ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

1303 haber · Sayfa 19

Suriye’de 2026-2027 Sezonu İçin 50 Bin Ton Buğday Tohumu Planı
Görsel kaynağı: Al-Thawra Al-Souria · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de 2026-2027 Sezonu İçin 50 Bin Ton Buğday Tohumu Planı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Suriye Genel Tohumluk Üretim Kurumu, 2026-2027 sezonunda 50 bin ton buğday ve 1.800 ton arpa tohumu üretmeyi planlıyor. Tarım Bakanlığının hububat üretiminde yeterliliği artırma çalışmaları kapsamında açıklanan plan, çevresel streslere dayanıklı 19 çeşide dayanıyor. Kurumun üretim yöneticisi Muhammed Yaser Abras, yıllık buğday tohumu ihtiyacının 340 bin 409 ton, arpa tohumu ihtiyacının ise 4 bin ton olduğunu belirtti. Abras ayrıca 2026-2027 sezonunda Hububat Genel Kurumuna teslim edilen buğday miktarının 2,7 milyon tona ulaştığını açıkladı. Tarımsal Bilimsel Araştırmalar Genel Kurumu, Uluslararası Kurak Alanlarda Tarımsal Araştırma Merkezi (İkarada) ve Arap Kurak ve Kurak Alanlar Araştırmaları Merkezi (Aksad) ile birlikte Suriye’nin çevre koşullarına uyumlu, hastalıklara ve ısı stresine dayanıklı çeşitler geliştiriyor. Tohumluk kurumu, bu çalışmalar kapsamında 12’si makarnalık, 7’si ekmeklik buğdaydan oluşan 19 onaylı çeşidi çoğaltıyor. Altyapı çalışmalarında bazı şubelere yeni elekler sağlanırken depoların bir bölümünde bakım yapıldı. Kurum, eleme merkezlerinin kapasitesini saatte yaklaşık 30 tona çıkarmayı hedefliyor; ancak eski merkezler ile geçmiş yıllardaki hasarlar nedeniyle hizmet dışı kalan tesis ve depo bölümleri üretimin önündeki başlıca sorunlar arasında gösteriliyor.

Bebek Gıdası Poşetlerinde Şeker ve Kıvam Uyarısı
Görsel kaynağı: Klix.ba · Özgün haber
Veri haberi

Bebek Gıdası Poşetlerinde Şeker ve Kıvam Uyarısı

Glasgow’da altı büyük süpermarkette yapılan incelemede, 16 üreticinin 298 bebek ürünü analiz edildi. Ürünlerin 178’i emzikli poşetlerdeydi. Bu poşetlerin %61’inde anne sütünden daha fazla şeker bulunurken, diğer bebek gıdalarında aynı oran %8 olarak belirlendi. İncelenen emzikli poşetlerin neredeyse yarısı sıvı kıvamdaydı; yalnızca %10’u bebeğin öğrenmesi gereken yumuşak gıda kıvamını taşıyordu. Tamamlayıcı bebek gıdalarında bulunması gereken tüm ölçütleri sadece 14 poşet, yani %8,5, karşıladı. Neredeyse üçte biri ise bu ölçütlerin hiçbirini karşılamadı. Araştırmacılar, tüm poşetlerin bir yaşından küçük bebeklere, üçte ikisinin de altı aylık bebeklere uygun olarak etiketlendiğini; bunun resmî tavsiyelerle farklı olduğunu belirtti. Emzikli poşetlerin genel olarak tamamlayıcı gıdanın arzu edilen özelliklerini taşımadığını ifade eden araştırmacılar, erken çocuklukta yüksek şeker tüketiminin uzun vadeli sağlık sonuçları olabileceği uyarısında bulundu. Yetkili kurumların farklı bir etiketlemeyi değerlendirmesi önerildi. Araştırmacılar ayrıca poşet içeriğinin kaşıkla verilmesinin, doğrudan emzikten içirilmesine göre daha uygun olduğunu; ilk katı gıdaların ise püre, ezilmiş gıda ve bebeğin eliyle alabileceği parçalar şeklinde aşamalı sunulması gerektiğini aktardı.

Kükürt Fiyatındaki Artış Fosfat Gübresi Üreticilerini Zorluyor
Görsel kaynağı: Dagens PS · Özgün haber
Veri haberi

Kükürt Fiyatındaki Artış Fosfat Gübresi Üreticilerini Zorluyor

Kükürt arzındaki daralma ve bu madde için artan rekabet, fosfat gübresi üreticilerinin ihtiyaç duyduğu sülfürik aside erişimini ve bu maliyeti karşılamasını zorlaştırıyor. Üreticiler, zaten ekonomik baskı altındaki tarım müşterilerine artan maliyetleri yansıtamıyor. Kükürt fiyatındaki yükselişin, küresel gıda arzı açısından risk oluşturabileceği belirtiliyor. Kükürt, fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan asit yağmurunu azaltma çalışmaları kapsamında petrol ve doğal gaz akışlarından uzaklaştırılmaya başlandı. Başlangıçta rafinasyonun atığı olarak görülen madde daha sonra satılabilir bir ürüne dönüştü. Petrol ve gaz sanayisinin yüksek üretimi fiyatı yüzeysel veya yeraltı yataklarından çıkarılan kükürdün altına itti. Günümüzde kükürdün %90'ı petrol ve gaz rafinerilerinden geliyor. Gübre üreticileri kükürt için madencilik sektörüyle rekabet ediyor. Ancak bakır ve uranyum fiyatlarındaki yükseliş, özellikle bakırın rekor seviyelere ulaşması, madencilik sektörünün sülfürik asit maliyetlerini karşılamasını kolaylaştırıyor. Gübre ve yakıt fiyatlarındaki artışların, güçlü geçmesi beklenen El Niño dönemiyle çakıştığı; yüksek girdi maliyetleri ile elverişsiz hava koşullarının gelecek yıl küresel gıda üretimini azaltabileceği öngörülüyor.

Tayland’dan Çeltik Fiyat İstikrarı İçin 58,9 Milyar Bahtlık Öneri
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber
Veri haberi

Tayland’dan Çeltik Fiyat İstikrarı İçin 58,9 Milyar Bahtlık Öneri

Tayland hükümeti, 2569/70 üretim yılı çeltik fiyatlarını istikrara kavuşturmak ve üretim yapısını dönüştürmek amacıyla beş projeden oluşan 58.912,64 milyon bahtlık çerçeveyi Bakanlar Kurulunun değerlendirmesine sundu. Paketin 49.275 milyon bahtı kredi, 9.637,64 milyon bahtı ise karşılıksız tazminat ödemelerinden oluşuyor. Önerinin, ekim-kasım döneminde yüksek miktarda ürünün aynı anda piyasaya çıkmasının fiyatlar üzerindeki baskısını azaltması hedefleniyor. Paketteki en büyük kalem, çiftçilerin uygun fiyat dönemini bekleyebilmesi için çeltik satışını erteleme kredisi projesi. Bu proje için 40.928,39 milyon baht ayrılması ve 3 milyon ton çeltiğin kapsamda tutulması planlanıyor. Ton başına kredi tutarı yasemin pirincinde 13.000, bölge dışı yasemin pirincinde 11.500, beyaz pirinçte 6.500, Pathum Thani pirincinde 8.500 ve yapışkan pirinçte 9.500 baht olarak belirlendi. Depolama ve ürün kalitesini koruma giderleri de proje koşullarına göre desteklenecek. Üretici kurumlarının çeltik toplaması ve işleyerek katma değer yaratması için 15.656,25 milyon bahtlık ayrı bir kredi projesi önerildi. Kooperatifler ve üretici grupları aracılığıyla 1,5 milyon ton çeltiğin toplanması hedeflenirken, yıllık faizin %1’ini üretici kurumları, %3,50’sini hükümet karşılayacak. Ayrıca pirinç ticareti yapan işletmelerin stok tutması için 564 milyon bahtlık faiz tazmini ve 4 milyon tonluk hedef öngörülüyor. Çeltik emme projesi için 1.680 milyon baht ve 3 milyon tonluk hedef belirlendi; piyasa fiyatının üzerinde alım desteği proje koşullarına bağlandı. Yüksek kaliteli pirinç projesi kapsamında da 266 üretici grubuna grup başına 300.000 baht verilmesi planlandı. Maliye Bakanlığı satış erteleme projesinin tazminat bütçesini düşürdü, ancak yeni tutar açıklanmadı. Çeltik emme projesi ise finansman kaynağı onaylanmadan uygulanamayacak.

Çiftçilerin Finansmana Hazırlığında Kayıt ve Mali Disiplin Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Çiftçilerin Finansmana Hazırlığında Kayıt ve Mali Disiplin Öne Çıkıyor

Çiftçilerin finansmana erişim hazırlığı, yalnızca bir fon sağlayıcı bulmaya değil, işletmenin alınacak parayı yönetmeye hazır olduğunu kanıtlamaya dayanıyor. Food For Mzansi’nin Standard Bank South Africa, Nedbank ve tarım danışmanlarından aktardığı değerlendirmelere göre zayıf kayıt düzeni, yetersiz mali sistemler, tamamlanmamış uyum yükümlülükleri ve işletmenin durumuna ilişkin belirsizlikler, umut vadeden bir başvuruyu zayıflatabiliyor. Standard Bank South Africa’dan Brendan Jacobs, çiftçilerin planlama ve karar alma süreçlerinde kullanmak üzere ilgili verileri ve mali bilgileri sunulabilir biçimde tutması gerektiğini belirtiyor. Gelir, gider, üretim, satış ve diğer tarımsal faaliyetlere ilişkin kayıtlar; tahminlere dayalı yaklaşımlar yerine gerçekçi bütçeler ve projeksiyonlar hazırlanmasına yardımcı oluyor. Nedbank’tan Olivia Pratt ise eksik veya güncel olmayan bilgi sunulmasını başvurulardaki en büyük hatalardan biri olarak nitelendiriyor. Ona göre kreditörler, işletmenin geçmiş performansını açıkça gösteren doğru mali bilgiler bekliyor. Molo Consulting’in kurucusu Sibo Molo, aylık muhasebe kayıtlarından oluşturulan mali tabloları başvurunun en önemli belgeleri arasında gösteriyor. Traktör, araç ve hayvanlar dahil varlıkları içeren doğru bir sicil de işletmenin sahip olduklarını ve uygun olduğunda teminat olarak kullanılabilecek unsurları ortaya koyuyor. Pratt, güçlü bir başvurunun güvenilir mali bilgiler, kanıtlanmış geçmiş performans ve karşılanabilirlik ile sürdürülebilirliği gösteren gerçekçi nakit akışı projeksiyonlarını birlikte sunması gerektiğini söylüyor. Uzmanlar ayrıca kişisel ve işletme maliyesinin ayrılmasını, çiftlik için ayrı banka hesabı kullanılmasını ve işlemlerin yıl sonunda geriye dönük olarak toparlanması yerine aylık kaydedilmesini öneriyor. Bu uygulamalar, iyi yönetişim, vergi yükümlülüklerine uyum, uygun sigorta kapsamı, profesyonellik ve etkili risk yönetiminin göstergeleri olarak değerlendiriliyor.

Brezilya'da Ticari Piliç Çiftliğinde Newcastle Salgını Doğrulandı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya'da Ticari Piliç Çiftliğinde Newcastle Salgını Doğrulandı

Brezilya Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Santa Catarina eyaletinin Nova Itaberaba belediyesinde bulunan ticari bir etlik piliç çiftliğinde Newcastle hastalığı salgını doğruladı. Misiones eyaletine yakın bölgedeki vaka, Santa Catarina Resmi Veterinerlik Servisi'nin epidemiyolojik araştırmasıyla belirlendi ve São Paulo Federal Tarımsal Savunma Laboratuvarı analizleriyle doğrulandı. 21 Eylül 2026'da aktif gözetim kapsamında klinik belirti göstermeyen kuşlardan alınan örnekler, 14 Ekim'deki tarama testlerinde pozitif çıktı. Sürüde klinik belirti görülmemesine rağmen alınan ek numunelerin analizinde genetik dizileme virülan bir virüs saptadı. Bakanlığın Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü'ne gönderdiği raporda bu ayrıntılara yer verildi. Resmi Veterinerlik Servisi çiftliği kapattı ve kanatlı sevkiyatını durdurdu. Salgını kontrol altına almak, sınırlamak ve ortadan kaldırmak amacıyla önlemler uygulanmaya başlandı. Meksika ile bazı diğer ülkeler, salgın nedeniyle Brezilya'dan tavuk eti alımlarını geçici olarak askıya aldı. Brezilya Bakanlığı ise resmi denetimden geçmiş kanatlı ürünlerinin tüketiminin güvenli olduğunu açıkladı.

Kıbrıs'ta Tropilaelaps Akarı Alarmı: Arı Taşımacılığına Yasak
Görsel kaynağı: AlphaNews Cyprus · Özgün haber

Kıbrıs'ta Tropilaelaps Akarı Alarmı: Arı Taşımacılığına Yasak

Kıbrıs'ta arıcılığın korunması için Tropilaelaps akarının adaya girme ve yayılma riskine karşı alarm verildi. Gümrük Dairesi, Yeşil Hat Tüzüğü uyarınca işgal altındaki bölgelerden canlı arıların ve arıcılık malzemelerinin serbest bölgelere taşınmasının yasak olduğunu hatırlattı. Kurumun sözcüsü Yorgos Konstantinou, yetkili makamların riske ilişkin bilgilendirildiğini söyledi. Konstantinou'ya göre endişe, akarın Doğu Türkiye'de yayılmasıyla daha da önem kazandı. Parazitin canlı arılar veya arıcılık malzemeleri yoluyla işgal altındaki bölgelerden serbest bölgelere taşınabileceği belirtiliyor. Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında arı, bal, petek ve diğer hayvansal kökenli ürünlerin işgal altındaki bölgelerden taşınması da yasak. Denetimleri zorlaştıran başlıca unsur, arıların ve akarın küçük boyutu. Yetkilinin aktardığına göre akar, küçük şişelerde, kibrit kutularında veya tek bir arının gelişmesine yetecek herhangi bir kapta taşınabilir; kraliçe ve işçi arılar da bu yolla hareket ettirilebilir. Bu nedenle geçiş noktalarında tespit edilmesi son derece güç olabilir. Şu ana kadar geçiş noktalarından işgal altındaki bölgelerden canlı arı taşındığına dair bir olay kaydedilmediği, ancak geçmişte bal taşıma vakalarının tespit edildiği bildirildi. Gümrük Dairesi işletmecilere daha dikkatli olmaları çağrısında bulunan bir genelge gönderdi. Akarla mücadelede ortak çaba, kovanların doğru yönetimi ve arıcıların ilaçları gelişigüzel kullanmaktan kaçınması gerektiği belirtildi.

İspanya’da Süt Fiyatlarındaki Düşüş Üreticileri Endişelendiriyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Süt Fiyatlarındaki Düşüş Üreticileri Endişelendiriyor

İspanya’da Unión de Uniones, dağıtım şirketlerinin sütü müşteri çekme ürünü olarak kullanmasının üreticiler üzerindeki fiyat baskısını artırabileceği uyarısına katıldı. Kuruluş, son günlerdeki indirimlerin tüketicilere kısa vadede yarar sağlayabileceğini ancak sütün yeniden kampanya ürünü haline gelmesi durumunda üretici fiyatlarını aşağı çekebileceğini belirtti. Bu durumun 2021’de de yaşandığını hatırlatan kuruluş, Mercadona’nın yağsız ve yarım yağlı sütlerdeki fiyat indirimine, şirketin sıvı süt satışlarındaki payı ve sektördeki baskın konumu nedeniyle özellikle dikkat çekti. Unión de Uniones’a göre 2026’da üreticiye ödenen ortalama süt fiyatı yıl başına göre %14 geriledi. Buna karşılık önemli üretim girdilerinde artış görüldü: yem maliyeti %6, alfalfa %10, saman %52, fiğ %16, mazot %22 ve elektrik %20 yükseldi. Kuruluş, süt sığırcılığı işletmelerindeki ortalama üretim maliyetinin 50 sentin üzerine çıkmış olabileceğini ve artışın sürdüğünü bildirdi. Artan maliyetler ile kademeli fiyat düşüşlerinin, üreticilerin pazarlık gücündeki yetersizliği ve sütçülük faaliyetinin sürdürülebilirliğine yönelik baskıyı ortaya koyduğunu savundu. Kuruluş, maliyetler yükselirken süt fiyatlarının düşürülmesini anlamanın zor olduğunu ve yeni bir aşağı yönlü baskının üreticileri zarar sınırına yaklaştıracağını belirtti. Ayrıca, Sanayi ve dağıtım maliyetleri de dikkate alındığında, değer zincirinin sürdürülebilmesi için raf fiyatının üretim maliyetlerinin üzerinde olması gerektiğini vurguladı. Unión de Uniones, Kongre’de konuşan Planas’ın fiyatların tırmandırılmaması yönündeki değerlendirmelerine ve Gıda Zinciri Yasası’na yaptığı atfa dikkat çekerek zincirin tüm halkalarının maliyetlerinin üzerinde satış yapması gerektiğini aktardı. Kuruluş ayrıca kaliteli ve yerel tam yağlı süt tüketimi çağrısı yaptı.

Japonya’da Gıda Tüketim Vergisinin İndirilmesi İçin Yasa Görüşmeleri Başladı
Görsel kaynağı: The Japan Times · Özgün haber
Veri haberi

Japonya’da Gıda Tüketim Vergisinin İndirilmesi İçin Yasa Görüşmeleri Başladı

Japonya Parlamentosu, gıda tüketim vergisinin düşürülmesini öngören yasa tasarısını görüşmeye başladı. Tasarı, Başbakan Sanae Takaichi’nin başlıca vaatlerinden birini resmi yasama sürecine taşırken, muhalefet partileri yükselen fiyatlarla mücadele için alternatif öneriler sundu. Düzenleme, gıda ve alkolsüz içeceklerdeki vergiyi Nisan 2027’den itibaren iki yıl süreyle %8’den %1’e indirmeyi öngörüyor. Tasarı ayrıca düşük ve orta gelirli çalışanlara gelire bağlı ödemeler getirecek; vergi oranının Nisan 2029’da yeniden %8’e çıkması planlanıyor.

Tayland Pirinci İçin Hindistan ve Pakistan Rekabeti Artıyor
Görsel kaynağı: Prachachat Turakij · Özgün haber
Veri haberi

Tayland Pirinci İçin Hindistan ve Pakistan Rekabeti Artıyor

Tayland Ticaret Bakanlığı ile Tayland Pirinç İhracatçıları Birliği, 2569 yılı pirinç pazarında rekabetin sertleştiğini değerlendirdi. Hindistan’daki yüksek üretim ve stok seviyeleri ile Pakistan pirincinin yıl sonuna doğru piyasaya çıkması, Tayland’ın ihracat görünümünü zorlaştıran başlıca unsurlar arasında gösterildi. Görüşme, Ticaret Bakanlığı yetkilisi Poonpong Naiyaphakorn ile ihracatçı birliklerinin 20 Ekim 2569’da yaptığı değerlendirme sonrasında gerçekleştirildi. Tayland’ın ocak-eylül dönemindeki pirinç ihracatı 4,99 milyon ton oldu ve geçen yılın aynı dönemine göre %19,26 azaldı. İhracat geliri de %16,84 düşüşle 2,962 milyar dolara geriledi. Irak’a yapılan sevkiyatlar, Orta Doğu’daki gerilim nedeniyle yılın başından bu yana büyük ölçüde azalırken, Türkiye üzerinden Irak’a sınırlı miktarda pirinç taşınmaya devam edildi. Ancak taşıma maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle bu kanalın hacmi düşük kaldı. Filipinler ve Malezya’nın Tayland’dan pirinç alımlarını artırması, Irak pazarındaki kaybı kısmen dengeledi. Bu ülkeler, El Niño’nun etkilerine karşı riskleri yönetmek ve gıda güvenliğini güçlendirmek amacıyla ithalatı artırdı. Tayland Ticaret Bakanlığına bağlı Dış Ticaret Dairesi, özel sektörle birlikte Filipinler’de pirinç ithalatından sorumlu kurumlarla görüşerek mevcut izinler kapsamındaki ihracat süresinin uzatılmasını ve Tayland’dan alım yapılmasını gündeme getirmeyi planlıyor. Görüşmelerin, Tayland’ın yeni sezon pirincinin piyasaya çıktığı döneme denk gelmesi bekleniyor. Dış Ticaret Dairesi ayrıca 2570’nin başında Japonya ve Güney Afrika’daki önemli ithalatçılarla temas kurmayı planlıyor. Tayland, bu görüşmelerde pirincin kalitesini ve sözleşmeye uygun, zamanında teslimat kapasitesini öne çıkararak pazarlardaki güveni korumayı amaçlıyor. Bunun yanında uluslararası bir pirinç konferansı düzenlenmesi, devletler arası pirinç ticaretinin geliştirilmesi ve Taylandlı ihracatçıların yabancı alıcılarla fuarlar aracılığıyla buluşturulması planlanıyor. Beyaz pirinçte %5 kalite sınıfının ortalama ihracat fiyatı Eylül 2569’da ton başına 482 dolara çıktı. Bu fiyat, Eylül 2568’deki 374 dolara göre %28,88 daha yüksek oldu. Tayland Pirinç İhracatçıları Birliği Onursal Başkanı Chukiat Opaswong ise Tayland pirincinin rakip üretici ülkelere göre yüksek fiyatlı olmasını, çiftçilerin yüksek üretim maliyetlerine ve rai başına daha düşük verime bağladı. Opaswong, hükümetin yeni çeşitlerin geliştirilmesi ve yetiştirme yöntemlerinin değiştirilmesi gibi adımlarla üretim aşamasından itibaren müdahale etmesini istedi. Poonpong, 2570’te de 2569’a benzer zorlukların yaşanabileceğini belirterek ihracat hedefinin ön değerlendirmede 7 milyon ton olarak korunabileceğini söyledi. Ancak nihai tahmin, El Niño’nun etkileri ile Orta Doğu’daki çatışmaların yeniden değerlendirilmesinin ardından belirlenecek. İhracatçılar ayrıca limanlardaki yük taşıma işçisi eksikliğini gündeme getirdi; Ticaret Bakanlığı bu sorunun çözümü için Çalışma Bakanlığı ile koordinasyon başlattı.

Ukrayna-Türkiye Anlaşmasıyla Tarım Ürünlerinde Gümrük Vergileri Azalıyor
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna-Türkiye Anlaşmasıyla Tarım Ürünlerinde Gümrük Vergileri Azalıyor

Ukrayna-Türkiye Serbest Ticaret Anlaşması 1 Ekim 2026'da yürürlüğe girerken Türkiye, Ukrayna'nın ihracat ürünleri nomenklatürünün yaklaşık %95'ini kapsayan 10.337 tarife pozisyonunda ithalat vergilerini kaldırıyor. Anlaşma, tahıl, yağlı tohum ve işlenmiş tarım ürünleri dahil geniş bir ürün grubunun Türkiye pazarına erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Uygulama iki ülke açısından eş zamanlı başlamıyor. Ukrayna ürünlerine yönelik kolaylıklar 1 Ekim 2026'da uygulanırken, Türkiye menşeli ürünlerin Ukrayna'ya ithalatındaki tarife tercihleri 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek. Böylece Ukraynalı ihracatçılar yeni koşullarda Türkiye pazarına erişimde üç aylık bir zaman avantajı elde edecek. Soya, kolza, bezelye, nohut, mercimek, fasulye, soya küspesi, yağlı tohum küspeleri, kepek ve yem konsantreleri bazı kategorilerde gümrüksüz ve miktar sınırlaması olmadan ihraç edilebilecek. Anlaşma, diğer tarım ürünlerinde kısmi bir serbestleşme de öngörüyor. Bu kapsamda 1.348 tarife pozisyonu için gümrüksüz veya indirimli tarife kontenjanları belirlendi ve temel vergilerde %20 ile %50 arasında indirim imkânı sağlandı. Bu düzenlemeler buğday unu, tereyağı, peynir, süt tozu, sığır ve kanatlı eti, yumurta, bal, şeker, domates salçası ve meyve suları gibi ürünleri kapsıyor. Ayçiçeği tohumu ihracatında ise yıllık 50.000 tonluk gümrüksüz kontenjan uygulanacak; tahsis ilk gelen ilk alır esasına göre yapılacak ve kontenjanı aşan miktarlara Ukrayna'nın %10'luk standart ihracat vergisi uygulanacak. Pan-Avrupa-Akdeniz menşe kuralları, gerekli menşe şartları ve belgeler karşılandığında Türk hammaddeleriyle Ukrayna'da üretilen malların Avrupa Birliği'ne tercihli rejimle ihraç edilmesine imkân verebilir. Ukrayna Tarım Politikası ve Gıda Bakanlığı, yeni koşulların üreticilerin rekabet gücünü ve ihracat gelirlerini artırmasının amaçlandığını bildirdi. 2025'te iki ülke arasındaki tarım ürünleri ticareti 2,8 milyar dolara ulaşırken Ukrayna'nın Türkiye'ye tarım ihracatı 7,9 milyon ton ve 2,2 milyar doların üzerinde gerçekleşti.

Trump’tan Çiftçilere 8 Milyar Dolarlık Dizel Desteği
Fotoğraf: Trump announces US$8bil aid for farmers hit by rising diesel costs · Kaynağın lisans bilgisi
Veri haberi

Trump’tan Çiftçilere 8 Milyar Dolarlık Dizel Desteği

ABD Başkanı Donald Trump, Tarım Bakanlığının çiftçilerin hasat sezonundaki dizel maliyetlerini dengelemek için 8 milyar ABD doları tutarında yeni bir destek programı başlatacağını açıkladı. Trump, duyuruyu Kansas’taki ara seçim kampanyası konuşmasında yaptı. ABD Tarım Bakanlığı, söz konusu kaynağın bu hasat sezonunda Amerikalı çiftçilere tek seferlik ödemeler için kullanılacağını bildirdi. Bakanlığa göre destek, geçici piyasa aksamaları ve artan girdi maliyetleri sırasında rahatlama sağlamayı amaçlıyor. Ödemeler, 2026 mahsul yılı boyunca modellenen kayıpların bir bölümünü karşılamak üzere üreticilere tek tip formülle orantılı olarak dağıtılacak. 8 milyar ABD doları tutarındaki ödemeleri Bakanlığın Çiftlik Hizmetleri Ajansı yönetecek. Duyuru, artan maliyetlerin çiftçileri zorladığı ve rekabetçi Senato yarışlarının bulunduğu tarım eyaletlerinde desteği koruma çabasının parçası olarak geldi. Trump ayrıca bu ayın başında vergiden muaf dizele erişimi genişleteceğini söylediği bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı.

Myanmar Kahve Sektörü Çin Pazarına Erişimi Genişletmeyi Hedefliyor
Görsel kaynağı: Global Times · Özgün haber
Veri haberi

Myanmar Kahve Sektörü Çin Pazarına Erişimi Genişletmeyi Hedefliyor

Myanmar Kahve Birliği, ülkenin Çin kahve pazarına erişimini genişletmeyi ve iki ülke arasındaki sektör işbirliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Birlik Başkanı U Myo Aye, Çin’in Myanmar kahvesi ihracatında en önemli varış noktası olduğunu söyledi. Myanmar’ın komşu pazarlara yıllık toplam kahve ihracatının tahminen 3.000-4.000 ton olduğu belirtildi. Açıklamalar, 18 Ekim 2026’da Yangon’da düzenlenen Myanmar Kahve Festivali ve Myanmar Ulusal Barista Şampiyonası sırasında yapıldı. Çin’in güneybatısındaki Yunnan eyaleti, Myanmar’ın önemli ortaklarından biri olarak gösterildi. Myanmar Kahve Birliği, Yunnan’daki kahve okulları, dernekler ve ticaret odalarıyla mutabakat zabıtları imzalarken sergi ve bilgi paylaşımı etkinliklerine de katıldı. U Myo Aye, Çin’in gelecek on yılda Myanmar için fırsatlar yaratabilecek büyük bir kahve pazarı haline gelebileceğini söyledi. Myanmar’da üretim ağırlıklı olarak Shan Eyaleti ve Mandalay Bölgesi’nde yapılıyor; yüksek kesimlerde Arabica, daha alçak alanlarda Robusta yetiştiriliyor. Birlik, özel üretim kahveler için doğrudan işletmeler arası kanalları genişletmenin yanı sıra Myanmar’da işleme tesisleri, kavurma fabrikaları ve tedarik zinciri lojistiğine Çin yatırımı çekmeyi planlıyor.

Meksika, Brezilya’dan Kanatlı Ürünleri İthalatını Newcastle Salgını Nedeniyle Askıya Aldı
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber

Meksika, Brezilya’dan Kanatlı Ürünleri İthalatını Newcastle Salgını Nedeniyle Askıya Aldı

Meksika, Brezilya’nın Santa Catarina eyaletindeki Nova Itaberaba belediyesinde ticari etlik piliç çiftliğinde Newcastle hastalığı salgınının doğrulanmasının ardından Brezilya’dan kanatlı menşeli ürünlerin ithalatını askıya aldı. Meksika Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanlığına bağlı birimler, ülkenin hastalıktan ari olması nedeniyle önlemin ulusal kanatlı üretimini korumayı amaçladığını bildirdi. Hayvan sağlığı bilgileri alınana ve uluslararası protokoller izlenene kadar uygulanacak önlem kapsamında, Senasica’ya bağlı Hayvan Sağlığı Genel Müdürlüğü Zoosaniter Gereklilik Belgelerini platformunda geçersizleştirdi. Böylece kanatlı eti ve sakatatın yanı sıra ötücü ve süs kuşları, döllü yumurta ile üç güne kadar yaştaki civcivlerin girişine izin verilmeyecek. Kısıtlama ticari ithalatı ve turistlerin taşıdığı ürünleri de kapsıyor.

Uruguay’da Bitki Koruma Ürünü Kalıntıları İçin Bilimsel Risk Değerlendirmesi Vurgulandı
Görsel kaynağı: Blasina y Asociados · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay’da Bitki Koruma Ürünü Kalıntıları İçin Bilimsel Risk Değerlendirmesi Vurgulandı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Uruguay’da gıdalardaki bitki koruma ürünü kalıntıları, maksimum kalıntı limitleri (MKL), bilimsel risk değerlendirmesi ve risk iletişimi, Camagro’nun 16 Ekim’de düzenlediği etkinlikte ele alındı. Dünya Gıda Günü kapsamında gerçekleştirilen toplantıda tarımsal üretim, ticaret, sanayi, kamu kurumları ve toksikoloji alanından temsilciler bir araya geldi. Etkinlikte, sürdürülebilir, güvenli, yeterli, erişilebilir ve besleyici gıda üretimi için güçlü bilimsel ve düzenleyici süreçlere ihtiyaç olduğu belirtildi. Toplantıda, bir kalıntının tespit edilmesiyle mevzuata uygunluk ve tüketici açısından gerçek bir sağlık riskinin aynı anlama gelmediği vurgulandı. Değerlendirmede yalnızca bir maddenin bulunup bulunmadığına değil, kalıntının yoğunluğuna ve tüketicinin bu maddeyi içeren gıdadan ne kadar aldığına bakılması gerektiği aktarıldı. Paulina Marchant, MKL’nin toksikolojik bir eşik olmadığını; izin verilen tarımsal kullanım koşullarının uygulanıp uygulanmadığını izlemeye yarayan, tarımsal temelli yasal bir standart olduğunu söyledi. MKL’lerin belirlenmesinde ürünün etkinliği, uygulama dozu ve uygulama sayısı ile izin verilen kullanım koşulları dikkate alınıyor. Bu değerlendirmeler, toksikoloji ve metabolizma çalışmalarıyla tüketim alışkanlıkları ve farklı maruziyet senaryolarıyla birlikte ele alınıyor. Toksikolojik inceleme kısa süreli akut maruziyet ile yaşam boyunca biriken kronik maruziyeti ayrı değerlendiriyor. Bir limitin aşılması mevzuata aykırılık oluşturabilse de bunun sağlık riski yaratıp yaratmadığı, tüketimden kaynaklanan maruziyetin ilgili toksikolojik referansları aşıp aşmadığı incelenerek belirleniyor. Etkinlikte kalıntı izleme programlarının temsili numune alımı, güvenilir laboratuvar yöntemleri ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılması temelinde yürütülmesi gerektiği de ifade edildi. Ramiro Vaca, uygulama eğitimi ve bölgesel zararlı yönetimi çalışmalarının yılda 2.000-3.000 üreticiye ulaştığını belirtti. Uruguay’daki düzenleyici araçlar arasında ürün kayıtları, etiketler, bekleme süreleri ve resmi denetimler gösterildi. 2022’de yapılan bahçe bitkileri denetiminde 243 numunenin %4’ünde MKL’lerin üzerinde değer saptandı. Risk iletişimi bölümünde tehlike ile risk arasındaki farkın açıkça anlatılması gerektiği belirtildi. Tehlike bir maddenin zarar verme kapasitesini, risk ise belirli maruziyet koşullarında bu zararın gerçekleşme olasılığını ve ciddiyetini ifade ediyor. Uruguay’da yılda yaklaşık 720 akut ve kronik pestisit zehirlenmesi vakası kaydedildiği, ancak bu toplamın veteriner ürünlerini de içerdiği açıklandı. Bu nedenle yalnızca pestisitlerle bağlantılı vakaların söz konusu toplamdan daha düşük olduğu belirtildi.

Şili’de 2027 Çevre Bütçesi İçin Denetim Uyarısı
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de 2027 Çevre Bütçesi İçin Denetim Uyarısı

Şili’nin 2027 Bütçe Yasa Tasarısı, Çevre Bakanlığı bütçesinde %0,3 artış öngörürken kaynakları çevresel izin süreçleriyle bağlantılı hizmetlerde yoğunlaştırıyor. Tasarıya göre Çevresel Değerlendirme Servisi (SEA) bütçesi %4, Biyoçeşitlilik ve Korunan Alanlar Servisi (SBAP) bütçesi %20,7 artacak; Çevre Denetleme Üst Kurumu bütçesi ise %1,8 azalacak. O’Higgins Üniversitesi ECA3 Direktörü Giovanna Amaya Peña, proje onaylarının ardından denetim güçlendirilmeden izin süreçlerinin hızlandırılmasının risk taşıdığını belirtiyor. Amaya’ya göre Çevresel Değerlendirme Kararı’nın alınması devletin görevini sona erdirmiyor, izleme ve uygunluk denetimi aşamasını başlatıyor. Uzman, değerlendirme ve denetimin birlikte ilerlemesi gerektiğini vurguluyor. Amaya, çevresel izinlerin hızlandırılmasının mümkün ve gerekli olduğunu, ancak çevresel gerekliliklerin gevşetilmemesi gerektiğini savunuyor. İyileştirme alanları arasında kamu kurumlarının görüş sürelerini, bölgeler hakkındaki çevre bilgilerinin erişilebilirliğini ve kurumlar arası koordinasyonu sayıyor. Yurttaş katılımının yatırımların önünde engel olarak görülmemesi gerektiğini belirten Amaya, topluluklar dinlenmediğini hissettiğinde çatışmaların proje onayından sonra da ortaya çıkabildiğini ifade ediyor. SBAP bütçesindeki artışı uzun süredir ihtiyaç duyulan bir kurumsallaşma olarak değerlendiren Amaya, biyoçeşitliliğin korunmasının park ve rezervleri yönetmekle sınırlı olmadığını söylüyor. O’Higgins Bölgesi’ndeki sulak alanların koruma programlarında ödeneklerde azalma veya değişiklikler kaydedildiğini belirten uzman, bölgesel varlığın ve teknik kapasitenin önemine dikkat çekiyor. Daha yüksek SEA kaynağının tarım, tarımsal sanayi, madencilik ve enerji projelerinin değerlendirmesini hızlandırabileceğini söyleyen Amaya, sürdürülebilir ısıtma bütçesindeki azalmanın hava kalitesi sorunu yaşayan bölgelerde kirlilik azaltma planlarını ve hanelerin dönüşüm olanaklarını etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.

Kışı Geçiren Biber Fidesiyle Hasat Daha Erken Başlıyor
Görsel kaynağı: Mynavi Agriculture · Özgün haber
Veri haberi

Kışı Geçiren Biber Fidesiyle Hasat Daha Erken Başlıyor

Biber fidesini kış boyunca korumak, sonraki sezonda yeni tohum veya fide kullanmaya göre daha erken hasat alınmasını sağlayabiliyor. Japonya’daki yetiştirme koşullarını anlatan kaynakta, kışı geçirmiş fidenin yeniden dikildikten hemen sonra, yaklaşık mayıs ayında ürün vermeye başladığı belirtiliyor. Yeni tohumdan veya satın alınan yeni fideden yetiştirilen biberde ise hasadın en erken haziran civarında başladığı aktarılıyor. Kışı geçiren fidenin mayıs ayında kalın gövde ve çok sayıda dala sahip olduğu, bu nedenle erken dönemde daha fazla ürün verebildiği ifade ediliyor. Kışlatma işlemi, havaların soğuduğu ekim-kasım döneminde bitkideki meyvelerin toplanmasıyla başlıyor. Ardından bütün dallar kesiliyor, kökler çıkarılıyor ve fide sebze yetiştirme toprağı bulunan 5 numara saksıya dikilerek içeri alınıyor. Bitkinin sıcak, gündüz güneş alan ve tercihen güney yönlü bir yerde tutulması; toprağın yüzeyi kurudukça sulanması öneriliyor. Dokusuz kumaşla örtme işleminin temel amacı soğuktan korunmak değil, iç mekânda ortaya çıkabilecek yaprak bitlerini önlemek olarak açıklanıyor. Kış aylarında biberler küçük kalsa da şubat-nisan arasında ayda yaklaşık beş biber alınabildiği belirtiliyor. Fide nisan sonlarında yeniden dışarı dikildiğinde gelişme hızlanıyor ve mayıs ortalarından itibaren hasat artıyor. Kaynakta aktarılan bir yetiştirme örneğinde, ekim ayına kadar gübreleme ve hasada devam edilmiş; tepe alma veya meyve seyreltmesi yapılmadan, serbest yetiştirmeyle bir yılda yaklaşık 300 biber toplanmış. Ekim sonlarında dalların yeniden kesilip köklerin çıkarılması ve fidenin içeri alınmasıyla bitkinin iki veya üç yıl yetiştirilebileceği aktarılıyor. Sürekli 30’dan fazla meyve taşıyan bitkide, gübreleme sırasında 30-50 gram gübre verilmesinin meyve boyutunu artırdığı belirtiliyor. Yazın su yetersizliği güneş yanığı ve yetersiz döllenmeye neden olabileceğinden, saman örtüsü kullanılması ve daha fazla sulama yapılması öneriliyor.

Çiftlik Ekipmanında Yeni Pazar Gerilerken Filoların Yaşı Sorgulanıyor
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber

Çiftlik Ekipmanında Yeni Pazar Gerilerken Filoların Yaşı Sorgulanıyor

Çiftliklerin ekipman sahipliği, kullanım ve yenileme yaklaşımlarının son on yılda değiştiği belirtilirken, yeni ekipman pazarı geçen yıl düşüş eğilimi gösterdi. Buna karşılık ikinci el ekipman pazarı birkaç yıl önce belirgin bir yükseliş dönemi yaşadı. John Deere makine döngüsünde dip noktanın görüldüğünü belirtirken, bazı ekipman bayilerinin ciddi finansal zorluklarla karşı karşıya olduğu aktarılıyor. Ankette çiftliklere, ortalama ekipman filosunun 2020 veya 2021'e kıyasla daha genç, daha yaşlı ya da yaklaşık aynı olup olmadığı soruluyor.

Endonezya’ya Yeni Pirinç İhracatı Talebi Geldi
Görsel kaynağı: CNN Indonesia · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’ya Yeni Pirinç İhracatı Talebi Geldi

3 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

Endonezya Tarım Bakanı Andi Amran Sulaiman, bir ülkenin Endonezya’dan pirinç ithal etmek istediğini açıkladı. Talebin, Endonezya’nın pirinç ihracatı pazarını yeniden açmaya başlamasının ardından geldiğini söyleyen Amran, talepte bulunan ülkenin adını ve istenen pirinç miktarını açıklamadı. Hükümetin konuyla ilgili duyuruyu kısa süre içinde yapması bekleniyor. Yeni talep, Endonezya’nın bölgesel pirinç ihracatını genişletme çabaları kapsamında gündeme geldi. Ülke daha önce Bulog ile Malezyalı Padi dan Beras Borneo Sdn Bhd arasındaki iş birliğiyle Malezya’ya 1.000 ton premium pirinç ihraç edilmesi konusunda anlaşmıştı. Sevkiyatın, yıllık pirinç ihtiyacı yaklaşık 200 bin ton olan Sarawak’a kademeli olarak yapılması planlandı. Amran ayrıca tarım sektörünün ticaret performansına ilişkin olarak 2025’te tarım ihracatının 166 trilyon rupiye ulaştığını, ithalatın ise 41 trilyon rupiye düştüğünü söyledi. Hükümetin yalnızca pirinçte kendine yeterliliği değil, çiftçi üretimini sanayi ve pazar ihtiyaçlarıyla buluşturan bir gıda ekosistemini de hedeflediğini belirtti.

Küresel Gıda Enflasyonu Savaşlar ve El Niño Etkisiyle Daha da Artabilir
Görsel kaynağı: in.gr · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Gıda Enflasyonu Savaşlar ve El Niño Etkisiyle Daha da Artabilir

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Dünya genelinde gıda enflasyonunun zaten yüksek seviyelerde olduğu, El Niño'nun yol açtığı kuraklıkların ve savaşların deniz taşımacılığında yarattığı sorunların etkisiyle önümüzdeki aylarda ve 2027'de daha da artabileceği bildirildi. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) başekonomisti Máximo Torero, baskıların yıl sonuna, gelecek yılın başına ve muhtemelen gelecek yılın tamamına yayılabileceğini söyledi. Artan fiyatların en ağır etkisinin, gıdanın aile bütçesinde daha büyük pay tuttuğu düşük ve orta gelirli ülkelerdeki yoksul tüketiciler üzerinde görülmesi bekleniyor. Dünya Bankası verilerine göre gıda enflasyonu, eylülde sona eren üç aylık dönemde incelenen 150 ülkenin %22'sinde genel enflasyonu aştı. Bu oran önceki üç aylık dönemde %14'tü. FAO Gıda Fiyat Endeksi de eylülde ortalama 136 puana çıkarak Kasım 2022'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Tedarik zincirindeki sorunlar fiyat baskısını artırıyor. Karadeniz'deki taşımacılık altyapısına yönelik saldırılar buğday sevkiyatında aksamalara yol açarken, büyük ithalatçılar Mısır ve Endonezya alternatif tedarik kaynakları arıyor. Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları gemileri Afrika çevresinde daha uzun ve maliyetli rotalara yönlendiriyor. Orta Doğu'daki savaş ise yakıt fiyatlarını yükseltiyor ve Hürmüz Boğazı üzerinden gübre ihracatında sorunlara neden oluyor. Bu gelişmeler temel tarım ürünlerine de yansıyor. Buğday fiyatları 2026'da %30'dan fazla artarken, önemli Asya ihracatçısı ülkelerde pirinç fiyatları büyük stoklara rağmen %10 ila 13 yükseldi. Bazı kritik ticaret rotalarında navlunların yaklaşık %50 artması da maliyetleri büyüttü. Mısır'da sübvansiyonsuz büyük ekmek fiyatı temmuzdaki 4 Mısır lirasından yaklaşık 5 liraya çıkarken, Birleşik Arap Emirlikleri'nde yemeklik yağ yaklaşık %40 zamlandı. Endonezya'da bitkisel yağ fiyatları %7, Hindistan'da şeker, soğan ve bakliyat fiyatları ise eylülde önceki aya göre %10'dan fazla arttı. Yüksek tahıl stokları ve iyi hasatlar şimdiye kadar piyasadaki arz baskısını sınırlayan bir güvenlik marjı sağladı, ancak bu koruyucu etkinin zayıfladığı belirtiliyor. İyi yerel hasatlar nedeniyle alımlarını erteleyen önemli ithalatçı ülkelerin uluslararası pazara dönmesi, önümüzdeki aylarda talepte ani artış yaratabilir. FAO, artan tarım girdisi maliyetlerinin tüketici fiyatlarına yansımasının enflasyonu hızlandırabileceği ve temel gıda fiyatlarındaki yükselişin sosyal huzursuzluk riskini artırabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

AB Ormansızlaşma Düzenlemesi Arjantin Sığır Piyasasında Fiyat Farkı Yaratabilir
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

AB Ormansızlaşma Düzenlemesi Arjantin Sığır Piyasasında Fiyat Farkı Yaratabilir

Avrupa Birliği’nin (AB) ormansızlaşma karşıtı düzenlemesi, Arjantin sığır piyasasında çevresel uygunluğu ve izlenebilirliği kanıtlanabilen hayvanlarla bu koşulları belgeleyemeyenler arasında yeni bir fiyat ayrışmasına yol açabilir. Cafrisa ve Sodecar temsilcisi Raúl Cagliero, etin 2021’den önce ormansızlaştırılmış arazilerden gelmediğini gösterebilen hayvanların daha yüksek değer görebileceğini söyledi. Bu kapsamda, gerekli bilgileri sağlayabilen tamamlanmış novilloların ve besilik danaların avantaj elde edebileceği belirtildi. Cagliero, fiyat farkının ne kadar olacağının henüz bilinmediğini ve bunun üreticilerle sanayinin uyum süreci ilerledikçe piyasada şekilleneceğini ifade etti. Avrupa’daki ithalatçılara tedarik edilebileceği kanıtlanan hayvanlarla bu kanıtı sunamayanlar arasında bir ayrım oluşabileceği, ancak söz konusu hayvanlar için prim ödenip ödenmeyeceğinin henüz kesinleşmediği kaydedildi. Farklılaştırmanın yalnızca ihracata yönelik sığır fiyatlarını mı artıracağı, yoksa iç tüketimlik hayvanların fiyatlarına da yansıyıp yansımayacağı da belirsizliğini koruyor. Üreticilere, işletmelerini VISEC Carne platformuna veya çevresel gerekliliklere uyumu gösterebilecek başka bir sisteme kaydettirme işlemlerine mümkün olduğunca erken başlamaları tavsiye edildi. Cagliero’ya göre üretici, tamamlanmış novilloyu teslim ettiğinde hayvanın yetkilendirilmiş bir poligondan geldiğini gösterebilmek için bu sistemlerden birine kayıtlı olmak zorunda kalacak. Düzenlemenin etkisi yalnızca hemen kesilecek hayvanlarla sınırlı görülmüyor; yakında satın alınacak besilik danalar da ihracata yönelik sonlandırma ve kesim aşamasına 2027’de ulaştıklarında bu gerekliliklerle karşılaşacak. Cagliero, bu uyum sürecinin sığır zincirinin mevcut ekonomik baskıları altında yürütüleceğini söyledi. İç tüketime çalışan kesimhanelerde tüketimdeki düşüş, işletmelerin faaliyet düzeyini toparlamasını zorlaştırıyor. İhracat tesislerinde ise marjlar dar ve bazı yakın aylar zararla kapandı. Enerji maliyetleri, vergi yükü ve yeni ücret pazarlıkları kârlılık üzerinde baskı oluştururken şirketler, yeni zarar biriktirmeden faaliyeti sürdürebilmek için denge fiyatları arıyor. Arjantin sığır sektöründe Avrupa düzenlemesine uyum, bu nedenle yalnızca çevresel bir belge hazırlama süreci olarak değil, hayvanların hangi pazara erişebileceğini ve piyasada nasıl fiyatlanacağını etkileyebilecek bir koşul olarak değerlendiriliyor. Ancak kaynakta, uygun hayvanlarla diğerleri arasındaki olası fiyat farkına veya düzenlemenin iç piyasa fiyatları üzerindeki kesin sonucuna ilişkin bir rakam ya da kesinleşmiş karar bulunmuyor.

AB, Ukrayna Tarım Ürünleri İçin Koruma Önlemi Uygulamayacak
Görsel kaynağı: Economica.net · Özgün haber

AB, Ukrayna Tarım Ürünleri İçin Koruma Önlemi Uygulamayacak

Avrupa Komisyonu, Ukrayna’dan gelen tarım ve gıda ürünlerinin Romanya gibi bazı pazarlarda oluşturduğu baskıyı azaltmak amacıyla koruma önlemleri uygulamayacağını bildirdi. Açıklama, Ticaret ve Ekonomik Güvenlikten sorumlu Komisyon üyesi Maroš Šefčovič’in bir parlamentere verdiği yanıtta yer aldı. Komisyon, 29 Ekim 2025’ten beri yürürlükte olan AB-Ukrayna Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması’nın istikrarlı ve öngörülebilir bir rejim sunduğunu belirtti. Anlaşma; şeker, kanatlı eti, yumurta, buğday, mısır ve bal gibi hassas ürünlerde erişimi sınırlı artışlarla düzenliyor.

Küresel Gıda Fiyatlarında 2027 İçin Artış Uyarısı
Görsel kaynağı: TV8 Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Gıda Fiyatlarında 2027 İçin Artış Uyarısı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Küresel gıda enflasyonunun önümüzdeki aylarda hızlanarak 2027'ye kadar sürmesi bekleniyor. Deniz taşımacılığındaki aksamalar, yükselen gübre maliyetleri ve kuraklık, gıda arzı üzerindeki baskıyı artırıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), etkilerin yıl sonuna doğru ve gelecek yıl daha belirgin olabileceğini bildirdi. FAO'nun gıda fiyatları endeksi eylülde 136 puanla Kasım 2022'den bu yana en yüksek ortalamaya ulaştı. FAO Başekonomisti Maximo Torero, düşük gelirli hanelerin gıdanın bütçelerindeki payı daha yüksek olduğu için daha fazla etkilenebileceğini belirtti.

COP17'de Eğitim, Gıda Güvenliği ve Biyoçeşitlilik Bağlantısı Vurgulandı
Görsel kaynağı: Armenpress · Özgün haber

COP17'de Eğitim, Gıda Güvenliği ve Biyoçeşitlilik Bağlantısı Vurgulandı

Ermenistan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakan Yardımcısı Robert Abisoghomonyan, Erivan’da düzenlenen Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 17. oturumu (COP17) kapsamında, ulusal eğitim sistemlerinin gıda güvenliğini ve Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin uygulanmasını desteklemedeki rolünü ele alan üst düzey panele katıldı. Katılım, Ermenistan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığı tarafından duyuruldu. Abisoghomonyan, biyolojik çeşitliliğin korunması, gıda güvenliği, eğitim ve sürdürülebilir kalkınma gündemlerinin birbirinden ayrı ele alınamayacağını belirtti. Ermenistan’ın COP17 başkanlığı öncelikleri kapsamında biyolojik çeşitliliğin daha geniş ekonomik ve sosyal kalkınma gündemlerine entegre edilmesi ve uluslararası ortaklıkların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bakan yardımcısı, uluslararası iş birliğinin gelişmekte olan ülkelerin ulusal kapasitesini güçlendirmesi, uzmanlık ve mali destek sağlaması ve uluslararası taahhütleri ulusal düzeyde uygulanabilir sonuçlara dönüştürmesi gerektiğini ifade etti. Ermenistan’ın Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı ile uzun süredir yürüttüğü iş birliği ve ulusal Okul Beslenme Programı, etkili ortaklığa örnek gösterildi. Ermenistan’ın deneyiminin ortak ülkelerle paylaşılmasının ve çok taraflı anlaşmaların ulusal düzeyde uzun vadeli sonuçlar üretmesinin önemi de vurgulandı.