ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

281 haber · Sayfa 5

İspanya’da Süt Fiyatlarındaki Düşüş Üreticileri Endişelendiriyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Süt Fiyatlarındaki Düşüş Üreticileri Endişelendiriyor

İspanya’da Unión de Uniones, dağıtım şirketlerinin sütü müşteri çekme ürünü olarak kullanmasının üreticiler üzerindeki fiyat baskısını artırabileceği uyarısına katıldı. Kuruluş, son günlerdeki indirimlerin tüketicilere kısa vadede yarar sağlayabileceğini ancak sütün yeniden kampanya ürünü haline gelmesi durumunda üretici fiyatlarını aşağı çekebileceğini belirtti. Bu durumun 2021’de de yaşandığını hatırlatan kuruluş, Mercadona’nın yağsız ve yarım yağlı sütlerdeki fiyat indirimine, şirketin sıvı süt satışlarındaki payı ve sektördeki baskın konumu nedeniyle özellikle dikkat çekti. Unión de Uniones’a göre 2026’da üreticiye ödenen ortalama süt fiyatı yıl başına göre %14 geriledi. Buna karşılık önemli üretim girdilerinde artış görüldü: yem maliyeti %6, alfalfa %10, saman %52, fiğ %16, mazot %22 ve elektrik %20 yükseldi. Kuruluş, süt sığırcılığı işletmelerindeki ortalama üretim maliyetinin 50 sentin üzerine çıkmış olabileceğini ve artışın sürdüğünü bildirdi. Artan maliyetler ile kademeli fiyat düşüşlerinin, üreticilerin pazarlık gücündeki yetersizliği ve sütçülük faaliyetinin sürdürülebilirliğine yönelik baskıyı ortaya koyduğunu savundu. Kuruluş, maliyetler yükselirken süt fiyatlarının düşürülmesini anlamanın zor olduğunu ve yeni bir aşağı yönlü baskının üreticileri zarar sınırına yaklaştıracağını belirtti. Ayrıca, Sanayi ve dağıtım maliyetleri de dikkate alındığında, değer zincirinin sürdürülebilmesi için raf fiyatının üretim maliyetlerinin üzerinde olması gerektiğini vurguladı. Unión de Uniones, Kongre’de konuşan Planas’ın fiyatların tırmandırılmaması yönündeki değerlendirmelerine ve Gıda Zinciri Yasası’na yaptığı atfa dikkat çekerek zincirin tüm halkalarının maliyetlerinin üzerinde satış yapması gerektiğini aktardı. Kuruluş ayrıca kaliteli ve yerel tam yağlı süt tüketimi çağrısı yaptı.

Yeni Zelanda’nın Gıda ve Lif İhracatı 65,2 Milyar Dolara Ulaştı
Görsel kaynağı: Rural News Group · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’nın Gıda ve Lif İhracatı 65,2 Milyar Dolara Ulaştı

Yeni Zelanda’nın gıda ve lif ihracatı, 30 Haziran 2026’da sona eren yılda 65,2 milyar dolara ulaştı. Bu tutar, Yeni Zelanda Birincil Sektörler Bakanlığı’nın (MPI) haziran tahmininin 1 milyar dolar üzerinde kalırken 2026/27 yılı için açıklanan 63,8 milyar dolarlık öngörüyü de aştı. Tarım Bakanı Todd McClay, sonucu “olağanüstü” olarak nitelendirdi. Kaynağa göre performansta protein ve yüksek kaliteli gıdaya yönelik küresel talep, yeni ticaret anlaşmaları ve Yeni Zelanda dolarındaki zayıflık etkili oldu. Et ve yün, toplam artışa en büyük katkıyı yapan kalemler arasında yer aldı; bu ürünlerin ihracatı 14,8 milyar dolara çıkarken önceki tahmin 14,1 milyar dolardı. Aynı dönemde Avrupa Birliği’ne gıda ve lif ihracatı %20 artarak 5,3 milyar dolara, Birleşik Arap Emirlikleri’ne ihracat ise %11 yükselerek 1,1 milyar dolara ulaştı. McClay, ticaret anlaşmalarının Yeni Zelandalı ihracatçılar için sonuç verdiğini ve ihracat değerini 2034’e kadar ikiye katlama hedefiyle çalıştıklarını söyledi. McClay ayrıca Yeni Zelanda’nın emtia ürünleri yerine premium ürünleri pazarlama ve değer zincirinde üst segmentlere çıkma konusunda ilerlediğini belirtti. Ülkenin menşe ve üretim hikâyesinin farklılaştırıcı olduğunu söyleyen McClay, Çin’de mutfağı olmayan varlıklı genç tüketicilere yönelik hazır pişirilebilir ürün talebine de dikkat çekti.

Uruguay’da Bitki Koruma Ürünü Kalıntıları İçin Bilimsel Risk Değerlendirmesi Vurgulandı
Görsel kaynağı: Blasina y Asociados · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay’da Bitki Koruma Ürünü Kalıntıları İçin Bilimsel Risk Değerlendirmesi Vurgulandı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Uruguay’da gıdalardaki bitki koruma ürünü kalıntıları, maksimum kalıntı limitleri (MKL), bilimsel risk değerlendirmesi ve risk iletişimi, Camagro’nun 16 Ekim’de düzenlediği etkinlikte ele alındı. Dünya Gıda Günü kapsamında gerçekleştirilen toplantıda tarımsal üretim, ticaret, sanayi, kamu kurumları ve toksikoloji alanından temsilciler bir araya geldi. Etkinlikte, sürdürülebilir, güvenli, yeterli, erişilebilir ve besleyici gıda üretimi için güçlü bilimsel ve düzenleyici süreçlere ihtiyaç olduğu belirtildi. Toplantıda, bir kalıntının tespit edilmesiyle mevzuata uygunluk ve tüketici açısından gerçek bir sağlık riskinin aynı anlama gelmediği vurgulandı. Değerlendirmede yalnızca bir maddenin bulunup bulunmadığına değil, kalıntının yoğunluğuna ve tüketicinin bu maddeyi içeren gıdadan ne kadar aldığına bakılması gerektiği aktarıldı. Paulina Marchant, MKL’nin toksikolojik bir eşik olmadığını; izin verilen tarımsal kullanım koşullarının uygulanıp uygulanmadığını izlemeye yarayan, tarımsal temelli yasal bir standart olduğunu söyledi. MKL’lerin belirlenmesinde ürünün etkinliği, uygulama dozu ve uygulama sayısı ile izin verilen kullanım koşulları dikkate alınıyor. Bu değerlendirmeler, toksikoloji ve metabolizma çalışmalarıyla tüketim alışkanlıkları ve farklı maruziyet senaryolarıyla birlikte ele alınıyor. Toksikolojik inceleme kısa süreli akut maruziyet ile yaşam boyunca biriken kronik maruziyeti ayrı değerlendiriyor. Bir limitin aşılması mevzuata aykırılık oluşturabilse de bunun sağlık riski yaratıp yaratmadığı, tüketimden kaynaklanan maruziyetin ilgili toksikolojik referansları aşıp aşmadığı incelenerek belirleniyor. Etkinlikte kalıntı izleme programlarının temsili numune alımı, güvenilir laboratuvar yöntemleri ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılması temelinde yürütülmesi gerektiği de ifade edildi. Ramiro Vaca, uygulama eğitimi ve bölgesel zararlı yönetimi çalışmalarının yılda 2.000-3.000 üreticiye ulaştığını belirtti. Uruguay’daki düzenleyici araçlar arasında ürün kayıtları, etiketler, bekleme süreleri ve resmi denetimler gösterildi. 2022’de yapılan bahçe bitkileri denetiminde 243 numunenin %4’ünde MKL’lerin üzerinde değer saptandı. Risk iletişimi bölümünde tehlike ile risk arasındaki farkın açıkça anlatılması gerektiği belirtildi. Tehlike bir maddenin zarar verme kapasitesini, risk ise belirli maruziyet koşullarında bu zararın gerçekleşme olasılığını ve ciddiyetini ifade ediyor. Uruguay’da yılda yaklaşık 720 akut ve kronik pestisit zehirlenmesi vakası kaydedildiği, ancak bu toplamın veteriner ürünlerini de içerdiği açıklandı. Bu nedenle yalnızca pestisitlerle bağlantılı vakaların söz konusu toplamdan daha düşük olduğu belirtildi.

Küresel Gıda Enflasyonu Savaşlar ve El Niño Etkisiyle Daha da Artabilir
Görsel kaynağı: in.gr · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Gıda Enflasyonu Savaşlar ve El Niño Etkisiyle Daha da Artabilir

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Dünya genelinde gıda enflasyonunun zaten yüksek seviyelerde olduğu, El Niño'nun yol açtığı kuraklıkların ve savaşların deniz taşımacılığında yarattığı sorunların etkisiyle önümüzdeki aylarda ve 2027'de daha da artabileceği bildirildi. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) başekonomisti Máximo Torero, baskıların yıl sonuna, gelecek yılın başına ve muhtemelen gelecek yılın tamamına yayılabileceğini söyledi. Artan fiyatların en ağır etkisinin, gıdanın aile bütçesinde daha büyük pay tuttuğu düşük ve orta gelirli ülkelerdeki yoksul tüketiciler üzerinde görülmesi bekleniyor. Dünya Bankası verilerine göre gıda enflasyonu, eylülde sona eren üç aylık dönemde incelenen 150 ülkenin %22'sinde genel enflasyonu aştı. Bu oran önceki üç aylık dönemde %14'tü. FAO Gıda Fiyat Endeksi de eylülde ortalama 136 puana çıkarak Kasım 2022'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Tedarik zincirindeki sorunlar fiyat baskısını artırıyor. Karadeniz'deki taşımacılık altyapısına yönelik saldırılar buğday sevkiyatında aksamalara yol açarken, büyük ithalatçılar Mısır ve Endonezya alternatif tedarik kaynakları arıyor. Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları gemileri Afrika çevresinde daha uzun ve maliyetli rotalara yönlendiriyor. Orta Doğu'daki savaş ise yakıt fiyatlarını yükseltiyor ve Hürmüz Boğazı üzerinden gübre ihracatında sorunlara neden oluyor. Bu gelişmeler temel tarım ürünlerine de yansıyor. Buğday fiyatları 2026'da %30'dan fazla artarken, önemli Asya ihracatçısı ülkelerde pirinç fiyatları büyük stoklara rağmen %10 ila 13 yükseldi. Bazı kritik ticaret rotalarında navlunların yaklaşık %50 artması da maliyetleri büyüttü. Mısır'da sübvansiyonsuz büyük ekmek fiyatı temmuzdaki 4 Mısır lirasından yaklaşık 5 liraya çıkarken, Birleşik Arap Emirlikleri'nde yemeklik yağ yaklaşık %40 zamlandı. Endonezya'da bitkisel yağ fiyatları %7, Hindistan'da şeker, soğan ve bakliyat fiyatları ise eylülde önceki aya göre %10'dan fazla arttı. Yüksek tahıl stokları ve iyi hasatlar şimdiye kadar piyasadaki arz baskısını sınırlayan bir güvenlik marjı sağladı, ancak bu koruyucu etkinin zayıfladığı belirtiliyor. İyi yerel hasatlar nedeniyle alımlarını erteleyen önemli ithalatçı ülkelerin uluslararası pazara dönmesi, önümüzdeki aylarda talepte ani artış yaratabilir. FAO, artan tarım girdisi maliyetlerinin tüketici fiyatlarına yansımasının enflasyonu hızlandırabileceği ve temel gıda fiyatlarındaki yükselişin sosyal huzursuzluk riskini artırabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

Sırbistan’da Gıda Güvenliği Denetimlerinde Yetki Dağılımı Eleştirildi
Görsel kaynağı: N1 Srbija · Özgün haber
Veri haberi

Sırbistan’da Gıda Güvenliği Denetimlerinde Yetki Dağılımı Eleştirildi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Sırbistan Yolsuzlukla Mücadele Konseyi, ülkedeki gıda güvenliği sistemine ilişkin raporunda denetimlerin, farklı bakanlıklar ve denetim kurumları arasındaki yetki paylaşımı nedeniyle zayıfladığını bildirdi. Tarım, Orman ve Su Yönetimi Bakanlığına bağlı veteriner, bitki sağlığı ve tarım denetimleri ile Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık denetimleri arasındaki görev sınırlarının örtüşmesi veya yeterince açık tanımlanmaması, sorumluluğun kurumlar arasında aktarılmasına ve üretim-ticaret zincirinin bazı aşamalarının yeterli denetim dışında kalmasına yol açıyor. Konsey, gıda üretimi ve ticaretiyle herhangi bir biçimde ilgilenen 100 binden fazla işletmeye kıyasla kontrol ve denetim sayısını yetersiz buldu. Bu gruba aile çiftlikleri, küçük üreticiler, mağazalar, fırınlar, restoranlar, sanayi tesisleri ve büyük ticaret zincirleri dahil ediliyor. Raporda bazı kurumlarda son iki yılda denetim sayısının arttığı belirtilse de, mevcut kısıtlamalar nedeniyle gıda güvenliğinin yeterince korunamadığı değerlendirmesi yapıldı. Konsey ayrıca kendisine iletilen verileri bağımsız biçimde doğrulayamadığını, Veteriner İdaresinin verilerinin ise genel ve eksik olduğunu aktardı. Batajnica’daki Ulusal Referans Laboratuvarları Müdürlüğünün açılmış olmasına rağmen tam kapasitesiyle ve bağımsız bir gıda güvenliği kurumu olarak öngörülen yasal rolüyle çalışmadığı belirtildi. Analiz süreçlerinde yetkili özel ve resmi laboratuvarlara büyük ölçüde başvuruluyor. Laboratuvarın 2022-2025 dönemindeki çalışmasının personel eksikliği, yavaş dijitalleşme ve karmaşık prosedürlerle sınırlandığı; bu durumun tüketicileri korumak için sonuçlara hızlı biçimde ulaşılmasını güçleştirdiği kaydedildi. Veteriner İdaresinde sistematize edilmiş 97 müfettiş kadrosunun doldurulmadığı da raporda yer aldı. Konsey, sosyal medya üzerinden kayıt dışı gıda satışlarının ve süt ürünleri, yumurta ile et gibi çabuk bozulan ürünlerin düzenlenmiş pazar yerleri dışında satışının denetim açısından sorun yarattığını belirtti. Tüm gıda işletmeleri için zorunlu olan HACCP özdenetim sistemi bakımından küçük üreticilere yeterli esneklik ve açık prosedür sağlanmadığı, bunun da bazı işletmeleri kayıt dışı alana ittiği ifade edildi. Başvuruların zamanaşımına uğradığı ve cezaların çoğu zaman kanuni asgari sınıra yakın kaldığı da rapordaki eleştiriler arasında bulunuyor. Konsey, tüm denetim hizmetlerini birleştirecek merkezi bir kurum kurulmasını, boş kadroların acilen doldurulmasını ve yüksek usulsüzlük riski taşıyan alanlarda personel sayısının artırılmasını önerdi. Batajnica’daki laboratuvarın toksin, pestisit ve ağır metal analizleri için tam kapasiteyle çalışması; denetim sonuçlarının kamuya açık hale getirilmesi ve gıdanın çiftlikten veya tarladan satış noktasına kadar QR kod ya da barkodla izlenebilmesi için ortak bir dijital platform kurulması da tavsiyeler arasında yer aldı.

Estonya’da Organik Yumurta Arzı Sürü Yenilemeleri Nedeniyle Daraldı
Görsel kaynağı: ERR News · Özgün haber
Veri haberi

Estonya’da Organik Yumurta Arzı Sürü Yenilemeleri Nedeniyle Daraldı

Estonya’daki büyük perakende zincirleri ve küçük mağazalarda organik yumurta arzı, üreticilerin tavuk sürülerini yenilemesi nedeniyle geçici olarak daraldı. Bazı mağazalarda ürünler öğle saatlerine kadar tükenebilirken perakendeciler, tüketicilere yumurta bulma ihtimalini artırmak için sabah erken saatlerde alışveriş yapmalarını öneriyor. Selver’in iletişim yöneticisi Mariann Järvela, Estonya’daki organik ve serbest gezen yumurta üreticilerinin sürü yenileme sürecinde olduğunu söyledi. Tedarikçilere göre yeni tavuklar yumurtlamaya başladı ve normal bulunabilirliğin aralık ayında yeniden sağlanması bekleniyor. Äntu Mõis yönetim kurulu üyesi Lauri Bobrovski ise sürü yenilemenin şirket üretiminde %80’lik düşüşe yol açtığını belirtti. Bobrovski, şirketin beş sürüsünden dördünün yenilenme aralığının bu yıl planlanandan daha kısa olduğunu ve yeni sürülerin, önceki sürüler satışa çıkarılmadan yumurtlamaya başlayamadığını aktardı. Üretimdeki düşüşün normalde yaz aylarında yaşandığını, bu yıl ise sonbaharın başına denk geldiğini söyleyen Bobrovski, zamanlamanın kıtlığı daha görünür hale getirmiş olabileceğini ifade etti. Äntu Mõis, Estonya’nın yerli organik yumurta pazarının yaklaşık %50’sini oluşturuyor. Bobrovski, arz durumunun yaklaşık bir ay içinde iyileşmeye başlamasını beklediklerini söyledi. Şirket ayrıca gelecekte yeni bir tavuk kümesi inşa ederek üretim kapasitesini artırmayı planlıyor. Organik yumurtaların raflara dönmesinin ardından fiyatların kasım ayında yükselmesi bekleniyor. Bobrovski bu artışın geçici kıtlıktan değil, yükselen girdi maliyetleri dahil daha geniş ekonomik gelişmelerden kaynaklanacağını belirtti. Rimi Estonia ise serbest gezen yumurtalarda stok ve satışların dengeli olduğunu, kampanya talebi nedeniyle bazı rafların geçici olarak boşalabildiğini bildirdi.

Paraguay Süt Üretiminde 1 Milyar Litre Eşiğini Aşmayı Bekliyor
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay Süt Üretiminde 1 Milyar Litre Eşiğini Aşmayı Bekliyor

Paraguay süt sektörü, bu yıl 1 milyar litrenin üzerinde üretim gerçekleştirmeyi ve %10 büyümeyi bekliyor. Beklentiyi, Paraguay Süt Sanayicileri Odası (Capainlac) Başkanı Erno Becker, La Nación’a verdiği röportajda açıkladı. Becker, sektörde iyi fiyatlar, piyasa istikrarı ve artan tüketim bulunduğunu; Paraguaylı üreticiye ödenen fiyatın bazı komşu ülkelerdeki seviyelerin üzerinde olduğunu söyledi. Üretimin yaklaşık %90’ı başlıca süt sanayileri üzerinden değerlendirilirken, kalan bölüm küçük işletmeler, peynirhaneler ve diğer pazarlama kanallarına gidiyor. Becker’e göre üretimin %84’ü, üreticilerin ve zincirin refahını gözeten büyük ve küçük kooperatifler aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu yapı, üretici çıkarları, sanayi gelişimi ve tüketici fiyatları arasında daha istikrarlı bir ilişki kurulmasına katkı sağlıyor. Sektörde yaklaşık 5.000 üretici bulunuyor; sanayi ve pazarlama faaliyetlerinde 15.000-16.000 kişi çalışıyor. Üretim tarafında günlük 8.000-10.000 litre ve daha fazla kapasiteye ulaşan tamamen robotik sağım çiftlikleri bulunurken, sanayide yeni nesil makineler kullanılıyor. Teknoloji yatırımlarıyla ambalajlama geliştiriliyor; yüksek proteinli yoğurtlar, probiyotik ve prebiyotik ürünler ile proteinle zenginleştirilmiş sütlerin yanı sıra kefir de yeni ürünler arasında yer alıyor. Paraguay süt ürünleri ihracatı altı veya yedi yıldır sürüyor ve ağırlıklı olarak fazla üretimin süt tozuna dönüştürülerek satılmasına dayanıyor. İlk pazarlar Orta Amerika ve Dominik Cumhuriyeti olurken, Orta Doğu’da Türkiye, Suriye ve Suudi Arabistan da hedefler arasında sayıldı. Son yıllarda Brezilya başlıca alıcı haline geldi. Ancak uluslararası süt fiyatları düşük olduğunda ihracatın her zaman kârlı olmadığı ve bazı dönemlerde yalnızca maliyetleri karşılayabildiği belirtildi. Becker, süt üretiminin her gün ve uzun vadeli planlamayla yürütülen zorlu bir faaliyet olduğunu söyledi. Üreticilerin sektörden çekilmesini önlemek için daha esnek kredi hatlarına, teknik desteğe, eğitime ve finansal araçlara ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Sektörün daha fazla üretim yapabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade eden Becker, büyümenin daha iyi ticari fırsatlarla, iç piyasa istikrarıyla ve daha elverişli ihracat pazarlarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Kamu-özel işbirliği kapsamında 2012’de kurulan Mesa Láctea; sanayicileri, üreticileri, dağıtıcıları, üniversiteleri, bakanlıkları ve kamu kurumlarını bir araya getiriyor. Asunción’daki merkezi laboratuvarda süt kalite parametreleri inceleniyor. Becker ayrıca sektörün, her gün bir milyondan fazla çocuğa bir bardak süt ulaştıran Hambre Cero programına entegre olduğunu ve hayvan sağlığı, iyi üretim uygulamaları, sanayi sertifikaları ile kalite standartları üzerinde çalışıldığını belirtti.

İspanya’da Sebze Fiyatları Bir Yılda %17,3 Arttı
Görsel kaynağı: ABC España · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Sebze Fiyatları Bir Yılda %17,3 Arttı

İspanya’da domatesin de dahil olduğu yetiştirilen sebzelerin fiyatı son ayda %18,5 arttı. Domates, salatalık, kabak, balkabağı, patlıcan ve biberi kapsayan gruptaki yükseliş, tüketicilerin alışveriş maliyetini artırdı; domatesle hazırlanan ev yapımı salmorejo da bu nedenle pahalandı. Artış yalnızca aylık dönemle sınırlı kalmadı. Yetiştirilen sebzelerin fiyatı geçen yıla göre %17,3 daha yüksek olurken, ülkede gıda enflasyonu eylülde %5’e yaklaştı.

Bitkisel Süt Satışları Gerilerken İnek Sütüne İlgi Dönüyor
Görsel kaynağı: Klix.ba · Özgün haber
Veri haberi

Bitkisel Süt Satışları Gerilerken İnek Sütüne İlgi Dönüyor

ABD’de bitkisel süt satış hacmi son bir yılda %5,4 azaldı. Circana verilerini aktaran The Economist’e göre, kategorinin en çok satan ürünü badem sütünde düşüş %7,9 oldu. Birleşik Krallık’ta hazirana kadar olan yılda satışlar %2,5 gerilerken Fransa, İtalya, Hollanda ve İspanya’da büyüme yavaşladı. Tüketicilerin bir bölümünün inek sütüne yönelmesinde fiyat ve sağlık algısı etkili oldu. The Economist, tüketicilerin inek sütünü hane bütçesi açısından daha uygun ve sağlık bakımından daha iyi gördüğünü aktardı. Dairy Foods’un paylaştığı Circana verilerine göre ABD’de bitkisel süt geliri 14 Haziran’a kadar olan yılda 2,4 milyar dolara indi; gelir önceki yıla göre %2 azalırken satılan paket sayısı %5 düşerek 574 milyona geriledi. Bitkisel süt üreticileri yeni tatlar ve ambalaj biçimleriyle talebi korumaya çalışıyor. Yulaf sütü üreticisi Oatly, patlamış mısır ve matcha gibi tatları ürünlerine ekledi. Kategorideki genel düşüşe rağmen şirketin Kuzey Amerika satışları %3,8, ABD mağazalarındaki satışları %10 arttı. Avrupa gelirleri %27 yükselirken Çin geliri %2 geriledi.

Ekonomist Chovanculiak: Nüfus Artışı Gıda Üretimini Destekleyebilir
Görsel kaynağı: Postoj · Özgün haber
Veri haberi

Ekonomist Chovanculiak: Nüfus Artışı Gıda Üretimini Destekleyebilir

Slovakya merkezli Postoj’un söyleşisinde INESS ekonomisti ve analisti Róbert Chovanculiak, nüfus artışı, çocuk sahibi olma, ekonomik büyüme, kaynak kullanımı ve çevre arasındaki ilişkiye dair değerlendirmelerde bulundu. Chovanculiak, insanların geçmişe göre daha iyi koşullarda yaşamasının ve ekonomik büyümenin yavaşlasa da sürmesinin, kötü gelecek beklentilerinden çok fırsat maliyetlerinin çocuk sahibi olma kararlarını etkilediğini savundu. Ekonomiste göre geçmişte ailelerin daha fazla çocuk sahibi olmasının başlıca nedenlerinden biri, çocukların hayatta kalma oranının düşük olması ve aile ekonomisine emekleriyle katkı sunmalarıydı. Üç yetişkin çocuğa ulaşmak için yaklaşık yedi çocuk sahibi olunması gerektiğini belirten Chovanculiak, çocukların yarısının 15 yaşına kadar öldüğünü söyledi. Günümüzde ise eğitim ve bakım gibi doğrudan giderlerin yanı sıra, çocukların bakımına ayrılan zaman nedeniyle vazgeçilen imkânların da kararları etkilediğini ifade etti. Chovanculiak, iklim değişikliğiyle mücadele için ekonomik büyümeden fedakârlık edilmesini öngören modellerin bir gerilemeye değil, daha düşük bir büyüme hızına işaret ettiğini belirtti. Daha fazla insan ve müşterinin, yüksek sabit maliyetli üretime yatırım yapılmasını kolaylaştırdığını; bu maliyetler daha geniş bir tüketici kitlesine yayıldığında birim maliyetlerin düşebildiğini savundu. Kentleşmeyle birlikte uzmanlaşmanın ve tekstil fabrikalarının ortaya çıkmasını bu görüşe örnek gösterdi. Söyleşide tarım ve gıda üretimine de değinen Chovanculiak, gelişen teknolojiler ve daha verimli tarım yöntemleri sayesinde daha fazla insanın daha az toprak, gübre ve su kullanılarak beslenebildiğini söyledi. Kaynakta dünya genelinde gıda üretimindeki artışın nüfus artışından hızlı olduğu belirtiliyor. Ekonomist ayrıca, gıdanın bulunmadığı ve insanların yoksul kaldığı yerlerde sorunun başkalarının zenginliği değil, kurumların ve ekonomik kuralların yetersizliği olduğunu savundu. Chovanculiak, Avrupa Birliği’nde 1990’lardan itibaren karbondioksit üretiminin %40 azalırken reel ekonominin %75 büyüdüğünü belirterek ekonomik büyümeyle karbon ayak izinin aynı anda azaltılabileceğini söyledi. Ek bir insanın yalnızca tüketici olmadığını, aynı zamanda emek ve yeni fikir kaynağı olduğunu savunan ekonomist, bu yüzyılda nüfusun zirveye ulaşmasının ardından gerilemesinin teknoloji ve bilimsel fikir üretimini azaltabileceğini öne sürdü. Kaynak kıtlaştığında fiyatların yükselmesinin ise tüketimi azaltma, tasarrufu artırma ve ikame arama mekanizmalarını harekete geçireceğini ifade etti.

Sırbistan’da Yemek Teslimatı Günlük Alışkanlığa Dönüşürken Maliyet Artıyor
Görsel kaynağı: Blic · Özgün haber
Veri haberi

Sırbistan’da Yemek Teslimatı Günlük Alışkanlığa Dönüşürken Maliyet Artıyor

Sırbistan’da yemek teslimatı, geçmişte uzun mesai, habersiz misafir veya evde yiyecek bulunmaması gibi olağanüstü durumlarda başvurulan bir seçenekken Belgrad’da günlük rutinin parçasına dönüştü. Teslimat uygulamalarından yalnızca yemek değil, tek bir kahve ve yakındaki fırından alınan ürünler de sipariş ediliyor. Bu değişim, tüketicilerin gıda harcamalarında görünmeyen bir maliyet kalemi oluşturuyor. Teslimat ücreti, hizmet bedeli ve kurye bahşişi eklendiğinde 800 dinarlık bir yemek için kasada 1.300-1.500 dinar ödenebiliyor. Kaynakta, bazı kişilerin bu ek ödemeler nedeniyle ayda 50.000 dinara kadar daha fazla harcama yaptığı aktarılıyor. Başka bir hesaplamada ise yemek bedeliyle teslimat dahil toplam tutar arasındaki farkın kişi başına aylık 30.000-50.000 dinarlık bir açığa dönüşebildiği belirtiliyor; bu iki rakamın aynı kullanıcı grubunu veya aynı ölçümü ifade ettiği söylenmiyor. Belgrad’daki Reddit tartışmasında farklı tüketim alışkanlıkları ortaya çıkıyor. Bazı kullanıcılar pazar alışverişi yapıp evde yemek hazırlayarak aylık 200-300 avro harcadığını belirtirken, bazıları kişi başına 600 avrodan başlayıp 1.000 avronun üzerine çıkan harcamalar bildirdi. İkinci gruptaki kullanıcılar, paranın önemli bölümünün yemek teslimatı uygulamalarına gittiğini ve işten sonra yemek hazırlamak istemedikleri için sipariş verdiklerini yazdı. Saurin Parik, teslimat uygulamalarının büyümesini yalnızca zaman yetersizliğiyle değil, insanların küçük fiziksel veya zihinsel çabalardan kaçınmasıyla açıklıyor. Guardian’a dayandırılan aktarımda ise kuryelerin her dakikayı ölçen algoritmik bir tempoda çalıştığı, bazılarının yağmur ve karda günde 10-12 saat araç kullandığı belirtiliyor. Teslimat hizmetlerinin maliyetini azaltma arayışının sahadaki emeği ağırlaştırdığı yönündeki bu değerlendirmelerin yanında, bazı kent sakinleri bütçelerini kontrol etmek için pazar ve market alışverişine dönerek haftalık yemek hazırlamaya başladı.

Birleşik Krallık’ta Sığır Eti Fiyatlarında 2027’de Belirgin Artış Beklenmiyor
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ta Sığır Eti Fiyatlarında 2027’de Belirgin Artış Beklenmiyor

Birleşik Krallık’ta sığır eti fiyatlarının 2027’de tüketici talebindeki durgunluk ve değişen ithalat eğilimleri nedeniyle belirgin artış göstermesi beklenmiyor. Agriculture and Horticulture Development Board’un (AHDB) görünüm raporu, küresel arzın sıkı olmasına karşın talep koşullarının fiyat artışlarını sınırlayabileceğini belirtiyor. Yılbaşından bugüne taze, dondurulmuş, işlenmiş sığır eti ve sakatat ithalatı 177.800 ton oldu; bu, 2025’in aynı dönemine göre %2,4 artış anlamına geliyor. İthalatın değeri 1,29 milyar sterline çıkarak yıllık %10,6 yükseldi. 2026 toplam ithalatında ise %3 artış bekleniyor.

Kuzey Makedonya’da Gıda Zincirlerinde Birleşme Fiyatları Düşürecek Mi?
Görsel kaynağı: Telma · Özgün haber
Veri haberi

Kuzey Makedonya’da Gıda Zincirlerinde Birleşme Fiyatları Düşürecek Mi?

Kuzey Makedonya’da gıda perakende zincirleri pazarı, marketlerin birleşmesi ve yabancı oyuncuların girişiyle yeniden yapılanıyor. Business Network verilerine göre geçen yıl en kârlı beş market zinciri yaklaşık 1 milyar avro ciro elde ederken toplam kârları 20 milyon avroya ulaştı. Uzmanlara göre bu dönüşüm ürün arzını artırıyor ve yerli üreticileri, büyük zincirlerin raflarına girebilmek için daha yüksek standartlar uygulamaya yöneltiyor. Perakende zincirleri geliştirme uzmanı Dejan Manev, yerli üretimin gerçekleştirilmesi ve pazara sunulmasında yüksek verimlilik oluşmasının tüketiciler açısından olumlu olabileceğini belirtiyor. Ancak market satın almalarının sürmesiyle rekabetin sıkışabileceği ve tüketicilerin seçeneklerinin azalabileceği uyarısında bulunuyor. Manev, piyasada düşük fiyatlarla çalışan baskın indirim marketleri bulunduğu için birleşmelerin ürünlerde büyük bir fiyat farkı yaratacağından emin olmadığını da söylüyor. Sendika sepeti hesabına göre aile harcamalarının üçte birinden fazlası gıda ve içeceğe ayrılıyor; kaynak bunun bir bölümünü enflasyona bağlıyor. Eylül ayındaki yıllık enflasyon %2,7 olarak verilirken et fiyatlarının %6,4, süt, süt ürünleri ve yumurta fiyatlarının %3,6, yağ ve katı yağ fiyatlarının ise %7,1 arttığı belirtiliyor. Bu artışların karşılaştırma dönemi kaynakta açıkça belirtilmiyor.

Ukrayna’nın AB Üyeliği Tarım Politikasında Büyük Tartışma Yaratıyor
Görsel kaynağı: AgroTV · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın AB Üyeliği Tarım Politikasında Büyük Tartışma Yaratıyor

Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne (AB) katılım süreci, ülkenin tarım sektörünün ölçeği nedeniyle Ortak Tarım Politikası (OTP), ortak bütçe ve Avrupa tarım piyasası açısından önemli bir tartışma yaratıyor. Ukrayna Haziran 2022’de aday ülke statüsü aldı, katılım müzakereleri Haziran 2024’te resmen başladı ve temel unsurlar başlığındaki ilk müzakere grubu Haziran 2026’da açıldı. Ancak üyelik için Avrupa kriterlerinin karşılanması, kurumsal ve ekonomik reformların yapılması, mevzuatın AB ile uyumlaştırılması ve kritik aşamalarda üye devletlerin onayı gerekiyor. Ukrayna, Arnavutluk ve Karadağ’dan farklı olarak geniş tarım alanlarına, güçlü bir bitkisel üretim tabanına ve tahıl ile yağlı tohumlarda yüksek ihracat kapasitesine sahip. Bu nedenle tam üyelik, OTP kapsamındaki sübvansiyonların dağıtımı, doğrudan ödemeler, kırsal kalkınma fonları ve sınırlı kaynaklara sahip ortak bütçenin dengesi üzerinde baskı oluşturabilir. Kaynakta, Ukrayna’nın mevcut üye ülkelerdeki çiftçilerle karşılaştırılabilir haklara sahip olması durumunda desteklerin nasıl korunacağı ve Avrupa bütçesine katkıların artıp artmayacağı sorularının öne çıkabileceği belirtiliyor. Piyasa etkisinin tüm kesimler için aynı olması beklenmiyor. Tahıl ve yağlı tohum üreticileri, özellikle taşımacılık maliyetlerinin düşük olduğu bölgelerde daha güçlü rekabetle karşılaşabilir. Buna karşılık işleyiciler, yem kullanan hayvancılık işletmeleri ve bazı tüketiciler daha erişilebilir hammaddelerden yararlanabilir. Bu etkiler kesinleşmiş sonuçlar değil, üyelik ve ticaret düzenlemelerinin nasıl şekilleneceğine bağlı olası senaryolar olarak aktarılıyor. AB, 2022’deki Rusya işgalinin ardından Ukrayna ihracatına uygulanan gümrük vergilerini geçici olarak askıya almış, dayanışma koridorlarıyla tahıl ve diğer malların üye ülkeler üzerinden taşınmasını sağlamıştı. Bu uygulama, sınır ülkelerinde altyapı, depolama ve fiyat baskısı tartışmalarını da beraberinde getirdi. AB, 2024’te bazı tarım ürünleri için koruma mekanizmaları ve tahıl ithalatı izleme sistemi kurdu; belirli ithalat eşiklerinin aşılması bazı ürünlerde vergilerin ve tarife kotalarının yeniden uygulanmasına yol açtı. Revize AB-Ukrayna ticaret anlaşması 29 Ekim 2025’te yürürlüğe girerek ek serbestleşme, korunma hükümleri ve Avrupa üretim standartlarına kademeli uyum taahhütleri getirdi. Romanya açısından konu, Ukrayna malları için transit ülkesi olmasının yanında bölgesel ve uluslararası pazarlarda rekabet eden bir tarım üreticisi olması nedeniyle daha hassas. Kaynak, öngörülebilir kurallar, etkili kontroller, transit altyapısı ve çiftçileri orantısız piyasa bozulmalarından koruyacak mekanizmalar gerektiğini belirtiyor. Ukrayna’nın ihracat altyapısı ise savaş nedeniyle baskı altında. Reuters’ın 19 Şubat 2026 tarihli aktarımına göre Odesa bölgesindeki liman saldırıları Aralık 2025’te 13 sivil gemiye zarar verdi ve limanların ihracat kapasitesini %30’a kadar düşürdü.

Almanya’da Zayıf Patates Hasadı Fiyatları Yükseltti
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Almanya’da Zayıf Patates Hasadı Fiyatları Yükseltti

Almanya’da patates tüketici fiyatları eylülde geçen yılın aynı ayına göre ortalama %12 arttı. Almanya Federal İstatistik Ofisi’nin açıkladığı bu artış, %3,3 olan genel enflasyonun belirgin biçimde üzerinde gerçekleşti. Veriler, TASR tarafından DPA haberine dayandırıldı. 2026 yılına ilişkin ön veriler, patates hasadının 10,4 milyon tonla yaklaşık dörtte bir azalacağına işaret ediyor. 2025’te hasat 13,9 milyon ton olmuştu. Düşüşte ekim alanının %11,1 daralması ve patatesleri küçülten kuraklık etkili oldu; hektar başına verim normalde 46 tonken ortalama 38,9 tonda kaldı. Sınırlı arzın etkisiyle üreticilerin aldığı fiyatlar ağustosta %61,5 arttı.

Mısır’da Tavuk Fiyatları 3 Mısır Lirası Arttı
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Tavuk Fiyatları 3 Mısır Lirası Arttı

Mısır’da tavuk fiyatları 18 Ekim 2026’da yaklaşık 3 Mısır lirası arttı. Bu yükseliş, önceki haftanın sonunda yaşanan yaklaşık 10 liralık düşüşün ardından geldi. Fiyatlar ay başından bu yana önce toplam 26 lira yükseldi, ardından 10 lira geriledi ve son olarak yeniden 3 lira arttı. Piyasalarda tavuk fiyatı 75 liranın üzerine çıkarak 76 liraya yaklaşırken, çiftlik fiyatı 83 liraya ulaştıktan sonra 76 lira olarak kaydedildi. Tüketiciye ulaşan fiyat bir bölümde 83-85 lira aralığında verilirken, ayrıntılı fiyat listesinde beyaz tavuğun çiftlik fiyatı 76, tüketici fiyatı ise kilogram başına 86-90 lira olarak aktarıldı. Anaç tavuk 75 lira çiftlik ve 80-85 lira piyasa fiyatıyla, sasso tavuk ise 103 lira çiftlik ve 113-115 lira piyasa fiyatıyla listelendi. Gize Ticaret Odası Tavukçuluk Şubesi Başkanı Sameh el-Seyyid, tavuk ve yumurta fiyatlarının önümüzdeki dönemde daha da artabileceğini belirtti. El-Seyyid, üreticinin piyasada kalabilmesi ve zarar nedeniyle sektörden çekilmemesi için uygun bir kâr marjına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Fiyat hareketinde piyasadaki arz, üretim maliyetleri ve talep düzeyinin etkili olduğu belirtildi. Tarım Bakanlığı Hayvancılık ve Kanatlı Üretimi Geliştirme Sektörü Başkanı Tarek Süleyman ise Mısır’da kanatlı üretiminde büyük bolluk bulunduğunu ve bunun yaklaşık 35 ülkeye ihracatı mümkün kıldığını açıkladı. Sektörün yaklaşık 3,5 milyon kişiye istihdam sağladığı ve en az 200 milyar Mısır lirası yatırımı kapsadığı belirtildi. Toplam kanatlı üretimi yaklaşık 1,6 milyar kuşa, sofralık yumurta üretimi 16 milyar adede ulaştı; yumurta üretiminde %14 büyüme kaydedildi.

Paraguay Süt Üretiminde 1 Milyar Litre Eşiğini Aşmayı Bekliyor
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay Süt Üretiminde 1 Milyar Litre Eşiğini Aşmayı Bekliyor

Paraguay süt sektörü, bu yıl 1 milyar litrenin üzerinde üretim gerçekleştirmeyi ve %10 büyümeyi bekliyor. Beklentiyi, Paraguay Süt Sanayicileri Odası (Capainlac) Başkanı Erno Becker, La Nación/Nación Media’nın Hacedores LN programına verdiği röportajda açıkladı. Becker, sektörde iyi fiyatlar, istikrarlı bir piyasa ve artan tüketim bulunduğunu; Paraguaylı üreticiye ödenen fiyatın bazı komşu ülkelerdeki seviyelerin üzerinde olduğunu söyledi. Üretimin yaklaşık %90’ı başlıca süt sanayileri üzerinden değerlendirilirken, kalan bölüm küçük işletmeler, peynir imalathaneleri ve diğer pazarlama kanallarına gidiyor. Becker, üretimin %84’ünün büyük ve küçük kooperatifler aracılığıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Bu yapının üretici, sanayi ve tüketici fiyatları arasındaki dengeyi desteklediğini ve üreticilerin sütlerini satabilecekleri bir sanayi kuruluşuna erişimini kolaylaştırdığını ifade etti. Sektörde günlük 8.000 ila 10.000 litre ve daha fazla kapasiteye sahip tamamen robotize süt işletmeleri bulunuyor. Sanayide yeni nesil makineler, gelişmiş ambalaj teknolojileri ve protein oranı artırılmış yoğurtlar, probiyotik ve prebiyotik ürünler ile proteinle zenginleştirilmiş sütler geliştiriliyor. Becker, kefirin de yeni ürünler arasında yer aldığını ve sektörün katma değer yaratmayı sürdürdüğünü söyledi. Süt zincirinde yaklaşık 5.000 üretici ile sanayi ve pazarlama alanlarında 15.000 ila 16.000 çalışan bulunuyor. Becker ayrıca, Hambre Cero programı kapsamında her gün bir milyondan fazla çocuğa bir bardak süt verildiğini belirtti. Kamu-özel işbirliğinin bir parçası olan ve 2012’de kurulan Mesa Láctea; sanayicileri, üreticileri, dağıtıcıları, üniversiteleri, bakanlıkları ve diğer kamu kurumlarını bir araya getiriyor. Asunción’daki merkezi laboratuvarda süt kalite parametreleri analiz ediliyor. Paraguay’ın süt ihracatı altı ya da yedi yıldır çoğunlukla üretim fazlasının süt tozuna dönüştürülmesiyle yapılıyor. İlk pazarlar arasında Orta Amerika, Dominik Cumhuriyeti ve Orta Doğu’daki bazı ülkeler, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu destinasyonlar yer aldı. Son yıllarda Brezilya ülkenin başlıca alıcısı haline geldi. Bununla birlikte Becker, üretim fazlasını ihraç etmenin her zaman en iyi ticari seçenek olmadığını, uluslararası süt fiyatlarının zaman zaman yalnızca maliyetleri karşılayabildiğini söyledi. Becker’e göre süt üretimi her gün emek gerektiriyor ve bu durum bazı üreticilerin sektörden ayrılmasına yol açabiliyor. Daha esnek kredi hatlarına, teknik desteğe, eğitime ve finansal araçlara ihtiyaç duyulduğunu belirten Becker, sektörün daha fazla üretim potansiyeline sahip olduğunu ancak büyümenin daha iyi ticari fırsatlar, istikrarlı iç piyasa ve daha elverişli ihracat pazarlarıyla birlikte ilerlemesi gerektiğini ifade etti.

Maldivler Kişi Başına Gıda İsrafında İlk Sırada
Görsel kaynağı: Adevărul · Özgün haber
Veri haberi

Maldivler Kişi Başına Gıda İsrafında İlk Sırada

Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre Maldivler, kişi başına yıllık yaklaşık 260 kilogram gıda israfıyla dünya sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Al Jazeera’nın Dünya Gıda Günü dolayısıyla yayımladığı analizde aktarılan bu miktar, kişi başına yıllık yaklaşık 132 kilogram olan küresel ortalamanın neredeyse iki katına karşılık geliyor. Maldivler’deki verinin ölçüm yılı ise kaynakta belirtilmiyor. Dünya genelinde her yıl bir milyar tondan fazla gıda israf ediliyor. Mağazalar, restoranlar ve haneler aşamasında tüketicilere sunulan gıdanın neredeyse beşte biri çöpe gidiyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) göre bu aşamadaki israf, 2022’de yaklaşık 1,05 milyar tona ulaştı. Söz konusu miktarın %60’ından haneler, %28’inden restoranlar ve diğer yeme-içme hizmetleri, %12’sinden mağazalar sorumlu oldu. Gıda kaybı ve israfı, tedarik zincirinin hasattan tüketime kadar tüm aşamalarında görülüyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre dünya genelinde üretilen gıdanın yaklaşık %13’ü, mağazalara ulaşmadan önce hasat sonrasında kayboluyor. Depolama, taşıma ve işleme sırasında yaşanan kayıplarda özellikle meyve ve sebzeler öne çıkıyor. FAO, mağazalara ulaşmadan kaybolan gıdaların yıllık değerinin 400 milyar doların üzerinde olduğunu belirtiyor. Ülkeler arasında belirgin farklar bulunuyor. UNEP, sıcaklığın daha yüksek olduğu ülkelerde hane kaynaklı gıda israfının daha yüksek olma eğiliminde olduğunu; taze ürün tüketiminin fazla olması ve soğutma olanaklarına erişimin daha sınırlı kalmasının olası açıklamalar arasında yer aldığını aktarıyor. Maldivler’in ardından Suriye, Dominik Cumhuriyeti, Seyşeller, Meksika ve Tunus geliyor. Bu ülkelerin her birinde kişi başına yıllık gıda israfı 210 kilogramı aşarken, İspanya’da miktar yaklaşık 39 kilogram veya daha az olarak tahmin ediliyor. Gıda israfı, küresel açlıkla ilgili verilerle aynı bağlamda değerlendiriliyor. BM’nin gıda güvenliği ve beslenme raporuna göre 2025’te yaklaşık 645 milyon kişi, dünya nüfusunun %7,8’i, açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu oran 2024’teki %8,1’in ve 2022’deki %8,6’nın altında olsa da açlıktan etkilenen kişi sayısı 2019’dan yaklaşık 61 milyon daha yüksek kaldı. İsrafı azaltmak için alışveriş öncesinde evdeki gıdaların kontrol edilmesi, haftalık menü ve alışveriş listesi hazırlanması öneriliyor. Ayrıca “son tüketim tarihi” ile ürünün en iyi kalitesini koruduğu dönemi belirten “tavsiye edilen tüketim tarihi” ifadelerinin farklı anlam taşıdığı belirtiliyor.

Paraguay’da Sığır Kesimindeki Düşüş Et Fiyatlarını Etkileyebilir
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay’da Sığır Kesimindeki Düşüş Et Fiyatlarını Etkileyebilir

Paraguay’da yerel sığır kesimindeki gerilemenin tüketiciye yönelik et fiyatlarını etkileyebileceği belirtildi. Paraguaylı Et Üreticileri ve İhracatçıları Birliği (Apepc) Genel Müdürü Claudia Bogado, düşüşün yalnızca bu yıla özgü olmadığını ve önceki yıllardaki koşulların sonucu olduğunu söyledi. Paraguay Merkez Bankası’nın (BCP) son raporuna göre 2026’da sığır kesimi yaklaşık 370.000 baş azaldı; bunun 277.000 başı inek ve düveler dahil dişi hayvan kesimindeki düşüşten oluştu. Bogado, gerilemenin uzun süreli kuraklıklar ile ihracat fiyatları dahil üreticiye yeterli gelir sağlamayan fiyatlardan kaynaklandığını aktardı. Kârlılık eksikliği nedeniyle birçok üreticinin hayvancılıktan çekildiğini belirten Bogado, sektörün bu durumla ilgili yetkilileri ve sağlık hizmetini üç yıldan uzun süredir uyardığını söyledi. BCP raporunda hayvancılık sektörünün büyüme tahmininin de aşağı yönlü revize edildiği kaydedildi. Sektördeki iyileşme beklentisi, üreticilerin dişi hayvanları sürüde tutarak daha fazla buzağı üretmek istemesine yol açıyor. Bogado, uluslararası ve ulusal fiyatların üretici açısından iyi olduğunu, ancak dolar kurundaki değişimin sektör için ek baskı oluşturduğunu ifade etti. Dişi hayvanların elde tutulmasının mevcut kesimi azaltabileceği, ancak sürünün yeniden güçlenmesiyle orta ve uzun vadede üretim kapasitesini artırabileceği belirtildi. Bogado ayrıca yıl sonuna doğru dünya ve iç pazarda et talebinin artmasının beklendiğini söyledi. Küresel ölçekte bir kıtlık döngüsü yaşandığını ve Paraguay’ın bu ortamda fırsata sahip olduğunu belirten Bogado, mevcut sığır varlığının bu fırsatı karşılayacak düzeyde olmadığını kaydetti. Üreticilerin faaliyete devam edebilmesi için uygun koşullara ihtiyaç duyulduğunu da vurguladı.

Suriye’de Sebze Fiyatları Sezon Sonuyla Yükseldi
Görsel kaynağı: Al-Watan Syria · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de Sebze Fiyatları Sezon Sonuyla Yükseldi

Suriye’de çoğu sebzenin fiyatı, yaz üretim sezonunun sona yaklaşması ve bazı ürünlerde üretimin gerilemesiyle yükseldi. Şam Sebze ve Meyve Tüccarları ve İhracatçıları Komitesi Başkanı Usame Kızıl, artışta hava koşulları, sulama suyu yetersizliği ve ithalat güçlüklerinin de etkili olduğunu belirtti. Hava sıcaklıklarının düşmesi, özellikle domates olmak üzere bazı ürünlerin olgunlaşmasını geciktirdi. Patates başta olmak üzere bazı ürünlerde üretim, mevcut sezonda yeterli sulama suyu bulunmaması nedeniyle geriledi. Kızıl, komşu ülkelerdeki yüksek fiyatların ve Mısır dahil bazı ülkelerin iç piyasadaki fiyat istikrarını korumak amacıyla ihracata kısıtlama getirmesinin ithalatı zorlaştırdığını söyledi. Kışlık hazırlık döneminde patlıcan ve biber fiyatları da geçen yıla göre arttı. Üretimdeki gerilemenin bu yükselişte etkili olduğu belirtilirken, yüksek fiyatlar söz konusu ürünlere yönelik talebi önceki sezonlara kıyasla düşürdü ve özellikle düşük gelirli tüketicilerin alışılmış miktarlarda alım yapmasını zorlaştırdı. Kızıl, sebze ve meyve ihracatının yerel fiyatlar üzerinde kayda değer etkisi bulunmadığını, Körfez ülkelerine günlük ortalama yaklaşık 10 frigorifik kamyon gönderildiğini ifade etti.

Kenya’da Kuraklık Taze Süt Arzını Daralttı
Görsel kaynağı: Sunday World · Özgün haber
Veri haberi

Kenya’da Kuraklık Taze Süt Arzını Daralttı

El Niño iklim örüntüsüyle bağlantılı uzun süreli kurak koşullar, Kenya’da taze süt arzını aksattı. Başkent Nairobi’de tüketiciler son haftalarda aralıklı kıtlıklarla karşılaşırken, süpermarketler artan talep karşısında düzenli teslimatları sürdürmekte zorlandı. Bazı popüler markalar raflarda hızla tükenirken, sabah gelen süt sevkiyatlarının da birkaç saat içinde satıldığı bildirildi. Kıtlık, perakende fiyatlarını yükselterek yaşam maliyeti baskısı altındaki hanelerin bütçelerini daha da zorladı. Kenya Dairy Board verilerine göre resmi sektördeki işlemeciler temmuzda en az 81 milyon litre çiğ süt topladı; bu, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %5,8 düşüş anlamına geliyor. Bir süt çiftliği yöneticisi de üretimde %3,7 gerileme yaşandığını belirtti. Çiftlik teknik sorumlusu Nora Makena, hayvan yemi giderlerinin üretim maliyetlerinin yaklaşık %70’ine çıktığını, geçen yıl bu oranın %55 olduğunu söyledi. Bazı çiftçiler yem miktarını azaltırken süt verimi ve sığırların fiziksel durumu olumsuz etkilendi. Tarım yetkilileri, yağışlı El Niño dönemi öncesindeki kurak koşulların otlakların azalmasına ve işlemecilere yapılan süt teslimatlarının düşmesine katkıda bulunduğunu belirtiyor. Kenya Meteoroloji Dairesi, ekim-aralık döneminde ülkenin yaklaşık %80’inde ortalamanın üzerinde yağış bekliyor. Yağışların otlakları ve yem bulunabilirliğini iyileştirmesi beklenirken, uzmanlar çiftçilerin yem stoklarını yeniden oluşturması ve hayvan verimliliğini artırması gerektiği için toparlanmanın hemen gerçekleşmeyeceği uyarısında bulunuyor. Kenya hükümeti sektörü istikrara kavuşturmak amacıyla yem dağıtımı, piyasa denetiminin güçlendirilmesi ve süt kayıplarını azaltacak soğuk zincir altyapısının geliştirilmesi üzerinde çalışıyor. Yetkililer ayrıca sığır yetiştiriciliğine bağımlılığı azaltmak için deve, keçi ve manda sütü gibi alternatif süt kaynaklarını teşvik etmeyi planlıyor.

Şili’de Yumurta Sektörü Kafessiz Üretime Geçiş Baskısıyla Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Yumurta Sektörü Kafessiz Üretime Geçiş Baskısıyla Karşı Karşıya

Sinergia Animal, yumurta sektöründe kafessiz üretime geçişin artık yalnızca hayvan refahıyla sınırlı bir konu olmadığını, şirketlerin rekabet gücü, itibarı ve daha sıkı pazarlara erişimi açısından da sonuçlar doğurduğunu bildirdi. Kuruluşun 9 Ekim’de Bogotá’da sunduğu “Kafessiz Yumurtalar: Daha İyi İş Modellerine Küresel Geçiş” başlıklı rapor, farklı ülkelerden şirket, akademi, kamu ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı bir buluşmada ele alındı. Rapora göre dönüşüm, tüketici beklentileri, büyük şirketlerin tedarik taahhütleri ve hayvan refahının yatırım kararlarında daha fazla dikkate alınmasıyla hızlanıyor. Belgede, uygulamalarını uyarlamayan şirketlerin itibar kaybı ve daha yüksek standartlar uygulayan pazarlara erişimde zorluk yaşayabileceği belirtiliyor. Buna karşılık kafessiz sistemlere yönelmek, şirketler için ticari farklılaşma fırsatı yaratabilir. Ancak rapor, geçişin üreticiler açısından yatırım yapılmasını ve teknik uyarlama gerçekleştirilmesini gerektirdiğini de vurguluyor. Bu nedenle değişim, yalnızca kurumsal taahhüt açıklanmasıyla değil, üretim sistemlerinin ve işletme uygulamalarının dönüştürülmesiyle bağlantılı görülüyor. Şili’de kafesli üretimin ağırlığı sürüyor. Instituto Nacional de Estadísticas verilerine göre 2026’nın ilk yarısında ülkede üretilen yumurtaların %96’sı konvansiyonel veya kafes sistemlerinden geldi; bu miktar 2 milyardan fazla yumurtaya karşılık geliyor. Yerde, aviary ya da serbest dolaşan tavuk sistemlerinden elde edilen yumurtaların payı ise %4’te kaldı. Raporda, ülkedeki üretim yapısıyla şirketlerin kafessiz tedarik hedefleri arasındaki farkın sektör için önemli bir dönüşüm alanı oluşturduğu kaydediliyor. Tüketici tarafında ise 14 ülkeyi kapsayan ve Şili’nin de dahil olduğu bir araştırma, katılımcıların çoğunun kafese konulan tavukların acı çekmesini önlemeyi öncelikli gördüğünü ortaya koyuyor. Katılımcılar kafessiz veya açık alan sistemlerinden elde edilen yumurtaları tercih ettiklerini belirtirken, etiketlerdeki bilgilerin yeterince açık olmaması bu tercihin satın alma kararına dönüşmesini zorlaştırabiliyor. Böylece üretim biçiminin tüketiciye anlaşılır biçimde aktarılması, ticari geçişin koşullarından biri olarak öne çıkıyor. Şili’de bazı şirketler bu yönde adım atmış durumda. Sinergia Animal’in 2025 Cage-Free Tracker ekine göre IKEA’nın restoranları, La Clementina, Melting Cook, Savia Mercado Justo ve Vapiano değerlendirilen kapsam içinde geçişini tamamlayan şirketler arasında yer alıyor. Cencosud ise Jumbo ve Spid’de 2028’e kadar yalnızca kafessiz taze yumurta satmayı hedefliyor. Rapor ayrıca, kafeslerin tavukların yürüme, kanatlarını açma ve yuva yapma gibi doğal davranışlarını kısıtladığına ilişkin bilimsel bulguları aktarıyor.

Birleşik Krallık Sığır Eti Piyasasında 2026 İçin Sıkı Arz ve Yüksek Fiyat Beklentisi
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık Sığır Eti Piyasasında 2026 İçin Sıkı Arz ve Yüksek Fiyat Beklentisi

Birleşik Krallık’ta sığır eti arzının 2026’da sıkı kalması ve fiyatları desteklemesi bekleniyor. Agriculture and Horticulture Development Board (AHDB), ülkenin sığır eti üretiminin 2026’da 904.000 tona ulaşacağını öngördü. Üretimin, artan karkas ağırlıklarının daha düşük kesim sayılarını dengelemesiyle 2025’e göre %1 yükselmesi bekleniyor. Üretici güveni, iç politika belirsizliği, aşırı hava olayları ve süregelen kârlılık sorunları nedeniyle kırılgan kalıyor. AHDB’ye göre zayıf tüketici talebi ve değişen ithalat bileşimi, sıkı arzın fiyatları desteklemesine rağmen belirgin fiyat artışını sınırlayabilir.

Sırbistan’da Meyve Ürünleri İçin Yeni Kalite Kuralları 2028’de Uygulanacak
Görsel kaynağı: Večernje novosti · Özgün haber
Veri haberi

Sırbistan’da Meyve Ürünleri İçin Yeni Kalite Kuralları 2028’de Uygulanacak

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Sırbistan Tarım Bakanı Dragan Glamočić, Dünya Gıda Günü dolayısıyla ülkenin önemli tarım potansiyeline sahip olduğunu, bu potansiyelin iklim değişikliği ve dünya piyasalarındaki istikrarsızlık koşullarında korunup geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Glamočić, yerli tarımın korunmasını, üreticilerin desteklenmesini ve vatandaşların güvenli, kaliteli gıdaya erişmesini savundu. Bakan, güvenli gıda üretiminin çiftçilerin emeği, bilgisi ve çalışmasına bağlı olduğunu belirterek tarım işletmelerinin gelişebileceği ve üreticilerin emekleriyle geçinebileceği koşulların oluşturulması gerektiğini ifade etti. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Dünya Gıda Günü için belirlediği “Bugün inovasyonla yarını besliyoruz” sloganı da bilgi, inovasyon ve çağdaş teknolojilerin önemine işaret ediyor. Bakanlığın açıklamasına göre gıda kalite standartlarını geliştirmek ve tüketicilerin yanıltılmasını önlemek amacıyla yeni düzenlemeler yapıldı. Meyve suları ve benzeri ürünlerde bileşim, üretim ve etiketleme kuralları ayrıntılandırılırken düşük şekerli meyve suyu kategorileri oluşturuldu ve bazı nektarlarda şeker ile bal ilavesine sınırlar getirildi. Reçel, jöle, marmelat ve pekmezde asgari meyve oranları artırıldı. Yeni kurallar 1 Ocak 2028’de uygulanmaya başlayacak.