ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

570 haber · Sayfa 8

Rusya, Buğday İhracatı İçin Alternatif Rotalar Arıyor
Görsel kaynağı: ZN.UA · Özgün haber
Veri haberi

Rusya, Buğday İhracatı İçin Alternatif Rotalar Arıyor

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Rus buğdayı ve diğer tarım ürünleri ihracatçıları, Karadeniz'deki saldırılar nedeniyle ürünlerini taşımak için standart dışı rotalar arıyor. Alternatifler arasında işgal altındaki Abhazya'daki küçük Oçamçira limanı bulunuyor. Birkaç Rus tüccar ise hasadı standart dökme yük gemileri yerine konteynerlerle Türkiye'ye gönderme olasılığını değerlendiriyor; kaynakta bu seçeneğin hayata geçirildiği belirtilmiyor. Oçamçira'nın kapasitesi önemli ölçüde sınırlı. Tahılın konteynerlerle taşınması da pahalı ve alışılmadık bir yöntem olarak tanımlanıyor; bu taşıma biçimi genellikle muz ve baharat gibi ürünlerde kullanılıyor. Haberdeki değerlendirmeye göre Rusya, ihracat hacmini korumak için önemli ek maliyetleri göze alıyor. Tahıl ticareti danışmanı Svitun Still, mevcut tüm rotaların kullanılmaya çalışılmasının tedarik güvenliğini geleneksel taşımacılık ekonomisinin önüne çıkardığını belirtiyor. Rusya, dünya buğday ticaretinin yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Karadeniz terminalleri tarihsel olarak ülkenin buğday ihracatının %90'ına kadarını sağladı. Moskova, pazar payını korumak amacıyla yük akışlarını Arktik bölgedeki Murmansk limanı ile Baltık terminallerine yönlendiriyor, tahılı demiryoluyla Uzak Doğu'ya taşıyor ve konteyner sevkiyatlarını St. Petersburg ile Vladivostok'a artırıyor. Avrupa Birliği'nde Rusya kaynaklı tahılın gerçek menşei kontrol edilirken, Letonya Eylül 2026'dan itibaren Rusya ve Belarus'tan gelen her tahıl partisini incelemeye başladı. Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna'nın açıklamasına göre ülke, 1 Ekim'den itibaren Rusya ve Belarus tahılının kendi topraklarından transit geçişini yasakladı.

Copa ve Cogeca’dan Ortak Tarım Politikası İçin Finansman Çağrısı
Görsel kaynağı: Bændablaðið · Özgün haber
Veri haberi

Copa ve Cogeca’dan Ortak Tarım Politikası İçin Finansman Çağrısı

Avrupa’daki çiftçi ve tarım kooperatiflerinin çatı kuruluşları Copa ve Cogeca, Stockholm’deki kongrelerinin ardından Stokholm Bildirisi’ni yayımlayarak Avrupa Birliği ülkelerinin Brüksel’de toplanan yöneticilerine çağrı yaptı. Altı maddelik bildiride, tarım politikasına ayrılan finansmanın en az mevcut düzeyde korunması ve fiyatlara göre güncellenmesi istendi. Kuruluşlar ayrıca tarımın Avrupa’nın rekabet gücü, dayanıklılığı ve güvenliği açısından stratejik bir sektör olarak tanınmasını talep etti. Örgüt liderleri, Avrupa’daki jeopolitik, ekonomik ve çevresel zorlukların yanı sıra yükselen girdi maliyetleri, çiftçi sayısındaki azalma ve çiftçilerin yaşam koşullarındaki gerileme konusunda endişelerini dile getirdi. Açıklamada, yaz aylarındaki hava koşullarının tarımın kırılganlığını yeniden ortaya koyduğu, savaşlar, ticari gerilimler ve uluslararası istikrarsızlığın da piyasalardaki dalgalanmayı ve tarımsal üretim üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi. Copa ve Cogeca, 2028–2034 döneminde uygulanması planlanan Ortak Tarım Politikası (OTP) değişiklikleri için Avrupa Komisyonu’nun yürüttüğü danışma sürecini de eleştirdi. Kuruluşlara göre süreçte yeterli seçenek sunulmadı ve etki değerlendirmesi yapılmadı. Bildiri, OTP’nin ortak niteliğini korumasını ve daha fazla performans odaklı hale getirilmemesini istiyor; örgütler bunun iç pazarda istikrarsızlığa ve girdiler için rekabetin artmasına yol açabileceğini savunuyor. Bildiride tarımın savunma, hazırlık ve güvenlik meselelerinde temel dayanak olarak tanınması, gıda üreticilerinin Avrupa’nın ön savunma hattında kabul edilmesi de isteniyor. Fonların diğer finansman ve hedeflerden ayrı tutulması, kırsal alanlardaki özel zorluklar için ulusal ve bölgesel program fonlarının %10’unun kullanılabilmesi, kuralların basitleştirilmesi ve desteğin tüm çiftçilere açık olması çağrıları arasında yer alıyor. İzlanda Çiftçiler Birliği, Copa ve Cogeca’nın ortaklarından biri olarak gösteriliyor.

Kanada’nın Manitoba Eyaletinde Buğday Kurulu Tekeline İlişkin Toplu Dava Reddedildi
Fotoğraf: Jeff McIntosh/The Canadian Press · Özgün haber
Veri haberi

Kanada’nın Manitoba Eyaletinde Buğday Kurulu Tekeline İlişkin Toplu Dava Reddedildi

Kanada’nın Manitoba eyaletinde Court of King's Bench Yargıcı Chris Martin, Kanada Buğday Kurulu tekelinin sona erdirilmesinin ardından tahıl çiftçilerinin açtığı toplu tazminat davasını reddetti. Karar, çiftçi Edward Andrew Dennis’in 2017’de Kanada başsavcısı ile Kanada Buğday Kurulu’nun halefi G3 Global Grain Group’a karşı açtığı talebi de kapsıyor. Martin’in kararına göre dava, kurulun özel bir yapıya dönüştürülmesiyle başlayan ve on yılı aşkın süredir devam eden hukuki sürecin son halkası oldu. Toplu dava, Kanada Buğday Kurulu’nun tekel olarak faaliyet gösterdiği son iki yılda havuz pazarlama programı üzerinden satış yapan tahıl çiftçileri adına açıldı. Davada kurulun para ve belirli hesapları kullanma biçimi ele alındı. Çiftçiler, kuruldan sorumlu federal bakanın kamu görevinde görevi kötüye kullandığını ve kurulun sözleşmeyi ihlal ettiğini savunarak toplamı 91 milyon doların biraz üzerinde olabilecek tazminat talep etti. İddiaların merkezinde, kurulun havuz ve havuz dışı satışlar için kullandığı mali yapı vardı. Havuz programında üreticilere beklenen fiyata göre ilk ödeme yapılıyor, ürün satıldıkça oluşan değer artışları ile havuz fazlasından ek ödemeler veriliyordu. Havuz dışı satışlarda ise daha yüksek peşin ödeme yapılıyor, ancak sonraki ödemeler yapılmıyordu. Kurulun havuz dışı satışlardaki zararları karşılamak için ayrı bir ihtiyat fonu bulunuyordu. Çiftçiler, federal bakanın bu fonun tavanını 60 milyon dolardan 100 milyon dolara, ardından 200 milyon dolara çıkarma önerisinde bulunmasını ve kurula fona para aktarma talimatı vermesini hukuka aykırı olarak niteledi. Ayrıca fonun, kurulun özel bir yapıya dönüştürülmesini finanse etmek için genel bir birikmiş kâr hesabı gibi kullanıldığını, havuz hesaplarındaki paranın da geçişle bağlantılı bazı masraflara aktarıldığını ileri sürdü. Fon tavanına ulaşıldığında havuz dışı satışlardan elde edilen kârın havuz hesabına aktarılabildiği ve bunun havuz üreticilerine dağıtılabildiği de karar metninde yer aldı. Yargıç Martin bu iddiaları kabul etmedi. Karara göre bakanın eylemleri uygun ve hukuka uygundu, çiftçilerle kurul arasında davada ileri sürülen yükümlülükleri doğuracak bir sözleşme bulunmuyordu ve kurul, söz konusu masrafları havuz hesaplarından karşılamak zorundaydı. Kanada Buğday Kurulu 1935’te gönüllü bir pazarlama programı olarak kurulmuş, daha sonra batı Kanada’daki çiftçilerin birkaç istisna dışında buğday ve tahıllarını kurula satmak zorunda olduğu zorunlu bir tekele dönüşmüştü. Stephen Harper hükümeti, 2011 federal seçiminden sonra kurulu özel bir yapıya dönüştürmek için adımlar atmıştı. Manitoba Üniversitesi Transport Institute direktörü tarım ekonomisti Barry Prentice, kararın Kanada Buğday Kurulu tartışmasının “son bölümü” olduğunu söyledi. Prentice, kurulun bir dönem çiftçilere hizmet ettiğini ancak zamanla amacını yitirdiğini ve değişime uyum sağlayamadığını savundu. G3 avukatları kararın birden fazla mahkeme ve yargı bölgesinde sürdürülen talebi sonuçlandırdığını belirtirken, federal hükümet sözcüsü mahkemenin inceleme için ayırdığı zaman ve gösterdiği özen için teşekkür etti. Çiftçilerin avukatları ise açıklama yapmadı.

Mısır Hurma Festivali Siwa Vahası’na Döndü
Görsel kaynağı: Al-Watan Egypt · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Hurma Festivali Siwa Vahası’na Döndü

Uluslararası dokuzuncu Mısır Hurma Festivali, 14-16 Ekim 2026 tarihlerinde, dokuz yıl önce başladığı Siwa Vahası’na döndü. Mısır Sanayi Bakanlığı ile Khalifa Hurma Palmiyesi Vakfı iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, tarım, ticaret ve turizmle geçinen, ekonomisi büyük ölçüde palmiye ve hurmaya dayanan vaha sakinlerinden ilgi gördü. Yerel halk, festivalin ekonomik ve turistik hareketlilik yaratmasını bekliyordu. Çocuklar ve gençler etkinliğin en ilgili katılımcıları arasında yer aldı. Bazı gençler organizasyonda gönüllü çalışırken bazıları araştırma kuruluşları ve şirketlerin sergilerini gezerek hurma alanındaki yeni çalışmaları inceledi. İskenderiye Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi Muhammed Mustafa, Siwa’nın daha iyi tanıtılması, çiftçilerin desteklenmesi ve ihracat kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla gönüllü olduğunu söyledi. Festivalde hurmayı kuruyemiş, susam, çikolata ve kahveyle birleştiren, çekici biçimde paketlenmiş ürünler sergilendi. Bu ürünlerin hurmayı geleneksel biçiminin dışına taşıyarak farklı tüketici tercihlerine uygun hâle getirebileceği ve yeni ihracat pazarları açma potansiyeli taşıdığı belirtildi. Etkinlikte ayrıca palmiye atıklarının değerlendirilmesine yönelik çalışmalar öne çıktı. Bir araştırma-geliştirme şirketi bu atıklardan ambalaj kâğıdı, tabak, ayakkabı, dayanıklı halat, bina yalıtımı ve tarım toprağı üretti. Şirketin araştırma-geliştirme kimyageri Yusuf Abdürrahim, her palmiye ağacından yılda 25-27 kilogram atık çıktığını söyledi. Geliştirilen ürünlerin bir bölümünün sanayi aşamasına taşınması planlanıyor. Festival, Siwa’ya yerleşerek bir çiftlikte turistik otel işletmeye başlayan Sari ve Sara çiftinin de ilgisini çekti. Çift, yerel mirasla uyumlu ve çevre dostu otel projeleri için yeni fikirler ararken hurmayı şeker alternatifi olarak kullanan sağlıklı bir ürünü inceledi.

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı

Stellenbosch Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Bölümü'nden Prof. Abel Esterhuyse, Güney Afrika'nın Western Cape bölgesindeki Kleinmond yakınlarında düzenlenen Dünya Dohne Merinosu Konferansı'nda küresel tarımın karşı karşıya olduğu riskleri anlattı. Güney Afrikalı üreticilerin güvensizlik, yetersiz altyapı ve bozulan kamu hizmetleriyle çevrili koşullarda işletmelerini çalışır durumda tutmayı öğrendiğini belirten Esterhuyse, benzer baskıların başka ülkelerdeki çiftçileri de etkileyebileceğini söyledi. Esterhuyse, Prof. David Betz'e atfettiği “dünyanın Güney Afrikalaşması” kavramıyla, işleyen özel alanların bozulan kamu altyapısıyla yan yana var olduğu daha parçalı bir ekonomik ve toplumsal yapıya işaret etti. Sunumunda toplumsal parçalanmanın yanı sıra demografik değişim, jeopolitik istikrarsızlık, çevresel baskılar ve teknolojik dönüşümü tarımı yeniden şekillendiren diğer güçler olarak sıraladı. Bu koşulların üreticileri yalnızca işletmelerindeki sorunlarla değil, daha geniş ekonomik ve güvenlik gelişmeleriyle de karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti. Demografik eğilimler kapsamında Avrupa Birliği (AB) ve Çin'i örnek gösteren Esterhuyse, AB'nin dünya nüfusundaki payının %5,5 olmasına karşın küresel sosyal refah harcamalarının %58'ini ve savunma harcamalarının %16'sını oluşturduğunu aktardı. AB'de ortanca yaşın 44,7 olduğunu ve 2100'de 49,6'ya çıkmasının beklendiğini belirterek, yaşlanan nüfus ile daha az sayıdaki genç çalışanın mevcut refah modelinin sürdürülebilirliği üzerinde baskı yaratabileceğini söyledi. Çin'de nüfusun yaşlanması, değişen tüketim tercihleri ve azalan genç iş gücü nedeniyle üretimi sürdürmek için yapay zekâ ve insan emeğinin yerine geçebilecek teknolojilere yönelimin arttığını dile getirdi. Afrika'nın bu yüzyılda küresel nüfus artışının büyük bölümünü oluşturacağını ve gelecekte dünya gıda talebini yönlendireceğini belirten Esterhuyse, kıtanın mevcut tarımsal üretiminin küresel toplamın yaklaşık %8 ila %10'u düzeyinde olduğunu söyledi. Hızlı kentleşmenin üretim ile büyüyen şehir pazarları arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi gerektireceğini, ancak nüfus artışının otomatik olarak daha yüksek satın alma gücü anlamına gelmediğini kaydetti. Güvenlik harcamalarının düşük olmasının da kıtanın üretim ve gıda tedarik potansiyelini kullanmasını zorlaştırabileceğini savundu. Jeopolitik gerilimlerin gıda ve gübre ticaretini aksatabileceğini, enerji arzı ve maliyetleri üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Esterhuyse, su, arazi ve diğer stratejik kaynaklar için rekabetin artacağı uyarısında bulundu. Deniz yollarının tehditlere daha açık hâle gelmesinin Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi güzergâhların korunmasını zorlaştırdığını, bu nedenle Ümit Burnu çevresindeki deniz yolunun mal taşımacılığındaki stratejik öneminin arttığını söyledi. Bu risklerin ihracata ve ithal girdilere erişime de yansıyabileceğini ifade etti. İklim değişikliğini çiftçiler açısından tatlı su kıtlığı, gıda sistemlerinde bozulma ve çevresel baskı kaynaklı göçle ilişkilendiren Esterhuyse, biyolojik çeşitlilik kaybı ile ekosistem çöküşünün devletleri kırılganlaştırarak çatışmaları besleyebileceğini belirtti. Ona göre temel zorluk, iklimin daha değişken, suyun daha sınırlı ve ekosistemlerin daha fazla bozulduğu bir ortamda yeterli gıda üretmek olacak.

Suriye, Avustralya ile Gıda Güvenliği Yatırımlarını Görüştü
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye, Avustralya ile Gıda Güvenliği Yatırımlarını Görüştü

Suriye Yatırım Kurumu Müdürü Ahmed Ravad Ramadan, Suriye-Avustralya İş Konseyi heyeti ve bazı yatırımcılarla iki ülke arasındaki yatırım iş birliğini geliştirme yollarını görüştü. Kurum binasında yapılan toplantıda, sanayi yatırımlarının karşılaştığı zorluklar ile gıda güvenliği alanında faaliyet gösteren fabrikaların ruhsatlandırılması için yürütülen işlemler ele alındı. Görüşmede ayrıca Avustralya’daki Suriyeli uzman ve iş insanlarıyla, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı koordinasyonunda iletişim kurulması ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi değerlendirildi. Avustralyalı iş insanları ile hükümet yetkililerinden oluşan bir heyetin, Avustralya’da kasım ayında yapılması planlanan seçimlerin ardından Suriye’yi ziyaret etmesi için hazırlık yapılması da gündeme geldi. Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı, Suriye tarafındaki iş konseyinin kuruluş kararını 6 Ekim’de almıştı.

AXA Türkiye Raporu: 2050’de 65 Milyon Kişi Su Stresiyle Karşılaşabilir
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

AXA Türkiye Raporu: 2050’de 65 Milyon Kişi Su Stresiyle Karşılaşabilir

AXA Climate ve AXA Türkiye tarafından hazırlanan AXA Türkiye İklim Raporu 2026, iklim değişikliğinin önümüzdeki 25 yılda Türkiye’nin su kaynakları, tarımı, kentleri ve kritik altyapısı üzerindeki risklerini ortaya koydu. Rapora göre 2050’de yaklaşık 65 milyon kişi yüksek veya çok yüksek su stresiyle karşı karşıya kalabilir. Bu sayı, Türkiye’nin mevcut nüfusunun yaklaşık %74’üne denk geliyor. Aynı dönemde 23 milyon kişinin ısı stresine maruz kalabileceği öngörülüyor. Raporda, artan sıcaklıklar, değişen yağış düzenleri ve büyüyen su talebi nedeniyle Türkiye topraklarının yaklaşık %66’sında önemli su kıtlıkları yaşanabileceği belirtiliyor. Su kaynaklarındaki değişimlerin kentlerin su arzından tarımsal verime, sanayi faaliyetlerinden enerji üretimine kadar birçok alanı doğrudan etkileyebileceği ifade ediliyor. Bu nedenle su yönetiminde bugün atılacak proaktif adımların, gelecekteki iklim risklerine uyum kapasitesinin güçlendirilmesinde belirleyici olacağı kaydediliyor. Rapor, su kıtlığı ve aşırı sıcakların yanı sıra orman yangınları, seller ve heyelanları da gelecek dönemin öne çıkan iklim riskleri arasında sıralıyor. Birbirine bağlı bu riskler karşısında kentlerin, tarımsal üretimin, enerji ve ulaşım altyapısının, tedarik zincirlerinin ve yerel ekonomilerin dayanıklılığının artırılması gerektiği vurgulanıyor. Sigorta Haftası kapsamında Yavuz Ölken ve Yekta Kopan’ın sunumlarıyla tanıtılan rapora ilişkin değerlendirmesinde AXA Türkiye CEO’su Ölken, iklim risklerinin Türkiye’nin farklı bölgelerinde değiştiğini ve günlük yaşamdan geniş ekonomiye uzanan etkiler yaratabildiğini belirtti. Ölken, risklerin daha iyi anlaşılması, veri temelli erken öngörülerin geliştirilmesi ve zararların azaltılmasına katkı sağlayacak yaklaşımların önemine dikkat çekti.

Buzağılarda Solunum Sendromunda Erken Tanı ve Koruma Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Agropress · Özgün haber
Veri haberi

Buzağılarda Solunum Sendromunda Erken Tanı ve Koruma Öne Çıkıyor

Buzağıların solunum sendromu, genç sığırlarda sağlık, hayvan refahı ve işletme ekonomisi açısından önemli sonuçlara yol açabilen çok faktörlü bir hastalık grubu olarak tanımlanıyor. Hastalığın oluşumunda patojenlerin yanı sıra barınak koşulları, beslenme ve işletme yönetimi de rol oynuyor. Sığırların akciğer kapasitesinin vücut büyüklüğüne oranla düşük olması, bu hayvanları solunum hastalıklarına karşı daha hassas hâle getiren etkenler arasında gösteriliyor. Sendrom, üst ve alt solunum yollarında iltihabi süreçlere neden olabiliyor. Bovin solunum sinsityal virüsü, parainfluenza 3 ve adenovirüsler başlıca viral etkenler arasında yer alırken, bu virüslerin solunum yolu epitelini zayıflatması ikincil bakteriyel enfeksiyonlara kapı açabiliyor. Mannheimia haemolytica, Pasteurella multocida ve Mycoplasma bovis bu aşamada önem taşıyan bakteriler olarak sıralanıyor. Ateş, solunum hızında artış, zor ve ağrılı nefes alma, burun akıntısı ve öksürük sık görülen belirtiler arasında bulunuyor. Buzağıların yorgun düşmesi, daha az yem tüketmesi ve büyümesinin yavaşlaması da tabloya eşlik edebiliyor; ağır vakalarda zatürre gelişerek ölümle sonuçlanabiliyor. Belirtiler başka hastalıklarla benzerlik gösterebildiği için tanıda yalnızca klinik gözlem yeterli görülmüyor. Solunum yollarından alınan sürüntü veya yıkama örnekleri laboratuvarda incelenerek viral ve bakteriyel etkenler belirlenebiliyor. Kültür ve moleküler yöntemlerin yanı sıra, birden fazla solunum patojenini aynı anda tespit etmeye yönelik hızlı saha testleri de kullanılabiliyor. Etkenin doğru belirlenmesi, uygun tedavinin seçilmesi ve enfeksiyonun sürü içinde yayılmasının sınırlandırılması bakımından önem taşıyor. Tedavide erken müdahale temel koşul olarak öne çıkıyor. Ateşin düşürülmesi, iltihabın azaltılması ve solunum sisteminin desteklenmesinin yanında, gerektiğinde gram-negatif bakterilere yönelik antibiyotiklerden yararlanılabiliyor. Antibiyotik seçiminin duyarlılık testlerine dayandırılması, tedavinin hedefe yöneltilmesi ve direnç gelişimi riskinin azaltılması açısından önem taşıyor. Ağır vakalarda serum veya bağışıklık düzenleyici ürünler kullanılabilirken, sıvı-elektrolit desteği, kaliteli süt ya da süt ikame yemi ve yakın takip de destekleyici bakımın parçalarını oluşturuyor. Korunmada kuru, temiz, tozsuz ve iyi havalandırılan barınaklar ile buzağıların küçük gruplar hâlinde yetiştirilmesi öneriliyor. Yeterli ve kaliteli kolostrumun doğumdan sonra en geç 2 saat içinde verilmesi, bağışıklığın desteklenmesi açısından kritik kabul ediliyor. Dengeli beslenme, vitamin ve iz element eksikliklerinin önlenmesi, erken sütten kesme ve aşırı kalabalık gibi stres etkenlerinin azaltılması da riskin düşürülmesine yardımcı oluyor. Risk döneminden önce uygun aşılama, ilk belirtilerde hasta hayvanın izole edilmesi ve veteriner hekime hızlı başvurulması korunma programının diğer temel adımlarını oluşturuyor.

Paraguay'da Gıda Arzının %85'inden Fazlasını Aile Tarımı Sağlıyor
Görsel kaynağı: 1000 Noticias · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay'da Gıda Arzının %85'inden Fazlasını Aile Tarımı Sağlıyor

Paraguay Tarım ve Hayvancılık Bakanı Carlos Giménez, Dünya Gıda Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte aile tarımının ülkenin iç gıda arzındaki rolünü öne çıkardı. Giménez’in sunduğu resmi verilere göre, ülke genelindeki hanelerde her gün tüketilen gıda ürünlerinin %85’inden fazlası doğrudan aile tarımından geliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından “Bugün yenilik yap, yarını besle” temasıyla düzenlenen etkinlikte Paraguay tarımındaki gelişmeler ele alındı. Bakanın 2025–2026 dönemine ilişkin ekonomik bilançoda aktardığı verilere göre domates üretimi 90 milyon ABD doları, locote üretimi ise yaklaşık 70 milyon ABD doları ekonomik hareketlilik oluşturdu. Kaynak metne göre bu üretim, kırsal ailelere doğrudan gelir sağladı ve yerel ticaret ağlarını güçlendirdi. Paraguay domatesi, Brezilya ve Uruguay’a yapılan sevkiyatlarla dış pazarlardaki varlığını sürdürüyor. Giménez, sonuçları hükümet ile sektör kurumlarının, üretici fiyatlarını tarihsel olarak etkileyen kaçakçılıkla mücadeledeki koordinasyonuna bağladı. Ayrıca yaklaşık 259.000 tarım işletmesinin geçimlik üretimden sürdürülebilir ve rekabetçi modele geçmek üzere teknik dönüşüm sürecinde olduğunu belirtti. Bakanlık, küçük üreticilere bilimsel, genetik ve teknolojik desteği sürdürme taahhüdünü yineledi.

Şili Tarımında ABD Tarifeleri 800 Milyon Dolarlık Kayıp Yaratacak
Görsel kaynağı: El Dínamo · Özgün haber
Veri haberi

Şili Tarımında ABD Tarifeleri 800 Milyon Dolarlık Kayıp Yaratacak

Şili Ulusal Tarım Derneği (SNA) Başkanı Antonio Walker, Encuentro Nacional del Agro etkinliğinde, ABD’nin tarım sektörüne uyguladığı tarifelerin 800 milyon ABD doları kayba yol açacağını söyledi. Walker, vergilerin kanatlı hayvan etleri, turunçgiller ve üzümler gibi ürünleri etkilediğini belirtti. Walker, sıfır tarifeye dönülmesinin zor olduğunu ancak hükümetin girişimlerini ve ürün bazında yürütülen müzakereleri değerli bulduklarını ifade etti. SNA, ihracatın Hindistan, Güneydoğu Asya, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Çin’in iç kesimleri gibi pazarlara çeşitlendirilmesini istedi. Walker ayrıca güneydeki liman altyapısının üretim kapasitesinin gerisinde kaldığını söyleyerek Biyoceanik Koridor’da ilerleme çağrısı yaptı. Silvo-tarımsal gayrisafi yurt içi hasıla geçen yıl %6,3 arttı; ancak şarap, geleneksel ürünler, şeker pancarı, ormancılık ve bazı meyvelerde zorluklar yaşandığını aktardı.

Avrupa Merkez Bankası 2027'de Gıda Fiyatları İçin Artış Uyarısı
Görsel kaynağı: Shekulli · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Merkez Bankası 2027'de Gıda Fiyatları İçin Artış Uyarısı

Avrupa Merkez Bankası, avro bölgesinde gıda fiyatları enflasyonunun 2027'de artabileceği uyarısında bulundu. Bankanın yayımlanan tahminlerine göre gıda fiyatları enflasyonu yılın üçüncü çeyreğinde %3,4'e ulaşabilir. Bu oran kesinleşmiş bir sonuç olarak değil, önümüzdeki dönemdeki ekonomik ve iklim koşullarına bağlı olası bir senaryo olarak değerlendiriliyor. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, beklentinin temel gerekçeleri arasında gösteriliyor. Petrol, doğal gaz ve elektrik fiyatlarındaki artışın tarımsal üretimi, gıda ürünlerinin işlenmesini, taşımayı ve ürünlerin pazara dağıtımını doğrudan etkileyebileceği belirtildi. Bunun yanında uzun süreli kuraklıklar, sıcak hava dalgaları ve diğer aşırı hava olayları mahsullere zarar verebilir, tarımsal verimi düşürebilir ve belirli gıdaların arzını sınırlayabilir. Avrupa'nın ve dünyanın başlıca üretim bölgelerinin bazılarında üretimin gerilemesi, fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturabilir. Gıda enflasyonundaki artışın ekmek, tahıl, meyve, sebze ve diğer temel ürünlerde hanehalkı harcamalarını yükseltebileceği ifade edildi. Etkinin, bütçelerinin daha büyük bölümünü gıdaya ayıran düşük gelirli ailelerde daha belirgin olması bekleniyor. Bununla birlikte, ekonomik tahminler bütün ürünlerin aynı oranda pahalanacağı anlamına gelmiyor. Fiyatların seyri; tarımsal üretim, tüketici talebi, taşıma maliyetleri ve uluslararası piyasalardaki gelişmelerin yanı sıra enerji ve hava koşullarına bağlı olacak. Avrupa Merkez Bankası'nın tahmini avro bölgesine ilişkin olsa da Avrupa piyasalarındaki gelişmelerin Arnavutluk üzerinde de etkisi olabileceği belirtildi. Arnavutluk'un bazı gıda ürünlerinde ithalata bağımlı olması, ülke içindeki piyasayı ticaret ortaklarındaki fiyat değişimlerine duyarlı hale getiriyor. Uluslararası piyasalarda üretim maliyetleri ve gıda fiyatları yükselirse Arnavutluk'ta da fiyatlar üzerinde baskı oluşabilir; ancak etkinin düzeyi ithalat fiyatları, iç üretim, döviz kuru ve dağıtım maliyetlerine bağlı olacak.

Suriye’de İşletilen Sera Sayısı 175 Bini Aştı
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de İşletilen Sera Sayısı 175 Bini Aştı

Suriye’de işletilen örtü altı sera sayısı 175.522’ye ulaştı. Seralar, açık tarlalarda üretimin bulunmadığı dönemlerde sebze arzını destekleyerek yerel pazarın ihtiyaçlarının karşılanmasına ve ürün bulunabilirliğinde görece istikrar sağlanmasına katkı sunuyor. Sera üretiminin ihracat olanaklarını artırması ve ülkeye döviz kazandırması da hedefleniyor. Tartus, 143.763 sera ile Suriye’de ilk sırada yer alıyor ve toplamın yaklaşık %82’sini oluşturuyor. Lazkiye’de 15.719, Humus’ta 13.706 sera bulunurken, kalan seralar diğer illere dağılıyor. Ürün bazında domates 87.121 sera ile başı çekiyor. Çilek 18.765, salatalık 17.701, patlıcan 16.391 ve biber 15.052 serada yetiştiriliyor. Tropikal ürünlere ayrılan sera sayısı ise 7.614 olarak veriliyor. Suriye Tarım Bakanlığı, tarım müdürlükleri ve danışmanlık birimleri aracılığıyla arazi hazırlığından hasada kadar teknik destek sağlıyor. Üretim aşamaları izleniyor, üreticilerin karşılaştığı teknik ve hastalık kaynaklı sorunlara müdahale ediliyor, başlıca zararlılara karşı entegre mücadele programları uygulanıyor. Bakanlık ayrıca sera üretimini düzenliyor; üreticiler, gübre temini ve büyük zararlar oluşması halinde kuraklık ve doğal afetlerin etkilerini azaltma fonunun tazminatlarından yararlanabiliyor. Sektör, sera kurulumunun ve üretim girdilerinin yüksek maliyeti, üretimin yoğunlaştığı dönemlerde fiyatların düşmesi ve dış pazarlama kanallarının zayıflığı nedeniyle baskı altında. Deniz hortumu, fırtına ve şiddetli yağışlar da üreticiler için ek kayıp riski oluşturuyor. Gelecek planları arasında ihracat sözleşmeleri yapılması, ithalatın düzenlenmesi ve teknik personelin sürekli eğitilmesi bulunuyor. Suriye Tarım Bakanlığı, Türkiye ile Tartus, Lazkiye ve İdlib’de modern sera tarımı tekniklerini yaygınlaştırmak için iş birliği yapıyor.

Karadağ’da Tarım ve Gıda Sektörüne Yatırım Çağrısı
Görsel kaynağı: Agrokultura · Özgün haber

Karadağ’da Tarım ve Gıda Sektörüne Yatırım Çağrısı

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Karadağ Tarım, Ormancılık ve Su Yönetimi Bakanı Vladimir Joković, Herceg Novi’de düzenlenen Avrupa Birliği–Karadağ (AIM 2026) Yatırım Konferansı’nda, tarım ve gıda sektörüne yatırım yapmak isteyen yatırımcılara Bakanlığın açık olduğunu söyledi. Joković, “Çiftlikten pazara: Karadağ tarım ve gıda sektörünün geleceğine yatırımlar” panelinde ülkenin yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve sektörün rekabet gücünün artırılması gerektiğini anlattı. Joković’e göre Bakanlık, yeni projeler başlatmak, mevcut üretimi genişletmek ve yerel ekonomide katma değer yaratmak isteyen yatırımcılarla işbirliğine hazır. Bakanlığın, düzenleyici çerçeveyi ekonominin ihtiyaçlarına göre geliştirmeyi ve idari prosedürleri daha etkin hale getirerek yatırımcıların projelerini gereksiz engel ve gecikmeler olmadan uygulamasını sağlamayı sürdüreceği belirtildi. Öngörülebilir ve işlevsel bir düzenleyici ortamın sermaye çekmek, yeni üretim kapasiteleri oluşturmak ve uzun vadeli iş planlaması yapmak için önemli olduğu kaydedildi. Joković, gıda üretiminin ekonomik kalkınmanın temellerinden biri olmasının yanı sıra ülkenin uzun vadeli istikrarı ve güvenliği açısından da önem taşıdığını söyledi. Yerli üretimin güçlendirilmesi, tarım üreticilerinin desteklenmesi ve işleme sanayisinin geliştirilmesinin ithalata bağımlılığı azaltarak piyasadaki yerli ürün payını artırabileceğini belirten Joković, daha yüksek kendine yeterlilik için yeni yatırımlar, modern teknoloji, daha güçlü işleme kapasitesi ve kamu-özel sektör ortaklığı gerektiğini ifade etti. Bakan ayrıca tarım üreticilerinin işleme sanayisi ve pazarla bağlantısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu bağlantının yerli ürünlerin daha istikrarlı pazarlanmasına, tarımsal kaynakların daha iyi değerlendirilmesine ve üreticilerin daha yüksek ekonomik fayda elde etmesine katkı sağlayacağını belirtti. Konferans, iş ve yatırım çevreleriyle Karadağ tarımı ve gıda sektöründeki yatırım olanaklarının ve yeni projeler için atılabilecek adımların görüşülmesine de fırsat sağladı. Bakanlık, sürdürülebilir ve rekabetçi tarım için yatırımları ve ortaklıkları teşvik etmeyi sürdüreceğini açıkladı.

Karadağ’da Tarım ve Gıda Yatırımları İçin Bakanlık Açık
Görsel kaynağı: CDM · Özgün haber

Karadağ’da Tarım ve Gıda Yatırımları İçin Bakanlık Açık

Karadağ Tarım, Orman ve Su Yönetimi Bakanı Vladimir Joković, üretim kapasitesine yatırım yapmaya, modernizasyona ve Karadağ tarımının rekabet gücünü artırmaya hazır yatırımcılara Bakanlığın açık olduğunu söyledi. Joković, bu açıklamayı Herceg Novi’de düzenlenen Avrupa Birliği-Karadağ Yatırım Konferansı’nda, Karadağ tarım ve gıda sektörünün geleceğine yatırımların ele alındığı panelde yaptı. Bakan, ülkenin tarım ve gıda sanayisine yatırım için güvenilir bir merkez olarak görülmesini, yeni projeler başlatılmasını ve mevcut üretimin genişletilmesini hedeflediklerini belirtti. Joković, yatırımcıların projelerini gereksiz engel ve gecikmeler olmadan hayata geçirebilmesi için mevzuat çerçevesinin ekonominin ihtiyaçlarına göre geliştirilmeye ve uyarlanmaya devam edeceğini kaydetti. İdari prosedürlerin daha verimli hale getirilmesinin de amaçlandığını söyleyen Joković’e göre öngörülebilir ve işlevsel bir düzenleyici ortam; sermaye çekmek, yeni üretim kapasiteleri geliştirmek ve işletmelerin uzun vadeli planlama yapabilmesi için önemli bir ön koşul. Bakan, yatırımcılarla yeni projeler ve mevcut üretimin büyütülmesi konusunda işbirliğine hazır olduklarını ifade etti. Gıda üretimini ekonomik kalkınmanın temellerinden biri ve devletin uzun vadeli istikrarı ile güvenliği açısından önemli bir unsur olarak nitelendiren Joković, yerli üretimin güçlendirilmesi, tarım üreticilerinin desteklenmesi ve işleme sanayisinin geliştirilmesinin ithalata bağımlılığı azaltacağını söyledi. Daha yüksek kendine yeterlilik için yeni yatırımların yanı sıra çağdaş teknolojiye, güçlü işleme kapasitesine ve kamu-özel sektör ortaklığına ihtiyaç olduğunu belirtti. Üreticilerin işleme sanayisi ve piyasayla bağlantısının güçlendirilmesinin, yerli ürünlerin daha istikrarlı pazarlanmasına ve üreticilerin daha yüksek ekonomik fayda elde etmesine katkı sağlayacağını aktardı. Sektörel gelişimin yalnızca üretim hacmiyle sınırlı kalmaması; kalite, teknoloji ve çağdaş piyasa taleplerine uygun ürünleri de kapsaması gerektiğini söyledi.

Rusya’dan Meyve ve Sebze Suyu İthalatında Ermenistan İlk Üçte
Görsel kaynağı: NEWS.am · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’dan Meyve ve Sebze Suyu İthalatında Ermenistan İlk Üçte

Rusya, 2026’nın ilk sekiz ayında yabancı pazarlara yaklaşık 38.000 ton meyve ve sebze suyu tedarik etti. Uzmanlara dayandırılan ve Agroexport tarafından aktarılan verilere göre bu tedariklerin toplam değeri yaklaşık 40 milyon dolar oldu. İthalat miktarı bakımından ilk üç ülke Kazakistan, Belarus ve Ermenistan olarak sıralandı. Kazakistan 14.000 tonun üzerinde, Belarus yaklaşık 13.500 ton, Ermenistan ise 1.800 tonun üzerinde ürün aldı. Hesaplamalara Avrasya Ekonomik Birliği ülkelerinin ağustos verileri dahil edilmedi.

Maliye Bakanlığı ile Meclis, Harcama Öncelikleri ve Vergi Reformunu Görüştü
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Maliye Bakanlığı ile Meclis, Harcama Öncelikleri ve Vergi Reformunu Görüştü

Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yaser Berniyye, Halk Meclisi’ndeki bütçe, mali kanunlar, ekonomi ve tarım komitelerini temsil eden üyelerle ekonomi ve maliye politikaları ile devlet bütçesini görüştü. Maliye Bakanlığında düzenlenen toplantıya Maliye Bakan Yardımcısı Muhammed Eba Zeyd ile Vergi İdaresi Genel Müdürü Nasır el-Abdullah da katıldı. Berniyye, bakanlıklar ile Meclis arasındaki iş birliğinin mevcut dönemde önemli olduğunu belirtti. Görüşmede Maliye Bakanlığının maliye politikasını ve vergi sistemini geliştirme, yerel finansman sektörünü düzenleme ve ekonomik faaliyeti teşvik etme planları ele alındı. Yeni mali ve hukuki düzenlemeler ile hazırlanan yasalar hakkında bilgi verilirken, yeni vergi sistemi ve 17 programdan oluşan yoksullukla mücadele planı da gündeme geldi. Bütçe açığının ve destek mekanizmalarının nasıl ele alınacağı, eğitim, sağlık ve yatırımın yanı sıra tarım ve sanayi sektörlerinin finansmanı da değerlendirildi. Berniyye, 2027 devlet bütçesinin Meclis’e sunulup onaylanması için son aşamalarda olduğunu söyledi. Bütçenin reform önceliklerini, yaşam standardının iyileştirilmesini, stratejik projelerin finansmanını ve ekonomik kalkınmayı desteklemesi gerektiğini ifade etti. Meclis üyeleri ise bütçe kalemleri ile mali kavramların açık biçimde hazırlanmasının kamu harcamalarında şeffaflığı ve mali bilgilere erişimi güçlendireceğini belirtti. Toplantının sonunda gelişmeleri izlemek ve güncel konuları görüşmek üzere aylık toplantılar yapılması kararlaştırıldı.

Süt Üreticileri ve İşleyicilerinin Sorunları Moldova Tarım Bakanlığında Görüşüldü
Görsel kaynağı: Moldpres · Özgün haber

Süt Üreticileri ve İşleyicilerinin Sorunları Moldova Tarım Bakanlığında Görüşüldü

Moldova Tarım ve Gıda Sanayisi Bakanlığında yapılan çalışma toplantısında süt sektörünün ekonomik durumu, dökme süt ithalat rejimi ve satın alma fiyatlarının seyri ele alındı. Toplantıya Bakan Eugeniu Osmochescu, Tarım ve Kırsal Kalkınma Müdahale ve Ödeme Ajansı (AIPA) temsilcileri ile süt üreticileri ve işleyicileri katıldı. Görüşmelerde üretim ve işleme maliyetleri, süt ürünlerinin pazarlanma koşulları ve 2026-2030 Tarım Politikası Stratejik Programı kapsamında mali destek olanakları değerlendirildi. Katılımcılar mevcut desteklerin uygunluk şartları ile finansman başvuru dönemlerini inceledi. Osmochescu, üreticiler ve işleyicilerin çıkarlarını gözeten dengeli bir yaklaşım gerektiğini belirtirken, toplantıda sunulan önerilerin ekonomik gerekçeler ve pazarlama koşulları dikkate alınarak inceleneceği bildirildi.

Suriye’de Patates İthalatına İzin Verildiği İddiası Yalanlandı
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye’de Patates İthalatına İzin Verildiği İddiası Yalanlandı

Suriye Tarım Bakanlığı, patates ithalatına izin verildiği yönündeki haberleri yalanladı. Bakanlık, dolaşımdaki belgenin sahte olduğunu ve Tarım Bakanı tarafından yayımlanmadığını bildirdi. Bakanlık Medya Dairesi Müdürü Diyab el-Sahuri, ithalata izin verme veya ithalatı yasaklama kararlarının belirlenen usul ve prosedürlere göre incelenerek alındığını açıkladı. Suriye Ulusal İthalat ve İhracat Komitesi, 27 Nisan’da bazı tarım ürünlerinin 2026 yılı boyunca ithalatını yasaklayan bir karar almıştı. Patatesin yanı sıra soğan, sarımsak, kabak, salatalık ve hıyarı kapsayan yasak, 1 Mayıs-31 Ekim 2026 döneminde uygulanacak. Kararın uygulanması için Sınır Kapıları ve Gümrükler Genel Müdürlüğü görevlendirildi.

Güney İtalya’daki Kamyoncu Eylemleri Makarna Üretimini Aksattı
Görsel kaynağı: in.gr · Özgün haber
Veri haberi

Güney İtalya’daki Kamyoncu Eylemleri Makarna Üretimini Aksattı

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Güney İtalya’da kamyon şoförlerinin geçen hafta başlattığı eylemler, Sicilya ve bölgedeki yollar, otoyollar ile limanların bloke edilmesiyle makarna sektörünü doğrudan etkiledi. Ulaşım kesintileri fabrikalara hammadde sevkiyatını aksatırken, Campania merkezli makarna üreticisi Rummo mevcut hammaddeleri tükendiği için üretimini askıya aldığını açıkladı. Rummo Üst Yöneticisi Cosimo Rummo, komşu Apulia bölgesindeki büyük makarna üreticilerinin neredeyse tamamının benzer sorunlarla karşılaştığını söyledi. Rummo’ya göre İtalya’daki makarna üretiminin büyük bölümü durmuş durumda veya durmaya çok yakın. Molise merkezli La Molisana da üretiminin önemli ölçüde azaldığını, çalışmayı sürdürebilmek için buğday ve irmik stoklarını kullandığını bildirdi. İtalyan un sanayisi birliği Italmopa, eylemlerin sürmesi halinde daha fazla fabrikanın faaliyetlerini durdurmak zorunda kalabileceği ve bunun tedarik zincirinde zincirleme etkilere yol açabileceği uyarısında bulundu. Güney İtalya’daki ulaşım sorunları süpermarketlerde ürün eksikliklerine, akaryakıt istasyonlarında ise tedarik sıkıntılarına ve kuyruklara neden oldu. European House-Ambrosetti’nin eylül ayında yayımladığı rapora göre İtalya’nın makarna üretim ve dağıtım zinciri önceki yıl 13,5 milyar avro gelir elde etti. Hükümet, kamyon taşımacılığı sektörünü desteklemek amacıyla 150 milyon avronun üzerinde bir ekonomik yardım paketi hazırlıyor. Başbakan Giorgia Meloni hükümeti ayrıca, hafta sonunda Milano ve kuzey İtalya’daki diğer kentlerde enflasyon karşıtı gösteriler sırasında yaşanan şiddet olaylarının ardından daha sıkı güvenlik önlemleri üzerinde çalışıyor.

Birleşik Krallık’ta Gıda Güvenliği İçin Yerel Merkezler Önerildi
Görsel kaynağı: The Guardian · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ta Gıda Güvenliği İçin Yerel Merkezler Önerildi

Birleşik Krallık’ın gıda sisteminin dış etkilere ve şoklara karşı kırılgan olduğunu belirten Damien Conrad, sorunun yalnızca gıda kıtlığı olmadığını söyledi. Conrad’a göre ülkede iyi gıda bulunmasına rağmen bunu depolayacak, bir araya getirecek ve ihtiyaç sahiplerine ulaştıracak dayanıklı yerel altyapı eksik. Bu durum, çiftçileri baskı altında bırakırken yenilebilir ürünlerin israf edilmesine ve bağımsız perakendeciler ile toptancıların artan maliyetlerle karşılaşmasına yol açıyor. Conrad, fazla gıdayı kabul eden, toplu satın alma ve tedariklerin birleştirilmesini sağlayan, ürünlerin tüketiciye ulaştırıldığı son mesafeyi kısaltan yerel gıda merkezlerini pratik bir seçenek olarak gösterdi. Bu merkezlerin çiftçiler için yeni pazarlar oluşturabileceği, israfı azaltabileceği ve toplulukların uygun fiyatlı, sağlıklı gıdaya erişimini kolaylaştırabileceği belirtildi. Karantina döneminde birçok merkezin kurulmasına karşın bunların çok azı varlığını sürdürebildi. Barking ve Dagenham’daki yeni merkez ise fazla gıdayı yoksulluğun nedenleriyle mücadele eden kuruluşlara yönlendiriyor ve ortak satın alma temelinde daha adil bir yerel tedarik zinciri oluşturmayı amaçlıyor. Food, Farming & Countryside Commission’ın analizine göre kötü beslenmenin Birleşik Krallık ekonomisine yıllık maliyeti 300 milyar sterlin, hane başına maliyeti ise 10.000 sterlin. Conrad, güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir gıda sistemi hedefleyen hükümetin gıda merkezlerini planın merkezine alması gerektiğini savundu. Simon Tompsett ise dayanıklılığı artırmak için hanelerin kendi gıdasını yetiştirmesini ve tahsisli bahçelerin geliştiriciler ile yerel yönetimlerin projelerine karşı daha fazla korunmasını önerdi. Alex Robinson da ülkede yılda 10 milyon tondan fazla gıdanın israf edildiğini, bunun yarısından fazlasının hanelerde gerçekleştiğini ve dört kişilik bir haneye yıllık 1.000 sterline mal olduğunu belirtti. Robinson’a göre evsel yenilebilir gıda israfının yarıya indirilmesi 2 milyon tondan fazla gıdayı kurtarabilir ve hanelere 500 sterlin bırakabilir.

Hindistan’da Mısır Bazlı Etanolün Alım Fiyatı Düşürüldü
Görsel kaynağı: The Hindu BusinessLine · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’da Mısır Bazlı Etanolün Alım Fiyatı Düşürüldü

2 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

Hindistan’da petrol pazarlama şirketleri, 2026-27 etanol tedarik yılında mısır bazlı etanolün alım fiyatını litre başına 71,86 rupiden 68,86 rupiye düşürdü. Bu hammaddeden üretilen etanol için verilen teşvik de litre başına 5,79 rupiden 2,79 rupiye indirildi. Düzenleme, ülkenin etanol harmanlama programının başlamasından bu yana mısır bazlı biyoyakıtın alım fiyatında yapılan ilk düşüş oldu. Aynı dönemde C-Ağır Melas etanolünün alım fiyatı litre başına 57,97 rupi, hasarlı gıdalardan, yani kırık pirinçten üretilen etanolün fiyatı 64 rupi olarak korundu. Hindistan Gıda Kurumu’nun sattığı pirincin fiyatı ise litre başına 1,82 rupi artırıldı. Petrol pazarlama şirketleri ayrıca farklı hammaddelerden üretilecek 1.100 crore litre etanol için ilk ihaleyi açtı; miktarın 300’er crore litrelik bölümleri ilk iki çeyreğe, 250’şer crore litrelik bölümleri son iki çeyreğe ayrıldı. Şeker kamışı suyu veya şurubu ile B-Ağır Melastan üretilecek etanol için 2026-27 fiyatları açıklanmadı. Petrol pazarlama şirketleri, bu hammaddelerden üretilen etanolü satın almayacak. Kararın gerekçesi, iç tüketim için şeker arzını koruma ve üretimin hava koşulları nedeniyle baskı altında olduğu dönemde fiyat artışlarını sınırlama hedefiyle ilişkilendirildi. Tahıl bazlı damıtımevleri litre başına 3 rupilik indirime tepki gösterdi. Tahıl Etanol Üreticileri Birliği Başkanı CK Jain, daha düşük fiyatlı pirinç bazlı arzla birlikte mısır teşvikinin azaltılmasının mısır bazlı üretimin ekonomisini ve çiftçiler için oluşturduğu pazarı zayıflatabileceğini söyledi. Hindistan Şeker ve Biyoenerji Üreticileri Birliği ise şeker kamışı suyu ve B-Ağır Melas kısıtlamasını destekledi; ancak özel etanol tesislerine tanınan ayrıcalıklı tahsisatın sürdürülmemesi gerektiğini belirtti.

Belarus ve Küba Gıda Tedarikini Genişletmeyi Görüştü
Görsel kaynağı: SB Belarus Agriculture · Özgün haber

Belarus ve Küba Gıda Tedarikini Genişletmeyi Görüştü

Belarus ile Küba, gıda ürünlerinin karşılıklı tedarikini genişletme olanaklarını görüştü. Görüşmelerde Küba pazarına Belarus şekeri, alkollü içecekleri ve şekerleme ürünlerinin gönderilmesi öne çıktı. Bu ürünlerin ada ülkesinin gıda güvenliğine katkı sağlayabileceği belirtildi. Taraflar ayrıca Belarus’taki şekerleme, konserve ve alkollü içecek sektörleri için Küba’dan mango, guava, papaya ve diğer egzotik meyvelerin püresi ile suyunun teminini ele aldı. Taşıma maliyetlerinin azaltılması ve deniz limanları üzerinden uygun sevkiyat güzergâhlarının oluşturulması da gündeme geldi. Somut sözleşmelere geçilmeden önce taraflar hammadde numunelerini laboratuvar analizleri ve tadımlar için paylaşacak. Süreç, kalite sonuçlarının ve ekonomik uygunluğun olumlu değerlendirilmesi koşuluna bağlı olacak.

Japonya, Ukrayna Kümes Hayvanı Ürünlerinin İthalatını Yeniden Başlatıyor
Görsel kaynağı: Ukrinform · Özgün haber
Veri haberi

Japonya, Ukrayna Kümes Hayvanı Ürünlerinin İthalatını Yeniden Başlatıyor

Japonya, beş yıllık kısıtlamaların ardından Ukrayna’dan kümes hayvanı eti, yumurta ve bunlardan üretilen ürünlerin ithalatını yeniden başlatıyor. Kararın 16 Ekim’de alındığını Ukrayna’nın Japonya Büyükelçisi Yurii Lutovinov, Facebook paylaşımıyla duyurdu. Lutovinov, kararın Ukraynalı üreticiler için yeni fırsatlar açtığını ve iki ülke arasındaki ticari-ekonomik iş birliğini güçlendirdiğini söyledi. Büyükelçi, Japonya Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık Bakanlığı yetkilisi Eiji Tanaka ile görüşmesinde Japonya’nın ortaklarına teşekkür ettiğini belirtti. Ukrayna ve Japonya’nın, Ukrayna tarım sektörünün yeniden inşası ve sürdürülebilir kalkınmasını destekleyecek yeni ortak projeler hazırladığı bildirildi. Lutovinov, Ukrayna ürünlerinin Japonya pazarına erişimini genişletmek için çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti.

Kırgızistan ve Avrasya Ekonomik Komisyonu Tarımsal-Sanayi Projelerini Görüştü
Görsel kaynağı: Trend News Agency · Özgün haber

Kırgızistan ve Avrasya Ekonomik Komisyonu Tarımsal-Sanayi Projelerini Görüştü

Kırgızistan ile Avrasya Ekonomik Komisyonu (AEK), sanayi ve tarımsal-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi ile Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) kapsamındaki işbirliği projelerinin seçimini görüştü. Görüşme, Kırgızistan Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcısı ve Su Kaynakları, Tarım ve İşleme Sanayisi Bakanı Erlist Akunbekov ile AEK'nin Sanayi ve Tarımsal-Sanayi Kompleksinden Sorumlu Bakanı Gohar Barseghyan arasında yapıldı. Taraflar, AEB üyesi ülkeler arasındaki işbirliğini genişletme, sanayi ve tarımsal-sanayi sektörlerini geliştirme ve üretim işbirliğini güçlendirme çalışmalarını değerlendirdi. Akunbekov, bu işbirliğinin yerli ürünlerin rekabet gücü, gıda güvenliği ve Kırgızistan ekonomisinin sürdürülebilir kalkınması açısından önem taşıdığını belirtti. Barseghyan, Kırgızistan'ın imalat sektörü ve tarım ekonomisine yönelik girişimlerini desteklemeye hazır olduklarını söyledi. Görüşmede ayrıca projelerin seçimi ve uygulanmaları için mali destek sağlanmasına ilişkin AEB kuralları ele alındı.