ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

281 haber · Sayfa 6

Somon Yemlerinde Kanatlı Yan Ürünleri Kullanımı Artıyor
Görsel kaynağı: Nezavisne novine · Özgün haber

Somon Yemlerinde Kanatlı Yan Ürünleri Kullanımı Artıyor

Avrupa’nın bazı büyük somon üreticileri, yetiştirme maliyetlerini düşürmek amacıyla işlenmiş kanatlı eti yan ürünlerinden elde edilen yemleri kullanmaya başladı. Norveçli Leroj, kanatlı kaynaklı içerikleri Norveç’teki tüm deniz çiftliklerinde somon yemine eklerken, dünyanın en büyük somon üreticisi Movi benzer bir uygulamayı Norveç ve İskoçya’da hayata geçirmeyi planlıyor. Değişimin temel nedenlerinden biri, geleneksel balık yeminin fiyatının son iki yılda neredeyse iki katına çıkması. Kaynakta bu artışın, balık kaynaklarının azalması ve Çin’den gelen talebin yükselmesiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor. Kanatlı kaynaklı bileşenlerin ton başına maliyeti ise balık ununun yarısından daha az. Grig temmuz ayında tavuk unu ve yağı kullanmaya başlarken, Salmar bu tür yemi mart ayında test etti. Yemlerde kemik, sakatat ve insan tüketimine ayrılmayan diğer kanatlı parçaları bulunuyor. İşlenmiş hayvansal proteinlerin yetiştirilen balıkların beslenmesinde kullanımı, hastalık bulaşması endişesi nedeniyle Birleşik Krallık’ta 2013’e kadar yasaktı; bu yemler artık izinli. Buna rağmen Nofima araştırması, Birleşik Krallık ve Fransa’daki tüketicilerin somonun tavuk kaynaklı içeriklerle beslenmesi fikrine sıklıkla olumsuz yaklaştığını gösterdi. Satıcıların yem içeriğini somon ambalajında belirtmesi zorunlu olmadığı için tüketiciler, satın aldıkları balığın bu proteinlerle yetiştirilip yetiştirilmediğini çoğunlukla öğrenemiyor.

Şili’de Gıda Fiyatları ve İsrafın Sosyal Maliyeti
Görsel kaynağı: El Dínamo · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Gıda Fiyatları ve İsrafın Sosyal Maliyeti

Şili’de gıda ve alkolsüz içecek fiyatları eylülde %0,6 arttı ve artışlar üst üste üçüncü ayını tamamladı. Genel enflasyon önceki zirvelere göre ılımlılaşsa da temel ürünlerin fiyatları gerilemedi. Aileler, birkaç yıla yayılan pahalanmanın birikimli etkisini yaşamayı sürdürürken, gelirlerinin daha büyük bölümünü gıdaya ayıran haneler bu baskıyı daha ağır hissediyor. Birleşmiş Milletler’in gıda güvenliği raporlarına göre yüksek gıda maliyeti, özellikle kırılgan hanelerin sağlıklı beslenmeye erişiminin önünde engel oluşturuyor. Yeterli beslenme yalnızca bir şeyler yiyebilmekten ibaret değil; düzenli olarak yeterli, çeşitli ve besleyici gıdalara ulaşmak için gerekli kaynaklara sahip olmayı da gerektiriyor. Bütçe yetersiz kaldığında beslenmenin niteliği de zarar görebiliyor. Cheaf’in bir araştırmasına göre Şilililerin %92,3’ü gıda maliyetinden endişe duyuyor, %88’i ise fiyat artışlarıyla başa çıkma stratejilerini güçlendirdiğini belirtiyor. Buna karşın Cheaf’in başka bir araştırması, Şilililerin neredeyse yarısının haftada en az bir kez gıda attığını kabul ettiğini ortaya koyuyor. Kaynakta, gıda israfının yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal bir sorun olduğu belirtiliyor; çöpe giden her gıda, üretiminde kullanılan para, doğal kaynaklar, enerji ve emeğin de kaybı anlamına geliyor. İsrafın azaltılması için tüketicilere tek başına sorumluluk yüklenmemesi, bunun yerine gıda zincirinin tamamını kapsayan kamu politikaları uygulanması öneriliyor. Bu çerçevede fazla ürünlerin kurtarılıp yeniden dağıtılmasına yönelik teşvikler, gıda eğitimi, üretici-ticaret işletmesi-sivil toplum iş birliği ve ölçülebilir hedefler sıralanıyor. Yoksulluğun ortadan kaldırılması ve yeterli gıda hakkının güvence altına alınmasının ise israfı azaltmanın ötesinde daha kapsamlı önlemler gerektirdiği ifade ediliyor.

Slovakya’da Kaz ve Ördek Sayısı Tarihsel Dipte
Görsel kaynağı: STVR Správy · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Kaz ve Ördek Sayısı Tarihsel Dipte

Slovakya’da ördek ve kaz varlığı tarihsel olarak en düşük seviyeye geriledi. Slovakya Kümes Hayvanı Yetiştiricileri Birliği, su kuşu üretiminin 2000’den bu yana azaldığını ve büyük kaz çiftliklerinin tamamen ortadan kalktığını bildirdi. Birliğin yöneticisi Daniel Molnár’a göre ülkede bugün yaklaşık 850 kaz üretiliyor; 30 yıl önce bu sayı neredeyse 100 bindi. Ördek sayısı da 300 binden fazladan günümüzde 130 bine indi. Gerilemede yüksek yetiştirme maliyetleri ve üretim kapasitesinin daralması etkili oluyor. Slovakya’da ördek yetiştiren yalnızca üç çiftlik kaldığı belirtilirken, ördeklerin yetiştirilmesi tavuklara kıyasla daha uzun sürüyor ve işlenmesi daha zor. Kaynakta, ördeklerin 40–60 günde, tavukların ise 35–40 günde yetiştirildiği aktarılıyor. Su kuşu üretiminin günümüzde profesyonel yetiştiricilerden çok hanelerde yapıldığı da ifade ediliyor. Yüksek maliyetler satış fiyatlarına yansırken tüketiciler daha ucuz ithal kanatlı ürünlerine yöneliyor. Molnár, Slovakya’da satılan ördeklerin %95’inin yurt dışından geldiğini, zincir mağazalarda ise yaklaşık her on ördekten birinin Slovakya menşeli olduğunu söyledi. İthalatın ağırlıklı olarak Polonya, Macaristan, Çekya ve Almanya’dan yapıldığı belirtildi. Yetiştiriciler, Avrupa Birliği’nin ördekleri zorla beslemeyi yasaklayan düzenlemesinin de sektörü etkilediğini savunuyor. Macaristan, Fransa ve İspanya’nın bu konuda istisna oluşturduğu ifade edildi. Sektör temsilcileri devlet desteği talep ederken Slovakya Tarım Bakanlığı, hayvansal üretim ve sektör müdahalelerine yönelik destek seçenekleri ile finansmanını görüştüğünü açıkladı. Yardımın 2028’de gelmesi bekleniyor ancak destek modelinin ayrıntıları henüz kesinleşmedi.

İtalya’da Enflasyon Eylülde Üç Yılın Zirvesine Çıktı
Görsel kaynağı: O peniazoch · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Enflasyon Eylülde Üç Yılın Zirvesine Çıktı

İtalya’da tüketici fiyatları eylülde yıllık bazda %4,2 arttı. Ağustosta %3,3 olan enflasyon böylece son üç yılın en yüksek seviyesine çıktı. İtalyan istatistik kurumunun kesinleştirilmiş verileri, eylül sonunda açıklanan ön tahminle aynı sonucu verdi. Enflasyon, son olarak Eylül 2023’te %5,3 olmuştu. Yıllık enflasyondaki hızlanmada özellikle enerji fiyatları etkili oldu. Düzenlemeye tabi enerji fiyatları eylülde %25,8 artarken, ağustosta bu artış %18,6 düzeyindeydi. Düzenlemeye tabi olmayan enerji fiyatlarındaki artış da %17’den %22,5’e yükseldi. Taze gıda fiyatları yıllık bazda ağustostaki %3,8’lik artışın ardından eylülde %5,5 arttı. Ulaşım maliyetlerindeki yıllık artış ise %0,8’den %1,6’ya çıktı. Enerji ve taze gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyon eylülde %1,6 olarak kesinleşti. Bu oran ağustosta %1,5’ti ve ön tahminde açıklanan %1,7’nin altında kaldı. Tüketici fiyatları aylık bazda da eylülde %0,7 yükseldi; ağustosta aylık artış %0,3 olmuştu.

AB Domates Sektörü Maliyet ve Fas Rekabeti Baskısını Gündeme Getirdi
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

AB Domates Sektörü Maliyet ve Fas Rekabeti Baskısını Gündeme Getirdi

Avrupa Komisyonu’nun Domates Uzman Grubu, artan üretim maliyetleri ve özellikle Fas’tan gelen ithalatların rekabeti konusunda uyarıda bulundu. Domates sektörü, AB pazarının seyrini ve üretimin karşı karşıya olduğu sorunları değerlendirmek üzere bu hafta Brüksel’de toplandı. Açıklamalar, sorunların yalnızca tek bir ülkeye özgü olmadığını, Avrupa üretiminin farklı kesimlerinde ortaklaştığını gösterdi. Fepex’in aktardığı değerlendirmeye göre İspanya’da 2025/2026 kampanyasında domates üretiminin yaklaşık %2 düşmesi bekleniyor. Fiyatlarda iyileşme görülmesine karşın bu durum kârlılığa yansımadı; enerji, gübre ve petrol türevlerindeki artışlar üretim maliyetleri üzerinde güçlü baskı oluşturdu. İspanya’da enerji ve taşımacılık maliyetleri normal kabul edilen koşullara göre %16, plastikler ile kap ve ambalaj maliyetleri ise %18 arttı. İspanyol delegasyonu, özellikle açıkta satılan cherry domateslerde olmak üzere bu ürün grubunun ekim alanındaki kayıptan endişe duydu. Sektör, söz konusu gerilemeyi Fas rekabetinin yanı sıra işçilik maliyetleri ve düzenleyici koşullardaki farklılıklarla ilişkilendirdi. Dış ticaret verilerine göre AB’nin üçüncü ülkelerden taze domates ithalatı 2025’te 773.000 ton oldu ve bunun 527.000 tonu Fas’tan geldi. AB’nin üçüncü ülkelere ihracatı ise 383.000 ton olarak kaydedildi; bunun 279.000 tonu ağırlıklı olarak Birleşik Krallık’a gönderildi. Belçika, Hollanda ve Polonya temsilcileri de sıcak hava dalgaları, yağışlar, rugose virüsü ve yüksek enerji maliyetleri gibi sorunların Avrupa üretiminde ortak etkiler yarattığını aktardı. Toplantıda ayrıca satın alma gücündeki kayıp ve ekonomik belirsizlik nedeniyle tüketicilerin daha temkinli davrandığı belirtildi. Fransa’da sıcaklıkların desteklediği domates tüketimi, fiyatlardaki güçlü artışın ardından yavaşlayarak talepte önemli daralmaya yol açtı.

Arnavutluk’ta Tüketim Sepetinde Makarna ve Pirinç Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: BalkanWeb · Özgün haber

Arnavutluk’ta Tüketim Sepetinde Makarna ve Pirinç Öne Çıkıyor

Arnavutluk’ta gıda tüketim sepetinde makarna ve pirinç, en yüksek paya sahip ürünler olarak öne çıkıyor. Turizm, tüketim alışkanlıklarını değiştirirken ülkedeki gıda talebinin yapısını da etkiliyor. Turistlerin gelişi hazır gıdalar, atıştırmalıklar, meşrubatlar ve alkollü içeceklere yönelik talebi artırıyor. Buna karşılık göç ve fiyat artışları, tüketici talebindeki azalışı sürdürerek tüketim eğilimlerini etkiliyor.

Yeni Zelanda Geyik Etinde Olumlu Pazar Sinyalleri Arz Kaygısını Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: Interest.co.nz · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda Geyik Etinde Olumlu Pazar Sinyalleri Arz Kaygısını Öne Çıkarıyor

Yeni Zelanda’nın geyik eti sektörü, birkaç zorlu yılın ardından başta Avrupa olmak üzere önemli denizaşırı pazarlardan daha olumlu sinyaller alıyor. Deer Industry New Zealand temsilcisi Terry Meikle’nin Avrupa’da müşteriler, ithalatçılar, dağıtıcılar ve şeflerle yaptığı görüşmeler, çiftlikte yetiştirilen geyik etine talebin güçlü kaldığını, asıl kaygının ise mevcut talebi karşılayacak yeterli ürün bulunup bulunmadığı olduğunu gösterdi. Meikle, Yeni Zelanda’nın bu pazarlarda kurduğu güçlü ilişkilerin sektör için önemli bir dayanak oluşturduğunu belirtti. Avrupa’da yüksek enerji ve iş gücü maliyetleriyle genel geçim maliyeti baskısı tüketicileri fiyatlara karşı daha duyarlı hale getiriyor. Meikle, müşterilerin tutumunu temkinli iyimser olarak nitelendirirken geyik etinin bu koşullarda görece iyi konumda kaldığını söyledi. Buna karşılık Yeni Zelanda’daki geyik varlığının önemli ölçüde gerilemesi, çiftçilerin geyik yetiştiriciliğini koyun, sığır ve diğer arazi kullanım seçenekleriyle karşılaştırmasına yol açıyor. Yüksek fiyatlar kısa vadeli teşvik sağlasa da üreticilerin güveninin kalıcı biçimde güçlenmesi, talebin tek bir sezonun ötesinde sürdüğünün görülmesine bağlı. Sektörün Avrupa’daki başlıca avantajlarından biri, çiftlikte yetiştirilen ürünün tutarlı olması olarak öne çıkıyor. Avrupalı müşteriler, Yeni Zelanda’dan öngörülebilir kaliteye sahip geyik eti alabileceklerine güveniyor. Bu durum, yaban avı ürünlerinde görülebilen kalite ve arz değişkenliğinden ayrışıyor. Ancak sektör, yalnızca lezzet ve kaliteye değil; menşe, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik iddialarına da kanıt sunmak zorunda. Yaşam döngüsü değerlendirmesi ve biyoçeşitlilik çalışmaları, bu kanıt altyapısını güçlendirmek için değerlendiriliyor. Avrupa’da geyik eti tüketimi geleneksel olarak, özellikle Almanya’da, av sezonu çevresinde yoğunlaşıyor. Meikle, bazı daha geleneksel bölgelerde bu mevsimselliğin süreceğini kabul ederken İsveç, Hollanda, Benelüks, İsviçre ve Kuzey İtalya’da tüketimin yıl geneline yayılması için alan bulunduğunu düşünüyor. Yıl boyunca soğutulmuş ürün ve perakende programlarının ortaya çıkması, sektörün 52 haftalık bir pazarlama fırsatına ulaşma hedefini destekliyor. Şefler ve perakendeciler de tüketici tercihlerine uygun daha küçük ve belirli parçalara yöneliyor. Covid döneminde restoranların kapanması, Yeni Zelanda geyik etinin Avrupa’daki yiyecek hizmetlerine bağımlılığını görünür hale getirerek perakendeye yönelimi hızlandırdı. Kuzey Amerika bu stratejide giderek daha önemli bir konuma gelirken, Avrupa’nın yüksek değerli parçalar için başlıca pazar olmayı sürdüreceği belirtiliyor. ABD’de burger, kıyma ve kurutulmuş ürünler öne çıkarken sektör, büyük but parçalarının değerini artırmayı ve karkasın tamamından daha yüksek gelir elde etmeyi hedefliyor.

Avustralya ve Çin Kırmızı Et Sektörleri İşbirliği Mutabakatı İmzaladı
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Avustralya ve Çin Kırmızı Et Sektörleri İşbirliği Mutabakatı İmzaladı

Avustralya ve Çin’in kırmızı et sektörlerini temsil eden CMA, AMIC ve MLA, yeni sektör ortaklıkları geliştirme taahhüdünü içeren bir mutabakat imzaladı. İmza, Avustralya kırmızı et sektörü temsilcilerinin Çin’de gerçekleştirdiği bir haftalık misyonun sonunda atıldı. Misyon, Avustralya-Çin Hayvancılık ve Kırmızı Et İşbirliği Programı kapsamında düzenlendi ve MLA ile AMIC tarafından ortaklaşa yürütülüyor. Avustralya heyeti Pekin, İç Moğolistan ve Şandong eyaletini ziyaret ederek Çin’in hayvancılık üretimi, işleme faaliyetleri ve tedarik zincirini inceledi. Ziyaret programında sığır ve koyun yetiştiriciliği işletmeleri, hayvan pazarlama merkezleri, besi işletmeleri, işleme tesisleri, soğuk hava depoları ve dağıtım ağları yer aldı. İlk Avustralya-Çin Hayvancılık ve Kırmızı Et İşbirliği Forumu’na 120’den fazla sektör temsilcisi katıldı. Program, iki sektör arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi, teknik bilgi paylaşımını artırmayı ve her iki ülkede kırmızı et üretiminin uzun vadeli sürdürülebilirliği için fırsatları belirlemeyi amaçlıyor. MLA Genel Müdürü Michael Crowley, sektörlerin farklı ortamlarda faaliyet göstermesine rağmen verimlilik, sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve değişen tüketici beklentileri konusunda ortak fırsat ve zorluklar taşıdığını söyledi.

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel
Görsel kaynağı: El Mostrador · Özgün haber
Veri haberi

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Dünya Gıda Günü kapsamında yayımlanan değerlendirmeye göre, dengeli ve sağlıklı beslenmeye yönelik ilgi artarken yüksek gıda fiyatları tüketicilerin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. FAO, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu, UNICEF, Dünya Gıda Programı ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan SOFI 2026 raporuna göre 2025'te 645 milyon kişi açlık yaşadı. Aynı yıl 2,690 milyar kişi, dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri, sağlıklı bir diyetin maliyetini karşılayamadı. Sorun Latin Amerika ve Karayipler'de farklı bir çelişkiyle ortaya çıkıyor. Bölgede açlık nüfusun %4,8'ini, yaklaşık 32 milyon kişiyi, etkilerken sağlıklı beslenmenin maliyeti dünyadaki en yüksek seviyeye ulaştı. Kişi başına günlük 4,91 ABD doları olarak hesaplanan bu tutar, satın alma gücü paritesiyle ölçülüyor. Buna göre bölge nüfusunun %25,7'si sağlıklı beslenmeyi finanse edemiyor. Edenred'in 21 ülkede 55.468 çalışan ve 1.035 restoran işletmecisiyle gerçekleştirdiği FOOD 2026 Barometresi, fiyat baskısının tüketim tercihlerini değiştirdiğini gösteriyor. Çalışanların %82'si fiyat artışları devam ederse restoran ziyaretlerini azaltacağını belirtti. Şili'de araştırmaya 1.369 çalışan ve 94 restoran işletmecisi katıldı. Ülkede restoranların %35'i son 12 ayda müşteri sayısının azaldığını bildirdi; bu oran 2025'e göre dört puan yükseldi. Fiyat ve kalite ilişkisi, çalışanların %86'sı için restoran seçerken en önemli ölçüt oldu. Bunu ürünlerin kalitesi ve yemeklerin fiyatı, her ikisi için de %78'lik oranla, izledi. Ekonomik baskıya rağmen sağlıklı seçeneklere yönelik talep güçleniyor. Çalışanların %77'si dengeli beslenmeye daha fazla dikkat ettiğini, %76'sı restoranların daha sağlıklı yemekler sunmasını beklediğini söyledi. Latin Amerika'da bu beklenti %83'e çıktı. Restoran işletmecilerinin %53'ü son bir yılda sağlıklı yemek talebinin arttığını belirtti; bu oran 2023'te %40'tı. Ancak işletmecilerin %63'ü sağlıklı yemekleri hazırlamanın daha yüksek maliyet gerektirdiğini düşünüyor ve yalnızca %42'si bu ürünleri gelir artırmak için önemli bir fırsat olarak görüyor. Çalışanların %73'ü yemek yardımları iki katına çıksa yemek kalitesini iyileştirebileceğini, %34'ü ise bu destek olmadan daha sağlıksız besleneceğini ifade etti. Gıda israfı da tartışmanın bir diğer başlığı oldu. Çalışanların %74'ü israftan endişe duyarken, %70'i hangi restoranların bu soruna karşı önlem aldığını bilmek istiyor. Restoranların %78'i atıkları azaltmak için uygulama yürüttüğünü bildirdi. Latin Amerika merkezli Animal Interseccional ise çözümün yalnızca daha fazla üretim olmadığını; hangi gıdaların üretildiği, kaynakların nasıl kullanıldığı ve bu gıdalara kimin erişebildiğinin de değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Almanya’da Zayıf Patates Hasadı Fiyatları Yükseltti
Görsel kaynağı: O peniazoch · Özgün haber
Veri haberi

Almanya’da Zayıf Patates Hasadı Fiyatları Yükseltti

Almanya’da zayıf patates hasadı, tüketici ve üretici fiyatlarında belirgin artışa yol açtı. Tüketiciler eylülde patates için geçen yılın aynı ayına göre ortalama %12 daha fazla ödeme yaptı. Almanya İstatistik Kurumu’nun açıkladığı %3,3’lük genel enflasyon oranı bu artışın oldukça altında kaldı. 2026 yılına ilişkin ön veriler, patates hasadının 10,4 milyon tonla yaklaşık dörtte bir azalacağını gösteriyor. Düşüşte ekim alanının %11,1 daralması ve kuraklık etkili oldu; üreticiler hektar başına olağan 46 ton yerine ortalama 38,9 ton hasat edebildi. Sınırlı arzın etkisiyle üretici fiyatları ağustosta %61,5 yükseldi; bu, son üç yılın en güçlü artışı oldu.

Suriye’de 5 Bin Standardın Uluslararası Ölçütlere Uyumlu Hale Getirilmesi Hedefleniyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de 5 Bin Standardın Uluslararası Ölçütlere Uyumlu Hale Getirilmesi Hedefleniyor

Suriye Arap Standartlar ve Metroloji Kurumu, yaklaşık 5 bin Suriye standardını uluslararası ölçütlerle uyumlu hale getirmek için güncelleme ve geliştirme çalışması yürütüyor. Kurum Genel Müdürü Yaser Aliوي’nin SANA’ya yaptığı açıklamaya göre çalışma, yerel ürünlerin kalitesini ve rekabet gücünü artırmayı, ürünlerin bölgesel ve küresel pazarlara erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Toparlanma döneminde mevcut standartları geliştiren ve uluslararası ölçütlere uygun yeni standartlar hazırlayan kurumun çalışmaları mühendislik, gıda, kimya ve tekstil sektörlerinin yanı sıra çeşitli hizmet alanlarını kapsıyor. Sanayici, tüccar ve tüketicilerin standart başvurularını kolaylaştırmak için tek durak sistemi uygulanıyor. Kurum ayrıca standartların internet üzerinden satın alınması ve ödemelerin çevrim içi yapılabilmesi için dijital dönüşüm çalışmalarını sürdürüyor. Kurum, tahrip olan laboratuvarlarını yeniden işler hale getirmek ve devlet kurumlarına bağlı laboratuvarlarla iş birliği yapmak suretiyle ürünlerin standartlara uygunluğuna ilişkin test ve doğrulama süreçlerini sürdürmeye çalışıyor. Sınır kapılarındaki uygunluk denetimleri Genel Gümrük ve Sınır Kapıları Kurumu, iç piyasadaki denetimler ise ticaret ve tüketiciyi koruma birimleri tarafından yürütülüyor. Bu birimler numune alıp gerekli testleri yaptırırken, kurum uygunluk işareti verme ve koşulların karşılanıp karşılanmadığını doğrulama işlemlerini yürütüyor. “Suriye’de Üretim” logosunu taşıyan ürünlerde yerel bileşen oranının en az %40 olması, kalite ve yönetimle ilgili sertifikaların alınması ve diğer koşulların karşılanması gerekiyor. Kurum ayrıca Uluslararası Standardizasyon Örgütü’ndeki varlığını etkinleştiriyor, gıda güvenliğiyle ilgili Kodeks çalışmalarına katılıyor ve helal ile uluslararası sertifikalar konusunda eğitimler düzenliyor. Aliوي, standartların sanayiciler için kısıtlama olmadığını; kalite, güvenlik ve tüketici güvenini destekleyen temel bir araç olduğunu belirtiyor.

Avrupa Sütçülüğünde Öncelik Yatırım ve Açık Piyasalar
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Sütçülüğünde Öncelik Yatırım ve Açık Piyasalar

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avrupa sütçülük sektörünün temsilcileri, Slovak Sütçülük Birliği’nin ev sahipliğinde yıllık kongre için perşembeden bu yana Bratislava’da bir araya geliyor. Avrupa Sütçülük Birliği’nin (EDA) yeni başkanı Koert Verkerk, göreve başlarken yatırım koşullarının oluşturulması, katma değer sağlayan yeniliklerin geliştirilmesi ve açık ve adil piyasaların desteklenmesini üç öncelik olarak açıkladı. Verkerk, başkan seçilmesinden yaklaşık bir saat sonra Bratislava’daki toplantıda konuştu. Kongrede süt işleme sektörünün jeopolitik istikrarsızlık, gümrük politikaları, yükselen enerji fiyatları ve küresel ticaret akışlarındaki bozulmalarla karşı karşıya olduğu belirtildi. Sektör ayrıca üretim verimliliğini artırma, sürdürülebilirliği sağlama ve değişen tüketici taleplerine uyum gösterme baskısı taşıyor. Slovak Sütçülük Birliği Başkanı Marián Šolty, Slovakya’nın Avrupa süt üretimindeki payının %0,6 olduğunu, büyük Avrupa mandıralarının günde 7,5 milyon litreye kadar süt işlediğini, Slovak mandıralarında ise günlük hacmin 100 bin ila 300 bin litre arasında bulunduğunu söyledi. Šolty, Slovak sütçülüğündeki yatırım açığının 450 milyon avroya ulaştığını ve bu kaynağın yeni teknolojiler ile dijital yeniliklerde kullanılabileceğini belirtti. Sektörde yüksek protein içeren, laktozsuz ve A2A2 sütünden üretilen ürünlere yönelik çalışmaların yanı sıra genç tüketicilerin taleplerine uyum arayışı öne çıkıyor. Slovakya’da süt ve süt ürünleri tüketiminin son yıllarda kişi başına yılda 40 kilogram arttığı bildirildi. Açık piyasalar başlığında Hindistan ve Endonezya, Avrupa sütçüleri için potansiyel pazarlar olarak değerlendirildi. Çin ise ticaret açısından öngörülemez bir ortak olarak nitelendirildi. Avrupa Komisyonu Ticaret Genel Müdürlüğünden Flavio Coturni, Çin’in 2025 sonunda Avrupa Birliği’nden seçili süt ürünlerine ek gümrük vergileri getirdiğini, daha sonra bu vergileri düşürmesine rağmen önlemlerin Avrupa ihracatçılarının Çin pazarındaki rekabet gücünü zayıflattığını aktardı. Süt fiyatlarındaki düşüşün temel nedeninin artan arz olduğu, küresel piyasalardaki gelişmelerin de etkili bulunduğu belirtildi. Verkerk, sürdürülebilirlik politikalarının çiftliklerin ekonomik olarak yaşayabilir kalmasına, işletmelerin yatırım yapabilmesine ve yeniliklerin pratik sonuç vermesine imkân tanıması gerektiğini söyledi. Slovakya Tarım Bakanı Richard Takáč ise 2028’den itibaren Avrupa Birliği’nin tarım ve gıda sektörüne yönelik önerilen finansmanının mevcut zorlukları karşılamadığını ve ülkesinin mevcut döneme kıyasla daha az kaynak alabileceğini belirtti. Takáč, Slovak sütçülüğünün uzun vadeli sağmal inek sayısındaki düşüş, yüksek üretim maliyetleri ve ithal ürün rekabetiyle karşı karşıya olduğunu kaydetti.

AB Tarımında Üretkenlik Artışı Yavaşladı, Maliyetler Yükseldi
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

AB Tarımında Üretkenlik Artışı Yavaşladı, Maliyetler Yükseldi

Oxford Economics’in Bayer tarafından yaptırılan çalışmasına göre Avrupa Birliği’nde toplam tarla bitkileri üretimi 2011-2023 döneminde yılda ortalama yalnızca %0,1 arttı. Aynı dönemde üretim artışı ABD’de %1, dünya genelinde %2 ve Brezilya’da %3,3 oldu. Çalışmadaki karşılaştırma, tek bir ürünün verimini değil, farklı yüzölçümü, ürün ve işletme yapılarını kapsayan toplam bitkisel üretimi ölçüyor. Avrupa’daki yavaş büyüme, üretim maliyetlerindeki artış ve iklim riskleriyle birlikte değerlendiriliyor. Çalışmaya göre 2025’te AB’de gübre fiyatları 2020’ye göre %60, enerji fiyatları %51, makine ve ekipman fiyatları %25 yükseldi. Oxford Economics’ten Jeremy Leonard, maliyet baskısının özellikle işletme marjlarında görüldüğünü ve kârlılığın azalmasının üretkenliği artırabilecek teknolojilerin satın alınmasını zorlaştırdığını belirtti. Avrupa Yatırım Bankası’nın çalışmada aktarılan tahminlerine göre iklim riskleri Avrupa tarlalarında yıllık ortalama 17,4 milyar avro kayba yol açıyor; bu tutar üretimin %6,4’üne denk geliyor. Kayıpların 2050’de 24,8-28,9 milyar avroya çıkabileceği öngörülüyor. Bu etkinin bölgelere ve ürünlere göre değişeceği belirtilirken, Hollandalı süt sığırı yetiştiricisi Judith de Vor, aşırı yağış dönemleriyle sıcak ve kurak dönemlerin üretim koşullarını değiştirdiğini ve yeni bitki sağlığı sorunları doğurduğunu anlattı. Bitki koruma alanındaki seçeneklerin daralması da çalışmada öne çıkan sorunlar arasında yer aldı. Bayer’in aktardığı verilere göre AB’de onaylı aktif maddelerin sayısı 2000’lerin başındaki binden fazla düzeyden yaklaşık 420’ye geriledi; son yedi yılda 92’den fazla madde piyasadan çıkarken yalnızca bir yeni sentetik aktif madde geldi. Frank Terhorst, bitki koruma programlarındaki boşlukları önümüzdeki beş yılın başlıca sorunlarından biri olarak gösterdi. Bayer, yeni kimyasal ve biyolojik çözümlerin geliştirilmesini ve ruhsatlandırılmasını hızlandırmayı savunuyor. Terhorst, yeni genomik teknikleri çeşitlerin çevre koşullarına daha hızlı uyarlanması için önemli bir platform olarak değerlendirirken, hastalık direnci ve azot beslenmesi gibi daha karmaşık özellikler için zaman ufkunun gelecek on yıla uzandığını belirtti. Bayer’in sekiz Avrupa pazarında 8 binden fazla tüketiciyle yaptığı ankette katılımcıların %84’ü gıda arz güvenliğini ulusal güvenlik meselesi saydı; aynı oran çiftçilerin yeni teknolojilere erişimini destekledi. Ancak genel inovasyon desteğinin belirli teknolojiler üzerindeki görüş ayrılıklarını ortadan kaldırmadığı ve çiftçilerin kendi koşullarına uygun çözümleri seçebilmesi gerektiği vurgulandı.

Almanya’da Patates Fiyatları Eylülde %11,3 Arttı
Görsel kaynağı: WirtschaftsWoche · Özgün haber
Veri haberi

Almanya’da Patates Fiyatları Eylülde %11,3 Arttı

Almanya’da patates fiyatları eylülde geçen yılın aynı ayına göre %11,3 yükseldi. Fiyat artışı, sıcak ve kurak yazın üretim üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilirken, bu yılki patates hasadının geçici sonuçlara göre 10,4 milyon ton olması bekleniyor. Bu miktar, 2025’teki 13,9 milyon tona kıyasla yaklaşık dörtte bir daha düşük. Kuraklık patateslerin küçülmesine yol açarken, hektar başına verim alışılmış 46 tonun altına 39 tona indi. Ekim alanı da bu yıl %11’den biraz fazla daraldı. Almanya’daki taze sebze fiyatları eylülde yıllık bazda %12 arttı; yumurta fiyatlarındaki yükseliş %15’i aşarken balık ve deniz ürünleri %4,5 pahalandı. Alman Çiftçiler Birliği, ağustos ayında tahıl hasadının 41,9 milyon tonla geçen yılın %7 altında kalacağını tahmin etti. Birliğe göre fazla kuru ilkbahar ve haziranın ikinci yarısındaki sıcak hava dalgası birçok bölgede tahılların erken olgunlaşmasına neden oldu. Avrupa buğday fiyatı da son üç ayda yaklaşık %20 arttı; Rusya’nın Karadeniz’de yük gemilerine yönelik saldırılarının sevkiyatları aksattığı aktarıldı. Küresel gıda hammaddesi fiyatları açısından El Niño da bir risk olarak gösteriliyor. Avrupa Merkez Bankası, güçlü bir El Niño olayının fiyatları %9’a kadar artırabileceğini hesapladı; Uluslararası Para Fonu ise geçmiş olaylarda nihai tüketici fiyatlarındaki ortalama artışı %5 olarak belirledi. Almanya’da gıda fiyatları eylülde yıllık %0,4 arttı ve 2020’den bu yana toplam yükseliş %30’u aştı. Hammadde fiyatlarındaki değişimlerin raflara genellikle beş-altı ay sonra yansıdığı belirtilirken, hükümetin ekim için kararlaştırdığı akaryakıt indiriminin süpermarket fiyatlarında henüz rahatlama sağlamasının beklenmediği aktarıldı.

Küresel Gıda Krizi Riskiyle Gıda Egemenliği Yeniden Gündemde
Görsel kaynağı: RFI · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Gıda Krizi Riskiyle Gıda Egemenliği Yeniden Gündemde

Küresel gıda krizi ihtimali ve gıda egemenliği tartışmaları, tarım ürünleri fiyatlarındaki artışla yeniden gündemin merkezine taşındı. Dünya tarım ürünleri fiyatları üçüncü çeyrekte %13 yükselirken, Birleşmiş Milletler Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu'na (FIDA) atfedilen veri, üretim ve tedarik zincirleri üzerindeki baskının arttığına işaret ediyor. Kuraklık, jeopolitik gerilimler ve enerji maliyetlerindeki yükseliş, tarımdan tüketiciye kadar zincirin tamamını etkiliyor. Enerji fiyatlarının üretim maliyetlerini artırdığı, verimlerin gerilediği ve bazı parsellerde ürünlerin tamamen yok olduğu aktarılıyor. Fransa son 50 yılın en kötü mısır hasadına yönelirken Romanya, yaz boyunca bir milyon hektardan fazla ekili alan kaybetti. Avrupa Komisyonu raporuna göre Avrupa tarımı, iklim kaynaklı olaylar nedeniyle yılda ortalama 28 milyar avro kaybediyor. Bu yıl eşi görülmemiş yoğunlukta duyurulan El Niño'nun üretim zincirini daha da bozabileceği belirtiliyor. Gıda güvensizliği dünya genelinde yaklaşık 260 milyon kişiyi etkiliyor. Ülkelerin gıda açısından kendi kendine yeterlilik oranı gerilerken, dünya ülkelerinin üçte birinden fazlası bugün ihtiyaçlarını kendi üretimiyle karşılayamıyor. Uzun süreli çatışmalar ve jeopolitik gerilimler enerji, tarımsal girdiler ve gıda tedarikini sekteye uğratıyor; Somali, Sudan ve Gazze'de kıtlık riski bildiriliyor. Nijerya'da akut gıda güvensizliği yaşayanların sayısı 36,3 milyona ulaşıyor. FMI, kırılgan hanelere hedefli nakit destekleri veya okul beslenme programları sağlanmasını öneriyor. Bunun yanında ithalata bağımlılığı azaltmak, yerel üretimi tüketiciyle buluşturmak, yaşlanan çiftçi kuşaklarını yenilemek, üreticilere asgari gelir sağlamak ve Ortak Tarım Politikası (OTP) desteklerini daha adil dağıtmak gündeme getiriliyor. Kaynak, bu adımların kamu politikalarıyla hayata geçirilebileceğini belirtiyor.

İtalya’da Akaryakıt Protestoları Tarımsal Gıda Tedarikini Zorluyor
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Akaryakıt Protestoları Tarımsal Gıda Tedarikini Zorluyor

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

İtalya’da çiftçiler ile karayolu taşımacıları, akaryakıt ve üretim maliyetlerindeki artışa karşı bir aydan uzun süredir protesto düzenliyor. Yerel gösteriler ve daha geniş katılımlı eylemlerle sürdürülen protestolarda motorin fiyatları, işletme giderleri ve daralan ekonomik marjlar nedeniyle acil müdahale ve maliyetleri sınırlayacak önlemler talep ediliyor. Eylemler özellikle ülkenin güneyinde yoğunlaşırken Calabria ve Sicilya’da taşımacılık durdurma eylemi 16-20 Ekim 2026 için duyuruldu. Protestoların etkisi akaryakıt dağıtımı ve mal teslimatlarına da yansıdı. Kaynağa göre eski Ilva işçilerinin Taranto’daki Eni rafinerisinin girişlerini bloke etmesi tankerlerin geçişini aksattı; bu durum Puglia ve Basilicata’daki bazı akaryakıt istasyonlarında sorunlara ve saatler süren kuyruklara yol açtı. Il Fatto Quotidiano’nun 15 Ekim tarihli haberinde ise Puglia ve Calabria’nın geniş kesimlerinde birçok istasyonda benzin ve motorin stoklarının tükendiği, gece saatlerinde de uzun kuyruklar oluştuğu aktarıldı. Kaynak, maliyet baskısının haneler ve işletmeler üzerindeki etkisini İtalya Ulusal İstatistik Enstitüsü’nün (Istat) eylül ayı sonunda açıkladığı verilerle birlikte ele alıyor. Buna göre enflasyon %4,2’ye ulaşırken enerji ve gıda, tüketici sepetinde en fazla ağırlık oluşturan temel kalemler arasında yer aldı. Akaryakıt dağıtımı ile mal teslimatlarındaki aksamaların ailelere, ticari işletmelere ve tarımsal gıda sistemine yansıdığı belirtiliyor. Confcooperative Agroalimentare ve Assalzoo, protesto hakkını tanırken bozulabilir tarım ürünlerinin hızlı taşınması ve hayvancılık işletmelerine yem tedarikinin kesintisiz sürmesi gerektiği uyarısında bulundu. Confcooperative Agroalimentare Başkanı Raffaele Drei, meyve ve sebzelerin sınırlı saklama süreleri nedeniyle soğuk muhafaza ve işleme merkezlerine çok kısa sürede ulaştırılması gerektiğini söyledi. Gecikmelerin ürün kalitesini düşürebileceğini ve tarım işletmelerinin bir sezonluk emeğini boşa çıkarabileceğini belirtti. Assalzoo Başkanı Massimo Zanin ise yemlerin hayvanlara her gün verilmesi gerektiğini vurguladı. Tedarikin uzun süre kesilmesinin hayvanların refahını, üretim kapasitesini ve sağlığını, ağır durumlarda yaşamını etkileyebileceğini söyleyen Zanin, yem ve hammadde taşıyan araçlarla çalışmayı sürdüren işletmeler için serbest ve güvenli geçiş talep etti. Tarım, Gıda Egemenliği ve Ormanlar Bakanı Francesco Lollobrigida da gösteri hakkına saygı duyduğunu, ancak ürünlerin dağıtımını engellemek amacıyla yolların kapatılmasının suç olduğunu söyleyerek ulaşım ve tedarikin sürdürülmesi çağrısı yaptı.

FAO: Yenilikçi Çözümler Azerbaycanlı Çiftçilerin Gelirlerini Artırabilir
Görsel kaynağı: Trend News Agency · Özgün haber
Veri haberi

FAO: Yenilikçi Çözümler Azerbaycanlı Çiftçilerin Gelirlerini Artırabilir

FAO’nun Azerbaycan Temsilcisi Nasar Hayat, yenilikçi çözümlerin Azerbaycanlı çiftçilerin su kaynaklarını daha verimli kullanmasına, ürün kayıplarını azaltmasına ve gelirlerini artırmasına yardımcı olabileceğini söyledi. Açıklama, ADA Üniversitesi, Azerbaycan Tarım Bakanlığı ve FAO’nun ortak düzenlediği 2026 Dünya Gıda Günü etkinliğinde, Bakü’de yapıldı. Hayat, daha verimli sulama yönetimi, zamanında hava durumu bilgisi, geliştirilmiş tarım uygulamaları ve alıcılarla dijital bağlantıların tarımsal kalkınma için fırsatlar sunduğunu belirtti. Yeniliğin mutlaka karmaşık veya pahalı olması gerekmediğini söyleyen Hayat, tarlada işe yarayan, su tasarrufu sağlayan, kayıpları azaltan veya çiftçi gelirini artıran basit çözümlerin de yenilik sayılabileceğini ifade etti. FAO temsilcisi, 14 yaşındaki Azerbaycanlı öğrenci Leyla Heydarova’nın geliştirdiği KendMart platformunu örnek gösterdi. Platformun yerel çiftçileri doğrudan tüketicilere bağlamak ve küçük çiftliklerin müşteri bulmasına yardımcı olmak üzere tasarlandığını söyledi. Hayat ayrıca üniversitelerin bilimsel araştırmayı çiftçilerin pratik ihtiyaçlarıyla ilişkilendirmesinin, bilimsel bilgi ile çiftçi deneyiminin birleştirilmesinin agroçeşitliliği, üretimi ve dayanıklılığı destekleyeceğini belirtti. Kırsal kadınlar, küçük ölçekli çiftçiler ve gençlerin finansman, eğitim, teknoloji ve pazarlara erişiminin genişletilmesi gerektiğini vurgulayan Hayat, 2025’te dünya genelinde 645 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya kaldığını aktardı. Küresel nüfusun yaklaşık üçte birinin sağlıklı beslenmeyi karşılayamadığını söyleyen Hayat, mevcut çözümleri ihtiyaç duyanlara erişilebilir kılmanın temel bir zorluk olduğunu ve FAO’nun Azerbaycan hükümeti ile ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini ifade etti.

Kıbrıs’ta Gıda Numunelerinin %7,3’ünde Pestisit Sınırı Aşıldı
Görsel kaynağı: SigmaLive · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs’ta Gıda Numunelerinin %7,3’ünde Pestisit Sınırı Aşıldı

Kıbrıs’ta analiz edilen 466 gıda numunesinin 61’inde yasal pestisit kalıntısı sınırlarının üzerinde sayısal değerler kaydedildi. Devlet Genel Laboratuvarı Direktörü Revekka Kokkinofta’nın açıklamasına göre bu ilk hesaplamada numunelerin %13,1’ine karşılık geldi. Avrupa’daki değerlendirme prosedürlerinde ölçüm belirsizliği de hesaba katıldığında, yasal sınırları aştığı kabul edilen numunelerin oranı %7,3 olarak belirlendi. Kokkinofta, pestisit kalıntısının tespit edilmesiyle yasal sınırın aşılmasının aynı şey olmadığını vurguladı. Bir numunenin pozitif çıkması, otomatik olarak izin verilen seviyelerin aşıldığı veya ürünün insan sağlığına zarar verdiği anlamına gelmiyor. Avrupa mevzuatı kapsamında belirlenen azami kalıntı sınırları tek başına toksikolojik zarar eşiği olarak yorumlanmıyor; sınırları aştığı değerlendirilen numuneler için tüketici sağlığı üzerindeki olası etkiyi inceleyen risk değerlendirmesi yapılıyor. Hayvansal kaynaklı gıdalarda 83 numune incelendi ve 12’sinde pestisit kalıntısı tespit edildi. Ancak bu numunelerden yalnızca biri, bir kas numunesi, izin verilen sınırların üzerinde bulundu. Diğer 11 numune Avrupa mevzuatında belirlenen sınırlar içinde kaldı. Devlet Genel Laboratuvarı, Tarım Dairesi, Veteriner Hizmetleri ve Sağlık Hizmetleriyle yürütülen denetimlerin son aşamasında görev yapıyor. İthal ürünlere, ülkeye girişten önce Kıbrıs’ın yetkili makamlarınca saha denetiminden geçmedikleri için özel önem veriliyor. Laboratuvar kapasitesini genişleterek aynı anda 420’den fazla pestisit parametresini analiz edebiliyor; sonuçlar, üreticiler için düzeltici önlem ve önerileri belirleyen ilgili makamlara iletiliyor.

Mantova Deklarasyonu Coğrafi İşaretler İçin Altı Öncelik Belirledi
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Mantova Deklarasyonu Coğrafi İşaretler İçin Altı Öncelik Belirledi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avrupa’daki bölgeler, coğrafi işaretlerin Avrupa Birliği politikalarındaki rolünü güçlendirmek amacıyla Mantova Deklarasyonu’nu imzaladı. Lombardiya Tarım, Gıda Egemenliği ve Ormanlar Bölgesel Bakanı ve Arepo Başkanı Alessandro Beduschi’nin imzaladığı belge, Avrupa Komisyonunun 2027’de hazırlaması beklenen Coğrafi İşaretler Eylem Planı’na alınması istenen bölgesel öncelikleri ortaya koyuyor. Deklarasyonun merkezinde, Dop ve Igp ürünlerinin korunması, tanıtılması ve ekonomik büyüme, istihdam, rekabetçilik, turizm ile kırsal kalkınma araçlarına dönüştürülmesi bulunuyor. Belgede, Dop veya Igp tescilinin bir hedefin son aşaması değil, kalkınma stratejisinin başlangıcı olması gerektiği belirtiliyor. Altı öncelik; coğrafi işaretlerin kuruluş ve tanınmadan pazar gelişimine kadar tüm yaşam döngüsü boyunca desteklenmesini, hukuki korumanın üreticiler için ekonomik değere dönüştürülmesini ve bu ürünlerin tüketicilerin günlük yaşamındaki görünürlüğünün artırılmasını öngörüyor. Diğer başlıklar ise gıda zincirlerinin yenilikçilik, yetkinlik, kuşak değişimi ve iklim değişikliği sınamalarına hazırlanması, bölgelerin yönetişimde doğrudan rol üstlenmesi ve ölçülebilir hedeflere dayalı politikalar oluşturulması. Deklarasyonda Dop ve Igp ürünlerinin gastronomi rotaları, UNESCO alanları ve kültürel mirasla daha güçlü ilişkilendirilmesi öneriliyor. Metinde ayrıca bir Avrupa Coğrafi İşaretler Günü ile gezici bir Coğrafi İşaretler Expo’su düzenlenmesi gündeme getiriliyor. Lombardiya, 2027 ilkbaharında Avrupa Birliği’ndeki 3.711 coğrafi işaretin ilk kez tek etkinlikte bir araya geleceği Expo’yu düzenleyeceğini açıkladı. Etkinlikle değer zincirleri arasındaki ilişkilerin, ticari gelişmenin, uluslararasılaşmanın ve sertifikalı ürünlerin vatandaşlar tarafından bilinmesinin desteklenmesi hedefleniyor. Mantova’daki toplantıya Avrupa kurumları, üretici kuruluşları ve koruma örgütlerinin temsilcileri katıldı. Avrupa Komisyonu Tarım Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Diego Canga Fano, Dop ve Igp ürünlerinin tanıtımı için 50 milyon avro ek kaynak açıklandığını bildirdi. Toplantıda konuşan Beduschi, coğrafi işaretlerin üretim değerinden önce ekonomik bir miras niteliği taşıdığını, değeri üretildikleri bölgelere bağladığını, işletmeleri desteklediğini ve kırsal toplulukların canlı kalmasına katkı sunduğunu söyledi. Deklarasyonun hedefleri arasında üreticilerin değer zincirlerindeki konumunu güçlendirmek, ihracatı desteklemek, sahtecilik ve taklitlerle mücadele etmek, yenilikçiliği ve kuşak değişimini teşvik etmek de yer alıyor. Ekonomik göstergeler, coğrafi işaretler sisteminin kapsamını ortaya koyuyor. Lombardiya’nın Dop ekonomisi 2024’te 2,9 milyar avroya ulaştı ve bir yılda %13,1 büyüdü; bu değer bölgesel tarım-gıda sisteminin yaklaşık %16’sını oluşturdu. İtalya genelinde Dop ekonomisi 20,7 milyar avroya çıkarken %3,5 arttı; ihracat ilk kez 12,3 milyar avroyu aşarak %8,2 yükseldi. Sistem ayrıca 328 koruma konsorsiyumu, 184.000 işletmeci ve farklı sektörlerde 864.000’den fazla istihdamı kapsıyor.

Mısır’da Yumurta Fiyatları 16 Ekim’de İstikrarlı Kaldı
Görsel kaynağı: Al-Watan Egypt · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Yumurta Fiyatları 16 Ekim’de İstikrarlı Kaldı

Mısır’da yumurta kolisi fiyatları 16 Ekim 2026 Cuma günü kümes hayvanları borsasında ve tüketiciye yönelik satış noktalarında istikrarlı seyretti. Beyaz yumurta, tüketicilerin pazarlarda en çok ilgi gösterdiği türlerden biri olurken, fiyatlar çiftlikler ile market ve mağazalar arasında farklılık gösterdi. Beyaz yumurta kolisi çiftliklerde 100-110 Mısır lirası, market ve mağazalarda ise 120-130 Mısır lirası aralığında satıldı. Kırmızı yumurtanın çiftlik fiyatı 110-115 Mısır lirası olurken tüketici satışlarında 125-135 Mısır lirası aralığı kaydedildi. Fiyatların konut bölgelerine göre değişebildiği belirtildi. Yerli yumurta kolisi diğer iki türe göre daha yüksek fiyatla işlem gördü. Bu ürünün çiftliklerdeki fiyatı 139-140 Mısır lirası, market ve mağazalardaki fiyatı ise 145-155 Mısır lirası olarak açıklandı. Veriler, kümes hayvanları borsası ile Mısır Bakanlar Kuruluna bağlı fiyat portalında yayımlanan bilgilere dayandırıldı.

Japonya’da Yeni Pirinç Hasadıyla Fiyatlar Gerilerken Çiftçiler Zorlanıyor
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Japonya’da Yeni Pirinç Hasadıyla Fiyatlar Gerilerken Çiftçiler Zorlanıyor

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Japonya’da yeni pirinç hasadının sürmesi ve geçen yıldan kalan stokların piyasada bulunması, tüketiciler için fiyatları düşürürken çiftçileri ve toptancıları zor durumda bırakıyor. Toçigi eyaletinin Sakura kentindeki çiftçi Nobuyuki Okada, önceki kıtlık döneminin ardından bu yıl alıcı bulmakta zorlandığını ve fiyatların keskin biçimde gerilemesinin hasada yönelik motivasyonunu azalttığını söyledi. Yaklaşık 1.000 süpermarkette 28 Eylül-4 Ekim döneminde yapılan ölçümde, 5 kilogram pirincin ortalama fiyatı 2.860 yen oldu. Fiyat bir haftada 66 yen geriledi ve düşüş üst üste sekizinci haftaya ulaştı. 2024 ve 2025’teki ciddi pirinç kıtlığı sırasında bazı satışlarda 60 kilogram başına 35.000 yene kadar fiyat alan Okada, bu yıl haziran civarında bazı toptancıların kendisinden pirinç alamayacaklarını bildirdiğini belirtti. Chubu bölgesindeki bir toptancı, stokların normalin iki katından fazla olduğunu ve yeni mahsulün ana ürün haline gelmesiyle yüksek fiyattan alınan 2025 pirincinden kâr etmekten vazgeçmek zorunda kalacaklarını söyledi. Bazı piyasalarda, daha eski olan 2025 mahsulünün perakende fiyatının 2026 mahsulünden yüksek olduğu bir tersine dönüş de görülüyor. Japonya Tarım Bakanlığına göre 2026 pirinç hasadının 7,4 milyon ton olması bekleniyor; bu, önceki yılın 7,47 milyon tonuna göre yaklaşık %1 düşüş anlamına geliyor. The Japan Times’ın aktardığı değerlendirmeye göre arzın talebi aşması fiyatları daha da aşağı çekebilir. Okada, 20 hektarlık tarlalarında Koshihikari, Niji no Kirameki, Tochigi no Hoshi, yapışkan pirinç ve sake üretiminde kullanılan pirinç yetiştiriyor; 2026 mahsulünü yaklaşık 100 ton olarak öngörüyor. Nisan ayında yaklaşık 40 ton Koshihikari’nin büyük bölümünün yerel Japonya Tarım Kooperatifleri (JA) şubesi tarafından satın alınması için avans sözleşmesi imzaladı. Ancak JA’nın 60 kilogram başına avans ödemesi, 2025 mahsulündeki yaklaşık 30.000 yen seviyesinden bu yıl yaklaşık yarısına indi. Taşıma maliyetleri de hesaba katıldığında, kooperatif üzerinden satışta dahi zarar edeceğini belirten Okada, hükümetin değişken pirinç politikasına güvenmediğini söyledi.

Yeni Zelanda Yün Kolektifi Odak Alanlarını Belirledi
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber

Yeni Zelanda Yün Kolektifi Odak Alanlarını Belirledi

Yeni Zelanda Wool Collective CEO’su Ross McIsaac, yeni kolektifin başarılı olabilmesi ve yetiştiricilerin son dönemde elde ettiği iyi getirilerin sürdürülebilmesi için söylem ile eylemin örtüşmesi gerektiğini söyledi. McIsaac, açıklamaları Huntly’nin batısında, Te Akau yakınlarındaki Waimai Valley’de Alastair ve Anne Reeves’e ait Waimai Romney’de düzenlenen açık günde yaptı. McIsaac’e göre kolektif, geleceğe ilişkin vaatlerde bulunmak yerine önceki kuruluşlar Wool Impact ve Campaign for Wool’un son yıllardaki çalışmalarından ve bu çalışmaların sağladığı faydalardan yararlanmayı hedefliyor. Yapı, iki kuruluşu tek çatı altında birleştirerek ve tedarik zincirindeki şirketlerle birlikte çalışarak işbirliğini geliştirmeye çalışıyor. Bu şirketleri kolektife yatırım yapmaya ikna etmek ise önündeki zorluklardan biri olarak görülüyor. Şeffaflık, kolektifin finansmanında temel koşullardan biri olarak öne çıkıyor. McIsaac, çiftçilerin yatırım yapabilmesi için paranın nereye gittiğini ve ne sağladığını bilmesi gerektiğini belirtti. Kolektif, sektörde hâlihazırda yürütülen çalışmaları tekrarlayarak gereksiz maliyet oluşturmak yerine tedarik ve değer zincirlerindeki şirketleri desteklemeyi amaçlıyor. Uzun vadede finansmanın yalnızca yetiştiricilerden gelmemesi ve tedarik zincirindeki şirketlerin de katkı yapması gerektiği ifade edildi. Kolektifin çalışma programı, maliyetleri ve bunların hükümet desteğiyle nasıl güçlendirileceği henüz tamamlanmadı; ayrıntıların yakında paylaşılması bekleniyor. McIsaac, yapının ihtiyaçtan büyük olmayacak şekilde yalın tutulacağını söyledi. Kolektif ayrıca mimarlar ve halı perakendecileriyle çalışarak yünün özelliklerinin daha iyi anlaşılmasını, perakendecilerin tüketicileri doğru bilgilendirmesini ve bu amaçla çiftliklerle kırkım uygulamalarını anlatan videolar hazırlanmasını sağlamaya çalışıyor. McIsaac, yün için daha yüksek bir değer potansiyeli bulunduğuna inandığını, ancak halı gibi ürünlerde fiyat artışları konusunda piyasa hassasiyetlerinin bulunduğunu söyledi. Kolektifin bu alandaki çalışmaları, yünün doğal ve sürdürülebilir özelliklerinin tüketicilere ve ürünü önerecek sektör profesyonellerine daha iyi anlatılmasına odaklanıyor.

İspanya Avokado ve Mangoda Avrupa Tedarikçiliğini Büyütmeyi Hedefliyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

İspanya Avokado ve Mangoda Avrupa Tedarikçiliğini Büyütmeyi Hedefliyor

İspanya, avokado ve mangoda Avrupa’nın başlıca yakın tedarikçisi olma hedefini büyüyen üretim tabanı ve kısa teslim süresi avantajıyla güçlendirmeye çalışıyor. İspanya Avokado ve Mango Sektörlerarası Örgütü (Intertropic) Başkanı Juan Antonio Reyes Gutiérrez, sektörün düzenli büyümesi, menşe tanıtımı ve sürdürülebilirliğin öncelikler arasında olduğunu söyledi. İspanya, Avrupa Birliği’nin başlıca avokado ve mango üreticisi konumunda bulunuyor. Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanlığı’nın (MAPA) ESYRCE araştırmasına göre ülkede avokado üretimine ayrılan alan 24.758, mango alanı ise 6.148 hektar. Üretim ağırlıkla Endülüs’te, özellikle Málaga ve Granada’da, ayrıca Kanarya Adaları’nda yoğunlaşıyor. Avokadoda üretim haritası yeni bölgelere yayılırken Valensiya Topluluğu’ndaki alanın yaklaşık 5.000 hektara ulaştığı ve büyümeyi sürdürmesinin beklendiği belirtildi. Mango üretimi ise iklim gereksinimleri nedeniyle Málaga’daki Axarquía ile Granada’daki Costa Tropical’da daha yoğun kalıyor. Intertropic, İspanya’nın Fas, Kolombiya ve İsrail avokadosu ile Brezilya mangosuna karşı yakınlık ve tazelik üzerinden rekabet edebileceğini savunuyor. Juan Antonio Reyes Gutiérrez’e göre İspanyol mangosu, daha ileri olgunlukta hasat edilerek Avrupa raflarına yaklaşık 72–96 saatte ulaşabiliyor. Intertropic Genel Müdürü Antonio Carpintero da avokadoda uygun fizyolojik hasat zamanının doğal yağların gelişmesini, tüketicinin aradığı doku ve kremamsılığın oluşmasını sağladığını belirtti. Denizaşırı ithalatın ise birkaç haftalık deniz taşımacılığı gerektirebildiği aktarıldı. Tüketim tarafında İspanya’da hanelerin %80’den fazlası yılda en az bir kez avokado satın alıyor ve kişi başına ev içi tüketim 2,03 kilogram olarak ölçülüyor. Mango hanelerde %50’nin üzerinde penetrasyona ve kişi başına 0,80 kilogram tüketime ulaştı. Toplam taze meyve tüketimi 2016’dan bu yana yaklaşık %30 gerilerken subtropikal meyve tüketiminin 2008’den bu yana yaklaşık %20 arttığı bildirildi. Sektör bu nedenle tüketicinin yalnızca ürünü değil, Avrupa menşeini de ayırt etmesini hedefliyor. Bu amaçla Intertropic’in yürüttüğü “Aguacate y Mango de Europa: Frutas con Corazón” kampanyası 2026–2028 döneminde İspanya, Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık’ta uygulanacak. Bütçesi 9 milyon avronun üzerinde olan kampanyanın yaklaşık %75’i Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor ve üç yılda tüketicilere 380 milyondan fazla etkili erişim hedefleniyor. Sektörün büyümesi önündeki başlıca koşul ise su kaynaklarının sürekliliği. Son yağışlar durumu kuraklığın en ağır dönemlerine göre iyileştirse de Intertropic, rezervlerdeki geçici toparlanmanın yapısal sorunu çözmediğini belirterek arıtılmış ve tuzdan arındırılmış suyun yanı sıra su iletim hatlarının ve yağmur suyu depolamasının geliştirilmesini savunuyor. Mevcut mango sezonu başlangıçta öngörülenden düşük hacimde ilerliyor; kalite ise mükemmel olarak değerlendiriliyor. Keitt çeşidinin hasadıyla sezonun ekim sonu veya kasım başına kadar sürmesi bekleniyor. Sektör, birkaç haftalık hasat döneminde ürün yoğunluğunun piyasayı zorlamaması için talebin artırılmasını istiyor.

Yeni Zelanda’da Pazıdaki Yüksek Pestisit Kalıntısı İnceleniyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’da Pazıdaki Yüksek Pestisit Kalıntısı İnceleniyor

Yeni Zelanda Gıda Güvenliği’nin (NZFS), pazıda izin verilen sınırın çok üzerinde pestisit kalıntısı tespit edilen bir vakayı ele alış biçimi, Greenpeace’in Bilgi Edinme Yasası kapsamında elde ettiği belgeleri yayımlamasının ardından gündeme geldi. Başvurunun, 2022-2023 Gıda Kalıntıları Araştırma Programı raporundaki uygunsuzluk bölümünün ardından yapıldığı belirtildi. Rapora göre pazı örneğinde, kullanımına izin verilmeyen organofosfat insektisiti metamidofos için kilogram başına 3,6 miligram kalıntı bulundu. Yeni Zelanda’daki azami kalıntı limiti ise 0,01 miligramdı. Metamidofosun pazıda kullanımı ruhsatlı değildi ve madde daha sonra Yeni Zelanda’da yasaklandı. Gıda Kalıntıları Araştırma Programı, perakende satış noktaları, çiftçi pazarları ve paketleme tesisleri gibi dağıtım kanallarından alınan örnekleri kapsıyor. Raporda toplam 147.063 testin 33’ünün uygunsuz sonuç verdiği aktarıldı. Bilgi Edinme Yasası belgelerinde üreticinin adı karartılırken, yazışmalarda ürünün bozulabilir olması nedeniyle bir hafta içinde dağıtılıp tüketilmiş olabileceği ve bu nedenle geri çağrılamadığı belirtildi. Greenpeace, kamuoyunun olay hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini savundu. NZFS Genel Müdür Yardımcısı Vincent Arbuckle ise kurumun güvenli olmadığını düşündüğü gıdaların tüketicilere ulaşmasına izin vermeyeceğini söyledi. Arbuckle’a göre ilk toksikolog değerlendirmesinde kronik veya devam eden maruziyete ilişkin risk dışlanamadı; ardından yapılan kapsamlı değerlendirmede ise acil ya da devam eden bir gıda güvenliği riski bulunmadığı sonucuna varıldı. Bu değerlendirmede ilk tüketim tahmininin yüksek olması, olayın tek seferlik gerçekleşmesi, pazının yıkanmasının kalıntıları dörtte bir oranında azaltabilmesi ve metamidofosun 80 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda parçalanması dikkate alındı.