ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

320 haber · Sayfa 3

Güney Afrika’da Kiraz Sezonu Erken Başladı, Ceres’te Üretim %50’den Fazla Düşebilir
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Kiraz Sezonu Erken Başladı, Ceres’te Üretim %50’den Fazla Düşebilir

Güney Afrika’nın 2026 kiraz sezonu, geleneksel takvimden iki ila üç hafta önce, ekim başında başladı. Tru-Cape Fruit Marketing’in aktardığına göre sezonun ilk meyveleri 8 Ekim’de hasat edilip paketlendi. Ancak ülkenin başlıca kiraz üretim bölgesi Ceres’te üretim hacminin önceki sezona göre %50’den fazla düşebileceği öngörülüyor. Üretimdeki gerileme, sektör tarafından öncelikle çiçeklenme dönemindeki olumsuz hava koşullarına bağlanıyor. Tru-Cape Tedarik Direktörü Calla du Toit, erken çeşitlerin ağustos sonundaki olağanüstü yüksek sıcaklıkların görüldüğü bir hafta içinde çiçeklendiğini belirtti. Şirketin değerlendirmesine göre sıcaklıklar, tozlaşma için etkili süreyi kısaltarak meyve tutumunu azaltmış olabilir. Ardından sıcaklıkların düşmesi, üretimin bir bölümünde soğuk zararına yol açmış olabilir. Düşük üretim beklentisine karşın ilk meyvelerde kalite göstergeleri olumlu oldu. Tru-Cape, kirazların 30 milimetreye kadar kalibreye ve yüksek şeker seviyelerine ulaştığını bildirdi. Daha az meyve bulunması, ürünün optimum olgunlukta toplanmasına daha fazla dikkat edilmesini sağlarken, şirket yeterli iş gücünün bu çalışmayı kolaylaştırdığını belirtti. Buna karşılık düşük hacim, üreticiler açısından ekonomik bir zorluk oluşturuyor. Tru-Cape, arzın azalması ve Güney Afrika’da iç talebin güçlü seyretmesi nedeniyle ticari programlarında yerel pazara öncelik vermeyi planlıyor. Şirket, fiyatların geçen sezondan biraz daha yüksek olmasını bekliyor. İhracatta ise önceki sezon yaklaşık %15 olan payı bu sezon %20’ye yaklaştırmayı hedefliyor; ancak her operasyon için lojistik maliyetleri, taşıma riskleri ve beklenen kârlılık değerlendirilecek.

Puglia Merkezli Radica, Sürdürülebilirlik Ödülünü Kazandı
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

Puglia Merkezli Radica, Sürdürülebilirlik Ödülünü Kazandı

İtalya’nın Puglia bölgesindeki Ostuni kentinde bulunan sosyal fayda şirketi Radica, Reuters Events tarafından düzenlenen 2026 Global Sustainability Awards kapsamında “Small-Medium Enterprise of the Year” ödülüne layık görüldü. Şirket, tarımın iklim değişikliğinin azaltılmasına katkısını ölçülebilir, doğrulanabilir ve finanse edilebilir hale getirmeye yönelik teknolojik araçlar geliştiriyor. Ödül programında 700’den fazla başvuru 19 kategoride bağımsız uluslararası uzmanlardan oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Radica’nın programı İtalya ve İspanya’da 750’den fazla tarım işletmesini ve 30 bin hektardan fazla alanı kapsıyor. Programa katılan üreticiler rejeneratif arazi yönetimi uygularken şirket, saha izleme sistemleri, agronomik veriler ve uydu teknolojileriyle toprakta depolanan karbonu ölçüp doğruluyor. Model, tarım işletmelerini izleme teknolojileri ve uluslararası karbon piyasalarıyla ilişkilendiriyor. Şirket, 2021’de Puglia’da Xylella bakterisinin yayılmasından etkilenen tarım arazilerinin iyileştirilmesine katkı sağlamak ve karbon tarımı yoluyla işletmelere yeni ekonomik fırsatlar oluşturmak amacıyla Alberami adıyla kuruldu. İspanyol uydu izleme ve karbon ölçüm-doğrulama şirketi Esférico MRV Systems’in yapıya katılmasıyla saha agronomisi ve teknolojik altyapı birleştirildi; ardından faaliyet İspanya’ya genişletildi. Radica’nın kurucusu ve CEO’su Francesco Musardo, ödülün her gün rejeneratif uygulamaları seçen 750 çiftçiye ait olduğunu söyledi. Modelde, toprakta ve biyokütlede biriktirilen karbonun sonuçları bağımsız doğrulamadan geçiyor. Sonuçlar ilgili standartların koşullarını karşıladığında karbon kredilerine dönüştürülebiliyor ve bu kredilerin satışı çiftçilere ek gelir sağlayabiliyor. Şirketin AgroEcology Italy projesi, CEEZER pazaryeri üzerinden Lufthansa Group’un iklim portföyünde yer alıyor ve Akdeniz’in odunsu bitkilerini kapsayan çalışma İtalya’nın 15 bölgesinde yürütülüyor. AB’nin Carbon Removals and Carbon Farming Certification Framework düzenlemesi de bu alanda kalite, izleme ve doğrulanabilirlik ölçütlerine dayalı gönüllü bir sertifikasyon sistemi getirdi.

Romanya’da AB Tarım Destekleri Davasında Üç Kişi Suçlanıyor
Görsel kaynağı: Maaseudun Tulevaisuus · Özgün haber
Veri haberi

Romanya’da AB Tarım Destekleri Davasında Üç Kişi Suçlanıyor

Avrupa Savcılığı (EPPO), Romanya’nın başkenti Bükreş’teki mahkemede üç kişi hakkında Avrupa Birliği (AB) tarım destekleriyle bağlantılı dolandırıcılık suçlamasıyla dava açtı. Soruşturma, genç çiftçileri ve küçük çiftliklerin gelişimini desteklemek amacıyla finanse edilen 237 projeyi kapsıyor. Projeler için toplam yaklaşık 5,7 milyon avro destek talep edildi. Bunların 170’ine finansman sağlanırken, AB’nin zararının yaklaşık 3,5 milyon avro olduğu değerlendirildi. EPPO’ya göre başsanık, şirketler ve aile işletmeleri adına bu projelerde yanlış ve hatalı belgeler sundu. Destek başvurularının Avrupa Kırsal Kalkınma Tarım Fonu, yani kırsal kalkınma fonu kapsamında yapıldığı belirtildi. Başsanık ve davayla bağlantılı iki kişi suçlu bulunmaları halinde en fazla 10 yıl hapis cezasıyla karşılaşabilir. Ayrıca 30 kişi ihlallerini itiraf ederek suç kabulüne dayalı anlaşma talep etti; bu kişilere ilişkin hukuki süreçlerin sürdüğü bildirildi. Düzinelerce kişi de kendi adlarına, rızalarıyla hileli başvurular yapıldığı ve karşılığında proje finansmanının %10-15’inin teklif edildiği şüphesiyle soruşturuluyor. EPPO, tüm ilgililerin yetkili Romanya mahkemesinde suçlulukları kanıtlanana kadar masum kabul edildiğini hatırlattı.

Hindistan’ın Soya Fasulyesi İthalatı Rekor Düzeye Çıktı
Görsel kaynağı: The Hindu BusinessLine · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’ın Soya Fasulyesi İthalatı Rekor Düzeye Çıktı

Hindistan’ın soya fasulyesi ithalatı 2025/26 döneminde, bir önceki yıldaki yaklaşık 2.000 tondan rekor 1,1 milyon metrik tona yükseldi. Soya İşleyicileri Birliği’nin (SOPA) verilerine göre artış, yurtiçi fiyatların yükselmesiyle değirmenlerin yurt dışından alımlarını artırmasıyla gerçekleşti. Hindistan yalnızca genetiği değiştirilmemiş soya ithalatına izin verdiği için tedarik Benin, Nijer, Togo ve Nijerya gibi birkaç Afrika ülkesiyle sınırlı kaldı. Tacirlerin tahminine göre Nijer, 30 Eylül’de sona eren pazarlama yılında 430.000 tondan fazla sevkiyatla Hindistan’ın en büyük tedarikçisi oldu. Gümrük makamları ise Nijer menşeli beyan edilen bazı yükleri, Nijerya’dan gelmiş ve vergiden kaçınmak için yanlış etiketlenmiş olabileceği şüphesiyle soruşturuyor.

Kıbrıs Bütçesinde Su Krizi ve Tarım-Hayvancılık Desteklerine Milyonlarca Avro Ayrıldı
Görsel kaynağı: Reporter Cyprus · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs Bütçesinde Su Krizi ve Tarım-Hayvancılık Desteklerine Milyonlarca Avro Ayrıldı

Kıbrıs devlet bütçesinde su krizine karşı su alımı, hayvan hastalıkları nedeniyle zarar gören hayvancılara tazminat ve tarım-hayvancılık sektörünü destekleme amacıyla milyonlarca avroluk kaynak öngörülüyor. Tarım Bakanlığı bütçesinde içme suyu alımı için 168 milyon avronun üzerinde, hayvanlarını veya ilgili eşyalarını kaybeden hayvancılara tazminat için 8 milyon ve üretici destek planları için 7,5 milyon avronun üzerinde ödenek yer alıyor. Harcamalar; su temini, hayvan hastalıkları kaynaklı kayıpların karşılanması ve üretim ile geliri etkileyen risklere karşı destek olmak üzere üç ana alanda toplanıyor. Tarım ve hayvancılık sektörüne ayrılan 7.590.000 avroluk kredi, olumsuz hava koşulları ve doğal afetlerden kaynaklanan zararların tazminine yönelik planları kapsıyor. Kaynakta ayrıca zararların önlenmesi ve hasar gören üretim kapasitesinin yeniden oluşturulması için destekler, olumsuz hava koşulları ve doğal afetlerden etkilenen üreticilere yönelik acil yardım planları ile belirli çiftçi, hayvancı ve balıkçı gruplarına ekonomik yardım öngörülüyor. Renkli tarım mazotu yararlanıcıları için de tarımsal araçlarda kullanılan motorine destek planlanıyor; destek hesabında tüketim miktarı, toplam renkli mazot tüketiminin %10'unu aşamayacak. Su Geliştirme Dairesi için öngörülen 168.069.000 avroluk su alımı bütçesi, arıtma tesislerinden içme suyu ile atık su arıtma istasyonlarından geri dönüştürülmüş su tedarikini kapsıyor. Lurucina'ya 13 bin metreküp içme suyu verilmesi ve toplulukların acil ihtiyaçlarını karşılamak üzere özel kuyulardan su alınması da planın içinde bulunuyor. Bütçede, Kıbrıs genelindeki su temini sistemlerinin iyileştirilmesi için hükümet ve ilgili toplulukların katkısıyla yürütülecek çalışmalara 2 milyon avro ayrılıyor. Su ve sulama altyapısında Genişletilmiş Limasol Bölgesi su temini projesi için 375 bin avro, Solea Sulama Projesi için 600 bin avro öngörülüyor. Solea projesi; baraj, ana sulama hatları, su depoları, pompa istasyonları ve sulama şebekelerini içeriyor. Projenin sulama şebekeleri, etüt ve denetim dahil tahmini toplam maliyeti yaklaşık 31 milyon avro olarak veriliyor; 600 bin avroluk kalem bu toplam maliyetin tamamını ifade etmiyor. Ayrıca iki sulama projesi için toplam 1 milyon avro ayrılması planlanıyor. Veterinerlik Hizmetleri bütçesindeki 8 milyon avro, hayvan hastalıklarıyla mücadele kapsamında hayvanların itlaf edilmesi veya eşyaların imha edilmesi durumunda sahiplerine yapılacak tazminatları kapsıyor. Kaynakta salmonelloz, kuş gribi ve diğer acil hayvan hastalıklarına ilişkin kayıplar ile yeniden faaliyete geçecek hayvancıların gelir kaybına yönelik destekten söz ediliyor. Bunun yanında 2023-2027 Ortak Tarım Politikası Stratejik Planı kapsamında, Kıbrıs Tarımsal Ödemeler Kurumu Ödeme Fonu'na devlet katkısı için 12 milyon avro kredi öngörülüyor.

Paraguay’da Mısır Tarlalarında Spodoptera Frugiperda Uyarısı
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay’da Mısır Tarlalarında Spodoptera Frugiperda Uyarısı

Paraguay Tarımsal Biyoteknoloji Enstitüsü (INBIO), ülkenin farklı bölgelerindeki mısır ekimlerinde Spodoptera frugiperda zararlısının yüksek görülme sıklığı konusunda uyardı. Kurumun 2026 denemelerine göre kaydedilen zararlar, geleneksel çeşitlerle böceklere karşı koruma teknolojileri taşıyan transgenik tohumlarda benzer oldu. INBIO Mısır Islah Programı koordinatörü Lourdes Cuba, durumun zararlının bazı koruma teknolojilerine direnç geliştirmesiyle ilişkili olabileceğini söyledi. INBIO, daha düşük ürün korumasının mısır üreticilerinde verimlilik ve gelir kayıplarını artırabileceğini belirtti. Koruma teknolojili tohumların zararlıyı tek başına kontrol etmek için yeterli olmadığını bildiren kurum, ekimin ilk aşamalarından itibaren izleme yapılmasını, zararların zamanında tespit edilmesini ve kimyasal ile biyolojik insektisitlerin birlikte kullanılmasını önerdi. Kurum ayrıca, ekili alanın %10’unu kaplaması gereken konvansiyonel mısırdan oluşan sığınak parsellerinin üreticilerin neredeyse hiçbiri tarafından uygulanmadığını aktardı. Bu alanların böceklerde direnç gelişimini geciktirmeye ve koruma teknolojilerinin etkinliğini korumaya yardımcı olduğu belirtildi. Bazı tohumlar zararlıyı daha istikrarlı kontrol etse de INBIO, münavebe, ürünlerin dönüşümlü kullanımı ve sürekli izlemeyi içeren entegre mücadele yaklaşımını savundu.

EFSA, Köpek ve Kedilerde Aşırı Vücut Özelliklerini Ele Aldı
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

EFSA, Köpek ve Kedilerde Aşırı Vücut Özelliklerini Ele Aldı

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), 16 Ekim’de köpek ve kedilerin genetiği, vücut yapısı ve refahı arasındaki ilişkileri ele alan çevrim içi bir uzman toplantısı düzenledi. Görüşmenin odağunda, aşırı vücut yapısı özelliklerinin bilimsel olarak nasıl tanımlanacağı ve bu özelliklerin yol açabileceği sağlık risklerinin nasıl ölçüleceği yer aldı. Toplantı, Haziran 2026’da kabul edilen ve köpeklerle kedilerin yetiştirilmesi, barındırılması ve ticareti için ilk kez ortak Avrupa Birliği gereklilikleri getiren düzenleme kapsamında yapıldı. Düzenlemenin önemli unsurlarından biri, zararlı kalıtsal özelliklerin gelecek nesillere aktarılmasını önlemek. Ancak uzmanlar için temel sorunlardan biri, bir vücut özelliğinin hangi noktada aşırı sayılacağını belirlemek. Kısa burun veya sıra dışı vücut oranı tek başına hayvanın sağlığının zarar gördüğünü göstermiyor. Kaynakta verilen örnekler arasında İngiliz ve Fransız bulldogları ile puglar bulunuyor. Bu ırklarda kısalmış yüz kafatası, dar burun delikleri ve uzamış yumuşak damak gibi üst solunum yolu bozukluklarıyla birlikte görülebiliyor; nefes almayı, egzersiz kapasitesini ve sıcak havaya dayanıklılığı etkileyebiliyor. Kedilerde ise İskoç sarkık kulaklılarda kulak biçimine neden olan genetik değişken, uzuv ve eklemlerde ağrılı kemik-kıkırdak bozukluklarına yol açabiliyor.

Günde 50 Gram İşlenmiş Et, Kalın Bağırsak Kanseri Riskini Artırabilir
Görsel kaynağı: Index.hr · Özgün haber
Veri haberi

Günde 50 Gram İşlenmiş Et, Kalın Bağırsak Kanseri Riskini Artırabilir

İşlenmiş et tüketimi, özellikle kalın bağırsak kanseri riskindeki artışla ilişkilendiriliyor. Bu gruba yalnızca pastırma ve sosis değil; sucuk, salam, dondurulmuş et köftesi ve tavuk nuggetları da giriyor. Uzmanlara göre işlenmiş et, tütsüleme, salamura, tuzlama veya kimyasal koruyucu eklenmesiyle elde ediliyor. İşleme sırasında kullanılan nitrit ve nitratların sindirim sisteminde N-nitrozo bileşikleri oluşturabileceği belirtiliyor. Tütsüleme sırasında yağın sıcak yüzeylere damlamasıyla polisiklik aromatik hidrokarbonlar ortaya çıkabiliyor. Yüksek tuz alımının da sindirim sistemi mukozasına zarar vererek kanserojenlerin etkisini kolaylaştırabileceği aktarılıyor. Etin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi veya yanması ek zararlı maddeler oluşturabiliyor; bu bileşiklerin pişirmeyle ortadan kalkmayacağı ifade ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 800'den fazla çalışmanın ardından 2015'te işlenmiş eti Grup 1 kanserojen olarak sınıflandırdı. Kırmızı et ise Grup 2A'da, yani muhtemel kanserojen grubunda yer aldı. Kaynakta aktarılan değerlendirmeye göre günde yaklaşık 50 gram işlenmiş et tüketimi, kalın bağırsak kanseri riskini yaklaşık %18 artırabilir. Bu miktarın birkaç dilim pastırma, bir sosis veya birkaç dilim şarküteriye karşılık gelebileceği belirtildi. İşlenmiş etle ilgili en güçlü kanıtların kalın bağırsak kanseriyle bağlantılı olduğu, ancak araştırmaların mide, yemek borusu, pankreas ve meme kanseriyle de ilişkiye işaret ettiği aktarıldı. 2025 tarihli bir çalışmanın, kalın bağırsak tümörlerinde beslenmeyle doğrudan bağlantılı kronik iltihaplanmaya dair kanıtlar ortaya koyduğu belirtildi. Uzmanlar ayrıca nitritlerin DNA hasarı, hem demirinin hücre zarları ve DNA üzerinde olası etkileri ile bağırsak mikrobiyotasındaki bozulmanın risk mekanizmaları arasında sayıldığını ifade ediyor. %18'lik artışın nüfus düzeyinde anlamlı olduğu, ancak kişisel riskin genetik, tüketim sıklığı ve genel yaşam tarzına göre değiştiği vurgulanıyor. Düzenli tüketim, aralıklı tüketime kıyasla daha önemli bir sorun olarak tanımlanıyor. Uzmanlar işlenmiş etin mümkün olduğunca azaltılmasını; yerine fırınlanmış hindi veya tavuk, tofu, humus, fasulye ve mercimek gibi seçeneklerin tercih edilmesini öneriyor. Buharda veya suda pişirme ile düşük sıcaklıkta fırınlama önerilirken kızartma ve etin yandığı ızgaranın sınırlandırılması tavsiye ediliyor.

Paraguay’da INBIO, Mısır Tarlalarında Koçan Kurduna Karşı Uyardı
Görsel kaynağı: La Tribuna · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay’da INBIO, Mısır Tarlalarında Koçan Kurduna Karşı Uyardı

Paraguay Tarımsal Biyoteknoloji Enstitüsü (INBIO), Mısır Islahı Programı aracılığıyla ülkenin farklı bölgelerindeki mısır tarlalarında Spodoptera frugiperda (koçan kurdu) görülme sıklığının yüksek olduğu uyarısında bulundu. 2026 denemelerinde zararlının saldırı düzeyleri, konvansiyonel materyaller ile transgenik teknolojili hibritlerde benzer seyretti. Program koordinatörü ziraat mühendisi Lourdes Cuba, zararlının konvansiyonel materyallerin yanı sıra PRO3, PWU ve PRO4 teknolojilerine sahip hibritlerde de yüksek düzeyde görüldüğünü açıkladı. PRO4, incelenen döngüler boyunca daha düzenli kontrol sağlasa da bulgular, genetik korumanın tek başına yeterli olmadığını gösterdi. Cuba, 2025-2026 eğiliminin Bt olayları için entegre stratejilere acil ihtiyaç olduğunu belirtti. 2026’da PRO3 ve PWU hibritleriyle konvansiyonel parsellerdeki saldırı düzeylerinin eşitlenmesinin, zararlı popülasyonlarında hızlanmış direnç seçimiyle ilişkili olabileceğini söyledi. Önerilen uygulamalar arasında V1 döneminden itibaren sürekli izleme, zarar Davis ölçeğinde 2 seviyesine ulaştığında müdahale, kimyasal ve biyolojik yöntemlerin birlikte kullanılması, etken maddelerin dönüşümlü uygulanması, yapılandırılmış sığınak parselleri ve mısır ekim nöbeti yer alıyor.

Polonya’da Gmina, Toprak Degradasyonuna Yol Açan İhmale Müdahale Edebilecek
Görsel kaynağı: Agrofakt · Özgün haber

Polonya’da Gmina, Toprak Degradasyonuna Yol Açan İhmale Müdahale Edebilecek

Polonya’da gmina yönetimi, bir taşınmazdaki ihmalin malik kusuruyla toprak degradasyonuna yol açtığını belirlerse arazi sahibine uygun tarımsal işlemleri yaptırmasını emredebilecek. Süreç, durumun niteliğine göre wójt, burmistrz veya şehir başkanı tarafından yürütülebilecek. Verilecek kararda yapılması gereken işlemler ile bunların tamamlanacağı süre belirtilmek zorunda olacak. Yabani otlarla kaplanan bir arazi otomatik olarak biçme emri verilmesini gerektirmeyecek. Önce kanunda öngörülen müdahale koşullarının oluşup oluşmadığı incelenecek. Yabani otlar komşu tarlalara yayılarak bitki koruma maliyetlerini artırabilirken bakımsız meyve ağaçları bazı zararlı ve patojenlerin varlığını sürdürebilir. Ancak her bakımsız meyve bahçesi aynı düzeyde tehdit oluşturmaz; risk, ağaç türleri, bitkilerin durumu ve bulunan organizmalara göre somut biçimde değerlendirilecek. Tarım Bakanlığı, konuyu 1 Ekim 2026 tarihli yazıyla, tarım yerel yönetiminin toprakları yabani otlanma ve degradasyondan koruyacak daha etkili kurallar talebine yanıt olarak açıkladı. Bakanlık, Tarım ve Orman Arazilerinin Korunması Kanunu’nun 15. maddesini, toprak degradasyonunu önleme yükümlülüğünün dayanağı olarak gösterdi. Bakanlığın aktardığı Bydgoszcz Voyvodalığı İdare Mahkemesi kararında da toprağın yabani otlara karşı korunmaması degradasyon biçimlerinden biri sayıldı. Malik kesinleşmiş kararı uygulamazsa, gerekli işlemler ikame yoluyla onun masrafıyla yaptırılabilecek. Bununla birlikte bu sonuç, taşınmazın biçilmemesi nedeniyle otomatik uygulanan bir ceza olmayacak; önce idari inceleme yürütülmesi ve karar alınması gerekecek. Malik karara karşı yerel itiraz kuruluna, ardından idare mahkemesine başvurabilecek. Çiftçi ise gmina makamına taşınmazın konumunu ve ihmalleri bildirip fotoğraf ekleyebilecek. Bakanlık ayrıca kanunda değişiklik yapılmasına yönelik çalışmalar yürüttüğünü duyurdu.

Yeni Güney Galler'de Uçan Tilkiler Muz ve Böğürtlen Ürünlerine Zarar Veriyor
Görsel kaynağı: ABC Australia · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Güney Galler'de Uçan Tilkiler Muz ve Böğürtlen Ürünlerine Zarar Veriyor

Avustralya'nın Yeni Güney Galler eyaletindeki Coffs Coast bölgesinde uçan tilkiler, yiyecek ararken muz, ahududu ve böğürtlen üreticilerinin ürünlerine zarar veriyor. Coffs Harbour muz üreticisi Paul Shoker, çiftliğinde yalnızca ekim ayında 10.000'den fazla muzun zarar gördüğünü tahmin etti. Hayvanların muz çiçeklerinin uçlarındaki polen ve nektara ulaşmaya çalışırken meyveleri çizdiği, bu nedenle bazı muzların satışa uygun olmadığı bildirildi. Olayın, çiçek açan ağaçlarda nektar eksikliğinden kaynaklandığı düşünülen şüpheli bir kitlesel açlık dönemiyle bağlantılı olduğu aktarılıyor. Coffs Coast'taki ahududu ve böğürtlen üreticileri de uçan tilkilerin ürünleri koruyan tünellere girmesiyle kayıp yaşıyor. Berries Australia Üst Yöneticisi Rachel Mackenzie, hayvanların meyve ürünlerini tahrip ettiğini ve bazılarının ağlarda öldüğünü söyledi. Mackenzie, uçan tilkilerin zayıf ve hassas durumda olmasının üreticiler açısından ciddi iş sağlığı ve güvenliği sorunları oluşturduğunu belirtti. Üreticilerin hayvanlarla genellikle baş edemediği, bunun nedenleri arasında ölümcül lyssavirus riski bulunduğu ifade edildi. Mackenzie, olağandışı olayla mücadele ve uçan tilkilerin güvenli biçimde uzaklaştırılması için eyalet yönetiminden daha fazla destek istedi. Meyve üreticilerine, uçan tilkilerin tünellere girmesini önlemek için girişlere ağ yerleştirmeleri önerildi; ancak bu uygulamanın ürün kaybı yaşayan çiftçiler için ek maliyet oluşturduğu belirtildi. Bakanlık sözcüsü, dışlayıcı ağların yanı sıra meyve torbaları, ses caydırıcıları ve aydınlatma sistemlerini de seçenekler arasında saydı. Kayıplara rağmen etkilenen meyve ürünlerinin tüketicilere yönelik genel arzının şu anda istikrarlı kaldığı bildirildi.

Mısır, Arap Su Konseyi Başkanlığını Ürdün’den Devraldı
Görsel kaynağı: Al-Shorouk · Özgün haber

Mısır, Arap Su Konseyi Başkanlığını Ürdün’den Devraldı

Mısır, Arap Su Konseyi’nin başkanlığını Ürdün’den devraldı. Devir, Kahire Su Haftası ile eş zamanlı düzenlenen konseyin 17. oturumunun açılışında gerçekleşti. Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Hani Süveylim, konsey kararlarının ortak vizyon düzeyinde kalmaması ve finanse edilebilir programlarla projelere dönüştürülmesi çağrısı yaptı. Süveylim, su kıtlığı, iklim değişikliği ve kalkınma ihtiyaçlarının Arap ülkeleri arasında uzmanlık ve kapasite iş birliğini gerekli kıldığını belirtti. Mısır, su hakları için ön bildirim, veri paylaşımı ve önemli zarara yol açmama ilkelerini savunurken suyun baskı veya toplu cezalandırma aracı olarak kullanılmaması gerektiğini söyledi. Kahire ayrıca Nil Havzası ülkeleriyle kuyu açma ve kapasite geliştirme projelerini sürdürecek; 2026 Abu Dabi Birleşmiş Milletler Su Konferansı ile 2027 Riyad Dünya Su Forumu öncesinde su diplomasisini güçlendirmeyi hedefliyor.

Kıbrıs’ta Katılımcıların %69’u Yenilikçi Gıdalara Olumsuz Bakıyor
Görsel kaynağı: AlphaNews Cyprus · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs’ta Katılımcıların %69’u Yenilikçi Gıdalara Olumsuz Bakıyor

Kıbrıs’ta Eurobarometre araştırmasına katılanların %69’u yenilikçi gıdalar hakkında olumsuz görüş bildirirken, olumlu görüş belirtenlerin oranı %21’de kaldı. Katılımcıların %77’si yeni gıdalar, bileşenler ve tarımsal ürünler hakkında yeterince bilgilendirilmediğini düşünüyor. Ayrıca %78’i, güvenlik standartlarını karşılasalar bile mikroorganizmalar kullanılarak üretilen bileşenleri içeren ürünleri satın almak istemiyor. Yenilikçi gıdaların tüketimine yönelik başlıca endişeler arasında bilinmeyen uzun vadeli sağlık etkileri ile ürünlerin aşırı işlenmiş veya yapay olduğu algısı öne çıkıyor. Kıbrıs’taki katılımcıların %38’i olası uzun vadeli sağlık etkilerinden, %40’ı ise ürünlerin aşırı işlenmiş veya yapay olmasından endişe ediyor. Güvenin artırılması için katılımcıların %86’sı ayırt edici adlar ve üretim yöntemi hakkında ayrıntılı bilgi talep ediyor. Güvenilir bilgi arayan Kıbrıslıların %48’i sağlık profesyonellerine başvuruyor; bağımsız bilim insanları ile ulusal gıda güvenliği makamları da başvurulan kaynaklar arasında yer alıyor. Kıbrıs’taki olumsuz yaklaşım, AB genelindeki %51’lik oranın üzerinde bulunuyor; AB’de olumlu görüş bildirenlerin oranı %39, yeterince bilgilendirilmeyenlerin oranı ise %72 olarak veriliyor. Yeni yöntemlerle üretilen bitkisel proteinleri tüketmeye Kıbrıs’ta %28, AB’de %47 rahat bakıyor. Mikroorganizmalarla fermantasyon ürünlerinde bu oranlar sırasıyla %26 ve %46; kültürlenmiş hayvan hücrelerinden ürünlerde ise %18 ve %34 olarak kaydediliyor.

Suriye, 231 Yumuşak Buğday Genetik Materyalini Geri Kazandı
Görsel kaynağı: Al-Thawra Al-Souria · Özgün haber
Veri haberi

Suriye, 231 Yumuşak Buğday Genetik Materyalini Geri Kazandı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Suriye Tarım Bakanlığına bağlı Genel Tarımsal Bilimsel Araştırmalar Kurumu, İngiliz John Innes Buğday Araştırma Enstitüsüyle iş birliği içinde 231 yumuşak buğday genetik materyalini geri kazandı. Materyalin bir bölümü, 20. yüzyılın başlarında Suriye topraklarından toplanmıştı. Gelişme, 26 Ekim 2026'da kurumun Şam'daki merkezinde düzenlenen bilimsel derste ele alındı. Kurum yetkililerine göre geri kazanılan materyal; kuraklık, yüksek sıcaklık ve tuzluluğa dayanıklılığın yanı sıra kalite özellikleri taşıyor. Genetik kaynaklar bankasında korunacak materyal, mevcut Suriye çeşitleriyle melezleme programlarında kullanılacak. Araştırmaların amacı, iklim değişikliğine ve zararlılara daha dayanıklı, üretimi ve kalitesi yüksek yeni buğday çeşitleri geliştirmek.

Bulgaristan, Yeni OTP’de Yağ Gülüne Özel Destek İstiyor
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber

Bulgaristan, Yeni OTP’de Yağ Gülüne Özel Destek İstiyor

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Bulgaristan hükümeti, Avrupa Birliği’nin (AB) yeni Ortak Tarım Politikası (OTP) düzenlemesine yağ gülü için özel bir destek müdahalesi eklenmesini istiyor. Hükümetin onayladığı ülke tutumu, 26-27 Ekim 2026’da Lüksemburg’da yapılacak AB Tarım ve Balıkçılık Konseyi toplantısında ele alınacak düzenleme önerisi kapsamında sunulacak. Bulgaristan ayrıca alan bazlı azalan ödemelerin azaltılması ve sınırlandırılmasının üye ülkeler açısından gönüllü kalmasını, ulusal tarım yapısına göre yeterli esneklik sağlanmasını savunuyor. Ülke, ödeme indirimleri ve tavanları uygulanmadan önce yararlanıcıların tarımsal faaliyetleriyle bağlantılı işçilik giderlerinin düşülebilmesini de talep ediyor. Bulgaristan, OTP bölümünde önemli zarar vermeme (DNSH) ilkesinin uygulanmamasını ve desteklerin kesintiye uğramaması için geçiş önlemleri alınmasını istiyor. Sofya, ticaret anlaşmalarının serbestleştirilmesinin AB iç pazarında baskı oluşturmamasını ve Avrupa tarım üreticilerinin rekabet gücünü zayıflatmamasını talep ediyor. Ayrıca hayvan hastalıklarında AB bölgeselleştirme ilkelerinin üçüncü ülkelerle diyalogda ve serbest ticaret anlaşmalarında önceliklendirilmesini savunuyor. Konseyde Baltık Denizi için 2027 balıkçılık fırsatlarına ilişkin siyasi anlaşma hedeflenirken, Bulgaristan bu düzenlemeden doğrudan etkilenmeyecek.

Slovakya’da Kuraklık Yardımı İçin 35 Milyon Avroluk Paket Öngörülüyor
Görsel kaynağı: Agrobiznis · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Kuraklık Yardımı İçin 35 Milyon Avroluk Paket Öngörülüyor

Slovakya’da VÚB Agrokonferencija 2026’da tarım sektörünün güncel sorunları ele alınırken, kuraklığın etkilediği işletmelere yönelik 35 milyon avroluk destek paketi gündeme geldi. Tarım Bakanı Richard Takáč, paketin kuraklık yardımında kullanılacağını belirtti. Konferansta kuraklık zararları, iklim değişikliğine uyum, Slovak tarımının gelişimi ve sektörde ekonomik dayanıklılığı artıracak inovasyonlar üç panelde tartışıldı. Takáč, desteğin bütün işletmelere otomatik zarar telafisi olarak verilmeyeceğini söyledi. Sınırlı kaynakların, yem eksikliği nedeniyle üretimi ve faaliyetlerini sürdürmesi en fazla tehdit altında olan işletmelere yönlendirilmesi planlanıyor. Yardımın özellikle kaba yeme bağımlı tüm kategorilerdeki sığır yetiştiricileri ile koyun ve keçi yetiştiricilerine odaklanması bekleniyor. Ödeme mekanizmasının Slovak Hidrometeoroloji Enstitüsü verilerine dayanması planlanıyor. Slovakya’nın kuraklığın yoğunluğuna göre bölgelere ayrılması ve desteğin etkilenme derecesine göre farklılaştırılması öngörülüyor. Taslakta farklı yem türlerinin de dikkate alınması düşünülürken, kesin destek oranları henüz açıklanmadı. Mekanizmanın kasım başında resmen duyurulması bekleniyor. Bitkisel üretim yapan işletmelerin paketten sınırlı pay alacağı, konferanstaki tartışmalardan anlaşılıyor. Yardım için hektar başına verimin yıllık karşılaştırmada %30’dan fazla düşmesi şartı aranacak; bu nedenle kaynakta tahıl ve kolza üreticilerinin destek alamayacağı belirtiliyor. Yardım ödemelerinin 2026 sonuna kadar yapılması gerekiyor.

Bulgaristan'da Yağışlar Sonbaharlık Ekimleri Geciktirecek
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber

Bulgaristan'da Yağışlar Sonbaharlık Ekimleri Geciktirecek

Bulgaristan’da önümüzdeki günlerde etkili olması beklenen değişken hava koşulları, özellikle Doğu Bulgaristan’ın bazı kesimlerinde sonbaharlık tahılların ekimini zorlaştırıp geciktirecek. Ulusal Meteoroloji ve Hidroloji Enstitüsünden agrometeorolog Lyubomir Marinov’un açıklamasına göre, ekim ortasına kadar ekilen ürünlerin çimlenme ve çıkış dönemi iklim normları civarında veya üzerinde seyreden günlük ortalama sıcaklıklarda ilerleyecek. Doğu ve güneybatı Bulgaristan’ın bazı bölümleri dışında tarımsal çalışmalar için uygun koşullar bekleniyor. Üreticiler geç sebzelerin bulunduğu alanları boşaltabilecek, mineral ve organik gübre uygulayabilecek. Çok yıllık bitkilerde hastalık ve zararlılara karşı ilaçlama da yapılabilecek. Yaprak dökümünün ardından meyve bahçeleri ve verimli bağlarda derin sürüm ile temel gübreleme öneriliyor; don oluşumu beklenmiyor.

Mercosur’dan AB’ye Bal İthalatı İlk Üç Ayda Neredeyse İkiye Katlandı
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

Mercosur’dan AB’ye Bal İthalatı İlk Üç Ayda Neredeyse İkiye Katlandı

Unión de Uniones, Avrupa Birliği’nin (AB) Mercosur ülkelerinden bal ithalatının, AB-Mercosur ticaret anlaşmasının uygulanmaya başlamasından sonraki ilk üç ayda güçlü biçimde arttığını bildirdi. Resmî dış ticaret verilerine göre AB, Mayıs-Temmuz 2026 döneminde Arjantin, Brezilya, Uruguay ve Paraguay’dan 12.692,51 ton bal aldı. Bu miktar, 2025’in aynı dönemindeki 6.535,59 tona göre %94,2 daha yüksek oldu. Artış özellikle temmuz ayında belirginleşti. AB’ye yalnızca Temmuz 2026’da 6.269,81 ton Mercosur balı girdi; Temmuz 2025’te bu miktar 2.248,10 tondu. Böylece yıllık artış %178,9’a ulaştı. Temmuz ithalatının 5.343,34 tonu Arjantin’den geldi. Arjantin’i 635,35 tonla Uruguay ve 291,12 tonla Brezilya izledi. Örgütün dikkat çektiği bir diğer konu, Mercosur balı için uygulanan 09.0881 numaralı tarife kontenjanı oldu. Anlaşmanın 1 Mayıs 2026’da yürürlüğe girmesi nedeniyle o yıl için etkin yıllık kontenjan 5.000 ton olarak belirlendi. İlk alt dönem olan 1 Mayıs-30 Haziran’da kullanılabilir miktar 1.402,04 tonken, bu kapsamda yapılan ithalat miktarı 152,04 ton aşıldı. Avrupa Komisyonu, aşan miktarı yılın son alt döneminden düşerek bu dönemin kontenjanını 1.722,96 tona indirdi. Unión de Uniones, toplam Mercosur balı ithalatı ile tercihli tarife kontenjanından yararlanan ithalatın aynı kapsam olmadığını belirtti. Örgüte göre kontenjan, sonraki yıllarda kademeli olarak artarak tercihli tarife kapsamındaki yıllık 45.000 tona ulaşacak. Kuruluş, Komisyon’dan ithalat hacimleri, giriş fiyatları, menşe ülkeleri ve kontenjan kullanımına ilişkin güçlendirilmiş izleme istedi. Ciddi piyasa bozulması veya üreticilere kanıtlanmış zarar oluşması halinde korunma araçlarının gecikmeden kullanılmasını da talep etti.

AB Eurobarometresi: Gıda İnovasyonu Yararlı Bulunuyor, Bilgi Eksikliği Sürüyor
Görsel kaynağı: Livsmedelsnyheter · Özgün haber
Veri haberi

AB Eurobarometresi: Gıda İnovasyonu Yararlı Bulunuyor, Bilgi Eksikliği Sürüyor

AB Komisyonunun özel Eurobarometre araştırması, Avrupalıların gıda inovasyonunu tarım ve gıda üretimindeki zorluklara karşı yararlı bir araç olarak gördüğünü, ancak yenilikçi gıdalara yönelik tutumların bilgi düzeyine göre önemli ölçüde değiştiğini ortaya koydu. Araştırma, 27 AB ülkesinde 22 Mayıs-24 Haziran 2026 tarihleri arasında, 15 yaş ve üzeri 26.456 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Katılımcıların %68’i, gıda inovasyonunun çiftçilere ve gıda üreticilerine iklim değişikliği, zararlılar, kaynak kıtlığı ve tedarik kesintileri gibi sorunlarla başa çıkmak için ek araçlar sağlayabileceğini belirtti. Yenilikçi ürünler arasında en yüksek kabul, kuraklığa, zararlılara veya aşırı hava koşullarına dayanıklı bitkilerden elde edilen meyve ve sebzelere gösterildi; katılımcıların %50’si bu ürünleri tüketmekte rahat hissedeceğini söyledi. Buna karşılık, Avrupalıların %72’si yenilikçi gıdalar, bileşenler ve tarımsal ürünler hakkında yeterince bilgili hissetmediğini bildirdi. Kendini iyi bilgilendirilmiş hisseden katılımcıların %72’si yenilikçi gıdalara olumlu bakarken, yeterince bilgili hissetmeyenlerde bu oran %27’ye geriledi. Genel tutumda %51 olumsuz, %39 olumlu görüş bildirildi. Tüketicilerin beklentileri arasında şeffaflık öne çıktı. Katılımcıların %85’i yenilikçi gıda ürünlerinde açık isimler bulunmasını ve ürünlerin nasıl üretildiği, neleri içerdiği ve nereden geldiği konusunda anlaşılır bilgi verilmesini istedi. Yenilikçi gıdalara yönelik rahatlık, gençlerde, yüksek eğitimlilerde, büyük şehirlerde yaşayanlarda ve bu ürünleri daha önce duymuş kişilerde daha yüksek ölçüldü. Bulgular, gıda inovasyonunun kabulü için açık iletişim, güvenlik ve kamu güveninin önemine işaret ediyor.

Hakasya’da Mayna Yerleşiminde Newcastle Hastalığı Odağı Tespit Edildi
Görsel kaynağı: Lenta.ru · Özgün haber

Hakasya’da Mayna Yerleşiminde Newcastle Hastalığı Odağı Tespit Edildi

Rusya’nın Hakasya bölgesindeki Mayna çalışma yerleşiminde bulunan özel bir çiftlikte Newcastle hastalığı (kuş vebası) odağı tespit edildi. Salgın bilgisini Sayanoğorsk Belediye Başkanı Yevgeniy Molodnyakov, Telegram kanalından duyurdu. Molodnyakov, virüsün çok bulaşıcı olduğunu, kuşlarda toplu ölümlere yol açtığını ve işletmelere ciddi zarar verdiğini belirtti. Rosselkhoznadzor’a atıfla yapılan açıklamada, enfeksiyonun kuşlardan insanlara göz mukozası yoluyla geçebileceği, ancak insanlar için kuşlardaki kadar tehlikeli olmadığı aktarıldı.

Biyobozunur Malç Filmi Alırken Çiftçiler Nelere Dikkat Etmeli?
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber

Biyobozunur Malç Filmi Alırken Çiftçiler Nelere Dikkat Etmeli?

Çiftçilerin biyobozunur malç filmi satın alırken ürünün yalnızca fiyatını ve dayanıklılığını değil, hangi malzemeden üretildiğini, uygunluk sertifikası veya standardı bulunup bulunmadığını ve toprakta kullanılıp sonrasında parçalanmak üzere tasarlanıp tasarlanmadığını kontrol etmesi öneriliyor. Filmin hangi koşullarda biyolojik olarak parçalandığı, tahmini parçalanma süresi ve toprakta mikroplastik ya da başka istenmeyen atık bırakıp bırakmadığı da değerlendirmeye alınmalı. Parçalanma süresinin yetiştirilen ürünün vejetasyon döngüsüyle uyumlu olması gerekiyor. “Biyobozunur” ibaresi, filmin her toprakta ve her koşulda hızlı ve tamamen parçalanacağı anlamına gelmiyor. Sıcaklık, nem, mikrobiyal aktivite ve malzemenin kimyasal bileşimi parçalanma sürecini etkiliyor. Bu nedenle üreticinin kullanım koşullarını, parçalanma mekanizmasını, uygunluk standardını, tahmini parçalanma süresini ve gerekli sıcaklık ile nem koşullarını açıkça belirttiği ürünlerin seçilmesi tavsiye ediliyor. Film tarlaya serilirken toprakla uygun temasının sağlanması, erken parçalanma belirtilerinin izlenmesi ve mekanik işlemler ya da sulama sistemi nedeniyle zarar görüp görmediğinin kontrol edilmesi de öneriler arasında yer alıyor. Malç filmi, tarladaki kullanımının yanı sıra kullanım sonrasındaki yaşam döngüsü dikkate alınarak seçilmeli. Toprakta bırakılmak üzere tasarlanmayan ürünler tamamen toplanmalı, tarla yüzeyi plastik kalıntılar açısından kontrol edilmeli ve kullanılan film tarlada yakılmamalı. Atık, ilgili kurallara veya yürürlükteki atık yönetimi gerekliliklerine göre teslim edilmeli ya da yönetilmeli. Malzemenin ne olduğu, hangi koşullarda ve ne kadar sürede parçalandığı veya ne tür atık bıraktığı konusunda açık yanıt alınamıyorsa ürünün geniş alanlarda kullanılmaması gerekiyor. Yeni bir malç filmi ilk kez kullanılacaksa küçük bir deneme alanında denenerek bir vejetasyon sezonu boyunca dayanıklılık, ürün verimi, parçalanma hızı ve toprakta kalan atıklar değerlendirilmelidir.

Pakistan’da Şeker Fiyatları Son Bir Yılda %25’e kadar Geriledi
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Pakistan’da Şeker Fiyatları Son Bir Yılda %25’e kadar Geriledi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Pakistan Şeker Fabrikaları Birliği Kuzey Bölgesi (PSMA-NZ), Pakistan İstatistik Bürosu’nun haftalık verilerine dayanarak şeker fiyatlarının son bir yılda %25’e kadar gerilediğini bildirdi. Birliğe göre fiyat düşüşü, politika kararlarındaki gecikmelerin de etkisiyle mali sıkıntı yaşayan sektörde 98 milyar Pakistan rupisi zarara yol açtı. PSMA-NZ sözcüsü, 2025-26 kırma sezonunun kapanmasından bu yana ülkede 1,3 milyon metrik ton şeker fazlası bulunduğunu, bu stokun zamanında ihraç edilmesi için yapılan taleplerin hükümetçe karşılanmadığını söyledi. Birliğe göre zararlar nedeniyle ülke genelinde en az 12 şeker fabrikası kapandı; birçok fabrika da kapanma riskiyle karşı karşıya. Sektör, stok fazlası nedeniyle 2026-27 kırma sezonunu zamanında başlatamayabileceğini ve şeker kamışı üreticilerine önceki yıllardaki kadar iyi fiyat veremeyebileceğini belirtti. PSMA-NZ, yeni sezon şekeri piyasaya gelmeden en az 1 milyon metrik ton fazlanın ihraç edilmemesi halinde durumun daha da kötüleşeceğini savundu. Yaklaşık bir ay içinde başlaması beklenen sezonda 8,50 milyon metrik tonluk rekor üretim öngörülüyor. PSMA-NZ, daha önce verilen 0,2 milyon metrik tonluk izne ek olarak 0,8 milyon metrik ton ihracat izni ve sektörün serbest piyasa ilkeleriyle çalışmasını sağlayacak düzenlemeler istedi. Birlik, ihracat yapılmaması halinde Pakistan’ın ileride iç tüketim için şeker ithal etmek zorunda kalabileceğini öne sürdü.

Romanya İçişleri Bakanlığı, Koyun Yetiştiricilerinin Protesto Çağrılarını “Manipülasyon” Saydı
Görsel kaynağı: Adevărul · Özgün haber
Veri haberi

Romanya İçişleri Bakanlığı, Koyun Yetiştiricilerinin Protesto Çağrılarını “Manipülasyon” Saydı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Romanya İçişleri Bakanlığı (MAI), koyun yetiştiricilerine yönelik yeni protesto çağrılarını “manipülasyon girişimi” olarak nitelendirerek çiftçilerin başlıca taleplerinin çözüldüğünü savundu. Bakanlık, hükümetin hedefinin ihracatın yeniden başlatılması ve yetiştiricilerin talep ettiği koşulların sağlanması olduğunu bildirdi. Ancak sektör temsilcileri, bu değerlendirmenin sahadaki sorunları yansıtmadığını belirterek ekonomik kayıpların karşılanmadığını, ihracat kısıtlamalarının sürdüğünü ve veterinerlik kurumlarına güvenin zedelendiğini söylüyor. Tartışmanın önemli başlıklarından biri koyun ve keçilerde aşılama süreci. Romanya, yetiştiricileri desteklemek amacıyla Avrupa Birliği’nin stratejik rezervlerinden 1,1 milyon doz aşı aldı. Moldoovis Başkanı Ionică Nechifor ise bu miktarın sektörün ihtiyacına göre çok düşük olduğunu ve tek başına veterinerlik krizini çözemeyeceğini savunuyor. Nechifor’a göre aşıların etkisi, hastalığın ilk odaklarının görüldüğü Köstence ve Tulcea çevresiyle sınırlı kalabilirken, krizin ülke genelindeki sonuçları daha geniş kapsamlı. Yetiştiriciler ayrıca ihracatın yeniden başlatılması ve daha önce oluşan kayıplar için mali destek talep ediyor. Nechifor, kısıtlamalar nedeniyle kuzuların uygun ağırlık ve dönemde ihraç edilemediğini, bazı hayvanların ek maliyetlerle işletmelerde tutulduğunu, bazılarının ise daha düşük fiyatlarla satıldığını belirtiyor. Kendisinin aktardığı örneğe göre bazı kuzular 24 ley yerine 13-14 leyden değerlendirildi. Sektörün bir diğer itirazı, Ulusal Veterinerlik ve Gıda Güvenliği Kurumu (ANSVSA) yönetimine yönelik güven kaybı. Nechifor, kurum ile yetiştiriciler arasındaki ilişkinin bozulduğunu ve mevcut yönetim görevden alınmazsa federasyon tarafından üstlenilen, organize ve izinli bir protestonun gündeme gelebileceğini söylüyor. Kaynakta yeni bir protestonun kesinleştiğine ilişkin bilgi bulunmuyor. Yetiştiricilerin sorunları veterinerlik kriziyle sınırlı değil. Yem maliyetleri ve iş gücü eksikliğinin yanı sıra yaban hayvanlarının saldırıları da başlıca şikâyetler arasında yer alıyor. Ion Hiru, ayıların öldürdüğü veya zarar verdiği hayvanlar için ödenen tazminatların gerçek değeri yansıtmadığını belirterek, 3.000-5.000 ley değer biçilen bir koç için 1.300 ley teklif edildiğini aktarıyor. MAI, 15 Eylül 2026’daki gösteride şiddete teşvik ve gerçekleşen şiddet nedeniyle 50’den fazla kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Nechifor ise Romovis Federasyonu ile meslek örgütlerinin gösteriye resmen katılmadığını, bazı çiftçilerin bireysel olarak geldiğini ve protestoya dışarıdan kişilerin sızdığını öne sürüyor. Kişilerin hukuki durumuna ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

Almanya’da Çiftçi, İklim Uyumunda Strip-Till Yöntemine Geçti
Görsel kaynağı: taz · Özgün haber
Veri haberi

Almanya’da Çiftçi, İklim Uyumunda Strip-Till Yöntemine Geçti

Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Uckermark bölgesinde çiftçilik yapan Stefan Bernickel, iklim koşullarındaki değişime uyum sağlamak için toprak işleme yöntemini değiştirdi. Yaklaşık 300 hektarlık arazisinde derin sürüm ve ekim öncesi ikinci geçiş yerine Strip-Till uygulayan Bernickel, yalnızca tohum sıralarını hafifçe açıyor; ekim ve gübrelemeyi aynı geçişte yapıyor. Bu yöntemde toprağın %80’i işlenmeden bırakılıyor. Bernickel’in dönüşümünde 2018’deki kuraklık ve Haziran 2021’de bir gecede yağan 250 litre yağış etkili oldu. Çiftçi, daha önce hava koşulları uygun olduğunda buğday, arpa ve kolza üretiminin oldukça kârlı olduğunu, ancak bu dönemin sona erdiğini belirtiyor. Yeni uygulamanın toprağın daha fazla su tutmasına, toprak canlılığının korunmasına ve rüzgâr ile su erozyonuna karşı dayanıklılığın artmasına yardımcı olduğunu söylüyor. Toprağın tarım makineleriyle daha kolay işlenebildiğini ve işçilik süresinin azaldığını da ifade ediyor. Bernickel, Strip-Till sayesinde yılda yaklaşık 10.000 litre daha az motorin kullandığını hesaplıyor; bu miktarın önceki motorin ihtiyacının %40’ına karşılık geldiğini belirtiyor. Uygulama ayrıca çevre alanında verilen ve 25.000 avro para ödülü bulunan Blauer Kompass Federal Ödülü’ne layık görüldü. Sürümsüz veya azaltılmış toprak işlemeye dayanan bu yöntem Almanya’da giderek yayılırken, Avustralya’da toprağı kurumaya karşı korumak amacıyla kullanılan tarım uygulamalarından esinleniyor. Brandenburg’da Bernickel dışında Strip-Till uygulayan altı çiftçi daha bulunuyor. Yöntemin bazı sınırlamaları da var. Sürüm yapılmadığında yabancı otlarla farklı biçimde mücadele edilmesi gerekiyor. Bernickel, dönüşümüne rağmen organik üretim yapmıyor; böcekler, mantarlar ve yabancı otlara karşı tarımsal ilaç kullanmayı sürdürüyor. Bununla birlikte maliyetleri azaltmak amacıyla girdi kullanımını düşürmeye çalışıyor. Kolzayla birlikte hardal, turp ve çemen otu ekiyor; bu bitkilerin kolza toprak piresini uzaklaştırmasını amaçlıyor. Kışlık buğdayı geç ekerek tarla tilkikuyruğunun gelişimini sınırlamayı deniyor. Çiftçi ayrıca veriye dayalı makinesiyle toprak kalitesine göre hassas ekim ve gübreleme yapıyor. Kimyasal büyüme düzenleyicileri yerine organik üretimde de kullanılan bir düzenleyiciye geçtiğini ve kimyasal kullanımı %75 azalttığını söylüyor. Hedefi verimi artırmak değil, sıcaklık, kuraklık, yağış ve don gibi koşullarda daha istikrarlı üretim yapmak ve gübre, motorin, işçilik ile bitki koruma maliyetlerini düşürmek. Brandenburg’da üç yıldır denediği nohut üretiminde ise zararlı, aşırı yağış, kuraklık ve soğuk nedeniyle şimdiye kadar başarılı sonuç alamadı; buna rağmen denemeyi sürdürmek istiyor.