ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

477 haber · Sayfa 6

Küresel Süt Ürünleri Fiyat Endeksi %2,5 Arttı
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Süt Ürünleri Fiyat Endeksi %2,5 Arttı

Global Dairy Trade’nin 20 Ekim’deki açık artırmasında fiyat endeksi %2,5 yükselerek şubattan bu yana en büyük artışı kaydetti. Bu, fiyatların üst üste ikinci açık artırmada yükselmesi anlamına gelirken, hareketi özellikle süt tozu ürünleri yönlendirdi. Tam yağlı süt tozu %4,4 artışla ton başına yaklaşık 37.148 krona, yağsız süt tozu ise %3,4 artışla yaklaşık 39.273 krona çıktı. Tereyağı fiyatı ise üst üste dokuzuncu açık artırmada gerileyerek %0,4 düştü ve ton başına yaklaşık 46.644 kron oldu. AB, ABD ve Yeni Zelanda gibi büyük ihracatçılarda süt üretimi artışının yavaşlaması fiyatları destekleyen unsurlar arasında gösterildi. Yeni Zelanda ve Avustralya’da El Niño kaynaklı kuraklık riski, aralık ayından itibaren üretimi sınırlayabilir. Agrocura, arzın daralması ve süt tozu talebinin güçlü kalması halinde fiyatların daha fazla destek bulabileceğini belirtti.

Avustralya’da Yağış Sonrası Kısa Vadeli Sığır Ticareti İçin Yakıt Maliyeti Uyarısı
Görsel kaynağı: Beef Central · Özgün haber
Veri haberi

Avustralya’da Yağış Sonrası Kısa Vadeli Sığır Ticareti İçin Yakıt Maliyeti Uyarısı

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Avustralyalı piyasa yorumcusu Chris Howie, ülkenin farklı bölgelerinde etkili olan yağışların yem gelişimini, tahıl görünümünü ve sığır arzını değiştirdiğini belirterek kısa vadeli ticaret fırsatlarının yakıt maliyetleri ve yüksek mağaza sığırı fiyatlarıyla sınırlanabileceğini yazdı. Howie’ye göre güneydeki yağışlar üreticilerin hayvanları daha uzun süre besleyip kesim ağırlığına ulaştırmasını teşvik ederken, kuzeyde yağış beklentisi arzı hızla daralttı ve fiyatları yukarı çekti. Güney Avustralya ve Victoria’da eylül sonundaki yağışlar yem gelişimine ve tahıl verimine ek süre kazandırdı. Kaynağa göre yağış miktarı Aşağı Kuzey Güney Avustralya ve Wagga çevresindeki 15 milimetreden Tallangatta’daki 87 milimetreye kadar geniş bir alana yayıldı. Howie, mevcut yem koşullarını ve ürünleri güçlü olarak değerlendirirken, yüksek yakıt maliyetleri ile yüksek seyreden mağaza sığırı piyasasının kısa vadeli alım-satımı zorlaştırdığını ifade etti. Bununla birlikte Omeo’dan kuzey Gippsland’a uzanan daha kuru alanların izlenmeye değer olduğunu söyledi. Kuzeyde yağış beklentisi, özellikle Orta ve Uzak Kuzey Queensland’de arzın hızla kısalmasına ve bazı bölgelerde yolların kapanmasına neden oldu. Kaynakta, genç sığırların fiyatının birkaç saat içinde kilogram başına 30 ila 50 Avustralya senti arttığı, işlemci ve besi işletmelerinin fiyat tablolarını yükselttiği aktarılıyor. Kuzey Yeni Güney Galler’de Grafton çevresinde iki hafta önce alınan 30 milimetrelik yağışın ardından bir mağaza sığırı satışındaki hayvan sayısı 1.500’den 500’e geriledi ve fiyatlar hızla iyileşti. Güneyde birçok üretici, güçlü mera ve yem koşulları nedeniyle sığırları daha uzun süre tutarak kesim ağırlığını hedefliyor. Howie, teslimat öncesinde fiyatı netleştirilmeden kesim kapasitesi ayırtılmasının, fiyatların gerilemesi durumunda üreticiyi zor durumda bırakabileceği uyarısında bulundu. Wagga satışında en iyi ineklerin 4 Avustralya dolarının düşük seviyelerinde işlem gördüğünü, 400 kilogramın üzerindeki besilik Siyah Alaca kırması sığırlarda fiyatın kilogram başına 5,43 Avustralya dolarına, en iyi partide 5,54 dolara ulaştığını aktardı. Yorumda kuzu piyasasında da arzın sıkılaştığı belirtiliyor. Güneyde devam eden yağış, güçlü besi yemi ve iki yıllık kuraklığın kuzu sayısını azaltması, üreticilerin normalde mağaza hayvanı olarak satılacak kuzuları doğrudan kesime göndermesine yol açıyor. Howie ayrıca, yaklaşan buzağı satışları öncesinde hayvan sağlığı protokolleri, soy kütüğü bilgileri ve program uygunluğunun alıcı rekabeti açısından önem taşıdığını vurguladı.

Mısır ve Ayçiçeği Satışında Kalite ve Koşullar Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Mısır ve Ayçiçeği Satışında Kalite ve Koşullar Öne Çıkıyor

Kıt arzın alım fiyatlarını yükseltebilmesine karşın, son derece düşük verim ortalamalarının üreticilerin gelir kaybını her zaman telafi etmeyebileceği belirtildi. Magyar Mezőgazdaság’ın MMG Direkt yayınında IKR Agrár’ın ürün ticareti direktörü Csuka János, üreticilerin piyasa koşullarını değerlendirmesi ve aşırı hava şartlarına uyum sağlaması gereken başlıkları ele aldı. Mısır piyasasında miktarın yanı sıra kalite de belirleyici oluyor. Aflatoksinle bulaşmış ürünün satışı dikkatli değerlendirme ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Avrupa Birliği sınır değerini aşan toksin içeren mısır yem ve gıda amacıyla kullanılamazken, bazı işleme tesisleri bu ürünü biyokütle olarak, örneğin etanol üretiminde değerlendirebiliyor. Ayçiçeği satışında yağ oranı, nem ve karışım oranı hesaplaşmayı etkileyebiliyor. Kalite primiyle satış ile all-in fiyatlandırma arasındaki farkın bilinmesi, üreticilerin kendileri için uygun seçeneği belirlemesine yardımcı olabilir. Teslimat zamanı, depolama ücreti, finansman maliyetleri ve hesaplaşma koşulları da nihai sonucu değiştirdiği için tekliflerin aynı şartlarla karşılaştırılması gerekiyor. Hassas tarım, dijitalleşme, danışmanlık ve hedefli uygulamalar da değişen üretim koşullarında önem kazanıyor.

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı

Stellenbosch Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Bölümü'nden Prof. Abel Esterhuyse, Güney Afrika'nın Western Cape bölgesindeki Kleinmond yakınlarında düzenlenen Dünya Dohne Merinosu Konferansı'nda küresel tarımın karşı karşıya olduğu riskleri anlattı. Güney Afrikalı üreticilerin güvensizlik, yetersiz altyapı ve bozulan kamu hizmetleriyle çevrili koşullarda işletmelerini çalışır durumda tutmayı öğrendiğini belirten Esterhuyse, benzer baskıların başka ülkelerdeki çiftçileri de etkileyebileceğini söyledi. Esterhuyse, Prof. David Betz'e atfettiği “dünyanın Güney Afrikalaşması” kavramıyla, işleyen özel alanların bozulan kamu altyapısıyla yan yana var olduğu daha parçalı bir ekonomik ve toplumsal yapıya işaret etti. Sunumunda toplumsal parçalanmanın yanı sıra demografik değişim, jeopolitik istikrarsızlık, çevresel baskılar ve teknolojik dönüşümü tarımı yeniden şekillendiren diğer güçler olarak sıraladı. Bu koşulların üreticileri yalnızca işletmelerindeki sorunlarla değil, daha geniş ekonomik ve güvenlik gelişmeleriyle de karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti. Demografik eğilimler kapsamında Avrupa Birliği (AB) ve Çin'i örnek gösteren Esterhuyse, AB'nin dünya nüfusundaki payının %5,5 olmasına karşın küresel sosyal refah harcamalarının %58'ini ve savunma harcamalarının %16'sını oluşturduğunu aktardı. AB'de ortanca yaşın 44,7 olduğunu ve 2100'de 49,6'ya çıkmasının beklendiğini belirterek, yaşlanan nüfus ile daha az sayıdaki genç çalışanın mevcut refah modelinin sürdürülebilirliği üzerinde baskı yaratabileceğini söyledi. Çin'de nüfusun yaşlanması, değişen tüketim tercihleri ve azalan genç iş gücü nedeniyle üretimi sürdürmek için yapay zekâ ve insan emeğinin yerine geçebilecek teknolojilere yönelimin arttığını dile getirdi. Afrika'nın bu yüzyılda küresel nüfus artışının büyük bölümünü oluşturacağını ve gelecekte dünya gıda talebini yönlendireceğini belirten Esterhuyse, kıtanın mevcut tarımsal üretiminin küresel toplamın yaklaşık %8 ila %10'u düzeyinde olduğunu söyledi. Hızlı kentleşmenin üretim ile büyüyen şehir pazarları arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi gerektireceğini, ancak nüfus artışının otomatik olarak daha yüksek satın alma gücü anlamına gelmediğini kaydetti. Güvenlik harcamalarının düşük olmasının da kıtanın üretim ve gıda tedarik potansiyelini kullanmasını zorlaştırabileceğini savundu. Jeopolitik gerilimlerin gıda ve gübre ticaretini aksatabileceğini, enerji arzı ve maliyetleri üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Esterhuyse, su, arazi ve diğer stratejik kaynaklar için rekabetin artacağı uyarısında bulundu. Deniz yollarının tehditlere daha açık hâle gelmesinin Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi güzergâhların korunmasını zorlaştırdığını, bu nedenle Ümit Burnu çevresindeki deniz yolunun mal taşımacılığındaki stratejik öneminin arttığını söyledi. Bu risklerin ihracata ve ithal girdilere erişime de yansıyabileceğini ifade etti. İklim değişikliğini çiftçiler açısından tatlı su kıtlığı, gıda sistemlerinde bozulma ve çevresel baskı kaynaklı göçle ilişkilendiren Esterhuyse, biyolojik çeşitlilik kaybı ile ekosistem çöküşünün devletleri kırılganlaştırarak çatışmaları besleyebileceğini belirtti. Ona göre temel zorluk, iklimin daha değişken, suyun daha sınırlı ve ekosistemlerin daha fazla bozulduğu bir ortamda yeterli gıda üretmek olacak.

Mısır’da Pirinç Fiyatlarındaki Gerileme Arz Fazlasına Bağlandı
Görsel kaynağı: Al-Masry Al-Youm · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Pirinç Fiyatlarındaki Gerileme Arz Fazlasına Bağlandı

Mısır Tarım ve Arazi Islahı Bakanı Alaa Farouk, pirinç fiyatlarındaki gerilemenin planlanan ekim alanlarının aşılması ve feddan verimindeki artışla oluşan arz fazlasından kaynaklandığını açıkladı. Farouk, bir televizyon programındaki telefon bağlantısında, üreticilerin maliyetlerin altında kalan fiyatlara ilişkin şikâyetlerini değerlendirdi. Bakanın aktardığına göre pirinç ekimi için planlanan 1,05 milyon feddanlık alan %40 ila 50 oranında aşıldı. Feddan başına verim de 2014’te yaklaşık 2,5 tondan günümüzde 4 ila 5 tona yükseldi. Ekim alanı ve verimdeki artışın talebi aşan arz oluşturduğu, bunun da fiyatları aşağı çektiği belirtildi. Farouk, üreticilerin gelirlerini korumak ve daha adil fiyat oluşumunu desteklemek için tarım politikasıyla belirlenen ekim alanlarına uyulması gerektiğini söyledi. Görüşmede ayrıca enerji fiyatlarının 65 dolardan 100-110 dolar aralığına çıkması, tedarik zinciri sorunları, Babülmendep ve Süveyş Kanalı’ndaki problemler ile bölgesel gerilimlerin bazı ürünlerin maliyetlerini artırdığı ifade edildi. Bakanlık, ithal yemlere bağımlılığı azaltmak için yerli yem alternatiflerinin ekimini de genişletiyor.

Uruguay Etinde Talep Sürüyor, Üretim İçin Daha Fazla Yem Alanı Gerekiyor
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay Etinde Talep Sürüyor, Üretim İçin Daha Fazla Yem Alanı Gerekiyor

2 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

Uruguay Ulusal Et Enstitüsü (INAC) yönetim kurulu üyesi José Manuel Mesa, SIAL Paris sonrasında Uruguay etine yönelik uluslararası talebin sürdüğünü, ancak alıcıların ihtiyaç duyduğu arzı bulmanın zorlaştığını söyledi. Mesa, fuardaki ticari görüşmelerden talebin kalıcı olacağı ve tedarik sıkıntısının belirgin olduğu sonucunun çıktığını aktardı. Buna karşın görüşmelerde, mevcut fiyatların üzerine çıkılacağına dair somut bir işaret bulunmadığını belirtti. Mesa’ya göre Uruguay’ın bu talep ortamından yararlanabilmesi, hayvancılıktaki üretim kısıtlarını aşmasına bağlı. Daha fazla yem mevcudiyetinin buzağı üretim sonuçlarını iyileştireceğini, yeniden yetiştirmeyi hızlandıracağını ve besiye daha genç ve ağır hayvanların gönderilmesini sağlayacağını ifade etti. Gebelik ve sütten kesme sorunlarının da çoğu zaman yeterli vücut kondisyonuna ulaşamayan ve gereken miktarda ot tüketemeyen ineklerle bağlantılı olduğunu söyledi. Tahıl kullanımının üretim süreçlerini hızlandırdığını belirten Mesa, bu seçeneğin tahıl fiyatlarına ve tahıl-et değişim ilişkisine bağlı olduğu uyarısını yaptı. Bu nedenle tarla iyileştirmeleriyle birlikte kışlık yem bitkileri ve ekili meraların artırılmasını gerekli gördü. Uruguay’da yaklaşık 800.000 hektar kışlık yem bitkisi ile 1,1 milyon ila 1,2 milyon hektar arasında konvansiyonel mera bulunduğunu aktaran Mesa, iyileştirilmiş alan genişletilmedikçe et üretiminde yapısal artışın zor olacağını söyledi. SIAL Paris ve Brüksel’deki temaslarda Avrupa Birliği ile anlaşmada öngörülen kotaların Mercosur ülkeleri arasındaki dağılımının henüz çözülemediği de ele alındı. Mesa, izin sahibi ithalatçıları tedarik edebilecek ihracatçılarla buluşturmanın güçlük taşıdığını belirtti. Brezilya’nın Avrupa pazarına erişimindeki sorunların diğer ihracatçılar için fırsat oluşturduğunu, ancak bunun kalıcı bir durum olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Mesa ayrıca Uruguay’ın Avrupa’nın ormansızlaşma düzenlemesiyle bağlantılı sertifikaya sahip eti göndermeye başladığını söyledi. INAC’ın, etin Hollanda ve Almanya limanlarından girdikten sonra hangi bölgelere dağıtılıp tüketildiğini belirlemeye çalıştığını aktaran Mesa, bu çalışmanın tanıtım kampanyalarını talebin yüksek olduğu pazarlara yönlendirmeyi amaçladığını belirtti. Fuardan derlenen beklentilere göre önümüzdeki yıllarda Uruguay etinin pazarlanmasında güçlük öngörülmüyor.

Mavi Dilin 2027'de Yeniden Ağır Seyretme Riski Uyarısı
Görsel kaynağı: Farmers Guide · Özgün haber
Veri haberi

Mavi Dilin 2027'de Yeniden Ağır Seyretme Riski Uyarısı

Devon merkezli veteriner Mike Glover, Birleşik Krallık'ta mavi dil hastalığına bağlı enfeksiyonlar yavaşlıyor görünse de çiftçilerin en kötüsünün geride kaldığını varsaymaması gerektiğini söyledi. Glover, hastalığın 2027'de yeniden ağır seyredebeileceği uyarısında bulundu. Birleşik Krallık'ta 2026/27 sezonunda BTV-3 veya serotipi belirtilmemiş mavi dil vakalarının sayısı 3.436 olarak bildirildi. Pirbright Laboratuvarı araştırmacıları, virüsün enfekte tatarcıkların korunaklı koşullarda hayatta kalması ve gebe hayvanların virüsü doğmamış kuzu ve buzağılarına aktarması gibi yollarla varlığını sürdürebileceğini belirledi. Bazı enfekte hayvanların virüsü uzun süre taşıyabildiğine dair bulgular da virüsün, tatarcıkların daha az aktif olduğu dönemlerde hayatta kalmasına imkân verebilir. Araştırmaya göre ılıman bir kış riski artırabilir; laboratuvar koşullarında bazı yetişkin tatarcıklar 10°C'de üç aya kadar yaşadı. Glover, mevcut enfeksiyon düzeyi ve doğmamış kuzu ile buzağıların muhtemel enfeksiyonu nedeniyle virüsün gelecek yılın başlarında yeniden görülebileceğini söyledi. Çevre, Gıda ve Köyişleri Bakanlığı (DEFRA) da mavi dilin kışı geçirmesinin muhtemel olduğu uyarısında bulunarak çiftçilere gelecek yılın aşılama programlarını planlamaya başlamalarını tavsiye etti. Aşı talebinin salgının yayılmasıyla keskin biçimde artması, bu yıl tedarik sorunlarına yol açtı. Ulusal Koyun Birliği araştırmasında katılımcıların %40'ı denemesine rağmen aşı bulamadığını, %65'i ise gelecek yıl sürülerini kesinlikle aşılamayı planladığını belirtti. Glover, Güneybatı İngiltere'de salgının zirvesinde çiftçilerin aşıya ulaşmakta zorlandığını ve üreticilerin gelecek yıl için arzı artırmasını umduğunu söyledi. Koyun işletmelerinde çiftleşme sezonu sürerken koçların dölleme kabiliyetiyle ilgili endişeler de arttı. Glover, mavi dilin bu sorunlarda önemli rol oynamış olabileceğini düşünse de olağanüstü sıcak ve kurak yaz ile ot eksikliğinin de koyunları etkilemiş olabileceğini belirtti. Henüz aşılanmayan çiftçilere, bu sonbaharda aşının faydalı olup olmayacağını veya gelecek yıla hazırlanmaları gerekip gerekmediğini veterinerlerine danışmaları çağrısı yaptı.

AXA Türkiye Raporu: 2050’de 65 Milyon Kişi Su Stresiyle Karşılaşabilir
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

AXA Türkiye Raporu: 2050’de 65 Milyon Kişi Su Stresiyle Karşılaşabilir

AXA Climate ve AXA Türkiye tarafından hazırlanan AXA Türkiye İklim Raporu 2026, iklim değişikliğinin önümüzdeki 25 yılda Türkiye’nin su kaynakları, tarımı, kentleri ve kritik altyapısı üzerindeki risklerini ortaya koydu. Rapora göre 2050’de yaklaşık 65 milyon kişi yüksek veya çok yüksek su stresiyle karşı karşıya kalabilir. Bu sayı, Türkiye’nin mevcut nüfusunun yaklaşık %74’üne denk geliyor. Aynı dönemde 23 milyon kişinin ısı stresine maruz kalabileceği öngörülüyor. Raporda, artan sıcaklıklar, değişen yağış düzenleri ve büyüyen su talebi nedeniyle Türkiye topraklarının yaklaşık %66’sında önemli su kıtlıkları yaşanabileceği belirtiliyor. Su kaynaklarındaki değişimlerin kentlerin su arzından tarımsal verime, sanayi faaliyetlerinden enerji üretimine kadar birçok alanı doğrudan etkileyebileceği ifade ediliyor. Bu nedenle su yönetiminde bugün atılacak proaktif adımların, gelecekteki iklim risklerine uyum kapasitesinin güçlendirilmesinde belirleyici olacağı kaydediliyor. Rapor, su kıtlığı ve aşırı sıcakların yanı sıra orman yangınları, seller ve heyelanları da gelecek dönemin öne çıkan iklim riskleri arasında sıralıyor. Birbirine bağlı bu riskler karşısında kentlerin, tarımsal üretimin, enerji ve ulaşım altyapısının, tedarik zincirlerinin ve yerel ekonomilerin dayanıklılığının artırılması gerektiği vurgulanıyor. Sigorta Haftası kapsamında Yavuz Ölken ve Yekta Kopan’ın sunumlarıyla tanıtılan rapora ilişkin değerlendirmesinde AXA Türkiye CEO’su Ölken, iklim risklerinin Türkiye’nin farklı bölgelerinde değiştiğini ve günlük yaşamdan geniş ekonomiye uzanan etkiler yaratabildiğini belirtti. Ölken, risklerin daha iyi anlaşılması, veri temelli erken öngörülerin geliştirilmesi ve zararların azaltılmasına katkı sağlayacak yaklaşımların önemine dikkat çekti.

Buğday Piyasaları, Zayıf İhracatın Etkisiyle Geriledi
Görsel kaynağı: Farm Progress · Özgün haber

Buğday Piyasaları, Zayıf İhracatın Etkisiyle Geriledi

Buğday piyasalarında fiyatlar, zayıf ihracatın kuraklık endişelerinin önüne geçmesiyle geriledi. Savaşın etkisiyle üç yılın en yüksek seviyelerine çıkan yükseliş büyük ölçüde silinirken, küresel alıcıların çoğu ABD buğdayından uzak durdu. Gerilemede küresel arzın bol olması da etkili oldu. Kaynak, ABD buğdayına yönelik zayıf talebin yanı sıra Rusya’nın buğday ihracatında yavaşlama görüldüğünü belirtiyor.

Paraguay'da Gıda Arzının %85'inden Fazlasını Aile Tarımı Sağlıyor
Görsel kaynağı: 1000 Noticias · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay'da Gıda Arzının %85'inden Fazlasını Aile Tarımı Sağlıyor

Paraguay Tarım ve Hayvancılık Bakanı Carlos Giménez, Dünya Gıda Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte aile tarımının ülkenin iç gıda arzındaki rolünü öne çıkardı. Giménez’in sunduğu resmi verilere göre, ülke genelindeki hanelerde her gün tüketilen gıda ürünlerinin %85’inden fazlası doğrudan aile tarımından geliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından “Bugün yenilik yap, yarını besle” temasıyla düzenlenen etkinlikte Paraguay tarımındaki gelişmeler ele alındı. Bakanın 2025–2026 dönemine ilişkin ekonomik bilançoda aktardığı verilere göre domates üretimi 90 milyon ABD doları, locote üretimi ise yaklaşık 70 milyon ABD doları ekonomik hareketlilik oluşturdu. Kaynak metne göre bu üretim, kırsal ailelere doğrudan gelir sağladı ve yerel ticaret ağlarını güçlendirdi. Paraguay domatesi, Brezilya ve Uruguay’a yapılan sevkiyatlarla dış pazarlardaki varlığını sürdürüyor. Giménez, sonuçları hükümet ile sektör kurumlarının, üretici fiyatlarını tarihsel olarak etkileyen kaçakçılıkla mücadeledeki koordinasyonuna bağladı. Ayrıca yaklaşık 259.000 tarım işletmesinin geçimlik üretimden sürdürülebilir ve rekabetçi modele geçmek üzere teknik dönüşüm sürecinde olduğunu belirtti. Bakanlık, küçük üreticilere bilimsel, genetik ve teknolojik desteği sürdürme taahhüdünü yineledi.

Mısır’da Tavuk Fiyatları Haftalık Gerilemenin Ardından Yatay Seyretti
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Tavuk Fiyatları Haftalık Gerilemenin Ardından Yatay Seyretti

Mısır’da tavuk fiyatları, önceki haftadaki düşüşün ardından bu haftaki işlemlerde görece yatay seyretti. Ay başında toplam 26 Mısır lirası yükselen fiyatlar daha sonra 10 lira geriledi, 3 lira arttı ve son olarak sabitlendi. Piyasalarda fiyatların 75 lira seviyesini aştığı, çiftlik fiyatının ise 76 liraya yaklaştığı bildirildi. Tüketiciye ulaşan fiyat bazı bölümlerde kilogram başına 86-90 lira, başka bir bölümde ise 86-89 lira aralığında verildi. Beyaz tavuk çiftlikte kilogram başına 76 liradan satılırken tüketici fiyatı 86-90 lira olarak açıklandı. Anaç tavukta çiftlik fiyatı 75, piyasa fiyatı 80-85 lira; sasso tavukta ise çiftlik fiyatı 103, piyasa fiyatı 113-115 lira aralığında kaydedildi. Fiyatların arz miktarı, üretim maliyetleri ve talep düzeyine göre değiştiği belirtildi. Gize Ticaret Odası Tavukçuluk Şubesi Başkanı Samed es-Seyyid, tavuk ve yumurta fiyatlarının önümüzdeki dönemde daha da yükselebileceğini söyledi. Mısır Tarım Bakanlığı Hayvancılık ve Kanatlı Üretimini Geliştirme Sektörü Başkanı Tarık Süleyman, ülkedeki üretim fazlasının yaklaşık 35 ülkeye ihracatı mümkün kıldığını belirtti. Sektörün yaklaşık 3,5 milyon kişiye istihdam sağladığı ve yatırımların en az 200 milyar Mısır lirası düzeyinde bulunduğu aktarıldı. Toplam kanatlı üretiminin yaklaşık 1,6 milyar kuşa ulaştığı, sofralık yumurta üretiminin ise 16 milyar adetle geçen yıla göre %14 arttığı bildirildi. Beyaz ve kırmızı yumurtanın koli fiyatı 100-110, yerli yumurtanın fiyatı 120-130 lira aralığında verildi.

Slovakya’da 2026 Şeker Pancarı Sezonu Kuraklık ve Sıcaklıkla Ağır Darbe Aldı
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da 2026 Şeker Pancarı Sezonu Kuraklık ve Sıcaklıkla Ağır Darbe Aldı

Slovakya’da 2026 şeker pancarı sezonu, kuraklık ve aşırı sıcaklıkların etkisiyle ülkenin en kötü sezonlarından biri olmaya aday. Slovak Tarım ve Gıda Odası (SPPK) sözcüsü Jana Holéciová, pancarın 12 bin hektarın biraz üzerindeki alana ekildiğini, ancak hektar başına beklenen 75 bin bitki yerine yalnızca 45 bin bitki yetiştiğini açıkladı. Bu durumun aşırı kuraklık ve sıcaklığın doğrudan etkisini gösterdiğini belirtti. Ekimden hemen sonra nisanda yaşanan kuraklığın ardından bazı bölgelerde geç donlar görüldü ve kimi tarlalar yeniden sürülerek ekildi. Haziran ortasında sıcaklık yaklaşık 40 dereceye çıktı; sonraki yağışlar zayıf kaldı. Ağustosta ise 40 derecenin üzerindeki tropik sıcaklıklar ile süren kuraklık, Şeker Pancarı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Róbert Kovács’a göre ürünün toparlanmasını engelledi. Sezon öncesinde Trenčianska Teplá’daki şeker fabrikasının pancar işleme faaliyetini durdurması da üreticiler üzerindeki baskıyı artırdı. Galanta ilçesindeki Abrahám Tarım ve Ticaret Kooperatifi, sulama yapılan 150 hektarlık alanda parseller arasında büyük farklar gördü. Başkan Marcel Kollár, bir parselde hektar başına 77 ton, diğerinde 37 ton verim alındığını söyledi. Ancak hasat henüz tamamlanmadı; son 47 hektarın ekim sonu ile kasım başı arasında sökülmesi planlandığı için işletmenin nihai sonucu henüz değerlendirilemiyor. Sulamasız işletmelerde 37 tonun ulaşılabilen en yüksek verim olduğu, bazı tarlalarda ise çürüyen pancar nedeniyle hasat yapılmadığı aktarıldı. Kovács, sulamanın şeker pancarında hektar başına 20-25 tonluk fark yaratabildiğini, geçen yıl sulanan alanda verimin sulanmayan alana göre 10-12 ton daha yüksek olduğunu belirtti. Daha düşük pancar üretimi nedeniyle işleme kampanyasının normalde ocakta sona ererken bu yıl aralıkta bitmesi bekleniyor. SPPK, Fransa, Hindistan ve Brezilya’daki üretim sorunlarının dünya şeker arzını etkileyebileceğini; olası fiyat artışının ise Avrupa pazarına gecikmeli yansıyacağını bildirdi.

Belarus Gazetelerinin 22 Ekim İçeriklerinde Ürün Depolama ve Yapay Zekâ Geliştirmeleri
Görsel kaynağı: SB Belarus Agriculture · Özgün haber
Veri haberi

Belarus Gazetelerinin 22 Ekim İçeriklerinde Ürün Depolama ve Yapay Zekâ Geliştirmeleri

«Belarus Segodnya» yayınevinin gazeteleri, 22 Ekim Perşembe günü yayımlanacak sayılarında Belarus’taki göz bilimi, sezon dışı dönemde meyve ve sebze arzının güvenceye alınması, yapay zekâ tabanlı yerli projeler ve ülkenin kültürel mirası hakkında içeriklere yer verecek. Duyuruda ayrıca bir öğretmenin meslek öyküsü de tanıtılıyor; ancak tarım açısından öne çıkan bölüm, ürünlerin bölgesel istikrar fonlarına depolanması ve fiyat koşullarıyla ilgili haber. Göz bilimi dosyasında, Belarus’un Sovyet döneminden devralınan yöntemleri kendi olanak ve ihtiyaçlarına göre uyarlayarak ayrı bir gelişim çizgisi oluşturduğu aktarılıyor. Milletvekilleri Meclisi Sağlık, Beden Eğitimi, Aile ve Gençlik Politikası Daimi Komisyonu Başkanı Valeri Malaşko’nun değerlendirmesine göre, savaş sonrası dönemde Profesör Tatyana Biriç’in yürüttüğü operasyonlar ve oluşturduğu bilimsel-pratik okul, alanın temelini attı. Ülkede bugün farklı sınıflardan göz ilaçları bulunuyor; yapay göz merceği üretimi ile transplantasyon oftalmolojisi de geliştiriliyor. Tarım bölümünde, 2026/2027 sezon dışı döneminde tüketicilere meyve ve sebze teminini güvenceye almak amacıyla istikrar fonlarına 9.533 ton salatalık ve 6.050 ton domates konulduğu belirtiliyor. Bu planlamada önceki yıllarda bazı ürünlerde yaşanan talep artışlarının dikkate alındığı ifade ediliyor. Ürünler için başlangıç dönemi satış fiyatları belirlendi; fiyatların her yıl 20 Mart’a kadar yeniden gözden geçirilebilmesine de olanak tanındı. Bölgesel fonlara depolama çalışmaları tarım kuruluşları ve köylü çiftlikleri tarafından yürütülüyor. Yapay zekâ dosyasında, Minsk’te düzenlenen V. Uluslararası Akademgorodok IT Forumu’nda tanıtılan beş yerli geliştirmeden bazıları ele alınıyor. Belarus Devlet Üniversitesi’nin 5D-Belarus Arşivi projesi, bilgileri lazerle özel cam üzerine kaydetmeyi ve 10 bin yıldan uzun bir saklama süresi sağlamayı hedefliyor. Ulusal Kadastro Ajansı ise adres, oda sayısı, alan ve dekorasyon türü bilgileriyle dairelerin yaklaşık piyasa değerini hesaplayan ücretsiz bir çevrim içi servis geliştirdi. Modelin mutlak hata payı Minsk’te %5,59’a, bölge merkezlerinde %6,53’e kadar çıkıyor; kurum, sonucu yalnızca gösterge olarak değerlendirmek gerektiğini belirtiyor. Duyurulan diğer içerikte, Pasto bölgesindeki Kamai tarım kasabasının 17. yüzyıl başlarından kalma Vaftizci Yahya Kilisesi, 15–16. yüzyıllara tarihlenen taş haç ve yerel efsaneleriyle turist çektiği anlatılıyor.

İtalya’da Sert Buğday Fiyatları İkinci Kez Arttı
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Sert Buğday Fiyatları İkinci Kez Arttı

İtalya’da sert buğday fiyatları, Ulusal Birleşik Komisyonun (CUN) 19 Ekim toplantısında kaliteli fino, proteico ve alto proteico sınıflarında ton başına 2-6 avro arttı. Bu, iki haftalık yatay seyrin ardından gerçekleşen ikinci ardışık artış oldu. Güneydeki fino alto proteico ise değişmeyerek 335-340 avro/ton aralığında kaldı ve en yüksek fiyatlı kategori olmayı sürdürdü. Güneyde fino proteico 320-325 avroya, fino 291-296 avroya yükseldi. Alto proteico fiyatı merkezde 318-323, kuzeyde 313-318 avro/ton seviyesine çıktı; her iki bölgede artış 5 avro oldu. İthalatta ikinci kalite Kanada sert buğdayı Bari’de 342-345, Altamura’da 346-348 avro/ton aralığına yükselirken, Milano’daki ithal ürünlerde artış 5 avro olarak kaydedildi. Kuzey Amerika fiyatları yükselişi desteklerken Kanada’nın birinci kalite Cwad ürünü yaklaşık 298-300 avro/ton FOB seviyesinde işlem gördü. Kanada hasadındaki düşük hektolitre ağırlığı ve yerel tane çimlenmesine ilişkin belirsizlikler fiyatları yüksek tutuyor. Buna karşılık dünya sert buğdayı stokları son sekiz yılın en yüksek seviyesinde, 9,9 milyon ton olarak verildi; Kuzey Afrika ve Türkiye’de üretimin arttığı belirtildi. Türkiye’nin fiyatlar daha da yükselirse uluslararası pazara dönmeye hazır olduğu aktarıldı. Ismea verilerine göre tarla fiyatları liman ve değirmen fiyatlarını izlemedi; 10 piyasanın 7’sinde değişim görülmedi.

Avrupa Merkez Bankası 2027'de Gıda Fiyatları İçin Artış Uyarısı
Görsel kaynağı: Shekulli · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Merkez Bankası 2027'de Gıda Fiyatları İçin Artış Uyarısı

Avrupa Merkez Bankası, avro bölgesinde gıda fiyatları enflasyonunun 2027'de artabileceği uyarısında bulundu. Bankanın yayımlanan tahminlerine göre gıda fiyatları enflasyonu yılın üçüncü çeyreğinde %3,4'e ulaşabilir. Bu oran kesinleşmiş bir sonuç olarak değil, önümüzdeki dönemdeki ekonomik ve iklim koşullarına bağlı olası bir senaryo olarak değerlendiriliyor. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, beklentinin temel gerekçeleri arasında gösteriliyor. Petrol, doğal gaz ve elektrik fiyatlarındaki artışın tarımsal üretimi, gıda ürünlerinin işlenmesini, taşımayı ve ürünlerin pazara dağıtımını doğrudan etkileyebileceği belirtildi. Bunun yanında uzun süreli kuraklıklar, sıcak hava dalgaları ve diğer aşırı hava olayları mahsullere zarar verebilir, tarımsal verimi düşürebilir ve belirli gıdaların arzını sınırlayabilir. Avrupa'nın ve dünyanın başlıca üretim bölgelerinin bazılarında üretimin gerilemesi, fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturabilir. Gıda enflasyonundaki artışın ekmek, tahıl, meyve, sebze ve diğer temel ürünlerde hanehalkı harcamalarını yükseltebileceği ifade edildi. Etkinin, bütçelerinin daha büyük bölümünü gıdaya ayıran düşük gelirli ailelerde daha belirgin olması bekleniyor. Bununla birlikte, ekonomik tahminler bütün ürünlerin aynı oranda pahalanacağı anlamına gelmiyor. Fiyatların seyri; tarımsal üretim, tüketici talebi, taşıma maliyetleri ve uluslararası piyasalardaki gelişmelerin yanı sıra enerji ve hava koşullarına bağlı olacak. Avrupa Merkez Bankası'nın tahmini avro bölgesine ilişkin olsa da Avrupa piyasalarındaki gelişmelerin Arnavutluk üzerinde de etkisi olabileceği belirtildi. Arnavutluk'un bazı gıda ürünlerinde ithalata bağımlı olması, ülke içindeki piyasayı ticaret ortaklarındaki fiyat değişimlerine duyarlı hale getiriyor. Uluslararası piyasalarda üretim maliyetleri ve gıda fiyatları yükselirse Arnavutluk'ta da fiyatlar üzerinde baskı oluşabilir; ancak etkinin düzeyi ithalat fiyatları, iç üretim, döviz kuru ve dağıtım maliyetlerine bağlı olacak.

Suriye’de İşletilen Sera Sayısı 175 Bini Aştı
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de İşletilen Sera Sayısı 175 Bini Aştı

Suriye’de işletilen örtü altı sera sayısı 175.522’ye ulaştı. Seralar, açık tarlalarda üretimin bulunmadığı dönemlerde sebze arzını destekleyerek yerel pazarın ihtiyaçlarının karşılanmasına ve ürün bulunabilirliğinde görece istikrar sağlanmasına katkı sunuyor. Sera üretiminin ihracat olanaklarını artırması ve ülkeye döviz kazandırması da hedefleniyor. Tartus, 143.763 sera ile Suriye’de ilk sırada yer alıyor ve toplamın yaklaşık %82’sini oluşturuyor. Lazkiye’de 15.719, Humus’ta 13.706 sera bulunurken, kalan seralar diğer illere dağılıyor. Ürün bazında domates 87.121 sera ile başı çekiyor. Çilek 18.765, salatalık 17.701, patlıcan 16.391 ve biber 15.052 serada yetiştiriliyor. Tropikal ürünlere ayrılan sera sayısı ise 7.614 olarak veriliyor. Suriye Tarım Bakanlığı, tarım müdürlükleri ve danışmanlık birimleri aracılığıyla arazi hazırlığından hasada kadar teknik destek sağlıyor. Üretim aşamaları izleniyor, üreticilerin karşılaştığı teknik ve hastalık kaynaklı sorunlara müdahale ediliyor, başlıca zararlılara karşı entegre mücadele programları uygulanıyor. Bakanlık ayrıca sera üretimini düzenliyor; üreticiler, gübre temini ve büyük zararlar oluşması halinde kuraklık ve doğal afetlerin etkilerini azaltma fonunun tazminatlarından yararlanabiliyor. Sektör, sera kurulumunun ve üretim girdilerinin yüksek maliyeti, üretimin yoğunlaştığı dönemlerde fiyatların düşmesi ve dış pazarlama kanallarının zayıflığı nedeniyle baskı altında. Deniz hortumu, fırtına ve şiddetli yağışlar da üreticiler için ek kayıp riski oluşturuyor. Gelecek planları arasında ihracat sözleşmeleri yapılması, ithalatın düzenlenmesi ve teknik personelin sürekli eğitilmesi bulunuyor. Suriye Tarım Bakanlığı, Türkiye ile Tartus, Lazkiye ve İdlib’de modern sera tarımı tekniklerini yaygınlaştırmak için iş birliği yapıyor.

ABD’li Gıda İthalatçısı Kanada Tarifelerine Karşı Dava Açtı
Görsel kaynağı: CTV News · Özgün haber
Veri haberi

ABD’li Gıda İthalatçısı Kanada Tarifelerine Karşı Dava Açtı

ABD’li gıda ithalatçısı Gellert Global Group, Kanada’ya yönelik tarifelerin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ABD Uluslararası Ticaret Mahkemesi’nde dava açtı. New York merkezli mahkemeye yapılan başvuru, kâr amacı gütmeyen Liberty Justice Center tarafından Salı günü şirket adına sunuldu. Davada, ABD Başkanı Donald Trump’ın 1930 tarihli Tarife Yasası’nın 338. Bölümü’nü kullanarak kapsamlı tarifeler ve ithalat yasakları uygulamasının başkanlık yetkisini aştığı savunuluyor. Trump, ticaret görüşmelerinin ağustosta kesilmesinin ardından bazı Kanada mallarına %50 gümrük vergisi getirdi. Aynı yasal dayanak, sonraki ay motosikletler ile bazı alkol ve süt ürünlerinin Kanada’dan ithalatını yasaklamak için de kullanıldı. Beyaz Saray, daha önce bu amaçla kullanılmamış olan 338. Bölüm’ün, bir ülkenin ABD ihracatçılarını diğer ülkelerin ihracatçılarına kıyasla dezavantajlı duruma getirmesi halinde başkana tarife uygulama yetkisi verdiğini belirtiyor. ABD’li yetkililer son önlemleri, Kanada’daki eyaletlerin ABD likörüne yönelik yasaklarına, Kanada’nın arz yönetimli süt ürünleri sistemine ve bazı ABD araçlarına uygulanan kotalara yanıt olarak açıklıyor. Ancak dava, Kanada politikalarının kapsamlı tarifeleri haklı çıkarmadığını ileri sürüyor. Başvuruda, otomobil kotaları ile likör yasaklarının Trump yönetiminin kendi tarife önlemlerine yanıt olduğu ve Kanada’nın süt ürünleri arz yönetiminin, Trump’ın ilk başkanlık döneminde müzakere edilen Kanada-ABD-Meksika Anlaşması’na dayandığı belirtiliyor. Gellert Global Group, Kanada’dan ithal ettiği peynir için %50 tarife ödediğini, Kanada’daki biriminin sattığı ABD menşeli peynirlere ise Ottawa’nın misilleme tarifeleri uyguladığını söylüyor. Şirket, Kuzey New York’taki süt üreticilerinden alınan sütün Kanada’da brie peynirine işlendiğini ve ardından ABD’ye gönderildiğini belirterek, tarifelerin bu sınır ötesi tedarik zincirinin her iki tarafındaki Amerikalı çiftçileri ve işletmeleri etkilediğini ifade ediyor. Dava ayrıca 338. Bölüm’ün işlevsiz kaldığını ve Ticaret Yasası’nın 301. Bölümü gibi daha sonraki düzenlemelerle aşıldığını savunuyor. Başvuruda, tarife uygulanmadan önce gereken 30 günlük bekleme süresi gibi koşulların da karşılanmadığı ileri sürülüyor. Trump yönetiminden bir yetkili, başkanın eylemlerinin mahkemede güçlü biçimde savunulacağını ve davanın Amerikalı işçiler, çiftçiler ve şirketler için şartları eşitleme politikasını caydırmayacağını söyledi. Gellert Global Group ise mahkemeden tarifelerin hukuka aykırı ilan edilmesini ve ödenen tutarların iade edilmesini istiyor.

Hedgepoint, Brezilya’da 2026/27 Mısır Üretiminde Rekor Bekliyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Hedgepoint, Brezilya’da 2026/27 Mısır Üretiminde Rekor Bekliyor

Hedgepoint Global Markets, Brezilya’nın 2026/27 mısır üretiminin 146,5 milyon metrik tona ulaşacağını öngördü. Şirketin ilk tahmini, 2025/26 kampanyasındaki 142,1 milyon tona göre %3,1 artışa ve rekor üretime işaret ediyor. Ancak tahmin ön nitelikte; gerçekleşmesi büyük ölçüde hava koşullarına bağlı. Değerlendirme, Hedgepoint Tahıl ve Yağlı Tohumlar Piyasa İstihbaratı Koordinatörü Luiz Fernando Roque’un çalışmasına dayanıyor. Üretimdeki artışın başlıca kaynağının ekim alanındaki genişleme olması bekleniyor. Ekili alanın 22,343 milyon hektardan 22,712 milyon hektara çıkacağı, ortalama verimin ise hektar başına 6.361 kilogramdan 6.452 kilograma yükseleceği tahmin ediliyor. Hedgepoint, özellikle Goiás ve Minas Gerais’teki ikinci ürün verimlerinin toparlanmasının bu artışı destekleyebileceğini belirtiyor. Talep tarafında mısırın etanol üretiminde kullanımının 2025/26’daki 29 milyon metrik tondan 2026/27’de 34 milyon tona çıkması bekleniyor. Yeni tesislerin önümüzdeki aylarda ve 2027 boyunca devreye girmesi bu artışı destekleyecek. E32 zorunlu harmanlama oranı da üretimi destekleyen unsurlardan biri olarak gösteriliyor; ancak bu oran 1 Ağustos’tan itibaren 180 gün için geçici yürürlükte. Hedgepoint, 180 günlük bir uzatmayı olası, 2027’nin ilk yarısında kalıcı uygulamayı ise mümkün görüyor. Brezilya mısır ihracatının 2026/27’de 38 milyon metrik tondan 41 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Buna karşın şirket, mevcut 2025/26 kampanyası için tahminini daha yavaş sevkiyatlar nedeniyle 41 milyon tondan 38 milyon tona indirdi. Hedgepoint bu revizyonda Arjantin’in rekor hasadı ve daha rekabetçi fiyatlarının yanı sıra İran talebindeki düşüşün etkili olduğunu belirtiyor. Ağustos ve Eylül 2026 sevkiyatları da 5,1 milyon ve 5,4 milyon tonla önceki yılın aynı aylarının altında kaldı. Şirket, 2025/26 kampanyası sonu stoklarının 14,7 milyon metrik tona çıkacağını ve düşük ihracat temposunun 2026’nın son aylarında iç piyasadaki arzı artırarak fiyatları baskılayabileceğini öngörüyor. 2026/27 sonunda stokların 12,6 milyon tona gerilemesi bekleniyor; ancak bu görünüm ihracat performansına, rekabete, jeopolitiğe ve üretimi belirleyecek hava koşullarına bağlı.

Irak'ta İthal Yumurta, Tavuk, Canlı Hayvan Eti ve İlaçlarda Gümrük Vergisi Sıfırlandı
Görsel kaynağı: Mustaqila — Independent Press Agency · Özgün haber
Veri haberi

Irak'ta İthal Yumurta, Tavuk, Canlı Hayvan Eti ve İlaçlarda Gümrük Vergisi Sıfırlandı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Irak Genel Gümrük İdaresi, ithal yumurta ürünleri, tavuk, canlı hayvan eti ve ilaçlardan alınan tüm gümrük vergilerini sıfırlayan Bakanlar Kurulu kararını uygulamaya başladı. 576 sayılı karar kapsamındaki uygulama 20 Ekim 2026'da yürürlüğe girdi ve 31 Aralık 2026'ya kadar geçerli olacak. Kararın tüm gümrük merkezlerinde uygulanması için gerekli işlemler başlatıldı. Genel Müdür Thamer Kasım Davud, düzenlemenin yerel piyasaların istikrarını desteklemeyi, gıda ve ilaç arzını artırmayı ve vatandaşların mali yükünü azaltmayı amaçladığını belirtti. Gümrük işlemlerinin mevcut kurallar, yasal düzenlemeler ile sağlık ve denetim gerekliliklerine uygun yürütüleceği bildirildi. İdare, uygulamayı sahada izlemeyi ve ilgili sektör kuruluşlarıyla koordinasyonu sürdürmeyi planlıyor. Davud, sürecin ticaret akışını kolaylaştırma ile kamu yararını koruma arasında denge sağlayacak şekilde yürütüleceğini ifade etti.

Hindistan’da Mısır Bazlı Etanolün Alım Fiyatı Düşürüldü
Görsel kaynağı: The Hindu BusinessLine · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’da Mısır Bazlı Etanolün Alım Fiyatı Düşürüldü

2 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

Hindistan’da petrol pazarlama şirketleri, 2026-27 etanol tedarik yılında mısır bazlı etanolün alım fiyatını litre başına 71,86 rupiden 68,86 rupiye düşürdü. Bu hammaddeden üretilen etanol için verilen teşvik de litre başına 5,79 rupiden 2,79 rupiye indirildi. Düzenleme, ülkenin etanol harmanlama programının başlamasından bu yana mısır bazlı biyoyakıtın alım fiyatında yapılan ilk düşüş oldu. Aynı dönemde C-Ağır Melas etanolünün alım fiyatı litre başına 57,97 rupi, hasarlı gıdalardan, yani kırık pirinçten üretilen etanolün fiyatı 64 rupi olarak korundu. Hindistan Gıda Kurumu’nun sattığı pirincin fiyatı ise litre başına 1,82 rupi artırıldı. Petrol pazarlama şirketleri ayrıca farklı hammaddelerden üretilecek 1.100 crore litre etanol için ilk ihaleyi açtı; miktarın 300’er crore litrelik bölümleri ilk iki çeyreğe, 250’şer crore litrelik bölümleri son iki çeyreğe ayrıldı. Şeker kamışı suyu veya şurubu ile B-Ağır Melastan üretilecek etanol için 2026-27 fiyatları açıklanmadı. Petrol pazarlama şirketleri, bu hammaddelerden üretilen etanolü satın almayacak. Kararın gerekçesi, iç tüketim için şeker arzını koruma ve üretimin hava koşulları nedeniyle baskı altında olduğu dönemde fiyat artışlarını sınırlama hedefiyle ilişkilendirildi. Tahıl bazlı damıtımevleri litre başına 3 rupilik indirime tepki gösterdi. Tahıl Etanol Üreticileri Birliği Başkanı CK Jain, daha düşük fiyatlı pirinç bazlı arzla birlikte mısır teşvikinin azaltılmasının mısır bazlı üretimin ekonomisini ve çiftçiler için oluşturduğu pazarı zayıflatabileceğini söyledi. Hindistan Şeker ve Biyoenerji Üreticileri Birliği ise şeker kamışı suyu ve B-Ağır Melas kısıtlamasını destekledi; ancak özel etanol tesislerine tanınan ayrıcalıklı tahsisatın sürdürülmemesi gerektiğini belirtti.

Bebek Gıdası Poşetlerinde Şeker ve Kıvam Uyarısı
Görsel kaynağı: Klix.ba · Özgün haber
Veri haberi

Bebek Gıdası Poşetlerinde Şeker ve Kıvam Uyarısı

Glasgow’da altı büyük süpermarkette yapılan incelemede, 16 üreticinin 298 bebek ürünü analiz edildi. Ürünlerin 178’i emzikli poşetlerdeydi. Bu poşetlerin %61’inde anne sütünden daha fazla şeker bulunurken, diğer bebek gıdalarında aynı oran %8 olarak belirlendi. İncelenen emzikli poşetlerin neredeyse yarısı sıvı kıvamdaydı; yalnızca %10’u bebeğin öğrenmesi gereken yumuşak gıda kıvamını taşıyordu. Tamamlayıcı bebek gıdalarında bulunması gereken tüm ölçütleri sadece 14 poşet, yani %8,5, karşıladı. Neredeyse üçte biri ise bu ölçütlerin hiçbirini karşılamadı. Araştırmacılar, tüm poşetlerin bir yaşından küçük bebeklere, üçte ikisinin de altı aylık bebeklere uygun olarak etiketlendiğini; bunun resmî tavsiyelerle farklı olduğunu belirtti. Emzikli poşetlerin genel olarak tamamlayıcı gıdanın arzu edilen özelliklerini taşımadığını ifade eden araştırmacılar, erken çocuklukta yüksek şeker tüketiminin uzun vadeli sağlık sonuçları olabileceği uyarısında bulundu. Yetkili kurumların farklı bir etiketlemeyi değerlendirmesi önerildi. Araştırmacılar ayrıca poşet içeriğinin kaşıkla verilmesinin, doğrudan emzikten içirilmesine göre daha uygun olduğunu; ilk katı gıdaların ise püre, ezilmiş gıda ve bebeğin eliyle alabileceği parçalar şeklinde aşamalı sunulması gerektiğini aktardı.

Kükürt Fiyatındaki Artış Fosfat Gübresi Üreticilerini Zorluyor
Görsel kaynağı: Dagens PS · Özgün haber
Veri haberi

Kükürt Fiyatındaki Artış Fosfat Gübresi Üreticilerini Zorluyor

Kükürt arzındaki daralma ve bu madde için artan rekabet, fosfat gübresi üreticilerinin ihtiyaç duyduğu sülfürik aside erişimini ve bu maliyeti karşılamasını zorlaştırıyor. Üreticiler, zaten ekonomik baskı altındaki tarım müşterilerine artan maliyetleri yansıtamıyor. Kükürt fiyatındaki yükselişin, küresel gıda arzı açısından risk oluşturabileceği belirtiliyor. Kükürt, fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan asit yağmurunu azaltma çalışmaları kapsamında petrol ve doğal gaz akışlarından uzaklaştırılmaya başlandı. Başlangıçta rafinasyonun atığı olarak görülen madde daha sonra satılabilir bir ürüne dönüştü. Petrol ve gaz sanayisinin yüksek üretimi fiyatı yüzeysel veya yeraltı yataklarından çıkarılan kükürdün altına itti. Günümüzde kükürdün %90'ı petrol ve gaz rafinerilerinden geliyor. Gübre üreticileri kükürt için madencilik sektörüyle rekabet ediyor. Ancak bakır ve uranyum fiyatlarındaki yükseliş, özellikle bakırın rekor seviyelere ulaşması, madencilik sektörünün sülfürik asit maliyetlerini karşılamasını kolaylaştırıyor. Gübre ve yakıt fiyatlarındaki artışların, güçlü geçmesi beklenen El Niño dönemiyle çakıştığı; yüksek girdi maliyetleri ile elverişsiz hava koşullarının gelecek yıl küresel gıda üretimini azaltabileceği öngörülüyor.

Güney Afrika’da Patates ve Domates Fiyatları Gerilerken Avokado Yükseldi
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Patates ve Domates Fiyatları Gerilerken Avokado Yükseldi

Güney Afrika’da taze ürün piyasasında sebze fiyatları bir haftada sert düşerken avokado fiyatı yükseldi. 20 Ekim 2026 tarihli GroundRules piyasa güncellemesinde Agricultural Market Trends (AMT) tarım ekonomisti Conce Moraba, patatesin ortalama fiyatının önceki hafta torba başına 82 randın üzerindeki seviyeden %23’ten fazla gerileyerek 10 kilogram başına 63,46 randa indiğini açıkladı. Domates fiyatı da yedi günde %40 düşerek kilogram başına ortalama 8,97 randa kaldı. Moraba, patatesteki düşüşte yüksek ürün girişleri, devreden stok, tüketici alım gücünün zayıflaması ve sıcaklığa bağlı kalite sorunlarının etkili olduğunu belirtti. Domates fiyatlarındaki gerileme ise haftalık arzın %18 artmasına rağmen gerçekleşti; domatesler bir yıl öncesine göre de %23 daha ucuzlandı. Düşük kaliteli ürünleri emen gayriresmî toptan alıcıların eksikliği, fazla ürünün piyasa fiyatları üzerindeki baskısını artıran yapısal unsurlardan biri olarak gösterildi. Soğan fiyatı 10 kilogram başına ortalama 139,38 randa gerilerken hafta sonu ürün girişleri, kıtlığın en ağır döneminin hafifliyor olabileceğine işaret etti. Tatlı biber, havuç ve yeşil fasulye fiyatları da düşüş kaydetti. Sarımsak ise kilogram başına 90,06 randla yüksek seviyesini korudu; gelecek ayki arzın fiyatları gevşetebileceği belirtildi. Meyve piyasasında avokado fiyatı %24 artarak kilogram başına 20,07 randa çıktı. Fuerte çeşidinin ortalaması 35 rand, Hass çeşidinin ortalaması 14 rand oldu. Arzın yıl sonuna doğru daha da daralmasının fiyatları desteklemeyi sürdürmesi bekleniyor. Güney Afrika’nın avokado ihracatı yıllık bazda yaklaşık %16 artarken Avrupa’daki arz fazlası üretici marjlarını sıkıştırdı. Namibya’nın ekim ayındaki ithalat kısıtlamaları da Güney Afrika havuç ve soğanı için %30 oransal kota uygulanmasına yol açtı.

Moldova’nın Mısır İhracatı Dokuz Ayda Önceki İki Tam Yılı Aştı
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldova’nın Mısır İhracatı Dokuz Ayda Önceki İki Tam Yılı Aştı

Moldova, 2026’nın ilk dokuz ayında 318,3 bin ton mısır ihraç ederek 2025 ve 2024’ün tamamında dış pazarlara gönderilen hacimleri aştı. Ancak bu sonuç, yalnızca 2026 hasadının ihracatını yansıtmıyor; 2025’teki geç hasat nedeniyle önceki üründen kalan bazı teslimatlar 2026 yazına sarktı. Temmuz-eylül döneminde mısır ihracatı 28.216 ton olarak gerçekleşti ve 2025’in aynı dönemindeki 21.987 tona göre yaklaşık %28 arttı. Üçüncü çeyrekteki hacim 2024 ve 2023’ün aynı dönemlerindeki seviyelerin de üzerinde kaldı. Buna karşın sevkiyatlar aylar ilerledikçe belirgin biçimde azaldı: temmuzda yaklaşık 21,5 bin ton olan ihracat, ağustosta 3,4 bin tona, eylülde ise 3,3 bin tona geriledi. Ekonomist Iurie Rija’nın aktardığı analize göre bu düşüş, yeni hasat beklenirken önceki üründen ihracata uygun stokların kademeli olarak tükenmesini yansıtıyor. Aynı dönemde ortalama ihracat fiyatı 4,33 ley/kg’a yükseldi ve 2025’in aynı dönemindeki 4 ley/kg seviyesinin yaklaşık %8 üzerine çıktı. Lübnan, 12,5 bin tonla üçüncü çeyrekte Moldova mısırının başlıca destinasyonu oldu ve toplam sevkiyatın yaklaşık %44’ünü oluşturdu. Ukrayna yaklaşık 4,2 bin tonla ikinci sırada yer aldı; bu sevkiyatların Reni Limanı üzerinden diğer pazarlara yeniden ihraç edildiği belirtildi. Türkiye de 3,8 bin tonla önemli destinasyonlar arasında yer aldı. Rija’ya göre 2026 hasadından yapılacak ihracat daha geç başlayabilir ve teslimatların önemli bir bölümü 2027’nin ilk yarısına kalabilir. Bu beklentinin gerçekleşmesi hasadın hızına, mevcut stoklara ve dış pazarlardaki ticari ve lojistik koşullara bağlı olacak.