ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

21 haber · Sayfa 1

Bosna-Hersek’te Gıda Fiyatları Satın Alma Gücünü Aşındırdı
Görsel kaynağı: Klix.ba · Özgün haber
Veri haberi

Bosna-Hersek’te Gıda Fiyatları Satın Alma Gücünü Aşındırdı

Bosna-Hersek’te 2005-2025 dönemindeki fiyat verileri, gıda alışverişinde satın alma gücünün belirgin biçimde gerilediğini gösterdi. 2025’te 100 KM ile alınabilen gıda miktarı, 2005’te 50 KM ile alınabilen miktara denk geldi. Genel tüketimde ise 2025’teki 100 KM’nin karşılığı, 2005’te 63 KM ile alınabilen miktar oldu. Kaynağa göre fiyat artışları 20 yılda satın alma gücünün üçte birinden fazlasını azalttı. Fiyat artışları dönemlere göre farklılaştı. 2005-2015 arasında genel fiyatlar %22,1, gıda fiyatları %27,8 yükseldi. 2015-2025 döneminde ise genel fiyat artışı %30,6’ya çıkarken gıda fiyatları %57,6 arttı. Gıda, hanehalkı tüketiminin en büyük bölümünü oluşturan kalem olarak tanımlandı. Karşılaştırma, Bosna-Hersek İstatistik Ajansının ülke genelindeki fiyatları tek yöntemle izlemeye başladığı 2005’ten başlatıldı. Ajans, 1998-2005 döneminde fiyatları ülke genelinde eşit biçimde takip etmediği için bu döneme ait verilerin sonraki verilerle karşılaştırılabilir olmadığını belirtti. 2005-2025 arasındaki toplam genel fiyat artışı, üç yıllık bültendeki verilerin birleştirilmesiyle %59,4 olarak hesaplandı.

Japonya'nın Malezya'ya Deniz Ürünleri İhracatı İlk Sekiz Ayda %40 Arttı
Görsel kaynağı: Astro Awani · Özgün haber
Veri haberi

Japonya'nın Malezya'ya Deniz Ürünleri İhracatı İlk Sekiz Ayda %40 Arttı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Japonya'nın Malezya'ya deniz ürünleri ihracatı, 2026'nın ilk sekiz ayında 2025'in aynı dönemine göre yaklaşık %40 artarak yaklaşık 5 milyar yene ulaştı. JETRO Başkan Yardımcısı Kenichi Hirano, artışın yüksek kaliteli ürünlere yönelik talep ve Japon mutfağına duyulan ilginin güçlenmesiyle desteklendiğini açıkladı. Hirano, büyümede Malezya'da tüketici satın alma gücünün yükselmesi, yüksek kaliteli gıdalara ilginin yaygınlaşması ve daha fazla Malezyalının Japon yemek kültürüne aşina hale gelmesinin etkili olduğunu belirtti. Malezya, Japon gıda ihracatı açısından ASEAN'daki en yüksek potansiyele sahip pazarlardan biri olarak değerlendiriliyor. Kuala Lumpur'da düzenlenen Japon Deniz Ürünleri B2B Ticaret Toplantısı, Japon deniz ürünlerinin yerel dağıtıcıları ile yemek hizmeti işletmelerini buluşturdu. JETRO, ihracatın Japon restoranlarının dışına taşınarak daha geniş bir yemek hizmeti işletmesi grubuna ulaşmasını ve Japon küçük ve orta ölçekli işletmelerinin sergi, iş eşleştirme ve ağ oluşturma etkinliklerine katılımını desteklemeyi sürdürecek. Hirano'ya göre kalite, gıda güvenliği, özgünlük, tat ve yemek hazırlamadaki performans satın alma kararlarında temel ölçütler olmaya devam ediyor.

Tayland İhracatında 69 Yılı İçin Rekor İhtimali
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber
Veri haberi

Tayland İhracatında 69 Yılı İçin Rekor İhtimali

Tayland Ticaret Politikası ve Stratejisi Ofisi, 69 yılında ülkenin mal ihracatının %15-16 artarak 391.267,4-394.669,7 milyon ABD dolarına ulaşabileceğini açıkladı. Ofis Direktörü N Nantapong Jiralerdpong, bu aralığın 68 yılına göre rekor ihracat değeri anlamına gelebileceğini belirtti. İhracatın %19 artışla 404.876,7 milyon ABD dolarına, yaklaşık 13,4 trilyon bahta çıkma ihtimali de bulunuyor. Bununla birlikte 69 yılı için yakın zamanda güncellenen resmi hedef %8-11 artış seviyesinde. Tahminin dayanağını yılın ilk dokuz ayındaki güçlü performans oluşturuyor. Bu dönemde Tayland'ın ihracatı 304.588,6 milyon ABD doları veya 9,76 trilyon baht oldu ve 68 yılının aynı dönemine göre %19,6 arttı. Petrol bağlantılı ürünler, altın ve askeri malzemeler hesaptan çıkarıldığında artış %19,8 olarak ölçüldü. Eylül ayında ihracat 38.438,9 milyon ABD dolarına veya 1,25 trilyon bahta yükselerek yıllık %24 arttı ve büyüme art arda 27. ayda sürdü. Söz konusu üç ürün grubu dışarıda bırakıldığında eylül artışı %28,2 oldu. İhracat artışında elektronik ürünlerin yanı sıra tarım ve gıda ürünleri de etkili oldu. Kaynakta kauçuk, taze ve dondurulmuş tavuk, evcil hayvan yemi ile taze durian, mangosten ve longan gibi ürünlerin güçlü performans gösterdiği belirtildi. Eylül ayında tarım ve tarımsal sanayi ürünleri %2,5, sanayi ürünleri ise %25,4 arttı. İhracat pazarlarında da büyüme görüldü: ABD'ye satışlar %50,1, Çin'e %18,4, Japonya'ya %19, Avrupa Birliği'nin 27 ülkesine %35 ve ASEAN'ın beş ülkesine %27 yükseldi. Yetkili, yılın kalanında ihracatın büyümeyi sürdürebileceğini, ancak enerji maliyetleri, enflasyon ve jeopolitik çatışmaların küresel satın alma gücünü baskılayabileceğini söyledi. Yapay zekâyla bağlantılı elektronik ürünlere yönelik talebin, dünya enerji fiyatlarına bağlı olarak yüksek seyreden petrol bağlantılı ürün fiyatlarının ve yıl sonu sezonunun ihracata destek vermesi bekleniyor. 70 yılı için ilk değerlendirme ise elektronik ürünler ve hızlanan dünya ekonomisinin desteğiyle %2-4 ihracat artışına işaret ediyor. Tayland'ın ilk dokuz aydaki ithalatı %37,8 artışla 348.282,5 milyon ABD dolarına çıktı ve dış ticaret açığı 43.693,9 milyon ABD doları oldu. Çin'le dış ticaret açığı 74.458,5 milyon ABD doları olurken, ABD'yle 52.485,5 milyon ABD doları fazla verildi. Jiralerdpong, ithalat ve açığın önemli bölümünün ihracatta kullanılacak hammaddeler, yarı mamuller, sermaye malları ve yakıttan kaynaklandığını; bu nedenle ithalat artışının ihracat üretimiyle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Brezilya’da Gübre Teslimatlarının 2027’de Toparlanması Bekleniyor
Görsel kaynağı: R7 · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Gübre Teslimatlarının 2027’de Toparlanması Bekleniyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Brezilya gübre piyasasında 2025’teki rekor teslimatın ardından 2026’da daralma, 2027’de ise toparlanma bekleniyor. 2025’te 49,1 milyon ton gübre teslim edilirken, 2026 teslimatlarının 43,6 milyon tona gerileyeceği ve yıllık bazda %11 düşeceği tahmin ediliyor. 2027 için öngörülen hacim ise 47,5 milyon ton. Projeksiyonlar, Curitiba’da düzenlenen 20. Sindiadubos NPK Sempozyumu’nda paylaşıldı. Sektördeki gerileme; kısa vadeli belirsizlikler, üretim maliyetleri ve çiftçilerin satın alma gücündeki baskıyla ilişkilendiriliyor. 2026’nın ocak-eylül döneminde azot kullanımında %21, ürede %20 ve amonyum sülfatta %18 düşüş kaydedildi. Yüksek faizler, navlun maliyetleri ve vergi değişikliklerinin de üreticilerin yatırım ve girdi alım kararlarını etkilediği belirtildi. 2027’deki olası toparlanmanın mısırın etanol üretiminde daha fazla kullanılması, sorgum ekiminin genişlemesi ve soya üretim döngüsünün güçlenmesiyle desteklenmesi bekleniyor. Sektör temsilcileri ayrıca kırsal borçların yeniden yapılandırılması, daha düşük faiz, asgari navlun uygulamasının gözden geçirilmesi ve tarım sigortasına erişimin artırılması gibi önlemler istiyor.

Türkiye’nin Moldova’dan Koyun ve Keçi Sütü Alımı İçin Görüşmeleri Sertifikaya Takıldı
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye’nin Moldova’dan Koyun ve Keçi Sütü Alımı İçin Görüşmeleri Sertifikaya Takıldı

Türkiye’den gelen temsilciler, Moldova’daki koyun ve keçi yetiştiricileriyle ticari ortaklık kurma ve süt ürünleri tedarik etme olanaklarını değerlendiriyor. Temsilciler, Moldova’daki çiftlikleri ziyaret ederek sütün kalitesini test etti; dondurulmuş süt ile süt ürünlerinin satın alınmasını inceliyor. Türker Dölekoğlu, kurulması planlanan ortaklıkla koyun ve keçi sütünden elde edilen ürünlerin yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa Birliği’nde de pazarlanabileceğini söyledi. Türk temsilcilerine göre keçi sütü dondurma üretiminde, koyun ve keçi sütü ise peynir yapımında kullanılmak üzere talep ediliyor. Moldova ürünlerine yönelik bu ilgi, Türkiye’de süt üretiminin 2025’te gerilemesinin ardından ortaya çıktı. Türk istatistiklerine göre keçi sütü üretimi önceki yıla kıyasla yaklaşık %30, koyun sütü üretimi ise yaklaşık %12 azaldı. Kaynak, bu verilerin Türkiye’deki koyun ve keçi sektörünün genel olarak gelişmiş olduğu koşullarda kaydedildiğini belirtiyor. Türkiye’den gelen temsilciler, 2025 sonbaharında ve Ungheni’de düzenlenen Mioriță Laie, Laie Bucălaie festivalinin bahar etkinliği döneminde Moldova’daki 43 çiftliği ziyaret etti. Ziyaretlerde hayvanların yetiştirme ve bakım koşulları incelendi, hammaddenin kalitesini değerlendirmek için mobil laboratuvarla süt testleri yapıldı. Bu incelemelerin ardından Moldovalı yetiştiriciler, ürünlerini tanıtmak ve potansiyel alıcılarla görüşmek üzere 26-29 Ağustos 2026’da düzenlenmesi planlanan F Istanbul 2026’ya davet edildi. Moldova Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Federasyonu, fuara süt ürünlerinden numunelerle katılabilmek için Haziran 2026’da Moldova Ulusal Gıda Güvenliği Ajansına (ANSA) başvurdu. ANSA’nın Türk makamlarıyla çevrim içi görüşmesinin ardından ilettiği resmî yanıta göre federasyon ve üyeleri, koyun-keçi sütü ile bu sütten üretilen ürünlerin ihracatı için gerekli sertifikalara sahip değildi. Kurum ayrıca Moldova’da bu sütleri Avrupa kalite standartlarına uygun işleyen yetkili bir işletme ve ürünlerin uygunluğunu doğrulayacak laboratuvar bulunmadığını bildirdi. ANSA, bu koşullarda uluslararası fuarlara veya tanıtım faaliyetlerine katılım için gerekli belgeleri de veremeyeceğini açıkladı. Kurumun diğer gerekçesi, Moldova iç piyasasında koyun ve keçi sütünden yapılan ürünlerde açık bulunduğu iddiasıydı. Ancak ANSA’nın yazısında bu açığı kanıtlayan istatistikler ile ihracatı engelleyen somut izin veya sertifikasyon şartları yer almadı. Yetiştirici Alexandru Chiosea ise kurumun değerlendirmesine karşı çıkarak iç piyasada düşük talep, azalan satın alma gücü ve üretim fazlası bulunduğunu söyledi; sektörün ihracatla geliştirilebileceğini savundu.

Avrupa’da Gıda Fiyatları: Türkiye AB Ortalamasının Altında Kaldı
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa’da Gıda Fiyatları: Türkiye AB Ortalamasının Altında Kaldı

Avrupa ülkelerinde gıda fiyatları arasındaki farklar belirginleşirken, Numbeo’nun 2026 ortası verilerine göre endeks İsviçre’de 189,2’ye, Moldova’da 57,2’ye ulaştı. AB ortalaması 100 kabul edildi. Bu karşılaştırmada Türkiye’nin gıda fiyatları endeksi 82,1 olarak verildi. Türkiye, bazı AB ülkelerinden daha pahalı olmasına rağmen blok ortalamasının altında kaldı; haberde ayrıca ülkenin Avrupa’daki en yüksek gıda enflasyonuna sahip olduğu belirtildi. Euronews Business, Numbeo’nun New York’u 100 kabul eden endeksini AB ortalaması 100 olacak şekilde uyarladı. Bu ölçüme göre İsviçre’de gıda ürünleri AB ortalamasından %89,2 daha pahalı, Moldova’da ise %42,8 daha ucuz. AB içinde Romanya 66,7’lik endeksle en düşük seviyede yer aldı. Kosova’nın endeksi 60,6 olurken Kuzey Makedonya 59,8, Bosna-Hersek 67,9 ve Sırbistan 68,8 olarak kaydedildi. En yüksek fiyatlar arasında İzlanda 183,6 ile ikinci sırada yer aldı; Norveç 154,4, Lüksemburg 134,9 ve Danimarka 128,4 endeks değerine ulaştı. Finlandiya 119,7, İsveç 116,6, Avusturya 124,5, İrlanda 122, Belçika 117,6 ve Hollanda 116,4 ile AB ortalamasının üzerinde kaldı. Avrupa’nın önde gelen ekonomileri arasında Fransa, ortalamanın %27,5 üzerindeki fiyatlarıyla en pahalı ülke oldu. İspanya’nın endeksi 89,7’de kalırken Birleşik Krallık 111,9, Almanya 111,6 ve İtalya 110,2 olarak verildi. Eurostat’a göre gıda ve alkolsüz içecekler AB’de hane harcamalarının %13,6’sını oluşturuyor; konut ve hizmet faturalarının payı %23,6. Haberde, düşük fiyatların her zaman daha yüksek karşılanabilirlik anlamına gelmediği vurgulandı. Ilaria Benedetti, Romanya’da gıda fiyatları düşük olmasına rağmen ailelerin bütçelerinin %23,1’ini gıda ve alkolsüz içeceklere ayırdığını belirtti. Corvinus Üniversitesi’nden Jeremiás Máté Balogh da ücretler ve satın alma gücündeki farklılıkların değerlendirmeye katılması gerektiğini söyledi. Euronews Business’ın Ekim 2026 hesaplamasında, marketlerde satılan 19 kalemden sigara çıkarıldı ve kalan 18 ürünün fiyatları, her biri bir kez ve ağırlıklandırılmadan toplandı. Buna göre AB’de ortalama sepet maliyeti 69,84 euro oldu. Aynı sepet İsviçre’de 137,90 euro, Moldova’da 41,10 euro ve Norveç’te 116,10 euro olarak hesaplandı; Lüksemburg’da 99 euro, Avusturya’da 88,10 euro ve Danimarka’da 87,70 euro seviyesinde kaldı.

Avrupa’da Gıda Fiyatları Ülkeden Ülkeye Büyük Farklılık Gösteriyor
Görsel kaynağı: CNN Greece · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa’da Gıda Fiyatları Ülkeden Ülkeye Büyük Farklılık Gösteriyor

Avrupa’da market alışverişinin maliyeti ülkeler arasında belirgin biçimde değişiyor. CNN.gr’nin aktardığı 2026 Numbeo verilerine göre gıda endeksi, AB ortalaması 100 kabul edildiğinde İsviçre’de 189,2’ye çıkarken Moldova’da 57,2’de kalıyor. Bu karşılaştırmaya göre AB ortalamalarında 100 avro tutan bir alışveriş sepeti İsviçre’de 189,20 avroya, Moldova’da ise 57,20 avroya mal oluyor. İsviçreyi 183,6 ile İzlanda, 154,4 ile Norveç, 134,9 ile Lüksemburg ve 128,4 ile Danimarka izliyor. Finlandiya’nın endeksi 119,7, İsveç’in endeksi ise 116,6 olarak veriliyor. Avrupa’nın beş büyük ekonomisi arasında Fransa, AB ortalamasının %27,5 üzerindeki fiyatlarıyla en pahalı ülke konumunda bulunuyor. İspanya 89,7 ile ortalamanın altında kalırken Birleşik Krallık, Almanya ve İtalya sırasıyla 111,9, 111,6 ve 110,2 seviyelerinde yer alıyor. Avusturya, İrlanda, Belçika ve Hollanda da AB ortalamasının üzerinde fiyatlara sahip ülkeler arasında sıralanıyor. Doğu Avrupa ve Balkanlar’da ise market ürünleri genel olarak daha ucuz gösteriliyor; Romanya 66,7 endeks değeriyle listenin en düşük seviyesindeki ülke olurken Kuzey Makedonya 59,8, Bosna-Hersek 67,9 ve Sırbistan 68,8 değerlerinde bulunuyor. Ancak bu endeksler ülkelerdeki kullanılabilir geliri ve ortalama maaşları hesaba katmadığı için tüketicilerin gerçek satın alma gücünü tek başına göstermiyor.

Hırvatistan’da Gıda Fiyatları AB Ortalamasının %14,1 Altında
Görsel kaynağı: Net.hr · Özgün haber
Veri haberi

Hırvatistan’da Gıda Fiyatları AB Ortalamasının %14,1 Altında

Numbeo’nun 2026 yılının ortasındaki verilerine göre hazırlanan karşılaştırmada Hırvatistan’ın gıda fiyatları endeksi 85,9 oldu. Avrupa Birliği (AB) ortalamasının 100 kabul edildiği listede bu sonuç, Hırvatistan’daki gıda fiyatlarının AB ortalamasından %14,1 düşük olduğu anlamına geliyor. Listede gıda fiyatları İsviçre’de 189,2 ile en yüksek, Moldova’da 57,2 ile en düşük seviyede ölçüldü. AB ülkeleri arasında en düşük endeks 66,7 ile Romanya’da görüldü. Kuzey Makedonya’nın endeksi 59,8, Bosna-Hersek’in 67,9 ve Sırbistan’ın 68,8 olarak verildi. Buna karşılık İzlanda 183,6, Norveç 154,4 ve Lüksemburg 134,9 endeks değerine ulaştı. Karşılaştırmada kullanılan ayrı bir sepet hesabında Numbeo kategorisinde 19 ürün bulunmasına rağmen 18 ürünün fiyatları toplandı. Ekim 2026 fiyatlarıyla hesaplanan bu sepette AB ortalaması 69,84 euro olurken, aynı sepetin Hırvatistan’daki fiyatı 62,1 euro olarak aktarıldı. İsviçre’de sepetin toplamı 137,90 euro, Moldova’da ise 41,10 euro oldu. Bu hesaplama ile endeks karşılaştırmasının farklı dönemlere dayandığı görülüyor. Kaynakta, nominal fiyatların satın alma gücüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Tuscia Üniversitesi’nden Ilaria Benedetti, bazı ülkelerde fiyatlar AB ortalamasının altında olsa da hanelerin gıdaya bütçelerinden daha büyük pay ayırabildiğini söyledi; Romanya’da bu pay %23,1 olarak aktarıldı. Corvinus Üniversitesi’nden Jeremiás Máté Balogh ise düşük fiyatların mutlaka daha yüksek erişilebilirlik anlamına gelmediğini, ücretlerin ve satın alma gücünün de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Balogh, iş gücü ile enerji, yakıt ve taşımacılık maliyetlerinin üretim, işleme ve dağıtım giderlerini etkilediğini ifade etti.

Avrupa’da Gıda Fiyatları: İsviçre Zirvede, Türkiye AB Ortalamasının Altında
Görsel kaynağı: Fjala · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa’da Gıda Fiyatları: İsviçre Zirvede, Türkiye AB Ortalamasının Altında

Avrupa’da gıda fiyatları ülkeler arasında belirgin farklılık gösteriyor. Numbeo’nun 2026 yıl ortası verilerini temel alan karşılaştırmada gıda fiyat endeksi, AB ortalaması 100 kabul edildiğinde Moldova’da 57,2 ile İsviçre’de 189,2 arasında değişiyor. Buna göre İsviçre’de gıda fiyatları AB ortalamasının %89,2 üzerinde, Moldova’da ise %42,8 altında bulunuyor. Endeks, Numbeo’nun New York’u 100 kabul eden ölçümünün Euronews Business tarafından AB ortalaması 100 olacak şekilde dönüştürülmesiyle hesaplandı. İsviçre’yi 183,6 puanla İzlanda, 154,4 puanla Norveç, 134,9 puanla Lüksemburg ve 128,4 puanla Danimarka izliyor. AB içinde gıda fiyatlarının en düşük olduğu ülke ise 66,7 puanla Romanya; bu ülkede fiyatlar AB ortalamasının %33,3 altında. Türkiye’nin endeksi 82,1 olarak veriliyor. Bu değer AB ortalamasının altında kalırken, Türkiye bazı AB üyesi ülkelerden daha yüksek bir seviyede bulunuyor. Kaynak ayrıca Türkiye’de Avrupa’nın en yüksek gıda enflasyonunun görüldüğünü belirtiyor. Karşılaştırmada ayrıca her üründen bir kez sayılan 18 kalemlik bir gıda sepeti kullanıldı. Euronews Business’ın Ekim 2026’da topladığı fiyatlara göre bu sepetin AB ortalama maliyeti 69,84 avro. Sepet İsviçre’de 137,90 avro, Moldova’da 41,10 avro ve Norveç’te 116,10 avro tutuyor. Hesaplamada Numbeo’nun 19 ürünlük pazar kategorisinden sigaralar çıkarıldı; ürünler ağırlıklandırılmadan, her biri bir kez hesaba katıldı. Bu nedenle endeks verileriyle sepet verileri aynı dönem aralığını yansıtmıyor. Kaynakta aktarılan değerlendirmelere göre düşük nominal fiyatlar, haneler açısından otomatik olarak daha yüksek satın alınabilirlik anlamına gelmiyor. Romanya’da gıda fiyatları düşük olmasına rağmen aileler bütçelerinin %23,1’ini gıda ve alkolsüz içeceklere ayırıyor; Bulgaristan’da bu oran %20’nin üzerinde. Satın alma gücü hesaba katıldığında ülkeler arasındaki farkın daralabileceği, sepetin ağırlıklandırılması halinde sıralamaların değişebileceği belirtiliyor. Jeremias Máté Balogh işçilik maliyetlerinin yanı sıra enerji, yakıt ve taşımacılık giderlerinin; Ilaria Benedetti ise özellikle yakıt maliyetleriyle birlikte enerjinin son fiyat artışlarında önemli rol oynadığını ifade ediyor.

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı

Stellenbosch Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Bölümü'nden Prof. Abel Esterhuyse, Güney Afrika'nın Western Cape bölgesindeki Kleinmond yakınlarında düzenlenen Dünya Dohne Merinosu Konferansı'nda küresel tarımın karşı karşıya olduğu riskleri anlattı. Güney Afrikalı üreticilerin güvensizlik, yetersiz altyapı ve bozulan kamu hizmetleriyle çevrili koşullarda işletmelerini çalışır durumda tutmayı öğrendiğini belirten Esterhuyse, benzer baskıların başka ülkelerdeki çiftçileri de etkileyebileceğini söyledi. Esterhuyse, Prof. David Betz'e atfettiği “dünyanın Güney Afrikalaşması” kavramıyla, işleyen özel alanların bozulan kamu altyapısıyla yan yana var olduğu daha parçalı bir ekonomik ve toplumsal yapıya işaret etti. Sunumunda toplumsal parçalanmanın yanı sıra demografik değişim, jeopolitik istikrarsızlık, çevresel baskılar ve teknolojik dönüşümü tarımı yeniden şekillendiren diğer güçler olarak sıraladı. Bu koşulların üreticileri yalnızca işletmelerindeki sorunlarla değil, daha geniş ekonomik ve güvenlik gelişmeleriyle de karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti. Demografik eğilimler kapsamında Avrupa Birliği (AB) ve Çin'i örnek gösteren Esterhuyse, AB'nin dünya nüfusundaki payının %5,5 olmasına karşın küresel sosyal refah harcamalarının %58'ini ve savunma harcamalarının %16'sını oluşturduğunu aktardı. AB'de ortanca yaşın 44,7 olduğunu ve 2100'de 49,6'ya çıkmasının beklendiğini belirterek, yaşlanan nüfus ile daha az sayıdaki genç çalışanın mevcut refah modelinin sürdürülebilirliği üzerinde baskı yaratabileceğini söyledi. Çin'de nüfusun yaşlanması, değişen tüketim tercihleri ve azalan genç iş gücü nedeniyle üretimi sürdürmek için yapay zekâ ve insan emeğinin yerine geçebilecek teknolojilere yönelimin arttığını dile getirdi. Afrika'nın bu yüzyılda küresel nüfus artışının büyük bölümünü oluşturacağını ve gelecekte dünya gıda talebini yönlendireceğini belirten Esterhuyse, kıtanın mevcut tarımsal üretiminin küresel toplamın yaklaşık %8 ila %10'u düzeyinde olduğunu söyledi. Hızlı kentleşmenin üretim ile büyüyen şehir pazarları arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi gerektireceğini, ancak nüfus artışının otomatik olarak daha yüksek satın alma gücü anlamına gelmediğini kaydetti. Güvenlik harcamalarının düşük olmasının da kıtanın üretim ve gıda tedarik potansiyelini kullanmasını zorlaştırabileceğini savundu. Jeopolitik gerilimlerin gıda ve gübre ticaretini aksatabileceğini, enerji arzı ve maliyetleri üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Esterhuyse, su, arazi ve diğer stratejik kaynaklar için rekabetin artacağı uyarısında bulundu. Deniz yollarının tehditlere daha açık hâle gelmesinin Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi güzergâhların korunmasını zorlaştırdığını, bu nedenle Ümit Burnu çevresindeki deniz yolunun mal taşımacılığındaki stratejik öneminin arttığını söyledi. Bu risklerin ihracata ve ithal girdilere erişime de yansıyabileceğini ifade etti. İklim değişikliğini çiftçiler açısından tatlı su kıtlığı, gıda sistemlerinde bozulma ve çevresel baskı kaynaklı göçle ilişkilendiren Esterhuyse, biyolojik çeşitlilik kaybı ile ekosistem çöküşünün devletleri kırılganlaştırarak çatışmaları besleyebileceğini belirtti. Ona göre temel zorluk, iklimin daha değişken, suyun daha sınırlı ve ekosistemlerin daha fazla bozulduğu bir ortamda yeterli gıda üretmek olacak.

AB Domates Sektörü Maliyet ve Fas Rekabeti Baskısını Gündeme Getirdi
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

AB Domates Sektörü Maliyet ve Fas Rekabeti Baskısını Gündeme Getirdi

Avrupa Komisyonu’nun Domates Uzman Grubu, artan üretim maliyetleri ve özellikle Fas’tan gelen ithalatların rekabeti konusunda uyarıda bulundu. Domates sektörü, AB pazarının seyrini ve üretimin karşı karşıya olduğu sorunları değerlendirmek üzere bu hafta Brüksel’de toplandı. Açıklamalar, sorunların yalnızca tek bir ülkeye özgü olmadığını, Avrupa üretiminin farklı kesimlerinde ortaklaştığını gösterdi. Fepex’in aktardığı değerlendirmeye göre İspanya’da 2025/2026 kampanyasında domates üretiminin yaklaşık %2 düşmesi bekleniyor. Fiyatlarda iyileşme görülmesine karşın bu durum kârlılığa yansımadı; enerji, gübre ve petrol türevlerindeki artışlar üretim maliyetleri üzerinde güçlü baskı oluşturdu. İspanya’da enerji ve taşımacılık maliyetleri normal kabul edilen koşullara göre %16, plastikler ile kap ve ambalaj maliyetleri ise %18 arttı. İspanyol delegasyonu, özellikle açıkta satılan cherry domateslerde olmak üzere bu ürün grubunun ekim alanındaki kayıptan endişe duydu. Sektör, söz konusu gerilemeyi Fas rekabetinin yanı sıra işçilik maliyetleri ve düzenleyici koşullardaki farklılıklarla ilişkilendirdi. Dış ticaret verilerine göre AB’nin üçüncü ülkelerden taze domates ithalatı 2025’te 773.000 ton oldu ve bunun 527.000 tonu Fas’tan geldi. AB’nin üçüncü ülkelere ihracatı ise 383.000 ton olarak kaydedildi; bunun 279.000 tonu ağırlıklı olarak Birleşik Krallık’a gönderildi. Belçika, Hollanda ve Polonya temsilcileri de sıcak hava dalgaları, yağışlar, rugose virüsü ve yüksek enerji maliyetleri gibi sorunların Avrupa üretiminde ortak etkiler yarattığını aktardı. Toplantıda ayrıca satın alma gücündeki kayıp ve ekonomik belirsizlik nedeniyle tüketicilerin daha temkinli davrandığı belirtildi. Fransa’da sıcaklıkların desteklediği domates tüketimi, fiyatlardaki güçlü artışın ardından yavaşlayarak talepte önemli daralmaya yol açtı.

Fransa'nın Tarım-Gıda İhracatı Rekabet Baskısıyla Geriliyor
Fotoğraf: ERIC PIERMONT · Özgün haber
Veri haberi

Fransa'nın Tarım-Gıda İhracatı Rekabet Baskısıyla Geriliyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Fransa'nın tarım-gıda ticaret dengesi 2025'te son 50 yılın en düşük seviyesine gerilerken, ülke işlenmiş gıda ürünlerinde dünyanın dördüncü ihracatçısı olmasına rağmen İtalya ve İspanya'nın artan rekabetiyle karşı karşıya bulunuyor. CNPA gözlemevine ilişkin değerlendirmede, Fransa'nın dış pazarlardaki konumunun zayıfladığı ve dengenin toparlanmakta zorlandığı belirtildi. Gelişmeler, SIAL gıda fuarının Paris'te açılacağı dönemde gündeme geldi. Terre-net'in tarım ürünleri ile işlenmiş gıda ürünlerini birlikte ele alan verilerine göre dış ticaret fazlası 2025'te yaklaşık başa baş düzeyine indi. Fazla, 2026'nın ilk yedi ayında 600 milyon avroya hafifçe yükselse de 2023-2025 ortalamasının 1,8 milyar avro altında kaldı. Aynı haberde ihracatın Fransız gıda sanayisi için zorunlu bir çıkış yolu olduğu, sektörün bazı komşularına kıyasla daha düşük kâr marjları ve altyapıyı uyarlamak için yetersiz yatırımlarla karşı karşıya bulunduğu aktarıldı. Fiyat baskısı da sektörün temel sorunları arasında yer alıyor. Michel-Édouard Leclerc, sanayicilerin tarife artışlarında %4'ün çok üzerinde taleplerde bulunacağı uyarısını yaptı. Ania Başkanı Jean-François Loiseau ise Fransa'daki tarım-gıda sektörünün son 15 yılda her yıl deflasyon yaşadığını, yalnızca Ukrayna savaşının iki yılında hammadde maliyetlerindeki artışların fiyatlara yansıtılabildiğini söyledi. Loiseau, bu yıl Orta Doğu'daki savaşın enerji ve ambalaj fiyatlarını artırdığını, sosyal yükler, enerji ve vergilerin karşılanamamasının şirketleri zora soktuğunu belirtti. Loiseau'ya göre Fransa'da dağıtım şirketlerinin baskısı İtalya, Almanya ve İspanya'ya göre daha yüksek ve bu durum üreticilerin kâr marjlarını azaltıyor. SIAL'de İtalya yaklaşık 700 şirketle önde yer alırken İspanya da Fransız şirketlerinin seviyesine ulaşıyor. Fransız şirketlerinin sayısı yaklaşık 600'e yükselse de artışın anlamlı olmadığı değerlendiriliyor. Loiseau, Fransa'nın fuarda 1.000 şirketle temsil edilmesini hedeflemesi gerektiğini savundu. Loiseau, Fransız sanayisinin aşırı kısıtlayıcı düzenlemeler ve yüksek maliyetler nedeniyle ihracatta zorlandığını ifade etti. Tarım-gıda sektörünün yalnızca dörtte birinin ihraç edildiğini ve ihracatın çoğunlukla yakın pazarlara yöneldiğini söyleyen Loiseau, İtalya ile İspanya'nın günlük ve erişilebilir ürünleri daha örgütlü biçimde tanıtarak daha geniş bir uluslararası kitleye ulaştığını belirtti. Avrupa'nın Fransa için öncelikli pazar olarak kalması gerektiğini, ABD'nin de satın alma gücü nedeniyle önemini koruduğunu ve serbest ticaret anlaşmalarının tarımsal temeli koruması gerektiğini söyledi.

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel
Görsel kaynağı: El Mostrador · Özgün haber
Veri haberi

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Dünya Gıda Günü kapsamında yayımlanan değerlendirmeye göre, dengeli ve sağlıklı beslenmeye yönelik ilgi artarken yüksek gıda fiyatları tüketicilerin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. FAO, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu, UNICEF, Dünya Gıda Programı ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan SOFI 2026 raporuna göre 2025'te 645 milyon kişi açlık yaşadı. Aynı yıl 2,690 milyar kişi, dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri, sağlıklı bir diyetin maliyetini karşılayamadı. Sorun Latin Amerika ve Karayipler'de farklı bir çelişkiyle ortaya çıkıyor. Bölgede açlık nüfusun %4,8'ini, yaklaşık 32 milyon kişiyi, etkilerken sağlıklı beslenmenin maliyeti dünyadaki en yüksek seviyeye ulaştı. Kişi başına günlük 4,91 ABD doları olarak hesaplanan bu tutar, satın alma gücü paritesiyle ölçülüyor. Buna göre bölge nüfusunun %25,7'si sağlıklı beslenmeyi finanse edemiyor. Edenred'in 21 ülkede 55.468 çalışan ve 1.035 restoran işletmecisiyle gerçekleştirdiği FOOD 2026 Barometresi, fiyat baskısının tüketim tercihlerini değiştirdiğini gösteriyor. Çalışanların %82'si fiyat artışları devam ederse restoran ziyaretlerini azaltacağını belirtti. Şili'de araştırmaya 1.369 çalışan ve 94 restoran işletmecisi katıldı. Ülkede restoranların %35'i son 12 ayda müşteri sayısının azaldığını bildirdi; bu oran 2025'e göre dört puan yükseldi. Fiyat ve kalite ilişkisi, çalışanların %86'sı için restoran seçerken en önemli ölçüt oldu. Bunu ürünlerin kalitesi ve yemeklerin fiyatı, her ikisi için de %78'lik oranla, izledi. Ekonomik baskıya rağmen sağlıklı seçeneklere yönelik talep güçleniyor. Çalışanların %77'si dengeli beslenmeye daha fazla dikkat ettiğini, %76'sı restoranların daha sağlıklı yemekler sunmasını beklediğini söyledi. Latin Amerika'da bu beklenti %83'e çıktı. Restoran işletmecilerinin %53'ü son bir yılda sağlıklı yemek talebinin arttığını belirtti; bu oran 2023'te %40'tı. Ancak işletmecilerin %63'ü sağlıklı yemekleri hazırlamanın daha yüksek maliyet gerektirdiğini düşünüyor ve yalnızca %42'si bu ürünleri gelir artırmak için önemli bir fırsat olarak görüyor. Çalışanların %73'ü yemek yardımları iki katına çıksa yemek kalitesini iyileştirebileceğini, %34'ü ise bu destek olmadan daha sağlıksız besleneceğini ifade etti. Gıda israfı da tartışmanın bir diğer başlığı oldu. Çalışanların %74'ü israftan endişe duyarken, %70'i hangi restoranların bu soruna karşı önlem aldığını bilmek istiyor. Restoranların %78'i atıkları azaltmak için uygulama yürüttüğünü bildirdi. Latin Amerika merkezli Animal Interseccional ise çözümün yalnızca daha fazla üretim olmadığını; hangi gıdaların üretildiği, kaynakların nasıl kullanıldığı ve bu gıdalara kimin erişebildiğinin de değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

G7, Gübre Piyasalarındaki Aksaklıklara Karşı 2,5 Milyar Dolar Mobilize Etti
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

G7, Gübre Piyasalarındaki Aksaklıklara Karşı 2,5 Milyar Dolar Mobilize Etti

G7 ülkeleri, Orta Doğu’daki krizin başlamasından bu yana gübre piyasalarındaki aksaklıklara yanıt vermek ve gıda sistemlerinin dayanıklılığını güçlendirmek amacıyla 2,5 milyar dolar mobilize ettiğini açıkladı. Finansman bilançosu 15 Ekim 2026’da Bangkok’ta sunuldu. Fransa Ekonomi Bakanlığı’nın 1127 sayılı açıklamasına göre tutarın neredeyse tamamı hibe biçiminde sağlandı. Finansman, G7 ile bazı ortak ülkelerin Haziran 2026’da kabul ettiği, enerji ve tarımsal girdilerdeki tedarik zinciri bozulmalarına yanıt veren uluslararası eylem planı kapsamında yürütülüyor. Planda Afrika’daki ülkelerde yeni krizlerin önlenmesine öncelik verilirken, gübrelerin fiziksel olarak bulunabilirliği ile çiftçilerin bu ürünleri satın alma mali kapasitesi ayrı sorunlar olarak ele alınıyor. Düzenek kapsamında ticari akışların ve lojistik koridorların sürdürülmesi, en fazla etkilenen işletmelerin nakit akışının desteklenmesi ve uluslararası finans kuruluşlarının araçlarının kullanılması öngörülüyor. Uzun vadeli hedefler arasında piyasa takibinin güçlendirilmesi, entegre toprak verimliliği yönetiminin teşvik edilmesi ve yerel ya da bölgesel gübre üretim kapasitesinin geliştirilmesi bulunuyor. Bununla birlikte açıklanan 2,5 milyar doların tamamı gübre alımlarına karşılık gelmiyor olabilir. Açıklamada ülkelere ve finansman araçlarına göre dağılım ile finanse edilen gübre hacmi verilmedi. Tutar, Bangkok toplantısında serbest bırakılan yeni bir paket değil, Orta Doğu’daki krizin başlangıcından bu yana mobilize edilen finansmanların kümülatif toplamı. Fas bakımından olası ticari etkilerin ise yararlanıcı ülkelere, tahsis koşullarına ve finanse edilen projelere bağlı olacağı belirtildi.

Meksika’da Eylül Ayında Gıda Sepeti Değeri Kırsalda %4,9, Kentte %5,5 Arttı
Görsel kaynağı: La Razón México · Özgün haber
Veri haberi

Meksika’da Eylül Ayında Gıda Sepeti Değeri Kırsalda %4,9, Kentte %5,5 Arttı

Meksika’da kişi başına gıda sepetinin değeri eylül ayında kırsal kesimde 1.940,96 peso, kentsel kesimde ise 2.590,61 peso oldu. Yıllık artış kırsal bölgelerde %4,9’a, kentlerde %5,5’e ulaştı. Her iki kesimdeki artış, aynı ayda %3,5 olarak gerçekleşen enflasyonun üzerinde kaldı. Gıda sepetinin bir yıllık parasal artışı kırsal kesimde yaklaşık 90,31 peso, kentsel kesimde 135,87 peso olarak hesaplandı. Instituto Nacional de Estadística y Geografía (Inegi) verilerine göre soğan, ev dışında tüketilen yiyecek ve içecekler ile domates, her iki bölgede de gıda sepetindeki yıllık yükselişe en fazla katkı yapan kalemler oldu. Kırsal kesimde soğan fiyatı %89,8 artarak yıllık değişime %35,7 katkı yaptı. Ev dışında tüketilen yiyecek ve içeceklerin fiyatı %5,8 yükseldi ve değişime %26,3 katkı sağladı. Domates fiyatındaki %26,7’lik artışın katkısı ise %16,1 oldu. Kentsel kesimde katkı sıralaması farklılaştı; ev dışı yiyecek ve içecekler %32,1, soğan %25,2, domates ise %10 katkı yaptı. Casa de Bolsa Valores Mexicanos’un (Valmex) başekonomisti Gerónimo Ugarte Bedwell, temel ihtiyaçların maliyeti yükseldiği için hanelerin satın alma gücünü koruyabilmesi adına gelirlerinin daha fazla artması gerektiğini belirtti. Ugarte Bedwell’e göre soğan ve domatesteki yükselişte hasat döngüleri, hava koşulları, kayıplar ve lojistik kesintilerin ticari arz üzerindeki etkileri rol oynadı. Ekonomist, ürün fiyatlarındaki benzer artışlara rağmen bölgesel katkıların tüketim alışkanlıkları, sepet ağırlıkları, piyasa yapısı ve yaşam maliyetleri nedeniyle farklılaştığını söyledi. Ev dışında tüketilen yiyecek ve içeceklerin fiyatında ise malzeme, ulaşım ve işletme giderlerinin birlikte etkili olduğunu; bazı tarım ürünlerinin ucuzlamasının hizmet fiyatlarını mutlaka düşürmeyebileceğini ifade etti. Gıda ve gıda dışı sepetin toplam değeri de her iki bölgede %4,4 arttı.

Irak’ta Ekonomik İstikrar ve Gıda Güvenliği İçin Hükümete Adım Çağrısı
Görsel kaynağı: NINA — Irak Ulusal Haber Ajansı · Özgün haber

Irak’ta Ekonomik İstikrar ve Gıda Güvenliği İçin Hükümete Adım Çağrısı

Irak Temsilciler Meclisi Başkan Yardımcısı Ferhad el-Atruşi, pazartesi günü Bağdat’taki makamında Duhok Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şükri Cemil’i kabul etti. Görüşmede dolar kurundaki yükselişin vatandaşların satın alma gücüne yansımaları ele alındı. Atruşi, ekonomik istikrarın sağlanması ve gıda güvenliğinin korunması için hükümetin gerekli adımları atması gerektiğini belirtti. Görüşmede ayrıca yerel pazarlarda temel ürün fiyatlarının istikrarlı tutulması ile Bağdat, vilayetler ve Kürdistan Bölgesi’ndeki ticaret ve sanayi odaları arasındaki koordinasyonun sürdürülmesinin önemi değerlendirildi.

Brezilya’da Kahve Üreticisinin Gübre Alım Gücü Eylülde Geriledi
Görsel kaynağı: G1 · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Kahve Üreticisinin Gübre Alım Gücü Eylülde Geriledi

Brezilya’nın başlıca kahve üretim bölgelerinde üreticinin gübre satın alma gücü, 2027/28 sezonunun ilk gübreleme döneminde geriledi. Piracicaba’daki Uygulamalı Ekonomi Çalışmaları Merkezi (Cepea/Esalq/USP) analizine göre üretici, São Paulo’daki arábica kahvesi göstergesi ile ortalama girdi fiyatları karşılaştırıldığında, ağustosa kıyasla aynı miktarda gübreyi alabilmek için eylülde %19,4 daha fazla kahveye ihtiyaç duydu. Eylül 2026’da arábica kahvesi göstergesi, geçen yıl kaydedilen seviyelerin altında kaldı. Kaynağa göre arábica kahvesi bu yıl 60 kilogramlık çuval başına yaklaşık 1.600 real, robusta kahvesi ise çuval başına yaklaşık 990 real seviyesinde fiyatlandı. Geçen yıl arábica fiyatı, kendi serisinin tarihsel zirveleri sırasında çuval başına 2.700 reale kadar yükselmişti. Cepea’nın görüştüğü sektör temsilcileri, gübrenin kahveliklerin önemli bölümüne uygulanmış olmasına rağmen yıl sonuna kadar ve 2027’nin başında yeni bir sevkiyat yapılmasının beklendiğini bildirdi. Bu nedenle üreticilerin gübre alım planlarının şimdiden başlamış olabileceği belirtildi. Eylül başındaki daha nemli hava, Brezilya’nın çeşitli bölgelerinde 2027/28 sezonu için olumlu görülürken, koşulların bölgelere göre değiştiği ifade edildi. Önümüzdeki aylarda özellikle El Niño ile bağlantılı hava koşullarının kahve fiyatlarının seyrinde önemli rol oynaması bekleniyor. 2026/27 sezonunda üretimin yüksek olmasına karşın içecek kalitesinin bozulduğu kahve oranının da yüksek olması, arzı daha kısıtlı tutabilir ve fiyatlar üzerindeki daha güçlü düşüş baskısını sınırlayabilir. Küresel piyasanın Brezilya üretimine büyük ölçüde bağlı olduğu, gelecek sezonun ise düşük verimli bienal dönem olması beklendiği aktarıldı. Brezilya’nın başlıca arábica üretim bölgelerinde temmuzda görülen alışılmadık yağışlar, çekirdeklerin kalitesini ve içecek standardını tehdit ederek sektörün ihracatına ilişkin endişe yarattı. Yağışlar sırasında 2026/27 kahve hasadının yaklaşık %30’u henüz toplanmamıştı. Arábica ve robusta fiyatları, çekirdek arzındaki artışa rağmen temmuzda yükseldi. Yağışların gerçek etkisinin, lotlar tadıldıktan, işlendiikten ve satıldıktan sonra iki ila üç aylık süreçte ölçülebileceği belirtildi.

Irak'ta Kanatlı ve Yumurta İthalat Vergileri Askıya Alındı
Görsel kaynağı: Iraqi News · Özgün haber

Irak'ta Kanatlı ve Yumurta İthalat Vergileri Askıya Alındı

Irak Tarım Bakanlığı, 10 Ekim 2026'da gıda enflasyonunu sınırlamak amacıyla acil piyasa müdahaleleri uygulanacağını açıkladı. Federal hükümet, ithal sofralık yumurta, kanatlı ürünleri ve canlı hayvancılık ürünlerinden alınan gümrük vergileri ile ithalat vergilerini askıya aldı. Kararın, gıda arzını artırarak tüketici fiyatlarını istikrara kavuşturmayı hedeflediği bildirildi. Tarım Bakanı, hane halkının temel tüketim ürünlerinde görülen ani fiyat artışlarına karşı hızlı idari müdahaleler yapılmasını istedi. Bakanlık sözcüsü Qusay Al-Hattab, gümrük ve sınır harçlarındaki muafiyetin sınır kapılarındaki işlemleri hızlandırarak temel kanatlı ve hayvancılık ürünlerinin piyasaya girişini kolaylaştıracağını belirtti. Uygulama, artan arz ve rekabet yoluyla tüketicilerin satın alma gücünü korumayı amaçlıyor. Al-Hattab, özellikle sofralık yumurta kolilerindeki fiyat oynaklığını tüccar spekülasyonu ile ABD doları kurundaki yükselişin birleşimine bağladı. Bakanlık, toptan dağıtım merkezlerini denetlediğini ve resmi portalında günlük karşılaştırmalı fiyat endeksleri yayımladığını açıkladı. Bağdat'taki toptancı hallerinde ürün hacimleri ve fiyatlar izlenirken, saha denetçilerinin değerlendirmeleri ithalat kısıtlamalarının ne zaman kaldırılabileceğine ilişkin arz eşiklerinin belirlenmesinde kullanılıyor.

Irak Ticaret Bakanlığından Döviz Kuru Ayarlaması Sonrası Gerekçesiz Zam Uyarısı
Görsel kaynağı: NINA — Irak Ulusal Haber Ajansı · Özgün haber

Irak Ticaret Bakanlığından Döviz Kuru Ayarlaması Sonrası Gerekçesiz Zam Uyarısı

Irak Ticaret Bakanlığı, döviz kuru ayarlamasının temel mal ve ürünlerde gerekçesiz fiyat artışlarına dayanak yapılmasına izin vermeyeceğini açıkladı. Bakanlık danışmanı Muhammed Hanun, fiyatları manipüle eden ve stokçuluk yapanlar hakkında yasal işlem uygulanacağını bildirdi. Hanun, gıda güvenliği ile vatandaşların satın alma gücünü korumanın bakanlığın öncelikleri arasında olduğunu söyledi. Hanun, Ticaret Bakanlığının piyasaları izlemek ve gerektiğinde ilgili kurumlarla koordinasyon içinde müdahale etmek için denetim ve tedarik araçlarına sahip olduğunu belirtti. Hükümetin ekonomik ve mali kararlarının devletin yükümlülükleri ile çalışanların ve vatandaşların hakları dikkate alınarak alındığını ifade eden Hanun, bu kararların geçim üzerindeki olası etkilerini azaltacak önlemler alınması gerektiğini kaydetti. Gerçek ithalat, taşıma ve tedarik maliyetlerinden kaynaklanan artışlarla yapay zamların ayırt edilmesi gerektiğini vurguladı.

Karadağ, Avrupa’da Gıda Fiyatlarının En Düşük Olduğu Dördüncü Ülke
Görsel kaynağı: Press Montenegro · Özgün haber
Veri haberi

Karadağ, Avrupa’da Gıda Fiyatlarının En Düşük Olduğu Dördüncü Ülke

Eurostat verilerine göre Karadağ, 2025 yılında Avrupa’da gıda fiyatlarının en düşük olduğu ülkeler arasında yer aldı. Gıda fiyatları endeksi Karadağ’da 84,6 olarak ölçülürken Avrupa Birliği (AB) ortalaması 100 kabul edildi. Bu değer, ülkedeki gıda fiyatları düzeyinin AB ortalamasından %15,4 daha düşük olduğunu gösterdi. Karadağ’ın endeksi, karşılaştırmaya alınan 36 Avrupa ülkesinin 32’sinden daha düşük oldu. Daha düşük değerler Kuzey Makedonya’da 74,3, Türkiye’de 75,6 ve Romanya’da 78,9 olarak kaydedildi. Karadağ, 84,6’lık endeksle Bosna-Hersek’le aynı seviyede dördüncü sırada yer aldı. Bölgedeki diğer ülkelerde endeks Hırvatistan’da 102,3, Sırbistan’da 96,6 ve Arnavutluk’ta 102,9 olarak açıklandı. Veriler, hanehalklarının nihai tüketimine ilişkin genel fiyat düzeyinde de Karadağ’ın AB ortalamasının altında bulunduğunu gösterdi. Bu alandaki endeks Karadağ için 66,1 olurken AB ortalaması 100 olarak belirlendi. Ancak gıda fiyatları endeksi, ülkeler arasındaki gelir ve satın alma gücü farklarını kapsamıyor; bu nedenle düşük fiyat düzeyi, vatandaşların geçim giderlerini daha kolay karşıladığı anlamına gelmiyor. Kategori bazında Karadağ’da alkolsüz içecekler endeksi 105,9, alkollü içecekler endeksi 128,8, tütün ürünleri endeksi ise 42,9 oldu.

Ukrayna’da Soğanın Toptan Fiyatı Bir Haftada %27 Arttı
Görsel kaynağı: UNIAN · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’da Soğanın Toptan Fiyatı Bir Haftada %27 Arttı

Ukrayna’da soğanın toptan fiyatı son bir haftada kilogram başına 11-15 grivnadan 14-17 grivnaya yükseldi. EastFruit projesi analistlerine göre bu değişim, yüzdesel olarak %27’ye varan artış anlamına geliyor. Havuç ve pancar fiyatları da kilogram başına birer grivna arttı; patates fiyat aralığı ise 12-14 grivnadan 10-16 grivnaya genişledi. Mevsimlik salata sebzelerinde de fiyat hareketleri görüldü. Domates 35-45 grivnadan 40-50 grivnaya, salatalık 40-60 grivnadan 45-70 grivnaya çıktı. Buna karşılık Çin lahanasının fiyatı 45-55 grivnadan 38-45 grivnaya geriledi. Kabak, patlıcan ve sarımsakta da fiyat aralıkları yükseldi veya genişledi. Meyve ve çilek grubunda şeftali, armut ve üzüm fiyatları arttı. Analistler, soğandaki yükselişin ilkbaharda belirgin biçimde hızlanabileceğini ve kış sonrasında Ukrayna’da soğan açığı oluşabileceğini öngörüyor. Tavuk eti fiyatlarının ise düşük satın alma gücü nedeniyle istikrarlı kaldığı, sonbaharda et fiyatlarındaki artışın %5’i aşmayacağı belirtildi.