ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

256 haber · Sayfa 4

Slovakya’da Gıda Fiyatları Beş Yılda Yaklaşık %40 Arttı
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Gıda Fiyatları Beş Yılda Yaklaşık %40 Arttı

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Finax analizine göre Slovakya’da gıda fiyatları son beş yılda toplam yaklaşık %40 arttı. En belirgin yükselişler zeytinyağı ve yumurtada görüldü. Artışın en yoğun olduğu dönem 2022 ve 2023 yılları olurken, Haziran 2021-Mart 2023 arasında gıda fiyatları neredeyse %40 yükseldi. Toplam gıda enflasyonu 2022’de %18,6, 2023’te ise %17,3 oldu. 2022’nin sonunda yıllık fiyat artışı %29’a kadar çıktı. Artış hızı 2024’te yaklaşık %2-3’e, 2025’te %3’ün biraz üzerine geriledi. 2026’da ise bazı aylarda gıda fiyatları yıllık bazda düştü; hazirandaki düşüş %0,5, temmuzdaki düşüş %2,6 olarak kaydedildi. Zeytinyağı, fiyat artışının en belirgin örneklerinden biri oldu. Ürün, AB’de Eylül 2023’te 2021 başına göre %75 daha pahalıydı; euro bölgesinde fiyat Nisan 2024’te iki katından fazla arttı. Slovakya’da yarım litrelik şişenin fiyatı 2021’de yaklaşık 4-5 avrodan daha sonra 8 avroya yaklaştı. Analize göre aşırı kuraklık ve sıcaklıklar, İspanya’daki rekolteyi yarıya indirerek arzı daralttı; enerji, taşımacılık ve ambalaj maliyetleri de yükselişi destekledi. Daha iyi rekolteyle fiyat 2025’ten itibaren hafifçe gerilese de eski seviyesine dönmedi. Yumurtalar 2023’ün başında yıllık bazda %79 pahalandı. 10’lu paket fiyatı 2020’de yaklaşık 1,49 avrodan 2022 sonunda 2,68 avroya çıktı. Yem maliyetleri, kuş gribi, enerji giderleri ve kafessiz yetiştiriciliğe geçiş başlıca etkenler arasında gösterildi. Kanatlı etinin kilogram fiyatı da 2021’den beri bir avrodan fazla artarak Ocak 2026’da 4,40 avroya ulaştı. Domates ve biber gibi meyve sebzelerinde 2022’de ortalama artış %30,6 oldu.

Dünyada Öne Çıkan Beş Modern Tarım Traktörü Tanıtıldı
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Dünyada Öne Çıkan Beş Modern Tarım Traktörü Tanıtıldı

Agronews, güç, yenilikçi yapı ve teknolojik özellikleri temel alarak beş modern tarım traktöründen oluşan bir seçkiyi tanıttı. Kaynak, listenin bütün traktör kategorilerini kapsayan resmi bir dünya sıralaması olmadığını; üst sınıftaki ve öncelikle büyük işletmelere yönelik makineleri içerdiğini belirtiyor. Modeller, geniş arazilerde ağır işlerin yanı sıra hassas tarım, otomasyon ve dijital yönetim uygulamalarıyla ilişkilendiriliyor. John Deere 9RX 830, 18 litrelik altı silindirli motoru ve dört paletli yürüyüş sistemiyle öne çıkıyor. Üretici verilerine göre traktörün nominal gücü 830, azami gücü 913 beygir gücü. Dört paletli yapı, ağır ekipmanlarla çalışırken çekiş gücünün toprağa aktarılmasına yardımcı oluyor. Model; hassas tarım teknolojileri, çalışma parametrelerinin izlenmesi, dijital bağlantı ve otomasyon olanaklarıyla büyük arazilerin derin işlenmesi, ekim ve diğer enerji gerektiren çalışmalar için sunuluyor. Case IH Steiger 785 Quadtrac, özellikle yüksek yük altında çalışması gereken işletmelere yönelik olarak tanıtılıyor. Dört bağımsız tahrikli paleti ve AccuTurn Pro ile AccuSync sistemleri, çekiş ve iş süreçlerinin koordinasyonunu destekliyor; modelin azami gücü 853 beygir gücüne ulaşıyor. Fendt 1100 Vario MT Gen2 serisinin en güçlü modeli 680 beygir gücü geliştiriyor. CLAAS XERION 12.650 ise CEMOS, GPS PILOT ve CEMIS 1200 sistemleriyle hassas yönetim, otomatik yönlendirme ve işlerin kaydına odaklanıyor. CEMOS için verilen %16,8'e kadar yakıt tasarrufu, yalnızca belirli toprak işleme koşullarındaki DLG testinin sonucudur ve tüm işletmeler için aynı sonucu garanti etmez.

Avrupa’da Gıda Fiyatları: İsviçre Zirvede, Türkiye AB Ortalamasının Altında
Görsel kaynağı: Fjala · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa’da Gıda Fiyatları: İsviçre Zirvede, Türkiye AB Ortalamasının Altında

Avrupa’da gıda fiyatları ülkeler arasında belirgin farklılık gösteriyor. Numbeo’nun 2026 yıl ortası verilerini temel alan karşılaştırmada gıda fiyat endeksi, AB ortalaması 100 kabul edildiğinde Moldova’da 57,2 ile İsviçre’de 189,2 arasında değişiyor. Buna göre İsviçre’de gıda fiyatları AB ortalamasının %89,2 üzerinde, Moldova’da ise %42,8 altında bulunuyor. Endeks, Numbeo’nun New York’u 100 kabul eden ölçümünün Euronews Business tarafından AB ortalaması 100 olacak şekilde dönüştürülmesiyle hesaplandı. İsviçre’yi 183,6 puanla İzlanda, 154,4 puanla Norveç, 134,9 puanla Lüksemburg ve 128,4 puanla Danimarka izliyor. AB içinde gıda fiyatlarının en düşük olduğu ülke ise 66,7 puanla Romanya; bu ülkede fiyatlar AB ortalamasının %33,3 altında. Türkiye’nin endeksi 82,1 olarak veriliyor. Bu değer AB ortalamasının altında kalırken, Türkiye bazı AB üyesi ülkelerden daha yüksek bir seviyede bulunuyor. Kaynak ayrıca Türkiye’de Avrupa’nın en yüksek gıda enflasyonunun görüldüğünü belirtiyor. Karşılaştırmada ayrıca her üründen bir kez sayılan 18 kalemlik bir gıda sepeti kullanıldı. Euronews Business’ın Ekim 2026’da topladığı fiyatlara göre bu sepetin AB ortalama maliyeti 69,84 avro. Sepet İsviçre’de 137,90 avro, Moldova’da 41,10 avro ve Norveç’te 116,10 avro tutuyor. Hesaplamada Numbeo’nun 19 ürünlük pazar kategorisinden sigaralar çıkarıldı; ürünler ağırlıklandırılmadan, her biri bir kez hesaba katıldı. Bu nedenle endeks verileriyle sepet verileri aynı dönem aralığını yansıtmıyor. Kaynakta aktarılan değerlendirmelere göre düşük nominal fiyatlar, haneler açısından otomatik olarak daha yüksek satın alınabilirlik anlamına gelmiyor. Romanya’da gıda fiyatları düşük olmasına rağmen aileler bütçelerinin %23,1’ini gıda ve alkolsüz içeceklere ayırıyor; Bulgaristan’da bu oran %20’nin üzerinde. Satın alma gücü hesaba katıldığında ülkeler arasındaki farkın daralabileceği, sepetin ağırlıklandırılması halinde sıralamaların değişebileceği belirtiliyor. Jeremias Máté Balogh işçilik maliyetlerinin yanı sıra enerji, yakıt ve taşımacılık giderlerinin; Ilaria Benedetti ise özellikle yakıt maliyetleriyle birlikte enerjinin son fiyat artışlarında önemli rol oynadığını ifade ediyor.

Güney Afrika’da Tarım İçin Geçici Akaryakıt Vergisi İndirimi Açıklandı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Tarım İçin Geçici Akaryakıt Vergisi İndirimi Açıklandı

Güney Afrika’da tarım kuruluşları, Maliye Bakanı Enoch Godongwana’nın 2026 Orta Vadeli Bütçe Politikası Bildirisi kapsamında açıkladığı geçici akaryakıt vergisi indirimini, tarımsal yayım görevlilerine ek finansmanı ve altyapı yatırımlarını memnuniyetle karşıladı. 21 Ekim’de Parlamento’ya sunulan bütçe paketinde, artan üretim maliyetleri ve iklim riskleri karşısında etkili uygulama ile kamu harcamalarında hesap verebilirliğin belirleyici olacağı vurgulandı. Bütçe, Güney Afrika’nın 2026 ekonomik büyüme beklentisini küresel belirsizlik nedeniyle %1,6’dan %1,2’ye indiriyor. Orta Doğu’daki çatışmanın petrol arzı, enerji ve gıda fiyatları üzerindeki etkisinin yanı sıra El Niño’nun üretici maliyetleri ve çıktıları üzerindeki olası etkileri de görünümü zayıflatan unsurlar arasında gösterildi. 2026/27 tarımsal üretim sezonunda olası kuraklığın ürünleri, hayvancılığı ve otlakları tehdit edebileceği belirtildi. Tarım için en hızlı etkiler yaratması beklenen önlem akaryakıt vergisi indirimi oldu. Genel vergi 4 Kasım-1 Aralık 2026 arasında motorinde litre başına 3 R, benzinde 1,50 R azaltılacak. İndirim 1 Aralık’tan 5 Ocak 2027’ye kadar motorinde litre başına 1,50 R, benzinde 1 R seviyesinde sürdürülecek. Üretim sezonunun başlamasıyla traktörler, diğer makineler ve tarımsal ürün taşımacılığı için yakıt ihtiyacının arttığı dönemde alınan kararın, çiftlikten tüketiciye uzanan zincirde maliyet baskısını hafifletmesi bekleniyor. Agbiz CEO’su Theo Boshoff, Güney Afrika tarım ürünlerinin yaklaşık %80’inin karayoluyla taşındığını belirterek indirimin üreticiler, işleyiciler, dağıtıcılar ve perakendeciler üzerindeki baskıyı azaltabileceğini söyledi. Ancak TLU SA, desteğin geçici olduğuna ve yıllardır kötüleşen altyapı, verimsiz lojistik ile yükselen işletme maliyetlerini telafi edemeyeceğine dikkat çekti. Ticari çiftçilerin çoğunlukla fiyat alıcısı olduğunu belirten kuruluş, artan yakıt ve taşıma maliyetlerinin tamamının tüketicilere aktarılamadığını bildirdi. Hükümetin ihtiyat rezervi, El Niño gibi risklere yanıt vermek üzere 10 milyar R’ye çıkarıldı; ancak bu tutar yalnızca tarıma ayrılmış değil. Etkilenen çiftçilere sağlanacak desteğin risklerin nasıl değerlendirileceğine ve mevcut kaynakların nasıl tahsis edileceğine bağlı olacağı belirtildi. AgriSA altyapı rehabilitasyonu ile şap hastalığı aşısı alımlarını olumlu karşılarken, kuraklığın daha düşük verim, daha yüksek yem ve sulama maliyetleri ile hayvancılıkta otlak ve su azalmasına yol açabileceği uyarısı yapıldı.

Yeni Zelanda’da WoolWorks Yoğun Sezonda Günde 165.000 Kilogram Yün İşleyecek
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’da WoolWorks Yoğun Sezonda Günde 165.000 Kilogram Yün İşleyecek

Yeni Zelanda’nın Hawke’s Bay bölgesindeki WoolWorks yün temizleme tesisi, Kuzey Adası’nda kırkımın yoğunlaştığı aralık-mart döneminde günde yaklaşık 165.000 kilogram yün işleyecek. Napier’in güneyindeki Awatoto fabrikası, koyunlardan elde edilen yağlı yünü temiz, kuru ve preslenmiş ürüne dönüştürerek halı ve yapı ürünleri üreticilerinin kullanımına hazırlıyor. Tesis, işlenen yünü 600 ton basınç uygulayan yeni bir Alman presiyle balyalayıp dünya genelindeki üreticilere gönderiyor. WoolWorks Üst Yöneticisi Rosstan Mazey, sektördeki zorlu koşullara rağmen Yeni Zelanda’nın yün ihracatının geleceği konusunda iyimser olduğunu söyledi. Mazey, son bir yılda özellikle Çin’e gönderilen yağlı yün miktarında zorluk yaşandığını ve Çin’in son aylarda Yeni Zelanda yününe ilgisinin azalmaya başladığını belirtti. Buna karşılık Avrupa ve Hindistan’daki temizlenmiş yün pazarlarına ilginin yeniden arttığını ifade etti. WoolWorks’te temizlenen yünün yaklaşık %85’i Çin, Hindistan, ABD ve Avrupa’ya gidiyor. Bu pazarlarda yün; kilim, yatak ürünleri, halı ve yapı malzemelerine dönüştürülüyor. Yaklaşık %15’lik bölüm ise Yeni Zelanda’da kalıyor. Ülkedeki şirketler temizlenmiş yünü ince yün halılar, yalıtım, akustik paneller ve peyzaj ürünlerinde kullanıyor. Fabrika, Cyclone Gabrielle sırasında Ngaruroro Nehri boyunca taşkın setlerinin yıkılması sonucu yaklaşık iki metre su altında kaldı. İşleme ekipmanlarının hasar gördüğü tesiste yeniden inşa bir yıldan uzun sürdü; elektrik tesisatı yenilendi, elektronik izleme ekipmanı kuruldu ve makineler onarıldı. WoolWorks Grup Güvence Müdürü Tony Cunningham, bazı şirketler yağlı yünü yurt dışına gönderse de Yeni Zelanda’nın yün temizleme kapasitesini korumasının kritik olduğunu söyledi. Şirket ayrıca yüksek enerji maliyetleri ve azalan koyun sayılarıyla karşı karşıya bulunuyor.

Hindistan’da Kuraklık Mısır ve Soya Üretim Tahminlerini Düşürdü
Fotoğraf: SHASHI SHEKHAR KASHYAP · Kaynağın lisans bilgisi
Veri haberi

Hindistan’da Kuraklık Mısır ve Soya Üretim Tahminlerini Düşürdü

Hindistan’da Maharashtra ve Karnataka’nın bazı kesimlerinde yaşanan kuraklık, 2026 kharif sezonunda hayvancılık sektörünün temel yem girdileri olan mısır ve soya üretimine ilişkin tahminleri aşağı çekti. CLFMA of India’nın tahminlerine göre mısır üretimi, önceki yıl tahminine kıyasla %16,75 düşüşle 232,09 lakh ton olacak. Mısır ekim alanının da %9,01 azalarak 89,06 lakh hektara gerilemesi bekleniyor. Soya üretimi ise Hükümetin 2025 kharif tahminine göre %3,52 düşüşle 124,06 lakh ton olarak öngörülüyor. CLFMA of India Başkanı Divya Kumar Gulati, yem formüllerinde temel enerji kaynağı olan mısır görünümünün kanatlı sektörü açısından özellikle endişe verici olduğunu belirtti. Maharashtra’da mısır üretiminin %24,22 düşüşle 22,8 lakh tona, Karnataka’da %33,37 düşüşle 34 lakh tona gerileyeceği tahmin ediliyor. Soya üretiminde de Maharashtra için %3,99, Madhya Pradesh için %10,43 düşüş bekleniyor. Gulati, tahminlerin özellikle mısırda arz baskısı oluşturarak kanatlı sektörünün yem maliyetlerini artırabileceğini söyledi. Ancak bunların gösterge niteliğinde olduğunu, nihai görünümün gerçek hasat sonuçları ve piyasa girişlerine bağlı kalacağını vurguladı. Yem, kanatlı üretim maliyetlerinin yaklaşık %65-70’ini oluşturuyor. SOPA’nın ayrı ilk tahmininde ise soya üretimi %2,11 düşüşle 107,93 lakh ton olarak verildi.

MIV, Üretici Süt Fiyatlarında Artış Bekliyor
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

MIV, Üretici Süt Fiyatlarında Artış Bekliyor

Almanya Süt Endüstrisi Birliği (MIV), üreticilere ödenen süt fiyatlarının önümüzdeki dönemde artabileceğini belirterek temkinli iyimserlik mesajı verdi. Birliğe göre 2026’da üretici süt fiyatları belirgin biçimde geriledi ve beş yılın en düşük seviyesine ulaştı. Yılın ilk aylarındaki yüksek süt miktarı arzı artırırken, iyi satışlara rağmen fiyatlar aşağı yönlü baskı altında kaldı. Ağustos ayında Almanya federal ortalamasında üretici süt fiyatı kilogram başına 41,14 sent oldu. MIV, enerji, dizel ve gübre maliyetlerinin %20’den fazla artmasının süt sığırı işletmelerinin marjlarını ciddi biçimde sıkıştırdığını ve mevcut fiyatların birçok işletme için toplam maliyetleri karşılamadığını bildirdi. Birlik, yaz aylarındaki kuraklık ve ortalamanın altındaki hasatlar nedeniyle süt miktarının azalmasını bekliyor. MIV’e göre etkinin tamamı gelecek ilkbaharda görülebilir. Süt arzının azalması ve talebin istikrarlı kalması halinde mandıraların ihracat için daha fazla seçeneğe sahip olması, üretici fiyatlarını destekleyebilir. Dünya piyasasında yağsız süt tozu ve tereyağı fiyatlarındaki yükseliş de olumlu sinyaller arasında gösteriliyor; ancak vadeli işlem piyasalarındaki hareketlerin yalnızca anlık görünüm sunduğu ve henüz gerçekleşmesi gerektiği belirtiliyor. MIV, içme sütü gibi beyaz ürünlerde 2027 başında tüketici fiyatlarının artmasını bekliyor.

Vita Programına Tarım Teknolojileri İçin 40 Ekip Başvurdu
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

Vita Programına Tarım Teknolojileri İçin 40 Ekip Başvurdu

Campus bio-medico ve Mercedes-Benz Italia tarafından yürütülen Vita – Vision and Innovation for Technological Agriculture açık inovasyon programına ulusal ve uluslararası 40 ekip başvurdu. Startup’ları, araştırmacıları ve üniversite öğrencilerini bir araya getiren program, tarım ve tarım-gıda sektöründe uygulanabilecek teknolojik çözümler geliştirmeyi; uygulamalı araştırma, sürdürülebilirlik ve yeni üretim alanlarına odaklanmayı amaçlıyor. Başvurular, kontrollü ortamlarda nutraceutik bileşikler ve tıbbi bitkiler üretiminden çevresel izlemede yapay zekâ ve bilgisayarlı görü kullanımına kadar farklı konuları kapsıyor. Enerji sistemlerinin fotovoltaik ile bütünleştirilmesi ve yüksek katma değerli yenilikçi üretimler de programın çalışma başlıkları arasında bulunuyor. Faaliyetler dört alana ayrılıyor: otonom ve öngörücü yönetim modellerini hedefleyen akıllı sera; kontrollü ortamda yüksek değerli ürünler, yeni gıdalar ve süper gıdalar geliştirmeye odaklanan sürdürülebilir beslenme ve yeni gıdalar; insan sağlığına yönelik biyomoleküller için tıbbi bitkilerin yetiştirilmesi; yenilenebilir enerji kullanımını artırmayı ve şebekeye bağımlılığı azaltmayı amaçlayan tesis enerjisi. Programın ilk çalışma toplantısı 22 Ekim’de Agri Research & Teaching Center’da gerçekleştirildi. Katılımcılar teknik değerlendirmelere, ekip ve mentor sunumlarına ve yüksek teknoloji seraları, akuaponik-hidroponik sistemler, deney laboratuvarları, fitotronlar ile sürdürülebilir enerji üretim tesislerini kapsayan altyapı ziyaretine katıldı. Bu görüşmelerin ardından ekiplerin ilk deney önerilerini geliştirmeye başlaması bekleniyor. İkinci çalışma gününün kasım ortasında yapılması, sürecin aralık ayındaki final etkinliğiyle tamamlanması planlanıyor. Ekipler önerilerini teknik-bilimsel jüriye sunacak ve jüri kazanan projeyi belirleyecek. Vita, Campus bio-medico’nun araştırma, eğitim, sürdürülebilirlik ve inovasyonu bir araya getiren Social Green Masterplan yaklaşımının parçası olarak yürütülüyor.

Pakistan, İhracatçı Önerilerini Başbakanın İncelemesine Sunacak
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber

Pakistan, İhracatçı Önerilerini Başbakanın İncelemesine Sunacak

Pakistan Ticaret Bakanlığı, ihracatçıların enerji maliyetleri, vergilendirme, düzenleyici ücretler ve uluslararası pazarlara erişim konusundaki önerilerini birleştirerek Başbakanın değerlendirmesine sunulacak kapsamlı bir sunum hazırlayacak. Karar, Ticaret Bakanı Jam Kamal Khan başkanlığında perşembe günü yapılan; Maliye Bakanlığı yetkilileri, diğer üst düzey kamu görevlileri ve ihracatçıların katıldığı takip toplantısında alındı. Toplantıda ihracatçıların yüksek sanayi enerji maliyetleri, finansman kısıtları, vergilendirme, düzenleyici işlemler, sertifikasyon ücretleri ve dış pazarlara erişimde yaşadığı sorunlar ele alındı. Maliye Bakanlığının oluşturduğu komite, özellikle gaz vergisi politikasını ve hesaplama formülünü inceleyerek olası düzenlemeler önerecek. İhracatçılar ayrıca Pencap altyapı kesintisinin uygulanması, tahsilat yöntemi ve işletmelere getirdiği ek mali yük konusunda kaygılarını aktardı. Pakistan hükümeti, Çin, Güney Kore, Türkiye, Japonya ve Vietnam dahil başlıca ticaret ortaklarıyla mevcut ticaret düzenlemelerini gözden geçirerek daha iyi tavizler sağlamaya çalışıyor. Türkiye’ye Pakistan lastiği ihracatında bazı kategorilerin ikili Tercihli Ticaret Anlaşması kapsamında tavizlerden yararlandığı belirtildi. İhracatçılardan, Türkiye makamlarıyla görüşülecek konular için ürün ayrıntıları ve Gümrük Tarifesi İstatistik Pozisyonu kodlarını sunmaları istendi; hangi lastik kategorilerinin kapsama girdiği açıklanmadı. Vergi teşviklerinde uygunluk eşiklerinin yeniden düzenlenmesi, ihracat gelirine bağlı orantılı süper vergi indirimi ve geleneksel olmayan ihracatçılar için satış vergisi ile iade düzenlemeleri de görüşüldü. İhracat Kolaylaştırma Programının usul ve uygunluk kriterlerinin erişilebilir hale getirilmesi, Bitki Koruma Departmanının sertifikasyon ile tekrarlanan belge değişikliği ücretlerinin gözden geçirilmesi ve Pakistan’ın hayvancılık ile süt ürünleri ihracatını genişletmesine yönelik öneriler hazırlanması gündeme geldi.

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı

Stellenbosch Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Bölümü'nden Prof. Abel Esterhuyse, Güney Afrika'nın Western Cape bölgesindeki Kleinmond yakınlarında düzenlenen Dünya Dohne Merinosu Konferansı'nda küresel tarımın karşı karşıya olduğu riskleri anlattı. Güney Afrikalı üreticilerin güvensizlik, yetersiz altyapı ve bozulan kamu hizmetleriyle çevrili koşullarda işletmelerini çalışır durumda tutmayı öğrendiğini belirten Esterhuyse, benzer baskıların başka ülkelerdeki çiftçileri de etkileyebileceğini söyledi. Esterhuyse, Prof. David Betz'e atfettiği “dünyanın Güney Afrikalaşması” kavramıyla, işleyen özel alanların bozulan kamu altyapısıyla yan yana var olduğu daha parçalı bir ekonomik ve toplumsal yapıya işaret etti. Sunumunda toplumsal parçalanmanın yanı sıra demografik değişim, jeopolitik istikrarsızlık, çevresel baskılar ve teknolojik dönüşümü tarımı yeniden şekillendiren diğer güçler olarak sıraladı. Bu koşulların üreticileri yalnızca işletmelerindeki sorunlarla değil, daha geniş ekonomik ve güvenlik gelişmeleriyle de karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti. Demografik eğilimler kapsamında Avrupa Birliği (AB) ve Çin'i örnek gösteren Esterhuyse, AB'nin dünya nüfusundaki payının %5,5 olmasına karşın küresel sosyal refah harcamalarının %58'ini ve savunma harcamalarının %16'sını oluşturduğunu aktardı. AB'de ortanca yaşın 44,7 olduğunu ve 2100'de 49,6'ya çıkmasının beklendiğini belirterek, yaşlanan nüfus ile daha az sayıdaki genç çalışanın mevcut refah modelinin sürdürülebilirliği üzerinde baskı yaratabileceğini söyledi. Çin'de nüfusun yaşlanması, değişen tüketim tercihleri ve azalan genç iş gücü nedeniyle üretimi sürdürmek için yapay zekâ ve insan emeğinin yerine geçebilecek teknolojilere yönelimin arttığını dile getirdi. Afrika'nın bu yüzyılda küresel nüfus artışının büyük bölümünü oluşturacağını ve gelecekte dünya gıda talebini yönlendireceğini belirten Esterhuyse, kıtanın mevcut tarımsal üretiminin küresel toplamın yaklaşık %8 ila %10'u düzeyinde olduğunu söyledi. Hızlı kentleşmenin üretim ile büyüyen şehir pazarları arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi gerektireceğini, ancak nüfus artışının otomatik olarak daha yüksek satın alma gücü anlamına gelmediğini kaydetti. Güvenlik harcamalarının düşük olmasının da kıtanın üretim ve gıda tedarik potansiyelini kullanmasını zorlaştırabileceğini savundu. Jeopolitik gerilimlerin gıda ve gübre ticaretini aksatabileceğini, enerji arzı ve maliyetleri üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Esterhuyse, su, arazi ve diğer stratejik kaynaklar için rekabetin artacağı uyarısında bulundu. Deniz yollarının tehditlere daha açık hâle gelmesinin Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi güzergâhların korunmasını zorlaştırdığını, bu nedenle Ümit Burnu çevresindeki deniz yolunun mal taşımacılığındaki stratejik öneminin arttığını söyledi. Bu risklerin ihracata ve ithal girdilere erişime de yansıyabileceğini ifade etti. İklim değişikliğini çiftçiler açısından tatlı su kıtlığı, gıda sistemlerinde bozulma ve çevresel baskı kaynaklı göçle ilişkilendiren Esterhuyse, biyolojik çeşitlilik kaybı ile ekosistem çöküşünün devletleri kırılganlaştırarak çatışmaları besleyebileceğini belirtti. Ona göre temel zorluk, iklimin daha değişken, suyun daha sınırlı ve ekosistemlerin daha fazla bozulduğu bir ortamda yeterli gıda üretmek olacak.

Mısır’da Pirinç Fiyatlarındaki Gerileme Arz Fazlasına Bağlandı
Görsel kaynağı: Al-Masry Al-Youm · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Pirinç Fiyatlarındaki Gerileme Arz Fazlasına Bağlandı

Mısır Tarım ve Arazi Islahı Bakanı Alaa Farouk, pirinç fiyatlarındaki gerilemenin planlanan ekim alanlarının aşılması ve feddan verimindeki artışla oluşan arz fazlasından kaynaklandığını açıkladı. Farouk, bir televizyon programındaki telefon bağlantısında, üreticilerin maliyetlerin altında kalan fiyatlara ilişkin şikâyetlerini değerlendirdi. Bakanın aktardığına göre pirinç ekimi için planlanan 1,05 milyon feddanlık alan %40 ila 50 oranında aşıldı. Feddan başına verim de 2014’te yaklaşık 2,5 tondan günümüzde 4 ila 5 tona yükseldi. Ekim alanı ve verimdeki artışın talebi aşan arz oluşturduğu, bunun da fiyatları aşağı çektiği belirtildi. Farouk, üreticilerin gelirlerini korumak ve daha adil fiyat oluşumunu desteklemek için tarım politikasıyla belirlenen ekim alanlarına uyulması gerektiğini söyledi. Görüşmede ayrıca enerji fiyatlarının 65 dolardan 100-110 dolar aralığına çıkması, tedarik zinciri sorunları, Babülmendep ve Süveyş Kanalı’ndaki problemler ile bölgesel gerilimlerin bazı ürünlerin maliyetlerini artırdığı ifade edildi. Bakanlık, ithal yemlere bağımlılığı azaltmak için yerli yem alternatiflerinin ekimini de genişletiyor.

AXA Türkiye Raporu: 2050’de 65 Milyon Kişi Su Stresiyle Karşılaşabilir
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

AXA Türkiye Raporu: 2050’de 65 Milyon Kişi Su Stresiyle Karşılaşabilir

AXA Climate ve AXA Türkiye tarafından hazırlanan AXA Türkiye İklim Raporu 2026, iklim değişikliğinin önümüzdeki 25 yılda Türkiye’nin su kaynakları, tarımı, kentleri ve kritik altyapısı üzerindeki risklerini ortaya koydu. Rapora göre 2050’de yaklaşık 65 milyon kişi yüksek veya çok yüksek su stresiyle karşı karşıya kalabilir. Bu sayı, Türkiye’nin mevcut nüfusunun yaklaşık %74’üne denk geliyor. Aynı dönemde 23 milyon kişinin ısı stresine maruz kalabileceği öngörülüyor. Raporda, artan sıcaklıklar, değişen yağış düzenleri ve büyüyen su talebi nedeniyle Türkiye topraklarının yaklaşık %66’sında önemli su kıtlıkları yaşanabileceği belirtiliyor. Su kaynaklarındaki değişimlerin kentlerin su arzından tarımsal verime, sanayi faaliyetlerinden enerji üretimine kadar birçok alanı doğrudan etkileyebileceği ifade ediliyor. Bu nedenle su yönetiminde bugün atılacak proaktif adımların, gelecekteki iklim risklerine uyum kapasitesinin güçlendirilmesinde belirleyici olacağı kaydediliyor. Rapor, su kıtlığı ve aşırı sıcakların yanı sıra orman yangınları, seller ve heyelanları da gelecek dönemin öne çıkan iklim riskleri arasında sıralıyor. Birbirine bağlı bu riskler karşısında kentlerin, tarımsal üretimin, enerji ve ulaşım altyapısının, tedarik zincirlerinin ve yerel ekonomilerin dayanıklılığının artırılması gerektiği vurgulanıyor. Sigorta Haftası kapsamında Yavuz Ölken ve Yekta Kopan’ın sunumlarıyla tanıtılan rapora ilişkin değerlendirmesinde AXA Türkiye CEO’su Ölken, iklim risklerinin Türkiye’nin farklı bölgelerinde değiştiğini ve günlük yaşamdan geniş ekonomiye uzanan etkiler yaratabildiğini belirtti. Ölken, risklerin daha iyi anlaşılması, veri temelli erken öngörülerin geliştirilmesi ve zararların azaltılmasına katkı sağlayacak yaklaşımların önemine dikkat çekti.

Republika Srpska’da Kaliteli Tarım Arazilerinin Güneş Santrallerinde Kullanılmaması İstendi
Görsel kaynağı: Agroportal.ba · Özgün haber

Republika Srpska’da Kaliteli Tarım Arazilerinin Güneş Santrallerinde Kullanılmaması İstendi

Republika Srpska Tarım, Ormancılık ve Su Yönetimi Bakanı Anđelka Kuzmić, kaliteli tarım arazilerinin güneş enerjisi santrali inşasında kullanılmaması gerektiğini söyledi. Kuzmić, enerji üretimi kadar gıda üretiminin de önemli olduğunu belirterek açıklamayı Gradiška yakınlarındaki Karajzovci’de yaptı. Kuzmić, yasal düzenlemelerin dördüncü sınıfa kadar olan tarım arazilerinin başka amaçlarla kullanılmasına izin vermediğini aktardı. Bakanlığın geçen yıl sonunda hazırladığı raporda bölgede güneş santrali inşasında genişleme kaydedildiği belirtildi. Küçük santraller için izinleri yerel yönetimler verirken bakanlık, yerel yöneticilere yazı gönderdi ve daha sıkı denetim çağrısı yaptı.

İspanya’da Cherry Domates Ekimi Daralıyor, Fas Rekabeti Gündemde
Görsel kaynağı: La Razón · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Cherry Domates Ekimi Daralıyor, Fas Rekabeti Gündemde

İspanya’da cherry domates ekim alanı daralırken, sektör temsilcileri Fas’tan gelen rekabeti bu gerilemenin nedenlerinden biri olarak gösterdi. Konu, İspanyol heyetinin katıldığı 15 Ekim’deki Avrupa Komisyonu Domates Uzmanlar Grubu toplantısında Brüksel’de gündeme getirildi. FEPEX’in 19 Ekim’de yayımladığı nota göre gerileme özellikle salkımsız cherry domates üretiminde görülüyor. Temsilciler, İspanya ile Fas arasındaki iş gücü maliyetleri ve düzenleyici koşul farklarının rekabeti etkilediğini belirtti. Fas ürününün düşük fiyatlarının İspanyol domatesinin fiyatları üzerinde baskı oluşturduğu, daha yüksek satış fiyatlarının ise üreticilerin kârlılığında eşdeğer bir iyileşme sağlamadığı ifade edildi. Üretim ve hasat taşımacılığında enerji, gübre ve petrol türevleri başta olmak üzere maliyetlerin arttığı bildirildi. Sektör temsilcilerine göre enerji ve taşımacılık maliyetleri normal kabul edilen koşullara kıyasla %16, plastik, ambalaj ve paketleme maliyetleri ise %18 yükseldi. İspanya’nın toplam domates üretiminde 2025/2026 kampanyasında ekim alanı görece istikrarlı kalırken üretim yaklaşık %2 geriledi. Bu düşüşte virüslere dayanıklı ancak daha düşük verimli çeşitler, bitki sağlığı sorunları ve olumsuz hava koşulları da gerekçe olarak sıralandı. Toplantıda sunulan verilere göre AB, 2025’te AB dışı ülkelerden 773 bin ton taze domates ithal etti; bunun 527 bin tonu Fas’tan geldi. Söz konusu veriler tüm taze domatesi kapsıyor, yalnızca cherry domatese ilişkin değil ve AB içindeki ticareti içermiyor. AB’nin üçüncü ülkelere taze domates ihracatı 383 bin tona ulaşırken Birleşik Krallık 279 bin tonla başlıca varış noktası oldu. İspanyol heyeti, bu zorluklara rağmen sektörün ticari taahhütlerini yerine getirdiğini bildirdi.

Moldova’da 2027 İçin Tarımda %8 KDV Önerisi
Görsel kaynağı: Moldpres · Özgün haber
Veri haberi

Moldova’da 2027 İçin Tarımda %8 KDV Önerisi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Moldova’nın 2027 mali ve gümrük politikası projesi, ikinci görüşmeye hazırlanırken tarım ürünleri, hane halkı elektriği, enerji yatırımları ve vergi indirimlerine ilişkin değişiklikler içeriyor. Proje, 70’ten fazla parlamento değişikliği ile iş dünyası ve diğer danışma katılımcılarından gelen 110’dan fazla talebin incelenmesinin ardından yeniden düzenlendi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Parlamento’da oylanması gerekiyor. Tarım sektörü bakımından proje, buğday, mısır ve ayçiçeği tohumlarında %8 Katma Değer Vergisi (KDV) oranını 2027’nin tamamında koruyor. Ayrıca belirli tarım ürünlerinin KDV mükellefleri arasındaki yurt içi işlemlerinde tersine KDV vergilendirmesi uygulanacak. Bu yöntemde vergi, alıcı ile satıcı arasında fiilen aktarılmayacak. Parlamento komisyonu başkanına göre uygulama, söz konusu işlemleri yapan şirketlerin nakit ihtiyacını azaltabilecek. Hane halkının KDV ödemeden yararlanabileceği aylık elektrik tüketimi, projenin ilk hâlindeki 100 kilovatsaatten 150 kilovatsaat’e çıkarılacak. Vergi düzenlemeleri kapsamında, artırılmış kişisel indirimden yararlanan mükelleflerin yıllık indirim tutarı 6.660 ley artırılacak. Bakmakla yükümlü olunan her kişi, çocuklar da dahil olmak üzere, için yapılacak yıllık indirim artışı ise 1.140 ley olacak. Bu tutarlar vergilendirilebilir gelirden düşülecek. Proje, yenilenebilir enerji ve enerji depolama yatırımlarına yönelik kolaylıklar da getiriyor. Uygun yatırımcılar, ithal enerji depolama bataryaları için gümrük yükümlülüklerinin ödenmesini 20 aya kadar erteleyebilecek. Yatırımın faaliyete alınması ve yasal koşulların yerine getirilmesi hâlinde söz konusu yükümlülükler iptal edilebilecek. Spor hizmeti harcamalarının belirli sınırlar içinde gelir vergisinden düşülmesi ve spor kuruluşlarına bağışlanan ekipmanların vergisiz teslimi de öneriler arasında yer alıyor. Sosyal yardım kurumlarının inşası ve işletilmesi için kullanılan mal ve hizmetlerdeki KDV muafiyeti korunacak.

Avrupa Merkez Bankası 2027'de Gıda Fiyatları İçin Artış Uyarısı
Görsel kaynağı: Shekulli · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Merkez Bankası 2027'de Gıda Fiyatları İçin Artış Uyarısı

Avrupa Merkez Bankası, avro bölgesinde gıda fiyatları enflasyonunun 2027'de artabileceği uyarısında bulundu. Bankanın yayımlanan tahminlerine göre gıda fiyatları enflasyonu yılın üçüncü çeyreğinde %3,4'e ulaşabilir. Bu oran kesinleşmiş bir sonuç olarak değil, önümüzdeki dönemdeki ekonomik ve iklim koşullarına bağlı olası bir senaryo olarak değerlendiriliyor. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, beklentinin temel gerekçeleri arasında gösteriliyor. Petrol, doğal gaz ve elektrik fiyatlarındaki artışın tarımsal üretimi, gıda ürünlerinin işlenmesini, taşımayı ve ürünlerin pazara dağıtımını doğrudan etkileyebileceği belirtildi. Bunun yanında uzun süreli kuraklıklar, sıcak hava dalgaları ve diğer aşırı hava olayları mahsullere zarar verebilir, tarımsal verimi düşürebilir ve belirli gıdaların arzını sınırlayabilir. Avrupa'nın ve dünyanın başlıca üretim bölgelerinin bazılarında üretimin gerilemesi, fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturabilir. Gıda enflasyonundaki artışın ekmek, tahıl, meyve, sebze ve diğer temel ürünlerde hanehalkı harcamalarını yükseltebileceği ifade edildi. Etkinin, bütçelerinin daha büyük bölümünü gıdaya ayıran düşük gelirli ailelerde daha belirgin olması bekleniyor. Bununla birlikte, ekonomik tahminler bütün ürünlerin aynı oranda pahalanacağı anlamına gelmiyor. Fiyatların seyri; tarımsal üretim, tüketici talebi, taşıma maliyetleri ve uluslararası piyasalardaki gelişmelerin yanı sıra enerji ve hava koşullarına bağlı olacak. Avrupa Merkez Bankası'nın tahmini avro bölgesine ilişkin olsa da Avrupa piyasalarındaki gelişmelerin Arnavutluk üzerinde de etkisi olabileceği belirtildi. Arnavutluk'un bazı gıda ürünlerinde ithalata bağımlı olması, ülke içindeki piyasayı ticaret ortaklarındaki fiyat değişimlerine duyarlı hale getiriyor. Uluslararası piyasalarda üretim maliyetleri ve gıda fiyatları yükselirse Arnavutluk'ta da fiyatlar üzerinde baskı oluşabilir; ancak etkinin düzeyi ithalat fiyatları, iç üretim, döviz kuru ve dağıtım maliyetlerine bağlı olacak.

Fas, 2031’e kadar 1,8 Milyar M³ Arıtılmış Su Hedefliyor
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas, 2031’e kadar 1,8 Milyar M³ Arıtılmış Su Hedefliyor

Fas hükümeti, su güvenliğini güçlendirmek amacıyla deniz suyu arıtma tesislerinin gerçekleştirilmesini hızlandırmayı planlıyor. Hükümet programında, 2031 ufkunda 1,8 milyar m³ arıtılmış suyun seferber edilmesi hedefleniyor. Hedef, Fatima Ezzahra El Mansouri’nin 19 Ekim Pazartesi günü Parlamento’nun iki kanadında sunduğu programdaki yönelimler arasında yer aldı. Arıtma yatırımları, ulusal su tedarikini çeşitlendirmeyi amaçlayan daha geniş bir altyapı stratejisinin parçası olarak ele alınıyor. Bu kapsamda kurak, yarı kurak ve dağlık bölgelerle vahalardaki barajların güçlendirilmesi, gerektiğinde havzalar ve bölgeler arasında su transferi yapılması öngörülüyor. Hükümet, bu transferlerde bölgelerin su dengesinin korunacağını belirtiyor. Ancak açıklanan 1,8 milyar m³’lük hedefin tamamı sulamaya ayrılmış değil. Kullanım alanlarına göre dağılım, sulamaya hizmet verecek tarım arazilerinin büyüklüğü ve ek suyun hangi üretim havzalarına ulaşacağı belirtilmedi. Bu nedenle mevcut duyuru, tarım işletmeleri için belirli bir ölçekte yeni su mevcudiyetini ortaya koymuyor. Hükümet ayrıca uzun vadeli su politikasının stratejik çerçevesi olacak Ulusal Su Planı’nı hazırlayacağını duyurdu. Tarımsal etkilerin değerlendirilebilmesi için tesislerin konumu, su sağlama takvimi, sulamaya ayrılacak hacimler ve fiyatlandırmanın proje bazında netleşmesi gerekiyor.

Birleşik Krallık'ta Gıda Bankasına İhtiyaç Riski 2029'da 9,1 Milyona Çıkabilir
Görsel kaynağı: The Independent · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık'ta Gıda Bankasına İhtiyaç Riski 2029'da 9,1 Milyona Çıkabilir

Birleşik Krallık'ta 2028/29 mali yılında, Mart 2029'a kadar 9,1 milyondan fazla kişinin gıda bankasına ihtiyaç duyma riski taşıyabileceği tahmin ediliyor. Yoksullukla mücadele kuruluşu Trussell'in modellemesine göre bu sayı, 2025/26'da kaydedilen 9,07 milyonluk önceki zirveyi aşabilir. Tahminin 6,2 milyon yetişkin ile 2,9 milyon çocuktan oluşacağı öngörülüyor. Projeksiyonlar, WPI Economics tarafından hazırlanan ve Bütçe Sorumluluk Ofisi'nin ortalama ücret artışı, sosyal güvenlik ödemeleri ile kira ödemelerine ilişkin tahminlerini kullanan çalışmalara dayanıyor. Hesaplamalarda İşçi Partisi hükümetinin geçen nisandan itibaren iki çocuk yardım sınırını kaldırması ve evrensel krediyi artırması gibi politika değişiklikleri de dikkate alınıyor. Trussell'in verilerine göre gıda bankasına ihtiyaç duyma riski taşıyan, ağır yoksunluk içindeki kişi sayısının Mart 2027'ye kadar olan yılda dokuz milyona yaklaşması, Mart 2028'e kadar olan 12 aylık dönemde ise dokuz milyonu biraz aşması bekleniyor. Bu göstergede 2022/23'te 8,2 milyon kişi kaydedilmişti. Trussell, 2025'te dağıtılan toplam gıda kolisi sayısının 2024'e göre %12 azaldığını ve bunu temel ihtiyaç maliyetlerindeki artışın yavaşlaması ile daha az kişinin işini kaybetmesine bağladığını bildirdi. Ancak Trussell politika ve araştırma direktörü Helen Barnard, yüksek enflasyonun 2024/25'ten bu yana daha fazla kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmasına yol açtığını söyledi. Barnard, özellikle enerji maliyetlerindeki artışların önümüzdeki aylarda gıda ve ısınma giderlerini karşılamayı daha da güçleştirebileceğini belirtti.

Irak Bakanlar Kurulundan Tarımsal Ürün İthalatına 2026 Sonuna kadar İzin
Görsel kaynağı: NINA — Irak Ulusal Haber Ajansı · Özgün haber

Irak Bakanlar Kurulundan Tarımsal Ürün İthalatına 2026 Sonuna kadar İzin

Irak Başbakanı Ali Falih el-Zeydi’nin başkanlık ettiği Bakanlar Kurulunun salı akşamı düzenlenen 24. olağan toplantısında, Tarım Bakanlığına tüm tarımsal ürünlerin ithalatını 31 Aralık 2026’ya kadar açma yetkisi verildi. Kararın, ülkede gıda güvenliğini sağlamak amacıyla alındığı bildirildi. Toplantıda ayrıca Irak’a ithal edilen güneş enerjisi sistemlerinden alınan gümrük vergileri sıfırlandı. Düzenlemenin özel sektörü desteklemesi ve vatandaşları elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kullanımına yönlendirmesi hedefleniyor. Elektrik Bakanlığına bağlı Kuzey Bölgesi Elektrik İletim Genel Şirketinin 600 ila 1000 megavat kapasiteli enerji tedarik sözleşmesi imzalaması da onaylandı. Sağlık alanında ise sınır kapılarında bekleyen Sağlık Bakanlığına ait ilaç, tıbbi malzeme ve aşı sevkiyatlarının çıkarılmasına izin verildi. Bu sevkiyatların gümrük ücretleri, bakanlığın resmî taahhüdü karşılığında ertelenecek; ürünler depolama ücretleri ile para cezalarından muaf tutulacak. Karar yayımlandığı tarihten itibaren uygulanacak ve bir sonraki federal genel bütçe kanununun kabul edilmesiyle sona erecek. Bakanlar Kurulu, sağlık ve tıp meslekleri mensuplarının kademelendirilmesine ilişkin 2000 tarihli kanunda dördüncü değişiklik tasarısını ve Irak ile Katar arasındaki deniz taşımacılığı anlaşmasının onaylanmasına ilişkin kanun tasarısını Meclise gönderdi. Basra’daki petrol tesisleri için su kullanımına ve Şattü’l-Arab üzerindeki kesici bent projesinin ikinci aşamasına yönelik kararlar da toplantı gündeminde yer aldı.

Güney İtalya'daki Çiftçi Protestosu Avrupa Parlamentosu'na Taşındı
Görsel kaynağı: Il Fatto Quotidiano · Özgün haber

Güney İtalya'daki Çiftçi Protestosu Avrupa Parlamentosu'na Taşındı

Güney İtalya'da çiftçiler ile karayolu taşımacılığı çalışanlarının yüksek yakıt maliyetine karşı düzenlediği protesto Avrupa Parlamentosu'na taşındı. Beş Yıldız Hareketi heyeti, Strazburg'daki genel kurul oturumu sırasında göstericilerle dayanışma eylemi düzenleyerek “Güney krizde” ve “Hayat pahalılığına son” yazılı dövizler taşıdı. Avrupa Parlamentosu üyesi Mario Furore, İtalya hükümetinin protestolar hakkında Brüksel'i bilgilendirip bilgilendirmediğini sormak üzere Avrupa Komisyonu'na acil soru önergesi vereceğini açıkladı. Heyet başkanı Pasquale Tridico, enerji şirketlerinin olağanüstü kârlarından alınacak vergiyle Avrupa çapında yakıt vergi kredisi oluşturulmasını önerdi; Giuseppe Antoci ise Mercosur anlaşmasına karşı olduklarını yineledi.

Hindistan’da Mısır Bazlı Etanolün Alım Fiyatı Düşürüldü
Görsel kaynağı: The Hindu BusinessLine · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’da Mısır Bazlı Etanolün Alım Fiyatı Düşürüldü

2 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

Hindistan’da petrol pazarlama şirketleri, 2026-27 etanol tedarik yılında mısır bazlı etanolün alım fiyatını litre başına 71,86 rupiden 68,86 rupiye düşürdü. Bu hammaddeden üretilen etanol için verilen teşvik de litre başına 5,79 rupiden 2,79 rupiye indirildi. Düzenleme, ülkenin etanol harmanlama programının başlamasından bu yana mısır bazlı biyoyakıtın alım fiyatında yapılan ilk düşüş oldu. Aynı dönemde C-Ağır Melas etanolünün alım fiyatı litre başına 57,97 rupi, hasarlı gıdalardan, yani kırık pirinçten üretilen etanolün fiyatı 64 rupi olarak korundu. Hindistan Gıda Kurumu’nun sattığı pirincin fiyatı ise litre başına 1,82 rupi artırıldı. Petrol pazarlama şirketleri ayrıca farklı hammaddelerden üretilecek 1.100 crore litre etanol için ilk ihaleyi açtı; miktarın 300’er crore litrelik bölümleri ilk iki çeyreğe, 250’şer crore litrelik bölümleri son iki çeyreğe ayrıldı. Şeker kamışı suyu veya şurubu ile B-Ağır Melastan üretilecek etanol için 2026-27 fiyatları açıklanmadı. Petrol pazarlama şirketleri, bu hammaddelerden üretilen etanolü satın almayacak. Kararın gerekçesi, iç tüketim için şeker arzını koruma ve üretimin hava koşulları nedeniyle baskı altında olduğu dönemde fiyat artışlarını sınırlama hedefiyle ilişkilendirildi. Tahıl bazlı damıtımevleri litre başına 3 rupilik indirime tepki gösterdi. Tahıl Etanol Üreticileri Birliği Başkanı CK Jain, daha düşük fiyatlı pirinç bazlı arzla birlikte mısır teşvikinin azaltılmasının mısır bazlı üretimin ekonomisini ve çiftçiler için oluşturduğu pazarı zayıflatabileceğini söyledi. Hindistan Şeker ve Biyoenerji Üreticileri Birliği ise şeker kamışı suyu ve B-Ağır Melas kısıtlamasını destekledi; ancak özel etanol tesislerine tanınan ayrıcalıklı tahsisatın sürdürülmemesi gerektiğini belirtti.

Çiftçilere 737 Milyon Avroluk Ek Kaynak: 2027’de Temel Primler Artacak
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

Çiftçilere 737 Milyon Avroluk Ek Kaynak: 2027’de Temel Primler Artacak

Almanya’da çiftçilerin gelir temel desteği, ilk hektarlar ve eko düzenlemeler kapsamında 2027’de daha yüksek prim alması bekleniyor. Tarım Bakanı Alois Rainer, gelecek yıl Birinci Sütun için kullanılabilecek yaklaşık 737 milyon avroluk ek kaynağın tamamının 2027’de ödenmesine karar verdi. Rainer daha önce fonların yalnızca bir bölümünü 2027’de kullanmayı, çoğunu ise gelecek Ortak Tarım Politikası (OTP) destek dönemine bırakmayı planlıyordu. Ancak kısmen ortalamanın altında kalan hasat ile artan gübre ve enerji maliyetleri bu kararın değiştirilmesinde etkili oldu.

Fas Kaynaklı Domatesler, 2025’te AB’nin Üçüncü Ülke İthalatının %68,2’sini Oluşturdu
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas Kaynaklı Domatesler, 2025’te AB’nin Üçüncü Ülke İthalatının %68,2’sini Oluşturdu

Fas, 2025’te Avrupa Birliği’ne 527.000 ton taze domates tedarik etti. Bu miktar, AB’nin üçüncü ülkelerden yaptığı 773.000 tonluk taze domates ithalatının yaklaşık %68,2’sine karşılık geldi. Oran, AB dışı tedarikleri kapsıyor; Avrupa’daki toplam domates piyasasının tamamı için geçerli değil. Brüksel’de 15 Ekim’de toplanan Avrupa Komisyonu meyve ve sebze piyasası gözlemevinin domates uzmanları, sektörün üretim ve ticari durumunu değerlendirdi. FEPEX’in aktardığı değerlendirmeye göre İspanyol delegasyonu, özellikle açıkta satılan kiraz domatesinde ülke içindeki üretim alanlarının azaldığını belirtti. Delegasyon bu gerilemeyi Fas rekabeti, işçilik maliyetleri ve düzenleyici koşul farklarıyla ilişkilendirdi; Fas ürünlerinin fiyatlarının İspanyol arzı üzerinde baskı oluşturduğunu savundu. İspanya’nın 2025/2026 domates sezonunda üretiminin, alanlar genel olarak sabit kalmasına rağmen yaklaşık %2 gerilemiş olabileceği bildirildi. FEPEX, olumsuz hava koşulları, bitki sağlığı sorunları ve virüslere dayanıklı ancak daha düşük verimli çeşitlerin kullanımını etkenler arasında sıraladı. F&H’nin aktardığı verilere göre enerji ve taşımacılık maliyetleri %16, plastik, ambalaj ve paketleme giderleri %18 arttı. Satış fiyatlarındaki iyileşmenin üretici kârlılığını aynı ölçüde artırmadığı belirtildi.

Şili’de 2027 Çevre Bütçesi İçin Denetim Uyarısı
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de 2027 Çevre Bütçesi İçin Denetim Uyarısı

Şili’nin 2027 Bütçe Yasa Tasarısı, Çevre Bakanlığı bütçesinde %0,3 artış öngörürken kaynakları çevresel izin süreçleriyle bağlantılı hizmetlerde yoğunlaştırıyor. Tasarıya göre Çevresel Değerlendirme Servisi (SEA) bütçesi %4, Biyoçeşitlilik ve Korunan Alanlar Servisi (SBAP) bütçesi %20,7 artacak; Çevre Denetleme Üst Kurumu bütçesi ise %1,8 azalacak. O’Higgins Üniversitesi ECA3 Direktörü Giovanna Amaya Peña, proje onaylarının ardından denetim güçlendirilmeden izin süreçlerinin hızlandırılmasının risk taşıdığını belirtiyor. Amaya’ya göre Çevresel Değerlendirme Kararı’nın alınması devletin görevini sona erdirmiyor, izleme ve uygunluk denetimi aşamasını başlatıyor. Uzman, değerlendirme ve denetimin birlikte ilerlemesi gerektiğini vurguluyor. Amaya, çevresel izinlerin hızlandırılmasının mümkün ve gerekli olduğunu, ancak çevresel gerekliliklerin gevşetilmemesi gerektiğini savunuyor. İyileştirme alanları arasında kamu kurumlarının görüş sürelerini, bölgeler hakkındaki çevre bilgilerinin erişilebilirliğini ve kurumlar arası koordinasyonu sayıyor. Yurttaş katılımının yatırımların önünde engel olarak görülmemesi gerektiğini belirten Amaya, topluluklar dinlenmediğini hissettiğinde çatışmaların proje onayından sonra da ortaya çıkabildiğini ifade ediyor. SBAP bütçesindeki artışı uzun süredir ihtiyaç duyulan bir kurumsallaşma olarak değerlendiren Amaya, biyoçeşitliliğin korunmasının park ve rezervleri yönetmekle sınırlı olmadığını söylüyor. O’Higgins Bölgesi’ndeki sulak alanların koruma programlarında ödeneklerde azalma veya değişiklikler kaydedildiğini belirten uzman, bölgesel varlığın ve teknik kapasitenin önemine dikkat çekiyor. Daha yüksek SEA kaynağının tarım, tarımsal sanayi, madencilik ve enerji projelerinin değerlendirmesini hızlandırabileceğini söyleyen Amaya, sürdürülebilir ısıtma bütçesindeki azalmanın hava kalitesi sorunu yaşayan bölgelerde kirlilik azaltma planlarını ve hanelerin dönüşüm olanaklarını etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.