ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

5 haber · Sayfa 1

Álvaro Lario: Küresel Tarım Fiyatları Temmuz-Eylül Döneminde %13 Arttı
Görsel kaynağı: taz · Özgün haber
Veri haberi

Álvaro Lario: Küresel Tarım Fiyatları Temmuz-Eylül Döneminde %13 Arttı

Álvaro Lario, Bloomberg Agriculture Spot Index verilerine göre dünya tarım fiyatlarının temmuz-eylül döneminde %13 arttığını söyledi. Lario, gelecek aylarda gıda enflasyonunun daha da yükselmesini beklediğini; mevcut krizin petrol fiyatlarını ve buna bağlı olarak taşıma maliyetlerini artırdığını belirtti. Bu durumun buğday, mısır ve diğer ürünleri pahalılaştırdığını aktaran Lario, düşük gelirli ailelerin artan maliyetlerden en fazla etkilenen kesim olduğunu ifade etti. Lario'nun verdiği bilgilere göre dünya genelinde yaklaşık 650 milyon kişi açlık çekiyor. Bu sayı hafif gerilemiş olsa da hâlâ dünya nüfusunun yaklaşık onda birine denk geliyor. Ayrıca yaklaşık 2,7 milyar insan, yani dünya nüfusunun neredeyse üçte biri, sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamıyor. Taze sebze, meyve ve fasulye, bezelye ile mercimek gibi bitkisel proteinlerin pahalılaşması, daha fazla kişinin işlenmiş gıdalara yönelmesine neden oluyor. Gıda sistemlerinin küresel şoklara karşı kırılganlığına Afrika'yı örnek gösteren Lario, kıtadaki birçok ülkenin gıdada kendine yeterli olmadığını söyledi. Afrika Birliği'nin verilerine atıfla, kıtanın her yıl yaklaşık 100 milyar ABD doları değerinde gıda ithal ettiğini; gübre ve tohum ithalatının da bu tabloya eklendiğini aktardı. Lario'ya göre dağıtım, depolama, üretim ve gıdanın daha yüksek katma değerli ürünlere işlenmesi alanlarının güçlendirilmesi, ülkelerin kuraklık, sıcak hava dalgaları, seller ve diğer şoklara karşı dayanıklılığını artırabilir. Lario, Benin'de sinek larvalarının biyokömürle birleştirilerek organik gübre üretildiği bir projeden söz etti. Ancak küçük çiftçilerin agroekolojiye geçişinin finansal açıdan kolay olmadığını belirtti. Toprak sağlığını iyileştirmek üç veya dört yıl sürebiliyor ve bu dönemde çiftçinin nakit akışı azalıyor. Lario, geçiş sırasında oluşan kayıpların karşılanması gerektiğini; sonrasında daha verimli ve besin değeri daha yüksek ürünler elde edilebileceğini söyledi. Agroekolojiyi işleyebilecek bir ekonomik model olarak değerlendiren Lario, tarımda tam dönüşümün bir anda gerçekleşmesini beklemediğini, değişimin enerji sektöründe olduğu gibi kademeli yürütülmesi gerektiğini kaydetti. Küçük üreticilerin pazara erişim ve girdileri uygun koşullarda satın alabilmesi için kooperatifler, üretici örgütleri ve kadın birliklerinin desteklenmesini önerdi. Ölçeğin ekonomik sürdürülebilirlik için önemli olduğunu, ancak toprağı verimsizleştirebilecek monokültürlerden kaçınılması gerektiğini de vurguladı.

Kıbrıs’ta Katılımcıların %69’u Yenilikçi Gıdalara Olumsuz Bakıyor
Görsel kaynağı: AlphaNews Cyprus · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs’ta Katılımcıların %69’u Yenilikçi Gıdalara Olumsuz Bakıyor

Kıbrıs’ta Eurobarometre araştırmasına katılanların %69’u yenilikçi gıdalar hakkında olumsuz görüş bildirirken, olumlu görüş belirtenlerin oranı %21’de kaldı. Katılımcıların %77’si yeni gıdalar, bileşenler ve tarımsal ürünler hakkında yeterince bilgilendirilmediğini düşünüyor. Ayrıca %78’i, güvenlik standartlarını karşılasalar bile mikroorganizmalar kullanılarak üretilen bileşenleri içeren ürünleri satın almak istemiyor. Yenilikçi gıdaların tüketimine yönelik başlıca endişeler arasında bilinmeyen uzun vadeli sağlık etkileri ile ürünlerin aşırı işlenmiş veya yapay olduğu algısı öne çıkıyor. Kıbrıs’taki katılımcıların %38’i olası uzun vadeli sağlık etkilerinden, %40’ı ise ürünlerin aşırı işlenmiş veya yapay olmasından endişe ediyor. Güvenin artırılması için katılımcıların %86’sı ayırt edici adlar ve üretim yöntemi hakkında ayrıntılı bilgi talep ediyor. Güvenilir bilgi arayan Kıbrıslıların %48’i sağlık profesyonellerine başvuruyor; bağımsız bilim insanları ile ulusal gıda güvenliği makamları da başvurulan kaynaklar arasında yer alıyor. Kıbrıs’taki olumsuz yaklaşım, AB genelindeki %51’lik oranın üzerinde bulunuyor; AB’de olumlu görüş bildirenlerin oranı %39, yeterince bilgilendirilmeyenlerin oranı ise %72 olarak veriliyor. Yeni yöntemlerle üretilen bitkisel proteinleri tüketmeye Kıbrıs’ta %28, AB’de %47 rahat bakıyor. Mikroorganizmalarla fermantasyon ürünlerinde bu oranlar sırasıyla %26 ve %46; kültürlenmiş hayvan hücrelerinden ürünlerde ise %18 ve %34 olarak kaydediliyor.

Acil Durum Stoğunda Besin Değeri Yüksek Gıdalar Önerildi
Görsel kaynağı: The Independent · Özgün haber

Acil Durum Stoğunda Besin Değeri Yüksek Gıdalar Önerildi

Beslenme uzmanı Rhiannon Lambert, acil durumlar için hazırlanacak gıda stoklarında protein, lif, vitamin ve mineral bakımından zengin, uzun raf ömrüne sahip ve mümkün olduğunca az hazırlık gerektiren ürünlerin bulundurulmasını önerdi. Birleşik Krallık Savunma Bakanı Wes Streeting de tüm hanelerin acil durum veya savaş ihtimaline karşı evde az miktarda nakit, şişe su ve konserve gıda tutması gerektiğini söyledi. Lambert’in temel önerileri arasında konserve fasulye, nohut ve mercimek; sardalya, somon ve uskumru gibi yağlı balıklar; yulaf ve tam tahıllı krakerler; konserve meyve ve sebzeler ile UHT süt veya zenginleştirilmiş bitkisel süt alternatifleri yer alıyor. Konserve bakliyatların bitkisel protein ve lifin yanı sıra demir, folat, magnezyum ve potasyum sağladığı, konserve balıkların ise protein, omega-3 yağ asitleri, B12 ve D vitamini içerdiği belirtildi. Bakliyat ve balık, pişirilmeden de tüketilebiliyor. Taze ürün bulunamadığında konserve havuç, domates, tatlı mısır ve ıspanak gibi sebzeler beta-karoten, potasyum ve folat; konserve meyveler ise C vitamini sağlayabiliyor. Lambert, fazla şeker ve tuz tüketimini sınırlamak için meyvelerin şurup yerine meyve suyunda, sebzelerin de mümkünse ilave tuz içermeden satılan türlerden seçilmesini tavsiye etti. Yulaf ve tam tahıllı krakerlerin pirinç ve makarnadan farklı olarak kaynar su veya pişirme gerektirmediği belirtildi. Uzun süre pişirme ya da fazla su gerektiren kuru pirinç, makarna ve bakliyatlar, temiz suya, elektriğe veya pişirme imkânına erişimin sınırlı olabileceği durumlarda öncelikli seçenekler arasında gösterilmedi. Kuruyemiş, tohum ve fıstık ezmesi küçük porsiyonlarda enerji, protein ve lif sağlayabilirken UHT süt ve zenginleştirilmiş bitkisel alternatifler açılmadan önce oda sıcaklığında saklanabiliyor.

Euskadi’de 2026 OTP Yardımlarının 26,6 Milyon Avroluk Avansı 16 Ekim’de Başlıyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

Euskadi’de 2026 OTP Yardımlarının 26,6 Milyon Avroluk Avansı 16 Ekim’de Başlıyor

İspanya’nın Euskadi bölgesinde 2026 yılı Ortak Tarım Politikası (OTP) doğrudan yardımlarının 26,6 milyon avroluk avansı 16 Ekim’den itibaren ödenmeye başlayacak. Ödeme takvimini Bask Tarım Departmanı açıkladı. Ödemeler, belirlenen kontrolleri geçen dosyalar için sonuçlandırılacak. Avansın başlıca kalemleri arasında sürdürülebilirlik için temel gelir desteği, yeniden dağıtım desteği ve genç çiftçilere yönelik ek ödeme bulunuyor. Bu kapsamda sırasıyla 12,6 milyon, 2,7 milyon ve 766.480 avro ayrıldı. Hayvancılık destekleri içinde et sığırı yetiştiren ekstansif işletmelere 2,5 milyon avro, sürdürülebilir süt sığırcılığı üretimine 1,9 milyon avro ve ekstansif otlatmaya 2,4 milyon avro ödenecek. Paket ayrıca sürdürülebilir bitkisel protein ve şeker pancarı üretimini destekliyor. Avans kapsamında otlatma, sürdürülebilir biçim, meralarda biyolojik çeşitlilik, doğrudan ekim, iyileştirici türlerle münavebe, bitkisel örtü ve biyolojik çeşitlilik alanlarına ilişkin tarımsal-çevresel tedbirler de yer alıyor. Yardımın %90’ına kadarının aralık ayının ilk yarısında ödenmesi planlanıyor. Ekim avansını alan dosyalar için bu ödeme %15’lik ek tutar anlamına gelecek; ekim ayında bekletilen ve aralık ödemesine alınabilecek dosyalara ise %90 tek seferde verilecek.

Araştırmacılar Marul Yapraklarında Et Proteini Üretti
Görsel kaynağı: 24 Kanal · Özgün haber
Veri haberi

Araştırmacılar Marul Yapraklarında Et Proteini Üretti

İmperial College London’dan Alex Groff ve Peter Julian Nixon’ın liderliğindeki araştırma ekibi, miyoglobini yüksek bitkilerin kloroplastlarında üretmeyi sağlayan bir moleküler taşıma sistemi geliştirdi. Çalışmada marul ve tütün dokularına, ilgili geni taşıyan küçük altın parçacıklarıyla müdahale edildi. Araştırmacılar ayrıca genetik programa sahip olmayan bitkileri ayıklamak için antibiyotik direnci sağlayan bir seçim mekanizması kullandı. Elde edilen protein üç ayrı yöntemle doğrulandı. Önce bitkisel proteinler ayrıştırılarak 17 kilodaltonluk bir bant belirlendi; ardından özgül antikorlarla proteinin kimliği kontrol edildi ve son aşamada kütle spektrometresi molekülün kütlesini doğruladı. Kaynağa göre bitkiler, metabolizmaları üzerindeki ek yüke rağmen stres göstermedi; yapraklardaki klorofil sentezi ise arttı. Çalışmanın önündeki temel sorun, ete kırmızı renk ve karakteristik tat veren hem grubunun yeterli düzeyde üretilememesi. Deneylerde miyoglobin moleküllerinin yalnızca %35’i doğru tepki verirken, %65’i tam işlevsellik göstermedi. Ayrıca sığır kasındaki miyoglobin miktarının yeşil bitkilerde ulaşılan düzeyin yaklaşık 10 katı olduğu belirtildi. Araştırmacılar bu farkı azaltmak için bitkileri gerekli mikro elementlerle beslemeyi veya genomda ek değişiklikler yapmayı planlıyor. Kaynakta, yöntemin hayvansal ürünlere alternatif geliştirme ve hayvansal patojenlerin yayılma riskini azaltma potansiyeli taşıdığı aktarılıyor. Ancak bitkilerde yeterli hem üretiminin sağlanması ve et benzeri tat ile rengin elde edilmesi henüz çözülmesi gereken koşullar olarak öne çıkıyor.