Çalışmanın yaklaşımı, patojeni doğrudan ortadan kaldırmak yerine buğday köklerinin çevresindeki mikrobiyal topluluğu yönetmeye dayanıyor. Embrapa’ya göre mikroorganizmalar, bitkilerin doğal direncini destekleyen toprak işlevlerini yeniden düzenliyor. Hastalık şiddetinin, mantar popülasyonu sabit kaldığında ve bazı uygulamalarda arttığında bile azalması, biyolojik kontrolün yalnızca patojenin yok edilmesine bağlı olmadığını gösterdi. Bu değerlendirme Hélio Quevedo tarafından yapıldı.
Araştırmada incelenen üç bakteri; bitki büyümesini teşvik etme, fosforun kullanılabilirliğini artırma ve Bipolaris sorokiniana’ya karşı etki gösterme özellikleri sergiledi. Bu patojen kahverengi leke, kök çürüklüğü, taç çürüklüğü, fide yanıklığı ve siyah nokta hastalıklarına yol açıyor. Patojenin, özellikle sıcak veya su noksanlığı görülen bölgelerde buğday için ekonomik önem taşıdığı aktarıldı.
Bakteriler arasında Pseudomonas inefficax en belirgin sonuçları verdi. Bu bakteri hastalık şiddetini azaltırken fosforun kullanılabilirliğini ve kök sisteminin gelişimini destekledi. Deney sonunda saptanan mikroorganizmaların %2,5’inden azını oluşturmasına rağmen kök mikrobiyomunda geniş bir yeniden yapılanmayı tetikledi. Streptomyces virginiae ve Pseudomonas inefficax uygulamalarında, stres koşullarına dayanım ve bitki korumasıyla ilişkili genlerde artış gözlendi. Araştırma koordinatörü Rodrigo Mendes, yaklaşımın daha etkili ve sürdürülebilir biyolojik inokulantların geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti; ticari uygulanabilirlik ise henüz koşula bağlı.




