Son yıllarda sonbahar ve kış aylarında meyve ağaçlarının normal gelişimi için gereken soğuk koşulların yeterince oluşmaması, kış dinlenmesinde bozulmalara yol açabiliyor. Tomurcukların düzensiz gelişmesi, yapraklanmanın ve büyümenin zayıflaması, çiçeklerde şekil bozuklukları ve bazı durumlarda bitkinin yeniden vejetatif gelişime yönelmesi, sonraki yılın verimini düşürebiliyor. Bu durum, birim alandan alınan meyve miktarını ve üreticinin kârlılığını da azaltıyor.

Ocak ve şubat aylarındaki sıcak hava dalgaları bitkilerin erken uyanmasına ve çiçek açmasına neden olabiliyor. Erken açan çiçekler, nisan ve mayıs aylarında görülebilen geç donlara maruz kalıyor; birkaç saatlik don olayı bile çiçeklerin ve o yılki ürünün tamamen zarar görmesine yol açabiliyor. Yaz aylarında aşırı sıcaklık ve yağış eksikliği ise meyvelerin küçük kalmasına veya kurumasına, ağırlık ve şeker oranının azalmasına neden oluyor. Artan güneş ışınımı meyvelerde güneş yanığı oluşturarak pazar değerini düşürüyor.

Dolu ve kuvvetli rüzgârla gelen fırtınalar meyvelerde mekanik hasara ve hastalık riskine yol açıyor. Zarar gören ürünler birinci sınıf taze tüketim için kullanılamazken, zamanında hasat edilirse sanayiye gönderilebiliyor. Kaynak, bu koşullar karşısında yeni meyve bahçelerinde dolu ve güneşten koruyucu ağlar, damla sulama, fertirigasyon ve donla mücadele sistemlerine yatırım yapılmasını öneriyor. Ancak sulama suyu bulunmayan alanlarda meyveciliğin ve don korumasının sürdürülebilir olmayacağı belirtiliyor.