ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

256 haber · Sayfa 10

Güney Afrika’da Tarım Liderliği Akademisi Sektör Sorunlarına Odaklandı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Güney Afrika’da Tarım Liderliği Akademisi Sektör Sorunlarına Odaklandı

Güney Afrika tarım sektörünün altyapı kısıtları, teknolojiye erişim sorunları ve küresel oynaklık nedeniyle artan baskıyla karşı karşıya olduğu belirtildi. Bu sorunlar, North West bölgesinde eylülde sona eren 2026 Bayer Tarım Liderliği Akademisi kapsamında ele alındı. Bayer sponsorluğundaki program, Grain SA, North-West University Business School ve Thinking Fusion AFRICA ortaklığında yürütüldü. Nisanda başlayan ve birkaç ay süren akademi, tarım sektörünün farklı kesimlerinden katılımcıları liderlik gelişimi, akran iş birliği ve uygulamaya dönük sorun çözme çalışmaları için bir araya getirdi. Katılımcılar, yalnızca çiftçiler veya kurumlar tarafından tek başına çözülemeyecek karmaşık sorunlara odaklandı ve Güney Afrika tarımının rekabetçiliği ile dayanıklılığı açısından önem taşıyan üç grup projesi hazırladı. Pipeline Protectors grubu, yollar, demiryolları ve limanlardaki bozulmanın yanı sıra kamu kurumlarıyla özel sektör arasındaki koordinasyon eksikliğinin lojistik maliyetlerini nasıl artırdığını inceledi. Wild Oaks grubu, iyileştirilmiş genetik, bitki koruma ürünleri, dijital teknoloji ve mekanizasyon gibi yeniliklere erişimi yavaşlatan düzenleyici süreçleri ve benimseme engellerini ele aldı. Sustainable Solutions Squad ise enerji piyasasındaki kesintiler, gübre tedarikindeki şoklar ve uluslararası ticaretteki istikrarsızlığın çiftlik kararlarına etkisini değerlendirdi. Programın kapanışında Grain SA Başkanı Richard Krige, tarımsal planların ve stratejilerin çiftliklerde ve değer zincirinin tamamında çalışan insanların katkısına bağlı olduğunu söyledi. Bayer yetkilisi Maria Vnuchkova da teknolojinin sonuç üretmesinde liderliğin ve insanların uygulama kapasitesinin belirleyici olduğunu ifade etti.

İrlanda’da Yeni Enerji Hibeleri Çiftçilerin Maliyetlerini Azaltmayı Amaçlıyor
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Yeni Enerji Hibeleri Çiftçilerin Maliyetlerini Azaltmayı Amaçlıyor

İrlanda’da 29 Eylül’de açıklanan yeni enerji hibeleri paketi, çiftçilerin enerji maliyetlerini azaltmasına yardımcı olacağı gerekçesiyle Mikro-Yenilenebilir Enerji Federasyonu (MREF) tarafından olumlu karşılandı. Paket, hane ve işletmelerin enerji giderlerini düşürmeyi, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmayı ve ülkenin enerji güvenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Düzenleme, İrlanda Sürdürülebilir Enerji Kurumu (SEAI) programlarında, Ulusal Enerji Karşılanabilirliği Görev Gücü’nün (NEAT) çalışmalarıyla geliştirilen iyileştirmeler içeriyor. Geliştirilmiş güneş enerjisi fotovoltaik desteklerinden yararlanan işletmelerin yıllık enerji maliyetlerini 300.000 avroya kadar azaltabileceği belirtiliyor.

İtalya’da Enerji, Tarım ve Gıda Sektörünün Rekabet Gücünde Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Enerji, Tarım ve Gıda Sektörünün Rekabet Gücünde Öne Çıkıyor

İtalya’da tarım ile gıda ve içecek sektörlerinin enerji tüketimi ve maliyetleri, rekabet gücünün temel unsurlarından biri haline geliyor. Roma’da RSE ve CREA’nın düzenlediği “Enerji dönüşümüne doğru agroalimentare sektörünün zorlukları” toplantısında sunulan çalışmaya göre tarım 2024’te 6.600 GWh’nin üzerinde, gıda ve içecek sanayisi ise 14.300 GWh’den fazla elektrik tüketti. Tarım işletmelerindeki fotovoltaik tesislerin üretimi de 3.100 GWh’yi aştı. Çalışmaya göre enerji giderleri, makarna, zeytinyağı, süt, meyve ve şarap zincirlerindeki çok sayıda işletmede cironun %10’undan fazlasını oluşturuyor. RSE yöneticisi Franco Cotana, tarım ve gıda zincirlerinin yan ürünleri ile agro-gıda atıklarının enerji açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda biyometan, bitkisel yağlardan biyodizel, hidrojenle işlenmiş bitkisel yağ ve sürdürülebilir havacılık yakıtı üretimi ile tarımsal faaliyetlerle uyumlu agrivoltaik uygulamalar öne çıkarıldı. Enerji dönüşümünün küçük işletmeler açısından finansman, teknik destek ve eğitim gerektirdiği ifade edildi. İtalya’daki tarım işletmelerinin %74’ünün ekonomik büyüklüğü 25 bin avronun altında bulunurken, gıda ve içecek işletmelerinin %84’ü dokuzdan az çalışan istihdam ediyor. RSE ve CREA, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, dijitalleşme, hassas tarım ve biyokütlelerin değerlendirilmesini; tüketim, maliyet ve emisyonların azaltılmasıyla birlikte işletmelerin enerji özerkliğinin artırılması için başlıca yönler olarak sıraladı.

İran’da Altı Aylık Temel Gıda Tedarik Programı Büyük Ölçüde Gerçekleşti
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Altı Aylık Temel Gıda Tedarik Programı Büyük Ölçüde Gerçekleşti

İran Tarım Bakanlığı yetkilisi Ekber Fethi, son 16 ayda yaşanan şiddetli kuraklık, savaş, çeşitli olaylar, deniz ablukası ve kamyon şoförlerinin grevine rağmen, yıl için hazırlanan altı aylık temel gıda tedarik programının neredeyse tamamen gerçekleştirildiğini açıkladı. Fethi, fiyat artışları yaşanmasına karşın gıda tedariki açısından mağazalar ve dükkânlarda önemli bir kıtlık bulunmadığını söyledi. Fethi’ye göre tedarik sürecini sürdürebilmek için özellikle 12 günlük savaşın ilk günlerinde ticaret talimatları değiştirildi. Ticaret kartı ve gerekli koşullara sahip herkesin, ürün bulunan herhangi bir yerden alım yapmasına izin verildi. Güney limanları yerine kuzey limanlarının kullanılması ve kara geçişlerinin devreye alınmasıyla Pakistan ve Türkiye sınırları üzerinden tedarik yolları yeniden işletildi. Kuzey güzergâhlarına yönelik talep artışı ise taşıma ücretlerini etkiledi. Yetkili, ikinci altı aylık tedarik planının hazırlandığını ve stoklarla kesintisiz tedarik akışında mevcut durumda sorun bulunmadığını, ancak sürecin devamı için önlem alınması gerektiğini belirtti. İç ve dış tedarikte çeşitli zorlukların sürdüğünü ifade eden Fethi, yaklaşan soğuk mevsimde enerji dengesizliğinin kanatlı işletmeleri, hayvancılık işletmeleri ve seraları etkileyebileceği uyarısında bulundu. Kuzey eyaletlerinin protein ürünlerinde önemli tedarikçiler olduğunu belirten Fethi, sıvı yakıt ihtiyacı için de hazırlık yapıldığını aktardı. Ayrıca elma, kuru üzüme dönüştürülen üzüm, antepfıstığı, sera ürünleri ve hurmada ihracat sorunları yaşandığını söyledi.

Hükümet Akaryakıt İndirimlerini Yıl Sonuna kadar Uzatmayı Planlıyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

Hükümet Akaryakıt İndirimlerini Yıl Sonuna kadar Uzatmayı Planlıyor

İspanya hükümeti, akaryakıtlardan alınan hidrokarbon vergisindeki indirimleri yıl sonuna kadar sürdürmeyi planlıyor. Tarımsal motorini de kapsayan düzenlemeye göre indirim ekimde litre başına 20 sent, kasımda 13 sent ve aralıkta 6 sent olacak. Düzenlemenin Bakanlar Kurulu tarafından yeni bir kanun hükmünde kararnameyle onaylanması bekleniyor. Tedbir, Orta Doğu’daki çatışmanın enerji fiyatları üzerindeki etkisi ve devam eden enflasyon baskısıyla mücadele amacı taşıyor. İndirimlerin uygulanmasında enflasyona bağlı bir koruma mekanizması kullanılacak. Eylülde benzin için litre başına 5 sent, motorin için 20 sent indirim uygulanıyor; motorindeki indirim, temmuzdaki güçlü fiyat artışının ardından devreye giren hükümle yükseltilmişti. İlk aşamada akaryakıt desteği, Katma Değer Vergisi indirimiyle hidrokarbon vergisi indirimini birlikte içeriyordu. Temmuzdan itibaren yardım yalnızca hidrokarbon vergisine odaklandı ve desteğin kademeli olarak azaltılması öngörüldü. Yeni kararname kapsamında ayrıca profesyonel motorin için yardım sağlanması planlanıyor. Aynı paket içinde doğalgazın son kaynak tarifesindeki artışın dördüncü çeyrekte %15 ile sınırlandırılması ve bütan tüpü fiyatının gelecek hazirana kadar 19,55 avroda tutulması da yer alıyor.

Irak’ta Gıda İsrafının Su ve Doğal Kaynaklara Etkisine Dikkat Çekildi
Görsel kaynağı: NINA — Irak Ulusal Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Irak’ta Gıda İsrafının Su ve Doğal Kaynaklara Etkisine Dikkat Çekildi

Irak’ta Yinda çevre örgütü, gıda israfının yalnızca ekonomik kayıp yaratmadığını, aynı zamanda su, toprak ve diğer doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırdığını bildirdi. Örgüt, gıdaların çöpe atılmasının üretimde kullanılan enerji ve arazinin de boşa harcanması anlamına geldiğini, ayrıca sera gazı emisyonlarına katkıda bulunduğunu açıkladı. Örgütün açıklamasına göre tarım ve hayvancılık, dünya genelindeki su tüketiminin yaklaşık %70'ini oluşturuyor. Kuruluş, bir kilogram sığır etinin israfının yaklaşık 50 bin litre suyun, bir bardak sütün çöpe atılmasının ise yaklaşık bin litre tatlı suyun boşa gitmesine eşdeğer olduğunu belirtti. Bazı Avrupa ülkelerinde ticari standartlar nedeniyle avlanan balıkların bir bölümünün atıldığı da açıklamada yer aldı. Dünya genelinde her yıl 1,05 milyar tondan fazla gıdanın israf edildiği, bunun tüketicilere sunulan toplam gıdanın yaklaşık %19'una karşılık geldiği kaydedildi. Örgüt, çöplüklerde ayrışan gıda artıklarının, atmosferde ısı tutma kapasitesi karbondioksitten daha yüksek olan metan gazı ürettiğini ve gıda atıklarının küresel sera gazı emisyonlarının %8 ila 10'unu oluşturduğunu aktardı. Irak’ta evlerde kişi başına yıllık gıda israfının yaklaşık 101 kilogram olduğu, ülkedeki toplam yıllık israfın ise 4,5 milyon tonu aştığı belirtildi. Örgüt, israfı azaltmak için ihtiyaç kadar alışveriş yapılmasını, organik atıkların ayrıştırılarak kompost üretiminde kullanılmasını ve fazla yemeklerin ihtiyaç sahiplerine bağışlanmasını önerdi.

AB Tarım Bakanları 2027 Sonrası OTP, Gübre ve Kuraklığı Görüştü
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

AB Tarım Bakanları 2027 Sonrası OTP, Gübre ve Kuraklığı Görüştü

AB tarım bakanları, 28 Eylül 2026'da Brüksel'de düzenlenen Tarım ve Balıkçılık Konseyi toplantısında 2027 sonrasında uygulanacak Ortak Tarım Politikası (OTP), gübre maliyetleri, kuraklık ve meyve-sebze sektörünün geleceğini ele aldı. Gelecek OTP çerçevesi için müzakereler sürerken İrlanda dönem başkanlığı, 26-27 Ekim'deki AGRIFISH toplantısında kısmi bir genel yönelime ulaşmayı hedefliyor. Bakanlar idari işlemlerin basitleştirilmesini ve kuralların uygulanmasında daha fazla esnekliği savunurken, aktif çiftçi tanımı, desteklerin üst sınırı ve yeni bütçe çerçevesine geçiş başlıklarını görüşmeye devam etti. Toplantıda yüksek enerji ve gübre fiyatlarının üretim maliyetlerini artırdığı, buna karşılık bazı sektörlerde üreticilerin aldığı fiyatların düşük kaldığı belirtildi. 2026 yazındaki kuraklık ve sıcak hava dalgalarının bazı ülkelerde hasat miktarı ile kaliteyi etkilediği, olası hedefli desteklerin yanı sıra su yönetimi ve tarımsal uygulamaların uzun vadeli uyumunun değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. İrlanda Tarım Bakanı ve Konsey Başkanı Martin Heydon, çiftçilerin istikrarlı ve adil gelir sağlayan, ancak gelecek zorluklara karşı esneklik ve destek de sunan bir politikaya ihtiyaç duyduğunu söyledi. Gübreler için yapılan çalışma yemeğinde, Avrupa Komisyonunun arz güvenliğini artırmaya ve çiftçilerin fiyat oynaklığına maruz kalmasını azaltmaya yönelik planı incelendi. Komisyon verilerine göre gübreler, AB tarımındaki toplam girdi maliyetlerinin ortalama %7-8'ini oluşturuyor; Nisan 2026'da azotlu gübre fiyatları 2024 ortalamasının %71 üzerindeydi. AB, iç üretimi artırmayı, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeyi ve düşük karbonlu ile organik gübreler, besin maddelerinin geri dönüşümü ve biyolojik çözümler gibi alanları geliştirmeyi planlıyor. Belçika, üretici örgütlerinin planlama, arzın birleştirilmesi, yenilik, kriz yönetimi ve çevresel yatırımlardaki rolü nedeniyle meyve-sebze piyasası düzeninin gelecekteki OTP'de korunmasını istedi. Bu başlık, Avrupa pazarında faaliyet gösteren Faslı domates, turunçgil, kırmızı meyve ve diğer meyve-sebze ihracatçıları açısından önem taşıyor. Ancak toplantıda Fas ile AB arasındaki ticarete ilişkin özel bir karar alınmadı. İtalya ise zeytinyağı sektörü için Avrupa tarım rezervinin etkinleştirilmesini talep etti.

Eurostat: AB’de Tarım Ürünleri Fiyatları Gerilerken Girdiler Pahalandı
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Eurostat: AB’de Tarım Ürünleri Fiyatları Gerilerken Girdiler Pahalandı

Avrupa Birliği’nde (AB) tarım ürünleri fiyatları 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda gerilerken, yatırımla bağlantılı olmayan tarımsal girdilerin maliyeti arttı. Eurostat verilerine göre AB’de tarımsal üretimin ortalama fiyatı, 2025’in ikinci çeyreğine kıyasla %5,8 düştü. Bu, fiyatlarda üst üste üçüncü çeyrekte yaşanan gerileme oldu. Aynı dönemde enerji, gübre ve hayvan yemi gibi tarımda kullanılan mal ve hizmetleri kapsayan girdilerin ortalama fiyatı %4,7 yükseldi. En belirgin artış enerji ve tarımda kullanılan yağlayıcılarda %22 ile görülürken, gübre ve toprak iyileştiricilerinin fiyatı %13,4 arttı. Eurostat, girdi fiyatlarının 2025 boyunca ve 2026’nın ilk çeyreğine kadar görece istikrarlı seyrettikten sonra yükseldiğini belirtti. Ürün grupları içinde en sert düşüş süt fiyatlarında kaydedildi. Sütün AB’deki ortalama fiyatı yıllık bazda %16,6 gerilerken, tahıl fiyatları %5,6 düştü. Böylece üreticilerin elde ettiği fiyatlarla tarımsal faaliyet için gereken maliyetler arasındaki fark daha da açıldı. Fiyat hareketleri üye ülkeler arasında farklılaştı. Tarım ürünlerinin üretici fiyatları toplam 20 ülkede gerilerken, en büyük düşüş %17,2 ile Danimarka’da görüldü. İrlanda’da %16,2, Letonya ve Estonya’da %14,5 düşüş kaydedildi. Buna karşılık Hırvatistan ve Malta’da fiyatlar %3,9, Kıbrıs’ta ise %3,5 arttı. Girdi fiyatları ise tüm üye ülkelerde yükseldi; en yüksek artışlar Litvanya, Romanya ve Letonya’da gerçekleşti.

Üretici Örgütleri Perakendeciler Karşısında Dezavantajını Koruyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

Üretici Örgütleri Perakendeciler Karşısında Dezavantajını Koruyor

Avrupa Sayıştayı’nın değerlendirmesine göre meyve ve sebze üreticilerinin örgütleri, büyük perakendeciler karşısında pazarlık gücünü artırmakta zorlanıyor. Üreticilerin ekonomik ve ekolojik baskılarla karşı karşıya olduğu, örgütlerin ise ürünleri ortak satma, altyapıya yatırım yapma, kaliteyi yükseltme ve alıcılarla daha iyi koşullar görüşme işlevlerini yeterince yerine getiremediği belirtildi. Üretici örgütlerinin üyeliği 2012-2023 döneminde %39 geriledi. Buna karşın meyve ve sebze üreticilerinin birlikleri 2023’te 1,06 milyar avro Avrupa Birliği desteği aldı. Bu kaynakla makineler yenilendi, üretim otomatikleştirildi, enerji ve su tüketimi azaltıldı, kalite belgeleri alındı, ambalaj ve lojistik geliştirildi. Desteğin ürünlerin piyasa değerine bağlanması, örgütleri gelirlerini artırmaya ve üretimi talebe uyarlamaya teşvik ediyor. Ancak Sayıştay’a göre daha büyük örgütler daha yüksek miktarda ve daha geniş ürün yelpazesi sunarak perakendecilerle daha iyi koşullar görüşebilecekken, mevcut yapı bu gücü henüz yeterince oluşturamadı.

Latin Amerika’da 2026’da Büyüme Yavaşlıyor, Tarımın Ağırlığı Artıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Latin Amerika’da 2026’da Büyüme Yavaşlıyor, Tarımın Ağırlığı Artıyor

S&P Global Ratings’in 25 Eylül’de yayımlanan yeni projeksiyonlarına göre Latin Amerika ekonomisinin 2026’da %1,8 büyümesi bekleniyor. Bu tahmin, bölgenin 2025’te kaydettiği %2,3’lük büyümenin altında kalıyor. Daha düşük büyüme hızının yatırım, finansman, tüketim ve tarım-gıda değer zincirleri üzerinde baskı oluşturabileceği belirtilirken, ihracata dayalı tarım sektörlerinin uluslararası talep ve fiyatlardan etkilenmeye devam edeceği değerlendiriliyor. Bölge ülkeleri arasındaki görünüm farklılaşıyor. Arjantin’in büyüme tahmini %2,2’ye indirilirken önceki beklenti %2,7 seviyesindeydi. S&P, ülkede tarım ve madencilik sektörlerinin 2026’daki güçlü performansına karşın emek yoğun imalat ve hizmetlerdeki zayıflığın bu katkıyı dengelediğini bildirdi. Arjantin’in ikinci çeyrek gayrisafi yurt içi hasılası yıllık bazda %2 artarken, mevsim etkilerinden arındırılmış veride önceki çeyreğe göre %0,6 düşüş kaydedildi. Bu tablo, tarımın ihracat gelirleri açısından önemini koruduğu ancak iç ekonomideki yavaşlamadan tamamen ayrışamadığı bir görünüme işaret ediyor. Şili’nin 2026 büyüme beklentisi %1,8’den %0,7’ye çekildi. İlk yarıdaki beklenenden zayıf ekonomik performans ve enerji fiyatlarının enflasyon ile tüketim üzerindeki baskısı, aşağı yönlü revizyonda etkili oldu. S&P, tüketim ve özellikle madencilik yatırımlarındaki toparlanmayla Şili ekonomisinin 2027’de %2,9 büyüyebileceğini öngörüyor. Enerji maliyetleri, faiz oranları ve talep koşulları, ülkenin tarım-gıda zincirlerinin maliyetlerini de etkileyebilecek başlıca unsurlar arasında gösteriliyor. Meksika için 2026 büyüme tahmini %1’den %1,3’e yükseltilirken, ikinci çeyrekteki daha güçlü ekonomik faaliyet ve tarım sektöründeki oynaklık bu değişimde rol oynadı. Ülkenin tarım-gıda sektörü açısından ABD ile ticari bütünleşme ve T-MEC’in gözden geçirilmesi; pazara erişim, tarifeler, bitki ve hayvan sağlığı kuralları, izlenebilirlik ve yatırım kararlarını öne çıkarıyor. Peru’nun tahmini ise %2,7’den %3,2’ye yükseltildi; ancak olası El Niño olayının tarım ve balıkçılığı etkileyerek sel veya lojistik kesintilerine neden olabileceği uyarısı yapıldı. Brezilya’nın 2026’da yaklaşık %1,9, Kolombiya’nın ise %2,5 büyümesi bekleniyor. Yüksek reel faizlerin işletme sermayesi, makine alımı, depolama, teknoloji ve altyapı yatırımlarını zorlaştırabileceği belirtiliyor. Enerji fiyatları, yüksek kamu tahvil getirileri ve sıkı para koşulları da bölgenin emtia ticaretine bağlı tarım sektörlerinde üretim maliyetlerini, ihracat fiyatlarını, lojistiği ve dış talebi aynı anda etkileyebilir. Bu ortamda dijital tarım, biyoteknoloji, altyapı, finansman, izlenebilirlik ve pazar çeşitlendirmesi, tarımın büyümeye katkısını koruması için belirleyici görülüyor.

İtalya’da Mısır Azalışı ve İthalat Güçlükleri Hayvancılık Zincirini Zorluyor
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Mısır Azalışı ve İthalat Güçlükleri Hayvancılık Zincirini Zorluyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İtalya’da mısır üretimindeki düşüş, yem hammaddelerinin kalitesine ilişkin sorunlar, uluslararası tedarik rotalarındaki aksamalar ve enerji maliyetlerindeki artış, hayvancılık yemleri ile işletmeleri üzerindeki baskıyı artırıyor. Assalzoo Başkanı Massimo Zanin, bu etkenlerin birlikte İtalyan hayvancılığının tedarik güvenliği açısından risk oluşturduğunu belirtti. 2026 kampanyasına ilişkin ilk göstergelere göre, kuraklık ve yüksek sıcaklıklardan en fazla etkilenen bölgelerde ulusal mısır üretimindeki düşüş %35’i aşabilir. Avrupa’daki mısır hasadı tahmini de başlangıçta öngörülen yaklaşık 61 milyon tondan 50 milyon tona indirildi. İklim koşulları ayrıca aflatoksin ve fumonisin gibi mikotoksinlerle kontaminasyon riskini artırarak hayvan yemi olarak kullanılabilecek mısır miktarını daha da azaltabilir. Tedarik sıkıntısı fiyatlara da yansıyor. Granaria di Milano verilerine göre, ağustos sonu ile 22 Eylül arasında kabuksuz ulusal soya küspesinin fiyatı ton başına 428 avrodan 476 avroya, ulusal mısırın fiyatı ise 248 avrodan 258 avroya yükseldi. Menşe ve tedarik alanına ilişkin kurallar nedeniyle DOP zincirlerinde alternatif hammadde kaynaklarına yönelmek daha sınırlı kalıyor. Assalzoo’ya göre Rusya-Ukrayna savaşı ve Karadeniz’deki saldırılar tahıl taşımacılığını zorlaştırırken, Avrupa’nın büyük ölçüde ithalata bağlı olduğu soya için EUDR’nin yaklaşan uygulaması da erişimi güçleştirebilir. Dernek, soya için uygulamanın askıya alınmasının değerlendirilmesini, uluslararası hammadde erişiminin korunmasını, ulusal tahıl üretiminin desteklenmesini ve enerji ile lojistik maliyetlerinin azaltılmasını istedi.

Çiftçilere Güneş Paneli ve Enerji Depolama İçin 200 Bin Zlotiye kadar Destek
Görsel kaynağı: Agrofakt · Özgün haber
Veri haberi

Çiftçilere Güneş Paneli ve Enerji Depolama İçin 200 Bin Zlotiye kadar Destek

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Polonya’da çiftçiler, yenilenebilir enerji kaynakları ve çiftliklerde enerji verimliliğini artırmaya yönelik destek programı kapsamında 5 Ekim-3 Kasım 2026 tarihleri arasında başvuru yapabilecek. Başvurular, Tarım ve Kırsal Kalkınma Ajansının (ARiMR) Portal Rolnika platformu üzerinden alınacak. Programın B alanı, güneş enerjisinden elektrik üreten mikro tesisler, elektrik depolama üniteleri, güneş enerjisiyle ısı üretimi, ısı depolama sistemleri, ısı pompaları ve enerji yönetim sistemlerini kapsıyor. Güneş panelleri ve enerji depolama yatırımlarında destek oranı uygun maliyetlerin %65’i olarak uygulanacak. B alanında bir çiftlik için azami destek tutarı 200 bin zloti olacak. Başvurular, aktif tarımsal faaliyet yürüten gerçek kişiler, tüzel kişiler ve tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşlar tarafından yapılabilecek. Başvuru sahibinin ARiMR üretici kayıt numarasına sahip olması, tarımsal faaliyet koşullarını karşılaması ve çiftlik enerji verimliliği konusunda eğitim alması gerekiyor. Program kapsamında üretilen elektriğin öncelikle tarımsal işletmenin ihtiyaçlarında kullanılması şartı bulunuyor. Bununla birlikte, enerjinin bir bölümü çiftçinin konutunun ihtiyaçları için de kullanılabilecek. Bu kullanım, en fazla 10 kilovat panel gücüyle ve çiftlikteki yenilenebilir enerji elektrik üretim kapasitesinin %20’sini aşmayacak şekilde sınırlandırılıyor. Panellerin, yapılaşmış tarım arazileri üzerinde veya bu arazilere komşu alanlarda kurulması gerekiyor. Destek yalnızca panel alımını kapsamıyor; güneş enerjisi kurulumu ile bağlantılı bir enerji depolama ünitesinin de satın alınması zorunlu. Elektrik üretim tesislerinin toplam kapasitesi, her elektrik tüketim noktası için 50 kilovatı aşamayacak. Başvurularda asgari uygun maliyet tutarı 20 bin zloti olarak belirlenirken, yatırımlar için %50 oranında avans talep edilebilecek. Programda ayrıca biyogaz tesisleri ile bina enerji tüketimini azaltan yatırımlar için ayrı destek alanları bulunuyor.

Rakka Badiyesi'nde Mera Bitkileri Çoğaltma Ünitesi Açıldı
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Rakka Badiyesi'nde Mera Bitkileri Çoğaltma Ünitesi Açıldı

Suriye'nin Rakka vilayetindeki Badiye bölgesine bağlı El-Burcub'da, hayvancılığı desteklemek amacıyla mera bitkileri çoğaltma ünitesi açıldı. Rakka Tarım Müdürlüğü tarafından açılan ünite, Tarım Bakanlığı ile CIHEAM Bari işbirliğiyle hayata geçirildi. Projede yaklaşık 22.500 mera bitkisi fidesi bulunuyor. Fidanlıkta fidan üretimi, sertleştirme ve anaç üretimi birimleri yer alıyor; tesis betonarme çalışmalar ve güneş enerjili güvenlik sistemiyle yeniden düzenlendi. Yetkililere göre kuraklığa dayanıklı pelin, harmel ve rothe gibi türler kumulların sabitlenmesine, yem ve mera alanlarının sağlanmasına katkı sunacak. Proje ayrıca nesli tehdit altındaki bitki çeşitlerinin çoğaltılmasını ve Badiye'deki bitki örtüsünün yeniden oluşturulmasını hedefliyor.

Hürmüz’deki Aksamalar 45 Milyon Kişiyi Gıda Sıkıntısı Riskiyle Karşı Karşıya Bırakabilir
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

Hürmüz’deki Aksamalar 45 Milyon Kişiyi Gıda Sıkıntısı Riskiyle Karşı Karşıya Bırakabilir

Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi (UNOPS) Direktörü George Moreira da Silva, Hürmüz Boğazı üzerinden gübre tedarikinde yaşanabilecek aksamaların gelişmekte olan ülkelerde en az 45 milyon kişiyi gıda sıkıntısıyla karşı karşıya bırakabileceğini söyledi. Moreira da Silva, açıklamayı NHK’ye verdiği röportajda yaptı. Moreira da Silva’ya göre olası bir insani kriz, her gün en az beş ila yedi gübre taşıyan geminin boğazdan geçmesine izin verilmesiyle önlenebilir. Küresel gübre ticaretinin üçte birinin bu deniz geçidinden geçtiği belirtilirken, gübre akışındaki kesintilerin gelişmekte olan ülkelerin gıda güvenliği açısından belirleyici olabileceği ifade edildi. Moreira da Silva, ABD ile İran arasındaki savaşın insani yardım geçişlerini durdurmak için gerekçe oluşturmaması gerektiğini belirterek Washington ve Tahran’a gübre tedariki sorununu kapsamlı bir anlaşma çabasından ayrı biçimde hızla çözme çağrısı yaptı. İran ile Umman arasındaki Hürmüz Boğazı, küresel enerji taşımacılığı açısından da stratejik öneme sahip; dünya petrol arzının yaklaşık %20’si ile sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının yaklaşık %25’i buradan geçiyor.

Üretim Maliyetleri Deyrizor’da Pamuk Ekicilerini Üretimden Uzaklaştırıyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Üretim Maliyetleri Deyrizor’da Pamuk Ekicilerini Üretimden Uzaklaştırıyor

Suriye’nin Deyrizor ilinde pamuk ekimi, yükselen üretim maliyetleri nedeniyle bu sezon neredeyse tamamen durma noktasına geldi. Deyrizor Çiftçiler Birliği Başkanı Hamad Abud el-Hıdır, 2025’te pamuk ekilen alanın ildeki toplam ekiminin %10’unu aşmadığını, mevcut sezonda ise ekimin yok denecek kadar azaldığını açıkladı. Üreticilerin kararında tarımsal girdilerdeki maliyet artışının yanı sıra çiftçi alacaklarının geç ödenmesi, akaryakıt ve elektrik fiyatlarındaki yükseliş etkili oldu. Bir dönüm pamuğun ekim ve sulama maliyetinin yaklaşık 12 bin Suriye lirasına ulaşması, üreticiler üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Yetkili, koşulların sürmesinin bölgedeki pamuk üretiminin geleceğini tehdit ettiğini belirtti. El-Hıdır, uluslararası kuruluşlar ve destek sağlayan kurumlardan çiftçilere ve tarımsal derneklere yönelik programlar hazırlanmasını istedi. Deyrizor’da pamuk üretimi 2025 sezonunda yaklaşık 4.500 ton olurken, ekili alan 2.300 hektara ulaştı. Su ve çok sayıda üretim girdisi gerektiren pamukta enerji ve sulama maliyetleri, ekim kararını doğrudan etkiliyor.

Ursula Von Der Leyen: Avrupa Tarım, Gıda ve Enerjide Daha Derin Bağımlılıklara İlerliyor
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Ursula Von Der Leyen: Avrupa Tarım, Gıda ve Enerjide Daha Derin Bağımlılıklara İlerliyor

Farm Europe Başkanı’nın değerlendirmesine göre Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in 16 Eylül’deki Birliğin Durumu konuşması, Avrupa’nın tarım, gıda ve enerji alanlarındaki dışa bağımlılıklarını azaltacak somut adımlar ortaya koymadı. “Sözler iyidir, eylemler daha iyidir” ifadesine rağmen, Avrupa’daki çiftçilerin karşı karşıya olduğu kuraklık, yüksek girdi maliyetleri ve rekabet baskıları için yeterli yatırım ve acil destek paketi açıklanmadığı savunuldu. Farm Europe, Avrupa Birliği tarım arazilerinin %70’inin yaz döneminde kuraklık koşullarından etkilendiğini belirtti. Su şebekelerindeki kayıpların azaltılması ve 100 bölgeye müdahale edilmesi olumlu adımlar olarak değerlendirilirken, bunların tarımın iklim değişikliğine uyumu ve ihtiyaç duyulan yatırımların ölçeğini karşılamaktan uzak olduğu ifade edildi. Sigorta ve risk yönetimi araçlarının desteklenmesi gerektiği, ancak bunların güçlü bir bütçenin ve bağımsız bir Ortak Tarım Politikası’nın (OTP) yerini tutamayacağı vurgulandı. Değerlendirmede, Avrupa tarımındaki üretim ve ticaret göstergelerinin gerilediği ileri sürüldü. Komisyon Başkanı’nın görev döneminde AB’nin tahıl fazlasının yarıya indiği, 4 milyon hektar tahıl ekim alanının kaybedildiği ve buğday ithalatının 2019-2023 arasında 2,4 kat arttığı belirtildi. AB’nin mısır ihracatının 2019’dan bu yana %48 gerilediği, hayvancılık sektörünün ise 2019’dan beri 26 milyondan fazla hayvan kaybettiği aktarıldı. Aynı dönemde et ticaretindeki fazla 6,5 milyon tondan 4,8 milyon tona düştü. Gübre maliyetlerindeki artış, tarımsal üretim fiyatlarındaki gerileme ve ithalatın ihracattan daha hızlı yükselmesi de eleştirinin diğer başlıklarını oluşturdu. Net yağlı tohum ve yem ithalatının 62,3 milyon tona çıktığı, soya küspesi ithalatının ise 41,7 milyon tona ulaştığı belirtildi. Biyoyakıt ve biyometan gibi alanlarda tarımın potansiyelinin kullanılmadığı, bir bağımlılığın başka bir bağımlılıkla değiştirildiği savunuldu. Farm Europe ayrıca ABD ile yapılan anlaşmada 750 milyar dolarlık enerji alımı ve 600 milyar dolarlık yatırım taahhüdüne karşılık %15’lik azami gümrük tarifesi belirlenmesini eleştirdi. Komisyonun gelecek uzun vadeli bütçede tarıma 300 milyar avro ayırma önerisinin %20’den fazla düşüş anlamına geldiği ve OTP’nin bütçede ayrı bir kalem olmaktan çıkarılmasının çiftçiler açısından öngörülebilirliği zayıflatacağı belirtildi.

Küresel Hayvancılık Jeopolitik ve Maliyet Baskısıyla Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Hayvancılık Jeopolitik ve Maliyet Baskısıyla Karşı Karşıya

Alman Tarım Derneği (DLG), küresel hayvancılığın jeopolitik belirsizlik, kırılgan tedarik zincirleri, yem ve enerji maliyetlerindeki artış, iklim değişikliği, aşırı hava olayları, hayvan hastalıklarının yayılması ve sanayileşmiş ülkelerdeki iş gücü açığı gibi çok sayıda baskıyla karşı karşıya olduğunu bildirdi. DLG Genel Müdürü Lothar Hövelmann, giderek karmaşıklaşan piyasalarda işletmelerin başarısı için girişimcilik yetkinliğinin belirleyici olduğunu söyledi. DLG’ye göre hayvancılık işletmelerinde ekonomik performans artık yalnızca piyasa fiyatlarıyla değerlendirilemez. Yem bulunabilirliği, enerji arzı, hayvan sağlığı, hava koşulları, siyasi gelişmeler ve teknolojik ilerlemeler birbiriyle bağlantılı olduğu için üreticilerin ve tarım-gıda şirketlerinin sistemli çözümler geliştirmesi gerekiyor. Almanya ve Avrupa’daki süt sektörü de üretimi artırma, düşen süt fiyatları ve yüksek yem, enerji ile gübre maliyetleri arasında yeni bir denge arıyor. AB’de çiğ sütün ortalama fiyatı Ocak 2025’te 100 kilogram başına 42,2 avro oldu. Bu fiyat, Ocak 2024’e göre yaklaşık 10 avro daha düşük olsa da 2016’daki süt piyasası krizinde görülen 30 avronun altındaki seviyelerin üzerinde kaldı. DLG, zorlu piyasa koşullarında dahi etkili işletme yönetimiyle başarı sağlanabileceğini belirtti. Hannover’de 10-13 Kasım 2026’da düzenlenecek EuroTier 2026, bu sorunlara yönelik uygulamalı çözüm ve stratejileri ele alacak. Fuarda otomasyon ve yapay zekâ destekli sürü yönetimi sistemleri, ahır ve iklimlendirme yatırımları ile otomatik sağım teknolojileri öne çıkacak. Hövelmann, teknolojinin kendi başına amaç olmaması; pratik, güvenilir ve ekonomik çözümlerin mevcut işletmelere uyum sağlaması gerektiğini vurguladı.

İspanya’da Süt Üreticileri Sözleşmelerde Fiyat Artışı İstiyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Süt Üreticileri Sözleşmelerde Fiyat Artışı İstiyor

İspanya’daki Unión de Uniones, ekim ayının başında birçok süt üretim bölgesinde yenilenecek sözleşmeler öncesinde üreticilere, artan maliyetleri karşılayacak daha yüksek süt fiyatı talep etmeleri çağrısında bulundu. Kuruluş, üreticilerin nisan ayında litre başına 0,07 avroluk düşüşün ardından süt fiyatlarını yeniden yükseltmeye çalışması gerektiğini belirtti. Örgüte göre nisan ayından bu yana motorinin maliyeti %40, geçen yıla göre elektriğin maliyeti %20 arttı. Kuruluş, bu baskının, üreticilerin maliyetlerini karşılayamamasına yol açtığını ve sorunun temelinde Gıda Tedarik Zinciri Yasası’nın etkin uygulanmamasının bulunduğunu savundu. Unión de Uniones, Real Decreto 95/2019’un, üreticilerin üç ay boyunca maliyetlerin altında gelir elde etmesi halinde sütü satın alan sanayinin fiyatı gözden geçirmesini zorunlu kıldığını hatırlattı. Kuruluş, sözleşmelerin üretim maliyetlerini karşılaması ve süt üreticilerinin kârlılığını koruması gerektiğini bildirdi. Kuraklığın hayvan yemi maliyetlerini de artırdığı aktarıldı. Yem fiyatlarının yaklaşık %9, yoncanın %24 ve samanın %83 yükseldiği belirtildi. Örgüt ayrıca, Avrupa’nın diğer bölgelerinde üretim maliyetlerinin İspanya kadar yüksek olmadığını, ancak Avrupa’da süt fiyatları artıyorsa bunun İspanya’ya da yansıması gerektiğini savundu. Bazı süt işletmelerinin, piyasadaki düşük arz nedeniyle litre başına 0,02-0,03 avroluk artış açıklamaya başladığı kaydedildi.

Zor Dönemde Tarım Yatırımlarında Bankaların Ölçütleri
Görsel kaynağı: Boerenbusiness · Özgün haber

Zor Dönemde Tarım Yatırımlarında Bankaların Ölçütleri

Avrupa ve Kuzey Amerika’da sıcaklık ile kuraklığın tarım ürünleri fiyatlarını son dönemde desteklemesine karşın, önceki aylardaki olumsuz koşullar ve belirsizlik Hollanda’daki tarla bitkileri işletmelerinin yatırım kararlarını daha temkinli hale getirdi. Boerenbusiness’in ING, ABN Amro, Triodos ve Rabobank uzmanlarıyla yaptığı değerlendirmeye göre, mevcut dönemde yeni makine, teknoloji ve yenileme yatırımları azalırken finansman başvuruları da çoğunlukla geriledi. ING, fiyatların bu yıl işletmeler için yeterli kârlılığı sağlamaması halinde gelecek kış yeni makinelere ve diğer yatırımlara ilginin daha da düşebileceğini belirtiyor. Bankalara göre 2024 ve 2025’teki iyi kazançlar, yeni teknolojilere, hassas ilaçlama makinelerine, yabancı ot temizleme robotlarına ve yenileme yatırımlarına yönelimi artırdı. Ancak düşük fiyatlar, belirsiz fiyat beklentileri, izin süreçlerindeki zorluklar ve süren jeopolitik gerilimler yatırımları sınırladı. Triodos, biyolojik, biyodinamik ve dönüşüm sürecindeki işletmelerin yabancı ot temizleme robotlarına yatırım yapmayı sürdürdüğünü aktarıyor. Bankalar, iş gücünden tasarruf etmek ve bitki koruma ürünleri ile gübre kullanımını azaltmak için inovasyon talebinin devam ettiğini, buna karşılık bazı yenileme yatırımlarının ertelendiğini ifade ediyor. Arazi alımları, yatırım iştahındaki genel düşüşten ayrı bir alan oluşturuyor. Rabobank’a göre bir parsel satışa çıktığında, tarla bitkileri işletmeleri iyi ya da kötü bir yıldan bağımsız olarak bu fırsatı değerlendirmek zorunda kalabiliyor. Bununla birlikte yüksek arazi fiyatları, arazinin tamamının satın alınmasını zorlaştırıyor ve üst hakkı seçeneğini daha fazla gündeme getiriyor. Banka, çiftçilerin yanı sıra savunma, veri merkezleri ve enerji şirketlerinin de arazi talebinde bulunduğunu; su depolama ve nehirler için ek alan ihtiyacının da fiyatları yüksek tutabileceğini belirtiyor. ABN Amro ise mevcut arazi hareketliliğinin düşük olduğunu ve bunun kredi başvurularını etkilediğini bildiriyor. Bankalar, makine ve arazi kullanımında işletmeler arası iş birliğinin maliyetleri düşürebileceğini düşünüyor. ING, makinelerin yıl boyunca daha fazla saat kullanılmasının verimlilik ve doğrudan maliyet avantajı sağlayabileceğini savunuyor. Triodos, özellikle biyolojik işletmelerin birlikte yatırım yapmasını uygun bulurken, ABN Amro hem arazi kullanımında hem de işletme araçlarında iş birliğine daha sık bakıldığını belirtiyor. Rabobank ise girişimcilerin mümkün olduğunda makineleri kendi bünyesinde tutmayı tercih ettiğini aktarıyor. ABN Amro ayrıca bazı büyük işletmelerde makine parkının gereğinden fazla büyüdüğünü ve bu işletmelerin zaman zaman hizmet işletmesi gibi çalıştığını kaydediyor. Kredi değerlendirmesinde güncel bilanço tek ölçüt değil. Bankalar çok yıllı sonuçları, uzun vadeli kârlılığı, likiditeyi, özkaynak katkısını, nakit akışını, getiriyi ve borç ödeme kapasitesini inceliyor. Yatırım işletmenin gelecekteki mali sınırlarını aşacak ve olumsuz bir senaryoda doğrudan mali sorun yaratacaksa ertelenmesi öneriliyor. Rabobank ayrıca işletmenin gelecekteki görünümünü, ekim planını, iklim risklerini, sulama imkânını, toprağın besin maddelerini yıkamaya duyarlılığını ve dinlendirici ürünlerin payını değerlendiriyor. Uzmanlara göre mali göstergeler uygunsa talep düşüşü nedeniyle makine ve malların ucuzlaması fırsat yaratabilir; ancak yatırım kararının temelini her işletmenin kendi mali dayanıklılığı oluşturmalı.

Moldova'da Sebze Sektörü İçin Maliyet ve Sulama Çözümü Aranıyor
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber

Moldova'da Sebze Sektörü İçin Maliyet ve Sulama Çözümü Aranıyor

Moldova’da sebze sektörünün durumu, Tarım ve Gıda Sanayisi Bakanlığı ile sektörün danışma konseyi, üreticiler ve meslek kuruluşlarının katıldığı görüşmede ele alındı. Toplantıda sebze yetiştiriciliğinden ticaret ve işlemeye kadar uzanan zincirdeki sorunlar değerlendirildi. Katılımcılar, ülkede ekili alanlar ve ticari üretim hakkında daha kesin verilere ihtiyaç bulunduğunu belirtti. İstatistiklerde bildirilen alanların önemli bir bölümünün hanehalklarında toplanması, ticari üreticilerin işlettiği alanların ise daha düşük payda kalması nedeniyle daha fazla üreticinin ekonomik dolaşıma çekilmesi ve destek araçlarına erişimin kolaylaştırılması gündeme geldi. Patates üreticileri özellikle tohumluk, sulama, enerji, depolama, tasnifleme ve taşıma maliyetlerinin yüksekliğine dikkat çekti. Bakanlık, 2026-2030 dönemi Stratejik Tarım Politikası Programı kapsamındaki sebze üretimi tedbirlerini sundu. Programda küçük çiftlikler ile genç ve yeni üreticilerin yatırımlarına yönelik desteklerin yanı sıra ürün rotasyonu, toprak sağlığı ve küçük ölçekli sulama yatırımları öne çıkıyor. Açık tarla sebze üretimindeki istikrarın, işleme sanayisine sezon boyunca daha öngörülebilir hammadde sağlayabileceği belirtildi.

Süt Sığırı Rasyonlarında Sonbahar Şeker Dengesine Dikkat
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Süt Sığırı Rasyonlarında Sonbahar Şeker Dengesine Dikkat

Sonbaharda yeni silajların rasyona girmesi ve yaz döneminden kalan sıcaklık stresinin süt sığırları üzerindeki etkilerinin sürmesi, rasyondaki şeker düzeyinin yeniden değerlendirilmesini gündeme getiriyor. Makaleye göre yaz stresinin yol açabildiği metabolik değişiklikler, bağışıklık savunmasındaki zayıflama ve yem tüketimindeki gerileme, süt veriminin beklenen seviyelere dönmesini sınırlayabiliyor. Kuraklık nedeniyle hasat edilen yemlerin kalitesinin değerlendirilmesinde yalnızca nişasta miktarına bakılmaması gerektiği belirtiliyor. Rasyonda nişasta, lif ve hızlı fermente olabilen şekerler arasındaki dengenin yanı sıra silajın hijyenik durumu ve mikotoksin ihtimali de dikkate alınmalı. Silaj fermantasyonu, bitkideki şekerlerin bir bölümünü organik asitlere dönüştürdüğü için taze yeme kıyasla son üründeki şeker miktarını azaltabiliyor. Makale, rasyondaki toplam şeker düzeyinin kuru maddede yaklaşık %6-8 aralığında tutulmasının hedeflenebileceğini aktarıyor. Sugar Plus sıvı yemleri, kamış ve pancar melaslarıyla çeşitli şeker şuruplarını birleştirerek glikoz, fruktoz ve sakkaroz kaynakları sağlıyor. Metne göre bu şekerler, rumen mikroorganizmaları tarafından hızlı kullanılabilen enerji sunuyor; rasyonun lezzetliliğini ve yem tüketimini artırmaya, lif sindirimini ve rumen pH'sının istikrarını desteklemeye yardımcı olabiliyor. Hızlı fermente olabilir enerji ayrıca rumen mikroorganizmalarının azotu kullanmasını ve mikrobiyal protein sentezini destekleyebiliyor. Ürün, makalede rasyondaki şeker düzeyini tamamlamaya yönelik besleme aracı olarak sunuluyor.

Coceral, AB ve Birleşik Krallık’ta Mısır Üretimi Tahminini Düşürdü
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Coceral, AB ve Birleşik Krallık’ta Mısır Üretimi Tahminini Düşürdü

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık’taki tahıl üretimine ilişkin tahminini güncelleyen COCERAL, toplam üretimin 279 milyon tona gerilemesini bekliyor. 22 Eylül tarihli tahmin, temmuz öngörüsünün yaklaşık 8 milyon ton altında bulunuyor. En belirgin düşüş mısırda görüldü; üretim tahmini 48,6 milyon tona çekildi. Bu miktar, temmuzdaki 52,7 milyon tonluk tahminin ve geçen yılki 56,5 milyon tonluk üretimin altında kaldı. Revizyonun başlıca gerekçesi, Batı ve Orta Avrupa’da mısırın tozlaşma döneminde yaşanan sıcak hava ve kuraklık olarak gösterildi. Fransa’da mısır üretiminin 7,6 milyon tona inmesi ve 20 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine gerilemesi bekleniyor. Macaristan için tahmin 1,9 milyon ton olurken, geçen yılki üretim 3,8 milyon tondu. Sert buğday dışındaki buğday üretiminin de geçen yılki 148,7 milyon tondan 137,5 milyon tona düşeceği öngörülüyor; COCERAL, sıcaklıkların Almanya ve Polonya’daki tarlaları kuzey Fransa’dakilerden daha fazla etkilediğini belirtiyor. Üretim görünümündeki zayıflamaya karşın Paris’teki gıda amaçlı buğday vadeli işlemleri 24 Eylül’de %0,94 düşerek ton başına 238,25 avroya indi ve 240 avro seviyesinin altına geriledi. Aralık 2026 teslimatlı kontrat, haftalık bazda %2,56 gerilerken yıllık bazda %25,1 daha yüksek kaldı. Kasım 2026 teslimatlı mısır ise ton başına 275,75 avroda değişmedi; haftalık artışı %4,75, yıllık artışı %48,1 oldu. Fiyat hareketinde, Karadeniz’de ateşkes veya liman ve enerji altyapısına yönelik saldırıların sınırlandırılması ihtimaline ilişkin ABD öncülüğündeki temasların etkili olabileceği aktarılıyor. Ancak bu temasların sonucu doğrulanmış değil. Ukrayna tahılının Polonya üzerinden transit geçişinde geçici depolama olanaklarının sınırlandırıldığı yönündeki bilgiler de henüz yazılı bir kararla teyit edilmedi.

Rusya’nın Buğday İhracatı Eylülde Sert Geriledi
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’nın Buğday İhracatı Eylülde Sert Geriledi

Rusya’nın buğday ihracatı eylülde sert geriledi. Rusya Tahıl Birliğine göre ülke, 10-20 Eylül arasında 347 bin ton buğday ihraç etti; geçen yılın aynı döneminde bu miktar 1,3 milyon tondu. Buğday ihracatındaki düşüş yaklaşık %75’e ulaştı. Arpa ve mısır ihracatında da gerileme görüldü. Aynı dönemde başlıca tahıl ürünlerinin toplam ihracatı 381 bin tonda kaldı. Geçen yıl bu rakam yaklaşık 1,6 milyon tondu. Tahıl Birliği analiz birimi başkanı Elena Tyurina, eylül ayındaki toplam buğday ihracatının yaklaşık bir milyon ton veya daha düşük seviyede kalabileceğini belirtti. Geçen yılın eylül ayında ihracat 5,7 milyon ton olmuştu. Düşüş özellikle Karadeniz’deki Novorossiysk ve Tuapse limanlarında belirginleşti. Ukrayna’nın yıl içinde düzenlediği insansız hava aracı saldırılarının liman ve enerji altyapısında hasara yol açtığı bildirildi. Tahıl Birliği, liman altyapısındaki hasarın yanı sıra zayıf talep ve lojistik sorunlara da işaret etti. Rus hükümeti, ihracatı desteklemek amacıyla buğday, arpa ve mısır vergilerini 31 Aralık’a kadar geçici olarak kaldırdı. Sıfır vergi uygulaması 1 Eylül’den itibaren geriye dönük geçerli olacak. Tyurina, Rusya’nın hâlâ yüksek ihracat potansiyeline sahip olduğunu, ancak küresel talep, lojistik ve jeopolitik sorunların görünümü belirsizleştirdiğini söyledi.

Deniz Seviyesindeki Yükseliş Kıyı Tarımını ve Altyapıyı Tehdit Ediyor: BM Uyardı
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber
Veri haberi

Deniz Seviyesindeki Yükseliş Kıyı Tarımını ve Altyapıyı Tehdit Ediyor: BM Uyardı

Deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı bölgelerinde yaşayan toplulukların yanı sıra konutları, tarım arazilerini, tatlı su kaynaklarını ve altyapıyı tehdit ediyor. Kaynağa göre deniz seviyesi 2024’te rekor düzeye ulaştı ve yükselme hızı son yıllarda belirgin biçimde arttı. Alçak kotlu kıyı bölgelerinde yaklaşık 900 milyon kişi, yani dünya nüfusunun yaklaşık onda biri yaşıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda devletler, deniz seviyesinin yükselmesine ilişkin bir deklarasyon kabul etti. Metin, risklere ilişkin bilgilerin geliştirilmesini, bilimsel gözlem ve veri toplama çalışmalarının güçlendirilmesini, erken uyarı sistemleri ile risk değerlendirmelerinin iyileştirilmesini ve en fazla risk altındaki topluluklar için uyum ile finansman olanaklarının artırılmasını öngörüyor. Bu bilgilerin, altyapının nerede ve nasıl kurulacağına, hangi bölgelerin korunacağına ve hangi hizmetlerin güçlendirileceğine ilişkin planlamaya katkı sağlaması bekleniyor. Deklarasyonda limanlar, hastaneler, su ve enerji sistemleri, ulaşım ve telekomünikasyon altyapısının gelecek onyıllarda deniz seviyesinde yaşanabilecek değişimler dikkate alınarak planlanması gerektiği belirtiliyor. Kıyıların korunmasında yalnızca mühendislik yapıları değil, mangrovlar, mercan resifleri ve sulak alanlar gibi ekosistemlerin korunması ve onarılması da gündeme alınıyor. Finansman çağrısıyla özellikle küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin kamu ve özel kaynaklara daha hızlı ve öngörülebilir biçimde ulaşması isteniyor. Metin, deniz seviyesindeki yükselmenin ülkelerin topraklarını, egemenliklerini ve deniz yetki alanlarını nasıl etkileyeceğine ilişkin hukuki sorulara da değiniyor. Toprak kaybının, bir devletin varlığını otomatik olarak sona erdirmemesi gerektiği yönünde bir yaklaşım destekleniyor. Bununla birlikte deklarasyon hukuken bağlayıcı bir anlaşma niteliği taşımıyor. Yükseliş; tarım arazilerinde ve tatlı su kaynaklarında tuzlanma, taşkın ve erozyon riskinin artması, balıkçılık ve ulaşım faaliyetlerinin etkilenmesi gibi sonuçlar doğurabiliyor. Genel Sekreter António Guterres, belgenin uygulanmasının bundan sonraki temel adım olduğunu belirtti.