ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

999 haber · Sayfa 12

Arnavutluk'ta Xarrë'deki Mandalina Üreticileri Satış Fiyatlarının Maliyetleri Karşılamadığını Söylüyor
Görsel kaynağı: RTSH · Özgün haber
Veri haberi

Arnavutluk'ta Xarrë'deki Mandalina Üreticileri Satış Fiyatlarının Maliyetleri Karşılamadığını Söylüyor

Arnavutluk’un Xarrë bölgesindeki mandalina üreticileri, bu sezon en büyük sorunun satış fiyatı olduğunu ve mevcut fiyatlarla maliyetlerini karşılayamadıklarını belirtiyor. Üreticiler kilogram fiyatını 200, 250 ve 300 lek olarak ifade ederken, bir üretici mandalinalar 300 lekten alınsa bile masraflarını çıkaramayacağını söylüyor. Satışların aralık sonrasındaki seyri konusunda belirsizlik bulunuyor. Bir üretici, geçen yıl ve önceki yıl yaşananların tekrarlanması halinde mandalina fiyatlarının her yıl daha da düşeceğini ifade ediyor. Haberde, sezonun sonucunun ürünün yıl boyunca yapılan emek ve yatırımı karşılayacak bir fiyattan satılıp satılamamasına bağlı olacağı belirtiliyor. Satış sorununa karşın üreticiler, bu yılki mandalina üretiminin şu ana kadar iyi olduğunu bildiriyor. Hasat ve ürün seçimi sürekli çalışma gerektirdiği için aile işçiliğine ek olarak mevsimlik işçiler de çalıştırılıyor. Bir üretici ayrıca ürünü sezon boyunca korumakta zorlandıklarını, çok sayıda hastalıkla karşılaştıklarını ve hasat döneminin yaklaştığını söylüyor.

Hırvatistan'da Yeşil Gıda Kamu Alımları İçin 3. Klonferans Karlovac'ta Düzenlenecek
Görsel kaynağı: Gospodarski list · Özgün haber

Hırvatistan'da Yeşil Gıda Kamu Alımları İçin 3. Klonferans Karlovac'ta Düzenlenecek

Hırvatistan'da yeşil gıda kamu alımları ve kısa tedarik zincirleri temalı 3. KLOnferans, 28 Ekim 2026'da Karlovac'taki Kino Edison'da düzenlenecek. Üreticiler, kısa tedarik zincirleri (KLO) ve kamu kurumları, bu modellerin sahadaki işleyişine ilişkin deneyimlerini paylaşacak. Konferansın üçüncü edisyonu, yeşil gıda kamu alımlarının uygulamadaki yönüne odaklanacak. Programda tarım üreticileri, örgütlü kısa tedarik zincirleri, tedarikçiler ve ilgili kamu kurumlarının yanı sıra üretici deneyimleri, KLO yaklaşımının avantajları ve zorlukları ele alınacak. Kısa zincirlerin organizasyon, lojistik, iletişim ve dijitalleşmeye katkısı da tartışılacak. Reducos Software (Plodovi.hr) tarafından düzenlenen etkinliğe katılım ücretsiz olacak; ancak ön kayıt zorunlu tutulacak.

Bosna-Hersek’te Süt Üreticileri Maliyet ve İthalat Baskısına Karşı Uyardı
Görsel kaynağı: N1 Bosna i Hercegovina · Özgün haber
Veri haberi

Bosna-Hersek’te Süt Üreticileri Maliyet ve İthalat Baskısına Karşı Uyardı

Bosna-Hersek’te süt üreticileri, artan maliyetler ve ithalat nedeniyle sektörün sürdürülemez hale geldiği uyarısında bulundu. Tuzla Kantonu Süt Üreticileri Birliği Başkanı Eldin Glibanović, çiftçilerin bir litre dizel alabilmek için yedi litre süt üretip satmak zorunda kaldığını söyledi. Üreticiler, yerli çiftliklerin kapandığını ve ithalatın kendilerini zor durumda bıraktığını belirtti. Gračanica’daki toplantının ardından sınır kapatma eyleminden geçici olarak vazgeçen üreticiler, yetkili kurumlar taleplerini karşılamazsa protestoların yeniden gündeme gelebileceğini bildirdi.

İngiltere’de İlk Sezon Kuş Gribi Vakası 32.000 Yumurtacı Kanatlıyı Etkiledi
Görsel kaynağı: BBC News · Özgün haber
Veri haberi

İngiltere’de İlk Sezon Kuş Gribi Vakası 32.000 Yumurtacı Kanatlıyı Etkiledi

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

İngiltere’nin Northumberland bölgesindeki Belford yakınlarında ticari kanatlılarda yüksek derecede patojenik kuş gribinin (HPAI) H5N1 alt tipi doğrulandı. Sezonun İngiltere’deki ilk vakasından etkilenen serbest dolaşan yumurta işletmesinde 32.000 yumurtacı kanatlı kaybedildi. İşletme sahibi Catherine Armstrong, salgının maliyetinin 100.000 sterlini aşmasının beklendiğini söyledi. Çiftlikte kalan kanatlıların tamamı, virüsün yayılmasını kontrol etmek amacıyla itlaf edildi. Armstrong’a göre kuşlar normalde günde 28.500 yumurta üretiyor ve ürünler Birleşik Krallık’taki çeşitli süpermarketlere gönderiliyordu. İlk ölümlerden sonra virüsün hafta sonu hızla yayıldığı, pazar gecesine kadar 1.000’den fazla kanatlının öldüğü ve salı günü H5N1 enfeksiyonunun doğrulandığı aktarıldı. Virüsün çiftliğe nasıl ulaştığı henüz bilinmiyor; sıkı biyogüvenlik önlemlerine rağmen yabani kuşların kaynağı olabileceği düşünülüyor. İngiliz Serbest Dolaşan Yumurta Üreticileri Birliği, serbest dolaşan tavukların yabani kuşlarla düzenli temasının enfeksiyonu önlemeyi zorlaştırdığını belirterek kıyı bölgeleri ile göçmen kuşların bilinen uçuş güzergâhlarına yakın işletmeler için bölgesel bir kapatma emri talep edeceğini açıkladı. Hükümetin hindilerde yürüttüğü kuş gribi aşısı denemesinin sonuçlarının yıl sonuna kadar açıklanması bekleniyor; yetkililer, aşının bu sezon için seçenek olmayacağını bildirdi. Sağlık ve gıda güvenliği kurumları ise genel halk açısından riskin çok düşük olduğunu, uygun şekilde pişirilmiş kanatlı ürünleri ve yumurtaların tüketilebileceğini belirtti.

Avustralya’da Yağış Sonrası Kısa Vadeli Sığır Ticareti İçin Yakıt Maliyeti Uyarısı
Görsel kaynağı: Beef Central · Özgün haber
Veri haberi

Avustralya’da Yağış Sonrası Kısa Vadeli Sığır Ticareti İçin Yakıt Maliyeti Uyarısı

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Avustralyalı piyasa yorumcusu Chris Howie, ülkenin farklı bölgelerinde etkili olan yağışların yem gelişimini, tahıl görünümünü ve sığır arzını değiştirdiğini belirterek kısa vadeli ticaret fırsatlarının yakıt maliyetleri ve yüksek mağaza sığırı fiyatlarıyla sınırlanabileceğini yazdı. Howie’ye göre güneydeki yağışlar üreticilerin hayvanları daha uzun süre besleyip kesim ağırlığına ulaştırmasını teşvik ederken, kuzeyde yağış beklentisi arzı hızla daralttı ve fiyatları yukarı çekti. Güney Avustralya ve Victoria’da eylül sonundaki yağışlar yem gelişimine ve tahıl verimine ek süre kazandırdı. Kaynağa göre yağış miktarı Aşağı Kuzey Güney Avustralya ve Wagga çevresindeki 15 milimetreden Tallangatta’daki 87 milimetreye kadar geniş bir alana yayıldı. Howie, mevcut yem koşullarını ve ürünleri güçlü olarak değerlendirirken, yüksek yakıt maliyetleri ile yüksek seyreden mağaza sığırı piyasasının kısa vadeli alım-satımı zorlaştırdığını ifade etti. Bununla birlikte Omeo’dan kuzey Gippsland’a uzanan daha kuru alanların izlenmeye değer olduğunu söyledi. Kuzeyde yağış beklentisi, özellikle Orta ve Uzak Kuzey Queensland’de arzın hızla kısalmasına ve bazı bölgelerde yolların kapanmasına neden oldu. Kaynakta, genç sığırların fiyatının birkaç saat içinde kilogram başına 30 ila 50 Avustralya senti arttığı, işlemci ve besi işletmelerinin fiyat tablolarını yükselttiği aktarılıyor. Kuzey Yeni Güney Galler’de Grafton çevresinde iki hafta önce alınan 30 milimetrelik yağışın ardından bir mağaza sığırı satışındaki hayvan sayısı 1.500’den 500’e geriledi ve fiyatlar hızla iyileşti. Güneyde birçok üretici, güçlü mera ve yem koşulları nedeniyle sığırları daha uzun süre tutarak kesim ağırlığını hedefliyor. Howie, teslimat öncesinde fiyatı netleştirilmeden kesim kapasitesi ayırtılmasının, fiyatların gerilemesi durumunda üreticiyi zor durumda bırakabileceği uyarısında bulundu. Wagga satışında en iyi ineklerin 4 Avustralya dolarının düşük seviyelerinde işlem gördüğünü, 400 kilogramın üzerindeki besilik Siyah Alaca kırması sığırlarda fiyatın kilogram başına 5,43 Avustralya dolarına, en iyi partide 5,54 dolara ulaştığını aktardı. Yorumda kuzu piyasasında da arzın sıkılaştığı belirtiliyor. Güneyde devam eden yağış, güçlü besi yemi ve iki yıllık kuraklığın kuzu sayısını azaltması, üreticilerin normalde mağaza hayvanı olarak satılacak kuzuları doğrudan kesime göndermesine yol açıyor. Howie ayrıca, yaklaşan buzağı satışları öncesinde hayvan sağlığı protokolleri, soy kütüğü bilgileri ve program uygunluğunun alıcı rekabeti açısından önem taşıdığını vurguladı.

Copa ve Cogeca’dan Ortak Tarım Politikası İçin Finansman Çağrısı
Görsel kaynağı: Bændablaðið · Özgün haber
Veri haberi

Copa ve Cogeca’dan Ortak Tarım Politikası İçin Finansman Çağrısı

Avrupa’daki çiftçi ve tarım kooperatiflerinin çatı kuruluşları Copa ve Cogeca, Stockholm’deki kongrelerinin ardından Stokholm Bildirisi’ni yayımlayarak Avrupa Birliği ülkelerinin Brüksel’de toplanan yöneticilerine çağrı yaptı. Altı maddelik bildiride, tarım politikasına ayrılan finansmanın en az mevcut düzeyde korunması ve fiyatlara göre güncellenmesi istendi. Kuruluşlar ayrıca tarımın Avrupa’nın rekabet gücü, dayanıklılığı ve güvenliği açısından stratejik bir sektör olarak tanınmasını talep etti. Örgüt liderleri, Avrupa’daki jeopolitik, ekonomik ve çevresel zorlukların yanı sıra yükselen girdi maliyetleri, çiftçi sayısındaki azalma ve çiftçilerin yaşam koşullarındaki gerileme konusunda endişelerini dile getirdi. Açıklamada, yaz aylarındaki hava koşullarının tarımın kırılganlığını yeniden ortaya koyduğu, savaşlar, ticari gerilimler ve uluslararası istikrarsızlığın da piyasalardaki dalgalanmayı ve tarımsal üretim üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi. Copa ve Cogeca, 2028–2034 döneminde uygulanması planlanan Ortak Tarım Politikası (OTP) değişiklikleri için Avrupa Komisyonu’nun yürüttüğü danışma sürecini de eleştirdi. Kuruluşlara göre süreçte yeterli seçenek sunulmadı ve etki değerlendirmesi yapılmadı. Bildiri, OTP’nin ortak niteliğini korumasını ve daha fazla performans odaklı hale getirilmemesini istiyor; örgütler bunun iç pazarda istikrarsızlığa ve girdiler için rekabetin artmasına yol açabileceğini savunuyor. Bildiride tarımın savunma, hazırlık ve güvenlik meselelerinde temel dayanak olarak tanınması, gıda üreticilerinin Avrupa’nın ön savunma hattında kabul edilmesi de isteniyor. Fonların diğer finansman ve hedeflerden ayrı tutulması, kırsal alanlardaki özel zorluklar için ulusal ve bölgesel program fonlarının %10’unun kullanılabilmesi, kuralların basitleştirilmesi ve desteğin tüm çiftçilere açık olması çağrıları arasında yer alıyor. İzlanda Çiftçiler Birliği, Copa ve Cogeca’nın ortaklarından biri olarak gösteriliyor.

Mısır’da Sıcaklık Dalgalanması İçin Ürün Koruma Uyarısı
Görsel kaynağı: Al-Watan Egypt · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Sıcaklık Dalgalanması İçin Ürün Koruma Uyarısı

Mısır Tarım ve Arazi Islahı Bakanlığı İklim Değişikliği ve Uzman Sistemler Bilgi Merkezi Başkanı Muhammed Fehim, ülkenin büyük bölümünde sıcaklıkların gelecek hafta sonuna kadar hafif yüksek seyretmesinin beklendiğini açıkladı. Kuzey bölgelerden Kahire’ye kadar gündüzleri sıcak, Yukarı Mısır’ın güneyinde ise daha sıcak hava beklenirken geceleri hava çoğunlukla ılıman olacak. Kuzeydeki tarım yolları ve hızlı ulaşım yollarında sabah saatlerinde yoğun sis, bazı bölgelerde de rüzgâr görülebileceği belirtildi. Fehim, sonbahara girilmesine rağmen sıcak havanın sürmesi ve gece-gündüz sıcaklıklarının değişmesi nedeniyle çilek, patates, çeşitli sebzeler ve turunçgillerde sorun yaşanabileceği uyarısında bulundu. Yüksek bağıl nem ile sabah çiyinin mantar ve böcek hastalıklarının yayılmasını kolaylaştırabileceği, nemli ve kuru rüzgârların art arda esmesinin de yaprak ve bitki dokularında küçük yaralar oluşturabileceği ifade edildi. Bu koşulların Yukarı Mısır’da bakla, yonca ile tıbbi ve aromatik bitkilerin ekimini geciktirebileceği kaydedildi. Üreticilere özellikle Yukarı Mısır’da buğday ve baklayı aceleyle ekmemeleri, buğdayda uygun çeşitleri ve önerilen ekim tarihlerini dikkate almaları tavsiye edildi. Taşkınla sulanan arazilerde patates, pancar ve baş soğan gibi yumrulu ürünlerin en yakın sulamasında 8-10 litre fosforik asit uygulanması önerildi. Patates, pancar, fasulye, domates, biber, patlıcan, salatalık ve kabakta azotlu gübre, özellikle üre kullanımının azaltılması istendi; geç ekilen mısır ve şeker kamışının da rüzgâr sırasında sulanmaması önerildi.

Kanada’nın Manitoba Eyaletinde Buğday Kurulu Tekeline İlişkin Toplu Dava Reddedildi
Fotoğraf: Jeff McIntosh/The Canadian Press · Özgün haber
Veri haberi

Kanada’nın Manitoba Eyaletinde Buğday Kurulu Tekeline İlişkin Toplu Dava Reddedildi

Kanada’nın Manitoba eyaletinde Court of King's Bench Yargıcı Chris Martin, Kanada Buğday Kurulu tekelinin sona erdirilmesinin ardından tahıl çiftçilerinin açtığı toplu tazminat davasını reddetti. Karar, çiftçi Edward Andrew Dennis’in 2017’de Kanada başsavcısı ile Kanada Buğday Kurulu’nun halefi G3 Global Grain Group’a karşı açtığı talebi de kapsıyor. Martin’in kararına göre dava, kurulun özel bir yapıya dönüştürülmesiyle başlayan ve on yılı aşkın süredir devam eden hukuki sürecin son halkası oldu. Toplu dava, Kanada Buğday Kurulu’nun tekel olarak faaliyet gösterdiği son iki yılda havuz pazarlama programı üzerinden satış yapan tahıl çiftçileri adına açıldı. Davada kurulun para ve belirli hesapları kullanma biçimi ele alındı. Çiftçiler, kuruldan sorumlu federal bakanın kamu görevinde görevi kötüye kullandığını ve kurulun sözleşmeyi ihlal ettiğini savunarak toplamı 91 milyon doların biraz üzerinde olabilecek tazminat talep etti. İddiaların merkezinde, kurulun havuz ve havuz dışı satışlar için kullandığı mali yapı vardı. Havuz programında üreticilere beklenen fiyata göre ilk ödeme yapılıyor, ürün satıldıkça oluşan değer artışları ile havuz fazlasından ek ödemeler veriliyordu. Havuz dışı satışlarda ise daha yüksek peşin ödeme yapılıyor, ancak sonraki ödemeler yapılmıyordu. Kurulun havuz dışı satışlardaki zararları karşılamak için ayrı bir ihtiyat fonu bulunuyordu. Çiftçiler, federal bakanın bu fonun tavanını 60 milyon dolardan 100 milyon dolara, ardından 200 milyon dolara çıkarma önerisinde bulunmasını ve kurula fona para aktarma talimatı vermesini hukuka aykırı olarak niteledi. Ayrıca fonun, kurulun özel bir yapıya dönüştürülmesini finanse etmek için genel bir birikmiş kâr hesabı gibi kullanıldığını, havuz hesaplarındaki paranın da geçişle bağlantılı bazı masraflara aktarıldığını ileri sürdü. Fon tavanına ulaşıldığında havuz dışı satışlardan elde edilen kârın havuz hesabına aktarılabildiği ve bunun havuz üreticilerine dağıtılabildiği de karar metninde yer aldı. Yargıç Martin bu iddiaları kabul etmedi. Karara göre bakanın eylemleri uygun ve hukuka uygundu, çiftçilerle kurul arasında davada ileri sürülen yükümlülükleri doğuracak bir sözleşme bulunmuyordu ve kurul, söz konusu masrafları havuz hesaplarından karşılamak zorundaydı. Kanada Buğday Kurulu 1935’te gönüllü bir pazarlama programı olarak kurulmuş, daha sonra batı Kanada’daki çiftçilerin birkaç istisna dışında buğday ve tahıllarını kurula satmak zorunda olduğu zorunlu bir tekele dönüşmüştü. Stephen Harper hükümeti, 2011 federal seçiminden sonra kurulu özel bir yapıya dönüştürmek için adımlar atmıştı. Manitoba Üniversitesi Transport Institute direktörü tarım ekonomisti Barry Prentice, kararın Kanada Buğday Kurulu tartışmasının “son bölümü” olduğunu söyledi. Prentice, kurulun bir dönem çiftçilere hizmet ettiğini ancak zamanla amacını yitirdiğini ve değişime uyum sağlayamadığını savundu. G3 avukatları kararın birden fazla mahkeme ve yargı bölgesinde sürdürülen talebi sonuçlandırdığını belirtirken, federal hükümet sözcüsü mahkemenin inceleme için ayırdığı zaman ve gösterdiği özen için teşekkür etti. Çiftçilerin avukatları ise açıklama yapmadı.

Mısır ve Ayçiçeği Satışında Kalite ve Koşullar Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Mısır ve Ayçiçeği Satışında Kalite ve Koşullar Öne Çıkıyor

Kıt arzın alım fiyatlarını yükseltebilmesine karşın, son derece düşük verim ortalamalarının üreticilerin gelir kaybını her zaman telafi etmeyebileceği belirtildi. Magyar Mezőgazdaság’ın MMG Direkt yayınında IKR Agrár’ın ürün ticareti direktörü Csuka János, üreticilerin piyasa koşullarını değerlendirmesi ve aşırı hava şartlarına uyum sağlaması gereken başlıkları ele aldı. Mısır piyasasında miktarın yanı sıra kalite de belirleyici oluyor. Aflatoksinle bulaşmış ürünün satışı dikkatli değerlendirme ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Avrupa Birliği sınır değerini aşan toksin içeren mısır yem ve gıda amacıyla kullanılamazken, bazı işleme tesisleri bu ürünü biyokütle olarak, örneğin etanol üretiminde değerlendirebiliyor. Ayçiçeği satışında yağ oranı, nem ve karışım oranı hesaplaşmayı etkileyebiliyor. Kalite primiyle satış ile all-in fiyatlandırma arasındaki farkın bilinmesi, üreticilerin kendileri için uygun seçeneği belirlemesine yardımcı olabilir. Teslimat zamanı, depolama ücreti, finansman maliyetleri ve hesaplaşma koşulları da nihai sonucu değiştirdiği için tekliflerin aynı şartlarla karşılaştırılması gerekiyor. Hassas tarım, dijitalleşme, danışmanlık ve hedefli uygulamalar da değişen üretim koşullarında önem kazanıyor.

Çiftçiler İklim Değişikliğine Uyum İçin Üretimi Yeniden Kurguluyor
Fotoğraf: ENVOYE SPECIAL / FRANCE 2 · Özgün haber
Veri haberi

Çiftçiler İklim Değişikliğine Uyum İçin Üretimi Yeniden Kurguluyor

Fransa’da 2026 yazında yaşanan tarihî kuraklık, bazı ürünlerde verimi %50’ye kadar düşürdü. Su kaynaklarının yetersiz kalması, çiftçileri hem üretim tercihlerini hem de işletmelerinin geleceğini yeniden değerlendirmeye yöneltti. Gers bölgesinde sebze üreticisi Florent Barrau, sulama suyu bulunamadığı için üretiminin üçte birini kaybetti. Benzer bir durumun tekrarlanmaması için su tüketimi yüksek bazı ürünleri tamamen bırakma kararı aldı. Landes bölgesindeki Larrère işletmeleri ise iklim değişikliğini gözeterek ürün desenini değiştiriyor; tatlı patates ve yer fıstığı yetiştiriyor, ileride turunçgilleri de denemeyi planlıyor. Bağcılıkta da üretim alanlarının kuzeye kayabileceği öngörüsüyle yeni yatırımlar yapılıyor. Loire Vadisi’nde beş kuşaktır bağcılıkla uğraşan Sébastien Fricker, bu beklentiyle Normandiya’nın Calvados bölgesinde bir bağ kurdu. Bu bağdan elde edilen ilk Normandiya şaraplarının 12 bin şişesi 2025 ilkbaharında çıktı ve beklenenden yüksek ilgi gördü.

Yunanistan’da Tarımsal Motorinde Vergi Muafiyeti İçin myDiesel Dönemi Başlıyor
Görsel kaynağı: CNN Greece · Özgün haber
Veri haberi

Yunanistan’da Tarımsal Motorinde Vergi Muafiyeti İçin myDiesel Dönemi Başlıyor

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Yunanistan’da tarımsal motorin alımlarında Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve ilgili Katma Değer Vergisi (KDV) muafiyetini pompa başında uygulayacak myDiesel sistemi 1 Kasım 2026’da zorunlu hale gelecek. Akaryakıt istasyonlarının uygulamaya zorunlu kaydı ise 22 Ekim’de başlayacak. Sistem, üreticilerin daha önce vergiyi peşin ödeyip sonradan iade beklediği yöntemin yerine doğrudan muafiyet sağlayacak. Hak sahibi üretici, myAADE portalı veya myDieselApp üzerinden TAXISnet bilgileriyle giriş yaparak motorin alımı için benzersiz kod ve QR kod içeren dijital kupon düzenleyecek. İstasyondaki görevli kuponu tarayacak ya da numarasını sisteme girecek ve muafiyet uygulanmış satış belgesini düzenleyecek. Uygulama, işlemi gerçek zamanlı doğrulayarak üreticinin hak ettiği motorin miktarını ve kullanılabilir bakiyesini kontrol edecek. Satış belgelerinin AADE bilgi sistemleri üzerinden doğrulanmasının ardından istasyonlara yapılacak ÖTV iadesi otomatikleştirilecek. Tarım Bakanı Margaritis Schoinas’ın açıklamasına göre toplam vergi avantajı litre başına 50,84 euro cent olacak. Bu tutarın 41 centi ÖTV, 9,84 centi KDV payından oluşacak. Ypaithros’un aktardığı hesaplamaya göre 500 litrelik alımda avantaj 254,20 euroya, 1.000 litrelik alımda 508,40 euroya ulaşacak. Ayrıca vergi muafiyeti uygulanabilecek azami motorin miktarı, her ürün için belirlenen referans miktarın %150’sinden %200’üne çıkarılacak. Referansı 10 litre/dekar olan bir üründe sınır 15 litreden 20 litre/dekara yükselecek. Tüketim tablolarının güncellenmesi başlatılacak; sistemin ilk aşamasında 2025 ÖSDE beyanları kullanılacak ve 2026 beyanlarının tasfiyesinden sonra veriler yenilenecek.

Kanada Tarımında 12 Milyar Dolarlık Fırsat
Görsel kaynağı: CTV News · Özgün haber
Veri haberi

Kanada Tarımında 12 Milyar Dolarlık Fırsat

Kanada tarım sektörünün, ABD ile yeniden şekillenen ticari ilişkiye uyum sağlarken yeni pazarlar ve müşteriler üzerinden milyarlarca dolarlık gelir elde etme potansiyeli bulunuyor. Farm Credit Canada (FCC) Başkanı ve Üst Yöneticisi Justine Hendricks, kuzey-güney ticaretinin ötesinde bu fırsatın 12 milyar dolar olarak ölçüldüğünü söyledi. Federal bir Kraliyet şirketi olan FCC, tarım sektörüne finansman ve danışmanlık hizmetleri sunuyor. Hendricks, Kanada tarım ürünlerinin çoğunun hâlen ABD’ye gümrüksüz gönderilebildiğini belirtti. Ancak Ottawa ile Washington arasındaki belirsiz ve zaman zaman düşmanca ilişki nedeniyle sektörün müşteri tabanını çeşitlendirmesi gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımın, ticari riskleri azaltmak ve değişen koşulları yönetmek için kullanılabilecek araçlardan biri olduğunu ifade etti. Açıklamalar, ABD ile süren ticari gerilimin yanı sıra çiftçilerin karşı karşıya olduğu diğer maliyet baskıları sırasında geldi. Dizel yakıt maliyetinin son aylarda tarihsel olarak yüksek seviyelere çıkması, zaten dar olan üretici marjlarını daha da sıkıştırdı. İklim koşulları ve genel girdi maliyetleri de belirsizliği artıran unsurlar arasında yer aldı. Hendricks, Kanadalı çiftçi, çiftlik işletmecisi ve üreticilerin belirsizlik karşısındaki çevikliği ve dayanıklılığıyla bilindiğini söyledi. Hükümet verilerine göre Kanada’nın tarım ve tarımsal gıda sektörü geçen yıl 158 milyar dolar gelir yarattı; bu tutar ülkenin toplam GSYH’sinin yaklaşık %7’sine denk geldi. Sektör 2025’te yaklaşık 2,3 milyon kişiyi istihdam etti ve ülkedeki her dokuz işten birini oluşturdu. Hendricks ayrıca büyüme için yenilikçiliğe daha fazla yatırım yapılması gerektiğini, Kanada’nın bu alanda birçok benzer ülkenin gerisinde kaldığını belirtti. FCC, bu açığı kapatmak amacıyla 18 ay önce bir sermaye bölümü kurdu ve Kanada gıda ile tarımındaki yenilikleri finanse etmek üzere yarım milyar dolardan fazla kaynak kullandı.

Mısır Hurma Festivali Siwa Vahası’na Döndü
Görsel kaynağı: Al-Watan Egypt · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Hurma Festivali Siwa Vahası’na Döndü

Uluslararası dokuzuncu Mısır Hurma Festivali, 14-16 Ekim 2026 tarihlerinde, dokuz yıl önce başladığı Siwa Vahası’na döndü. Mısır Sanayi Bakanlığı ile Khalifa Hurma Palmiyesi Vakfı iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, tarım, ticaret ve turizmle geçinen, ekonomisi büyük ölçüde palmiye ve hurmaya dayanan vaha sakinlerinden ilgi gördü. Yerel halk, festivalin ekonomik ve turistik hareketlilik yaratmasını bekliyordu. Çocuklar ve gençler etkinliğin en ilgili katılımcıları arasında yer aldı. Bazı gençler organizasyonda gönüllü çalışırken bazıları araştırma kuruluşları ve şirketlerin sergilerini gezerek hurma alanındaki yeni çalışmaları inceledi. İskenderiye Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi Muhammed Mustafa, Siwa’nın daha iyi tanıtılması, çiftçilerin desteklenmesi ve ihracat kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla gönüllü olduğunu söyledi. Festivalde hurmayı kuruyemiş, susam, çikolata ve kahveyle birleştiren, çekici biçimde paketlenmiş ürünler sergilendi. Bu ürünlerin hurmayı geleneksel biçiminin dışına taşıyarak farklı tüketici tercihlerine uygun hâle getirebileceği ve yeni ihracat pazarları açma potansiyeli taşıdığı belirtildi. Etkinlikte ayrıca palmiye atıklarının değerlendirilmesine yönelik çalışmalar öne çıktı. Bir araştırma-geliştirme şirketi bu atıklardan ambalaj kâğıdı, tabak, ayakkabı, dayanıklı halat, bina yalıtımı ve tarım toprağı üretti. Şirketin araştırma-geliştirme kimyageri Yusuf Abdürrahim, her palmiye ağacından yılda 25-27 kilogram atık çıktığını söyledi. Geliştirilen ürünlerin bir bölümünün sanayi aşamasına taşınması planlanıyor. Festival, Siwa’ya yerleşerek bir çiftlikte turistik otel işletmeye başlayan Sari ve Sara çiftinin de ilgisini çekti. Çift, yerel mirasla uyumlu ve çevre dostu otel projeleri için yeni fikirler ararken hurmayı şeker alternatifi olarak kullanan sağlıklı bir ürünü inceledi.

Riemst’te Erozyonla Mücadele Desteği Hektar Başına 1.900 Euroya Çıktı
Görsel kaynağı: Het Nieuwsblad · Özgün haber
Veri haberi

Riemst’te Erozyonla Mücadele Desteği Hektar Başına 1.900 Euroya Çıktı

Belçika’nın Riemst kentinde çiftçilere, erozyonla mücadele amacıyla çim tampon şeritleri oluşturulması ve diğer önlemlerin uygulanması için hektar başına yıllık 1.900 avro ödeme yapılacak. Daha yüksek destekle tarım arazilerinde erozyonu azaltmaya yönelik plana daha fazla üreticinin katılması bekleniyor. Riemstli çiftçiler, yeni ödeme tutarının erozyonla mücadele planına katılımı artırmasını umuyor. Destek, çim tampon şeritlerinin yanı sıra erozyonu önlemeye yönelik diğer uygulamaları da kapsıyor.

Ukrayna-AB Müzakerelerinde Tarım Kümesi En Zorlu Başlıklardan Biri Olabilir
Görsel kaynağı: Espreso · Özgün haber

Ukrayna-AB Müzakerelerinde Tarım Kümesi En Zorlu Başlıklardan Biri Olabilir

Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne (AB) katılım müzakerelerinde “Kaynaklar, Tarım ve Uyum” kümesinin en zorlu başlıklardan biri olabileceğini söyleyen Ukrayna Avrupa Politikası Merkezi eş kurucusu ve kıdemli analist Dmitro Naumenko, özellikle tarım alanındaki rekabet ve destek koşullarına dikkat çekti. Naumenko'nun değerlendirmesine göre Ukraynalı üreticilerin Avrupa şirketleriyle rekabeti ve Ukrayna tarımına sübvansiyon sağlanması konusunda anlaşmazlıklar yaşanabilir. Naumenko, bazı AB üyesi ülkelerin kendi üreticilerini korumak amacıyla Ukrayna tarım ürünlerine sınırlama getirilmesini savunabileceğini belirtti. Buna karşılık, büyük tarım holdingleri de dahil Ukraynalı tarım şirketlerinin Avrupa pazarında rekabetçi olduğunu söyledi. Hassas Ukrayna tarım ürünleri için destek programları ile Avrupa pazarına erişim konusunda karmaşık sınırlamaların ele alınabileceğini kaydeden Naumenko, bu düzenlemelerin takvimi hakkında kesin konuşmanın mümkün olmadığını ifade etti. Ukrayna tarafı, kapalı kalan iki müzakere kümesini mevcut yılın sonuna kadar açmayı bekliyor. Ancak bunun Avrupa Komisyonu ve çekinceleri bulunan üye ülkelerle koşulların uzlaştırılmasına bağlı olduğu belirtiliyor. Naumenko, kalan kümelerin yıl sonuna kadar açılmasının mümkün olduğunu ancak garanti edilemeyeceğini; Ukrayna'nın sınırlamalar ve geçiş dönemleri konusunda net koşullar elde etmesi gerektiğini söyledi. Sürecin bir ülke ya da aşamada tıkanması halinde sonraki döneme ertelenebileceğini de ekledi. Naumenko'ya göre AB'nin mevcut genişleme prosedürü, tek bir üye ülkenin aday ülkenin müzakerelerdeki ilerlemesini engellemesine imkân veriyor. Avrupa Komisyonu bu siyasi engelleme riskini azaltmak için nitelikli çoğunluk oylaması gibi seçenekleri değerlendiriyor. Komisyon ayrıca yalnızca gerekli yasaların kabulünü değil, rekabet kuralları ve devlet yardımlarının denetimi gibi düzenlemelerin uygulamadaki işleyişini ve Ukrayna kurumlarının personel ile mali kapasitesini de inceleyecek.

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı

Stellenbosch Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Bölümü'nden Prof. Abel Esterhuyse, Güney Afrika'nın Western Cape bölgesindeki Kleinmond yakınlarında düzenlenen Dünya Dohne Merinosu Konferansı'nda küresel tarımın karşı karşıya olduğu riskleri anlattı. Güney Afrikalı üreticilerin güvensizlik, yetersiz altyapı ve bozulan kamu hizmetleriyle çevrili koşullarda işletmelerini çalışır durumda tutmayı öğrendiğini belirten Esterhuyse, benzer baskıların başka ülkelerdeki çiftçileri de etkileyebileceğini söyledi. Esterhuyse, Prof. David Betz'e atfettiği “dünyanın Güney Afrikalaşması” kavramıyla, işleyen özel alanların bozulan kamu altyapısıyla yan yana var olduğu daha parçalı bir ekonomik ve toplumsal yapıya işaret etti. Sunumunda toplumsal parçalanmanın yanı sıra demografik değişim, jeopolitik istikrarsızlık, çevresel baskılar ve teknolojik dönüşümü tarımı yeniden şekillendiren diğer güçler olarak sıraladı. Bu koşulların üreticileri yalnızca işletmelerindeki sorunlarla değil, daha geniş ekonomik ve güvenlik gelişmeleriyle de karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti. Demografik eğilimler kapsamında Avrupa Birliği (AB) ve Çin'i örnek gösteren Esterhuyse, AB'nin dünya nüfusundaki payının %5,5 olmasına karşın küresel sosyal refah harcamalarının %58'ini ve savunma harcamalarının %16'sını oluşturduğunu aktardı. AB'de ortanca yaşın 44,7 olduğunu ve 2100'de 49,6'ya çıkmasının beklendiğini belirterek, yaşlanan nüfus ile daha az sayıdaki genç çalışanın mevcut refah modelinin sürdürülebilirliği üzerinde baskı yaratabileceğini söyledi. Çin'de nüfusun yaşlanması, değişen tüketim tercihleri ve azalan genç iş gücü nedeniyle üretimi sürdürmek için yapay zekâ ve insan emeğinin yerine geçebilecek teknolojilere yönelimin arttığını dile getirdi. Afrika'nın bu yüzyılda küresel nüfus artışının büyük bölümünü oluşturacağını ve gelecekte dünya gıda talebini yönlendireceğini belirten Esterhuyse, kıtanın mevcut tarımsal üretiminin küresel toplamın yaklaşık %8 ila %10'u düzeyinde olduğunu söyledi. Hızlı kentleşmenin üretim ile büyüyen şehir pazarları arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi gerektireceğini, ancak nüfus artışının otomatik olarak daha yüksek satın alma gücü anlamına gelmediğini kaydetti. Güvenlik harcamalarının düşük olmasının da kıtanın üretim ve gıda tedarik potansiyelini kullanmasını zorlaştırabileceğini savundu. Jeopolitik gerilimlerin gıda ve gübre ticaretini aksatabileceğini, enerji arzı ve maliyetleri üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Esterhuyse, su, arazi ve diğer stratejik kaynaklar için rekabetin artacağı uyarısında bulundu. Deniz yollarının tehditlere daha açık hâle gelmesinin Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi güzergâhların korunmasını zorlaştırdığını, bu nedenle Ümit Burnu çevresindeki deniz yolunun mal taşımacılığındaki stratejik öneminin arttığını söyledi. Bu risklerin ihracata ve ithal girdilere erişime de yansıyabileceğini ifade etti. İklim değişikliğini çiftçiler açısından tatlı su kıtlığı, gıda sistemlerinde bozulma ve çevresel baskı kaynaklı göçle ilişkilendiren Esterhuyse, biyolojik çeşitlilik kaybı ile ekosistem çöküşünün devletleri kırılganlaştırarak çatışmaları besleyebileceğini belirtti. Ona göre temel zorluk, iklimin daha değişken, suyun daha sınırlı ve ekosistemlerin daha fazla bozulduğu bir ortamda yeterli gıda üretmek olacak.

Mısır’da Pirinç Fiyatlarındaki Gerileme Arz Fazlasına Bağlandı
Görsel kaynağı: Al-Masry Al-Youm · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Pirinç Fiyatlarındaki Gerileme Arz Fazlasına Bağlandı

Mısır Tarım ve Arazi Islahı Bakanı Alaa Farouk, pirinç fiyatlarındaki gerilemenin planlanan ekim alanlarının aşılması ve feddan verimindeki artışla oluşan arz fazlasından kaynaklandığını açıkladı. Farouk, bir televizyon programındaki telefon bağlantısında, üreticilerin maliyetlerin altında kalan fiyatlara ilişkin şikâyetlerini değerlendirdi. Bakanın aktardığına göre pirinç ekimi için planlanan 1,05 milyon feddanlık alan %40 ila 50 oranında aşıldı. Feddan başına verim de 2014’te yaklaşık 2,5 tondan günümüzde 4 ila 5 tona yükseldi. Ekim alanı ve verimdeki artışın talebi aşan arz oluşturduğu, bunun da fiyatları aşağı çektiği belirtildi. Farouk, üreticilerin gelirlerini korumak ve daha adil fiyat oluşumunu desteklemek için tarım politikasıyla belirlenen ekim alanlarına uyulması gerektiğini söyledi. Görüşmede ayrıca enerji fiyatlarının 65 dolardan 100-110 dolar aralığına çıkması, tedarik zinciri sorunları, Babülmendep ve Süveyş Kanalı’ndaki problemler ile bölgesel gerilimlerin bazı ürünlerin maliyetlerini artırdığı ifade edildi. Bakanlık, ithal yemlere bağımlılığı azaltmak için yerli yem alternatiflerinin ekimini de genişletiyor.

Slovakya’da Kuraklık Desteği Sığır, Koyun ve Keçi Yetiştiricilerine Yönlendirilecek
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Kuraklık Desteği Sığır, Koyun ve Keçi Yetiştiricilerine Yönlendirilecek

Slovakya’da kuraklıktan etkilenen tarımsal işletmeler için ayrılan 35 milyon avroluk desteğin takvim yılının sonuna kadar ödenmesi planlanıyor. Tarım Bakanı Richard Takáč ile ödeme ajansının genel müdürü Marek Čepko, desteğin hayvansal üretime ve bu üretimle bağlantılı yem bitkilerine yönlendirileceğini açıkladı. Kaynakların tüm üreticilere ve bölgelere eşit biçimde dağıtılmayacağı belirtildi. Dağıtımda Slovak Hidrometeoroloji Enstitüsünün kuraklık verileri kullanılacak. Buna göre Slovakya, kuraklığın etkisinin en ağır olduğu bölgeler ve diğer etkilenme düzeylerini gösteren kategorilere ayrılacak; yardımın kuraklıktan en fazla zarar gören yetiştiricilere verilmesi hedeflenecek. Öncelik, tüm sığır kategorileri ile yemlere bağımlı koyun ve keçi yetiştiricilerine tanınacak. Yem bitkileri tek yıllık ve çok yıllık olarak sınıflandırılırken, bu gruplar için farklı destek oranları önerildi. Ödeme ajansının bir temsilcisi, kanatlı hayvan yetiştiricilerinin destek alamayacağını söyledi. Kuraklık desteğinin kesin dağıtım anahtarı ise henüz açıklanmadı. Slovak Tarım ve Gıda Odası Başkanı Jozef Šumichrast, kuraklığın etkilerinin yıl başından bu yana özellikle yemlerde ağır biçimde görüldüğünü belirtti. Haberde ayrıca yeşil mazot, gübre ve kuraklık desteklerinin takvim yılının sonuna kadar ödenmesinin beklendiği aktarıldı; ancak bu desteklerin dağıtım ayrıntıları verilmedi.

Mavi Dilin 2027'de Yeniden Ağır Seyretme Riski Uyarısı
Görsel kaynağı: Farmers Guide · Özgün haber
Veri haberi

Mavi Dilin 2027'de Yeniden Ağır Seyretme Riski Uyarısı

Devon merkezli veteriner Mike Glover, Birleşik Krallık'ta mavi dil hastalığına bağlı enfeksiyonlar yavaşlıyor görünse de çiftçilerin en kötüsünün geride kaldığını varsaymaması gerektiğini söyledi. Glover, hastalığın 2027'de yeniden ağır seyredebeileceği uyarısında bulundu. Birleşik Krallık'ta 2026/27 sezonunda BTV-3 veya serotipi belirtilmemiş mavi dil vakalarının sayısı 3.436 olarak bildirildi. Pirbright Laboratuvarı araştırmacıları, virüsün enfekte tatarcıkların korunaklı koşullarda hayatta kalması ve gebe hayvanların virüsü doğmamış kuzu ve buzağılarına aktarması gibi yollarla varlığını sürdürebileceğini belirledi. Bazı enfekte hayvanların virüsü uzun süre taşıyabildiğine dair bulgular da virüsün, tatarcıkların daha az aktif olduğu dönemlerde hayatta kalmasına imkân verebilir. Araştırmaya göre ılıman bir kış riski artırabilir; laboratuvar koşullarında bazı yetişkin tatarcıklar 10°C'de üç aya kadar yaşadı. Glover, mevcut enfeksiyon düzeyi ve doğmamış kuzu ile buzağıların muhtemel enfeksiyonu nedeniyle virüsün gelecek yılın başlarında yeniden görülebileceğini söyledi. Çevre, Gıda ve Köyişleri Bakanlığı (DEFRA) da mavi dilin kışı geçirmesinin muhtemel olduğu uyarısında bulunarak çiftçilere gelecek yılın aşılama programlarını planlamaya başlamalarını tavsiye etti. Aşı talebinin salgının yayılmasıyla keskin biçimde artması, bu yıl tedarik sorunlarına yol açtı. Ulusal Koyun Birliği araştırmasında katılımcıların %40'ı denemesine rağmen aşı bulamadığını, %65'i ise gelecek yıl sürülerini kesinlikle aşılamayı planladığını belirtti. Glover, Güneybatı İngiltere'de salgının zirvesinde çiftçilerin aşıya ulaşmakta zorlandığını ve üreticilerin gelecek yıl için arzı artırmasını umduğunu söyledi. Koyun işletmelerinde çiftleşme sezonu sürerken koçların dölleme kabiliyetiyle ilgili endişeler de arttı. Glover, mavi dilin bu sorunlarda önemli rol oynamış olabileceğini düşünse de olağanüstü sıcak ve kurak yaz ile ot eksikliğinin de koyunları etkilemiş olabileceğini belirtti. Henüz aşılanmayan çiftçilere, bu sonbaharda aşının faydalı olup olmayacağını veya gelecek yıla hazırlanmaları gerekip gerekmediğini veterinerlerine danışmaları çağrısı yaptı.

Moldovalı Üretici Organik Cevizlerini Türkiye Dâhil Avrupa Pazarlarına Taşıyor
Görsel kaynağı: AgroTV Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldovalı Üretici Organik Cevizlerini Türkiye Dâhil Avrupa Pazarlarına Taşıyor

Moldova’da Pavel Pasat’ın yönettiği Terra Tiana şirketi, 100 hektarlık bahçesinde Franquette, Fernor ve Lara çeşitlerinde ceviz yetiştiriyor. Bahçenin organik sertifikasyon süreci öncesindeki dönüşüm dönemi üç yıl sürdü. Litvanya’dan uzmanların sertifikasyonunun ardından üretici, cevizlerini İtalya, Türkiye ve Romanya pazarlarına ulaştırmayı başardı. Üretimde Avrupa organik tarım standartlarına uyum gözetiliyor. Üretici, meyve ağaçlarının bakımında kimyasal maddeler kullanmadığını belirtiyor. Yağışlı ilkbahar döneminde ceviz ağaçlarında görülebilen mantar hastalıklarına karşı bakır içerikli ürünlerden yararlanılıyor. Budama sırasında çıkan dallar ise sıra aralarında parçalanarak toprağa karıştırılıyor. Pasat ayrıca Fransa ve Türkiye’den organik tarım uzmanlarından danışmanlık aldı; Almanya’nın GIZ programı aracılığıyla İspanya ve Portekiz’deki uygulamaları da inceledi. Hasat sonrasında işçiler cevizleri topluyor ve kabuklarını ayırıyor. Ürünler daha sonra kurutma makinesine götürülüyor ve kalibrasyon ekipmanından geçiriliyor. Cevizler önce konteynerlere alınıyor, ardından 20 veya 25 kilogramlık torbalara paketleniyor. Üretici, Moldova iç pazarında organik ürünlerin daha sınırlı olduğunu, Avrupa’daki tüketicilerin ise Moldova cevizlerinin lezzet özelliklerine ilgi gösterdiğini ifade ediyor. Gelecekte daha gelişmiş makineler alarak kabuklu ceviz hasadındaki kapasitesini artırmayı hedefliyor.

Kıbrıs’ta Şap Hastalığı Tazminatları Dört Çiftlik İçin Bekliyor
Görsel kaynağı: SigmaLive · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs’ta Şap Hastalığı Tazminatları Dört Çiftlik İçin Bekliyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Kıbrıs’ta şap hastalığından etkilenen dört hayvancılık çiftliğine ilişkin tazminat ödemeleri hâlâ yapılmadı. Panagrotikos Çiftçiler Birliği Başkanı Kyriakos Kailas, etkilenen işletmeler 20 gün içinde yeniden faaliyete başlayamazsa gelir kaybı için tazminat ödemelerinin derhal başlatılmasını talep edeceklerini söyledi. Kailas, diğer etkilenen hayvancılara ödeme yapıldığını, dört çiftliğin ödemesinin ise beklediğini belirtti. Kailas, hastalıktan etkilenen herkesin istisnasız tazmin edilmesini öngören ilk kararın uygulanması gerektiğini savundu. Şüpheli usulsüzlüklerin ayrıca soruşturulabileceğini söyleyen Kailas, işletmelerin yedi veya sekiz ay çalışamamasının ardından üreticilerden daha fazla beklemelerinin istenemeyeceğini ifade etti. Tarım Bakanlığı Daimi Müsteşarı Andreas Gregoriou ise daha önce, bekleyen ödemelerin 2 bin hayvanın daha itlaf edilmesi tamamlandıktan sonra yapılacağını açıklamıştı. Kailas ayrıca tarım sektörüne Avrupa kaynaklarından sağlanan 4,6 milyon avroluk desteğin %200 artırılabileceğini, ancak Maliye Bakanı’nın farklı tutumu nedeniyle bunun gerçekleşmediğini söyledi. Ona göre daha yüksek finansman, daha kapsamlı destek verilmesini ve mevcut desteklerin dışında kalan sektörlerin de programa dahil edilmesini sağlayabilirdi. Panagrotikos, bazı üreticiler için tarımsal dizel desteğinin 5 bin avro ile sınırlandırılmasına da karşı çıktı. Birlik, çiftçilerin ekim ve yetiştirme döneminde yakıt alımlarını artıracağı gerekçesiyle programın ekim sonunda kapatılmak yerine aralık ayına kadar sürdürülmesini önerdi.

Danish Agro Machinery, Hawe Wester Makinelerinin İskandinavya’daki Münhasır Distribütörü Olacak
Görsel kaynağı: Effektivt Landbrug · Özgün haber

Danish Agro Machinery, Hawe Wester Makinelerinin İskandinavya’daki Münhasır Distribütörü Olacak

Danish Agro Machinery, Alman tarım makineleri üreticisi Hawe Wester ile yaptığı anlaşma kapsamında 1 Ocak 2027’den itibaren Danimarka, İsveç ve Norveç’te markanın münhasır ithalatçısı ve distribütörü olacak. Anlaşmayla şirket, hasat çalışmalarıyla bağlantılı taşıma ve lojistik ürünlerini mevcut makine portföyüne ekleyecek. Wippingen merkezli aile şirketi Hawe Wester, büyük işletmeler ve makine hizmeti sağlayıcıları için taşıma çözümleri üretiyor. Ürün grupları arasında helezonlu römorkların yanı sıra pancar, patates ve silaj taşımaya yönelik özel römorklar bulunuyor. Danish Agro Machinery ilk aşamada üreticinin helezonlu römork programına odaklanacak. Şirket hâlihazırda hasat makineleri alanında Claas biçerdöverlerinin distribütörlüğünü yürütüyor. Yeni ürünlerin eklenmesiyle çiftçilere ve makine hizmeti sağlayıcılarına hem hasat kapasitesini hem de tarladan taşıma süreçlerini kapsayan daha bütünlüklü bir çözüm sunmayı hedefliyor. Şirketin satış direktörü Rasmus Thing, modern biçerdöverlerin kısa sürede daha büyük miktarlar hasat etmesi nedeniyle hasat lojistiğinin öneminin arttığını belirtti. Helezonlu römorklar, tahılı biçerdöverden tarla kenarındaki taşıma araçlarına aktararak biçerdöverin boşaltma için durmadan çalışmasına yardımcı oluyor. Anlaşma yalnızca yeni makinelerin satışını kapsamıyor; Danish Agro Machinery, Danimarka, İsveç ve Norveç’teki mevcut Hawe makineleri ile gelecekte satılacak makinelerin servis ve satış sonrası sorumluluğunu da üstlenecek. Hawe Wester, iş birliğinde şirketin yerleşik satış ve servis ağı ile profesyonel tarım müşterilerini tanımasını önemli bir tercih nedeni olarak açıkladı.

Paraguay'da Gıda Arzının %85'inden Fazlasını Aile Tarımı Sağlıyor
Görsel kaynağı: 1000 Noticias · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay'da Gıda Arzının %85'inden Fazlasını Aile Tarımı Sağlıyor

Paraguay Tarım ve Hayvancılık Bakanı Carlos Giménez, Dünya Gıda Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte aile tarımının ülkenin iç gıda arzındaki rolünü öne çıkardı. Giménez’in sunduğu resmi verilere göre, ülke genelindeki hanelerde her gün tüketilen gıda ürünlerinin %85’inden fazlası doğrudan aile tarımından geliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından “Bugün yenilik yap, yarını besle” temasıyla düzenlenen etkinlikte Paraguay tarımındaki gelişmeler ele alındı. Bakanın 2025–2026 dönemine ilişkin ekonomik bilançoda aktardığı verilere göre domates üretimi 90 milyon ABD doları, locote üretimi ise yaklaşık 70 milyon ABD doları ekonomik hareketlilik oluşturdu. Kaynak metne göre bu üretim, kırsal ailelere doğrudan gelir sağladı ve yerel ticaret ağlarını güçlendirdi. Paraguay domatesi, Brezilya ve Uruguay’a yapılan sevkiyatlarla dış pazarlardaki varlığını sürdürüyor. Giménez, sonuçları hükümet ile sektör kurumlarının, üretici fiyatlarını tarihsel olarak etkileyen kaçakçılıkla mücadeledeki koordinasyonuna bağladı. Ayrıca yaklaşık 259.000 tarım işletmesinin geçimlik üretimden sürdürülebilir ve rekabetçi modele geçmek üzere teknik dönüşüm sürecinde olduğunu belirtti. Bakanlık, küçük üreticilere bilimsel, genetik ve teknolojik desteği sürdürme taahhüdünü yineledi.

Japonya’da Tarım İşletmeleri Yarıdan Fazla Azaldı, Ortak İşletmelerin Rolü Arttı
Görsel kaynağı: JAcom — Tarım Kooperatifleri Gazetesi · Özgün haber
Veri haberi

Japonya’da Tarım İşletmeleri Yarıdan Fazla Azaldı, Ortak İşletmelerin Rolü Arttı

Japonya’daki tarım işletmelerinin sayısı 2010’da 1,679 milyondan 2025’te 836 bine gerileyerek yarıdan daha azına indi. 2020/25 dönemindeki azalış 240 bin işletme oldu. Bu sayı 2015/20 dönemindeki 302 binlik azalıştan düşük kalırken, azalış oranı %22,3’e çıkarak önceki dönemdeki %21,9’u aştı. Temel tarım işgücü de 1,036 milyon kişiye indi ve aynı dönemde %24 azaldı; Çin ve Hokuriku bölgelerinde düşüş yaklaşık %30 oldu. Kaynağa göre gerilemenin arka planında baby boom kuşağının emekliye ayrılması bulunuyor. Sonraki kuşağın bölgeden ayrılarak kentlerde yaşaması da tarım işgücünün yenilenmesini sınırlıyor. Uçida’nın hesaplamasına göre temel tarım işgücü 2035’te 590 bine, 2040’ta 460 bine düşebilir. Uçida, çiftçilerle çalışanları buluşturacak eşleştirme uygulamalarının ve dijital dönüşümün üretim alanında kullanılmasını önerdi. İşletilen tarım arazisi 2020/25 döneminde ülke genelinde 234 bin hektar azalarak 2,999 milyon hektara indi. Hokkaido’da 100 hektar ve üzerindeki işletmelerin payı %4,8 artışla %29,8’e çıktı. Tarım arazisinin sorumlu üreticilere aktarımı ise 2013-19 dönemindeki 301 bin hektarlık artıştan 2019-25 döneminde 125 bin hektara geriledi. Arazi azalırken yerleşim temelli ortak tarım işletmelerinin topladığı alan yaklaşık yatay kaldı ve bu işletmelerin payı Tōfu bölgelerinde yükselerek Çin bölgesinde %32,6’ya ulaştı. Uçida, bu yapıların ağ oluşturarak makineleri ortak kullanmasını ve ortak zararlı mücadelesi yürütmesini; ayrıca değerli tarım arazilerini korumak için arazi kullanım planlamasının güçlendirilmesini ve tarım altyapısına yatırım yapılmasını savundu.