ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

281 haber · Sayfa 1

Arnavutluk'ta Vergi Paketi Tartışması: Uzmanlar Gıda Fiyatları ve Tarımsal Üretim İçin Uyardı
Görsel kaynağı: Shekulli · Özgün haber
Veri haberi

Arnavutluk'ta Vergi Paketi Tartışması: Uzmanlar Gıda Fiyatları ve Tarımsal Üretim İçin Uyardı

4 yayıncı · 6 haber · Karşılaştır

Arnavutluk Merkez Bankası, hükümetin yeni mali paketine ilişkin güçlü çekincelerini dile getirirken, temel gıdalarda Katma Değer Vergisi'nin (KDV) %6'ya indirilmesi ve diğer vergilerin artırılmasının beklenen rahatlama yerine fiyatları yükseltebileceği uyarısında bulundu. MCN Economy panelinde konuşan ekonomi uzmanları Elvin Meka ve Fatos Fico da paketin tüketiciler, işletmeler ve yerli üretim üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. Paket, kaynaklarda teklif ve tasarı olarak aktarılıyor; bu nedenle düzenlemelerin yürürlükte olduğu belirtilmiyor. Meka, vergi değişikliklerinden doğacak etkinin büyük bölümünün işletmelerde kalmayacağını, mal ve hizmet fiyatları üzerinden nihai tüketiciye aktarılacağını savundu. Uzman, hükümetin daha yüksek vergi geliri hedeflediği durumda etkinin %85-90'ının doğrudan vatandaşların bütçesine yansıyabileceğini söyledi. Ona göre işletmeler, standart KDV oranının %21'e çıkarılmasından kaynaklanan maliyeti uygulamanın ilk gününden itibaren ürün fiyatlarına aktaracak; işletmelerin üstleneceği pay ise sınırlı kalacak. Fico, temel gıdalarda verginin düşürülmesinin tek başına nihai ürün fiyatlarını azaltmayabileceğini belirtti. Maliyet zincirindeki diğer kalemlerin etkisi nedeniyle unun ucuzlamasının ekmek fiyatına aynı ölçüde yansımayabileceğini söyleyen Fico, özellikle tarımsal üretimin yüksek dizel, taşımacılık ve gübre maliyetlerinden ağır biçimde etkileneceğini ifade etti. Bu değerlendirmeye göre girdi maliyetleri, vergi indiriminin sağlayabileceği olası avantajı üretici ve tüketici açısından sınırlayabilir. Enerji maliyetlerinin de işletmeler için önemli bir baskı oluşturduğu aktarıldı. Fico, Fierza'daki hidroelektrik rezervlerinin düşük seviyede olduğunu ve devlet enerji şirketi KESH'in daha fazla elektrik ithal etmesi halinde maliyetlerin artabileceğini söyledi. İthal elektriğin megavatsaat başına 300 avroya ulaştığını belirten uzman, serbest piyasadan elektrik alan işletmelerin bu maliyetleri haneler gibi sabit veya sınırlandırılmış tarifelerle karşılamadığını dile getirdi. Destekleyici parlamento haberlerinde, 2027 mali paketi kapsamında temel gıda ürünlerinde KDV'nin %20'den %6'ya indirilmesinin, standart oranın ise %21'e çıkarılmasının önerildiği bildirildi. İktidar temsilcileri indirimin aile bütçesini rahatlatacağını savunurken, muhalefet ve bazı iş çevreleri paketin hazırlanma sürecini ve işletmeler üzerindeki toplam yükü eleştirdi. Uzmanların değerlendirmeleri, düzenlemenin gerçek etkisinin yalnızca vergi oranlarına değil, fiyatların tedarik zinciri boyunca nasıl oluştuğuna bağlı olacağını gösteriyor.

Sırbistan’da Büyük Perakendecilere Dijital Fiyat Listesi Zorunluluğu
Görsel kaynağı: Blic · Özgün haber
Veri haberi

Sırbistan’da Büyük Perakendecilere Dijital Fiyat Listesi Zorunluluğu

Sırbistan’da yeni fiyat listesi düzenlemesi, belirli büyük perakendecilerin kapsamdaki ürünlere ait satış ve birim fiyatlarını dijital ortamda kamuya açık biçimde yayımlamasını zorunlu kılıyor. Uygulama 1 Eylül 2026’da başladı; düzenlemede yapılan değişiklikler ise 24 Ekim 2026’da yürürlüğe girdi. Kapsam, geniş tüketim ürünlerindeki 25 ürün grubunda satış yapan işletmeleri içeriyor ve ekim ayındaki değişikliklerle genişletildi. Yükümlülük, bu ürün gruplarından en az birinde satış yapan ve önceki iş yılında 3 milyar dinardan fazla satış geliri elde eden perakendecilere uygulanıyor. Küçük mağazalar, yerel ticaret işletmeleri ve taşınabilir satış yerleri düzenleme kapsamı dışında tutuluyor. Kaynakta örneklenen ürün grupları arasında süt ve süt ürünleri, yumurta, meyve-sebze işlenmiş ürünleri, bitkisel ezmeler, un ve fırıncılık ürünleri bulunuyor. Perakendeciler fiyat listelerini her satış noktası ve uzaktan satış kanalı için hazırlamak zorunda. Listelerin dijital, otomatik işlenebilir ve makine tarafından okunabilir CSV formatında yayımlanması gerekiyor. İnternet sitesinde yer alan fiyatın kasadaki fiyatla her an aynı olması ve işletmelerin yayımladıkları fiyatlara uyması şart koşuluyor. Ayrıca fiyat toplama ve karşılaştırma yapan yazılım araçlarıyla botların çalışmasına izin verilmesi gerekiyor. Tek markayla faaliyet gösteren işletmeler tüm mağazaları için birleştirilmiş fiyat listesi sunabiliyor; farklı adlarla faaliyet gösterenler ise her marka için ayrı liste hazırlıyor. Aynı ürünün mağazalara göre farklı fiyatlarla satılması halinde devlet portalında geçerli en yüksek satış fiyatı gösteriliyor. Fiyat değiştikçe yeni liste yayımlanacak, her ayın ilk günündeki fiyatlar tarihsel kayıt olarak saklanacak ve eski veriler silinemeyecek veya değiştirilemeyecek.

Moldova'nın Agro-Gıda Ürünleri İçin Katar Pazarı Görüşmeleri Başladı
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber

Moldova'nın Agro-Gıda Ürünleri İçin Katar Pazarı Görüşmeleri Başladı

Moldova Ulusal Gıda Güvenliği Ajansı (ANSA) ile Katar Halk Sağlığı Bakanlığına bağlı Gıda Güvenliği Departmanı, 5 Kasım 2026'da çevrim içi teknik görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Moldova agro-gıda ürünlerinin Katar pazarına erişiminin kolaylaştırılması, ikili iş birliğinin güçlendirilmesi ve yeni ticari fırsatların belirlenmesi ele alındı. Toplantının öncelikli başlıklarından birini, Moldova menşeli hayvansal ürünlerin Katar'a ihracatında uygulanacak veteriner-sağlık şartlarının belirlenmesi oluşturdu. Taraflar, bu ticaret için gerekli veteriner sağlık sertifikalarının modellerinin koordine edilmesini de görüştü. ANSA, Moldova'daki işletmelerin Katar pazarına ilgi gösterdiğini ve teknik ya da idari engellerin belirlenmesi ve kaldırılması sürecini, yetkileri ile uluslararası gıda güvenliği standartları çerçevesinde desteklemeye hazır olduğunu bildirdi. Görüşmede ayrıca Katar'da kurulmasına karar verilen Genel Gıda Güvenliği Otoritesinin, yetkili kurumlar arasındaki diyaloğu ve iş birliğini güçlendirebileceği değerlendirildi. ANSA, bu yeni kurumsal yapının bilgi alışverişini kolaylaştırabileceğini ve tüketici sağlığının yüksek düzeyde korunması koşuluyla ticari değişimleri destekleyebileceğini belirtti. Taraflar, ANSA ile Katar'ın gelecekteki Genel Gıda Güvenliği Otoritesi arasında bir Mutabakat Zaptı hazırlanmasının ve imzalanmasının uygunluğu konusunda ortak anlayışa vardı. Belgenin gıda güvenliği alanında kurumsal iş birliği çerçevesi oluşturması ve bilgi paylaşımını kolaylaştırması öngörülüyor. Taslağın hazırlanması ve sonuçlandırılması için gerekli istişarelerin yakın dönemde başlatılması kararlaştırıldı. Mutabakatın imzalanması veya Moldova ürünlerinin Katar'a fiili ihracatının başlaması için tarih açıklanmadı.

Çin, ABD Tarım Ürünleri İthalatının Genişlemesine İzin Veriyor
Görsel kaynağı: Global Times · Özgün haber

Çin, ABD Tarım Ürünleri İthalatının Genişlemesine İzin Veriyor

Çin Ticaret Bakanlığı Sözcüsü Huang Ling, ABD ile tarım ticaretinin genişletilmesine açık olduklarını, ancak bunun için daha düşük tarifeler, daha az tarife dışı engel ve daha geniş pazar erişimi gerektiğini söyledi. Açıklama, Çin Uluslararası Ticaret Temsilcisi Li Chenggang ile ABD’li tarım ticareti heyeti arasında 2 Kasım’da yapılan görüşmeye ilişkin soruya yanıt olarak geldi. Huang, işbirliğinin iki ülkedeki tüketicilere daha fazla gıda seçeneği sunabileceğini ve işletmelerle çiftçilere istikrarlı gelir sağlayabileceğini belirtti. Çin ve ABD’nin eylülde, her iki tarafta yaklaşık 30 milyar dolarlık ithalatı kapsayan karşılıklı tarife indirimleri konusunda anlaşmaya vardığı bildirildi. Düzenleme, ABD tarım ürünlerinin yanı sıra kişisel bakım ürünleri, tıbbi cihazlar ve kömürü; Çin tarafında ise oyuncaklar ve ev aletleri gibi ürünleri kapsıyor. Kapsanan ürünlerin %90’ından fazlasının ek tarifelerden muaf tutulması ve en çok kayrılan ülke tarifesinden yararlanması öngörülüyor. İndirimler, iki tarafın iç hukuk prosedürlerini tamamlamasının ardından eş zamanlı yürürlüğe girecek. ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre ABD’nin Çin’e tarım ürünleri ihracatı 2025’te 8,27 milyar dolar oldu ve Çin, ABD tarım ürünleri için altıncı büyük ihracat pazarıydı. Soya fasulyesi yaklaşık 3 milyar dolarla ilk sırada yer aldı; onu et, süt ürünleri ve sığır eti izledi. Çinli şirketlerin satın alma kararlarını piyasa talebi, fiyatlar ve ticari koşullara göre vereceği belirtilirken, Çinli ithalatçıların son yıllarda tedarikçilerini çeşitlendirdiği ve ABD’nin bazı Çin tarım ürünlerine yönelik kısıtlamaları hafifletmesi gerektiği ifade edildi.

Batı Şeria Yerleşimlerindeki Hurmalar Avustralya’ya “İsrail Ürünü” Etiketiyle Gönderildi
Görsel kaynağı: Guardian Australia · Özgün haber
Veri haberi

Batı Şeria Yerleşimlerindeki Hurmalar Avustralya’ya “İsrail Ürünü” Etiketiyle Gönderildi

İşgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinde üretilen organik hurmaların en az 5 milyon ABD doları değerindeki bölümünün son sekiz yılda Avustralya’ya “İsrail ürünü” etiketiyle gönderildiği bildirildi. Bulgular, insan hakları alanında çalışan Global Echo’nun ticari belgeler ile İsrail hükümeti ve Avustralya İstatistik Bürosu verileri üzerinde yaptığı analize dayanıyor. Global Echo, Ağustos 2018 ile Ağustos 2026 arasında İsrail’den Avustralya’ya gönderilen 132 tarım sevkiyatını inceledi. Bu sevkiyatların 85’inde, yani %64’ünde, yerleşimlerde üretilen ürünler bulundu. Analizde yerleşim ürünlerinin payının son dönemde arttığı belirtildi; Ocak 2025-Ağustos 2026 döneminde incelenen 24 hurma sevkiyatının 20’si yerleşimlerden temin edildi. Hurmaların yetiştirildiği belirtilen Netiv Hagdud, Beit Haarava, Arvot Jericho, Hamra, Tomer, Mechora ve Naaran gibi yerleşimler Batı Şeria’nın işgal altındaki bölümlerinde bulunuyor. Kaynakta, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşimlerinin uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edildiği ve bu bölgelerin Avustralya tarafından Filistin devletinin parçası olarak tanındığı aktarılıyor. İsrail yasaları, yerleşimlerde üretilen ürünlerin, gönderildiği ülkede bu tür etiketlemeyi yasaklayan bir düzenleme bulunmadığı sürece İsrail menşeli olarak etiketlenmesini zorunlu kılıyor. Avustralya’da yerleşim bölgelerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklayan veya bu ürünlerin işgal altındaki topraklardan geldiğinin belirtilmesini zorunlu kılan bir yasa bulunmuyor. Global Echo yöneticisi Emily Schaeffer Omer-Man, Avustralyalı tüketicilerin İsrail hurmaları ve diğer tarım ürünlerini satın alırken yerleşim ekonomisine katkıda bulunuyor olabileceğini söyledi. Schaeffer Omer-Man ayrıca Avrupa’daki ithalat yasaklarının ardından ihracatçıların Avustralya gibi farklı pazarlara yönelebileceğini belirtti. Dışişleri Bakanı Penny Wong, Avustralya’nın yerleşim ürünlerine kapsamlı bir ithalat yasağı uygulamadığını ve böyle bir yasağın Avustralya işletmeleri açısından istenmeyen sonuçlar doğurabileceği endişesini dile getirdi. Avustralya Dışişleri ve Ticaret Bakanlığı ise yasa dışı yerleşimleri ve yerleşimci şiddetini caydırmak amacıyla uluslararası ortaklarla koordineli hedefli önlemler üzerinde çalışıldığını açıkladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacısı Sarah Sanbar da uluslararası ticaretin yasa dışı yerleşimlerin ekonomik dayanaklarından biri olduğunu savundu.

Dünya Tarımına Kamu Desteği 2025’te 950 Milyar Doları Aştı
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Tarımına Kamu Desteği 2025’te 950 Milyar Doları Aştı

OECD’nin 56 ülkeyi kapsayan yeni raporuna göre dünya genelinde tarıma yönelik kamu desteği 2025’te 950 milyar doları aşarak rekor seviyeye çıktı. Destekler, 2023-2025 döneminde yaklaşık %15 artarken tarımsal üretim değerinin %19,1’ine ulaştı. İki yıl önce bu oran %17,6 olarak kaydedilmişti. OECD, artışın önemli bölümünü savaşlar, krizler ve gıda üretimiyle tedarikini etkileyen aşırı hava olaylarıyla ilişkilendiriyor. Rapora göre kamu kaynaklarının önemli bir kısmı kısa vadeli kriz önlemleri ve fiyat desteklerine yöneliyor. Buna karşılık araştırma, inovasyon, altyapı ve uzun vadeli dayanıklılık yatırımları aynı hızda artmıyor. Bu ortak hizmetlere yönelik kamu yatırımları 2023-2025 döneminde tarımsal üretim değerinin ortalama %2,4’üne denk geldi; 2000’lerin başında bu oran %4,6’ydı. OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, daha fazla desteğin otomatik olarak daha iyi sonuç vermeyeceğini belirterek inovasyon ve verimlilik yatırımlarının artırılması çağrısında bulundu. OECD ayrıca, destek politikalarının gıda fiyatlarını yüksek tuttuğu ülkelerde tüketicilerin 2023-2025 döneminde yılda 204 milyar dolar eşdeğerinde dolaylı maliyet taşıdığını tahmin ediyor.

Hindistan’da Şeker Fiyatları Durdurulamıyor
Görsel kaynağı: Business Standard · Özgün haber

Hindistan’da Şeker Fiyatları Durdurulamıyor

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Hindistan’da şeker fiyatları, festival döneminde arzı artırmaya yönelik hükümet adımlarına rağmen son bir ayda hem perakende hem toptan piyasalarda kilogram başına 4 rupiden fazla yükseldi. Tüketici İşleri Bakanlığı verilerine göre ortalama günlük perakende fiyatı 59,50 rupi, toptan fiyatı 55,40 rupi oldu. Fiyatlar yıllık bazda da kilogram başına 12-13 rupi arttı; 3 Kasım’da en yüksek perakende fiyat Kolkata’da 65 rupi olarak kaydedildi. Yüksek fiyatların başlıca nedeni, 2025-26 sezonu üretiminin önceki tahminlerin altında kalması olarak gösterildi. Festival talebi, ürün hasarı, küresel arz sıkılığı ve stokçuluk da baskıyı artırdı. Hükümet stok limitleri, ithalat, daha sıkı denetim ve kamış kırma sezonunun erkene alınması gibi önlemler uyguladı. Ulusal Kooperatif Şeker Fabrikaları Federasyonuna göre 2026-27 sezonunun 30 Ekim’e kadar olan ilk ayında 152 değirmen 8,45 lakh ton şeker üretti; ortalama geri kazanım oranı %8,01’de kaldı.

OECD: Tarım Sektörüne Destek 2025’te 950 Milyar Doları Aştı
Görsel kaynağı: Réussir · Özgün haber
Veri haberi

OECD: Tarım Sektörüne Destek 2025’te 950 Milyar Doları Aştı

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) “Tarım Politikaları: İzleme ve Değerlendirme 2026” raporuna göre, örgütün üyesi olan ve olmayan 56 ülkede tarım sektörüne sağlanan toplam destek 2025’te 950 milyar doların üzerine çıkarak rekor kırdı. 2023-2025 döneminde yıllık ortalama 885 milyar dolar olan destek, 2023’e göre 121 milyar dolar, yani yaklaşık %15 arttı. Desteğin tarımsal üretim değerine oranı da %17,6’dan %19,1’e yükseldi. Artış, iklimsel ve jeopolitik şoklara verilen politika yanıtlarıyla birlikte gerçekleşti. Ülkeler yalnızca aşırı hava olayları ve doğal afetlere karşı 2025-2026 döneminde 30’dan fazla acil durum düzenlemesini uygulamaya koydu. Bununla birlikte OECD, desteğin büyük bölümünün gelecekteki risklere karşı dayanıklılığı artırmaktan çok kısa vadeli krizlere yanıt vermeye yöneldiğini belirtiyor. Altyapı ve inovasyon gibi genel hizmetlere ayrılan desteğin tarımsal üretim değerine oranı ise yaklaşık %2,4’te kaldı. Büyük gelişmekte olan ekonomilerin toplam destekteki payı yükseldi. Çin’de fiyat politikalarından kaynaklanan üretici transferleri 2023-2025 döneminde yıllık yaklaşık 204 milyar dolara ulaştı. Hindistan’da üreticiler tarafından finanse edilen tüketici transferleri yıllık 119 milyar dolar olurken, ülke ithalatı da geniş ölçüde sübvanse etti. Gelişmekte olan ekonomilerdeki artış daha çok iç fiyatları yükselten önlemlerden, OECD ülkelerindeki artış ise özellikle afetler karşısında üreticilere yapılan bütçe transferlerinden kaynaklandı. Rapora göre fiyat artışlarından kaynaklanan üretici transferleri, 2023-2025 döneminde brüt tarımsal gelirlerin ortalama %7,1’ine karşılık geldi; bu transferlerin maliyeti tüketici harcamalarının yaklaşık %5,3’ü oldu. Net üretici desteğinin %79’una denk gelen 401 milyar dolarlık bölüm, girdilere ilişkin zorunlu veya gönüllü herhangi bir koşul taşımadı. OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, daha fazla desteğin her zaman daha iyi sonuç vermediğini ve piyasa bozucu önlemlerin ailelerin maliyetlerini artırarak verimliliği düşürdüğünü söyledi.

Tarım Ürünlerinde Alış ve Satış Fiyatlarına Limit Teklifi
Görsel kaynağı: Oxu.Az · Özgün haber

Tarım Ürünlerinde Alış ve Satış Fiyatlarına Limit Teklifi

Tarım ürünlerinin üreticiden alış ve tüketiciye satış fiyatları arasındaki farkın yapay pahalılığın başlıca nedenlerinden biri olduğu belirtilerek, alış ve satış fiyatlarına limit getirilmesi teklif edildi. Büyük ve orta ölçekli marketlerde tarım ürünlerinin satış fiyatlarının markete göre değiştiği, üreticiden alınan fiyat ile tüketiciye sunulan fiyat arasında ciddi fark bulunduğu aktarıldı.

Hindistan’da Kırık Pirinç İhracatına Yeni Kısıtlama Olasılığı Gündemde
Görsel kaynağı: The Hindu BusinessLine · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’da Kırık Pirinç İhracatına Yeni Kısıtlama Olasılığı Gündemde

Hindistan Pirinç İhracatçıları Federasyonu (IREF), uluslararası kırık pirinç fiyatlarının bildirildiğine göre ton başına 360 ABD dolarını aşmasının ardından %100 kırık pirinç ihracatına yeniden kısıtlama getirilebileceği uyarısında bulundu. Federasyon, ihracat pazarları ile etanol üreticileri ve kanatlı yemi imalatçıları gibi iç sanayiler arasındaki rekabetin arz ve fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Ancak Hindistan hükümeti yeni bir ihracat kısıtlaması açıklamadı. Hindistan Tüketici İşleri Bakanlığı verilerine göre kırık pirincin ülke genelindeki ortalama toptan fiyatı, 10 Ekim’deki 2.883 rupiden 2 Kasım’da %5,3 artışla kental başına 3.036 rupiye yükseldi. Kırık pirincin Toptan Eşya Fiyat Endeksi’ndeki yıllık enflasyonu da eylül ayında %5,38’e çıkarak ağustostaki %4,37’nin üzerine çıktı. IREF, yükselen iç fiyatlar ve enflasyon baskısının hükümet müdahalesi ihtimalini artırabileceğini bildirdi. Federasyona göre Hindistan’ın genişleyen etanol harmanlama programı, kırık pirinç, mısır ve Hindistan Gıda Kurumu tarafından sağlanan fazla pirinç gibi tahıl bazlı hammaddelere talebi artırdı. Ticari damıtma tesislerinin açık piyasadan hammadde alması, bu tesisleri kanatlı yemi üreticileri ve ihracatçılarla doğrudan rekabete sokuyor. IREF, artan talebin bu sektörlerde tedarik maliyetlerini ve daha geniş enflasyon baskılarını yükseltebileceğini belirtti. Hindistan, iç arz ve talep endişeleri nedeniyle kırık pirinç ihracatını Eylül 2022’de yasaklamış, kısıtlamalar 7 Mart 2025’e kadar sürmüştü. Toplam pirinç üretiminin 2025-26’da rekor 154,02 milyon ton olması beklenirken federasyon, bu toplamın kırık pirincin kendine özgü arz-talep koşullarını tam yansıtmayabileceğine dikkat çekti. IREF ihracatçılara vadeli sözleşmelerde temkinli olmalarını ve iç fiyatları, değirmenlerden gelen arzı ve etanol sektörünün talebini izlemelerini önerdi.

Türkiye’de Aylık Enflasyon Ekimde %2,6’ya Çıktı; Gıda Fiyatları %3,5 Arttı
Görsel kaynağı: News.Az · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye’de Aylık Enflasyon Ekimde %2,6’ya Çıktı; Gıda Fiyatları %3,5 Arttı

Türkiye’de aylık tüketici enflasyonu ekimde %2,6’ya yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre oran, eylüldeki %1,8’in ve piyasanın yaklaşık %2,2’lik beklentisinin üzerinde gerçekleşti. Yıllık enflasyon ise bir ay önceki %29,7’den %27,8’e geriledi. Aylık fiyat artışına en büyük katkıyı gıda ve giyim grupları yaptı. Gıda fiyatları %3,5, giyim fiyatları %12,6 artarken enerji fiyatları da %4,9 yükseldi. Ulaştırma fiyatlarındaki artış %2, konut maliyetlerindeki artış ise %2,8 oldu.

Sebze ve Meyvelerin En Lifli Kısımları Çöpe Atılıyor
Görsel kaynağı: Het Nieuwsblad · Özgün haber
Veri haberi

Sebze ve Meyvelerin En Lifli Kısımları Çöpe Atılıyor

Bilim insanlarından oluşan bir ekip, bir düzine sebze ve meyve türünün lif bakımından en zengin bölümlerini inceledi. Araştırmaya göre bu parçalar, tüketiciler tarafından çoğu zaman yenmeden çöpe atılıyor. İncelenen 12 türün 10’unda, en sağlıklı bölümlerin çöpe gittiği sonucuna varıldı. Kaynakta örnek olarak ananas kabuğu, karnabahar gövdesi, biber çekirdekleri ve brokoli sapı sayılıyor; bu israfın insanlara ve gezegene zarar verdiği belirtiliyor.

Tartus’ta Yeni Ticari İşletmelere “Uyumlu Tüccar” Logosu Verildi
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Tartus’ta Yeni Ticari İşletmelere “Uyumlu Tüccar” Logosu Verildi

Suriye'nin Tartus kentinde İç Ticaret ve Tüketiciyi Koruma Müdürlüğü, gerekli koşul ve ölçütleri karşıladığı denetimlerle belirlenen yeni ticari işletmelere “Uyumlu Tüccar” girişiminin logosunu verdi. Tüketici koruma ve gıda güvenliği ekiplerinin denetimlerinde şartları karşılamayan başvurular reddedildi; eksikliklerin giderilmesi için işletmelere açıklama ve yönlendirme yapıldı. Müdür yardımcısı İbrahim ed-Duğaym, girişimin ticari düzenlemelere gönüllü uyumu artırmayı, mal ve hizmet kalitesini yükseltmeyi, piyasaları düzenlemeyi ve tüketici haklarını korumayı amaçladığını belirtti. Tartus'ta başlatılan girişim geçen ağustosta uygulamaya konuldu.

Kanada’da Çiftlik Çıkışı Süt Fiyatı 2027’de %2,8 Artacak
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber
Veri haberi

Kanada’da Çiftlik Çıkışı Süt Fiyatı 2027’de %2,8 Artacak

Kanada Süt Komisyonu (CDC), çiftçilere ödenen çiftlik çıkışı süt fiyatının 1 Şubat 2027’den itibaren %2,8 artırılacağını açıkladı. Artış, litre başına 0,0259 Kanada dolarına, yani 3 Kanada sentinin biraz altında bir yükselişe karşılık geliyor. Yeni fiyatlar, 2026’nın ilerleyen döneminde eyalet yetkililerinin onaylamasının ardından resmileşecek. Açıklanan artış, Ulusal Fiyatlandırma Formülü’ne (NPF) göre hesaplanan %3,5548’lik oranın altında kaldı. CDC, formülü geçici olarak askıya alma ölçütlerinin karşılandığını ve yönetim kurulunun paydaşlarla güncel ekonomik ve sektörel koşulları değerlendiren ayrıntılı bir analiz yaptığını bildirdi. NPF, çiftlik çıkışı süt fiyatını üretim maliyeti endeksindeki yıllık değişimin %50’si ile Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki yıllık değişimin %50’sini esas alıyor. CDC Başkanı Jennifer Hayes, enflasyon, artan girdi maliyetleri ve ekonomik belirsizliğin üreticiler üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü söyledi. Hayes, kararın fiyat ayarlamasını enflasyona yakın ve ölçülü bir düzeyde tuttuğunu belirtti; tüketici talebinin yüksek protein içeren süt ürünlerine ilgisinin arttığını da ifade etti. CDC, süt fiyatındaki artışa ek olarak depolama programlarının maliyetini kısmen karşılamak için aldığı taşıma ve depolama ücretlerini de artıracak. Bu iki değişiklik, perakende ve restoran sektörleri için süt, krema, yoğurt, peynir ve tereyağı üreten işlemcilerin kullandığı sütün maliyetini toplam %2,8245 yükseltecek. Ancak Komisyon, iş gücü, taşımacılık, dağıtım ve ambalajlama giderleri gibi tedarik zinciri maliyetleri nedeniyle nihai süt ürünleri fiyatlarına yansıyacak etkinin henüz bilinmediğini belirtti. Son bir yılda süt ürünleri fiyat endeksi %1,9 artarken, tüm gıda ürünlerindeki artış %4,2 oldu. Son beş yılda bu endeksler sırasıyla %24 ve %29 yükseldi.

Kosova Süt Ürünleri Birliği, Fırınlarda Palm Yağı Kullanımının Araştırılmasını İstedi
Görsel kaynağı: Sinjali · Özgün haber

Kosova Süt Ürünleri Birliği, Fırınlarda Palm Yağı Kullanımının Araştırılmasını İstedi

Kosova Süt Ürünleri Birliği (SHQK), ülkedeki fırın ve börekçilerde satılan ürünlerde palm yağı kullanılmış olabileceği konusunda endişe duyduğunu açıkladı. Birlik, kurumlara bu ürünlerde gerçek süt lorunun yerine palm yağı kullanılıp kullanılmadığını doğrulama çağrısı yaptı. SHQK’ye göre tüketiciler, satın aldıkları ürünlerin içeriği hakkında doğru biçimde bilgilendirilmeden bu ürünleri tüketiyor olabilir. Birlik, uygulamanın yaygın olması halinde bunun tüketicileri yanıltabileceğini ve adil rekabete zarar verebileceğini belirterek işletme sahipleriyle sorumlularından şeffaflık istedi. Ayrıca kurumların gerekli kontrolleri yapmasını talep etti.

EDA Başkanı Verkerk: Avrupa Süt Sektörü Küresel Pazarda Kaliteyle Rekabet Etmeli
Görsel kaynağı: Pravda Slovakia · Özgün haber

EDA Başkanı Verkerk: Avrupa Süt Sektörü Küresel Pazarda Kaliteyle Rekabet Etmeli

Avrupa Sütçülük Birliğinin (EDA) Bratislava'da düzenlenen yıllık kongresinde Koerk Verkerk başkan seçildi. Verkerk, Avrupa'nın küresel süt pazarında yalnızca fiyat üzerinden rekabet edemeyeceğini, kalite, ürün çeşitliliği ve yüksek kaliteli beslenmenin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Avrupa'nın dünyayı bütünüyle beslemesinin gerekli olmadığını belirten Verkerk, buna karşılık kıtanın yüksek kaliteli gıda ve beslenme sağlamada önemli bir rolü bulunduğunu ifade etti. Bu rolün, yerel üretim gücünün korunması ve süt ürünlerinin küresel pazarlara sunulmasıyla birlikte ele alınması gerektiğini savundu. Verkerk'e göre Avrupa'nın ortak pazar yapısı, bölgeler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmıyor. Slovakya'daki süt çiftçileri kuraklıkla mücadele ederken Hollanda'daki üreticiler çevre mevzuatının oluşturduğu baskıyla karşı karşıya bulunuyor. Bu nedenle süt politikalarının daha esnek olması ve çiftlikleri yalnızca farklı örgütlenme biçimleri ya da büyüklükleri nedeniyle cezalandırmaması gerektiğini belirtti. Çiftliklerin sadece süt üretmediğini; araziyi yönettiğini, biyoçeşitliliği desteklediğini, bölgesel istihdama ve kırsal alanların canlılığına katkı sağladığını söyledi. Piyasanın ödüllendirmediği bu kamu hizmetleri için desteğin gerekçelendirilebileceğini kaydetti. Avrupa'nın yerel ekonomik gücünü korurken ihracata da odaklanması gerektiğini belirten Verkerk, mevcut ürünleri dış pazarlara göndermenin tek başına yeterli olmayacağını ifade etti. Yeni Zelanda'nın yeni ihracat pazarlarına yaptığı yatırımları örnek gösteren Verkerk, Avrupa'nın farklı ülkelerdeki tüketici ihtiyaçlarını anlaması ve ürün teklifini buna göre uyarlaması gerektiğini söyledi. Yerel yatırımlarla yeni ürünlerin geliştirilebileceğini belirten Verkerk, hızla büyüyen peynir altı suyu proteini pazarını Avrupa için bir fırsat olarak gösterdi. Peynir ve peynir altı suyu üretiminin birbirine bağlı olması nedeniyle Avrupa'nın bu alanda mevcut altyapısından yararlanabileceğini dile getirdi. Süt sektörünün çiftçiler ile tüketiciler arasında daha güçlü bir bağ kurması gerektiğini savunan Verkerk, üreticilerin tüketicilerin değer verdiği ürünleri geliştirmesinin önemine dikkat çekti. İklim değişikliğine karşı yem, genetik, çiftlik yönetimi ve yeni teknolojiler alanında yeniliklerden yararlanılabileceğini belirtti; ancak emisyonları ve çevresel ayak izini azaltmanın maliyetinin yalnızca çiftçilere bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Avrupa tarımındaki iş gücü ve çiftliklerin devri sorununa karşı gençlere arazi ve sermaye erişimi, eğitim, teknoloji ve güvenilir bir gelecek perspektifi sağlanması gerektiğini söyledi. Süt ürünlerinin besin değerine ilişkin tartışmaların bilimsel kanıtlara dayanması, işlenmiş gıdanın da otomatik olarak aşırı işlenmiş gıda kabul edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Pakistan’da Pamuk Fiyatları Kalite Sorunlarıyla Geriliyor
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Pakistan’da Pamuk Fiyatları Kalite Sorunlarıyla Geriliyor

Pakistan’ın iç pamuk piyasasında fiyatlardaki düşüş geçen hafta da sürerken ticaret faaliyetinin tatmin edici kaldığı bildirildi. Sindh ve Punjab’da pamuk, kalite ve ödeme koşullarına bağlı olarak maund başına 16.000-18.000 Pakistan rupisi arasında işlem gördü. Baloçi pamuğun fiyatı ise 18.700-19.000 rupi aralığında gerçekleşti. Piyasa koşullarındaki zayıflıkta New York pamuk vadeli işlemlerindeki gerileme ve yerli pamuğun kalitesindeki bozulma etkili oldu. Piyasa kaynakları, bazı çırçırcıların stoklarını eritmek amacıyla farklı kalitelerdeki pamuğu harmanlamasının kalite düşüşünü artırdığını söyledi. Daha kaliteli pamuk üretmeye çalışan işletmelerin ise tohum pamuğun kısa elyaf uzunluğu nedeniyle zorlandığı aktarıldı. Düşen pamuk ipliği fiyatları, ciddi likidite sıkışıklığı ve tekstil iplik üreticilerinin hammadde alımında temkinli davranması da piyasanın zayıflığını artıran unsurlar arasında gösterildi. Pamuk ithalatı da bölgesel gerilimler ve uluslararası navlun ücretlerindeki artış nedeniyle zorlaştı. Bu durum, daha kaliteli ithal hammaddeye erişimi güçleştirirken ithal pamuğun maliyetini yükseltti. Tekstil sektörü ayrıca yüksek faiz ve enerji giderleriyle karşı karşıya bulunuyor. Sanayiciler finansal baskıyı azaltmak için politika faizinde indirim talep ederken Pakistan Merkez Bankası politika faizini 50 baz puan artırarak %12’ye çıkardı. Elektrik tarifesinde birim başına 2,56 rupi artışın tüketicilerden ilave 33 milyar rupi sağlamasının beklendiği bildirildi. Pakistan’ın pamuk sektörünü canlandırma stratejisi kapsamında ithal pamuk tohumları için hızlı onay mekanizması planlandı. Mevcut onay sürecinin yaklaşık 12 ay sürmesinin, geliştirilmiş tohum çeşitlerinin üretime sunulmasını geciktirdiği belirtildi. Sektör paydaşları; tohum kalitesinin iyileştirilmesini, dönüm başına verimin artırılmasını ve yüksek kaliteli yerli hammaddenin sürekliliğinin sağlanmasını sektörün toparlanması için gerekli görüyor. Federal Board of Revenue, tekstil iplik işletmelerine üretim, pamuk balyaları ve doğal, yapay ve harmanlanmış elyafların işlenmesini izlemek üzere 15 Kasım 2026’ya kadar video gözetim kameraları kurma talimatı verdi. Hindistan da yerli fiyatları sınırlamak ve tekstil sanayisine hammadde arzını desteklemek amacıyla gümrüksüz pamuk ithalatı uygulamasını iki ay uzattı. USDA’nın haftalık ihracat satış raporunda Çin, 2026-27 sezonu satışlarında 52.100 balyayla ilk sırada yer alırken Türkiye 40.800 balyayla ikinci, Vietnam 35.000 balyayla üçüncü oldu. Raporlama dönemindeki ihracatta Türkiye’ye 13.900 balya gönderildi.

Türkiye’de Gıda Fiyatlarının 12 Ayda %24,2 Artması Öngörülüyor
Görsel kaynağı: Világgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye’de Gıda Fiyatlarının 12 Ayda %24,2 Artması Öngörülüyor

FAO sayfasında yer alan verilerden hareketle Visual Capitalist tarafından hazırlanan ülke karşılaştırmasında, gelecek 12 ayda gıda fiyatlarının İran’da %114,4 artabileceği öngörülüyor. Kaynak, bu rakamların kesinleşmiş fiyatlar değil, modellemelere dayalı tahminler olduğunu belirtiyor. İran’daki artış, ülkede gıda fiyatlarının ortalama düzeyinin iki katından fazla yükselme ihtimaline işaret ediyor. Aynı tahmin döneminde Türkiye’de gıda fiyatlarının %24,2 artması bekleniyor. Kaynakta Arjantin, Ruanda ve Nijerya gibi ülkeler için de çift haneli artış öngörüleri yer alırken, Lübnan, Moğolistan, Libya ve başka ülkelerde de gıda fiyatlarının yükselmesinin beklendiği aktarılıyor. Bazı Avrupa ülkelerinde ise gıda fiyatlarının gerilemesi öngörülüyor. Bu tahminler, ülkelerin kesin fiyat düzeylerini değil, gelecek dönemdeki olası değişimleri gösteriyor. İran’daki fiyat baskısının 28 Şubat’ta başlayan savaşla ortaya çıkmadığı, ülkenin daha önce de yüksek enflasyon, riyalin değer kaybı, enerji ve elektrik tedarikindeki sorunlar, yaptırımlar, ithalat maliyetleri ve ulaşım güçlükleriyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Aralık 2025’te İran’da yıllık enflasyon %42’ye, gıda fiyatı enflasyonu %72’ye çıktı; ekmek fiyatı da bir yılda %113 arttı. Savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki taşımacılık aksamalarının bu baskıları artırabileceği ifade ediliyor. Kaynağa göre olası etkiler yalnızca tüketici fiyatlarıyla sınırlı kalmayabilir. Hürmüz Boğazı üzerinden gübre ve üretimde kullanılan bazı girdilerin taşınması, enerji ve lojistik maliyetlerindeki artıştan etkilenebilir. Bu nedenle modelleme, gübre ortalama fiyatının 2026’da %30’dan fazla yükselebileceğini öngörüyor; böyle bir artışın tarımsal üretim maliyetlerini de artırabileceği belirtiliyor.

Avrupalılar Yenilikçi Gıdaların Faydalarını Kabul Ediyor, ancak Tedirginlik Sürüyor
Görsel kaynağı: Cyprus Mail · Özgün haber
Veri haberi

Avrupalılar Yenilikçi Gıdaların Faydalarını Kabul Ediyor, ancak Tedirginlik Sürüyor

Avrupa Komisyonunun Özel Eurobarometre araştırması, Avrupalıların yenilikçi gıdaların tarım ve gıda üretimindeki olası faydalarını kabul etmesine rağmen bu ürünlere yönelik genel tutumun temkinli kaldığını ortaya koydu. Katılımcıların %51’i yenilikçi gıda ürünleri hakkında olumsuz görüş bildirirken, %39’u olumlu görüş belirtti. Katılımcıların %72’si ise yenilikçi gıdalar, bileşenler ve ürünler konusunda kendini yeterince bilgilendirilmiş hissetmediğini söyledi. Buna karşın katılımcıların %68’i, gıda inovasyonunun çiftçilere ve gıda üreticilerine iklim değişikliği, zararlılar, kaynak kıtlığı ve tedarik kesintileri gibi sorunlarla mücadelede ek araçlar sağlayabileceğini kabul etti. Avrupa Komisyonu, yenilikçi gıdaların ve ürünlerin Avrupa’nın gıda sisteminin dayanıklılığını ve hazırlık kapasitesini güçlendirebileceğini, üretim seçeneklerini artırabileceğini ve gıda güvenliğini destekleyebileceğini belirtti. Komisyon, bu potansiyelin AB’nin yüksek gıda güvenliği standartları korunarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Araştırmada en yüksek kabul düzeyi, kuraklığa, zararlılara veya aşırı hava koşullarına uyarlanmış bitkilerden elde edilen meyve ve sebzelerde görüldü. Katılımcıların %50’si bu ürünleri tüketme konusunda kendini rahat hissedeceğini söyledi. Kabul düzeyi yaş, eğitim, yerleşim yeri ve yenilikçi gıdalara aşinalığa göre de değişti. Bu ürünleri daha önce duyanların %59’u tüketim konusunda rahat olduğunu belirtirken, daha önce bilgi sahibi olmayanlarda oran %32’de kaldı. Yaş ve yerleşim yeri de tutumları etkiledi. 39 yaşın altındaki katılımcılarda yenilikçi gıdaları kabul oranı %50’nin üzerindeyken, 55 yaş ve üzerindekilerde %34 olarak ölçüldü. Büyük kentlerde yaşayanların yarısından fazlası modern tekniklerle geliştirilen gıdaları tüketme konusunda rahat olduğunu söyledi; köylerde ve kırsal bölgelerde bu oran %42 ile %46 arasında kaldı. Eğitim düzeyi yükseldikçe kabulün de arttığı görüldü. Bilgi düzeyi ile olumlu tutum arasında da belirgin bir ilişki saptandı. Kendini iyi bilgilendirilmiş hisseden katılımcıların %72’si yenilikçi gıdalar hakkında olumlu görüş taşırken, yeterince bilgilendirilmediğini düşünenlerde bu oran %27 oldu. Katılımcıların %85’i, ürünlerin açık adlara sahip olması ve nasıl üretildiği, neleri içerdiği ve nereden geldiği konusunda anlaşılır bilgi sunması gerektiğini belirtti. Araştırma, 22 Mayıs-24 Haziran 2026 tarihleri arasında 27 AB üyesinde, 15 yaş ve üzeri 26.456 kişiyle gerçekleştirildi. Bulguların gelecekteki politika, araştırma, inovasyon ve iletişim çalışmalarına katkı sağlaması bekleniyor.

Endonezya’da Güçlendirilmiş Pirinçte Etiket Uyumsuzluğu Soruşturması
Görsel kaynağı: VIVA · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’da Güçlendirilmiş Pirinçte Etiket Uyumsuzluğu Soruşturması

Endonezya’nın Kuzey Sumatra bölgesindeki Deli Serdang Kabupateni’ne bağlı Tembung ilçesinde, PT UDS’ye ait pirinç tesisinde etiket bilgilerindeki besin içeriğiyle uyuşmadığı öne sürülen güçlendirilmiş pirinçler için soruşturma başlatıldı. Satgas Pangan Polri ile Badan Pangan Nasional (Bapanas) tarafından yürütülen incelemede, şirketin Mart-Ağustos 2026 döneminde yaklaşık 525 ton ürün ürettiği tahmin edildi. Üretimin ekonomik değeri 14,175 milyar Endonezya rupisi olarak hesaplandı. İnceleme kapsamında Golden Number 111 Merah, Golden Number 111 Biru, Penari Bangkok ve Ikan Mas Cupang markalarından örnekler alındı. Laboratuvar sonuçlarına göre dört ürünün kalite ve besin içeriği, ambalajlarda yer alan bilgilerle uyuşmadı. Bapanas, bulguları hukuki süreç için Bareskrim Polri’ye bildirdi. Satgas Pangan Polri Başkanı Suhasto, güçlendirilmiş pirincin mikro besin ihtiyacını karşılamaya, anemi ve bodurluğun önlenmesini desteklemeye yönelik olduğunu söyledi. İçeriğin standartlara ve ambalajdaki beyanlara uymamasının bu amacı sınırlayabileceğini, ürünlerin uzun süre düzenli tüketilmesi hâlinde tüketiciler için risk oluşturabileceğini belirtti. Polis, Bapanas ve PT UDS yetkililerinin de aralarında bulunduğu 12 kişinin ifadesini aldı. Tanık ifadeleri, uzman görüşü ve laboratuvar sonuçları temelinde en az iki delil bulunduğu değerlendirilerek dosya soruşturma aşamasına taşındı.

Yunanistan'da Modern Tarım Sektörü İçin Teknoloji ve Örgütlenme Çağrısı
Görsel kaynağı: Naftemporiki · Özgün haber
Veri haberi

Yunanistan'da Modern Tarım Sektörü İçin Teknoloji ve Örgütlenme Çağrısı

Atina Ekonomi Üniversitesi emekli profesörü Nikolaos Papavasileiou, Yunanistan'daki modern tarım sektörünün geleneksel üretim ile gıda teknolojisini birleştirmesi gerektiğini savunuyor. Papavasileiou'ya göre tarım sektörü, bağlantılı değer zinciriyle birlikte ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının %15'ini oluşturuyor ve toplam ekonomik ağırlık bakımından turizmden daha güçlü bir konumda bulunuyor. Yazar, bu potansiyelin akıllı tarım, yapay zekâ, sensörler ve biyoteknoloji kullanılarak geliştirilmesini öneriyor. Yazıda süt ürünleri, özellikle beyaz peynir ve yoğurt için büyüme potansiyeli bulunduğu belirtiliyor. Bunun değerlendirilebilmesi için kaliteli ürünlerin standartlaştırılmış üretim, düzenli dağıtım ve etkili tanıtımla desteklenmesi gerektiği ifade ediliyor. Dondurulmuş sebzelere yönelik tüketici ilgisinin arttığı, ancak Yunanistan'ın ihracatının zayıf ve ithalatının yüksek kaldığı aktarılıyor. Taze sebze ihracatındaki temel sorun ise modern biçimde örgütlenmiş işletmelerin ve lojistik altyapının eksikliği olarak gösteriliyor. Papavasileiou, Yunanistan'da kabuklu deniz ürünleri üretimi ve ticaretinin Avrupa Birliği toplamına kıyasla çok küçük ve yeterince gelişmemiş olduğunu belirtiyor. Balıkçılık üretiminde düşüş eğilimi bulunduğunu, balık ihracatının düşük kalmasına karşılık ithalatın arttığını yazıyor. Hazır meyve suyu ihracatının yıllık 90,7 milyon dolar, ithalatın ise 45-50 milyon dolar olduğu belirtilirken, İsrail'in konsantre portakal suyu ihracatındaki küresel konumu Yunanistan için karşılaştırma olarak sunuluyor. Yazıda pamukta ambalajlama ve balya kimliğinin belirlenmesi, zeytinyağı, şarap ve zeytinde ise tanınırlık ve tanıtım eksiklikleri öne çıkarılıyor. Yeni teknolojilerin çiftçilere maliyet, fiyat, çeşit, kalite, pazarlama kanalları ve rekabet hakkında bilgi sağlayabileceği; bunun için çiftçiler arasında iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca yurt içinde üretilen ürünlerin perakendede satılan payının yalnızca %36 olması eleştiriliyor.

Yazar, FDA’dan Salgınların Gerçek Kaynağını Açıklamasını İstiyor
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

Yazar, FDA’dan Salgınların Gerçek Kaynağını Açıklamasını İstiyor

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Food Safety News yazarı, FDA’ya sunacağını belirttiği iki yurttaş dilekçesiyle, kurumun kendi soruşturmasında bir salgının gerçek kaynağı olarak belirlediği firmanın adını açıklamasını istiyor. Talep, soruşturma sürerken olası kaynakların veya çalışma hipotezlerinin yayımlanmasını kapsamıyor; yalnızca inceleme tamamlandığında gerçekten kaynak olduğu sonucuna varılan şirketin açıklanmasını öngörüyor. Yazar, dilekçelerin federal hükümetin daha önce yapmadığı ya da yapabileceğini söylemediği bir uygulamayı istemediğini savunuyor. Yazıya göre “radikal şeffaflık” ilkesi, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) ile FDA’nın gıda politikalarına 2025’te taşındı. HHS, 10 Mart 2025’te kendiliğinden GRAS yolunun kapatılmasını inceleme talimatı verirken, Amerikalıların gıdalarının içeriğini bilmesini sağlama taahhüdünü açıkladı. FDA da 9 Temmuz 2025’te gıda güvenliği ve beslenme eylemlerinde radikal şeffaflığın gıda kaynaklı hastalıklar ile kronik hastalıkları azaltmanın anahtarı olduğunu bildirdi. FDA’nın gıda programı, 24 Eylül 2025’te kapanmış salgın soruşturmaları için Yönetici Olay Özeti belgelerini yayımlamaya başladı. Ancak yazar, bu özetlerde kamuoyunun en çok ihtiyaç duyduğu “kim ve nerede” bilgilerinin eksik kaldığını belirtiyor. FDA bazı salgınlarda şirket adlarını ve hastaların yaşadığı eyaletler gibi ayrıntıları açıklamadı; kurum, şirket adlarının Ticari Sırlar Yasası kapsamında korunduğunu söyledi. Yazıda, eylül ayında marulla bağlantılı bir E. coli soruşturmasının yetiştirici, işleyici veya marka adı verilmeden kapatıldığı aktarılıyor. Ekimdeki E. coli O157:H7 salgınında ise ürün markasının FDA veya USDA Gıda Güvenliği ve Denetim Servisi (FSIS) yerine dava ve gazete haberleri aracılığıyla öğrenildiği belirtiliyor. Yazar, 2024 sonbaharındaki romaine bağlantılı E. coli O157:H7 salgınını şeffaflık eksikliğinin örneği olarak gösteriyor. Salgında 15 eyalette 89 kişi hastalandı, 36 kişi hastaneye kaldırıldı, yedi hemolitik üremik sendrom vakası görüldü ve bir kişi öldü; FDA soruşturmayı yalnızca “romaine” ifadesiyle kapattı. Ayrıca chicken wrap ürünleriyle bağlantılı 50 kişilik salgında FDA salgının sona erdiğini bildirdi, FSIS ise kaynağın Trader Joe’s olduğunu bir gazeteciye doğruladı. FDA, ürünlerin daha önce piyasadan kaldırıldığını ve raf ömrü dolduğu için ayrıntılı açıklamanın tüketicilerin alabileceği koruyucu bir eylem sağlamayacağını söyledi; buna karşın FDA ve FSIS soruşturmalarının ayrıntıları yayımlanmadı.

Akademisyen: Şili’de Meyve ve Sebze Fiyatları Tarım İçin Uyarı
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Akademisyen: Şili’de Meyve ve Sebze Fiyatları Tarım İçin Uyarı

Şili’de meyve ve sebze fiyatlarındaki artışın, tarım sektöründeki yapısal maliyet baskılarına işaret ettiği değerlendirmesi yapıldı. Universidad de Las Américas Ziraat Fakültesi akademisyeni Waldemar Herrera’nın yazısına göre üretim, hasat, taşıma ve taze gıdaların pazarlanma maliyetleri enerji, iş gücü, iklim, lojistik ve finansman kaynaklı baskılardan aynı anda etkileniyor. Yazıda, Eylül 2026’da tüketici fiyat endeksinin aylık %0,4, yıllık %4,1 arttığı; gıda fiyatlarındaki yükselişin ise %0,6 olduğu belirtiliyor. Mayıs ayından itibaren aylık asgari gelirin 553.553 Şili pesosuna çıkmasının, özellikle düşük mekanizasyonlu küçük ve orta ölçekli işletmelerde hasat, ayıklama ve paketleme maliyetlerini artırdığı ifade ediliyor. Kuraklık, don, sıcak hava dalgaları ve yağışların da verim ile ürün kalitesini etkilediği aktarılıyor. Herrera, soğuk zincir altyapısındaki eksiklikler ve üreticilerin parçalı yapısı nedeniyle bazı ürünlerde hasat sonrası kayıpların %25’e ulaşabildiğini belirtiyor. ODEPA verilerine göre Ekim 2026’da Metropolitana Bölgesi’nde patates serbest pazarlarda kilogram başına 1.183 pesodan, limon ise 668 pesodan satıldı; bu fiyatlar süpermarketlere göre sırasıyla %39,6 ve %64,9 daha düşüktü. Yazı, çözüm olarak fiyat sabitlemesi yerine verimlilik, sulama, soğuk zincir ve lojistik yatırımlarını öneriyor.

Hollanda’da Tüketiciler Şekli Standart Dışı Sebze ve Meyvelere Açık
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber
Veri haberi

Hollanda’da Tüketiciler Şekli Standart Dışı Sebze ve Meyvelere Açık

Hollanda’da Radar tüketici koruma portalının 3.279 kişinin katılımıyla yaptığı araştırmaya göre tüketicilerin %77’si, meyve ve sebzelerin şeklinin satın alma kararında önemli olmadığını belirtti. Araştırma, standart dışı görünümlü ürünlere yönelik tüketici kabulünün perakende uygulamalarından daha yüksek olabileceğine işaret ediyor. Katılımcıların %56’sı, aynı kalitedeki düzgün şekilli ürünlerle standart dışı görünümlü sebze ve meyveler için aynı fiyatı ödemeye hazır olduğunu söyledi. Bununla birlikte %44’lük kesim, bu ürünlerin mağazalarda indirimli satılması gerektiğini düşünüyor. Hollanda’da Samen Tegen Voedselverspilling kuruluşunun yöneticisi Toine Timmermans’a göre katı pazar standartları ve müşteri beklentileri, hangi ürünlerin perakende zincirlerine gireceğini etkiliyor. Standart dışı ürünler tamamen kayba uğramıyor. Küçük karanfiller hazır yemek paketlerinde, olgun meyveler ise smoothie ve diğer işlenmiş ürünlerde değerlendirilebiliyor. Hollanda’da yetiştirilen sera salatalıklarının %1’inden azının eğri veya alışılmadık şekilli olduğu belirtilirken, perakendede bu ürünlere daha fazla yer verilmesinin gıda israfını azaltabileceği aktarılıyor. Perakende sektöründeki gıda atığı 2018’den bu yana %34 azaldı.