklık ve iklim değişikliği koşullarında sorunun çevresel boyutunun büyüdüğünü aktardı. Gıda üretiminde kullanılan tatlı suyun yaklaşık %70’inin, kaybedilen veya israf edilen gıdaların üretimine ayrılan bölümünün ise yaklaşık %20 olduğu belirtildi. FAO tahminlerine göre tüketilmeyen gıdalar, dünya tarım arazilerinin %28’inin kullanımını, küresel gıda sisteminin enerji tüketiminin yaklaşık %38’ini ve sera gazı emisyonlarının %8 ila 10’unu temsil ediyor.

Irak’ta Gıda İsrafının Su ve Doğal Kaynaklara Etkisine Dikkat Çekildi
Görsel kaynağı: NINA — Irak Ulusal Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Irak’ta Gıda İsrafının Su ve Doğal Kaynaklara Etkisine Dikkat Çekildi

Irak’ta Yinda çevre örgütü, gıda israfının yalnızca ekonomik kayıp yaratmadığını, aynı zamanda su, toprak ve diğer doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırdığını bildirdi. Örgüt, gıdaların çöpe atılmasının üretimde kullanılan enerji ve arazinin de boşa harcanması anlamına geldiğini, ayrıca sera gazı emisyonlarına katkıda bulunduğunu açıkladı. Örgütün açıklamasına göre tarım ve hayvancılık, dünya genelindeki su tüketiminin yaklaşık %70'ini oluşturuyor. Kuruluş, bir kilogram sığır etinin israfının yaklaşık 50 bin litre suyun, bir bardak sütün çöpe atılmasının ise yaklaşık bin litre tatlı suyun boşa gitmesine eşdeğer olduğunu belirtti. Bazı Avrupa ülkelerinde ticari standartlar nedeniyle avlanan balıkların bir bölümünün atıldığı da açıklamada yer aldı. Dünya genelinde her yıl 1,05 milyar tondan fazla gıdanın israf edildiği, bunun tüketicilere sunulan toplam gıdanın yaklaşık %19'una karşılık geldiği kaydedildi. Örgüt, çöplüklerde ayrışan gıda artıklarının, atmosferde ısı tutma kapasitesi karbondioksitten daha yüksek olan metan gazı ürettiğini ve gıda atıklarının küresel sera gazı emisyonlarının %8 ila 10'unu oluşturduğunu aktardı. Irak’ta evlerde kişi başına yıllık gıda israfının yaklaşık 101 kilogram olduğu, ülkedeki toplam yıllık israfın ise 4,5 milyon tonu aştığı belirtildi. Örgüt, israfı azaltmak için ihtiyaç kadar alışveriş yapılmasını, organik atıkların ayrıştırılarak kompost üretiminde kullanılmasını ve fazla yemeklerin ihtiyaç sahiplerine bağışlanmasını önerdi.

Nestlé Süt Tedarik Zincirinde Yenileyici Tarımı Yaygınlaştırıyor
Görsel kaynağı: AgroKavkaz · Özgün haber
Veri haberi

Nestlé Süt Tedarik Zincirinde Yenileyici Tarımı Yaygınlaştırıyor

Nestlé, süt tedarik zincirinde yenileyici tarım uygulamalarını genişletmeye başlıyor. Şirketin küresel sürdürülebilirlik yöneticisi Kata Seidenschnur, 2018'den bu yana tedarik zincirindeki sera gazı emisyonlarının %26, metan salımının ise %25 azaltıldığını açıkladı. Şirket, uygulamaların daha geniş ölçekte hayata geçirilmesi için çiftliklere teknik destek sağlanması, güvenilir verilerin toplanması, uygun politikaların oluşturulması ve şirketler arasında işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Nestlé ayrıca çiftliklerin uzun vadeli yatırımlarını finanse etmek ve üreticileri sürdürülebilir uygulamalara yönlendirecek teşvik sistemleri oluşturmak için ortaklarıyla çalışıyor. Washington'daki Royal Dairy Farming, 7 bin inek üzerinde farklı yenileyici tarım yöntemlerini denerken, yaklaşık 300 bağımsız çiftlikten oluşan California Dairies Inc. kooperatifi Nestlé'ye yılda yaklaşık 7,7 milyar kilogram süt sağlıyor. Nestlé, 2024'te Louis Dreyfus Company ile Arjantin'de soya ve mısır üreticilerine yönelik benzer bir çalışma başlattı. Sektörde pilot projelerden geniş uygulamaya geçişin önündeki sorunlar arasında coğrafi farklılıklar ve programların standartlaşmaması gösteriliyor.

Meyve Bahçelerinde Sonbahar Gübrelemesinde Azot Uyarısı
Görsel kaynağı: Agrosavjet · Özgün haber
Veri haberi

Meyve Bahçelerinde Sonbahar Gübrelemesinde Azot Uyarısı

Hasat sonrasında meyve ağaçlarının uygun şekilde beslenmesi için sonbahar döneminde temel gübreleme yapılması öneriliyor. Organik ve mineral gübrelerin bahçenin tamamına dağıtılması, ardından toprağın işlenmesi gerekiyor. Organik gübreler arasında özellikle yanmış veya yarı yanmış sığır gübresi öne çıkıyor. Humus bakımından zayıf topraklarda bu gübrenin 3-4 yılda bir hektara 30-40 ton verilmesi tavsiye ediliyor. Kompost da kullanılabilecek organik gübreler arasında yer alıyor. Mineral gübre seçiminin toprak yapısı ve analiz sonuçlarına göre yapılması gerekiyor. Fosforu düşük kırmızı ve kahverengi karbonatlı topraklarda NPK 10-30-20 gübresi hektara 1200-2300 kilogram miktarında uygulanabiliyor. Rendzina, besin maddelerince fakir karbonatlı topraklar ve pseudogleylerde ise NPK 7-20-30 veya NPK 5-15-30 formülasyonları, hektara 1400-2700 kilogram aralığında öneriliyor. Asitli topraklar ve kırmızı topraklarda kalsiyum ihtiyacı, kalsiyum karbonat veya kalsiyum magnezyum karbonat kullanılarak karşılanabiliyor. Kireçleme olarak adlandırılan uygulama için hektara 4-6 ton miktarı veriliyor. Fosfor ve potasyumun toprakta daha yavaş çözündüğü, bu nedenle bitkilere daha uzun süre ulaşabildiği belirtiliyor. Gübreleme zamanında azot içeriği düşük ürünlerin sonbaharda, azot oranı yüksek gübrelerin ise bitkilerin daha iyi değerlendirebildiği vejetasyon döneminde kullanılması gerekiyor. Uygulama sırasında önce mineral, sonra organik gübre dağıtılmalı; ardından sürüm veya frezeleme yapılmalı. Eğimli arazilerde tüm bahçeyi sürmek yerine yalnızca ağaç çevresinin işlenmesi, yağışla toprak ve kök kaybını önlemek açısından öneriliyor. Mineral gübre seçiminin doğrulanması için toprağın her dört yılda bir agro-kimyasal analizden geçirilmesi gerekiyor.