ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

506 haber · Sayfa 15

Fransa’da Her 10 Kişiden Biri Gıda Güvencesizliği Riskiyle Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: Le HuffPost · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da Her 10 Kişiden Biri Gıda Güvencesizliği Riskiyle Karşı Karşıya

Fransa’da yayımlanan bir araştırma, ülkede yaşayan her 10 kişiden birinin gelecek 10 yıl içinde gıda güvencesizliğiyle karşılaşma riski taşıdığını ortaya koydu. Beş ekonomist tarafından hazırlanan çalışma, Restos du cœur’un milyonlarca kaydını inceleyerek aşırı yoksulluğa giriş ve çıkış dinamiklerini analiz etti. Araştırmaya göre 2018-2025 döneminde 5,5 milyon kişi Restos du cœur’un gıda yardımından en az bir kez yararlandı. Bu sayı Fransa nüfusunun %8’ine karşılık gelirken, yararlanıcılar ortalama 18 ay boyunca destek aldı. Yardım alanların %90’ı işsizdi; %40’ı ise başka kişilerin yanında barınma, acil konaklama veya evsizlik gibi konut güvencesizliği durumlarıyla karşı karşıyaydı. Çocukların yüksek payı da araştırmanın dikkat çektiği unsurlar arasında yer aldı. 10 yaşından küçükler, yardım alanların %25’ini oluşturdu; oysa bu yaş grubu ülke nüfusunun %10’unu meydana getiriyor. Yardım alan kişi sayısı 2018-2025 arasında %37 artarken, konut güvencesizliği yaşayanlardaki artış %62’ye ulaştı. Araştırma, işsizlik oranı ile kira enflasyonunu gıda güvencesizliğine girişteki başlıca etkenler arasında gösterdi. İşsizlik oranındaki %10’luk artış, gıda güvencesizliği yaşayanların sayısında %13 artışla ilişkilendirildi; kiraların %10 yükselmesi ise gıda güvencesizliği oranında %9 artışla bağlantılı bulundu. Buna karşılık, makroekonomik göstergelerin bu durumdan çıkışta anlamlı etkisi olmadığı belirtildi. Çalışma, mevcut durumdaki haneler için erken ve hedefli desteğin önemine işaret etti.

Romanya ve Polonya Ukrayna Tahıl İhracatına Daha Fazla Destek Veremeyecek
Görsel kaynağı: Digi24 · Özgün haber
Veri haberi

Romanya ve Polonya Ukrayna Tahıl İhracatına Daha Fazla Destek Veremeyecek

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Romanya ve Polonya, Karadeniz'deki deniz ablukası ve Ukrayna limanlarına yönelik saldırılar sürerken, Ukrayna'nın tahıl ve diğer tarım ürünlerini Avrupa üzerinden daha fazla taşımasına yardımcı olamayacaklarını bildirdi. Ukrayna Tarım Bakanı Taras Vysoțki, Brüksel ziyareti sırasında Avrupa Birliği ülkelerinden ihracat için ek güzergâhlar açılmasını ve artan deniz taşımacılığı maliyetlerini karşılamak üzere 1,1 milyar avro sağlanmasını istedi. Vysoțki, durumu “son derece kritik” olarak nitelendirdi. Romanya Tarım Bakanı Tanczos Barna, ülkesinin kendi çiftçilerinin çıkarlarını önceliklendirdiğini söyledi. Ukrayna tahılının Romanya'ya ulaşan miktarı, Tuna Nehri'ndeki düşük su seviyesiyle birleşerek limanlarda yoğunluk yaratıyor ve Rumen çiftçilerin kendi ürünlerini satmasını zorlaştırıyor. Bükreş yönetimi sınır geçişlerini kolaylaştırmak ve demir yolu bağlantılarını geliştirmek için Kiev ile bir mutabakat imzalasa da Barna, tren, kara yolu, demir yolu ve liman kapasitesinin iki katına çıkarılamayacağını belirtti. Polonya Altyapı Bakanlığı da Ukrayna tarım ürünlerinin transit geçişini artıracak bir değişiklik yapmayı planlamadığını açıkladı. Böylece Ukrayna'nın Avrupa'ya yönelik ihracatında kritik öneme sahip iki ülke, kendi üreticilerinin karşılaştığı lojistik ve satış sorunları nedeniyle daha fazla kapasite sunamayacaklarını ortaya koydu. Haberde, Polonya, Slovakya ve Macaristan'ın daha önce Ukrayna tahılı ithalatını yasakladığı da aktarılıyor. Vysoțki'ye göre Ukrayna ihracatının yarısından azı Avrupa'nın demir yolu, kara yolu ve nehir güzergâhlarından çıkabiliyor. Abluka sürerse bu yıl 35 milyon tona kadar tahıl ve diğer tarım ürününün ülkede mahsur kalabileceği belirtiliyor. Hasat edilen tahıl ve yağlı tohumların alıcı bulamaması, çiftçilerin gelecek yılın mahsulü için sonbahar ekimlerini finanse etmesini de zorlaştırıyor. Vysoțki, durumun ilkbahara kadar devam etmesi halinde ekilen alanın %35-40 azalabileceğini söyledi. Avrupa Birliği ortak bir yanıtı dışlamıyor. Tarımdan sorumlu Avrupa Komisyonu üyesi Christophe Hansen, küresel gıda güvenliği endişeleri nedeniyle sorunun ele alınması gerektiğini söyledi ancak somut bir taahhütte bulunmadı. Ukrayna, alternatif ihracat güzergâhları için Hollanda ve Almanya'daki limanları değerlendirirken, Almanya yönetimi bu rotaların güçlendirilmesi için Avrupa düzeyinde çaba gösterdiğini açıkladı. Krizin, Rusya ve Ukrayna'nın dünya tahıl ticaretindeki rolü nedeniyle Avrupa dışındaki gıda arzını da etkileyebileceği ifade ediliyor.

Tarım İşletmelerinde Yapay Zekâ Kullanımında Veri ve Kontrol
Görsel kaynağı: top agrar · Özgün haber

Tarım İşletmelerinde Yapay Zekâ Kullanımında Veri ve Kontrol

Tarım işletmelerinde yapay zekâ; e-postaların yönetimi, dokümantasyon ve yatırımlarla ilgili işletme ofisi işlerinin kolaylaştırılmasında kullanılabilecek bir araç olarak ele alınıyor. Kaynak, bu teknolojiye geçişin düşünüldüğünden daha kolay olduğunu belirtiyor. İçerikte tarım işletmelerinde yapay zekâ kullanımının temel başlıkları veri koruma, veri kalitesi ve kontrol olarak sıralanıyor. Bu başlıklar, işletmelerin yapay zekâdan yararlanırken dikkate alması gereken temel konular arasında yer alıyor.

İranlı Temsilci: FAO Siyasi Amaçlarla Kullanılmamalı
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İranlı Temsilci: FAO Siyasi Amaçlarla Kullanılmamalı

İran’ın Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) nezdindeki temsilcisi Ali Kiyani Rad, ülkesinin aktif diplomasisinin örgütün siyasi amaçlarla kullanılmasına yönelik girişimleri şimdiye kadar engellediğini savundu. Kiyani Rad, İran’ın FAO ile iş birliğini azaltmadığını, tarım alanındaki bilgi, teknoloji ve deneyimlerini uluslararası düzeyde paylaşmayı sürdürdüğünü söyledi. İran’ın FAO nezdindeki temsilcisi, örgütün görev alanının kuruluş sözleşmesiyle sınırlı tutulması gerektiğini belirtti. Kiyani Rad’a göre FAO, mali kaynak dağıtan bir kuruluş değil; bilgi, veri ve deneyim paylaşımı yoluyla ülkelerin kendi koşullarına uygun politika ve uygulamalar geliştirmesine katkı sağlayan bir yapı. İran’da FAO temsilciliklerinin kapasitesinden yararlanılarak örgütün merkezinde hazırlanan stratejilerin ülke içindeki uygulamalı projelere dönüştürülmesinin hedeflendiğini aktardı. Kiyani Rad, FAO’nun 193 üye ülkenin onayladığı stratejiler temelinde 2031’e kadar gıda güvenliği için dört ana hedef belirlediğini söyledi. Bu hedefler daha iyi üretim, daha iyi beslenme, daha iyi çevre ve daha iyi refah başlıklarından oluşuyor. İranlı temsilci, ülkesinin örgütteki gıda diplomasisini iç kapasite ve bilimsel birikime dayanarak sürdürmek istediğini ifade etti.

Tayland Dondurma İhracatında Asya Lideri
Görsel kaynağı: Thai PBS World · Özgün haber
Veri haberi

Tayland Dondurma İhracatında Asya Lideri

Tayland, Asya’nın en büyük dondurma ihracatçısı ve dünyanın 12’nci büyük ihracatçısı konumunda bulunuyor. Ticaret Bakanlığı Ticaret Politikası ve Stratejisi Ofisi (TPSO) Genel Müdürü Nantapong Chiralerspong’un açıklamasına göre ülkenin dondurma ihracatı geçen yıl 136 milyon ABD dolarına, yani 4,47 milyar bahtın üzerine ulaştı. Bu tutar küresel dondurma pazarının %1,9’una karşılık gelirken, ihracatın bu yıl da büyümeyi sürdürdüğü belirtildi. Tayland dondurmasının başlıca Asyalı ithalatçıları Malezya, Singapur, Filipinler, Vietnam ve Güney Kore oldu. Londra merkezli Euromonitor International’a göre Tayland’ın dondurma pazarının bu yıl yıllık %4 büyüyerek yaklaşık 12,6 milyar bahta ulaşması bekleniyor. Ani tüketim amaçlı alımların da iç satış hacminin %90’ından fazlasını oluşturacağı öngörülüyor. Chiralerspong, yerel işletmelere değişen tüketici davranışları ve küresel pazar eğilimlerine göre pazarlama stratejilerini uyarlama çağrısı yaptı. İşletmelerden yenilikleri benimsemeleri, ayırt edici markalar oluşturmaları ve sosyal medyadan daha iyi yararlanmaları istendi. Yetkili ayrıca lezzet, sağlıklı ürün yaklaşımı ve rekabetçi fiyat gibi mevcut güçlü yönlerin korunmasını önerdi. Küresel eğilimler arasında mochi dondurma, dondurmalı sandviç, sınırlı üretim ürünleri ve sağlıklı seçeneklere artan ilgi yer alıyor.

Finlandiya, AB Fonlarında Kırsal Bölgelerin Payının Azalmasından Endişeli
Görsel kaynağı: Maaseudun Tulevaisuus · Özgün haber
Veri haberi

Finlandiya, AB Fonlarında Kırsal Bölgelerin Payının Azalmasından Endişeli

Avrupa Komisyonunun yeni bütçe önerisi, Finlandiya’nın kuzeyindeki seyrek nüfuslu bölgeler için uzun süredir uygulanan özel desteğin geleceğine ilişkin endişe yarattı. Öneride, Finlandiya’nın AB üyeliği anlaşmasından bu yana, yani 1995’ten beri kullanılan bu destek kalemine yer verilmediği belirtiliyor. Finlandiyalı Avrupa Parlamentosu üyeleri, bunun ülkenin kırsal ve sınır bölgelerindeki kalkınma olanaklarını zayıflatabileceği görüşünde. Söz konusu destek; işletmelerin, ulaşım bağlantılarının ve bölgesel canlılığın geliştirilmesinde kullanılabiliyor. Kırsal kalkınma fonlarıyla daha önce çevre ve yenileme projeleri yürütüldü, geniş bant altyapısı kuruldu. Avrupa Parlamentosu üyesi Eero Heinäluoma, kuzeydeki seyrek nüfuslu bölgeler için desteğin değerini 650 milyon euro olarak ifade ederken, doğu sınırındaki bölgeler için sağlanacak mali desteğin Finlandiya açısından daha da önemli olduğunu savundu. Öneride ayrıca desteklerin, örneğin tarım için doğrudan tahsis edilmemesi ve fonların nasıl dağıtılacağı konusunda hükümetlere daha fazla yetki verilmesi öngörülüyor. Mali çerçevenin altında 14 mevcut büyük finansman programı bulunuyor; bunlar bölgesel kalkınma ve tarımın yanı sıra balıkçılık ile göçü de kapsıyor. Heinäluoma, üye ülkelerin komisyonun güvenlik ve rekabetçilik fonları gibi öncelik değişikliklerini kabul etmesi halinde kaynakların ulusal düzeyde daha serbest kullanılabileceği uyarısında bulundu. Elsi Katainen ise parlamentodaki tartışmalarda gıda üretiminin savunulmasına rağmen bölgelerin aynı ölçüde korunmayabileceğinden endişe ettiğini söyledi. Haberde aktarılan görüşlere göre özellikle doğu sınırı çevresindeki ekonomik canlılığın ve turizmin zayıflaması riski bulunuyor. Ancak aktarılan düzenleme, henüz kesinleşmiş bir fon kesintisi kararı olarak değil, Avrupa Komisyonunun yeni önerisi ve buna ilişkin siyasi değerlendirmeler olarak sunuluyor.

OTP Reformu Romanya Tarımını Zorluyor
Görsel kaynağı: Adevărul · Özgün haber
Veri haberi

OTP Reformu Romanya Tarımını Zorluyor

Romanya eski Tarım Bakanı Achim Irimescu, 2028-2034 döneminde Ortak Tarım Politikası (OTP) kapsamında tarıma ayrılan kaynakların azalmasının Romanyalı çiftçileri zorlayabileceğini söyledi. Adevărul’a verdiği röportajda Irimescu, bütçe kesintileri, kırsal kalkınma fonlarının mevcut biçimiyle ortadan kalkması ve doğrudan ödemelere çiftçi başına üst sınır getirilmesi ihtimallerinin sektörü etkileyebileceğini belirtti. Irimescu’ya göre OTP’nin Avrupa Birliği bütçesindeki payı 1980’lerde yaklaşık %70 iken günümüzde %36-37 seviyesinde bulunuyor. Eski bakan, 2028-2034 dönemi için bu oranın yaklaşık %15’e kadar gerileyebileceğini tahmin etti. En büyük sorunlardan birinin, kırsal kalkınma ve yatırımları finanse eden ikinci ayağın kaldırılması olduğunu savunan Irimescu, yeşil dönüşüm için gereken yatırımların ilk hesaplamalara göre en az 60 milyar avro tutacağını, ancak tarım ve gıda sanayisi için bu yatırımlara açık biçimde ayrılmış kaynakların bulunmadığını söyledi. Romanya açısından tahsisatın mevcut dönemdeki 21,5 milyar avrodan gelecek mali dönemde 16,5 milyar avroya düşebileceği aktarıldı. Ancak nihai miktarın, hükümetin kaynakları ulusal düzeyde nasıl dağıtacağına ve AB ülkeleri arasındaki müzakerelere bağlı olacağı belirtildi. Irimescu ayrıca bazı ülkelerin bütçeye yaptıkları katkının aldıkları paydan yüksek olmasına karşı çıkması nedeniyle önerilen bütçenin müzakereler sırasında daha da azaltılabileceği uyarısında bulundu. Eski bakan, doğrudan ödemelerin çiftçi başına 100 bin avro ile sınırlandırılmasının özellikle büyük işletmeler üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade etti. Bu işletmelerin makine ve diğer yatırımlar için kredi kullandığını, destek ödemelerine ilişkin belgeleri teminat göstererek finansmana erişebildiğini belirten Irimescu, kesintilerin üretim kapasitesini ve Romanya’nın gıda güvenliğini etkileyebileceğini savundu. Ona göre yaklaşık 13 bin orta ve büyük işletme ülkenin tarımsal üretiminin %75’ini gerçekleştiriyor. Irimescu, destek politikasının yalnızca büyük işletmelere yönelmemesi gerektiğini de söyledi. Küçük çiftçilerin de desteklenmesini, ancak pazar için üretim yapan büyük işletmelerle küçük işletmeler arasında denge kurulmasını istedi. Emeklilik yaşına ulaşan çiftçilerin temel doğrudan ödemeyi kaybetmesi ihtimalini de eleştirdi. Ayrıca AB üreticilerinin pestisit, gübre, kirlilik ve emisyonları azaltmaya yönelik standartların maliyetini taşıdığını, üçüncü ülkelerden gelen ürünlerle rekabette zorlanabileceğini belirtti. Kuraklık, hastalık ve zararlılar karşısında dayanıklı çeşitler ile yeni genomik tekniklerin önem kazanacağını da ekledi.

İspanya’da Tütün Üretimi Yeni Kısıtlama Endişesiyle Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: La Razón · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Tütün Üretimi Yeni Kısıtlama Endişesiyle Karşı Karşıya

İspanya’da tütün yaprağı üretimi, özellikle Extremadura’daki kırsal bölgeler için önemli bir ekonomik dayanak olmayı sürdürürken, sektörde yeni kısıtlamaların geleceğe yönelik endişe yaratacağı belirtiliyor. Üreticiler ve yerel yöneticiler, sigara tüketiminin sona erdirilmesi hedefini desteklediklerini ancak tütün yaprağı üretimiyle tütün ürünlerinin tüketiminin birbirinden ayrılması gerektiğini savunuyor. Sektör temsilcilerine göre bölgede tütünün yerine kısa sürede konulabilecek başka bir tarımsal ürün bulunmuyor. İspanya, Avrupa’nın ikinci büyük tütün üreticisi konumunda. Ülke üretiminin %98’i Extremadura’dan geliyor; bu miktar Avrupa Birliği üretiminin %19’una karşılık geliyor. Üretim La Vera, Campo Arañuelo ve Valle del Tiétar çevresinde yoğunlaşıyor. Extremadura, ürettiği tütünün %74’ünü ihraç ediyor ve dış satışlardan 70 milyon avronun üzerinde gelir elde ediyor. Sektörün bölgesel gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 91 milyon avro olarak verilirken, tarımsal doğrudan istihdam 1.900 kişi, dolaylı faaliyetlerle birlikte toplam istihdam ise yaklaşık 20 bin kişi seviyesinde bulunuyor. Yaklaşık 3 bin aile ve 1.900 işletme de bu ekonomik yapıdan geçiniyor. Üretimin yoğunlaştığı yerleşimlerde tütünün ağırlığı daha da belirgin. Yaklaşık 3 bin nüfuslu Losar de la Vera’da tütünün kasaba gelirindeki payı %80 ile 85 arasında. Talayuela’da ise yaklaşık 3 bin aile sektöre bağlı ve nüfusun %28’ini tütün alanında çalışan göçmenler oluşturuyor. Belediye başkanları, üretimin sona ermesi halinde iş kaybı, göç ve hizmetlerin kapanmasıyla karşı karşıya kalınacağını belirterek, yeni ürünlere geçişin bir, iki hatta beş yıl içinde tamamlanamayacağını ifade ediyor. Tütün yaprağının işlenmesi de bölgedeki ekonomik zincirin önemli bir parçası. Coolosar kooperatifi yılda 2 milyon kilogram kuru yaprak satıyor. Yaprak, yeşil halde teslim alındıktan sonra sekiz gün boyunca, sıcaklığın 71 dereceye kadar çıktığı kurutma konteynerlerinde işleniyor; kullanılan ısı biyokütle kazanlarından sağlanıyor. Kamu şirketi Cetarsa ise yılda yaklaşık 17 milyon kilogram yaprak işliyor ve İspanya tütününün %80’ini gerçekleştiriyor. Talayuela’daki tesis günde 200 kilogramlık 1.400 kasa işliyor; partilerin etiketlenmesi ve yetkililere bildirilmesiyle izlenebilirlik sağlanıyor. Philip Morris International, 1992’den bu yana Extremadura’dan kesintisiz yaprak alıyor ve son 10 yılda bölgeye 230 milyon avro yatırım yaptı. Şirket 2025’te bölge yaprağını ısıtılmış tütün ürünlerinde kullanım için sertifikalandırdı. Şirketin dumansız ürünleri küresel net gelirlerinin %43’ünü oluştururken, sektör bu dönüşümün geleneksel üretim bölgelerinin ekonomik rolünü koruyacak düzenlemelerle yürütülmesini istiyor.

ABD’de USDA’nın Mısır ve Soya Tahminlerine İhtiyat Çağrısı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

ABD’de USDA’nın Mısır ve Soya Tahminlerine İhtiyat Çağrısı

ABD’de tarım fonlarının, ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) yayımladığı olumsuz raporun ardından Chicago’da mısır ve soya fiyatlarında sert satışlara yöneldiği bildirildi. Ancak ABD’li AgResource danışmanlığından Dan Basse ve Ben Buckner, bu tepkinin abartılı olduğunu ve her iki ürünün temel görünümünün hâlâ yükseliş yönünde bulunduğunu savundu. USDA’nın ABD’nin 2025/26 mısır dönemi son stok tahminini 4,40 milyon ton artırması piyasayı şaşırttı. AgResource analistlerine göre bu değişiklik, küresel arz-talep dengesi hâlâ sıkı olduğu için dünya ölçeğinde belirleyici değil. Analistler, rakamlardaki farklılığın 31 Ağustos’taki sezon kapanışından önce Arkansas, Louisiana ve Mississippi’de erken hasat edilen mısırın hesaplamalara dâhil edilmesinden kaynaklandığını ileri sürdü. ABD’nin başlıca üretim bölgelerinde 1 Ağustos-1 Ekim arasında normalin çok üzerinde yağışlar kaydedildi. Şiddetli yağışlar ve yüksek sıcaklıklar, soya tanelerinde hasar ve yüksek nem nedeniyle teslim alma sorunlarına yol açarken, mısır üretimi ve tedarik zincirinde de aksamalara neden oldu. Iowa, Nebraska, Wisconsin ve kuzey Illinois’teki doygun topraklarda makinelerin yeniden çalışabilmesi için en az bir hafta yağışsız hava gerekiyor. Ulusal ölçekte hasadın %10’undan azı tamamlandığından, AgResource USDA’nın ilerleyen dönemde soya ve mısır tahminlerini aşağı çekmesini bekliyor.

Şili’de Canlı Toprak Temelli Tarım Yaklaşımı Öne Çıkarılıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Canlı Toprak Temelli Tarım Yaklaşımı Öne Çıkarılıyor

Portal Agro Chile’de yayımlanan reportaj, tarımda sentetik kimyasallara ve yapay gübrelere dayalı üretim modelinin sorgulandığını, toprağın biyolojik dengesini yeniden kurmaya odaklanan yaklaşımların öne çıktığını aktarıyor. Yazıya göre aşırı gübre kullanımı toprak yorgunluğu, su kirliliği ve çiftçiler için öngörülemeyen maliyetlerle ilişkilendiriliyor. Reportaj, Avrupa Birliği’nin 2030’a kadar kimyasal kullanımını %20 azaltmayı hedeflediğini ve Birleşmiş Milletler ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün aşırı tarımsal kimyasal kullanımının ekosistemlere zarar verdiği yönündeki uyarılarını aktarıyor. Ayrıca küresel organik tarım alanının yaklaşık 80 milyon hektara yaklaştığı belirtiliyor. Şilili aile şirketi Vermis ise canlı organizmaların faaliyetinden yararlanarak doğal gübreler ürettiğini ve bu ürünlerin toprağın verimliliğini, bitkilerin su kullanımını ve iklim koşullarına dayanıklılığını desteklediğini savunuyor. Şirketin Genel Müdürü Christian Velazquez, doğal süreçlerle yüksek verim elde edilebileceğini öne sürüyor.

İran’da Tarım Bakanlığı ile İmam Humeyni Yardım Komitesi İşbirliği Genişletilecek
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber

İran’da Tarım Bakanlığı ile İmam Humeyni Yardım Komitesi İşbirliği Genişletilecek

İran Tarım Bakanı Gulamrıza Nuri, İmam Humeyni Yardım Komitesi başkanıyla yaptığı görüşmede, bakanlık ile komite arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve komite yararlanıcılarının tarım sektöründeki imkânlardan yararlanması konularını ele aldı. Görüşmede, bu kişilerin üretim yoluyla güçlenmesi ve kendi kendine yeterlilik aşamasına ulaşması değerlendirildi. Nuri, savaş ve son saldırılar sırasında gıda güvenliğinin hedef alınan alanlardan biri olduğunu söyledi. Hükümetin desteği ile üreticiler, çiftçiler, hayvan yetiştiricileri, köylüler, göçerler ve tedarik zincirindeki diğer aktörlerin çabaları sayesinde temel gıda tedarikinde kesinti yaşanmadığını belirtti. Bakan, komite yararlanıcıları için özellikle arıcılık ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde uygun işbirliği alanları bulunduğunu ifade etti. Tarım politikasının adalet odaklı yürütülmesi gerektiğini belirten Nuri, küçük işletmelerin ve küçük ölçekli üreticilerin kalkınma sürecinde zarar görmemesi gerektiğini kaydetti. Nuri ayrıca ruhsat, destek ve bakanlık talimatlarının küçük işletmeler ile komite kapsamındaki kişilerin gelişimine imkân verecek şekilde uygulanacağını bildirdi. Yararlanıcıların kendi kendine yeterlilik sonrasında faaliyetlerini sürdürmeleri, üretimlerini geliştirmeleri ve yasal desteklerden yararlanmaları amaçlanıyor.

Daha Fazla Çiftçinin Dronlardan Yararlanması Hedefleniyor
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber

Daha Fazla Çiftçinin Dronlardan Yararlanması Hedefleniyor

Tarımda insansız hava araçları, yani dronlar, giderek daha yaygın kullanılan araçlara dönüşüyor. Bununla birlikte dron teknolojisinin birçok çiftçi için hâlâ kullanılması ve benimsenmesi zor bir araç olduğu belirtiliyor. Hushållningssällskapet ile Tönnersjö fidanlığı, dron teknolojisini çiftçiler için daha erişilebilir hâle getirmeyi hedefliyor. Çalışmayla ayrıca gelecek nesil çiftçilerin bu teknolojiye ilgisinin artırılması amaçlanıyor.

Birleşik Krallık Çiftliklerinde Mavi Dil Salgını Rekor Kırdı
Görsel kaynağı: The Independent · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık Çiftliklerinde Mavi Dil Salgını Rekor Kırdı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Birleşik Krallık'ta mavi dil hastalığının 2026-27 sezonundaki vaka sayısı, sezonun üçüncü ayında 2.485'e ulaşarak önceki iki sezonun toplamını aştı. Çevre, Gıda ve Köy İşleri Bakanlığına (Defra) göre vakaların 2.031'i İngiltere'de, 414'ü Galler'de ve 40'ı İskoçya'da kaydedildi. Sıcak ve nemli yaz havasının, hastalığı taşıyan sokucu tatarcıkların gelişmesi için elverişli koşullar yarattığı belirtildi. Bakanlık, böceklerin 31 Mart'ta yeniden aktifleştiğini ve sıcaklıkların virüsün böceklerin içinde gelişmesine izin verecek kadar yüksek kaldığını bildirdi. Mavi dil, sığır, koyun, keçi ve geyik gibi hayvanları etkileyen, tatarcıklarla yayılan bulaşıcı ancak temasla geçmeyen bir viral hastalık. Hastalık bazı koyun, geyik ve yabani geviş getiren hayvanlarda ölümcül olabiliyor; ancak hayvanlarla veya yünle temas, ayrıca süt tüketimi yoluyla insanlara bulaşmadığı için halk sağlığı açısından risk taşımıyor. The Guardian'ın aktardığına göre hastalık bu yaz ilk kez İskoçya'ya geçti ve Aberdeenshire'a kadar ulaştı. Ulusal Çiftçiler Birliği Başkan Yardımcısı Robyn Munt, çiftçilerin sürülerini aşılatmak için veterinerlerle görüşmesi gerektiğini söyledi. Mavi dilin mevcut serotipi BTV-3, İngiltere'de ilk kez 2023'te görülmüştü.

OEF Ödemelerindeki Gecikme Yunan Zeytincilik Sektörünü Zorluyor
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber

OEF Ödemelerindeki Gecikme Yunan Zeytincilik Sektörünü Zorluyor

Yunanistan'da zeytincilik sektörünü ilgilendiren OEF programlarında ödemeler ve yeni dönemin devamı için gerekli karar bekleyişi sürüyor. Agronews'un aktardığı son bilgilere göre, programları mevcut uygulama takvimine uyarlayan Bakanlık Kararı, Tarımsal Kalkınmadan Sorumlu Bakan Yardımcısı Giannis Adrianos'un ofisine ulaştı ancak henüz imzalanmadı. Avrupa Birliği makamlarının, söz konusu Operasyonel Programların sürdürülmesine yeşil ışık yaktığı ve ulusal makama gerekli teknik yardımı sunduğu belirtiliyor. Buna rağmen OEF kuruluşları yatırımlarını gerçekleştirdi, ekipmanlarını teslim aldı, program kapsamındaki çıktıları tamamladı ve önemli mali yükümlülükler üstlendi; ancak programın öngördüğü destek ödemelerine ulaşamadı. Kaynakta, üreticilerin desteklerinden ayrılan kaynakların henüz hedeflenen zeytincilik müdahaleleri aracılığıyla sektöre dönmediği vurgulanıyor. Yeni zeytincilik döneminin, programların sorunsuz biçimde devamı için gerekli kararlar yayımlanmadan başlaması kuruluşlar ve üreticiler açısından belirsizlik yaratıyor. OEF'ler için belirli bir ödeme takvimi oluşturulması, birikmiş desteklerin ödenmesi ve ilgili faturaların kapatılması için makul bir ek süre verilmesi isteniyor. Programların topluluk yönlendirmeleri doğrultusunda sürdürülebilmesi için gerekli kararların da yayımlanması bekleniyor.

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor

Belçika merkezli RTBF’nin “Avrupa’dan Görünüm” dosyası, az sayıda büyük şirketin tohum, bitki koruma ürünleri, gübre ve tarım makineleri gibi girdilerdeki ağırlığını inceliyor. Dosyaya göre yoğunlaşma, üretim girdileriyle sınırlı kalmıyor; gıda işleme ve perakende pazarlarında da az sayıda şirket belirleyici oluyor. Bu yapı, çiftçileri tedarik zincirinin hem başında hem de sonunda yoğunlaşmış piyasalar arasında bırakabiliyor. Dosyada İsviçre merkezli Syngenta’nın bitki koruma ürünleri alanındaki konumu örnek gösteriliyor. Şirket, 2025’te bu ürünlerin satışından 13,7 milyar dolar gelir elde etti; söz konusu gelir bir önceki yıla göre %4 arttı. Syngenta’nın yaklaşık 1.800 bitki koruma ürününün ruhsatını kaydettirdiği, yeniden kaydettirdiği veya uzattığı aktarılıyor. Kamu otoritelerinin insan sağlığı ve çevre kaygıları nedeniyle ruhsat yenileme ve yeni ürünlere izin verme konusunda daha sıkı davranması, mevcut geniş ürün portföylerine sahip şirketlerin önemini artırıyor. Avrupa Birliği’nde pestisitlerde izin verilen etkin madde sayısının 25 yılda 1.000’in üzerinden yaklaşık 500’e gerilediği belirtiliyor. Yeni bir pestisitin ruhsatlandırılması 7 ila 10 yıl sürebiliyor ve ruhsatın geçerliliği en fazla 15 yıl olabiliyor. Dosyaya göre uzun ve maliyetli süreçler, ruhsat yenileme kapasitesi yüksek şirketlere avantaj sağlarken yeni şirketlerin pazara girişini zorlaştırıyor. Bu koşulların çiftçilerin tohum, kimyasal ürün ve makine seçeneklerini daraltabileceği ifade ediliyor. Şirket yoğunlaşmasının yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu, birleşmelerin özellikle 1980’lerden itibaren hızlandığı aktarılıyor. Bayer’in Monsanto’yu 2018’de satın alması, Dow ile DuPont’un 2019’da Corteva Agriscience adı altında birleşmesi, Potash Corporation ile Agrium’un 2018’de Nutrien’i oluşturması ve Syngenta’nın ChemChina tarafından 2017’de satın alınması bu sürecin örnekleri arasında gösteriliyor. ETC araştırma kolektifine göre, küresel tohum pazarında en büyük 10 şirketin 10 yıl önce kontrol ettiği %40’lık paya bugün en büyük iki şirket sahip. Dosyada, az sayıda şirkete bağımlılığın tedarik şoklarında çiftçileri ve gıda sistemini daha kırılgan hâle getirebileceği yönündeki eleştirilere de yer veriliyor. Bununla birlikte yoğunlaşmanın tek başına rekabet hukukunu ihlal etmediği belirtiliyor. Rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar veya az sayıda aktörün bulunduğu bir pazarda gücü artıran birleşmeler incelemeye alınabiliyor. Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezi’nden Max Koppenberg ise yoğunlaşmanın her zaman hâkim durumun kötüye kullanılması anlamına gelmediğini, bazı perakende pazarlarında yoğun rekabetin düşük kâr marjları ve görece düşük tüketici fiyatlarıyla sonuçlanabildiğini söylüyor. Yeni girişleri kolaylaştırmak için ruhsat süreçlerinin hızlandırılması ve patent sürelerinin sınırlandırılması önerilirken, patent süresini kısaltmanın ters sonuç doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

Birleşik Krallık'ta Mavi Dil Vakaları Rekor Düzeye Ulaştı
Görsel kaynağı: The Guardian · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık'ta Mavi Dil Vakaları Rekor Düzeye Ulaştı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Birleşik Krallık'ta çiftlik hayvanlarını etkileyen mavi dil hastalığının 2026-27 sezonundaki vaka sayısı, sezonun henüz üçüncü ayındayken önceki üç sezonun toplamını aştı. Çevre, Gıda ve Köy İşleri Bakanlığı (Defra), 1 Temmuz 2026'da başlayan sezonda 2.201 vaka kaydetti; bunların 1.103'ü eylülde görüldü. Sezon 30 Haziran 2027'ye kadar sürecek. Sokucu tatarcıklarla yayılan viral hastalık koyun, sığır ve diğer hayvanlarda ateş, ülser, başta şişme ve topallamaya yol açabiliyor. Ağır vakalarda hayvanlar ölebiliyor. Hastalık insanları veya gıda güvenliğini etkilemiyor ancak çiftlik işletmeleri için iş gücü ve maliyet baskısı yaratıyor. Ulusal Çiftçiler Birliği Başkan Yardımcısı Robyn Munt, hayvanların sürekli gözlenmesi gerektiğini ve aşıya erişmenin talebe bağlı süreç nedeniyle zorlaştığını belirtti. Hastalığın bu sezon ilk kez İskoçya'ya geçtiği ve ülkenin kuzeyindeki Aberdeenshire'a kadar ulaştığı bildirildi. Akademisyenler, bulaşmanın çevre sıcaklığıyla yakından bağlantılı olduğunu; daha sıcak koşulların virüsün tatarcıkların içinde gelişmesini kolaylaştırarak hastalığın daha kuzeyde görülmesine katkıda bulunduğunu söylüyor. İngiltere'de şu anda etkili olan BTV-3 serotipi ilk kez 2023'te tespit edilmişti. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH), mavi dilin Avrupa'da kuzeye doğru yayılmasını sıcaklık, tatarcıkların yaşam alanları, hayvan yoğunluğu ve hayvan hareketlerinin birlikte değişmesiyle ilişkilendiriyor. Örgüte göre iklim koşullarındaki değişim bulaşma dönemini uzatabilir. Aşılar hastalığın kontrolünde en etkili araçlardan biri olsa da farklı serotiplere karşı ayrı koruma gerekiyor ve aşıların her zaman kolay bulunamadığı belirtiliyor.

Endonezya’da Kuraklık, Tarımsal Üretim ve Gıda Fiyatlarını Tehdit Ediyor
Görsel kaynağı: CNBC Indonesia · Özgün haber

Endonezya’da Kuraklık, Tarımsal Üretim ve Gıda Fiyatlarını Tehdit Ediyor

Endonezya’da “El Nino Godzilla” olarak tanımlanan güçlü El Nino koşullarının uzun süreli kuraklığa yol açtığı, bunun da çiftçiler ve toplum için orman ve arazi yangınları ile ürün kaybı riskini artırdığı bildirildi. Kuraklığın tarımsal üretim ve ulusal gıda arzını etkilemesi bekleniyor. CNBC Indonesia Research ESG Analisti Salma Laiqa, deniz yüzeyi su sıcaklığındaki artışın çok güçlü El Nino’ya işaret ettiğini söyledi. Etkinin özellikle Batı Java, Orta Java ve Doğu Java’da hissedilebileceği; kuraklığın gıda fiyatları ve gıda enflasyonu üzerindeki sonuçlarının programda ele alındığı aktarıldı.

Brezilya’da Soya Piyasasında Alıcı ve Satıcı Farkı İşlemleri Yavaşlattı
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Soya Piyasasında Alıcı ve Satıcı Farkı İşlemleri Yavaşlattı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Brezilya soya piyasasında 2 Ekim’de işlemler zayıf seyretti. Fiziksel piyasada fiyatlar başlıca merkezlerde sınırlı değişirken, üreticilerin ekim çalışmalarına yönelmesi ve alıcıların agresif teklif vermemesi ticaret hacmini düşük tuttu. Safras & Mercado analisti Rafael Silveira, alıcı ve satıcıların fiyat beklentileri arasındaki farkın yüksek kaldığını belirtti. Chicago Ticaret Borsası’nda (CBOT) soya vadeli işlemleri, ABD’de hasadı destekleyen hava koşulları ve Çin’e yeni ABD soya satışı yapılmamasının yarattığı olumsuzlukla geriledi. Dolar ve Chicago’daki hareketlerin kısa süreli kalması, primlerin de büyük ölçüde sabit seyretmesi nedeniyle Brezilya’daki yerel fiyatlarda belirgin bir yön oluşmadı. Safras & Mercado’nun 2 Ekim’e kadar derlediği verilere göre 2025/26 sezonunda Brezilya’nın öngörülen soya üretiminin %92,3’ü pazarlanmış durumdaydı. Bu oran 4 Eylül’de %88,7, geçen yılın aynı döneminde %89,4 ve beş yıllık ortalamada %90,5 olarak kaydedilmişti. Tahmini 178,341 milyon tonluk üretim üzerinden pazarlanan miktar 164,620 milyon tona ulaştı. Aynı rapor, 180,089 milyon tonluk üretim varsayımıyla önceden satılan miktarın %32,9’a çıktığını ve 59,206 milyon tona denk geldiğini bildirdi.

Macaristan’da Yeni Karantina Zararlısı Tespit Edildi
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

Macaristan’da Yeni Karantina Zararlısı Tespit Edildi

Macaristan’da, Bács-Kiskun ilinde bir kişinin 2026 yazında yaptığı bildirim üzerine pöttyös lámpahordó-kabóca (Lycorma delicatula) tespit edildi. Asya kökenli ve Avrupa Birliği’nin (AB) karantina zararlıları arasında yer alan türün varlığı, fotoğraflar üzerinden yapılan ilk değerlendirmenin ardından laboratuvar incelemesiyle doğrulandı. Bu, türün AB topraklarındaki doğrulanmış ilk görülmesi olarak kayda geçti. Zararlı, başta üzüm bağları olmak üzere meyve ağaçları ile orman ve süs ağaçları için bitki sağlığı riski oluşturuyor. Yaklaşık 100 tıp bitkisi bulunan böcek, yoğun popülasyonlarda bitkileri zayıflatabiliyor. Yetkililer karantina önlemlerini başlatırken Nébih, şüpheli gözlemlerin fotoğraf ve kesin konum bilgisiyle derhal bildirilmesini istedi.

Arjantin’in NEA Bölgesinde Mısırda Mısır Yaprakkurdu Alarmı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Arjantin’in NEA Bölgesinde Mısırda Mısır Yaprakkurdu Alarmı

Arjantin’in Kuzeydoğu Bölgesi’nde (NEA) Bt teknolojisi taşıyan mısır tarlalarında mısır yaprakkurdu saldırıları bildirildi. Kuzey Chaco’da üreticiler, zararlıya karşı koruma sağlaması beklenen tohumlarla ekilen alanlara tekrar tekrar girerek insektisit uygulamak zorunda kaldı. Benzer saldırıların Formosa ve Corrientes’in bazı kesimlerinde de görüldüğü aktarıldı. General José de San Martín çevresinde üretim yapan Omar Farana, erken ekilen ve henüz gelişimin ilk aşamalarında bulunan mısırına karşı iki uygulama yaptığını, üçüncü uygulamaya da hazırlandığını söyledi. Farana, erken ekim döneminde ve Bt koruması bulunan bir çeşitte böyle bir sorun beklemediğini belirtti. Saldırının üretim maliyetlerini artırdığını ve nihai verim konusunda belirsizlik yarattığını ifade etti. General Güemes bölgesinden ziraat mühendisi ve mısır üreticisi Hugo Kolazinski ise sorunun farklı bölgelerdeki işletmelerde görüldüğünü ve belirli bir hibrit ya da tohum şirketine bağlanamayacağını savundu. Yaklaşık 20 günlük bazı mısırların üç insektisit uygulamasına rağmen zararlı taşıdığını, kimi tarlalarda uygulamaların altı günlük aralıklarla tekrarlandığını anlattı. Kolazinski, bitki başına sekiz ya da on larvaya rastladığını söyledi. Mısır yaprakkurdu, Spodoptera frugiperda adlı kelebeğin larvasıdır ve özellikle bitkinin ilk gelişim dönemlerinde yapraklara zarar verebilir. Bt teknolojisi, Bacillus thuringiensis bakterisinin ürettiği ve belirli zararlıları kontrol etmeyi amaçlayan proteinlere dayanır. Ancak kaynağa göre Bt mısırda larva görülmesi tek başına teknolojinin çalışmadığını kanıtlamıyor. Buna karşın tekrarlanan ilaçlamalar ve bildirilen yoğunluk, mevcut koşullarda kontrol etkinliği konusunda soru işareti oluşturuyor. Kolazinski, ilkbaharda ekilen mısırda son 10-12 yılda mısır yaprakkurdu için uygulama yapmadığını, bu kampanyada ise kontrollerin çok erken başladığını belirtti. Üreticiler ayrıca mısır yaprakpiresiyle mücadele için de kaynak ayırıyor. Kuzey Chaco’da limanlara uzaklık, nakliye ve pazarlama giderleri, pahalı tohumlar, ek insektisit uygulamaları ve belirsiz verim, mısır üretiminin ekonomik sonucunu daha da zorlaştırıyor. Bazı küçük üreticilerin mücadele maliyetini karşılayamadığı için bitkilerinin önemli bölümünü kaybettiği bildirildi.

Japonya, Arjantin Sığır Etine Erişimi Genişletti
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Japonya, Arjantin Sığır Etine Erişimi Genişletti

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Japonya ile Arjantin, aşılamayla şap hastalığından ari bölgeden gelen sığır eti ve dilin Japonya’ya giriş koşulları üzerinde anlaşarak Arjantin’in kuzey bölgelerinden yapılacak ihracatın önünü açtı. 30 Eylül’de duyurulan anlaşma, 2006’da başlayan ve 12 aşamadan oluşan uzun müzakerelerin ardından geldi. Böylece daha önce yalnızca şap hastalığından aşısız ari kabul edilen güney bölgesinden ürün gönderebilen Arjantin, ülkenin başlıca hayvancılık ve kesim bölgelerini de kapsayan daha geniş bir erişim elde etti. Japonya Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanlığı (MAFF), aşılamayla şap hastalığından ari bölgeden gelen et için olgunlaştırma ve kemiklerinden ayırma işlemlerini zorunlu tutuyor. Bu işlemler, şap virüsünün etkisizleştirilmesini amaçlıyor. Japonya’daki hayvan sağlığı makamlarının şubat ayında, kuzey Arjantin’den kemikleri ayrılmış sığır etiyle şap hastalığının taşınma riskini uygun önlemler uygulanması koşuluyla son derece düşük değerlendirmesinin ardından iki ülke teknik koşulları belirledi. Bununla birlikte anlaşma, kuzey Arjantin’den Japonya’ya sevkiyatların hemen başlayacağı anlamına gelmiyor. Japon makamları, bölgedeki kesimhanelerde denetim yapacak ve yalnızca kararlaştırılan koşulları karşılamaya uygun bulunan işletmeleri ihracat için tanıyacak. Mevcut bilgilere göre kuzey bölgesinde henüz Japonya’ya ihracat yapma yetkisi bulunan bir işletme bulunmuyor. Arjantin Sığır Eti Tanıtım Enstitüsü, ilk sevkiyatların denetim ve yetkilendirmelerin tamamlanmasının ardından 2027’nin ilk çeyreğinde gerçekleşebileceğini tahmin ediyor. Japonya pazarı, hacminin yanı sıra yüksek ürün değeri nedeniyle önem taşıyor. Ülkenin 2025 mali yılındaki sığır eti ithalatı 508.087 tona ulaştı ve önceki mali yıla göre %0,4 arttı. Soğutulmuş ette Avustralya ve ABD, dondurulmuş ette de yine Avustralya ve ABD başlıca tedarikçiler olarak öne çıktı. Arjantin’in bu yerleşik tedarikçilerle rekabet etmesi gerekecek. Arjantin açısından bir diğer sınırlama gümrük koşulları. Ülkenin bazı rakip tedarikçilerle aynı tarife avantajlarına sahip olmadığı, Japonya’nın farklı taze, soğutulmuş ve dondurulmuş sığır eti kalemlerinde uyguladığı en çok kayrılan ülke tarifesinin %38,5 olduğu belirtildi. Bu nedenle sektör temsilcileri, pazar erişiminin ticari açıdan ne ölçüde rekabetçi olacağının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. İlk fırsatın büyük hacimlerden çok, Japonya’da yüksek talep gören dil gibi belirli ve yüksek değerli ürünlerde oluşabileceği ifade ediliyor.

Küresel Gıda Fiyatları, Kasım 2022'den Bu Yana En Yüksek Seviyede
Görsel kaynağı: Investitor · Özgün haber

Küresel Gıda Fiyatları, Kasım 2022'den Bu Yana En Yüksek Seviyede

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel gıda fiyatlarının eylülde Kasım 2022'den bu yana en yüksek seviyeye çıktığını açıkladı. Temel gıda hammaddelerinin uluslararası fiyatlarını izleyen endeks, Eylül 2026'da ortalama 136 puan oldu ve ağustosa göre %1,5 yükseldi. FAO, taşımacılıktaki uzun süreli aksamalar ile hava olaylarının tüketiciler için yeni zam baskısı yaratabileceği uyarısında bulundu. FAO Başekonomisti Maximo Torero'ya göre Hürmüz Boğazı ve Karadeniz'deki aksamalar, iklim şoklarıyla birlikte enerji ve taşımacılık maliyetlerini artırıyor.

Fitohormonların Tarla Yönetimindeki Kullanımı Genişliyor
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber

Fitohormonların Tarla Yönetimindeki Kullanımı Genişliyor

Fitohormonların tarımda kullanımı, bitkilerin büyümesi, gelişmesi ve çevresel koşullara verdiği tepkilerde oynadıkları rol nedeniyle genişliyor. Foliar özel gübreler alanında uzman Adolfo Luis dos Santos’a göre, özellikle büyümeyle ilişkili hormonların etkileri tarlada daha kolay gözlemlenebildiği için bu bileşiklere yönelik ilgi artıyor. Auxinler büyüme ve köklenmeyi, sitokininler hücre bölünmesi ve sürgün oluşumunu, giberellinler ise bitkinin uzaması ve çimlenmeyi etkiliyor. Etilen, meyvelerin olgunlaşması ve yaşlanmasıyla bağlantılı uygulamalarda kullanılırken brassinosteroidler; sıcak, soğuk, kuraklık ve tuzluluk gibi streslere verilen tepkilerde rol oynuyor. Salisilik asit savunma sinyallemesi ve olumsuz koşullara toleransla, strigolaktonlar ise dallanma, bitki mimarisi ve topraktaki yararlı mikroorganizmalarla etkileşimlerle ilişkilendiriliyor. Ayrıca absisik asit su düzenlemesi ve stres tepkilerinde, jasmonat grubu bileşikler ise savunma ve yaralanmaya verilen tepkilerde görev alıyor. Santos, hormonların etkisinin doz, uygulama zamanı, bitki türü, çevre ve hormonlar arasındaki etkileşime göre tamamen değişebileceğini belirtiyor. Bu nedenle fitohormonlar, tarımsal araştırmalarda geniş potansiyel taşıyan ancak hâlâ yeterince incelenmemiş bir alan olarak değerlendiriliyor.

Narenciye ve Zeytin Fidanları Yandı
Görsel kaynağı: Yenidüzen · Özgün haber
Veri haberi

Narenciye ve Zeytin Fidanları Yandı

Güzelyurt’ta eski Akdeniz yolu üzerinde çıkan yangın, bir narenciye bahçesine sıçrayarak fidan ve sulama ekipmanlarına zarar verdi. Yangında 13 narenciye fidanı ile 15 zeytin fidanı yandı; bahçedeki 8 plastik boru ve 9 damlama sulama lastiği de zarar gördü. Polis Basın Subaylığı’nın açıklamasına göre yangın, saat 17.00 sıralarında dere yatağı yakınında çıktı. Dere yatağındaki çöp ve molozların da bulunduğu alandaki yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.