ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

28 haber · Sayfa 1

Paraguay’da Üç Üretici 15.000 Kg/Ha Verim Eşiğini Aştı
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay’da Üç Üretici 15.000 Kg/Ha Verim Eşiğini Aştı

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Paraguay’da Agrotec’in Élite del Rinde girişiminin ilk aşamasında soya ve mısır üretim sonuçlarıyla öne çıkan sekiz üretici tanındı. Yedi üretim bölgesini kapsayan girişimde üç üretici, soya ve mısır hasatlarının birlikte değerlendirildiği hektar başına 15.000 kilogramlık hedefi aştı. Ödül töreni 30 Ekim’de Ciudad del Este’de düzenlendi. Fazenda Almeida, 15.783 kg/ha verimle girişimin ulusal şampiyonu oldu. Agro Campo 15.482,68 kg/ha, IMAPO SRL ise 15.387,10 kg/ha seviyesine ulaştı. Diğer bölgesel ödüller Santa Rita, Nueva Esperanza, Bella Vista, San Alberto, Pedro Juan Caballero, San Pedro ve Campo 9’dan üreticilere verildi. Élite del Rinde’in ilk aşamasındaki ortalama verim 12.740 kg/ha olarak açıklandı. Bu sonuç, kaynakta ulusal referans olarak verilen 10.160 kg/ha seviyesinin %25,4 üzerinde gerçekleşti. Girişim, farklı bölgelerdeki agronomik ve çevresel koşulların verim sonuçlarını etkilediğini belirterek, uygulamaların her bölgenin koşullarına uyarlanmasına vurgu yaptı. Agrotec Genel Müdürü Alex Román, ortalamanın aşılmasını şirketin farklı birimlerinin teknik bilgi, piyasa deneyimi ve özel bilgileri sürdürülebilir bir metodolojiyle uygulamasına bağladı. Román, girişimin ilk aşamasında yatırılan her bir dolar için 3,3 dolarlık getiri elde edildiğini söyledi. Program ayrıca teknik karar alma, planlama, kaynakların verimli kullanımı ve teknolojinin tarımsal rekabetçiliği desteklemedeki rolünü öne çıkarıyor.

Sun’agri, 2026 Verilerinde Agrivoltaik Sistemlerin Su ve Sıcaklık Etkisini Açıkladı
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber
Veri haberi

Sun’agri, 2026 Verilerinde Agrivoltaik Sistemlerin Su ve Sıcaklık Etkisini Açıkladı

Fransa’da agrivoltaik sistemler üzerine çalışan Sun’Agri, 2026 sezonunda tahıllarda panellerin bulunduğu alanlarda toprağın 30–80 santimetre derinliğindeki su miktarının ortalama %25 daha yüksek olduğunu bildirdi. Şirket ayrıca yaprak ve toprak yüzeyindeki sıcaklığın 10°C’ye kadar düştüğünü belirtti. Bağlarda ise sulama yapılmayan gölgelik alanda hasat sırasında kuruyan tane oranı %12 olurken, sulamasız tanık alanda bu oran %16 olarak kaydedildi. Sun’Agri, sulamalı sistemlerde tüm ürünler genelinde 2019’dan bu yana su kaynağında ortalama %30 tasarruf sağlandığını aktardı. Şirket sonuçlarını bağcılık, meyvecilik, hayvancılık ve büyük tarım ürünlerinde 17 yıllık araştırma ve tarla takiplerine dayandırıyor. İlk gösterim tesisini 2018’de Fransa’nın Pyrénées-Orientales bölgesindeki Tresserre’de 4,5 hektarlık bir bağda kuran şirket, daha sonra Fransa’da 45’ten fazla sahada panel uygulamasına geçti. Her proje bir tanık parseliyle karşılaştırılıyor ve Tarım Odası veya Fransız Bağcılık ve Şarap Enstitüsü gibi tarafsız kuruluşlarca izleniyor. Sistemlerde kullanılan algoritmalar, panellerin enerji veriminden önce ürünlerin fizyolojik ihtiyaçlarını gözeterek yönlerini sürekli değiştiriyor. Hérault’daki Lavalette’de mısır üzerinde yapılan karşılaştırmada, agronomik yönlendirme kullanılan alanda bitki boyu, çiçeklenme tarihi ve verim tanık alanla aynı kaldı; güneşi izleyen yönlendirmede ise verim %15 düştü. Sun’Agri Genel Müdür Yardımcısı Cécile Magherini, bu sonuçların işletmelerin dayanıklılığına ve kârlılığına katkı sağladığını, panellerin ek gelir de oluşturduğunu söyledi.

Kuzey Amerika’da Zorlu Hava Koşulları Bitki Koruma Ürünlerinde Formülasyonun Önemini Öne Çıkardı
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber

Kuzey Amerika’da Zorlu Hava Koşulları Bitki Koruma Ürünlerinde Formülasyonun Önemini Öne Çıkardı

Kuzey Amerika’da bu sezon yaşanan zorlu hava koşulları, üreticilerin bitki koruma ürünlerinden tutarlı performans almasını güçleştirdi. Şiddetli yağışlar ve dar uygulama pencereleri, çiftçileri ilaçlamayı yağışa dayanıklılık süresinin sınırına çok yakın yapmaya zorladı. Life Scientific’in Kuzey Amerika agronomisti Ryan Adams, bu koşulların ürün değerlendirmesinde yalnızca aktif maddeye değil, tüm formülasyona bakılması gerektiğini gösterdiğini söyledi. Adams’a göre ürün yaprağa ulaştıktan sonra da etkisini tamamlaması, yaprak dokusuna nüfuz ederek çalışması gereken bölgeye ulaşması gerekiyor. Life Scientific, patent dışı ürünlerinin orijinal markalı seçeneklerle eşleşmesi için Dublin, İrlanda’daki formülasyon kimyagerlerinin yürüttüğü tersine mühendislik sürecini kullanıyor. Analitik ekip hedef ürünü ayrıştırıyor, ayrıntılı bir reçete kartı oluşturuyor ve tam eşleşme sağlanana kadar formülasyonları geliştiriyor. Girdi maliyetlerinin önemli bir endişe olduğu dönemde Adams, üreticilerin alternatifleri yalnızca fiyat üzerinden değil, formülasyon eşdeğerliği, garanti ve ürün desteği açısından da değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

Fildişi Sahili’nde Dijital Tarım İçin Okul Açıldı
Görsel kaynağı: La Vie Éco · Özgün haber
Veri haberi

Fildişi Sahili’nde Dijital Tarım İçin Okul Açıldı

Fildişi Sahili’nin siyasi başkenti Yamoussoukro’da, Fas’taki Mohammed VI Politeknik Üniversitesi (UM6P) ile Félix Houphouët-Boigny Ulusal Politeknik Enstitüsü (INP-HB), dijital tarım mesleklerine odaklanan Digital Farming School’u (DFS) açtı. Okul, OCP Africa’nın desteği ve LEET Initiative’in katkısıyla kuruldu. INP-HB bünyesinde faaliyet gösterecek DFS, tarımın dijital dönüşümü için Fildişili ve daha geniş anlamda Afrikalı yetenekler yetiştirmeyi amaçlıyor. Girişim, 2023’te Fildişi Sahili devleti ile OCP Grubu arasında başlatılan ortaklık kapsamında geliştirildi. Eğitim modeli tarım bilimleri, bilgisayar programlama ve girişimciliği bir araya getiriyor. Amaç, Afrika tarımının koşullarına uyarlanabilecek teknolojik çözümler tasarlayıp geliştirebilen yetenekler yetiştirmek. Proje, gıda sistemlerinin dönüşümünü; verim artışı, tarımsal uygulamaların gelişmesi, kaynakların daha iyi yönetilmesi ve tarım değer zincirlerinde değer yaratılmasıyla birlikte ele alıyor. DFS’nin ilk öğrenci grubunun 9 Kasım’da başlaması ve 50 katılımcıdan oluşması planlandı. Bu grup için yürütülen başvuru kampanyası yaklaşık 4.000 başvuru aldı. Programda uygulamalı öğrenme öne çıkacak; öğrenciler, teknolojik çözümleri Afrika tarımının gerçeklerine göre geliştirmek, denemek ve uyarlamak için 170 hektarlık deneysel çiftlikten yararlanacak. İki yıllık eğitim, tarla uygulamalarını merkeze alan “Learning by farming” yaklaşımına dayanıyor. Program teknik becerilerle sınırlı kalmayacak; girişimcilik ve kuluçka desteğiyle eğitim sırasında geliştirilen projelerin somut ekonomik uygulamaları araştırmasına imkân tanıyacak. Tarım işletmeleri ve ilgili şirketlerin de piyasa ihtiyaçlarının belirlenmesine ve üretim kollarının koşullarıyla bağlantılı projelerin oluşturulmasına katkı sunması öngörülüyor. UM6P Başkanı Hicham El Habti, Afrika tarımında bilginin kaynakların mevcudiyeti kadar değer yaratacağını belirterek yeteneklerin yetiştirilmesi ile bilgi üretiminin birlikte ilerlemesi gerektiğini söyledi. INP-HB Genel Müdürü Moussa Abdoul Kader Diaby ise büyük dönüşümlerin ortaklık, güven ve uzmanlıkların tamamlayıcılığıyla kurulabileceğini ifade etti. Açılış sonrasında Afrika’da dijital tarımın yeni nesil liderlerinin yetiştirilmesine ilişkin bir panel düzenlendi. DFS, UM6P ile INP-HB arasındaki akademik ve bilimsel iş birliklerini genişleten girişimlerden biri olarak sunuldu; bu iş birlikleri arasında Yamoussoukro’da Şubat 2026’da açılan Green Energy Park Maroc–Côte d’Ivoire da yer alıyor.

Akademisyen: Şili’de Meyve ve Sebze Fiyatları Tarım İçin Uyarı
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Akademisyen: Şili’de Meyve ve Sebze Fiyatları Tarım İçin Uyarı

Şili’de meyve ve sebze fiyatlarındaki artışın, tarım sektöründeki yapısal maliyet baskılarına işaret ettiği değerlendirmesi yapıldı. Universidad de Las Américas Ziraat Fakültesi akademisyeni Waldemar Herrera’nın yazısına göre üretim, hasat, taşıma ve taze gıdaların pazarlanma maliyetleri enerji, iş gücü, iklim, lojistik ve finansman kaynaklı baskılardan aynı anda etkileniyor. Yazıda, Eylül 2026’da tüketici fiyat endeksinin aylık %0,4, yıllık %4,1 arttığı; gıda fiyatlarındaki yükselişin ise %0,6 olduğu belirtiliyor. Mayıs ayından itibaren aylık asgari gelirin 553.553 Şili pesosuna çıkmasının, özellikle düşük mekanizasyonlu küçük ve orta ölçekli işletmelerde hasat, ayıklama ve paketleme maliyetlerini artırdığı ifade ediliyor. Kuraklık, don, sıcak hava dalgaları ve yağışların da verim ile ürün kalitesini etkilediği aktarılıyor. Herrera, soğuk zincir altyapısındaki eksiklikler ve üreticilerin parçalı yapısı nedeniyle bazı ürünlerde hasat sonrası kayıpların %25’e ulaşabildiğini belirtiyor. ODEPA verilerine göre Ekim 2026’da Metropolitana Bölgesi’nde patates serbest pazarlarda kilogram başına 1.183 pesodan, limon ise 668 pesodan satıldı; bu fiyatlar süpermarketlere göre sırasıyla %39,6 ve %64,9 daha düşüktü. Yazı, çözüm olarak fiyat sabitlemesi yerine verimlilik, sulama, soğuk zincir ve lojistik yatırımlarını öneriyor.

Kırmızı Et İşletmeleri İçin Etkili Ekip Yönetiminde Üç Öneri
Görsel kaynağı: Beef Central · Özgün haber

Kırmızı Et İşletmeleri İçin Etkili Ekip Yönetiminde Üç Öneri

Kırmızı et sektöründeki işletmelerde yöneticilerin ekiplerini daha etkili yönetebilmesi için iletişim, güvenilir liderlik ve kararlı karar alma öne çıkarılıyor. Öneriler, hem yeni göreve başlayan yemlik sığır işletmesi yöneticilerine hem de ekip yönetimindeki insan ilişkileri becerilerini geliştirmek isteyen deneyimli saha yöneticilerine yönelik hazırlanmış. Etkili iletişimin çalışan motivasyonunu desteklediği belirtiliyor. Yöneticilerin ekiplerini projeler, görevler ve işletmenin genel gidişatı hakkında bilgilendirmesi; yalnızca sorunlar ortaya çıktığında değil, olumlu gelişmelerde de iletişim kurması öneriliyor. İyi çalışmaların ve olumlu başarıların açıkça takdir edilmesinin ekip içinde güveni artıracağı ve çalışanların katılımını teşvik edeceği aktarılıyor. Çalışanların soru veya sorunlarını rahatça iletebilmesi için yöneticilerin erişilebilir olması ve talepleri dikkatle dinlemesi gerektiği vurgulanıyor. Liderlerin ekiplerinin güvenini ve saygısını kazanabilmesi için güvenilirlik oluşturması gerektiği ifade ediliyor. Bunun; verilen sözlerin tutulması, görevlerin takip edilmesi, işlerin zamanında tamamlandığını gösteren bir geçmişe sahip olunması ve ekip içinde işi sonuçlandıran kişi olarak tanınmakla mümkün olacağı belirtiliyor. Yöneticilerin, çalışanlardan bekledikleri işe bağlılık ve tam profesyonellik düzeyini önce kendileri sergilemesi gerektiği de kaydediliyor. Son olarak yöneticilerin görev ve sorumlulukları kararlı biçimde devretmesi, gerektiğinde otorite kurması ve hızlı, doğru kararlar alması öneriliyor. Planlama, organizasyon ve personel yönetimine ilişkin kararların işletmenin tamamını etkilediği; doğru karar alma yaklaşımının yeni sorunlarla başa çıkmaya, işletmenin büyümesine, verimliliğin artmasına ve çalışan motivasyonuna katkı sağlayacağı belirtiliyor. Önerilerin kaynağı Meat Processors Pty Ltd olarak gösteriliyor.

Puglia Merkezli Radica, Sürdürülebilirlik Ödülünü Kazandı
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

Puglia Merkezli Radica, Sürdürülebilirlik Ödülünü Kazandı

İtalya’nın Puglia bölgesindeki Ostuni kentinde bulunan sosyal fayda şirketi Radica, Reuters Events tarafından düzenlenen 2026 Global Sustainability Awards kapsamında “Small-Medium Enterprise of the Year” ödülüne layık görüldü. Şirket, tarımın iklim değişikliğinin azaltılmasına katkısını ölçülebilir, doğrulanabilir ve finanse edilebilir hale getirmeye yönelik teknolojik araçlar geliştiriyor. Ödül programında 700’den fazla başvuru 19 kategoride bağımsız uluslararası uzmanlardan oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Radica’nın programı İtalya ve İspanya’da 750’den fazla tarım işletmesini ve 30 bin hektardan fazla alanı kapsıyor. Programa katılan üreticiler rejeneratif arazi yönetimi uygularken şirket, saha izleme sistemleri, agronomik veriler ve uydu teknolojileriyle toprakta depolanan karbonu ölçüp doğruluyor. Model, tarım işletmelerini izleme teknolojileri ve uluslararası karbon piyasalarıyla ilişkilendiriyor. Şirket, 2021’de Puglia’da Xylella bakterisinin yayılmasından etkilenen tarım arazilerinin iyileştirilmesine katkı sağlamak ve karbon tarımı yoluyla işletmelere yeni ekonomik fırsatlar oluşturmak amacıyla Alberami adıyla kuruldu. İspanyol uydu izleme ve karbon ölçüm-doğrulama şirketi Esférico MRV Systems’in yapıya katılmasıyla saha agronomisi ve teknolojik altyapı birleştirildi; ardından faaliyet İspanya’ya genişletildi. Radica’nın kurucusu ve CEO’su Francesco Musardo, ödülün her gün rejeneratif uygulamaları seçen 750 çiftçiye ait olduğunu söyledi. Modelde, toprakta ve biyokütlede biriktirilen karbonun sonuçları bağımsız doğrulamadan geçiyor. Sonuçlar ilgili standartların koşullarını karşıladığında karbon kredilerine dönüştürülebiliyor ve bu kredilerin satışı çiftçilere ek gelir sağlayabiliyor. Şirketin AgroEcology Italy projesi, CEEZER pazaryeri üzerinden Lufthansa Group’un iklim portföyünde yer alıyor ve Akdeniz’in odunsu bitkilerini kapsayan çalışma İtalya’nın 15 bölgesinde yürütülüyor. AB’nin Carbon Removals and Carbon Farming Certification Framework düzenlemesi de bu alanda kalite, izleme ve doğrulanabilirlik ölçütlerine dayalı gönüllü bir sertifikasyon sistemi getirdi.

İtalya'da Mısır Üretimi 2025'te 5,5 Milyon Tona Geriledi, 2026 İçin 4 Milyon Ton Bekleniyor
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

İtalya'da Mısır Üretimi 2025'te 5,5 Milyon Tona Geriledi, 2026 İçin 4 Milyon Ton Bekleniyor

İtalya'nın mısır üretimi 2025'te 5,5 milyon tonda kaldı. Bu miktar, yaklaşık 12 milyon ton olarak verilen yıllık ihtiyacın oldukça altında bulunurken, ithalat 7 milyon tona ulaştı. 2026 için ise hasadın yaklaşık 4 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Roma'da düzenlenen ve Cibo per la Mente, Assalzoo, Origin Italia ile İtalyan Mısır Üreticileri Birliği tarafından desteklenen toplantıda sektör temsilcileri, mısır üretiminin tarım politikalarının merkezine alınmasını istedi. Üretimdeki daralmanın uzun vadeli bir niteliğe sahip olduğu belirtiliyor. Dane mısır ekim alanları 2000'de 1,06 milyon hektarken 2025'te 541 bin hektara indi. İtalya'nın mısır üretimi de 2006'daki 9,6 milyon tondan 2025'te 5,5 milyon tona geriledi; kaynak bu düşüşün 20 yılda %40'ın üzerinde olduğunu aktarıyor. Sektör, yetersiz kârlılık, artan üretim maliyetleri ve fiyat oynaklığını başlıca nedenler arasında sıralıyor. İklim değişikliğinin verim ve tahılların sağlık kalitesi üzerindeki etkileri, mikotoksin riskiyle birlikte üretim zincirine ek baskı oluşturuyor. Po Havzası'nda üre kullanımının 2028'den itibaren yasaklanmasına ilişkin endişeler de dile getiriliyor. Ayrıca azalan ulusal arz ortamında mısırın gıda ve enerji amaçlı kullanımları arasındaki rekabetin, hayvancılık için gerekli hammaddenin bulunabilirliği açısından önem taşıdığı belirtiliyor. Mısır, hayvan yeminin temel hammaddelerinden biri olduğu için arzındaki gerileme, hayvancılık işletmelerinin yanı sıra süt ürünleri, et ve yumurta zincirlerinin rekabet gücünü etkiliyor. Mısırın bulunabilirliği, kalite, izlenebilirlik ve ürün şartnamelerine bağlı Dop ve Igp kapsamındaki peynir ve şarküteri ürünleri için de önem taşıyor. Sektör, gelecek Ortak Tarım Politikası kapsamında mısıra özgü eşleştirilmiş destek verilmesini ve üretimin ekonomik açıdan daha cazip hale getirilmesini istiyor. Kamu desteklerine ek olarak, özellikle Dop ürünlerine yönelik çok yıllı mısır tedarik zinciri sözleşmeleri öneriliyor. Bu sözleşmelerle üreticilere daha fazla istikrar, alıcılara ise daha öngörülebilir tedarik sağlanması ve piyasa dalgalanmalarına maruziyetin azaltılması hedefleniyor. Dop ve Igp zincirleri için istisnai durumlarda, mevzuata ve ürün şartnamelerine uygun geçici esneklik araçlarının değerlendirilmesi de gündemde; öncelik, yeterli, güvenli ve kaliteli ulusal mısır arzının korunması olarak ifade ediliyor. Üretimin yeniden güçlendirilmesi için genetik ıslah, Yardımlı Evrim Teknikleri ve daha verimli agronomik uygulamalar öne çıkarılıyor. Ancak sektör ve akademi temsilcileri, yenilikçi araçların maliyetleri ile uzmanlık gereksiniminin özellikle küçük işletmeler açısından erişimi sınırlayabileceğini belirtiyor. Amedeo Reyneri Di Lagnasco, işletmeler arasındaki işbirliği ve kümelenmenin yeni teknolojilere erişimi kolaylaştırabileceğini savunurken, araştırma temsilcileri iklim etkileri ve mısırın sağlık kalitesi sorunlarına yönelik izleme ile genetik geliştirme çalışmalarının sürdürülmesi gerektiğini aktarıyor.

Drone Teknolojisi Tarla Yönetiminde Yeni Kullanım Alanları Açıyor
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber
Veri haberi

Drone Teknolojisi Tarla Yönetiminde Yeni Kullanım Alanları Açıyor

Drone teknolojisi, tarımda ürün koşullarını değerlendirme, agronomik karar alma ve bitki koruma ürünlerini uygulama amaçlarıyla daha fazla kullanılıyor. RealAgriculture’ın Boone, Iowa’daki Farm Progress Show’dan hazırladığı haberde Nutrien Ag Solutions uygulamalı agronomi kıdemli yöneticisi Thaddeus Bates, drone görüntüleriyle hava uygulamalarını birleştirmenin potansiyelini anlattı. Drone’lar, tedavinin nerede ve ne zaman gerektiğini belirlemeye yardımcı olduktan sonra hedefli uygulama yapabiliyor. Teknoloji, geleneksel uygulama ekipmanlarıyla ulaşılması zor veya daha düşük verimli alanlarda ek bir seçenek sunuyor. Bates, Orta Batı’da arazi koşulları ya da sınırlı erişimin geleneksel 120 feetlik ilaçlama bomunun kullanımını zorlaştırabildiğini, Nutrien’in ise Güney Kaliforniya’da drone uygulamalarını faaliyetlerinin bir parçası olarak kullandığını belirtti. Etkili uygulama için karasal ilaçlamada olduğu gibi ekipman kurulumu ve kalibrasyonunun yanı sıra doğru doz, basınç ve yüksekliğin korunması gerekiyor. Nutrien, ürünlerin doğru uygulanmasını desteklemek için püskürtme desenlerini ve uygulama genişliklerini değerlendiriyor. Swath Gobbler adlı araç, insansız hava sistemlerinin oluşturduğu dağılım desenini ölçerek uygulama öncesinde ekipman performansının doğrulanmasına yardımcı oluyor. Bates, şirketin drone uygulama işinde 20.000 acre’dan fazla alanın işlendiğini ve yıl için 30.000 ila 35.000 acre hedeflendiğini söyledi. Ona göre batarya, taşıma kapasitesi ve uygulama sistemlerindeki gelişmeler kapsama alanını artırabilir; ancak drone’lar geleneksel ekipmanların yerini almak yerine mevcut makineleri tamamlayacak.

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor

Güney Afrika’daki süt ve besi işletmelerinde temel kaba yem kaynaklarından biri olan mısır silajının gerçek değerinin, yalnızca yüksek hacimle değil, enerji yoğunluğuyla değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Pannar Seed saha agronomisti Kerry Rowlands, üreticilerin besleme programlarında kuru madde ile nişasta arasındaki dengeye odaklanarak silajın yem verimliliğini artırabileceğini ve pahalı ticari yem katkılarına olan ihtiyacı azaltabileceğini ifade ediyor. Yüksek değerli silaj üretimi, ekimden önce toprak koşullarının yönetilmesiyle başlıyor. Özellikle toprak altı asitliğinin giderilmesi ve potasyum düzeylerinin dengelenmesi önem taşıyor; çünkü bütün bitkinin hasadı, yalnızca dane hasadına kıyasla topraktan daha fazla besin kaldırıyor. Hibrit seçiminde ise biyokütle miktarı, dane potansiyeli pahasına artırılmamalı. Rowlands’a göre dane, mısır silajının enerji değerinin %65’ine kadarını sağlayabildiği için yüksek dane verimi sunan hibritler silaj için de uygun seçenekler olabilir. Silajlık mısırda ekim sıklığı, biyokütleyi yükseltmek amacıyla dane üretimine göre genellikle %10 ila 30 daha yüksek tutuluyor. Ancak bitkilerin ışık ve besinler için aşırı rekabet etmesi koçanların küçülmesine ve nişasta yoğunluğunun azalmasına yol açabiliyor. Düzgün çıkış için toprak sıcaklığının sürekli 15°C’nin üzerinde olması ve yeterli nem bulunması gerekiyor. Kuraklık, besin eksikliği ve yaprak hastalıkları ise kök gelişimini, dane dolumunu ve nihai yemin enerji kalitesini düşürebiliyor. Hasat sonrasında da uygulama hataları silajın değerini azaltabiliyor. Sıkıştırma ve kapatma işlemlerinin dikkatle yapılması, bunker veya balyaya oksijen girmesini önlemek açısından kritik. Hava girişi maya ve küf oluşumuna, bozulmaya ve önemli yem kayıplarına neden olabiliyor. Bu nedenle yüksek kaliteli mısır silajı; toprak hazırlığı, hibrit seçimi, bitki sağlığı, hasat, sıkıştırma ve depolama aşamalarının tamamında doğru uygulamaya bağlı bulunuyor.

Valonya’da Çiftçiler Kuşlar İçin Tahıl Şeritlerini Tarlada Bırakıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Valonya’da Çiftçiler Kuşlar İçin Tahıl Şeritlerini Tarlada Bırakıyor

Belçika’nın Valonya bölgesindeki bazı çiftçiler, kış aylarında kuşlara besin sağlamak için tahıl şeritlerini hasat etmeden tarlada bırakıyor. Brabant wallon’daki bir aile çiftliğinde 30 yılı aşkın süredir sürdürülen uygulamada, başakların kuşlar tarafından doğrudan tüketilmesi veya yere dökülen tohumların toplanması amaçlanıyor. Kuş bilimci Arnaud Laudelout, tarım alanlarında yaşayan kuşlar için kışın besin bulmanın kritik olduğunu belirtiyor. Çiftçiler, tahıl şeritleri için daha az verimli parselleri ve nemli alanları tercih ediyor. Bu bölgelerde tohum, gübre veya tarım ilacı gibi girdilerin maliyeti daha yüksek olabiliyor. Üreticiler, uygulamaya ayıracakları küçük alanları tarımsal ve çevresel hesaplamaları birlikte değerlendirerek seçiyor. Bu alanlardan yararlanabilecek türler arasında, Valonya ovalarında popülasyonu kırılgan durumda olan tarla kirazkuşu olarak bilinen Bruant proyer de bulunuyor. Uygulamanın amacı yalnızca kışın kuşlara yiyecek sağlamakla sınırlı değil. Çiftçiler, kuşların varlığının bazı zararlı böcekler ile yabancı otların denetlenmesine katkı vererek kimyasal ürün kullanımını azaltabileceğini düşünüyor. Agro-çevresel tedbir kapsamında işletme başına en fazla 10 hektar tahıl alanı ayrılabiliyor; tünekler veya tarlakuşlarını destekleyen küçük düzenekler de kuruluyor. Karşılığında üreticiye hektar başına yıllık 1600 euro ödeniyor. Tahıl şeritleri şubat sonuna kadar korunuyor, ardından mart başında kaldırılabiliyor. Ödeme, tahıl fiyatlarının yıldan yıla değiştiği bir sektörde üreticiye öngörülebilir gelir sağlıyor.

Moldova’da Sebze Üreticilerine Ücretsiz Hassas Tarım Desteği
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldova’da Sebze Üreticilerine Ücretsiz Hassas Tarım Desteği

Moldova’da sera, solaryum ve tünel gibi korumalı alanlarda ticari sebze yetiştiren üreticiler, ücretsiz AgriPlus+ programına 30 Ekim 2026’ya kadar başvurabilecek. Advision Finance tarafından Impact Clusters girişimi kapsamında yürütülen program, Hollanda Girişimcilik Ajansı’nın finansmanıyla Prima Finanțare, Enten ve Planton Solutions ortaklığında uygulanıyor. Program kapsamında üretim alanlarına yerleştirilen sensörlerle bitkilerin gelişim koşullarına ilişkin veriler gerçek zamanlı izlenecek. Toprak besinleri, su kalitesi, sulama verimliliği, hava nemi, mikroiklim ile hastalık ve zararlı riskleri takip edilecek. Romanya ve Hollanda’dan agronomlar, elde edilen verilere dayanarak her ürün için sulama, gübreleme ve bitki koruma önerileri sunacak. Seçilen üreticiler sensör izleme, kişiselleştirilmiş agronomi danışmanlığı, ihtiyaçlara uyarlanmış finansman çözümleri ve hassas tarım eğitimlerinden yararlanacak. Organizatörler, teknolojilerin Romanya’daki uygulamasında verim artışı, pestisit kullanımında azalma ve kök bölgesindeki besin bulunabilirliğinde iyileşme görüldüğünü belirtiyor. Programa katılacak üreticilerin ekipmanları kurması, uzman önerilerini uygulaması ve üretim verilerini paylaşması gerekiyor. Başvurular çevrim içi form üzerinden yaklaşık 10–15 dakikada yapılacak; adaylar incelendikten sonra seçilen üreticiler programa dahil edilecek.

Fas’ta Sulama Suyunun Tuzluluğu Tarımsal Üretim İçin Önemli Bir Kısıt
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ta Sulama Suyunun Tuzluluğu Tarımsal Üretim İçin Önemli Bir Kısıt

Fas’ın Souss-Massa, Haouz ve diğer sulama havzalarında sulama suyunun tuzluluğu, tarımsal üretim açısından önemli bir kısıt oluşturuyor. Su kaynaklarının miktarı kadar kalitesinin de dikkate alınması gerektiği belirtilirken, elektriksel iletkenliği yüksek suyun hassas bitkilerde su alımını bozabileceği ve kök bölgesinde tuz birikimini artırabileceği aktarılıyor. Bununla birlikte tuzlu su, bileşimine, yetiştirilen bitkinin toleransına, toprağın özelliklerine ve drenaj kapasitesine bağlı olarak her durumda sulamaya elverişsiz sayılmıyor. Kurak veya yarı kurak bölgelerde sulama çoğu zaman üretimin temel koşullarından biri olurken, sulama suyu toprağa sodyum, kalsiyum, magnezyum, klorür, sülfat ve bikarbonat gibi çözünmüş iyonlar taşıyor. Su bitki kökleri tarafından alındığında veya buharlaştığında tuzların bir bölümü toprakta kalıyor. Yeterli yıkanma gerçekleşmezse kök bölgesindeki tuz yoğunluğu artıyor ve toprak nemli görünse bile bitkilerin suyu alması zorlaşabiliyor. Bu nedenle üreticilerin kendi kuyu, ortak şebeke veya farklı kaynakların karışımından oluşan suyu temsil edecek analizlere ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor. Makalede, Fas’taki İssen sulama alanının yer altı suları üzerine Faslı araştırmacıların yürüttüğü bir çalışmaya da yer veriliyor. 2013 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilen üç kampanyada 36 kuyudan alınan örneklerin incelendiği çalışmada, incelenen noktaların %11’inde elektriksel iletkenliğin 3 dS/m’nin üzerinde olduğu belirlendi. Irrigation and Drainage dergisinde 2018’de yayımlanan bu sonuçlar, sulama kaynaklarının tek tip değil, farklı kalite düzeylerine göre yönetilmesi gerektiğine işaret ediyor; ancak çalışma, 2026’da Souss-Massa’daki bütün işletmelerin durumunu göstermiyor. Su kalitesinin ilk değerlendirmesinde kullanılan elektriksel iletkenlik (CE), çözeltinin elektrik akımını iletme kapasitesini ve genel mineralizasyon düzeyini gösteriyor. Ancak aynı iletkenlik değerine sahip iki suyun kimyasal bileşimi ve tarımsal riski farklı olabilir. FAO’nun Ayers ve Westcot tarafından hazırlanan sınıflandırmaları, evrensel yasal sınırlar değil, belirli agronomik koşullarda kullanım kısıtının derecesini değerlendiren referanslar olarak tanımlanıyor. Ayrıca sulama suyunun ECw değeri ile toprağın doymuş macun özütü olan ECe ayrı ölçümler; bu nedenle sulama suyunda 2 dS/m ölçülmesi, toprakta da aynı değerin oluşacağı anlamına gelmiyor.

Kırsal Kadınlar Tarımın Geleceğine Köprü Olabilir
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Kırsal Kadınlar Tarımın Geleceğine Köprü Olabilir

Şili’de Portal Agro Chile’de yayımlanan görüş yazısında Agronomi Okulu akademisyeni Cecilia Ramos, kırsal kadınların tarımsal üretim, ailelerin geçimi, topluluk örgütleri ve bölgesel bilgi birikiminin korunmasında önemli rol oynadığını belirtiyor. Ramos, bu katkının kırsal alanların ve tarımın geleceğini şekillendirebileceğini savunuyor. Kırsal kadınların aynı zamanda bakım, çalışma ve liderlikten oluşan üçlü bir yük taşıdığına dikkat çekiyor. Yazıya göre kırsal kadınların toprağa, finansmana, eğitime ve teknolojiye erişiminde önemli eşitsizlikler bulunuyor. Ramos, bu farkların giderilmesini yalnızca eşitlik meselesi olarak değil, tarım ve bölgesel kalkınma açısından stratejik bir tercih olarak değerlendiriyor. Kırsal alanların bir diğer sorunu ise birçok gencin yeni fırsatlar arayışıyla kentlere göç etmesi ve bunun bilgi, deneyim, gelenek ile üretim kapasitesinin kaybına yol açması. Ramos, kadınların agroturizm, ürünlerini dijital platformlar üzerinden doğrudan pazarlama ve suyla diğer kaynakları daha verimli kullanmaya yönelik teknolojiler aracılığıyla tarımı yenilik ve girişimcilikle buluşturduğunu aktarıyor. Akademisyene göre bağlantı, dijital okuryazarlık ve teknik eğitim, geleneksel bilgiyi yeni araçlarla birleştirerek gelecek kuşaklar için kalkınma, ekonomik özerklik ve istihdam fırsatları yaratabilir.

Moldova ve İtalya Tarımsal İşbirliğini Genişletme Fırsatlarını Görüştü
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldova ve İtalya Tarımsal İşbirliğini Genişletme Fırsatlarını Görüştü

Moldova Tarım ve Gıda Sanayisi Bakanı Eugeniu Osmochescu ile İtalya Tarım, Gıda Egemenliği ve Ormanlar Bakanı Francesco Lollobrigida, tarım-gıda sektöründe ikili işbirliğinin genişletilmesi fırsatlarını görüştü. Görüşmede ortak projelerin geliştirilmesi, deneyim paylaşımı ve Moldova sektörünün Avrupa Birliği (AB) standartları ile gerekliliklerine uyumuna destek ele alındı. Toplantının önemli gündemlerinden biri, Moldova hükümetine tarım ve kırsal kalkınma alanında AB mevzuatına uyum desteği sağlayan projeydi. Bütçesi 4 milyon euro olan girişim, Moldova Tarım ve Gıda Sanayisi Bakanlığı ile Bari Akdeniz Agronomi Enstitüsü (CIHEAM Bari) ortaklığında yürütülüyor. Proje, ülkenin ulusal çerçevesini AB mevzuatıyla uyumlaştırmayı amaçlıyor. Kaynağa göre işbirliği, Moldova'ya deneyim ve iyi uygulama aktarımına katkı sağlayabilir.

CropLife India’dan Rabi 2026-27 İçin Dört Maddelik Danışmanlık
Görsel kaynağı: Krishi Jagran · Özgün haber
Veri haberi

CropLife India’dan Rabi 2026-27 İçin Dört Maddelik Danışmanlık

CropLife India, Hindistan’da Rabi 2026-27 sezonu için tohum, ekim, tarla gözlemi ve girdi tedarikini kapsayan dört maddelik bir danışmanlık yayımladı. Araştırma ve geliştirme odaklı bitki bilimi şirketlerini temsil eden derneğin üye şirketleri, Hindistan bitki koruma pazarının yaklaşık %70’ini oluşturuyor. Danışmanlık, 2015’ten bu yana en zayıf muson döneminin ardından girdilerin koşullara göre ve dikkatli kullanılmasını amaçlıyor. Önerilerde, buğdaydaki rastık ile nohuttaki solgunluk ve kuru kök çürüklüğü gibi hastalıklara karşı ekim öncesi tohum ilaçlaması öne çıkarılıyor. Termit mücadelesinin yalnızca geçmişte istilanın görüldüğü ve uygulamanın etkili olması için toprak neminin yeterli olduğu tarlalarda yapılması isteniyor. Nem koşulları elverdiğinde ekim ayının ikinci yarısında ekilen hardalın çiçeklenme döneminde daha düşük yaprak biti baskısıyla karşılaşabileceği belirtiliyor. Buğday yaprak bitine karşı müdahalenin ise sabit takvim yerine düzenli tarla gözlemine dayanması ve zararlı sayısı sürgün başına 10-15’i aştığında yapılması öneriliyor. Çiftçilere ürünleri yalnızca yetkili bayilerden, fatura karşılığında almaları ve kullanımdan önce son kullanma tarihini kontrol etmeleri tavsiye ediliyor. CropLife India, zor sezonun kaçak ürünlerin çiftçilere ulaşma riskini artırdığını belirterek yetkisiz ticarete karşı denetim, çevrim içi satışlarda lisans doğrulaması ve ürün izlenebilirliği çağrısı yaptı. Genel Sekreter Durgesh Chandra, düzensiz toprak neminin ürünlerin kuruluşunu, zararlı ve hastalık davranışını ve girdilerin etkinliğini etkilediğini söyledi. Hindistan Meteoroloji Dairesi, güneybatı musonunun uzun dönem ortalamasının %87’sinde kaldığını, güney ve doğu bölgelerindeki yağış oranlarının ise %76 ve %74 olduğunu açıkladı. Merkez ayrıca El Niño’nun bazı yağmurla beslenen alanlarda fazla nem, bazılarında ise uzun süreli nem stresi yaratabileceğini belirtti.

Mısırda Yabancı Ot ve Hastalıklara Karşı Entegre Koruma Önerisi
Görsel kaynağı: Infocampo · Özgün haber

Mısırda Yabancı Ot ve Hastalıklara Karşı Entegre Koruma Önerisi

Uluslararası Mısır Kongresi’nde, üretimde genetik ve beslemenin yanı sıra yabancı ot, zararlı ve hastalıkların birlikte yönetilmesine dayanan entegre koruma yaklaşımı ele alındı. Daha yüksek yağış beklenen bir sezon için bu uygulamaların verim potansiyelini korumada önemli olduğu belirtildi. Girdi şirketleri, üreticilerin kararlarını desteklemek amacıyla farklı araçlardan oluşan bir koruma yaklaşımını öne çıkardı. Arjantin fitosanitari ürün pazarında faaliyet gösteren Agroterrum ise her bölgenin koşullarına uyarlanmış koruma programlarının önceden planlanması gerektiğini vurguladı.

Arjantinli Şirketten Ekim Makineleri İçin Arıza Tespit Teknolojisi
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Arjantinli Şirketten Ekim Makineleri İçin Arıza Tespit Teknolojisi

Arjantinli VAF, Grupo GR bünyesinde geliştirdiği OptiSeed ve RowPilot adlı iki elektronik alt sistemi, ekim makinelerinin tohum dağıtımını izlemesi ve çalışma sırasında bazı kararları alabilmesi amacıyla tanıttı. Grupo GR, ekim makinesi üreticisi Indecar’ın da sahibi. Şirket, bu teknolojilerle makinelerin yalnızca görev uygulayan değil, çalışma sürecini algılayan ve analiz eden sistemlere dönüşebileceğini belirtiyor. OptiSeed, tohumların geçişini izlemek üzere ekim makinesinin tohum borusuna yerleştirilen optik bir sensör olarak çalışıyor. VAF’ın açıklamasına göre sistem, tohumların çift düşmesi veya boşluk oluşması gibi dağıtım sorunlarını gerçek zamanlı izlemeye yardımcı oluyor. Ayrıca her ekim sırası için güncel seviyeler ile ortalama değerlerin görülmesini sağlıyor. Sensörün dışındaki değiştirilebilir mercek ise kirlendiğinde uyarı veriyor; şirket bu parçanın tüm sensör değiştirilmeden yenilenebildiğini belirtiyor. RowPilot ise ekim gövdelerinin ayrı ayrı kontrolüne odaklanıyor. Sistem, okuma, denetim ve bağlantı işlevlerini her gövdenin üzerinde toplarken geleneksel kablo kullanımını ve olası arıza noktalarını azaltmayı hedefliyor. Motorların hızını ve çalışma biçimini sıra bazında düzenleyebilen RowPilot, sıra bazında kesme ve virajlarda tohum dağıtımını ayarlamaya yönelik telafi işlevleri de içeriyor. VAF, bu bileşimi akıllı teknoloji, yerel teşhis ve yazılım güncelleme kapasitesiyle ilişkilendiriyor. Şirket, araçların ekim doğruluğu ile agronomik kontrolü geliştirebileceğini savunuyor. Ancak tanıtımda karşılaştırmalı deneme sonuçları ya da bu sistemlerin ekim başarısını ve verimi ne ölçüde artırabileceğini gösteren sayısal veriler paylaşılmadı. Bu nedenle açıklanan üretim avantajları, sunulan bilgilerle henüz ölçülemiyor.

Fas ile ABD Arasında Tarımsal Araştırma İş Birliği Görüşüldü
Görsel kaynağı: Maroc Agriculture · Özgün haber
Veri haberi

Fas ile ABD Arasında Tarımsal Araştırma İş Birliği Görüşüldü

Fas ile ABD arasındaki tarımsal araştırma ve inovasyon iş birliğinin güçlendirilmesi, cuma günü Rabat’ta Fas Ulusal Tarım Araştırmaları Enstitüsü (INRA) Direktörü Lamiae Ghaouti ile ABD Eyalet Tarım Departmanları Ulusal Birliği (NASDA) heyeti arasındaki görüşmede ele alındı. Görüşmeler, NASDA heyetinin INRA merkezini ziyareti sırasında yapıldı ve iki kurum arasında 2024’ten bu yana sürdürülen temaslar kapsamında yeni ortaklık alanlarının belirlenmesini amaçladı. Taraflar koruyucu tarım, bitkilerin ve sığır sürüsünün genetik olarak iyileştirilmesi ile Fas’ın agroklimatik koşullarına uygun çözümler geliştirilmesi olasılıklarını değerlendirdi. Massachusetts Tarımsal Kaynaklar Departmanı Komiseri Ashley Randle, ziyaretin INRA’nın araştırma önceliklerini öğrenmeyi ve NASDA ile iş birliği olanaklarını belirlemeyi hedeflediğini söyledi. NASDA, ABD’nin 50 eyaletinin ve dört bölgesinin tarım departmanlarını bir araya getiriyor. Randle’a göre görüşmelerde iklim değişikliği, tarımsal dayanıklılık, koruyucu tarım, toprak sağlığı ve hayvan genetiğiyle ilgili ortak öncelikler ele alındı. Ghaouti ise koruyucu tarım ile gen düzenlemeyi öncelikli iş birliği eksenleri olarak açıkladı. Görüşmelerde, çiftçilerin koruyucu tarımı benimsemesini destekleyecek tekniklerin ve Fas tarımının ihtiyaçlarına uygun yeni çeşitlerin geliştirilmesini hızlandırabilecek gen düzenleme olanaklarının araştırılması gündeme geldi. Büyükbaş hayvanların genetik olarak iyileştirilmesi kapsamında, yerel ırkların dayanıklılık potansiyelinden yararlanılarak Fas koşullarına uygun ırkların geliştirilmesi olasılığı da görüşüldü. Fas-ABD tarımsal iş birliği; bitki genetiği, biyoteknolojiler, su ve toprakların sürdürülebilir yönetimi ile iklim değişikliğine uyum alanlarını kapsıyor. Fulbright ve Borlaug programları kapsamında 25 INRA araştırmacısı kapasite geliştirme fırsatlarından yararlanırken, bunların altısı son iki yılda altı ABD üniversitesinde araştırma yaptı. NASDA ile daha güçlü iş birliğinin, eyalet tarım departmanları, üniversiteler ve araştırma merkezleri arasında uzmanlık paylaşımını kolaylaştırması bekleniyor.

Fas ile ABD Arasında Tarımsal Araştırma İşbirliği Görüşüldü
Görsel kaynağı: La Vie Éco · Özgün haber
Veri haberi

Fas ile ABD Arasında Tarımsal Araştırma İşbirliği Görüşüldü

Fas ile ABD arasındaki tarımsal araştırma ve yenilik işbirliğinin güçlendirilmesi, cuma günü Rabat’ta Fas Ulusal Tarım Araştırmaları Enstitüsü (INRA) Direktörü Lamiae Ghaouti ile ABD Eyalet Tarım Departmanları Ulusal Birliği (NASDA) heyeti arasındaki görüşmede ele alındı. INRA’daki ziyaret, iki kurum arasında 2024’ten bu yana devam eden temasların parçası olarak ortak bilimsel ve teknik imkânların belirlenmesini ve yeni ortaklık alanlarının araştırılmasını amaçladı. Görüşmelerde koruyucu tarım, ürünlerin genetik olarak geliştirilmesi, sığır yetiştiriciliğinde genetik çalışmalar ve Fas’ın agroklimatik koşullarına uygun çözümler değerlendirildi. Taraflar ayrıca iklim değişikliği, tarımsal dayanıklılık, toprak sağlığı ve hayvan genetiğiyle bağlantılı ortak öncelikleri ele aldı. NASDA, ABD’nin 50 eyaleti ile dört bölgesinin tarım departmanlarını bir araya getiriyor. Massachusetts Tarım Kaynakları Departmanı Komiseri Ashley Randle, ziyaretin INRA’nın araştırma önceliklerini anlamaya ve NASDA ile işbirliği olanaklarını belirlemeye hizmet ettiğini belirtti. INRA Direktörü Ghaouti, işbirliğinde iki öncelikli eksenin koruyucu tarım ile yeni çeşitlerin geliştirilmesini hızlandırmak için genom düzenleme olduğunu söyledi. Görüşmelerde, Fas koşullarına uyumlu sığır ırklarının geliştirilmesi ve yerel ırkların dayanıklılık potansiyelinden yararlanılması da gündeme geldi. Fas-ABD tarımsal işbirliği, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) ve ABD Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından desteklenen araştırma ve kapasite geliştirme girişimleriyle ürün genetiği, biyoteknoloji, sürdürülebilir su ve toprak yönetimi ile iklim değişikliğine uyum başlıklarını kapsıyor. Bu kapsamda 25 INRA araştırmacısı kapasite geliştirme fırsatlarından yararlanırken, altı araştırmacı son iki yılda altı ABD üniversitesinde araştırma yaptı.

Agrotec, Soya ve Mısır Üreticileri İçin Tarla İzleme Programı Yürütüyor
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber

Agrotec, Soya ve Mısır Üreticileri İçin Tarla İzleme Programı Yürütüyor

Agrotec SA, soya ve mısır üreticilerinin tarladaki sonuçlarını değerlendirmek ve üretim kararlarını güçlendirmek amacıyla Élite de Rinde adlı yıllık programı yürütüyor. Agrihold grubunun üyesi olan şirket, agronomik teknolojiyi teknik takip ve tarla ölçümleriyle birleştirerek ürünlerin üretim potansiyelini incelemeyi amaçlıyor. Program kapsamında izlenen parseller, farklı kategorilerde agronomik çözümler, danışman ziyaretleri ve zafra ile zafriña dönemlerinde yapılan objektif ölçümler birlikte değerlendiriliyor. Bella Vista, Santa Rita, Campo 9, San Alberto, San Pedro, Nueva Esperanza ve Pedro Juan Caballero gibi bölgelerden üreticiler programa katılıyor. Karşılaştırmalar, benzer toprak ve iklim koşullarına sahip aynı agroiklimsel bölgedeki üreticiler arasında yapılıyor. Girişimin amacı, ürünlerin tarladaki davranışı hakkında güvenilir bilgi üretmek ve üreticilere daha temellendirilmiş kararlar için araç sağlamak. Teknik etkinliklerde bitki fizyolojisi, hastalıklar ve yönetim stratejileri ele alınırken, değişken iklimsel ve bitki sağlığı koşullarında yönetimin ayarlanmasına odaklanılıyor. Programda ayrıca piyasa, uluslararası fiyatlar, ekim ilerlemesi ve tahıl pazarlaması hakkında bilgi paylaşılıyor. Agrotec Besleme Müdürü ve program sorumlusu Diego Jacomo, girişimin bilgi ve deneyimleri birleştirerek üreticilerin uygulama kapasitesini güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor.

Gürcistan’da Tarımsal Destekte Mekanizasyon ve Yeni İhracat Pazarları Öne Çıktı
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Gürcistan’da Tarımsal Destekte Mekanizasyon ve Yeni İhracat Pazarları Öne Çıktı

Gürcistan’da Tarım Bakanı David Songhulashvili, üretimin teknik ve mali olarak desteklenmesi, bitki koruma ürünlerinin denetlenmesi ve çiftçilerin agronomi bilgisine erişiminin artırılması gerektiğini söyledi. Ulusal Gıda Ajansı, bitki koruma ürünlerini ülkeye giriş, sertifikasyon ve satış aşamalarında kontrol ediyor. Songhulashvili, çiftçilerin nitelikli agronomi hizmetlerine ve pratik bilgiye erişimini önemli bir sorun olarak tanımladı. Kaliteli bir bitki koruma ürünü, yanlış kullanılması, uygun olmayan dozda uygulanması veya yanlış zamanda kullanılması halinde beklenen sonucu garanti etmiyor. Bu sorun, sürekli agronomi hizmeti alma imkânı çoğu zaman bulunmayan küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından daha belirgin. Bu nedenle danışmanlık, bitki hastalıklarının zamanında teşhisi ve uygulamalı eğitime erişimin artırılması gerektiği belirtildi. Tarımsal mekanizasyon desteğinin 20’den fazla yönde uygulandığı ve finansal destek mekanizmalarının genişletilmesinin planlandığı aktarıldı. Mekanizasyonun iş gücü maliyetlerini azaltabileceği ve tarımsal çalışmaların zamanında yapılmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi. Ancak programların gerçek etkisinin, finansman koşullarının küçük ve orta ölçekli işletmelerin mali imkânlarına uygunluğuna ve gerekli ekipmanın bölgelerde bulunabilirliğine bağlı olduğu kaydedildi. Bakan ayrıca küçük ve orta ölçekli şaraphanelerin desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Üzümün yalnızca hammadde olarak satılması yerine işlenerek şaraba dönüştürülmesinin bağcılara katma değer oluşturma imkânı verdiği, bunun için yatırım, kalite kontrolü, pazarlama ve istikrarlı satış kanallarına ihtiyaç bulunduğu belirtildi. Gürcü şarabının tanıtımı ve yeni pazarlara açılması için uluslararası fuarlara katılım dahil çeşitli mekanizmalar kullanılıyor. Uzun vadeli ihracat sonucu için rekabetçi fiyat, istikrarlı kalite ve pazar taleplerine uyum da gerekli görülüyor. Programların başarısının yalnızca uygulanıp uygulanmadığıyla değil, üretim maliyeti, verim, kalite, satış koşulları ve işletme gelirindeki değişimle ölçülmesi gerektiği ifade edildi. Bütçe, yararlanıcı sayısı, finansmana erişim ve elde edilen sonuçların kamuya açık biçimde analiz edilmesinin desteklerin etkisini değerlendirmeye yardımcı olacağı belirtildi.

Arjantin’de A13 Varyantına Karşı Kanatlı Aşısı Onaylandı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Arjantin’de A13 Varyantına Karşı Kanatlı Aşısı Onaylandı

Arjantin’de kanatlı işletmelerinde görülen kuşların bulaşıcı bronşit virüsünün A13 varyantına karşı geliştirilen zayıflatılmış aşı, ticari satış için onaylandı. Aşı, Arjantin Ulusal Tarım Teknolojileri Enstitüsünün (INTA) Kuşlar Laboratuvarı araştırmacıları tarafından Laboratorios INMUNER iş birliğiyle geliştirildi. Ürün, A13 virüs suşu temel alınarak hazırlandı. Kuşların bulaşıcı bronşiti, hastalığın etkisinin virüs suşunun hastalık oluşturma gücüne ve kullanılan aşıların bölgede dolaşan varyantlarla uyumuna bağlı olduğu yaygın bir viral hastalık olarak tanımlanıyor. INTA’nın Arjantin’de 20 yılı aşkın süredir yürüttüğü epidemiyolojik izleme sonucunda virüsün beş genetik varyantı belirlendi. Bu varyantların üçü ticari aşılarda kullanılan suşlarla ilişkiliyken, diğer ikisi için özgül bağışıklama bulunmuyordu. A13 varyantı ilk kez 2013’te, hastalıkla bağlantılı önemli kayıpların yaşandığı dönemde izole edildi. Virüs, sonraki yıllarda ülkenin farklı bölgelerindeki etlik piliç, yumurtacı tavuk ve damızlık işletmelerinde görülmeye devam etti. Araştırmacı Ariel Vagnozzi, deneysel incelemelerde A13’ün doğal olarak düşük hastalık oluşturma özelliği gösterdiğini ve bu nedenle zayıflatılmış aşı geliştirilmesi için aday olarak değerlendirildiğini belirtti. Çalışmalar, ülkede kullanılan ticari aşıların belirli ölçüde koruma sağladığını ancak virüsün dolaşımını sürdürmesine olanak veren bir boşluk bıraktığını ortaya koydu. A13 temelli aday ile ticari aşıların karşılaştırılmasının ardından geliştirilen ürünün satışına Senasa izin verdi.

Şili’de Gıda Kayıplarının Su, Toprak ve Enerjiye Etkisine Dikkat Çekildi
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Gıda Kayıplarının Su, Toprak ve Enerjiye Etkisine Dikkat Çekildi

Şili’de O’Higgins Üniversitesi (UOH) bünyesindeki Tarım, Hayvan Bilimleri ve Çevre Bilimleri Enstitüsü’nde görev yapan araştırmacı Cristian Hernández, gıda kaybı ile gıda israfının ayrıştırılması gerektiğini belirtti. Hernández’e göre kayıp; üretim, hasat sonrası işlemler, depolama ve işleme aşamalarında, israf ise perakendeciler, yemek hizmetleri ve tüketicilerin kararlarıyla zincirin son bölümünde ortaya çıkıyor. Bu ayrım, hangi aşamaya müdahale edileceğinin, hangi teknolojinin kullanılacağının ve sonucun hangi göstergeyle ölçüleceğinin belirlenmesini sağlıyor. Tarım ve gıda ihracatında önemli bir ülke olan Şili’de kayıpların en fazla hangi aşamada oluştuğunu ortaya koyan kesin veriler henüz bulunmuyor. Oficina de Estudios y Políticas Agrarias’ın (ODEPA) işaret ettiği üzere ölçüm; ürüne, bölgeye, mevsime ve fiyatlara göre değişiyor. Bu nedenle Gıda Kayıplarının ve İsrafının Önlenmesi ve Azaltılması Ulusal Komisyonu, ortak bir Gıda Kayıpları Endeksi yöntemi hazırlıyor. Üretim ve hasadın yanı sıra hasat sonrası işlemler, ambalajlama, depolama, işleme ve taşıma kritik aşamalar arasında sayılıyor. Boyut, renk veya biçim bakımından ticari ölçütleri karşılamayan ancak besin değerini koruyan ürünler de bu kayıplara dahil olabiliyor. Hernández, kuraklık ve iklim değişikliği koşullarında sorunun çevresel boyutunun büyüdüğünü aktardı. Gıda üretiminde kullanılan tatlı suyun yaklaşık %70’inin, kaybedilen veya israf edilen gıdaların üretimine ayrılan bölümünün ise yaklaşık %20 olduğu belirtildi. FAO tahminlerine göre tüketilmeyen gıdalar, dünya tarım arazilerinin %28’inin kullanımını, küresel gıda sisteminin enerji tüketiminin yaklaşık %38’ini ve sera gazı emisyonlarının %8 ila 10’unu temsil ediyor.