ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

237 haber · Sayfa 1

Hollanda’daki Merkez, Yapay Zekâyla Kuraklığa Dayanıklı Bitkileri Belirliyor
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Hollanda’daki Merkez, Yapay Zekâyla Kuraklığa Dayanıklı Bitkileri Belirliyor

Hollanda’daki Bitki Ekofenotipleme Merkezi (NPEC), kuraklık, yüksek sıcaklık, tuzluluk ve hastalık gibi zorlu koşullarda daha iyi gelişen bitkileri belirlemek için yapay zekâ, robotlar, sensörler ve üç boyutlu kameralar kullanıyor. Wageningen ve Utrecht üniversitelerinin ortak işlettiği merkezde binlerce bitkinin gelişimi izlenerek, dayanıklılıkla ilişkili fiziksel ve fizyolojik özelliklerin ortaya çıkarılması amaçlanıyor. Elde edilen sonuçların yeni tarım çeşitlerinin geliştirilmesinde kullanılabilecek bilgiler sağlaması bekleniyor. Merkezin otomatik yetiştirme sistemi, deneylerin gerektirdiği miktarlarda su ve besin sağlayabiliyor. Seralarda marul, patates ve domates gibi türler sürekli izlenirken bitkilerin büyümesi, kök gelişimi, su tüketimi ve farklı çevresel koşullara verdiği tepkiler kaydediliyor. Sıcaklık, ışık, nem, karbondioksit yoğunluğu, toprak özellikleri, mikroorganizmalarla etkileşim, bitkiler arasındaki rekabet ve hastalıklara dayanıklılık da ölçülen göstergeler arasında yer alıyor. Ekofenotipleme yaklaşımı, bitkilerin toprak üstündeki ve kök bölgesindeki özellikleriyle performansını kontrollü ortamlarda veya tarla koşullarında nicel ve otomatik biçimde değerlendirmeye dayanıyor. Araştırmacılar bu ölçümleri bitkilerin genetik bilgileriyle ilişkilendirerek belirli koşullarda daha iyi performans gösteren genotipleri saptayabiliyor. Bu özellikler, ıslah programlarının kuraklık, tuzluluk ve hastalıklara daha uyumlu materyalleri daha erken seçmesine yardımcı olabiliyor. Merkezdeki çalışma, bitkilerin yalnızca nihai verimini değil, gelişim süreci boyunca çevresel strese nasıl tepki verdiğini de izliyor. Bu sayede ıslah programlarında sonraki aşamalarda test edilmesi gereken çeşit sayısının azaltılmasına ve yeni çeşitlerin geliştirilmesi için gereken sürenin kısaltılmasına katkı sağlanması hedefleniyor. Ancak yapay zekâ ve otomasyonla elde edilen sonuçların gerçek tarla koşullarında doğrulanması gerekiyor. NPEC’in altyapısı diğer ülkelerden araştırmacıların kullanımına da açık. Merkez, Brezilya’daki Campinas Eyalet Üniversitesi’ne bağlı Bitkilerin Moleküler Islah Merkezi ile bilimsel iş birlikleri yürütüyor. Bu çalışmalardan biri, otomatik kök fenotipleme sistemiyle bakteriler ve tahıllar arasındaki etkileşimi inceliyor.

Fidan, Rota Çeşitliliğinin Küresel Tedarik Zincirleri İçin Önemini Vurguladı
Görsel kaynağı: Kıbrıs Haberci · Özgün haber

Fidan, Rota Çeşitliliğinin Küresel Tedarik Zincirleri İçin Önemini Vurguladı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen TRT World Forum 2026 kapsamında deniz yolları, darboğazlar ve koridorlar başlıklı oturumda konuştu. Fidan, küresel ölçekte darboğazların arttığını, enerji ve taşımacılık rotalarının azaldığını ve bunun yapısal bir savunmasızlık oluşturduğunu belirtti. Tek bir darboğazın tedarik zincirlerini bozabileceğini ve binlerce kilometre uzaktaki ekonomileri etkileyebileceğini söyleyen Fidan, ülkelerin temel rotalara, pazarlara ve kaynaklara erişimlerini korumaya çalışacağını ifade etti. Ekonomik güvenlik ile daha büyük bağlantısallık arasında seçim yapılmaması gerektiğini belirten Fidan, mevcut rotaların güçlendirilmesini, koridorların çeşitlendirilmesini ve erişimin artırılmasını savundu. Fidan, Türkiye’nin bu yaklaşım kapsamında coğrafi konumunu yalnızca kıtalar arasındaki bir köprü olarak görmediğini, stratejik bir sorumluluk üstlendiğini söyledi. Güney Kafkaslar’dan Türkiye’ye uzanan Orta Koridor’un önemli bir ticaret ve taşımacılık rotası oluşturduğunu belirten Fidan, Körfez’i Irak ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak projeden de söz etti. Bu girişimlerin enerji portföyünü çeşitlendirme çabasının parçası olduğunu aktardı. Altyapının tek başına bağlantısallığı garanti edemeyeceğini vurgulayan Fidan, rotaların korunması ve çatışmaların kısıtlanması gerektiğini dile getirdi. Türkiye’nin Karadeniz’deki girişiminin sürdürülebilir diplomasiyle temel gıda emtialarının sevkiyatlarının korunmasını sağladığını söyleyen Fidan, diplomatik etkileşim ve üst düzey diyalog yoluyla çözüm üretilebileceğini kaydetti.

Yeni Zelanda’da Süt Sektörü İçin 46 Milyon Dolarlık Teknoloji Programı
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber

Yeni Zelanda’da Süt Sektörü İçin 46 Milyon Dolarlık Teknoloji Programı

Yeni Zelanda’da süt sektörünün uzun vadeli dayanıklılığını artırmak amacıyla 46 milyon Yeni Zelanda doları bütçeli ve yedi yıl sürmesi planlanan Responsible Dairy Programme başlatıldı. DairyNZ Başkanı Tracy Brown’ın aktardığına göre program, kanıtlanmış ve yeni teknolojilerin çiftliklerde daha hızlı kullanılmasını hedefliyor. Girişim, hükümetin Land Use Flexibility paketinin parçası olarak DairyNZ, Birincil Sanayiler Bakanlığı ve sektör ortakları tarafından yürütülüyor. Program kapsamında yüksek performanslı çiftlik sistemlerini gösterecek 35 ila 40 ortak çiftlikten oluşan bir ağ kurulacak. Bu çiftliklerin, üreticilerin farklı yeniliklerin nasıl çalıştığını görmesine ve bunları kendi işletmelerine nasıl uyarlayabileceklerini değerlendirmesine yardımcı olması planlanıyor. Brown, bu yaklaşımın süt sektöründe verimlilik ve değer artışı sağlarken çiftlik koşullarına uygun çözümlerin yaygınlaşmasına katkı sunacağını belirtiyor. DairyNZ’nin planlanan yıllık harcamasının yaklaşık 40 milyon Yeni Zelanda doları, yani %67’si araştırma, bilim ve yayım çalışmalarına ayrılıyor. Bu çalışmalar genetik, mera, su kalitesinin iyileştirilmesi ve sera gazı azaltımı gibi alanları kapsıyor. DairyNZ araştırmasına göre iyi yönetim uygulamaları, süt üretimini düşürmeden besin kayıplarını azaltabiliyor; süt çiftliklerinin %97’sinde sektörün çevre planı bulunuyor. OneBW projesi de genetik özellikleri kullanarak çiftliklere ve Yeni Zelanda’nın gelecekteki koşullarına daha uygun ineklerin yetiştirilmesini amaçlıyor. Brown, küresel süt talebinin güçlü kaldığını ancak önemli üretim bölgelerinde üretim kısıtları, maliyet baskıları, alternatif proteinlerle rekabet ve küresel belirsizliklerin bulunduğunu ifade ediyor. Yeni Zelanda’nın mera temelli üretim sisteminin sektörün ayırt edici unsurlarından biri olduğunu belirten Brown, gelecek hükümet için kaynak yönetimi reformu, dayanıklı kırsal altyapı ve güçlü biçimde finanse edilen bir biyogüvenlik sistemi çağrısı yapıyor. Yeni Zelanda’nın ulusal süt üretimi ilk kez 2 milyar kilogram süt katısını aşarken süt ürünleri ihracat geliri 28,6 milyar Yeni Zelanda dolarına ulaştı.

Mısır’da Stratejik Ürünlerde Kendine Yeterliliği Artırma Talebi
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Stratejik Ürünlerde Kendine Yeterliliği Artırma Talebi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Mısır’da Tarım ve Sulama Komitesi Başkanı Muhsin el-Batran, stratejik mal ve ürünlerde kendine yeterlilik oranlarının artırılması için Tarım ve Arazi Islahı Bakanlığının politikalarının genel görüşmede ele alınmasını talep etti. El-Batran, tarım sektörünün karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekerek yerli üretimi ve gıda güvenliğini güçlendirecek bir plan hazırlanmasını istedi. El-Batran’ın açıklamasına göre tarımsal üretimin yıllık ortalama büyüme hızı %4 olurken tüketimdeki ortalama artış %2’de kaldı. Buna rağmen bu farkın stratejik ürünlerin çoğunda kendine yeterlilik oranlarının gerilemesini önleyemediği belirtildi. Kendine yeterlilik oranları buğdayda %47, mısırda %70, pirinçte %95, kırmızı ette %75, baklada %33 ve yağlarda %12 olarak açıklandı. Düşük oranların tarım ticareti dengesini etkilediği ve iç tüketim ihtiyacını karşılamak için küresel piyasalara bağımlılığı artırdığı aktarıldı. El-Batran, fiyat politikalarındaki istikrarsızlık, finansman sorunları, sözleşmeli tarımın uygulanmasındaki engeller, tarımsal araştırma altyapısındaki eksiklikler ve üretim girdilerinin yetersizliğini sektörün başlıca sorunları arasında sıraladı. Genel görüşme talebinde stratejik ürün üretiminin yatay ve dikey genişlemeyle artırılması, Mısır’ın rekabet avantajına sahip olduğu ürünlere odaklanılması ve tarımsal ihracatta gıda işleme yoluyla katma değerin yükseltilmesi istendi. Mısır Şura Meclisinin tarım politikası, stratejik ürünlerde kendine yeterlilik ve hayvansal, kanatlı ve su ürünleri ihtiyacının karşılanmasına ilişkin talepleri genel oturumlarda ele alması bekleniyor.

Çevre Kuralları Sıkılaşırsa Akıllı Tarımın Ekonomik Alanı %75’e Çıkabilir
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber
Veri haberi

Çevre Kuralları Sıkılaşırsa Akıllı Tarımın Ekonomik Alanı %75’e Çıkabilir

Bonn Üniversitesi liderliğinde hazırlanan kapsamlı bir araştırmaya göre akıllı tarım çözümleri, yalnızca teknolojik bir yenilik olmaktan çıkarak tarım sektörünün rekabetçiliği açısından önemli bir koşula dönüşüyor. Küresel tarım alanlarının yaklaşık yarısında bu sistemlerin ekonomik olarak uygulanabilir olduğu belirtilirken, çevre koruma düzenlemelerinin sıkılaşması halinde oranın %75’e ulaşabileceği aktarılıyor. Kuralların gevşetilmesi durumunda ise ekonomik olarak sisteme dahil edilebilecek alanların oranının %31’e gerileyebileceği ifade ediliyor. Araştırmada akıllı tarımın temelini hedefli müdahale oluşturuyor. Dronlar zararlıları ve besin eksikliklerini erken tespit ederken, GPS kontrollü makineler yalnızca gerekli bölgelere ve ihtiyaç duyulan miktarda bitki koruma ürünü ya da gübre uyguluyor. Otonom yabancı ot temizleme robotları ile toprak nemini izleyen akıllı sulama sistemleri de girdi ve su kullanımını azaltmaya yönelik kullanılıyor. Bu çözümlerin, kuraklık ve aşırı kimyasal kullanımı gibi çevresel sorunların ağır olduğu bölgelerde daha fazla yarar sağladığı belirtiliyor. Teknolojiden elde edilen ekonomik fayda bölgelere göre değişiyor. Yüksek gelirli, ortalama işletme büyüklüğü fazla ve düzenlemeleri sıkı olan Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya’da robotlaşma ve hedefli uygulamalar önemli tasarruf sağlayabiliyor. Buna karşılık gelişmekte olan bölgelerde geçiş; yüksek yatırım gereksinimi, yetersiz dijital altyapı ve uzmanlık ihtiyacı nedeniyle zorlaşıyor. Araştırmacılar, küçük işletmelerin de bu araçlardan yararlanabilmesi için tarım politikası destekleri ve teşvik sistemlerine ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

Strajşte Sulama Sisteminin Üçüncü Aşaması İçin 25 Milyon Avroluk Yatırım Başladı
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber
Veri haberi

Strajşte Sulama Sisteminin Üçüncü Aşaması İçin 25 Milyon Avroluk Yatırım Başladı

Piravë’de Strajşte sulama sisteminin üçüncü aşamasının uygulanmasına başlandı. Tarım, Ormancılık ve Su Ekonomisi Bakanı Borçe Serafimovski’nin açıklamasına göre 25 milyon avro değerindeki yatırım, Valandova bölgesinde 1.500 hektar tarım arazisini kapsayacak ve yaklaşık 6.000 çiftçinin sulama ihtiyacını karşılayacak. Proje kapsamında damla sulama sisteminin kurulması, suyun daha hassas dozlanması ve daha ekonomik kullanılması planlanıyor. Serafimovski, altyapının çiftçilere ürün yetiştiriciliği üzerinde daha fazla kontrol sağlamasının yanı sıra daha istikrarlı verim ve özellikle yılın kurak dönemlerinde daha yüksek kaliteli üretim için koşul oluşturacağını belirtti. Yatırımda 70 kilometrelik basınçlı boru şebekesi, yaklaşık 500 hidrant ve yeni bir pompa istasyonunun inşası öngörülüyor. Çiftçilere ayrıca sulama sisteminin verimli kullanımı ve sulamanın toprak nemi, hava koşulları ile ürün ihtiyaçlarına göre ayarlanması için danışmanlık ve uygulamalı eğitim desteği verilecek. Bakanın açıklamasına göre proje, tarımsal işletmelerde uzun vadeli yatırımları desteklemeyi; daha istikrarlı üretim yoluyla çiftçi gelirleri ile işleme, depolama ve ticaret faaliyetlerine katkı sağlamayı amaçlıyor. Strajşte sistemi, Vardar Vadisi projesinin ilk iki aşamasının devamı olarak ve Alman kalkınma bankası KfW ile ortaklığın sürdürülmesi kapsamında uygulanıyor.

Karadağ, AB Müzakerelerinde Gıda Güvenliği Faslını Kapattı
Fotoğraf: Vlada CG · Özgün haber

Karadağ, AB Müzakerelerinde Gıda Güvenliği Faslını Kapattı

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Karadağ, Avrupa Birliği müzakereleri kapsamında gıda güvenliği, resmi kontroller, hayvan ve bitki sağlığı ile hayvansal yan ürünlerin yönetimini içeren 12. Faslı kapattı. Tarım Bakanı Vladimir Joković, bu süreçteki yükümlülüklerin önemli bölümünün Tarım Bakanlığı ile bağlı kurumların sorumluluğunda olduğunu belirtti. Fasıl kapsamında ilgili temel yasalar kabul edilirken resmi kontroller sistemi geliştirildi. Çiğ süt kalitesinin artırılması ve gıda üretim ve işleme tesislerinin Avrupa talepleriyle uyumlu hale getirilmesi konusunda ilerleme sağlandı. Küçük üreticiler ile geleneksel üretime, Avrupa standartlarına uyum sağlanırken yerel tarımın özelliklerinin korunması amacıyla özel önem verildi. Faslın kapatılması reformların tamamlandığı anlamına gelmiyor. Karadağ’ın önündeki öncelikler arasında sınır kontrol noktalarının ve hayvansal yan ürün yönetim tesislerinin kurulması, laboratuvar kapasitesinin geliştirilmesi ve uzman kadronun güçlendirilmesi bulunuyor. Bakanlık, Avrupa Birliği üyeliğine kadar Avrupa standartlarının tam uygulanması için çalışmaların sürdürüleceğini bildirdi.

Kazakistan Tarımda Verimlilik ve Teknolojik Bağımsızlığa Odaklanacak
Görsel kaynağı: AgroInfo Kazakhstan · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan Tarımda Verimlilik ve Teknolojik Bağımsızlığa Odaklanacak

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in mesajı, tarım politikasında yalnızca üretim hacmini artırmaya değil, verimlilik, gıda sanayisinin geliştirilmesi, teknolojik bağımsızlık ve suyun rasyonel kullanımına yönelmeyi öne çıkardı. Cumhurbaşkanlığı Mesajı’ndaki başlıkları değerlendiren Cumhurbaşkanlığına bağlı Kazakistan Stratejik Araştırmalar Enstitüsü uzmanı Marhat Şaripov, tarım için uzun vadeli finansman, Kazakistan’da modern traktör ve biçerdöver üretimi, yapay zekâ kullanımı, sulama alanlarının genişletilmesi ile ürünlerin depolanması ve pazarlanmasına yönelik sistem kurulmasının öne çıktığını belirtti. Mesajda yer alan verilere göre tarım-gıda sektörünün 2025’te yaklaşık %5,9 büyüdüğü, üretim hacminin 15 trilyon tengeye ulaştığı ve aynı yıl açıklanan imtiyazlı finansmanın 1,5 trilyon tenge olduğu aktarıldı. Şaripov, mevcut kaynakların önemli bölümünün cari ihtiyaçlar ve işletme sermayesi için kullanıldığını, tarım işletmelerinin ise makine, çiftlik, silo, sebze deposu ve işleme tesisi gibi yıllara yayılan yatırımlar için daha uzun vadeli finansmana ihtiyaç duyduğunu söyledi. Tarım makinelerinin yenilenmesi de gıda güvenliği ve üretim verimliliğiyle bağlantılı bir öncelik olarak gösterildi. Şaripov’a göre teknoloji politikasının başarısı yalnızca makine üretimindeki artışla değil, yedek parça, servis, onarım, yazılım, uzman eğitimi ve makinenin hektar başına işletme maliyetiyle değerlendirilmeli. Yapay zekânın ise uydu görüntülerinin analizi, verim tahmini, girdi kullanımının optimizasyonu, arızaların erken tespiti ve lojistik planlamasında kullanılması öngörülüyor. Mesajda büyük su kaynakları yakınındaki sulama alanlarının modern teknolojilerle genişletilmesinin geleneksel ürünlerde verimi potansiyel olarak 2 ila 2,5 kat artırabileceği belirtildi. Ancak uzman, su tasarrufu teknolojileri olmadan sulamanın genişletilmesinin kaynaklar üzerindeki baskıyı artırabileceği uyarısında bulundu. Kanalların modernizasyonu, taşıma kayıplarının azaltılması, damla sulama, su kullanımının dijital takibi ve ekim planlarının su dengesine göre yapılması önerildi.

Avrupa’da Soğutma Sistemlerine Siber Saldırılar Gıda ve Kan Plazmasını Tehdit Ediyor
Görsel kaynağı: Topky.sk · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa’da Soğutma Sistemlerine Siber Saldırılar Gıda ve Kan Plazmasını Tehdit Ediyor

Avrupa’da endüstriyel soğutma sistemlerine yönelik siber saldırılar son haftalarda birden fazla ülkeye yayıldı. Saldırganlar, internete bağlı kontrol birimleri üzerinden buzdolabı ve dondurucuların sıcaklık ayarlarını değiştirebiliyor, cihazları yüksek sıcaklıklara çıkarabiliyor veya sürekli buz çözme işlemi başlatabiliyor. Bu müdahaleler gıdaların bozulmasına, ekipman hasarına ve bazı durumlarda sağlık risklerine yol açabiliyor. İlk belirgin saldırı dalgası ekim ayında Fransa’daki yüzlerce süpermarketi etkiledi. Kasım başında Belçika, Estonya, İrlanda, Finlandiya, Lüksemburg, Hollanda ve İsveç’te de soğutma sistemlerine yönelik ihlaller bildirildi. Reuters’ın aktardığına göre saldırılar Avrupa’da 100’den fazla satış noktasını etkilerken, bazı cihazlarda sıcaklık yaklaşık 50 dereceye, İsveç’teki bazı dondurucularda ise 55 dereceye kadar çıktı. Güvenliği garanti edilemeyen gıdaların bir bölümü imha edildi. Saldırılar, Fransa’nın ulusal kan hizmeti Établissement Français du Sang’ın (EFS) kan plazması depolanan üç tesisindeki soğutma cihazlarını da etkiledi. Sıcaklık ve buz çözme ayarlarının değiştirilmesi girişimi, izleme ve alarm sistemleri sayesinde zamanında fark edildi. Personel plazma stoklarını güvenceye aldı veya başka yerlere taşıdı; EFS hiçbir kan ürünü ya da numunenin zarar görmediğini bildirdi. Kan toplama ve dağıtımının kesintiye uğramadığı belirtildi. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA) ile sağlık, tarım ve ulaştırma makamları, endüstriyel soğutma sistemleri ve soğuk zincir izleme cihazlarına ilişkin ortak uyarı yayımladı. Yetkililer kontrol birimlerinin kamu internetinden ayrılmasını, kurumsal ağlardan izole edilmesini, güncellemelerin kurulmasını, varsayılan şifrelerin değiştirilmesini ve uzaktan erişimin güvenceye alınmasını önerdi. Saldırıların failleri, ortak bir hacker grubuyla bağlantısı ve motivasyonu henüz belirlenmedi.

Bosna-Hersek Büyükelçiliği Suudi Arabistan’daki Vatandaşlara Bir Aylık Gıda Stoğu Tavsiye Etti
Görsel kaynağı: Klix.ba · Özgün haber
Veri haberi

Bosna-Hersek Büyükelçiliği Suudi Arabistan’daki Vatandaşlara Bir Aylık Gıda Stoğu Tavsiye Etti

Bosna-Hersek’in Suudi Arabistan’daki Büyükelçiliği, ülkede yaşanan güvenlik baskısı nedeniyle vatandaşlarına bir ay yetecek su, uzun süre saklanabilen konserve gıda ve hijyen malzemesi bulundurmalarını tavsiye etti. Bilgilendirme, Bosna-Hersek Dışişleri Bakanlığı tarafından vatandaşlara iletildi. Büyükelçiliğin yazısında, Yemen’den Suudi Arabistan’daki askeri, ekonomik ve sivil altyapıya yönelik günlük saldırıların sürdüğü, ancak bu saldırıların şimdiye kadar ülkenin faaliyetlerinin veya genel işleyişinin tamamen durması tehdidi oluşturmadığı belirtildi. Buna karşın, olası bir ABD-İsrail saldırısında İran’ın Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar düzenleyebileceği ve hayati altyapının hedef alınması halinde tedarikin kesilebileceği veya durabileceği ifade edildi. Bilgilendirmede, uluslararası aktörlerin yürütmeye çalıştığı müzakereler ile olası saldırı senaryosu, gelişmelerin iki yönü olarak sıralandı. Suudi Arabistan’dan düzenli hava bağlantılarının sürdüğü; Flynas’ın Cidde’den Saraybosna’ya pazartesi, çarşamba ve cuma günleri uçtuğu, Medine ve Bureyde’den ise İstanbul aktarmalı Avrupa uçuşlarının bulunduğu aktarıldı. Büyükelçilik, mevcut koşulların vatandaşlara işlerini bırakıp ülkeyi terk etmelerini önerecek düzeyde olmadığını da bildirdi.

Bakü’de İlk Azerbaycan Bölgesel Su Ürünleri Forumu Düzenlendi
Görsel kaynağı: AZERTAC · Özgün haber
Veri haberi

Bakü’de İlk Azerbaycan Bölgesel Su Ürünleri Forumu Düzenlendi

3 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

İlk Azerbaycan Bölgesel Su Ürünleri Forumu, Azerbaycan Tarım Bakanlığının organizasyonuyla Bakü’de düzenlendi. Balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğinin mevcut durumu ile geleceği, devlet destekleri, bölgesel işbirliği ve sucul biyolojik kaynakların korunması ele alındı. Foruma Azerbaycanlı yetkililerin yanı sıra FAO temsilcileri, Türkiye, Gürcistan, Kazakistan ve Türkmenistan delegeleri, uluslararası kuruluşlar, sektör uzmanları ve özel sektör temsilcileri katıldı. Tarım Bakanı Majnun Mammadov, balık stoklarının korunması, altyapının modernleştirilmesi, ileri teknolojilerin kullanılması ve sektöre yatırım çekilmesini öncelikler arasında gösterdi. Mammadov’un aktardığına göre 2026–2030 Devlet Programı, yıllık su ürünleri yetiştiriciliği üretimini 3.400 tondan 2030’a kadar 7.700 tona çıkarmayı hedefliyor. Bakan ayrıca kamu, işletmeler, akademi ve bölgesel ortaklar arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Forumda, bu hedeflerin gıda güvenliğine katkı sağlaması, ithalata bağımlılığı azaltması ve bölgelerde istihdam oluşturması beklenirken, balıkçılık ve yetiştiriciliğin hukuki çerçevesinin geliştirilmesi, yasa dışı avcılığın önlenmesi ve denetimin güçlendirilmesi de gündeme geldi. Azerbaycan Başbakanlık Kabinesi Tarım ve Çevre İşleri Daire Başkanı Latif Gasimov, dijital izleme, yerel balık türleri ile Hazar Denizi’nin sucul kaynaklarının korunması ve sektörün küresel değer zincirlerine bağlanmasının önemini vurguladı. FAO Avrupa ve Orta Asya Bölge Başkan Yardımcısı Nabil Gangi, iklime dayanıklı uygulamalar, modern teknolojiler, veriye dayalı yönetim, su kaynaklarının verimli kullanımı ve sucul hayvan sağlığına ilişkin daha iyi bilginin önemine dikkat çekti. Trend News Agency’ye göre FAO ile Azerbaycan arasındaki çalışmalar sektör değerlendirmelerini, balıkçılık yol haritasını ve Türkiye ile deneyim paylaşımını da kapsıyor. Forum, bölgesel işbirliği, stokların korunması, düzenleyici çerçeve ve özel sektörün rolüne ilişkin panellerle sürdü.

Güney Afrika’da Tarımsal Dönüşüm İçin “Tek Bir Tarımsal Gelecek” Çağrısı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Tarımsal Dönüşüm İçin “Tek Bir Tarımsal Gelecek” Çağrısı

Güney Afrika’nın Cape Town kentinde 1-5 Kasım’da düzenlenen 31. Commonwealth Tarım Konferansı’nda, başarılı tarımsal dönüşümün yalnızca finansal desteğe dayanamayacağı; ticarileştirme, mentorluk ve pazara erişimin de güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Konferansın açılış gününde dünya genelindeki çiftçilerin karşılaştığı baskılar ve gelişmekte olan çiftçilerin ticari açıdan uygulanabilir işletmeler kurmasına yönelik yollar ele alındı. AgriSA’nın eski Üst Yöneticisi Christo van Der Rheede, Güney Afrika’nın ticari ve gelişmekte olan çiftçilik sektörlerini ayrı yapılar olarak görmek yerine “tek bir tarımsal gelecek” oluşturmaya odaklanması gerektiğini söyledi. Van Der Rheede’ye göre her iki gruptaki çiftçilerin başarısı aynı altyapıya, lojistik sistemlerine, pazarlara ve politika ortamına bağlı. Dönüşüm programlarının başarısının, katılımcıların sürdürülebilir ticari işletmeler yönetebilecek seviyeye gelip gelmediğiyle ölçülmesi gerektiğini ifade etti. Van Der Rheede, Güney Afrika’nın tarımsal ihracatının 2025’te 15,1 milyar ABD dolarına ulaştığını, 2005’te bu rakamın 2 milyar doların altında olduğunu belirtti. Bu büyümenin, daha fazla gelişmekte olan çiftçinin rekabetçi değer zincirlerine ve uluslararası pazarlara erişebilmesi için fırsat oluşturulması gerektiğini gösterdiğini söyledi. Konferansta Mohair Empowerment Trust’ın daha önce dezavantajlı Angora keçisi çiftçilerini geçimlik ve küçük ölçekli üretimden ticari işletmelere taşımaya yönelik çalışmaları da aktarıldı. Trust’ın yöneticisi Beauty Mokgwamme, yararlanıcılara hayvan, eğitim, mentorluk ve teknik yardım sağlandığını; deneyimli ticari üreticilerin ise sürü yönetimi, üretim uygulamaları ve iş planlamasında rehberlik ettiğini belirtti. Yaklaşımın amacı, çiftçilerin kendi ayakları üzerinde durabilen işletmeler kurarak destek programlarına uzun vadeli bağımlılığını azaltmak.

Tayland Hükümeti Udon Thani Bahçecilik Fuarındaki Eleştirilere Yanıt Verdi
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber
Veri haberi

Tayland Hükümeti Udon Thani Bahçecilik Fuarındaki Eleştirilere Yanıt Verdi

Tayland hükümeti, Udon Thani Dünya Bahçecilik Fuarı’nın bütçesi, alan hazırlığı ve organizasyon standardına ilişkin eleştiriler üzerine kapsamlı açıklama yapılacağını bildirdi. Hükümet sözcüsü, Tarım ve Kooperatifler Bakanlığındaki mevcut yönetimin projeyi açılıştan yalnızca 5-6 ay önce devraldığını, buna karşılık projenin planlama, bütçe onayı ve uygulama aşamalarının birkaç yıldır sürdüğünü belirtti. Açıklamaya göre önceki planlar ve sözleşmelerden kaynaklanan süre, bütçe ve hukuki yükümlülükler, yeni yönetimin karşılaştığı başlıca kısıtlar arasında yer alıyor. Hükümet, bu koşulların projenin ilerlemesi ve sorunların çözüm yolları değerlendirilirken dikkate alınması gerektiğini savunurken, mevcut bakanlık yönetiminin çalışmaları hızlandırarak sorunları takip edeceğini, inceleyeceğini ve gidermeye çalışacağını açıkladı. Fuarın açılmasının ardından ziyaretçilerden gelen şikâyetler için bilet satış ve giriş-çıkış sistemi, alan içi servis araçları, bekleme noktaları ve ziyaretçilere yönelik hizmet alanlarının incelenmesi istendi. Temizlik, güvenlik ve alanın düzenine ilişkin sorunların da ilgili kurumlarca ele alınacağı belirtildi. Sergi alanlarının bütünlüğü, bitkilerin bakımı ve bilgi tabelalarının doğruluğu konusunda yapılan gözlemlerin ise bilimsel ilkeler ve organizasyon standartları doğrultusunda kontrol edilmesi planlanıyor. Hükümet ayrıca, Udon Thani fuarının Uluslararası Bahçecilik Birliği (AIPH) tarafından 2022’den beri B sınıfında düzenlenmesine izin verildiğini ve etkinliğin başlangıçtan itibaren bu sınıfta olduğunu açıkladı. B sınıfının, daha büyük ölçekli A1 sınıfı fuarlardan alan, süre ve uluslararası katılım koşulları bakımından farklı olduğu belirtildi; ancak bu sınıflandırmanın kalite, güvenlik ve ilgili standartlardaki eksiklikleri göz ardı etmek için gerekçe olamayacağı vurgulandı. Projenin toplam bütçe çerçevesi 2,75 milyar baht olarak açıklanırken, bu tutarın birkaç yıla yayılan bina yapımı, altyapı, peyzaj ve organizasyon çalışmalarını kapsadığı bildirildi. Hükümet, değerlendirmede onaylanan ödeneklerin, sözleşme tutarlarının, fiili harcamaların ve farklı dönemlerdeki bakanlık işlemlerinin birlikte incelenmesi gerektiğini belirtti. Fuarın başarısının ise yalnızca hedeflerle değil, gerçek ziyaretçi sayısı, bölgede oluşan gelir, yerel işletmelere katkı, istihdam ve fuar sonrasında altyapının kullanımına ilişkin sonuçlarla ölçülmesi gerektiği ifade edildi.

Dünya Tarımına Kamu Desteği 2025’te 950 Milyar Doları Aştı
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Tarımına Kamu Desteği 2025’te 950 Milyar Doları Aştı

OECD’nin 56 ülkeyi kapsayan yeni raporuna göre dünya genelinde tarıma yönelik kamu desteği 2025’te 950 milyar doları aşarak rekor seviyeye çıktı. Destekler, 2023-2025 döneminde yaklaşık %15 artarken tarımsal üretim değerinin %19,1’ine ulaştı. İki yıl önce bu oran %17,6 olarak kaydedilmişti. OECD, artışın önemli bölümünü savaşlar, krizler ve gıda üretimiyle tedarikini etkileyen aşırı hava olaylarıyla ilişkilendiriyor. Rapora göre kamu kaynaklarının önemli bir kısmı kısa vadeli kriz önlemleri ve fiyat desteklerine yöneliyor. Buna karşılık araştırma, inovasyon, altyapı ve uzun vadeli dayanıklılık yatırımları aynı hızda artmıyor. Bu ortak hizmetlere yönelik kamu yatırımları 2023-2025 döneminde tarımsal üretim değerinin ortalama %2,4’üne denk geldi; 2000’lerin başında bu oran %4,6’ydı. OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, daha fazla desteğin otomatik olarak daha iyi sonuç vermeyeceğini belirterek inovasyon ve verimlilik yatırımlarının artırılması çağrısında bulundu. OECD ayrıca, destek politikalarının gıda fiyatlarını yüksek tuttuğu ülkelerde tüketicilerin 2023-2025 döneminde yılda 204 milyar dolar eşdeğerinde dolaylı maliyet taşıdığını tahmin ediyor.

Polonya’da Tarımsal Üretimde Kârlılık Geriledi: Beş Üründen Yalnızca Kışlık Kolza Pozitif
Görsel kaynağı: Agrofakt · Özgün haber
Veri haberi

Polonya’da Tarımsal Üretimde Kârlılık Geriledi: Beş Üründen Yalnızca Kışlık Kolza Pozitif

Polonya’da tarımsal üretimin kârlılığı 2026’nın ilk yarısında geriledi. Główny Urząd Statystyczny’nin (GUS) en güncel araştırmasına göre çok yönlü üretim yapan tarım işletmelerinin %75,6’sı bu dönemde üretimin kârlılığının kötüleştiğini belirtti. Bulgular, üreticilerin gelirleri ile üretim maliyetleri arasındaki dengenin özellikle geleneksel tarla bitkilerinde zorlaştığına işaret ediyor. Wielkopolska Ziraat Odası (WIR), tarımsal ürün ve üretim girdisi fiyatlarını kullanarak temel ürünlerin maliyet ve kârlılık hesaplamalarını yaptı. Ekim ayı hesaplamalarında kışlık buğday, kışlık kolza, şeker pancarı, dane mısır ve kışlık arpa karşılaştırıldı. Doğrudan destekler, makine amortismanı ve aile iş gücünün değeri de tam maliyet hesabına dahil edildi. Bu beş ürün arasında pozitif finansal sonuç veren tek ürün kışlık kolza oldu. Oda, kolzanın işletme varlıklarını yenilemeye imkân sağlayan net bir gelir ürettiğini belirtti. Daha önce kârlı ürünler arasında öne çıkan şeker pancarı ise düşen alım fiyatları ile yüksek hasat ve lojistik maliyetlerinden olumsuz etkilendi. Diğer ürünlerde sonuç negatif olurken, maliyetler ile gelir arasındaki en büyük fark dane mısırda görüldü. GUS’un 2025 yılı için bireysel tarım işletmelerinde hesapladığı ortalama gelir, hesaplama hektarı başına 5.479 zloti oldu. Ancak haberde bu göstergenin, işletmelerin günlük maliyetlerini ve farklı üretim modellerini tek başına açıklamadığı vurgulanıyor. Sebze ve meyve üretiminde birkaç hektar gelir sağlayabilir; buna karşılık bu modeller yoğun el emeği, yüksek başlangıç yatırımı, bilgi birikimi ve sulama ya da soğutma altyapısı gerektiriyor. Geleneksel buğday, mısır, kolza ve arpa üretiminde kârlılık için genellikle 30 ila 50 hektarlık alan gerektiği, tam rekabetçi bir işletme için ise alanın 100 hektarın üzerine çıkabildiği aktarılıyor. Bunun temel gerekçesi, makine ve gübre maliyetlerinin düşük hektar marjları üzerinde ağır yük oluşturması. Sonuç olarak üreticinin geçimini belirleyen unsur yalnızca arazi büyüklüğü değil, tüm maliyetler karşılandıktan sonra işletmede kalan gelir oluyor.

Güney Afrika’da Hayvan İlaçları Ortak Kullanım Alanlarındaki Çiftçilerin Aylık Gelirinin Yaklaşık %70’ini Tüketiyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Hayvan İlaçları Ortak Kullanım Alanlarındaki Çiftçilerin Aylık Gelirinin Yaklaşık %70’ini Tüketiyor

Güney Afrika’daki ortak kullanım alanlarında hayvancılık yapan çiftçiler, aylık çiftçilik gelirlerinin ortalama yaklaşık %70’ini hayvan ilaçları ve tedavilerine harcıyor. Tarım Araştırma Konseyi (ARC) tarafından yürütülen ve 2025’te yayımlanan çalışma, KwaZulu-Natal, Limpopo ve Doğu Cape’teki ortak kullanım alanlarında hayvan sahibi 457 haneyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Bulgular, yüksek sağlık harcamalarının küçük ölçekli üreticilerin sürü verimliliğini artıracak yatırımlarına ayrılan kaynağı sınırladığını gösteriyor. Hanelerin çoğu hayvan başına 1 ile 55 Rand arasında harcama yaparken, yıllık hayvan sağlığı gideri koyun ilaçlarında 3.364 Rand ile en yüksek düzeye ulaştı. Bunu sığırlarda 2.749 Rand ve keçilerde 1.912 Rand izledi. ARC tarım ekonomisti ve çalışmanın başyazarı Dr Siphe Zantsi, gelirlerin büyük bölümünün ilaç ve tedavilere gitmesi durumunda çiftçilerin daha iyi genetik materyal, ek yem ve altyapıya yatırım yapacak çok az kaynağının kaldığını belirtti. Araştırma, ortak kullanım alanlarında çoğunlukla yaşlı ve küçük ölçekli üreticilerin faaliyet gösterdiğine işaret etti. Hanelerin yaklaşık üçte ikisinin başında erkekler bulunurken, hane reislerinin ortalama yaşı 58 olarak belirlendi. Katılımcıların yaklaşık üçte biri yalnızca ilkokul eğitimi almış, %10’u ise örgün eğitim görmemişti. Keçiler katılımcıların %82’si tarafından besleniyordu ve ortalama keçi sürüsü 38 hayvandan oluşuyordu; koyun sürülerinin ortalaması yaklaşık 70 hayvandı. Sığır sahiplerinin %80’inden fazlası ise 50’den az baş besliyordu. Zantsi’ye göre ticari işletmeler aşı ve hayvan ilaçlarını toplu satın alarak ölçek ekonomisinden yararlanıyor ve açılan ürünleri son kullanma tarihinden önce tamamen tüketebiliyor. Daha küçük sürülere sahip ortak kullanım alanı çiftçileri ise bazı ürünlerin açıldıktan hemen sonra kullanılması gerektiği hâlde daha büyük işletmelerle aynı ambalajları almak zorunda kalıyor. Kullanılamayan ilaçların boşa gitmesi, tedavinin gerçek maliyetini artırıyor. Ortak otlaklarda farklı sahiplerin hayvanlarının birlikte bulunması, hastalık ve parazitlerin sürüler arasında yayılmasını kolaylaştırıyor. Bu nedenle önleyici ilaçlama, aşılama ve tedavilerin etkili olabilmesi için çoğu zaman topluluk genelinde uygulanması gerekiyor. Düşük okuryazarlık, ürün etiketleri ve talimatlarının anlaşılmasını zorlaştırırken, tartı bulunmaması hayvan ağırlığının tahmin edilmesine ve eksik ya da fazla doz kullanımına yol açabiliyor. Zantsi, bu koşullara uygun yayım hizmetleri, hayvan sağlığı teknisyenleri ve veterinerlik destek programlarına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Yeni Zelanda’da 11. Sınıf Tarım ve Bahçe Bitkileri Bilimi Dersi Seçmeli Olacak
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber

Yeni Zelanda’da 11. Sınıf Tarım ve Bahçe Bitkileri Bilimi Dersi Seçmeli Olacak

2 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

Yeni Zelanda Eğitim Bakanı Erica Stanford, 11. sınıfta Tarım ve Bahçe Bitkileri Bilimi’nin bağımsız bir ders olarak sunulması kararını savundu. Ders, zorunlu Fen Bilimleri’nin yanında seçmeli olarak okutulacak. Değişiklik, daha önce tarım ve bahçecilik içeriğinin genel fen bilimleri dersi içinde ele alınması planından geri dönülmesi anlamına geliyor ve kırsal öğretmenler ile eğitim alanındaki liderler tarafından memnuniyetle karşılandı. Stanford, başlangıçta 11. sınıf fen bilimleri dersinin tarım ve bahçecilik perspektifiyle işlenebilecek kadar esnek tasarlanacağının kendisine aktarıldığını söyledi. Ancak müfredat yayımlandığında Eğitim Bakanlığı’nın bu yaklaşım için gerekli esnekliğin bulunmadığını bildirdiğini belirten Stanford, kararını 2 Kasım’da değiştirdiğini ifade etti. Bakan, kırsal öğretmen grupları ve Federated Farmers gibi kuruluşlarla yakın çalıştığını ve onların kaygılarından haberdar olduğunu söyledi. Yeni dersin taslağının Noel’den önce istişareye açılması ve gelecek yılın başında kesinleştirilmesi planlanıyor. Dersin hazırlanmasına sektör uzmanları katkı verecek; kırsal öğretmenler dahil ilgili kesimler, taslak yayımlandığında görüş bildirecek. Stanford, gerekli değişikliklerin bu sürecin ardından yapılacağını belirtti. Müfredat 12. sınıftan geriye doğru kurgulanacak ve 11. sınıf genel fen bilimlerinde bulunan tarım-bahçecilik içeriğinin bir bölümü yeni derse aktarılacak. Değişiklik, 12. ve 13. sınıflarda hâlihazırda bulunan Tarım ve Bahçe Bitkileri Bilimi dersleriyle ve bu sınıflar için geliştirilen sektör öncülüğündeki gıda ve lif dersiyle bağlantılı olacak. Kırsal öğretmenlerin itirazlarının daha fazla istişareyle önlenip önlenemeyeceği sorusuna Stanford, konuyu Eğitim Bakanlığı ile gündeme getireceğini söyledi.

Dünya Bankası Tahıl Fiyatlarında 2026 ve 2027 İçin Artış Bekliyor
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası Tahıl Fiyatlarında 2026 ve 2027 İçin Artış Bekliyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Dünya Bankası, uluslararası tahıl fiyatları endeksinin 2026’da %14,1, 2027’de ise %9,3 artacağını öngörüyor. Bu tahmin, genel emtia fiyatlarının 2026’da %23 yükselmesinin ardından 2027’de %7 gerileyeceği beklentisinden ayrışıyor. Kurum, tahıl piyasasındaki yükselişin iki yıl üst üste devam edeceğini belirtiyor. Tahıl fiyatları üzerindeki baskının uluslararası arz riskleri, Karadeniz üzerinden taşımacılıktaki aksamalar, yüksek tarımsal girdi maliyetleri ve olumsuz hava koşullarından kaynaklanabileceği değerlendiriliyor. Dünya Bankası, gıda fiyatları endeksinin de 2026’da %10,3, 2027’de %7,2 artacağını tahmin ediyor. Liman altyapısına ve ticari gemilere yönelik saldırıların bazı pazarlarda tahıl bulunabilirliğini azaltabileceği, sigorta ve taşıma maliyetlerini artırabileceği belirtiliyor. Buğdayda en belirgin artışlardan biri bekleniyor. Amerikan Hard Red Winter buğdayının ortalama fiyatının 2026’da 311 dolar/tona çıkacağı, bunun 2025’teki 243 dolar/tona göre %28 artış anlamına geldiği tahmin ediliyor. Fiyatın 2027’de %13,5 daha yükselerek 353 dolar/tona ulaşması bekleniyor. Bu seviyenin 315 avro/tona karşılık geldiği, nisan ayındaki tahminlerin ise 2026 için 253, 2027 için 260 dolar/ton olduğu aktarılıyor. Mısır fiyatının 2026’da 223, 2027’de 235 dolar/ton; arpanın ise aynı yıllarda 164 ve 172 dolar/ton olması bekleniyor. Tayland’ın %5 kırık pirincinde fiyatın 2025’teki 408 dolardan 2026’da 448, 2027’de 500 dolar/tona çıkacağı öngörülüyor. Soya küspesi, soya fasulyesi ve soya yağı fiyatlarında da artış beklenirken, enerji fiyatlarının 2026’da %32, gübre fiyatları endeksinin %14,3 yükselmesi öngörülüyor. Dünya Bankası ayrıca çok şiddetli bir El Niño olayının farklı bölgelerde tarımsal üretimi etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.

OECD: Tarım Sektörüne Destek 2025’te 950 Milyar Doları Aştı
Görsel kaynağı: Réussir · Özgün haber
Veri haberi

OECD: Tarım Sektörüne Destek 2025’te 950 Milyar Doları Aştı

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) “Tarım Politikaları: İzleme ve Değerlendirme 2026” raporuna göre, örgütün üyesi olan ve olmayan 56 ülkede tarım sektörüne sağlanan toplam destek 2025’te 950 milyar doların üzerine çıkarak rekor kırdı. 2023-2025 döneminde yıllık ortalama 885 milyar dolar olan destek, 2023’e göre 121 milyar dolar, yani yaklaşık %15 arttı. Desteğin tarımsal üretim değerine oranı da %17,6’dan %19,1’e yükseldi. Artış, iklimsel ve jeopolitik şoklara verilen politika yanıtlarıyla birlikte gerçekleşti. Ülkeler yalnızca aşırı hava olayları ve doğal afetlere karşı 2025-2026 döneminde 30’dan fazla acil durum düzenlemesini uygulamaya koydu. Bununla birlikte OECD, desteğin büyük bölümünün gelecekteki risklere karşı dayanıklılığı artırmaktan çok kısa vadeli krizlere yanıt vermeye yöneldiğini belirtiyor. Altyapı ve inovasyon gibi genel hizmetlere ayrılan desteğin tarımsal üretim değerine oranı ise yaklaşık %2,4’te kaldı. Büyük gelişmekte olan ekonomilerin toplam destekteki payı yükseldi. Çin’de fiyat politikalarından kaynaklanan üretici transferleri 2023-2025 döneminde yıllık yaklaşık 204 milyar dolara ulaştı. Hindistan’da üreticiler tarafından finanse edilen tüketici transferleri yıllık 119 milyar dolar olurken, ülke ithalatı da geniş ölçüde sübvanse etti. Gelişmekte olan ekonomilerdeki artış daha çok iç fiyatları yükselten önlemlerden, OECD ülkelerindeki artış ise özellikle afetler karşısında üreticilere yapılan bütçe transferlerinden kaynaklandı. Rapora göre fiyat artışlarından kaynaklanan üretici transferleri, 2023-2025 döneminde brüt tarımsal gelirlerin ortalama %7,1’ine karşılık geldi; bu transferlerin maliyeti tüketici harcamalarının yaklaşık %5,3’ü oldu. Net üretici desteğinin %79’una denk gelen 401 milyar dolarlık bölüm, girdilere ilişkin zorunlu veya gönüllü herhangi bir koşul taşımadı. OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, daha fazla desteğin her zaman daha iyi sonuç vermediğini ve piyasa bozucu önlemlerin ailelerin maliyetlerini artırarak verimliliği düşürdüğünü söyledi.

Rusya’nın Saldırıları Ukrayna Ekonomisini Sıkıştırıyor: Çelik Üretimi Durdu, Tahıl İhracatı Aksadı
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’nın Saldırıları Ukrayna Ekonomisini Sıkıştırıyor: Çelik Üretimi Durdu, Tahıl İhracatı Aksadı

Rusya’nın yoğunlaşan hava saldırıları, Ukrayna’daki sanayi ve enerji tesisleriyle lojistik ağlarını, demiryollarını ve ihracat rotalarını hedef alarak üretimi aksatıyor ve taşıma maliyetlerini artırıyor. Ukrayna Merkez Bankası, saldırılar ve küresel enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle 2026 ekonomisinin daha önce öngörülen %1,8 büyüme yerine %0,4 daralacağını tahmin etti. Banka, enflasyon tahminini de temmuzdaki %10’dan %12,5’e yükseltti. Çelik sektöründeki kesinti, 5 Eylül’de Kamianske’deki Kamet Steel tesisine beş balistik füzenin isabet etmesinin ardından derinleşti. Tesisin kapanmasıyla Metinvest Group genelinde çelik üretimi durdu. Kamet Steel, 2025’te Ukrayna’nın çelik üretiminin dörtte birinden fazlasını gerçekleştiriyor, binlerce kişiyi istihdam ediyor ve iç inşaat sektörü için çelik ile pik demir üretiyordu. Tesis ayrıca Avrupa pazarına gönderilmek üzere yarı mamul çelik sağlıyordu. Kamet Steel’in kapanmasının inşaat, madencilik, mühendislik, enerji ve lojistik sektörlerini etkilediği belirtildi. Şirketin Üst Yöneticisi Oleksandr Tretyakov, tesise bağlı işletmelerin iş kaybı ve iflas riskiyle karşılaşabileceğini söyledi. Tretyakov, Avrupa Birliği’nin ticaret kısıtlamalarının Ukrayna çeliğinin ihraç edilebileceği pazarları daraltarak toparlanmayı zorlaştırabileceğini ifade etti. Ukrayna’nın çelik üretimi bir dönemde gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık %6’sını oluşturuyordu. Tarım, Ukrayna’nın döviz gelirlerinin %60’ına kadarını sağlıyor. Ancak Karadeniz limanlarına, gemilere ve lojistik altyapısına yönelik saldırılar ihracat trafiğini azalttı. Lloyd’s List Intelligence verilerine göre Ukrayna’nın Karadeniz limanlarına ağustosta yalnızca 21 gemi geldi; bu sayı bir yıl öncesine göre yaklaşık %90 daha düşüktü. Yükselen sigorta primleri ve saldırı riski gemi sahiplerini caydırırken, Tuna rotasında kuraklık ve sığ kanallar taşımayı daha pahalı hale getirdi. Sulina Kanalı’nın büyük gemiler için sığ kalması ve Tuna Nehri’ndeki rekor düşük su seviyeleri nedeniyle daha önce 1.500 ton taşıyan mavnalar 800-900 ton yük alabiliyor. Ukrayna’nın merkezinden İspanya’ya bir ton mısır taşıma maliyeti yılın başlarında 50 dolara kadar çıkarken 150 dolara ulaşabildi. HarvEast, buğdayını silo torbalarında tutup fiyatların istikrar kazanmasını bekliyor; şirketin ticari direktörü Olena Shelest, mısır fiyatının geçen yıl ton başına 210-230 dolardan yaklaşık 130 dolara gerilediğini söyledi. Düşen vergi gelirleri de Ukrayna’nın 2022’deki Rusya işgalinden bu yana en ağır nakit sıkışıklığını yaşamasına yol açıyor.

Haseke Kırsalında Çiftçiler Yedi Yıl Sonra Topraklarına Döndü
Görsel kaynağı: North Press Agency · Özgün haber
Veri haberi

Haseke Kırsalında Çiftçiler Yedi Yıl Sonra Topraklarına Döndü

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında çiftçiler, yaklaşık yedi yıl boyunca erişemedikleri köylerine ve tarım arazilerine dönerek yeniden ekim yapmaya başladı. Tel Tamer çevresindeki Kasımiyye ve Reyhaniye köylerinden çiftçiler, dönüşün geçim kaynaklarını yeniden kazanmak ve yerinden edilme döneminde biriken kayıpları kısmen telafi etmek için fırsat sunduğunu belirtiyor. Ancak yıkılmış evler, su ve temel hizmet eksikliği, mayınlar ve ulaşım altyapısındaki hasar tarımsal faaliyetin yeniden başlamasını zorlaştırıyor. Kasımiyye köyünden çiftçi Şiyar Musa, yolların kapalı olması nedeniyle yıllarca köylerine ve arazilerine ulaşamadıklarını, üretimi sürdürebilmek için başka bölgelerde tarım arazisi kiralamak zorunda kaldıklarını söyledi. Kiralık arazilerin önemli maliyetler getirdiğini belirten Musa, şimdi kendi toprağını yeniden işleyerek üretimin yerinden edilme yıllarında biriken yükleri ve kayıpları hafifletmesini umuyor. Musa, dönüşün yalnızca yeni bir tarım sezonunun başlangıcı değil, aynı zamanda yıkılan köylerin yeniden kurulmasına yönelik bir adım olmasını beklediğini ifade etti. Kaynakta çiftçilerin dönüşü, bölgede yerinden edilenlerin evlerine ve arazilerine kademeli olarak dönmesi kapsamında aktarılıyor. Bu süreç, 2019’da Serekaniye’ye (Ras el Ayn) düzenlenen ve Türkiye’nin yanı sıra Ankara yanlısı Suriyeli silahlı grupların katıldığı belirtilen saldırının ardından yaşanan yerinden edilmeyle ilişkilendiriliyor. Habere göre saldırı, on binlerce kişinin evlerini ve arazilerini terk etmesine yol açtı. Kaynak, dönüş ile saldırı arasında doğrudan bir neden-sonuç açıklaması yapmıyor. Reyhaniye köyüne dönen çiftçiler ise evlerin büyük bölümünün yıkılmış, su ve temel hizmetlerin hâlâ bulunmuyor olması nedeniyle normal yaşam koşullarına kavuşamadı. Bazı geri dönenler, yıkılmış evlerinin yakınlarına kurulan çadırlarda kalıyor. Kuyuların tahrip edilmesi ve sulanan arazilerin bulunmaması nedeniyle üretim şu anda yağışa bağlı tarımla sürdürülüyor. Çiftçi Ali Nayif, kendi arazisine dönmenin kira kaynaklı mali yükleri azalttığını ve sezonun geçmiş kayıpların bir bölümünü karşılayacak gelir sağlamasını umduğunu söyledi. Tarım arazileri arasındaki mayınlar da çiftçiler ve bölge sakinleri için ek risk oluşturuyor. Çiftçiler, tehlikeli alanlardan uzak durabilmek için araziler arasında tali yollar açtı. Reyhaniye’den Muhammed Ali, kapalı yollar, toprak setler ve yıkılmış köprüler nedeniyle tarım araçlarının bölgeye girişinin zorlaştığını belirtti. Ali, çiftçilerin arazilerine ulaşabilmesi ve araçlarını kullanabilmesi için yolların açılmasını ve köprülerin onarılmasını istedi. Kendi arazilerinde üretim yapmanın kiralık arazilere kıyasla ek maliyetleri azalttığını ve arazi üzerindeki tasarruflarını artırdığını söyledi.

Fransız Buğdayı 31,5 Milyon Tonluk Hasatta İhracat Kalitesiyle Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber
Veri haberi

Fransız Buğdayı 31,5 Milyon Tonluk Hasatta İhracat Kalitesiyle Öne Çıkıyor

Fransa’nın 2026 yumuşak buğday hasadı yaklaşık 31,5 milyon ton olarak tahmin ediliyor. Bu miktar, 32,4 milyon ton civarındaki beş yıllık ortalamanın biraz altında kalıyor. Crédit Agricole’da büyük tarla bitkileri ve hayvan besleme sektörleri uzmanı Xavier Cassedanne, dönem sonundaki sıcak hava dalgalarının verimleri etkilediğini belirtti. Ancak üretim hacmi ortalama seviyenin altında kalmasına rağmen kalite göstergelerinin olumlu olduğu bildirildi. Buğdaydaki ortalama protein oranı %11,8’e ulaşırken, bazı bölgelerde %12’nin üzerine çıkıyor. Cassedanne’a göre %12 protein oranı, bazı ülkeler ve özellikle Afrika ülkeleri için aranan standart haline geliyor. Bu seviye, Fransız buğdayının belirli ithalatçıların şartnamelerini karşılamasına yardımcı oluyor. Fransa, Batı Afrika’daki geleneksel pazarlarının yanı sıra Mısır, Yemen ve Libya gibi geçmişte daha sınırlı varlık gösterdiği destinasyonlara da satış yaptı. Bu pazarlar, Fransız ihracatçıların satış noktalarını çeşitlendirmesine imkân sağladı. 2026-2027 sezonunda ihracat akışlarının yönünü Karadeniz’deki lojistik sorunlar da etkiliyor. Çatışmanın ağırlaşmasıyla liman altyapısının bombardımanlardan zarar görmesi, tahıl lojistiğini ve küresel tahıl ticaretini aksattı. İthalatçılar ilk aşamada alımlarını önemli ölçüde yavaşlattı; ardından tedariki sürdürmek için farklı menşelere yöneldi. Karadeniz’e yakın Romanya ve Bulgaristan bundan ilk dönemde daha fazla yararlanırken, Fransa da sonraki aşamada yeni satış fırsatları buldu. Diplomatik görüşmelerin yeniden başlaması, Rusya ve Ukrayna menşeli buğdayın ihracat pazarına yeniden dönme ihtimalini gündeme getirdi. Cassedanne, Rusya’nın Azak Denizi’nde gemi geçişlerine yeniden izin vermiş olabileceğini belirtirken ticaret akışlarının normale döndüğünü söylemek için erken olduğunu vurguladı. Olası sevkiyatlarda üçüncü ülkeler üzerinden yürütülecek ticaret de gündemde; Türkiye, Kuzey Avrupa ülkeleri, Norveç, Finlandiya ve ABD bu kapsamda anılıyor. Rusya ve Ukrayna ürünlerinin geri dönmesi, küresel pazarda menşeler arasındaki rekabeti değiştirebilir ve Fransa’nın mevcut ihracat fırsatlarını geçici hâle getirebilir. Bir sonraki sezonun üretim planları ise kolza ekimleri açısından belirsizlik taşıyor. Fransa’nın bazı bölgelerinde ağustostan bu yana yaşanan kuraklığa altis böceklerinin saldırıları eklendi ve ekimlerin yerleşmesi zorlaştı. Bazı üreticilerin kolzayı bozarak mısır, ayçiçeği veya ilkbahar arpası gibi alternatif ürünlere yönelmesi gerekebileceği belirtildi. Kolza alanlarında başlangıçta 2025’e göre %10 artış beklenirken, mevcut değerlendirme %2 düşüş yönünde. Bununla birlikte çiftçilerin nihai ekim tercihleri henüz kesinleşmedi.

EDA Başkanı Verkerk: Avrupa Süt Sektörü Küresel Pazarda Kaliteyle Rekabet Etmeli
Görsel kaynağı: Pravda Slovakia · Özgün haber

EDA Başkanı Verkerk: Avrupa Süt Sektörü Küresel Pazarda Kaliteyle Rekabet Etmeli

Avrupa Sütçülük Birliğinin (EDA) Bratislava'da düzenlenen yıllık kongresinde Koerk Verkerk başkan seçildi. Verkerk, Avrupa'nın küresel süt pazarında yalnızca fiyat üzerinden rekabet edemeyeceğini, kalite, ürün çeşitliliği ve yüksek kaliteli beslenmenin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Avrupa'nın dünyayı bütünüyle beslemesinin gerekli olmadığını belirten Verkerk, buna karşılık kıtanın yüksek kaliteli gıda ve beslenme sağlamada önemli bir rolü bulunduğunu ifade etti. Bu rolün, yerel üretim gücünün korunması ve süt ürünlerinin küresel pazarlara sunulmasıyla birlikte ele alınması gerektiğini savundu. Verkerk'e göre Avrupa'nın ortak pazar yapısı, bölgeler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmıyor. Slovakya'daki süt çiftçileri kuraklıkla mücadele ederken Hollanda'daki üreticiler çevre mevzuatının oluşturduğu baskıyla karşı karşıya bulunuyor. Bu nedenle süt politikalarının daha esnek olması ve çiftlikleri yalnızca farklı örgütlenme biçimleri ya da büyüklükleri nedeniyle cezalandırmaması gerektiğini belirtti. Çiftliklerin sadece süt üretmediğini; araziyi yönettiğini, biyoçeşitliliği desteklediğini, bölgesel istihdama ve kırsal alanların canlılığına katkı sağladığını söyledi. Piyasanın ödüllendirmediği bu kamu hizmetleri için desteğin gerekçelendirilebileceğini kaydetti. Avrupa'nın yerel ekonomik gücünü korurken ihracata da odaklanması gerektiğini belirten Verkerk, mevcut ürünleri dış pazarlara göndermenin tek başına yeterli olmayacağını ifade etti. Yeni Zelanda'nın yeni ihracat pazarlarına yaptığı yatırımları örnek gösteren Verkerk, Avrupa'nın farklı ülkelerdeki tüketici ihtiyaçlarını anlaması ve ürün teklifini buna göre uyarlaması gerektiğini söyledi. Yerel yatırımlarla yeni ürünlerin geliştirilebileceğini belirten Verkerk, hızla büyüyen peynir altı suyu proteini pazarını Avrupa için bir fırsat olarak gösterdi. Peynir ve peynir altı suyu üretiminin birbirine bağlı olması nedeniyle Avrupa'nın bu alanda mevcut altyapısından yararlanabileceğini dile getirdi. Süt sektörünün çiftçiler ile tüketiciler arasında daha güçlü bir bağ kurması gerektiğini savunan Verkerk, üreticilerin tüketicilerin değer verdiği ürünleri geliştirmesinin önemine dikkat çekti. İklim değişikliğine karşı yem, genetik, çiftlik yönetimi ve yeni teknolojiler alanında yeniliklerden yararlanılabileceğini belirtti; ancak emisyonları ve çevresel ayak izini azaltmanın maliyetinin yalnızca çiftçilere bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Avrupa tarımındaki iş gücü ve çiftliklerin devri sorununa karşı gençlere arazi ve sermaye erişimi, eğitim, teknoloji ve güvenilir bir gelecek perspektifi sağlanması gerektiğini söyledi. Süt ürünlerinin besin değerine ilişkin tartışmaların bilimsel kanıtlara dayanması, işlenmiş gıdanın da otomatik olarak aşırı işlenmiş gıda kabul edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Arnavutluk’ta 2027 Taslak Bütçesinde Tarıma 17,9 Milyar Lek Ayrılması Öngörülüyor
Görsel kaynağı: MCN TV · Özgün haber
Veri haberi

Arnavutluk’ta 2027 Taslak Bütçesinde Tarıma 17,9 Milyar Lek Ayrılması Öngörülüyor

Arnavutluk’un 2027 taslak bütçesi, Doğal Kaynaklar, Altyapı ve Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonunda görüşülüyor. Toplam 976 milyar lek, yaklaşık 10,7 milyar avro büyüklüğündeki taslakta tarım için 17,9 milyar lek ayrılması öngörülüyor. Bu tutar, yılın başlangıç bütçesine göre 1,1 milyar lek artış anlamına geliyor. Maliye Bakan Yardımcısı Andi Mehmeti, uygulanacak politikalarla tarımsal desteklerden yararlananların sayısının artırılmasının hedeflendiğini söyledi. Altyapıya 75,4 milyar lek ayrılması planlanırken su şebekeleri, yeni Dıraç Limanı, Triport Limanı, Tiran-Dıraç hattının genişletilmesi ve Tiran-Ndroq-Plepa güzergâhının rehabilitasyonu yatırım başlıkları arasında yer aldı. Savunma Bakanlığı için öngörülen 76,7 milyar lekin ise silahlı kuvvetlerin modernizasyonu ve NATO kapsamındaki savunma kapasitesinin güçlendirilmesi için kullanılması planlanıyor.