ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

477 haber · Sayfa 17

Kazakistan’da Buğdayda Verim Düştü, Kaliteli Ürün Fiyat Umudu Verdi
Görsel kaynağı: AgroInfo Kazakhstan · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan’da Buğdayda Verim Düştü, Kaliteli Ürün Fiyat Umudu Verdi

Kazakistan’da buğday hasadı, erken ekim ve yaz aylarında etkili olan aşırı sıcaklar nedeniyle ana tarım bölgelerinde alışılmıştan iki-üç hafta önce başladı. Eylül başında ülke genelinde hem ürün miktarı hem de kalite görünümü büyük ölçüde netleşirken, kuraklık ve yüksek sıcaklıklar birçok bölgede verimi aşağı çekti. ElDala.kz ekibi, AgroKaravan Hasat 2026 kapsamında yedi bölgede 10 işletmeyi ziyaret ederek sezonun sonuçlarını inceledi. Erken bahar, çiftçilerin bazı bölgelerde ekime mayıs başında başlamasını sağladı. Ancak yaz boyunca sıcaklıkların yer yer 40 dereceyi aşması, bitkilerin gelişim evrelerini hızla tamamlamasına ve çiçeklenme ile döllenmenin olumsuz etkilenmesine yol açtı. Abay, Doğu Kazakistan, Pavlodar ve Karaganda bölgeleri ile Akmola ve Kostanay’ın güney kesimlerinde nem açığı yaşandı. Doğu Kazakistan’da yetişme dönemi boyunca alınan yağışın normalin yaklaşık %20’sinde kaldığı belirtildi. En fazla zarar gören bölgelerde tahıl verimi normalde hektar başına 15-20 kental iken 5-7 kental düzeyine geriledi. İleri tarım teknikleri kullanan ve tohum, gübre ile bitki koruma ürünlerinde tasarrufa gitmeyen işletmelerde bile verim, olağan seviyenin iki-dört kat altında kaldı. Yağış alan Kuzey Kazakistan ile Kostanay ve Akmola’nın kuzeyinde kayıplar daha sınırlı oldu; bazı işletmelerde hektar başına 20 kental ve üzeri verim alındı. Tarım Bakanlığı verilerine göre ülke genelinde tahılların ortalama verimi, alanların %70’i hasat edildikten sonra hektar başına 14,2 kental olarak açıklandı. Sıcak ve kuru hava verimi düşürürken buğdayın gluten kalitesini artırdı. Ürünün yaklaşık yarısının gluten oranı %28 ve üzerinde olan yüksek proteinli sınıfta bulunduğu, dörtte birinin de kaliteli gıda buğdayı olduğu bildirildi. Bu durum Kazak buğdayının, daha düşük kaliteli Rus buğdayıyla rekabet etmesini kolaylaştırdı. Rusya’dan düşük kaliteli buğday girişine karşı uygulanan altı aylık yasak da iç piyasadaki fiyat baskısını sınırladı. Eylül sonu itibarıyla ihracat fiyatları, sınıfa ve gluten oranına göre ton başına 240-260 ABD doları arasında değişti; fiyatların geçen yıla göre %10-15 arttığı belirtildi. Buna karşılık yemlik un üreticileri, beşinci sınıf ve sınıf dışı buğday arzının yaklaşık 1 milyon tonla sınırlı kalması nedeniyle zorlanabilir. İşleyicilerin ihtiyacının bunun yaklaşık iki katı olduğu ve düşük kaliteli Rus buğdayının kullanılmasının Çin’e yemlik un ihracatında kısıtlamalara yol açabileceği aktarıldı. Çiftçiler açısından patates ve ayçiçeği daha umut verici ürünler olarak öne çıktı. Sulanan patateste güney bölgelerde ton fiyatı 120-130 bin tenge seviyesinde bulunurken, ayçiçeğinin kuraklığa daha dayanıklı olması ve yüksek fiyat beklentisi, bu üründen elde edilecek geliri buğdaya kıyasla artırabilir.

Zeytinyağı Sektörü Kârlılık İçin Acil Önlem ve Cezai Yaptırım İstiyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber

Zeytinyağı Sektörü Kârlılık İçin Acil Önlem ve Cezai Yaptırım İstiyor

İspanya’daki tarım meslek kuruluşları ASAJA, COAG ve UPA ile Cooperativas Agroalimentarias de España, zeytinyağı sektöründe süregelen kârlılık ve rekabet gücü kaybına karşı hükümetten ve diğer idarelerden acil, yapısal ve kapsamlı önlemler istedi. Ortak açıklamada, zeytinyağı üretiminin ülke ekonomisi, toplum ve çevre açısından taşıdığı önem gerekçe gösterilerek zeytinliklerin ve zeytinyağının tarım ve ekonomi politikalarında stratejik ürün ve yetiştiricilik alanı olarak tanınması talep edildi. Kuruluşlar, özellikle iklim değişikliğinin etkileri ve aşırı hava koşulları nedeniyle su kaynaklarının daha iyi yönetilmesini, sulanan zeytinliklerin genişletilmesini ve yeni su temin kaynaklarının araştırılmasını istedi. Zeytinliklerin suya erişimde önceliklendirilmesi ve farklı üretim türleri için su tahsislerinin eşit olması gerektiği savunuldu. Açıklamada, zeytin yetiştiriciliğinin ekonomik, sosyal ve çevresel bakımdan suyu en verimli kullanan tarımsal faaliyet olduğu görüşü de dile getirildi. Kalite ve sahteciliğin önlenmesi başlığında sektör, mevcut kalite ve etiketleme kurallarının etkili uygulanması için idarelerin daha fazla kaynak ayırmasını ve ürün hareketleri üzerindeki denetimleri önemli ölçüde artırmasını istedi. Denetimlerin yalnızca piyasaya sunulan ürünle sınırlı kalmaması; sanayi süreçlerinin, kütle denkliğinin ve yağlara diğer tohum yağları, prina yağı veya koku giderilmiş yağların karıştırılıp karıştırılmadığının da incelenmesi talep edildi. Kuruluşlar, bu tür ihlaller için cezai yaptırımlar getirilmesini ve SIMO, REMOA, sözleşme kayıtları ile gümrüklerdeki bilgilerin çapraz kontrol edilerek riskli durumların tespit edilmesini önerdi. Açıklamada, REMOA sisteminde taşınan ürünün ilgili sözleşmeyle ilişkilendirilmesi ve satış işlemine konu ürünlerde fiyat bilgisinin kayda geçirilmesi de istendi. Yasa dışı karışımları ve koku giderilmiş yağları belirleyecek kimyasal yöntemler üzerinde araştırmaların desteklenmesi, sızma zeytinyağlarının duyusal sınıflandırmasını daha nesnel hale getirecek yöntemlerin geliştirilmesi gerektiği belirtildi. Arz ve talep dengesini korumak için mevcut piyasa düzenleme tedbirlerinin tüm ilgili işletmelere sıkı biçimde uygulanması ve zeytin değirmenlerine öz düzenleme maliyetleri için yeterli bir ICO kredi hattı sağlanması da talepler arasında yer aldı. Kuruluşlar ayrıca ithalat hareketlerinin ve gümrük depolarındaki yağların izlenebilirliğinin artırılmasını, aktif işleme rejiminin kaldırılmasını ve Tunus menşeli ithalatı etkileyen gümrük düzenlemelerinin askıya alınmasını istedi. Gıda Zinciri Yasası’nın sektörde etkili uygulanması için zeytinyağının ortalama maliyetlerinin nesnel biçimde belirlenmesi, ithalat fiyatlarının bu düzeylerin altında olup olmadığının denetlenmesi ve kârlılık eşiğine ulaşılamadığı için ürününü satamayan üreticilere telafi önlemleri getirilmesi önerildi. Ortak açıklama, kamu kaynaklı bir dönüşüm planı ile geleneksel zeytinlikler için sürdürülebilirlik, modernizasyon ve farklılaşmayı destekleyen kapsamlı bir stratejik plan çağrısıyla sona erdi.

Güney Afrika’da Patates Fiyatları Gerilerken Soğan Fiyatları Arttı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Patates Fiyatları Gerilerken Soğan Fiyatları Arttı

Güney Afrika’da 2026’nın ilk yarısında patates ve soğan piyasaları, artan arzın ürün fiyatlarına aynı şekilde yansımadığını gösterdi. Absa AgriBusiness’ın AgriTrends raporuna göre ortalama patates fiyatı geçen yılın aynı dönemine göre %19 gerilerken, ortalama soğan fiyatı %8 yükseldi. Patates teslimatları %8 artarak sezon ortasında 66,55 milyon 10 kilogramlık çuvala, soğan teslimatları ise %10 artarak 24,61 milyon çuvala ulaştı. Rapora göre patates teslimatlarındaki artış, piyasadaki toplam satış değerine aynı ölçüde katkı sağlamadı. Taze meyve-sebze pazarlarında temsil edilen patates satışlarının toplam değeri yaklaşık %12 düşerek 2025’teki 3,69 milyar randdan 2026’da 3,25 milyar randa indi. Patates fiyatları kış döneminde 10 kilogramlık çuval başına ortalama 64,34 randa kadar toparlansa da fiyatlar beklenen seviyeye ulaşmadı. Potatoes SA’dan FP Coetzee, gerilemeyi yalnızca piyasaya giren toplam patates miktarındaki artışla açıklamanın yeterli olmadığını söyledi. Kuzey Batı’da büyük boy patates arz fazlası oluştuğunu belirten Coetzee, işleme için ayrılan bazı ürünlerin işletme içi sorunlar nedeniyle taze meyve-sebze pazarlarına yönlendirildiğini aktardı. Daha yüksek toplam arz, düşük kalite ve belirli bir boyut grubundaki fazlalık bir araya gelerek fiyatları baskıladı. Sınıf 1 patateslerin piyasa arzındaki payı %70’te kaldı; bu oran %80’in üzerine çıkmadı. Coetzee, üreticilere fiyat peşinde koşmak yerine kaliteyi, ürün boyutunu ve stok yönetimini iyileştirme çağrısı yaptı. Ürünlerin pazartesiden perşembeye teslim edilmesinin stok devrini ve kalite yönetimini destekleyebileceğini belirtti. Doğrudan alıcılara satış yapan üreticilerin en kaliteli ürünleri bu kanala, daha düşük kaliteli ürünleri ise taze meyve-sebze pazarlarına yönlendirmesinin de fiyatlar üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu. Soğan piyasasında ise artan arz şimdilik aynı fiyat baskısını yaratmadı. Absa, ek arzın talep tarafından daha dengeli biçimde karşılandığını, bunun talebin keskin biçimde arttığı anlamına gelmediğini bildirdi. Bölgesel teslimat yapısı da değişti: Kuzey Batı’daki soğan teslimatları yaklaşık iki katına çıkarken Limpopo’da %14,8 arttı, Sandveld’de ise yaklaşık %20 azaldı. Rapora göre teslimatların zamanlaması ve bölgeler arasındaki dağılım, arzın belirli dönemlerde piyasaya ne kadar yoğun girdiğini belirleyen temel unsurlar arasında yer aldı.

Küresel Süt Ürünleri Talebi Artan Arza rağmen Güçlü
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber

Küresel Süt Ürünleri Talebi Artan Arza rağmen Güçlü

Küresel süt ürünleri talebi, ihracatçı ülkelerde süt arzı artmasına rağmen güçlü kalmayı sürdürüyor. Yeni Zelanda merkezli Fonterra’nın Üst Yöneticisi Richard Allen, şirketin 2026 mali sonuçlarının açıklanması sırasında, Okyanusya, ABD ve Avrupa’da aynı dönemde üretim artışı görüldüğünü belirtti. Allen, Avrupa’da çok sıcak ve kurak geçen yazın süt üretiminde düşüşe yol açmaya başladığını, bu nedenle artan arz ile piyasa koşullarının dengelenmesi gerektiğini söyledi. Buna karşın Güneydoğu Asya’daki talebin, bölgedeki kesintilere rağmen güçlü seyrettiğini aktardı.

Güneyland ve Güney Otago’da Yağış Çiftçileri Zorluyor
Görsel kaynağı: Rural News Group · Özgün haber

Güneyland ve Güney Otago’da Yağış Çiftçileri Zorluyor

Yeni Zelanda’nın Güneyland ve Güney Otago bölgelerinde uzun süredir etkili olan yağışlı hava, çiftliklerde yem tedariki, hayvanların yönetimi, otlak hasarı, altyapı ve günlük iş yükü üzerindeki baskıyı artırdı. Kırsal Eşgüdüm Grubu (RCG), bölgedeki koşulları değerlendirmek ve etkilenen çiftçi topluluklarına yönelik desteği koordine etmek üzere bu hafta toplandı. Grubun öncelikleri insanlar, hayvanlar, yem ve çiftlik mülkleri olarak belirlendi. Güneyland Kırsal Destek Vakfı Başkanı Simon Hopcroft, çiftliklerin koşulları farklı olsa da birçok üretici ve çalışanının zor kararlar almak ve uzun saatler çalışmak zorunda kaldığını söyledi. Çiftçileri komşularından, danışmanlarından, veterinerlerinden, bankalarından, sektör kuruluşlarından veya Kırsal Destek Vakfı’ndan erken destek istemeye çağırdı. RCG’ye göre ek yem bulunabiliyor, ancak silaj arzı çok sıkışık; nakliye ve lojistik ağlarında da baskı artıyor. Ek yeme ihtiyaç duyabileceğini öngören üreticilere alım ve teslimat planlarını erkenden yapmaları öneriliyor. Grup ayrıca yem bütçelerinin birkaç haftayı kapsayacak şekilde gözden geçirilmesini, hayvanların durumunun ve refahının yakından izlenmesini, otlak hasarı ile çiftlik altyapısının düzenli kontrol edilmesini tavsiye etti. Uzun süren olumsuz koşulların çiftçileri fiziksel ve ruhsal açıdan da etkileyebileceğini belirten Hopcroft, çiftçilerin ve çalışanlarının iyi olmasının çiftliğin bakımı kadar önemli olduğunu vurguladı. Bölgedeki kuruluşlar, çiftçilere pratik bilgi ve destek sunacak etkinlikler düzenlemeyi planlıyor; bu etkinliklerin ortak takvimde duyurulmasıyla desteğin topluluklara daha dengeli ulaştırılması amaçlanıyor. RCG, kırsal toplulukların karşılaştığı güçlükler konusunda hükümet bakanlarını ve kurumlarını bilgilendirmeyi sürdürüyor. Hopcroft, komşuların, kırsal kesimde çalışan uzmanların ve kuruluşların birbirine destek verdiğini belirterek, dayanıklılığın her şeyi tek başına üstlenmek anlamına gelmediğini söyledi.

Besi Sığırı Fiyatları Artışın Ardından Yatay Seyretti
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber

Besi Sığırı Fiyatları Artışın Ardından Yatay Seyretti

São Paulo’da besi sığırı fiyatları, bir gün önceki yükselişin ardından 24’ü perşembe günü değişmedi. “Tem Boi na Linha” verilerine göre, yetiştiricilerin daha fazla hayvan arz etmesi ile sanayinin noktasal alımları işlemleri mevcut referanslar içinde tuttu; yeni bir ayarlama yapılmadı. São Paulo’da sanayi işletmeleri ay sonuna kadar kesim programlarını tamamlamaya çalışırken en uygun alım fırsatlarını kolladı ve stoklarını kontrollü yönetti. Mato Grosso do Sul’da arzın sınırlı olması piyasayı destekledi. Minas Gerais’te de fiyatlar önceki günkü artışın ardından sabit kaldı; özellikle besi işletmelerinden gelen sığır arzının kısıtlı olduğu belirtildi. Gelişmeler, izlenen bölgelerde piyasanın bölgesel farklılıklarla yataylaştığını gösterdi.

Çin Alım Söylentileri ve Karadeniz’deki Tıkanıklık Tahıl Fiyatlarını Etkiliyor
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber
Veri haberi

Çin Alım Söylentileri ve Karadeniz’deki Tıkanıklık Tahıl Fiyatlarını Etkiliyor

Kuzey Amerika’da hasat ilerlerken tahıl piyasalarının odağı, büyüme sezonunda yapılan verim tahminlerinden ticaret beklentilerine ve spekülatif pozisyonlara kaydı. RealAgriculture’a konuşan Zaner Ag Hedge’den Ted Seifried, özellikle mısır fiyatlarının ABD-Çin ticaret görüşmeleri ve olası ihracat talebiyle şekillendiğini belirtti. Piyasa katılımcıları, Çin’in daha önce açıkladığı soya dışı tarım ürünü alımlarını gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğini ve mevcut tarifeleri kaldırıp kaldırmayacağını izliyor. Çin’in mısır alımı yapabileceği yönündeki söylentilerin fiyatları desteklediği, ancak yeni ve olumlu bir gelişme gelmemesi durumunda rekor uzun pozisyon taşıyan fonların kâr satışına yönelebileceği ifade edildi. Seifried, bu satışların hasat döneminde üretici satışlarıyla aynı zamana denk gelmesi halinde daha derin bir düzeltme yaşanabileceği uyarısında bulundu. Buğday piyasasında ise Karadeniz bölgesindeki lojistik yığılmalar Rusya ve Ukrayna’dan ihracat hareketini sınırlıyor. Buna karşın fiziksel arzın sürdüğü belirtilirken, ticaret engellerinin veya jeopolitik gerilimlerin hafiflemesiyle Karadeniz buğdayının piyasaya hızlı biçimde dönmesinin uluslararası fiyatlar üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendirildi. ABD’nin stok-kullanım oranının yaklaşık %40 seviyesinde bulunması da talepte güçlü bir artış olmadıkça piyasaya sınırlı destek sağlıyor.

Kuraklık Çekya’da Hayvan Yetiştiricilerini Sürüleri Küçültmeye Zorluyor
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Kuraklık Çekya’da Hayvan Yetiştiricilerini Sürüleri Küçültmeye Zorluyor

Çekya’da uzun süren yaz kuraklığı tarla ürünlerinde kayıplara ve özellikle hayvan yeminde ciddi kıtlığa yol açtı. Kuru ot ve silaj arzının azalması fiyatları yükseltirken, bazı hayvancılık işletmeleri yem giderlerini sınırlamak için sürülerini küçültüyor. Sorun, düşük süt fiyatları ile yüksek yakıt ve gübre maliyetlerinin üretici gelirlerini zaten baskıladığı bir dönemde yaşanıyor. Prag’ın yaklaşık 90 kilometre güneydoğusundaki Agropodnik Kosetice işletmesinde 2.600 hektar arazi ve yaklaşık 2.900 büyükbaş hayvan bulunuyor. Yönetim kurulu başkanı Zdenek Duffek’e göre bu yılki silaj üretimi, işletmenin ihtiyacını karşılamak için gereken miktarın yaklaşık yarısında kaldı. İşletmenin yıllık silaj ihtiyacı yaklaşık 11.000 ton; geçen yıldan elinde yaklaşık 3.000 ton bulunmasına rağmen yaklaşık 1.500 ton açık vermesi bekleniyor. Yüksek fiyatlar nedeniyle piyasadan ek yem almak ekonomik görülmüyor. Çek Tarım Birliği başkanı Martin Pycha, geçmişte yaklaşık 500 Çek korunası olan bir balya kuru otun fiyatının 2.000 korunaya çıktığını bildirdi. Bu artış, yeterli yem stoku bulunmayan işletmelerin maliyet baskısını ağırlaştırıyor. Agropodnik Kosetice, yaklaşık 1.000 süt ineği ve et üretimi için yetiştirilen 600 boğasının bulunduğu sürüsünde bazı hayvanları planlanandan önce elden çıkarıyor; amaç, süt veren inekler için yeterli yemi korumak. Hayvan sayısının azaltılması piyasaya daha fazla et sunulmasına ve sığır eti fiyatlarının düşmesine yol açarak üretici gelirlerini ayrıca baskılayabilir. Pycha, ülkenin tarım sektörünün bu yıl temel tarım ürünlerinden elde edilen gelirlerde yaklaşık 20 milyar Çek korunası kaybetmesinin beklendiğini belirtti.

Finlandiya, AB Tarım Kriz Desteğini Belirli Üreticilere Yöneltecek
Görsel kaynağı: Maaseudun Tulevaisuus · Özgün haber
Veri haberi

Finlandiya, AB Tarım Kriz Desteğini Belirli Üreticilere Yöneltecek

Finlandiya hükümeti, Avrupa Birliği (AB) tarım kriz desteğinin ülke genelindeki 2026 özel ürün ödemesinden ve AB destek bölgesi ödemelerinden yararlanan aynı üreticilere yöneltilmesine karar verdi. Yaklaşık 8,7 milyon avroluk destek; yağlı tohumlar için özel ürün ödemesi alan üreticiler ile anaç inek, süt ineği, boğa ve dış takımadalardaki sığır ödemelerinden yararlanan işletmeleri kapsayacak. Desteğin koşulları ve hangi üreticilere tahsis edileceğine ilişkin Finlandiya önerisinin Avrupa Komisyonu tarafından onaylanması gerekiyor. Hükümet, desteği etkili kılmak için yardımın yalnızca sınırlı bir üretici grubuna verilmesini uygun buldu. Tarım ve Orman Bakanı Sari Essayah, yakıt ve gübre fiyatlarındaki sert gelişmenin çiftlikleri zorladığını belirterek kararın, Finlandiya tarımının ve ülkenin gıda arz güvenliğinin korunmasına yönelik geniş bir önlem paketinin parçası olduğunu söyledi. AB finansmanının, C destek bölgesindeki ulusal kuzey desteği seviyelerinin daha sonra çıkarılacak düzenlemeyle artırılması yoluyla tamamlanması planlanıyor. Bu ek ulusal finansman için kararın yıl sonunda üçüncü ek bütçede alınması bekleniyor.

AB Süt Pazarında Kriz Önleme ve Adil Gelir Çağrısı
Görsel kaynağı: Landwirt · Özgün haber

AB Süt Pazarında Kriz Önleme ve Adil Gelir Çağrısı

Avrupa süt piyasasının gelecekteki krizlere karşı daha dayanıklı hale getirilmesi ve süt üreticilerinin adil gelir elde edebilmesi için Avrupa Süt Kurulu (EMB) bir dizi politika önerisi sundu. Kurul, üretici fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında kalmasının yasaklanmasını istiyor. EMB ayrıca, arz fazlası büyümeden önce gönüllü süt arzı azaltımını teşvik edecek ve katılan üreticileri tazmin edecek bir mekanizma öneriyor. Kurul, Ortak Piyasa Düzeni'nde reform, sorumlu ticaret programlarının artırılması ve üreticilerin pazarlık gücünü birlikler yoluyla güçlendirmesi çağrısı da yaptı.

Azerbaycan, 2030’a kadar Buğday Tohumunda Tam Yeterlilik Hedefliyor
Görsel kaynağı: Report.az · Özgün haber
Veri haberi

Azerbaycan, 2030’a kadar Buğday Tohumunda Tam Yeterlilik Hedefliyor

Azerbaycan, 2030’a kadar buğday tohumu arzında %100 öz yeterliliğe ulaşmayı hedefliyor. Tarım Bakanı Majnun Mammadov, Bakü’deki tohum üretimi konferansında hedefin Devlet Programı kapsamında uygulanacağını açıkladı. Mammadov, tarla denetimlerinin dijitalleştirilmesi ve tohum üretim alanlarının haritalanmasının sertifikalı tohumların kalite ve menşe izlenebilirliğini geliştirdiğini söyledi. Toplam tohum üretimi 81 bin ton olurken, bu yıl yaklaşık 100 bin tona yaklaşması bekleniyor. Patates, sebze, yem ve sanayi bitkileri tohumlarının arzını artırmak da öncelikler arasında yer alıyor. Sertifikalı fide üretimi yaklaşık 7 milyon adede ulaşırken, özel sektörde dört in-vitro laboratuvarı anaç üretimi yapıyor. İthal tohumların çeşit ve ekim kalitesi denetiminin uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesi planlanıyor.

Fas Meyve ve Sebze Sektöründe Tek Bir Rekabet Stratejisi Yok
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber

Fas Meyve ve Sebze Sektöründe Tek Bir Rekabet Stratejisi Yok

Fas, Avrupa meyve ve sebze pazarlarında artık yeni bir tedarikçi değil, büyük perakendenin tedarik stratejisinde yer alan yerleşik bir ülke konumunda bulunuyor. AgriMaroc’a konuşan Freshconomics kitabının yazarı David del Pino’ya göre ülkenin rekabet gücünü koruması, yalnızca fiyat ve üretim hacmine dayalı bir yaklaşımla mümkün değil. Üreticiler ve ihracatçılar, her işletmenin koşullarına uygun bir değer önerisi oluşturmak zorunda. Del Pino, meyve ve sebze sektörünü arzın yüksek oynaklık gösterdiği bir alan olarak tanımlıyor. Üretimdeki dalgalanmanın talepteki değişimden daha güçlü olduğunu belirten Del Pino, sektörün zaman zaman arz fazlası ve ürün kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını ifade ediyor. Bu nedenle iletişim, planlama ve doğal üretim zirvelerine göre düzenlenen promosyonların arz dalgalanmalarının yönetilmesine yardımcı olabileceğini söylüyor. Röportajda, yüksek fiyatların görüldüğü birkaç sezonu temel alarak yatırım yapmanın ciddi risk taşıdığı da vurgulanıyor. Del Pino, yatırım kararlarının yakın dönem piyasa fiyatlarından ziyade gerçek rekabet avantajlarına dayanması gerektiğini belirtiyor. Ona göre fiyatlardaki oynaklık, yatırım kararlarında dikkate alınması gereken temel yapısal koşulları gölgeleyebiliyor. Fas’ın iklimi, Avrupa’ya yakınlığı, üretim takvimi ve maliyetleri önemli avantajlar sunsa da bunlar tek başına yeterli görülmüyor. Fiyat ve hacmin yanında kalite ile hizmetin de birleştirildiği bir değer önerisi oluşturulması gerekiyor. Ayrıca müşterilerin son tüketicileri üzerindeki etkiler nedeniyle itibar riskleri de rekabet gücünü doğrudan etkileyebilecek unsurlar arasında sayılıyor. Domates, yaban mersini, ahududu ve biber gibi ürünlerde farklılaşma arayışını zorlaştıran bir başka unsur ise ürünlerin hem farklı menşelerden hem de dondurulmuş ürünler gibi alternatiflerden kolayca ikame edilebilmesi. Del Pino, Fas ile İspanya arasındaki ilişkinin yalnızca rekabet üzerinden okunamayacağını belirtiyor. İki ülke arasında bazı ürün ve üretim takvimlerinde sert rekabet yaşanabileceği gibi, büyük perakende gruplarının yönlendirdiği tedarik zincirleri içinde iş birliği de gelişebilir. Bununla birlikte, sektörde her üretici veya ihracatçı için geçerli tek bir strateji bulunmadığını; ürün, üretim yapısı, pazarlama kanalı, lojistik ve çeşit gibi koşulların kararları belirlediğini ifade ediyor.

ABD’de Avustralya’dan Canlı Sığır İthalatına Siyasi Engel İddiası
Görsel kaynağı: Beef Central · Özgün haber
Veri haberi

ABD’de Avustralya’dan Canlı Sığır İthalatına Siyasi Engel İddiası

Beef Central’da yayımlanan yorumda, ABD’de sığır sürüsü 70 yılın en düşük seviyelerine gerilemiş olsa da Avustralya’dan damızlık sığır ithalatı olasılığının siyasi nedenlerle dışlandığı savunuluyor. Üretici Matthew Della Gola, ABD’li çiftçilerin büyük bölümünün böyle bir fikre karşı çıkacağını öne sürüyor. Della Gola, mevcut Amerikan sığır sürüsünün 2025’te 1970’ler ve 1980’lerdeki seviyelere benzer miktarda et ürettiğini belirterek sürünün eski büyüklüğüne dönmesi gerekliliğini sorguluyor. Yorumcu, tartışmanın esas olarak kesimhanelerin verimlilik için ihtiyaç duyduğu hacimle ilgili olduğunu, fiyat baskısının ise üreticiler için kuraklıktan daha yıkıcı sonuç doğurduğunu savunuyor.

ABD Sığır Varlığını Artırmayı Hedefliyor
Görsel kaynağı: VILT · Özgün haber
Veri haberi

ABD Sığır Varlığını Artırmayı Hedefliyor

ABD Tarım Bakanı Brooke Rollins, ülkenin sığır varlığını yeniden büyütmek amacıyla Ranchers First girişimi kapsamında bir destek paketi açıkladı. Rollins’in açıklamasına göre ABD’deki sığır varlığı 75 yılın en düşük seviyesinde bulunuyor. Paket, üreticilerin damızlık hayvanları sürüde tutmasını teşvik etmeyi ve sığır eti arzını artırmayı amaçlıyor. ABD Tarım Bakanlığı (USDA), damızlık olarak tutulan düveler için yeni bir sigorta uygulaması başlatacak. Poliçe, bir düvenin beklenen veya güncel kesim değerinin damızlık olarak ekonomik değerini aşması halinde oluşan farkı karşılayacak. Böylece üreticilerin hayvanları kesime göndermek yerine sürüde tutmaları için finansal koruma sağlanması planlanıyor. Orman yangınları veya doğal afetlerin ardından ekolojik iyileştirme desteklerine erişimin de kolaylaştırılması öngörülüyor. Paketin diğer unsurları arasında küçük ve bölgesel mezbahalara uygun koşullu krediler verilmesi yer alıyor. Krediler, kapasite artırımı veya işleyiciler arasında kooperatif kurulması gibi yatırımları destekleyecek. Son dönemde mezbahaların kısmen kapanmasıyla işleme kapasitesinin yaklaşık %20’sinin serbest kaldığı, bu kapasitenin ABD şirketlerinin elinde tutulmasının hedeflendiği belirtildi. Federal alımlarda yerel olarak işlenmiş ABD sığır etine öncelik verilerek hapishane ve hastaneler gibi kamu kurumlarında bu ürüne yönelik talebin artırılması da planlanıyor. Rollins, sığır varlığındaki gerilemeyi ağır düzenlemelere ve iklim politikalarına bağladı. Girişim ayrıca yeni başlayan yetiştiricilere ilk 10 yıllık faaliyetleri boyunca prim ve vergi indirimleri sağlanmasını içeriyor. Paket, Trump yönetiminin sığır eti fiyatlarını düşürmek için açıkladığı 300.000 tonluk yabancı sığır eti ithalatının yetiştiricilerde yarattığı tepkinin ardından duyuruldu.

Uruguay’da Besili Sığır Piyasasında İşlemler Neredeyse Durdu
Görsel kaynağı: Blasina y Asociados · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay’da Besili Sığır Piyasasında İşlemler Neredeyse Durdu

Uruguay’da besili sığır piyasasında bu hafta neredeyse hiç işlem gerçekleşmedi. Piyasa kaynakları, fiyat oluşumunun belirsizleştiğini ve sanayinin fiyatları daha da aşağı çekme eğiliminin sürdüğünü belirtti. Bazı işletmeler ise fiyat açıklamadı. Bu hafta gerçekleştirilen son teklifte erkek sığır için kilogram başına 5,60 dolar, inek için 5,30 dolar önerildi. Üreticilerin satışta isteksiz davranmasında bol ot ve iyi bir ilkbahar beklentisi etkili olurken, ilerleyen dönemde arz sıkışıklığı beklenmediği aktarıldı. Ulusal Et Enstitüsü’nün 19’unda sona eren hafta için açıkladığı ortalama fiyatlar ise tarla sığırında 5,98, inekte 5,57 ve düvede 5,92 dolar oldu.

Meksika’da Eylül İçin Biber, Domates ve Soğan Arzı Garanti Edildi
Görsel kaynağı: 2000Agro · Özgün haber
Veri haberi

Meksika’da Eylül İçin Biber, Domates ve Soğan Arzı Garanti Edildi

Meksika Tarım ve Kırsal Kalkınma Sekreterliği, eylül ayında geleneksel yemeklerde kullanılan yeşil biber, soğan ve domatesin ülke genelinde yeterli miktarda bulunacağını bildirdi. Açıklamada, bu ürünlerin arzının çiftçilerin üretim çabaları sayesinde güvence altında olduğu belirtildi. Tarım ve Balıkçılık Bilgi Servisi (DGSIAP) verilerine göre Meksika’da 2025 yılında 2 milyon 979 bin 425 ton yeşil biber üretildi. Ağustos 2026 itibarıyla üretim 1 milyon 887 bin 31 tona ulaştı. Bu miktara Sinaloa 785 bin 380 tonla en büyük katkıyı verirken, onu Chihuahua ve San Luis Potosí izledi. Jalapeño, 2025’teki 773 bin 292 tonluk üretimiyle ülkede en fazla üretilen biber çeşidi oldu. Meksika’da jalapeño, poblano, habanero, chiltepín, morrón ve guajillo dahil 40’tan fazla biber çeşidi yetiştiriliyor. Soğan üretimi 2025’te 1 milyon 354 bin 665 ton, Ağustos 2026 sonunda ise 1 milyon 62 bin 157 ton olarak kaydedildi. Ağustos ayındaki üretimde Chihuahua 265 bin 16 tonla ilk sırada yer aldı; Zacatecas ve Baja California onu takip etti. Domates üretimi de 2025’te 3 milyon 118 bin 464 tona, Ağustos 2026’da 2 milyon 108 bin 831 tona ulaştı. Sekreterlik, bu miktarın eylül ayındaki kutlamalar için yeterli ürün sağlayacağını açıkladı. Hükümet ayrıca domates sektöründe üretim, arz, ticaret ve adil fiyat düzenini hedefleyen ulusal anlaşmayı uyguluyor. Bu kapsamda Haziran-Ağustos 2026 döneminde üreticilere 48 kredi verilmesi için 248 milyon 281 bin pesodan fazla kaynak ayrıldı.

Ukrayna’nın Buğday İhracatındaki Düşüş Küresel Arz Kaygılarını Artırıyor
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın Buğday İhracatındaki Düşüş Küresel Arz Kaygılarını Artırıyor

AzerNEWS’in analizine göre Ukrayna’nın tahıl ihracatı mevcut sezonda geçen yılın aynı dönemine kıyasla %22 düşerek 4,67 milyon tona geriledi. İnsan tüketiminde temel bir ürün olan buğday ihracatındaki düşüş ise yaklaşık %44’e ulaştı ve sevkiyat 2,33 milyon tona indi. Arpa ihracatı yarıya düşerek 420 bin ton olurken, mısır ihracatı iki katına çıkarak 1,84 milyon tona yükseldi; analiz, mısırın yem sanayisinde kullanılmasının buğdaydaki açığı kapatmadığını belirtiyor. Analizde düşüşün başlıca nedenleri, buğday üretim bölgelerinin bombalanması ile lojistik ağların ve stratejik altyapının aksaması olarak gösteriliyor. Karadeniz’deki Odesa, Chornomorsk ve Pivdennyi limanlarının askeri saldırılarda ciddi hasar gördüğü ve faaliyetlerinin büyük ölçüde durduğu aktarılıyor. Ukrayna’nın potansiyel tarımsal ihracatının yalnızca %40’ını gerçekleştirebildiği; deniz koridorunun kapanmasının kara güzergâhlarına baskı yaptığı, nakliye ve sigorta maliyetlerini artırdığı ifade ediliyor. Analize göre arz daralmasının etkileri özellikle Karadeniz buğdayına bağımlı Afrika ülkelerinde belirginleşiyor. Mısır, Sudan, Somali, Kenya ve Cezayir’in yanı sıra Orta Doğu ve Latin Amerika’daki ithalatçıların daha uzak ve pahalı kaynaklara yönelmesi, gıda fiyatları ve enflasyon üzerinde baskı yaratıyor. Mısır’da ekmek sübvansiyonlarının bütçeye yükü artabilirken, Somali ve Sudan’da gıdaya erişim ve açlık riski öne çıkıyor. Ukrayna kaynaklı buğday, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın az gelişmiş ülkelere gönderdiği insani yardımlarda da kullanılıyor; tedarik aksamaları yardım maliyetlerini yükseltip teslimatları geciktirebiliyor. Dünya Bankasının Ukrayna’daki çiftçiler ve tarım sektörü için 250 milyon dolarlık finansman sağladığı, hükümetin de “5-7-9%” imtiyazlı kredi programıyla üreticileri desteklemeye çalıştığı belirtiliyor. Analiz, bu kaynakların sektördeki sıkıntıları geçici olarak hafifletebileceğini, ancak limanların ve tahıl koridorlarının güvenliğini sağlamanın lojistik engelleri gidermek açısından belirleyici olduğunu savunuyor.

Güney Afrika Meyve İhracatında Artan Hacim, Daha Yüksek Getiri Sağlamıyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika Meyve İhracatında Artan Hacim, Daha Yüksek Getiri Sağlamıyor

Güney Afrika’nın meyve ihracat sektörü, üretim hacmini artırmanın tek başına daha yüksek üretici getirisi sağlamadığı yeni bir döneme giriyor. Absa AgriTrends 2026 raporuna göre kârlılık; ürünün sürdürülebilir fiyatlarla pazarlanmasına, pazar erişimine, lojistiğe ve ihracatın doğru zamanda yapılmasına bağlı. Rapor, değerlendirmelerini bu ayın başında Bredasdorp’taki Nampo Cape etkinliğinde paylaştı. 2025/26 sezonunda bazı üretim bölgelerindeki yağış ve seller meyve kalitesini, hasat zamanını ve ihracat programlarını etkiledi. Jeopolitik gelişmeler ticaret rotalarını değiştirirken, Güney Afrika’nın güçlü olduğu pazarlarda diğer üretici ülkelerle rekabet de yoğunlaştı. Narenciyede üretim hacmi artık temel sorun olmaktan çıkarken, pazarların yeterince çeşitlenmemesi ihracatçıları kırılgan bırakıyor. Ortadoğu’daki aksaklıklar özellikle limon ihracatını etkilerken, portakal gelirleri başlıca pazarlardaki rakip arzına duyarlı kalıyor. Narenciye ihracat gelirleri 2001’de yaklaşık 80 milyon ABD dolarından 2025’te tahmini 2,5 milyar ABD dolarına yükseldi. Ancak rapor, 2026 sezonunun pazar çeşitlendirmesinin yetersizliğini ortaya koyduğunu belirtiyor. Sofralık üzüm ihracatı da 2025/26 sezonunda yaklaşık %8 artarak yaklaşık 79 milyon kartona çıktı; buna rağmen güçlü üretim daha iyi mali sonuç getirmedi. Cape Town Limanı’ndaki verimsizlikler ve şiddetli rüzgârlar ihracatları geciktirdi. Ürünlerin rakip ülkelerin arzıyla aynı dönemde pazara ulaşması fiyatları baskıladı. Aralık ve ocak aylarındaki gecikmeler soğuk zincirde beklemeyi ve kalite taleplerini artırırken, değer zincirindeki kayıpların 3 milyar Güney Afrika randının üzerine çıktığı tahmin edildi. Rapora göre artan üretimin kâra dönüşmesi, güvenilir lojistik ve daha geniş pazar erişimi gerektiriyor.

Kısa Vadede Mısır Fiyatlarını Dört Etken Belirleyecek
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Kısa Vadede Mısır Fiyatlarını Dört Etken Belirleyecek

Grão Direto’nun Grainsights platformuna göre kısa vadede mısır fiyatlarının yönünü dört etken belirleyecek. Chicago’da aralık vadeli mısır kontratı geçen haftayı %0,94 düşüşle tamamlarken, Brezilya B3’te kasım vadeli kontrat %0,16 artışla 76,29 real/çuvaldan kapandı. Kaynakta öne çıkarılan ilk etken ABD’de hızlanan hasat. USDA’ya göre artan miktarda tahıl depolara ve piyasaya ulaşmaya başlıyor; bu arz artışı kısa vadede piyasayı baskılıyor. Paylaşılan bölüm, diğer üç etkeni açıklamıyor.

Kahve Fiyatları New York’ta %1’den Fazla Geriledi
Görsel kaynağı: Notícias Agrícolas · Özgün haber
Veri haberi

Kahve Fiyatları New York’ta %1’den Fazla Geriledi

Kahve fiyatları, salı günü uluslararası borsalarda yeni ve önemli düşüşler yaşadı. New York’taki işlemlerde fiyatlar günü %1’den fazla kayıpla tamamladı. Gerilemede, küresel kahve arzının artabileceğine yönelik beklentiler etkili oldu. Kaynakta, düşüşün başlıca nedeninin bu arz görünümü olduğu belirtiliyor.

Kısa Vadede Mısır Fiyatlarını Dört Etken Belirleyecek
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Kısa Vadede Mısır Fiyatlarını Dört Etken Belirleyecek

Mısır piyasasında kısa vadeli fiyat görünümünü ABD’de hızlanan hasat, Güney Amerika’daki hava koşulları, etanol talebi, ihracat rekabeti ve jeopolitik gelişmelerin belirlemesi bekleniyor. Grão Direto’nun Grainsights bünyesindeki “Direto do Campo” analizine göre, ABD’de artan ürün arzı fiyatlar üzerinde baskı oluştururken, önümüzdeki haftalardaki hasat temposu piyasadaki yön açısından önem taşıyacak. ABD’de mısırın depolara ve piyasaya daha hızlı ulaşması, üreticilerin pazarlık gücünü azaltıyor ve yerel primleri aşağı çekiyor. Güney Amerika’da ise Brezilya ve Arjantin’deki yağışların soya ekim takvimine etkisi izleniyor. Soya ekiminde yaşanabilecek gecikmeler, 2027 mısırının ekim penceresini daraltarak verim endişelerini artırabilir. ABD’de etanol tesislerinin mısır talebini yaklaşık 142,2 milyon ton düzeyinde koruması fiyatlara destek sağlayabilir. Ancak yüksek faizlerin ekonomik büyümeyi ve yakıt tüketimini yavaşlatması halinde tesislerin işleme miktarını azaltabileceği belirtiliyor. ABD’nin ihracat rekabetini koruması da USDA’nın yaklaşık 83,2 milyon tonluk satış öngörüsüne ulaşılması açısından önem taşıyor. Brezilya’nın ikinci ürün mısır ihracatı ve Arjantin’in yüksek stokları, özellikle Asya’da alıcı rekabetini artırabilir. Ukrayna ve Orta Doğu’daki gerilimler ile Karadeniz’deki saldırılar küresel tahıl akışını etkileyebilecek riskler arasında gösteriliyor. Brent petrolünün yaklaşık 105 dolar seviyesine çıkması da taşıma ve deniz navlun maliyetlerini artırabilir. ABD ve Brezilya’daki faiz kararları ile 5,15 real düzeyindeki dolar kuru da Brezilyalı üreticilerin yerel fiyatlarını etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.

Avrupalıların %95’i Tarımı Avrupa’nın Geleceği İçin Önemli Buluyor
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

Avrupalıların %95’i Tarımı Avrupa’nın Geleceği İçin Önemli Buluyor

Avrupa Komisyonunun Eurobarometer araştırmasına göre Avrupalıların %95’i tarım ve kırsal alanları Avrupa’nın geleceği açısından önemli görüyor. Katılımcıların %93’ü ise Avrupa Birliği’nde istikrarlı gıda arzının güvence altına alınmasını kritik buluyor. Araştırma, Avrupalıların önemli bir bölümünün Ortak Tarım Politikasının (OTP) önceliklerini karşıladığına inandığını da gösterdi. Gıda tercihlerinde kalite ve menşe öne çıkarken, Komisyon yeni bir Avrupa gıdası kampanyası başlatacağını açıkladı.

Soya Piyasasında Trump-Xi Görüşmesi ve Arz Gündemi Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Soya Piyasasında Trump-Xi Görüşmesi ve Arz Gündemi Öne Çıkıyor

Soya piyasası, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında Washington’da yapılması beklenen görüşme, ABD’de hasadın ilerlemesi ve Brezilya’da 2026/27 sezonu ekiminin başlamasıyla şekillenecek. Grão Direto’nun Grainsights bünyesindeki “Direto do Campo” analizine göre Çin’in olası yeni tarım ürünü alımları ve iki ülke arasındaki ticari ateşkesin uzatılıp uzatılmayacağı, haftanın en önemli gündemini oluşturuyor. ABD’de hasadın ilerlemesi piyasaya daha fazla ürün getirerek kısa vadede yükseliş alanını sınırlayabilir. Analizde, artan arzın depolama kapasitesi üzerindeki baskıyı artırabileceği ve yerel primleri düşürebileceği belirtiliyor. Çin’in ABD soya fasulyesine yönelik alımları talep açısından izlenirken, USDA’nın ihracat satışlarına ilişkin haftalık raporları bu talebin teyidi bakımından önem taşıyor. Çin talebinin aniden zayıflaması, arz fazlası algısını ve fiyat baskısını artırabilir. Brezilya’da Mato Grosso’da düzensiz yağışların ekimi geciktirebileceği, Güney bölgesinde ise fazla yağışın ekim ve genç bitkilerin gelişimini olumsuz etkileyebileceği aktarılıyor. Bu risklerin artması, Brezilya üretimine ilişkin beklentilerin yeniden fiyatlanmasına yol açabilir. Ayrıca Mississippi Nehri’ndeki düşük su seviyeleri ABD’de mavna taşımacılığını pahalılaştırabilir. Yüksek petrol fiyatları soya yağı bazlı biyodizel talebini destekleyebilirken, fonların pozisyon değişiklikleri ve Santos ile Paranaguá limanlarındaki ihracat primleri de fiyatların yönünde etkili olacak.

Avrupalı Süt Üreticileri Krizleri Önleyecek Politika Değişikliği İstiyor
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber

Avrupalı Süt Üreticileri Krizleri Önleyecek Politika Değişikliği İstiyor

Avrupa Süt Kurulu (EMB), Avrupa Birliği süt piyasasında krizleri önleyecek ve üreticilerin yeterli gelir elde etmesini sağlayacak bir çerçeve oluşturulmasını istedi. Kurul, haksız ticari uygulamalar direktifinin gözden geçirilmesi, Ortak Piyasa Düzeni’nin geliştirilmesi ve gelecekte kullanılacak kriz araçlarına ilişkin görüşmelerin önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. EMB Başkanı Kjartan Poulsen’e göre süt üreticileri, mandıralar ve perakendeciler karşısında zayıf pazarlık gücüne sahip. Ürün fiyatlarının çoğunlukla üretim maliyetlerinin altında kaldığını ve arz fazlasına müdahalenin geciktiğini söyleyen Poulsen, piyasanın bilinen sorunlarına yönelik politika değişikliği çağrısı yaptı.