ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

999 haber · Sayfa 10

Brezilya’da Gübre Teslimatlarının 2027’de Toparlanması Bekleniyor
Görsel kaynağı: R7 · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Gübre Teslimatlarının 2027’de Toparlanması Bekleniyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Brezilya gübre piyasasında 2025’teki rekor teslimatın ardından 2026’da daralma, 2027’de ise toparlanma bekleniyor. 2025’te 49,1 milyon ton gübre teslim edilirken, 2026 teslimatlarının 43,6 milyon tona gerileyeceği ve yıllık bazda %11 düşeceği tahmin ediliyor. 2027 için öngörülen hacim ise 47,5 milyon ton. Projeksiyonlar, Curitiba’da düzenlenen 20. Sindiadubos NPK Sempozyumu’nda paylaşıldı. Sektördeki gerileme; kısa vadeli belirsizlikler, üretim maliyetleri ve çiftçilerin satın alma gücündeki baskıyla ilişkilendiriliyor. 2026’nın ocak-eylül döneminde azot kullanımında %21, ürede %20 ve amonyum sülfatta %18 düşüş kaydedildi. Yüksek faizler, navlun maliyetleri ve vergi değişikliklerinin de üreticilerin yatırım ve girdi alım kararlarını etkilediği belirtildi. 2027’deki olası toparlanmanın mısırın etanol üretiminde daha fazla kullanılması, sorgum ekiminin genişlemesi ve soya üretim döngüsünün güçlenmesiyle desteklenmesi bekleniyor. Sektör temsilcileri ayrıca kırsal borçların yeniden yapılandırılması, daha düşük faiz, asgari navlun uygulamasının gözden geçirilmesi ve tarım sigortasına erişimin artırılması gibi önlemler istiyor.

Keyhole Beslenme Etiketi Kriterleri Yeniden Değerlendiriliyor
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber

Keyhole Beslenme Etiketi Kriterleri Yeniden Değerlendiriliyor

Keyhole işareti, tüketicilerin aynı ürün kategorisi içinde daha iyi besin değerine sahip gıdaları seçmesine yardımcı olmayı amaçlıyor. İşaret için gerekli kriterler, 2023’te güncellenen Kuzey Beslenme Tavsiyeleri doğrultusunda yeniden değerlendiriliyor. Kriterler şeker, tuz ve yağ miktarlarının yanı sıra lif ve tam tahıl oranlarını da kapsıyor. Olası değişiklikler, ürün kategorilerine göre izin verilen tuz, şeker ve yağ miktarları ile lif ve tam tahıl içeriği şartlarını etkileyebilir. Ancak somut kuralların ürün kategorisine ve ülkeye göre değişebileceği belirtiliyor. İsveç, Danimarka, Norveç ve İzlanda sistemleri uyumlaştırmaya çalışsa da ülkelerin aynı mevzuat metnini veya aynı takvimleri uygulayacağı anlamına gelmiyor. Keyhole kullanımı gönüllü olduğu için değişiklikler tüm gıdaların bileşiminin değiştirilmesini zorunlu kılmıyor. Buna karşılık işareti kullanan veya kullanmak isteyen üreticilerin bazı ürün reçetelerini gözden geçirmesi gerekebilir. Önceden işarete uygun olan bazı ürünler yeni şartları karşılayamayabilirken, değişiklikler başka ürünler için işaret alma fırsatı yaratabilir. Nihai kurallar ve geçiş süreleri özellikle Keyhole kullanan pazarlara ihracat yapan üreticiler açısından önem taşıyor.

Xarrë, Vlorë'de Mandalina Üreticileri Fiyatların Maliyetleri Karşılamadığını Söylüyor
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber
Veri haberi

Xarrë, Vlorë'de Mandalina Üreticileri Fiyatların Maliyetleri Karşılamadığını Söylüyor

Xarrë, Vlorë'deki mandalina üreticileri, bu sezon kilogram satış fiyatının üretim maliyetlerini karşılamadığını belirtiyor. Kaynakta kilogram fiyatı 200, 250 ve 300 lek olarak aktarılırken, bu tutarlar sırasıyla 21, 26 ve 33 sent karşılığıyla veriliyor. Bir üretici, ürün 300 eski lekten satılsa bile kendi giderlerini karşılayamadığını söylüyor. Aynı üretici, satış sürecinin nasıl ilerleyeceğinin aralık sonrasında değerlendirilebileceğini ifade ediyor. Geçen yıl ve önceki yıl yaşananlara benzer bir durumun tekrarlanması halinde mandalina fiyatlarının her yıl daha da düşeceğini ise kendi görüşü olarak dile getiriyor. Bu değerlendirme, gerçekleşmiş bir sonuç değil, üreticinin beklentisi olarak aktarılıyor. Satış sorununa rağmen üreticiler, bu yılki mandalina üretiminin şu ana kadar iyi olduğunu bildiriyor. Hasat ve ürünlerin seçimi sürekli çalışma gerektirirken, aile emeğinin yanı sıra mevsimlik işçiler de çalıştırılıyor. Bir üretici, yaz boyunca ürünü çok sayıdaki hastalığa rağmen korumaya çalıştıklarını ve hasat döneminin eşiğinde olduklarını söylüyor. Sezonun sonucu, ürünün yıl boyunca yapılan emek ve yatırımı karşılayacak bir fiyattan satılabilmesine bağlanıyor.

Ukrayna’nın Tahıl İhracatı İçin Karadeniz Koridorunun Yeniden Açılması Görüşülüyor
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın Tahıl İhracatı İçin Karadeniz Koridorunun Yeniden Açılması Görüşülüyor

Ukrayna, Karadeniz üzerinden tahıl ihracatını yeniden başlatmaya çalışırken bu girişimin küresel gıda güvenliği ve ülkenin tarım gelirleri açısından sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Ukrayna, Türkiye, Mısır ve Hindistan ile sivil deniz taşımacılığının olası yeniden başlatılmasını görüşüyor. Önerilen düzenleme, katılımcı ülkelerin bayrağını taşıyan gemilere güvenli geçiş sağlamayı ve ticari gıda sevkiyatlarını korumayı amaçlıyor; ancak uygulamaya geçtiği belirtilmiyor. Kiev ayrıca, tarım ürünlerinin daha önce Avrupa demiryolları ve limanları üzerinden taşınmasını sağlayan Avrupa dayanışma koridorlarının yeniden kurulmasını istiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre Ukrayna’nın 2025/26 pazarlama yılında tahıl ihracatının yaklaşık 40 milyon ton olması öngörülüyor. Bu miktarın 23 milyon tonunu mısır, 14 milyon tonunu buğday ve 2,5 milyon tonunu arpa oluşturuyor. Bu ürünler uluslararası gıda sisteminde farklı roller üstleniyor: buğday ekmek ve temel gıdalar için, mısır yem ve gıda işleme için, ayçiçeği yağı ise milyonlarca hane için yemeklik yağ kaynağı olarak kullanılıyor. Ukrayna’dan yapılan tarım ihracatındaki aksamaların ithalata bağımlı ülkelerde tedarik maliyetlerini artırabileceği, değirmenciler, gıda işleyicileri ve hayvancılık üreticileri üzerindeki işletme gideri baskısını yükseltebileceği aktarılıyor. Bu baskıların ekmek, yemeklik yağ, et ve diğer temel ürünlerde tüketici fiyatlarına yansıması mümkün görülüyor. Reuters’ın Ağustos 2026 tarihli haberine göre Chicago buğday vadeli işlemleri, Karadeniz tahıl altyapısına yönelik saldırıların tırmanması sırasında temmuzdan bu yana %17’den fazla yükseldi. Arjantin, Avustralya ve ABD ek kapasite sunsa da daha uzun sevkiyat mesafeleri ve yüksek taşıma maliyetleri Karadeniz kaynaklarının yerini almayı pahalılaştırabilir. Karadeniz koridoru Ukrayna için de önemli bir ekonomik kanal olarak tanımlanıyor. Volodimir Zelenskiy, limanların bir pazarlama sezonunda 40 milyon tona kadar tahıl taşıyabileceğini söyledi; sevkiyatların ağustostan beri askıya alınmasının ihracat faaliyetini sınırladığı belirtiliyor. Koridorun yeniden açılması halinde ihracat gelirleri çiftçilerin tohum, gübre, yakıt, makine ve mevsimlik iş gücü giderlerini karşılamasına yardımcı olabilir. Düzenli liman akışı, depoların sonraki hasat öncesinde boşaltılmasını, yeni üretim için alan açılmasını ve işleme tesisleri ile taşımacılık altyapısına yatırımı destekleyebilir.

Beslenme Tercihlerinden Tarım Politikalarına Yeni Yaklaşım
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Beslenme Tercihlerinden Tarım Politikalarına Yeni Yaklaşım

Springer’ın Discover Sustainability dergisinde yayımlanan yeni bir bilimsel çalışma, tüketicilerin günlük beslenme tercihlerinin yalnızca sağlıkla sınırlı kalmadığını; tarım, hayvancılık, biyoçeşitlilik, çevre, iklim ve kırsal alanların geleceğini de etkilediğini ortaya koyuyor. AΠΘ’den Prof. Konstantinos Mattas’ın koordinasyonundaki çalışmada tüketicinin “tabağı”, tarladan ve tarımsal işletmeden çevreye ve topluma uzanan tarım-gıda zincirinin kritik halkası olarak değerlendiriliyor. Mattas, beslenme tartışmasının yalnızca sağlık üzerinden yürütülemeyeceğini belirtiyor. Ona göre tüketicinin tercihleri, üretim zincirinin tamamına mesaj gönderiyor; ancak sofradaki gıdanın varlığından önce çiftçiler ve hayvancılıkla uğraşan üreticiler geliyor. Üretim olmadan tüketicinin talep ettiği gıdaların sağlanamayacağını vurgulayan araştırmacı, çevre, kalkınma, gıda kalitesi ve üretici geliri politikalarının birbirinden kopuk değil, koordineli biçimde ele alınması gerektiğini savunuyor. Çalışmanın öne çıkardığı başlıklardan biri biyoçeşitlilik. Mattas’ın aktardığına göre beslenmenin neredeyse %90’ı yalnızca 10 türden geliyor ve beslenmenin büyük bölümü üç ürüne dayanıyor. Bu daralma, üretimdeki çeşitlilik ile gıda güvenliği açısından risk oluşturuyor. Bakliyat, yabani otlar ve geleneksel ürünler ise üreticiler için yeni fırsatlar yaratabilecek ve daha sürdürülebilir üretim sistemlerine katkı sağlayabilecek seçenekler arasında gösteriliyor. Araştırma ayrıca küçük üreticilerin geleneksel ürünleri ve kırsal alanları korumadaki rolüne dikkat çekiyor. Mattas, Avrupa ve ulusal hükümetlerin tarımı her kalkınma politikasının merkezi unsurlarından biri olarak görmesi gerektiğini belirtiyor. Araştırmacı, yerli üretimin ithal ürünlerle sürekli ikame edilmesinin gelecekte ülkelerin gıda yeterliliği açısından ciddi sorunlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

Irak'ta Tarım Bakanlığı ve Organize Suçlarla Mücadele Müdürlüğü Piyasa Denetimini Görüştü
Görsel kaynağı: NINA — Irak Ulusal Haber Ajansı · Özgün haber

Irak'ta Tarım Bakanlığı ve Organize Suçlarla Mücadele Müdürlüğü Piyasa Denetimini Görüştü

Irak Tarım Bakanı Abdürrahim Casım eş-Şemmeri, Pazar günü Bağdat'ta Organize Suçlarla Mücadele Genel Müdürlüğü Müdürü Tümgeneral Zafir ez-Zübeydi ile görüştü. Bakanlık yetkililerinin de katıldığı toplantıda, yerel piyasaların istikrarı için ortak koordinasyonun güçlendirilmesi ele alındı. Görüşmede tarım ürünleri ve kanatlı ürünlerinin fiyatlarında manipülasyonun sınırlandırılması, vatandaşların istismardan korunması ve gıda güvenliğinin güçlendirilmesi değerlendirildi. Taraflar ayrıca denetim iş birliğini yoğunlaştıracak pratik mekanizmalar, fiyatlandırmadaki yasa dışı uygulamalarla mücadele, ürünlerin pazarlanmasının kolaylaştırılması ve üretici ile tüketici haklarının korunması üzerinde durdu.

Yunanistan’da Tarımsal Motorinde Vergi Muafiyeti İçin myDiesel Sistemi Başlıyor
Görsel kaynağı: CNN Greece · Özgün haber
Veri haberi

Yunanistan’da Tarımsal Motorinde Vergi Muafiyeti İçin myDiesel Sistemi Başlıyor

5 yayıncı · 8 haber · Karşılaştır

Yunanistan’da hak sahibi üreticilerin tarımsal motorinde Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve buna karşılık gelen Katma Değer Vergisi (KDV) muafiyetinden doğrudan pompa başında yararlanacağı myDiesel sistemi 1 Kasım 2026’da zorunlu hale gelecek. Yeni uygulama, üreticilerin yakıt bedelini ve vergiyi önce ödeyip daha sonra iade almasına dayanan yöntemin yerine geçecek. Üreticiler TAXISnet bilgileriyle myDiesel’e girerek benzersiz numara ve QR kod içeren dijital kupon oluşturacak. İstasyonda kupon okutulduktan sonra sistem, hak sahipliğini ve kullanılabilir litre bakiyesini otomatik kontrol edecek. Toplam vergi avantajı litre başına 50,84 sent olarak açıklanırken, uygun miktar sınırı %150’den %200’e çıkarılacak. İlk aşamada 2025 OSDE verileri kullanılacak; 2026 verileri daha sonra güncellenecek.

Endonezya’da Biber Fiyatlarını Kuraklık ve Tedarik Zinciri Etkiliyor
Görsel kaynağı: detikcom · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’da Biber Fiyatlarını Kuraklık ve Tedarik Zinciri Etkiliyor

Endonezya’da biber fiyatları tüketici düzeyinde yüksek kalırken, üretici fiyatları son iki haftada geriledi. Dewan Pertimbangan Asosiasi Champion Cabai Indonesia’dan Tunov Mondro Atmodjo, kırmızı acı biberin tüketici fiyatının kilogram başına Rp100.000 seviyesini aştığını, üretici fiyatının ise yaklaşık Rp60.000/kg’den Rp42.000-50.000/kg aralığına indiğini söyledi. Tunov’a göre aşırı hava koşulları ve kuraklık, biber bitkilerinin üretimini durdurabiliyor. Kuraklık döneminde hasadın normal üretimin yalnızca %50’si düzeyinde kaldığını belirten Tunov, bu seviyeyi mevcut şartlarda iyi olarak değerlendirdi. Üretim kapasitesinin tam olarak toparlanmaması nedeniyle fiyatlarda gelecekte önemli bir düşüş beklemediğini, ayrıca birçok bölgede ürünün tüketiciye ulaşmadan önce çok sayıda aracının yer aldığı eski tedarik zincirinden geçtiğini ifade etti. Tunov, hava koşullarının düzelmesi halinde 2026/2027 Noel ve Yeni Yıl döneminde fiyatların istikrarlı kalabileceğini, ancak belirgin biçimde düşmeyebileceğini öngördü. Bapanas Genel Sekreteri Ito Hediarto da bu dönem öncesinde ulusal biber arzının yeterli olduğunu, ancak özellikle deniz yoluyla yapılan sevkiyatlarda yaşanabilecek aksamaların varış bölgelerinde arzı azaltarak fiyatları yükseltebileceğini söyledi. Bapanas, arz fazlası bölgelerden ihtiyaç duyulan bölgelere sevkiyatı desteklemek için Gıda Dağıtım Tesisi programını kullanıyor; program bütçesinin %69,5’i gerçekleşmiş durumda.

Kuzu ve Yün İçin Tüketici Beklentileri Üretim Kararlarını Şekillendiriyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Kuzu ve Yün İçin Tüketici Beklentileri Üretim Kararlarını Şekillendiriyor

Kuzu ve yünün tüketici için güncel kalmasının yalnızca üretimi artırmaya bağlı olmadığı belirtildi. Güney Afrika’nın Western Cape bölgesindeki Kleinmond yakınlarında düzenlenen Dünya Dohne Merinosu Konferansı’nda yapılan dört sunumda, sektörün tüketicilerin neye değer verdiğini anlaması, bu beklentilere uygun ürünler geliştirmesi ve üreticilerin elde edilen gelirden pay alması gerektiği ele alındı. Sunumlarda yünün çevresel özellikleri, Karoo Kuzu’sunun menşei ve kuzu etinin tüketim kalitesi işlendi. Uluslararası Yün Tekstil Örgütü (IWTO) genel sekreteri Dalena White, yünün çevresel özelliklerinin nasıl ölçüldüğünü ve tüketicilere nasıl anlatıldığını değerlendirdi. White, yünün yenilenebilir ve kullanım ömrünün sonunda biyolojik olarak parçalanabilir olmasına rağmen, perakendecilerin lif seçiminde kullandığı bazı çevresel değerlendirmelerin bu özellikleri yeterince yansıtmayabileceğini savundu. Avrupa Birliği’nin Ürün Çevresel Ayak İzi metodolojisi Ecobalyse ile Higg Materials Sustainability Index’in doğal ve sentetik lifleri karşılaştırma biçiminin, koyun yetiştiriciliğinin doğal karbon döngüsü ile sentetik liflerin mikroplastik ve atık etkilerini tam olarak hesaba katıp katmadığını sorguladı. White’ın sunumunda, küresel giyim ve tekstil üretiminin yüzyılın ilk 15 yılında nüfus artışını aşarak iki katına çıktığı ve bir giysinin atılmadan önce ortalama 7 ila 10 kez giyildiği belirtildi. IWTO’nun Haziran 2026’da yayımlanan Green Book çalışmasının sürdürülebilirlik çerçevesiyle ilgili araştırmaları bir araya getirdiği, uluslararası çiftlik çalışmalarının sonuçlarının ise 2027’nin başında beklenildiği aktarıldı. Stellenbosch Üniversitesi’nden Prof. Johann Kirsten, Karoo Kuzu’sunun menşeini ürün, üretici ve bölge arasındaki ilişkiye dayanan bir coğrafi işaret olarak anlattı. Tüketici araştırmasında 355 katılımcının %93,8’i Karoo Kuzu’sunu Karoo’da yetiştirilen hayvanlarla ilişkilendirirken, %88,5’i belirli Karoo çalılarıyla beslenme ile etin karakteristik tadı arasındaki bağlantıyı tanıdı. Ancak bu bilinirliğin çiftçilere henüz düzenli bir fiyat primi sağlamadığı, bazı uzman kasapların daha yüksek ödeme yaptığı ve bir perakende denemesinde etiketli Karoo Kuzu’sunun daha yüksek fiyata rağmen karşılaştırma ürününden fazla sattığı belirtildi. Queensland Üniversitesi’nden Prof. Louw Hoffman ise karkas ağırlığı, yaş, yağ örtüsü ve konformasyonun tüketicinin yumuşaklık, sululuk, lezzet ve genel beğeni değerlendirmesini tek başına göstermediğini söyledi. Avustralya’da daha ağır ve yağsız karkaslara yönelimin kas içi yağı azaltarak tüketim kalitesini düşürebildiği, 1.471 kuzu üzerindeki araştırmada daha derin göz kası için seçimin tüketici puanlarıyla olumsuz ilişkilendirildiği aktarıldı. Bu nedenle verim ile tüketim kalitesinin birlikte ölçülmesi gerektiği, Avustralya’daki programda 2010’a kadar 90.000’den fazla tadımın yaklaşık 15.000 tüketiciyle gerçekleştirildiği bildirildi.

Valonya’da Çiftçiler Kuşlar İçin Tahıl Şeritlerini Tarlada Bırakıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Valonya’da Çiftçiler Kuşlar İçin Tahıl Şeritlerini Tarlada Bırakıyor

Belçika’nın Valonya bölgesindeki bazı çiftçiler, kış aylarında kuşlara besin sağlamak için tahıl şeritlerini hasat etmeden tarlada bırakıyor. Brabant wallon’daki bir aile çiftliğinde 30 yılı aşkın süredir sürdürülen uygulamada, başakların kuşlar tarafından doğrudan tüketilmesi veya yere dökülen tohumların toplanması amaçlanıyor. Kuş bilimci Arnaud Laudelout, tarım alanlarında yaşayan kuşlar için kışın besin bulmanın kritik olduğunu belirtiyor. Çiftçiler, tahıl şeritleri için daha az verimli parselleri ve nemli alanları tercih ediyor. Bu bölgelerde tohum, gübre veya tarım ilacı gibi girdilerin maliyeti daha yüksek olabiliyor. Üreticiler, uygulamaya ayıracakları küçük alanları tarımsal ve çevresel hesaplamaları birlikte değerlendirerek seçiyor. Bu alanlardan yararlanabilecek türler arasında, Valonya ovalarında popülasyonu kırılgan durumda olan tarla kirazkuşu olarak bilinen Bruant proyer de bulunuyor. Uygulamanın amacı yalnızca kışın kuşlara yiyecek sağlamakla sınırlı değil. Çiftçiler, kuşların varlığının bazı zararlı böcekler ile yabancı otların denetlenmesine katkı vererek kimyasal ürün kullanımını azaltabileceğini düşünüyor. Agro-çevresel tedbir kapsamında işletme başına en fazla 10 hektar tahıl alanı ayrılabiliyor; tünekler veya tarlakuşlarını destekleyen küçük düzenekler de kuruluyor. Karşılığında üreticiye hektar başına yıllık 1600 euro ödeniyor. Tahıl şeritleri şubat sonuna kadar korunuyor, ardından mart başında kaldırılabiliyor. Ödeme, tahıl fiyatlarının yıldan yıla değiştiği bir sektörde üreticiye öngörülebilir gelir sağlıyor.

Güney Afrika’da Ulusal Gıda Bulunabilirliği Hanelerde Gıda Güvencesini Garantilemiyor
Görsel kaynağı: SAnews · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Ulusal Gıda Bulunabilirliği Hanelerde Gıda Güvencesini Garantilemiyor

Güney Afrika’da yerli tarımsal üretim ve ithalat, temel gıdalar ile diğer ürünlerin ulusal piyasalarda bulunmasını sağlasa da bu durum bütün hanelerin gıdaya güvenli erişimi olduğu anlamına gelmiyor. Tarım Bakanlığı geçimlik tarım birimi yetkilisi Thulile Dlamini, ülkenin ulusal düzeyde genel olarak gıda yeterliliğini koruduğunu, ancak asıl sorunun hanelerin gıdaya erişimi olduğunu belirtti. Bu erişim; yoksulluk, işsizlik, gelir eşitsizliği, tehlikeler ve açık piyasa sistemindeki gıda fiyatı oynaklığından etkileniyor. GHS 2025 verilerine göre 2025’te yaklaşık 15,8 milyon kişi yetersiz veya ciddi ölçüde yetersiz gıda erişimi yaşadı. Bu sayı 2023’te 16,3 milyon, 2024’te ise 15,9 milyon olarak kaydedilmişti. Verilerde düşüş görülmesine rağmen, kaynak ulusal gıda bulunabilirliğinin her hane için otomatik olarak gıda güvenliğine dönüşmediğine dikkat çekiyor. Güney Afrika’nın gıda ve beslenme güvenliği politikası, yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya her zaman erişimi temel alıyor. 2023 Ulusal Gıda ve Beslenme Güvenliği Araştırması, sorunun yalnızca gıdanın miktarıyla sınırlı olmadığını gösterdi. Araştırmaya göre 0–5 yaş çocuklarda bodurluk %28,8, zayıflık %5,3 ve düşük kiloluluk %7,8 seviyesindeydi. Aynı yaş grubunda fazla kilo oranı %25,3, obezite oranı ise %32,1 olarak ölçüldü. Araştırma ayrıca Güney Afrika hanelerinin %63,5’inin bir dereceye kadar gıda güvencesizliği yaşadığını ortaya koydu. Hükümet, gıda güvencesizliğiyle mücadelede hane ve toplum bahçelerine, küçük üreticilere ve gıda dağıtım ağlarına odaklanıyor. Programlar kapsamında tohum, gübre, hayvan ve diğer tarımsal girdilerin yanı sıra teknik destek, mekanizasyon ve üretim altyapısı sağlanıyor. Amaç, geçimlik üreticilerin uygun olduğu durumlarda küçük ölçekli ve ticari değer zincirlerine ilerlemesini desteklemek. Gıda bankaları ve toplum dağıtım ağları da kamu ve özel sektör kuruluşlarıyla birlikte gıda toplayarak savunmasız hanelere ve toplum temelli beslenme programlarına ulaştırıyor. Tarım Bakanlığı, 2025/26 bütçe görüşünde gıda güvenliği ve çiftçi destek programları için 3,2 milyar rand ayırdığını açıkladı. Güney Afrika İyi Tarım Uygulamaları (SA-GAP) sertifikasyon programı kapsamında en az 740 üretici desteklenirken, gelecek yıl 1.700 çiftçiye daha ulaşılması planlandı. Bakanlık ayrıca ikinci Ulusal Gıda ve Beslenme Güvenliği Planı üzerinde çalışıyor. Dlamini’ye göre yetersiz beslenmeyle mücadele, sektörler arası koordinasyon ve yerel koşulları dikkate alan hedefli müdahaleler gerektiren ortak bir ulusal sorumluluk.

Brezilya'nın Buğday İthalatı 10 Milyon Tona Yaklaşabilir
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya'nın Buğday İthalatı 10 Milyon Tona Yaklaşabilir

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Brezilya'nın gelecek yıl 9,5-10 milyon ton buğday ithal edebileceği tahmin edildi. Bunge Alimentos'un buğday tedarik ve ticaretinden sorumlu yöneticisi Tito Marquetti Martinho, tahminin ülkedeki iç üretim hacminin ve tahıl kalitesinin düşmesine dayandığını belirtti. Bu görünüm, Brezilya'nın dış pazara bağımlılığını artırırken liman kapasitesini de sınayabilir. Buğday piyasası danışmanı Elcio Bento ise Brezilya'nın üretimini 5,12 milyon ton, ithalat ihtiyacını 9,65 milyon ton olarak öngördü. Bento'ya göre bu üretim, ülke tüketiminin yaklaşık %36'sını karşılayabilecek. Arz ile talebi dengelemek için yüksek miktarda dış alım gerekeceği değerlendirilirken, Arjantin buğdayı bölgesel hasat yaklaşırken mevsimsel baskıyla değer kaybediyor. Hasat tamamlandıktan sonra ise bölgesel görünümün fiyatlarda yükseliş potansiyeli taşıdığı belirtiliyor. Karadeniz'deki lojistik engeller ile ABD ve Kanada buğdayının yüksek fiyatları, Arjantin'i ekmeklik buğday için doğal tedarikçi konumuna getiriyor. Ancak Arjantin'in ekmeklik kaliteye uygun ürün sunabilmesi hava koşullarına bağlı olacak. Brezilya'da kalite arzı da sınırlı görünüyor. São Paulo'da tip 1 buğday üretiminin 70.000-80.000 ton, Paraná'da ise 500.000-600.000 ton arasında olduğu tahmin ediliyor. Normalde ülkenin diğer bölgelerine ekmeklik buğday sağlayan Paraná'nın yerel ihtiyacını karşılamak için 1,85 milyon ton ithal etmesi gerekecek. Brezilya'nın diğer büyük buğday üreticisi Rio Grande do Sul'da hasat yeni başlıyor. İç fiyatların ithalat paritesine yakın seyrettiği ülkede, ithal buğdayı kabul edebilen ve kalite özellikleri farklı yerli hammaddeleri işleyebilen değirmenlerin rekabet açısından avantaj sağlayacağı ifade ediliyor. Bento, farklı kalitedeki yerli buğdayların öğütülmesinin ise daha yüksek verimlilik gerektireceğini söyledi.

Pakistan’da 2027 Buğdayı İçin Destek Fiyatı 4.500 Rupiye Çıkarıldı
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Pakistan’da 2027 Buğdayı İçin Destek Fiyatı 4.500 Rupiye Çıkarıldı

Pakistan hükümeti, 2027 buğday ürünü için gösterge niteliğindeki destek fiyatını maund başına 4.500 Pakistan rupisi olarak belirledi. Tarım uzmanları, geçen yıl 3.500 rupi olan fiyatın 1.000 rupi artırılmasının çiftçileri ekim alanlarını genişletmeye ve ulusal gıda güvenliğini güçlendirmeye teşvik edeceğini söyledi. Uzmanlara göre yüksek fiyat, artan girdi maliyetleriyle enflasyon baskılarını karşılamaya, üreticilerin getirilerini iyileştirmeye ve buğday üretimini artırmaya yardımcı olabilir. Pakistan Tütün Kurulu eski sekreteri Khan Faraz, daha fazla arazinin buğday ekimine ayrılmasının yurt içi üretimi ve kırsal ekonomileri destekleyeceğini belirtti. Büyük çiftçi örgütleri kararı olumlu karşıladı.

AB ve Birleşik Krallık Tarımında Rekabet Açığı Büyüyor
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber
Veri haberi

AB ve Birleşik Krallık Tarımında Rekabet Açığı Büyüyor

Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık tarımının, dünyanın önde gelen üreticileri karşısında giderek daha büyük bir rekabet dezavantajıyla karşılaşabileceği belirtildi. Bayer’in talebiyle hazırlanan çalışma, Oxford Economics’in ekonomik analizinin yanı sıra 8 binden fazla Avrupalı tüketiciyle yapılan anket ve sekiz Avrupa ülkesindeki çiftçilerle görüşmelere dayanıyor. Çalışmaya göre Avrupa’daki üreticiler yeni teknolojilere ve yenilikçi çözümlere birçok durumda daha yavaş erişiyor. 2011-2023 döneminde AB tarla bitkileri üretiminin çıktısı yıllık ortalama yalnızca %0,1 büyüdü; Birleşik Krallık’ta ise değişim görülmedi. Aynı dönemde dünya ortalaması %2 olurken ABD’de %1, Çin, Kanada ve Hindistan’da %2-3, Brezilya’da %3,3 büyüme kaydedildi. Daha uzun vadeli karşılaştırmada AB tarımsal üretimi önceki on yılın seviyesini %2 aşarken bu oran ABD’de %16, Kanada’da %44 ve Brezilya’da %51 oldu. Çalışmada iklim risklerinin de Avrupa tarımının rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi. Aşırı hava olayları ve diğer iklim risklerinden kaynaklanan yıllık kaybın AB’de 17,4 milyar euroya ulaştığı, bunun tarla bitkileri üretimi çıktısının %6,4’üne denk geldiği belirtildi. Bu kaybın 2050’de yıllık 24,8-28,9 milyar euroya çıkabileceği tahmin ediliyor. Araştırmaya göre Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu başlıca alanlar yenilikçi tohum teknolojileri, modern bitki koruma ürünleri, hassas tarım, otomasyon ve yapay zekâ uygulamaları. AB’de izinli bitki koruma etken maddesi sayısının 2000’lerin başındaki binden fazla seviyeden yaklaşık 420’ye gerilemesi, düzenleme ve izin süreçlerinin önemini artırıyor. Raporda rekabet gücü için araştırma sonuçlarının daha hızlı uygulanması, yeniliklerin desteklenmesi ve güvenliği koruyan öngörülebilir bir düzenleme ortamı oluşturulması gerektiği savunuluyor.

Yapay Zekâ Tarımı Değiştiriyor: Çiftçiler Doğru Soruları Soruyor Mu?
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber

Yapay Zekâ Tarımı Değiştiriyor: Çiftçiler Doğru Soruları Soruyor Mu?

Yapay zekâ, akıllı inek tasmaları, hareket izleme sistemleri, lazerli yabancı ot temizleyicileri ve otomatik gübre sıyırıcıları gibi uygulamalarla birçok çiftlikte kullanılmaya başladı. Bu sistemlerin bazı çiftçi ve üreticilerin işini kolaylaştırabildiği belirtilirken, yeni bir çözüm satın almadan önce mahremiyet, verilerin mülkiyeti ve sorumluluğun kime ait olduğu gibi soruların sorulması isteniyor. İtalyan Yapay Zekâ Profesyonelleri Derneğinin (AIPIA) bilimsel-teknik komite başkanı Rafael Patron, çiftçilerin yapay zekâ konusunda satıştan çıkarı olmayan bir uzmanın görüşüne nadiren ulaşabildiğini söyledi. Patron, çiftçileri yapay zekâyı işletmelerine almadan önce doğru soruları sormaya çağırıyor.

Makedonya'da Elmalar Satılamıyor, Üreticiler İhracat Pazarı İstiyor
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber

Makedonya'da Elmalar Satılamıyor, Üreticiler İhracat Pazarı İstiyor

Makedonya’da bu yıl elma üretiminin önceki yıllara göre artması, üreticilerin satış sorununu derinleştirdi. Tetova’ya bağlı Sellarca’dan üretici Amet Ismaili, yaz sıcaklıklarının daha yüksek olması ve ürün kaybı yaşanmaması sayesinde sezonun kaliteli geçtiğini, ancak miktarın iç pazarın ihtiyacını aştığını söyledi. Üreticiler, yüksek kaliteye rağmen alım fiyatlarının çok düşük kaldığını belirtiyor. Ismaili’ye göre ülkedeki pazar, üretimin yükseldiği dönemlerde oluşan arzı karşılayamıyor. Elmaların ihraç edilememesi arz fazlasını büyütürken alım fiyatlarını da aşağı çekiyor. Üretim maliyetlerinin mevcut fiyatların üzerinde kaldığını söyleyen üretici, bu koşullarda satış yapmanın ekonomik olmadığını ifade etti. Sorunun bir başka nedeni depolama altyapısının yetersizliği. Ismaili, elmaların saklanması için yeterli depo bulunmadığını belirterek Tarım Bakanlığından depolama tesisleri ile paketleme alanlarına daha fazla yatırım yapmasını istedi. Toptan alımın yetersiz kalması nedeniyle birçok elmanın çürüdüğü, düşük fiyatlar ve yüksek maliyetler yüzünden çok sayıda üreticinin elma yetiştiriciliğini bırakmayı düşündüğü aktarıldı.

Türkmenistan ve Avusturya, Tarımsal Emtia Ticaretini Genişletme Fırsatlarını Görüştü
Görsel kaynağı: Trend News Agency · Özgün haber

Türkmenistan ve Avusturya, Tarımsal Emtia Ticaretini Genişletme Fırsatlarını Görüştü

Türkmenistan Devlet Emtia ve Hammadde Borsası ile Viyana Tarım Borsası, 22-23 Ekim'de Viyana'da düzenlenen görüşmelerde emtia ticaretini genişletme, tarım ürünleri ticaretini güçlendirme ve yeni iş bağlantıları geliştirme fırsatlarını ele aldı. Görüşmeler, Türkmenistan'ın Avusturya Büyükelçiliği tarafından aktarıldı. Türkmen heyetine Devlet Emtia ve Hammadde Borsası Başkanı Batyr Volsahatov başkanlık etti. Heyet, Viyana Tarım Borsası Başkanı Ernst Haas ve borsanın sekreteri Karl Schneider'in yanı sıra Avusturya Federal Ekonomi Odası'ndan Dražen Maloča ile görüştü. Taraflar, iki ülke arasındaki kurumsal ve ticari işbirliğini güçlendirmeyi, borsa temelli emtia ticaretini teşvik etmeyi ve tarım ürünleri ticaretini genişletmeyi değerlendirdi. Türkmenistan'ın devlet emtia borsası, tarım ürünleri dahil çeşitli malların iç ve uluslararası ticaretini kolaylaştırıyor; Türkmen üreticileri yabancı alıcılarla buluşturarak ihracat faaliyetlerini destekliyor. Avusturya ise Avrupa ticari ağlarına ve tarım ticareti uzmanlığına erişim sağlıyor. Borsalar arasındaki daha yakın temasın tarım ürünlerinde ticari bağlantıları ve pazar erişimini güçlendirebileceği, emtia ticaretindeki işbirliğini genişletebileceği belirtildi.

Güney Afrika’da Herbisit Direncine Karşı Yabancı Ot Kontrolü Yeniden Ele Alınıyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Herbisit Direncine Karşı Yabancı Ot Kontrolü Yeniden Ele Alınıyor

Güney Afrika’da koruyucu tarım uygulamalarının yaygınlaşması, yabancı ot kontrolünde herbisitlerin üstlendiği rolü artırırken, kimyasallara tekrarlanan bağımlılık direnç sorununu büyütüyor. Stellenbosch Üniversitesi Tarım Bilimleri Bölümü’nden tarım bilimci Louise Bestbier, başarılı mücadelenin mekanik ya da kimyasal yöntemlerden yalnızca birini seçmekten geçmediğini belirtiyor. Bestbier’e göre yabancı otların yaşam döngüsünün farklı aşamalarında baskı oluşturmak için birden fazla uygulamanın birlikte kullanılması gerekiyor. Geleneksel üretim sistemlerinde sürüm ve diğer toprak işleme faaliyetleri yabancı otları sökerek ve tohumları toprağın farklı katmanlarına taşıyarak kontrolün bir bölümünü sağlıyordu. Ancak koruyucu tarım; toprak yapısını korumak, nemi muhafaza etmek, erozyonu sınırlamak ve bitki artıklarını yüzeyde tutmak için toprak işlemesini azaltıyor. Böylece daha önce toprak işlemenin üstlendiği kontrol işlevi büyük ölçüde herbisitlere kalıyor. Bestbier, çözümün yoğun sürüme dönmek değil, stratejik toprak işleme, otlatma, ürün rekabeti, örtü bitkileri ve tohum bankası yönetimini kimyasal uygulamalarla birlikte değerlendirmek olduğunu söylüyor. Tarlaların tamamında rutin toprak işleme yerine, yabancı ot baskısının veya tohum bankasının müdahaleyi gerektirecek kadar yükseldiği alanlarda seçici uygulama yapılması öneriliyor. Stellenbosch Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Kaylen van Wyk’in Langgewens Araştırma Çiftliği’nde, Moorreesburg yakınlarındaki Swartland bölgesinde yürüttüğü iki sezonluk çalışmada saman şeridi oluşturma ve dar rüzgâr sırası yakma yöntemleri incelendi. Hasat makinesinin arkasına takılan bir düzenek, yabancı ot tohumu içeren samanı tarlaya yaymak yerine yaklaşık 500-600 milimetre genişliğinde dar bir şeritte topluyor. Tohumların aynı hatta yoğunlaşması, çıkan yabancı otlar arasındaki rekabeti ve gölgelenmeyi artırırken bu alanların izlenmesini ve yönetilmesini kolaylaştırıyor. Denemelerde kontrol alanlarına göre gözle görülür farklar oluştu, ancak sonuçlar henüz istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Çalışmanın yapıldığı alanlarda yabancı ot tohumu baskısı yüksek olduğu için belirgin değişikliklerin yalnızca iki sezonda ortaya çıkmasının beklenmediği, hedefin tohum bankasını yıllar boyunca tekrarlanan müdahalelerle kademeli olarak azaltmak olduğu aktarıldı. Dar rüzgâr sırası yakmada, yoğunlaştırılmış artıklar yakılarak içindeki tohumların yok edilmesi amaçlanıyor. Denemelerde 400°C’nin üzerinde sıcaklıklar kaydedildi ve bu seviyenin çavdar otu tohumlarını yok etmeye yeterli olduğu belirtildi. Rüzgâr sıraları ekili alanın %10’undan daha azını kapladığı için uygulama, tüm tarlayı yakmaya kıyasla toprağın daha küçük bir bölümünü ısıya maruz bırakıyor. Bununla birlikte yöntemi kullanmak isteyen çiftçilerin yakma izni alması gerekiyor. Saman şeridi ve dar rüzgâr sırası yakma, hasat sırasında yabancı ot tohumlarını yakalayan, yoğunlaştıran veya yok eden hasat yabancı ot tohumu kontrolü yaklaşımının parçaları olarak değerlendiriliyor. Yaklaşım, herbisite dirençli yıllık çavdar otunun kontrolünün zorlaşması üzerine Avustralya’da kapsamlı biçimde geliştirildi; Stellenbosch Üniversitesi’nde ayrıca hasat artıklarındaki tohumları öğüterek yok eden teknolojilerin Batı Cape tahıl üretiminde kullanılabilirliği araştırılıyor. Hayvancılık da yabancı ot baskısını azaltmak için kullanılabilecek araçlar arasında gösteriliyor. Tahıl üreticilerinin bir bölümünün yeniden hayvancılığa yönelmesinde, hayvanların örtü bitkileri ve ürün artıklarından yararlanması, besin döngüsüne katkı sağlaması ve yabancı otları baskılaması etkili oluyor. Ancak zamanlama kritik önem taşıyor. Yabancı otlar tohum bağlamadan önce otlatılırsa risk azalırken, olgun tohumlar hayvanların sindirim sisteminden canlı geçerek gübreyle başka alanlara taşınabiliyor.

ABD’de Yuma İlçesi Çiftçileri Meksikalı İşçiler İçin Daha Fazla Vize İstiyor
Görsel kaynağı: France 24 · Özgün haber

ABD’de Yuma İlçesi Çiftçileri Meksikalı İşçiler İçin Daha Fazla Vize İstiyor

ABD’de 2026 ara seçimleri yaklaşırken göç politikası tartışmanın öne çıkan başlıklarından biri olurken, Arizona’daki Yuma ilçesi çiftçileri Meksikalı tarım işçileri için daha fazla geçici vize talep ediyor. Çiftçiler, tarımsal üretimde ihtiyaç duydukları iş gücüne erişmek istiyor. Yuma’daki üreticiler, iş gücü eksikliğinin bazı hasatların kaybedilmesine ve arazilerin ekilmeden kalmasına yol açabileceğinden endişe ediyor. France 24’ün haberine göre tarım işçileri ihtiyacı, ABD’de göç ve seçim gündemiyle doğrudan kesişiyor.

Tayland, Pirinç Ticaretini Hacimden Değere Taşımak İçin Özel Pirinç Kampanyası Başlattı
Görsel kaynağı: The Nation Thailand · Özgün haber
Veri haberi

Tayland, Pirinç Ticaretini Hacimden Değere Taşımak İçin Özel Pirinç Kampanyası Başlattı

Tayland Ticaret Bakanlığı, pirinci düşük marjlı bir emtia olmaktan çıkarıp yüksek değerli özel bir ürüne dönüştürmek amacıyla ulusal bir kampanya başlattı. 2026 KHAOPRANEAT Fuarı’nda tanıtılan “Khaopraneat” girişimi, ülke genelindeki 466 üretici grubunu yüksek değerli iç ve dış pazarlara bağlamayı hedefliyor. Kampanya, Ticaret Bakanı Suphajee Suthumpun ile Bakan Yardımcısı Dr Kirida Bhaopichitr dönemindeki politika değişiminin parçası olarak sunuldu. Girişim, Tayland’ın pirinç ticaretindeki daralmanın ardından geldi. Ocak-Eylül 2026 döneminde pirinç sevkiyatı yıllık bazda %19,26 azalarak 4,99 milyon tona, ihracat geliri ise %16,84 düşerek 2,96 milyar ABD dolarına geriledi. Kaynak, düşüşte yüksek yurt içi üretim maliyetlerini, rai başına daha düşük verimi ve bölgesel ihracatçıların agresif fiyat rekabetini etkili nedenler arasında gösteriyor. Bakanlık, düşük maliyetli rakiplerle yalnızca hacim üzerinden rekabet etmek yerine değer yaratmaya odaklanıyor. Strateji kapsamında bölgesel çeşitlilik, terroir ve mutfak kalitesi öne çıkarılıyor. Bakanlık, alıcıların artık yalnızca fiyat ve hacme değil, kalite, izlenebilirlik ve belirli duyusal özelliklere de baktığını belirtiyor. Bu amaçla pirincin aroma, lezzet karmaşıklığı ve pişirme sonrası dokusunu değerlendiren Rice Taste Profile ile Rice Flavour Wheel araçları tanıtıldı. İlk ticari denemelerden biri Nakhon Sawan’da yapıldı. Hom Baiteoy pirincinin doğal pandan benzeri aromasını ve pişirme özelliklerini öne çıkaran pazarlama yaklaşımının ardından tarla çıkış fiyatı kilogram başına ortalama 35 bahttan 60-80 baht aralığına yükseldi. Hükümet ayrıca seçilmiş üretici gruplarını üst segment oteller, restoran işletmecileri ve profesyonel şeflerle doğrudan eşleştiriyor. One Bangkok’taki tanıtımın ardından Chiang Mai’de bölgesel ticaret buluşmaları düzenlenecek; süreç, uluslararası alıcıların davet edileceği Thailand Rice Fest 2027 ile sürdürülecek.

Moldova’da Ukrayna’dan Tahıl ve Yağlı Tohum İthalat Lisansı Uzatılmayacak
Görsel kaynağı: RIA Novosti · Özgün haber

Moldova’da Ukrayna’dan Tahıl ve Yağlı Tohum İthalat Lisansı Uzatılmayacak

Moldova’da iktidardaki Eylem ve Dayanışma Partisi, Ukrayna’dan tahıl ve yağlı tohum ithalatına yönelik lisanslamanın süresini 31 Ekim’e kadar kısalttı. Kaynakta, uygulamanın uzatılmaması halinde küçük ve orta ölçekli tarım üreticilerinin iflas riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor. 2023’te getirilen geçici lisanslama, ucuz Ukrayna ithalatının ayçiçeği fiyatlarını düşürmesinin ardından Moldova’daki iç alım fiyatlarının istikrar kazanmasına yardımcı olmuştu. Yeni düzenlemede lisanslama süresinin uzatılmasına imkân tanınmadığı aktarılıyor.

Dünyada Öne Çıkan Beş Modern Tarım Traktörü Tanıtıldı
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Dünyada Öne Çıkan Beş Modern Tarım Traktörü Tanıtıldı

Agronews, güç, yenilikçi yapı ve teknolojik özellikleri temel alarak beş modern tarım traktöründen oluşan bir seçkiyi tanıttı. Kaynak, listenin bütün traktör kategorilerini kapsayan resmi bir dünya sıralaması olmadığını; üst sınıftaki ve öncelikle büyük işletmelere yönelik makineleri içerdiğini belirtiyor. Modeller, geniş arazilerde ağır işlerin yanı sıra hassas tarım, otomasyon ve dijital yönetim uygulamalarıyla ilişkilendiriliyor. John Deere 9RX 830, 18 litrelik altı silindirli motoru ve dört paletli yürüyüş sistemiyle öne çıkıyor. Üretici verilerine göre traktörün nominal gücü 830, azami gücü 913 beygir gücü. Dört paletli yapı, ağır ekipmanlarla çalışırken çekiş gücünün toprağa aktarılmasına yardımcı oluyor. Model; hassas tarım teknolojileri, çalışma parametrelerinin izlenmesi, dijital bağlantı ve otomasyon olanaklarıyla büyük arazilerin derin işlenmesi, ekim ve diğer enerji gerektiren çalışmalar için sunuluyor. Case IH Steiger 785 Quadtrac, özellikle yüksek yük altında çalışması gereken işletmelere yönelik olarak tanıtılıyor. Dört bağımsız tahrikli paleti ve AccuTurn Pro ile AccuSync sistemleri, çekiş ve iş süreçlerinin koordinasyonunu destekliyor; modelin azami gücü 853 beygir gücüne ulaşıyor. Fendt 1100 Vario MT Gen2 serisinin en güçlü modeli 680 beygir gücü geliştiriyor. CLAAS XERION 12.650 ise CEMOS, GPS PILOT ve CEMIS 1200 sistemleriyle hassas yönetim, otomatik yönlendirme ve işlerin kaydına odaklanıyor. CEMOS için verilen %16,8'e kadar yakıt tasarrufu, yalnızca belirli toprak işleme koşullarındaki DLG testinin sonucudur ve tüm işletmeler için aynı sonucu garanti etmez.

Paraguay’da Aile Çiftçileri Soğan ve Patates Hasatlarını Pazara Sundu
Görsel kaynağı: Última Hora · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay’da Aile Çiftçileri Soğan ve Patates Hasatlarını Pazara Sundu

Paraguay’ın Guairá, Itapúa ve Caaguazú departmanlarındaki aile çiftçileri, baş soğan ve patates hasatlarını Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının (MAG) teknik ve lojistik desteğiyle ulusal pazara çıkardı. Satışların kırsal ailelere doğrudan gelir sağladığı ve bu ürünlerin aile tarımı için gelir alternatifi oluşturduğu bildirildi. Guairá departmanının Colonia Independencia bölgesindeki Küçük Üreticiler Birliği, 3.400 kilogram baş soğanı 20 kilogramlık 170 çuval halinde sattı. Satış, Mercado Central de Abasto ithalatçılarıyla kurulan bağlantı üzerinden gerçekleştirildi; MAG Ticarileştirme Müdürlüğü de ürünlerin taşınmasına destek verdi. Caaguazú’daki Guayaki Kua bölgesinde ise üç yerli topluluğun üreticileri soğan hasatlarını pazarlamaya başladı ve toplam G. 33.150.000 gelir elde etti. Guayaki Kua satışında 20 kilogramlık 375 çuval yer aldı. Bunların 360’ı 3, 15’i ise 2 kalibreydi ve ürünler ulusal pazarın kalite standartlarına göre sınıflandırıldı. Itapúa’nın San Pedro del Paraná ilçesindeki Monte Grande topluluğunda üretici Ramón Villalba 1.760 kilogram ticari kalitede patates hasat etti. Hasadın tamamı Cooperativa Colonias Unidas tarafından kilogram başına G. 6.000’den alınırken, üretici aile için G. 10.560.000 gelir oluştu.

Brezilya’nın 2026-27 Soya Üretimi İçin 184 Milyon Tonluk Gayriresmî Tahmin
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’nın 2026-27 Soya Üretimi İçin 184 Milyon Tonluk Gayriresmî Tahmin

USDA’nın Brezilya’daki tarım ataşesi, 2026-27 pazarlama yılında ülkenin soya üretiminin 184 milyon tona ulaşacağını öngördü. USDA’nın Dış Tarım Servisi tarafından yayımlanan rapordaki tahmin gayriresmî nitelikte ve kurumun aynı dönem için açıkladığı 186 milyon tonluk resmi projeksiyonun altında kalıyor. Buna rağmen öngörü, Brezilya’nın 2025-26’da ürettiği 180,5 milyon tona göre yaklaşık %2 artışa işaret ediyor. Rapora göre başlıca üretim bölgelerinde erken sezon yağışları ekimi destekledi. Ancak Rio Grande do Sul’da süren yağışlar ile bazı eyaletlerde beklenen şiddetli hava koşulları ürün gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ataşe, hava koşullarına ilişkin endişelerin ekimden çok hasat faaliyetlerini etkilemesini bekliyor. Brezilyalı soya üreticileri, ülkede El Niño sezonu beklentisine rağmen iyimserliğini koruyor. Üreticilerin başlıca endişeleri soya yerine ikinci sezon mısır ve pamuk ürünlerinde yoğunlaşıyor. Raporda Brezilya’nın 2026-27 soya ihracatı 117,5 milyon ton olarak tahmin edildi; bu rakam 2025-26’ya göre %2,1 artış anlamına gelse de USDA’nın 118 milyon tonluk resmi ihracat öngörüsünün altında bulunuyor.