Çalışmaya göre insan faaliyeti, yeraltı sularının tükenmesinde başlıca faktör haline geldi. Sulama, sanayi ve diğer kullanımlar için yeraltı suyunun çekilmesi birçok bölgede su döngüsünün temel unsurlarından biri olurken, insan etkisinin belirgin olduğu 40 bölge tespit edildi. İklim değişikliği de su rezervlerindeki değişimde etkili bir unsur olarak gösterildi.
Tarım arazilerinin kullanılması, su rezervlerindeki olumsuz değişimlerde en büyük etkiye sahip faaliyet olarak öne çıktı. Bu kullanım, Antarktika ve Avustralya dışındaki tüm kıtalarda yüzey suyu rezervlerindeki belirgin eğilimlerle önemli ölçüde ilişkilendirildi. Su kaybından en çok Orta Doğu ve Kuzey Afrika, kuzey Hindistan, batı ABD ve güneydoğu Brezilya etkilendi.
Araştırmacılar, yeraltı suyu çekiminin karasal su rezervlerindeki düşüşte daha önce tahmin edilenden daha önemli bir rol oynadığını belirtti. Bu çekimle bağlantılı düşüşe ilişkin önceki tahminlerin, yeni tahminden ortalama %45 daha düşük olduğu aktarıldı. NASA'nın işlettiği GRACE projelerinden elde edilen ve 2002-2025 dönemini kapsayan veriler, ölçüm hassasiyetindeki artış sayesinde önceki bilgilere göre on kata kadar daha hassas hale geldi. Bilim insanları küresel tatlı su çekiminin yılda 3800-5000 gigaton aralığında olduğunu bildirdi.



