ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

999 haber · Sayfa 18

Slovak Bakan Takáč: Süt Sektörü İçin AB Finansmanı Yetersiz
Görsel kaynağı: SITA · Özgün haber
Veri haberi

Slovak Bakan Takáč: Süt Sektörü İçin AB Finansmanı Yetersiz

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Slovakya Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanı Richard Takáč, Bratislava’da Avrupa Sütçülük Birliği’nin (EDA) yıllık kongresinde Slovak süt sektörünün büyüme potansiyeli bulunduğunu söyledi. Takáč’a göre bu potansiyelin kullanılabilmesi için istikrarlı koşullar, yeterli yatırım ve adil rekabet gerekiyor. Bakan ayrıca 2028’den itibaren uygulanması önerilen Avrupa Birliği tarım ve gıda sektörü finansmanının sektörün karşı karşıya olduğu zorluklara karşılık gelmediğini belirtti. Takáč, mevcut bütçe taslağına göre Slovakya’nın tarım için mevcut döneme kıyasla daha az kaynak alabileceğini ve sektöre doğrudan ayrılan fonların gerekli ölçüde doğrudan ödemeleri karşılamayabileceğini söyledi. AB bütçesinin 800 ila 900 milyar avro büyümesinin konuşulduğu bir dönemde çiftçilerin ve gıda üreticilerinin daha az finansman almasının kabul edilemez olduğunu savunan bakan, gıda güvenliği ve kendine yeterlilik için daha fazla kaynak ve daha az bürokrasi gerektiğini ifade etti. Slovak süt işletmelerinin daha fazla yerli sütü işleyebilecek teknoloji ve kapasiteye sahip olduğunu belirten Takáč, bunun istikrarlı birincil üretime ve sektörün ekonomik olarak sürdürülebilir işlemesine bağlı olduğunu kaydetti. Ancak sektör, sağmal inek sayısındaki uzun süreli düşüş, yüksek üretim maliyetleri ve ithal ürünlerin güçlü rekabetiyle karşı karşıya. Bu koşullar, çiftliklerin ekonomisini ve işleyicilerin yeni yatırımlara ilişkin kararlarını etkiliyor. Bakan, gıda sektörünün modernizasyon, otomasyon ve rekabet gücünün artırılması için yatırımlara ihtiyaç duyduğunu söyledi. Gıda sektörünün Ortak Tarım Politikası içinde tutulmasına yönelik görüşmeleri olumlu karşılasa da, ek finansman olmadan bunun yeterli olmayacağını belirtti. Takáč ayrıca Ukrayna dahil üçüncü ülkelerden yapılan gıda ithalatının Avrupalı üreticiler üzerindeki baskısına dikkat çekerek, Ukrayna’ya yardım edilirken Avrupalı çiftçi ve işleyicilerin orantısız rekabet baskısından korunması gerektiğini ifade etti.

Alberta Grains, FarmCash Operasyonunu Sonlandıracak
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber

Alberta Grains, FarmCash Operasyonunu Sonlandıracak

Kanada’nın Alberta eyaletindeki Alberta Grains Yönetim Kurulu, stratejik yönüne ilişkin kapsamlı incelemenin ardından federal kaynakla finanse edilen Advance Payments Programı’nın idari işlemlerini yürüten FarmCash operasyonunu sonlandırma kararı aldı. Çıkış süreci 15 Ekim 2026’da başlayacak ve 2027’de tamamlanacak. Mevcut FarmCash üreticilerine seçenekler, yöneticiler, geçiş takvimi ve sonraki adımlar hakkında doğrudan bilgi verilecek. Mevcut Spring Advance sahibi üreticiler, 15 Ekim-15 Kasım 2026 arasında standart program koşullarına tabi ek avans başvurusu yapabilecek; sonrasında gelecekteki avanslar için yöneticileriyle çalışacak.

Kosova’da Tarımsal Girdi Fiyatları Yıllık %8,8 Arttı
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber
Veri haberi

Kosova’da Tarımsal Girdi Fiyatları Yıllık %8,8 Arttı

Kosova’da Devlet İstatistik Kurumu’nun tarımsal fiyat endekslerine ilişkin verilerine göre, Eylül 2026’da tarımsal girdi fiyatları geçen yılın aynı ayına kıyasla %8,8 arttı. Tarımsal üretim fiyatlarındaki yıllık artış ise %2,3’te kaldı. Böylece girdilerdeki yükseliş, üreticilerin ürün satış fiyatlarındaki artıştan daha yüksek oldu. Bitkisel üretim fiyatları aynı dönemde %3,9 artarken hayvansal üretim fiyatları %2,1 geriledi. En yüksek artış %18,9 ile endüstri bitkilerinde görüldü; sebze fiyatları %8,2, patates fiyatları %6,5 yükseldi. Buna karşılık tahıl ve pirinç fiyatları %2,2 düştü. Kesimlik hayvan fiyatları %7,4 artarken hayvansal ürün fiyatları %7,6 geriledi.

Yapay Zekâ Tarımı Dönüştürüyor
Görsel kaynağı: 24KZ · Özgün haber
Veri haberi

Yapay Zekâ Tarımı Dönüştürüyor

Dünya Gıda Forumu, tarım-gıda sistemlerinin daha dayanıklı ve erişilebilir hale getirilmesi için yenilikleri, su yönetimini ve üreticilerin desteklenmesini gündeme taşıdı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) Roma’daki merkezinde düzenlenen forumda “Bugünün yenilikleri. Yarının beslenmesi” sloganıyla gıda üretiminin geleceği ele alındı. İklim değişikliği, su kaynaklarının tükenmesi ve tarımsal verimlilikteki düşüşün gıda üretimini zorlaştırdığı belirtildi. Yapay zekâ ve diğer dijital teknolojiler, tarımda kaynakların daha verimli kullanılması ve ürünleri tehdit eden sorunlara daha hızlı yanıt verilmesi açısından değerlendirildi. Forumda suyun sürdürülebilir yönetimi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve nesiller boyunca aktarılan geleneksel bilgilerin kullanılması da öne çıktı. Tohumların sağlıklı toprak ve suya ihtiyaç duyduğu belirtilirken genetik çeşitliliğin korunması, bilimsel ve teknolojik yeniliklerin desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Çözümün yalnızca daha fazla gıda üretmekten ibaret olmadığı, su ve toprağın akılcı kullanılmasıyla gıda kayıplarının azaltılmasının da gerekli olduğu ifade edildi. Gıda güvenliğinin yalnızca teknolojiyle sağlanamayacağı belirtilerek üretim yapan ve gıdayı pazarlara ulaştıran insanların rolüne dikkat çekildi. Liberya’nın eski devlet başkanı ve Nobel Barış Ödülü sahibi Ellen Johnson-Sirleaf, özellikle kayıt dışı sektörde çalışan kadınların ekim, pazar ticareti, sınır geçişleri ve ürün taşımacılığında kilit görev üstlendiğini söyledi. “El Ele” yatırım girişimi hükümetleri, yatırımcıları ve kalkınma ortaklarını tarım-gıda projelerine kaynak yönlendirmek üzere bir araya getiriyor. Roma’daki sergide yaklaşık 400 ürün, teknoloji ve yenilikçi çözüm tanıtılırken kentlerin de gıda sistemlerinin dönüşümüne katılması gerektiği belirtildi.

Hindistan ile Afrika Arasında Tarımsal İnovasyon İşbirliği Ele Alındı
Görsel kaynağı: Les Inspirations Éco · Özgün haber

Hindistan ile Afrika Arasında Tarımsal İnovasyon İşbirliği Ele Alındı

Hindistan ile Afrika arasındaki tarımsal inovasyon işbirliğinde, ortak deneyimlerin çiftçiler için somut ekonomik sonuçlara dönüştürülmesinin koşulları ele alındı. Policy Center for the New South (PCNS) ile Hindistan’daki Research and Information System for Developing Countries bünyesinde faaliyet gösteren DAKSHIN’ın öncülüğündeki webinara, Kamerun’daki CEIDES ve Gine’deki Stat View International da katıldı. Görüşmelerde maliyet, su yönetimi, altyapı, pazara erişim ve teknolojilerin sahadaki koşullara uyarlanması öne çıktı. Uzmanlar, bir inovasyonun geliştirilmiş veya kullanıma sunulmuş olmasının çiftçiler tarafından benimsenmesini ve daha yüksek gelir sağlamasını garanti etmediğini belirtti. PCNS ekonomisti Boutaina Lmasrar, bazı araçların bağlantı, erişilebilir danışmanlık veya destek eksikliği nedeniyle üreticilerin erişemeyeceği kadar pahalı ya da karmaşık kalabildiğini söyledi. Telefon, mobil veri ve abonelik gibi kalemlerin de çiftçiler için ek maliyet oluşturabileceği ifade edildi. Bu nedenle çözümlerin gerçek üretim koşullarında çiftçilerle denenmesi, kooperatifler ve dernekler aracılığıyla ortak erişimin kolaylaştırılması önerildi. Toplantıda inovasyonların yalnızca dağıtılan araç sayısıyla değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı. Verimlilik artışı, üreticinin net geliri ve sonuçların iklim baskısı altında sürdürülebilmesi temel ölçütler olarak sıralandı. Kamu kurumlarının benimsemeyi kolaylaştıran koşulları oluşturması, araştırma kuruluşlarının teknolojilerin hangi ortamlarda çalıştığını ve nasıl uyarlanacağını incelemesi, şirketlerin ise erişilebilir ekipman ve hizmet sağlaması gerektiği belirtildi. Orta ölçekli işletmelerin pazara erişiminde standartlar ve sermaye gereksinimleri de önemli engeller arasında gösterildi. Su stresi, toprak bozulması ve iklim belirsizliği, Hindistan ile Afrika arasında ortak çalışma alanları olarak öne çıktı. Debashis Chakraborty, kurak bölgelere uygun darı, sorgum ve baklagillerin yanı sıra yağmur suyu hasadı, besin yönetimi ve tarımsal hizmetlere bağlı meteoroloji danışmanlığı üzerinde durdu. Önerilen uygulamalı öğrenme alanlarında çiftçilerin, araştırmacıların, tohum üreticilerinin, mekanizasyon hizmeti sağlayıcılarının ve alıcıların bir araya getirilmesi; verim, maliyet ve gelirlerin birkaç sezon boyunca karşılaştırılması planlandı. Boutaina Lmasrar, Hindistan’daki Krishi Vigyan Kendras merkezlerinin teknolojileri yerel olarak test ettiğini, kullanım biçimlerini gösterdiğini ve çiftçileri eğittiğini aktardı. Fas’ın Afrika Tarımının Adaptasyonu girişimi de uyum öncelikleri, ortaklıklar ve finansman ihtiyaçlarını bir araya getiren bir örnek olarak anıldı. Gine’den verilen örnekte Jibril Barry, elektrik, sulama veya alıcı eksikliği bulunan bir çiftçi için dijital platformun tek başına yeterli olmadığını belirterek üretim, depolama ve yerel işleme yatırımlarıyla daha öngörülebilir ticari ilişkiler kurulmasını önerdi. Belaruslu Irina Komar ise eğitim, veterinerlik ve hayvan ıslahı alanlarında ortaklık fırsatlarına değindi.

Yunan Gıda Üreticileri Stockholm’de Yeni İş Bağlantıları Arıyor
Görsel kaynağı: Butikstrender · Özgün haber
Veri haberi

Yunan Gıda Üreticileri Stockholm’de Yeni İş Bağlantıları Arıyor

Yunanistan’ın altı bölgesinden 82 gıda ve içecek üreticisi, 5 Kasım’da Stockholm’de düzenlenecek Flavours of Greece etkinliğinde İsveçli satın almacılar, ithalatçılar ve distribütörlerle buluşacak. Etkinlikte perakende ve gıda hizmetleri sektörü için daha geniş bir Yunan ürünleri yelpazesinin tanıtılması ve yeni ticari bağlantılar kurulması hedefleniyor. Katılımcıların 68’i gıda, 14’ü ise şarap ve içecek sektörünü temsil ediyor. Üreticiler Girit, Orta ve Batı Makedonya, Epir, Kuzey Ege adaları ve İyon adalarından geliyor. Sunulacak ürünler arasında ödüllü zeytinyağları, Kalamata zeytinleri, bakliyat, bal ve marmelatların yanı sıra tütsülenmiş salyangoz filetoları, trüf mantarlı kekler, lavantalı çikolata ve otlu organik köpüklü çay da bulunuyor. Etkinlik, kasım ayı boyunca Yunan mutfağını ticaret ve restoran faaliyetleriyle öne çıkaran Stockholm Greek Month’un başlangıcını oluşturacak. Stockholm’de 12 market özel ürünler sunarken, 12 restoran farklı Yunan bölgelerinden esinlenen menüler hazırlayacak. Program 6–7 Kasım’da Stockholmsmässan’daki Sthlm Food & Wine etkinliğiyle sürecek. Flavours of Greece, Finlandshuset’te 10.00–17.00 saatlerinde düzenlenecek.

Avusturya’da Meyve ve Sebze Hasadında Düşüş Bekleniyor
Görsel kaynağı: oe24 · Özgün haber
Veri haberi

Avusturya’da Meyve ve Sebze Hasadında Düşüş Bekleniyor

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Avusturya Tarım Odası ile Meyve ve Sebze Sektör Birliği (ÖBOG), 2026 yılı meyve hasadında yaklaşık %30, sebze üretiminde ise ortalama %40 düşüş bekliyor. Çin lahanası ve lahana gibi bazı ürünlerde kayıp, bazı bölgelerde %50’ye kadar çıkabiliyor. Steiermark’ta elma hasadının yaklaşık 90 bin ton, Avusturya genelinde 130 bin ton olması öngörülüyor; bu, geçen yıla göre yaklaşık %35 düşüş anlamına geliyor. 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklar bitkilerin büyümesini durdururken, temmuz ve ağustosta domates üretimi özellikle etkilendi. Salatalık, biber ve patlıcandaki kayıplar ise sonbaharda kısmen telafi edildi.

Bulgaristan’da Tahıl İhracatı İçin Gemi Trafiği Aksıyor
Görsel kaynağı: Mediapool · Özgün haber

Bulgaristan’da Tahıl İhracatı İçin Gemi Trafiği Aksıyor

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Ulusal Tahıl Üreticileri Birliği Başkanı İliya Prodanov, bazı gemilerin Bulgaristan limanlarına gitmeyi reddettiğini, bazılarının ise gelişlerini geciktirerek Karadeniz’in güneyinde beklediğini söyledi. Prodanov, Bulgaristan’ın ihraç etmesi gereken 5 milyon ton buğday bulunduğunu belirtti. Kaynakta, bu yeni eğilimin Bulgaristan suları yakınında dört geminin batmasının ardından gözlendiği aktarılırken, gemilerin seferleri reddetmesiyle batma olayları arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurulmadı. Prodanov’a göre dünya buğday üretimi yaklaşık 800 milyon ton, uluslararası ticarete konu olan miktar ise 200 milyon ton. Bu ticaret hacminde Rusya’nın payı 50 milyon ton, Ukrayna’nın 20 milyon ton, Romanya’nın yaklaşık 10 milyon ton, Bulgaristan’ın 5 milyon ton ve Kazakistan’ın 10 milyon ton olarak veriliyor. Bulgaristan’ın mevcut buğdayını ihraç edebilmesi için gemilerin normal seferlerine dönmesi gerektiği, aksi halde ürünün elde kalabileceği ifade ediliyor. Deniz taşımacılığındaki maliyet baskısı da arttı. Prodanov, Ukrayna’daki savaşın başlamasından bu yana Karadeniz havzasından tahıl taşıma ücretinin beş-altı kat yükseldiğini söyledi. Bulgaristan’ın Karadeniz limanlarına alternatif olarak Yunanistan üzerinden demiryoluyla ihracat yapması gündeme gelse de ülkenin bu miktarı taşıyacak altyapıya sahip olmadığı belirtildi. Yunanistan sınırında kullanılabilecek geçiş noktalarının bir veya iki olduğu ve demiryolu bağlantısının kötü durumda bulunduğu kaydedildi. Prodanov, kısa vadede Bulgaristan limanlarına deniz ulaşımının güvenliğinin sağlanmasını, uzun vadede ise Yunanistan üzerinden alternatif ihracat güzergâhı oluşturulmasını önerdi. İhracatın aksaması halinde yeni hasadın yüksek devreden stokla karşılanabileceği, iki hasadın ürününü depolamak için yeterli kapasite bulunmadığı ve bu durumun fiyatlar ile depolama imkânlarını olumsuz etkileyebileceği belirtildi. Prodanov ayrıca, olası arz açığının dünya piyasalarında fiyatları yükseltebileceğini, ürünün Karadeniz havzasında kalmasının ise bölge fiyatlarını ters yönde etkileyebileceğini söyledi.

Birleşik Krallık’ın AB’ye Gıda ve İçecek İhracatı Brexit Sonrası Üçte Birden Fazla Düştü
Görsel kaynağı: The Guardian · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ın AB’ye Gıda ve İçecek İhracatı Brexit Sonrası Üçte Birden Fazla Düştü

Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’ne gıda ve içecek ihracatı, Brexit’ten bu yana üçte birden fazla geriledi. Ulusal Çiftçiler Birliği’nin (NFU) HMRC verileri üzerinden yaptığı analize göre temmuzda biten yıldaki ihracat, 2019’un aynı dönemiyle karşılaştırıldığında özellikle şeker, kanatlı hayvan, yumurta ve patates üreticilerini etkiledi. Şeker ihracatı %70 azalırken, ilk yedi aya ait verilerde kanatlı hayvan ihracatı %53, şekerleme ve fırıncılık sektörlerine satılan yumurta ve yumurta ürünleri ihracatı %65 düştü. 2019-2025 arasındaki tam yıl verileri, yumurta ve yumurta ürünlerinde daha büyük bir gerilemeye işaret etti; bu ihracat kalemi söz konusu dönemde %74 azaldı. NFU Başkanı Tom Bradshaw, AB’nin geçen yıl Birleşik Krallık’ın tarım-gıda ihracatının %68’ini oluşturan en büyük ticaret ortağı olduğunu, ancak ticaret hacimlerinin 2019’dan bu yana üçte birden fazla düştüğünü söyledi. İhracatçılar, Brexit sonrasında tüm gıda sevkiyatları için gümrük evrakı ve her ürün için ayrı kod gerektiğini belirtiyor. Bahçe bitkileri sektörü de ticaret engellerinden etkilendi. Eşdeğer standartlar üzerinde uzlaşılamaması nedeniyle, çoğunlukla İskoçya’dan gelen tohumluk patateslerin AB’ye ihracatı yasaklandı. Bahçe bitkileri ihracatı %50’den fazla düşerken, İskoçya Brexit öncesinde Avrupa’ya yılda yaklaşık 20.000 ton tohumluk patates gönderiyordu. Sıhhi ve bitki sağlığı kontrollerini kolaylaştıracak anlaşma mayısta büyük ölçüde kabul edildi; değişikliklerin gelecek yaz yürürlüğe girmesi bekleniyor, ancak temel ayrıntılar henüz kesinleşmedi.

Küresel Gıda Krizi Riskiyle Gıda Egemenliği Yeniden Gündemde
Görsel kaynağı: RFI · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Gıda Krizi Riskiyle Gıda Egemenliği Yeniden Gündemde

Küresel gıda krizi ihtimali ve gıda egemenliği tartışmaları, tarım ürünleri fiyatlarındaki artışla yeniden gündemin merkezine taşındı. Dünya tarım ürünleri fiyatları üçüncü çeyrekte %13 yükselirken, Birleşmiş Milletler Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu'na (FIDA) atfedilen veri, üretim ve tedarik zincirleri üzerindeki baskının arttığına işaret ediyor. Kuraklık, jeopolitik gerilimler ve enerji maliyetlerindeki yükseliş, tarımdan tüketiciye kadar zincirin tamamını etkiliyor. Enerji fiyatlarının üretim maliyetlerini artırdığı, verimlerin gerilediği ve bazı parsellerde ürünlerin tamamen yok olduğu aktarılıyor. Fransa son 50 yılın en kötü mısır hasadına yönelirken Romanya, yaz boyunca bir milyon hektardan fazla ekili alan kaybetti. Avrupa Komisyonu raporuna göre Avrupa tarımı, iklim kaynaklı olaylar nedeniyle yılda ortalama 28 milyar avro kaybediyor. Bu yıl eşi görülmemiş yoğunlukta duyurulan El Niño'nun üretim zincirini daha da bozabileceği belirtiliyor. Gıda güvensizliği dünya genelinde yaklaşık 260 milyon kişiyi etkiliyor. Ülkelerin gıda açısından kendi kendine yeterlilik oranı gerilerken, dünya ülkelerinin üçte birinden fazlası bugün ihtiyaçlarını kendi üretimiyle karşılayamıyor. Uzun süreli çatışmalar ve jeopolitik gerilimler enerji, tarımsal girdiler ve gıda tedarikini sekteye uğratıyor; Somali, Sudan ve Gazze'de kıtlık riski bildiriliyor. Nijerya'da akut gıda güvensizliği yaşayanların sayısı 36,3 milyona ulaşıyor. FMI, kırılgan hanelere hedefli nakit destekleri veya okul beslenme programları sağlanmasını öneriyor. Bunun yanında ithalata bağımlılığı azaltmak, yerel üretimi tüketiciyle buluşturmak, yaşlanan çiftçi kuşaklarını yenilemek, üreticilere asgari gelir sağlamak ve Ortak Tarım Politikası (OTP) desteklerini daha adil dağıtmak gündeme getiriliyor. Kaynak, bu adımların kamu politikalarıyla hayata geçirilebileceğini belirtiyor.

Bosna-Hersek’te Süt Üreticileri Ödeme Sorunu Yaşıyor
Görsel kaynağı: N1 Bosna i Hercegovina · Özgün haber
Veri haberi

Bosna-Hersek’te Süt Üreticileri Ödeme Sorunu Yaşıyor

Bosna-Hersek’te süt üreticileri, teslim ettikleri süt için bir süt işletmesinden ödeme alamadıklarını belirtiyor. Üreticilerden biri, işletmenin sütü almaya devam ettiğini ancak teslim edilen ürünün bedelinin altı aydır ödenmediğini söyledi. Üretici, sütün alım fiyatının 0,76 KM olduğunu ve fiyatın temel sorun olmadığını ifade etti. Kredi, yem ve veterinerlik hizmetleri giderlerinin sürdüğü bir dönemde ödemelerin yapılmamasının süt işletmeleri üzerindeki mali baskıyı artırdığı belirtildi.

Zespri, Çin’de Yetkisiz SunGold Üretimine Karşı Tedarik Seçeneklerini Değerlendiriyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Zespri, Çin’de Yetkisiz SunGold Üretimine Karşı Tedarik Seçeneklerini Değerlendiriyor

Yeni Zelanda merkezli kivi pazarlama şirketi Zespri, Çin’de artan yetkisiz G3 (SunGold) kivi üretimine karşı iki stratejik seçeneği değerlendiriyor. Seçeneklerden biri, Çin’de doğrudan ve sıkı biçimde düzenlenmiş bir satın alma ve tedarik modeli kurarak yıl boyunca yüksek kaliteli ürün sağlamak. Zespri Üst Yöneticisi Jason Te Brake, Çin’de yasa dışı yetiştirilen meyvenin özellikle güney yarımküre sezonunun sonuna doğru Yeni Zelanda’dan ithal edilen ürüne karşı rekabet gücünü artırdığını söyledi. Te Brake, şirketin Çin pazarındaki uzun vadeli beklentilerine güvenini koruduğunu, ancak Çin’deki G3 hasatlarının kalitesinin yükselmesi, yerel markaların güçlenmesi ve dağıtım kanallarının gelişmesiyle ticari ortamın zorlaştığını belirtti. Çin üretimi, sezon sonunda kalite değişkenliği artan Yeni Zelanda meyvesiyle doğrudan rekabet ediyor. Zespri’nin diğer seçeneği, rekabeti yalnızca Yeni Zelanda’dan sürdürmek. Bu yaklaşımda sezon sonu meyve kalitesinin artırılması, daha uzun hasat sonrası ömre sahip çeşitlerin geliştirilmesi ve teknoloji yatırımlarının artırılması öngörülüyor. Çin’de üretimi kapsayan herhangi bir modelin Yeni Zelanda üreticileri için ekonomik değer oluşturması ve yerel ortakların markanın teknik ve ticari standartlarına uymasını teşvik etmesi gerekiyor. Zespri henüz resmi karar almadı; böyle bir teklifin uygulanması için üreticilerin resmi oylamayla onayı şart.

Sybiha: Karadeniz Gıda Güvenliği İçin İkinci Hürmüz Boğazı'na Dönüşebilir
Görsel kaynağı: Ukrinform · Özgün haber
Veri haberi

Sybiha: Karadeniz Gıda Güvenliği İçin İkinci Hürmüz Boğazı'na Dönüşebilir

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, Rusya'nın Karadeniz ablukasının deniz taşımacılığını aksatmanın ötesinde bazı Afrika ülkelerinde gıda kıtlığı oluşturmayı amaçladığını söyledi. Ukrinform'a verdiği röportajda Sybiha, böyle bir kıtlığın Avrupa'ya yeni göç dalgalarını tetikleyebileceğini belirterek Rusya'nın gıdayı ve göç politikasını bir araç olarak kullandığını savundu. Sybiha, Karadeniz'de seyrüseferin engellendiği 2022'de küresel gıda fiyatlarının %25 arttığını hatırlattı. Benzer bir artışın yeniden yaşanabileceği uyarısında bulunan bakan, dünyanın birçok ülkesinin Ukrayna tahılına bağlı olduğunu ve Rusya'nın ablukası nedeniyle bu ülkelerin ürünleri zamanında alamadığını ifade etti. Ukrayna Dışişleri Bakanı ayrıca, Rusya'nın oluşturduğu riskler nedeniyle bazı tarım arazilerinin ekilemeyebileceğini ve bunun gelecek yıl fiyatları etkileyebileceğini söyledi. Sonuçların şimdiden hissedildiğini ve daha da ağırlaşacağını belirten Sybiha, Karadeniz'in gıda güvenliği bakımından ikinci bir Hürmüz Boğazı'na dönüşebileceği değerlendirmesini yaptı. Sybiha'ya göre süreçte aktif rol alan tüm arabulucular Rusya'nın yanıtını bekliyor. Ukrayna ise Avrupa'daki ortaklarıyla, tahılın belirlenen destinasyonlara transit geçişini artırmak için çalışıyor. Bakan, Ukrayna'nın dünyanın en büyük tarım üreticilerinden biri olduğunu ve 400 milyona kadar insanı besleyebildiğini belirterek Karadeniz'in açılması için Rusya'ya kolektif baskı yapılması gerektiğini söyledi. Hindistan ile Mısır'ın bu sürece ilk kez katılan ülkeler arasında olduğunu da aktardı.

Danimarka’da Azot Düzenlemesi Ertelenmeyecek
Görsel kaynağı: Netavisen Pio · Özgün haber
Veri haberi

Danimarka’da Azot Düzenlemesi Ertelenmeyecek

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Danimarka Doğa ve Hayvan Refahı Bakanı Christian Rabjerg Madsen, 1 Ocak’ta yürürlüğe girmesi planlanan yeni azot düzenlemesinin ertelenmeyeceğini açıkladı. Karar, düzenlemenin dayandığı veri temelinde Aarhus Üniversitesi tarafından hata kabul edilmesine rağmen alındı. Hükümetin Yeşil Alan Dönüşümü ve Su Ortamı Kurumu ile üniversite, hatalı hesaplamaları düzeltmek için çalışıyor. Düzenleme, her tarım işletmesinin yılbaşından itibaren salabileceği azot miktarını belirleyen hesaplamalara dayanıyor. Rabjerg Madsen, hesaplama hatasının su ortamının iyileştirilmesi ihtiyacını ortadan kaldırmadığını savundu. Bakana göre Danimarka fiyortlarında oksijen azalması, alg birikimi ve balık ölümleri sürüyor; düzenlemenin ertelenmesi bu sorunları çözmeyecek. Hükümet ortaklarından Sosyalist Halk Partisi de azaltımın planlandığı gibi uygulanması gerektiğini belirtirken, Radikal Sol erteleme seçeneğini reddetti. Bazı muhalif partiler ise Aarhus Üniversitesi’ndeki hata nedeniyle düzenlemenin ertelenmesini istedi. Hükümetteki Moderaterne de kısa süreliğine erteleme ihtimaline açık olabileceği mesajını verdi. Hesaplama hatası, çiftçilerin üretim planlarını yaptığı bir dönemde belirsizlik yarattı. Danimarkalı üreticilerin gelecek yılın ürünleri için planlama yaptığı, girdi alımlarını tamamladığı ve bazı bölgelerde ekime başladığı aktarılırken, düzeltilen rakamlar kesinleşene kadar işletmelerin yılbaşından itibaren geçerli olacak nihai kuralları bilmediği belirtildi. Bu durum, çiftçilerin üretim kararlarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ancak düzenlemenin ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin hükümet kararı değişmedi. Tartışmaya sektör kuruluşu FødevareDanmark da katıldı. Kuruluş, düzenlemenin hesaplama temelinin bağımsız biçimde incelenmesine kadar uygulamanın durdurulmasını ve öngörülen çevresel kazanımın hangi verilere dayandığının açıklanmasını istedi. FødevareDanmark’ın aktardığı 111 Danimarka ormanına ilişkin tarihsel araştırmalarda, insan etkisinin çok sınırlı olduğu beş ormanda yıllık azot sızıntısı hektar başına 44-60 kilogram olarak ölçüldü veya hesaplandı. Doğal alanlar için kullanılan referans değerleri ise hektar başına 2-5 kilogram düzeyinde bulunuyor. FødevareDanmark, bu verilerin tarım arazilerinin ormana dönüştürülmesiyle sağlanacağı öngörülen çevresel faydanın yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini savunuyor. Suserup Skov’da daha önce hektar başına yıllık 44 kilogramlık azot sızıntısı hesaplandığı, Aarhus Üniversitesi’nin NOVANA raporunda ise killi topraklardaki ekili tarlalar için ortalama yaklaşık 37 kilogramlık değer verildiği aktarıldı. Bununla birlikte orman ve tarım arazilerine ilişkin araştırmaların farklı yöntemlere dayandığı ve doğrudan karşılaştırılamayacağı belirtildi.

Oymen: Güvenli ve Besleyici Gıdaya Erişim Herkesin Temel Hakkıdır
Görsel kaynağı: Kıbrıs Haberci · Özgün haber

Oymen: Güvenli ve Besleyici Gıdaya Erişim Herkesin Temel Hakkıdır

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Kıbrıs Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Beste Oymen, çocukların ve gelecek nesillerin sağlığını korumak için güvenli ve besleyici gıdaya erişimin sağlanması gerektiğini belirtti. 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla mesaj yayımlayan Oymen, sağlıklı bir toplumun bugünün güvenli sofralarıyla kurulabileceğini ifade etti. Oymen, açlıkla mücadele, gıda güvencesi ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin önemine dikkat çekerek Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün 2026 teması olan “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” yaklaşımını aktardı. Ancak geleceğin gıda sistemleri konuşulurken mevcut gıda güvenliği sorunlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Gıda güvenliğindeki sorunların yalnızca teknolojik yatırımlarla çözülemeyeceğini belirten Oymen; uzman personel eksikliği, kurumlar arasındaki koordinasyon yetersizliği, mevzuatın uygulanmasındaki aksaklıklar ve etkin yaptırım eksikliğine işaret etti. Denetimlerin üretimden ithalata, depolama ve taşımadan satış ile tüketime kadar tüm aşamaları kapsaması gerektiğini kaydeden Oymen, gıda mühendislerinin kamu kurumlarında daha fazla istihdam edilmesini istedi.

Bulgaristan’ın 5 Milyon Tonluk Tahıl İhracatı Riskte
Görsel kaynağı: BNR — Bulgar Ulusal Radyosu · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’ın 5 Milyon Tonluk Tahıl İhracatı Riskte

Ulusal Tahıl Üreticileri Birliği Başkanı Ilia Prodanov, deniz taşımacılığının güvenliği garanti edilemezse Bulgaristan’ın 5 milyon ton tahıl ihraç edememe riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Prodanov, gemilerin Bulgar limanlarına uğramayı reddetmeye başladığını belirtti. Prodanov’a göre dünya yıllık buğday üretimi yaklaşık 800 milyon ton, dünya piyasasında işlem gören miktar ise 200 milyon ton. Dünya buğday ticaretinin yarısından fazlası Karadeniz bölgesinden geliyor. Sigorta primleri taşımacılık maliyetlerini beş ila altı kat artırırken, Prodanov sorunun artık yalnızca fiyat olmadığını ve gemilerin Bulgaristan’a ulaşamayabileceğini ifade etti. Bulgaristan’ın limanlarını cazip tutabilmesi için karasularının güvenliğini garanti etmesi gerektiğini savundu.

Çavuş’tan Üretici ve Gıda Güvencesi Vurgusu
Görsel kaynağı: Kıbrıs Genç TV · Özgün haber

Çavuş’tan Üretici ve Gıda Güvencesi Vurgusu

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda üreticinin yanında olmaya, tarımsal üretimi güçlendirmeye ve ülkenin bereketli topraklarını geleceğe taşımaya devam edeceklerini belirtti. Çavuş, gıdayı hayatın temel ihtiyacı, sofraların bereketi ve geleceğin güvencesi olarak niteledi. Mesajında çiftçilere, üreticilere ve tarım emekçilerine teşekkür eden Çavuş, suyun, toprağın ve doğal kaynakların korunmasının önemine dikkat çekti. Üreticiyi desteklemek, yerli üretimi güçlendirmek ve kendi kendine yetebilen bir ülke olma hedefini ortak sorumluluk olarak tanımlayan Çavuş, sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişim için israfın önlenmesi ve üreticilerin emeğine sahip çıkılması gerektiğini kaydetti.

Fransa’da Kuraklık Hayvancılıkta Yem Krizini Derinleştiriyor
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da Kuraklık Hayvancılıkta Yem Krizini Derinleştiriyor

Fransa’da 2026 kuraklığı, ot büyümesindeki tarihi gerileme nedeniyle hayvancılık işletmelerinin yem stoklarını ve gelecek üretim planlarını zorluyor. Agreste’in 7 Ekim’de yayımladığı verilere göre 30 Eylül itibarıyla kalıcı çayırlardaki kümülatif ot büyümesi, 1989-2018 ortalamasının %42 altında kaldı. Açık, ülkenin neredeyse tamamında %25’i aşarken bazı bölgelerde %60’ın üzerine çıktı. Kaynak, durumun 2003’tekinden de kötü olduğunu ve etkilerin kış sonrasına taşınabileceğini belirtiyor. Bazı işletmelerin 12 aylık stoklarla 13, hatta 14 ay dayanması gerekecek. Meurthe-et-Moselle’de kış için ayrılan rezervlerin üçte biri ağustos sonuna kadar kullanılmıştı; Puy-de-Dôme’da ise silajlık mısır veriminin yarı yarıya düşeceği öngörülüyordu. Sonbahar otlatmasının da bazı bölgelerde aksaması beklenirken, yetiştiriciler normalde kendilerinin ürettiği yemi satın almak zorunda kaldı. Sınırlı arz ve artan rekabet piyasayı sıkılaştırdı; ağustos sonunda Belçika ve İsviçre’den alıcıların da Fransa’dan yem tedarik ettiği aktarıldı. FNB, FNPL, FNO ve FNEC adlı ruminant yetiştiriciliği örgütleri 2 Eylül’de yem açığının teorik maliyetini 5,4 milyar avro olarak hesapladı. Bu hesap üreme ile süt ve et üretimindeki etkileri içermiyor. Piloter sa Ferme’in kurucu ortağı ve çiftçi Sylvain Jessionesse ise işletmelerin 2026 cirosunun giderlerin yalnızca %95’ini karşılayacağını, hektar başına ortalama 75 avro açık oluşacağını ve normal verim koşullarında bile 2027’nin zararla geçebileceğini öne sürdü. Hükümet, Tarım Bakanlığının 4 Eylül’de açıkladığı acil CASI planıyla başlangıçta 1 milyar avronun üzerinde kaynak ayırdı. Tarım Bakanı Annie Genevard 8 Ekim’de bunun nihai destek olmadığını belirterek, işletme sermayesi için toplam 2 milyar avroya kadar faizsiz kredi açıkladı. Devletin faizini üstleneceği krediler yem ve girdilerin finansmanında kullanılabilecek; ilk ödemeler 2026’da başlayacak, 2027 kredileri ise bütçe değişikliğiyle sağlanacak. Ancak kaynak, bu kredilerin yem kıtlığını çözmediğine ve geri ödenmeleri gerektiğine dikkat çekiyor. Üretici örgütleri, çayır kayıpları tazminatında kullanılan ve uydu verilerine dayanan ot büyüme endeksinin birçok işletmenin durumunu yeterince yansıtmadığını savunuyor. Bakanlık, ekim ortasında ilçe bazlı bir harita yayımlayarak saha verilerini uydu verileriyle karşılaştırmayı planladı; sigorta sisteminin korunacağı belirtildi. Yağışların ot büyümesini yeniden başlatabileceği, ancak birikmiş açığı mutlaka kapatmayacağı ifade ediliyor. Sonraki ekimler, hasat verimleri ve satın alınabilir yemlerin durumu, işletmelerin stoklarını yeniden oluşturma kapasitesini belirleyecek.

FAO, Tarımsal Yeniliklere Erişimin Genişletilmesi Çağrısı Yaptı
Görsel kaynağı: Moldpres · Özgün haber
Veri haberi

FAO, Tarımsal Yeniliklere Erişimin Genişletilmesi Çağrısı Yaptı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel gıda güvenliğini güçlendirmek için tarım teknolojileri ve yenilikçi çözümlere erişimin genişletilmesi çağrısı yaptı. FAO'nun aktardığına göre yaklaşık 645 milyon kişi 2025'te açlıkla karşı karşıyaydı; dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri ise sağlıklı beslenmeyi karşılayamıyordu. FAO Genel Direktörü QU Dongyu, dünyanın herkesi beslemek için gerekli kapasite, araç ve bilgilerin önemli bölümüne sahip olduğunu, ancak etkili çözümlerin ihtiyaç duyan üretici ve topluluklara geniş ölçekte ulaşmadığını belirtti. Dongyu'ya göre çözümlerin kalıcı biçimde benimsenmesi için yerel koşullara uyarlanması, uygun fiyatlı olması ve yatırımcılar açısından ilgi taşıması gerekiyor. Çağrı, Dünya Gıda Günü'nün “Bugün yenilik yap, yarının gıdasını güvenceye al” temasıyla ilişkilendirildi. FAO'nun sıraladığı uygulamalar arasında çiftçilere hava tahmini, piyasa fiyatları ve işletmeye özel öneriler sunan dijital tarım danışmanlığı hizmetleri bulunuyor. Hayvan hastalıklarını izleme ve erken uyarı sistemleri tehditlerin yayılmadan fark edilmesine yardımcı olabilirken, toprak nemi ve besinlerini ölçen sensörler ile hassas sulama su ve gübre kullanımını daha verimli hâle getirebiliyor. Uydu ve jeo-uzamsal veriler de ormanların ve arazi kullanımındaki değişimlerin izlenmesini sağlayabiliyor. Bununla birlikte finansman, altyapı, bilgi, pazarlara erişim ve dijital bağlantı eksikliği, özellikle küçük üreticiler, tarımdaki kadınlar ve gençler için önemli engeller oluşturuyor. FAO, geleneksel tarımsal bilgilerin modern bilimle birleştirilmesini; yeniliklerin kamu ve özel finansman çekebilen uygulanabilir projelere dönüştürülerek pilot aşamadan ticari kullanıma geçirilmesini istiyor. Örgüte göre tarımsal gıda sistemleri küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte birini üretiyor ve çekilen tatlı suyun %70'inden fazlasını kullanıyor.

Adıgey, Tarım Üreticileri İçin Ek Federal Destek Talep Ediyor
Fotoğraf: Алексей Гусев · Özgün haber

Adıgey, Tarım Üreticileri İçin Ek Federal Destek Talep Ediyor

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Rusya hükümeti ve Tarım Bakanlığı, tarım üreticilerine ek destek verilmesi olasılığını değerlendiriyor. Hazırlanan önlemler arasında, yüksek miktarda tahıl üreten bölgelerde faaliyet gösteren üreticilerin imtiyazlı kredilerinin bir yıl uzatılması bulunuyor. Ancak bu destek henüz kesinleşmedi ve Adıgey mevcut yararlanıcı bölgeler listesine alınmadı. Başbakan Mihail Mişustin’in açıkladığı taslağa göre, 1 Ocak 2025’ten sonra kullanılan kısa vadeli kredilerde imtiyazlı faiz oranının yeniden uygulanmasına izin verilmesi planlanıyor. Mişustin, düzenlemenin sektörün mali yükünü azaltacağını ve gelecek yılki ekim kampanyasına hazırlık sağlayacağını belirtti. Adıgey senatörü Aleksandr Narolin, bölgenin kapsama alınmasını önerirken Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko girişimi destekleyerek Tarım Bakanlığına konuyu inceleme çağrısı yaptı.

Çavuş: Üreticinin Yanında Olmaya Devam Edeceğiz
Görsel kaynağı: Kıbrıs Gazetesi · Özgün haber

Çavuş: Üreticinin Yanında Olmaya Devam Edeceğiz

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda üreticinin yanında olmaya ve tarımsal üretimi güçlendirmeye devam edeceklerini açıkladı. Çavuş, gıdayı hayatın temel ihtiyacı, sofraların bereketi ve geleceğin güvencesi olarak tanımladı. Çavuş; suyun, toprağın ve doğal kaynakların korunması, üreticinin desteklenmesi ve yerli üretimin güçlendirilmesini ortak sorumluluk olarak niteledi. Sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişim için israfın önlenmesi ve üreticilerin emeğine sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.

Kıbrıs’ta Gıda Numunelerinin %7,3’ünde Pestisit Sınırı Aşıldı
Görsel kaynağı: SigmaLive · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs’ta Gıda Numunelerinin %7,3’ünde Pestisit Sınırı Aşıldı

Kıbrıs’ta analiz edilen 466 gıda numunesinin 61’inde yasal pestisit kalıntısı sınırlarının üzerinde sayısal değerler kaydedildi. Devlet Genel Laboratuvarı Direktörü Revekka Kokkinofta’nın açıklamasına göre bu ilk hesaplamada numunelerin %13,1’ine karşılık geldi. Avrupa’daki değerlendirme prosedürlerinde ölçüm belirsizliği de hesaba katıldığında, yasal sınırları aştığı kabul edilen numunelerin oranı %7,3 olarak belirlendi. Kokkinofta, pestisit kalıntısının tespit edilmesiyle yasal sınırın aşılmasının aynı şey olmadığını vurguladı. Bir numunenin pozitif çıkması, otomatik olarak izin verilen seviyelerin aşıldığı veya ürünün insan sağlığına zarar verdiği anlamına gelmiyor. Avrupa mevzuatı kapsamında belirlenen azami kalıntı sınırları tek başına toksikolojik zarar eşiği olarak yorumlanmıyor; sınırları aştığı değerlendirilen numuneler için tüketici sağlığı üzerindeki olası etkiyi inceleyen risk değerlendirmesi yapılıyor. Hayvansal kaynaklı gıdalarda 83 numune incelendi ve 12’sinde pestisit kalıntısı tespit edildi. Ancak bu numunelerden yalnızca biri, bir kas numunesi, izin verilen sınırların üzerinde bulundu. Diğer 11 numune Avrupa mevzuatında belirlenen sınırlar içinde kaldı. Devlet Genel Laboratuvarı, Tarım Dairesi, Veteriner Hizmetleri ve Sağlık Hizmetleriyle yürütülen denetimlerin son aşamasında görev yapıyor. İthal ürünlere, ülkeye girişten önce Kıbrıs’ın yetkili makamlarınca saha denetiminden geçmedikleri için özel önem veriliyor. Laboratuvar kapasitesini genişleterek aynı anda 420’den fazla pestisit parametresini analiz edebiliyor; sonuçlar, üreticiler için düzeltici önlem ve önerileri belirleyen ilgili makamlara iletiliyor.

Güney İtalya'da Akaryakıt Protestoları Gıda Tedarikini Zorluyor
Görsel kaynağı: Il Post · Özgün haber
Veri haberi

Güney İtalya'da Akaryakıt Protestoları Gıda Tedarikini Zorluyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İtalya’nın güneyinde akaryakıt maliyetlerindeki artışa karşı kamyoncuların ve çiftçilerin düzenlediği protestolar Puglia ile Calabria’dan Sicilya, Campania ve Basilicata’ya yayıldı. Eylemler, ana yolların ve otoyol bağlantılarının bloke edilmesine, bazı bölgelerde akaryakıt dağıtımının aksamasına ve marketlerde taze ürün eksikliği görülmesine yol açtı. Sicilya’daki kamyoncu grevinin 22 Ekim’e kadar sürmesi beklenirken, koordinatör Salvatore Bella hükümetten yanıt gelmemesi halinde eylemlerin süresiz devam edebileceğini söyledi. Protestoların arka planında motorindeki sabit özel tüketim vergisi indiriminin 6 Ekim’de sona ermesi ve akaryakıt fiyatının yeniden yükselmesi bulunuyor. Kaynakta ortalama fiyat litre başına yaklaşık 2,30 euro olarak verildi. Sektör derneklerinin durumun ağırlaştığı ve kendiliğinden eylemlerin arttığı yönündeki uyarıları üzerine Ulaştırma Bakanlığı, derneklerle 27 Ekim’de görüşmek üzere toplantı çağrısı yaptı. İtalya İşletmeler ve Made in Italy Bakanı Adolfo Urso, akaryakıt maliyetini sınırlamaya yönelik olası yeni önlemlerin ay sonundaki görüşmeden sonra alınacağını söyledi. Calabria’daki yeni mobilizasyona çiftçiler de katıldı. Bölgesel lojistik federasyonunun organize ettiği 17 kamyoncu eylemi Gioia Tauro Limanı, Lamezia Terme Havalimanı çevresi ve Cosenza ilindeki A2 bağlantıları gibi noktalara yayıldı. Campania’ya uzanan protestolar sırasında Nola ve Nocera-Pagani otoyol çıkışları ile Battipaglia ve Campagna arasındaki bir bölüm geçici olarak kapatıldı. Sicilya’da ise bazı kamyonlar Palermo’daki Santa Lucia rıhtımı girişinde sabit bir bekleme noktası oluşturdu. Basilicata’daki yakıt tedarik sorunları, Taranto’daki Eni rafinerisine tanker erişiminin eski ILVA işçilerinin blokajı nedeniyle kesilmesiyle de bağlantılıydı. İşçiler Cuma sabahı devlet yolu 7 ile Jonica yolundaki geçişleri açtı. Eni, blokajın Puglia ve diğer güney bölgelerindeki istasyonların yanı sıra havalimanları, toplu taşıma işletmeleri, kolluk kuvvetleri ve itfaiyeye yönelik yakıt dağıtımını etkilediğini açıkladı. Şirkete göre Puglia’daki 300 Enilive istasyonunun 150’sinde yakıt kalmamıştı. Puglia’da bazı belediyelerde market raflarının boşaldığı ve akaryakıt istasyonlarında eksiklik yaşandığı bildirildi; Confcommercio Bari ise o sırada mal tedarikinde sorun bulunmadığını açıkladı. Foggia ilindeki Cerignola, San Severo ve Lucera’da birçok markette taze ürünlerin tükendiği aktarıldı. Cerignola’da belediye sivil koruma operasyon merkezi acil durumları yönetmek üzere etkinleştirildi. Protestolar, artan enerji maliyetleri ve gerileyen tarım ürünü fiyatlarıyla ağırlaşan tarım kriziyle birleşti. Bari’de yaklaşık 3 bin zeytin üreticisi gösteri yaptı. Fedagri-Confcooperative, taze meyve-sebze ve diğer bozulabilir gıdaların sevkiyatının korunması gerektiğini belirtti.

Mantova Deklarasyonu Coğrafi İşaretler İçin Altı Öncelik Belirledi
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Mantova Deklarasyonu Coğrafi İşaretler İçin Altı Öncelik Belirledi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avrupa’daki bölgeler, coğrafi işaretlerin Avrupa Birliği politikalarındaki rolünü güçlendirmek amacıyla Mantova Deklarasyonu’nu imzaladı. Lombardiya Tarım, Gıda Egemenliği ve Ormanlar Bölgesel Bakanı ve Arepo Başkanı Alessandro Beduschi’nin imzaladığı belge, Avrupa Komisyonunun 2027’de hazırlaması beklenen Coğrafi İşaretler Eylem Planı’na alınması istenen bölgesel öncelikleri ortaya koyuyor. Deklarasyonun merkezinde, Dop ve Igp ürünlerinin korunması, tanıtılması ve ekonomik büyüme, istihdam, rekabetçilik, turizm ile kırsal kalkınma araçlarına dönüştürülmesi bulunuyor. Belgede, Dop veya Igp tescilinin bir hedefin son aşaması değil, kalkınma stratejisinin başlangıcı olması gerektiği belirtiliyor. Altı öncelik; coğrafi işaretlerin kuruluş ve tanınmadan pazar gelişimine kadar tüm yaşam döngüsü boyunca desteklenmesini, hukuki korumanın üreticiler için ekonomik değere dönüştürülmesini ve bu ürünlerin tüketicilerin günlük yaşamındaki görünürlüğünün artırılmasını öngörüyor. Diğer başlıklar ise gıda zincirlerinin yenilikçilik, yetkinlik, kuşak değişimi ve iklim değişikliği sınamalarına hazırlanması, bölgelerin yönetişimde doğrudan rol üstlenmesi ve ölçülebilir hedeflere dayalı politikalar oluşturulması. Deklarasyonda Dop ve Igp ürünlerinin gastronomi rotaları, UNESCO alanları ve kültürel mirasla daha güçlü ilişkilendirilmesi öneriliyor. Metinde ayrıca bir Avrupa Coğrafi İşaretler Günü ile gezici bir Coğrafi İşaretler Expo’su düzenlenmesi gündeme getiriliyor. Lombardiya, 2027 ilkbaharında Avrupa Birliği’ndeki 3.711 coğrafi işaretin ilk kez tek etkinlikte bir araya geleceği Expo’yu düzenleyeceğini açıkladı. Etkinlikle değer zincirleri arasındaki ilişkilerin, ticari gelişmenin, uluslararasılaşmanın ve sertifikalı ürünlerin vatandaşlar tarafından bilinmesinin desteklenmesi hedefleniyor. Mantova’daki toplantıya Avrupa kurumları, üretici kuruluşları ve koruma örgütlerinin temsilcileri katıldı. Avrupa Komisyonu Tarım Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Diego Canga Fano, Dop ve Igp ürünlerinin tanıtımı için 50 milyon avro ek kaynak açıklandığını bildirdi. Toplantıda konuşan Beduschi, coğrafi işaretlerin üretim değerinden önce ekonomik bir miras niteliği taşıdığını, değeri üretildikleri bölgelere bağladığını, işletmeleri desteklediğini ve kırsal toplulukların canlı kalmasına katkı sunduğunu söyledi. Deklarasyonun hedefleri arasında üreticilerin değer zincirlerindeki konumunu güçlendirmek, ihracatı desteklemek, sahtecilik ve taklitlerle mücadele etmek, yenilikçiliği ve kuşak değişimini teşvik etmek de yer alıyor. Ekonomik göstergeler, coğrafi işaretler sisteminin kapsamını ortaya koyuyor. Lombardiya’nın Dop ekonomisi 2024’te 2,9 milyar avroya ulaştı ve bir yılda %13,1 büyüdü; bu değer bölgesel tarım-gıda sisteminin yaklaşık %16’sını oluşturdu. İtalya genelinde Dop ekonomisi 20,7 milyar avroya çıkarken %3,5 arttı; ihracat ilk kez 12,3 milyar avroyu aşarak %8,2 yükseldi. Sistem ayrıca 328 koruma konsorsiyumu, 184.000 işletmeci ve farklı sektörlerde 864.000’den fazla istihdamı kapsıyor.