ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

289 haber · Sayfa 6

İtalya’da Akaryakıt Protestoları Tarımsal Gıda Tedarikini Zorluyor
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Akaryakıt Protestoları Tarımsal Gıda Tedarikini Zorluyor

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

İtalya’da çiftçiler ile karayolu taşımacıları, akaryakıt ve üretim maliyetlerindeki artışa karşı bir aydan uzun süredir protesto düzenliyor. Yerel gösteriler ve daha geniş katılımlı eylemlerle sürdürülen protestolarda motorin fiyatları, işletme giderleri ve daralan ekonomik marjlar nedeniyle acil müdahale ve maliyetleri sınırlayacak önlemler talep ediliyor. Eylemler özellikle ülkenin güneyinde yoğunlaşırken Calabria ve Sicilya’da taşımacılık durdurma eylemi 16-20 Ekim 2026 için duyuruldu. Protestoların etkisi akaryakıt dağıtımı ve mal teslimatlarına da yansıdı. Kaynağa göre eski Ilva işçilerinin Taranto’daki Eni rafinerisinin girişlerini bloke etmesi tankerlerin geçişini aksattı; bu durum Puglia ve Basilicata’daki bazı akaryakıt istasyonlarında sorunlara ve saatler süren kuyruklara yol açtı. Il Fatto Quotidiano’nun 15 Ekim tarihli haberinde ise Puglia ve Calabria’nın geniş kesimlerinde birçok istasyonda benzin ve motorin stoklarının tükendiği, gece saatlerinde de uzun kuyruklar oluştuğu aktarıldı. Kaynak, maliyet baskısının haneler ve işletmeler üzerindeki etkisini İtalya Ulusal İstatistik Enstitüsü’nün (Istat) eylül ayı sonunda açıkladığı verilerle birlikte ele alıyor. Buna göre enflasyon %4,2’ye ulaşırken enerji ve gıda, tüketici sepetinde en fazla ağırlık oluşturan temel kalemler arasında yer aldı. Akaryakıt dağıtımı ile mal teslimatlarındaki aksamaların ailelere, ticari işletmelere ve tarımsal gıda sistemine yansıdığı belirtiliyor. Confcooperative Agroalimentare ve Assalzoo, protesto hakkını tanırken bozulabilir tarım ürünlerinin hızlı taşınması ve hayvancılık işletmelerine yem tedarikinin kesintisiz sürmesi gerektiği uyarısında bulundu. Confcooperative Agroalimentare Başkanı Raffaele Drei, meyve ve sebzelerin sınırlı saklama süreleri nedeniyle soğuk muhafaza ve işleme merkezlerine çok kısa sürede ulaştırılması gerektiğini söyledi. Gecikmelerin ürün kalitesini düşürebileceğini ve tarım işletmelerinin bir sezonluk emeğini boşa çıkarabileceğini belirtti. Assalzoo Başkanı Massimo Zanin ise yemlerin hayvanlara her gün verilmesi gerektiğini vurguladı. Tedarikin uzun süre kesilmesinin hayvanların refahını, üretim kapasitesini ve sağlığını, ağır durumlarda yaşamını etkileyebileceğini söyleyen Zanin, yem ve hammadde taşıyan araçlarla çalışmayı sürdüren işletmeler için serbest ve güvenli geçiş talep etti. Tarım, Gıda Egemenliği ve Ormanlar Bakanı Francesco Lollobrigida da gösteri hakkına saygı duyduğunu, ancak ürünlerin dağıtımını engellemek amacıyla yolların kapatılmasının suç olduğunu söyleyerek ulaşım ve tedarikin sürdürülmesi çağrısı yaptı.

Azerbaycan Tarımında Yenilik ve Bilimsel Araştırma Vurgusu
Görsel kaynağı: Trend News Agency · Özgün haber

Azerbaycan Tarımında Yenilik ve Bilimsel Araştırma Vurgusu

Dünya Gıda Günü 2026 etkinliği, 16 Ekim'de Bakü'de ADA Üniversitesi, Azerbaycan Tarım Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından ortaklaşa düzenlendi. ADA Üniversitesi Rektör Yardımcısı Fariz Ismayilzade, yeniliklerin, yeni teknolojilerin ve bilimsel araştırmaların Azerbaycan tarımını daha güçlü ve gelişmiş hale getirebileceğini söyledi. Ismayilzade, etkinliğin tarım ve gıda sistemlerinde ilerlemeye katkı sağlayan yenilikler, teknolojiler ve bilimsel araştırmalara odaklanmasını memnuniyetle karşıladı. Tartışmaların yeni bağlantılar oluşturmasını ve öğrencilerin deneyimli konuşmacılardan öğrenmesini umduğunu belirten Ismayilzade, bu çalışmaların Azerbaycan tarım sektörünün daha güçlü ve gelişmiş hale gelmesine yardımcı olabileceğini ifade etti. Ayrıca FAO temsilcilerini kuruluş yıl dönümü dolayısıyla kutlayarak ortaklığın gelecekte genişlemesini diledi.

Azerbaycan ve Çin, Tarım Yatırımlarında İşbirliğini Görüştü
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber

Azerbaycan ve Çin, Tarım Yatırımlarında İşbirliğini Görüştü

Azerbaycan ile Çin, tarım alanındaki yatırım işbirliğini genişletme olanaklarını görüştü. Azerbaycan Tarım Bakan Yardımcısı Seymur Safarli başkanlığındaki heyet, Azerbaycan'ı ziyaret eden Çin'in Şücou kentinden iş ve yatırım heyetiyle bir araya geldi. Görüşmede akıllı tarım teknolojileri, modern sera tesisleri ve tarımsal işleme işletmeleri gündeme geldi. Taraflar, Azerbaycan tarım sektöründeki yatırım fırsatlarını, Çinli şirketlerin yerel projelere katılımını ve modern teknolojilerin uygulanmasını değerlendirdi. Safarli, Azerbaycan'ın tarımsal kalkınma öncelikleri, yatırım ortamı, yabancı yatırımcılara yönelik devlet destekleri ve sektörün modernleştirilmesi için yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Hayvancılık ve kümes hayvancılığının geliştirilmesine de özel önem verildi. Görüşmelerde tarım ürünlerinin işlenmesi, soğuk zincir ve lojistik altyapısının iyileştirilmesi ile yeni üretim ve işleme tesislerinin kurulması da ele alındı. Çin'in teknolojik uzmanlığının Azerbaycan tarımında kullanılması ve Azerbaycan tarım ve gıda ürünlerinin Çin pazarına ihracatının artırılması olanakları incelendi. Ayrıca Çinli yatırımcılarla Azerbaycanlı şirketler arasında ortak projeler geliştirilmesi ve gelecekteki işbirliği alanlarının belirlenmesi değerlendirildi.

Türkiye'de Kişi Başına Gıda İsrafı 163 Kilogram Olarak Verildi
Görsel kaynağı: Mediafax · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye'de Kişi Başına Gıda İsrafı 163 Kilogram Olarak Verildi

Al Jazeera tarafından aktarılan Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre Türkiye'de kişi başına yıllık gıda israfı 163 kilogram olarak veriliyor. Haberde Romanya'nın 130 kilogramlık düzeyinin üzerinde gösterilen Türkiye, Avrupa karşılaştırmasında Portekiz ve İsviçre'nin ardından yer alıyor. Kaynak, ülkelerin kişi başına verileri için referans yılı belirtmiyor. Dünya genelinde her yıl bir milyar tondan fazla gıdanın israf edildiği ve servis edilen her beş porsiyondan yaklaşık birinin çöpe gittiği belirtiliyor. Üretilen gıdaların yaklaşık %13'ü ise mağazalara ulaşmadan, hasat sonrasındaki depolama, taşıma veya işleme aşamalarında kaybediliyor. En büyük kayıpların meyve ve sebzelerde görüldüğü, mağazalara ulaşmadan kaybedilen gıdaların yıllık değerinin 400 milyar doları aştığı aktarılıyor. Gıda israfının en büyük bölümünden haneler sorumlu tutuluyor. Hanelerin payı %60 olurken restoranlar ve diğer gıda hizmetleri %28, mağazalar ise %12 pay alıyor. Kişi başına küresel ortalama yıllık israf yaklaşık 132 kilogram. Daha sıcak iklimli ülkelerde taze ürün tüketiminin daha yüksek ve soğutmaya erişimin daha sınırlı olması nedeniyle hanelerdeki israfın genellikle arttığı ifade ediliyor. Maldivler'de kişi başına israf yaklaşık 260 kilogramla en yüksek düzeyde; Suriye, Dominik Cumhuriyeti, Seyşeller, Meksika ve Tunus'ta ise 210 kilogramın üzerinde olduğu belirtiliyor. Birleşmiş Milletler, gıda israfının küresel ekonomiye yıllık maliyetini bir trilyon doların üzerinde hesaplıyor. Tüketilmeyen gıdaların üretimi için yaklaşık 1,4 milyar hektar tarım alanı kullanılıyor; bu alanın dünya tarım alanlarının %28'ine denk geldiği ve Kanada'nın yüzölçümünden büyük olduğu aktarılıyor. Gıda kaybı ve israfının, çöplüklerdeki gıdaların ayrışması sırasında açığa çıkan metan da dahil olmak üzere küresel sera gazı emisyonlarının %8 ila 10'unu oluşturduğu belirtiliyor.

Mısır’da Buğdayda Kendine Yeterlilik %52’ye Çıktı
Görsel kaynağı: Al-Watan Egypt · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Buğdayda Kendine Yeterlilik %52’ye Çıktı

Mısır Tarım Bakanlığı yetkilisi Muhammed Halil Şatta, buğdayda kendine yeterlilik oranının yaklaşık %43’ten %52’ye yükseldiğini açıkladı. Şatta, buğday ekim alanının son 10 yılda yaklaşık 900 bin feddan arttığını ve ortalama üretimin yaklaşık 3,2 milyon ton yükseldiğini belirtti. Açıklama, Mısır’ın stratejik ürünlerde üretimi ve kendine yeterliliği artırma çabaları kapsamında yapıldı. Şatta’ya göre buğday ekim alanı önceki tarım sezonunda yaklaşık 3,7 milyon feddana ulaştı. Devlet, 2025-2026 tarım sezonunda bu alanı yaklaşık 3,8 milyon feddana çıkarmayı hedefliyor. Verimliliği artırmak için dikey genişleme ve Mısır 4, Mısır 5, Sakha 95 ile Giza 171 gibi yüksek verimli çeşitlerin yanı sıra makarna üretiminde kullanılan makarnalık çeşitlerin ekilmesi planlanıyor. Önceki tarım sezonunda yaklaşık 5 milyon ton buğday teslim edildiği bildirildi. Şatta, Mısır’da sofralık yumurtada kendine yeterlilik oranının %100, beyaz kanatlılarda yaklaşık %98 ve balık üretiminde %93,5 olduğunu söyledi. Kırmızı ette oran yaklaşık %60 seviyesinde bulunurken üretimin 600 bin tona ulaştığı belirtildi. Sebze ve meyve ihracatının ise yıllık yaklaşık 9,5 milyon ton ve yaklaşık 11,5 milyar dolar değerinde olduğu açıklandı. Buna karşın buğday, mısır ve yağ bitkileri gibi bazı stratejik ürünlerde açık bulunduğu ifade edildi. Şatta, özellikle buğday ithalatının sınırlı su kaynaklarıyla da bağlantılı olduğunu, ithal tarım ürünlerinin üretiminde kullanılan suyun “sanal su” olarak ülkeye taşınması anlamına geldiğini belirtti. Stratejik ürünlerdeki kendine yeterlilik oranlarının ise yıldan yıla iyileştiğini kaydetti.

Strumitsa’daki Agrofuarda Dört Kadın Çiftçiye Yılın Çiftçisi Ödülü
Görsel kaynağı: SDK.mk · Özgün haber
Veri haberi

Strumitsa’daki Agrofuarda Dört Kadın Çiftçiye Yılın Çiftçisi Ödülü

Kuzey Makedonya’nın Strumitsa kentinde düzenlenen agrofuarda Milena Angelova, Valentina Dukova, Ljiljana Shishkova ve Lejla Rajkova yılın kadın çiftçileri ilan edildi. Ödüller, fuarı düzenleyen Proagrofarmeri derneği tarafından, üretimlerini sergileyen çiftçilere verildi. Dört kadın sebze ve meyve yetiştiriciliği, ürün işleme, bağcılık ve arıcılık alanlarında faaliyet gösteriyor. Proagrofarmeri, kadın çiftçilere tarım ekipmanı vererek kırsalda kalmaları ve çalışmalarını sürdürmeleri için destek sağladı. Pali Kura’dan Milena Angelova, ailesiyle yaklaşık 10 dekarlık alanda sebze yetiştiriyor; bu ürünlerden ajvar, lutenitsa, malidzano ve ketçap hazırlıyor. Ailesiyle birlikte üretimi tohumdan işlenmiş ürüne kadar yürüttüğünü belirten Angelova, bu yıl 2.000 kavanoz ev yapımı işlenmiş ürün ürettiklerini söyledi. Angelova, satış için Gıda ve Veterinerlik Ajansı’na kayıtlı. Podles’ten Valentina Dukova’nın ailesi, ekolojik açıdan temiz kabul edilen Klepa Dağı’ndaki arılıkta yaklaşık 200 arı ailesi bulunduruyor. Dukova, bal ve polen inhalasyonu sunan bir apiterapi odası açtı. Açılıştan sonraki üç aydan kısa sürede bu alanı ülkeden ve yurt dışından yaklaşık 300 kişi ziyaret etti. Valandovo’dan Lejla Rajkova ise meyvecilikteki altıncı yılında 30’dan fazla çeşit reçel, marmelat, meyve suyu ve likör üretiyor. Negotino bölgesinden Ljiljana Shishkova, eşiyle birlikte yaklaşık 80 arı ailesi yetiştiriyor ve “medodjun” adlı yenilikçi ürünüyle Kadın Çiftçi ödülünü aldı. Tarım Bakanı Borçe Serafimovski, kadın çiftçileri kayıt olmaya ve tarım işletmelerinin sahibi olmaya çağırdı. Serafimovski’nin açıklamasına göre 115’inci tedbir kapsamında kadın çiftçiler için 360.000 denara kadar destek başvurusu açık bulunuyor. Bakanlık sicilinde 29.971 kadın tarım işletmesi sahibi kayıtlı; bunların 3.918’i 40 yaşından küçük.

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı

Güney Afrika’da Dünya Gıda Günü kapsamında, gıda güvensizliğini azaltmak ve dayanıklı yerel gıda tedarik zincirleri kurmak için çiftçilere daha güçlü destek verilmesi çağrısı yapıldı. Gautengli çiftçi Nompumelelo Dhlamini, sürdürülebilir gıda arzı için çiftçilerin çiftlik düzeyinde gerekli kaynaklarla donatılması ve desteklenmesi gerektiğini söyledi. Güvenilir üretim için farklı paydaşların tarım sektörünü korumak ve geliştirmek üzere birlikte çalışması gerektiği belirtildi. Dhlamini, yüksek yakıt ve üretim maliyetlerinin çiftçilerin verimli çalışmasını zorlaştırdığını, yetersiz altyapının ise taze ürünleri perakendecilere ve diğer pazarlara ulaştıran üreticilerde kayıplara yol açabildiğini belirtti. Çiftçilere yönelik politika ve destek programlarıyla sahadaki deneyimler arasında boşluk bulunduğunu söyleyen Dhlamini, eğitim, mentorluk ve sürekli kurumsal desteğin önemine dikkat çekti. Politikaların hazırlanması ve uygulanmasında çiftçilerin görüşlerinin alınmasını öngören tabandan yukarı yaklaşımı savundu. Dhlamini, sürdürülebilir tarıma geçiş için yalnızca politika ve vaatlerin değil, elektrik, yol bakımı ve iletişim altyapısı gibi pratik, erişilebilir ve uzun vadeli desteğin de gerekli olduğunu ifade etti. İletişim eksikliğinin çiftliklerin pazarlara ulaşmasını ve işletilmesini zorlaştırdığını söyledi. Free State’ten mısır çiftçisi Reggie Nkambule de çevre dostu ve maliyet etkin üretime geçişin ancak altyapının iyileştirilmesiyle mümkün olacağını belirtti. Greenpop’tan Ashraf Sirkoth, geleneksel yerel ırkların, yerli hayvan ırklarının ve yabani gıda türlerinin kaybının tarımın dayandığı genetik tabanı daralttığını söyledi. Güvenli arazi kullanım hakkının geleneksel tarımın sürmesi için temel olduğunu belirten Sirkoth, resmi mülkiyet, geleneksel haklar veya uzun vadeli kiralamaların önemine işaret etti. Stellenbosch Business School’dan Prof. Jako Volschenk ise standart dışı küçük, biçimsiz veya rüzgâr hasarlı ürünlerin çorba ve meyve suyu üreten küçük agro-işleme işletmelerine yönlendirilerek gıda israfını azaltmada kullanılabileceğini söyledi.

Almanya’da Mısır Hasadı Sonrası Mısır Kurduna Karşı Anız Uyarısı
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber

Almanya’da Mısır Hasadı Sonrası Mısır Kurduna Karşı Anız Uyarısı

Almanya’da 2026 mısır hasadının tamamlanmasının ardından üreticilere, mısır kurdunun yeni nesline karşı tarlalarını kontrol etmeleri ve anızları uygun şekilde işlemeleri önerildi. Hasat sonrasında mısır saplarında bulunabilecek larvalar, 2027’de zararlı baskısının sürmesine yol açabilir. Landwirtschaftliche Technologiezentrum Augustenberg (LTZ), bu değerlendirmeyi yararlı organizma üreticisi Biocare’a atıfla aktardı. Mısır kurdu, Almanya’daki birçok mısır üretim bölgesinde yaygın görülüyor; ancak zararlının yoğunluğu bölgelere ve tek tek tarlalara göre değişiyor. Üreticilerin anızlarda delik, talaş, saplardaki beslenme zararları ve bükülmüş bitkiler gibi belirtileri incelemesi, alt sap bölümlerinde larva bulunup bulunmadığını kontrol etmesi öneriliyor. Hasarların karşılaştırılıp kayda geçirilmesi, 2027 bitki koruma planlamasına bilgi sağlayabilir. Larvalar çoğunlukla mısır anızlarında ve sap artıklarında kışlıyor. Bu nedenle mekanik mücadelenin amacı, kış boyunca tarlada mümkün olduğunca az sağlam sap bırakmak. Anızların kırılması, ezilmesi veya parçalanması, larvaların korunaklı kışlama alanlarının bir bölümünü ortadan kaldırabiliyor. Ancak etkili sonuç için mümkün olduğunca çok sapın gerçekten işlenmesi gerekiyor. Anız işlemesinde sap parçalayıcılar, bıçaklı merdaneler, prizma merdaneler ve diskli tırmıklar kullanılabiliyor. Hangi tekniğin uygun olduğu, hasat artığı miktarı ile tarla koşullarına bağlı. Mısır kurdu tarla sınırlarında durmadığı için, aynı bölgedeki çok sayıda işletmenin birlikte hareket etmesi mücadelenin etkisini artırabilir. Daha yoğun bulaşmada üreticilerin 2027 mücadelesini şimdiden planlaması öneriliyor. Seçeneklerden biri, mısır kurdunun yumurtalarını parazitleyen Trichogramma parazitoit arılarının kullanılması. Bu canlıların etkili olabilmesi için yumurta bırakma döneminin başlangıcında tarlada bulunması gerekiyor; uygulama zamanı güve uçuşu, hava koşulları ve izleme sonuçlarına göre belirleniyor.

Papaya, Kavun ve Mango Brezilya Meyvelerinde İhracat Avantajında Öne Çıktı
Görsel kaynağı: CNN Brasil · Özgün haber
Veri haberi

Papaya, Kavun ve Mango Brezilya Meyvelerinde İhracat Avantajında Öne Çıktı

Cepea’nın dokuz Brezilya meyvesini inceleyen araştırmasına göre papaya, kavun ve mango, Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük (VCR) sıralamasında öne çıktı. 2016-2024 döneminde değerlendirilen dokuz meyvenin yedisi VCR göstergesini artırdı. Araştırma, Hortifruti Brasil dergisinin ekim sayısında yayımlandı ve Brezilya meyveciliğinin uluslararası pazardaki varlığını artırma ve sürdürme koşullarını ele aldı. Limon ve misket limonu, karpuz, üzüm ve avokado da aynı dönemde göstergede ilerleme kaydetti. Muz ve elmanın üretim zincirleri ise daha çok iç pazarın tedarikine yönelmiş olarak değerlendirildi. Faostat ile Brezilya hükümetinin Comex Stat sistemi verileriyle hesaplanan VCR, her meyvenin Brezilya ihracatındaki payını dünya meyve ihracatındaki payıyla karşılaştırıyor. Cepea’ya göre gösterge, göreli ihracat uzmanlaşmasını ölçüyor; doğrudan rekabet gücü veya kârlılık değerlendirmesi anlamına gelmiyor. Avokado, Brezilya’nın dış satımındaki genişlemenin öne çıkan örneklerinden biri oldu. Meyvenin ihracat geliri cari değerlerle 2016’da 6,8 milyon ABD dolarından 2024’te 36,2 milyon ABD dolarına yükseldi. Çalışmaya göre bu artışı başlıca hass çeşidi destekledi. Ancak genişlemenin kalıcı olması için üretim ölçeğinin ve verimliliğin artırılması, dış pazara uygun kalite standartlarının karşılanması ve ürün koşullarının taşıma ile dağıtım boyunca korunması gerekiyor. Araştırma, rakip ülkelerin arzının düşük olduğu dönemlerden yararlanabilmek için lojistik ve planlamanın önemine işaret ediyor. Brezilya meyvesinin hedef pazarlara doğru zamanda ulaşması ve alıcıların talep ettiği kaliteyi koruması gerekiyor. Uluslararası varlığın sürdürülmesi ayrıca maliyetlerin kontrolüne, kayıpların azaltılmasına, pazarların çeşitlendirilmesine ve üreticilerle zincirin diğer aktörleri için kârlılığın güvence altına alınmasına bağlanıyor.

Slovakya’da Kaz ve Ördek Yetiştiriciliği Geriliyor: 10 Üründen 9’u İthal
Görsel kaynağı: TV JOJ · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Kaz ve Ördek Yetiştiriciliği Geriliyor: 10 Üründen 9’u İthal

4 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

Slovakya’da geleneksel kaz ve ördek yetiştiriciliği küçülüyor. Tüketicilerin satın aldığı su kanatlılarının yaklaşık 10’da 9’u ithal edilirken, yerli üretim ülke tüketiminin %5’inden azını karşılıyor. Slovakya Kanatlı Yetiştiricileri Birliği Direktörü Daniel Molnár, gelişmeyi tarımdaki dönüşüm ve kırsal yaşam tarzındaki değişimle ilişkilendirdi. Canlı ördek üretimi 2000’de 528 tonken 2025’te 182 tona geriledi; bu miktar 2000 düzeyinin %34,5’ine karşılık geliyor. Aynı dönemde kaz sayısı 96 binden 850’ye, ördek sayısı 253 binden 32 bine düştü. Sektör temsilcileri, kooperatif tipi büyük üretimin ve işleme sanayisinin dağılmasının da gerilemede etkili olduğunu belirtiyor. Slovakya’da büyük ölçekli yalnızca üç ördek işletmesi kaldı. Bu işletmeler Kráľov Brod, Tomášikovo ve Topoľnica’da bulunuyor; büyük kaz işletmesi ise kalmadı. Üretimin güçlendirilmesi için satış birliklerinin kurulması, pazarlama imkânlarının geliştirilmesi ve işletmelere yatırım desteği sağlanması öneriliyor.

Karadeniz’deki Güvenlik Riskleri Bulgaristan Balıkçılığını Vurdu
Görsel kaynağı: BTA — Bulgar Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Karadeniz’deki Güvenlik Riskleri Bulgaristan Balıkçılığını Vurdu

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Karadeniz’de artan güvenlik riskleri Bulgaristan’ın balıkçılık sektörünü olumsuz etkilerken, sektör temsilcileri mücbir sebep koşulları nedeniyle de minimis kapsamında devlet yardımı talep edeceklerini açıkladı. Açıklama, Varna’da toplanan Karadeniz Danışma Konseyi toplantısı sırasında BG Fish Derneği İcra Direktörü Yordan Gospodinov tarafından yapıldı. Gospodinov, büyük balıkçı teknelerinin önemli bölümünün denize açılmakta isteksiz olduğunu, bazı mürettebatların hiç sefere çıkmak istemediğini, bazılarının ise faaliyetlerini kıyıya yakın avcılıkla sınırladığını söyledi. Bulgaristan’ın balıkçılık filosu 1.740 tekneden oluşuyor; bunların 100’ü 12 deniz milinin dışındaki ekonomik münhasır bölgede faaliyet gösteren büyük teknelerden oluşuyor. Bu bölgenin mayınlar veya denize düşmüş patlayıcı yüklü dronlar nedeniyle riskli hale geldiği belirtildi. Gospodinov, şimdiye kadar Bulgar balıkçı teknelerini ilgilendiren bir olay yaşanmadığını, ancak mürettebatların sudaki şüpheli nesneleri yetkililere bildirdiğini aktardı. İşleme tesisi işleten en büyük balıkçılık şirketlerinin avları ise Çarşamba itibarıyla geçen yılki seviyenin %50’sine geriledi. Gospodinov, miktardaki düşüşün balık fiyatlarını artıracağını ve Karadeniz balığının daha kıt ve pahalı hale geleceğini söyledi. Romanya’da da balıkçıların denize açılmamayı tercih ettiği ve teknelerin limanlarda kaldığı bildirildi. Gospodinov, her iki ülkede küçük teknelerin de durumdan endişe duyduğunu belirterek Bulgaristan ve Romanya makamlarına sektöre destek çağrısı yapan bir başvurunun hazırlandığını söyledi. De minimis düzenlemesinin mücbir sebep durumlarında devlet yardımı sağladığını ve mevcut koşulların bu kapsama girdiğini savundu.

Kabak Çekirdeği Fiyatı Düşünce Çiftçi İşlemeye Yöneldi
Görsel kaynağı: Kurkul · Özgün haber
Veri haberi

Kabak Çekirdeği Fiyatı Düşünce Çiftçi İşlemeye Yöneldi

Çerkasi bölgesinden çiftçi Andriy Verteba, kabakları çekirdek üretimi için onuncu sezondur yetiştiriyor. Ancak kabak çekirdeği fiyatlarının kilogram başına 100 grivnadan 60 grivnaya gerilemesi üzerine üretimi işlemeye yöneldi. Fiyat düşüşü, Verteba’nın ürünü işleme faaliyetlerine ağırlık vermesine yol açtı. Kaynakta, işlenen ürünlerin türü, faaliyetlerin kapsamı ve elde edilen sonuçlara ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

Tahıl Akademisi 2026 Sofya’da Düzenlenecek
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber

Tahıl Akademisi 2026 Sofya’da Düzenlenecek

Tahıl Akademisi 2026’nın 10. yıl etkinliği, 22 Ekim’de Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da düzenlenecek. Uluslararası forum, ilk kez önceki ev sahibi Varna dışında yapılacak. Etkinlikte tahıl ve yağlı tohum ticareti temsilcileri, tarım üreticileri, işleyiciler, lojistik şirketleri ve piyasa analistleri bir araya gelecek. Forumun gündeminde Karadeniz’de deniz taşımacılığının karşı karşıya olduğu riskler, uluslararası ticaret akışlarındaki değişimler ve tarımsal ürünlerin pazarlanma olanakları bulunuyor. Katılımcılar, 2026/27 sezonunda piyasaların nasıl gelişebileceğini, olası taşıma sorunlarında hangi alternatiflerin kullanılabileceğini ve artan rekabet koşullarında kârlılığın nasıl korunacağını değerlendirecek. Program, uluslararası piyasalar, Balkan ticareti ve Bulgaristan tarım ve gıda sektörünün sorunlarına ayrılan üç panelden oluşuyor. İlk panelde küresel piyasa eğilimleri ve Avrupa’nın görünümü ele alınacak. Sermaye hareketlerinin emtia piyasalarına etkisi ile dünya buğday ve mısır piyasalarına ilişkin tahminler değerlendirilecek; makarnalık buğdayın uluslararası ticareti de gündeme gelecek. İkinci panelde Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Türkiye ve Sırbistan’dan şirket temsilcileri, ulusal piyasalar arasındaki bağlantıları, tedarikçiler arasındaki rekabeti ve bölgesel tahıl ile yağlı tohum hareketlerini tartışacak. Bölgesel ticaret açısından lojistik altyapı, limanlara erişim, taşıma maliyetleri ve şirketlerin uluslararası talepteki değişimlere yanıt verme kapasitesi öne çıkıyor. Üçüncü panel ise Bulgaristan’daki üretici, tüccar, işleyici ve kurumlar arasındaki ilişkilere odaklanacak; tahıl ticaretinin kârlılığı, ayçiçeği çevresindeki anlaşmazlıklar, tahıl üreticilerinin sorunları ve kurumların piyasanın işleyişindeki rolü ele alınacak. 2026/27 sezonu için uluslararası fiyat eğilimleri, ticaret akışları ve bölgesel lojistiğin yanı sıra Bulgaristan’ın ihracat olanakları ile yerel ürünün depolama ve işleme kapasitesi de izlenecek.

Gıdaları Güvenli Saklamak İçin Sıcaklık Zinciri ve Etiket Uyarısı
Görsel kaynağı: Topky.sk · Özgün haber
Veri haberi

Gıdaları Güvenli Saklamak İçin Sıcaklık Zinciri ve Etiket Uyarısı

Slovakya'da yayımlanan gıda güvenliği bilgilendirmesinde, doğru depolama ve işleme uygulamalarının gıdaların güvenliği ile kalitesini koruduğu ve gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesine yardımcı olduğu belirtildi. Tüketicilere, ürün ambalajındaki saklama sıcaklığı ve koşullarına uyma, çabuk bozulan gıdaları satın aldıktan sonra buzdolabına koyma, tüketme veya işleme çağrısı yapıldı. Salmonella ve Campylobacter gibi mikroorganizmaların çoğalmasını ve yayılmasını sınırlamak için sıcaklık zincirinin korunması gerektiği aktarıldı. Yumurta, çiğ et ve et ürünleri, meyve, sebze ve yarı mamuller çabuk bozulan gıdalar arasında sayılırken pirinç, makarna, un, şeker, yağ, sirke ve konserve ürünlerinin farklı depolama gereksinimleri olduğu kaydedildi. Pişmiş yemeklerin buzdolabı dışında iki saatten fazla bırakılmaması, özellikle çorba, sos ve et suyu gibi su içeriği yüksek yemeklerin oda sıcaklığında daha hızlı bozulabileceği uyarısı yapıldı. Taze gıdalarda etiketlerde belirtilen sıcaklığın genellikle 2 ila 8 °C arasında olduğu belirtildi. Çapraz bulaşma riskine karşı çiğ ve hazır gıdaların ayrı tutulması, çiğ et veya balık sularının doğrudan tüketilecek gıdalara temas etmemesi ve kapalı kapların kullanılması önerildi. Dondurulmuş gıdaların buzdolabında yavaşça çözdürülmesi, çözüldükten sonra kısa sürede işlenmesi ve yeniden dondurulmaması gerektiği bildirildi. Çiğ et için ayrı kesme tahtası ve mutfak gereçleri kullanılması da tavsiye edildi. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından yürütülen Safe2Eat kampanyasına ortak ülkeler arasında Türkiye'nin de bulunduğu aktarıldı.

İtalya’dan Gelen Domateslerde Salmonella Bulunduğu Bildirildi
Görsel kaynağı: Index.hr · Özgün haber

İtalya’dan Gelen Domateslerde Salmonella Bulunduğu Bildirildi

İtalya’dan gelen domateslerde salmonella bulunduğu bildirilirken, Hırvatistan’daki Prehrambeno-Biyoteknoloji Fakültesi profesörü ve dekanı Verica Dragović Uzelac konuya ilişkin RTL’ye değerlendirmelerde bulundu. Uzelac, meyve ve sebzelerde salmonella vakalarının hayvansal kaynaklı gıdalara kıyasla daha seyrek olduğunu, ancak herhangi bir meyve veya sebzenin bakterinin bulaşmasına maruz kalabileceğini söyledi. Uzelac’a göre bulaşma, yetiştirme döneminde kirli su nedeniyle meydana gelebileceği gibi hasat sonrasında taşıma, işleme, yıkama veya depolama aşamalarında da gerçekleşebilir. Domateslerdeki son vakayı hem kontroldeki bir zayıflık hem de münferit bir olay olarak değerlendiren Uzelac, üretim ve hijyen uygulamalarıyla gıda güvenliği kontrol sistemlerinin önemine dikkat çekti. Önceden paketlenmiş ve yıkanmış salatalarla ilgili ABD’de çok sayıda salmonella zehirlenmesi vakası kaydedildiğini belirten Uzelac, bu ürünlerdeki yüksek nem oranının salmonella ve diğer mikroorganizmaların gelişmesi için uygun koşul oluşturabileceğini ifade etti. Yapraklı sebzelerde geniş yaprak yüzeyi ve toprağa yakın yetişme nedeniyle kontaminasyonun daha kolay olabileceğini söyleyen Uzelac, hangi meyve ve sebzelerin kesin olarak daha riskli olduğunu belirlemenin zor olduğunu kaydetti. Uzelac, yalnızca yıkamanın salmonellayı etkisizleştirmediğini, ancak toplam mikroorganizma miktarını azaltabileceğini belirtti. Bakterinin ısıl işlemle etkisizleştirilebileceğini söyleyen Uzelac, sirke veya karbonat gibi ev yöntemlerinin güvenilir koruma sağlamadığını aktardı. Bulaşmış gıdayla kullanılan bıçak ve kesme tahtalarının bakteriyi başka gıdalara taşıyabileceği uyarısında da bulundu.

Cezayir’in Buğday Alımı Romanya’yı Olası Tedarikçiler Arasına Taşıdı
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber
Veri haberi

Cezayir’in Buğday Alımı Romanya’yı Olası Tedarikçiler Arasına Taşıdı

Cezayir Devlet Tahıl Ajansı OAIC, salı günü tamamlanan uluslararası ihalede yaklaşık 750.000 ton ekmeklik buğday aldı. Tüccarların tahminine göre alım fiyatı, taşıma dahil C&F koşuluyla ton başına 326-326,50 dolar oldu. İhalede tedarikçi menşeleri kesinleştirilmezken Romanya, Bulgaristan, Arjantin ve Baltık bölgesi olası kaynaklar arasında gösterildi. Baltık limanlarından sevk edilen Rus buğdayının da olası teslimatlar arasında bulunduğu belirtildi. Cezayir’in piyasaya dönüşü, yaklaşık bir ay önceki çok yıllı zirvelerden gerileyen fiyatların ithalatçıları yeniden alıma teşvik etmesinin ardından gerçekleşti. Eylüldeki ihalede 500.000 ton buğday için ton başına 319-321 dolar C&F ödenmişti. Yeni ihalede fiyatın eylüle göre yaklaşık 5-7,5 dolar, ağustosa göre ise yaklaşık 37 dolar yükseldiği ve ağustosa kıyasla artışın yaklaşık %13’e ulaştığı aktarıldı. İhale fiyatı tüccar tahmini olarak verildiği için resmi fiyat olarak kesinleştirilmedi. Romanya’nın Köstence Limanı’ndaki piyasa hareketlerinde 14 Ekim’de DAP ekmeklik buğday fiyatı ton başına 239 avroya çıktı ve günlük bazda %0,8 arttı. Yemlik buğday %0,5 yükselirken yemlik arpa %1,4 geriledi; mısır, ayçiçeği ve kolza fiyatları değişmedi. Euronext’te aralık buğday kontratı da %1,4 artışla ton başına 246,75 avroya yükseldi. Köstence’deki DAP fiyatı ile Cezayir ihalesindeki C&F fiyatının farklı teslim koşullarını yansıttığı belirtildi. Fransa’da FranceAgriMer, 2026/27 sezonunda AB dışına yapılacak yumuşak buğday ihracatı tahminini 6,3 milyon tondan 6,5 milyon tona çıkardı. Kurum, aynı sezon için yumuşak buğday nihai stok tahminini 3 milyon tondan 2,7 milyon tona, arpa tahminini 1,6 milyon tondan 1,5 milyon tona ve mısır tahminini 1,5 milyon tondan 1,1 milyon tona indirdi. Mısır stokundaki düşüş 400.000 tonla en büyük revizyon oldu. Ukrayna’da ayçiçeği tohumu fiyatları tek haftada ton başına 10 dolar gerileyerek, %48 standart yağ içeren ve işleme tesislerine teslim edilen ürün için KDV hariç 320-340 dolara düştü. Hasat 3,44 milyon hektardan 7,44 milyon tona ulaşarak tahmini alanın %66’sına çıktı. Rus saldırıları ve lojistik engellerin işleme ile ihracatı aksattığı, ekim ayının ilk günlerinde ihracata yönelik bitkisel yağ demiryolu taşımalarının eylül hızına göre %17,3 azaldığı bildirildi. Ayçiçek yağı Türkiye teslimi (CIF) 1.320-1.340 dolar/ton fiyatla teklif edilirken, taşıma güçlükleri ihracatçıların bu fiyatlardan yararlanmasını engelliyor ve bazı fabrikalar geçici olarak faaliyetlerini durdurma riski taşıyor.

Kıbrıs’ta Süt Sektöründe Üretici Zararı ve İşleme Yoğunlaşması
Görsel kaynağı: Philenews · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs’ta Süt Sektöründe Üretici Zararı ve İşleme Yoğunlaşması

Kıbrıs Rekabeti Koruma Komisyonunun (ΕΠΑ) sektörel araştırması, keçi, koyun ve inek sütü üretimi ile hellim işleme ve ihracatında üreticiler ile büyük sanayi kuruluşları arasındaki pazarlık gücü ve kârlılık farklarını ortaya koydu. 22 Temmuz 2022-25 Temmuz 2023 dönemini kapsayan incelemede, üretici örgütlenmesi, fiyat oluşumu, ithal yem bağımlılığı ve 22 Temmuz 2022 tarihli çerçeve anlaşmanın uygulanması değerlendirildi. Keçi-koyun sütü sektöründe yaklaşık 2.066 işletme 2023’te toplam 84,3 milyon litre üretim yaptı. Sütün yalnızca %20’si örgütlü üretici grupları üzerinden pazarlanırken, %80’i bireysel üreticiler tarafından doğrudan mandıralara satıldı. Araştırma, bu parçalı yapının üreticilerin pazarlık gücünü sınırladığını belirtiyor. İnek sütünde ise 275 işletme yaklaşık 300 milyon litre üretim yapıyor ve Pan-Kıbrıs Sığır Yetiştiricileri Örgütü pazarlamanın yaklaşık %70’ini kontrol ediyor. İşleme aşamasında yoğunlaşma daha belirgin. Kayıtlı 108 mandıraya rağmen yedi büyük sanayi kuruluşu hellim ihracatının %80’inden fazlasını kontrol ediyor. Araştırmanın sonuç bölümünde ayrıca beş büyük işletmenin pazarın %74,6’sına sahip olduğu belirtiliyor; haberde bu iki ölçümün kapsamı ayrıntılandırılmıyor. Tarım Bakanlığının aktarılan değerlendirmesine göre mandıralar, uluslararası pazarlarda rekabet edebilmek için düşük hammadde fiyatı talep ediyor ve bu baskı daha dağınık durumdaki keçi-koyun üreticilerine yansıyor. Maliyet verileri üretici tarafındaki baskıyı somutlaştırıyor. 500 hayvanlık örnek işletmeler üzerinden yapılan hesaplamada keçi sütünde ortalama üretim maliyeti litre başına 1,18 avro, zarar 0,33 avro; koyun sütünde ise maliyet 1,78 avro, zarar 0,38 avro olarak hesaplandı. Buna karşılık büyük mandıraların net kâr marjı 2021-2023 döneminde %4 ile %14 arasında değişti. Bazı işletmeler 2022’deki enerji krizinden geçici olarak etkilendi. Sektörün devlet ve Avrupa destekleriyle ayakta kaldığı belirtildi. Kıbrıs’taki taze inek sütü fiyatının AB ortalamasından kilogram başına ortalama 0,1358 avro daha yüksek olduğu bildiriliyor. Araştırma bu farkı ada yapısı, yüksek navlun ve yem ihtiyacının %90’a varan bölümünün ithal edilmesiyle ilişkilendiriyor. Çerçeve anlaşmada keçi sütü için litre başına 0,80-0,90 avro, koyun sütü için 1,35-1,45 avro asgari güvenlik fiyatı ve inek sütünde en az 0,05 avro artış öngörüldü; bu seviyelere uyulduğu, bazı durumlarda üreticiler lehine aşıldığı ve mandıraların tüm sütü alma yükümlülüğünü yerine getirdiği kaydedildi. ΕΠΑ, anlaşmanın rekabet açısından teorik sorunlara rağmen AB’nin Ortak Piyasa Düzeni kapsamındaki 1308/2013 sayılı düzenlemeyle korunduğunu belirtiyor. Komisyon, yapısal sorunların azaltılması için küçük işletmelerin büyütülmesini veya birleştirilmesini, yerli uzun ömürlü süt üretiminin geliştirilmesini ve yem üretimine hedefli kamu desteği verilmesini öneriyor. Sürekli kamu desteklerinin uzun vadede yalnızca geçici rahatlama sağlayacağı uyarısında bulunan ΕΠΑ, sektörün sürdürülebilirliği için modernizasyon, şeffaflık ve ekonomik bağımsızlık gerektiğini belirtiyor.

ABD'nin Tarifesiz Sığır Eti İthalatı Kıyma Fiyatlarını Sınırlı Etkiledi
Görsel kaynağı: AgDaily · Özgün haber
Veri haberi

ABD'nin Tarifesiz Sığır Eti İthalatı Kıyma Fiyatlarını Sınırlı Etkiledi

ABD yönetiminin sığır eti fiyatlarını düşürmek amacıyla geçici olarak genişlettiği tarifesiz ithalat kotası, hedeflenen etkinin gerisinde kaldı. Ağustosta duyurulan düzenleme, 90 gün içinde 300.000 metrik ton ek sığır etinin ülkeye girmesini ve ayda 100.000 metrik tona kadar uygun nitelikte ürün ithal edilmesini öngörüyordu. Ancak ilk tahsis döneminde, 28 Eylüle kadar yalnızca 37.486 metrik ton sığır eti ithal edildi; 62.500 metrik tondan fazla kota kullanılmadı. Arkansas Üniversitesi tarım ekonomisti James Mitchell, ithal edilen miktarın yalnızca 8.054 ila 21.936 metrik tonluk bölümünün normal koşullarda ABD pazarına girmeyecek ek sığır eti olabileceğini tahmin etti. Amerikan Çiftlik Bürosu Federasyonunun 22 eyaletteki 41 marketi kapsayan analizinde, marketlerin 30'unda kıyma fiyatları değişmedi. Ortalama fiyat 2 Eylülde pound başına 7,29 dolardan 23 Eylülde 7,13 dolara inerken düşüş 16 sent, yani yaklaşık %2 oldu. Kaynakta aktarılan değerlendirmelere göre ABD'deki dar sığır varlığı, yıllar süren sürü küçülmesi ve güçlü tüketici talebi fiyatları yüksek tutuyor. İthal ürünlerin limanlara ulaşmasının ardından işleme, dağıtım ve perakende kanallarından geçmesi gerektiği için ek arzın market fiyatlarına yansıması zaman alabiliyor. Mitchell, genişletilen ithalat izninin ihracatçıların kotayı dolduracağını veya fiyatları hemen düşüreceğini garanti etmediğini belirtti. Politika, tüketicilere sınırlı tasarruf sağlarken sığır üreticilerinin tepkisini çekti. Kansas Çiftlik Bürosu Başkanı Glenn Brunkow, ithalat kararının Amerikan ineğinin değerini tahminen 200 ila 400 dolar düşürdüğünü söyledi. Kuraklık, yüksek üretim giderleri ve sürü tasfiyeleriyle daralan arzın yeniden oluşturulmasının yıllar sürebileceği belirtilirken Beyaz Saray, ithalatın yerli sürü toparlanana kadar tüketicilere rahatlama sağlayabileceğini savundu. Trump ise geçici önlemi kasımda sona ermesinin ötesine uzatmayı düşünmediğini açıkladı.

Akdeniz’de Zeytinyağı Fiyatları Geriledi, Çiftçiler Maliyet Baskısıyla Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: Bold News Albania · Özgün haber
Veri haberi

Akdeniz’de Zeytinyağı Fiyatları Geriledi, Çiftçiler Maliyet Baskısıyla Karşı Karşıya

Akdeniz bölgesinde zeytinyağı piyasası, iki yıllık kuraklığın ardından üretimin yeniden artmasıyla oluşan arz fazlasının baskısı altında. İtalya, İspanya ve Yunanistan’daki sızma zeytinyağı toptan fiyatlarının birkaç ay içinde yaklaşık yarı yarıya gerilediği, bu durumun üreticileri ciddi zarar ve iflas riskiyle karşı karşıya bıraktığı bildiriliyor. İtalya’da kilogram başına fiyat 9,20 avrodan yaklaşık 4 avroya düşerken, kaynak bu gerilemeyi %47’lik değer kaybı olarak veriyor. İspanya ve Yunanistan’da ise fiyatların kilogram başına 3,40-3,65 avroya kadar indiği belirtiliyor. Gübre, traktör yakıtı ve işçilikteki maliyet artışları nedeniyle bir kilogram yağın üretim maliyetinin en az 7 avro olduğu hesaplanıyor. Fiyat baskısının başlıca nedenlerinden biri olarak İspanya’nın yüksek üretimi gösteriliyor. Ülkenin bu yıl yaklaşık 1,6 milyon ton zeytinyağını piyasaya sunmasının beklendiği ve bunun geçen yıla göre %29 artış anlamına geldiği aktarılıyor. Bu miktarın işleme sanayisini doyurduğu ve küçük yerli çiftçilerin pazarlık gücünü azalttığı ifade ediliyor. Avrupa’daki tarım örgütleri ayrıca Tunus gibi AB dışı ülkelerden gümrüksüz ithalat konusunda uyarıda bulunuyor; büyük şirketlerin yaklaşık 3,50 avroluk ucuz yağı karıştırarak sertifikalı Avrupa ürününün değerini düşürdüğü öne sürülüyor. Hasat kampanyasının yeni başladığı dönemde çiftçiler, maliyetin altında satacakları ürün için işçi ve sıkım tesisi giderlerini karşılamakla zeytinleri ağaçta bırakmak arasında seçim yapmak zorunda kalıyor. Bari’de 2 binden fazla çiftçinin protesto düzenlediği, Endülüs’te de gösteri çağrıları yapıldığı belirtiliyor. Kaynakta, Avrupa Birliği’nin doğrudan hibeler sağlaması veya maliyetin altında satışları engelleyen yasaları uygulaması olası müdahale seçenekleri olarak aktarılıyor.

Amazon Almanya’da Taze Gıda Teslimatına Dönüşü Değerlendiriyor
Görsel kaynağı: WELT · Özgün haber
Veri haberi

Amazon Almanya’da Taze Gıda Teslimatına Dönüşü Değerlendiriyor

Amazon, Almanya’da taze gıda teslimatı pazarına yeniden girmeyi değerlendiriyor. Şirketin Almanya ülke müdürü Rocco Bräuniger, Amazon’un pazarı izlediğini ve taze gıda işinin başta ABD ile Birleşik Krallık olmak üzere başka ülkelerde iyi işlediğini söyledi. Ancak Bräuniger, açıklamalarının Almanya için somut bir dönüş duyurusu olarak anlaşılmaması gerektiğini belirtti. Amazon’un ülkede yatırımlara devam edeceğini de ifade etti. Şirket, Almanya’daki ilk taze gıda girişimini Amazon Fresh adıyla Mayıs 2017’de başlattı. Hizmet, Aralık 2024’ün ortasına kadar Berlin, Hamburg ve Münih gibi büyük kentlerde meyve, sebze, et, balık, süt ürünleri, soğutulmuş ürünler ve taze unlu mamuller sundu. Ancak talep beklenen düzeye ulaşmadı ve ürün gamı yıllar içinde daraldı. Amazon bu nedenle alandan çekildi; kalan müşterilere Berlin, Münih, Rhein-Main bölgesi ve Rhein-Neckar metropol bölgesinde Knuspr işbirliğiyle hizmet veriliyor. Olası dönüş, Amazon’un teslimat hızını artırma stratejisiyle birlikte değerlendiriliyor. ABD merkezli şirket, dünya genelinde siparişin verildiği gün teslimat ağına milyarlarca euroluk genişleme planlıyor. Teslimat hızını artırmayı amaçlayan girişimin adı Project Mercury. Amazon’a göre Prime üyeleri 2025’te 500 milyondan fazla ürünü aynı gün veya ertesi gün teslim aldı. Bräuniger, hızlı teslimat alanındaki genişlemenin gelecek yıllarda da süreceğini söyledi. Almanya’da çevrim içi gıda ticaretinin pazar payı son yıllarda yaklaşık %3’e yükseldi. Bu alandaki ciro 2025’te 4,1 milyar euroya ulaştı. Federal E-Ticaret ve Kargo Birliği (BEVH), çevrim içi gıda ticaretinin 2026’nın üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %9,1 büyüdüğünü bildirdi. Almanya Ticaret Birliği (HDE), kolaylık beklentisi, demografik değişim ve lojistik yatırımlarının talebi desteklediğini belirtiyor. Pazarın büyümesi özellikle nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu kentlerde belirginleşiyor. Uzmanlara göre çevrim içi gıda sağlayıcılarının teslimat araçlarını verimli kullanabilmesi için belirli bir nüfus yoğunluğu gerekiyor; büyük kentlerde pazar payı bazı bölgelerde %15’e kadar çıkıyor. Rewe’nin teslimat hizmeti ve Edeka’nın ortak olduğu Picnic öne çıkan şirketler arasında yer alıyor. Picnic’in 12 büyük lojistik merkezi ve yaklaşık 150 yerel deposu bulunurken, 2025 cirosu 774 milyon euro oldu. Hızlı teslimat alanında Gorillas ve Getir Almanya’dan çekildi; Rewe destekli Flink faaliyetini sürdürürken Wolt da yerel süpermarketlerden gıda teslim ediyor.

Mısır, Tuzlu Suyla Sina’da Ayçiçeği Yetiştirmeyi Deniyor
Görsel kaynağı: UNIAN · Özgün haber
Veri haberi

Mısır, Tuzlu Suyla Sina’da Ayçiçeği Yetiştirmeyi Deniyor

Mısır, Güney Sina Yarımadası’nda kuyulardan sağlanan hafif tuzlu suyla yağlık ayçiçeği yetiştirmeye yönelik saha denemelerini tamamladı. Çalışma, tatlı su kıtlığı ve tuzlu toprakların geleneksel tarımı zorlaştırdığı bölgelerde alternatif üretim yöntemlerini değerlendirmeyi amaçlıyor. Proje, düşük verimli kabul edilen arazilerde alışılmadık su kaynaklarından yararlanarak yağ bitkilerinin etkili biçimde yetiştirilip yetiştirilemeyeceğini göstermeyi hedefliyor. Olumlu sonuçların, ülkenin kurak bölgelerinde ayçiçeği ekim alanlarının genişletilmesine dayanak oluşturabileceği belirtiliyor. Ancak tuzlu arazilerde üretimin yaygınlaştırılması, sonraki saha sonuçlarına ve kullanılabilir su kaynaklarının akılcı yönetimine bağlı olacak. Mısır ayrıca soya, ayçiçeği, susam, yer fıstığı ve kolza üretimini artırmayı planlıyor. Bu politikayla bitkisel yağlarda iç üretim ile tüketim arasındaki açığın daraltılması ve ithalat için harcanan dövizin azaltılması hedefleniyor. Planlar, bitkisel yağlar ile yan ürünlerden yem üretimine yönelik işleme kapasitesinin geliştirilmesini de kapsıyor.

Güney Kıbrıs’ta Hellimde %50 Keçi-Koyun Sütü Hedefine Ulaşılması Zor
Görsel kaynağı: Haber Kıbrıs · Özgün haber
Veri haberi

Güney Kıbrıs’ta Hellimde %50 Keçi-Koyun Sütü Hedefine Ulaşılması Zor

Güney Kıbrıs’ın Menşe İsmi Korumalı (MİK) hellimde en az %50 keçi ve koyun sütü kullanımı hedefine, Temmuz 2029’da sona erecek geçiş dönemine kadar ulaşmasının zor olduğu bildirildi. Konu, Rum Meclisi Tarım Komitesi’nde ele alınırken, hellim üretiminde Avrupa kriterlerine uyum ile ihracat kapasitesinin korunması birlikte değerlendirildi. Tarım Genel Müdürü Andreas Grigoriu, keçi-koyun sütü üretiminin artırılması, denetimlerin iyileştirilmesi ve MİK hellim kriterlerinin uygulanması için 10 maddelik bir eylem çerçevesi açıkladı. Plan kapsamında uygulamayı koordine edecek ve izleyecek iki özel komite kurulması, mevzuat ile denetimlerin sıkılaştırılması ve kurallara uymayan işletmelere yönelik yaptırımların ağırlaştırılması öngörülüyor. Hazırlanan yasa tasarısının 24 Kasım 2025’te Meclise sunulduğu belirtildi. Eylem planında küçükbaş hayvancılığa acil ve yatırım destekleri verilmesi, her biri 800’den fazla hayvan kapasiteli 26 büyük ölçekli işletme kurulması ve ödemelerin yalnızca hayvan sayısına değil üretkenlik düzeyine göre düzenlenmesi yer alıyor. Keçi ve koyun sütlerinin işleme tesislerine teslimatının dijital sistemle kaydedilip doğrulanması da planlanıyor. MİK hellimde kullanılacak inek sütü miktarının 2024 seviyesinde tutulması, yıllık 234 bin ton ve aylık 19 bin 500 ton üst sınır uygulanması öngörülüyor. Ayrıca genetik iyileştirme programı ile süt tozu tespitine yönelik araştırma yapılması planlanıyor. Komite Başkanı Yannakis Gavriil ise küçükbaş hayvancılığa yönelik önceki destek açıklamalarına karşın somut adımların yetersiz kaldığını ve süt açığının nasıl kapatılacağının açıklanması gerektiğini söyledi.

Moldova’da Ayçiçeği Tohumu İhracatı Arttı, Lojistik Maliyetleri Üretici Gelirini Sınırladı
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldova’da Ayçiçeği Tohumu İhracatı Arttı, Lojistik Maliyetleri Üretici Gelirini Sınırladı

Moldova, Temmuz-Eylül 2026 döneminde 60,5 bin ton ayçiçeği tohumu ihraç etti. İhracat hacmi 2025’in aynı dönemine göre %9,5 artarken, ihracat değeri 719,3 milyon Moldova leyine yükseldi ve yıllık artış %19,6 oldu. Ortalama ihracat fiyatı da 11,89 ley/kg’ye çıkarak geçen yılın aynı dönemindeki 10,89 ley/kg seviyesinin %9,2 üzerine çıktı. Buna karşın fiyat artışı tarım üreticilerinin gelirlerine aynı ölçüde yansımadı. Taşıma tarifeleri geçen yıla göre iki katına çıktı ve ihracat sözleşmelerinin çoğunda ürünün alıcıya kadar teslim edilmesi, fiyat farkının önemli bölümünün lojistik giderlerine gitmesine neden oldu. Bu nedenle çiftlik kapısındaki net fiyatın önceki sezona yakın kaldığı belirtildi. İhracatın yaklaşık %85’i Türkiye ve Romanya’ya yapıldı. Türkiye 27,6 bin tonla başlıca varış noktası olurken, Romanya’ya 23,8 bin ton gönderildi. Polonya ve Almanya’ya yapılan sevkiyatlarda ise gıda ve şekerleme sanayisine yönelik tohumların payı nedeniyle, yağ işleme amacıyla gönderilen ürünlere kıyasla daha yüksek fiyatlar görüldü. Karayolu taşımacılığı, 37,2 bin ton ve toplam ihracatın %61,5’iyle ana taşıma yöntemi oldu. Eylül ayında Giurgiulești Limanı üzerinden 22,6 bin ton sevk edildi. Ancak Tuna Nehri’ndeki su seviyesinin yaklaşık 4 metreye düşmesi nehir taşımacılığını sınırladı; Karadeniz havzasındaki güvenlik riskleri ve düşük mavna bulunabilirliği de maliyetleri artırdı. Bazı tüccarların alım sözleşmeleri bulunmasına rağmen ürünlerin çiftçi depolarında kaldığı ve bu durumun yeni alımları yavaşlattığı aktarıldı.

Ugent Öğrencileri İki Bayer Award Kazandı
Görsel kaynağı: VILT · Özgün haber
Veri haberi

Ugent Öğrencileri İki Bayer Award Kazandı

Gent Üniversitesi’nden iki öğrenci, yüksek lisans tezleriyle birer Bayer Award kazandı. Tuur Van Elst, azot bağlayan bakteriler üzerine çalışmasıyla, Jaron Bousard ise Uganda’daki mangoların genetik çeşitliliğini ve mango gen bankası olanaklarını inceleyen teziyle ödüle layık görüldü. Bayer ödülleri, Gent Üniversitesi’ndeki biyomühendislik mezuniyet töreninde verildi. Bayer, ödül programıyla sürdürülebilir tarım araştırmalarını teşvik etmeyi ve genç araştırmacıları öne çıkarmayı amaçladığını belirtiyor. Van Elst, baklagil bitkilerindeki bakteri-bitki ortak yaşamını ve biyolojik azot fiksasyonunu incelemek üzere, azot bağlayan bakterilerin işlevini koruyan hücre kültürleri geliştirdi. Soya, bezelye, fasulye ve yonca gibi bitkilerde bu bakteriler havadaki azotu bitkinin kullanabileceği besin maddelerine dönüştürüyor. Çalışma, dış azot kaynaklarına ve azotlu gübreye bağımlılığı azaltabilecek yeni gübreleme stratejileri için ilk adım olarak değerlendiriliyor. Bousard, Uganda’dan 319 mango örneğini Etiyopya materyali ve İspanya’daki uluslararası referans koleksiyonuyla karşılaştırdı; ayrıca Kuzey Uganda’daki çiftçilerle görüştü. Araştırma, yeni mango çeşitleri ve daha dayanıklı yetiştiricilik için önem taşıyabilecek genetik zenginliğe işaret etti. Çiftçiler yerel mangoların sınırlı ticari değeri, mevsimsel arz fazlası, pazara erişim güçlüğü ve işleme eksikliğini sorun olarak aktarırken Bousard, yerel çeşitlerin daha sistematik korunmasını önerdi.