ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

58 haber · Sayfa 1

Trump'ın İran'ı Tarım ve Gıda Girdileriyle Kuşatma Düşüncesi Üzerine Analiz
Görsel kaynağı: Mehr — Ekonomi · Özgün haber

Trump'ın İran'ı Tarım ve Gıda Girdileriyle Kuşatma Düşüncesi Üzerine Analiz

Konuk yazar ve tarım kalkınması analisti Hüseyin Şirzad'a göre savaşlar, iklim olayları ve jeopolitik parçalanma aynı anda etkili olarak küresel gıda krizi riskini büyütüyor. Analizde Rusya-Ukrayna savaşının iki ülkenin tarımsal ihracatını aksattığı, İran'a yönelik savaş ve Hürmüz Boğazı'ndaki süregelen kapanmanın gübre taşımacılığını sınırladığı, güçlü bir El Niño olasılığının ise geniş bölgelerde kuraklık ve ürün kaybı yaratabileceği savunuluyor. Bu gelişmelerin gıda fiyatlarından daha geniş bir güvenlik zincirine işaret ettiği belirtiliyor. Yazara göre enerji, kimyasal gübre, deniz taşımacılığı ve gıda üretimi birbirinden ayrı başlıklar değil, ulusal güvenliğin birbirine bağlı unsurlarıdır. Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişlerinin aksaması petrol ve gazın yanı sıra gübre ile bu gübrelerin hammaddelerinin ticaretini de etkileyebilir. Doğal gazın üre, yani azotlu gübre üretiminde önemli bir girdi olması nedeniyle enerji fiyatlarındaki artış ve gübre ihracatındaki kısıtlamalar, çiftçileri daha az gübre kullanmaya iterek verimi düşürebilir. Analiz, baskının hayvansal üretime de aktarılabileceğini belirtiyor. Mısır, soya küspesi, enerji ve taşımacılık maliyetleri et ile yumurta üretiminin başlıca giderleri arasında gösteriliyor. Bu nedenle yem ve diğer girdilerdeki sıkışma, kanatlı, yumurta ve diğer hayvansal ürünlerin üretim maliyetini artırabilir. Bununla birlikte etkinin şiddetinin ülkeye, mevcut stoklara ve kullanılabilecek alternatif güzergâhlara göre değişeceği vurgulanıyor. İthalata bağımlı ve düşük gelirli ülkelerin gıda enflasyonu ile tüketimde daralma açısından daha kırılgan olabileceği, güçlü iç tarıma ve yeterli rezervlere sahip ülkelerin ise daha dayanıklı kalabileceği ifade ediliyor. Yazar, Avrupa Birliği'nin artan belirsizlik karşısında tarım sektörüne desteği artırırken daha içe dönük ve kısıtlayıcı bir çizgiye yöneldiğini değerlendiriyor. Bu yaklaşım kısa vadede siyasi istikrar sağlayabilse de gerekli girdilere erişimi ve uzun vadeli ihracat fırsatlarını sınırlayabilir. İran ise analizde iki yönlü bir konumda ele alınıyor: Hürmüz Boğazı'na yakınlığı ülkeye enerji ve ticaret yolları bakımından pazarlık gücü sağlayabilir; ancak yaptırım, ticaret kısıtları ve artan ekonomik maliyet risklerini de yükseltebilir. Orta Asya içinse tahıl, gübre, yem, enerji ve alternatif ticaret yollarının birlikte değerlendirilmesi öneriliyor. Kaynak, 2022'de Birleşmiş Milletler ve Türkiye'nin kolaylaştırdığı anlaşmanın Rusya ile Ukrayna'dan tahıl ve gübre akışını alternatif güzergâhlarla sürdürdüğünü hatırlatıyor.

Akademisyen: Şili’de Meyve ve Sebze Fiyatları Tarım İçin Uyarı
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Akademisyen: Şili’de Meyve ve Sebze Fiyatları Tarım İçin Uyarı

Şili’de meyve ve sebze fiyatlarındaki artışın, tarım sektöründeki yapısal maliyet baskılarına işaret ettiği değerlendirmesi yapıldı. Universidad de Las Américas Ziraat Fakültesi akademisyeni Waldemar Herrera’nın yazısına göre üretim, hasat, taşıma ve taze gıdaların pazarlanma maliyetleri enerji, iş gücü, iklim, lojistik ve finansman kaynaklı baskılardan aynı anda etkileniyor. Yazıda, Eylül 2026’da tüketici fiyat endeksinin aylık %0,4, yıllık %4,1 arttığı; gıda fiyatlarındaki yükselişin ise %0,6 olduğu belirtiliyor. Mayıs ayından itibaren aylık asgari gelirin 553.553 Şili pesosuna çıkmasının, özellikle düşük mekanizasyonlu küçük ve orta ölçekli işletmelerde hasat, ayıklama ve paketleme maliyetlerini artırdığı ifade ediliyor. Kuraklık, don, sıcak hava dalgaları ve yağışların da verim ile ürün kalitesini etkilediği aktarılıyor. Herrera, soğuk zincir altyapısındaki eksiklikler ve üreticilerin parçalı yapısı nedeniyle bazı ürünlerde hasat sonrası kayıpların %25’e ulaşabildiğini belirtiyor. ODEPA verilerine göre Ekim 2026’da Metropolitana Bölgesi’nde patates serbest pazarlarda kilogram başına 1.183 pesodan, limon ise 668 pesodan satıldı; bu fiyatlar süpermarketlere göre sırasıyla %39,6 ve %64,9 daha düşüktü. Yazı, çözüm olarak fiyat sabitlemesi yerine verimlilik, sulama, soğuk zincir ve lojistik yatırımlarını öneriyor.

Dünya Bankası, 2026’da Küresel Emtia Fiyatlarında %23 Artış Öngördü
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası, 2026’da Küresel Emtia Fiyatlarında %23 Artış Öngördü

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Dünya Bankası’nın 28 Ekim’de yayımladığı emtia piyasaları raporuna göre küresel emtia fiyatları 2026’da toplam %23 artabilir. Raporda enerji fiyatlarında %32, gıda emtiası fiyatlarında ise yaklaşık %10 yükseliş öngörülüyor. Tarımsal üretim maliyetleri açısından önemli bir girdi olan gübre fiyatlarının da %14,3 artması bekleniyor. Fiyat baskısının arkasında Orta Doğu’daki çatışmanın enerji piyasalarına etkisi, Karadeniz’de tahıl sevkiyatlarının aksaması ve güçlü bir El Niño olasılığı bulunuyor. Yüksek yakıt ve gübre fiyatlarının tarımsal üretim maliyetlerini artırabileceği, enerji ve ticaret alanındaki kesintilerin de gıda erişilebilirliğini zorlaştırabileceği belirtiliyor. Dünya Bankası tahminlerini, küresel emtia arzını etkileyen çatışmalarda büyük bir tırmanma yaşanmayacağı varsayımıyla hazırladı. Ancak enerji fiyatlarının beklenenden fazla yükselmesi, Karadeniz’de tahıl taşımacılığına yönelik saldırılar ve güçlü El Niño’nun aynı anda gerçekleşmesi hâlinde gıda emtiası fiyatlarının temel tahminin %12 üzerine çıkabileceği ve 2022 seviyesini aşabileceği uyarısı yapıldı.

Irak’ta Hoveyze Havzası’nda Kuraklık ve Petrol Faaliyetleri Geçim Kaynaklarını Geriletiyor
Görsel kaynağı: Al-Mada · Özgün haber
Veri haberi

Irak’ta Hoveyze Havzası’nda Kuraklık ve Petrol Faaliyetleri Geçim Kaynaklarını Geriletiyor

Irak’ın Meysan vilayetindeki Hoveyze Havzası’nda kuraklık ve su akışlarındaki düşüş, bölge sakinlerinin manda yetiştiriciliği, balıkçılık, kaymak üretimi ve kamış hasırı dokumacılığına dayalı geçim kaynaklarını zayıflatıyor. Yerel tanıklara göre birçok aile gelir kaynaklarını kaybettikten sonra kentlerin dış kesimlerine göç etmek zorunda kaldı. Bazı köylerde aylardır su kesintisi yaşandığı, ailelerin ev ihtiyaçları ve kalan mandalara su sağlamak için özel tankerlerden günlük 60 bin Irak dinarına kadar ödeme yaptığı aktarıldı. Hükümet tankerlerinin sınırlı sayıda ulaştığı belirtilirken manda ölümleri, süt üretimindeki gerileme ve kamışlıklarla balık alanlarının yok olması bazı sakinleri hayvanlarını satmaya veya bölgeden ayrılmaya itti. Bölgede kalan ailelerin ise birikimlerini su ve yem alımında kullandığı bildirildi. Kurtarın Dicle’yi örgütüne göre petrol imtiyaz alanları, UNESCO korumasındaki yaklaşık 300 kilometrekarelik bölümle kesişiyor. Hükümet belgelerine göre bir petrol arama şirketi Mart 2025’te korunan alanda 10 metre genişliğinde geçitler ve enerji noktaları oluşturulmasını içeren çalışmaların kolaylaştırılmasını istedi. Su Kaynakları Bakanlığı, talep edilen çalışma noktalarının havzanın korunan ana bölgesiyle kesiştiğini belirtti. Çevre uzmanları, sulak alanda setler ve yükseltilmiş yollar yapılmasının doğal su güzergâhlarını değiştirebileceği, bazı bölümlerin kurumasına, bazılarının su altında kalmasına ve balıkların üreme alanlarıyla yerel bitkilerin zarar görmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Bakanlık petrol faaliyetlerini izlediğini ve kesişimleri inceleyen ortak bir hükümet komitesi bulunduğunu açıkladı. UNESCO ise çıkarma faaliyetlerinin sürmesinin havzanın Dünya Mirası statüsünü tehdit edebileceğini belirterek Irak’tan kalıcı koruma önlemleri istedi.

Pakistan’da Kısa Vadeli Enflasyon Ekim Sonunda %11,32’ye Yükseldi
Görsel kaynağı: Dawn · Özgün haber
Veri haberi

Pakistan’da Kısa Vadeli Enflasyon Ekim Sonunda %11,32’ye Yükseldi

Pakistan’da kısa vadeli enflasyon, 29 Ekim’de sona eren haftada yıllık bazda %11,32’ye yükseldi. Pakistan İstatistik Bürosu (PBS) verilerine göre artışta başta çabuk bozulan gıda ürünleri etkili oldu. Kısa Vadeli Hassas Fiyat Endeksi, 17 şehirdeki 50 piyasadan fiyatları toplanan 51 temel mal ve hizmetin haftalık değişimini izliyor. İzlenen 51 üründen 15’inin fiyatı haftalık bazda artarken 12’si geriledi, 24’ü değişmedi. Endeks, önceki haftaya göre %0,35 düştü. Haftanın en yüksek fiyat artışı domateste %34,91 olarak kaydedildi; patates %3,27, motorin %2,53 ve nohut %2,11 arttı. Habere göre petrol ve motorin fiyatlarındaki sürekli yükselişler kısa vadeli enflasyonu birkaç haftadır çift haneli tutuyor. Haftalık düşüşlerde ilk çeyrek elektrik ücretleri %3,92, tavuk %2,95 ve yumurta %2,81 ile öne çıktı. Yıllık bazda LPG %106,86, ilk çeyrek elektrik ücretleri %52,38 ve motorin %45,13 arttı. Buna karşılık patates fiyatı %38,67, domates %27,99 ve yumurta %26,70 geriledi. Bir önceki hafta yıllık kısa vadeli enflasyon %11,85 olmuştu.

Brezilya’da Soya Fiyatları Doların Etkisiyle Yükseldi
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Soya Fiyatları Doların Etkisiyle Yükseldi

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Brezilya’da soya piyasasında 29 Ekim Perşembe günü işlemler ve fiyatlar genel olarak yükseldi. Safras & Mercado analisti Rafael Silveira’ya göre hareket, Chicago Ticaret Borsası’ndaki (CBOT) kayıplara rağmen doların değer kazanmasıyla desteklendi. Seans, limanlarda güçlü tekliflerin ve iç piyasadaki soya ezme tesislerinin daha fazla alım yapmasının etkisiyle şekillendi. Limanlarda spot teslimat için güçlü teklifler, daha uzun ödeme vadeleri ve üreticiler için daha uygun fiyatlar görüldü. İç kesimlerdeki ezme tesisleri ise bazı bölgelerde aralık ayına kadar pozisyon sağlamak amacıyla ihracat paritesinin üzerinde alım göstergeleri sundu. Silveira, kurdaki son yükselişin alıcıların fiyat göstergelerini yukarı çekmesine yol açtığını belirtirken, ihracat primlerinde yalnızca küçük dalgalanmalar yaşandığını söyledi. Fiziksel piyasada Passo Fundo’da fiyat 152 realden 153 reale, Santa Rosa’da 153 realden 154 reale, Cascavel’de 148 realden 149 reale, Paranaguá’da 159 realden 160 reale ve Rio Grande’de 159 realden 161 reale çıktı. Rondonópolis’te fiyat 141 realde sabit kalırken Rio Verde’de 142 realden 141 reale geriledi. Dourados’ta ise kaynakta son fiyat 143,0 real olarak verildi. Chicago’daki düşüşte ABD’de hasadın ilerlemesi ve petrol fiyatlarının ağırlıklı olarak gerilemesi etkili oldu. Hava koşullarının tarla çalışmalarını desteklemesi ve büyük bir aksama yaşanmaması halinde ABD’nin tarihinin en yüksek soya hasadını yapması bekleniyor. Dolar karşısında değer kaybeden real ise Brezilya soya ürününün uluslararası piyasalardaki rekabetçiliğini artırdı. ABD’nin 2026/27 sezonundaki net soya ihracatı, 22 Ekim’de sona eren haftada 2.576.400 ton olurken Çin 1.627.000 tonla en büyük alıcı oldu.

Vietnam Pirinç Fiyatları Yükseldi, Hindistan’da İhracat Fiyatları Değişmedi
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Vietnam Pirinç Fiyatları Yükseldi, Hindistan’da İhracat Fiyatları Değişmedi

Vietnam’ın %5 kırık pirinci perşembe günü ton başına 470-480 dolardan teklif edildi. Fiyatlar bir hafta önceki 440-450 dolarlık aralığın üzerine çıkarken, Vietnam pirinç fiyatları Ocak 2025’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Hindistan’ın ihracat fiyatları ise bir yıldan uzun süren dönemin en yüksek seviyesine yakın seyretti. Ho Chi Minh City merkezli bir tüccar, Vietnam’da iç piyasa arzının sınırlı olduğunu söyledi. Tüccarlara göre sonbahar-kış hasadı kasım sonuna kadar başlamayacak ve bu hasadın üretimi yaz-sonbahar hasadının yalnızca yarısı olacak. Ayrıca El Niño olgusunun gelecek yıldan itibaren pirinç üretimini etkilemesi bekleniyor. Bir tüccar, Filipinler’in gelecek aydan itibaren Vietnam’dan alımlara dönmesi halinde fiyatların daha da yükselebileceğini belirtti. Hindistan’ın %5 kırık parboiled pirinci 387-392 dolar, %5 kırık beyaz pirinci ise 389-394 dolar seviyesinde fiyatlandı. Kuzey eyaletlerinde yeni sezon çeltik girişleri artmaya başlarken, merkezi ve güney eyaletlerde arzın gelecek aydan itibaren yükselmesi bekleniyor. Tayland’ın %5 kırık pirinci 480 dolarda değişmedi; bazı Afrika piyasaları daha ucuz Hindistan pirincini tercih etti.

Rusya'nın Azak Denizi İhracat İzni Sonrası Buğday Fiyatı Temmuzdan Bu Yana En Düşük Seviyede
Görsel kaynağı: Klix.ba · Özgün haber
Veri haberi

Rusya'nın Azak Denizi İhracat İzni Sonrası Buğday Fiyatı Temmuzdan Bu Yana En Düşük Seviyede

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Rus makamları, temmuz ayında durdurulan Azak Denizi üzerinden tahıl ihracatı için gemilere yeniden geçiş izni vermeye başladı. Reuters’a dayandırılan bilgilere göre Kerç Boğazı’ndan geçiş izinleri 15 Kasım’a kadar geçerli olacak; bazı kaynaklar, Karadeniz’e çıkacak ticaret gemilerine Rus donanmasının konvoy eşliği yapacağını bildirdi. En az bir yük gemisi 29 Ekim’e kadar boğazı geçerek Karadeniz’e ulaştı. Don-Azak Kanalı’ndaki deniz trafiği, Rus makamlarının Ukrayna’nın limanlara ve gemilere yönelik saldırıları gerekçesiyle 10 Temmuz’da aldığı geçici durdurma kararının ardından kesilmişti. Habere göre yaz aylarında Azak Denizi’nde 100’den fazla Rus gemisinin vurulması, Rus ekonomisine zarar verirken dünya tahıl piyasasında fiyatların yükselmesine de katkıda bulundu. Azak Denizi, Rusya’nın tahılın yanı sıra petrol, çelik ve diğer ürünleri sevk ettiği önemli rotalardan biri olarak aktarılıyor. İhracat rotasının yeniden açılması, buğday fiyatlarındaki düşüşle aynı döneme denk geldi. Chicago Ticaret Borsası’nda en çok işlem gören vadeli buğday kontratı temmuz başından bu yana en düşük seviyeye geriledi ve perşembe sabahı buşel başına yaklaşık 5,99 dolar seviyesinde işlem gördü. Azak-Karadeniz havzası, Rusya’nın geçen sezon deniz yoluyla yaptığı tahıl ihracatının %88’ini, yani 46,3 milyon tonunu oluşturdu. SovEcon ise 2026/27 sezonu Rus buğdayı ihracatı tahminini 4,7 milyon ton düşürerek 36,7 milyon tona indirdi.

Dünya Bankası Enerji ve Gıda Fiyatlarında Yeni Artış Öngördü
Görsel kaynağı: Republika · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası Enerji ve Gıda Fiyatlarında Yeni Artış Öngördü

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Dünya Bankası, küresel enerji fiyatlarının bu yıl %32 artmasını bekliyor. Kurum, nisanda açıkladığı %24’lük tahmini yukarı yönlü revize ederken Avrupa’da doğal gaz fiyatlarının, azalan sıvılaştırılmış doğal gaz teslimatlarının etkisiyle yaklaşık %60 yükselebileceğini bildirdi. Enerji fiyatlarının 2027 ve 2028 yıllarında ise yaklaşık %11,5 gerilemesi öngörülüyor. Petrol arzının bu yıl %5,2 azalması bekleniyor. Dünya Bankası, 2020’deki resesyon hesaba katılmadığında bu düşüşün son 40 yılın en büyük arz daralması olabileceğini belirtiyor. Üretimdeki gerilemeye rağmen Brent petrolünün ortalama fiyatının varil başına 92 dolar seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor. Talebin %2,5 azalmasının, fiyatların daha da yükselmesini sınırlayacağı ifade ediliyor. Gübre fiyatlarının bu yıl %14 artması beklenirken, fiyatların 2027’de %12,4, 2028’de ise %8,2 düşeceği öngörülüyor. Gıda hammaddeleri fiyatlarının bu yıl %10’dan, 2027’de %7’den fazla yükselmesi; 2028’de ise %5,2 gerilemesi bekleniyor. Dünya Bankası, böyle bir görünümün 2010’ların başındaki krize benzer bir gıda krizine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Kurum, Orta Doğu’daki çatışmanın tırmanması veya Rusya’nın petrol altyapısındaki hasarın büyümesi halinde enerji, gıda ve metal fiyatlarındaki baskının artabileceğini belirtti. Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı Ayhan Kose, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve ticaretteki aksaklıkların enflasyonu körüklediğini, gıda arzını tehdit ettiğini ve ekonomik büyümeyi yavaşlattığını söyledi. Metal fiyatlarının bu yıl %25, değerli metal fiyatlarının ise %40 artabileceği tahmin ediliyor.

Dünya Bankası: Küresel Gıda Fiyatları 2025-2027 Döneminde %18 Artabilir
Görsel kaynağı: Biznisinfo · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası: Küresel Gıda Fiyatları 2025-2027 Döneminde %18 Artabilir

Dünya Bankası, küresel gıda fiyatlarının 2025-2027 döneminde %18 artabileceğini öngördü. Kurum, tahminin çatışmaların yol açtığı tedarik kesintileri ve iklim olayı El Niño'nun beklenen etkilerine dayandığını belirtti. Kurumun tahminlerine göre enerji fiyatları 2026'da %32 yükselebilecek, ardından 2027'de kısmen gerileyebilecek. Brent petrolünün ortalama varil fiyatının 2025'teki 69 dolardan, kaynak metninde yılı açıkça belirtilmeyen “bu yıl” döneminde 91 dolara çıkıp 2027'de 79 dolara düşmesi bekleniyor. Bu senaryo, Orta Doğu'daki savaşın 3 Kasım'daki ABD Kongre seçimlerinden sonra sürmeyeceği varsayımına dayanıyor. Çatışmanın devam etmesi halinde Brent petrolünün 2027'de varil başına 105 dolara ulaşabileceği ve gıda fiyatlarının temel senaryoya göre %12 daha artabileceği ifade edildi. Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı Ayhan Kose, emtia piyasasının aynı anda birkaç büyük şoktan etkilendiğini ve bunun gıda arz güvenliği açısından sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Dünya Bankası ayrıca gübre fiyatlarının 2026'da %14 artarak 2027'de 2025 seviyesine dönmesini bekliyor. Metal fiyatları %25, değerli metal fiyatları ise jeopolitik ve ekonomik belirsizlik nedeniyle %40'a kadar yükselebilir.

Dünya Bankası, 2026'da Enerji ve Emtia Fiyatlarında Rekor Artış Bekliyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası, 2026'da Enerji ve Emtia Fiyatlarında Rekor Artış Bekliyor

Dünya Bankası, ABD ile İran arasındaki savaşın sürmesi halinde 2026'da enerji ve emtia fiyatlarında rekor yükseliş bekliyor. Banka, enerji fiyatlarının üç yıllık düşüşün ardından bu yıl %32 artacağını, 2027'de ise istikrar kazanacağını öngördü. Brent petrolünün ortalama varil fiyatının 2025'teki 69 dolardan 2026'da 91 dolara çıkması, 2027'de 79 dolara gerilemesi bekleniyor. Rapora göre genel emtia fiyatları 2026'da %23 artabilir. Gıda emtia fiyatlarında ise bu yıl %10, gelecek yıl %7 artış ve toplamda %18'lik yükseliş öngörülüyor. Tahminlerde savaşın etkileri, petrol stoklarının azalması, tahıl sevkiyatlarındaki aksamalar ve El Niño'nun mahsuller üzerindeki etkileri gerekçe gösteriliyor. Temel senaryo, mevcut çatışmalarda büyük bir tırmanma yaşanmayacağı varsayımına dayanıyor. Böyle bir tırmanma halinde Brent petrolünün ortalama fiyatı 105 dolara ulaşabilir ve gıda emtia fiyatlarındaki artış %12'ye çıkabilir. Dünya Bankası ayrıca 2026'da küresel petrol arzının %5,2, tüketimin ise %2,5 azalmasını bekliyor. Gübre fiyatlarında %14, metal fiyatlarında %25, değerli metallerde ise %40 artış öngörülüyor.

Suriye ve Irak Arasında Ticaretin Ötesinde Ekonomik Entegrasyon Gündemi
Görsel kaynağı: Al-Watan Syria · Özgün haber

Suriye ve Irak Arasında Ticaretin Ötesinde Ekonomik Entegrasyon Gündemi

Irak Başbakanı’nın Şam ziyareti, Suriye ile Irak arasındaki ekonomik iş birliğini yalnızca mal ticaretiyle sınırlamayıp üretim, enerji ve taşımacılık alanlarına genişletme fırsatı olarak değerlendiriliyor. Kaynakta, iki ülkenin ortak coğrafyası, farklı kaynakları ve pazarlarının karşılıklı katma değer yaratabilecek bir yapı sunduğu belirtiliyor. Suriyeli akademisyen İmadeddin el-Musbih’e göre Irak pazarı, özellikle Suriye’nin gıda ve sanayi ürünleri için doğal bir ihracat uzantısı niteliğinde. Bu değerlendirme, Iraklı tüketicilerin Suriye ürünlerini tanıması ve ürünlerin kalitesi ile rekabetçiliğine duyulan güvenin yanı sıra, uzun yıllara dayanan ticari ve toplumsal ilişkilere dayandırılıyor. Suriye’nin stratejik konumu ise Irak’a Akdeniz ve dünya pazarlarına kara ve deniz erişimi sağlayabilecek bir unsur olarak öne çıkarılıyor. İş birliğinin somut sonuç vermesi için demiryolu bağlantıları, petrol taşıma ağlarının güncellenmesi, gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması ve sınır kapılarındaki kamyon hareketlerinin hızlandırılması öneriliyor. Ancak bunun için siyasi mutabakatların açık ticari ve yatırım düzenlemelerine dönüştürülmesi gerekiyor.

Dünya Bankası: Gıda Fiyatları 2025-2027 Arasında %18 Artabilir
Fotoğraf: WANG Zhao / AFP · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası: Gıda Fiyatları 2025-2027 Arasında %18 Artabilir

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Dünya Bankası, gıda fiyatlarının 2025-2027 arasında %18 artmasını bekliyor. Kurumun emtia piyasalarına ilişkin tahminlerine göre yükselişte, çatışmaların yol açtığı tedarik güçlükleri ile bu kış beklenen olağanüstü El Niño etkili olacak. Banka, enerji fiyatlarının da bu yıl %32 artacağını, ardından 2027'de kısmen gerileyeceğini öngörüyor. Enerji fiyatlarındaki yükselişin önemli nedenlerinden biri Orta Doğu'daki çatışma olarak gösteriliyor. Brent petrolünün ortalama fiyatı 2025'te 69 dolardan bu yıl 91 dolara çıktı. Dünya Bankası, İsrail ve ABD'nin İran'a karşı şubatta başlattığı çatışmanın ABD'deki ara seçimlerin ardından yeniden başlamaması koşuluyla Brent'in gelecek yıl ortalama 79 dolara gerilemesini bekliyor. Çatışmanın yeniden başlaması halinde ise Brent fiyatının 2027'de ortalama 105 dolara çıkabileceği ve gıda fiyatlarının medyan senaryoya göre %12 daha artabileceği belirtiliyor. Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı Ayhan Kose, emtia piyasasının aynı anda birden fazla büyük şoktan etkilendiğini ve bunun gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu söyledi. Kose, önceliğin en yoksul nüfusun korunmasına ve ağır borç yükü taşıyan düşük gelirli ülkelere destek verilmesine ayrılması gerektiğini belirtti. Enerji fiyatlarındaki artışın etkisiyle küresel petrol talebinin bu yıl %2,5 düşmesi, petrol sevkiyatlarının ise %5,2 gerilemesi bekleniyor. Gübre fiyatlarının bu yıl %14 artmasının ardından 2027'de 2025 seviyelerine dönmesi, metal fiyatlarının ise 2026'da %25 yükselmesi öngörülüyor.

Dünya Bankası Gıda Fiyatlarında 2026 İçin %10 Artış Bekliyor
Görsel kaynağı: Bangkok Post · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası Gıda Fiyatlarında 2026 İçin %10 Artış Bekliyor

Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı Ayhan Kose, emtia piyasalarının aynı anda birçok büyük şokla karşı karşıya olduğunu belirtti. Kurumun Emtia Piyasaları Görünümü raporuna eşlik eden açıklamaya göre yüksek enerji maliyetleri ve ticaretteki aksamalar, geniş bir emtia grubunda fiyatları artırarak enflasyon, gıda güvensizliği ve ekonomik büyüme üzerindeki baskıyı artırıyor. Dünya Bankası, gıda fiyatlarının 2026'da %10, sonraki yıl ise %7 yükselmesini bekliyor. Raporda, gıda fiyatlarındaki artış beklentisinin çatışmalardan etkilenen tahıl tedarik hatları, aşırı El Niño'nun yol açabileceği hava olayları ile yüksek yakıt ve gübre fiyatlarıyla bağlantılı olduğu belirtildi. El Niño'nun gıda üreticileri açısından birçok bölgede sel, kuraklık ve sıcaklık stresini artırması bekleniyor. Enerji fiyatlarının bu yıl %32 artmasının, ardından 2027'de yavaşlamasının öngörüldüğü bildirildi. Bu tahmin, İran ve Ukrayna'daki çatışmaların şiddetlenmemesi koşuluna bağlandı. Küresel petrol arzının da Orta Doğu ile Rusya-Ukrayna savaşlarının etkisiyle 2026'da %5,2 azalması bekleniyor. Bu düşüş, pandemi dönemi dışında kırk yılı aşkın sürenin en büyüğü olarak değerlendiriliyor. Dünya Bankası, güçlü bir El Niño'nun ortaya çıkması, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Karadeniz'deki tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırıların yoğunlaşması veya İran savaşı nedeniyle enerji fiyatlarının yeniden sıçraması halinde gıda krizi yaşanabileceği uyarısında bulundu. Bu risklerin birlikte gerçekleştiği olumsuz senaryoda Brent petrolünün 2027'de varil başına ortalama 105 dolara, gıda emtia fiyatlarının ise temel tahminin %12 üzerine çıkabileceği ve 2022 seviyesini aşabileceği belirtildi. Kose, önceliğin en yoksul insanları korumak ve ağır borç yükleriyle mücadele eden düşük gelirli ülkeleri desteklemek olması gerektiğini söyledi.

Both ENDS, AB-Yeni Zelanda Ticaret Anlaşmasında Çevre Hükümlerinin Uygulanmasını İstiyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Both ENDS, AB-Yeni Zelanda Ticaret Anlaşmasında Çevre Hükümlerinin Uygulanmasını İstiyor

Hollandalı çevre kuruluşu Both ENDS, Avrupa Komisyonunun AB-Yeni Zelanda Serbest Ticaret Anlaşması’ndaki çevreyle ilgili yasal hükümleri uygulayıp uygulamadığının incelenmesini istiyor. Kuruluşun temsilcisi Fernando Hernandez, girişimin Yeni Zelanda’daki çiftçileri hedef almadığını, konunun iklim değişikliğiyle mücadele ve anlaşmada taahhüt edilen hükümlerin uygulanması olduğunu söyledi. Both ENDS, Yeni Zelanda’nın ticareti veya yatırımı teşvik etmek için çevre yasalarını zayıflatıp zayıflatmadığının ve Paris Anlaşması’nı etkili biçimde uygulayıp uygulamadığının araştırılmasını talep ediyor. Hernandez, Yeni Zelanda hükümetinin metan hedef aralığını düşürdüğünü, petrol ve doğal gaz aramalarını yenilediğini, sıvılaştırılmış petrol gazı depolaması kurduğunu ve bireylerin iklimle ilgili dava açmasını engelleyen bir yasa çıkardığını belirtti. Kuruluş, Avrupa Komisyonunun bu gelişmeler karşısında uygun davranıp davranmadığına ilişkin hukuki bir karar istiyor. Hernandez, sürecin başarılı olması halinde AB’nin çiftçiler cezalandırılmadan veya anlaşma hükümsüz sayılmadan önce Yeni Zelanda hükümetinin uygun politikalar uygulaması da dahil olmak üzere birden fazla seçeneği bulunduğunu söyledi. Hernandez’e göre süreç, Yeni Zelanda’daki üretim yöntemleriyle veya yaptırımların üretimi daha yüksek karbon yoğunluğuna sahip ülkelere kaydırıp kaydırmayacağıyla ilgili değil; hukuka ve bilimsel raporlara dayanan bir çevre koruma meselesi. Both ENDS’ün Yeni Zelanda’yı seçmesinin nedeni olarak da anlaşmanın onaylanması sırasında ülkenin iklim politikalarındaki itibarına verilen yüksek siyasi desteği gösterdi. Yeni Zelanda’nın küresel karbondioksit emisyonlarındaki payı %0,08 olarak verildi.

BEUC: AB'de Gıda Fiyatlarındaki Artışlar Sistemik Sorunları Gündeme Getiriyor
Görsel kaynağı: Večernje novosti · Özgün haber
Veri haberi

BEUC: AB'de Gıda Fiyatlarındaki Artışlar Sistemik Sorunları Gündeme Getiriyor

Avrupa Birliği'ndeki (AB) tüketici kuruluşlarını temsil eden BEUC, gıda fiyatlarının yıllardır yükseldiğini ve politika yapıcıların gıda sistemindeki sistemik eksiklikleri ele alması gerektiğini bildirdi. Kuruluşa göre düşük gelirli haneler, gelirlerinin daha büyük bölümünü gıdaya ayırdıkları için ani fiyat artışlarından daha ağır etkileniyor. BEUC, mevcut eğilimin tüketiciler üzerindeki etkisinin ülkeler ve ürün grupları arasında farklılaştığını belirtiyor. BEUC'nin aktardığı verilere göre Danimarka'da gıda fiyatları 2021'e kıyasla %31 daha yüksek. İspanya'da da benzer bir durumdan söz edilirken oran verilmezken, Slovenya'da yıllık gıda enflasyonu %4,5 olarak aktarılıyor. Hollanda'daki kuruluşların son üç yıla ilişkin analizinde ise kabak fiyatlarının %25, taze fasulye fiyatlarının %30, üzüm fiyatlarının %20 arttığı belirtiliyor. Fransa'da süt ürünleri fiyatları Nisan 2022 ile Nisan 2023 arasında %27, et fiyatları ise Kasım 2024 ile Kasım 2025 arasında %10 yükseldi. BEUC, enflasyon, fiyat artışları ve yaşam maliyetlerinin AB vatandaşlarının 2026'daki başlıca kaygıları arasında yer aldığını; fosil yakıt krizinin de maliyetlerin artacağı yönündeki endişeyi beslediğini ifade ediyor. Orta Doğu'da yıl başında şiddetlenen çatışmanın dünya ve Avrupa gıda fiyatlarına nasıl yansıyacağı konusunda da endişeler bulunduğu belirtiliyor; ancak kaynak bu etkinin gerçekleştiğini kesin bir sonuç olarak sunmuyor. Kuruluşa göre 2007-2008 petrol şoku, Kovid-19 pandemisi, 2021 enerji krizi ve 2022'deki Rusya-Ukrayna çatışması gibi krizler tarımsal girdilerde ani fiyat artışlarına, ardından da tüketici gıda fiyatlarında yükselişe yol açtı. AB'nin uyguladığı acil önlemlerin en ağır etkileri sınırlayarak kısa vadeli rahatlama sağladığını belirten BEUC, bu önlemlerin krizlerin temel nedenlerini çözmeye yetmediğini savunuyor. BEUC, uzun vadede AB gıda sisteminin yeniden yapılandırılmasını ve tüketicilerin uygun fiyatlı, sağlıklı, sürdürülebilir üretilen ve adil fiyatlı gıdaya erişiminin güvence altına alınmasını öneriyor. Kuruluş, gaz fiyatlarına bağlı gübre kullanımını azaltmak için azotu kendisi bağlayan ürünlerin yetiştirilmesinin desteklenmesini istiyor. Ayrıca Ortak Tarım Politikası kapsamındaki milyarlarca avroluk yıllık desteğin, yalnızca üretim hacmine değil, istikrarsız girdilere bağımlılığı azaltan çiftçilere de daha fazla yönlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Álvaro Lario: Küresel Tarım Fiyatları Temmuz-Eylül Döneminde %13 Arttı
Görsel kaynağı: taz · Özgün haber
Veri haberi

Álvaro Lario: Küresel Tarım Fiyatları Temmuz-Eylül Döneminde %13 Arttı

Álvaro Lario, Bloomberg Agriculture Spot Index verilerine göre dünya tarım fiyatlarının temmuz-eylül döneminde %13 arttığını söyledi. Lario, gelecek aylarda gıda enflasyonunun daha da yükselmesini beklediğini; mevcut krizin petrol fiyatlarını ve buna bağlı olarak taşıma maliyetlerini artırdığını belirtti. Bu durumun buğday, mısır ve diğer ürünleri pahalılaştırdığını aktaran Lario, düşük gelirli ailelerin artan maliyetlerden en fazla etkilenen kesim olduğunu ifade etti. Lario'nun verdiği bilgilere göre dünya genelinde yaklaşık 650 milyon kişi açlık çekiyor. Bu sayı hafif gerilemiş olsa da hâlâ dünya nüfusunun yaklaşık onda birine denk geliyor. Ayrıca yaklaşık 2,7 milyar insan, yani dünya nüfusunun neredeyse üçte biri, sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamıyor. Taze sebze, meyve ve fasulye, bezelye ile mercimek gibi bitkisel proteinlerin pahalılaşması, daha fazla kişinin işlenmiş gıdalara yönelmesine neden oluyor. Gıda sistemlerinin küresel şoklara karşı kırılganlığına Afrika'yı örnek gösteren Lario, kıtadaki birçok ülkenin gıdada kendine yeterli olmadığını söyledi. Afrika Birliği'nin verilerine atıfla, kıtanın her yıl yaklaşık 100 milyar ABD doları değerinde gıda ithal ettiğini; gübre ve tohum ithalatının da bu tabloya eklendiğini aktardı. Lario'ya göre dağıtım, depolama, üretim ve gıdanın daha yüksek katma değerli ürünlere işlenmesi alanlarının güçlendirilmesi, ülkelerin kuraklık, sıcak hava dalgaları, seller ve diğer şoklara karşı dayanıklılığını artırabilir. Lario, Benin'de sinek larvalarının biyokömürle birleştirilerek organik gübre üretildiği bir projeden söz etti. Ancak küçük çiftçilerin agroekolojiye geçişinin finansal açıdan kolay olmadığını belirtti. Toprak sağlığını iyileştirmek üç veya dört yıl sürebiliyor ve bu dönemde çiftçinin nakit akışı azalıyor. Lario, geçiş sırasında oluşan kayıpların karşılanması gerektiğini; sonrasında daha verimli ve besin değeri daha yüksek ürünler elde edilebileceğini söyledi. Agroekolojiyi işleyebilecek bir ekonomik model olarak değerlendiren Lario, tarımda tam dönüşümün bir anda gerçekleşmesini beklemediğini, değişimin enerji sektöründe olduğu gibi kademeli yürütülmesi gerektiğini kaydetti. Küçük üreticilerin pazara erişim ve girdileri uygun koşullarda satın alabilmesi için kooperatifler, üretici örgütleri ve kadın birliklerinin desteklenmesini önerdi. Ölçeğin ekonomik sürdürülebilirlik için önemli olduğunu, ancak toprağı verimsizleştirebilecek monokültürlerden kaçınılması gerektiğini de vurguladı.

İran Tarım Sektörü Yılda 2,7 Milyar Litre Sıvı Yakıta İhtiyaç Duyuyor
Görsel kaynağı: Young Journalists Club · Özgün haber
Veri haberi

İran Tarım Sektörü Yılda 2,7 Milyar Litre Sıvı Yakıta İhtiyaç Duyuyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İran Tarım Bakanlığı Planlama ve Ekonomi İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Ekber Fethî, tarım sektörünün makine ve üretim faaliyetleri için yılda yaklaşık 2 milyar 700 milyon litre sıvı yakıta ihtiyaç duyduğunu açıkladı. Fethî, tarım makinelerinin yakıt tüketiminin ülkenin toplam yakıt tüketiminin yaklaşık %4,5’ine denk geldiğini belirterek, tahsis sisteminin gerçek ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmesini istedi. Açıklama, İran’da tarım ve doğal kaynaklar sektöründe zorunlu olmayan savunma ve krizlere hazırlık politikalarının ele alındığı ulusal toplantıda yapıldı. Fethî’ye göre tarımsal üretim; yaptırımlar, ticari kısıtlamalar, döviz dalgalanmaları, savaş, kuraklık, ulaşım sorunları ve ithalat-ihracat sınırlamaları gibi baskılarla karşı karşıya kaldı. Buna rağmen stratejik stoklar, iç kapasite ve üreticilerin çabasıyla temel ürünlerin tedarik ve dağıtımının sürdürüldüğü bildirildi. Fethî, yakıtın il ve ilçelere küçük ve yıpratıcı dilimler halinde tahsis edilmesinin yaklaşık 137 milyon tonluk tarımsal üretimi zorlaştırdığını söyledi. Bu nedenle tarım sektörüne ayrılan yakıt kotalarının özel kartlar üzerinden, üretim kapasitesi, faaliyet alanı ve bölgesel ihtiyaçlar dikkate alınarak yönetilmesini; kotaların eyaletlere toplu ve yönetilebilir biçimde aktarılmasını talep etti. Konunun Petrol Bakanlığı ve kaçakçılıkla mücadeleden sorumlu kurumlarla koordinasyon içinde ele alınması istendi. Toplantıda enerji arzının yanı sıra gıda tedarik zincirinin depolama, taşıma, dağıtım ve satış aşamalarındaki dayanıklılığı da gündeme geldi. İthalat güzergâhlarının çeşitlendirilmesi kapsamında kuzey limanlarının temel ürün tedarikindeki payının %15’ten yaklaşık %40’a çıkarıldığı aktarıldı. Bakan yardımcısı, kara yollarının ve alternatif ticaret güzergâhlarının kullanılmasının sınırlı rotalara bağımlılığı azaltabileceğini belirtti. Fethî ayrıca Tarım Bakanlığında zorunlu olmayan savunma ve kriz yönetimi için onaylı bir kurumsal yapının bulunmadığını söyledi. Bakanlık ve bağlı kuruluşlarda uygun bir yapı kurulmasını, kamu kurumlarının gıda güvenliği, altyapı, depolar ve stratejik stoklar konusundaki görevlerini belirleyen bağlayıcı düzenlemeler hazırlanmasını istedi. İhracatın geçici olarak aksadığı dönemlerde ürünleri elinde kalan çiftçilere finansman ve işletme sermayesi desteği sağlanması da talepler arasında yer aldı.

Tayland İhracatında 69 Yılı İçin Rekor İhtimali
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber
Veri haberi

Tayland İhracatında 69 Yılı İçin Rekor İhtimali

Tayland Ticaret Politikası ve Stratejisi Ofisi, 69 yılında ülkenin mal ihracatının %15-16 artarak 391.267,4-394.669,7 milyon ABD dolarına ulaşabileceğini açıkladı. Ofis Direktörü N Nantapong Jiralerdpong, bu aralığın 68 yılına göre rekor ihracat değeri anlamına gelebileceğini belirtti. İhracatın %19 artışla 404.876,7 milyon ABD dolarına, yaklaşık 13,4 trilyon bahta çıkma ihtimali de bulunuyor. Bununla birlikte 69 yılı için yakın zamanda güncellenen resmi hedef %8-11 artış seviyesinde. Tahminin dayanağını yılın ilk dokuz ayındaki güçlü performans oluşturuyor. Bu dönemde Tayland'ın ihracatı 304.588,6 milyon ABD doları veya 9,76 trilyon baht oldu ve 68 yılının aynı dönemine göre %19,6 arttı. Petrol bağlantılı ürünler, altın ve askeri malzemeler hesaptan çıkarıldığında artış %19,8 olarak ölçüldü. Eylül ayında ihracat 38.438,9 milyon ABD dolarına veya 1,25 trilyon bahta yükselerek yıllık %24 arttı ve büyüme art arda 27. ayda sürdü. Söz konusu üç ürün grubu dışarıda bırakıldığında eylül artışı %28,2 oldu. İhracat artışında elektronik ürünlerin yanı sıra tarım ve gıda ürünleri de etkili oldu. Kaynakta kauçuk, taze ve dondurulmuş tavuk, evcil hayvan yemi ile taze durian, mangosten ve longan gibi ürünlerin güçlü performans gösterdiği belirtildi. Eylül ayında tarım ve tarımsal sanayi ürünleri %2,5, sanayi ürünleri ise %25,4 arttı. İhracat pazarlarında da büyüme görüldü: ABD'ye satışlar %50,1, Çin'e %18,4, Japonya'ya %19, Avrupa Birliği'nin 27 ülkesine %35 ve ASEAN'ın beş ülkesine %27 yükseldi. Yetkili, yılın kalanında ihracatın büyümeyi sürdürebileceğini, ancak enerji maliyetleri, enflasyon ve jeopolitik çatışmaların küresel satın alma gücünü baskılayabileceğini söyledi. Yapay zekâyla bağlantılı elektronik ürünlere yönelik talebin, dünya enerji fiyatlarına bağlı olarak yüksek seyreden petrol bağlantılı ürün fiyatlarının ve yıl sonu sezonunun ihracata destek vermesi bekleniyor. 70 yılı için ilk değerlendirme ise elektronik ürünler ve hızlanan dünya ekonomisinin desteğiyle %2-4 ihracat artışına işaret ediyor. Tayland'ın ilk dokuz aydaki ithalatı %37,8 artışla 348.282,5 milyon ABD dolarına çıktı ve dış ticaret açığı 43.693,9 milyon ABD doları oldu. Çin'le dış ticaret açığı 74.458,5 milyon ABD doları olurken, ABD'yle 52.485,5 milyon ABD doları fazla verildi. Jiralerdpong, ithalat ve açığın önemli bölümünün ihracatta kullanılacak hammaddeler, yarı mamuller, sermaye malları ve yakıttan kaynaklandığını; bu nedenle ithalat artışının ihracat üretimiyle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Ortadoğu’daki Savaş ve Panama Kuraklığı Küresel Deniz Taşımacılığını Aksatıyor
Görsel kaynağı: NV Ukraine · Özgün haber
Veri haberi

Ortadoğu’daki Savaş ve Panama Kuraklığı Küresel Deniz Taşımacılığını Aksatıyor

Kızıldeniz’deki Husilerin saldırıları, ABD ile İran arasındaki çatışma ve kuraklığın Panama Kanalı’nda yol açtığı kısıtlamalar, küresel deniz ticaretinin kritik rotalarını aynı dönemde aksattı. NV’nin değerlendirmesine göre Hürmüz Boğazı’ndaki abluka, dünya genelinde dizel fiyatlarını yükselten başlıca etken oldu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat 2026’da başlattığı operasyonun ardından ticari gemilere yönelik saldırı tehditleri ve abluka deniz trafiğini azalttı; petrol fiyatları varil başına 100 doların üzerine çıktı. BBC Verify, Ekim 2026’da ABD’nin İran savaşının küresel dizel ihracatındaki düşüşte Ukrayna savaşından daha büyük etki yarattığını bildirdi. Basra Körfezi ülkelerinin günlük dizel ihracatı 2025’te yaklaşık 1,4 milyon varilden Eylül 2026’da 810 bin varil azalarak yaklaşık %58 geriledi. BBC Verify, düşüşün başlıca nedeni olarak Hürmüz Boğazı’ndaki tanker saldırıları ile ABD’nin İran limanlarına ablukasını gösterdi. Rusya’nın günlük dizel ihracatı da aynı dönemde yaklaşık 810 bin varilden 140 bin varile düştü. ABD’de dizelin galon fiyatı savaş öncesindeki yaklaşık 3,50 dolardan Ekim başında 6,20 dolara yükseldi; Eylül’de 6,50 dolarlık rekor görülmüştü. Eylül 2026’da Husilerin Suudi Arabistan destekli Yemen hükümet güçlerine karşı saldırı başlatması ve bir petrol boru hattının hedef alınması, deniz taşımacılığındaki baskıyı artırdı. Şirketler gemileri Afrika çevresine yönlendirirken transit süreleri ve maliyetler yükseldi. El Niño ve yağış azlığı Panama Kanalı’ndaki su seviyelerini düşürdü; mayıs-ağustos döneminde yağışlar ortalamanın %34, su girişleri normalin %44 altında kaldı.

Brezilya’da Soya Fiyatları Yükseldi, Liman Yoğunluğu Ticareti Sınırladı
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Soya Fiyatları Yükseldi, Liman Yoğunluğu Ticareti Sınırladı

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Brezilya soya piyasasında 23 Cuma günü fiyatlar yükselmesine rağmen işlem sayısı düşük kaldı. Safras & Mercado analisti Rafael Silveira, daha yüksek fiyatlara karşın alım tekliflerinin sınırlı olduğunu belirtti. Limanlardaki yoğunluk ve üreticilerin yeni sezon ekimine odaklanması ticareti kısıtlarken, bazı emtia ticareti şirketlerinin yıllık sevkiyat programlarını tamamlamaya yaklaştığı, ihracat primlerinin ise büyük ölçüde sabit kaldığı aktarıldı. Piyasa, yaklaşık 5 real düzeyindeki kur ve Chicago Ticaret Borsası’ndaki (CBOT) vadeli sözleşmelerin seyri nedeniyle baskı altında kaldı. Ticari dolar %0,96 düşerek satışta 4,9897 realden kapandı. Hafta boyunca işlem hacmi önceki günlere göre iyileşse de üç hafta önceki düzeyin altında kaldı. Fiziksel piyasada 60 kilogramlık çuval fiyatı Passo Fundo’da 146’dan 148 reale, Santa Rosa’da 147’den 149 reale ve Cascavel’de 141’den 142 reale yükseldi; Paranaguá ve Rio Grande limanlarında da artış görüldü. Chicago’da 22 Perşembe günü soya fasulyesi ve yağı vadeli sözleşmeleri, sekiz ardışık düşüş seansının ardından yükselirken soya küspesi geriledi. Toparlanma fon alımları, özellikle Çin’den gelen talep ve petrol fiyatlarındaki artışla desteklendi. Buna karşın ABD’de hava koşullarının desteklediği hasat, arzı artırarak fiyatları baskıladı. USDA’ya göre ABD’nin 2026/27 sezonu soya satışları 15 Ekim’de sona eren haftada 2,84 milyon ton, Çin’in alımı ise 2,18 milyon ton oldu. Brezilya’nın 2027 soya görünümünde ise daha yüksek iç işleme talebi öne çıkıyor. Abiove, soya ihracatının %0,8 düşerek 113 milyon tona gerilemesini, ezme hacminin ise %3,8 artışla 66 milyon tona çıkarak rekor kırmasını bekliyor. Kuruluş, artışın başlıca nedeni olarak biyodizel sektörünün talebini gösteriyor. Biyodizelin dizele zorunlu karışım oranının Mart 2027’den itibaren 16’ya çıkarılması da iç soya yağı tüketimini artırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Savaş Nedeniyle Birçok Kişi Sofraya Yiyecek Koymakta Zorlanıyor
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Savaş Nedeniyle Birçok Kişi Sofraya Yiyecek Koymakta Zorlanıyor

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile yaşanan savaşın ekonomik baskıyı artırdığı bir dönemde birçok İranlının sofraya yiyecek koymakta zorlandığını söyledi. Pezeşkiyan, internet sitesinde paylaşılan konuşmasında bu durumu savaş ve ülkenin içinde bulunduğu savaş koşullarıyla ilişkilendirdi. Savaş, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasıyla başladı. İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile üst düzey askeri komutanların öldürüldüğü saldırıların ardından Tahran, bölgedeki ABD unsurlarına ve İsrail'e karşılık verdi; küresel enerji sevkiyatı için önemli olan Hürmüz Boğazı'ndan geçişi kısıtladı. Washington ise İran limanlarına abluka uygulayarak petrol ihracatını ve ticareti sınırlandırdı. Pakistan'ın ağırlıklı arabuluculuğunda haziran ortasında yapılan ateşkes, savaşı sona erdirme ve daha geniş kapsamlı görüşmelerin önünü açma amacı taşıyordu ancak kısa süre sonra çöktü. O tarihten bu yana ABD İran hedeflerine aralıklı saldırılar düzenlerken İran da boğazdan geçmeye çalışan gemileri hedef aldı. Pezeşkiyan “savaşsız ve barışsız” durumun sona ermesi çağrısı yaptı. ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ise saldırıların hafta sonu yeniden başlayabileceğini söyledi.

İran’da Gıdaya Erişim Zorluğu: Pezeşkiyan Savaş ve Ekonomik Baskıyı İşaret Etti
Görsel kaynağı: in.gr · Özgün haber

İran’da Gıdaya Erişim Zorluğu: Pezeşkiyan Savaş ve Ekonomik Baskıyı İşaret Etti

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, savaşın ve artan ekonomik baskının birçok İranlının beslenmesini zorlaştırdığını söyledi. Pezeşkiyan, çevrim içi yayımlanan konuşmasında, İran toplumunda birçok kişinin savaş ve bunun yol açtığı yaşam koşulları nedeniyle beslenmekte zorlandığını belirtti. Açıklama, Washington’ın son haftalarda Ortadoğu’daki askeri operasyonlarını sınırlamasına rağmen Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığı bir dönemde geldi. İranlı liderler, ABD’nin baskı ve tehditleri sona ermeden barış görüşmelerinin sürdürülemeyeceğini savunuyor. Pezeşkiyan, Tahran’ın “ne savaş ne barış” durumundan çıkması gerektiğini ifade etti. Savaş 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başladı. İran’ın misilleme saldırıları ve Hürmüz Boğazı’na erişimi kısıtlamasının ardından ABD, İran limanlarını ablukaya aldı; bu durum ülkenin petrol ihracatını ve ticari işlemlerini engelledi. Haziranda sağlanan ateşkes kısa sürede çöktü ve taraflar anlaşmayı kimin ihlal ettiği konusunda karşılıklı suçlamalarda bulundu. İran’daki açıklamalar, yeni bombardıman ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı sırada yapıldı. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının hafta sonu yeniden başlayabileceğini söyledi. İran Devrim Muhafızları temsilcisi ise sınırlı bir saldırıya katbekat daha büyük yanıt verileceğini açıkladı.

Güney Afrika’da Tarım İçin Geçici Akaryakıt Vergisi İndirimi Açıklandı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Tarım İçin Geçici Akaryakıt Vergisi İndirimi Açıklandı

Güney Afrika’da tarım kuruluşları, Maliye Bakanı Enoch Godongwana’nın 2026 Orta Vadeli Bütçe Politikası Bildirisi kapsamında açıkladığı geçici akaryakıt vergisi indirimini, tarımsal yayım görevlilerine ek finansmanı ve altyapı yatırımlarını memnuniyetle karşıladı. 21 Ekim’de Parlamento’ya sunulan bütçe paketinde, artan üretim maliyetleri ve iklim riskleri karşısında etkili uygulama ile kamu harcamalarında hesap verebilirliğin belirleyici olacağı vurgulandı. Bütçe, Güney Afrika’nın 2026 ekonomik büyüme beklentisini küresel belirsizlik nedeniyle %1,6’dan %1,2’ye indiriyor. Orta Doğu’daki çatışmanın petrol arzı, enerji ve gıda fiyatları üzerindeki etkisinin yanı sıra El Niño’nun üretici maliyetleri ve çıktıları üzerindeki olası etkileri de görünümü zayıflatan unsurlar arasında gösterildi. 2026/27 tarımsal üretim sezonunda olası kuraklığın ürünleri, hayvancılığı ve otlakları tehdit edebileceği belirtildi. Tarım için en hızlı etkiler yaratması beklenen önlem akaryakıt vergisi indirimi oldu. Genel vergi 4 Kasım-1 Aralık 2026 arasında motorinde litre başına 3 R, benzinde 1,50 R azaltılacak. İndirim 1 Aralık’tan 5 Ocak 2027’ye kadar motorinde litre başına 1,50 R, benzinde 1 R seviyesinde sürdürülecek. Üretim sezonunun başlamasıyla traktörler, diğer makineler ve tarımsal ürün taşımacılığı için yakıt ihtiyacının arttığı dönemde alınan kararın, çiftlikten tüketiciye uzanan zincirde maliyet baskısını hafifletmesi bekleniyor. Agbiz CEO’su Theo Boshoff, Güney Afrika tarım ürünlerinin yaklaşık %80’inin karayoluyla taşındığını belirterek indirimin üreticiler, işleyiciler, dağıtıcılar ve perakendeciler üzerindeki baskıyı azaltabileceğini söyledi. Ancak TLU SA, desteğin geçici olduğuna ve yıllardır kötüleşen altyapı, verimsiz lojistik ile yükselen işletme maliyetlerini telafi edemeyeceğine dikkat çekti. Ticari çiftçilerin çoğunlukla fiyat alıcısı olduğunu belirten kuruluş, artan yakıt ve taşıma maliyetlerinin tamamının tüketicilere aktarılamadığını bildirdi. Hükümetin ihtiyat rezervi, El Niño gibi risklere yanıt vermek üzere 10 milyar R’ye çıkarıldı; ancak bu tutar yalnızca tarıma ayrılmış değil. Etkilenen çiftçilere sağlanacak desteğin risklerin nasıl değerlendirileceğine ve mevcut kaynakların nasıl tahsis edileceğine bağlı olacağı belirtildi. AgriSA altyapı rehabilitasyonu ile şap hastalığı aşısı alımlarını olumlu karşılarken, kuraklığın daha düşük verim, daha yüksek yem ve sulama maliyetleri ile hayvancılıkta otlak ve su azalmasına yol açabileceği uyarısı yapıldı.