ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

34 haber · Sayfa 1

Bulgaristan’da Hayvancılar Kuraklık Tazminatı Kriterlerini Protesto Etti
Görsel kaynağı: BNT News · Özgün haber

Bulgaristan’da Hayvancılar Kuraklık Tazminatı Kriterlerini Protesto Etti

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Bulgaristan’da hayvancılar, geçen yılki kuraklık nedeniyle verilecek tazminatların dağıtımını protesto ederek Sevlievo yakınlarında Sofya–Varna ana yolundaki trafiği bloke etti. Üreticiler, açıklanan kriterlerin adaletsiz olduğunu ve bazı bölgelerdeki çiftliklerin hiçbir destek alamadığını savundu. Protestocular, hayvancılığın bölgelere veya hayvan türlerine göre ayrılmamasını ve tüm işletmeler için aynı kriterlerin uygulanmasını istedi. Üreticiler, keçi ve mandaların yanı sıra sığır ve koyunlar için de ortak ölçütler belirlenmesini, yardım ödemelerine ilişkin kriterlerin yeniden değerlendirilmesini talep etti. Bir üretici, aynı koşullarda bulunan iki işletmeden birinin destek alırken diğerinin alamamasının haksızlık olduğunu söyledi. Ulusal Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği ise koyun ve keçi yetiştiricilerine yönelik diğer kriz önlemlerinin eşitlenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı. Ancak sığır ve manda yetiştirenler için sorunun nasıl çözüleceği henüz netleşmedi.

Dünya Tarımına Kamu Desteği 2025’te 950 Milyar Doları Aştı
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Tarımına Kamu Desteği 2025’te 950 Milyar Doları Aştı

OECD’nin 56 ülkeyi kapsayan yeni raporuna göre dünya genelinde tarıma yönelik kamu desteği 2025’te 950 milyar doları aşarak rekor seviyeye çıktı. Destekler, 2023-2025 döneminde yaklaşık %15 artarken tarımsal üretim değerinin %19,1’ine ulaştı. İki yıl önce bu oran %17,6 olarak kaydedilmişti. OECD, artışın önemli bölümünü savaşlar, krizler ve gıda üretimiyle tedarikini etkileyen aşırı hava olaylarıyla ilişkilendiriyor. Rapora göre kamu kaynaklarının önemli bir kısmı kısa vadeli kriz önlemleri ve fiyat desteklerine yöneliyor. Buna karşılık araştırma, inovasyon, altyapı ve uzun vadeli dayanıklılık yatırımları aynı hızda artmıyor. Bu ortak hizmetlere yönelik kamu yatırımları 2023-2025 döneminde tarımsal üretim değerinin ortalama %2,4’üne denk geldi; 2000’lerin başında bu oran %4,6’ydı. OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, daha fazla desteğin otomatik olarak daha iyi sonuç vermeyeceğini belirterek inovasyon ve verimlilik yatırımlarının artırılması çağrısında bulundu. OECD ayrıca, destek politikalarının gıda fiyatlarını yüksek tuttuğu ülkelerde tüketicilerin 2023-2025 döneminde yılda 204 milyar dolar eşdeğerinde dolaylı maliyet taşıdığını tahmin ediyor.

Tarım Hangarlarına Güneş Paneli Kurulumunda Hukuki ve Mali Koşullar Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber

Tarım Hangarlarına Güneş Paneli Kurulumunda Hukuki ve Mali Koşullar Öne Çıkıyor

Tarım hangarına fotovoltaik panel kurulumu, yenilenebilir elektrik üretirken işletmeye ek gelir sağlayabilir. Ancak projeye başlamadan önce binanın mülkiyet durumu ile yatırımın hukuki, vergisel ve sosyal sonuçlarının değerlendirilmesi gerekiyor. Kaynak, yatırımın uzmanlardan alınacak destekle güvenceye alınmasını öneriyor. Hangar kırsal kira sözleşmesi kapsamında kullanılıyorsa fotovoltaik faaliyet geliştirilmesi önerilmiyor. Kira statüsünün ticari faaliyete izin vermemesi ve yapılar üzerindeki tazminat hakkının kaybedilebilmesi bu yaklaşımın gerekçeleri arasında yer alıyor. Ayrıca elektrik üretiminin işletme içinde mi yoksa ayrı bir şirket üzerinden mi yürütüleceği ve işletmenin devri sırasında faaliyetin korunup korunmayacağı baştan kararlaştırılmalı. Tarımsal sivil şirketlerde faaliyet amacı ile ana sözleşmenin güncellenmesi gerekiyor. Mevcut binalarda genellikle ön bildirim, yeni yapılarda ise yapı ruhsatı başvurusuna güneş enerjisi kurulumunun dahil edilmesi gerekiyor. Vergilendirme seçilen yapıya göre değişiyor; işletmelerin taşınmaz katkı payı uygulanabilir ve yüksek güçlü bazı tesisler özel vergilendirmeye tabi olabilir. Bina tarımsal kullanımını koruduğunda emlak vergisi muafiyeti genellikle devam ediyor. Sosyal güvenlik sonuçlarının da ayrıca incelenmesi gerekiyor.

Kıbrıs Bütçesinde Su Krizi ve Tarım-Hayvancılık Desteklerine Milyonlarca Avro Ayrıldı
Görsel kaynağı: Reporter Cyprus · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs Bütçesinde Su Krizi ve Tarım-Hayvancılık Desteklerine Milyonlarca Avro Ayrıldı

Kıbrıs devlet bütçesinde su krizine karşı su alımı, hayvan hastalıkları nedeniyle zarar gören hayvancılara tazminat ve tarım-hayvancılık sektörünü destekleme amacıyla milyonlarca avroluk kaynak öngörülüyor. Tarım Bakanlığı bütçesinde içme suyu alımı için 168 milyon avronun üzerinde, hayvanlarını veya ilgili eşyalarını kaybeden hayvancılara tazminat için 8 milyon ve üretici destek planları için 7,5 milyon avronun üzerinde ödenek yer alıyor. Harcamalar; su temini, hayvan hastalıkları kaynaklı kayıpların karşılanması ve üretim ile geliri etkileyen risklere karşı destek olmak üzere üç ana alanda toplanıyor. Tarım ve hayvancılık sektörüne ayrılan 7.590.000 avroluk kredi, olumsuz hava koşulları ve doğal afetlerden kaynaklanan zararların tazminine yönelik planları kapsıyor. Kaynakta ayrıca zararların önlenmesi ve hasar gören üretim kapasitesinin yeniden oluşturulması için destekler, olumsuz hava koşulları ve doğal afetlerden etkilenen üreticilere yönelik acil yardım planları ile belirli çiftçi, hayvancı ve balıkçı gruplarına ekonomik yardım öngörülüyor. Renkli tarım mazotu yararlanıcıları için de tarımsal araçlarda kullanılan motorine destek planlanıyor; destek hesabında tüketim miktarı, toplam renkli mazot tüketiminin %10'unu aşamayacak. Su Geliştirme Dairesi için öngörülen 168.069.000 avroluk su alımı bütçesi, arıtma tesislerinden içme suyu ile atık su arıtma istasyonlarından geri dönüştürülmüş su tedarikini kapsıyor. Lurucina'ya 13 bin metreküp içme suyu verilmesi ve toplulukların acil ihtiyaçlarını karşılamak üzere özel kuyulardan su alınması da planın içinde bulunuyor. Bütçede, Kıbrıs genelindeki su temini sistemlerinin iyileştirilmesi için hükümet ve ilgili toplulukların katkısıyla yürütülecek çalışmalara 2 milyon avro ayrılıyor. Su ve sulama altyapısında Genişletilmiş Limasol Bölgesi su temini projesi için 375 bin avro, Solea Sulama Projesi için 600 bin avro öngörülüyor. Solea projesi; baraj, ana sulama hatları, su depoları, pompa istasyonları ve sulama şebekelerini içeriyor. Projenin sulama şebekeleri, etüt ve denetim dahil tahmini toplam maliyeti yaklaşık 31 milyon avro olarak veriliyor; 600 bin avroluk kalem bu toplam maliyetin tamamını ifade etmiyor. Ayrıca iki sulama projesi için toplam 1 milyon avro ayrılması planlanıyor. Veterinerlik Hizmetleri bütçesindeki 8 milyon avro, hayvan hastalıklarıyla mücadele kapsamında hayvanların itlaf edilmesi veya eşyaların imha edilmesi durumunda sahiplerine yapılacak tazminatları kapsıyor. Kaynakta salmonelloz, kuş gribi ve diğer acil hayvan hastalıklarına ilişkin kayıplar ile yeniden faaliyete geçecek hayvancıların gelir kaybına yönelik destekten söz ediliyor. Bunun yanında 2023-2027 Ortak Tarım Politikası Stratejik Planı kapsamında, Kıbrıs Tarımsal Ödemeler Kurumu Ödeme Fonu'na devlet katkısı için 12 milyon avro kredi öngörülüyor.

Bulgaristan’da Tarım İdaresini Birleştirme ve Kadro Azaltma Reformu Önerildi
Görsel kaynağı: 24 Chasa · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Tarım İdaresini Birleştirme ve Kadro Azaltma Reformu Önerildi

Bulgaristan Tarım Bakanı Plamen Abrovski, tarım idaresinde yüzlerce kadronun azaltılmasını ve çeşitli kurumların birleştirilmesini içeren kapsamlı bir reform önerdi. Kamu istişaresine açılan değişikliklerin 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girmesi bekleniyor. Önerinin en önemli başlıklarından biri, orman ve balıkçılıktan sorumlu iki ajansın yeni bir yapıda birleştirilmesi. Reform taslağına göre orman ajansındaki mevcut 300 kişilik kadro 276’ya, bölgesel birimlerdeki kadro ise 1119’dan 1096’ya indirilecek. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Burgaz’da kalacak ve dört bölgesel birimle çalışacak. Sendikalar ve sektör temsilcileri, değişikliklerin Avrupa ödemelerinde kesintiye, av kotalarının kaybedilmesine ve Avrupa Birliği Adalet Divanı yaptırımlarına yol açabileceği uyarısında bulundu; bu nedenle deniz kentlerinde protestolar düzenlendi. Bağcılık ve şarapçılıktaki bağımsız icra ajansının faaliyetleri Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı’na aktarılacak. Ajans bünyesinde bağcılık ve şarapçılığa özel bir yapı kurulacak; bu yapı bağcılık sicilini, Sofya ve Plovdiv’deki test laboratuvarlarını ve bölgesel birimleri devralacak. Değişiklik 3895 üzüm üreticisi ile şarap, sirke ve diğer ürünleri üreten 350 işletmeyi kapsıyor. Tarım Bakanlığı, amacın denetimi tek bir yapıda toplamak olduğunu belirtiyor; birleşme sonrasındaki kesin kadro sayısı ise yeni teşkilat yönetmeliğine bırakılıyor. Reform ayrıca hayvancılıkta seleksiyon ve üreme ajansının çeşit deneme ajansına katılarak yeni bir kurum oluşturmasını öngörüyor. Tarım Fonu’nda 120, Gıda Güvenliği Ajansı’nda 100 ve Tarım Akademisi’nde 253 kadro azaltılması planlanıyor. Bakanlık merkez teşkilatında da 37 kadro azaltılması ve personel sayısında %5,54 küçülme öngörülürken, tazminatlar için ek 1.216.330 avro talep edilmesi bekleniyor.

Romanya İçişleri Bakanlığı, Koyun Yetiştiricilerinin Protesto Çağrılarını “Manipülasyon” Saydı
Görsel kaynağı: Adevărul · Özgün haber
Veri haberi

Romanya İçişleri Bakanlığı, Koyun Yetiştiricilerinin Protesto Çağrılarını “Manipülasyon” Saydı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Romanya İçişleri Bakanlığı (MAI), koyun yetiştiricilerine yönelik yeni protesto çağrılarını “manipülasyon girişimi” olarak nitelendirerek çiftçilerin başlıca taleplerinin çözüldüğünü savundu. Bakanlık, hükümetin hedefinin ihracatın yeniden başlatılması ve yetiştiricilerin talep ettiği koşulların sağlanması olduğunu bildirdi. Ancak sektör temsilcileri, bu değerlendirmenin sahadaki sorunları yansıtmadığını belirterek ekonomik kayıpların karşılanmadığını, ihracat kısıtlamalarının sürdüğünü ve veterinerlik kurumlarına güvenin zedelendiğini söylüyor. Tartışmanın önemli başlıklarından biri koyun ve keçilerde aşılama süreci. Romanya, yetiştiricileri desteklemek amacıyla Avrupa Birliği’nin stratejik rezervlerinden 1,1 milyon doz aşı aldı. Moldoovis Başkanı Ionică Nechifor ise bu miktarın sektörün ihtiyacına göre çok düşük olduğunu ve tek başına veterinerlik krizini çözemeyeceğini savunuyor. Nechifor’a göre aşıların etkisi, hastalığın ilk odaklarının görüldüğü Köstence ve Tulcea çevresiyle sınırlı kalabilirken, krizin ülke genelindeki sonuçları daha geniş kapsamlı. Yetiştiriciler ayrıca ihracatın yeniden başlatılması ve daha önce oluşan kayıplar için mali destek talep ediyor. Nechifor, kısıtlamalar nedeniyle kuzuların uygun ağırlık ve dönemde ihraç edilemediğini, bazı hayvanların ek maliyetlerle işletmelerde tutulduğunu, bazılarının ise daha düşük fiyatlarla satıldığını belirtiyor. Kendisinin aktardığı örneğe göre bazı kuzular 24 ley yerine 13-14 leyden değerlendirildi. Sektörün bir diğer itirazı, Ulusal Veterinerlik ve Gıda Güvenliği Kurumu (ANSVSA) yönetimine yönelik güven kaybı. Nechifor, kurum ile yetiştiriciler arasındaki ilişkinin bozulduğunu ve mevcut yönetim görevden alınmazsa federasyon tarafından üstlenilen, organize ve izinli bir protestonun gündeme gelebileceğini söylüyor. Kaynakta yeni bir protestonun kesinleştiğine ilişkin bilgi bulunmuyor. Yetiştiricilerin sorunları veterinerlik kriziyle sınırlı değil. Yem maliyetleri ve iş gücü eksikliğinin yanı sıra yaban hayvanlarının saldırıları da başlıca şikâyetler arasında yer alıyor. Ion Hiru, ayıların öldürdüğü veya zarar verdiği hayvanlar için ödenen tazminatların gerçek değeri yansıtmadığını belirterek, 3.000-5.000 ley değer biçilen bir koç için 1.300 ley teklif edildiğini aktarıyor. MAI, 15 Eylül 2026’daki gösteride şiddete teşvik ve gerçekleşen şiddet nedeniyle 50’den fazla kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Nechifor ise Romovis Federasyonu ile meslek örgütlerinin gösteriye resmen katılmadığını, bazı çiftçilerin bireysel olarak geldiğini ve protestoya dışarıdan kişilerin sızdığını öne sürüyor. Kişilerin hukuki durumuna ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

Şili’de Gübre İhlalleri İçin Kademeli Para Cezası Düzenlemesi Gönderildi
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Gübre İhlalleri İçin Kademeli Para Cezası Düzenlemesi Gönderildi

Şili Kongresi, gübrelerdeki biçimsel hatalar ile bileşim, kalite, güvenlik veya izlenebilirliği etkileyen maddi ihlaller için farklı para cezası aralıkları öngören metni 19 Ekim 2026'da yürütmeye gönderdi. Metne göre yanıltıcı olmayan biçimsel ihlaller 10 ila 100 UTM, bileşim tağşişi dahil maddi ihlaller ise 100 ila 1.000 UTM arasında cezalandırılacak. Kaynak, metnin yayımlandığını veya yürürlüğe girdiğini belirtmiyor. Agricultores Unidos de Chile, 15 Haziran'da Senato Tarım Komisyonu'ndaki görüşmeler sırasında, bir etiketleme hatasıyla bileşimi beyan edilenden farklı bir gübrenin aynı kapsamda değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Kuruluş, biçimsel ihlallerin ayrılmasını, maddi ihlallerde caydırıcı cezaların korunmasını ve yaptırım belirlenirken pazarlanan miktar ile elde edilen ekonomik yararın dikkate alınmasını önerdi. Yazıda bu görüşü desteklemek için özel üniversite laboratuvarlarında incelenen örnekler aktarıldı. Bir jips numunesinde etikette %17 kükürt beyan edilirken analizde bu oranın %1'in altında kaldığı, karışımlarda fosfor ve potasyum sapmalarının ise toleransın sekiz katına kadar çıktığı belirtildi. Ancak bu analizlerin resmi SAG denetimi olmadığı ve piyasaya genellenemeyeceği özellikle vurgulandı. Metne göre cezaların kademelendirilmesinde zarar, ürünlerin değeri, sağlanan ekonomik yarar ve ihlalcinin ekonomik kapasitesi dikkate alınacak. Buna karşılık reform, tonaja göre otomatik bir ceza formülü veya zarar gören çiftçiye doğrudan tazminat getirmiyor; para cezaları kamuya gelir olarak kalıyor. Yazının yazarı Camilo Guzmán Martínez, nihai ayrımın SAG tavsiyeleriyle bağlantılı bir parlamenter önergeden doğduğunu aktardı.

Tayland’da Kok ve Sai Nehirleriyle Sulanan Pirinçte Arsenik ve Kurşun Uyarısı
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber
Veri haberi

Tayland’da Kok ve Sai Nehirleriyle Sulanan Pirinçte Arsenik ve Kurşun Uyarısı

Tayland’ın Çiang May kentinden milletvekili Phattharaphong Leelaphat, Kok ve Sai nehirlerinden su kullanan tarım alanlarında üretilen pirinç ve pirinç kavuzlarında arsenik ile kurşun kirliliği tespit edilen bazı örnekler bulunduğunu açıkladı. Phattharaphong, tüketici güvenliği açısından risk bulunduğunu belirterek hükümetten ürünler piyasaya çıkmadan önce her parselde acil denetim yapılmasını istedi. Açıklama 23 Ekim 2569’da yapıldı. Milletvekilinin aktardığı test sonuçlarına göre Sai Nehri suyunda arsenik güvenlik sınırının 28 katı, kurşun ise 5 katı olarak ölçüldü. Tarım alanlarında incelenen 20 toprak parselinin 11’inde arsenik düzeyi sınırı aştı. Pirinç ve pirinç kavuzu örneklerinin bazılarında da arsenik ve kurşun seviyelerinin standartların üzerinde olduğu bildirildi. Kaynağa göre bu ürünler, mart-mayıs dönemindeki önceki ekim sezonundan elde edildi; test sonuçları ise daha sonra açıklandı. Phattharaphong, sorunu komşu ülkedeki madencilik faaliyetleriyle ilişkilendirdiği sınır aşan kirliliğin uzun süredir devam ettiğini söyledi. Su, tarım toprağı ve pirinç üzerinde yapılan incelemelerin, gıda üretim zinciri boyunca birbiriyle bağlantılı risklere işaret ettiğini belirtti. Ancak bu değerlendirme milletvekilinin açıklamasına dayanıyor. Test sonuçlarının gecikmesini ise kurumlara denetim için yeterli bütçe ayrılmamasına bağladı; bazı kurumların başka projelerin bütçelerini kullanmak zorunda kaldığını ifade etti. Milletvekili, kirli su kullanan tarım alanları için izleme sistemi kurulmasını, ekim öncesinde toprağın iyileştirilmesini ve suyun tarımsal kullanımdan önce kaynağında arıtılmasını önerdi. Ayrıca çiftçilerin bölge koşullarına uygun ürünlere geçişinin desteklenmesini ve etkilenen üreticiler için tazminat önlemleri alınmasını istedi. Hükümetten acil bütçe ayırarak ürünleri parsel bazında denetlemesi ve standartları karşılamayan ürünleri satış zincirinden ayırması talep edildi. Phattharaphong, hasat sonrasında hazırlanmış risk alanı haritalarının değerlendirilerek her bölgeye uygun önlemler belirlenmesini de önerdi. Standartları karşılayan parseller için satışta kullanılabilecek sertifikalar verilmesini, uygunsuz ürün üreten çiftçilerin ise desteklenmesini istedi. Milletvekili, tüm bölgedeki pirincin riskli ilan edilmemesi gerektiğini; parsel bazlı denetimin hem tüketicileri hem de kirliliğin kaynağı olmayan çiftçileri korumayı amaçladığını söyledi.

Kanada’nın Manitoba Eyaletinde Buğday Kurulu Tekeline İlişkin Toplu Dava Reddedildi
Fotoğraf: Jeff McIntosh/The Canadian Press · Özgün haber
Veri haberi

Kanada’nın Manitoba Eyaletinde Buğday Kurulu Tekeline İlişkin Toplu Dava Reddedildi

Kanada’nın Manitoba eyaletinde Court of King's Bench Yargıcı Chris Martin, Kanada Buğday Kurulu tekelinin sona erdirilmesinin ardından tahıl çiftçilerinin açtığı toplu tazminat davasını reddetti. Karar, çiftçi Edward Andrew Dennis’in 2017’de Kanada başsavcısı ile Kanada Buğday Kurulu’nun halefi G3 Global Grain Group’a karşı açtığı talebi de kapsıyor. Martin’in kararına göre dava, kurulun özel bir yapıya dönüştürülmesiyle başlayan ve on yılı aşkın süredir devam eden hukuki sürecin son halkası oldu. Toplu dava, Kanada Buğday Kurulu’nun tekel olarak faaliyet gösterdiği son iki yılda havuz pazarlama programı üzerinden satış yapan tahıl çiftçileri adına açıldı. Davada kurulun para ve belirli hesapları kullanma biçimi ele alındı. Çiftçiler, kuruldan sorumlu federal bakanın kamu görevinde görevi kötüye kullandığını ve kurulun sözleşmeyi ihlal ettiğini savunarak toplamı 91 milyon doların biraz üzerinde olabilecek tazminat talep etti. İddiaların merkezinde, kurulun havuz ve havuz dışı satışlar için kullandığı mali yapı vardı. Havuz programında üreticilere beklenen fiyata göre ilk ödeme yapılıyor, ürün satıldıkça oluşan değer artışları ile havuz fazlasından ek ödemeler veriliyordu. Havuz dışı satışlarda ise daha yüksek peşin ödeme yapılıyor, ancak sonraki ödemeler yapılmıyordu. Kurulun havuz dışı satışlardaki zararları karşılamak için ayrı bir ihtiyat fonu bulunuyordu. Çiftçiler, federal bakanın bu fonun tavanını 60 milyon dolardan 100 milyon dolara, ardından 200 milyon dolara çıkarma önerisinde bulunmasını ve kurula fona para aktarma talimatı vermesini hukuka aykırı olarak niteledi. Ayrıca fonun, kurulun özel bir yapıya dönüştürülmesini finanse etmek için genel bir birikmiş kâr hesabı gibi kullanıldığını, havuz hesaplarındaki paranın da geçişle bağlantılı bazı masraflara aktarıldığını ileri sürdü. Fon tavanına ulaşıldığında havuz dışı satışlardan elde edilen kârın havuz hesabına aktarılabildiği ve bunun havuz üreticilerine dağıtılabildiği de karar metninde yer aldı. Yargıç Martin bu iddiaları kabul etmedi. Karara göre bakanın eylemleri uygun ve hukuka uygundu, çiftçilerle kurul arasında davada ileri sürülen yükümlülükleri doğuracak bir sözleşme bulunmuyordu ve kurul, söz konusu masrafları havuz hesaplarından karşılamak zorundaydı. Kanada Buğday Kurulu 1935’te gönüllü bir pazarlama programı olarak kurulmuş, daha sonra batı Kanada’daki çiftçilerin birkaç istisna dışında buğday ve tahıllarını kurula satmak zorunda olduğu zorunlu bir tekele dönüşmüştü. Stephen Harper hükümeti, 2011 federal seçiminden sonra kurulu özel bir yapıya dönüştürmek için adımlar atmıştı. Manitoba Üniversitesi Transport Institute direktörü tarım ekonomisti Barry Prentice, kararın Kanada Buğday Kurulu tartışmasının “son bölümü” olduğunu söyledi. Prentice, kurulun bir dönem çiftçilere hizmet ettiğini ancak zamanla amacını yitirdiğini ve değişime uyum sağlayamadığını savundu. G3 avukatları kararın birden fazla mahkeme ve yargı bölgesinde sürdürülen talebi sonuçlandırdığını belirtirken, federal hükümet sözcüsü mahkemenin inceleme için ayırdığı zaman ve gösterdiği özen için teşekkür etti. Çiftçilerin avukatları ise açıklama yapmadı.

Kıbrıs’ta Şap Hastalığı Tazminatları Dört Çiftlik İçin Bekliyor
Görsel kaynağı: SigmaLive · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs’ta Şap Hastalığı Tazminatları Dört Çiftlik İçin Bekliyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Kıbrıs’ta şap hastalığından etkilenen dört hayvancılık çiftliğine ilişkin tazminat ödemeleri hâlâ yapılmadı. Panagrotikos Çiftçiler Birliği Başkanı Kyriakos Kailas, etkilenen işletmeler 20 gün içinde yeniden faaliyete başlayamazsa gelir kaybı için tazminat ödemelerinin derhal başlatılmasını talep edeceklerini söyledi. Kailas, diğer etkilenen hayvancılara ödeme yapıldığını, dört çiftliğin ödemesinin ise beklediğini belirtti. Kailas, hastalıktan etkilenen herkesin istisnasız tazmin edilmesini öngören ilk kararın uygulanması gerektiğini savundu. Şüpheli usulsüzlüklerin ayrıca soruşturulabileceğini söyleyen Kailas, işletmelerin yedi veya sekiz ay çalışamamasının ardından üreticilerden daha fazla beklemelerinin istenemeyeceğini ifade etti. Tarım Bakanlığı Daimi Müsteşarı Andreas Gregoriou ise daha önce, bekleyen ödemelerin 2 bin hayvanın daha itlaf edilmesi tamamlandıktan sonra yapılacağını açıklamıştı. Kailas ayrıca tarım sektörüne Avrupa kaynaklarından sağlanan 4,6 milyon avroluk desteğin %200 artırılabileceğini, ancak Maliye Bakanı’nın farklı tutumu nedeniyle bunun gerçekleşmediğini söyledi. Ona göre daha yüksek finansman, daha kapsamlı destek verilmesini ve mevcut desteklerin dışında kalan sektörlerin de programa dahil edilmesini sağlayabilirdi. Panagrotikos, bazı üreticiler için tarımsal dizel desteğinin 5 bin avro ile sınırlandırılmasına da karşı çıktı. Birlik, çiftçilerin ekim ve yetiştirme döneminde yakıt alımlarını artıracağı gerekçesiyle programın ekim sonunda kapatılmak yerine aralık ayına kadar sürdürülmesini önerdi.

Kuzey Kıbrıs’ta Narenciye Üreticileri Ödenmeyen Ürün Bedelleri İçin Çağrı Yaptı
Görsel kaynağı: Kıbrıs Haberci · Özgün haber

Kuzey Kıbrıs’ta Narenciye Üreticileri Ödenmeyen Ürün Bedelleri İçin Çağrı Yaptı

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Kuzey Kıbrıs Narenciye Üreticileri Birliği Derneği, yeni sezon yaklaşırken geçtiğimiz döneme ait ürün bedelleri ile zarar tazminatlarının hâlâ ödenmediğini belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Dernek Başkanı Turgut Akçın, Başbakan Ünal Üstel’in ekim ayının ilk haftasında ödeme yapılacağı yönündeki sözünü hatırlattı ve ödemelerin gerçekleştirilmemesini eleştirdi. Akçın, bazı bölgelerde narenciye rekoltesinin yarısının fırtına ve dolu nedeniyle döküldüğünü, dalında kalan ürünün ise yalnızca konsantre tesislerine gönderilebilecek kusurlu nitelikte olduğunu söyledi. Zarar tespitine ilişkin bilgilendirme yapılmadığını ve girdi maliyetlerinin yükseldiğini belirten Akçın, ödemeler yapılmazsa birçok üreticinin iflas noktasına gelebileceği uyarısında bulundu. Ayrıca tarım arazilerinin korunması için önlem alınmasını istedi.

Suriye’de İşletilen Sera Sayısı 175 Bini Aştı
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de İşletilen Sera Sayısı 175 Bini Aştı

Suriye’de işletilen örtü altı sera sayısı 175.522’ye ulaştı. Seralar, açık tarlalarda üretimin bulunmadığı dönemlerde sebze arzını destekleyerek yerel pazarın ihtiyaçlarının karşılanmasına ve ürün bulunabilirliğinde görece istikrar sağlanmasına katkı sunuyor. Sera üretiminin ihracat olanaklarını artırması ve ülkeye döviz kazandırması da hedefleniyor. Tartus, 143.763 sera ile Suriye’de ilk sırada yer alıyor ve toplamın yaklaşık %82’sini oluşturuyor. Lazkiye’de 15.719, Humus’ta 13.706 sera bulunurken, kalan seralar diğer illere dağılıyor. Ürün bazında domates 87.121 sera ile başı çekiyor. Çilek 18.765, salatalık 17.701, patlıcan 16.391 ve biber 15.052 serada yetiştiriliyor. Tropikal ürünlere ayrılan sera sayısı ise 7.614 olarak veriliyor. Suriye Tarım Bakanlığı, tarım müdürlükleri ve danışmanlık birimleri aracılığıyla arazi hazırlığından hasada kadar teknik destek sağlıyor. Üretim aşamaları izleniyor, üreticilerin karşılaştığı teknik ve hastalık kaynaklı sorunlara müdahale ediliyor, başlıca zararlılara karşı entegre mücadele programları uygulanıyor. Bakanlık ayrıca sera üretimini düzenliyor; üreticiler, gübre temini ve büyük zararlar oluşması halinde kuraklık ve doğal afetlerin etkilerini azaltma fonunun tazminatlarından yararlanabiliyor. Sektör, sera kurulumunun ve üretim girdilerinin yüksek maliyeti, üretimin yoğunlaştığı dönemlerde fiyatların düşmesi ve dış pazarlama kanallarının zayıflığı nedeniyle baskı altında. Deniz hortumu, fırtına ve şiddetli yağışlar da üreticiler için ek kayıp riski oluşturuyor. Gelecek planları arasında ihracat sözleşmeleri yapılması, ithalatın düzenlenmesi ve teknik personelin sürekli eğitilmesi bulunuyor. Suriye Tarım Bakanlığı, Türkiye ile Tartus, Lazkiye ve İdlib’de modern sera tarımı tekniklerini yaygınlaştırmak için iş birliği yapıyor.

Tayland’dan Çeltik Fiyat İstikrarı İçin 58,9 Milyar Bahtlık Öneri
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber
Veri haberi

Tayland’dan Çeltik Fiyat İstikrarı İçin 58,9 Milyar Bahtlık Öneri

Tayland hükümeti, 2569/70 üretim yılı çeltik fiyatlarını istikrara kavuşturmak ve üretim yapısını dönüştürmek amacıyla beş projeden oluşan 58.912,64 milyon bahtlık çerçeveyi Bakanlar Kurulunun değerlendirmesine sundu. Paketin 49.275 milyon bahtı kredi, 9.637,64 milyon bahtı ise karşılıksız tazminat ödemelerinden oluşuyor. Önerinin, ekim-kasım döneminde yüksek miktarda ürünün aynı anda piyasaya çıkmasının fiyatlar üzerindeki baskısını azaltması hedefleniyor. Paketteki en büyük kalem, çiftçilerin uygun fiyat dönemini bekleyebilmesi için çeltik satışını erteleme kredisi projesi. Bu proje için 40.928,39 milyon baht ayrılması ve 3 milyon ton çeltiğin kapsamda tutulması planlanıyor. Ton başına kredi tutarı yasemin pirincinde 13.000, bölge dışı yasemin pirincinde 11.500, beyaz pirinçte 6.500, Pathum Thani pirincinde 8.500 ve yapışkan pirinçte 9.500 baht olarak belirlendi. Depolama ve ürün kalitesini koruma giderleri de proje koşullarına göre desteklenecek. Üretici kurumlarının çeltik toplaması ve işleyerek katma değer yaratması için 15.656,25 milyon bahtlık ayrı bir kredi projesi önerildi. Kooperatifler ve üretici grupları aracılığıyla 1,5 milyon ton çeltiğin toplanması hedeflenirken, yıllık faizin %1’ini üretici kurumları, %3,50’sini hükümet karşılayacak. Ayrıca pirinç ticareti yapan işletmelerin stok tutması için 564 milyon bahtlık faiz tazmini ve 4 milyon tonluk hedef öngörülüyor. Çeltik emme projesi için 1.680 milyon baht ve 3 milyon tonluk hedef belirlendi; piyasa fiyatının üzerinde alım desteği proje koşullarına bağlandı. Yüksek kaliteli pirinç projesi kapsamında da 266 üretici grubuna grup başına 300.000 baht verilmesi planlandı. Maliye Bakanlığı satış erteleme projesinin tazminat bütçesini düşürdü, ancak yeni tutar açıklanmadı. Çeltik emme projesi ise finansman kaynağı onaylanmadan uygulanamayacak.

Kuş Gribi Nedeniyle İtlaf Edilen 209 Hayvan İçin Tazminat Ödenmedi
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

Kuş Gribi Nedeniyle İtlaf Edilen 209 Hayvan İçin Tazminat Ödenmedi

Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde kuş gribi nedeniyle 209 hayvanı itlaf edilen bir ırk kanatlıları yetiştiricisi, hayvanların bedeli ile itlaf ve hayvan cesetlerinin bertarafı masraflarının karşılanması talebiyle açtığı davayı kaybetti. Minden İdare Mahkemesi, 17 Mart 2026 tarihli kararıyla Hayvan Hastalıkları Fonu’nun ödeme yapmama kararını onadı ve yetiştiricinin davasını tamamen reddetti. Olay, Kasım 2022’de yetiştiricinin sürüsünde kuş gribinin resmen tespit edilmesiyle başladı. Fon, hayvan hastalıkları mevzuatındaki önemli yükümlülüklerin kusurlu biçimde ihlal edildiği gerekçesiyle tüm ödemeleri reddetti. Kaynağa göre, hayvan hastalıkları fonu genel olarak mali koruma sağlasa da belge yükümlülüklerinin ihlali veya salgınla mücadele önlemlerinin engellenmesi tazminat hakkının tamamen kaybedilmesine yol açabiliyor. Davada öne çıkan ihlallerden biri, salgından birkaç gün önce satılan iki ördeğin usulüne uygun kaydedilmemesiydi. Mahkeme, bu eksikliğin veteriner makamlarının olası bulaş yollarını zamanında izlemesini zorlaştırdığını aktardı; kuş gribinin komşu bir sürüye taşındığı da belirtildi. Ayrıca yetiştirici, zorunlu itlaf sırasında yetkililere bildirmediği ek bir ahırda 33 ördek ve kaz bulunduruyordu. Yetkililer hayvanların varlığını, ahırdan gelen sesler üzerine fark etti. Ek ahırın bulunmasının ardından yetiştirici görevlileri tehdit etti, tüfek getireceğini söyledi ve bazı kişilere saldırdı. İtlaf işlemi önce durduruldu, daha sonra polis koruması altında tamamlandı. Mahkeme bu tutumu, Hayvan Sağlığı Kanunu’nun 24. maddesi kapsamındaki işbirliği yükümlülüklerinin ağır ihlali olarak değerlendirdi. Yetiştiricinin psikolojik yükü ve olay sırasındaki alkol tüketimi de yeterli mazeret kabul edilmedi. Karar, eksiksiz sürü kayıtları tutulmasının, tüm hayvanların bildirilmesinin ve veteriner makamlarıyla işbirliği yapılmasının tazminat hakkı açısından önemini ortaya koydu.

Federación Rural, Toprak Alımının Uyruğa göre Sınırlandırılmasına Karşı Çıktı
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Federación Rural, Toprak Alımının Uyruğa göre Sınırlandırılmasına Karşı Çıktı

Uruguay’daki Federación Rural, arazi alımının alıcının uyruğuna göre sınırlandırılmasına karşı çıktı. Kurum, kamu politikalarının üretimin kârlılığını artırmaya, Uruguaylı üreticilerin araziye erişimini kolaylaştırmaya ve büyük sermayeleri desteklediğini savunduğu istisna rejimlerini kaldırmaya odaklanması gerektiğini bildirdi. Açıklama, “Extranjerización de la Tierra” başlıklı bir duyuruyla yapıldı. Federación Rural, iç kesimlerin nüfus kaybı, orta ölçekli ve aile işletmelerinin azalması ile yerel üreticilerin araziye erişememesi konusundaki kaygıları paylaştığını belirtti. Ancak bu sorunların çözümü için alıcının uyruğunu ölçüt alan yaklaşımı uygun bulmadı. Kuruma göre üretim dokusunu bozan temel unsur, sermayenin ulusal ya da yabancı olmasından bağımsız olarak arazi ve üretimin yoğunlaşması. Bu nedenle alıcının uyruğu, sorunu belirlemek için yetersiz bir gösterge olarak değerlendirildi. Kurum ayrıca, kimlerin arazi satın alabileceğine getirilecek kısıtlamaların mevcut arazi sahibinin taşınmaz değerini düşürebileceği uyarısında bulundu. Federación Rural’a göre mevcut sahiplerin çoğu Uruguaylı üreticilerden oluşuyor ve böyle bir değer kaybı için tazminat öngörülmüyor. Mülkiyet kurallarında değişiklik yapılmasının Uruguay’ın oluşturduğu öngörülebilirlik itibarını zedeleyebileceği ve tarım sektörünü aşan sonuçlar doğurabileceği de belirtildi. Kurum, “etkin kontrol” gibi kavramların idari takdir alanını genişletebileceğini savundu. Federación Rural’ın teşhisine göre yabancılaşma tartışmasının merkezinde yalnızca sahiplerin uyruğu bulunmuyor. Düşük işletme kârlılığı ile yüksek arazi fiyatı arasındaki farkın, istisna rejimlerinden yararlanan büyük sermayelerin vergi avantajlarıyla birleştiği ve Uruguaylı üreticilerin mülkiyete erişimini zorlaştırdığı ifade edildi. Kurum, çeşitlendirilmiş portföylere sahip şirketlerin araziyi bir güvenli varlık olarak kullanabildiğini, geleneksel üreticinin ise üretim marjına bağımlı olduğunu belirtti. Düşük kârlılığın toprağın yoğun ve çıkarıcı biçimde kullanılmasına yol açabileceği, bunun da sürdürülebilirliği güvence altına almayacağı kaydedildi. Kurumun aktardığı verilere göre 2007-2020 arasında istisnai nominatiflik rejimi kapsamında yaklaşık 7 milyon hektar için başvuru yapıldı; bu alan ülkenin yüzölçümünün %43,75’ine karşılık geldi. Başvurulan alanın yaklaşık %80’i sekiz şirkette toplandı. Federación Rural, vergi teşvikleri içeren istisna rejimlerinin eşit olmayan rekabet koşulları yarattığını ve bu avantajlara sahip olmayan üretim sistemlerini olumsuz etkilediğini savundu. Federación Rural, nihai arazi sahiplerinin belirlenebilmesi için kamuya açık bir mülkiyet kayıt ve izlenebilirlik sistemi kurulmasını önerdi. Paravan şirketler veya vakıflar arkasındaki gerçek sahiplerin gizli kalmasını önlemeyi amaçlayan bu sistemin yanı sıra istisna rejiminin ve yürütme organının istisna verme yetkisinin kaldırılması istendi. Özellikle hamiline yazılı paylara sahip anonim şirketlerin arazi alımındaki istisnaların sona erdirilmesi önerildi. Uruguaylı üreticiler için uzun vadeli ve teşvikli finansman, vergi avantajları, miras işlemlerinde kolaylıklar ve Banco República’nın daha uygun kredi koşulları sunması da öneriler arasında yer aldı. Kurum, yabancı yatırımlara bütünüyle karşı olmadığını; adil rekabet ve ulusal üretimle tamamlayıcılık sağlandığında bu yatırımları desteklediğini açıkladı.

Yunan Balıkçılar Grevi Askıya Aldı, Somut Adım Bekliyor
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Yunan Balıkçılar Grevi Askıya Aldı, Somut Adım Bekliyor

Yunanistan’daki balıkçılar, Başbakan Kyriakos Miçotakis’in sektördeki bazı sorunların çözümüne ilişkin açıklamasının ardından grevlerini iyi niyet göstergesi olarak askıya aldı. İskenderiye Balıkçılar Derneği Başkanı Dimitris Sarikas, kararın kıl payı alındığını ve birçok balıkçının somut kanıt olmadan yalnızca vaatlerle yetinilmemesi için grevin sürmesini savunduğunu söyledi. Yunanistan’ın dört bir yanından balıkçıların temsil edildiği komite, tutumunu gelişmelere göre belirleyecek. Balıkçılar, tazminatların ve balıkçılık desteklerinin kendilerine ulaşmadığını belirtiyor. Sektörün en önemli maliyet kalemlerinden balıkçılık yakıtının fiyatı ise bir yıl içinde 550 avrodan 1.300 avroya çıktı. Sarikas, bu artışın ağ, halat ve balıkçılık ekipmanı giderlerini de neredeyse iki katına çıkardığını aktardı. Evros kıyıları ile Evros Deltası’nın iç sularında faaliyet gösteren balıkçılar yaklaşık 300 aileyi temsil ediyor. Sarikas’a göre bölgede, Semadirek’teki tekne de dahil olmak üzere 11 trol teknesi kaldı. Kıyı balıkçılığındaki profesyonellerin yalnızca üçte biri geçimini tamamen bu işten sağlarken diğerleri ek işler yapmak zorunda kalıyor. Balıkçılar ayrıca balık stoklarındaki gerileme ve avlanma alanlarının daralmasıyla ilgili sorunların çözülmediğini söylüyor. Sarikas, kendilerine yasak olan av araçlarını kullanan çok daha büyük bir filoyla rekabet ettiklerini belirterek Yunanistan makamlarına ve Avrupa Birliği’ne Türk balıkçı filosunun faaliyetleri konusunda yeniden mesaj gönderdi.

Hırvatistan’da Çiftçiler ve Avcılar, Yaban Hayvanı Zararlarının Tazminatında Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: Index.hr · Özgün haber

Hırvatistan’da Çiftçiler ve Avcılar, Yaban Hayvanı Zararlarının Tazminatında Karşı Karşıya

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Hırvatistan Tarım Odası Başkanı Željko Mihelić ile Hırvatistan Avcılık Birliği arasında, yaban hayvanlarının tarım alanlarında yol açtığı zararların kim tarafından karşılanacağı konusunda karşılıklı açıklamalar yapıldı. Mihelić, avcıların çiftçilerin kendi bankamatikleri olmasını istediğini savunarak, yaban hayvanlarının yönetiminden sorumlu olanların zararların sorumluluğunu da üstlenmesi gerektiğini belirtti. Mihelić’e göre çiftçiler kendi sermayelerini yatırıyor, toprağı işliyor, işçi çalıştırıyor ve gıda üretiyor. Bu nedenle ürünlerini korumak için kilometrelerce çit kurmak, tarlaları gözetlemek ve çalışma zamanlarını yaban hayvanlarına karşı mücadeleye ayırmak onların işi değil. Mihelić ayrıca tarım desteklerinin yok edilen ürünler için tazminat değil, tarım politikasının bir aracı olduğunu söyledi. Çiftçilerin zararları kendilerinin karşılaması bekleniyorsa desteklerin doğrudan avcılık derneklerine ödenmesini ironik biçimde önerdi. Hırvatistan Avcılık Birliği ise avcıların ve avcılık derneklerinin tarım alanlarındaki zararların başlıca sorumluları olarak gösterilmesini reddetti. Birlik, avcıların bankamatik, avcılık derneklerinin de başkasının mülkünde oluşan zararları koşulsuz karşılamakla yükümlü sigorta şirketleri olmadığını belirtti. Ayrıca tazminat sisteminin kötüye kullanılmasına, dayanaksız taleplere ve temelsiz davalara karşı yasal koruma çağrısı yaptı.

Fransa’da Kuraklık Hayvancılıkta Yem Krizini Derinleştiriyor
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da Kuraklık Hayvancılıkta Yem Krizini Derinleştiriyor

Fransa’da 2026 kuraklığı, ot büyümesindeki tarihi gerileme nedeniyle hayvancılık işletmelerinin yem stoklarını ve gelecek üretim planlarını zorluyor. Agreste’in 7 Ekim’de yayımladığı verilere göre 30 Eylül itibarıyla kalıcı çayırlardaki kümülatif ot büyümesi, 1989-2018 ortalamasının %42 altında kaldı. Açık, ülkenin neredeyse tamamında %25’i aşarken bazı bölgelerde %60’ın üzerine çıktı. Kaynak, durumun 2003’tekinden de kötü olduğunu ve etkilerin kış sonrasına taşınabileceğini belirtiyor. Bazı işletmelerin 12 aylık stoklarla 13, hatta 14 ay dayanması gerekecek. Meurthe-et-Moselle’de kış için ayrılan rezervlerin üçte biri ağustos sonuna kadar kullanılmıştı; Puy-de-Dôme’da ise silajlık mısır veriminin yarı yarıya düşeceği öngörülüyordu. Sonbahar otlatmasının da bazı bölgelerde aksaması beklenirken, yetiştiriciler normalde kendilerinin ürettiği yemi satın almak zorunda kaldı. Sınırlı arz ve artan rekabet piyasayı sıkılaştırdı; ağustos sonunda Belçika ve İsviçre’den alıcıların da Fransa’dan yem tedarik ettiği aktarıldı. FNB, FNPL, FNO ve FNEC adlı ruminant yetiştiriciliği örgütleri 2 Eylül’de yem açığının teorik maliyetini 5,4 milyar avro olarak hesapladı. Bu hesap üreme ile süt ve et üretimindeki etkileri içermiyor. Piloter sa Ferme’in kurucu ortağı ve çiftçi Sylvain Jessionesse ise işletmelerin 2026 cirosunun giderlerin yalnızca %95’ini karşılayacağını, hektar başına ortalama 75 avro açık oluşacağını ve normal verim koşullarında bile 2027’nin zararla geçebileceğini öne sürdü. Hükümet, Tarım Bakanlığının 4 Eylül’de açıkladığı acil CASI planıyla başlangıçta 1 milyar avronun üzerinde kaynak ayırdı. Tarım Bakanı Annie Genevard 8 Ekim’de bunun nihai destek olmadığını belirterek, işletme sermayesi için toplam 2 milyar avroya kadar faizsiz kredi açıkladı. Devletin faizini üstleneceği krediler yem ve girdilerin finansmanında kullanılabilecek; ilk ödemeler 2026’da başlayacak, 2027 kredileri ise bütçe değişikliğiyle sağlanacak. Ancak kaynak, bu kredilerin yem kıtlığını çözmediğine ve geri ödenmeleri gerektiğine dikkat çekiyor. Üretici örgütleri, çayır kayıpları tazminatında kullanılan ve uydu verilerine dayanan ot büyüme endeksinin birçok işletmenin durumunu yeterince yansıtmadığını savunuyor. Bakanlık, ekim ortasında ilçe bazlı bir harita yayımlayarak saha verilerini uydu verileriyle karşılaştırmayı planladı; sigorta sisteminin korunacağı belirtildi. Yağışların ot büyümesini yeniden başlatabileceği, ancak birikmiş açığı mutlaka kapatmayacağı ifade ediliyor. Sonraki ekimler, hasat verimleri ve satın alınabilir yemlerin durumu, işletmelerin stoklarını yeniden oluşturma kapasitesini belirleyecek.

Polonya’da Kuş Zararları İçin Tazminat Yolu Açılıyor
Görsel kaynağı: Agrofakt · Özgün haber

Polonya’da Kuş Zararları İçin Tazminat Yolu Açılıyor

Polonya Sejm’i, belirli kuş türlerinin tarım ve balıkçılık işletmelerinde yol açtığı zararlar için Devlet Hazinesi’nin sorumluluğunu genişletmeyi amaçlayan yasa tasarısını kabul etti. Tasarı 438 milletvekilinin desteğini alırken karşı oy çıkmadı, iki milletvekili çekimser kaldı. Ancak düzenleme henüz yürürlüğe girmedi; 16 Ekim 2026 itibarıyla Senato’daki yasama süreci devam ediyor. Yeni kuralların turna ve yaban kazlarının yanı sıra kuğuları, kargagilleri, karabatakları ve balıkçılık işletmelerinde zarara yol açan balıkçılları kapsaması öngörülüyor. Düzenleme, tarımsal ürünler ve tarla ürünlerindeki zararlarla balıkçılık işletmelerindeki kayıpları ayrı şekilde ele alacak. Tazminat hakkı kuşun türüne ve zararın niteliğine bağlı olacak; kuşların tarlada bulunması tek başına ödeme yapılması için yeterli sayılmayacak. Tasarıdaki sisteme göre tazminat işlemlerinden Kırsal Kalkınmayı Destekleme Ulusal Merkezi (KOWR) sorumlu olacak. KOWR’nin ilgili bölge müdürü zararları değerlendirecek, tazminat tutarını belirleyecek ve ödemeyi yapacak. Zararların belgelenmesi ve doğrulanması sürecine tarımsal danışmanlık merkezleri ile tarım odalarının temsilcileri de katılacak. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Senato sürecinin tamamlanması, Cumhurbaşkanı’nın imzası ve Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor. Yasa yayımlandıktan 30 gün sonra yürürlüğe girecek, ancak yayımlanma tarihi bilinmediği için kesin tarih henüz açıklanamıyor. Çiftçiler şu aşamada yeni kurallara göre başvuru yapamıyor; başvuru yöntemi, gerekli belgeler ve süreler de ayrıca netleştirilecek. Yürürlükten önce oluşan zararların otomatik olarak tazminat kapsamına gireceği de söylenemiyor.

Bulgaristan’da Tatarevo’da Koyun ve Keçi Çiçeği Odağı Tespit Edildi
Görsel kaynağı: 24 Chasa · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Tatarevo’da Koyun ve Keçi Çiçeği Odağı Tespit Edildi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı, Haskovo iline bağlı Tatarevo köyündeki bir hayvancılık işletmesinde koyun ve keçi çiçeğinin ikincil bir odağını tespit etti. İşletmede 15 koyun ve 19 keçi bulunduğu, işletme sahibinin hastalık belirtilerinin görülmesinin ardından yetkili makamlara bildirim yaptığı ve veterinerlik makamlarıyla iş birliği sağladığı bildirildi. Odağın çevresinde 5 kilometrelik koruma bölgesi oluşturuldu. Bu bölge Tatarevo, Mineralni bani, Susam ve Garvanovo köylerini kapsıyor. Ayrıca Haskovo, Stara Zagora, Kardzhali ve Plovdiv illerindeki çok sayıda yerleşimi içine alan 20 kilometrelik bir gözetim bölgesi belirlendi. Hastalığın kontrolü ve ortadan kaldırılması için önlemler uygulanırken, koruma ve gözetim bölgelerinde koyun ve keçilerin hareketi yasaklandı. Belirli koşullarda acil kesime gönderilecek hayvanlar bu yasağın istisnasını oluşturuyor. Odağın bağlantılı olduğu hayvan, ürün, yem ve taşıma araçlarının hareketini izlemek üzere epizootik soruşturma da yürütülüyor. Yetkililer, hayvan sahiplerinin Veterinerlik Faaliyetleri Kanunu uyarınca tazminat alma hakkı bulunduğunu açıkladı. Etkilenen bölgelerden elde edilen çiğ sütün taşınması ve işlenmesi için de yürürlükteki mevzuata göre özel şartlar uygulanıyor.

Sırbistan’da Kuraklık Kaybı 500 Milyon Avroya Ulaşabilir
Görsel kaynağı: Danas · Özgün haber
Veri haberi

Sırbistan’da Kuraklık Kaybı 500 Milyon Avroya Ulaşabilir

Sırbistan’da bu yılki kuraklığın mısır üretiminde yol açabileceği ekonomik kaybın 360-500 milyon avro arasında olabileceği tahmin ediliyor. Klima101 için yazan ekonomistler Uroš Davidović ve Nataša Tešić, iklim aşırılıkları nedeniyle ülkenin toplam yıllık zararının üst üste üçüncü kez en az 1 milyar avroya ulaşmasının büyük olasılık olduğunu belirtiyor. Tahmin, ekili alanlar, güncel piyasa fiyatları ve kaydedilen verim düşüşü birlikte değerlendirilerek yapıldı. 2012’den bu yana dokuz yılda Sırbistan’daki iklim aşırılıklarının toplam yıllık zararı en az 500 milyon avro oldu; yedi yılda zarar 1 milyar avroyu aştı. Bu yedi yılın dördü 2020 sonrasında yaşandı. 21. yüzyılın başından bu yana söz konusu zararların yaklaşık %73’ü, başta kuraklık olmak üzere iklim aşırılıklarının tarımsal üretimde yol açtığı kayıplardan oluştu. Narodna Banka Srbije verilerine göre ürün ve tarla sigortalarının sayısı 2005-2022 arasında 2009’daki büyük durgunluk ve 2020’deki salgın dışında neredeyse kesintisiz arttı ve yaklaşık beş katına çıktı. Ancak tarım sigortalarının sayısı 2022’den sonraki üç yılda yaklaşık %27 geriledi. Kaynak, 2025 verilerinin sonradan değişebileceğini, buna karşın 2024 sonu itibarıyla yaklaşık yirmi yıl süren artış eğiliminin kesildiğini belirtiyor. Sigorta piyasasındaki daralmaya olası etkenler arasında prim maliyeti ve tazminatlara duyulan güven gösteriliyor. Sabit fiyatlarla sigorta başına ortalama prim 2018’de yaklaşık 735 avrodan 2024’te yaklaşık 1.040 avroya yükseldi. Reddedilen ve iptal edilen tazminat taleplerinin çözümlenen taleplere oranı ise 2014-2018 dönemindeki yaklaşık %24’ten 2019 sonrasında yaklaşık %30’a çıktı. Narodna Banka Srbije verileri, reddedilen ve iptal edilen talepleri birbirinden ayırmadığı gibi bu değişimin nedenlerini de açıklamıyor. Analizde, aşırı kuraklık yaşanan sekiz yılın tamamında sigorta koruma açığının 0,95 veya üzerinde olduğu, ortalamasının ise 0,98’e ulaştığı aktarılıyor. Bu oran, kaybedilen tarımsal değerin ortalama yalnızca %2’sinin sigorta kapsamında kaldığı anlamına geliyor. Yüksek fiyatlar, katastrofik risk birikimi ve düşük tarımsal gelir, devletin %40-70 düzeyindeki sübvansiyonlarına rağmen koruma açığını yüksek tutan etkenler olarak sıralanıyor. Daha etkili bir koruma için sigortanın erişilebilirliğinin artırılması ve üretim risklerine uygun teminat sağlanması; bunun da sigortacılar, devlet ve çiftçilerin işbirliğiyle yürütülmesi öneriliyor. Devlet desteğiyle sigorta şirketlerini bir araya getiren Türkiye'nin TARSİM sistemi, köy düzeyinde verime dayalı sigortaya örnek oluşturuyor.

Yunanistan’da Georgios Karaiskakis Belediyesinde Küçükbaş Çiçeği Vakaları
Görsel kaynağı: ERT News · Özgün haber

Yunanistan’da Georgios Karaiskakis Belediyesinde Küçükbaş Çiçeği Vakaları

Yunanistan’ın Georgios Karaiskakis Belediyesinin Aşağı Bölgesi’nde, özellikle Diasello’da koyun ve keçi çiçeği vakaları doğrulandı. Belediye Başkanı Periklis Migdos, gelişmenin yerel hayvancılık topluluğunda endişe yarattığını belirtti. Bölgedeki bazı aileler gelirlerinin önemli bölümünü koyun ve keçi yetiştiriciliğinden sağlıyor. Vakaların ardından koruma ve gözetim bölgeleri oluşturulurken hayvanların taşınması ve otlatılmasına kısıtlamalar getirildi. Belediye başkanına göre bu tedbirler, üreticilerin daha fazla yem ve işletme giderini karşılamasını gerektirerek işletmelerde pratik ve ekonomik zorluklara yol açtı. Kısıtlamalar, üretim maliyetlerinin yüksek seyrettiği bir dönemde uygulanıyor. Migdos, Arta Bölgesel Birimi Veterinerlik Müdürlüğü ile yakın işbirliği içinde çalışıldığını ve öngörülen protokollerle gerekli kontrollerin yapıldığını söyledi. Ancak etkilenen yetiştiricilerin acil ekonomik sonuçlarla başa çıkabilmesi için tazminat süreçlerinin mümkün olduğunca hızlı ilerlemesi gerektiğini vurguladı. Belediye başkanı, işletmelerin geleceğinin yalnızca hastalığın sağlık açısından yönetilmesine değil, üreticilere ekonomik desteğin ne kadar hızlı sağlanacağına da bağlı olduğunu belirterek Devlet’ten etkilenenlere somut destek istedi.

Slovakya’da Süt Ürünleri Fiyatlarının Artırılması Çağrısı
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Süt Ürünleri Fiyatlarının Artırılması Çağrısı

4 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

Slovak Sütçülük Birliği (SMZ), ülkede süt üretimi ve işlenmesinin sürdürülebilmesi için süt ürünleri fiyatlarının düşmemesi, aksine artırılması gerektiğini açıkladı. SMZ Genel Sekreteri Zuzana Nouzovská, perakende zincirlerinin fiyatları daha fazla düşürmek için işleyiciler üzerinde baskı kurmaması gerektiğini söyledi. Nouzovská, AB ve dünyadaki önemli süt arzı fazlası ile süt ürünleri ticaretindeki dalgalanmaların piyasada fiyat oynaklığına yol açtığını belirtti. Son gelişmelerin ise Avrupa’da ve Slovakya’da piyasanın istikrar kazandığını ve fiyatların kademeli yükseldiğini gösterdiğini aktardı. İşleyiciler, hammadde fiyatının aylık yaklaşık 1 sent/kg artarak kasımda 40 sent/kg seviyesine ulaşmasını bekliyor. Buna karşın ağustos ayında 2025’in aynı dönemine göre satış fiyatları tüketimlik sütte %20, peynirde %20 ve tereyağında %40 geriledi. SMZ, bu düşüşün enerji, ambalaj ve iş gücü maliyetlerinin yüksek kaldığı bir dönemde süt işletmelerinin üzerindeki yükü artırdığını bildirdi. Nouzovská, üreticilere destek sözü verilirken ekonomik açıdan süt işletmelerinin tehdit altında olduğunu belirtti. İşletmelerin ürünlerini uzun süre üretim maliyetlerinin altında satamayacağı ve devlet ya da AB’den tazminat bekleyemeyeceği ifade edildi.

Fransız Süt Üreticileri Kuraklık Desteği ve Maliyet Üstü Fiyat İstiyor
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber
Veri haberi

Fransız Süt Üreticileri Kuraklık Desteği ve Maliyet Üstü Fiyat İstiyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Fransa’daki süt üreticileri, kuraklığın yem tedariki ve işletme maliyetleri üzerindeki etkisini hafifletmek için kamu desteği talep ediyor. Süt Üreticileri Ulusal Federasyonu (FNPL), yem alımına yönelik ek bir destek kaleminin gelecek yılın bütçe yasa tasarısına konulmasını istedi. Federasyonun başlıca talebi ise sütün üretim maliyetlerini aşan bir fiyattan ödenmesi. Açıklamada, desteğin 2027 için olacağı ve kararın şimdi duyurulması halinde üreticilerin önlerindeki altı aylık nakit ihtiyacını karşılayabileceği belirtildi. Üreticiler, uzun süren kuraklığın yanı sıra yetersiz gördükleri kamu yardım planı, ilkbahardan bu yana 1.000 litre başına yaklaşık 50-60 avroluk süt fiyatı düşüşü ve tarımda kullanılan dizel yakıtı GNR fiyatlarındaki artışla karşı karşıya. FNPL Başkanı Yohann Barbe, 6 Ekim’de Clermont-Ferrand yakınlarındaki Cournon-d’Auvergne’de düzenlenen Hayvancılık Zirvesi’ndeki basın toplantısında hükümetin durumun farkına varması gerektiğini söyledi. FNPL, yem üretimindeki kayıpların en az %50, bazı durumlarda %60’a ulaştığını savunuyor. Ulusal dayanışma tazminatında kullanılan uydu temelli ot büyümesi göstergesinin yaz ve sonbahardaki yemlemeyi ve negatif ot büyümesini hesaba katmadığı, bu nedenle işletmelerin gerçek kayıplarını düşük gösterdiği belirtiliyor. Federasyon, sistemi bütünüyle reddetmediğini, ancak hesaplama yönteminin işlediğinin kanıtlanması gerektiğini ifade ediyor. Üreticilerin fiyat talebinin dayanağı olarak Cniel tarafından açıklanan maliyet göstergesi öne çıkıyor. Buna göre 2025’te ova bölgesindeki konvansiyonel bir işletmede sütün maliyeti 1.000 litre başına 482 avro olarak hesaplandı. FNPL ayrıca ürün karması, sanayicilerin gerçek marjları ve tüketicinin ödediği değerin üreticiye dönüşü konusunda daha fazla şeffaflık ile üretici, işleyici ve diğer tarafları kapsayan üçlü sözleşmeler talep ediyor.