ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

460 haber · Sayfa 15

ABD’de USDA’nın Mısır ve Soya Tahminlerine İhtiyat Çağrısı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

ABD’de USDA’nın Mısır ve Soya Tahminlerine İhtiyat Çağrısı

ABD’de tarım fonlarının, ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) yayımladığı olumsuz raporun ardından Chicago’da mısır ve soya fiyatlarında sert satışlara yöneldiği bildirildi. Ancak ABD’li AgResource danışmanlığından Dan Basse ve Ben Buckner, bu tepkinin abartılı olduğunu ve her iki ürünün temel görünümünün hâlâ yükseliş yönünde bulunduğunu savundu. USDA’nın ABD’nin 2025/26 mısır dönemi son stok tahminini 4,40 milyon ton artırması piyasayı şaşırttı. AgResource analistlerine göre bu değişiklik, küresel arz-talep dengesi hâlâ sıkı olduğu için dünya ölçeğinde belirleyici değil. Analistler, rakamlardaki farklılığın 31 Ağustos’taki sezon kapanışından önce Arkansas, Louisiana ve Mississippi’de erken hasat edilen mısırın hesaplamalara dâhil edilmesinden kaynaklandığını ileri sürdü. ABD’nin başlıca üretim bölgelerinde 1 Ağustos-1 Ekim arasında normalin çok üzerinde yağışlar kaydedildi. Şiddetli yağışlar ve yüksek sıcaklıklar, soya tanelerinde hasar ve yüksek nem nedeniyle teslim alma sorunlarına yol açarken, mısır üretimi ve tedarik zincirinde de aksamalara neden oldu. Iowa, Nebraska, Wisconsin ve kuzey Illinois’teki doygun topraklarda makinelerin yeniden çalışabilmesi için en az bir hafta yağışsız hava gerekiyor. Ulusal ölçekte hasadın %10’undan azı tamamlandığından, AgResource USDA’nın ilerleyen dönemde soya ve mısır tahminlerini aşağı çekmesini bekliyor.

360 Food Syria Fuarı Şam’da İhracat Görüşmeleriyle Sona Erdi
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

360 Food Syria Fuarı Şam’da İhracat Görüşmeleriyle Sona Erdi

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Şam’da düzenlenen 360 Food Syria gıda sanayileri fuarı, üç günlük etkinliğin ardından sona erdi. Evex Events ve Pyramids Group tarafından düzenlenen fuarın son gününde katılımcılar arasında çeşitli mutabakatlar imzalanırken, yurt dışından gelen tüccarlar Suriye ürünlerini ve fuara katılan şirketleri inceledi. Etkinliğe 18 ülkeden 120 yerel, Arap ve yabancı şirket katıldı. Fuarın, Suriye ürünlerinin dış pazarlara ihracatı için yeni ticari bağlantılar ve olanaklar oluşturduğu belirtildi. Etkinlikte tarımsal üretim girdileri, modern tarım teknolojileri, gıda işleme, paketleme, ambalajlama, nihai ürünler ile pazarlama ve dağıtım zincirleri bir araya getirildi. Fuara katılanlar, gıda makineleri, üretim hatları ve ekipmanların Suriye’de geliştirilmesinin ithalata bağımlılığı azaltabileceğini ifade etti. Yerel üreticiler ise yüksek vergiler ve gümrük ücretlerinin yanı sıra otomasyon, mekanik ve elektrik alanlarında uzman personel eksikliğinin sektörün genişlemesini zorlaştırdığını aktardı. SANA’nın fuardaki katılımcı açıklamalarına dayandırdığı bilgilere göre, Suriye’de üretilen bazı makineler ve ekipmanlar Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Irak ve bazı Körfez ülkelerindeki pazarlara ulaştı. Katılımcılar, yerel üretimin yalnızca iç talebi karşılamakla kalmayıp ekipman ve gıda ürünleri ihracatını da genişletebileceğini belirtti. Restoran ve otel ekipmanları alanında şiş kebap ızgaraları, mayonez mikserleri, hamur yoğurma makineleri, kokteyl mikserleri, dondurma, patlamış mısır ve pamuk şeker makineleri gibi ürünlerin üretildiği aktarıldı.

İran’da Tarım Bakanlığı ile İmam Humeyni Yardım Komitesi İşbirliği Genişletilecek
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber

İran’da Tarım Bakanlığı ile İmam Humeyni Yardım Komitesi İşbirliği Genişletilecek

İran Tarım Bakanı Gulamrıza Nuri, İmam Humeyni Yardım Komitesi başkanıyla yaptığı görüşmede, bakanlık ile komite arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve komite yararlanıcılarının tarım sektöründeki imkânlardan yararlanması konularını ele aldı. Görüşmede, bu kişilerin üretim yoluyla güçlenmesi ve kendi kendine yeterlilik aşamasına ulaşması değerlendirildi. Nuri, savaş ve son saldırılar sırasında gıda güvenliğinin hedef alınan alanlardan biri olduğunu söyledi. Hükümetin desteği ile üreticiler, çiftçiler, hayvan yetiştiricileri, köylüler, göçerler ve tedarik zincirindeki diğer aktörlerin çabaları sayesinde temel gıda tedarikinde kesinti yaşanmadığını belirtti. Bakan, komite yararlanıcıları için özellikle arıcılık ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde uygun işbirliği alanları bulunduğunu ifade etti. Tarım politikasının adalet odaklı yürütülmesi gerektiğini belirten Nuri, küçük işletmelerin ve küçük ölçekli üreticilerin kalkınma sürecinde zarar görmemesi gerektiğini kaydetti. Nuri ayrıca ruhsat, destek ve bakanlık talimatlarının küçük işletmeler ile komite kapsamındaki kişilerin gelişimine imkân verecek şekilde uygulanacağını bildirdi. Yararlanıcıların kendi kendine yeterlilik sonrasında faaliyetlerini sürdürmeleri, üretimlerini geliştirmeleri ve yasal desteklerden yararlanmaları amaçlanıyor.

Küresel Gıda Fiyatları Eylülde Üçüncü Ayda da Arttı
Görsel kaynağı: Portal Analitika · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Gıda Fiyatları Eylülde Üçüncü Ayda da Arttı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) temel tarım ürünlerinin dünya piyasalarındaki aylık fiyat hareketlerini izleyen gıda fiyatları endeksi, eylülde üçüncü ay üst üste yükseldi. Endeks 136 puana çıkarak Kasım 2022'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve ağustosa göre %1,5 arttı. Artışta tahıl fiyatlarındaki yükseliş öne çıktı. Tahıl fiyatları endeksi aylık bazda %5,1 artarak 122,8 puana çıktı; bu değer geçen yılın aynı dönemine göre %17,2 daha yüksek oldu. Buğday fiyatları %6,3 yükselirken, artışta Karadeniz bölgesindeki lojistik sorunlar ve ithalatçıların tedariki başka kaynaklara yönlendirmesi etkili oldu. Mısır fiyatları %5,6, sorgum fiyatları %13,7, arpa fiyatları %3,9 ve pirinç fiyatları %1,4 arttı. Bitkisel yağ fiyatları endeksi de aylık %0,9 yükseldi; artış, özellikle Güneydoğu Asya'daki kuru hava koşullarının üretime ilişkin kaygıları ve güçlü küresel taleple ilişkilendirilen palmiye yağı fiyatlarından kaynaklandı. Şeker fiyatları endeksi ağustosa göre %6,1 yükselirken, artışın 2026/2027 sezonunda küresel arzın azalacağı beklentisiyle bağlantılı olduğu belirtildi. Buna karşılık et fiyatları endeksi %1,1 geriledi, süt ürünleri fiyatları ise %0,1 düştü.

Güney Afrika'nın Pink Lady Elma Sevkiyatı Avrupa'da Büyüyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika'nın Pink Lady Elma Sevkiyatı Avrupa'da Büyüyor

Güney Afrika’nın önde gelen elma ihracatçılarından Tru-Cape Fruit Marketing’in Pink Lady elması sevkiyatları Avrupa pazarlarında büyümeyi sürdürdü. Şirketin Avrupa’ya gönderdiği Pink Lady hacmi 2020’den bu yana belirgin biçimde artarken, Birleşik Krallık’taki perakendecilere yapılan sevkiyatlar 2026 sezonunda %16’dan fazla yükseldi. Şirket, artışın Pink Lady ve Tru-Cape markalarına yönelik talebi yansıttığını belirtti. Tru-Cape’in üretici ağı Witzenberg Valley, Koue-Bokkeveld, Bo-Swaarmoed, Elgin, Vyeboom, Grabouw, Villiersdorp ve Langkloof gibi Güney Afrika’nın başlıca elma üretim bölgelerine yayılıyor. Şirkete göre bu bölgelerdeki farklı mikroiklimler Pink Lady elmalarında iyi renk gelişimini desteklerken, üretimin coğrafi olarak dağılması tedarik riskini çeşitlendiriyor. 2026 sezonunun ilk bölümü güçlü taleple geçse de Ceres ve Villiersdorp bölgelerinde hasat döneminin sonlarına doğru yaşanan fırtına ve şiddetli rüzgârlar, ağaçlardan düşen meyvelerde berelenmeye neden oldu. Güney Afrika, Güney Yarımküre’deki Pink Lady elmalarının yaklaşık %80’ini tedarik ediyor. Pink Lady ile markasız satılan aynı çeşit Cripps Pink birlikte hesaplandığında, ülkenin ihracatı yaklaşık dokuz milyon MK6 eşdeğeri kartona ulaşıyor. Bu ürün grubu, Gala’nın ardından Güney Afrika’nın en büyük ikinci elma ihracat kategorisini oluşturuyor. Pink Lady, iki yarımkürede üretim yapılarak Kuzey Yarımküre pazarlarına yıl boyunca sunulacak şekilde geliştirildi; şirket, Avrupa ve Birleşik Krallık’taki uzun vadeli talep görünümünü güçlü değerlendiriyor.

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor

Belçika merkezli RTBF’nin “Avrupa’dan Görünüm” dosyası, az sayıda büyük şirketin tohum, bitki koruma ürünleri, gübre ve tarım makineleri gibi girdilerdeki ağırlığını inceliyor. Dosyaya göre yoğunlaşma, üretim girdileriyle sınırlı kalmıyor; gıda işleme ve perakende pazarlarında da az sayıda şirket belirleyici oluyor. Bu yapı, çiftçileri tedarik zincirinin hem başında hem de sonunda yoğunlaşmış piyasalar arasında bırakabiliyor. Dosyada İsviçre merkezli Syngenta’nın bitki koruma ürünleri alanındaki konumu örnek gösteriliyor. Şirket, 2025’te bu ürünlerin satışından 13,7 milyar dolar gelir elde etti; söz konusu gelir bir önceki yıla göre %4 arttı. Syngenta’nın yaklaşık 1.800 bitki koruma ürününün ruhsatını kaydettirdiği, yeniden kaydettirdiği veya uzattığı aktarılıyor. Kamu otoritelerinin insan sağlığı ve çevre kaygıları nedeniyle ruhsat yenileme ve yeni ürünlere izin verme konusunda daha sıkı davranması, mevcut geniş ürün portföylerine sahip şirketlerin önemini artırıyor. Avrupa Birliği’nde pestisitlerde izin verilen etkin madde sayısının 25 yılda 1.000’in üzerinden yaklaşık 500’e gerilediği belirtiliyor. Yeni bir pestisitin ruhsatlandırılması 7 ila 10 yıl sürebiliyor ve ruhsatın geçerliliği en fazla 15 yıl olabiliyor. Dosyaya göre uzun ve maliyetli süreçler, ruhsat yenileme kapasitesi yüksek şirketlere avantaj sağlarken yeni şirketlerin pazara girişini zorlaştırıyor. Bu koşulların çiftçilerin tohum, kimyasal ürün ve makine seçeneklerini daraltabileceği ifade ediliyor. Şirket yoğunlaşmasının yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu, birleşmelerin özellikle 1980’lerden itibaren hızlandığı aktarılıyor. Bayer’in Monsanto’yu 2018’de satın alması, Dow ile DuPont’un 2019’da Corteva Agriscience adı altında birleşmesi, Potash Corporation ile Agrium’un 2018’de Nutrien’i oluşturması ve Syngenta’nın ChemChina tarafından 2017’de satın alınması bu sürecin örnekleri arasında gösteriliyor. ETC araştırma kolektifine göre, küresel tohum pazarında en büyük 10 şirketin 10 yıl önce kontrol ettiği %40’lık paya bugün en büyük iki şirket sahip. Dosyada, az sayıda şirkete bağımlılığın tedarik şoklarında çiftçileri ve gıda sistemini daha kırılgan hâle getirebileceği yönündeki eleştirilere de yer veriliyor. Bununla birlikte yoğunlaşmanın tek başına rekabet hukukunu ihlal etmediği belirtiliyor. Rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar veya az sayıda aktörün bulunduğu bir pazarda gücü artıran birleşmeler incelemeye alınabiliyor. Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezi’nden Max Koppenberg ise yoğunlaşmanın her zaman hâkim durumun kötüye kullanılması anlamına gelmediğini, bazı perakende pazarlarında yoğun rekabetin düşük kâr marjları ve görece düşük tüketici fiyatlarıyla sonuçlanabildiğini söylüyor. Yeni girişleri kolaylaştırmak için ruhsat süreçlerinin hızlandırılması ve patent sürelerinin sınırlandırılması önerilirken, patent süresini kısaltmanın ters sonuç doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

AB’nin Kahve İthalatının Değeri 2025’te 18,7 Milyar Avroya Ulaştı
Görsel kaynağı: Cyprus Mail · Özgün haber
Veri haberi

AB’nin Kahve İthalatının Değeri 2025’te 18,7 Milyar Avroya Ulaştı

Avrupa Birliği (AB), 2025’te AB dışındaki ülkelerden 2,9 milyon ton kahve ithal etti. Eurostat verilerine dayanan habere göre ithalatın toplam değeri, 2015’teki 8,6 milyar avrodan 18,7 milyar avroya yükseldi. Fiziksel ithalat hacmi ise aynı dönemde 2,7 milyon tondan yalnızca sınırlı ölçüde arttı. Brezilya, 1 milyon 5 bin 200 tonluk sevkiyatla AB’nin en büyük kahve tedarikçisi oldu ve toplam AB dışı ithalatın %34’ünü karşıladı. Vietnam 587 bin 500 ton ve %20 payla ikinci sırada yer alırken Uganda, Kolombiya ve Honduras da önde gelen tedarikçiler arasında bulundu. Üye ülkeler arasında Almanya 1 milyon 10 bin 500 tonla en fazla kahve ithal eden ülke olurken, İtalya 608 bin tonla ikinci sırada yer aldı. AB ülkelerinde 2025’te 2,2 milyon tondan fazla kavrulmuş veya kafeinsiz kahve ile kahve ikamesi işlendi. Bu üretimin toplam değeri yaklaşık 19 milyar avroya ulaştı; işleme hacmi 2015’e göre %12 arttı.

Meksika’da Kahve Üretimi ve Tüketimi 2026/2027 Döneminde Artacak
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber
Veri haberi

Meksika’da Kahve Üretimi ve Tüketimi 2026/2027 Döneminde Artacak

Meksika’da 2026/2027 kahve döneminde üretimin hafif artışla 4,1 milyon çuvala ulaşması bekleniyor. Uluslararası kuruluşlar ile ulusal kuruluşların verilerine dayandırılan bilgilere göre tüketim de önceki dönemdeki 2,1 milyon çuvaldan mevcut dönemde 2,3 milyon çuvala yükselecek. Ülkenin 2026’daki kahve ihracatının ise 3,41 milyon çuval olması, ihracatta başlıca adresin ABD olması öngörülüyor. Meksika Tarım ve Kırsal Kalkınma Sekreterliği (Sader), Uluslararası Kahve Günü kapsamında üreticilerin sektördeki rolüne dikkat çekti ve Mexico City’deki merkezinde La Camfetería adlı alanı açtı. Sekreterlik, bu noktada üreticilerle tüketicileri doğrudan buluşturmayı, aracıların satıştan aldığı payı azaltarak gelirin daha büyük bölümünün üreticilere kalmasını sağlamayı amaçlıyor. Sader ayrıca tüketicilere Meksikalı üreticilerin kahvelerini tercih etmeleri çağrısında bulundu. La Camfetería’da kahvenin yanı sıra kırsal topluluklardan ve çeşitli destek programlarıyla yürütülen girişimlerden gelen çikolata, tarçın, çay, bal, mısır, meyve ürünleri, süt ve başka gıda ürünleri satılıyor. Alanın restoran, kafe, mağaza ve diğer işletmelerin Meksika’daki tarım ürünlerini doğrudan satın alabileceği bir buluşma noktası olması planlanıyor. Sader, bu tür kısa tedarik zincirleriyle çiftçilerin satıştan elde ettiği değeri artırmayı hedefliyor.

Kıbrıs Hükümeti 45 Günlük Stratejik Tahıl Stoku Oluşturuyor
Görsel kaynağı: AlphaNews Cyprus · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs Hükümeti 45 Günlük Stratejik Tahıl Stoku Oluşturuyor

Kıbrıs hükümeti, ülkenin insan tüketimine yönelik tahıl ihtiyacını 45 gün karşılayabilecek stratejik stoklar oluşturulması için çalışma yürütüyor. Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, kararın Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik gelişmeler ile bunların temel gıda tedarik zincirlerinde yol açabileceği olası aksamalara karşı hazırlık amacı taşıdığını açıkladı. Plan kapsamında stratejik stokların, ticaret ve tahıl öğütme alanında faaliyet gösteren yerli işletmelere açık ihale süreçleriyle emanet edilmesi öngörülüyor. Böylece stokların ticari amaçlarla tutulan mevcut rezervlerden ayrı ve ek bir güvence olarak muhafaza edilmesi hedefleniyor. Hristodulidis, uygulamanın ülkenin temel gıda tedarikindeki olası bozulmalara karşılık verme kapasitesini güçlendirecek bir önlem olduğunu belirtti. Açıklama, Kıbrıs’ın Frenaros bölgesindeki Mύλοι Χατζηγιώρκη Müzesi’nin onuncu yıl etkinliğinde yapıldı. Cumhurbaşkanı ayrıca müzenin gelecek program döneminde finanse edilmesini destekleyeceklerini duyurdu; ancak bu açıklama stratejik tahıl stokları planından ayrı bir konu olarak aktarıldı. Kaynakta stokların hangi tahıl türlerini kapsayacağı, toplam miktarı ve uygulamanın başlayacağı tarih belirtilmedi.

Japonya, Arjantin Sığır Etine Erişimi Genişletti
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Japonya, Arjantin Sığır Etine Erişimi Genişletti

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Japonya ile Arjantin, aşılamayla şap hastalığından ari bölgeden gelen sığır eti ve dilin Japonya’ya giriş koşulları üzerinde anlaşarak Arjantin’in kuzey bölgelerinden yapılacak ihracatın önünü açtı. 30 Eylül’de duyurulan anlaşma, 2006’da başlayan ve 12 aşamadan oluşan uzun müzakerelerin ardından geldi. Böylece daha önce yalnızca şap hastalığından aşısız ari kabul edilen güney bölgesinden ürün gönderebilen Arjantin, ülkenin başlıca hayvancılık ve kesim bölgelerini de kapsayan daha geniş bir erişim elde etti. Japonya Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanlığı (MAFF), aşılamayla şap hastalığından ari bölgeden gelen et için olgunlaştırma ve kemiklerinden ayırma işlemlerini zorunlu tutuyor. Bu işlemler, şap virüsünün etkisizleştirilmesini amaçlıyor. Japonya’daki hayvan sağlığı makamlarının şubat ayında, kuzey Arjantin’den kemikleri ayrılmış sığır etiyle şap hastalığının taşınma riskini uygun önlemler uygulanması koşuluyla son derece düşük değerlendirmesinin ardından iki ülke teknik koşulları belirledi. Bununla birlikte anlaşma, kuzey Arjantin’den Japonya’ya sevkiyatların hemen başlayacağı anlamına gelmiyor. Japon makamları, bölgedeki kesimhanelerde denetim yapacak ve yalnızca kararlaştırılan koşulları karşılamaya uygun bulunan işletmeleri ihracat için tanıyacak. Mevcut bilgilere göre kuzey bölgesinde henüz Japonya’ya ihracat yapma yetkisi bulunan bir işletme bulunmuyor. Arjantin Sığır Eti Tanıtım Enstitüsü, ilk sevkiyatların denetim ve yetkilendirmelerin tamamlanmasının ardından 2027’nin ilk çeyreğinde gerçekleşebileceğini tahmin ediyor. Japonya pazarı, hacminin yanı sıra yüksek ürün değeri nedeniyle önem taşıyor. Ülkenin 2025 mali yılındaki sığır eti ithalatı 508.087 tona ulaştı ve önceki mali yıla göre %0,4 arttı. Soğutulmuş ette Avustralya ve ABD, dondurulmuş ette de yine Avustralya ve ABD başlıca tedarikçiler olarak öne çıktı. Arjantin’in bu yerleşik tedarikçilerle rekabet etmesi gerekecek. Arjantin açısından bir diğer sınırlama gümrük koşulları. Ülkenin bazı rakip tedarikçilerle aynı tarife avantajlarına sahip olmadığı, Japonya’nın farklı taze, soğutulmuş ve dondurulmuş sığır eti kalemlerinde uyguladığı en çok kayrılan ülke tarifesinin %38,5 olduğu belirtildi. Bu nedenle sektör temsilcileri, pazar erişiminin ticari açıdan ne ölçüde rekabetçi olacağının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. İlk fırsatın büyük hacimlerden çok, Japonya’da yüksek talep gören dil gibi belirli ve yüksek değerli ürünlerde oluşabileceği ifade ediliyor.

Moldova Tahıl İhracatçıları Bu Yıl 200 Milyon Dolar Kayıp Bildirdi
Görsel kaynağı: AgroTV Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldova Tahıl İhracatçıları Bu Yıl 200 Milyon Dolar Kayıp Bildirdi

Moldova tahıl ihracatçılarının bu yıl lojistik maliyetleri, Tuna Nehri'ndeki düşük su seviyesi ve Ukrayna ile Orta Doğu'daki savaşlar nedeniyle 200 milyon doların üzerinde kayıp yaşadığı öne sürüldü. Açıklama, Moldova Tahıl Birliği İcra Direktörü Iurie Rija tarafından Moldova Logistics Forum 2026 sırasında yapıldı. Rija, ihracatçıların Orta Doğu pazarına tahıl ulaştırmakta giderek daha fazla zorlandığını söyledi. Giurgiulești Limanı ile Köstence Limanı arasındaki güzergâhta mavnaların daha uzun bir rota izlemek zorunda kaldığını belirten Rija, artan lojistik maliyetlerin emtia ticareti şirketlerinin yükünü artırdığını ifade etti. Rija'ya göre tahıl ve yağlı tohum piyasasının yaklaşık 1 milyar dolarlık değerine karşılık ihracatçıların kaybı 200 milyon doların üzerine çıkıyor. Düşük su seviyesi nedeniyle mavnaların tam kapasiteyle yüklenemediğini belirten Rija, motorin fiyatlarının da maliyetleri artırdığını söyledi. Köstence Limanı çevresindeki bazı demir yolu geçişlerinde modernizasyon çalışmaları nedeniyle transitin durdurulduğunu aktaran Rija, Romanya'nın yüksek tahıl hacmi ve başka güzergâh seçeneği bulunmayan Ukrayna tahıllarıyla rekabetin Moldova ihracatçıları üzerindeki baskıyı artırdığını kaydetti. LogiHub Derneği Başkanı Adrian Țenu ise Ukrayna'daki savaşın başlamasından bu yana taşımacılık zincirindeki tüm taraflar için büyük bir zorluk oluştuğunu, ancak sınır geçişlerindeki trafiğin akışını iyileştirecek yöntemler bulunduğunu söyledi. Altyapı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Vladimir Bolea da özel sektör, taşımacılık ve lojistik kuruluşlarıyla sorunları belirlemek ve uygulama sürecine dahil etmek amacıyla görüşmelere başlanacağını açıkladı.

Belarus, Uganda’ya Et, Süt Ürünleri ve Veterinerlik Tedarikini Artırmaya İstekli
Görsel kaynağı: BelTA · Özgün haber

Belarus, Uganda’ya Et, Süt Ürünleri ve Veterinerlik Tedarikini Artırmaya İstekli

Belarus, Uganda’ya et, süt ürünleri ve veterinerlik tedarikini artırmaya istekli olduğunu bildirdi. İki ülke arasındaki iş birliği, gıda güvenliği alanında hükümetler arasında yürürlükte bulunan bir mutabakat zaptına dayanıyor. Kaynakta, mutabakat zaptının gıda güvenliği konusunda Belarus ve Uganda hükümetleri arasında yürürlükte olduğu belirtiliyor. Bu çerçevede iki ülke arasındaki tedarik iş birliğinin güçlendirilmesi gündeme geliyor.

Endonezya’da Sütte Kendine Yeterlilik İçin 600 Bin Damızlık Süt İneği Hedefi
Görsel kaynağı: detikcom · Özgün haber

Endonezya’da Sütte Kendine Yeterlilik İçin 600 Bin Damızlık Süt İneği Hedefi

Endonezya Tarım Bakanlığı, ulusal süt kendine yeterliliğini sağlamak amacıyla 2029'a kadar ülkeye en az 600 bin damızlık süt ineği eklemeyi hedefliyor. Tarım Bakanı Andi Amran Sulaiman, yerli yetiştiricilerin ürettiği sütün önceliklendirileceğini belirterek, üreticiler yeterli süt sağladığı sürece ithalata başvurulmayacağını söyledi. Tarım ve Hayvancılık Genel Müdürü Agung Suganda, ülkedeki taze süt üretiminin ulusal ihtiyacın yalnızca yaklaşık %20'sini karşıladığını açıkladı. Hükümetin planı yalnızca hayvan sayısını artırmaya değil, üretkenlik, hayvan sağlığı, yem, finansman ve yetiştirici sütlerinin güvence altına alınmış biçimde satın alınmasına da odaklanıyor. Yeni hayvan alımlarını kolaylaştırmak için peşinat, sigorta, ahır ve sağım ekipmanı desteği ile bankacılık finansmanı içeren modeller hazırlanıyor. Yetkililer, üretim artışının pazarda karşılık bulması gerektiğini vurguluyor. Agung, üreticilerin daha fazla süt ürettiklerinde ürünlerini satamama sorunuyla karşılaşmaması gerektiğini belirtti. Parlamento Komisyonu IV Başkanı Siti Hediati Hariyadi ise kooperatiflerin yetiştiricileri sanayiyle buluşturarak süt tedarik zincirini güçlendireceğini söyledi. Doğu Cava’daki KUTT Suka Makmur kooperatifi, 2 binden fazla yetiştiriciyi bir araya getiriyor; yem, hayvan sağlığı hizmeti ve finansman desteği sağlıyor, süt ürünleri geliştiriyor ve sanayiyle alım ortaklıkları yürütüyor.

Kedi Mamalarında Ağır Metal ve Kimyasal Kirleticiler Saptandı
Görsel kaynağı: Gazeta Si · Özgün haber
Veri haberi

Kedi Mamalarında Ağır Metal ve Kimyasal Kirleticiler Saptandı

Clean Label Project’in analizinde 62 markaya ait 100 kedi maması ürünü, 122’den fazla kirletici açısından incelendi. Kurşun örneklerin %99’unda, kadmiyum %96’sında ve arsenik %94’ünde bulundu. Araştırmacılar, tek bir kirleticinin saptanmasının belirli bir ürünün kedilerde hastalığa yol açtığını göstermediğini, ancak kedilerin aynı mamayı yıllarca her gün tüketebilmesi nedeniyle tekrarlanan maruziyetin kaygı verici olduğunu belirtti. Kirletici düzeyleri mama türüne ve kullanılan protein kaynağına göre değişti. Balık ve deniz ürünü bazlı ürünlerde cıva ile kadmiyum seviyeleri en yüksek bulunurken, deniz ürünü içeren yaş mamalarda cıva düzeyi başka et türleriyle hazırlanan benzer ürünlerin neredeyse 28 katına çıktı. Kuru mamalarda ölçülen kurşun miktarı da yaş veya havada kurutulmuş ürünlerin yaklaşık üç katıydı. Analizde, tarımda yaygın kullanılan herbisit glifosat ürünlerin %37’sinde saptandı ve bitkisel içeriği daha yüksek mamalarda seviyeler daha yüksekti. Bazı plastik malzemelerde kullanılan DEHP ise ürünlerin yaklaşık yarısında bulundu; en yüksek seviyeler konserve ve poşet ambalajlı mamalarda görüldü. Uzmanlar, sonuçların kedi mamasının genel olarak güvensiz olduğu veya belirli bir ürünün hastalığa neden olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Her ürün yalnızca tek bir örnek grubuyla test edildiği için aynı ürünün partileri arasında farklılık bulunabileceği belirtildi. Üreticileri temsil eden Evcil Hayvan Gıdası Enstitüsü, şirketlerin kalite kontrolü, içerik testi ve tedarikçi doğrulama programları uyguladığını açıkladı. Araştırmacılar ise kedi sahiplerine etiketleri dikkatle okumalarını ve üreticilere düzenli kirletici testi yapılıp yapılmadığını sormalarını önerdi.

Suriye’de Gübre Maliyeti Sebze Fiyatlarını Baskılıyor
Görsel kaynağı: Al-Watan Syria · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de Gübre Maliyeti Sebze Fiyatlarını Baskılıyor

Suriye’de sebze fiyatlarının yalnızca üretim alanı, taşıma ve pazarlama giderleriyle değil, tarladaki girdi maliyetleriyle de şekillendiği bildirildi. Gübre, sebze üretim maliyetlerinin yaklaşık %10-15’ini oluştururken, fiyatındaki artışın ürün maliyetine doğrudan yansıdığı belirtildi. Gübre tedarikinin bir bölümünün ithalata bağlı olması ve enerji ile taşıma giderlerindeki baskı da maliyetleri artıran unsurlar arasında gösterildi. Şam ve kırsalındaki tarım müdürlüğü, kimyasal gübrelere alternatifler konusunda bir atölye düzenledi. Uzman Muhammed el-Munavver, hayvansal ve tarımsal atıkların organik gübreye dönüştürülmesinin ithal kimyasal gübreye bağımlılığı azaltabileceğini söyledi. Ancak kimyasal gübrelerin bir anda kaldırılması değil, standartlar, tarımsal denetim ve çiftçiyi destekleyen kademeli bir geçiş öneriliyor.

Türkiye ve BM, Karadeniz’de Tahıl Güvenliği İçin Yeni Görüşmeler Yapacak
Görsel kaynağı: Kurkul · Özgün haber

Türkiye ve BM, Karadeniz’de Tahıl Güvenliği İçin Yeni Görüşmeler Yapacak

Türkiye ve Birleşmiş Milletler (BM), Karadeniz üzerinden tahıl tedariklerinin güvenliğini görüşmek üzere yeni müzakereler yapacak. Görüşmelerde Türkiye, BM, Ukrayna ve Rusya’nın yer alması bekleniyor. Tarafların Karadeniz’de ateşkes sağlanması ve tahıl sevkiyatının güvenliği konularını ele alacağı bildirildi. Bu temaslar, Karadeniz üzerinden tahıl akışının güvenliğine odaklanan yeni diplomatik girişim olarak aktarılıyor.

Meksika’da Gıda Güvenliği İçin Stratejik Girdilere Odaklanma Çağrısı
Görsel kaynağı: El Economista · Özgün haber

Meksika’da Gıda Güvenliği İçin Stratejik Girdilere Odaklanma Çağrısı

Meksika’daki tarım ve gıda sektörü uzmanları, ülkenin gıda güvenliğini güçlendirmek için tartışmayı yalnızca gıda egemenliği ve ithalatı azaltma hedefiyle sınırlamak yerine, kritik ürün ve girdilere odaklanma çağrısı yaptı. El Economista ile Consejo Nacional Agropecuario (CNA) iş birliğinde düzenlenen “Pulso agroalimentario, los retos que definirán al sector” forumunda, gübre ve dizel gibi girdilerin uluslararası çatışmalar, ticaret değişiklikleri ve tedarik zincirlerindeki kesintilerden etkilenebileceği belirtildi. Grupo Consultor de Mercados Agrícolas (GCMA) Direktörü Juan Carlos Anaya, hiçbir ülkenin gıdada tamamen kendine yeterli olmadığını söyledi. Anaya, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) gıda güvenliği için tüketimin en az %70-75’inin yerli üretimle karşılanmasını ölçüt olarak ele aldığını, Meksika’da bu oranın %81 olduğunu aktardı. Ancak genel oranın sektörler arasındaki farkları gizleyebileceği uyarısında bulundu. Tahıl üretiminin 1994’te 39 milyon tondan günümüzde yaklaşık 34 milyon tona gerilediğini, buna karşılık meyve ve sebze üretiminin 19 milyon tondan 44 milyon tona, hayvansal üretimin 12 milyon tondan 27 milyon tona yükseldiğini söyledi. Meksika Hükümeti’nin tarım ve gıda sektörü uluslararası ilişkilerinden sorumlu yetkilisi Julio Berdegué, değerlendirmeye yalnızca tüketiciye ulaşan ürünlerin değil, üretimin sürmesi için gerekli girdilerin de katılması gerektiğini belirtti. Dizelde %70 öz yeterliliğin, %20’lik düzeye kıyasla daha elverişli bir konum sağlayacağını ifade etti. Consejo Coordinador Empresarial Dış Ticaret Başkan Yardımcısı Juan Cortina ise beyaz mısır ve gübreyi kritik alanlar arasında sayarak ithalatın tamamen sona erdirilmesini değil, bilim, teknoloji ve finansmanla yerli üreticilerin güçlendirilmesini savundu. CNA Başkanı Jorge Esteve, düşük öz yeterlilik görülen alanlarda üretimin yeniden büyütülmesi için finansman, su ve teknolojiye ihtiyaç olduğunu söyledi. Su kaynaklarının yetersizliği ve sulama altyapısı önemli sorunlar arasında gösterilirken, sulamanın modernleştirilmesinin verimliliği artırabileceği belirtildi. Esteve ayrıca güvensizliğin taşımacılığı, sulama bölgelerini ve tarım çalışanlarını etkileyen ortak bir sorun olduğunu dile getirdi.

Güney Afrika’da Ejder Meyvesi Üretimi Sermaye ve Mevzuat Engelleriyle Yavaşlıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Ejder Meyvesi Üretimi Sermaye ve Mevzuat Engelleriyle Yavaşlıyor

Güney Afrika’da ejder meyvesi üretiminin büyümesi, finansmana erişim sorunları, değişken hava koşulları, tüketici algısı ve çevre mevzuatı nedeniyle yavaşlıyor. Üreticiler ve bitki materyali tedarikçileri, küresel talep artarken yerel sektörde faaliyetlerini genişletmekte zorlanıyor. MarkNtel Advisors’ın raporuna göre küresel ejder meyvesi pazarı 2024’te yaklaşık 678 milyon dolar büyüklüğündeydi ve 2030’da yaklaşık 995 milyon dolara ulaşması bekleniyor. Wonderful Dragon Fruit’tan Cornelius Andrias van Heerden, ürünün sıcak ve kuru koşullarda iyi geliştiğini, Zimbabve, Botsvana ve Zambiya’da başarılı sonuçlar verdiğini belirtti. Ancak Güney Afrika’da üretime başlamak isteyen bazı çiftçilerin arazi, motivasyon ve beceriye sahip olmalarına rağmen başlangıç finansmanı bulamadığını söyledi. Amorentia Estate and Nursery yöneticisi Lauren Strever ise ejder meyvesinin kuraklığa görece dayanıklı olmasına karşın aşırı yaz yağmuru ve uzun süreli nemli koşullara duyarlı olduğunu aktardı. Bu koşullar çiçeklenmeyi, meyve gelişimini ve üretimi etkileyebiliyor. Sektör ayrıca yerel pazardaki kalite algısıyla karşı karşıya. Daha tatlı kırmızı, pembe ve beyaz çeşitlerin ekimi artsa da eski, tatsız beyaz meyveler raflarda hâlâ baskın durumda. Strever, yüksek kaliteli ürünün tüketicilere düzenli ulaşmasının talebi güçlendirebileceğini, üretimin tek başına pazar oluşturamayacağını ifade etti. Bunun yanında Hylocereus undatus ve melezleri, Güney Afrika’nın biyoçeşitlilik mevzuatında 2. kategori tür olarak sınıflandırılıyor. Bu nedenle bitkilerin bulundurulması, çoğaltılması veya satılması için çevre izinleri gerekiyor; üretim sektöründen ise bu riskin ticari yetiştiricilikteki boyutuna ilişkin ülkeye özgü araştırmaların artırılması talep ediliyor.

E. Coli ve Salmonella Salgınında 76 Hasta Doğrulandı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

E. Coli ve Salmonella Salgınında 76 Hasta Doğrulandı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), yonca filizleriyle bağlantılı E. coli ve Salmonella salgınında 1 Ekim itibarıyla 16 eyalette 76 kişinin hastalandığını doğruladı. Salgında altı kişi hastaneye kaldırılırken ölüm bildirilmedi. Hastalıkların 31 Mayıs ile 7 Eylül arasında başladığı belirtildi. Salgın, E. coli’nin O26:H11, O103:H25 ve O168:H8 serotipleri ile Salmonella Agona bakterisini kapsıyor. FDA ve yerel sağlık yetkilileri, hastalanan kişilerin hastalık başlamadan önceki hafta tükettiği gıdaları belirlemek için görüşmeler yapıyor. Görüşülen 50 kişiden 40’ı filiz, 35’i ise özellikle yonca filizi tükettiğini bildirdi. Epidemiyolojik inceleme ve ürün izleme çalışmaları, Minneapolis merkezli Everything Sprouts LLC tarafından yetiştirilen yonca filizlerinin salgındaki hastalık kaynaklarından biri olduğunu gösterdi. Ancak FDA, bu ürünlerin salgındaki tüm hastalıkları açıklamadığını belirtti. Enfeksiyonların 64’ü E. coli, dokuzu Salmonella kaynaklı olurken üç kişi her iki bakterinin salgın suşlarıyla enfekte oldu. Everything Sprouts LLC, 22 Ağustos’ta Calco ve Everything Sprouts markalarıyla satılan belirli yonca filizlerini geri çağırdı. Şirket ayrıca Robust Radish, Crunchy Protein Sprout ve Zesty Garlic karışımlarını da geri çağırma kapsamına aldı. Kaynak metin, bu ürünlerin dağıtım alanı veya geri çağırılan paketlerin miktarı hakkında ayrıntı vermiyor. Salgınla bağlantılı olarak Ohio eyaletinin Millersburg kentindeki Berlin Seeds de 23 Eylül’de 950 pound, yaklaşık 431 kilogram yonca filizi tohumunu geri çağırdı. Şirket, tohum tedarikçisinden ilgili tohumun Şiga toksini üreten E. coli ve/veya Salmonella ile kontamine olma ihtimali bulunduğu bilgisini aldı. SAL2-24JB parti numaralı tohumun, bitmiş filizleri FDA soruşturmasına dahil edilen başka bir filiz üreticisi tarafından kullanıldığı iz sürme çalışmasıyla belirlendi. FDA, tohum tedarikçisinin adını açıklamadı. FDA, resmi hasta sayısının gerçek vaka sayısını tam olarak yansıtmayabileceğini bildirdi. Bazı kişilerin sağlık hizmetine başvurmaması, bazılarının ise bakteriler açısından test edilmemesi nedeniyle daha fazla kişinin hastalanmış olabileceği belirtildi. Kurum ayrıca gıda kaynaklı E. coli ve Salmonella enfeksiyonlarının her zaman ürünün görünüşünü, kokusunu veya tadını değiştirmediğini aktardı.

Kanatlı Çiftliklerinde Biyogüvenlik İçin Katmanlı Koruma
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Kanatlı Çiftliklerinde Biyogüvenlik İçin Katmanlı Koruma

Kanatlı çiftliklerinde hastalıkların sürüler ve işletmeler arasında yayılmasını azaltmak için biyogüvenliğin tek bir uygulamaya değil, birbirini tamamlayan koruma katmanlarına dayandırılması öneriliyor. Güney Afrika Western Cape Tarım Departmanı’ndan Dr Thapelo W Kekana’nın aktardığı uygulamalara göre önlemler, kişilerin kümese girmesinden önce çiftlik kapısında başlamalı. Giriş yapan herkes, daha önce evinde duş almış olsa bile kıyafetlerini çıkarıp duş almalı; ardından çiftliğin sağladığı temiz kıyafet, çizme, tulum ve gerekli diğer kişisel koruyucu ekipmanı kullanmalı. Bir çalışan kapı binasının son kapısından kısa süreliğine ayrılsa bile dönüşte duş alma ve kıyafet değiştirme işlemlerini baştan tekrarlamalı. Çalışan ve ziyaretçi otoparklarının üretim alanlarının dışında tutulması, idari ofislerin kümeslerden ayrılması ve üretim bölgesine erişimin sınırlı tek bir yolla sağlanması isteniyor. Koruyucu kıyafet ve kişisel koruyucu ekipman çiftlik dışına çıkarılmamalı; çalışanların ekipmanı vardiya sonunda doğrudan temizlik ve dezenfeksiyon işlemine alınmalı. Ziyaretçilere verilen ekipman ise kullanılmamış malzemelerden ayrı tutulmalı. Bakım teknisyenleri ve yükleniciler de çalışanlarla aynı yıkama, duş alma ve kıyafet değiştirme kurallarına uymalı; yakın zamanda kanatlı, canlı hayvan pazarı, avcılık, işleme tesisi, laboratuvar veya başka bir kanatlı çiftliğiyle temasları kayda geçirilmelidir. Yabani kuşlar, kemirgenler, böcekler, araçlar ve yem sevkiyatları olası hastalık taşıma yolları arasında sıralanıyor. Yem siloları ile kümesler arasındaki bağlantılar her gün kontrol edilmeli, dökülen yem hemen temizlenmeli ve kümesler dış etkenlerin girişini sınırlayacak şekilde tamamen kapalı tutulmalı. Kümeslerin çevresindeki bitki ve çimler 3 ila 5 metre genişliğinde temizlenerek bitkisiz bir şerit oluşturulmalı; yapıların çevresinde kemirgen tuzakları ve dezenfektan kullanılmalı. Araçların tesise girişinden önce sorumlu kişi, mevcut hastalık durumunu, ziyaret amacını ve uygulanması gereken temizlik ile dezenfeksiyon işlemlerini değerlendirmeli. Girişe izin verilen araçlar önce organik materyalden arındırılmalı, ardından etiket talimatlarına uygun dezenfektanla işlem görmeli. Aynı çiftlikteki farklı kümesler arasında da izolasyon korunmalı; çalışanlar belirli alanlara atanmalı ve ilgisiz sürüler arasında paylaşılmamalı. Bu uygulama zorunluysa veteriner onaylı hareket talimatı ile tam kıyafet değişimi ve hijyen işlemleri uygulanmalı. Ekipman paylaşımının önlenmesi için her kümese özel aletler ve depolama alanları ayrılmalı. Her kümes için bağımsız yem silosu kullanılması, suyun içilebilir ve düzenli test edilmiş olması, temiz altlığın kapalı yerde tutulması; gübre, kullanılmış altlık ve ölü hayvanların ise hastalık riski oluşturmayacak şekilde taşınıp depolanması öneriliyor. Başka kanatlılarla temas eden çalışanların temiz kümeslere dönmeden önce iki ila üç gün beklemesi ve işletmenin kuralları kapsamında çiftlikte ya da yakınında arka bahçe kanatlısı bulundurmaması gerekiyor.

Arjantin Soya Küspesi AB Talebiyle Primli İşlem Görüyor
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin Soya Küspesi AB Talebiyle Primli İşlem Görüyor

Avrupa Birliği'ndeki ithalatçıların, Ormansızlaşmadan Arındırılmış Ürünler Tüzüğü'nün (EUDR) uygulanmasından önce tedarik güvenceye alma çabası, Arjantin soya küspesine yönelik talebi artırdı. Bu gelişmeyle Arjantin ürününün Brezilya soya küspesine kıyasla ihracat primi genişledi ve piyasa, Arjantin ürününün alışılmış iskontolu konumundan farklı bir görünüm kazandı. Platts'ın 29 Eylül tarihli değerlendirmesine göre kasım sevkiyatlı Rosario çıkışlı soya küspesinin değeri ton başına 422,1 dolar olurken, Brezilya'nın Paranaguá çıkışlı ürünü 416,1 dolar olarak kaydedildi. Kaynak, Arjantin ürününün genellikle Gran Rosario ihracat koridorundaki su yolu ve draft kısıtları nedeniyle daha düşük fiyatlandığını belirtiyor. Bu kısıtlar, gemilerin boyutunu ve yük kapasitesini sınırlıyor. Arjantin'in Visec platformunda üreticilerin kayıt ve izlenebilirlik düzeyinin Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu hacmi karşılayacak kritik kitleye ulaştığı, Brezilya'daki benzer yöntemin ise aynı ilerleme seviyesinde olmadığı aktarılıyor. Avrupa Birliği yem üreticilerini temsil eden Fefac, EUDR'nin 2027'de uygulanmasının soya küspesi tedarik zincirinde kesinti riski yaratabileceği uyarısında bulundu. Fefac'ın resmi belgesine göre AB, 2027'de yaklaşık 4 milyon ton soya ithal etme kapasitesini kaybedebilir.

Arjantin’de 2026/27 Sezonunda Ekmeklik Buğdayda Kalite Belirleyici Olacak
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin’de 2026/27 Sezonunda Ekmeklik Buğdayda Kalite Belirleyici Olacak

Arjantin’de 2026/27 buğday sezonunda yüksek kazanç beklentisi, tüm üreticiler için geçerli olmayacak. Bichos de Campo’nun aktardığı değerlendirmeye göre, talebin güçlü olması beklenirken asıl avantaj ekmeğe uygun kalitede ürün elde edip bunu ayrı sınıflandırabilen ve uygun koşullarda depolayabilen üreticilerde olacak. Hasat döneminin Arjantin’in geniş bölümünde şiddetli yağışlarla çakışma ihtimali, kalite riskini artırıyor. Buenos Aires Tahıl Borsası, ülkenin kuzeyinde ilk buğday hasadı denemelerinin tarihsel ortalamanın üzerinde sonuç verdiğini bildirdi. Tarım alanlarının %34’ü başaklanma ve daha ileri gelişim aşamalarına ulaşırken, merkez ve kuzey bölgelerindeki beklenen verimler olumlu değerlendiriliyor. Ancak ürün dolum döneminde olumsuz hava koşulları yaşanmaması gerekiyor. Yağışların ardından iyi ile mükemmel durumdaki alanların oranı son haftada 8 puan artarken, merkez bölgelerdeki donların etkisi incelenmeye devam ediyor. Brezilya’daki görünüm ise bölgesel ekmeklik buğday talebini destekliyor. Ulusal Tedarik Şirketi’nin (Conab) tahminine göre Brezilya’nın 2026/27 hasadı 5,74 milyon tonla önceki sezona göre %27 daha düşük olabilir. Brezilya Buğday Sanayisi Birliği, ülkenin en az 9 milyon ton ekmeklik buğday ithal etmesi gerekebileceğini belirtiyor. Paraguay’ın da zorlu hava koşullarıyla karşı karşıya olması, bölgedeki tedarik seçeneklerini sınırlayabilir. Buna karşın Arjantin’deki mevcut ve yeni sezon fiyatları Brezilya’daki seviyelerin üzerinde değil. Rosario buğdayı için Aralık 2026 vadeli sözleşme ton başına 218,5 dolar, Mart 2027 vadeli sözleşme 229 dolar seviyesinde kapandı; mevcut piyasa referansı ise 225 dolar olarak verildi. Bu nedenle üreticiler açısından temel koşul, yalnızca ürünü hasat etmek değil, ekmeklik kaliteyi koruyarak iç değirmencilik veya ihracat talebine sunabilmek olacak.

Bulgaristan’da Çiftçilerin Birleşmesi Pazar Rekabeti İçin Önemli
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber

Bulgaristan’da Çiftçilerin Birleşmesi Pazar Rekabeti İçin Önemli

Bulgaristan Tarım ve Gıda Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ivan Paligorov, çiftçilerin birleşmesi ve kooperatifleşmesinin ulusal ve uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmeleri açısından önemli olduğunu söyledi. Paligorov, açıklamayı Bulgaristan Çiftçiler Birliği tarafından Sofya’da düzenlenen “Çiftçiler ve Pazarlar – Sürdürülebilirlikle Rekabetçi” forumunun açılışında yaptı. Paligorov, üreticilerin pazarlık gücünü artırabilmesi ve üretim için yaptıkları harcamaları koruyabilmesi için uygun koşullar oluşturulması gerektiğini belirtti. Çiftliklerin modernleşerek daha verimli ve rekabetçi hale gelmesinin de öncelikler arasında olduğunu ifade etti. Bakanlık açısından tarımsal üretimde daha yüksek katma değer oluşturulması için tüm ilgili taraflar arasındaki diyaloğun sürdürülmesi önem taşıyor. Forumda, tarım ürünlerinin kısa tedarik zincirleri üzerinden tüketicilere daha hızlı ulaştırılması ve bunun pazardaki istikrara katkısı da ele alındı. Toplantıda üçüncü ülkelerden yapılan tarımsal ürün ithalatına ilişkin belgelerin güvenilirliği de gündeme geldi. Paligorov, ithalat belgelerinin kamu gelirleri ile Bulgar üretici ve tüketicilerin çıkarlarının korunması amacıyla denetlendiğini bildirdi.

Bulgaristan’da Türkiye Menşeli Gıdalarda Etiket ve Belge Eksikliği Tespit Edildi
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Türkiye Menşeli Gıdalarda Etiket ve Belge Eksikliği Tespit Edildi

Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı (БАБХ), Türkiye menşeli gıda ürünleri sunan 13 işletmede yaptığı denetimlerde beş işletmede Bulgarca etiket bulunmayan ve menşe ile güvenlik belgeleri sunulmayan ürünler tespit etti. Yaklaşık 100 kilogramlık miktar; süt ve et ürünleri, dayanıklı ve dayanıksız pastacılık ürünleri, şekerlemeler, kuru meyveler, tahıllar, bakliyat, konserveler ve zeytinyağından oluştu. Ürünlerin satışa sunulması engellendi. Denetimlerden birinde, ürünlere eşlik eden belgelerdeki eksikliklerin tam izlenebilirliği engellediği belirlendi. Tedarikçinin Plovdiv’deki bir depo tesisinde kiracı olarak faaliyet gösteren bir tüccar olduğu tespit edilerek konu işlem yapılması için Plovdiv Bölgesel Gıda Güvenliği Müdürlüğüne iletildi. Beş işletmeden biri hakkında idari ihlal tespit tutanağı düzenlenirken, diğer işletmeler Bulgaristan’ın başkentindeki bölgesel müdürlüğe çağrıldı. Ayrı bir denetimde, Dimitar Petkov Pazarı’ndaki bir işletmede Türkiye menşeli yaklaşık 400 kilogram ve 41 litre gıda ürünü için menşe ve güvenlik belgeleri sunulamadı. Et ve süt ürünleri, şekerlemeler, bakliyat, zeytin, reçel, turşu, soslar ile ayçiçeği ve zeytinyağının bulunduğu ürünler nedeniyle işletmenin faaliyetinin durdurulmasına karar verildi. Denetimlerin etiketleme, menşe, güvenlik ve izlenebilirlik şartlarına odaklanarak sürdürüleceği bildirildi.