ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

317 haber · Sayfa 10

OTP Reformu Romanya Tarımını Zorluyor
Görsel kaynağı: Adevărul · Özgün haber
Veri haberi

OTP Reformu Romanya Tarımını Zorluyor

Romanya eski Tarım Bakanı Achim Irimescu, 2028-2034 döneminde Ortak Tarım Politikası (OTP) kapsamında tarıma ayrılan kaynakların azalmasının Romanyalı çiftçileri zorlayabileceğini söyledi. Adevărul’a verdiği röportajda Irimescu, bütçe kesintileri, kırsal kalkınma fonlarının mevcut biçimiyle ortadan kalkması ve doğrudan ödemelere çiftçi başına üst sınır getirilmesi ihtimallerinin sektörü etkileyebileceğini belirtti. Irimescu’ya göre OTP’nin Avrupa Birliği bütçesindeki payı 1980’lerde yaklaşık %70 iken günümüzde %36-37 seviyesinde bulunuyor. Eski bakan, 2028-2034 dönemi için bu oranın yaklaşık %15’e kadar gerileyebileceğini tahmin etti. En büyük sorunlardan birinin, kırsal kalkınma ve yatırımları finanse eden ikinci ayağın kaldırılması olduğunu savunan Irimescu, yeşil dönüşüm için gereken yatırımların ilk hesaplamalara göre en az 60 milyar avro tutacağını, ancak tarım ve gıda sanayisi için bu yatırımlara açık biçimde ayrılmış kaynakların bulunmadığını söyledi. Romanya açısından tahsisatın mevcut dönemdeki 21,5 milyar avrodan gelecek mali dönemde 16,5 milyar avroya düşebileceği aktarıldı. Ancak nihai miktarın, hükümetin kaynakları ulusal düzeyde nasıl dağıtacağına ve AB ülkeleri arasındaki müzakerelere bağlı olacağı belirtildi. Irimescu ayrıca bazı ülkelerin bütçeye yaptıkları katkının aldıkları paydan yüksek olmasına karşı çıkması nedeniyle önerilen bütçenin müzakereler sırasında daha da azaltılabileceği uyarısında bulundu. Eski bakan, doğrudan ödemelerin çiftçi başına 100 bin avro ile sınırlandırılmasının özellikle büyük işletmeler üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade etti. Bu işletmelerin makine ve diğer yatırımlar için kredi kullandığını, destek ödemelerine ilişkin belgeleri teminat göstererek finansmana erişebildiğini belirten Irimescu, kesintilerin üretim kapasitesini ve Romanya’nın gıda güvenliğini etkileyebileceğini savundu. Ona göre yaklaşık 13 bin orta ve büyük işletme ülkenin tarımsal üretiminin %75’ini gerçekleştiriyor. Irimescu, destek politikasının yalnızca büyük işletmelere yönelmemesi gerektiğini de söyledi. Küçük çiftçilerin de desteklenmesini, ancak pazar için üretim yapan büyük işletmelerle küçük işletmeler arasında denge kurulmasını istedi. Emeklilik yaşına ulaşan çiftçilerin temel doğrudan ödemeyi kaybetmesi ihtimalini de eleştirdi. Ayrıca AB üreticilerinin pestisit, gübre, kirlilik ve emisyonları azaltmaya yönelik standartların maliyetini taşıdığını, üçüncü ülkelerden gelen ürünlerle rekabette zorlanabileceğini belirtti. Kuraklık, hastalık ve zararlılar karşısında dayanıklı çeşitler ile yeni genomik tekniklerin önem kazanacağını da ekledi.

Zeytinyağı Üreticileri Artan Maliyetler Nedeniyle Sezona Sıkıntılı Başladı
Görsel kaynağı: ABC España · Özgün haber
Veri haberi

Zeytinyağı Üreticileri Artan Maliyetler Nedeniyle Sezona Sıkıntılı Başladı

İspanya'da zeytinyağı üreticileri, yeni sezona artan üretim maliyetlerinin baskısı altında giriyor. Süpermarketlerde zeytinyağının litresi 5 ile 7 avro arasında satılırken, üreticiler bu fiyatların maliyetleri karşılamadığını belirtiyor. Çiftçilerin karşılaştığı başlıca giderler tarımsal motorin ve gübre olarak öne çıkıyor. Tarımsal motorinin Orta Doğu'da savaşın başlamasından bu yana %45 pahalandığı, çiftçi örgütlerinin bu artışı karşılanamaz bulduğu aktarılıyor.

Fratti: Uruguay Hayvancılıkta Tarihî Fiyatlara Ulaştı
Görsel kaynağı: Teledoce · Özgün haber

Fratti: Uruguay Hayvancılıkta Tarihî Fiyatlara Ulaştı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Uruguay Tarım, Hayvancılık ve Balıkçılık Bakanı Alfredo Fratti, Cerro Largo’daki 2026 Expo Melo’da ülke hayvancılığının daha önce görülmemiş fiyat seviyelerine ulaştığını söyledi. Fratti, Uruguay’ın son bir yılda sığır etini Avustralya’dan daha yüksek fiyata sattığını belirterek, mevcut seviyeyi korumanın sektörün temel sınavı olduğunu ifade etti. Fratti’ye göre yüksek fiyatlar yalnızca etin niteliğinden kaynaklanmıyor. Siyasi ve hukuki istikrar, hayvan refahı, ilaçların kullanımı ve yönetimi, zorla çalıştırmanın bulunmaması ile kırsal işçiler için sekiz saatlik çalışma günü de Uruguay ürününün değerinde etkili oluyor. Bakan, yüksek gelirli ülkelerin bu koşulları talep etmeyi sürdüreceğini söyledi. Bakan ayrıca yurt dışı temaslarını savunarak Endonezya’nın Uruguay’dan narenciye, soya ve insan tüketimine yönelik buğday alımına pazar açtığını açıkladı. Hindistan’ın Montevideo’daki yeni büyükelçiliğine de değinen Fratti, büyükelçinin göreve başladıktan sonra Uruguay Tarım, Hayvancılık ve Balıkçılık Bakanlığını ziyaret ettiğini aktardı. Fratti, yıl sonundan önce bir ülkenin Uruguay’da gübre fabrikası kurma önerisini hükümete sunacağını da söyledi. Bu beklentiyi, jeopolitik düzensizlik ve yükselen petrol fiyatlarının tarım girdileri açısından önem kazandığı bir dönemde değerlendirdi.

Arjantin’de Üre Fiyatı İthalat Paritesine Ulaştı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin’de Üre Fiyatı İthalat Paritesine Ulaştı

Arjantin toptan gübre piyasasında üre fiyatı ton başına 610-620 dolar aralığına yükselerek ithalat paritesine ulaştı. IF Ingeniería en Fertilizantes’in raporuna göre, eylül ayındaki güçlü hareketliliğin ardından granül üre ithalatı yavaşladı ve piyasa, Çin’in yeni ihracat kotalarının etkisiyle beklemeye geçti. İthalat referansı ise ton başına 515-535 dolar CFR aralığında kaldı. Çin hükümetinin dördüncü üre ihracat kotası tahsislerini onaylaması, uluslararası piyasada Avrupa, Amerika kıtası ve Asya’daki alıcıların pozisyonlarını zayıflattı. Amerika Birleşik Devletleri’nin NOLA bölgesinde fiziksel üre mavnalarının fiyatı ton başına 474-490 dolara geriledi. Rapora göre, önümüzdeki dönemde Hindistan’ın düzenleyeceği ihalenin sonucu piyasanın yönü açısından belirleyici olabilir. Arjantin’deki talep, hafta ortasında uluslararası piyasanın aşağı yönlü hareket etmesiyle geri çekildi. Bu nedenle fiyatlar 620 doların üzerine yerleşemedi. Danışmanlık, erken ekilecek mısır için bekleyen ihtiyacın karşılanmasını, kalan alımların ise uluslararası düzeltmenin yerel piyasaya yansıması beklenerek kademeli yapılmasını önerdi. Fosfatlı gübrelerde de toplu alımların durduğu bildirildi. İthalatçılar depolardan sınırlı ihtiyaçlarını ton başına yaklaşık 880 dolar CFR seviyesinde karşılarken, ithalat referansı 865-880 dolar aralığında kaldı. Toptan piyasada MAP ve DAP fiyatları 970-1000 dolar/ton seviyesinde ve ithalat paritesinde bulunuyor; ancak bu değerlerin, ithalat ilgisi olmadığı için teorik olduğu belirtildi. Bazı ithalatçılarda stok yenileme eksikliği nedeniyle DAP ve MAP arzının azalmaya başladığı, başka kaynaklarda ise ürün bulunabildiği aktarıldı.

Şili’de Canlı Toprak Temelli Tarım Yaklaşımı Öne Çıkarılıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Canlı Toprak Temelli Tarım Yaklaşımı Öne Çıkarılıyor

Portal Agro Chile’de yayımlanan reportaj, tarımda sentetik kimyasallara ve yapay gübrelere dayalı üretim modelinin sorgulandığını, toprağın biyolojik dengesini yeniden kurmaya odaklanan yaklaşımların öne çıktığını aktarıyor. Yazıya göre aşırı gübre kullanımı toprak yorgunluğu, su kirliliği ve çiftçiler için öngörülemeyen maliyetlerle ilişkilendiriliyor. Reportaj, Avrupa Birliği’nin 2030’a kadar kimyasal kullanımını %20 azaltmayı hedeflediğini ve Birleşmiş Milletler ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün aşırı tarımsal kimyasal kullanımının ekosistemlere zarar verdiği yönündeki uyarılarını aktarıyor. Ayrıca küresel organik tarım alanının yaklaşık 80 milyon hektara yaklaştığı belirtiliyor. Şilili aile şirketi Vermis ise canlı organizmaların faaliyetinden yararlanarak doğal gübreler ürettiğini ve bu ürünlerin toprağın verimliliğini, bitkilerin su kullanımını ve iklim koşullarına dayanıklılığını desteklediğini savunuyor. Şirketin Genel Müdürü Christian Velazquez, doğal süreçlerle yüksek verim elde edilebileceğini öne sürüyor.

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor

Şili’de yayımlanan bir reportaj, rejeneratif tarımın özellikle meyvecilikte toprak sağlığı, biyolojik çeşitlilik, su döngüsü ve kaynakların verimli kullanımı üzerinden ele alındığını aktarıyor. Yaklaşım, bir ürünü başka bir ürünle değiştirmekten çok, toprak, su, mikroorganizmalar, kökler, bitkiler ve tarımsal yönetim arasındaki ilişkileri birlikte değerlendirmeyi öngörüyor. Bu çerçevede toprak mikrobiyomu, besinlerin kullanılabilirliği, toprak yapısı ve su ile karbon döngüleri açısından merkezi bir başlık olarak öne çıkıyor. Toprağın yalnızca bitkileri taşıyan fiziksel bir ortam olmadığı; bakteriler, mantarlar ve diğer mikroorganizmaların kök gelişimi, besin döngüsü ve toprağın biyolojik işleyişinde rol oynadığı belirtiliyor. Rejeneratif yaklaşım, gübrelemeyi yalnızca toprağa besin eklemek olarak değil, bu besinlerin dolaşımını ve bitkiler için kullanılabilirliğini destekleyen süreçleri güçlendirmek olarak ele alıyor. Yaklaşım, Şili’deki su açığı nedeniyle meyvecilik açısından da önem taşıyor. Toprak yapısının, biyolojik faaliyetin ve organik maddenin uygun olması, suyun toprağa sızmasına, tutulmasına ve bitkilerin kullanımına sunulmasına yardımcı olabilir. Ancak reportajda, hiçbir uygulamanın su bulunabilirliği sorununu tek başına çözemeyeceği özellikle belirtiliyor. İklim koşulları, toprak türü, yetiştirilen ürün, sulama sistemi ve işletme yönetimi, alınacak sonuçları belirleyen unsurlar arasında sıralanıyor. Rejeneratif tarımın ekonomik etkileri de kesinleşmiş sonuçlar olarak sunulmuyor. Belirli girdilere bağımlılığın azaltılması, su kullanımında verimliliğin artırılması ve toprağın iyileştirilmesi işletme maliyetlerini ve üretim istikrarını etkileyebilir. Bununla birlikte sonuçların ürüne, toprağa, iklime, uygulamalara ve geçiş süresine göre değişebileceği aktarılıyor. Bu nedenle verim, meyve kalitesi, maliyet, su tüketimi, toprak verimliliği ve üretim istikrarının birden fazla sezon boyunca izlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Reportajda, biyolojik üretim ve rejeneratif tarım alanında çalışan Şili şirketi Terragénesis’in deneyimine de yer veriliyor. Şirketin metodolojisinde, yerli mikroorganizmaları teşvik eden bileşiklerle besinlerin kullanılabilirliğini ve toprak biyolojik faaliyetini artırma hedefi öne çıkıyor. Gübre kullanımındaki azalma ve su verimliliğindeki iyileşmelere ilişkin sonuçların şirket tarafından açıklandığı, bu verilerin her işletmenin ürün, toprak ve yönetim koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği kaydediliyor. Kaynağa göre yaklaşımın başarısı, sahada izlenebilir göstergelerle doğrulanabilmesine bağlı.

Suriye'de Balık Çiftlikleri Yeniden Faaliyete Geçiyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye'de Balık Çiftlikleri Yeniden Faaliyete Geçiyor

Suriye’nin Hama kırsalındaki Ghab bölgesinde balık çiftlikleri, 14 yılı aşkın bir aranın ardından kademeli olarak yeniden faaliyete başladı. Yeniden üretime dönüş; havuzların rehabilitasyonu, yetiştiricilik girdileri ve yem temini ile üretimin pazarlanması gibi sorunlar sürerken gerçekleşiyor. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Kurumu’nun Hama şubesi, bölgede 291 özel ve üç kamuya ait çiftlik bulunduğunu bildirdi. Hama’daki balık çiftliklerinin üretimi, yetiştiricilerin özellikle yerinden edilme sonrasında yaşadığı imkân yetersizliği ve sazan balıklarında yüksek ölümlere yol açan viral hastalık nedeniyle 2 bin tona geriledi. Kurum, çiftliklerin ruhsatlandırılmasını kolaylaştırdığını, yetiştiriciliği ve hastalık vakalarını izlediğini, üreticilere teknik danışmanlık sunduğunu açıkladı. Salgın döneminde hastalıklı havuzlarda saha çalışmaları yapılarak ölü balıklardan numuneler alındı ve Hama Veteriner Fakültesi laboratuvarlarında incelendi. Yetiştiriciler ise uzun süreli yerinden edilmenin çiftlik ve havuzlara zarar verdiğini, ekipmanların çalındığını belirtiyor. Balık yetiştiricisi Halid Remuz, üretimin yeniden kurulabilmesi için yem, yavru balık ve elektrik ekipmanı alımını destekleyecek uzun vadeli krediler verilmesini istedi. Bir başka yetiştirici de yakıt, yem ve nakliye maliyetlerinin yüksekliğinin havuzların yeniden hazırlanmasını zorlaştırdığını söyledi. Remuz ayrıca, yerli üretimin pazarlanabilmesi amacıyla dondurulmuş balık ithalatının ekim ayından yıl sonuna kadar durdurulmasını önerdi; bu öneri yetkililerce alınmış bir karar olarak aktarılmadı. Genel kurumun mart ayında açıkladığı verilere göre ülkenin yıllık ortalama balık üretimi 20-25 bin ton düzeyinde bulunuyor. Hazırlanan stratejik planla üretimin 2035’te 225 bin tona çıkarılması hedefleniyor.

Afrin’de Tarımsal Destek ve Kullanıma Kapalı Araziler Gündemde
Görsel kaynağı: North Press Agency · Özgün haber
Veri haberi

Afrin’de Tarımsal Destek ve Kullanıma Kapalı Araziler Gündemde

Suriye’nin kuzeyindeki Halep vilayetine bağlı Afrin bölgesinden milletvekili ve Halk Meclisi Tarım ve Gıda Güvenliği Komitesi üyesi Şeyh Said Zade, çiftçilere yakıt, gübre ve tarımsal ilaç desteği sağlanmasına yönelik çalışma ve öneriler hazırlandığını söyledi. Zade, tarımsal ilaçların denetlenmesi ile ürün fiyatlarına sınır getirilmesinin de değerlendirildiğini belirtti. Zade, hazırlanan önerilerin önce koordine edilerek görüşüleceğini, ardından tarım bakanıyla yapılacak toplantıda uygulama imkânlarının ele alınacağını aktardı. Tarımsal destekten sorumlu kurumların henüz istenen ölçüde etkinleştirilmediğini belirten Zade, bu başlıkların uygulamaya geçmiş kararlar olmadığını ifade etti. Kullanıma kapalı araziler konusunda resmi makamlardan kendilerine bilgi ulaşmadığını söyleyen Zade, sorunun Suriye-Türkiye sınırının çizilmesinden sonra bazı Türk vatandaşlarının arazilerinin Suriye’de, bazı Suriyeli vatandaşların taşınmazlarının ise Türkiye’de kalmasıyla bağlantılı olduğunu anlattı. Bu taşınmazların Afrin, Azez, Cerablus ve İdlib’de bulunduğunu belirtti. Ekonomik Büroya bağlı İktifa şirketinin çiftçilerden yatırım sözleşmeleri için imza aldığını ve üründen %35 pay talep ettiğini söyleyen Zade, oranın düşürülmesini istediklerini ancak henüz sonuç alınmadığını kaydetti.

Orta Doğu’da Yıl Sonuna kadar 11,7 Milyon Kadın ve Kız Çocuğu Gıda Güvencesizliği Riskiyle Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: Libération Maroc · Özgün haber
Veri haberi

Orta Doğu’da Yıl Sonuna kadar 11,7 Milyon Kadın ve Kız Çocuğu Gıda Güvencesizliği Riskiyle Karşı Karşıya

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (ONU Femmes), Orta Doğu’da çatışmaların tırmanması ve Hürmüz Boğazı’ndaki ulaşım aksamaları nedeniyle 2026 sonuna kadar en az 11,7 milyon kadın ve kız çocuğunun gıda güvencesizliğiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Kuruluşun 28 ülkedeki gıda güvenliği risklerine ilişkin analizine göre kadınlar ve kız çocukları, yıl sonuna kadar gıda güvencesizliği yaşayabilecek 22 milyon ek kişinin %53’ünü oluşturuyor. Bu sayı, söz konusu ülkelerde hâlihazırda gıda güvencesizliği veya yetersiz beslenmeyle karşı karşıya bulunan yaklaşık 208 milyon kadın ve kız çocuğuna ekleniyor. ONU Femmes, rakamların tahmin değil, senaryolara dayalı öngörüler olduğunu belirtti. Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı aksamalarının enerji, gübre ve nakliye maliyetlerini artırarak gıda fiyatlarını yükseltebileceği ifade edildi. Gelir ve geçim kaynaklarındaki olası kayıplar da kadınların gıdaya erişimini zorlaştırabilir. Güney Sudan, Sudan, Haiti ve Yemen’de risklerin farklı kırılganlıkların örtüşmesi nedeniyle daha yoğun olduğu bildirildi. ONU Femmes, gıda yardımı ve nakit transferlerinin beslenme, koruma ve tarımsal destekle birlikte uygulanmasını önerdi.

Massimiliano Giansanti COPA Başkanlığına 2026-2028 Dönemi İçin Yeniden Getirildi
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Massimiliano Giansanti COPA Başkanlığına 2026-2028 Dönemi İçin Yeniden Getirildi

Massimiliano Giansanti, Avrupa'nın başlıca profesyonel tarım örgütlerini bir araya getiren COPA'nın başkanlığına yeniden getirildi. Confagricoltura başkanının yeni görev dönemi 2026-2028 olarak belirlendi; onay 2 Ekim'de Brüksel'deki başkanlık komitesi genel kurul toplantısında geldi. Giansanti, Avrupa tarımının stratejik kaynak olarak tanınması ve iklim, enerji ve ticaret alanlarındaki zorluklara uygun finansman sağlanması gerektiğini söyledi. Avrupa Birliği'nin gıda güvenliğinin siyasi gündemin üst sıralarında tutulmasını isteyen Giansanti, çiftçi gelirlerini ve kırsal alanları koruyacak yeni bir Ortak Tarım Politikası çağrısı yaptı. Üretim maliyetleri, özellikle gübre maliyetleri, üçüncü ülkelerle ticari ilişkiler ve bürokrasinin azaltılması COPA'nın öncelikleri arasında yer alıyor.

İrlanda’da Bir Süt Çiftliği: 290 Gün Mera ve Robotlu Sağım
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

İrlanda’da Bir Süt Çiftliği: 290 Gün Mera ve Robotlu Sağım

İrlanda’nın Daingean kentindeki McIntyre ailesi çiftliğinde 105 süt ineği yılın büyük bölümünü merada geçiriyor. Hayvanlar yılda yaklaşık 290 gün dışarıda tutuluyor; bu süre İrlanda ortalamasından yaklaşık 20 gün daha uzun. İnekler, günde üç kez kendileri sağım robotuna gidiyor ve sağım sırasında ek yem alıyor. Çiftlikte yedi yıldır kullanılan robotlu sağım sistemi, yapay zekâ yardımıyla hayvanların sağlık durumunu, süt verimini ve sütün bileşimini izliyor. Sistemle birlikte enerji tüketimi bir miktar artarken süt kalitesinin iyileştiği belirtiliyor. Millie McIntyre’ye göre teknoloji, işletmede daha fazla boş zaman sağlamadı; fiziksel işlerin bir bölümü bakım, bilgisayar üzerinden veri kontrolü ve analiz çalışmalarına dönüştü. İrlanda’da tarım arazilerinin %92’den fazlasını çayırlar oluşturuyor. Ülkenin ılıman ve yağışlı ikliminin meralara uzun bir büyüme dönemi sağladığı aktarılıyor. McIntyre ailesi ise çim miktarını düzenli ölçüyor, verileri Teagasc’ın hava durumu temelli büyüme tahminleriyle karşılaştırıyor, meralara az miktarda yonca ekiyor ve gerekli besinleri belirlemek için toprak analizleri yaptırıyor.

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor

Belçika merkezli RTBF’nin “Avrupa’dan Görünüm” dosyası, az sayıda büyük şirketin tohum, bitki koruma ürünleri, gübre ve tarım makineleri gibi girdilerdeki ağırlığını inceliyor. Dosyaya göre yoğunlaşma, üretim girdileriyle sınırlı kalmıyor; gıda işleme ve perakende pazarlarında da az sayıda şirket belirleyici oluyor. Bu yapı, çiftçileri tedarik zincirinin hem başında hem de sonunda yoğunlaşmış piyasalar arasında bırakabiliyor. Dosyada İsviçre merkezli Syngenta’nın bitki koruma ürünleri alanındaki konumu örnek gösteriliyor. Şirket, 2025’te bu ürünlerin satışından 13,7 milyar dolar gelir elde etti; söz konusu gelir bir önceki yıla göre %4 arttı. Syngenta’nın yaklaşık 1.800 bitki koruma ürününün ruhsatını kaydettirdiği, yeniden kaydettirdiği veya uzattığı aktarılıyor. Kamu otoritelerinin insan sağlığı ve çevre kaygıları nedeniyle ruhsat yenileme ve yeni ürünlere izin verme konusunda daha sıkı davranması, mevcut geniş ürün portföylerine sahip şirketlerin önemini artırıyor. Avrupa Birliği’nde pestisitlerde izin verilen etkin madde sayısının 25 yılda 1.000’in üzerinden yaklaşık 500’e gerilediği belirtiliyor. Yeni bir pestisitin ruhsatlandırılması 7 ila 10 yıl sürebiliyor ve ruhsatın geçerliliği en fazla 15 yıl olabiliyor. Dosyaya göre uzun ve maliyetli süreçler, ruhsat yenileme kapasitesi yüksek şirketlere avantaj sağlarken yeni şirketlerin pazara girişini zorlaştırıyor. Bu koşulların çiftçilerin tohum, kimyasal ürün ve makine seçeneklerini daraltabileceği ifade ediliyor. Şirket yoğunlaşmasının yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu, birleşmelerin özellikle 1980’lerden itibaren hızlandığı aktarılıyor. Bayer’in Monsanto’yu 2018’de satın alması, Dow ile DuPont’un 2019’da Corteva Agriscience adı altında birleşmesi, Potash Corporation ile Agrium’un 2018’de Nutrien’i oluşturması ve Syngenta’nın ChemChina tarafından 2017’de satın alınması bu sürecin örnekleri arasında gösteriliyor. ETC araştırma kolektifine göre, küresel tohum pazarında en büyük 10 şirketin 10 yıl önce kontrol ettiği %40’lık paya bugün en büyük iki şirket sahip. Dosyada, az sayıda şirkete bağımlılığın tedarik şoklarında çiftçileri ve gıda sistemini daha kırılgan hâle getirebileceği yönündeki eleştirilere de yer veriliyor. Bununla birlikte yoğunlaşmanın tek başına rekabet hukukunu ihlal etmediği belirtiliyor. Rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar veya az sayıda aktörün bulunduğu bir pazarda gücü artıran birleşmeler incelemeye alınabiliyor. Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezi’nden Max Koppenberg ise yoğunlaşmanın her zaman hâkim durumun kötüye kullanılması anlamına gelmediğini, bazı perakende pazarlarında yoğun rekabetin düşük kâr marjları ve görece düşük tüketici fiyatlarıyla sonuçlanabildiğini söylüyor. Yeni girişleri kolaylaştırmak için ruhsat süreçlerinin hızlandırılması ve patent sürelerinin sınırlandırılması önerilirken, patent süresini kısaltmanın ters sonuç doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

FAO Gıda Fiyat Endeksi Eylülde Yıllık Bazda %5,8 Arttı
Görsel kaynağı: Todo el Campo · Özgün haber
Veri haberi

FAO Gıda Fiyat Endeksi Eylülde Yıllık Bazda %5,8 Arttı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) verilerine göre gıda fiyatları endeksi Eylül 2026'da ağustosa göre %1,5 artarak 136,0 puana çıktı. Endeks, geçen yılın aynı ayına göre %5,8 yükselmesine rağmen Mart 2022'deki rekor seviyenin %15,1 altında kaldı. Todo el Campo'nun aktardığı değerlendirmede artışın savaşlar, kuraklık ve lojistik aksamalarla bağlantılı olduğu belirtildi. Tahıl fiyatları endeksi eylülde aylık %5,1, yıllık %17,2 yükseldi. Buğday fiyatları Karadeniz'deki lojistik kısıtlamalar ve Kuzey Amerika'nın bazı bölgelerindeki kuraklık nedeniyle %6,3 arttı. Mısır fiyatlarındaki %5,6'lık artışta ise ABD'de beklenenden düşük verim beklentileri, Brezilya'nın ihracata ayırabileceği ürün miktarındaki azalma ve Karadeniz'deki ticaret aksamaları etkili oldu. Bitkisel yağ fiyatları, palm yağına yönelik güçlü ithalat talebi ve Güneydoğu Asya'daki kuraklık endişeleriyle %0,9 yükseldi. Şeker fiyatları da 2026/27 sezonunda küresel arzın daha sıkı olacağı beklentisiyle %6,1 arttı. Ana makalede et fiyat endeksinin %1,1, süt ürünleri endeksinin ise %0,1 gerilediği bildirildi; FAO'nun resmi sayfasında süt ürünleri endeksi sabit olarak tanımlanıyor. FAO, 2026 dünya tahıl üretiminin 2025'e göre %2,1 azalarak 2.979 milyon tona ineceğini öngörüyor. Üretimin, önceki yılın rekor seviyesinin ardından kaydedilen en yüksek ikinci hasat olması bekleniyor. Dünya tahıl ticaretinin de 2025/26 dönemindeki rekor seviyeden %3,5 düşerek 505,8 milyon tona gerileyeceği tahmin ediliyor. FAO Başekonomisti Máximo Torero, Hürmüz Boğazı ve Karadeniz'deki taşımacılık aksamalarının enerji, navlun ve temel gıda ürünleri üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. FAO'nun Tarımsal Piyasa Bilgi Sistemi (AMIS) ise yüksek navlun ücretleri, sıkılaşan gübre piyasaları ve süregelen lojistik sorunların piyasa belirsizliğini artırdığını bildirdi. Güçlenen El Niño'nun Güney ve Güneydoğu Asya'daki pirinç üretimi görünümünü de belirsizleştirdiği aktarıldı.

Gübrelerde Kadmiyum Limiti 2030’da 20 Mg/Kg’ye İndirilecek
Fotoğraf: JEAN-FRANCOIS FORT / HANS LUCAS / AFP · Özgün haber
Veri haberi

Gübrelerde Kadmiyum Limiti 2030’da 20 Mg/Kg’ye İndirilecek

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Fransa’da bazı gübrelerde bulunan toksik ağır metal kadmiyum için izin verilen sınır, 2030’da 20 mg/kg’ye indirilecek. Tarım Bakanlığı, mevcut 90 mg/kg’lik sınırın 2027’de 60 mg/kg’ye, 2028’de ise 40 mg/kg’ye düşürüleceğini açıkladı. Yeni takvim, Avrupa normlarıyla uyumlu ara sınırları da içeriyor. 20 mg/kg’lik nihai sınır, Fransa Ulusal Gıda, Çevre ve İş Sağlığı Güvenliği Ajansının (Anses) tavsiyelerine uyuyor ve daha önce hedeflenen 2038 tarihini öne çekiyor. Bakanlık, kadmiyumun topraklarda kalıcı biçimde birikmesi ve toksik olması nedeniyle halk sağlığı açısından özel önem taşıdığını belirtti. 2027’den itibaren bazı gübreler için yıllık referans uygulama miktarı hektar başına 3 gram olacak.

Kuzey Makedonya'da Asgari Ücretin Gıda Alım Gücü Beş Yılda %19 Arttı
Görsel kaynağı: MIA — Makedonya Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Kuzey Makedonya'da Asgari Ücretin Gıda Alım Gücü Beş Yılda %19 Arttı

Kuzey Makedonya'da asgari ücretle satın alınabilen gıda miktarı, Ağustos 2021 ile Ağustos 2026 arasındaki beş yıllık dönemde yaklaşık %19 arttı. Makedonya Devlet İstatistik Kurumu verilerine dayanan hesaplamaya göre bu gelişme, gıda ve alkolsüz içecek fiyatları %46 yükselmesine rağmen asgari ücretin aynı dönemde %74 artmasıyla gerçekleşti. Böylece Ağustos 2026'da tek bir asgari ücretle, beş yıl önceye kıyasla daha fazla gıda alınabildi. Ortalama ücretlerde de benzer bir artış görüldü. Temmuz 2026'da ortalama aylık brüt ücret 72.935 denara ulaşırken, Temmuz 2021'de bu tutar 42.776 denardı. Bu, beş yılda yaklaşık %71'lik nominal artış anlamına geliyor. Ağustos 2026'da tüketici fiyatları da Ağustos 2021'e göre yaklaşık %46 daha yüksek oldu; veriler ücretlerin nominal olarak fiyatlardan daha hızlı arttığını gösterdi. EuroNews Business'ın Eurostat verileriyle yaptığı karşılaştırmaya göre Avrupa Birliği'nde gıda ve alkolsüz içecek fiyatları aynı dönemde ortalama %34 yükseldi. Kuzey Makedonya'daki %46'lık artış, AB ortalamasının 12 puan üzerinde kaldı. Avrupa Birliği içinde en yüksek artışlar Macaristan'da %57, Bulgaristan'da %54 ve Romanya'da %53 olarak kaydedildi. Kıbrıs'ta artış %21 olurken, 35 Avrupa ülkesini kapsayan daha geniş karşılaştırmada en düşük yükseliş İsviçre'de %5 oldu. Buna karşılık asgari ücretin gıda karşısındaki alım gücü, karşılaştırılan 26 ülkenin çoğunda arttı. Sırbistan ve Karadağ'da artış %37 ile en yüksek düzeye ulaşırken, Kuzey Makedonya'daki %19'luk yükseliş bazı Batı Avrupa ülkelerinin üzerinde kaldı. İrlanda'da artış %10, Almanya'da %9, Yunanistan'da %7, Belçika ve Hollanda'da %6, Portekiz'de ise %3 oldu. Malta'da alım gücü %6, İspanya'da %5, Fransa'da %4 geriledi. Gıda fiyatlarındaki artışın Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden önce başladığı, savaşın ise enerji, gübre ve taşıma maliyetlerini artırarak tarım piyasalarındaki bozulmaları derinleştirdiği belirtildi. Türkiye'de aynı dönemde gıda ve alkolsüz içecek fiyatları %752 yükseldi; EuroNews bu artışı yüksek enflasyon ve Türk lirasındaki değer kaybıyla ilişkilendirdi. Ancak karşılaştırma brüt asgari ücretleri ve gıda fiyatlarını esas alıyor; vergiler, kira, faturalar, ulaşım ve diğer zorunlu yaşam giderlerini hesaba katmadığı için hanelerin bu giderlerden sonra gıdaya ayırabildiği gerçek tutarı göstermiyor.

Mısır ve Buğday Fiyatları Yükseldi, Soya İşlemsiz Kaldı
Görsel kaynağı: AgroSmart · Özgün haber
Veri haberi

Mısır ve Buğday Fiyatları Yükseldi, Soya İşlemsiz Kaldı

Sırbistan’ın Novi Sad kentindeki Ürün Borsası’nda mısır, buğday ve yemlik arpa fiyatları 28 Eylül-2 Ekim haftasında hafif yükseldi. Haftalık toplam işlem hacminde en büyük payı %43 ile buğday aldı. Soya fasulyesinde ise satıcıların teklifleri ile alıcıların ödeme isteği arasındaki fark nedeniyle işlem yapılmadı. Mısır piyasasında arz artmasına rağmen ürün, talebin ve alıcıların lojistik açıdan uygun bulduğu teslim noktalarının üzerindeki fiyatlardan teklif edildi. Aynı kalitedeki mısır için talep fiyatı, teslim şekline bağlı olarak kilogram başına 0,70 Sırp dinarına kadar farklılaştı. Sözleşmeler katma değer vergisi hariç kilogram başına 21,50-22 Sırp dinarı aralığında yapılırken ağırlıklı fiyat 21,59 Sırp dinarı oldu. Mısırın fiyatı önceki haftaya göre %0,42 arttı. Buğdayda teklif edilen ürün miktarı artarken talep zayıfladı. Sözleşmeler kilogram başına 21,60-22 Sırp dinarı arasında yapıldı; ortalama fiyat 21,87 Sırp dinarı oldu ve haftalık artış %1 olarak kaydedildi. %15 protein içeren ve hemen teslim edilecek buğday 24 Sırp dinarından, yıl sonuna kadar teslim edilecek ürün ise 24-24,50 Sırp dinarından teklif edildi. Soya fasulyesi kilogram başına 62-63,50 Sırp dinarı arasında teklif edilirken alıcıların fiyatı 61-62 Sırp dinarı düzeyinde kaldı. Yemlik arpada artan alıcı ilgisi ve azalan arz fiyatı %1,09 yükseltti. Kanola 55,83 Sırp dinarından işlem gördü. NPK 6:24:12 gübresi ise ambalaj ve teslim koşuluna göre kilogram başına 60,53 veya 61,70 Sırp dinarı fiyatla satıldı.

Fitohormonların Tarla Yönetimindeki Kullanımı Genişliyor
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber

Fitohormonların Tarla Yönetimindeki Kullanımı Genişliyor

Fitohormonların tarımda kullanımı, bitkilerin büyümesi, gelişmesi ve çevresel koşullara verdiği tepkilerde oynadıkları rol nedeniyle genişliyor. Foliar özel gübreler alanında uzman Adolfo Luis dos Santos’a göre, özellikle büyümeyle ilişkili hormonların etkileri tarlada daha kolay gözlemlenebildiği için bu bileşiklere yönelik ilgi artıyor. Auxinler büyüme ve köklenmeyi, sitokininler hücre bölünmesi ve sürgün oluşumunu, giberellinler ise bitkinin uzaması ve çimlenmeyi etkiliyor. Etilen, meyvelerin olgunlaşması ve yaşlanmasıyla bağlantılı uygulamalarda kullanılırken brassinosteroidler; sıcak, soğuk, kuraklık ve tuzluluk gibi streslere verilen tepkilerde rol oynuyor. Salisilik asit savunma sinyallemesi ve olumsuz koşullara toleransla, strigolaktonlar ise dallanma, bitki mimarisi ve topraktaki yararlı mikroorganizmalarla etkileşimlerle ilişkilendiriliyor. Ayrıca absisik asit su düzenlemesi ve stres tepkilerinde, jasmonat grubu bileşikler ise savunma ve yaralanmaya verilen tepkilerde görev alıyor. Santos, hormonların etkisinin doz, uygulama zamanı, bitki türü, çevre ve hormonlar arasındaki etkileşime göre tamamen değişebileceğini belirtiyor. Bu nedenle fitohormonlar, tarımsal araştırmalarda geniş potansiyel taşıyan ancak hâlâ yeterince incelenmemiş bir alan olarak değerlendiriliyor.

Kaşgar’da Tarım Teknolojileri Kuraklık ve Tuzluluğa Uyum Sağlıyor
Görsel kaynağı: Kazakhstanskaya Pravda · Özgün haber
Veri haberi

Kaşgar’da Tarım Teknolojileri Kuraklık ve Tuzluluğa Uyum Sağlıyor

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Kaşgar vilayetinde tarımsal üretim, su kıtlığı, kurak iklim ve tuzlu toprakların oluşturduğu sınırlamalara teknoloji ve işleme yatırımlarıyla yanıt vermeye çalışıyor. 2025’te vilayette tarım, ormancılık, balıkçılık ve hayvancılık ürünlerinin toplam değeri 92,74 milyar yuana ulaşırken, tarım sektörünün katma değeri 52,15 milyar yuan oldu. Bu tutarın bölgesel gayrisafi hasılanın yaklaşık %30’una karşılık geldiği bildirildi. Kaşgar’daki uygulamalar arasında damla ve mikro sulama, boru hatlarıyla su dağıtımı, otomatik ölçüm ve toprak nemi kontrolü bulunuyor. 2024 sonu itibarıyla yüksek standartlı tarım arazilerinin alanı yaklaşık 507 bin hektara çıkarken, 418 bin hektarda su tasarrufu sağlayan teknolojiler kullanıldı. Şufu ilçesindeki yaklaşık 17 hektarlık meyve bahçesinde otomatik sulama sistemi, sensörler ve bir meteoroloji istasyonu bulunuyor. Sulama cep telefonu üzerinden yönetilebiliyor; sistem toprak ve bitkilerin durumunu izleyerek nem eksikliği veya zararlı tehdidi konusunda uyarı veriyor. Şule ilçesindeki bir mantar üretim parkında 26 modern sera, toplam 24 bin metrekarelik sera alanı ve 12 bin metrekare üretim tesisi bulunuyor. Tesisin günlük üretim kapasitesi 60 bin mantar bloğuna kadar çıkıyor. İşletme yılda yaklaşık 300 ton kurutulmuş mantar üretiyor; mantar sosu, atıştırmalık ve diğer işlenmiş ürünlerin üretimi de geliştiriliyor. Parkta yaklaşık 100 kişi sürekli çalışırken, mevsimlik istihdam bini aşıyor ve üretimin bir bölümü beş komşu köye yayılıyor. Meyvecilikte de üretim, işleme ve yeni çeşitlere yönelim öne çıkıyor. 2025’te Kaşgar’daki meyve bahçeleri yaklaşık 360 bin hektar alan kapladı ve 2,4 milyon ton meyve toplandı; bu miktar bir önceki yıla göre %6 arttı. Vilayetteki 152 meyve işleme işletmesi 285,5 bin ton hammadde işledi. Ana meyve türlerinde ileri işleme oranı %38,4’e ulaştı; kuru meyve, meyve suyu ve konsantre, bitkisel yağ, ezme ve toz ürünler üretildi. Tuzlu arazilerin değerlendirilmesi için 2025 sonunda seralarda kayısı yetiştirme projesi onaylandı. Projede mikroiklimin düzenlenmesi, tuzlu toprakların iyileştirilmesi ve su ile gübrenin hassas uygulanması öngörülüyor. Hesaplanan hedefler su ve gübre kullanım verimliliğinde %15, verimde %20 artış ve meyvelerin yaklaşık iki hafta daha erken olgunlaşması. Bu sonuçlar proje parametreleri olarak veriliyor; gerçekleşmiş üretim sonucu olarak sunulmuyor.

2027 Azot Kurallarından Bazı Sebzeler Muaf Tutulacak
Görsel kaynağı: LandbrugsAvisen · Özgün haber
Veri haberi

2027 Azot Kurallarından Bazı Sebzeler Muaf Tutulacak

2027'de uygulanacak yeni azot kurallarında bazı sebze ürünleri için geçici bir istisna getirilecek. Düzenlemenin, sebze üreticilerine yeni kurallara uyum sağlamak için daha fazla zaman vermesi amaçlanıyor. Ancak istisna tüm ürünleri kapsamıyor. Yalnızca belirli ürünler için geçerli olacak uygulamanın kapsamı, Sgavs tarafından yayımlanan 31 ürün kodundan oluşan listeyle gösteriliyor.

Suriye’de Gübre Maliyeti Sebze Fiyatlarını Baskılıyor
Görsel kaynağı: Al-Watan Syria · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de Gübre Maliyeti Sebze Fiyatlarını Baskılıyor

Suriye’de sebze fiyatlarının yalnızca üretim alanı, taşıma ve pazarlama giderleriyle değil, tarladaki girdi maliyetleriyle de şekillendiği bildirildi. Gübre, sebze üretim maliyetlerinin yaklaşık %10-15’ini oluştururken, fiyatındaki artışın ürün maliyetine doğrudan yansıdığı belirtildi. Gübre tedarikinin bir bölümünün ithalata bağlı olması ve enerji ile taşıma giderlerindeki baskı da maliyetleri artıran unsurlar arasında gösterildi. Şam ve kırsalındaki tarım müdürlüğü, kimyasal gübrelere alternatifler konusunda bir atölye düzenledi. Uzman Muhammed el-Munavver, hayvansal ve tarımsal atıkların organik gübreye dönüştürülmesinin ithal kimyasal gübreye bağımlılığı azaltabileceğini söyledi. Ancak kimyasal gübrelerin bir anda kaldırılması değil, standartlar, tarımsal denetim ve çiftçiyi destekleyen kademeli bir geçiş öneriliyor.

Avrupa Komisyonu, Bulgaristan’ın 170 Milyon Avroluk Tarım Desteğini Onayladı
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Komisyonu, Bulgaristan’ın 170 Milyon Avroluk Tarım Desteğini Onayladı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avrupa Komisyonu, Bulgaristan’ın Orta Doğu’daki kriz nedeniyle yakıt ve gübre fiyatlarında yaşanan artıştan etkilenen tarım işletmelerine yönelik 170 milyon avroluk devlet yardımı planını onayladı. Plan, Bulgaristan’daki tarım sektöründe faaliyet gösteren şirketlere destek sağlanmasını ve artan girdi maliyetlerinin etkisinin azaltılmasını öngörüyor. Yardım, doğrudan hibe biçiminde verilecek ve şirket başına en fazla 50 bin avro olacak. Şema 31 Aralık 2026’ya kadar uygulanacak. Avrupa Komisyonu, planı Avrupa Birliği devlet yardımı kuralları, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 107. maddesinin 3. fıkrasının c bendi ve Orta Doğu Krizi Geçici Devlet Yardımı Çerçevesi kapsamında değerlendirdi. Komisyon, planın açık bir tahmini bütçeye dayandığı ve tarımsal ürünlerin birincil üretiminde faaliyet gösteren şirketlere geçici destek sağladığı sonucuna vardı. Değerlendirmede yardımın, ilgili ekonomik faaliyetin gelişimini kolaylaştırmak için gerekli, uygun ve orantılı olduğu; ticaret koşullarını ortak çıkara aykırı olacak ölçüde olumsuz etkilemediği belirtildi. Avrupa Komisyonu, söz konusu çerçeveyi 29 Nisan 2026’da Orta Doğu krizinin Avrupa Birliği ekonomisi üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla kabul etmişti. Çerçeve tarımın yanı sıra balıkçılık, taşımacılık ve enerji yoğun sektörleri de kapsıyor.

Dizel Fiyatı %6,5 Arttı, Norveç Tarım Maliyet Endeksi Yükseldi
Görsel kaynağı: Bondebladet · Özgün haber
Veri haberi

Dizel Fiyatı %6,5 Arttı, Norveç Tarım Maliyet Endeksi Yükseldi

Norveç tarımının aylık maliyetlerini ölçen Bondens Prisindeks (BPI), ağustosta 149,7'ye yükseldi. Endeks temmuzda 149,2 seviyesindeydi; aylık maliyet artışı %0,3 oldu. En sert yükseliş dizel alt endeksinde görüldü ve dizel endeksi bir ayda %6,5 artarak 187,5'ten 199,8'e çıktı. Landkreditt Başekonomisti Christian Anton Smedshaug, dizel fiyatlarının artmayı sürdürebileceğini, Karadeniz'deki gelişmeler ile Rusya ve Kazakistan'dan yapılan yem ihracatına ilişkin belirsizliğin karma yem fiyatlarını etkileyebileceğini belirtti. Gaz fiyatları ve Körfez'deki istikrarsızlığın gübre fiyatlarını da artırabileceğini söyledi. BPI, geçen ağustosa göre %3,0 yükselirken dizel %18,0, elektrik %11,4 arttı; yapay gübre ve kireç %6,3 geriledi. Aynı dönemde tüketici fiyat endeksi %3,3 arttı.

Meksika’da Gıda Güvenliği İçin Stratejik Girdilere Odaklanma Çağrısı
Görsel kaynağı: El Economista · Özgün haber

Meksika’da Gıda Güvenliği İçin Stratejik Girdilere Odaklanma Çağrısı

Meksika’daki tarım ve gıda sektörü uzmanları, ülkenin gıda güvenliğini güçlendirmek için tartışmayı yalnızca gıda egemenliği ve ithalatı azaltma hedefiyle sınırlamak yerine, kritik ürün ve girdilere odaklanma çağrısı yaptı. El Economista ile Consejo Nacional Agropecuario (CNA) iş birliğinde düzenlenen “Pulso agroalimentario, los retos que definirán al sector” forumunda, gübre ve dizel gibi girdilerin uluslararası çatışmalar, ticaret değişiklikleri ve tedarik zincirlerindeki kesintilerden etkilenebileceği belirtildi. Grupo Consultor de Mercados Agrícolas (GCMA) Direktörü Juan Carlos Anaya, hiçbir ülkenin gıdada tamamen kendine yeterli olmadığını söyledi. Anaya, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) gıda güvenliği için tüketimin en az %70-75’inin yerli üretimle karşılanmasını ölçüt olarak ele aldığını, Meksika’da bu oranın %81 olduğunu aktardı. Ancak genel oranın sektörler arasındaki farkları gizleyebileceği uyarısında bulundu. Tahıl üretiminin 1994’te 39 milyon tondan günümüzde yaklaşık 34 milyon tona gerilediğini, buna karşılık meyve ve sebze üretiminin 19 milyon tondan 44 milyon tona, hayvansal üretimin 12 milyon tondan 27 milyon tona yükseldiğini söyledi. Meksika Hükümeti’nin tarım ve gıda sektörü uluslararası ilişkilerinden sorumlu yetkilisi Julio Berdegué, değerlendirmeye yalnızca tüketiciye ulaşan ürünlerin değil, üretimin sürmesi için gerekli girdilerin de katılması gerektiğini belirtti. Dizelde %70 öz yeterliliğin, %20’lik düzeye kıyasla daha elverişli bir konum sağlayacağını ifade etti. Consejo Coordinador Empresarial Dış Ticaret Başkan Yardımcısı Juan Cortina ise beyaz mısır ve gübreyi kritik alanlar arasında sayarak ithalatın tamamen sona erdirilmesini değil, bilim, teknoloji ve finansmanla yerli üreticilerin güçlendirilmesini savundu. CNA Başkanı Jorge Esteve, düşük öz yeterlilik görülen alanlarda üretimin yeniden büyütülmesi için finansman, su ve teknolojiye ihtiyaç olduğunu söyledi. Su kaynaklarının yetersizliği ve sulama altyapısı önemli sorunlar arasında gösterilirken, sulamanın modernleştirilmesinin verimliliği artırabileceği belirtildi. Esteve ayrıca güvensizliğin taşımacılığı, sulama bölgelerini ve tarım çalışanlarını etkileyen ortak bir sorun olduğunu dile getirdi.

Topraktaki Fosforun Döngüsü ve Yönetimi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber

Topraktaki Fosforun Döngüsü ve Yönetimi

Topraktaki fosfor; mineraller, toprak çözeltisi, organik maddeler ve mikroorganizmalar arasında sürekli dönüşen karmaşık bir sistem oluşturuyor. Fosforun bitkiler tarafından doğrudan alınabilen küçük bölümü, başlıca toprak çözeltisindeki fosfat iyonlarından sağlanıyor. Fosfat ayrıca kil mineralleri ile demir ve alüminyum oksitlerine bağlanabiliyor; organik fosfor da mikroorganizmaların etkisiyle bitkilerin kullanabileceği inorganik formlara dönüşebiliyor. Hasat sırasında ürünün veya bitkinin diğer bölümlerinin tarladan çıkarılması, fosforun artıklar ya da organik gübrelerle geri verilmemesi halinde toprak rezervini azaltıyor. Fosfor, erozyon ve yüzey akışıyla su kaynaklarına taşınabiliyor. Yıkanma birçok toprakta erozyon ve yüzey akışına kıyasla daha sınırlı olsa da fosforun biriktiği veya suyun öncelikli akış yolları oluşturduğu koşullarda önem kazanabiliyor. Etkili fosfor yönetiminin yalnızca gübre uygulamasından ibaret olmadığı belirtiliyor. Amaç, bitkinin erişebileceği yeterli fosforu korurken fosforun bağlanmasını, aşırı birikmesini, taşınmasını ve çevresel zararını azaltmak. Bu kapsamda düzenli toprak analizi, uygun bitki artıklarının toprağa döndürülmesi, organik maddenin korunması ve toprak biyolojik aktivitesinin geliştirilmesi öneriliyor. Kaynak, materyalin eğitim amacı taşıdığını belirtiyor.