ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

75 haber · Sayfa 3

Tallinn FoodFair’da Bulgar Konserve Ürünlerine Kuzey Avrupa İlgisi
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber

Tallinn FoodFair’da Bulgar Konserve Ürünlerine Kuzey Avrupa İlgisi

Tallinn FoodFair’ın 33. edisyonu, Bulgar konserve üreticileri için Baltık bölgesi ve Kuzey Avrupa pazarlarındaki ürün potansiyelini değerlendirdikleri bir pazar testine dönüştü. Kali 98, Jem i Jem, Peltina, CIMA ve Lyutata Ferma, Tallinn’deki Unibet Arena’nın merkezi sergi alanında ortak ulusal stantta ürünlerini sundu. Bulgaristan’ın fuar katılımı, Geleneksel Bulgar Konserveleri Derneği tarafından Tarım ve Gıda Bakanlığı ile Devlet Tarım Fonu’nun desteğiyle organize edildi. Dernek sekreteri Antoaneta Bojinova, profesyonel ziyaretçilerden alınan geri bildirimlerin geleneksel tadı çağdaş beslenme alışkanlıklarına uygun özelliklerle birleştiren ürünlere yönelimi gösterdiğini söyledi. Bojinova’ya göre klasik Bulgar tarifleri, içerik, besin değeri ve tüketim biçimi bakımından yeni beklentilere uyarlandığında ülke dışında da rekabet edebilir. Acı soslar ve mezeler, Baltık bölgesindeki şirketler ile Finlandiyalı tüccarların yanı sıra şeflerden de ilgi gördü. Bojinova, bu ürünlerin yalnızca perakendede değil, otel, restoran, catering ve profesyonel mutfakları kapsayan HoReCa segmentinde de konumlandırılabileceğini belirtti. Toptan satıcılarla yapılan görüşmelerde ise okul, anaokulu, hastane ve diğer kamu kuruluşlarına yönelik profesyonel ve kurumsal yemek hizmetlerine uygun büyük ambalajlı meyve ve sebze konserveleri öne çıktı. Fuarda ayrıca Baltık ülkelerindeki büyük perakende zincirleriyle çalışan şirketlerle Bulgar üreticiler, yerel distribütörler ve bölgesel perakende işletmecileri arasında bağlantı kurulması olasılıkları ele alındı. Görüşmeler, son tüketicilere yönelik meyve ürünleri, kamu kuruluşları ve HoReCa için büyük ambalajlar, profesyonel mutfaklara yönelik acı soslar ve işlevsel özellik taşıyan ürünler için farklı pazar nişleri bulunduğunu gösterdi. Kurulan bağlantıların Estonya, Letonya, Litvanya ve diğer Kuzey Avrupa pazarlarında gerçek teslimatlara dönüştürülmesi sonraki adım olarak belirtildi.

Şam Ticaret Odası ile Suudi Ticaret Heyeti İş Birliğini Görüştü
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Şam Ticaret Odası ile Suudi Ticaret Heyeti İş Birliğini Görüştü

Şam Ticaret Odası Başkanı İsam el-Griyavati, Suriye’ye gelen Suudi ticaret heyetiyle Şam’daki Dama Rose Oteli’nde bir araya geldi. Şam Ticaret Odası’nın salı günü yaptığı açıklamaya göre görüşmede, Suriye ve Suudi Arabistan iş dünyaları arasındaki doğrudan iletişimin güçlendirilmesi ile ticari ve yatırım iş birliği için yeni olanaklar ele alındı. Toplantıda ayrıca çeşitli ekonomik sektörlerde iş birliği fırsatları ve iş ile yatırım alanlarının tanıtılması değerlendirildi. Görüşmelerin iki ülkenin iş insanları ve şirketleri arasındaki ticari ilişkileri geliştirmesi ve ortaklıkları genişletmesi hedefleniyor.

Slovakya’da Süt Ürünleri Fiyatlarının Artırılması Çağrısı
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Süt Ürünleri Fiyatlarının Artırılması Çağrısı

4 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

Slovak Sütçülük Birliği (SMZ), ülkede süt üretimi ve işlenmesinin sürdürülebilmesi için süt ürünleri fiyatlarının düşmemesi, aksine artırılması gerektiğini açıkladı. SMZ Genel Sekreteri Zuzana Nouzovská, perakende zincirlerinin fiyatları daha fazla düşürmek için işleyiciler üzerinde baskı kurmaması gerektiğini söyledi. Nouzovská, AB ve dünyadaki önemli süt arzı fazlası ile süt ürünleri ticaretindeki dalgalanmaların piyasada fiyat oynaklığına yol açtığını belirtti. Son gelişmelerin ise Avrupa’da ve Slovakya’da piyasanın istikrar kazandığını ve fiyatların kademeli yükseldiğini gösterdiğini aktardı. İşleyiciler, hammadde fiyatının aylık yaklaşık 1 sent/kg artarak kasımda 40 sent/kg seviyesine ulaşmasını bekliyor. Buna karşın ağustos ayında 2025’in aynı dönemine göre satış fiyatları tüketimlik sütte %20, peynirde %20 ve tereyağında %40 geriledi. SMZ, bu düşüşün enerji, ambalaj ve iş gücü maliyetlerinin yüksek kaldığı bir dönemde süt işletmelerinin üzerindeki yükü artırdığını bildirdi. Nouzovská, üreticilere destek sözü verilirken ekonomik açıdan süt işletmelerinin tehdit altında olduğunu belirtti. İşletmelerin ürünlerini uzun süre üretim maliyetlerinin altında satamayacağı ve devlet ya da AB’den tazminat bekleyemeyeceği ifade edildi.

Güney Afrika’da Çiftçilerin Resmi Pazara Erişimi İçin Alıcı Beklentileri Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Çiftçilerin Resmi Pazara Erişimi İçin Alıcı Beklentileri Öne Çıkıyor

Güney Afrika’da çiftçilerin ve yeni gıda üreticilerinin perakende, gıda üreticileri ve diğer resmi pazarlara erişebilmesi için yalnızca kaliteli ürün üretmesi yeterli görülmüyor. Düzenli tedarik, uygun ambalaj, doğru fiyatlandırma, mevzuata uyum ve alıcılarla güçlü ilişkiler de pazara girişin temel koşulları arasında gösteriliyor. Bu konular, Future of Food Conference’ta perakende tedariki ve pazar erişimi üzerine düzenlenen panelde ele alındı. Land Bank yöneticisi Litha Kutta, üreticilerin alıcılara başvurmadan önce pazarın teknik özelliklerini anlaması ve ürünlerini buna göre uyarlaması gerektiğini söyledi. Üreticilerin üretime başlamadan önce alıcıların istediği hacmi, kalite düzeyini, ambalaj biçimini, fiyat beklentisini ve tedarik koşullarını öğrenmesi gerektiği belirtildi. Kutta, çiftçilerle alıcılar arasındaki ağ eksikliğinin de pazar erişiminin önündeki engellerden biri olduğunu ifade etti. Kutta, bir malt içeceği üreticisinin sektör bağlantısı sayesinde bir alıcının ürün ihtiyacına yönelik fırsat yakaladığını anlattı. Gerekli hacmi karşılamak için başlangıçta fabrika kurmayı planlayan üretici için daha sonra fason üretim çözümü bulundu. Kutta, sektör etkinlikleri, üretici kuruluşları ve diğer ağ oluşturma fırsatlarının çiftçileri potansiyel alıcılarla buluşturabileceğini belirtti. Panelde ayrıca üreticilerin hedef pazarlarını ve tüketicilerin ne satın almaya hazır olduğunu anlamaları gerektiği vurgulandı. South Africa Wine temsilcisi Karin Kleinbooi, ürünün yanı sıra rekabetçi fiyatın ve tüketici beklentilerine uygun kalitenin önemine dikkat çekti. Joburg Market yöneticisi Cedric Nephawe ise çiftçileri pazarı yerinde ziyaret etmeye ve piyasa aracılarıyla ilişki kurmaya çağırdı. Fiyatların arz ve talepten etkilendiği, ambalajın elde edilen fiyatı değiştirebildiği ve kaliteli ürünlerin kötü sunulmaları halinde alıcı bulmakta zorlanabileceği belirtildi.

Birleşik Krallık’ta Fazla Gıdayı Yeniden Dağıtma Hedefi
Görsel kaynağı: The Guardian · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ta Fazla Gıdayı Yeniden Dağıtma Hedefi

Birleşik Krallık’ta gıda sektöründe her yıl 1 milyardan fazla öğünlük, kolayca kurtarılabilecek fazla gıdanın israf edildiği belirtiliyor. The Guardian’ın yorum bölümünde yazan ve gıda yeniden dağıtım kuruluşu Felix’in yöneticisi Charlotte Hill, hükümet destekli yeni bir ulusal programla yeniden dağıtılan gıda miktarının gelecek on yılda üç katına çıkarılmasının hedeflendiğini aktardı. Hill, bu miktarın 470 bin tona denk geldiğini ve ülkedeki her çocuğu bir ay boyunca günde üç öğün beslemeye yeteceğini yazdı. Hill’e göre israfın en büyük bölümü perakende mağazaları ve restoranlardan değil, çiftliklerden kaynaklanıyor. Yaklaşık 850 milyon öğünlük fazla gıdanın çiftliklerde, 178 milyon öğünlük kısmının gıda üretim tesislerinde, 71 milyon öğünlük bölümünün konaklama ve yemek hizmetlerinde, 12 milyon öğünlük bölümünün ise perakendede oluştuğu ifade edildi. Felix’in yöneticisi, kuruluşun yenilebilir fazla gıdayı ihtiyaç sahiplerini besleyen 8 binden fazla kuruluşa ulaştırdığını belirtti. Kaynağa göre çiftliklerde öngörülemeyen hava koşulları, ürünlerin sınıflandırılmasına ilişkin standartlar ve hasat miktarıyla alıcı siparişleri arasındaki uyumsuzluk fazla gıda oluşumunda etkili oluyor. Üretim tesislerinde ise üretim fazlası, ambalaj değişiklikleri ve kalite kontrol süreçleri normal satış kanallarında değerlendirilemeyen ürünler yaratıyor. Felix’in geçen yıl dağıttığı gıdanın neredeyse yarısını taze meyve ve sebzelerin oluşturduğu aktarıldı. Hill, bazı işletmelerin gıdayı bağışlamak yerine israf etmeyi daha ucuz bulduğunu savundu. Yazara göre kurumlar vergisi sistemi gıda bağışını yeterince teşvik etmiyor; gıda atıklarının hayvan yemi veya biyogaza dönüştürülmesi gibi alternatif bertaraf yollarına yönelik kamu sübvansiyonları da fazla gıdayı insan tüketiminden uzaklaştırabiliyor. Felix, City Harvest, Community Shop ve diğer ortak kuruluşlarla Food Redistribution Partnership UK’yi kurarak yeniden dağıtımı artırmayı amaçlıyor. Hill, Birleşik Krallık’ta hayır kurumlarının tüm fazla gıdanın yaklaşık %1’ini yeniden dağıttığını, Fransa’nın yaklaşık iki katına, ABD’nin ise üç katına ulaştığını belirtti. Yazara göre gıda yeniden dağıtımı yoksulluğa sistemik bir çözüm oluşturmuyor; ancak israf edilen gıdanın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, gıda güvencesizliğinin etkilerini hafifletebilir.

Kanada’da Süt Şişesi Modeli Yeniden Kullanılabilir Ambalajla Test Ediliyor
Görsel kaynağı: The Globe and Mail · Özgün haber
Veri haberi

Kanada’da Süt Şişesi Modeli Yeniden Kullanılabilir Ambalajla Test Ediliyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Kanada’da gıda perakendecileri ve hizmet şirketleri, geçmişteki süt şişesi sistemini yeniden kullanılabilir ambalajlarla güncel koşullara taşımayı deniyor. Circular Innovation Council’ın 2024’te başlattığı Reuse Ottawa programında Sobeys, Farm Boy, Metro ve Walmart Canada ile lojistik ve hizmet şirketleri ortak bir ağda yer alıyor. Müşteriler, gıda kaplarını başlangıç depozitosu ödemeden ödünç alıyor; kaplar dijital olarak izleniyor, anlaşmalı iade noktalarına bırakılıyor, profesyonel olarak yıkanıp yeniden dolaşıma sokuluyor. Programın temel yaklaşımı, her markanın kendi iade sistemini kurması yerine ortak bir altyapı kullanmak. Böylece bir kap yalnızca satın alındığı mağazaya değil, ağdaki farklı noktalara iade edilebiliyor. Ottawa’daki pilotta, kapların toplanması, yıkanması, taşınması ve yeniden dağıtılması için mevcut ticari kapasite ve teslimat rotalarından yararlanıldı. Programın yıkama ortaklarından Gate Gourmet’in Ottawa Havalimanı’na hizmet veren ve büyük ölçüde kullanılmayan ticari bulaşık yıkama kapasitesi bulunuyordu. Bu model, yeniden kullanımın yalnızca dayanıklı kap üretmekten ibaret olmadığını gösteriyor. İade kutuları, yıkama tesisleri, kamyon güzergâhları, stok yönetimi ve normalde rekabet eden şirketler arasındaki iş birliği sistemin temel parçaları arasında yer alıyor. Circular Innovation Council, şirketleri ortak bir pilotta buluşturarak tek bir markanın kendi başına kuramayacağı bir ağı sınamayı amaçladı. Reuse Ottawa’da başlangıç depozitosu alınmamasının nedenlerinden biri, yaşam maliyeti krizinde tüketicilerin market faturalarına yeni bir ücret eklememekti. Müşterilere kapları ücretsiz iade etmeleri için belirli bir süre tanındı; kap geri dönmezse ücret uygulanabildi. Program yöneticisi Jo-Anne St. Godard, organizatörlerin kapların önemli bir bölümünün dolap, garaj veya araçlarda kalacağını öngördüğünü, ancak pilotta “son derece yüksek” bir iade oranı kaydedildiğini söyledi. Kanada İstatistik Kurumu verilerine göre ülkede 2022’de 5.152 kiloton plastik atık çıkarıldı ve bunun %98,6’sı atık yönetimi ile geri dönüşüm sistemlerince toplandı. Yeniden kullanım yaklaşımı, ambalajın atığa dönüşmesinden önce tekrar dolaşıma sokulmasını hedefliyor. Ottawa’da ayrıca Reuse City Canada Projesi’nin, hazır gıdanın yanı sıra şampuan, deterjan ve diğer ev ürünlerinde iade edilebilir ambalajı denemesi planlanıyor. Bu projede küçük bir iade edilebilir depozito uygulanacak. Yeniden kullanılabilir ambalajın çevresel yararı ise her durumda otomatik olarak ortaya çıkmıyor. Dayanıklı kapların üretimi daha fazla malzeme gerektirebilir; toplama, taşıma ve yıkama da enerji ve su tüketir. Kaynakta aktarılan 2024 tarihli bir yaşam döngüsü çalışmasına göre merkezi olarak toplanıp yıkanan yeniden kullanılabilir plastik kap, benzer tek kullanımlık ambalaja kıyasla yaklaşık altı kullanımdan sonra daha düşük küresel ısınma etkisine ulaşırken, diğer çalışmalar malzeme, yıkama ve taşıma koşullarına bağlı olarak daha yüksek eşiklere işaret ediyor.

Güney Afrika’da Sürdürülebilirlik ve Küçük Çiftçilerin Ticarileşmesi Tartışıldı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Sürdürülebilirlik ve Küçük Çiftçilerin Ticarileşmesi Tartışıldı

Güney Afrika Future Food Conference’ta sürdürülebilirlik, sorumlu tedarik ve daha güçlü değer zinciri ortaklıklarının gıda sektöründeki rolü ele alındı. Uzmanlar, küçük ölçekli çiftçilerin yalnızca kalkınma veya tedarikçi geliştirme programlarıyla desteklenmesi yerine gerçek ticari fırsatlara ve piyasalara yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kurumsal çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) uygulamalarının yalnızca geri dönüştürülebilir ambalaj ya da çevre girişimleriyle sınırlanamayacağı belirtildi. Candice Knipe-Tlhotlhalemajoe, işletmelerin önce yönetişim gerekliliklerini anlaması, ardından sosyal, değer zinciri ve çevresel boyutları birlikte değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Ona göre sürdürülebilirlik, ürünlerin tüm değer zincirindeki etkilerini, sorumlu tedariki, elektrik kullanımını, atık azaltımını ve sosyal etkiyi kapsıyor. Knipe-Tlhotlhalemajoe, sürdürülebilirliğin kalite, karşılanabilirlik ve erişilebilirlikle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek gıda ekosistemindeki işbirliğinin önemine dikkat çekti. Komşu çiftliklerle alternatif enerji çalışmaları, lojistiğin iyileştirilmesi, taşıma mesafelerinin ve atığın azaltılması olası adımlar arasında gösterildi. CropLife Üst Yöneticisi Rod Bell, sorumlu üretim ve gıda güvenliği için bitki koruma ürünlerinin doğru depolanması, çalışanlara uygun koruyucu ekipman sağlanması ve ürünlerin etiket talimatlarına göre uygulanması gerektiğini ifade etti. Bell ayrıca boş ambalajların toplanması ve geri dönüştürülmesine ilişkin genişletilmiş üretici sorumluluğu mevzuatına işaret etti. Gıda güvenliği konusunda sansasyonel iddialar yerine bilginin güvenilirliğinin değerlendirilmesi ve bilimsel bilgilerin tüketicilerin anlayabileceği bir dille aktarılması gerektiğini söyledi. OneFarm Impact yöneticisi Thembi Xaba ise küçük ölçekli çiftçi geliştirme çalışmalarının kapasite oluşturma, ilerleme ve ticarileşme aşamalarını içermesi gerektiğini belirtti. Xaba, bu çiftçilerin yan projeler olarak görülmek yerine daha geniş ekonomik büyümeye ve piyasaların oluşturduğu fırsatlara dahil edilmesini savundu.

Gıda Sektöründe Yapay Zekâ ve İnovasyon Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: 2000Agro · Özgün haber
Veri haberi

Gıda Sektöründe Yapay Zekâ ve İnovasyon Öne Çıkıyor

Gıda ve içecek sektörünün yapay zekâ, operasyonel verimlilik, yeni tüketim alışkanlıkları, beslenme ve gıda güvenliği eksenindeki dönüşümü, Meksika’da düzenlenen ftalks Food Summit 2026’da ele alındı. Beşinci kez düzenlenen etkinlik, 29 Eylül’de Deloitte University’de girişimleri, şirketleri, yatırımcıları ve uzmanları bir araya getirdi. İspanyol gıda inovasyon merkezi KM ZERO’nun öncülük ettiği buluşmada, sektördeki değişimin yeni ürün, süreç ve iş modellerine dönüştürülmesi gerektiği belirtildi. Etkinlikte yapay zekânın tarım-gıda sektöründeki kullanımı, uzun yaşam, beslenme, GLP-1 olarak anılan eğilim, gıda güvenliği, perakendenin dönüşümü ve yeni iş birlikleri gündeme geldi. KM ZERO Üst Yöneticisi Beatriz Jacoste, gıdanın geleceğinin teknoloji, bilim, yeni üretim modelleri, beslenme ve insanların değişen ihtiyaçları tarafından şekillendirildiğini söyledi. Jacoste, yenilik geliştirenlerle bu yenilikleri uygulayabilecek kuruluşları buluşturmanın ve gıda sisteminin karşı karşıya olduğu sorunlara yanıt verecek dönüşümü hızlandırmanın önemini vurguladı. Tüketici eğilimlerinin de şirketlerin kararlarını etkilediği aktarıldı. Z kuşağı ve Y kuşağı, yeni tatlar ve deneyimlere yönelik ilgiyi tanıdık ve geleneksel ürünlere bağlılıkla birleştiriyor. Bu durum, şirketlerin pazar tercihlerini daha hızlı izlemesini gerektiriyor. Tarımda kuşak yenilenmesinin yetersizliği ise genç yetenekleri çekmek ve gıda üretimini güçlendirmek için yeni yaklaşımlar geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Şirketlerle girişimler arasındaki iş birliklerinin gıda israfı, beslenme ve verimlilik sorunlarına ölçeklenebilir çözümler sunabileceği belirtildi. Beslenme oturumlarında GLP-1 eğiliminin tüketim alışkanlıklarını, porsiyon tercihlerini ve iştahla kurulan ilişkiyi değiştirebileceği değerlendirildi. Grupo Bimbo’dan Carolina Loya, şirketin ekmek, fırın ürünleri, bagel ve tuzlu İngiliz çöreklerinden oluşan portföyünün %98’inin Beslenme Pozitifi kriterlerini karşıladığını açıkladı. Teknolojilerin gerçek iş koşullarında denenmesi ve ölçeklendirilmesi gerektiği de vurgulandı. Tastech by Sigma’nın 2.500’den fazla girişim önerisi aldığı ve sekiz ülkede 50 sanayi pilotu gerçekleştirdiği aktarıldı. Etkinliğin 30 Eylül ve 1 Ekim’deki devamında, The Food Tech Summit & Expo kapsamındaki Future Market’te 10 ülkeden 46 tarım-gıda teknolojisi girişimi yer alacak. Meksika’dan 26 girişimin katılacağı alanda hassas fermantasyon, yeni proteinler, işlevsel bileşenler, sürdürülebilir ambalaj ve yapay zekâ çözümleri sunulacak.

İspanya’da Tütün Üretimi Yeni Kısıtlama Endişesiyle Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: La Razón · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Tütün Üretimi Yeni Kısıtlama Endişesiyle Karşı Karşıya

İspanya’da tütün yaprağı üretimi, özellikle Extremadura’daki kırsal bölgeler için önemli bir ekonomik dayanak olmayı sürdürürken, sektörde yeni kısıtlamaların geleceğe yönelik endişe yaratacağı belirtiliyor. Üreticiler ve yerel yöneticiler, sigara tüketiminin sona erdirilmesi hedefini desteklediklerini ancak tütün yaprağı üretimiyle tütün ürünlerinin tüketiminin birbirinden ayrılması gerektiğini savunuyor. Sektör temsilcilerine göre bölgede tütünün yerine kısa sürede konulabilecek başka bir tarımsal ürün bulunmuyor. İspanya, Avrupa’nın ikinci büyük tütün üreticisi konumunda. Ülke üretiminin %98’i Extremadura’dan geliyor; bu miktar Avrupa Birliği üretiminin %19’una karşılık geliyor. Üretim La Vera, Campo Arañuelo ve Valle del Tiétar çevresinde yoğunlaşıyor. Extremadura, ürettiği tütünün %74’ünü ihraç ediyor ve dış satışlardan 70 milyon avronun üzerinde gelir elde ediyor. Sektörün bölgesel gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 91 milyon avro olarak verilirken, tarımsal doğrudan istihdam 1.900 kişi, dolaylı faaliyetlerle birlikte toplam istihdam ise yaklaşık 20 bin kişi seviyesinde bulunuyor. Yaklaşık 3 bin aile ve 1.900 işletme de bu ekonomik yapıdan geçiniyor. Üretimin yoğunlaştığı yerleşimlerde tütünün ağırlığı daha da belirgin. Yaklaşık 3 bin nüfuslu Losar de la Vera’da tütünün kasaba gelirindeki payı %80 ile 85 arasında. Talayuela’da ise yaklaşık 3 bin aile sektöre bağlı ve nüfusun %28’ini tütün alanında çalışan göçmenler oluşturuyor. Belediye başkanları, üretimin sona ermesi halinde iş kaybı, göç ve hizmetlerin kapanmasıyla karşı karşıya kalınacağını belirterek, yeni ürünlere geçişin bir, iki hatta beş yıl içinde tamamlanamayacağını ifade ediyor. Tütün yaprağının işlenmesi de bölgedeki ekonomik zincirin önemli bir parçası. Coolosar kooperatifi yılda 2 milyon kilogram kuru yaprak satıyor. Yaprak, yeşil halde teslim alındıktan sonra sekiz gün boyunca, sıcaklığın 71 dereceye kadar çıktığı kurutma konteynerlerinde işleniyor; kullanılan ısı biyokütle kazanlarından sağlanıyor. Kamu şirketi Cetarsa ise yılda yaklaşık 17 milyon kilogram yaprak işliyor ve İspanya tütününün %80’ini gerçekleştiriyor. Talayuela’daki tesis günde 200 kilogramlık 1.400 kasa işliyor; partilerin etiketlenmesi ve yetkililere bildirilmesiyle izlenebilirlik sağlanıyor. Philip Morris International, 1992’den bu yana Extremadura’dan kesintisiz yaprak alıyor ve son 10 yılda bölgeye 230 milyon avro yatırım yaptı. Şirket 2025’te bölge yaprağını ısıtılmış tütün ürünlerinde kullanım için sertifikalandırdı. Şirketin dumansız ürünleri küresel net gelirlerinin %43’ünü oluştururken, sektör bu dönüşümün geleneksel üretim bölgelerinin ekonomik rolünü koruyacak düzenlemelerle yürütülmesini istiyor.

360 Food Syria Fuarı Şam’da İhracat Görüşmeleriyle Sona Erdi
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

360 Food Syria Fuarı Şam’da İhracat Görüşmeleriyle Sona Erdi

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Şam’da düzenlenen 360 Food Syria gıda sanayileri fuarı, üç günlük etkinliğin ardından sona erdi. Evex Events ve Pyramids Group tarafından düzenlenen fuarın son gününde katılımcılar arasında çeşitli mutabakatlar imzalanırken, yurt dışından gelen tüccarlar Suriye ürünlerini ve fuara katılan şirketleri inceledi. Etkinliğe 18 ülkeden 120 yerel, Arap ve yabancı şirket katıldı. Fuarın, Suriye ürünlerinin dış pazarlara ihracatı için yeni ticari bağlantılar ve olanaklar oluşturduğu belirtildi. Etkinlikte tarımsal üretim girdileri, modern tarım teknolojileri, gıda işleme, paketleme, ambalajlama, nihai ürünler ile pazarlama ve dağıtım zincirleri bir araya getirildi. Fuara katılanlar, gıda makineleri, üretim hatları ve ekipmanların Suriye’de geliştirilmesinin ithalata bağımlılığı azaltabileceğini ifade etti. Yerel üreticiler ise yüksek vergiler ve gümrük ücretlerinin yanı sıra otomasyon, mekanik ve elektrik alanlarında uzman personel eksikliğinin sektörün genişlemesini zorlaştırdığını aktardı. SANA’nın fuardaki katılımcı açıklamalarına dayandırdığı bilgilere göre, Suriye’de üretilen bazı makineler ve ekipmanlar Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Irak ve bazı Körfez ülkelerindeki pazarlara ulaştı. Katılımcılar, yerel üretimin yalnızca iç talebi karşılamakla kalmayıp ekipman ve gıda ürünleri ihracatını da genişletebileceğini belirtti. Restoran ve otel ekipmanları alanında şiş kebap ızgaraları, mayonez mikserleri, hamur yoğurma makineleri, kokteyl mikserleri, dondurma, patlamış mısır ve pamuk şeker makineleri gibi ürünlerin üretildiği aktarıldı.

Süt Fiyatları Eylülde Yeniden 40 Sent Eşiğini Aştı
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

Süt Fiyatları Eylülde Yeniden 40 Sent Eşiğini Aştı

Almanya'da süt piyasasında fiyatlar Eylül 2026'da yeniden yükseldi. Kiel süt hammadde değeri, tereyağı ve yağsız süt tozuna ilişkin daha yüksek değerlendirmelerin etkisiyle %10 artarak 42,6 sent/kg'ye çıktı. Böylece gösterge değer, yıl içinde ilk kez 40 sent/kg sınırını aştı. Artışta süt ürünlerinin protein tarafındaki değerlenme daha güçlü rol oynadı. Toparlanma, üreticilere yapılan ödemelere de yansıdı. Tarım Piyasası Bilgi Şirketi'nin (AMI) geçici verilerine göre Almanya genelinde ortalama üretici süt fiyatı Ağustos'ta 40,1 sent/kg'ye yükseldi. Eylül için bazı mandıraların ödeme fiyatlarını yeniden artırdığı bildirildi. Süt arzı Almanya'da Eylül ayında gerilemesine karşın geçen yılın ortalamasının üzerinde kaldı. Mandıraların sütü daha iyi değerlendirebilmesi, üretici fiyatlarını destekleyen başlıca unsurlar arasında gösterildi. Spot piyasada da serbest süt talebi güçlü kaldı; 39. haftada fiyatlar kuzeyde 45,5, güneyde 46,0 sent/kg ile üretici ödemelerinin üzerinde seyretti. AB piyasasında temmuz ayında ortalama üretici süt fiyatı 42,0 sent/kg'ye yükselirken, ağustos için 42,2 sent/kg'lik hafif bir artış beklendi. Buna karşılık uluslararası piyasada 15 Eylül'deki Global Dairy Trade (GDT) ihalesinde endeks %1,1 geriledi. Düşüş özellikle tereyağı, susuz süt yağı ve tam yağlı süt tozunda görüldü; yağsız süt tozu ise sınırlı artış gösterdi.

Mısır ve Buğday Fiyatları Yükseldi, Soya İşlemsiz Kaldı
Görsel kaynağı: AgroSmart · Özgün haber
Veri haberi

Mısır ve Buğday Fiyatları Yükseldi, Soya İşlemsiz Kaldı

Sırbistan’ın Novi Sad kentindeki Ürün Borsası’nda mısır, buğday ve yemlik arpa fiyatları 28 Eylül-2 Ekim haftasında hafif yükseldi. Haftalık toplam işlem hacminde en büyük payı %43 ile buğday aldı. Soya fasulyesinde ise satıcıların teklifleri ile alıcıların ödeme isteği arasındaki fark nedeniyle işlem yapılmadı. Mısır piyasasında arz artmasına rağmen ürün, talebin ve alıcıların lojistik açıdan uygun bulduğu teslim noktalarının üzerindeki fiyatlardan teklif edildi. Aynı kalitedeki mısır için talep fiyatı, teslim şekline bağlı olarak kilogram başına 0,70 Sırp dinarına kadar farklılaştı. Sözleşmeler katma değer vergisi hariç kilogram başına 21,50-22 Sırp dinarı aralığında yapılırken ağırlıklı fiyat 21,59 Sırp dinarı oldu. Mısırın fiyatı önceki haftaya göre %0,42 arttı. Buğdayda teklif edilen ürün miktarı artarken talep zayıfladı. Sözleşmeler kilogram başına 21,60-22 Sırp dinarı arasında yapıldı; ortalama fiyat 21,87 Sırp dinarı oldu ve haftalık artış %1 olarak kaydedildi. %15 protein içeren ve hemen teslim edilecek buğday 24 Sırp dinarından, yıl sonuna kadar teslim edilecek ürün ise 24-24,50 Sırp dinarından teklif edildi. Soya fasulyesi kilogram başına 62-63,50 Sırp dinarı arasında teklif edilirken alıcıların fiyatı 61-62 Sırp dinarı düzeyinde kaldı. Yemlik arpada artan alıcı ilgisi ve azalan arz fiyatı %1,09 yükseltti. Kanola 55,83 Sırp dinarından işlem gördü. NPK 6:24:12 gübresi ise ambalaj ve teslim koşuluna göre kilogram başına 60,53 veya 61,70 Sırp dinarı fiyatla satıldı.

Kedi Mamalarında Ağır Metal ve Kimyasal Kirleticiler Saptandı
Görsel kaynağı: Gazeta Si · Özgün haber
Veri haberi

Kedi Mamalarında Ağır Metal ve Kimyasal Kirleticiler Saptandı

Clean Label Project’in analizinde 62 markaya ait 100 kedi maması ürünü, 122’den fazla kirletici açısından incelendi. Kurşun örneklerin %99’unda, kadmiyum %96’sında ve arsenik %94’ünde bulundu. Araştırmacılar, tek bir kirleticinin saptanmasının belirli bir ürünün kedilerde hastalığa yol açtığını göstermediğini, ancak kedilerin aynı mamayı yıllarca her gün tüketebilmesi nedeniyle tekrarlanan maruziyetin kaygı verici olduğunu belirtti. Kirletici düzeyleri mama türüne ve kullanılan protein kaynağına göre değişti. Balık ve deniz ürünü bazlı ürünlerde cıva ile kadmiyum seviyeleri en yüksek bulunurken, deniz ürünü içeren yaş mamalarda cıva düzeyi başka et türleriyle hazırlanan benzer ürünlerin neredeyse 28 katına çıktı. Kuru mamalarda ölçülen kurşun miktarı da yaş veya havada kurutulmuş ürünlerin yaklaşık üç katıydı. Analizde, tarımda yaygın kullanılan herbisit glifosat ürünlerin %37’sinde saptandı ve bitkisel içeriği daha yüksek mamalarda seviyeler daha yüksekti. Bazı plastik malzemelerde kullanılan DEHP ise ürünlerin yaklaşık yarısında bulundu; en yüksek seviyeler konserve ve poşet ambalajlı mamalarda görüldü. Uzmanlar, sonuçların kedi mamasının genel olarak güvensiz olduğu veya belirli bir ürünün hastalığa neden olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Her ürün yalnızca tek bir örnek grubuyla test edildiği için aynı ürünün partileri arasında farklılık bulunabileceği belirtildi. Üreticileri temsil eden Evcil Hayvan Gıdası Enstitüsü, şirketlerin kalite kontrolü, içerik testi ve tedarikçi doğrulama programları uyguladığını açıkladı. Araştırmacılar ise kedi sahiplerine etiketleri dikkatle okumalarını ve üreticilere düzenli kirletici testi yapılıp yapılmadığını sormalarını önerdi.

Şam'da 120 Şirketin Katıldığı 360 Food Syria Fuarı Açıldı
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Şam'da 120 Şirketin Katıldığı 360 Food Syria Fuarı Açıldı

Şam'da 360 Food Syria gıda sanayileri fuarı, 18 ülkeden 120 yerel, Arap ve yabancı şirketin katılımıyla başladı. Şam Fuar Alanı'nda düzenlenen etkinlikte hassas tarım, sulama ve tohum teknolojilerinin yanı sıra gıda işleme, paketleme ve ambalaj makineleri ile nihai gıda ürünleri sergileniyor. Evex Events ve Pyramids Group tarafından düzenlenen fuar, Suriyeli üreticileri bölgesel distribütörler, uluslararası tedarikçiler ve yatırımcılarla buluşturan bir platform olarak tanımlanıyor. Etkinlik, ayın 3'üne kadar 12.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Suriye Tarım Bakanlığı, tarım sektörünü güncellemek üzere politikaların ve düzenleyici çerçevenin yenilenmesini, tarımsal yatırımlar için uygun koşullar oluşturulmasını ve kamu-özel sektör ortaklıklarının kolaylaştırılmasını içeren bir yol haritası hazırladığını bildirdi. Bakanlık ayrıca geleneksel destek modellerinden verimlilik ve üretime dayalı desteğe geçiş hedefini açıkladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) temsilcisi, tarımın Suriye'nin ekonomik toparlanması ve gıda güvenliği için temel bir sektör olduğunu belirterek çiftçilere destek, sulama ve tarımsal hizmetlerin geliştirilmesi, depolama, işleme ve pazarlama süreçlerinin iyileştirilmesi çağrısı yaptı.

Fas’ta Avokado Üretiminde Su, Verim ve Pazar Dengesi Ele Alındı
Görsel kaynağı: Agriculture du Maghreb · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ta Avokado Üretiminde Su, Verim ve Pazar Dengesi Ele Alındı

Fas’taki avokado sektörünün üretim alanlarını ve hacmini artırmanın ötesinde, verimi kalıcı biçimde güvence altına alma, su ve girdileri daha verimli kullanma, kaliteyi yönetme ve rekabetin güçlendiği uluslararası pazarlara uyum sağlama ihtiyacı, Tanca’da düzenlenen ilk Morocco Avocado Conference’ın gündemini oluşturdu. Green Smile tarafından “Su • Verim • Pazar” temasıyla düzenlenen konferans 30 Eylül’de yapıldı. Etkinlikte üreticiler, işletme yöneticileri, ihracatçılar, mühendisler, teknisyenler, fidanlık işletmeleri, danışmanlar, araştırmacılar, tarımsal girdi tedarikçileri, sulama ve gübreleme uzmanları, bitki koruma şirketleri ile ambalajlama ve pazarlama alanındaki temsilciler bir araya geldi. Programda bahçe performansı ve dayanıklılığı, pazarlar ve uluslararası ticaret, plantasyon yönetimi ve bitki koruma başlıkları işlendi. Sunumlarda avokado ağacının performansının tek bir uygulamayla değil, kök sistemi, suya erişim, iklim, beslenme, ışık, çiçeklenme, tozlanma, meyve yükü ve ağacın sağlık durumunun birlikte yönetilmesiyle şekillendiği belirtildi. Teknik sunumlarda kök bölgesindeki çevresel streslerin bahçenin üretkenliğini etkileyebileceği aktarıldı. Sıkışık ya da drenajı yetersiz toprak, su baskını, sığ toprak, tuzluluk, yüksek pH, bazı mineral elementlerin sınırlı bulunması ve yetersiz havalanma bu riskler arasında gösterildi. Sulama ve gübreleme kararlarının toprak yapısı, drenaj, pH, tuzluluk, su durumu, kök faaliyeti ve ağacın fizyolojik durumuna ilişkin teşhise dayanması önerildi. Organik madde yönetimi, toprak yapısının iyileştirilmesi, gübrelemenin bölümlere ayrılması, gerektiğinde tuzların kontrollü yıkanması, izlenen sulama ve uygun anaç seçimi de başvurulabilecek araçlar arasında sayıldı. Biyostimülanların ise tek başına çözüm olarak değil, tutarlı bir tarımsal stratejinin parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bahçe taç yönetimine ilişkin sunumda, ışığın taç içine girmesiyle üretim için gerekli yaprak alanı ve meyve veren dalların korunması arasında denge kurulması gerektiği belirtildi. Budamanın standartlaştırılamayacağı; kararın ağacın yaşı ve gelişme gücü, çiçek ve meyve yükü ile önceki sezon üretimi dikkate alınarak verilmesi gerektiği kaydedildi. Genç bahçelerde önceliğin yoğun budama yerine ağacın yapısını oluşturmak olması gerektiği aktarıldı. Tozlanma ve meyve tutumuna ilişkin sunumda, doğal tozlanmadaki düşük oranın elle yapılan tozlanmayla yükselmesine rağmen genç meyvelerin önemli bölümünün daha sonra dökülebildiği belirtildi. Çiçek biyolojisi, sıcaklık, nem, çiçeklerdeki karbonhidrat rezervleri, çeşit özellikleri ve tozlayıcı böceklerin sonucu etkilediği aktarıldı. Hass’ın bazı koşullarda kendine döllenebildiği, ancak literatürde tozlayıcı çeşitlerin etkisine ilişkin sonuçların tamamen aynı olmadığı ifade edildi. Arıların faaliyet gösterdiği uygulamalarda daha fazla meyve elde edildiği, rüzgârın ve çok küçük böceklerin tek başına yeterli tozlanmayı sağlayamayabileceği bildirildi.

Romanya’da Gıda Fiyatlarında Ekim Ayında Yeni Artış Bekleniyor
Görsel kaynağı: Digi24 · Özgün haber
Veri haberi

Romanya’da Gıda Fiyatlarında Ekim Ayında Yeni Artış Bekleniyor

Romanya’da gıda fiyatlarının ekim ayında yeniden yükselmesi bekleniyor. Piyasa tahminlerine göre artışlar gıda ürünlerinde %4 ila 8 arasında değişecek. En yüksek artışın süt ürünlerinde görülmesi, kaşar peynirinde fiyatların %8’e kadar yükselmesi öngörülüyor. Salam ve diğer işlenmiş et ürünleri için üreticilerin perakendecilere %3 ila 4 arasında değişen fiyat artışları bildirdiği aktarılıyor. Artış beklentisinin temelinde akaryakıt, elektrik ve doğal gaz maliyetlerindeki yükseliş bulunuyor. Gıda sektöründeki bu giderlerin bir ürünün toplam maliyetinde %10 ila 12 paya sahip olduğu belirtiliyor. Ekonomik analist Adrian Negrescu, enerji ve yakıt fiyatlarındaki artışın yanı sıra ulusal para biriminin avro karşısındaki değer kaybının da, ithal ürünlerin ağırlığı nedeniyle fiyatları etkileyebileceğini söyledi. Süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren Mirdatod Prod, hammadde sütünün alım fiyatı ile yakıt, enerji ve ambalaj maliyetlerinde öngörülebilirlik bulunmadığını açıkladı. Şirket, Lactate de Ibăneşti markasının fiyatlarında yıl sonuna kadar artış talep edeceğini ve artışın %8’den az olmayacağını belirtti. Ancak şirket, tüketici üzerindeki etkiyi sınırlamak için hesaplamaların sürdüğünü ifade etti. Gıda Sanayisi Ulusal Sendikalar Federasyonu Başkanı Dragoş Frumosu, üreticilerin artan maliyetler ve düşen satışlar arasında sınırlı hareket alanına sahip olduğunu söyledi. Frumosu’ya göre eylül ayına kıyasla ekim ayında gıda fiyatları %5 ila 6 artabilir; yıl başına göre ortalama artış ise %10 ila 15’e ulaşabilir. Bu değerlendirme, piyasa beklentilerinden ayrı bir sektör açıklaması olarak aktarıldı. Kanatlı eti üreticisi Familia Safir’in yöneticisi George Safir de yakıt, plastik ambalaj ve kamu hizmetleri maliyetlerindeki yükselişin şirket üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Şirket, fiyat artışı konusunda henüz karar vermediğini ve tüketici talebi ile alım gücünü değerlendireceğini açıkladı. Analist Negrescu ise enflasyonun önümüzdeki 6 ila 12 ay içinde artış ve düşüş dönemleri yaşayabileceğini, yüksek fiyatların satışları azaltarak üreticileri fiyat politikalarını yeniden değerlendirmeye zorlayabileceğini ifade etti.

Yeni Listeria Salgını Araştırılıyor
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Listeria Salgını Araştırılıyor

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Listeria monocytogenes kaynaklı yeni bir salgını araştırıyor. Kurum, şu ana kadar 11 hastayı doğruladı ancak hastaların yaşlarını ve yaşadıkları yerleri açıklamadı. Patojenin kaynağı henüz belirlenemezken, gıdanın izini sürmeye yönelik çalışmalar başlatıldı; FDA hangi ürünün incelendiğini bildirmedi. FDA ile Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), bunun yanında Sierra Nevada Graziers markalı otla beslenen çiğ süt peynirleriyle ilişkilendirilen E. coli O26:H11 salgınını da inceliyor. Sekiz eyalete yayılan bu salgında 13 kişi hastalandı. Hastaların yarısından fazlası beş yaşından küçük çocuklardan oluşurken, sekiz kişi hastaneye kaldırıldı ve üç kişide böbrek yetmezliğine yol açabilen hemolitik üremik sendrom gelişti. Hastalık belirtileri görülen kişilerle yapılan görüşmelerde dokuz hastanın tamamı söz konusu peyniri tükettiğini bildirdi. Sierra Nevada Graziers, tüm çiğ süt peynirleri için ülke çapında geri çağırma başlattı. FDA ayrıca başka salgınlara ilişkin güncellemeler paylaştı: Kaynağı bilinmeyen bir Listeria salgınında hasta sayısı 40'tan 44'e, başka bir Listeria salgınında ise 10'dan 11'e yükseldi. Kaynağı bilinmeyen bir E. coli O157:H7 salgınında da hasta sayısı 25'ten 38'e çıktı; bu salgında FDA numune toplamaya başladı ancak incelenen ürünü açıklamadı.

Şili’de Gıda Kayıplarının Su, Toprak ve Enerjiye Etkisine Dikkat Çekildi
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Gıda Kayıplarının Su, Toprak ve Enerjiye Etkisine Dikkat Çekildi

Şili’de O’Higgins Üniversitesi (UOH) bünyesindeki Tarım, Hayvan Bilimleri ve Çevre Bilimleri Enstitüsü’nde görev yapan araştırmacı Cristian Hernández, gıda kaybı ile gıda israfının ayrıştırılması gerektiğini belirtti. Hernández’e göre kayıp; üretim, hasat sonrası işlemler, depolama ve işleme aşamalarında, israf ise perakendeciler, yemek hizmetleri ve tüketicilerin kararlarıyla zincirin son bölümünde ortaya çıkıyor. Bu ayrım, hangi aşamaya müdahale edileceğinin, hangi teknolojinin kullanılacağının ve sonucun hangi göstergeyle ölçüleceğinin belirlenmesini sağlıyor. Tarım ve gıda ihracatında önemli bir ülke olan Şili’de kayıpların en fazla hangi aşamada oluştuğunu ortaya koyan kesin veriler henüz bulunmuyor. Oficina de Estudios y Políticas Agrarias’ın (ODEPA) işaret ettiği üzere ölçüm; ürüne, bölgeye, mevsime ve fiyatlara göre değişiyor. Bu nedenle Gıda Kayıplarının ve İsrafının Önlenmesi ve Azaltılması Ulusal Komisyonu, ortak bir Gıda Kayıpları Endeksi yöntemi hazırlıyor. Üretim ve hasadın yanı sıra hasat sonrası işlemler, ambalajlama, depolama, işleme ve taşıma kritik aşamalar arasında sayılıyor. Boyut, renk veya biçim bakımından ticari ölçütleri karşılamayan ancak besin değerini koruyan ürünler de bu kayıplara dahil olabiliyor. Hernández, kuraklık ve iklim değişikliği koşullarında sorunun çevresel boyutunun büyüdüğünü aktardı. Gıda üretiminde kullanılan tatlı suyun yaklaşık %70’inin, kaybedilen veya israf edilen gıdaların üretimine ayrılan bölümünün ise yaklaşık %20 olduğu belirtildi. FAO tahminlerine göre tüketilmeyen gıdalar, dünya tarım arazilerinin %28’inin kullanımını, küresel gıda sisteminin enerji tüketiminin yaklaşık %38’ini ve sera gazı emisyonlarının %8 ila 10’unu temsil ediyor.

Üretici Örgütleri Perakendeciler Karşısında Dezavantajını Koruyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

Üretici Örgütleri Perakendeciler Karşısında Dezavantajını Koruyor

Avrupa Sayıştayı’nın değerlendirmesine göre meyve ve sebze üreticilerinin örgütleri, büyük perakendeciler karşısında pazarlık gücünü artırmakta zorlanıyor. Üreticilerin ekonomik ve ekolojik baskılarla karşı karşıya olduğu, örgütlerin ise ürünleri ortak satma, altyapıya yatırım yapma, kaliteyi yükseltme ve alıcılarla daha iyi koşullar görüşme işlevlerini yeterince yerine getiremediği belirtildi. Üretici örgütlerinin üyeliği 2012-2023 döneminde %39 geriledi. Buna karşın meyve ve sebze üreticilerinin birlikleri 2023’te 1,06 milyar avro Avrupa Birliği desteği aldı. Bu kaynakla makineler yenilendi, üretim otomatikleştirildi, enerji ve su tüketimi azaltıldı, kalite belgeleri alındı, ambalaj ve lojistik geliştirildi. Desteğin ürünlerin piyasa değerine bağlanması, örgütleri gelirlerini artırmaya ve üretimi talebe uyarlamaya teşvik ediyor. Ancak Sayıştay’a göre daha büyük örgütler daha yüksek miktarda ve daha geniş ürün yelpazesi sunarak perakendecilerle daha iyi koşullar görüşebilecekken, mevcut yapı bu gücü henüz yeterince oluşturamadı.

Özbekistan’ın 1,4 Milyar Dolarlık Gıda Pazarı İran İçin Fırsat Sunuyor
Görsel kaynağı: Mehr — Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Özbekistan’ın 1,4 Milyar Dolarlık Gıda Pazarı İran İçin Fırsat Sunuyor

Özbekistan’ın gıda ithalatı, 2026’nın ilk çeyreğinde büyüyen dış ticaretin önemli kalemlerinden biri oldu. Özbekistan Ulusal İstatistik Komitesi verilerine göre ülkenin toplam ithalatı 12,2 milyar dolara ulaşırken, gıda ürünleri ve canlı hayvan ithalatı yaklaşık 1,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu grubun ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre %45,9 arttı. 37 milyonu aşan nüfusu ve Orta Asya’daki ticari konumu, Özbekistan’ı gıda ihracatçıları açısından dikkat çeken bir pazar haline getiriyor. İlk çeyrekte hayvansal ve bitkisel yağ ithalatı 158,1 milyon dolara, içecek ithalatı ise 71,3 milyon dolara çıktı. Yağ ithalatı yıllık bazda %46, içecek ithalatı %42,6 arttı. İran ile Özbekistan arasındaki ticaret de 2026’nın ilk yarısında %37,5 artarak 305 milyon dolara yükseldi. Ancak bu tutar, Özbekistan’ın toplam dış ticareti ve gıda ithalatı dikkate alındığında iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin hâlâ sınırlı bir paya sahip olduğunu gösteriyor. İran’da özel sektör, bu farkı kapatmak için tarım ve gıda sektörlerindeki işbirliğini genişletmeye çalışıyor. Taşkent’te 30 Şehriver 1405’te düzenlenen İran-Özbekistan Tarım Stratejik Komitesi’nin ilk toplantısı sırasında üç işbirliği belgesi imzalandı. Belgelerden biri su ürünleri yemi ve balıkçılık ürünlerinde ticaret, teknoloji transferi, ortak yatırım ve üretimi; bir diğeri hayvan ve kanatlı yemi, üretim girdileri, tahıl, kepek ve pamuk tohumu küspesi ticaretini kapsıyor. Üçüncü belge ise protein ve süt ürünleri, yem ve girdiler, ekipman tedariki, teknik bilgi transferi ve ortak yatırımlara odaklanıyor. İranlı yetkililer, anlaşmaların yalnızca ticaret hacmini artırmasını değil, ortak üretim ve sürdürülebilir tedarik zincirleri oluşturmasını hedefliyor. Özbekistan’da bazı süt ürünleri, yumurta, hurma, elma ve kivi için sıfır gümrük tarifesi uygulanması İranlı ihracatçılar açısından avantaj olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte ihracatçıların Çin, Rusya, Kazakistan, Türkiye ve diğer bölge ülkelerinin yanı sıra fiyat, ambalaj, standart, dağıtım ve lojistik maliyetleri bakımından da rekabet etmesi gerekiyor.

Suriye, Dünya Bankası Destekli 175 Milyon Dolarlık Tarım Projesini Başlattı
Görsel kaynağı: SANA · Özgün haber
Veri haberi

Suriye, Dünya Bankası Destekli 175 Milyon Dolarlık Tarım Projesini Başlattı

Suriye, tarımsal üretimi artırmak, gıda güvenliğini güçlendirmek ve tarımsal hizmetleri modernize etmek amacıyla Dünya Bankası hibesiyle finanse edilen, altı yıllık 175 milyon ABD dolarlık STAR projesini başlattı. Proje, girdilerden pazarlara kadar tarımsal değer zincirini kapsayacak ve bitkisel ve hayvansal üretimin yanı sıra kooperatifleri ve özel sektör katılımını destekleyecek. Proje kapsamında tohum temizleme ve ilaçlama merkezleriyle depolama tesislerinin yenilenmesi, kuraklığa dayanıklı çeşitlerin sağlanması ve gıda güvenliği, bitki sağlığı, hayvan sağlığı ile tarımsal araştırma laboratuvarlarının geliştirilmesi planlanıyor. Çiftçiler ve kooperatifler, İyi Tarım Uygulamaları (GAP) ve organik sertifikası almaları için desteklenecek; ambalajlama, markalaşma ve özellikle zeytin ile antep fıstığı gibi ihracata yönelik ürünlerde hasat sonrası kayıpların azaltılması da hedefleniyor. STAR kapsamında üretici birlikleri ve kooperatiflere eş finansmanlı hibeler verilecek. Çiftçi gruplarının işleyiciler, ihracatçılar ve toptancılarla sözleşmeler yoluyla doğrudan bağlantı kurması, kooperatiflerin girdileri toplu alıp ürünleri birlikte pazarlayabilmesi için mevzuatın değiştirilmesi ve tohum, gübre, pestisit ile hayvan yemi kurallarının gözden geçirilmesi öngörülüyor. Müdahaleler, bölgeler arasında eşit dağıtım yerine gıda güvensizliği, tarımsal önem, yerel ihtiyaçlar, güvenli erişim ve uygulama kapasitesine göre belirlenecek. Hasaka, Rakka ve Deyrizor, kuraklık zararı ile buğday, arpa ve hayvancılık açısından önemleri nedeniyle öncelikli iller olarak sıralandı.

Suriye’de Tarımsal Üretim ve Gıda Güvenliği İçin STAR Projesi Başlatıldı
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de Tarımsal Üretim ve Gıda Güvenliği İçin STAR Projesi Başlatıldı

Suriye’de tarımsal üretim, gıda güvenliği ve dijital dönüşümü desteklemeyi amaçlayan STAR projesi başlatıldı. Dünya Bankası’nın 175 milyon ABD doları tutarındaki hibesiyle altı yıl yürütülecek proje; bitkisel üretim ve hayvancılığın yanı sıra kooperatifleri ve özel sektörü kapsıyor. Projenin üç ana çalışma alanı, tarımsal girdilerin kalitesinin artırılması, laboratuvar ve kalite belgelendirme sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimin pazarlara bağlanması olarak açıklandı. Bu kapsamda tohum eleme ve dezenfeksiyon merkezleri ile depoların yeniden yapılandırılması, kuraklığa dayanıklı tohum sağlanması ve gıda, bitki sağlığı ile hayvan sağlığı laboratuvarlarının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi planlanıyor. Çiftçi ve kooperatiflerin İyi Tarım Uygulamaları (GAP) ile organik tarım sertifikalarına erişiminin de desteklenmesi öngörülüyor. STAR projesi ayrıca ambalajlama ve markalaşmanın geliştirilmesini, hasat sonrası kayıpların azaltılmasını ve ihracat değeri taşıyan üretim zincirlerine odaklanılmasını içeriyor. Zeytin ve Antep fıstığı bu kapsamda öncelikli ürünler arasında gösteriliyor. Kooperatiflere yönelik eş finansman hibeleri planlanırken, üretici gruplarının fabrikalar, ihracatçılar ve toptancılarla üretim ittifakları kurması hedefleniyor. Müdahale bölgeleri ihtiyaç, gıda güvensizliği, buğday ve hayvancılık açısından üretim önemi, güvenli erişim ve uygulama kapasitesine göre belirlenecek. Kuraklıktan etkilenen ve buğday, arpa ile hayvancılık açısından önem taşıyan Haseke, Rakka ve Deyrizor’un bulunduğu doğu bölgesi acil müdahalelerde öncelikli olacak. Projenin dijital ayağında çiftçi ve hayvancılık kayıtları, elektronik ruhsat sistemi, ulusal tarımsal veri platformu ve kuraklık, zararlı ile hastalıklar için erken uyarı sistemi aşamalı olarak kurulacak.

Yunan Zeytinyağının Katma Değeri Artıracak
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber

Yunan Zeytinyağının Katma Değeri Artıracak

Yunanistan’da zeytinyağının kalitesini daha yüksek katma değere dönüştürmek için bilimsel kanıt, menşe ve ürün özelliklerinin belgelendirilmesi, özgünlüğün korunması ve uluslararası pazarlardaki varlığın güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Bu yaklaşımın, Yunan zeytinyağının mevcut kalite avantajını ekonomik değere çevirmeyi amaçladığı ifade edildi. Bilimsel çalışmaların Avrupa ve uluslararası düzeyde Yunan ürünlerinin korunmasına katkı sağladığı vurgulanırken, Kornikeiki çeşidi de örnek gösterildi. Uluslararası Zeytin Konseyi’nin ticaret standardındaki son düzenlemeyle, Kornikeiki çeşidinden tek çeşit sızma zeytinyağları için toplam sterollerde özel asgari sınır 800 mg/kg olarak korundu. Genel sınır ise 1.000 mg/kg olarak belirtiliyor. Bu uygulama, yeni bilimsel çalışmalar beklenirken sürdürülecek ve istisna için daha önce konulan zaman sınırlaması kaldırıldı. Araştırmanın iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele, suyun daha rasyonel kullanımı ve bitki koruma açısından da önem taşıdığı kaydedildi. Zeytin sineğiyle mücadelede gerekli malzemelerin tedariki 2026-2028 dönemi için çok yıllı planlandı; ilgili sözleşmeler imzalanırken teslimatların başladığı bildirildi. Yunan zeytinciliğinin gelişimi için kamu, bilim dünyası, üreticiler, kooperatifler, zeytinyağı fabrikaları ve ambalajlama-ihracat şirketleri arasında sürekli işbirliği çağrısı yapıldı.

Hindistan’da Süt ve Gıdada Tağşiş Denetimleri Sürüyor
Görsel kaynağı: The Hindu · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’da Süt ve Gıdada Tağşiş Denetimleri Sürüyor

Hindistan’da gıda tağşişi ve güvenliği sorunu özellikle günlük tüketilen süt ürünleri üzerinden büyüyen bir halk sağlığı ve tüketici güvenliği meselesi olarak öne çıkıyor. Gıda Güvenliği ve Standartları Kurumu (FSSAI) verilerine göre, 2024-25 döneminde analiz edilen 170.535 yaptırım numunesinin 34.388’i uygun bulunmadı. Bu numunelerin 7.945’i güvensiz, 22.516’sı standart dışı olarak sınıflandırılırken, kalan bölümde etiketleme kusurları, yanıltıcı beyanlar ve diğer ihlaller tespit edildi. Ancak bu sonuçlar, ülkede tüketilen tüm gıdaları temsil eden bir araştırma olarak değerlendirilmiyor; numunelerin çoğu, denetim makamlarının inceleme için bir gerekçesi olduğu durumlarda toplandı. Süt, sorunun kapsamını ve denetimin zorluğunu gösteren başlıca ürünlerden biri. Hindistan 2024-25 döneminde yaklaşık 248 milyon ton süt üreterek küresel üretimin yaklaşık dörtte birini karşıladı. Aynı dönemde test edilen 33.405 süt numunesinin 12.780’i uygun bulunmadı. Kaynak, bu sayının Hindistan’daki sütün %40’ının kusurlu olduğu anlamına gelmediğini, yalnızca denetçiler tarafından önemli sayıda sorun tespit edildiğini vurguluyor. Süt, çiftlikten köydeki toplama merkezine, soğutma tesisine ve tankere; ardından işleme, ambalajlama, dağıtım ve perakende aşamalarına uzanan bir zincirden geçebiliyor. Uzmanlar, tüketicilerin evde uyguladığı basit testlerin sınırlı bilgi sağlayabileceğine dikkat çekiyor. Örneğin eğimli yüzeyde sütün akışını gözlemlemek veya iyot testiyle nişasta aramak bazı şüpheleri ortaya çıkarabilir; ancak bu yöntemler üründe başka bir tağşiş maddesi bulunmadığını ya da sütün tüm güvenlik standartlarını karşıladığını kanıtlamıyor. FSSAI tarafından bildirilen bir laboratuvarın yöneticisi Nilesh Amritkar, deterjanın ekipmanın yeterince durulanmaması sonucu ürüne karışmasının kontaminasyon, görünümü değiştirmek amacıyla eklenmesinin ise tağşiş sayılabileceğini belirtiyor. Kaynakta, ağır metaller, pestisit kalıntıları, antibiyotikler ve aflatoksin gibi maddelerin gıdayı güvensiz hale getirebileceği, ancak her durumda kasıtlı tağşiş anlamına gelmeyeceği de aktarılıyor. Benzer ayrım, ürünün öngörülen bileşim veya kalite ölçütlerini karşılamadığı standart dışı ürünler için de geçerli. Tüketicilerin ürünün üretim ve dağıtım zincirini bütünüyle görememesi, doğrudan çiftlikten satın almanın ise her zaman yasaklı antibiyotik, hormon veya steroid kullanımını ortaya çıkarmaması denetimi daha da güçleştiriyor. FSSAI’nin 2026’daki Merkez Danışma Komitesi, süt ve süt ürünleri, yenilebilir yağlar, baharatlar ve bal gibi yüksek riskli ürünlerde risk temelli denetimlerin yoğunlaştırılması ve sürekli gözetim yapılması çağrısında bulundu. Ayrıca Hindistan Yüksek Mahkemesi, sağlıksız gıdalarda ambalajın ön yüzünde uyarı etiketlerinin uygulanması için FSSAI’den açık bir takvim oluşturmasını isterken, tüketicilerin bilinçli seçim yapabilmesi amacıyla okullarda beslenme eğitiminin güçlendirilmesini de gündeme getirdi. Paneer ürünlerinde de benzer sorunlar bildirildi; Maharashtra’da Nisan 2025-Mart 2026 arasında incelenen 308 numunenin 109’u uygun bulunmadı.