ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

32 haber · Sayfa 1

Suriye'de Yerel Mantar Suşlarının Ticari Üretime Kazandırılması Araştırılıyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye'de Yerel Mantar Suşlarının Ticari Üretime Kazandırılması Araştırılıyor

Suriye Tarım Bakanlığına bağlı Tarımsal Bilimsel Araştırmalar Genel Müdürlüğü, yabani mantarların genetik çeşitliliğini ve üretim ile besin değeri bakımından umut vadeden yerel suşları inceliyor. Çalışmayla doğal genetik kaynağın korunması, ticari üretimde kullanılabilecek suşların geliştirilmesi ve yüksek maliyetli ithal tohumlara bağımlılığın azaltılması hedefleniyor. Araştırmalar başta istiridye mantarı ve beyaz kültür mantarı olmak üzere iki ana gruba odaklandı. Suriye’nin farklı bölgelerinden, özellikle Hama’nın güneybatısından 17 yabani istiridye mantarı suşu toplanarak incelendi. Araştırmacıların aktardığı sonuçlara göre beş suş, bazı ticari suşlara benzer veya onlardan üstün üretim ve kalite özellikleri gösterdi. Beyaz yabani mantar çalışmaları kapsamında ise Batı Humus kırsalından yaklaşık 50 izolat toplandı. Bunlardan 33 suş saflaştırılıp yetiştirildi ve altısı meyveleme aşamasına ulaştı. Bu altı suşun genetik kimliği belirlendi ve her biri uluslararası GenBank gen bankasına kaydedildi. Yerel suşların ticari kullanıma geçirilmesi için saha taraması ve örnek toplamanın ardından laboratuvarda saflaştırma, morfolojik ve genetik tanımlama, tohum üretimi ve uygun yetiştirme ortamlarında denemeler yapılması gerekiyor. Araştırmacılar, yerel suşların Suriye koşullarına uyum sağlayarak ithal suşlara tamamlayıcı bir seçenek oluşturabileceğini belirtiyor. Ancak yüksek üretim ve ithal tohum maliyetleri, taze mantarın 24 saati aşmayan raf ömrü, depolama ve pazarlama güçlükleri ile sınırlı talep sektördeki başlıca sorunlar arasında bulunuyor.

Gıda Ambalajlarında Kullanılan DINCH, Düşük Doğum Artışlarıyla İlişkilendirildi
Görsel kaynağı: Origo · Özgün haber

Gıda Ambalajlarında Kullanılan DINCH, Düşük Doğum Artışlarıyla İlişkilendirildi

New York Üniversitesi Langone Sağlık Merkezi araştırmacıları, 6600’den fazla gebeliğe ait verileri inceleyerek plastikleri esnek ve dayanıklı hâle getirmek için kullanılan DINCH adlı kimyasalın gebelik sonuçlarıyla ilişkisini araştırdı. İncelenen kadınların idrar örneklerinin %70’ine varan bölümünde DINCH tespit edildi. Daha yüksek maruziyet, bebeğin gebelik yaşına göre ortalamadan daha düşük ağırlıkla doğma riskinin artmasıyla ilişkilendirildi. Araştırmacıların hesaplamalarına göre DINCH maruziyetindeki on katlık artış, ortalama 27 gram daha düşük doğum ağırlığıyla birlikte görüldü. Kaynakta ortalama bir yenidoğanın ağırlığı yaklaşık 3400 gram olarak veriliyor. Çalışmada ayrıca İspanyolca konuşan annelerin ve daha düşük eğitim düzeyine sahip kadınların çocuklarının daha yüksek oranda etkilendiği belirtildi. Araştırma, DINCH maruziyetini daha düşük doğum ağırlığı ve vücut uzunluğuyla ilişkilendiren ilk çalışma olarak aktarılıyor. DINCH; gıda ambalajları, streç film, plastik şişe mantarları, oyuncaklar, tıbbi cihazlar, bazı tekstiller ve zemin kaplamalarında kullanılıyor. Önceki hayvan deneyleri ve insan hücreleriyle yapılan çalışmalar, kimyasalın parçalanma ürünlerinin hormonal süreçleri etkileyebileceğini ve iltihaplanmaya yol açabileceğini öne sürmüştü. Ayrıca araştırmalar, DINCH’in gıda ambalajlarından yiyeceklere geçebildiğini ve Avrupa nüfusunda ölçülen konsantrasyonunun son yıllarda arttığını belirtiyor. DINCH kullanımı, bazı ftalatların kısıtlanmasının ardından yaygınlaştı. Kimyasalın küresel üretiminin 2002’deki 25 bin tondan 2024’te 400 bin tona çıktığı aktarıldı. Araştırmacılar, gıda ambalajları ve ev ürünlerinde kullanılan kimyasallar için daha güçlü denetim yapılmasını ve bu maddelerin piyasaya sunulmadan önce incelenmesini savunuyor. Bulgular ilişki ortaya koyuyor; kaynak, nedensel bir sonuç bildirmiyor.

Güney Afrika’da 2026/27 Ekim Sezonunda Kuraklık Riskine Karşı Planlama Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da 2026/27 Ekim Sezonunda Kuraklık Riskine Karşı Planlama Öne Çıkıyor

Güney Afrika’da Free State, North West, Mpumalanga ve Limpopo başta olmak üzere yaz yağışlarına bağlı bölgelerde faaliyet gösteren tahıl ve yağlı tohum üreticileri, 2026/27 üretim sezonunda maksimum verim yerine kuraklık riskini yönetmeye hazırlanıyor. Mevsim tahminleri, yaz aylarında güçlenebilecek El Niño’nun ülkenin yaz yağışlı bölgelerinde normalin altında yağış ve normalin üzerinde sıcaklık getirebileceğine işaret ediyor. Güney Afrika Hava Servisi ile Tarım Bakanlığı, sıcaklık stresi, nem açığı ve yağışların düzensiz dağılması konusunda uyarıda bulundu. Kaynakta, verim kayıplarının yalnızca sezon toplamındaki yağış eksikliğinden değil; çiçeklenme, tozlaşma ve tane doldurma dönemlerinde yaşanan sıcaklık stresinden de kaynaklanabileceği belirtiliyor. Bu nedenle üreticilere ekim tarihlerini kademelendirme, marjinal topraklarda mısır alanını azaltma ve ayçiçeğine yönelme gibi seçenekleri değerlendirme önerisi yapılıyor. Free State’te Pannar Seed’den Jaco Naudé, gübre ve ekim miktarlarının yeniden gözden geçirilmesini, sıcak hava dönemlerinde sulamanın günün daha serin saatlerinde yapılmasını tavsiye ediyor. Syngenta Seeds South Africa’dan Charles Basson ise ekim sırasında ve sonrasındaki ilk günlerde toprak sıcaklığının izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Sıcak günlerle serin geceler arasındaki dalgalanmaların ayçiçeğinde Sclerotinia mantarını harekete geçirebileceği, mısırda ise erken dönemde yabancı ot kontrolünün önem taşıdığı aktarılıyor. Syngenta Seedcare’den Yolandi Furniss, kurak yazlarda nematodlara karşı tohum uygulamalarının genç kökleri koruyarak riski azaltabileceğini söylüyor. Grain SA’dan Corné Louw ise yüksek girdi maliyetleri, görece düşük tahıl fiyatları ve sezonun ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabilecek kuraklık nedeniyle üreticilerin denenmemiş ürün veya uygulamalara yönelmemesi gerektiğini vurguluyor. Gübre programlarının toprak analizleri, gerçekçi verim beklentileri ve tarla bazındaki maliyetlerle uyumlu hazırlanması isteniyor.

Bulgaristan Tüketici Komisyonu Gıda Takviyesi Satışlarını İnceliyor
Görsel kaynağı: Dnes.bg · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan Tüketici Komisyonu Gıda Takviyesi Satışlarını İnceliyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Tüketiciyi Koruma Komisyonu (KЗП), gıda takviyesi, mantar ve bitkilerin satışında tüketicileri yanıltabilecek uygulamalar bulunduğu şüphesiyle farklı zincirlere, eczanelere ve satıcılara talimat gönderdi. İnceleme, bu ürünleri ülke genelindeki fiziksel mağazalarda ve çevrim içi olarak satan işletmeleri kapsıyor. Komisyon, bazı ürün açıklamalarında hastalıkları tedavi etmeye yönelik açık ifadeler tespit edildiğini bildirdi. İncelenen ticari uygulamalar, ürünlerin hastalıkları, iltihapları veya insan organizmasının bozulmuş işlevlerini iyileştirebileceği yönündeki iddialara odaklanıyor. Talimatlarda bazı takviyelerin farklı kanser türlerini önleyebileceği ya da tedavi edebileceği, hepatit veya sarılığı iyileştirebileceği öne sürülen ifadeler yer alıyor. Diğer örneklerde ise ürünlerin tiroit işlevini destekleyip tedavi ettiği, mide ve bağırsak sorunlarını, yaraları, kırıkları, ödemi, varisi ve hemoroidi iyileştirdiği iddia ediliyor. KЗП, satıcılardan bu iddiaların dayanağını göstermelerini istiyor. Talep edilen belgeler arasında bilimsel araştırmalar ve uzman görüşleri, üretici belgeleri, ürünün ilaç veya başka bir ürün kategorisinde satıldığını gösteren kanıtlar, etiket ve ambalaj kopyaları, bilgilendirme broşürleri ile parti bilgileri bulunuyor. Komisyon, her ürün için kullanılan ifadelerin tedavi özelliği atfedip atfetmediğini ve tüketicileri ürünün amacı ile etkisi konusunda yanıltarak satın alma kararlarını etkileyip etkilemediğini değerlendirecek. Haksız ticari uygulama kanıtlanırsa cezalar yıllık cironun %4’üne kadar çıkabilecek; gerekçesiz fiyat artışlarında ürün başına 10 bin ila 100 bin avro arasında yaptırım uygulanabilecek.

Bulgaristan’da Takviyelerin Tedavi İddialarına İnceleme
Görsel kaynağı: Actualno · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Takviyelerin Tedavi İddialarına İnceleme

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Tüketiciyi Koruma Komisyonu (KZP), gıda takviyeleri, mantarlar ve bitkisel ürünlerin satışındaki şüpheli uygulamalar nedeniyle çeşitli zincirlere, eczanelere ve satıcılara talimat gönderdi. İnceleme, ürünlerin Bulgaristan’daki fiziksel mağazalarda ve çevrim içi kanallarda hastalıkları, iltihapları veya insan vücudundaki bozulmuş işlevleri tedavi edebileceğini ileri süren ticari içeriklere odaklanıyor. KZP’nin verdiği örnekler arasında bazı ürünlerin kanseri önleyebileceği veya tedavi edebileceği, hepatit ve sarılığı iyileştirebileceği yönündeki ifadeler yer alıyor. Diğer iddialarda takviyelere tiroit sorunlarını, mide ve bağırsak rahatsızlıklarını, ödemi, varisi ve hemoroidi tedavi etme özellikleri atfediliyor. Komisyon ayrıca bazı ürünlerin tümör büyümesini engellediği ya da bağışıklık yanıtını desteklediği yönündeki tanıtımları da incelemeye aldı. Komisyon, satıcılardan bu iddiaların hangi temele dayandığını gösteren kanıtlar istedi. Talep edilen belgeler arasında bilimsel araştırmalar ve uzman görüşleri, üretici belgeleri, etiket ve ambalaj kopyaları, ürünün ilaç ya da başka bir ürün kategorisinde satıldığını gösteren bilgiler ile parti kayıtları bulunuyor. KZP, her ürün için kullanılan ifadelerin hastalık tedavisi veya insan vücudundaki bozulmuş işlevleri etkileme özelliği atfedip atfetmediğini değerlendirecek. Komisyon ayrıca bu ifadelerin tüketicileri ürünlerin amacı ve etkisi konusunda yanıltarak satın alma kararlarını etkileyip etkilemediğini inceleyecek. Haksız ticari uygulamaların kanıtlanması halinde yaptırımlar yıllık cironun %4’üne kadar çıkabilecek. Gerekçesiz fiyat artışı tespit edilmesi durumunda ise ürün başına 10 bin ila 100 bin avro arasında yaptırım uygulanabileceği belirtildi.

Almanya’da Çiftçi, İklim Uyumunda Strip-Till Yöntemine Geçti
Görsel kaynağı: taz · Özgün haber
Veri haberi

Almanya’da Çiftçi, İklim Uyumunda Strip-Till Yöntemine Geçti

Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Uckermark bölgesinde çiftçilik yapan Stefan Bernickel, iklim koşullarındaki değişime uyum sağlamak için toprak işleme yöntemini değiştirdi. Yaklaşık 300 hektarlık arazisinde derin sürüm ve ekim öncesi ikinci geçiş yerine Strip-Till uygulayan Bernickel, yalnızca tohum sıralarını hafifçe açıyor; ekim ve gübrelemeyi aynı geçişte yapıyor. Bu yöntemde toprağın %80’i işlenmeden bırakılıyor. Bernickel’in dönüşümünde 2018’deki kuraklık ve Haziran 2021’de bir gecede yağan 250 litre yağış etkili oldu. Çiftçi, daha önce hava koşulları uygun olduğunda buğday, arpa ve kolza üretiminin oldukça kârlı olduğunu, ancak bu dönemin sona erdiğini belirtiyor. Yeni uygulamanın toprağın daha fazla su tutmasına, toprak canlılığının korunmasına ve rüzgâr ile su erozyonuna karşı dayanıklılığın artmasına yardımcı olduğunu söylüyor. Toprağın tarım makineleriyle daha kolay işlenebildiğini ve işçilik süresinin azaldığını da ifade ediyor. Bernickel, Strip-Till sayesinde yılda yaklaşık 10.000 litre daha az motorin kullandığını hesaplıyor; bu miktarın önceki motorin ihtiyacının %40’ına karşılık geldiğini belirtiyor. Uygulama ayrıca çevre alanında verilen ve 25.000 avro para ödülü bulunan Blauer Kompass Federal Ödülü’ne layık görüldü. Sürümsüz veya azaltılmış toprak işlemeye dayanan bu yöntem Almanya’da giderek yayılırken, Avustralya’da toprağı kurumaya karşı korumak amacıyla kullanılan tarım uygulamalarından esinleniyor. Brandenburg’da Bernickel dışında Strip-Till uygulayan altı çiftçi daha bulunuyor. Yöntemin bazı sınırlamaları da var. Sürüm yapılmadığında yabancı otlarla farklı biçimde mücadele edilmesi gerekiyor. Bernickel, dönüşümüne rağmen organik üretim yapmıyor; böcekler, mantarlar ve yabancı otlara karşı tarımsal ilaç kullanmayı sürdürüyor. Bununla birlikte maliyetleri azaltmak amacıyla girdi kullanımını düşürmeye çalışıyor. Kolzayla birlikte hardal, turp ve çemen otu ekiyor; bu bitkilerin kolza toprak piresini uzaklaştırmasını amaçlıyor. Kışlık buğdayı geç ekerek tarla tilkikuyruğunun gelişimini sınırlamayı deniyor. Çiftçi ayrıca veriye dayalı makinesiyle toprak kalitesine göre hassas ekim ve gübreleme yapıyor. Kimyasal büyüme düzenleyicileri yerine organik üretimde de kullanılan bir düzenleyiciye geçtiğini ve kimyasal kullanımı %75 azalttığını söylüyor. Hedefi verimi artırmak değil, sıcaklık, kuraklık, yağış ve don gibi koşullarda daha istikrarlı üretim yapmak ve gübre, motorin, işçilik ile bitki koruma maliyetlerini düşürmek. Brandenburg’da üç yıldır denediği nohut üretiminde ise zararlı, aşırı yağış, kuraklık ve soğuk nedeniyle şimdiye kadar başarılı sonuç alamadı; buna rağmen denemeyi sürdürmek istiyor.

Embrapa ve USP Araştırması, Buğdaydaki Mantar Hastalığı Şiddetini %60 Azalttı
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Embrapa ve USP Araştırması, Buğdaydaki Mantar Hastalığı Şiddetini %60 Azalttı

Embrapa ve São Paulo Üniversitesi (USP) tarafından yürütülen araştırmada, kontrollü koşullarda uygulanan yararlı bakteriler, Bipolaris sorokiniana mantarının neden olduğu buğday hastalıklarının şiddetini yaklaşık %60 azalttı. Araştırmacılar, yalnızca mantara maruz bırakılan bitkilerle mantarın yanı sıra yararlı bakteriler uygulanan bitkileri karşılaştırdı. Bakteri uygulanan grupta hastalık şiddeti daha düşük görüldü. Çalışmanın yaklaşımı, patojeni doğrudan ortadan kaldırmak yerine buğday köklerinin çevresindeki mikrobiyal topluluğu yönetmeye dayanıyor. Embrapa’ya göre mikroorganizmalar, bitkilerin doğal direncini destekleyen toprak işlevlerini yeniden düzenliyor. Hastalık şiddetinin, mantar popülasyonu sabit kaldığında ve bazı uygulamalarda arttığında bile azalması, biyolojik kontrolün yalnızca patojenin yok edilmesine bağlı olmadığını gösterdi. Bu değerlendirme Hélio Quevedo tarafından yapıldı. Araştırmada incelenen üç bakteri; bitki büyümesini teşvik etme, fosforun kullanılabilirliğini artırma ve Bipolaris sorokiniana’ya karşı etki gösterme özellikleri sergiledi. Bu patojen kahverengi leke, kök çürüklüğü, taç çürüklüğü, fide yanıklığı ve siyah nokta hastalıklarına yol açıyor. Patojenin, özellikle sıcak veya su noksanlığı görülen bölgelerde buğday için ekonomik önem taşıdığı aktarıldı. Bakteriler arasında Pseudomonas inefficax en belirgin sonuçları verdi. Bu bakteri hastalık şiddetini azaltırken fosforun kullanılabilirliğini ve kök sisteminin gelişimini destekledi. Deney sonunda saptanan mikroorganizmaların %2,5’inden azını oluşturmasına rağmen kök mikrobiyomunda geniş bir yeniden yapılanmayı tetikledi. Streptomyces virginiae ve Pseudomonas inefficax uygulamalarında, stres koşullarına dayanım ve bitki korumasıyla ilişkili genlerde artış gözlendi. Araştırma koordinatörü Rodrigo Mendes, yaklaşımın daha etkili ve sürdürülebilir biyolojik inokulantların geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti; ticari uygulanabilirlik ise henüz koşula bağlı.

Türkiye ve İran Buğdaylarının Rizozferinden İzole Edilen Bakteriler Hastalık Şiddetini Yaklaşık %60 Azalttı
Görsel kaynağı: Poder360 · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye ve İran Buğdaylarının Rizozferinden İzole Edilen Bakteriler Hastalık Şiddetini Yaklaşık %60 Azalttı

Embrapa Meio Ambiente ile São Paulo Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, yararlı bakterilerin kontrollü koşullardaki deneylerde Bipolaris sorokiniana mantarının neden olduğu buğday hastalıklarının şiddetini yaklaşık %60 azalttığı görüldü. Çalışma, hastalık etmenini doğrudan yok etmek yerine kök çevresindeki rizosferde bulunan mikrobiyal topluluğun yönetilmesine dayalı biyolojik kontrol yaklaşımını inceledi. Araştırmacılar, yalnızca mantara maruz bırakılan bitkileri mantar ve yararlı bakterilerle birlikte uygulama yapılan bitkilerle karşılaştırdı. Bakteri uygulanan grupta hastalık şiddeti daha düşük bulundu. Sonuç, bazı uygulamalarda mantar popülasyonu sabit kalmasına, hatta artmasına rağmen elde edildi. Araştırmacılara göre bu yaklaşım, biyolojik kontrolün patojenin tamamen ortadan kaldırılmasına bağlı olmayabileceğini gösteriyor. Çalışmada Streptomyces virginiae CMAA1738, Paenibacillus ottowii CMAA1739 ve Pseudomonas inefficax CMAA1741 değerlendirildi. Bakteriler biyolojik kontrol ve bitki gelişimini destekleme potansiyeli taşıdı. Pseudomonas inefficax, hastalık şiddetini azaltma kapasitesinin yanı sıra fosforun bitkilerce kullanılabilirliğini artırma ve kök sisteminin daha fazla gelişmesini destekleme özellikleriyle öne çıktı. Bu bakteri, deney sonunda saptanan mikroorganizmaların %2,5'inden azını oluşturmasına rağmen rizosfer mikrobiyal topluluğunda geniş bir yeniden yapılanmayı tetikledi. Bipolaris sorokiniana; kahverengi leke, kök çürüklüğü, taç çürüklüğü, fide yanıklığı ve siyah nokta hastalıklarına neden oluyor. Patojen, özellikle sıcak veya su açığı yaşanan bölgelerde buğday üretimi açısından ekonomik önem taşıyor. Streptomyces virginiae ve Pseudomonas inefficax uygulamaları, bitki stres direnci ve bitki korumasıyla ilişkili gen işlevlerinin yeniden kazanılmasıyla ilişkilendirildi. Bakteriler, Türkiye ve İran'daki geleneksel buğday çeşitlerinin rizosferinden izole edildi. Deneyler Brezilya'nın São Paulo eyaletindeki Assis'ten alınan tarım toprağı ve BRS Guamirim çeşidiyle yürütüldü. Araştırmada mikrobiyal toplulukları ve gen işlevlerini incelemek için metataxonomik ve metagenomik dizileme, mantarı ölçmek için qPCR ve gen analizleri için biyoinformatik araçlar kullanıldı. Bulgular kontrollü koşullardaki deneylere dayanıyor; tarla koşullarındaki etkinlik hakkında kaynakta sonuç bulunmuyor.

Bulgaristan’da Kestanenin Tarihsel Önemi ve Gıda Kullanımı Anlatıldı
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Kestanenin Tarihsel Önemi ve Gıda Kullanımı Anlatıldı

Tatlı kestane, Bulgaristan’da sonbaharın öne çıkan ürünlerinden biri olmasının yanı sıra Avrupa’nın bazı bölgelerinde yüzyıllar boyunca temel gıda kaynakları arasında yer aldı. Kaynakta, kestanenin özellikle dağlık alanlarda halkın beslenmesinde önemli rol oynadığı ve Portekiz’deki öneminin patatese benzetildiği aktarılıyor. Bu nedenle bazı araştırmacılar, kestanenin çevresinde şekillenen topluluklar için “kestane uygarlıkları” ifadesini kullanıyor. Castanea sativa adıyla anılan tatlı kestane yaklaşık 30 metreye ulaşabilen, geniş yapraklı bir ağaç. Meyveleri genellikle ekim ayında olgunlaşıyor ve kumlu topraklardan killi topraklara kadar farklı zeminlerde yetişebiliyor. Bununla birlikte iyi toprak yapısı, fazla suyun uzaklaştırılması ve yeterli ışık sağlıklı gelişim için önem taşıyor. Uzun süreli su birikmesi, mantar hastalıklarının ortaya çıkmasına elverişli koşullar oluşturabiliyor. Bulgaristan’da yenilebilir kestaneler ve kestane yetiştiriciliği özellikle Pırın, Batı Sredna Gora, Petriç çevresi ve Berkovitsa bölgesiyle ilişkilendiriliyor. Kestane, doğrudan tüketimin yanında un ve farklı gıda ürünlerinin üretiminde de kullanılıyor. Kurutulup öğütülen kestane unu ekmek, tatlı, puding, çorba ve diğer yemeklerde değerlendirilebiliyor. Meyveler fırında pişirilebiliyor veya tuzlu suda haşlanabiliyor; ayrıca çorba, garnitür, tatlı ve reçel yapımında kullanılabiliyor. Tüketim öncesinde ısıl işlem uygulanması, fırında pişirme sırasında ise kabuğun önceden kesilmesi gerekiyor. Kaynakta bu işlemin, kabuk altında biriken buharın meyveyi patlatmasını önlediği belirtiliyor.

Mısır’da Sıcaklık Dalgalanması İçin Ürün Koruma Uyarısı
Görsel kaynağı: Al-Watan Egypt · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Sıcaklık Dalgalanması İçin Ürün Koruma Uyarısı

Mısır Tarım ve Arazi Islahı Bakanlığı İklim Değişikliği ve Uzman Sistemler Bilgi Merkezi Başkanı Muhammed Fehim, ülkenin büyük bölümünde sıcaklıkların gelecek hafta sonuna kadar hafif yüksek seyretmesinin beklendiğini açıkladı. Kuzey bölgelerden Kahire’ye kadar gündüzleri sıcak, Yukarı Mısır’ın güneyinde ise daha sıcak hava beklenirken geceleri hava çoğunlukla ılıman olacak. Kuzeydeki tarım yolları ve hızlı ulaşım yollarında sabah saatlerinde yoğun sis, bazı bölgelerde de rüzgâr görülebileceği belirtildi. Fehim, sonbahara girilmesine rağmen sıcak havanın sürmesi ve gece-gündüz sıcaklıklarının değişmesi nedeniyle çilek, patates, çeşitli sebzeler ve turunçgillerde sorun yaşanabileceği uyarısında bulundu. Yüksek bağıl nem ile sabah çiyinin mantar ve böcek hastalıklarının yayılmasını kolaylaştırabileceği, nemli ve kuru rüzgârların art arda esmesinin de yaprak ve bitki dokularında küçük yaralar oluşturabileceği ifade edildi. Bu koşulların Yukarı Mısır’da bakla, yonca ile tıbbi ve aromatik bitkilerin ekimini geciktirebileceği kaydedildi. Üreticilere özellikle Yukarı Mısır’da buğday ve baklayı aceleyle ekmemeleri, buğdayda uygun çeşitleri ve önerilen ekim tarihlerini dikkate almaları tavsiye edildi. Taşkınla sulanan arazilerde patates, pancar ve baş soğan gibi yumrulu ürünlerin en yakın sulamasında 8-10 litre fosforik asit uygulanması önerildi. Patates, pancar, fasulye, domates, biber, patlıcan, salatalık ve kabakta azotlu gübre, özellikle üre kullanımının azaltılması istendi; geç ekilen mısır ve şeker kamışının da rüzgâr sırasında sulanmaması önerildi.

Moldovalı Üretici Organik Cevizlerini Türkiye Dâhil Avrupa Pazarlarına Taşıyor
Görsel kaynağı: AgroTV Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldovalı Üretici Organik Cevizlerini Türkiye Dâhil Avrupa Pazarlarına Taşıyor

Moldova’da Pavel Pasat’ın yönettiği Terra Tiana şirketi, 100 hektarlık bahçesinde Franquette, Fernor ve Lara çeşitlerinde ceviz yetiştiriyor. Bahçenin organik sertifikasyon süreci öncesindeki dönüşüm dönemi üç yıl sürdü. Litvanya’dan uzmanların sertifikasyonunun ardından üretici, cevizlerini İtalya, Türkiye ve Romanya pazarlarına ulaştırmayı başardı. Üretimde Avrupa organik tarım standartlarına uyum gözetiliyor. Üretici, meyve ağaçlarının bakımında kimyasal maddeler kullanmadığını belirtiyor. Yağışlı ilkbahar döneminde ceviz ağaçlarında görülebilen mantar hastalıklarına karşı bakır içerikli ürünlerden yararlanılıyor. Budama sırasında çıkan dallar ise sıra aralarında parçalanarak toprağa karıştırılıyor. Pasat ayrıca Fransa ve Türkiye’den organik tarım uzmanlarından danışmanlık aldı; Almanya’nın GIZ programı aracılığıyla İspanya ve Portekiz’deki uygulamaları da inceledi. Hasat sonrasında işçiler cevizleri topluyor ve kabuklarını ayırıyor. Ürünler daha sonra kurutma makinesine götürülüyor ve kalibrasyon ekipmanından geçiriliyor. Cevizler önce konteynerlere alınıyor, ardından 20 veya 25 kilogramlık torbalara paketleniyor. Üretici, Moldova iç pazarında organik ürünlerin daha sınırlı olduğunu, Avrupa’daki tüketicilerin ise Moldova cevizlerinin lezzet özelliklerine ilgi gösterdiğini ifade ediyor. Gelecekte daha gelişmiş makineler alarak kabuklu ceviz hasadındaki kapasitesini artırmayı hedefliyor.

Şili’de Yağışlar Ekim ve Hasat Takvimini Aksattı
Görsel kaynağı: BioBioChile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Yağışlar Ekim ve Hasat Takvimini Aksattı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Şili’de kısa süreli şiddetli yağışlar ve bazı bölgelerde görülen dolu, tarımsal faaliyetlerde gecikmelere yol açtı. Sociedad Nacional de Agricultura (SNA) Başkanı Antonio Walker, toprağın aşırı doygun olması nedeniyle bazı ekimlerin ertelendiğini; özellikle mısır ve ülkenin güneyindeki diğer ürünlerin etkilendiğini söyledi. Su altında kalan topraklar nedeniyle bazı sebzelerin hasadında da kesintiler yaşandığı bildirildi. Walker, yağışların tarım açısından olumlu sonuçlar da taşıdığını belirtti. Şili’de kar rezervlerinin bulunduğunu, 31 rezervuardaki su seviyelerinin önemli olduğunu ve akiferlerde yeniden dolum görüldüğünü aktaran Walker, önceki yıllarda yaşanan donların bu yıl görülmediğini söyledi. Buna karşın aşırı nem, ekim çalışmalarının zamanlamasını bozarken bazı ürünlerin tedarikinde iki veya üç güne varabilen kesintilere neden olabiliyor. Meyvecilikte çiçeklenme dönemindeki ürünlerin mantarlara karşı hassas olduğu, bu nedenle fungisit uygulamalarına başvurulduğu belirtildi. Bu uygulamalar, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle pahalanan gübreler ve yükselen petrol maliyetleriyle birlikte üretim giderlerini artırdı. Farklı meyve üretim bölgelerinde dolu hasarı görülse de Walker, ülke genelindeki üretim zararını değerlendirmek için henüz erken olduğunu söyledi. Dolu yağışlarının bölgesel olması nedeniyle bazı üreticiler ağır zarar görürken genel bilanço çıkarılamadı. Önümüzdeki günlerde beklenen yeni kötü hava sistemleri de tarımsal çalışmaların planlanmasını zorlaştırıyor.

Mısır'da 5 Milyon Yeni Hurma Ağacı İçin İhracat Hedefi
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber

Mısır'da 5 Milyon Yeni Hurma Ağacı İçin İhracat Hedefi

Khalifa Uluslararası Hurma ve Tarımsal İnovasyon Ödülü Genel Sekreteri Abdülvahap el-Buhari Zayed, Mısır'ın uluslararası hurma pazarlarındaki konumunu güçlendirmek amacıyla yaklaşık 5 milyon yeni hurma ağacının dikilmesini öngören projelerin önemli bir fırsat sunduğunu söyledi. Zayed, değerlendirmelerini Siwa Vahası'nda düzenlenen 9. Mısır Uluslararası Hurma Festivali'nin yanında gerçekleştirilen basın toplantısında yaptı. Zayed'e göre Mısır, yüksek hurma ağacı varlığı, çeşitliliği ve farklı üretim bölgeleri sayesinde küresel hurma sektöründeki konumunu geliştirebilecek kapasiteye sahip. Ancak yeni dikimlerin başarıya ulaşması, yalnızca ağaç sayısının artırılmasına bağlı değil. Bu genişlemeye bilimsel planlama, tarımsal çevreye uygun çeşit seçimi, üretim girdilerinin sağlanması ve hasat sonrası sistemlerin geliştirilmesi eşlik etmeli. Hurma ağacının yüksek toprak ve su tuzluluğu ile su kıtlığı gibi koşullara dayanabildiğini belirten Zayed, bu özelliğin ağacın çöl bölgelerinde ve diğer ürünlerin yetişmekte zorlandığı ortamlarda üretilebilmesini desteklediğini ifade etti. Buna rağmen hurma sektörü, iklim koşullarının yanı sıra hastalık ve zararlılarla da karşı karşıya bulunuyor. Kuzey Afrika'da görülen beyaz ölüm hastalığının köklere saldıran bir mantar olduğunu ve ilerleyen vakalarda ağacın ölümüne yol açabildiğini söyledi. Zayed, hastalığın Fas'ta yaklaşık 100 yıl içinde hurma ağacı sayısının yaklaşık 12 milyondan 4 milyona düşmesine ve yaklaşık 8 milyon ağacın kaybedilmesine neden olduğunu aktardı. Hastalığın yayılmasını sınırlamak için bulaşık bölgelerden sağlıklı alanlara hastalıklı fidan taşınmaması, iyi tarım uygulamalarının uygulanması ve açık sulama sistemlerinden damla sulama gibi daha verimli yöntemlere geçilmesi gerektiğini belirtti. Kırmızı palmiye böceğinin de Orta Doğu, Kuzey Afrika, bazı Afrika ülkeleri ve Avustralya'daki hurma üretimini tehdit ettiğini kaydetti. Mısır'ın ihracat hedefi açısından üretim artışının tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Zayed, kalite ve gıda güvenliği standartlarının yanı sıra ayıklama, depolama, işleme, ambalajlama ve pazarlama süreçlerinin birlikte geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Küçük ve orta ölçekli üreticiler için soğuk depolama olanaklarının artırılması ve ürün dolaşımının iyileştirilmesinin, hasat sonrası kayıpları azaltarak üreticilerin ürünlerini uygun zamanda pazarlamasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

Yunan Gıda Üreticileri Stockholm’de Yeni İş Bağlantıları Arıyor
Görsel kaynağı: Butikstrender · Özgün haber
Veri haberi

Yunan Gıda Üreticileri Stockholm’de Yeni İş Bağlantıları Arıyor

Yunanistan’ın altı bölgesinden 82 gıda ve içecek üreticisi, 5 Kasım’da Stockholm’de düzenlenecek Flavours of Greece etkinliğinde İsveçli satın almacılar, ithalatçılar ve distribütörlerle buluşacak. Etkinlikte perakende ve gıda hizmetleri sektörü için daha geniş bir Yunan ürünleri yelpazesinin tanıtılması ve yeni ticari bağlantılar kurulması hedefleniyor. Katılımcıların 68’i gıda, 14’ü ise şarap ve içecek sektörünü temsil ediyor. Üreticiler Girit, Orta ve Batı Makedonya, Epir, Kuzey Ege adaları ve İyon adalarından geliyor. Sunulacak ürünler arasında ödüllü zeytinyağları, Kalamata zeytinleri, bakliyat, bal ve marmelatların yanı sıra tütsülenmiş salyangoz filetoları, trüf mantarlı kekler, lavantalı çikolata ve otlu organik köpüklü çay da bulunuyor. Etkinlik, kasım ayı boyunca Yunan mutfağını ticaret ve restoran faaliyetleriyle öne çıkaran Stockholm Greek Month’un başlangıcını oluşturacak. Stockholm’de 12 market özel ürünler sunarken, 12 restoran farklı Yunan bölgelerinden esinlenen menüler hazırlayacak. Program 6–7 Kasım’da Stockholmsmässan’daki Sthlm Food & Wine etkinliğiyle sürecek. Flavours of Greece, Finlandshuset’te 10.00–17.00 saatlerinde düzenlenecek.

Kyoto’da Kullanılmış Kahve Telvesinden Mantar Üretimi
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Kyoto’da Kullanılmış Kahve Telvesinden Mantar Üretimi

Japonya’nın Kyoto kentinde çiftçi Hiroki Kurahashi, otel ve restoranlardan toplanan kullanılmış kahve telvesini talaş ve diğer malzemelerle karıştırarak mantar yetiştirme ortamına dönüştürüyor. Fushimi semtindeki RE:ARTH işletmesinin başındaki Kurahashi, bu ortamda önce shiitake mantarı, ardından ana ürünü haline gelen istiridye mantarı yetiştirdi. Üretim sonrasında kalan ortamı yakındaki çiftçilere ücretsiz vererek mantar üretimiyle sebze yetiştiriciliği arasında bir döngü oluşturuyor. Kahve telvesi besin maddeleri içeriyor ve gübre olarak kullanılabiliyor ancak sert hücre duvarları, bitkilerin bu besinlere doğrudan erişmesini zorlaştırıyor. Telveyi gübreye dönüştürmek de zaman ve emek gerektiriyor. Mantarlar ise organik maddeleri parçalayabildiği için telveyi yetiştirme ortamında değerlendirebiliyor. Mantar yetiştiriciliği tamamlandıktan sonra geride kalan ortam, sebze üretiminde gübre olarak kullanılabiliyor. Kaynakta, dünya genelinde yılda 10 milyon metrik tondan fazla kahve çekirdeği tüketildiği, Japonya’daki tüketimin ise yaklaşık 400 bin metrik tona ulaştığı ve buna yakın miktarda telvenin atıldığı belirtiliyor. Kurahashi’nin bu yönteme yönelmesinde, 2009’da Güney Afrika’da öğrenciyken tanık olduğu çevre tahribatı ve daha sonra etkilendiği sıfır emisyon yaklaşımı rol oynadı. Bu yaklaşım, atık ve yan ürünlerin ekonomide yeniden değerlendirilmesini savunuyor. Kurahashi, Belçikalı çevre aktivisti Gunter Pauli’nin çalışmalarını izledikten sonra Zimbabwe’de sosyal girişimci Chido Govera’yı ziyaret etti ve 2014’te yetimler ile kadınlara yönelik bir programa katıldı. Govera’nın kahve telvesi ve benzeri malzemelerle mantar yetiştirme çalışmaları, yöntemin sosyal ve ekonomik boyutunu görmesini sağladı. Kurahashi, Zimbabwe’de öğrendiği yöntemi Japonya’da ilk uyguladığında iklim farkı nedeniyle mantar yetiştiremedi; hazırladığı ortam mavi küfle kaplandı. Bunun üzerine 2016’da Kyoto vilayetindeki Nantan’da mantar yetiştiriciliği öğrenmeye başladı ve Japonya’daki sterilizasyon, misel aşılama ve ortamı kapatma uygulamalarında deneyim kazandı. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra RE:ARTH’ı kurdu. Fushimi’de 2019’da kahve telvesi içeren ortamda shiitake yetiştirmeyi başardı, ardından istiridye mantarına geçti. Toptancıların yıl boyunca ürün talebini karşılamak için 2020’de sera kuruldu ve ürünler 2022’de satışa sunuldu. Kyoto’nun uzun yıllardır kahve alımlarında Japonya’nın il başkentleri ve hükûmetçe belirlenmiş büyük şehirleri arasında ilk sırada yer alması, Kurahashi’ye göre geri dönüşüm fikrinin kentten başlatılmasını anlamlı kılıyor. Bununla birlikte sera üretiminde uygun sıcaklığı korumak için klimaların sürekli çalışması gerekiyor. Kurahashi, gelecekte sera çatısına güneş panelleri yerleştirerek işletmenin kendi elektriğini üretmesini hedefliyor.

Macaristan'da Mısırdaki Toksin Riski Hayvancıları Zorluyor
Görsel kaynağı: Origo · Özgün haber
Veri haberi

Macaristan'da Mısırdaki Toksin Riski Hayvancıları Zorluyor

Macaristan'ın Békés ilinde düşük mısır verimi, ürünün toksin riskiyle birleşerek hayvancılık işletmelerini zor durumda bırakıyor. Bu yıl ilde 34 bin hektardan biraz fazla alanda mısır ekilirken yaklaşık 27 bin hektarda dane hasadı yapıldı. Verim Orosháza çevresinde hektar başına 0,6 ton, Békéscsaba çevresinde yaklaşık 1 ton, il genelinde ise yaklaşık 1,4 ton oldu; normal yıllarda 7–8,5 ton bekleniyor. Bölgedeki bazı mısır sevkiyatları, yüksek toksin içeriği gerekçesiyle biyoetanol tesislerince reddediliyor. Kuraklık ve küflenmenin etkili olabileceği belirtilirken, küf mantarlarının ürettiği mikotoksinler ürünün kullanımını sınırlayabiliyor. Bulaşma düzeyi tarlaya ve sevkiyata göre değiştiği için tüm mısırın aynı ölçüde etkilendiği söylenemiyor. Toksinli ürünün yem olarak kullanılması, hayvan ve insan sağlığı açısından risk taşıyabileceğinden kullanım öncesinde inceleme gerekiyor. Macaristan'da bu yıl 1,5 milyon ton mısır üretildi, ancak iç kullanım 3 milyon tonu aşıyor. Toksin nedeniyle kullanılamayacak miktar artarsa açığın ithalatla kapatılması gerekecek. Bunun da sınırlı demiryolu kapasitesi, Ukrayna tahılının önemli bölümünün kara yollarına yönelmesi ve sevkiyatların aylar önceden planlanması nedeniyle güçleşebileceği aktarılıyor.

Upcycled Food, Gıda Yan Ürünlerini Yeni Gıdalara Dönüştürüyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Upcycled Food, Gıda Yan Ürünlerini Yeni Gıdalara Dönüştürüyor

Upcycled food, bira üretimi, yağ presleme ve meyve işleme gibi süreçlerde kalan ve normalde insan tüketimine sunulmayan bazı hammaddelerin uygun teknolojiyle yeni gıdalara dönüştürülmesini ifade ediyor. Uluslararası tanıma göre bu hammaddelerin denetlenebilir tedarik zincirlerinden gelmesi, güvenli olması ve besin değerini koruması gerekiyor. Kullanımın çevresel avantaj sağlaması ve hammaddelerin değerini gıda zincirinde daha uzun süre tutması da yaklaşımın koşulları arasında yer alıyor. Bira üretiminden kalan sörtörköly, içerdiği lif ve protein nedeniyle un, fırın ürünleri ve atıştırmalıklarda kullanılabiliyor. Meyve işleme lifleri ile pres artıkları da yeni ürünlere katılabiliyor. 2026 ECOTROPHELIA Europe geliştirmelerinde kahve telvesi, meyve lifi, bira ve mantar işleme yan ürünleri ile yulaf posasının kullanıldığı farklı Avrupa ürünleri yer alıyor.

Moldova Kuraklıkla Mücadelede Bulut Tohumlamasını Değerlendiriyor
Görsel kaynağı: AgroTV Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldova Kuraklıkla Mücadelede Bulut Tohumlamasını Değerlendiriyor

Moldova Tarım Bakanı Eugen Osmochescu, kuraklığın etkileriyle mücadele için bulut tohumlamasının kullanılmasını önerdi. Bakanın açıklamasına göre yöntemde, özel roketlerle bulutlara gümüş iyodür adlı reaktif dağıtılarak yağış oluşumunun teşvik edilmesi amaçlanıyor. Önerilen sistemin Moldova’da bir ilk olacağı, ilk aşama yatırımının ise yaklaşık 9 milyon avro olacağı belirtildi. Osmochescu, programın hazırlanması ve uygulanmasının bir veya iki yıl sürebileceğini söyledi. Bakanın aktardığına göre uygulama, ülkede nemin yeterli olduğu bulutlu dönemlerle sınırlı olacak ve ekim-kasım aylarından mart-nisan aylarına kadar süren görece yağışlı dönemde gerçekleştirilebilecek. Moldova’nın dağlık alanlarının bulunmaması nedeniyle yağışın yalnızca mevcut bulutlardan yararlanılarak artırılabileceği ifade edildi. Bulut tohumlaması, su yönetimi için önerilen daha geniş stratejinin bir parçası olarak sunuluyor. Yetkililer su toplama ve depolama altyapısının genişletilmesini, su havuzları kurulmasını ve tarımsal sulama sistemlerinin geliştirilmesini de öneriyor. Bakan, hava yoluyla yapılacak uygulama için dolu önleme hizmetinin modernize edilip otomatikleştirilmesi gerektiğini belirtti. Açıklamaya göre Moldova’da kuraklık ve yağış açığı daha sık hale gelirken ülkede büyük bir su açığı yaşanıyor. Ülke, 26 Eylül’den itibaren enerji ve hidroloji sektörlerinde olağanüstü durumda bulunuyor; bu durum düşük nehir debileri ve enerji ile yakıt tedarikine ilişkin risklerle ilişkilendiriliyor. Kaynakta bulut tohumlama programının uygulanmasına ilişkin kesin bir karar veya başlangıç tarihi açıklanmıyor.

Suriye’de Mantar Yetiştiriciliği: Üretim, Maliyet ve Pazarlama
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye’de Mantar Yetiştiriciliği: Üretim, Maliyet ve Pazarlama

Suriye’de mantar yetiştiriciliği, küçük üretim odaları ve aile işletmelerinden daha genişleyebilir bir tarımsal faaliyete dönüşüyor. Üreticiler ve sektörle ilgili uzmanlar, farklı mantar türlerinin üretim imkânlarının yanı sıra pazarlama ve işleme alanlarının geliştirilmesiyle sektörün ekonomik değerinin artırılabileceğini belirtiyor. Beyaz mantar ticari pazarda daha geniş yer tutarken, istiridye mantarı daha sınırlı imkânlarla üretilebilmesiyle öne çıkıyor. Beyaz mantar üretimi, soğutma üniteleri bulunan ve sıcaklık, nem ile havalandırmanın kontrol edilebildiği özel odalar gerektiriyor. Üretim döngüsü 22-24 derece arasındaki kuluçka aşamasıyla başlıyor; ardından kompostun üzeri torfla kaplanıyor ve mantarın gelişimini teşvik etmek için sıcaklık ile havalandırma koşulları düzenleniyor. Oda kurulumu, işçilik ve diğer yetiştirme girdileri üreticilerin başlıca maliyet kalemleri arasında yer alıyor. Yerel kompostun metrekare fiyatı 40-50 ABD doları arasında değişirken, uygun koşullarda metrekare başına yaklaşık 20 kilogram ürün alınabildiği aktarılıyor. İstiridye mantarı ise küçük alanlarda ve farklı koşullarda yetiştirilebilmesi, ayrıca daha düşük maliyet gerektirmesi nedeniyle aile işletmeleri için uygun görülüyor. Ancak taze ürünün raf ömrünün 24 saati aşmaması, özellikle küçük üreticilerin ürünü kısa sürede pazarlamasını zorlaştırıyor. Bu nedenle kurutma, salamura ve dondurma gibi işleme yöntemlerinin yaygınlaştırılması; ürünün saklama süresinin uzatılması, kayıpların azaltılması ve yeni pazarlama kanalları oluşturulması açısından öneriliyor. SANA’nın aktardığı bilgilere göre Suriye’de tarımsal mantar üretimine yönelik ilk çalışmalar 1976’da başladı. Kessva yakınlarında 1981’de kurulan üretim tesisinden 1982’de ilk ürün alındı.

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor

Şili’de yayımlanan bir reportaj, rejeneratif tarımın özellikle meyvecilikte toprak sağlığı, biyolojik çeşitlilik, su döngüsü ve kaynakların verimli kullanımı üzerinden ele alındığını aktarıyor. Yaklaşım, bir ürünü başka bir ürünle değiştirmekten çok, toprak, su, mikroorganizmalar, kökler, bitkiler ve tarımsal yönetim arasındaki ilişkileri birlikte değerlendirmeyi öngörüyor. Bu çerçevede toprak mikrobiyomu, besinlerin kullanılabilirliği, toprak yapısı ve su ile karbon döngüleri açısından merkezi bir başlık olarak öne çıkıyor. Toprağın yalnızca bitkileri taşıyan fiziksel bir ortam olmadığı; bakteriler, mantarlar ve diğer mikroorganizmaların kök gelişimi, besin döngüsü ve toprağın biyolojik işleyişinde rol oynadığı belirtiliyor. Rejeneratif yaklaşım, gübrelemeyi yalnızca toprağa besin eklemek olarak değil, bu besinlerin dolaşımını ve bitkiler için kullanılabilirliğini destekleyen süreçleri güçlendirmek olarak ele alıyor. Yaklaşım, Şili’deki su açığı nedeniyle meyvecilik açısından da önem taşıyor. Toprak yapısının, biyolojik faaliyetin ve organik maddenin uygun olması, suyun toprağa sızmasına, tutulmasına ve bitkilerin kullanımına sunulmasına yardımcı olabilir. Ancak reportajda, hiçbir uygulamanın su bulunabilirliği sorununu tek başına çözemeyeceği özellikle belirtiliyor. İklim koşulları, toprak türü, yetiştirilen ürün, sulama sistemi ve işletme yönetimi, alınacak sonuçları belirleyen unsurlar arasında sıralanıyor. Rejeneratif tarımın ekonomik etkileri de kesinleşmiş sonuçlar olarak sunulmuyor. Belirli girdilere bağımlılığın azaltılması, su kullanımında verimliliğin artırılması ve toprağın iyileştirilmesi işletme maliyetlerini ve üretim istikrarını etkileyebilir. Bununla birlikte sonuçların ürüne, toprağa, iklime, uygulamalara ve geçiş süresine göre değişebileceği aktarılıyor. Bu nedenle verim, meyve kalitesi, maliyet, su tüketimi, toprak verimliliği ve üretim istikrarının birden fazla sezon boyunca izlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Reportajda, biyolojik üretim ve rejeneratif tarım alanında çalışan Şili şirketi Terragénesis’in deneyimine de yer veriliyor. Şirketin metodolojisinde, yerli mikroorganizmaları teşvik eden bileşiklerle besinlerin kullanılabilirliğini ve toprak biyolojik faaliyetini artırma hedefi öne çıkıyor. Gübre kullanımındaki azalma ve su verimliliğindeki iyileşmelere ilişkin sonuçların şirket tarafından açıklandığı, bu verilerin her işletmenin ürün, toprak ve yönetim koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği kaydediliyor. Kaynağa göre yaklaşımın başarısı, sahada izlenebilir göstergelerle doğrulanabilmesine bağlı.

Kaşgar’da Tarım Teknolojileri Kuraklık ve Tuzluluğa Uyum Sağlıyor
Görsel kaynağı: Kazakhstanskaya Pravda · Özgün haber
Veri haberi

Kaşgar’da Tarım Teknolojileri Kuraklık ve Tuzluluğa Uyum Sağlıyor

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Kaşgar vilayetinde tarımsal üretim, su kıtlığı, kurak iklim ve tuzlu toprakların oluşturduğu sınırlamalara teknoloji ve işleme yatırımlarıyla yanıt vermeye çalışıyor. 2025’te vilayette tarım, ormancılık, balıkçılık ve hayvancılık ürünlerinin toplam değeri 92,74 milyar yuana ulaşırken, tarım sektörünün katma değeri 52,15 milyar yuan oldu. Bu tutarın bölgesel gayrisafi hasılanın yaklaşık %30’una karşılık geldiği bildirildi. Kaşgar’daki uygulamalar arasında damla ve mikro sulama, boru hatlarıyla su dağıtımı, otomatik ölçüm ve toprak nemi kontrolü bulunuyor. 2024 sonu itibarıyla yüksek standartlı tarım arazilerinin alanı yaklaşık 507 bin hektara çıkarken, 418 bin hektarda su tasarrufu sağlayan teknolojiler kullanıldı. Şufu ilçesindeki yaklaşık 17 hektarlık meyve bahçesinde otomatik sulama sistemi, sensörler ve bir meteoroloji istasyonu bulunuyor. Sulama cep telefonu üzerinden yönetilebiliyor; sistem toprak ve bitkilerin durumunu izleyerek nem eksikliği veya zararlı tehdidi konusunda uyarı veriyor. Şule ilçesindeki bir mantar üretim parkında 26 modern sera, toplam 24 bin metrekarelik sera alanı ve 12 bin metrekare üretim tesisi bulunuyor. Tesisin günlük üretim kapasitesi 60 bin mantar bloğuna kadar çıkıyor. İşletme yılda yaklaşık 300 ton kurutulmuş mantar üretiyor; mantar sosu, atıştırmalık ve diğer işlenmiş ürünlerin üretimi de geliştiriliyor. Parkta yaklaşık 100 kişi sürekli çalışırken, mevsimlik istihdam bini aşıyor ve üretimin bir bölümü beş komşu köye yayılıyor. Meyvecilikte de üretim, işleme ve yeni çeşitlere yönelim öne çıkıyor. 2025’te Kaşgar’daki meyve bahçeleri yaklaşık 360 bin hektar alan kapladı ve 2,4 milyon ton meyve toplandı; bu miktar bir önceki yıla göre %6 arttı. Vilayetteki 152 meyve işleme işletmesi 285,5 bin ton hammadde işledi. Ana meyve türlerinde ileri işleme oranı %38,4’e ulaştı; kuru meyve, meyve suyu ve konsantre, bitkisel yağ, ezme ve toz ürünler üretildi. Tuzlu arazilerin değerlendirilmesi için 2025 sonunda seralarda kayısı yetiştirme projesi onaylandı. Projede mikroiklimin düzenlenmesi, tuzlu toprakların iyileştirilmesi ve su ile gübrenin hassas uygulanması öngörülüyor. Hesaplanan hedefler su ve gübre kullanım verimliliğinde %15, verimde %20 artış ve meyvelerin yaklaşık iki hafta daha erken olgunlaşması. Bu sonuçlar proje parametreleri olarak veriliyor; gerçekleşmiş üretim sonucu olarak sunulmuyor.

Kuraklık Riski Brezilya'nın Orta-Batısında Soya Ekiminı Zorlayabilir
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber

Kuraklık Riski Brezilya'nın Orta-Batısında Soya Ekiminı Zorlayabilir

Brezilya Ulusal Meteoroloji Enstitüsü (Inmet) ve El Niño 2026-2027 Paneli, ekim-aralık döneminde ülkenin Orta-Batı bölgesinde ortalamanın altında yağış ve yüksek sıcaklık bekliyor. Merkez-kuzey Mato Grosso, Goiás'ın kuzeyi ve Federal Bölge'nde toprağın su depolama kapasitesinin azalması; soya, mısır ve birinci sezon fasulyesinin ekimi ile tarlada gelişiminin başlamasını zorlaştırabilir. Eylül raporuna göre su kısıtı önümüzdeki aylarda etkili olacak, ancak kasım ayından itibaren toprak neminde toparlanma bekleniyor. Orta Brezilya'da yağışlı sezonun ekim sonu ile kasım ortası arasında başlaması öngörülüyor. Aralık ayında ise bazı bölgelerde aşırı nem oluşabileceği, bunun mantar hastalıkları riskini artırabileceği ve ilaçlama çalışmalarını sınırlayabileceği belirtiliyor. Tahmin, ülke genelinde bölgesel farklılıklara da işaret ediyor. Matopiba'da düşük yağış ile yüksek sıcaklık, soya ekiminin kurulması için riski artırıyor; Batı Bahia'da aralık ayında toprak suyundaki toparlanmanın ürün gelişimini desteklemesi bekleniyor. Buna karşılık São Paulo, Rio de Janeiro ve Minas Gerais'in merkez-güneyinde öngörülen yağış fazlası, soya ve birinci sezon mısır ekimine katkı sağlayabilir. Güney'de fazla yağış mısırı destekleyebilirken, buğdayda mantar hastalıklarını artırabilir, hasadı geciktirebilir ve tane kalitesini düşürebilir. Raporda ayrıca El Niño'nun en az 2027'nin ilk çeyreğine kadar sürmesinin beklendiği ve Amazonlar ile Orta-Batı'nda yangın riskinin yüksek kalacağı kaydediliyor.

Şeker Kamışı ve Otlaklarda Cigarrinha Zararlısı Verimliliği Tehdit Ediyor
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber

Şeker Kamışı ve Otlaklarda Cigarrinha Zararlısı Verimliliği Tehdit Ediyor

Cigarrinha türlerinin şeker kamışı alanları ve otlaklarda yayılması, bitkilerin gelişimi, üretim kalitesi ve verimlilik açısından üreticileri endişelendiriyor. Şeker kamışında kök cigarrinhası, sapların kalitesini etkileyerek şeker oranı, lif miktarı ve endüstriyel işleme üzerinde sonuçlar doğurabiliyor. Otlaklardaki yoğunluk ise yem bitkilerinin üretim ve kalitesini azaltabiliyor, ayrıca alanların bozulmasına katkıda bulunabiliyor. Kaynakta, bu zararlılarla mücadele seçenekleri arasında Metarhizium anisopliae adlı entomopatojenik mantarın kullanımı gösteriliyor. CJ Selecta, söz konusu biyolojik etkeni içeren Soldaz adlı mikrobiyolojik insektisiti farklı cigarrinha türlerinin yönetimi için sunuyor. Şirketin açıklamasına göre ürün, gram başına en az 2 x 10⁹ canlı konidyum içeren ıslanabilir toz formunda bulunuyor. Mantarın böceğe yapışma, çimlenme, nüfuz etme, kolonileşme ve enfeksiyon süreçleriyle zararlının ölümüne yol açtığı belirtiliyor. Ürünün, bulaşan böcekler arasındaki sporların doğal yayılımını da desteklemesinin hedeflendiği aktarılıyor.

AB, Dört Narenciye Zararlısını Öncelikli Listeden Çıkarmayı Değerlendiriyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

AB, Dört Narenciye Zararlısını Öncelikli Listeden Çıkarmayı Değerlendiriyor

Avrupa Birliği (AB), bitki hastalıkları ve zararlıları için oluşturulan öncelikli listeyi gözden geçiriyor. Avrupa Komisyonuna danışmanlık yapan Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi (JRC) ile Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), karantinaya tabi 46 ana organizmanın ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerine ilişkin çalışmayı güncelledi. Ardından, listeye dokuz yeni karantina zararlısının alınmasını öngören bir öneri yayımlandı. Listenin mevcut kapsamının genişletilmemesi halinde dokuz zararlının öncelikli statüsünü kaybetmesi gündeme geliyor. Statüsü kaldırılabilecek dört zararlı narenciyeleri ve diğer meyve türlerini doğrudan etkiliyor. Bunlar, Phyllosticta citricarpa mantarının yol açtığı “Mancha negra” hastalığı ile Bactrocera dorsalis, Bactrocera zonata ve Anastrepha ludens türü meyve sinekleri olarak sıralanıyor. Narenciye Yönetim Komitesi (CGC), söz konusu zararlıların İspanya’nın narenciye ve meyve üretim bölgelerine yerleşebilecekleri uyarısında bulunuyor. Komiteye göre bu türler bölgenin iklimine uyum sağlayabilir. Öncelikli zararlı statüsü, AB üyesi ülkeleri yıllık izleme yapmaya, erken teşhis sağlamaya, eradikasyon veya kontrol için acil durum planları hazırlamaya ve olası odaklara yönelik tatbikatlar düzenlemeye zorluyor. CGC, statünün kaldırılması halinde izleme ve mücadele için daha az kaynak ayrılacağından endişe ediyor. Komite ayrıca, yeni kriterlerle başka zararlıların da kapsama alınması nedeniyle listenin daraltılmak yerine genişletilmesi ve düzenlemenin uygulanması için ayrılan topluluk kaynaklarının artırılması gerektiğini savunuyor.