ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

425 haber · Sayfa 8

AB Tarımında Üretkenlik Artışı Yavaşladı, Maliyetler Yükseldi
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

AB Tarımında Üretkenlik Artışı Yavaşladı, Maliyetler Yükseldi

Oxford Economics’in Bayer tarafından yaptırılan çalışmasına göre Avrupa Birliği’nde toplam tarla bitkileri üretimi 2011-2023 döneminde yılda ortalama yalnızca %0,1 arttı. Aynı dönemde üretim artışı ABD’de %1, dünya genelinde %2 ve Brezilya’da %3,3 oldu. Çalışmadaki karşılaştırma, tek bir ürünün verimini değil, farklı yüzölçümü, ürün ve işletme yapılarını kapsayan toplam bitkisel üretimi ölçüyor. Avrupa’daki yavaş büyüme, üretim maliyetlerindeki artış ve iklim riskleriyle birlikte değerlendiriliyor. Çalışmaya göre 2025’te AB’de gübre fiyatları 2020’ye göre %60, enerji fiyatları %51, makine ve ekipman fiyatları %25 yükseldi. Oxford Economics’ten Jeremy Leonard, maliyet baskısının özellikle işletme marjlarında görüldüğünü ve kârlılığın azalmasının üretkenliği artırabilecek teknolojilerin satın alınmasını zorlaştırdığını belirtti. Avrupa Yatırım Bankası’nın çalışmada aktarılan tahminlerine göre iklim riskleri Avrupa tarlalarında yıllık ortalama 17,4 milyar avro kayba yol açıyor; bu tutar üretimin %6,4’üne denk geliyor. Kayıpların 2050’de 24,8-28,9 milyar avroya çıkabileceği öngörülüyor. Bu etkinin bölgelere ve ürünlere göre değişeceği belirtilirken, Hollandalı süt sığırı yetiştiricisi Judith de Vor, aşırı yağış dönemleriyle sıcak ve kurak dönemlerin üretim koşullarını değiştirdiğini ve yeni bitki sağlığı sorunları doğurduğunu anlattı. Bitki koruma alanındaki seçeneklerin daralması da çalışmada öne çıkan sorunlar arasında yer aldı. Bayer’in aktardığı verilere göre AB’de onaylı aktif maddelerin sayısı 2000’lerin başındaki binden fazla düzeyden yaklaşık 420’ye geriledi; son yedi yılda 92’den fazla madde piyasadan çıkarken yalnızca bir yeni sentetik aktif madde geldi. Frank Terhorst, bitki koruma programlarındaki boşlukları önümüzdeki beş yılın başlıca sorunlarından biri olarak gösterdi. Bayer, yeni kimyasal ve biyolojik çözümlerin geliştirilmesini ve ruhsatlandırılmasını hızlandırmayı savunuyor. Terhorst, yeni genomik teknikleri çeşitlerin çevre koşullarına daha hızlı uyarlanması için önemli bir platform olarak değerlendirirken, hastalık direnci ve azot beslenmesi gibi daha karmaşık özellikler için zaman ufkunun gelecek on yıla uzandığını belirtti. Bayer’in sekiz Avrupa pazarında 8 binden fazla tüketiciyle yaptığı ankette katılımcıların %84’ü gıda arz güvenliğini ulusal güvenlik meselesi saydı; aynı oran çiftçilerin yeni teknolojilere erişimini destekledi. Ancak genel inovasyon desteğinin belirli teknolojiler üzerindeki görüş ayrılıklarını ortadan kaldırmadığı ve çiftçilerin kendi koşullarına uygun çözümleri seçebilmesi gerektiği vurgulandı.

Slovak Bakan Takáč: Süt Sektörü İçin AB Finansmanı Yetersiz
Görsel kaynağı: SITA · Özgün haber
Veri haberi

Slovak Bakan Takáč: Süt Sektörü İçin AB Finansmanı Yetersiz

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Slovakya Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanı Richard Takáč, Bratislava’da Avrupa Sütçülük Birliği’nin (EDA) yıllık kongresinde Slovak süt sektörünün büyüme potansiyeli bulunduğunu söyledi. Takáč’a göre bu potansiyelin kullanılabilmesi için istikrarlı koşullar, yeterli yatırım ve adil rekabet gerekiyor. Bakan ayrıca 2028’den itibaren uygulanması önerilen Avrupa Birliği tarım ve gıda sektörü finansmanının sektörün karşı karşıya olduğu zorluklara karşılık gelmediğini belirtti. Takáč, mevcut bütçe taslağına göre Slovakya’nın tarım için mevcut döneme kıyasla daha az kaynak alabileceğini ve sektöre doğrudan ayrılan fonların gerekli ölçüde doğrudan ödemeleri karşılamayabileceğini söyledi. AB bütçesinin 800 ila 900 milyar avro büyümesinin konuşulduğu bir dönemde çiftçilerin ve gıda üreticilerinin daha az finansman almasının kabul edilemez olduğunu savunan bakan, gıda güvenliği ve kendine yeterlilik için daha fazla kaynak ve daha az bürokrasi gerektiğini ifade etti. Slovak süt işletmelerinin daha fazla yerli sütü işleyebilecek teknoloji ve kapasiteye sahip olduğunu belirten Takáč, bunun istikrarlı birincil üretime ve sektörün ekonomik olarak sürdürülebilir işlemesine bağlı olduğunu kaydetti. Ancak sektör, sağmal inek sayısındaki uzun süreli düşüş, yüksek üretim maliyetleri ve ithal ürünlerin güçlü rekabetiyle karşı karşıya. Bu koşullar, çiftliklerin ekonomisini ve işleyicilerin yeni yatırımlara ilişkin kararlarını etkiliyor. Bakan, gıda sektörünün modernizasyon, otomasyon ve rekabet gücünün artırılması için yatırımlara ihtiyaç duyduğunu söyledi. Gıda sektörünün Ortak Tarım Politikası içinde tutulmasına yönelik görüşmeleri olumlu karşılasa da, ek finansman olmadan bunun yeterli olmayacağını belirtti. Takáč ayrıca Ukrayna dahil üçüncü ülkelerden yapılan gıda ithalatının Avrupalı üreticiler üzerindeki baskısına dikkat çekerek, Ukrayna’ya yardım edilirken Avrupalı çiftçi ve işleyicilerin orantısız rekabet baskısından korunması gerektiğini ifade etti.

Uruguay Süt Sektöründe 2025 Rekoru ve 2026’da Yeni Artış Beklentisi
Görsel kaynağı: la diaria · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay Süt Sektöründe 2025 Rekoru ve 2026’da Yeni Artış Beklentisi

Uruguay süt sektörü 2025’i tarihi sonuçlarla tamamladı. Süt teslimatı 2.207 milyon litreye, süt katı maddesi üretimi 172 milyon kilograma, ihracat ise 964,5 milyon dolara ulaştı. 2026’da büyüme ivmesi sürdü. Temmuz ayında aylık süt teslimatı 213 milyon litrenin üzerine çıkarak rekor kırdı; yıl genelindeki teslimat artışının yıllık bazda %10’un oldukça üzerinde olması bekleniyor.

Isıtılmış Süt, Bazı Süt Alerjili Çocuklarda Tolere Edilebiliyor
Görsel kaynağı: Maaseudun Tulevaisuus · Özgün haber

Isıtılmış Süt, Bazı Süt Alerjili Çocuklarda Tolere Edilebiliyor

Finlandiya’da yürütülen yeni bir doktora araştırması, süt alerjisi bulunan çocukların yarısından fazlasının güçlü biçimde ısıtılmış sütü tolere edebileceğini ortaya koydu. Araştırmada, normal süt tüketiminde alerji belirtisi gösteren çocuklara sütle hazırlanmış fırınlanmış pirinç lapası artan miktarlarda verildi. Bulgular, ısıtılmamış sütün ağır reaksiyona yol açtığı çocuklarda bile ısıtılmış sütü tolere etme olasılığının yüksek olabileceğine işaret etti. Araştırmaya göre ısıtma işlemi, sütteki bazı proteinleri değiştiriyor ve bağışıklık sisteminin bu proteinleri daha zor tanımasına yol açıyor. Süt alerjisini doğrulamak için uygulanan ağızdan süt verme testi aileden hastanede bir gün geçirmesini gerektiriyor ve çocukta ciddi alerjik reaksiyon riski taşıyor. Çalışmada süte ve süt proteinlerine ilişkin antikor düzeylerini ölçen kan testi, süt alerjisini süt verme testi yapılmadan belirlemede en iyi yöntem olarak değerlendirildi. Araştırmacı Otso Nieminen, çalışmanın tedavi uygulamalarını kökten değiştirmediğini, ancak sonucu önceden açıkça tahmin edilebilen durumlarda gereksiz süt verme testlerinden kaçınmaya yardımcı olabileceğini belirtti. Nieminen, Finlandiya’daki bir yaş üzeri çocuklar için süt alerjisine ilişkin uygun eşik değerlerini de belirledi. Araştırma kapsamında geliştirilen puanlama sistemi Käypä hoito klinik uygulama önerisine alındı; böylece çocukların tedavisinin kendi test sonuçlarına göre planlanabilmesi amaçlandı. Bununla birlikte, ısıtılmış sütün tüketilmesinin Finlandiyalı çocuklarda süt alerjisinin ortadan kalkmasına etkisi henüz bilinmiyor.

Bosna-Hersek’te Süt Üreticileri Ödeme Sorunu Yaşıyor
Görsel kaynağı: N1 Bosna i Hercegovina · Özgün haber
Veri haberi

Bosna-Hersek’te Süt Üreticileri Ödeme Sorunu Yaşıyor

Bosna-Hersek’te süt üreticileri, teslim ettikleri süt için bir süt işletmesinden ödeme alamadıklarını belirtiyor. Üreticilerden biri, işletmenin sütü almaya devam ettiğini ancak teslim edilen ürünün bedelinin altı aydır ödenmediğini söyledi. Üretici, sütün alım fiyatının 0,76 KM olduğunu ve fiyatın temel sorun olmadığını ifade etti. Kredi, yem ve veterinerlik hizmetleri giderlerinin sürdüğü bir dönemde ödemelerin yapılmamasının süt işletmeleri üzerindeki mali baskıyı artırdığı belirtildi.

Bulgaristan’da Sofya ve Haskovo’da İki Koyun ve Keçi Çiçeği Odağı
Görsel kaynağı: Mediapool · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Sofya ve Haskovo’da İki Koyun ve Keçi Çiçeği Odağı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı, Sofya bölgesindeki Elin Pelin ilçesine bağlı Ravno pole köyünde 180 küçükbaş hayvanın bulunduğu bir işletmede birincil koyun ve keçi çiçeği odağı tespit etti. Haskovo kentinde ise 122 küçükbaş hayvanın bulunduğu ikincil bir odak belirlendi. Her iki bölge için hastalığın kontrol altına alınmasına yönelik önlemler başlatıldı. Ravno pole’deki odağın çevresinde 5 kilometrelik koruma bölgesi oluşturuldu. Bu bölge Elin Pelin kenti ve Ravno pole köyünün yanı sıra Sofya kentinin bazı köylerini kapsıyor. Haskovo’daki odak için oluşturulan 5 kilometrelik koruma bölgesine ise Haskovo kenti ile Vıglârovo ve Konuş köyleri dahil edildi. Ayrıca her iki odak çevresinde 20 kilometrelik gözetim bölgeleri belirlendi. Koruma ve gözetim bölgelerinde koyun ve keçilerin taşınması yasaklandı. Bu yasağın, belirli koşullarda acil kesime gönderilecek hayvanlar için istisnası bulunuyor. Hayvanların kapalı barınaklarda tutulması istenirken, bölgedeki işletmelerde sayım yapılacak, Entegre Bilgi Sistemi VetIS kayıtları güncellenecek ve resmi veterinerlik denetimleri gerçekleştirilecek. Etkilenen bölgelerden elde edilen çiğ sütün taşınması ve işlenmesinde yürürlükteki mevzuata göre özel şartlar uygulanacak. Ajans, hastalığın insanlar için tehlike oluşturmadığını, ancak yayılması halinde önemli ekonomik zararlara yol açabileceğini bildirdi. Yetiştiricilere biyogüvenlik önlemlerine uyma, hayvanları düzenli gözlemleme ve şüpheli durumları derhal veterinere bildirme çağrısı yapıldı.

Acil Durum Stoğunda Besin Değeri Yüksek Gıdalar Önerildi
Görsel kaynağı: The Independent · Özgün haber

Acil Durum Stoğunda Besin Değeri Yüksek Gıdalar Önerildi

Beslenme uzmanı Rhiannon Lambert, acil durumlar için hazırlanacak gıda stoklarında protein, lif, vitamin ve mineral bakımından zengin, uzun raf ömrüne sahip ve mümkün olduğunca az hazırlık gerektiren ürünlerin bulundurulmasını önerdi. Birleşik Krallık Savunma Bakanı Wes Streeting de tüm hanelerin acil durum veya savaş ihtimaline karşı evde az miktarda nakit, şişe su ve konserve gıda tutması gerektiğini söyledi. Lambert’in temel önerileri arasında konserve fasulye, nohut ve mercimek; sardalya, somon ve uskumru gibi yağlı balıklar; yulaf ve tam tahıllı krakerler; konserve meyve ve sebzeler ile UHT süt veya zenginleştirilmiş bitkisel süt alternatifleri yer alıyor. Konserve bakliyatların bitkisel protein ve lifin yanı sıra demir, folat, magnezyum ve potasyum sağladığı, konserve balıkların ise protein, omega-3 yağ asitleri, B12 ve D vitamini içerdiği belirtildi. Bakliyat ve balık, pişirilmeden de tüketilebiliyor. Taze ürün bulunamadığında konserve havuç, domates, tatlı mısır ve ıspanak gibi sebzeler beta-karoten, potasyum ve folat; konserve meyveler ise C vitamini sağlayabiliyor. Lambert, fazla şeker ve tuz tüketimini sınırlamak için meyvelerin şurup yerine meyve suyunda, sebzelerin de mümkünse ilave tuz içermeden satılan türlerden seçilmesini tavsiye etti. Yulaf ve tam tahıllı krakerlerin pirinç ve makarnadan farklı olarak kaynar su veya pişirme gerektirmediği belirtildi. Uzun süre pişirme ya da fazla su gerektiren kuru pirinç, makarna ve bakliyatlar, temiz suya, elektriğe veya pişirme imkânına erişimin sınırlı olabileceği durumlarda öncelikli seçenekler arasında gösterilmedi. Kuruyemiş, tohum ve fıstık ezmesi küçük porsiyonlarda enerji, protein ve lif sağlayabilirken UHT süt ve zenginleştirilmiş bitkisel alternatifler açılmadan önce oda sıcaklığında saklanabiliyor.

Güney Afrika’da 1.501 Şap Hastalığı Mihrakı Varlığını Sürdürüyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Güney Afrika’da 1.501 Şap Hastalığı Mihrakı Varlığını Sürdürüyor

Güney Afrika’da şap hastalığı salgınlarının önemli bölümü resmen açık kalmayı sürdürüyor. Tarım Bakanlığı’nın 30 Eylül 2026 tarihli raporuna göre ülkede kayda geçen 2.871 salgının 1.370’i Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’ne (WOAH) çözülmüş ve kapatılmış olarak bildirildi; 1.501 salgının statüsü ise açık kaldı. SAT1 ve SAT2 virüs suşlarıyla bağlantılı salgınlar, özellikle ülkenin kuzey ve doğu kesimlerindeki hayvancılık üretimini etkiliyor. Bakanlık, açık bir salgın kaydının her durumda virüsün işletmede hâlen dolaşımda olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekti. Bazı işletmelerde aktif enfeksiyon sona ermiş olsa da resmi kapatma işlemleri tamamlanana kadar karantina uygulanabiliyor. Rapor, bu nedenle açık salgın sayısının doğrudan devam eden bulaşmanın göstergesi olarak yorumlanmaması gerektiğini ortaya koyuyor. Doğu Cape, 421 açık salgınla en fazla vakanın bulunduğu il oldu; bölgede yalnızca 12 salgın resmen kapatıldı. Bakanlığa göre ildeki tüm ilçelerde salgın bildirildi ve burada SAT1 virüsü tespit edildi. KwaZulu-Natal ise 346 açık salgın ve 30 kapatılmış salgınla ikinci sırada yer aldı. Bu iki ildeki toplam 767 açık salgın, ülke genelindeki açık kayıtların yaklaşık %51’ini oluşturdu. Rapor, hastalığın eyaletler arasındaki yayılımını da son birkaç yıldaki olaylar üzerinden izliyor. KwaZulu-Natal’da Mayıs 2021’de başlayan SAT2 salgınıyla bağlantılı vakaların bir bölümü, birbirine yakın beş av rezervinde bulunuyor. Bakanlık, bu rezervlerdeki mandaların şap virüsünü taşıyabilmesinin salgınların tamamen kapatılmasını zorlaştırdığını belirtti. Ayrıca 2024’te Doğu Cape’in East London bölgesinde görülen bir salgın, KwaZulu-Natal’daki 2021 olaylarıyla ilişkilendirildi. Yetkililer, 2024 Şap Hastalığı Acil Durum Planı’nda yapılan ve 7 Temmuz 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanan değişikliklerin kapatma sayısının yükselmesine katkı sağladığını bildirdi. Yeni seçenekler arasında kontrollü kesim, aşılama ve belirli koşullarda hayvanların işletmede tutulması bulunuyor. Süt ve damızlık işletmeleri ile ortak daldırma tankı kümelerinde, resmi olarak belirlenen başlangıç gününden sonra en az 42 gün boyunca klinik belirti görülmemesi hâlinde karantina kaldırılabiliyor. Kontrollü kesimde ise kesimden önce en az 14 gün belirgin virüs dolaşımı görülmemesi, onaylı işlemler ve enfeksiyon riski taşıyan materyalin güvenli biçimde işlenmesi veya bertaraf edilmesi şartları aranıyor. Bu yöntemle elde edilen et iç piyasada satılabilirken ihracat, ithalatçı ülkenin özel onayına bağlı kalıyor.

Fransa’da Kuraklık Hayvancılıkta Yem Krizini Derinleştiriyor
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da Kuraklık Hayvancılıkta Yem Krizini Derinleştiriyor

Fransa’da 2026 kuraklığı, ot büyümesindeki tarihi gerileme nedeniyle hayvancılık işletmelerinin yem stoklarını ve gelecek üretim planlarını zorluyor. Agreste’in 7 Ekim’de yayımladığı verilere göre 30 Eylül itibarıyla kalıcı çayırlardaki kümülatif ot büyümesi, 1989-2018 ortalamasının %42 altında kaldı. Açık, ülkenin neredeyse tamamında %25’i aşarken bazı bölgelerde %60’ın üzerine çıktı. Kaynak, durumun 2003’tekinden de kötü olduğunu ve etkilerin kış sonrasına taşınabileceğini belirtiyor. Bazı işletmelerin 12 aylık stoklarla 13, hatta 14 ay dayanması gerekecek. Meurthe-et-Moselle’de kış için ayrılan rezervlerin üçte biri ağustos sonuna kadar kullanılmıştı; Puy-de-Dôme’da ise silajlık mısır veriminin yarı yarıya düşeceği öngörülüyordu. Sonbahar otlatmasının da bazı bölgelerde aksaması beklenirken, yetiştiriciler normalde kendilerinin ürettiği yemi satın almak zorunda kaldı. Sınırlı arz ve artan rekabet piyasayı sıkılaştırdı; ağustos sonunda Belçika ve İsviçre’den alıcıların da Fransa’dan yem tedarik ettiği aktarıldı. FNB, FNPL, FNO ve FNEC adlı ruminant yetiştiriciliği örgütleri 2 Eylül’de yem açığının teorik maliyetini 5,4 milyar avro olarak hesapladı. Bu hesap üreme ile süt ve et üretimindeki etkileri içermiyor. Piloter sa Ferme’in kurucu ortağı ve çiftçi Sylvain Jessionesse ise işletmelerin 2026 cirosunun giderlerin yalnızca %95’ini karşılayacağını, hektar başına ortalama 75 avro açık oluşacağını ve normal verim koşullarında bile 2027’nin zararla geçebileceğini öne sürdü. Hükümet, Tarım Bakanlığının 4 Eylül’de açıkladığı acil CASI planıyla başlangıçta 1 milyar avronun üzerinde kaynak ayırdı. Tarım Bakanı Annie Genevard 8 Ekim’de bunun nihai destek olmadığını belirterek, işletme sermayesi için toplam 2 milyar avroya kadar faizsiz kredi açıkladı. Devletin faizini üstleneceği krediler yem ve girdilerin finansmanında kullanılabilecek; ilk ödemeler 2026’da başlayacak, 2027 kredileri ise bütçe değişikliğiyle sağlanacak. Ancak kaynak, bu kredilerin yem kıtlığını çözmediğine ve geri ödenmeleri gerektiğine dikkat çekiyor. Üretici örgütleri, çayır kayıpları tazminatında kullanılan ve uydu verilerine dayanan ot büyüme endeksinin birçok işletmenin durumunu yeterince yansıtmadığını savunuyor. Bakanlık, ekim ortasında ilçe bazlı bir harita yayımlayarak saha verilerini uydu verileriyle karşılaştırmayı planladı; sigorta sisteminin korunacağı belirtildi. Yağışların ot büyümesini yeniden başlatabileceği, ancak birikmiş açığı mutlaka kapatmayacağı ifade ediliyor. Sonraki ekimler, hasat verimleri ve satın alınabilir yemlerin durumu, işletmelerin stoklarını yeniden oluşturma kapasitesini belirleyecek.

Rusya’da Süt İthalatına Ek Gümrük Düzenlemeleri Değerlendirilecek
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’da Süt İthalatına Ek Gümrük Düzenlemeleri Değerlendirilecek

Rusya Tarım Bakanlığı ile Ekonomik Kalkınma Bakanlığı, süt ve süt ürünlerinde kendine yeterliliği artırmak amacıyla ek gümrük-tarife düzenlemeleri getirilmesi konusunu değerlendirecek. Tarım Bakanı Oksana Lut, açıklamayı Vladimir Putin ile görüşmesinde yaptı. Rusya’nın Gıda Güvenliği Doktrini, süt ve süt ürünlerinde kendine yeterlilik oranının 2030’da %90’a çıkarılmasını öngörüyor; bu oran 2025 sonunda %85,3 olarak gerçekleşti. Lut, ilerlemenin sürdürülmesinde zorluk yaşandığını, süt ve süt ürünlerinin yaklaşık %15’inin halen diğer ülkelerden ithal edildiğini söyledi. Değerlendirilebilecek önlemler arasında, süt ürünleri ithalatçılarına yönelik kriterler de bulunuyor. EkoNiva Başkanı Ştefan Dürr ise Rusya pazarındaki et ve süt ürünleri ithalatını düzenlemek için yeni önlemler geliştirilmesini önerdi. Dürr, çocuk, tıp ve sporcu beslenmesine yönelik karmaşık süt bileşenlerinin iç pazarın ihtiyaçlarını karşılayabileceğini ve Çin, Güneydoğu Asya ile Kuzey Afrika’ya ihracatı artırabileceğini belirtti. İhracatın geliştirilmesi için devlet desteğinin korunmasını isteyen Dürr, 2027 bütçe taslağında tarım ürünleri ihracatçılarının ulaşım gideri sübvansiyonlarına 12 milyar rubleden fazla kaynak ayrıldığını söyledi. Putin de yeni pazar arayışlarında lojistik desteğinin sürdürülmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Avrupa Tarım Örgütlerinden OTP İçin Stratejik Bütçe Çağrısı
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Tarım Örgütlerinden OTP İçin Stratejik Bütçe Çağrısı

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Avrupa’nın başlıca tarım örgütleri ve tarımsal gıda kooperatifleri, 12. Avrupa Çiftçiler Kongresi’nde Avrupa tarımını sağlam temeller üzerinde yeniden kurmak için son fırsatın geldiği uyarısında bulundu. Sektör liderleri, Ortak Tarım Politikası’nın (OTP) ve Avrupa Birliği bütçesinin geleceğine ilişkin kararların Avrupa’nın vatandaşlarını besleme, güvenli, rekabetçi ve dayanıklı kalma kapasitesini belirleyeceğini bildirdi. 14-16 Ekim’de düzenlenen kongrede yaklaşık 400 delege ve 54 konuşmacı; rekabetçilik, dayanıklılık, gıda güvenliği, girdi maliyetleri, inovasyon, yatırım ve kuşak yenilenmesi başlıklarını ele aldı. Toplantı, aşırı hava olaylarının Avrupa tarımsal üretiminin kırılganlığını ortaya koyduğu, savaşların, ticari gerilimlerin ve jeopolitik istikrarsızlığın dünya piyasalarını bozarak enflasyonu ve işletmeler üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığı bir dönemde gerçekleştirildi. Copa-Cogeca, Avrupa Komisyonu’nun başlangıç önerisinin Avrupa projesinin temel sütunlarından birini zayıflatacağını savundu. Örgütler, Avrupa Birliği’nin gelecekteki bütçesi ve OTP için mevcut önerilerin tarım politikasının kaynaklarını, ortak niteliğini ve üreticilere sağlayacağı öngörülebilirliği zayıflatma riski taşıdığını belirterek güçlü, ortak ve yeterli finansmana sahip bir OTP çağrısı yaptı. Kongrede kabul edilen Stockholm Deklarasyonu, tarımın Avrupa’nın güvenliği, müdahale kapasitesi ve savunmasının temel sütunlarından biri olarak tanınmasını istedi. Gıda, yem, yakıt ve lif üretimi stratejik varlık olarak tanımlanırken, çiftçiler ve tarımsal gıda kooperatifleri güvenilir ve karşılanabilir gıda arzının korunmasında ön safta gösterildi. Deklarasyon, OTP bütçesinin en az mevcut seviyesinde, enflasyona uyarlanmış ve güvence altına alınmış biçimde korunmasını talep etti. Belgede ayrıca tarımın Avrupa’nın rekabetçilik gündeminin merkezine alınması, piyasaların ve kriz yönetimi araçlarının güçlendirilmesi, inovasyon, su dayanıklılığı, altyapı, dijitalleşme ve biyoekonomiye daha fazla yatırım yapılması savunuldu. Avrupa tarım örgütleri, müzakereler kritik aşamaya girerken önümüzdeki aylarda daha dikkatli ve seferber olacaklarını açıkladı.

Süt Ürünleri Fiyatlarında Yükseliş İşaretleri
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Süt Ürünleri Fiyatlarında Yükseliş İşaretleri

Global Dairy Trade'nin 13 Ekim'deki puls açık artırmasında süt yağı, tereyağı ve süt tozu fiyatları yükseldi. Süt yağı ton başına 5.076 avro, tereyağı 4.333 avro, yağsız süt tozu 3.474 avro ve tam yağlı süt tozu 3.305 avro olarak kaydedildi. Bu gelişme, 6 Ekim'deki olağan açık artırmada toplam fiyat endeksinin %1,2 yükselmesinin ardından geldi. Önceki artışta özellikle yağsız süt tozu etkili olurken, ürünün fiyat endeksi %4,3 arttı.

Euskadi’de 2026 OTP Yardımlarının 26,6 Milyon Avroluk Avansı 16 Ekim’de Başlıyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

Euskadi’de 2026 OTP Yardımlarının 26,6 Milyon Avroluk Avansı 16 Ekim’de Başlıyor

İspanya’nın Euskadi bölgesinde 2026 yılı Ortak Tarım Politikası (OTP) doğrudan yardımlarının 26,6 milyon avroluk avansı 16 Ekim’den itibaren ödenmeye başlayacak. Ödeme takvimini Bask Tarım Departmanı açıkladı. Ödemeler, belirlenen kontrolleri geçen dosyalar için sonuçlandırılacak. Avansın başlıca kalemleri arasında sürdürülebilirlik için temel gelir desteği, yeniden dağıtım desteği ve genç çiftçilere yönelik ek ödeme bulunuyor. Bu kapsamda sırasıyla 12,6 milyon, 2,7 milyon ve 766.480 avro ayrıldı. Hayvancılık destekleri içinde et sığırı yetiştiren ekstansif işletmelere 2,5 milyon avro, sürdürülebilir süt sığırcılığı üretimine 1,9 milyon avro ve ekstansif otlatmaya 2,4 milyon avro ödenecek. Paket ayrıca sürdürülebilir bitkisel protein ve şeker pancarı üretimini destekliyor. Avans kapsamında otlatma, sürdürülebilir biçim, meralarda biyolojik çeşitlilik, doğrudan ekim, iyileştirici türlerle münavebe, bitkisel örtü ve biyolojik çeşitlilik alanlarına ilişkin tarımsal-çevresel tedbirler de yer alıyor. Yardımın %90’ına kadarının aralık ayının ilk yarısında ödenmesi planlanıyor. Ekim avansını alan dosyalar için bu ödeme %15’lik ek tutar anlamına gelecek; ekim ayında bekletilen ve aralık ödemesine alınabilecek dosyalara ise %90 tek seferde verilecek.

AB Süt Arzında Düşüş, Çiftçi Fiyatlarında %30 Artış Öngörüsü
Görsel kaynağı: Economica.net · Özgün haber
Veri haberi

AB Süt Arzında Düşüş, Çiftçi Fiyatlarında %30 Artış Öngörüsü

Avrupa Birliği’nin (AB) süt arzının 2025–2035 döneminde %4,8’e kadar azalabileceği, çiftçi sütü fiyatlarının ise mevcut seviyeye göre en az %30 artabileceği öngörüldü. Uzmanlar, AB’deki inek varlığının da aynı dönemde %18 gerileyebileceğini belirtti. Öngörüler, Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi ile Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğünün ortak düzenlediği bir çalıştayda ele alındı. Süt ihracatının toplam üretimdeki payının %14’ten %9’a düşebileceği ifade edildi.

Rio Grande Do Sul’da Holando İneği 840 Kilogram Ağırlığıyla Dikkat Çekti
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Rio Grande Do Sul’da Holando İneği 840 Kilogram Ağırlığıyla Dikkat Çekti

Brezilya’nın Rio Grande do Sul eyaletinde bir Holando ineği, 840 kilogram canlı ağırlığı ve %50,59 karkas randımanıyla kesim sonuçları bakımından dikkat çekti. Taquara’daki Agropampa Frigorífico’nun yöneticisi ve sığır kesim kalitesi danışmanı Brenda Hencker, özellikle hayvanın yağ örtüsünü öne çıkardı. Tesis, Vale do Paranhana bölgesinde ve Porto Alegre’ye yaklaşık 75 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Holando ırkı süt üretimindeki uzmanlığıyla bilinirken, bu hayvanın vücut hacmi ve yağ tabakası, mezbahaya gönderilen sütçü ineklerde genellikle gözlenen görünümden farklıydı. Hencker, hayvanın kapalı sistemde yetiştirildiğini ve bu koşulu daha kaliteli bitirmeyle ilişkilendirdi. Kaynakta yer alan görseller ve anlatımda, yağ örtüsünün sütçü ineklerde daha belirgin olabilen kalça ve omurga çıkıntılarını gizlediği aktarılıyor. Vaka, süt sığırlarının et üretiminde değerlendirilmesi tartışmasıyla ilişkilendirildi. Sütçü ineklerle etçi boğaların melezlenerek et piyasasına yönelik buzağı üretilmesi, bazı işletmeler, genetik şirketleri ve besi işletmeleri tarafından kullanılan bir strateji olarak aktarılıyor. Ancak ineğin genetik yapısı doğrulanmadı ve üretici, başka bir ırkla melezleme olup olmadığını açıklayamadı. Bu nedenle hayvan, süt sığırlarında et entegrasyonunun kanıtlanmış bir örneği olarak sunulamıyor. Açıklanan canlı ağırlık ve randıman üzerinden karkas ağırlığı yaklaşık 425 kilogram olarak hesaplandı. Bu değer, mezbahanın yaptığı ek bir tartımı değil, yayımlanan verilerden yapılan hesaplamayı ifade ediyor; ayrıca kemik ve yağı da içeriyor. Kaynak, %50,59’luk randımanın tek başına ticari kaliteyi açıklamadığını, değerlendirmenin tartım koşulları, sindirim sistemi içeriği, vücut yapısı ve kesim işlemleri gibi unsurlara bağlı olduğunu belirtiyor. Sonucun tüm Holando ırkı için referans sayılamayacağı da vurgulanıyor.

Almanya'da Meraya Dayalı Süt Sığırcılığı Desteği Tartışması
Görsel kaynağı: taz · Özgün haber
Veri haberi

Almanya'da Meraya Dayalı Süt Sığırcılığı Desteği Tartışması

Almanya Federal Hükümeti, süt sığırlarının merada otlatılmasına yönelik ülke çapındaki desteğin 2027'de başlatılması planını kaldırmayı öngören bir yasa tasarısı hazırladı. Sosyal Demokrat Parti (SPD) Meclis Grubu tarım politikaları sözcüsü Franziska Kersten, Bakan Rainer'den bu plandan yeniden düşünmesini istedi. SPD, desteğin Avrupa Birliği tarım sübvansiyonlarındaki çevre düzenlemesi kapsamında Almanya'da uygulanmasını savunuyor. Kersten'e göre 2019'da sığırların %31'i meraya erişebilirken bu oran günümüzde %25'e geriledi. Kersten, merada hayvan tutulmasının kültürel peyzaj, sığırların tırnak ve eklemleri ile hayvan refahı açısından önemli olduğunu söyledi. Uzmanlara göre otlatılan otlaklar, tarla veya yoğun biçilen çayırlara kıyasla biyoçeşitlilik için daha çeşitli yaşam alanları sunuyor. Çiftçi Ottmar Ilchmann ise meradaki ineklerin dışarıda hareket ettikleri için daha fazla kalori tükettiğini ve ahırdaki kadar dengeli yemlenemediğini belirtti. Bu nedenle hayvanların genellikle daha az süt verdiğini, merada üretilen sütten elde edilen gelirin maliyetleri karşılamadığını söyledi. Federal Meclis 2024'te merada hayvan besleyenlere AB doğrudan ödemelerinden ek ödeme kararı almış, eyaletler 2025'te uygulama için daha fazla süre istemişti. Hükümet desteğin kaldırılmasını bürokrasi gerekçesiyle savunurken eleştirmenler mevcut eyalet uygulamalarının yalnızca birkaç bölgede bulunduğunu belirtiyor.

Çiftliklerde Enerji Yatırımları İçin Fırsatlar Öne Çıktı
Görsel kaynağı: Nieuwe Oogst · Özgün haber

Çiftliklerde Enerji Yatırımları İçin Fırsatlar Öne Çıktı

Tarımda enerjinin rolü giderek büyürken, Wijnjewoude’de süt sığırcılığı yapan Marco Pool ile Lelystad’da tarla tarımı ve kanatlı yetiştiriciliği yapan Karin Perdaems bu gelişimi deneyimliyor. Pool gübre fermantörü ve azot ayırıcıya yatırım yaptı. Perdaems ise işletmesinde ısı pompası ve hidrojen kullanımına yöneldi. Kaynak, bu yatırımları çiftliklerde enerjinin artan önemine ilişkin örnekler olarak aktarıyor.

Yağsız Süt Tozu Avrupa Süt Ürünleri Piyasasında Öne Çıktı
Görsel kaynağı: Boerenbusiness · Özgün haber
Veri haberi

Yağsız Süt Tozu Avrupa Süt Ürünleri Piyasasında Öne Çıktı

Avrupa süt ürünleri piyasasında yağsız süt tozu, piyasayı hareketlendiren ürün olarak öne çıktı. DCA kotasyonu bu hafta %3,8 yükseldi; bu artış ton başına 135 avroya karşılık geldi. Kaynak, yağsız süt tozundaki hareketi Avrupa süt ürünleri piyasasındaki gelişmeler bağlamında aktarıyor. Verilen bilgiler artışın nedenini veya üreticilere etkisini açıklamıyor.

Dünyada 2022’de 1,05 Milyar Ton Gıda İsraf Edildi
Görsel kaynağı: Klix.ba · Özgün haber
Veri haberi

Dünyada 2022’de 1,05 Milyar Ton Gıda İsraf Edildi

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) son gıda atığı raporuna göre dünya 2022’de 1,05 milyar ton gıdayı çöpe attı. Bu miktar, tüketicilere sunulan gıdanın %19’una karşılık geldi. İsrafın 631 milyon tonu, yani %60’ı, hanelerden kaynaklandı. UNEP verilerine göre hanelerde kişi başına yıllık ortalama 79 kilogram gıda israf ediliyor ve dünya genelinde her gün en az 1 milyar porsiyon yenilebilir gıda atılıyor. Gıda kaybı ve israfının küresel sera gazı emisyonlarının %8 ila 10’unu oluşturduğu belirtiliyor. Whole Foods’un 2027 trendleri arasında, atık azaltımını tekil adımlar yerine artıkların yeniden kullanıldığı döngüsel sistemlerle ele alma yaklaşımı yer alıyor. Satılmayan ekmeklerden makarna, bitkisel süt üretimi sonrası yulaf ve soya kalıntılarından un yapılması ve kahve meyvesinin de kullanıldığı kahve bu yaklaşımın örnekleri arasında gösteriliyor. Mağazalarda ölçülü satış, ambalaj doldurma ve son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerde indirim uygulamalarının da arttığı aktarılıyor. Mutfakta israfı azaltmak için alışverişten önce buzdolabı ve kilerde bulunanların kontrol edilmesi, yeni ürünlerin eskilerin arkasına yerleştirilmesi ve uygun gıdaların zamanında dondurulması öneriliyor. “Son tüketim tarihi” güvenliği, “tavsiye edilen tüketim tarihi” ise kaliteyi ifade ediyor; bayat ekmek ve sebze artıkları da farklı yemeklerde değerlendirilebiliyor.

İsveç'te Günlük Tüketim Ürünleri Satışları Artarken Gıda Fiyatları Geriledi
Görsel kaynağı: Butikstrender · Özgün haber
Veri haberi

İsveç'te Günlük Tüketim Ürünleri Satışları Artarken Gıda Fiyatları Geriledi

İsveç'te günlük tüketim ürünleri perakendesinin satışları Eylül 2026'da geçen yılın aynı ayına göre %4,3 arttı. Svensk Dagligvaruhandel tarafından hazırlanan Dagligvaruindex verilerine göre artış, gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarının aynı dönemde %6,6 gerilemesine rağmen gerçekleşti. Fiyatlardaki düşüşün büyük ölçüde yarıya indirilen gıda vergisinden kaynaklandığı belirtildi. Gıda ve alkolsüz içecek fiyatları Ağustos-Eylül döneminde de %0,8 azaldı. Satış kanallarında fiziksel mağazaların cirosu Eylül ayında %4,2, e-ticaret satışları ise %4,5 yükseldi. Dijital kanallar içinde eve teslimat %6,3 büyürken mağazadan teslim alma %2,1 arttı. İnternet satışları, ay toplamında günlük tüketim ürünleri perakendesinin cirosunun %4,6'sını oluşturdu. Takvim etkileri düzeltildiğinde Eylül ayındaki toplam satış artışı %4,0 olarak hesaplandı. 2026'nın üçüncü çeyreğinde toplam günlük tüketim ürünleri satışı da 2025'in aynı dönemine göre %4,0 arttı. Çeyrek bazında fiziksel mağaza satışları %3,8 yükselirken internet satışlarındaki artış %7,7'ye ulaştı. Eve teslimat %10,4, mağazadan teslim alma ise %4,3 büyüdü; satışların çoğu yine fiziksel mağazalarda gerçekleşti. Svensk Dagligvaruhandel Üst Yöneticisi Karin Brynell, gıda fiyatlarının bir yıl öncesine göre düşük kalmasına karşın enerji fiyatlarındaki yükselişin üretim, taşıma ve dağıtım maliyetlerini artırabileceğini söyledi. Brynell ayrıca hava koşulları ve iklim kaynaklı olayların hasatları, hammadde arzını ve dünya piyasalarındaki fiyatları etkileyerek zamanla İsveç'teki mağaza ve hanelere yansıyabileceğini belirtti. Ekim ayındaki satışları kapsayan bir sonraki Dagligvaruindex'in 13 Kasım'da yayımlanacağı bildirildi.

Güney Kıbrıs’ta Küçükbaş Süt Üreticileri Litre Başına Zarar Ediyor
Görsel kaynağı: Yenidüzen · Özgün haber
Veri haberi

Güney Kıbrıs’ta Küçükbaş Süt Üreticileri Litre Başına Zarar Ediyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Kıbrıs’ın güneyindeki Rekabeti Koruma Komisyonu’nun (EPA) keçi, koyun ve inek sütü üretimi ile ticaretine ilişkin araştırmasına göre, keçi ve koyun sütü üreticileri litre başına zarar ederken büyük peynir fabrikalarının net kâr marjı %14’e kadar ulaştı. Bulgular, Fileleftheros gazetesinin araştırmaya dayandırdığı haberle aktarıldı. Araştırma, Sığır Yetiştiricileri ve Peynir Üreticileri Arasında Menşe İsmi Korumalı (MİK) Hellim Üretimi Çerçeve Anlaşması’ndan hareketle 22 Temmuz 2022-25 Temmuz 2023 dönemini kapsadı. Gazeteye göre çalışma, üreticiler ile büyük sanayiler arasındaki kâr farkını, ithal yem bağımlılığını ve MİK hellimin fiyat oluşumundaki rolünü ortaya koydu. 2023’te yaklaşık 2 bin 66 küçükbaş işletmesi 84,3 milyon litre süt üretti. Keçi ve koyun sütünün %20’si üretici grupları aracılığıyla pazarlanırken %80’i doğrudan peynir fabrikalarına satıldı; bu durumun üreticilerin pazarlık gücünü sınırladığı belirtildi. İnek sütü sektöründe 275 işletme 300 milyon litre üretim gerçekleştirdi. Kayıtlı 108 peynir fabrikasından 7’si hellim ihracatının %80’inden fazlasını yaparken 5 büyük üretici pazarın %74,6’sını kontrol etti. Taze inek sütü fiyatlarının Avrupa Birliği ortalamasından kilogram başına 0,1358 euro yüksek olduğu, habere göre bunun yüksek nakliye maliyetleri ve %90’a varan ithal yem bağımlılığıyla ilişkili olduğu kaydedildi.

Küresel Wagyu Sektöründe Büyüme İçin İş Birliği ve İzlenebilirlik Vurgusu
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Wagyu Sektöründe Büyüme İçin İş Birliği ve İzlenebilirlik Vurgusu

Küresel Wagyu sektörünün büyüme potansiyelini değerlendiren uluslararası dernek temsilcileri, yüksek fiyatlı sığır eti markasının bütünlüğünün korunması, pazar erişiminin geliştirilmesi ve istikrarlı ticari arzın sağlanmasının kritik olduğunu belirtti. Açıklamalar, Güney Afrika’nın Western Cape bölgesindeki Somerset West’te 13 Ekim’de düzenlenen Dünya Wagyu Konferansı’nda yapıldı. Wagyu South Africa’nın ev sahipliği yaptığı konferans “Tek Irk. Tek Vizyon” temasıyla gerçekleştirildi. Dünya Wagyu Konseyi Başkanı Richard Saunders, kuruluşun 2015’teki beş kurucu üyeden 14 üyeye ulaştığını söyledi. Saunders, küresel genetik ve sığır eti pazarlarında rekabet eden ulusal dernekler arasında bilgi ve uzmanlık paylaşımının önemine dikkat çekti. Bu iş birliğinin genetik gelişimi hızlandırabileceği, Wagyu markasını koruyabileceği ve sektörün küresel sığır eti pazarındaki payını artırmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi. Konferansta izlenebilirlik ve sertifikasyon, Wagyu etinin özgünlüğünü ve yüksek fiyatlı niteliğini korumanın temel araçları arasında gösterildi. Amerikan Wagyu Birliği İcra Direktörü Jerry Cassady, yüksek fiyatların, ırkın itibarından yararlanarak gerekli standartları karşılamayan ürünleri pazarlamak isteyenler için fırsat oluşturduğunu söyledi. ABD’de bu riski azaltmak amacıyla sıkı mermerleşme koşulları içeren markalı sığır eti programları geliştirildi. Britanya’daki British Wagyu Assured programında DNA ile baba doğrulaması, çiftlikteki kimliklendirmeden kesime kadar izlenebilirlik ve bağımsız denetimler birlikte uygulanıyor. Sistemin perakendeciler ile tüketicilerde güven oluşturduğu ve Waitrose ile Aldi gibi büyük süpermarket zincirleriyle ilişkileri desteklediği aktarıldı. Güney Afrika da 2018’de başlatılan Sertifikalı Wagyu Eti programıyla ürün özgünlüğü ve kalitesine yönelik güvence sağlamayı amaçlıyor. Ülkenin kayıtlarında 7 binden fazla tam kan ve safkan hayvan ile yaklaşık 28.500 sertifikalı program hayvanı bulunuyor. Ulusal sektörlerin arz ve pazar erişimi koşullarının farklı olduğu da konferansta ortaya kondu. Uruguay, ırk özgünlüğü ve karkas kalitesini kapsayan bir Wagyu sertifikasyonu geliştirmeye çalışırken yıllık yaklaşık 2.000 tam kan ve safkan ile 30.000 F1 buzağı üretiyor. Almanya’da küçük üreticilerin dağınık yapısı büyük perakendecilerle sözleşme kurmayı zorlaştırıyor; merkezi bir yemlik veya pazarlama tesisinin üretimi birleştirerek daha düzenli arz sağlayabileceği belirtiliyor. İsviçre’de artan iç talebin önemli bölümü ithalatla karşılanırken, yüksek ihracat maliyetleri üreticileri iç pazara bağlıyor. Britanya’da ise perakendecilik ortaklıkları, finansman ve geri alım düzenlemeleri daha istikrarlı tedarik zincirlerinin kurulmasına yardımcı oluyor.

Birleşik Krallık’ta Süt Üretiminde 2026/27 Sezonu İçin Düşüş Beklentisi
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ta Süt Üretiminde 2026/27 Sezonu İçin Düşüş Beklentisi

Birleşik Krallık’ta süt üretiminin 2026/27 sezonunda yaklaşık 12,74 milyar litreye gerilemesi bekleniyor. Agriculture and Horticulture Development Board’un (AHDB) tahminine göre bu miktar, önceki sezona göre 284 milyon litre daha düşük olacak ve üretim %2,2 azalacak. Analistler, 2027/28 sezonunun ilk yarısında yıllık düşüş hızının yaklaşık %1,1’e yavaşlayabileceğini belirtiyor. Üretimdeki zayıflama daha önce başladı. Süt teslimatları Mayıs 2026’da gerilemeye başlarken, Ağustos ayında üreticilerin teslim ettiği süt miktarı geçen yılın aynı dönemine göre %4,4 azaldı. AHDB, düşüşte sıcak hava, kuraklık ve yem tabanındaki sorunların etkili olduğunu belirtiyor. Yüksek sıcaklıklar ve yağış eksikliği otların gelişimini sınırladı; bazı işletmeler kışlık yem stoklarını yaz aylarında kullanmaya başladı. Yem baskısı güneybatı İngiltere, Galler ve Midlands’taki işletmelerde daha belirgin görülürken bazı kuzey bölgeleri ile İskoçya’da koşulların daha iyi olduğu aktarıldı. Sonbahar yağışları ise bazı çiftçilerin ek biçim yapmasına imkân verdi. Temmuz 2026’da Birleşik Krallık’taki sütçü sığır sürüsü yaklaşık 1,57 milyon baş oldu; bu sayı yıllık bazda 34,5 bin baş azaldı. Genç sığır sayısındaki gerilemenin, sürülerin ilerleyen yıllarda yeniden büyütülmesini zorlaştırabileceği bildirildi. AHDB, yem, enerji, yakıt, gübre, saman ve işçilik maliyetlerinin yüksek kalmasını bekliyor. Bu baskı bazı işletmeleri sürülerini küçültmeye, bazılarını ise inek başına verimliliği artırmaya yöneltebilir. Yaz aylarında bazı süt işletmeleri üretimdeki düşüş nedeniyle fiyatları artırsa da süt ürünleri fiyatları, işleyicilerin sonraki dönemlerde daha yüksek fiyat açıklaması için güçlü bir zemin oluşturmadı. Bir diğer risk BTV-3 mavi dil hastalığı. AHDB senaryosuna göre hastalık, enfekte ineklerde geçici süt verimi kaybına ve üreme performansında bozulmaya yol açabilir. Aşılama kayıpları sınırlayabilir ancak sürülerin aşılama düzeyine ilişkin tam veri bulunmuyor. Bu nedenle görünüm hızlı üretim artışından çok kademeli istikrara işaret ediyor; sonuçlar hava koşullarına, yem bulunabilirliğine, süt fiyatlarına ve sürü sağlığına bağlı olacak.

Ayva ve Muşmula ne Zaman Hasat Edilir, Nasıl Saklanır?
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Ayva ve Muşmula ne Zaman Hasat Edilir, Nasıl Saklanır?

Ayva ve muşmula, sofralarda daha seyrek yer alsa da mutfakta değerli ürünler olarak öne çıkıyor. Her iki meyvenin de uygun işlemlerle daha uzun süre saklanabildiği belirtilirken, hasat zamanının doğru seçilmesi önem taşıyor. Ayva tam olgunlaşmadan depolanabilirken, muşmulanın ağaçta olgunlaştıktan sonra bir süre daha yumuşaması yararlı olabiliyor. Ayva genellikle eylül sonundan kasım başına kadar olgunlaşıyor; ancak bu dönem hava durumuna, çeşide ve yetişme yerine göre değişiyor. Hasat kararı yalnızca takvime göre verilmemeli; meyvenin rengi, giderek belirginleşen kokusu ve genel durumu da dikkate alınmalı. Ayvanın şiddetli sonbahar donlarından önce toplanması önerilir. Hasat sırasında ezilen veya zarar gören meyveler daha kolay bozulduğu için dikkatli taşınmaları gerekiyor. Sağlıklı ve hasarsız ayvalar, serin, kuru ve iyi havalandırılan bir yerde, yaklaşık 0–5 Celsius derecede 2–3 ay kalite kaybı olmadan saklanabiliyor. Bu süre çeşide, hasat olgunluğuna ve neme göre değişebiliyor. Depolama öncesinde meyvelerin yıkanmaması, tek kat halinde ve birbirine baskı yapmayacak şekilde yerleştirilmesi gerekiyor. Yumuşayan, lekelenen veya çürümeye başlayanlar ayrılmalı; fazla ürün ise ayva peyniri ya da konserveye işlenerek sezon sonrasına taşınabiliyor.