ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

1527 haber · Sayfa 5

Türkiye, Rusya’nın Mandalina Tedarikinde İlk Sırada
Görsel kaynağı: Lenta.ru · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye, Rusya’nın Mandalina Tedarikinde İlk Sırada

Türkiye, 2026 başından bu yana Rusya’nın en büyük tarım-gıda kümelenmesine yaklaşık 51,7 bin ton mandalina gönderdi. Food City analiz ve izleme departmanı başkanı Kseniya Malinovskaya’nın açıklamasına göre Türkiye, yıl sonu itibarıyla Rusya’nın mandalina tedarikinde en büyük tedarikçi konumunda bulunuyor. Çinli tedarikçiler 2026’nın ocak ayından ekim sonuna kadar kümelenmeye 33,1 bin ton mandalina gönderdi; geçen yıl aynı dönemde bu miktar 20,7 bin tondu. Güney Afrika Cumhuriyeti 16 bin ton, Mısır ise 9,7 bin tonla önde gelen diğer tedarikçiler arasında yer aldı. Türkiye’nin 2025’te artan mandalina ihracatı, yılbaşı öncesinde Rusya’daki perakende fiyatların düşmesine katkı sağladı.

Dökülen Yapraklar İçin Beş Pratik Kullanım Yöntemi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Dökülen Yapraklar İçin Beş Pratik Kullanım Yöntemi

Dökülen yaprakların doğru kullanılması, hasat sonrası boş kalan sebze yataklarının korunmasına katkı sağlayabilir. Kaynakta, yatakların yaklaşık 8-15 santimetre kalınlığında yaprak tabakasıyla örtülmesi öneriliyor. Bu örtü, sonbahar yağmurlarının besin maddelerini yıkama riskini azaltıyor, toprağı güçlü donlardan koruyor, nemin muhafazasına yardımcı oluyor ve ilkbahara kadar kısmen ayrışarak toprağa organik madde kazandırıyor. Rüzgârın yaprakları dağıtmaması için üzerlerine ince bir toprak veya kompost tabakası serilebiliyor. Kışın açıkta kalacak bitkileri korumak için yalnızca kuru yaprakların gevşek biçimde serilmesi ve örtünün istikrarlı soğuklar başladıktan sonra hazırlanması gerekiyor. Bu yöntem bitkilerin aşırı ısınması ve çürümesi riskini azaltıyor. Yapraklar malç olarak kullanılacaksa önce çim biçme makinesi veya bahçe parçalayıcısıyla küçültülmeleri öneriliyor. Parçalanmış malç daha az sıkışıyor, toprağa daha eşit dağılıyor, sıcaklık dalgalanmalarını ve yabancı otların çıkışını sınırlıyor. Erken salatalık, kabak veya bal kabağı yetiştirmek için sonbaharda sıcak yatak hazırlanabiliyor. Yaklaşık bir kürek derinliğindeki çukura yaprak, gübre veya olgun kompost ve verimli toprak katmanları yerleştiriliyor; organik maddelerin ayrışması toprağın ilkbaharda daha hızlı ısınmasına yardımcı oluyor. Yaprak humusu için yapraklar ayrı bir yığın veya kompost kabında toplanıp düzenli olarak nemlendiriliyor. Oluşumu genellikle bir yıl veya daha uzun sürüyor; hazır humus toprağın gevşekliğini, su tutma kapasitesini ve organik madde içeriğini iyileştiriyor.

Kuzey Makedonya’da Tarım Bilimi ve Destek Politikalarını Birleştirecek Model Hazırlanıyor
Görsel kaynağı: Zelenaberza · Özgün haber
Veri haberi

Kuzey Makedonya’da Tarım Bilimi ve Destek Politikalarını Birleştirecek Model Hazırlanıyor

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Kuzey Makedonya Tarım, Ormancılık ve Su Yönetimi Bakanlığı, bilimsel bilgileri tarım işletmelerine yönelik politika ve destek tedbirlerine sistematik biçimde dâhil edecek bir model hazırlıyor. Bakan Borçe Serafimovski, açıklamayı Üsküp’teki Agro Expo 2026 etkinliğinde yaptı. Serafimovski, modelin iklim değişikliğine uyum, su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve üretim kalitesinin korunmasına odaklanacağını belirtti. Bakan ayrıca Entegre Tarım Bilgi Platformu (IAIP) ile devlet mülkiyetindeki arazilerin yönetim bilgi sistemini (SALMIS) kapsayan projenin yüklenicisini seçme sürecinin son aşamaya geldiğini açıkladı. Dünya Bankası tarafından finanse edilen projenin değeri 2 milyon avronun üzerinde. Etkinlikte 15 Avrupa projesinin yanı sıra tarım makineleri, ekipman, ürün ve gıda sergileri ile uygulamalı gösterimler sunuluyor.

Zelenski ve Erdoğan, Karadeniz Tahıl Koridoru İçin Çalışma Kararı Aldı
Görsel kaynağı: AgroTV · Özgün haber

Zelenski ve Erdoğan, Karadeniz Tahıl Koridoru İçin Çalışma Kararı Aldı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karadeniz’de tahıl koridorunun oluşturulması ve etkin biçimde işlemesi için çalışma kararı aldı. Zelenski, açıklamasında iki liderin, koridorun varlığını sürdürmesini ve verimli çalışmasını sağlamaya odaklanacaklarını belirtti. Görüşmede, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bölgedeki deniz ulaşımını ve liman faaliyetlerini etkilemeye devam ettiği koşullarda, deniz taşımacılığının güvenliğinin sağlanması ve tarımsal ihracatı güvence altına alacak uluslararası bir mekanizmanın yeniden kurulması olasılığı da ele alındı. Erdoğan, Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların, saldırıyı gerçekleştiren taraf kim olursa olsun sona erdirilmesi çağrısı yaptı. Erdoğan ayrıca Ankara’nın deniz ulaşımının güvenliğini yeniden tesis etmek için diplomatik çabalarını sürdüreceğini ifade etti. Ukrayna ve Türkiye’nin girişimi, ABD’nin de Karadeniz’de saldırıların sınırlı biçimde sona erdirilmesine yönelik olası bir anlaşmayı değerlendirdiği bir dönemde gündeme geldi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 31 Ekim’de Washington’ın tahıl ve enerji taşımacılığını güvence altına almak için Türkiye ve Hindistan’ın sunduğu önerileri incelediğini söyledi.

Kıbrıs Tarım Bakanlığının 2027 Bütçe Teklifi 532 Milyon Avro
Görsel kaynağı: Politis · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs Tarım Bakanlığının 2027 Bütçe Teklifi 532 Milyon Avro

Kıbrıs Tarım, Kırsal Kalkınma ve Çevre Bakanlığının 2027 yılı için sunduğu bütçe teklifi, bakanlığa bağlı birim ve hizmetlerle birlikte 532 milyon avroya ulaşıyor. Bu tutar, 2026’da onaylanan 513,2 milyon avroluk bütçeye göre 18,7 milyon avro veya %4 artış anlamına geliyor. Teklife, Avrupa Birliği’nin Uyum Politikası ve Ortak Balıkçılık Politikası kapsamındaki toplam 48 milyon avroluk ortak finanse edilen projeler dahil değil; bu projelerin ödenekleri Genel Kalkınma Müdürlüğünün toplu kaleminde yer alıyor. Su temini ve sulamaya ilişkin toplam harcamalar 2027’de 230 milyon avro olarak öngörülüyor. Bu tutar, bakanlığın toplam harcamalarının %43’ünü oluşturuyor ve 2026’daki 200 milyon avro ile %39’luk payın üzerinde bulunuyor. Tarım Bakanı Christos Senekis, su alımı ödeneğinin 26 milyon avro veya %18 arttığını belirtti. Bakan, artışın başlıca nedenleri arasında uzun süren kuraklık, yeni mobil tuzdan arındırma ünitelerinin kurulup işletilmesi ve geri dönüştürülmüş su alımını gösterdi. 2027 bütçe teklifinde cari harcamalar 433,7 milyon avro olarak yer alıyor. Bu kalem, 2026’daki 403,6 milyon avroya göre 30,1 milyon avro veya %7 artıyor. Kalkınma harcamaları ise 2026’daki 109,7 milyon avrodan 98,3 milyon avroya geriliyor; düşüş 11,4 milyon avro veya %10 olarak hesaplanıyor. Bakanlık, gerilemenin başlıca nedenini bazı kalkınma projelerinin beklenen olgunluk düzeyine ulaşmamasıyla açıkladı ve öncelikli projelerin olgunlaştırılması için mevcut kaynakların hedefli biçimde kullanılacağını bildirdi.

Avustralya Wagga Pazarında Besilik Sığır Fiyatları Yükseldi
Görsel kaynağı: Beef Central · Özgün haber

Avustralya Wagga Pazarında Besilik Sığır Fiyatları Yükseldi

Wagga’daki 2 Kasım 2026 tarihli sığır satışında yüksek fiyatlar arzı artırırken, alıcılar daha çok karkas yapısı güçlü ve kaliteli hayvanlara yöneldi. Yemlik erkek sığırlar piyasaya öncülük etti; özellikle üretici yetiştirmesi Angus erkek ve dişi sığırlar ilgi gördü. Hafif sığır arzı sınırlı kaldı ve satılan hayvanların çoğu yerel bölgede kaldı. 330-400 kilogramlık yemlik erkek sığırlar kilogram başına 475-610 sentten satıldı ve fiyatları önceki haftaya göre 28 sent yükseldi. Orta ağırlıktaki yemlik erkek sığırlarda fiyatlar 500-588 sent aralığında oluştu. Aynı ağırlık grubundaki dişi sığırlar 456-538 sentten satılırken ortalama fiyat 495 sent oldu. Otlak için geri alınan dişi sığırlarda fiyatlar 446-582 sent arasında değişti ve hayvan başına ortalama 1632 Avustralya dolarına ulaştı. İç piyasa işlemcileri seçici davranırken, bazı büyük yemlik işletmeleri alımlarda rekabet etti. Ticaret amaçlı erkek ve dişi sığırlar kilogram başına 440-525 sent aralığında satıldı. İhracat kalitesindeki hayvanlar tüm ağırlık gruplarında güçlü seyretti; ağır erkek sığırlar ve öküzler 465-515 sentten alıcı buldu. Çoğunlukla ağır ineklerden oluşan arz ise 395-430 sent aralığında satılarak kilogram başına 8 sent geriledi.

Rusya, Tahıl Sevkiyatı İçin Murmansk’taki Askerî Limanı Kullanıyor
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Rusya, Tahıl Sevkiyatı İçin Murmansk’taki Askerî Limanı Kullanıyor

Rusya, Karadeniz üzerinden yaşanan ihracat sorunlarının ardından tahıl sevkiyatı için ilk kez Murmansk’taki askerî limanı kullanmaya başladı. Demetra Holding, Murmansk Limanı’nda bir gemiye 3.400 ton tahıl yüklüyor. Limana kısa süre içinde 28.000 ton daha tahıl yüklenmesi ve sevkiyatın Fas’a gitmesi planlanıyor. Rusya son dönemde Karadeniz’e alternatif olarak Baltık Denizi üzerinden de tahıl gönderdi; eylülde bu güzergâhtan 1,2 milyon ton sevk edildi. Moskova, Karadeniz’de güvenli taşımayı amaçlayan yeni bir tahıl anlaşmasını Ukrayna ile yapmayı reddetti.

Pakistan’da Pamuk Fiyatları Kalite Sorunlarıyla Geriliyor
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Pakistan’da Pamuk Fiyatları Kalite Sorunlarıyla Geriliyor

Pakistan’ın iç pamuk piyasasında fiyatlardaki düşüş geçen hafta da sürerken ticaret faaliyetinin tatmin edici kaldığı bildirildi. Sindh ve Punjab’da pamuk, kalite ve ödeme koşullarına bağlı olarak maund başına 16.000-18.000 Pakistan rupisi arasında işlem gördü. Baloçi pamuğun fiyatı ise 18.700-19.000 rupi aralığında gerçekleşti. Piyasa koşullarındaki zayıflıkta New York pamuk vadeli işlemlerindeki gerileme ve yerli pamuğun kalitesindeki bozulma etkili oldu. Piyasa kaynakları, bazı çırçırcıların stoklarını eritmek amacıyla farklı kalitelerdeki pamuğu harmanlamasının kalite düşüşünü artırdığını söyledi. Daha kaliteli pamuk üretmeye çalışan işletmelerin ise tohum pamuğun kısa elyaf uzunluğu nedeniyle zorlandığı aktarıldı. Düşen pamuk ipliği fiyatları, ciddi likidite sıkışıklığı ve tekstil iplik üreticilerinin hammadde alımında temkinli davranması da piyasanın zayıflığını artıran unsurlar arasında gösterildi. Pamuk ithalatı da bölgesel gerilimler ve uluslararası navlun ücretlerindeki artış nedeniyle zorlaştı. Bu durum, daha kaliteli ithal hammaddeye erişimi güçleştirirken ithal pamuğun maliyetini yükseltti. Tekstil sektörü ayrıca yüksek faiz ve enerji giderleriyle karşı karşıya bulunuyor. Sanayiciler finansal baskıyı azaltmak için politika faizinde indirim talep ederken Pakistan Merkez Bankası politika faizini 50 baz puan artırarak %12’ye çıkardı. Elektrik tarifesinde birim başına 2,56 rupi artışın tüketicilerden ilave 33 milyar rupi sağlamasının beklendiği bildirildi. Pakistan’ın pamuk sektörünü canlandırma stratejisi kapsamında ithal pamuk tohumları için hızlı onay mekanizması planlandı. Mevcut onay sürecinin yaklaşık 12 ay sürmesinin, geliştirilmiş tohum çeşitlerinin üretime sunulmasını geciktirdiği belirtildi. Sektör paydaşları; tohum kalitesinin iyileştirilmesini, dönüm başına verimin artırılmasını ve yüksek kaliteli yerli hammaddenin sürekliliğinin sağlanmasını sektörün toparlanması için gerekli görüyor. Federal Board of Revenue, tekstil iplik işletmelerine üretim, pamuk balyaları ve doğal, yapay ve harmanlanmış elyafların işlenmesini izlemek üzere 15 Kasım 2026’ya kadar video gözetim kameraları kurma talimatı verdi. Hindistan da yerli fiyatları sınırlamak ve tekstil sanayisine hammadde arzını desteklemek amacıyla gümrüksüz pamuk ithalatı uygulamasını iki ay uzattı. USDA’nın haftalık ihracat satış raporunda Çin, 2026-27 sezonu satışlarında 52.100 balyayla ilk sırada yer alırken Türkiye 40.800 balyayla ikinci, Vietnam 35.000 balyayla üçüncü oldu. Raporlama dönemindeki ihracatta Türkiye’ye 13.900 balya gönderildi.

Türkiye’de Gıda Fiyatlarının 12 Ayda %24,2 Artması Öngörülüyor
Görsel kaynağı: Világgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye’de Gıda Fiyatlarının 12 Ayda %24,2 Artması Öngörülüyor

FAO sayfasında yer alan verilerden hareketle Visual Capitalist tarafından hazırlanan ülke karşılaştırmasında, gelecek 12 ayda gıda fiyatlarının İran’da %114,4 artabileceği öngörülüyor. Kaynak, bu rakamların kesinleşmiş fiyatlar değil, modellemelere dayalı tahminler olduğunu belirtiyor. İran’daki artış, ülkede gıda fiyatlarının ortalama düzeyinin iki katından fazla yükselme ihtimaline işaret ediyor. Aynı tahmin döneminde Türkiye’de gıda fiyatlarının %24,2 artması bekleniyor. Kaynakta Arjantin, Ruanda ve Nijerya gibi ülkeler için de çift haneli artış öngörüleri yer alırken, Lübnan, Moğolistan, Libya ve başka ülkelerde de gıda fiyatlarının yükselmesinin beklendiği aktarılıyor. Bazı Avrupa ülkelerinde ise gıda fiyatlarının gerilemesi öngörülüyor. Bu tahminler, ülkelerin kesin fiyat düzeylerini değil, gelecek dönemdeki olası değişimleri gösteriyor. İran’daki fiyat baskısının 28 Şubat’ta başlayan savaşla ortaya çıkmadığı, ülkenin daha önce de yüksek enflasyon, riyalin değer kaybı, enerji ve elektrik tedarikindeki sorunlar, yaptırımlar, ithalat maliyetleri ve ulaşım güçlükleriyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Aralık 2025’te İran’da yıllık enflasyon %42’ye, gıda fiyatı enflasyonu %72’ye çıktı; ekmek fiyatı da bir yılda %113 arttı. Savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki taşımacılık aksamalarının bu baskıları artırabileceği ifade ediliyor. Kaynağa göre olası etkiler yalnızca tüketici fiyatlarıyla sınırlı kalmayabilir. Hürmüz Boğazı üzerinden gübre ve üretimde kullanılan bazı girdilerin taşınması, enerji ve lojistik maliyetlerindeki artıştan etkilenebilir. Bu nedenle modelleme, gübre ortalama fiyatının 2026’da %30’dan fazla yükselebileceğini öngörüyor; böyle bir artışın tarımsal üretim maliyetlerini de artırabileceği belirtiliyor.

Rusya, Tahıl İhracatını Murmansk Üzerinden Deniyor
Görsel kaynağı: in.gr · Özgün haber
Veri haberi

Rusya, Tahıl İhracatını Murmansk Üzerinden Deniyor

Rusya, Ukrayna’nın insansız hava aracı saldırılarının Karadeniz üzerinden geleneksel tahıl ihracat güzergâhını büyük ölçüde aksatmasının ardından, Arktik’teki Murmansk Limanı üzerinden sevkiyat yapmayı deniyor. Financial Times’ın aktardığına göre limanda bir dökme yük gemisi, Kuzey Afrika’daki alıcılara gönderilmek üzere 29.500 ton buğdayı yüklemeye başladı. Normalde gübre taşımacılığında kullanılan tesisler, bu deneme sevkiyatı için tahıl taşımasına uyarlandı. Rusagrotrans’a göre Rusya’nın temmuz-eylül dönemindeki buğday ihracatı, daha iyi bir hasada rağmen geçen yılın aynı dönemine kıyasla %38 azaldı. Fastmarkets ise bazı Karadeniz güzergâhlarındaki navlunların temmuz ortasından bu yana iki katından fazla arttığını bildirdi. Rusya Tahıl Birliği Başkanı Arkadiy Zlotevski, Arktik güzergâhındaki lojistik maliyetlerin Azak ve Karadeniz havzalarından yapılan taşımaya göre önemli ölçüde yüksek olacağını söyledi. Rusya’nın Baltık’taki terminallerinin, Zlotevski’nin tahminine göre yıl sonuna kadar Karadeniz ve Azak Denizi’nden kaybedilen hacmin en fazla yarısını karşılayabileceği belirtildi. Kuzeye yönelen sevkiyatlar demiryollarında yığılmaya yol açarken, bazı ihracatçılar Azak Denizi, Don Nehri, Volga-Don Kanalı ve Hazar Denizi üzerinden alternatif rotalar kullanıyor. Ancak bu hatların güney limanlarının kapasitesinin yerini tamamen alması mümkün görünmüyor. Ukrayna’da Tuna üzerinden ve komşu AB ülkelerinden karayolu veya demiryoluyla uzanan alternatif güzergâhların da ülkenin normal tarımsal ihracat hacminin yaklaşık yarısını taşıyabildiği bildirildi. Tarım Bakanı Taras Visotski, bu rotaların lojistik giderlerini ton başına en az 50 dolar artırdığını söyledi. İç kesimlerdeki Ukrayna mısırının fiyatı üç haftada neredeyse beşte bir düşerken, Türkiye ayrı Rus ve Ukrayna gemileri için güvenli geçiş koridorları oluşturulmasını önerdi.

Kuzey Amerika’da Zorlu Hava Koşulları Bitki Koruma Ürünlerinde Formülasyonun Önemini Öne Çıkardı
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber

Kuzey Amerika’da Zorlu Hava Koşulları Bitki Koruma Ürünlerinde Formülasyonun Önemini Öne Çıkardı

Kuzey Amerika’da bu sezon yaşanan zorlu hava koşulları, üreticilerin bitki koruma ürünlerinden tutarlı performans almasını güçleştirdi. Şiddetli yağışlar ve dar uygulama pencereleri, çiftçileri ilaçlamayı yağışa dayanıklılık süresinin sınırına çok yakın yapmaya zorladı. Life Scientific’in Kuzey Amerika agronomisti Ryan Adams, bu koşulların ürün değerlendirmesinde yalnızca aktif maddeye değil, tüm formülasyona bakılması gerektiğini gösterdiğini söyledi. Adams’a göre ürün yaprağa ulaştıktan sonra da etkisini tamamlaması, yaprak dokusuna nüfuz ederek çalışması gereken bölgeye ulaşması gerekiyor. Life Scientific, patent dışı ürünlerinin orijinal markalı seçeneklerle eşleşmesi için Dublin, İrlanda’daki formülasyon kimyagerlerinin yürüttüğü tersine mühendislik sürecini kullanıyor. Analitik ekip hedef ürünü ayrıştırıyor, ayrıntılı bir reçete kartı oluşturuyor ve tam eşleşme sağlanana kadar formülasyonları geliştiriyor. Girdi maliyetlerinin önemli bir endişe olduğu dönemde Adams, üreticilerin alternatifleri yalnızca fiyat üzerinden değil, formülasyon eşdeğerliği, garanti ve ürün desteği açısından da değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

Rusya, Murmansk Üzerinden Kuzey Afrika’ya Buğday İhracatını Test Ediyor
Görsel kaynağı: Libertatea · Özgün haber
Veri haberi

Rusya, Murmansk Üzerinden Kuzey Afrika’ya Buğday İhracatını Test Ediyor

Rusya, Karadeniz üzerinden yapılan tahıl sevkiyatındaki aksaklıklar nedeniyle Arktik Okyanusu kıyısındaki Murmansk limanından alternatif bir ihracat rotasını test etmeye başladı. Limandaki bir kargo gemisi, Kuzey Afrika’ya deneme teslimatı için 29.500 ton buğday yüklemeye çarşamba günü başladı. Kaynakta, geleneksel Karadeniz ihracat rotalarının Ukrayna’nın Rus limanları ve gemilerine yönelik insansız hava aracı saldırıları nedeniyle neredeyse tamamen kapandığı belirtiliyor. Rus Tahıl Birliği Başkanı Arkady Zlochevsky, Murmansk üzerinden kurulacak lojistiğin Azak-Karadeniz havzasındaki taşımacılıktan çok daha pahalı olacağını ve aradaki farkın karşılanması gerekeceğini söyledi. Rusagrotrans’a göre Rusya’nın buğday ihracatı, daha yüksek bir hasada rağmen Temmuz-Eylül 2026’da 2025’in aynı dönemine kıyasla %38 geriledi. Fastmarkets da Karadeniz rotalarındaki navlun tarifelerinin temmuzdan bu yana iki katına çıktığını bildirdi. Lojistik sorunlar Rusya’daki iç fiyatlara da yansıdı. SovEcon yöneticisi Andrey Sizov, fiyatların ağustos ve eylülde sert biçimde düştüğünü, hafif toparlanmaya rağmen üretim maliyetlerinin onlarca yüzde altında kaldığını belirtti. Ukrayna’da ise Tarım Bakanı Taras Vîșotski’ye göre Tuna Nehri ve komşu AB ülkeleri üzerinden işleyen alternatif rotalar, normal ihracat hacminin yalnızca yarısını taşıyabiliyor. Bu rotaların lojistik maliyeti ton başına en az 50 dolar artırdığı, Ukrayna mısır fiyatlarının da son üç haftada yaklaşık %20 düştüğü aktarıldı. Rusya’da bazı sevkiyatlar Azak Denizi’nden nehir ve kanallar üzerinden Hazar Denizi’ne, oradan İran’a yönlendirilirken bazı tahıllar konteynerlerle taşınıyor. Zlochevsky, Baltık limanlarının yıl sonuna kadar Karadeniz ve Azak Denizi’ndeki kayıpların yalnızca yarısını telafi edebileceğini tahmin etti. Türkiye, 2022’deki tahıl taşımacılığı anlaşmasının arabulucusu olarak Rus ve Ukrayna gemileri için ayrı güvenli koridorlar önermişti; ancak Vladimir Putin’in bu fikri, müzakerelere yakın kaynaklara göre reddettiği belirtildi. Küresel buğday fiyatları ağustosta son üç yılın en yüksek seviyesine çıktıktan sonra geriledi, ancak yüksek taşıma maliyetleri piyasayı etkilemeyi sürdürdü.

Endonezya ve Özbekistan Gıda Ticareti ve Yeşil Ekonomi İş Birliğini Görüştü
Görsel kaynağı: CNN Indonesia · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya ve Özbekistan Gıda Ticareti ve Yeşil Ekonomi İş Birliğini Görüştü

Endonezya Gıda İşlerinden Sorumlu Koordinatör Bakanı Zulkifli Hasan, Özbekistan’da gerçekleştirdiği ikili görüşmelerde gıda ticareti, yatırım, yeşil ekonomiye dönüşüm ve sürdürülebilir çevre yönetimi alanlarında iş birliği fırsatlarını ele aldı. Hasan, Özbekistan Yatırım, Sanayi ve Ticaretten Sorumlu Başbakan Yardımcısı Jamshid Khodjaev ile 29 Ekim 2026’da, Cumhurbaşkanlığı Çevre Danışmanı ve Özbekistan Ulusal Ekoloji ve İklim Değişikliği Komitesi Başkanı Aziz Abdukhakimov ile 30 Ekim 2026’da görüştü. Khodjaev ile görüşmesinde Hasan, Endonezya’nın sekiz gıda ürününde kendine yeterliliğe ulaştığını ve 2025’ten bu yana pirinç ithal etmediğini söyledi. Kendi açıklamasına göre ülkede pirinç üretimi %13,54, mısır üretimi ise %9,34 arttı. Hükümetin pirinç rezervinin 4.579.788 tonla tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Hasan, bu kapasitenin ticaret ve yatırım iş birliğini genişletmek için temel oluşturduğunu ifade etti. Tarım ürünleri ticaretinin yanı sıra Özbekistan’dan Endonezya pazarına kuru meyve tedariki de görüşüldü. Olası tedarikin gıda güvenliği şartlarını karşılaması gerektiği belirtildi. Endonezya-Özbekistan Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri 2 Mart 2026’da başlatılırken, taraflar görüşme sonuçlarını izlemek ve iş birliğini yönlendirmek üzere Hükümetlerarası Ortak Komite kurulması konusunda uzlaştı. Taşkent-Cakarta arasında doğrudan uçuş açılması planı da turizm ve iş bağlantıları açısından değerlendirildi. Abdukhakimov ile görüşmede iklim eylemi, yeşil yatırım ve çevre yönetimi gündeme geldi. Endonezya, Birleşmiş Milletler forumları ile COP31’de iklim çalışmalarının güçlendirilmesini savundu; COP31’in Antalya, Türkiye’de düzenleneceği belirtildi. Özbekistan üç yıl içinde 11, Endonezya ise 2029 sonuna kadar en az 18 atıktan enerji tesisi işletmeyi hedefliyor. Endonezya ayrıca 2015-2025 döneminde yaklaşık 2 milyon hektar kritik araziyi, 90.000 hektar mangrov dahil, rehabilite ettiğini aktardı.

Trump'ın İran'ı Tarım ve Gıda Girdileriyle Kuşatma Düşüncesi Üzerine Analiz
Görsel kaynağı: Mehr — Ekonomi · Özgün haber

Trump'ın İran'ı Tarım ve Gıda Girdileriyle Kuşatma Düşüncesi Üzerine Analiz

Konuk yazar ve tarım kalkınması analisti Hüseyin Şirzad'a göre savaşlar, iklim olayları ve jeopolitik parçalanma aynı anda etkili olarak küresel gıda krizi riskini büyütüyor. Analizde Rusya-Ukrayna savaşının iki ülkenin tarımsal ihracatını aksattığı, İran'a yönelik savaş ve Hürmüz Boğazı'ndaki süregelen kapanmanın gübre taşımacılığını sınırladığı, güçlü bir El Niño olasılığının ise geniş bölgelerde kuraklık ve ürün kaybı yaratabileceği savunuluyor. Bu gelişmelerin gıda fiyatlarından daha geniş bir güvenlik zincirine işaret ettiği belirtiliyor. Yazara göre enerji, kimyasal gübre, deniz taşımacılığı ve gıda üretimi birbirinden ayrı başlıklar değil, ulusal güvenliğin birbirine bağlı unsurlarıdır. Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişlerinin aksaması petrol ve gazın yanı sıra gübre ile bu gübrelerin hammaddelerinin ticaretini de etkileyebilir. Doğal gazın üre, yani azotlu gübre üretiminde önemli bir girdi olması nedeniyle enerji fiyatlarındaki artış ve gübre ihracatındaki kısıtlamalar, çiftçileri daha az gübre kullanmaya iterek verimi düşürebilir. Analiz, baskının hayvansal üretime de aktarılabileceğini belirtiyor. Mısır, soya küspesi, enerji ve taşımacılık maliyetleri et ile yumurta üretiminin başlıca giderleri arasında gösteriliyor. Bu nedenle yem ve diğer girdilerdeki sıkışma, kanatlı, yumurta ve diğer hayvansal ürünlerin üretim maliyetini artırabilir. Bununla birlikte etkinin şiddetinin ülkeye, mevcut stoklara ve kullanılabilecek alternatif güzergâhlara göre değişeceği vurgulanıyor. İthalata bağımlı ve düşük gelirli ülkelerin gıda enflasyonu ile tüketimde daralma açısından daha kırılgan olabileceği, güçlü iç tarıma ve yeterli rezervlere sahip ülkelerin ise daha dayanıklı kalabileceği ifade ediliyor. Yazar, Avrupa Birliği'nin artan belirsizlik karşısında tarım sektörüne desteği artırırken daha içe dönük ve kısıtlayıcı bir çizgiye yöneldiğini değerlendiriyor. Bu yaklaşım kısa vadede siyasi istikrar sağlayabilse de gerekli girdilere erişimi ve uzun vadeli ihracat fırsatlarını sınırlayabilir. İran ise analizde iki yönlü bir konumda ele alınıyor: Hürmüz Boğazı'na yakınlığı ülkeye enerji ve ticaret yolları bakımından pazarlık gücü sağlayabilir; ancak yaptırım, ticaret kısıtları ve artan ekonomik maliyet risklerini de yükseltebilir. Orta Asya içinse tahıl, gübre, yem, enerji ve alternatif ticaret yollarının birlikte değerlendirilmesi öneriliyor. Kaynak, 2022'de Birleşmiş Milletler ve Türkiye'nin kolaylaştırdığı anlaşmanın Rusya ile Ukrayna'dan tahıl ve gübre akışını alternatif güzergâhlarla sürdürdüğünü hatırlatıyor.

Canterbury Ovası’nda Süt Sığırı Sayısı 30 Yılda On Kat Arttı
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Canterbury Ovası’nda Süt Sığırı Sayısı 30 Yılda On Kat Arttı

Yeni Zelanda’nın Canterbury Ovası’nda tarımın yapısı son 30 yılda önemli ölçüde değişti. Bölgede koyun sayısı, sürünün 1990’da 10 milyonun üzerine çıkmasının ardından yarıdan fazla azalırken süt sığırı sayısı aynı dönemde on kat artarak 1,2 milyonun üzerine yükseldi. Kuru tarım ve ekin alanlarının yeşil, sulanan otlaklara dönüşmesi, bölgedeki süt hayvancılığı büyümesinin temel unsurlarından biri olarak aktarılıyor. Waiau yakınlarında süt çiftliği işleten Don Galletly, geçen yıl kuzu ve sığır fiyatlarındaki belirgin iyileşmenin topluma enerji kazandırdığını ve genel durumun iyi olduğunu söylüyor. Galletly, kuraklık ihtimaline rağmen yeni bir iyi sezon bekliyor. Geraldine’deki Humdinger Gin’in sahibi Saskia Lewis de kışın genellikle zor geçmesine karşın bu yılın, işletmesinin yedi yıllık tarihindeki en iyi dönem olduğunu belirtiyor. Lewis, bölgesel refahı Canterbury’nin birincil sektörlerinin başarısı ve Fonterra’nın Mainland markalarını satmasının bölgeye para aktarmasıyla ilişkilendiriyor. Bununla birlikte ekonomik canlılığın toplumun tamamına eşit yansımadığı belirtiliyor. Lewis, tarımsal faaliyetlerin güçlü olduğu bölgede yaz aylarında nehir suyunda besin maddelerinin artması nedeniyle yüzülemediğini, su kalitesinin iyileştirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Hinds yakınlarında meyve ve çilek yetiştiren Christine Lallu ise küçük işletmelerin zorlandığını, bazılarının kapandığını ve bazılarının da çöküşün eşiğinde bulunduğunu söylüyor. Ormancılıkta 17 yıl çalıştıktan sonra Geraldine çevresinde yaşayan Lewis MacLeod da ilerleyemediğini düşünerek Dunedin’e dönmeye karar verdi.

Arjantin 2026/27 Sezonunda Yüksek Buğday İhracatına Hazırlanıyor
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin 2026/27 Sezonunda Yüksek Buğday İhracatına Hazırlanıyor

Arjantin, 2026/27 sezonunda yeniden yüksek miktarda buğday ihraç etmeye hazırlanıyor. Rosario Ticaret Borsası, yeni sezonda ihraç edilebilir arzın 17,1 milyon ton olacağını öngörüyor. Bu miktar, 30 Kasım’da sona erecek 2025/26 sezonundaki 18,5 milyon tonun altında kalıyor. Buna rağmen yeni arzın, Karadeniz’deki lojistik kesintilerin oluşturduğu açığın bir bölümünü karşılaması bekleniyor. Yeni hasat edilecek buğdayın kalitesi henüz belli değil; kalite sonuçlarının iklim koşullarına bağlı olacağı belirtiliyor. Bu belirsizlik sürerken 2025/26 sezonunun son partileri, Brezilya başta olmak üzere bölgesel pazarlarda ve Kuzey Afrika ile Güneydoğu Asya gibi geleneksel olmayan destinasyonlarda olağandışı arz baskısıyla karşılaşıyor. Fiyatlardaki baskı, olağanüstü hasadı değerlendirmek için açılan yeni ticaret kanallarına ürün sağlama ihtiyacıyla ilişkilendiriliyor. Arjantin ekmeklik buğdayının spot resmî FOB fiyatı haftayı ton başına 233 ABD dolarıyla tamamladı. Haberde bu değer, Meksika Körfezi çıkışlı, %11,0 protein içeren eşdeğer ABD Hard Red Winter buğdayının ton başına 288 ABD doları olan fiyatıyla karşılaştırılıyor. Uzak pazarlara yönelen sevkiyatlarda, Güneydoğu Asya gibi bölgelere ulaşmanın daha yüksek dış ticaret ve lojistik maliyetleri taşıdığı belirtiliyor. Arjantin’in sevkiyatları Brezilya’nın yanı sıra Endonezya, Vietnam ve Cezayir’e de yöneliyor. Çünkü 2026/27 sezonunda ihraç edilebilir arzın, Brezilya’nın 9,0-10 milyon tonluk ithalat ihtiyacını aşması bekleniyor. Ancak ihracat hacmi Brezilya’nın ihtiyacına yaklaşana kadar piyasanın asıl sınavı yaşanmış olmayacak; bu aşamada FOB fiyatının bölgesel piyasa koşullarınca belirlenmesi bekleniyor. Üreticiler için sabır, finansal yönetim ve pazarlanacak buğdayın kalitesine hâkimiyet öne çıkarken, ihracatçı ve değirmenciler açısından mevcut dönem ile hasat aşaması ürün tedariki için uygun zaman olarak değerlendiriliyor.

Japonya’da Kestane Üreticileri Geleneksel Soyma Aletini Yeniden Canlandırdı
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber

Japonya’da Kestane Üreticileri Geleneksel Soyma Aletini Yeniden Canlandırdı

Japonya’nın Ehime Prefektörlüğü’ndeki Uchiko’da kestane yetiştiren Rie ve Kazuhiko Kameoka çifti, Kazuhiko’nun babasının döneminden kalan basit bir kestane soyma aletini yeniden canlandırarak ülke genelinde tanınır hale getirdi. Kurimasa adı verilen demir alet, kestanenin sert dış kabuğunu çıkarmak için kullanılıyor. Çift, aleti geliştirip 2020’de satışa sundu; ürün, büyük ölçüde kulaktan kulağa yayılarak Japonya’nın farklı bölgelerine ulaştı. İkinci nesil kestane üreticisi olan Kazuhiko Kameoka ile eşi Rie, Uchiko’nun dağlık kesimlerinde yaklaşık 1,5 hektarlık alanda tarım ilacı kullanılmayan kestaneler yetiştiriyor. Aletin ilk biçimi, yerel bir ürün pazarı tarafından evde ek iş olarak kestane soyan işçilere dağıtılmıştı. Rie Kameoka, 2017’de evlendikten sonra aletin etkili olduğunu fark etti ve çift, bunu yeniden üretmek için bir metal işleme şirketi aradı. Tasarım üzerinde yapılan iyileştirmelerin ardından Kurimasa’nın 1.000’den fazla adedi satıldı. Kullanım için kestaneler önce kabuğu yumuşatmak amacıyla yaklaşık yarım gün suda bekletiliyor. Daha sonra aletin ucu kestanenin pürüzlü tabanına yerleştirilerek kabuğun altından ilerletiliyor. Deneyimli kullanıcılar dış kabuğu yaklaşık 10 saniyede çıkarabiliyor. Mainichi Shimbun muhabirinin denemesinde aletin kullanımına alışmak zaman alsa da, kabuğun altındaki ince tabakaya zarar vermeden soyma yapılabildiği ve bıçaktan farklı olarak el kesme riskinin düşük olduğu aktarıldı. Kurimasa’nın vergi dahil fiyatı 3.300 yen ve ürün çiftin internet sitesinde satılıyor.

Mısır Silajında Nişasta Düzeyi Maliyeti İki Kez Etkileyebiliyor
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Silajında Nişasta Düzeyi Maliyeti İki Kez Etkileyebiliyor

Uruguaylı veteriner ve Agrifirm Uruguay teknik danışmanı Juan Gerónimo Minutti, mısır silajındaki nişasta düzeyinin hem hayvan rasyonuna sağlanan enerjiyi hem de üretim maliyetini etkilediğini belirtti. Minutti, Arjantin Foraj Kongresi’nin son edisyonunda, 2019/20 ile 2025/26 arasındaki yedi üretim sezonunda mısır silajlarının nişasta içeriğinin nasıl değiştiğini inceleyen bir analiz sundu. Minutti’nin aktardığına göre yağışlar, elde edilen sonuçlarla doğrudan ilişkiliydi. Uruguay’daki üretimin önemli bölümünün yağışa bağlı yapılması, iklim koşullarını silajın besin değerini etkileyen unsurlardan biri haline getiriyor. Bunun yanında hasat zamanı, üreticilerin, danışmanların ve yüklenicilerin daha fazla karar verebildiği bir yönetim alanı olarak öne çıkıyor. Kuru madde düzeyi çok düşükken yapılan hasadın nişasta oranını da düşürebileceği, uygun zamanda ve uygun kuru madde aralığında hazırlanan silajın ise sisteme daha fazla enerji sağlayabileceği belirtildi. Sorun yalnızca besleme açısından ortaya çıkmıyor. Nişasta düzeyi düşük bir silaj, hayvanların enerji ihtiyacını karşılamak için mısır veya başka enerji içerikli yemlerle tamamlanabiliyor. Bu durumda üretici önce silajın kurulması için harcama yapıyor, ardından rezervin besin değeri beklentinin altında kaldığında rasyonu tamamlamak için yeniden maliyete katlanıyor. Sıcak dönemler, bitkide stres belirtilerinin görülmesi, komşu işletmelerin hasada başlaması veya yüklenicinin geç kalacağı endişesi, uygun zaman gelmeden silaj hazırlamaya yöneltebiliyor. Minutti, değişmez bir reçete olarak sunmamakla birlikte “35, 35, 35” kuralını pratik bir referans olarak paylaştı. Buna göre yaklaşık %35 kuru madde, %35 nişasta ve %35 nötr deterjan lifi hedefleniyor. İklim koşulları bu değerlerin her zaman birlikte yakalanmasına izin vermese de hedef, maliyetli bir silaj rezervinin sağlayabileceği enerjinin altında kalmaması için yol gösterici kabul ediliyor.

Atanasov’dan Kuzey Makedonya’daki Çiçek Salgını İçin 1,4 Milyon Avroluk Zarar Hesabı
Görsel kaynağı: Zelenaberza · Özgün haber

Atanasov’dan Kuzey Makedonya’daki Çiçek Salgını İçin 1,4 Milyon Avroluk Zarar Hesabı

Kuzey Makedonya’nın eski Gıda ve Veterinerlik Ajansı (AHV) yöneticisi Zoran Atanasov, koyun ve keçi çiçeği salgınının ekonomik etkisine ilişkin yaklaşık 1,4 milyon avroluk zarar hesabı yaptı. Zelenaberza’nın yayımladığı kişisel analiz, kesinleşmiş resmî zarar bilançosu niteliğinde değil. Atanasov, hastalığın Ocak 2026’da doğrulandığını ve temmuzda ülkenin sekiz bölgesinden dördünde tespit edildiğini belirterek mücadele önlemlerinin uygulanmasını eleştirdi. Atanasov’un WAHIS’e dayandırdığı 28 Ağustos verilerinde, hastalık görülen yerlerde 9.618 duyarlı hayvan ve bunların içinde 4.948 itlaf kaydı bulunuyor. Yaklaşık 1,403 milyon avroluk hesabı, 9.618 hayvanın her birine 9.000 Makedon denarı değer verilmesine dayanıyor. Dolayısıyla bu hesap yalnızca itlaf edildiği bildirilen hayvanların değeriyle eş tutulamaz. Hayvan başına 3.000 denarlık destek ile süt, peynir ve kuzu gelirlerinin kaybı hesaba dahil edilmemiş. Analizde, AHV’nin 17 Ağustos açıklamasında Türkiye’den 500.000 doz aşı bağışının kararlaştırıldığının bildirildiği aktarılıyor. Ayrıca 5 Ekim’de Avrupa Komisyonu tarafından onaylandığı açıklanan 450.000 dozdan söz ediliyor. Bunlar farklı açıklamalardaki miktarlar; aynı tedarik veya tamamlanmış teslimat olarak birleştirilmiyor. Atanasov, 10 Ekim’de aşıların 11 veya 12 Ekim’de geleceğinin söylendiğini hatırlatarak teslim durumunun, aşılama planının ve uygulama takviminin açıklanmasını istedi.

Rusya’nın Yeni Tahıl Rotaları Buğday Fiyatlarını Aşağı Çekiyor
Görsel kaynağı: Večernje novosti · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’nın Yeni Tahıl Rotaları Buğday Fiyatlarını Aşağı Çekiyor

Rusya’nın tahıl ihracatı için yeniden açtığı ve yeni devreye aldığı rotalar, buğday piyasasında fiyat baskısını artırdı. Chicago Ticaret Borsası’nda (CBoT) aralık vadeli buğday kontratı 11,25 ABD senti gerileyerek buşel başına 599 sente düştü. Fiyatlar, temmuz başından bu yana en düşük seviyeyi görürken ton karşılığı yaklaşık 197,55 avro olarak hesaplandı. Rus makamları, Azak Denizi üzerinden tahıl ihracatını şimdilik 15 Kasım’a kadar yeniden onayladı ve gemilere askeri refakat sağlanacağını bildirdi. Rusya ile Ukrayna’nın limanlara ve gemilere yönelik karşılıklı saldırıları sonrasında temmuzda duran deniz trafiğinin ardından ilk yük gemileri Kerç Boğazı’ndan geçti. Rusya ayrıca Arktik liman Murmansk üzerinden ilk kez tahıl ihracatına başladı. İlk sevkiyat 3.400 ton olurken, Fas’ın Kazablanka Limanı’na gönderilmek üzere yaklaşık 28.000 ton buğdayın daha yüklenmesi planlanıyor. Yeni rota, eylül ayında Rusya’nın deniz yoluyla tahıl ihracatının %60’tan fazlasını taşıyan Baltık limanlarındaki yükü azaltmayı amaçlıyor. Borsa fiyatlarındaki gerileme üretici piyasasına da yansıdı. Almanya’da AMI verilerine göre ekmeklik buğdayın alım fiyatı 8,80 avro düşerek ton başına 199,52 avroya, yemlik buğdayın fiyatı ise 196,15 avroya indi. Renanya-Palatina’da ekmeklik buğday, ekim sonunda bir hafta içinde ton başına 201,60 avrodan 194,90 avroya geriledi. Önümüzdeki dönemde fiyatların, dünya piyasasına ulaşacak Rus buğdayı miktarına ve Rusya, Ukrayna ile ABD arasındaki diplomatik görüşmelerin sonucuna bağlı olması bekleniyor. Kasım başında tahıl ticaretinin yeniden kurulması olasılığı gündemde olsa da henüz somut bir anlaşma bulunmuyor; ABD’nin haftalık buğday ihracatı verileri de izlenecek göstergeler arasında yer alıyor.

İklim Değişikliği Meyvecilikte Verim ve Kaliteyi Tehdit Ediyor
Görsel kaynağı: Agrosavjet · Özgün haber
Veri haberi

İklim Değişikliği Meyvecilikte Verim ve Kaliteyi Tehdit Ediyor

İklim değişikliği, meyve ağaçlarının doğal gelişim döngüsünü bozarak verim ve meyve kalitesi üzerinde baskı oluşturuyor. Çok yıllık bitkiler olan elma, armut ve erik gibi meyve ağaçları, ani hava değişimlerine hızlı uyum sağlayamadığı için üreticiler daha yüksek riskle karşı karşıya kalıyor. Son yıllarda sonbahar ve kış aylarında meyve ağaçlarının normal gelişimi için gereken soğuk koşulların yeterince oluşmaması, kış dinlenmesinde bozulmalara yol açabiliyor. Tomurcukların düzensiz gelişmesi, yapraklanmanın ve büyümenin zayıflaması, çiçeklerde şekil bozuklukları ve bazı durumlarda bitkinin yeniden vejetatif gelişime yönelmesi, sonraki yılın verimini düşürebiliyor. Bu durum, birim alandan alınan meyve miktarını ve üreticinin kârlılığını da azaltıyor. Ocak ve şubat aylarındaki sıcak hava dalgaları bitkilerin erken uyanmasına ve çiçek açmasına neden olabiliyor. Erken açan çiçekler, nisan ve mayıs aylarında görülebilen geç donlara maruz kalıyor; birkaç saatlik don olayı bile çiçeklerin ve o yılki ürünün tamamen zarar görmesine yol açabiliyor. Yaz aylarında aşırı sıcaklık ve yağış eksikliği ise meyvelerin küçük kalmasına veya kurumasına, ağırlık ve şeker oranının azalmasına neden oluyor. Artan güneş ışınımı meyvelerde güneş yanığı oluşturarak pazar değerini düşürüyor. Dolu ve kuvvetli rüzgârla gelen fırtınalar meyvelerde mekanik hasara ve hastalık riskine yol açıyor. Zarar gören ürünler birinci sınıf taze tüketim için kullanılamazken, zamanında hasat edilirse sanayiye gönderilebiliyor. Kaynak, bu koşullar karşısında yeni meyve bahçelerinde dolu ve güneşten koruyucu ağlar, damla sulama, fertirigasyon ve donla mücadele sistemlerine yatırım yapılmasını öneriyor. Ancak sulama suyu bulunmayan alanlarda meyveciliğin ve don korumasının sürdürülebilir olmayacağı belirtiliyor.

AB Bakanları, 2027 Sonrası OTP İçin Kısmi Anlaşmaya Vardı
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

AB Bakanları, 2027 Sonrası OTP İçin Kısmi Anlaşmaya Vardı

1 yayıncı · 2 haber · İncele

AB tarım bakanları, İrlanda dönem başkanlığının yürütücülüğünde 2027 sonrası Ortak Tarım Politikası (OTP) kuralları için kısmi anlaşmaya vardı. Ancak desteklerin nihai bütçesi konusunda henüz uzlaşma sağlanmadı. Avrupa Komisyonu gelecek bütçe döneminde gelir destekleri ve kriz önlemleri için yaklaşık 300 milyar avro ayrılmasını öneriyor; bu tutar kesinleşmiş değil. Anlaşmada desteklenebilir hektarların ve aktif çiftçilerin tanımlanması, alan bazlı gelir desteğinin farklılaştırılması ve emekli çiftçilere ilişkin hükümler konusunda ilerleme sağlandı. Buna karşın Copa-Cogeca, çiftçilerin kullanımındaki arazilerin denetimi, sürdürülebilir tarım koşulları ile bunlara bağlı kontrol ve yaptırım sisteminde önemli eksikler bulunduğunu bildirdi. Tarım kooperatiflerinin yatırım desteklerinde açıkça tanınmaması ve risk yönetimindeki yetersizlikler de kuruluşun eleştirdiği başlıklar arasında yer aldı. Copa-Cogeca, ortak OTP'nin korunmasını, enflasyona göre düzeltilmiş mevcut değeri koruyacak hedefli bir OTP bütçesinin güvence altına alınmasını ve kırsal kalkınma için öngörülen %10'luk pay ile ara dönem incelemesine ilişkin kaynakların ayrı biçimde garanti edilmesini istedi. Kuruluş, OTP'nin daha geniş bir mali çerçeveye entegre edilmesinin şeffaflığı ve öngörülebilirliği azalttığını savundu. Mevcut bütçe senaryosunda AB üyesi ülkelerin çoğunda %20'den fazla kesinti öngörülürken, Copa-Cogeca Macaristan için %23-24'lük ve 2,8 milyar avroluk bir azalma hesapladı.

Endonezya’da Güçlendirilmiş Pirinçte Etiket Uyumsuzluğu Soruşturması
Görsel kaynağı: VIVA · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’da Güçlendirilmiş Pirinçte Etiket Uyumsuzluğu Soruşturması

Endonezya’nın Kuzey Sumatra bölgesindeki Deli Serdang Kabupateni’ne bağlı Tembung ilçesinde, PT UDS’ye ait pirinç tesisinde etiket bilgilerindeki besin içeriğiyle uyuşmadığı öne sürülen güçlendirilmiş pirinçler için soruşturma başlatıldı. Satgas Pangan Polri ile Badan Pangan Nasional (Bapanas) tarafından yürütülen incelemede, şirketin Mart-Ağustos 2026 döneminde yaklaşık 525 ton ürün ürettiği tahmin edildi. Üretimin ekonomik değeri 14,175 milyar Endonezya rupisi olarak hesaplandı. İnceleme kapsamında Golden Number 111 Merah, Golden Number 111 Biru, Penari Bangkok ve Ikan Mas Cupang markalarından örnekler alındı. Laboratuvar sonuçlarına göre dört ürünün kalite ve besin içeriği, ambalajlarda yer alan bilgilerle uyuşmadı. Bapanas, bulguları hukuki süreç için Bareskrim Polri’ye bildirdi. Satgas Pangan Polri Başkanı Suhasto, güçlendirilmiş pirincin mikro besin ihtiyacını karşılamaya, anemi ve bodurluğun önlenmesini desteklemeye yönelik olduğunu söyledi. İçeriğin standartlara ve ambalajdaki beyanlara uymamasının bu amacı sınırlayabileceğini, ürünlerin uzun süre düzenli tüketilmesi hâlinde tüketiciler için risk oluşturabileceğini belirtti. Polis, Bapanas ve PT UDS yetkililerinin de aralarında bulunduğu 12 kişinin ifadesini aldı. Tanık ifadeleri, uzman görüşü ve laboratuvar sonuçları temelinde en az iki delil bulunduğu değerlendirilerek dosya soruşturma aşamasına taşındı.

Yunanistan'da Modern Tarım Sektörü İçin Teknoloji ve Örgütlenme Çağrısı
Görsel kaynağı: Naftemporiki · Özgün haber
Veri haberi

Yunanistan'da Modern Tarım Sektörü İçin Teknoloji ve Örgütlenme Çağrısı

Atina Ekonomi Üniversitesi emekli profesörü Nikolaos Papavasileiou, Yunanistan'daki modern tarım sektörünün geleneksel üretim ile gıda teknolojisini birleştirmesi gerektiğini savunuyor. Papavasileiou'ya göre tarım sektörü, bağlantılı değer zinciriyle birlikte ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının %15'ini oluşturuyor ve toplam ekonomik ağırlık bakımından turizmden daha güçlü bir konumda bulunuyor. Yazar, bu potansiyelin akıllı tarım, yapay zekâ, sensörler ve biyoteknoloji kullanılarak geliştirilmesini öneriyor. Yazıda süt ürünleri, özellikle beyaz peynir ve yoğurt için büyüme potansiyeli bulunduğu belirtiliyor. Bunun değerlendirilebilmesi için kaliteli ürünlerin standartlaştırılmış üretim, düzenli dağıtım ve etkili tanıtımla desteklenmesi gerektiği ifade ediliyor. Dondurulmuş sebzelere yönelik tüketici ilgisinin arttığı, ancak Yunanistan'ın ihracatının zayıf ve ithalatının yüksek kaldığı aktarılıyor. Taze sebze ihracatındaki temel sorun ise modern biçimde örgütlenmiş işletmelerin ve lojistik altyapının eksikliği olarak gösteriliyor. Papavasileiou, Yunanistan'da kabuklu deniz ürünleri üretimi ve ticaretinin Avrupa Birliği toplamına kıyasla çok küçük ve yeterince gelişmemiş olduğunu belirtiyor. Balıkçılık üretiminde düşüş eğilimi bulunduğunu, balık ihracatının düşük kalmasına karşılık ithalatın arttığını yazıyor. Hazır meyve suyu ihracatının yıllık 90,7 milyon dolar, ithalatın ise 45-50 milyon dolar olduğu belirtilirken, İsrail'in konsantre portakal suyu ihracatındaki küresel konumu Yunanistan için karşılaştırma olarak sunuluyor. Yazıda pamukta ambalajlama ve balya kimliğinin belirlenmesi, zeytinyağı, şarap ve zeytinde ise tanınırlık ve tanıtım eksiklikleri öne çıkarılıyor. Yeni teknolojilerin çiftçilere maliyet, fiyat, çeşit, kalite, pazarlama kanalları ve rekabet hakkında bilgi sağlayabileceği; bunun için çiftçiler arasında iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca yurt içinde üretilen ürünlerin perakendede satılan payının yalnızca %36 olması eleştiriliyor.