ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

329 haber · Sayfa 4

Almanya’da Çiftçi, İklim Uyumunda Strip-Till Yöntemine Geçti
Görsel kaynağı: taz · Özgün haber
Veri haberi

Almanya’da Çiftçi, İklim Uyumunda Strip-Till Yöntemine Geçti

Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Uckermark bölgesinde çiftçilik yapan Stefan Bernickel, iklim koşullarındaki değişime uyum sağlamak için toprak işleme yöntemini değiştirdi. Yaklaşık 300 hektarlık arazisinde derin sürüm ve ekim öncesi ikinci geçiş yerine Strip-Till uygulayan Bernickel, yalnızca tohum sıralarını hafifçe açıyor; ekim ve gübrelemeyi aynı geçişte yapıyor. Bu yöntemde toprağın %80’i işlenmeden bırakılıyor. Bernickel’in dönüşümünde 2018’deki kuraklık ve Haziran 2021’de bir gecede yağan 250 litre yağış etkili oldu. Çiftçi, daha önce hava koşulları uygun olduğunda buğday, arpa ve kolza üretiminin oldukça kârlı olduğunu, ancak bu dönemin sona erdiğini belirtiyor. Yeni uygulamanın toprağın daha fazla su tutmasına, toprak canlılığının korunmasına ve rüzgâr ile su erozyonuna karşı dayanıklılığın artmasına yardımcı olduğunu söylüyor. Toprağın tarım makineleriyle daha kolay işlenebildiğini ve işçilik süresinin azaldığını da ifade ediyor. Bernickel, Strip-Till sayesinde yılda yaklaşık 10.000 litre daha az motorin kullandığını hesaplıyor; bu miktarın önceki motorin ihtiyacının %40’ına karşılık geldiğini belirtiyor. Uygulama ayrıca çevre alanında verilen ve 25.000 avro para ödülü bulunan Blauer Kompass Federal Ödülü’ne layık görüldü. Sürümsüz veya azaltılmış toprak işlemeye dayanan bu yöntem Almanya’da giderek yayılırken, Avustralya’da toprağı kurumaya karşı korumak amacıyla kullanılan tarım uygulamalarından esinleniyor. Brandenburg’da Bernickel dışında Strip-Till uygulayan altı çiftçi daha bulunuyor. Yöntemin bazı sınırlamaları da var. Sürüm yapılmadığında yabancı otlarla farklı biçimde mücadele edilmesi gerekiyor. Bernickel, dönüşümüne rağmen organik üretim yapmıyor; böcekler, mantarlar ve yabancı otlara karşı tarımsal ilaç kullanmayı sürdürüyor. Bununla birlikte maliyetleri azaltmak amacıyla girdi kullanımını düşürmeye çalışıyor. Kolzayla birlikte hardal, turp ve çemen otu ekiyor; bu bitkilerin kolza toprak piresini uzaklaştırmasını amaçlıyor. Kışlık buğdayı geç ekerek tarla tilkikuyruğunun gelişimini sınırlamayı deniyor. Çiftçi ayrıca veriye dayalı makinesiyle toprak kalitesine göre hassas ekim ve gübreleme yapıyor. Kimyasal büyüme düzenleyicileri yerine organik üretimde de kullanılan bir düzenleyiciye geçtiğini ve kimyasal kullanımı %75 azalttığını söylüyor. Hedefi verimi artırmak değil, sıcaklık, kuraklık, yağış ve don gibi koşullarda daha istikrarlı üretim yapmak ve gübre, motorin, işçilik ile bitki koruma maliyetlerini düşürmek. Brandenburg’da üç yıldır denediği nohut üretiminde ise zararlı, aşırı yağış, kuraklık ve soğuk nedeniyle şimdiye kadar başarılı sonuç alamadı; buna rağmen denemeyi sürdürmek istiyor.

Romanya’nın Gıda Ticaret Açığı İlk Yedi Ayda %13,5 Azaldı
Görsel kaynağı: Economica.net · Özgün haber
Veri haberi

Romanya’nın Gıda Ticaret Açığı İlk Yedi Ayda %13,5 Azaldı

Romanya’nın gıda ve canlı hayvan ticaret açığı, 2026’nın ilk yedi ayında geçen yılın aynı dönemine göre %13,5 azalarak 2,2 milyar avroya geriledi. Veriler, Romanya Ulusal İstatistik Enstitüsü’nün bilgileri üzerinden Economica tarafından değerlendirildi. Açığın daralmasında ihracatın %8,1 artarak 4,5 milyar avroya yükselmesi ve ithalatın %1,4 azalarak 6,7 milyar avroya gerilemesi etkili oldu.

Keyhole Beslenme Etiketi Kriterleri Yeniden Değerlendiriliyor
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber

Keyhole Beslenme Etiketi Kriterleri Yeniden Değerlendiriliyor

Keyhole işareti, tüketicilerin aynı ürün kategorisi içinde daha iyi besin değerine sahip gıdaları seçmesine yardımcı olmayı amaçlıyor. İşaret için gerekli kriterler, 2023’te güncellenen Kuzey Beslenme Tavsiyeleri doğrultusunda yeniden değerlendiriliyor. Kriterler şeker, tuz ve yağ miktarlarının yanı sıra lif ve tam tahıl oranlarını da kapsıyor. Olası değişiklikler, ürün kategorilerine göre izin verilen tuz, şeker ve yağ miktarları ile lif ve tam tahıl içeriği şartlarını etkileyebilir. Ancak somut kuralların ürün kategorisine ve ülkeye göre değişebileceği belirtiliyor. İsveç, Danimarka, Norveç ve İzlanda sistemleri uyumlaştırmaya çalışsa da ülkelerin aynı mevzuat metnini veya aynı takvimleri uygulayacağı anlamına gelmiyor. Keyhole kullanımı gönüllü olduğu için değişiklikler tüm gıdaların bileşiminin değiştirilmesini zorunlu kılmıyor. Buna karşılık işareti kullanan veya kullanmak isteyen üreticilerin bazı ürün reçetelerini gözden geçirmesi gerekebilir. Önceden işarete uygun olan bazı ürünler yeni şartları karşılayamayabilirken, değişiklikler başka ürünler için işaret alma fırsatı yaratabilir. Nihai kurallar ve geçiş süreleri özellikle Keyhole kullanan pazarlara ihracat yapan üreticiler açısından önem taşıyor.

Şili’de Gübre İhlalleri İçin Kademeli Para Cezası Düzenlemesi Gönderildi
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Gübre İhlalleri İçin Kademeli Para Cezası Düzenlemesi Gönderildi

Şili Kongresi, gübrelerdeki biçimsel hatalar ile bileşim, kalite, güvenlik veya izlenebilirliği etkileyen maddi ihlaller için farklı para cezası aralıkları öngören metni 19 Ekim 2026'da yürütmeye gönderdi. Metne göre yanıltıcı olmayan biçimsel ihlaller 10 ila 100 UTM, bileşim tağşişi dahil maddi ihlaller ise 100 ila 1.000 UTM arasında cezalandırılacak. Kaynak, metnin yayımlandığını veya yürürlüğe girdiğini belirtmiyor. Agricultores Unidos de Chile, 15 Haziran'da Senato Tarım Komisyonu'ndaki görüşmeler sırasında, bir etiketleme hatasıyla bileşimi beyan edilenden farklı bir gübrenin aynı kapsamda değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Kuruluş, biçimsel ihlallerin ayrılmasını, maddi ihlallerde caydırıcı cezaların korunmasını ve yaptırım belirlenirken pazarlanan miktar ile elde edilen ekonomik yararın dikkate alınmasını önerdi. Yazıda bu görüşü desteklemek için özel üniversite laboratuvarlarında incelenen örnekler aktarıldı. Bir jips numunesinde etikette %17 kükürt beyan edilirken analizde bu oranın %1'in altında kaldığı, karışımlarda fosfor ve potasyum sapmalarının ise toleransın sekiz katına kadar çıktığı belirtildi. Ancak bu analizlerin resmi SAG denetimi olmadığı ve piyasaya genellenemeyeceği özellikle vurgulandı. Metne göre cezaların kademelendirilmesinde zarar, ürünlerin değeri, sağlanan ekonomik yarar ve ihlalcinin ekonomik kapasitesi dikkate alınacak. Buna karşılık reform, tonaja göre otomatik bir ceza formülü veya zarar gören çiftçiye doğrudan tazminat getirmiyor; para cezaları kamuya gelir olarak kalıyor. Yazının yazarı Camilo Guzmán Martínez, nihai ayrımın SAG tavsiyeleriyle bağlantılı bir parlamenter önergeden doğduğunu aktardı.

FDA ve USDA, Ultra İşlenmiş Gıdalar İçin Ortak Tanım Arıyor
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

FDA ve USDA, Ultra İşlenmiş Gıdalar İçin Ortak Tanım Arıyor

FDA ve USDA, ultra işlenmiş gıdalar (UPF) için federal olarak tanınan, yeknesak bir tanım oluşturmak amacıyla bir yıldan uzun süre önce kamuoyu görüşü istedi. Ancak kurumlar, UPF'lerin tanımlanmasının kolay olmadığını belirtirken ortak bir tanım oluşturma arayışından vazgeçmiş değil. Bu süreçte kullanılan yaklaşım, ABD Yüksek Mahkemesi Yargıcı Potter Stewart'ın 1964'te müstehcenlik için kullandığı “I know it when I see it” ifadesiyle ilişkilendiriliyor. Gıda güvenliği gündeminde ayrıca, gıda güvenliği avukatı Bill Marler'ın Trader Joe’s Tarragon Chicken Salad wrap ürünlerini en az 50 hastayı etkileyen E. coli O157:H7 salgınının muhtemel kaynağı olarak göstermesi yer aldı. 23 Ekim itibarıyla FDA ve USDA, salgınla bağlantılı markayı veya soruşturulan bölgeleri açıklamadı. Virginia'daki Little Wicomico Nehri'nden hasat edilen istiridyelerle bağlantılı Salmonella Telelkebir salgını nedeniyle nehir kabuklu deniz ürünü hasadına kapatıldı. Virginia Sağlık Departmanı 19 eyalette 55 hasta bildirirken, Little Wicomico Oyster Company belirli istiridyeleri geri çağırdı ve ürünlerin ulaştığı restoranlarla perakendecilere bildirim yapılması için CDC ile çalıştı. Hollanda'da kanatlılarda Salmonella riskini azaltmaya yönelik izleme ve zorunlu aşılama önlemleri 2027 başında yürürlüğe girecek. Ülkede yumurtlayan tavuklarda saptanan Salmonella yaygınlığı, AB'nin %2 hedefinin üzerinde bulunuyor. Ayrıca federal bir yargıç, USDA'nın yeniden yapılanma planını 1 Aralık'a kadar durdurdu.

Kuzu ve Yün İçin Tüketici Beklentileri Üretim Kararlarını Şekillendiriyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Kuzu ve Yün İçin Tüketici Beklentileri Üretim Kararlarını Şekillendiriyor

Kuzu ve yünün tüketici için güncel kalmasının yalnızca üretimi artırmaya bağlı olmadığı belirtildi. Güney Afrika’nın Western Cape bölgesindeki Kleinmond yakınlarında düzenlenen Dünya Dohne Merinosu Konferansı’nda yapılan dört sunumda, sektörün tüketicilerin neye değer verdiğini anlaması, bu beklentilere uygun ürünler geliştirmesi ve üreticilerin elde edilen gelirden pay alması gerektiği ele alındı. Sunumlarda yünün çevresel özellikleri, Karoo Kuzu’sunun menşei ve kuzu etinin tüketim kalitesi işlendi. Uluslararası Yün Tekstil Örgütü (IWTO) genel sekreteri Dalena White, yünün çevresel özelliklerinin nasıl ölçüldüğünü ve tüketicilere nasıl anlatıldığını değerlendirdi. White, yünün yenilenebilir ve kullanım ömrünün sonunda biyolojik olarak parçalanabilir olmasına rağmen, perakendecilerin lif seçiminde kullandığı bazı çevresel değerlendirmelerin bu özellikleri yeterince yansıtmayabileceğini savundu. Avrupa Birliği’nin Ürün Çevresel Ayak İzi metodolojisi Ecobalyse ile Higg Materials Sustainability Index’in doğal ve sentetik lifleri karşılaştırma biçiminin, koyun yetiştiriciliğinin doğal karbon döngüsü ile sentetik liflerin mikroplastik ve atık etkilerini tam olarak hesaba katıp katmadığını sorguladı. White’ın sunumunda, küresel giyim ve tekstil üretiminin yüzyılın ilk 15 yılında nüfus artışını aşarak iki katına çıktığı ve bir giysinin atılmadan önce ortalama 7 ila 10 kez giyildiği belirtildi. IWTO’nun Haziran 2026’da yayımlanan Green Book çalışmasının sürdürülebilirlik çerçevesiyle ilgili araştırmaları bir araya getirdiği, uluslararası çiftlik çalışmalarının sonuçlarının ise 2027’nin başında beklenildiği aktarıldı. Stellenbosch Üniversitesi’nden Prof. Johann Kirsten, Karoo Kuzu’sunun menşeini ürün, üretici ve bölge arasındaki ilişkiye dayanan bir coğrafi işaret olarak anlattı. Tüketici araştırmasında 355 katılımcının %93,8’i Karoo Kuzu’sunu Karoo’da yetiştirilen hayvanlarla ilişkilendirirken, %88,5’i belirli Karoo çalılarıyla beslenme ile etin karakteristik tadı arasındaki bağlantıyı tanıdı. Ancak bu bilinirliğin çiftçilere henüz düzenli bir fiyat primi sağlamadığı, bazı uzman kasapların daha yüksek ödeme yaptığı ve bir perakende denemesinde etiketli Karoo Kuzu’sunun daha yüksek fiyata rağmen karşılaştırma ürününden fazla sattığı belirtildi. Queensland Üniversitesi’nden Prof. Louw Hoffman ise karkas ağırlığı, yaş, yağ örtüsü ve konformasyonun tüketicinin yumuşaklık, sululuk, lezzet ve genel beğeni değerlendirmesini tek başına göstermediğini söyledi. Avustralya’da daha ağır ve yağsız karkaslara yönelimin kas içi yağı azaltarak tüketim kalitesini düşürebildiği, 1.471 kuzu üzerindeki araştırmada daha derin göz kası için seçimin tüketici puanlarıyla olumsuz ilişkilendirildiği aktarıldı. Bu nedenle verim ile tüketim kalitesinin birlikte ölçülmesi gerektiği, Avustralya’daki programda 2010’a kadar 90.000’den fazla tadımın yaklaşık 15.000 tüketiciyle gerçekleştirildiği bildirildi.

Valonya’da Çiftçiler Kuşlar İçin Tahıl Şeritlerini Tarlada Bırakıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Valonya’da Çiftçiler Kuşlar İçin Tahıl Şeritlerini Tarlada Bırakıyor

Belçika’nın Valonya bölgesindeki bazı çiftçiler, kış aylarında kuşlara besin sağlamak için tahıl şeritlerini hasat etmeden tarlada bırakıyor. Brabant wallon’daki bir aile çiftliğinde 30 yılı aşkın süredir sürdürülen uygulamada, başakların kuşlar tarafından doğrudan tüketilmesi veya yere dökülen tohumların toplanması amaçlanıyor. Kuş bilimci Arnaud Laudelout, tarım alanlarında yaşayan kuşlar için kışın besin bulmanın kritik olduğunu belirtiyor. Çiftçiler, tahıl şeritleri için daha az verimli parselleri ve nemli alanları tercih ediyor. Bu bölgelerde tohum, gübre veya tarım ilacı gibi girdilerin maliyeti daha yüksek olabiliyor. Üreticiler, uygulamaya ayıracakları küçük alanları tarımsal ve çevresel hesaplamaları birlikte değerlendirerek seçiyor. Bu alanlardan yararlanabilecek türler arasında, Valonya ovalarında popülasyonu kırılgan durumda olan tarla kirazkuşu olarak bilinen Bruant proyer de bulunuyor. Uygulamanın amacı yalnızca kışın kuşlara yiyecek sağlamakla sınırlı değil. Çiftçiler, kuşların varlığının bazı zararlı böcekler ile yabancı otların denetlenmesine katkı vererek kimyasal ürün kullanımını azaltabileceğini düşünüyor. Agro-çevresel tedbir kapsamında işletme başına en fazla 10 hektar tahıl alanı ayrılabiliyor; tünekler veya tarlakuşlarını destekleyen küçük düzenekler de kuruluyor. Karşılığında üreticiye hektar başına yıllık 1600 euro ödeniyor. Tahıl şeritleri şubat sonuna kadar korunuyor, ardından mart başında kaldırılabiliyor. Ödeme, tahıl fiyatlarının yıldan yıla değiştiği bir sektörde üreticiye öngörülebilir gelir sağlıyor.

Avrupa’da Gıda Fiyatları: Türkiye AB Ortalamasının Altında Kaldı
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa’da Gıda Fiyatları: Türkiye AB Ortalamasının Altında Kaldı

Avrupa ülkelerinde gıda fiyatları arasındaki farklar belirginleşirken, Numbeo’nun 2026 ortası verilerine göre endeks İsviçre’de 189,2’ye, Moldova’da 57,2’ye ulaştı. AB ortalaması 100 kabul edildi. Bu karşılaştırmada Türkiye’nin gıda fiyatları endeksi 82,1 olarak verildi. Türkiye, bazı AB ülkelerinden daha pahalı olmasına rağmen blok ortalamasının altında kaldı; haberde ayrıca ülkenin Avrupa’daki en yüksek gıda enflasyonuna sahip olduğu belirtildi. Euronews Business, Numbeo’nun New York’u 100 kabul eden endeksini AB ortalaması 100 olacak şekilde uyarladı. Bu ölçüme göre İsviçre’de gıda ürünleri AB ortalamasından %89,2 daha pahalı, Moldova’da ise %42,8 daha ucuz. AB içinde Romanya 66,7’lik endeksle en düşük seviyede yer aldı. Kosova’nın endeksi 60,6 olurken Kuzey Makedonya 59,8, Bosna-Hersek 67,9 ve Sırbistan 68,8 olarak kaydedildi. En yüksek fiyatlar arasında İzlanda 183,6 ile ikinci sırada yer aldı; Norveç 154,4, Lüksemburg 134,9 ve Danimarka 128,4 endeks değerine ulaştı. Finlandiya 119,7, İsveç 116,6, Avusturya 124,5, İrlanda 122, Belçika 117,6 ve Hollanda 116,4 ile AB ortalamasının üzerinde kaldı. Avrupa’nın önde gelen ekonomileri arasında Fransa, ortalamanın %27,5 üzerindeki fiyatlarıyla en pahalı ülke oldu. İspanya’nın endeksi 89,7’de kalırken Birleşik Krallık 111,9, Almanya 111,6 ve İtalya 110,2 olarak verildi. Eurostat’a göre gıda ve alkolsüz içecekler AB’de hane harcamalarının %13,6’sını oluşturuyor; konut ve hizmet faturalarının payı %23,6. Haberde, düşük fiyatların her zaman daha yüksek karşılanabilirlik anlamına gelmediği vurgulandı. Ilaria Benedetti, Romanya’da gıda fiyatları düşük olmasına rağmen ailelerin bütçelerinin %23,1’ini gıda ve alkolsüz içeceklere ayırdığını belirtti. Corvinus Üniversitesi’nden Jeremiás Máté Balogh da ücretler ve satın alma gücündeki farklılıkların değerlendirmeye katılması gerektiğini söyledi. Euronews Business’ın Ekim 2026 hesaplamasında, marketlerde satılan 19 kalemden sigara çıkarıldı ve kalan 18 ürünün fiyatları, her biri bir kez ve ağırlıklandırılmadan toplandı. Buna göre AB’de ortalama sepet maliyeti 69,84 euro oldu. Aynı sepet İsviçre’de 137,90 euro, Moldova’da 41,10 euro ve Norveç’te 116,10 euro olarak hesaplandı; Lüksemburg’da 99 euro, Avusturya’da 88,10 euro ve Danimarka’da 87,70 euro seviyesinde kaldı.

Fransa’da Sığır Virüsü SHAV’ın İlk İnsan Enfeksiyonu Bildirildi
Görsel kaynağı: La Tribuna · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da Sığır Virüsü SHAV’ın İlk İnsan Enfeksiyonu Bildirildi

Fransa sağlık yetkilileri, ağır bağışıklık baskılanması bulunan bir hastanın Shamonda virüsü (SHAV) enfeksiyonu sonrasında öldüğünü açıkladı. Bu vaka, daha önce yalnızca veterinerlik alanında bilinen ve zoonotik kabul edilmeyen SHAV’ın insana bulaştığının belgelenen ilk örneği olarak kayda geçti. Hasta bu ayın başında Lyon’daki bir hastanede hayatını kaybetti. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), virüsün ölüme doğrudan neden olup olmadığını veya hastanın önceki durumunu ağırlaştıran bir etken olarak mı rol oynadığını belirlemek için epidemiyolojik takip başlattı. SHAV, Orthobunyavirus cinsine ait ve başlıca Culicoides cinsi sivrisineklerin ısırığıyla yayılıyor. Sığırlar virüse karşı en duyarlı konaklar arasında bulunuyor; hayvanlarda ateş ve ishalin yanı sıra süt üretiminde %10 ila 20 düşüş bildiriliyor. Koyun ve keçiler çoğunlukla belirti göstermeden etkilenirken, atlarda sinirsel bozukluklar saptandı. Yetişkin hayvanlarda virüse doğrudan bağlanan ölüm bildirilmedi ve çoğu hayvan 7 ila 10 günlük akut dönemin ardından iyileşiyor. İlk kez 1960’ların ortasında Nijerya’da tanımlanan patojen, İsviçre’de tespit edilmesinin ardından Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda, Lihtenştayn, İtalya ve Fransa’ya yayıldı; Fransa’da 37 departmanı kapsıyor. IREC-UCLM araştırmacısı David Roiz, bulaşın bağışıklığı baskılanmış bir kişide gerçekleşmesi nedeniyle sağlıklı nüfus için genel bir sağlık tehlikesi bulunmadığını söyledi.

AB ve Birleşik Krallık Tarımında Rekabet Açığı Büyüyor
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber
Veri haberi

AB ve Birleşik Krallık Tarımında Rekabet Açığı Büyüyor

Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık tarımının, dünyanın önde gelen üreticileri karşısında giderek daha büyük bir rekabet dezavantajıyla karşılaşabileceği belirtildi. Bayer’in talebiyle hazırlanan çalışma, Oxford Economics’in ekonomik analizinin yanı sıra 8 binden fazla Avrupalı tüketiciyle yapılan anket ve sekiz Avrupa ülkesindeki çiftçilerle görüşmelere dayanıyor. Çalışmaya göre Avrupa’daki üreticiler yeni teknolojilere ve yenilikçi çözümlere birçok durumda daha yavaş erişiyor. 2011-2023 döneminde AB tarla bitkileri üretiminin çıktısı yıllık ortalama yalnızca %0,1 büyüdü; Birleşik Krallık’ta ise değişim görülmedi. Aynı dönemde dünya ortalaması %2 olurken ABD’de %1, Çin, Kanada ve Hindistan’da %2-3, Brezilya’da %3,3 büyüme kaydedildi. Daha uzun vadeli karşılaştırmada AB tarımsal üretimi önceki on yılın seviyesini %2 aşarken bu oran ABD’de %16, Kanada’da %44 ve Brezilya’da %51 oldu. Çalışmada iklim risklerinin de Avrupa tarımının rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi. Aşırı hava olayları ve diğer iklim risklerinden kaynaklanan yıllık kaybın AB’de 17,4 milyar euroya ulaştığı, bunun tarla bitkileri üretimi çıktısının %6,4’üne denk geldiği belirtildi. Bu kaybın 2050’de yıllık 24,8-28,9 milyar euroya çıkabileceği tahmin ediliyor. Araştırmaya göre Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu başlıca alanlar yenilikçi tohum teknolojileri, modern bitki koruma ürünleri, hassas tarım, otomasyon ve yapay zekâ uygulamaları. AB’de izinli bitki koruma etken maddesi sayısının 2000’lerin başındaki binden fazla seviyeden yaklaşık 420’ye gerilemesi, düzenleme ve izin süreçlerinin önemini artırıyor. Raporda rekabet gücü için araştırma sonuçlarının daha hızlı uygulanması, yeniliklerin desteklenmesi ve güvenliği koruyan öngörülebilir bir düzenleme ortamı oluşturulması gerektiği savunuluyor.

Embrapa ve USP Araştırması, Buğdaydaki Mantar Hastalığı Şiddetini %60 Azalttı
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Embrapa ve USP Araştırması, Buğdaydaki Mantar Hastalığı Şiddetini %60 Azalttı

Embrapa ve São Paulo Üniversitesi (USP) tarafından yürütülen araştırmada, kontrollü koşullarda uygulanan yararlı bakteriler, Bipolaris sorokiniana mantarının neden olduğu buğday hastalıklarının şiddetini yaklaşık %60 azalttı. Araştırmacılar, yalnızca mantara maruz bırakılan bitkilerle mantarın yanı sıra yararlı bakteriler uygulanan bitkileri karşılaştırdı. Bakteri uygulanan grupta hastalık şiddeti daha düşük görüldü. Çalışmanın yaklaşımı, patojeni doğrudan ortadan kaldırmak yerine buğday köklerinin çevresindeki mikrobiyal topluluğu yönetmeye dayanıyor. Embrapa’ya göre mikroorganizmalar, bitkilerin doğal direncini destekleyen toprak işlevlerini yeniden düzenliyor. Hastalık şiddetinin, mantar popülasyonu sabit kaldığında ve bazı uygulamalarda arttığında bile azalması, biyolojik kontrolün yalnızca patojenin yok edilmesine bağlı olmadığını gösterdi. Bu değerlendirme Hélio Quevedo tarafından yapıldı. Araştırmada incelenen üç bakteri; bitki büyümesini teşvik etme, fosforun kullanılabilirliğini artırma ve Bipolaris sorokiniana’ya karşı etki gösterme özellikleri sergiledi. Bu patojen kahverengi leke, kök çürüklüğü, taç çürüklüğü, fide yanıklığı ve siyah nokta hastalıklarına yol açıyor. Patojenin, özellikle sıcak veya su noksanlığı görülen bölgelerde buğday için ekonomik önem taşıdığı aktarıldı. Bakteriler arasında Pseudomonas inefficax en belirgin sonuçları verdi. Bu bakteri hastalık şiddetini azaltırken fosforun kullanılabilirliğini ve kök sisteminin gelişimini destekledi. Deney sonunda saptanan mikroorganizmaların %2,5’inden azını oluşturmasına rağmen kök mikrobiyomunda geniş bir yeniden yapılanmayı tetikledi. Streptomyces virginiae ve Pseudomonas inefficax uygulamalarında, stres koşullarına dayanım ve bitki korumasıyla ilişkili genlerde artış gözlendi. Araştırma koordinatörü Rodrigo Mendes, yaklaşımın daha etkili ve sürdürülebilir biyolojik inokulantların geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti; ticari uygulanabilirlik ise henüz koşula bağlı.

Hırvatistan’da Gıda Fiyatları AB Ortalamasının %14,1 Altında
Görsel kaynağı: Net.hr · Özgün haber
Veri haberi

Hırvatistan’da Gıda Fiyatları AB Ortalamasının %14,1 Altında

Numbeo’nun 2026 yılının ortasındaki verilerine göre hazırlanan karşılaştırmada Hırvatistan’ın gıda fiyatları endeksi 85,9 oldu. Avrupa Birliği (AB) ortalamasının 100 kabul edildiği listede bu sonuç, Hırvatistan’daki gıda fiyatlarının AB ortalamasından %14,1 düşük olduğu anlamına geliyor. Listede gıda fiyatları İsviçre’de 189,2 ile en yüksek, Moldova’da 57,2 ile en düşük seviyede ölçüldü. AB ülkeleri arasında en düşük endeks 66,7 ile Romanya’da görüldü. Kuzey Makedonya’nın endeksi 59,8, Bosna-Hersek’in 67,9 ve Sırbistan’ın 68,8 olarak verildi. Buna karşılık İzlanda 183,6, Norveç 154,4 ve Lüksemburg 134,9 endeks değerine ulaştı. Karşılaştırmada kullanılan ayrı bir sepet hesabında Numbeo kategorisinde 19 ürün bulunmasına rağmen 18 ürünün fiyatları toplandı. Ekim 2026 fiyatlarıyla hesaplanan bu sepette AB ortalaması 69,84 euro olurken, aynı sepetin Hırvatistan’daki fiyatı 62,1 euro olarak aktarıldı. İsviçre’de sepetin toplamı 137,90 euro, Moldova’da ise 41,10 euro oldu. Bu hesaplama ile endeks karşılaştırmasının farklı dönemlere dayandığı görülüyor. Kaynakta, nominal fiyatların satın alma gücüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Tuscia Üniversitesi’nden Ilaria Benedetti, bazı ülkelerde fiyatlar AB ortalamasının altında olsa da hanelerin gıdaya bütçelerinden daha büyük pay ayırabildiğini söyledi; Romanya’da bu pay %23,1 olarak aktarıldı. Corvinus Üniversitesi’nden Jeremiás Máté Balogh ise düşük fiyatların mutlaka daha yüksek erişilebilirlik anlamına gelmediğini, ücretlerin ve satın alma gücünün de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Balogh, iş gücü ile enerji, yakıt ve taşımacılık maliyetlerinin üretim, işleme ve dağıtım giderlerini etkilediğini ifade etti.

Türkiye ve İran Buğdaylarının Rizozferinden İzole Edilen Bakteriler Hastalık Şiddetini Yaklaşık %60 Azalttı
Görsel kaynağı: Poder360 · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye ve İran Buğdaylarının Rizozferinden İzole Edilen Bakteriler Hastalık Şiddetini Yaklaşık %60 Azalttı

Embrapa Meio Ambiente ile São Paulo Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, yararlı bakterilerin kontrollü koşullardaki deneylerde Bipolaris sorokiniana mantarının neden olduğu buğday hastalıklarının şiddetini yaklaşık %60 azalttığı görüldü. Çalışma, hastalık etmenini doğrudan yok etmek yerine kök çevresindeki rizosferde bulunan mikrobiyal topluluğun yönetilmesine dayalı biyolojik kontrol yaklaşımını inceledi. Araştırmacılar, yalnızca mantara maruz bırakılan bitkileri mantar ve yararlı bakterilerle birlikte uygulama yapılan bitkilerle karşılaştırdı. Bakteri uygulanan grupta hastalık şiddeti daha düşük bulundu. Sonuç, bazı uygulamalarda mantar popülasyonu sabit kalmasına, hatta artmasına rağmen elde edildi. Araştırmacılara göre bu yaklaşım, biyolojik kontrolün patojenin tamamen ortadan kaldırılmasına bağlı olmayabileceğini gösteriyor. Çalışmada Streptomyces virginiae CMAA1738, Paenibacillus ottowii CMAA1739 ve Pseudomonas inefficax CMAA1741 değerlendirildi. Bakteriler biyolojik kontrol ve bitki gelişimini destekleme potansiyeli taşıdı. Pseudomonas inefficax, hastalık şiddetini azaltma kapasitesinin yanı sıra fosforun bitkilerce kullanılabilirliğini artırma ve kök sisteminin daha fazla gelişmesini destekleme özellikleriyle öne çıktı. Bu bakteri, deney sonunda saptanan mikroorganizmaların %2,5'inden azını oluşturmasına rağmen rizosfer mikrobiyal topluluğunda geniş bir yeniden yapılanmayı tetikledi. Bipolaris sorokiniana; kahverengi leke, kök çürüklüğü, taç çürüklüğü, fide yanıklığı ve siyah nokta hastalıklarına neden oluyor. Patojen, özellikle sıcak veya su açığı yaşanan bölgelerde buğday üretimi açısından ekonomik önem taşıyor. Streptomyces virginiae ve Pseudomonas inefficax uygulamaları, bitki stres direnci ve bitki korumasıyla ilişkili gen işlevlerinin yeniden kazanılmasıyla ilişkilendirildi. Bakteriler, Türkiye ve İran'daki geleneksel buğday çeşitlerinin rizosferinden izole edildi. Deneyler Brezilya'nın São Paulo eyaletindeki Assis'ten alınan tarım toprağı ve BRS Guamirim çeşidiyle yürütüldü. Araştırmada mikrobiyal toplulukları ve gen işlevlerini incelemek için metataxonomik ve metagenomik dizileme, mantarı ölçmek için qPCR ve gen analizleri için biyoinformatik araçlar kullanıldı. Bulgular kontrollü koşullardaki deneylere dayanıyor; tarla koşullarındaki etkinlik hakkında kaynakta sonuç bulunmuyor.

Avrupa’da Gıda Fiyatları: İsviçre Zirvede, Türkiye AB Ortalamasının Altında
Görsel kaynağı: Fjala · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa’da Gıda Fiyatları: İsviçre Zirvede, Türkiye AB Ortalamasının Altında

Avrupa’da gıda fiyatları ülkeler arasında belirgin farklılık gösteriyor. Numbeo’nun 2026 yıl ortası verilerini temel alan karşılaştırmada gıda fiyat endeksi, AB ortalaması 100 kabul edildiğinde Moldova’da 57,2 ile İsviçre’de 189,2 arasında değişiyor. Buna göre İsviçre’de gıda fiyatları AB ortalamasının %89,2 üzerinde, Moldova’da ise %42,8 altında bulunuyor. Endeks, Numbeo’nun New York’u 100 kabul eden ölçümünün Euronews Business tarafından AB ortalaması 100 olacak şekilde dönüştürülmesiyle hesaplandı. İsviçre’yi 183,6 puanla İzlanda, 154,4 puanla Norveç, 134,9 puanla Lüksemburg ve 128,4 puanla Danimarka izliyor. AB içinde gıda fiyatlarının en düşük olduğu ülke ise 66,7 puanla Romanya; bu ülkede fiyatlar AB ortalamasının %33,3 altında. Türkiye’nin endeksi 82,1 olarak veriliyor. Bu değer AB ortalamasının altında kalırken, Türkiye bazı AB üyesi ülkelerden daha yüksek bir seviyede bulunuyor. Kaynak ayrıca Türkiye’de Avrupa’nın en yüksek gıda enflasyonunun görüldüğünü belirtiyor. Karşılaştırmada ayrıca her üründen bir kez sayılan 18 kalemlik bir gıda sepeti kullanıldı. Euronews Business’ın Ekim 2026’da topladığı fiyatlara göre bu sepetin AB ortalama maliyeti 69,84 avro. Sepet İsviçre’de 137,90 avro, Moldova’da 41,10 avro ve Norveç’te 116,10 avro tutuyor. Hesaplamada Numbeo’nun 19 ürünlük pazar kategorisinden sigaralar çıkarıldı; ürünler ağırlıklandırılmadan, her biri bir kez hesaba katıldı. Bu nedenle endeks verileriyle sepet verileri aynı dönem aralığını yansıtmıyor. Kaynakta aktarılan değerlendirmelere göre düşük nominal fiyatlar, haneler açısından otomatik olarak daha yüksek satın alınabilirlik anlamına gelmiyor. Romanya’da gıda fiyatları düşük olmasına rağmen aileler bütçelerinin %23,1’ini gıda ve alkolsüz içeceklere ayırıyor; Bulgaristan’da bu oran %20’nin üzerinde. Satın alma gücü hesaba katıldığında ülkeler arasındaki farkın daralabileceği, sepetin ağırlıklandırılması halinde sıralamaların değişebileceği belirtiliyor. Jeremias Máté Balogh işçilik maliyetlerinin yanı sıra enerji, yakıt ve taşımacılık giderlerinin; Ilaria Benedetti ise özellikle yakıt maliyetleriyle birlikte enerjinin son fiyat artışlarında önemli rol oynadığını ifade ediyor.

Güney Afrika’da Tarım İçin Geçici Akaryakıt Vergisi İndirimi Açıklandı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Tarım İçin Geçici Akaryakıt Vergisi İndirimi Açıklandı

Güney Afrika’da tarım kuruluşları, Maliye Bakanı Enoch Godongwana’nın 2026 Orta Vadeli Bütçe Politikası Bildirisi kapsamında açıkladığı geçici akaryakıt vergisi indirimini, tarımsal yayım görevlilerine ek finansmanı ve altyapı yatırımlarını memnuniyetle karşıladı. 21 Ekim’de Parlamento’ya sunulan bütçe paketinde, artan üretim maliyetleri ve iklim riskleri karşısında etkili uygulama ile kamu harcamalarında hesap verebilirliğin belirleyici olacağı vurgulandı. Bütçe, Güney Afrika’nın 2026 ekonomik büyüme beklentisini küresel belirsizlik nedeniyle %1,6’dan %1,2’ye indiriyor. Orta Doğu’daki çatışmanın petrol arzı, enerji ve gıda fiyatları üzerindeki etkisinin yanı sıra El Niño’nun üretici maliyetleri ve çıktıları üzerindeki olası etkileri de görünümü zayıflatan unsurlar arasında gösterildi. 2026/27 tarımsal üretim sezonunda olası kuraklığın ürünleri, hayvancılığı ve otlakları tehdit edebileceği belirtildi. Tarım için en hızlı etkiler yaratması beklenen önlem akaryakıt vergisi indirimi oldu. Genel vergi 4 Kasım-1 Aralık 2026 arasında motorinde litre başına 3 R, benzinde 1,50 R azaltılacak. İndirim 1 Aralık’tan 5 Ocak 2027’ye kadar motorinde litre başına 1,50 R, benzinde 1 R seviyesinde sürdürülecek. Üretim sezonunun başlamasıyla traktörler, diğer makineler ve tarımsal ürün taşımacılığı için yakıt ihtiyacının arttığı dönemde alınan kararın, çiftlikten tüketiciye uzanan zincirde maliyet baskısını hafifletmesi bekleniyor. Agbiz CEO’su Theo Boshoff, Güney Afrika tarım ürünlerinin yaklaşık %80’inin karayoluyla taşındığını belirterek indirimin üreticiler, işleyiciler, dağıtıcılar ve perakendeciler üzerindeki baskıyı azaltabileceğini söyledi. Ancak TLU SA, desteğin geçici olduğuna ve yıllardır kötüleşen altyapı, verimsiz lojistik ile yükselen işletme maliyetlerini telafi edemeyeceğine dikkat çekti. Ticari çiftçilerin çoğunlukla fiyat alıcısı olduğunu belirten kuruluş, artan yakıt ve taşıma maliyetlerinin tamamının tüketicilere aktarılamadığını bildirdi. Hükümetin ihtiyat rezervi, El Niño gibi risklere yanıt vermek üzere 10 milyar R’ye çıkarıldı; ancak bu tutar yalnızca tarıma ayrılmış değil. Etkilenen çiftçilere sağlanacak desteğin risklerin nasıl değerlendirileceğine ve mevcut kaynakların nasıl tahsis edileceğine bağlı olacağı belirtildi. AgriSA altyapı rehabilitasyonu ile şap hastalığı aşısı alımlarını olumlu karşılarken, kuraklığın daha düşük verim, daha yüksek yem ve sulama maliyetleri ile hayvancılıkta otlak ve su azalmasına yol açabileceği uyarısı yapıldı.

KKTC’de Dört Üründe Limit Üstü veya Tavsiye Dışı Bitki Koruma Ürünü Tespit Edildi
Görsel kaynağı: Kıbrıs Gazetesi · Özgün haber
Veri haberi

KKTC’de Dört Üründe Limit Üstü veya Tavsiye Dışı Bitki Koruma Ürünü Tespit Edildi

Tarım Dairesi’nin 17-22 Ekim tarihli haftalık gıda denetimlerinde, ithal ve yerli ürünlerden alınan 74 numunenin dördünde limit üstü veya tavsiye dışı bitki koruma ürünü belirlendi. İthal ürünlerde incelenen 59 numunenin 57’si temiz çıktı; Bayur Tarım Ürünleri ve Hayvancılık Ltd.’ye ait domates ile havucun imha edilmesine karar verildi. Yerli ürünlerde 15 numunenin 13’ü temiz çıktı. Gazimağusa’daki dereotunda tavsiye dışı ürün tespit edilerek imha işlemi uygulandı. Türkmenköy’deki salatalıkta ise limit üstü bitki koruma ürünü saptandı ve hasat, yeni laboratuvar analizine kadar durduruldu.

İtalya’da Çiftçilere Motorin Desteği İçin 60 Milyon Avro Ayrıldı
Görsel kaynağı: Il Fatto Quotidiano · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Çiftçilere Motorin Desteği İçin 60 Milyon Avro Ayrıldı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İtalya Bakanlar Kurulu, yüksek akaryakıt maliyetleriyle karşı karşıya kalan tarım işletmeleri için 60 milyon avroluk karşılıksız destek öngören kararnameyi kabul etti. Destek, 1 Haziran-15 Ekim 2026 arasında yapılan yakıt alımlarının %20’si üzerinden hesaplanacak ve litre başına en fazla 45 sent olacak. Ödeme süreci AGEA üzerinden yürütülecek. Ancak destek otomatik olarak verilmeyecek; başvuru koşulları ve belgeler için uygulama kurallarının açıklanması gerekiyor. Tarım kuruluşları hızlı ödeme ve acil desteğin ötesine geçen, daha kalıcı önlemler talep ediyor.

Azerbaycan’ın Sığır Eti İthalatı İlk Sekiz Ayda %20 Arttı
Görsel kaynağı: Report.az · Özgün haber

Azerbaycan’ın Sığır Eti İthalatı İlk Sekiz Ayda %20 Arttı

Azerbaycan, Ocak-Ağustos 2026 döneminde 8.605 ton taze, soğutulmuş veya dondurulmuş sığır eti ithal etti. İthalatın toplam değeri 36,17 milyon dolar olurken, geçen yılın aynı dönemine göre değer %28, hacim %20 arttı. Veriler, Report’un Devlet İstatistik Komitesi verilerine dayalı hesaplamalarına dayanıyor. Ukrayna 4.474 ton ve 22,63 milyon dolarla başlıca tedarikçi oldu; bu ülkeden alımlar hacimde %17,4, değerde %39 yükseldi. Brezilya’dan ise 2.675 ton sığır eti 7 milyon dolar karşılığında alındı; hacim %47, değer %31 arttı.

Bulgaristan’da Meyve ve Sebze Üreticilerine İlk Kez %50 Avans
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Meyve ve Sebze Üreticilerine İlk Kez %50 Avans

Bulgaristan’da meyve ve sebze üreticilerine, üretime bağlı gelir desteği müdahaleleri kapsamında ilk kez %50 oranında avans ödemesi yapılacak. 2026 kampanyası için belirlenecek avans, destek almaya uygun her hektar başına ilgili müdahalede planlanan birim desteğin yarısı üzerinden hesaplanacak. Tarım ve Gıda Bakanı’nın 23 Ekim 2026 tarihli emriyle belirlenen ödemelerin amacı, üreticilerin geçici likidite sorunlarını aşmasına, tarımsal faaliyetler için gerekli finansmanı sağlamasına ve üretim sürecinin kesintisiz sürdürülmesine katkı vermek. Meyve üretiminde ilk 30 hektara kadar hektar başına 469,39 avro, 30 hektarı aşan uygun alanlar için 312,93 avro ödenecek. Meyve vermeye başlamamış meyve bahçeleri için avans tutarı 217,30 avro olarak belirlendi. Sebze üretiminde domates, salatalık, kornişon ve patlıcan için ilk 30 hektara kadar 515,36 avro, üzerindeki alanlar için 343,57 avro; biber için sırasıyla 629,30 ve 419,54 avro; soğan ve sarımsak için 358,46 ve 238,98 avro avans ödemesi öngörülüyor. Patates tohumu üretiminde hektar başına 466 avro, havuç, lahana, karpuz ve kavun üretiminde ilk 30 hektar için 276 avro, üzerindeki alanlar için 184 avro ödenecek. Örtü altı üretimde tutar hektar başına 4.092,22 avro, dağlık bölgelerde meyve ve sebze üretiminde ise 607,29 avro olacak. Ödemelerin 10 Kasım’a kadar yapılması planlanıyor.

ABD, Avustralya Sığır Eti İçin En Büyük Hedef Pazar Haline Geldi
Görsel kaynağı: Beef Central · Özgün haber
Veri haberi

ABD, Avustralya Sığır Eti İçin En Büyük Hedef Pazar Haline Geldi

Avustralya’nın ABD’ye sığır eti ihracatı, 2025 ve 2026’daki hızlı büyümenin ardından ülkenin iç pazarında kullanılan hacmi aşmış görünüyor. Beef Central’ın Meat & Livestock Australia’dan (MLA) aldığı verilere göre ABD, Avustralya sığır eti için tarihsel olarak ilk kez en büyük tek pazar konumuna gelmiş olabilir. Kaynak, bu kilometre taşının kesin olarak doğrulanmadığını ve karşılaştırmanın tahmini iç kullanım verilerine dayandığını belirtiyor. MLA’nın 2025-26 mali yılı tahminlerine göre Avustralya içindeki sığır eti kullanımı karkas ağırlığıyla 565.856 ton oldu. Bu miktarın %68’lik kemiksiz eşdeğeri 384.782 ton sevkiyat ağırlığına karşılık geliyor. Aynı mali yıl 30 Haziran’da sona ererken ABD’ye yapılan ihracat 493.419 ton sevkiyat ağırlığına ulaştı. Bu hesaplama, ABD’ye gönderilen hacmin iç kullanım için tahmin edilen kemiksiz eşdeğeri geçtiğini gösteriyor. Bununla birlikte, Avustralya iç pazarı doğrudan ölçülmüyor. İç kullanım, toplam ulusal üretim ile ihracat arasındaki farktan çeşitli varsayımlarla hesaplanıyor ve gerçek tüketimin yalnızca bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle MLA sözcüsü, söz konusu karşılaştırmanın dikkatle yorumlanması gerektiğini söyledi. Kaynağa göre kilometre taşının son yıllarda daha önce gerçekleşip gerçekleşmediği kesin değil; böyle bir durumun 1970’ler veya 1980’lerde yaşanmış olabileceği ihtimali de aktarılıyor. ABD’deki sığır varlığının kuraklık ve sürünün toparlandığına ilişkin belirgin işaretlerin bulunmaması nedeniyle son üç yılda 70 yılın en düşük seviyelerine inmesi, ithalatı artıran başlıca koşul olarak gösteriliyor. Avustralya’nın ABD’ye ihracatı 21 Ekim’e kadar 410.000 tona ulaştı; bu, geçen yılın aynı dönemine göre 50.000 tonluk veya %15’lik artış anlamına geliyor. Bazı analistler yıl sonu toplamının 460.000-480.000 tona çıkabileceğini öngörüyor. Kaynak, gelişmenin Avustralya iç pazarındaki belirgin bir zayıflamadan çok ABD ticaretindeki büyümeyle ilgili olduğunu vurguluyor. MLA’nın 4 Ekim’e kadar olan son 12 aylık verilerine göre iç piyasada sığır etinin değeri %12, hacmi %1,1 ve fiyatı %10,8 arttı. MLA’dan Nathan Low, perakende fiyatları çift haneli yükselmesine rağmen sığır etinin perakendedeki değer payının ve hareket eden hacminin arttığını belirtti.

Pakistan, İhracatçı Önerilerini Başbakanın İncelemesine Sunacak
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber

Pakistan, İhracatçı Önerilerini Başbakanın İncelemesine Sunacak

Pakistan Ticaret Bakanlığı, ihracatçıların enerji maliyetleri, vergilendirme, düzenleyici ücretler ve uluslararası pazarlara erişim konusundaki önerilerini birleştirerek Başbakanın değerlendirmesine sunulacak kapsamlı bir sunum hazırlayacak. Karar, Ticaret Bakanı Jam Kamal Khan başkanlığında perşembe günü yapılan; Maliye Bakanlığı yetkilileri, diğer üst düzey kamu görevlileri ve ihracatçıların katıldığı takip toplantısında alındı. Toplantıda ihracatçıların yüksek sanayi enerji maliyetleri, finansman kısıtları, vergilendirme, düzenleyici işlemler, sertifikasyon ücretleri ve dış pazarlara erişimde yaşadığı sorunlar ele alındı. Maliye Bakanlığının oluşturduğu komite, özellikle gaz vergisi politikasını ve hesaplama formülünü inceleyerek olası düzenlemeler önerecek. İhracatçılar ayrıca Pencap altyapı kesintisinin uygulanması, tahsilat yöntemi ve işletmelere getirdiği ek mali yük konusunda kaygılarını aktardı. Pakistan hükümeti, Çin, Güney Kore, Türkiye, Japonya ve Vietnam dahil başlıca ticaret ortaklarıyla mevcut ticaret düzenlemelerini gözden geçirerek daha iyi tavizler sağlamaya çalışıyor. Türkiye’ye Pakistan lastiği ihracatında bazı kategorilerin ikili Tercihli Ticaret Anlaşması kapsamında tavizlerden yararlandığı belirtildi. İhracatçılardan, Türkiye makamlarıyla görüşülecek konular için ürün ayrıntıları ve Gümrük Tarifesi İstatistik Pozisyonu kodlarını sunmaları istendi; hangi lastik kategorilerinin kapsama girdiği açıklanmadı. Vergi teşviklerinde uygunluk eşiklerinin yeniden düzenlenmesi, ihracat gelirine bağlı orantılı süper vergi indirimi ve geleneksel olmayan ihracatçılar için satış vergisi ile iade düzenlemeleri de görüşüldü. İhracat Kolaylaştırma Programının usul ve uygunluk kriterlerinin erişilebilir hale getirilmesi, Bitki Koruma Departmanının sertifikasyon ile tekrarlanan belge değişikliği ücretlerinin gözden geçirilmesi ve Pakistan’ın hayvancılık ile süt ürünleri ihracatını genişletmesine yönelik öneriler hazırlanması gündeme geldi.

Shamonda Virüsü Fransa’da İlk Kez İnsanda Tespit Edildi
Görsel kaynağı: CNBC Indonesia · Özgün haber

Shamonda Virüsü Fransa’da İlk Kez İnsanda Tespit Edildi

Hayvanlarda hastalığa yol açtığı bilinen Shamonda virüsü, Fransa’da ilk kez bir insanda tespit edildi. Enfekte hasta nörolojik komplikasyonlar yaşadı ve ekim ayının başında hayatını kaybetti. Hastanın ciddi bağışıklık sistemi bozukluğu bulunduğu ve Hospices Civils de Lyon hastane grubunda ağır bir hastalık nedeniyle tedavi gördüğü bildirildi. Fransız makamları, virüs enfeksiyonu ile hastanın ölümü arasındaki nedensel ilişkinin henüz kesinleşmediğini ve araştırmanın sürdüğünü açıkladı. Mevcut bilgilere göre genel toplum için risk bulunduğuna dair kanıt bulunmadığı belirtilirken, bu ilk insan vakası nedeniyle insanlara yönelik risk değerlendirmesinin tamamlanmadığı vurgulandı. Shamonda’nın 2026 yazında Fransa, Almanya ve İsviçre’de görüldüğü, İngiltere Hayvan ve Bitki Sağlığı Kurumunun da ağustos ayında Jersey’deki sığırlarda virüsü saptadığı aktarıldı. Shamonda, esas olarak Culicoides cinsinden küçük sokucu sineklerin ısırıklarıyla yayılan bir orthobunyavirüstür. Araştırmacılar, hastanın doğu Fransa’da bu sineklerden biri aracılığıyla enfekte olmuş olabileceğini değerlendiriyor; bu bulaş yolu kesinleşmiş değil. Sığırlarda virüs ateş, ishal, halsizlik ve süt üretiminde düşüşe neden olabilir. Gebe hayvanlarda düşük ve cenin anomalileri de görülebilir. Belirtilerin genellikle geçici olduğu bildirildi. Fransız makamlarına göre hayvanlar arasında önemli ölçekte doğrudan bulaşa dair kanıt bulunmuyor. Virüsün et, süt veya süt ürünleriyle bulaştığını gösteren bilimsel kanıt da yok; ancak hasta hayvanlardan elde edilen ürünlerin tüketilmesine izin verilmiyor. Hayvanlar için henüz aşı veya virüsü ortadan kaldıran özel bir tedavi bulunmazken, korunmada sokucu sineklere maruziyetin azaltılması öneriliyor.

Kanada’nın Manitoba Eyaletinde Buğday Kurulu Tekeline İlişkin Toplu Dava Reddedildi
Fotoğraf: Jeff McIntosh/The Canadian Press · Özgün haber
Veri haberi

Kanada’nın Manitoba Eyaletinde Buğday Kurulu Tekeline İlişkin Toplu Dava Reddedildi

Kanada’nın Manitoba eyaletinde Court of King's Bench Yargıcı Chris Martin, Kanada Buğday Kurulu tekelinin sona erdirilmesinin ardından tahıl çiftçilerinin açtığı toplu tazminat davasını reddetti. Karar, çiftçi Edward Andrew Dennis’in 2017’de Kanada başsavcısı ile Kanada Buğday Kurulu’nun halefi G3 Global Grain Group’a karşı açtığı talebi de kapsıyor. Martin’in kararına göre dava, kurulun özel bir yapıya dönüştürülmesiyle başlayan ve on yılı aşkın süredir devam eden hukuki sürecin son halkası oldu. Toplu dava, Kanada Buğday Kurulu’nun tekel olarak faaliyet gösterdiği son iki yılda havuz pazarlama programı üzerinden satış yapan tahıl çiftçileri adına açıldı. Davada kurulun para ve belirli hesapları kullanma biçimi ele alındı. Çiftçiler, kuruldan sorumlu federal bakanın kamu görevinde görevi kötüye kullandığını ve kurulun sözleşmeyi ihlal ettiğini savunarak toplamı 91 milyon doların biraz üzerinde olabilecek tazminat talep etti. İddiaların merkezinde, kurulun havuz ve havuz dışı satışlar için kullandığı mali yapı vardı. Havuz programında üreticilere beklenen fiyata göre ilk ödeme yapılıyor, ürün satıldıkça oluşan değer artışları ile havuz fazlasından ek ödemeler veriliyordu. Havuz dışı satışlarda ise daha yüksek peşin ödeme yapılıyor, ancak sonraki ödemeler yapılmıyordu. Kurulun havuz dışı satışlardaki zararları karşılamak için ayrı bir ihtiyat fonu bulunuyordu. Çiftçiler, federal bakanın bu fonun tavanını 60 milyon dolardan 100 milyon dolara, ardından 200 milyon dolara çıkarma önerisinde bulunmasını ve kurula fona para aktarma talimatı vermesini hukuka aykırı olarak niteledi. Ayrıca fonun, kurulun özel bir yapıya dönüştürülmesini finanse etmek için genel bir birikmiş kâr hesabı gibi kullanıldığını, havuz hesaplarındaki paranın da geçişle bağlantılı bazı masraflara aktarıldığını ileri sürdü. Fon tavanına ulaşıldığında havuz dışı satışlardan elde edilen kârın havuz hesabına aktarılabildiği ve bunun havuz üreticilerine dağıtılabildiği de karar metninde yer aldı. Yargıç Martin bu iddiaları kabul etmedi. Karara göre bakanın eylemleri uygun ve hukuka uygundu, çiftçilerle kurul arasında davada ileri sürülen yükümlülükleri doğuracak bir sözleşme bulunmuyordu ve kurul, söz konusu masrafları havuz hesaplarından karşılamak zorundaydı. Kanada Buğday Kurulu 1935’te gönüllü bir pazarlama programı olarak kurulmuş, daha sonra batı Kanada’daki çiftçilerin birkaç istisna dışında buğday ve tahıllarını kurula satmak zorunda olduğu zorunlu bir tekele dönüşmüştü. Stephen Harper hükümeti, 2011 federal seçiminden sonra kurulu özel bir yapıya dönüştürmek için adımlar atmıştı. Manitoba Üniversitesi Transport Institute direktörü tarım ekonomisti Barry Prentice, kararın Kanada Buğday Kurulu tartışmasının “son bölümü” olduğunu söyledi. Prentice, kurulun bir dönem çiftçilere hizmet ettiğini ancak zamanla amacını yitirdiğini ve değişime uyum sağlayamadığını savundu. G3 avukatları kararın birden fazla mahkeme ve yargı bölgesinde sürdürülen talebi sonuçlandırdığını belirtirken, federal hükümet sözcüsü mahkemenin inceleme için ayırdığı zaman ve gösterdiği özen için teşekkür etti. Çiftçilerin avukatları ise açıklama yapmadı.

Mısır ve Ayçiçeği Satışında Kalite ve Koşullar Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Mısır ve Ayçiçeği Satışında Kalite ve Koşullar Öne Çıkıyor

Kıt arzın alım fiyatlarını yükseltebilmesine karşın, son derece düşük verim ortalamalarının üreticilerin gelir kaybını her zaman telafi etmeyebileceği belirtildi. Magyar Mezőgazdaság’ın MMG Direkt yayınında IKR Agrár’ın ürün ticareti direktörü Csuka János, üreticilerin piyasa koşullarını değerlendirmesi ve aşırı hava şartlarına uyum sağlaması gereken başlıkları ele aldı. Mısır piyasasında miktarın yanı sıra kalite de belirleyici oluyor. Aflatoksinle bulaşmış ürünün satışı dikkatli değerlendirme ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Avrupa Birliği sınır değerini aşan toksin içeren mısır yem ve gıda amacıyla kullanılamazken, bazı işleme tesisleri bu ürünü biyokütle olarak, örneğin etanol üretiminde değerlendirebiliyor. Ayçiçeği satışında yağ oranı, nem ve karışım oranı hesaplaşmayı etkileyebiliyor. Kalite primiyle satış ile all-in fiyatlandırma arasındaki farkın bilinmesi, üreticilerin kendileri için uygun seçeneği belirlemesine yardımcı olabilir. Teslimat zamanı, depolama ücreti, finansman maliyetleri ve hesaplaşma koşulları da nihai sonucu değiştirdiği için tekliflerin aynı şartlarla karşılaştırılması gerekiyor. Hassas tarım, dijitalleşme, danışmanlık ve hedefli uygulamalar da değişen üretim koşullarında önem kazanıyor.