ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

19 haber · Sayfa 1

Güney Afrika’da Hane Tarımı Gıda Güvenliği İçin Öneriliyor
Görsel kaynağı: SAnews · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Hane Tarımı Gıda Güvenliği İçin Öneriliyor

Güney Afrika’da tarımsal üretim ve ülkedeki gıda mevcudiyeti, birçok hanenin yeterli gıdaya erişebildiği anlamına gelmiyor. Statistics South Africa’nın 2025 Genel Hanehalkı Araştırması’na göre hanelerin %22’si gıdaya erişimini yetersiz veya ciddi ölçüde yetersiz gördü; bireylerin %14,7’si ise 2025’te açlık yaşadı. İşsizlik, düşük hane gelirleri ve artan yaşam maliyetleri, ailelerin ihtiyaç duyduğu gıdayı satın almasını zorlaştırabiliyor. Kaynağa göre gıda güvensizliğiyle mücadele yalnızca tarımsal üretimi artırmayı gerektirmiyor. Gıdanın dağıtımı ve karşılanabilirliği iyileştirilirken hanelerin kendi gıda arzını destekleme kapasitesinin de güçlendirilmesi gerekiyor. Bu kapsamda hane tarımı ve yerli gıdaların yeniden değerlendirilmesi öneriliyor. Umbila (mısır), morogo veya imifino (geleneksel yapraklı sebzeler), pampoen (balkabağı), patats (tatlı patates) ve börülce, kuşaklar boyunca tüketilen ve gıda güvenliğine katkı sağlayabilecek ürünler arasında sayılıyor. Ev bahçeleri, ailelerin kendi tüketimi için sebze ve uygun ürünler yetiştirerek gıda bütçesi üzerindeki baskıyı azaltabilir. Alanı sınırlı haneler için topluluk bahçeleri, kaynak ve beceri paylaşımına imkân tanıyor. Gauteng’de Sebokeng, Evaton, Sharpeville, Boipatong ve Tshepiso’da; Cape Town’da ise Khayelitsha, Gugulethu ve Nyanga’da topluluk bahçeleri belgelendi. Kaynakta, kentsel üretim için Küba’nın arka bahçeleri, boş arazileri ve topluluk bahçelerini bir arada kullanan uygulamalarından da ders çıkarılabileceği belirtiliyor. Gıda üretimi becerilerinin aileler, topluluk bahçeleri, tarım kuruluşları ve okullar aracılığıyla kuşaklar arasında aktarılması da öneriliyor. Temel Eğitim Bakanlığı’nın Ulusal Okul Beslenme Programı’yla bağlantılı Okul Gıda Bahçesi Girişimi 2004’te başlatıldı ve öğrencilere tarımda pratik deneyim sağlıyor. David Jacobs, hükümetin hanelere ve topluluk bahçelerine tohum, alet, su, uygun arazi ve pratik tarım rehberliği sunarak desteği güçlendirmesi gerektiğini belirtiyor.

Yemen’de 37 WFP Çalışanı Husilerce Tutuluyor
Görsel kaynağı: Fox News · Özgün haber
Veri haberi

Yemen’de 37 WFP Çalışanı Husilerce Tutuluyor

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın (WFP) Yemen’de görev yapan 37 çalışanı, İran destekli Husiler tarafından tutuluyor. WFP’nin yeni İcra Direktörü Luke J. Lindberg, çalışanların temel insani hizmetler sağlamak için bölgede bulunduğunu ve çatışmanın siyasi sonuçlarını etkilemeye çalışmadığını söyledi. Tutulanların tamamının yerel olarak istihdam edilen Yemen vatandaşları olduğu, aralarında Amerikalı bulunmadığı ve bazılarının ailelerinden yaklaşık iki yıldır ayrı kaldığı belirtildi. Lindberg, görevinin üçüncü gününde çalışanların serbest bırakılması konusunu ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz ile görüştü. WFP yöneticisi, ABD Dışişleri ekibinin konuyu ciddiye aldığını ve serbest bırakılmayı öncelik olarak gördüğünü ifade etti. Alıkonulmalar, Yemen’de uluslararası tanınan hükümet ile Husiler arasındaki iç savaşın ekonomiyi tahrip ettiği ve milyonlarca kişinin insani yardıma bağımlı kaldığı bir dönemde yaşanıyor. Ülkede 18 milyondan fazla kişi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bulunurken, beş yaş altı iki milyondan fazla çocuk akut yetersiz beslenme yaşıyor. Lindberg’e göre WFP, savunmasız nüfusa ulaşma hedefiyle çalışanlarının kabul edilemez risklerden korunması arasında denge kuruyor. Personelin güvenliğinin sağlanamadığı bazı bölgelere yardım ekibinin girmediğini söyleyen Lindberg, bu bölgelerde faaliyetlerin çatışmanın sona ermesi ve insani kaynakların ulaşabilmesiyle yeniden mümkün olabileceğini belirtti. WFP’nin dünya genelinde 120’den fazla ülkede faaliyet gösterdiğini de aktardı. WFP yöneticisi, çatışmaların dünya genelindeki akut gıda güvensizliğinin yaklaşık üçte ikisini oluşturduğunu ve tahminen 266 milyon kişinin şiddetli açlıkla karşı karşıya olduğunu söyledi. Sudan, Güney Sudan ve Somali’de çatışma, yerinden edilme ve iklim kaynaklı afetlerin toplulukları kıtlık seviyelerine yaklaştırdığını belirten Lindberg, Sudan’ın yeni görevindeki ilk saha ziyareti olacağını açıkladı. Gazze’de çatışma, hasarlı altyapı, erişim kısıtlamaları ve finansman yetersizliği; Haiti’de ise çete şiddeti gıda yardımını zorlaştırıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki çatışmalar milyonlarca kişiyi yerinden ederken, Ukrayna savaşı tarımsal üretimi ve küresel gıda tedarik zincirlerini de etkiliyor. Lindberg, son birkaç yılda dünya genelinde görev başında 700’den fazla insani yardım çalışanının öldüğünü söyledi. Cindy McCain’in görevden ayrılmasının ardından WFP’nin icra direktörlüğünü devralan Lindberg, António Guterres ve FAO Genel Direktörü Qu Dongyu tarafından, WFP İcra Kurulu’na danışılarak atandı. Lindberg, WFP’nin siyasi tutumdan bağımsız biçimde ihtiyaç sahiplerine güvenli ve etkili şekilde gıda ulaştırmaya odaklanacağını belirtti.

Yeni Güney Galler'de Uçan Tilkiler Muz ve Böğürtlen Ürünlerine Zarar Veriyor
Görsel kaynağı: ABC Australia · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Güney Galler'de Uçan Tilkiler Muz ve Böğürtlen Ürünlerine Zarar Veriyor

Avustralya'nın Yeni Güney Galler eyaletindeki Coffs Coast bölgesinde uçan tilkiler, yiyecek ararken muz, ahududu ve böğürtlen üreticilerinin ürünlerine zarar veriyor. Coffs Harbour muz üreticisi Paul Shoker, çiftliğinde yalnızca ekim ayında 10.000'den fazla muzun zarar gördüğünü tahmin etti. Hayvanların muz çiçeklerinin uçlarındaki polen ve nektara ulaşmaya çalışırken meyveleri çizdiği, bu nedenle bazı muzların satışa uygun olmadığı bildirildi. Olayın, çiçek açan ağaçlarda nektar eksikliğinden kaynaklandığı düşünülen şüpheli bir kitlesel açlık dönemiyle bağlantılı olduğu aktarılıyor. Coffs Coast'taki ahududu ve böğürtlen üreticileri de uçan tilkilerin ürünleri koruyan tünellere girmesiyle kayıp yaşıyor. Berries Australia Üst Yöneticisi Rachel Mackenzie, hayvanların meyve ürünlerini tahrip ettiğini ve bazılarının ağlarda öldüğünü söyledi. Mackenzie, uçan tilkilerin zayıf ve hassas durumda olmasının üreticiler açısından ciddi iş sağlığı ve güvenliği sorunları oluşturduğunu belirtti. Üreticilerin hayvanlarla genellikle baş edemediği, bunun nedenleri arasında ölümcül lyssavirus riski bulunduğu ifade edildi. Mackenzie, olağandışı olayla mücadele ve uçan tilkilerin güvenli biçimde uzaklaştırılması için eyalet yönetiminden daha fazla destek istedi. Meyve üreticilerine, uçan tilkilerin tünellere girmesini önlemek için girişlere ağ yerleştirmeleri önerildi; ancak bu uygulamanın ürün kaybı yaşayan çiftçiler için ek maliyet oluşturduğu belirtildi. Bakanlık sözcüsü, dışlayıcı ağların yanı sıra meyve torbaları, ses caydırıcıları ve aydınlatma sistemlerini de seçenekler arasında saydı. Kayıplara rağmen etkilenen meyve ürünlerinin tüketicilere yönelik genel arzının şu anda istikrarlı kaldığı bildirildi.

Álvaro Lario: Küresel Tarım Fiyatları Temmuz-Eylül Döneminde %13 Arttı
Görsel kaynağı: taz · Özgün haber
Veri haberi

Álvaro Lario: Küresel Tarım Fiyatları Temmuz-Eylül Döneminde %13 Arttı

Álvaro Lario, Bloomberg Agriculture Spot Index verilerine göre dünya tarım fiyatlarının temmuz-eylül döneminde %13 arttığını söyledi. Lario, gelecek aylarda gıda enflasyonunun daha da yükselmesini beklediğini; mevcut krizin petrol fiyatlarını ve buna bağlı olarak taşıma maliyetlerini artırdığını belirtti. Bu durumun buğday, mısır ve diğer ürünleri pahalılaştırdığını aktaran Lario, düşük gelirli ailelerin artan maliyetlerden en fazla etkilenen kesim olduğunu ifade etti. Lario'nun verdiği bilgilere göre dünya genelinde yaklaşık 650 milyon kişi açlık çekiyor. Bu sayı hafif gerilemiş olsa da hâlâ dünya nüfusunun yaklaşık onda birine denk geliyor. Ayrıca yaklaşık 2,7 milyar insan, yani dünya nüfusunun neredeyse üçte biri, sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamıyor. Taze sebze, meyve ve fasulye, bezelye ile mercimek gibi bitkisel proteinlerin pahalılaşması, daha fazla kişinin işlenmiş gıdalara yönelmesine neden oluyor. Gıda sistemlerinin küresel şoklara karşı kırılganlığına Afrika'yı örnek gösteren Lario, kıtadaki birçok ülkenin gıdada kendine yeterli olmadığını söyledi. Afrika Birliği'nin verilerine atıfla, kıtanın her yıl yaklaşık 100 milyar ABD doları değerinde gıda ithal ettiğini; gübre ve tohum ithalatının da bu tabloya eklendiğini aktardı. Lario'ya göre dağıtım, depolama, üretim ve gıdanın daha yüksek katma değerli ürünlere işlenmesi alanlarının güçlendirilmesi, ülkelerin kuraklık, sıcak hava dalgaları, seller ve diğer şoklara karşı dayanıklılığını artırabilir. Lario, Benin'de sinek larvalarının biyokömürle birleştirilerek organik gübre üretildiği bir projeden söz etti. Ancak küçük çiftçilerin agroekolojiye geçişinin finansal açıdan kolay olmadığını belirtti. Toprak sağlığını iyileştirmek üç veya dört yıl sürebiliyor ve bu dönemde çiftçinin nakit akışı azalıyor. Lario, geçiş sırasında oluşan kayıpların karşılanması gerektiğini; sonrasında daha verimli ve besin değeri daha yüksek ürünler elde edilebileceğini söyledi. Agroekolojiyi işleyebilecek bir ekonomik model olarak değerlendiren Lario, tarımda tam dönüşümün bir anda gerçekleşmesini beklemediğini, değişimin enerji sektöründe olduğu gibi kademeli yürütülmesi gerektiğini kaydetti. Küçük üreticilerin pazara erişim ve girdileri uygun koşullarda satın alabilmesi için kooperatifler, üretici örgütleri ve kadın birliklerinin desteklenmesini önerdi. Ölçeğin ekonomik sürdürülebilirlik için önemli olduğunu, ancak toprağı verimsizleştirebilecek monokültürlerden kaçınılması gerektiğini de vurguladı.

Ukrayna Birlikleri İşgal Altındaki Oleşki’ye İHA’larla Bebek Maması ve Oyuncak Ulaştırdı
Görsel kaynağı: NV Ukraine · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna Birlikleri İşgal Altındaki Oleşki’ye İHA’larla Bebek Maması ve Oyuncak Ulaştırdı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Ukrayna Ulusal Muhafızları’na bağlı 11. Mykhailo Hrushevskyi Tugayı’nın Bolharychi özel amaçlı bölüğü, Herson bölgesindeki geçici olarak işgal altındaki Oleşki kasabasında yaşayan çocuklu ailelere insansız hava araçlarıyla yardım ulaştırdı. İçişleri Bakanı Ivan Vyhivskyi’nin açıklamasına göre bir önceki gün 15 paket teslim edildi. Toplam ağırlığı 600 kilogramı aşan paketlerde kuru kahvaltılıklar, süt, eğitsel oyunlar ve oyuncaklar yer aldı. Vyhivskyi, Rus işgali ve Herson bölgesi sakinlerinin karşı karşıya bulunduğu zor koşullara rağmen Ukrayna birliklerinin insanları desteklemeyi sürdürdüğünü söyledi. Bakan, kuşatma altındaki Oleşki’de tam kapsamlı savaşın başlamasından sonra doğan çocukların da bulunduğunu belirterek bu ailelere temel ihtiyaç malzemeleri ulaştırıldığını ifade etti. Yardımların hazırlanmasına, insansız hava araçlarının kullanılmasına ve koruma sağlanmasına katkıda bulunanlara teşekkür etti. Oleşki’deki yardım ihtiyacına ilişkin daha önce de çeşitli açıklamalar yapılmıştı. Bild, 16 Eylül’de kasaba sakinlerinin insani abluka altında yaşadığını ve yaz boyunca kendi bahçelerinde yetiştirdikleri sebzelerle geçindiklerini, sezonun sona ermesiyle açlık tehdidiyle karşı karşıya kaldıklarını bildirdi. Aynı dönemde Dmytro Lubinets, sivillerin tahliyesi için Rusya’nın hazırlığını teyit etmediğini söyledi. 27 Eylül’de Herson bölgesi valisi Oleksandr Prokudin, Ukrayna birliklerinin Oleşki’de 100 farklı noktaya toplam 4.000 kilogram gıda ulaştırdığını açıkladı. 19 Ekim’de ise sivillerin Ukrayna hükümetinin kontrolündeki bölgeye tahliyesi için ateşkes ve diğer ayrıntıların koordine edildiği bildirildi.

Afrika’nın Yerli Ürünleri İçin Gençlerin Gıda Sistemlerine Katılımı Çağrısı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Afrika’nın Yerli Ürünleri İçin Gençlerin Gıda Sistemlerine Katılımı Çağrısı

Young Professionals for Agricultural Development tarafından düzenlenen yakın tarihli webinarda uzmanlar, Afrika’nın ihmal edilen ve iklime dayanıklı yerli ürünlerinin kârlı gıda sistemlerine dönüştürülmesi için gençlerin sürece katılmasını istedi. “Innovative today, nourish tomorrow” temalı toplantıda tarımsal değer zinciri, yerli Afrika gıda mirası, tarımsal işleme, pazara erişimi, beslenme yeniliği, gıda güvenliği ve geçim kaynaklarının sürdürülebilirliği ele alındı. Pan African Farmers Organisation (PAFO) CEO’su Dr Babafemi Oyewole, Afrika’daki çiftçilerin harekete geçirilmesi ve yerli, yeterince kullanılmayan ürünlerin değer zincirleri için eyleme geçilmesi gerektiğini söyledi. Oyewole, kıtanın olağanüstü tarımsal biyolojik çeşitliliğine rağmen besleyici ve iklime dayanıklı birçok ürünün ihmal edildiğini, gençlerin bu kaynakları rekabetçi, besleyici ve kârlı gıda ürünlerine dönüştürme fırsatı sunduğunu belirtti. Afrika Birliği Kalkınma Ajansı–Yeni Ortaklık için Afrika’nın Kalkınması’ndan (AUDA-NEPAD) Dr Manyewu Mutamba, Kapsamlı Afrika Tarımsal Kalkınma Programı’nın açlık, yetersiz beslenme ve yoksullukla mücadele hedeflerinin yanı sıra Afrika içi ticareti üç katına çıkarmayı ve iklim değişikliğinin gıda güvenliği ile geçim kaynakları üzerindeki tehdidine karşı dayanıklılık oluşturmayı amaçladığını anlattı. FANRPAN’dan Dr Rachel Mkandawire de ülkelerin tarımsal verimlilik, gıda güvenliği ve beslenmeyi kıtasal ve bölgesel çerçevelerle geliştirmeye çalıştığını söyledi. Mkandawire, Güney Afrika’nın araştırma, üretim ve pazar geliştirme düzeyleri farklı yerli ve geleneksel gıdalardan oluşan çeşitli bir portföye sahip olduğunu belirtti. Uzun üretim ve tüketim geçmişi ile mevcut araştırma, işleme ve kapasitesi bulunan sorgumu daha yerleşik örneklerden biri olarak gösterdi. Agro Food Heritage Initiative kurucusu Ezinne Sarah Otisi ise genç çiftçilerin Afrika gıdalarını yetiştirmesi, koruması ve muhafaza etmesi gerektiğini; bu ürünlerin vitamin, protein, lif, mikrobesin, mineral ve antioksidan bakımından zengin olduğunu ifade etti. Meatless Monday girişimiyle ilişkili Enele Zulu-Ndlovu, gıda güvensizliği, fast-food tanıtımı ve kent yaşamındaki kolaylık arayışının sağlıklı gıda tercihlerini zorlaştırdığını söyledi.

WFP Gazze'de Gıda Yardımını Finansman Nedeniyle Kısıyor
Görsel kaynağı: ZDFheute · Özgün haber
Veri haberi

WFP Gazze'de Gıda Yardımını Finansman Nedeniyle Kısıyor

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), finansman açığı nedeniyle Gazze Şeridi'ndeki gıda yardımını azaltıyor. WFP'nin açıklamasına göre yaklaşık 500 bin Filistinli artık yardım alamayacak; yardımdan yararlanmaya devam edenlere ise daha küçük miktarlarda destek verilecek. WFP, Ekim 2025'te ateşkes anlaşmasının başlamasından bu yana her ay yaklaşık 1,6 milyon Filistinliye gıda paketleri, ekmek ve nakit yardım sağlıyordu. Kuruluş, mevcut finansmanının bu yardım düzeyini sürdürmeye yetmediğini ve 2026'da Filistin topraklarındaki operasyonları için önceki yılların yarısından daha az kaynak aldığını belirtiyor. Gıda yardımındaki kesintinin yaklaşık üçte bir oranında olduğu aktarılıyor. Yardım almaya devam eden ailelere iki gıda paketi yerine bir paket ve daha küçük bir çuval buğday unu verilecek. Günlük sıcak yemek dağıtımının da 250 binden 150 bine indirilmesi planlanıyor. WFP, Gazze nüfusunun yaklaşık %67'sinin akut açlık veya daha ağır bir durum yaşadığını bildiriyor. IPC girişimi Gazze Şeridi'ni şu anda kıtlıktan etkilenen bir bölge olarak değerlendirmiyor. İsrail'in Filistin İşleri Koordinasyon Birimi Cogat ise yardım sevkiyatlarının nüfusun beslenme ihtiyacını aştığını ve bölgede akut gıda güvencesizliği bulunmadığını savunuyor.

Maldivler Kişi Başına Gıda İsrafında İlk Sırada
Görsel kaynağı: Adevărul · Özgün haber
Veri haberi

Maldivler Kişi Başına Gıda İsrafında İlk Sırada

Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre Maldivler, kişi başına yıllık yaklaşık 260 kilogram gıda israfıyla dünya sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Al Jazeera’nın Dünya Gıda Günü dolayısıyla yayımladığı analizde aktarılan bu miktar, kişi başına yıllık yaklaşık 132 kilogram olan küresel ortalamanın neredeyse iki katına karşılık geliyor. Maldivler’deki verinin ölçüm yılı ise kaynakta belirtilmiyor. Dünya genelinde her yıl bir milyar tondan fazla gıda israf ediliyor. Mağazalar, restoranlar ve haneler aşamasında tüketicilere sunulan gıdanın neredeyse beşte biri çöpe gidiyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) göre bu aşamadaki israf, 2022’de yaklaşık 1,05 milyar tona ulaştı. Söz konusu miktarın %60’ından haneler, %28’inden restoranlar ve diğer yeme-içme hizmetleri, %12’sinden mağazalar sorumlu oldu. Gıda kaybı ve israfı, tedarik zincirinin hasattan tüketime kadar tüm aşamalarında görülüyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre dünya genelinde üretilen gıdanın yaklaşık %13’ü, mağazalara ulaşmadan önce hasat sonrasında kayboluyor. Depolama, taşıma ve işleme sırasında yaşanan kayıplarda özellikle meyve ve sebzeler öne çıkıyor. FAO, mağazalara ulaşmadan kaybolan gıdaların yıllık değerinin 400 milyar doların üzerinde olduğunu belirtiyor. Ülkeler arasında belirgin farklar bulunuyor. UNEP, sıcaklığın daha yüksek olduğu ülkelerde hane kaynaklı gıda israfının daha yüksek olma eğiliminde olduğunu; taze ürün tüketiminin fazla olması ve soğutma olanaklarına erişimin daha sınırlı kalmasının olası açıklamalar arasında yer aldığını aktarıyor. Maldivler’in ardından Suriye, Dominik Cumhuriyeti, Seyşeller, Meksika ve Tunus geliyor. Bu ülkelerin her birinde kişi başına yıllık gıda israfı 210 kilogramı aşarken, İspanya’da miktar yaklaşık 39 kilogram veya daha az olarak tahmin ediliyor. Gıda israfı, küresel açlıkla ilgili verilerle aynı bağlamda değerlendiriliyor. BM’nin gıda güvenliği ve beslenme raporuna göre 2025’te yaklaşık 645 milyon kişi, dünya nüfusunun %7,8’i, açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu oran 2024’teki %8,1’in ve 2022’deki %8,6’nın altında olsa da açlıktan etkilenen kişi sayısı 2019’dan yaklaşık 61 milyon daha yüksek kaldı. İsrafı azaltmak için alışveriş öncesinde evdeki gıdaların kontrol edilmesi, haftalık menü ve alışveriş listesi hazırlanması öneriliyor. Ayrıca “son tüketim tarihi” ile ürünün en iyi kalitesini koruduğu dönemi belirten “tavsiye edilen tüketim tarihi” ifadelerinin farklı anlam taşıdığı belirtiliyor.

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel
Görsel kaynağı: El Mostrador · Özgün haber
Veri haberi

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Dünya Gıda Günü kapsamında yayımlanan değerlendirmeye göre, dengeli ve sağlıklı beslenmeye yönelik ilgi artarken yüksek gıda fiyatları tüketicilerin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. FAO, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu, UNICEF, Dünya Gıda Programı ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan SOFI 2026 raporuna göre 2025'te 645 milyon kişi açlık yaşadı. Aynı yıl 2,690 milyar kişi, dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri, sağlıklı bir diyetin maliyetini karşılayamadı. Sorun Latin Amerika ve Karayipler'de farklı bir çelişkiyle ortaya çıkıyor. Bölgede açlık nüfusun %4,8'ini, yaklaşık 32 milyon kişiyi, etkilerken sağlıklı beslenmenin maliyeti dünyadaki en yüksek seviyeye ulaştı. Kişi başına günlük 4,91 ABD doları olarak hesaplanan bu tutar, satın alma gücü paritesiyle ölçülüyor. Buna göre bölge nüfusunun %25,7'si sağlıklı beslenmeyi finanse edemiyor. Edenred'in 21 ülkede 55.468 çalışan ve 1.035 restoran işletmecisiyle gerçekleştirdiği FOOD 2026 Barometresi, fiyat baskısının tüketim tercihlerini değiştirdiğini gösteriyor. Çalışanların %82'si fiyat artışları devam ederse restoran ziyaretlerini azaltacağını belirtti. Şili'de araştırmaya 1.369 çalışan ve 94 restoran işletmecisi katıldı. Ülkede restoranların %35'i son 12 ayda müşteri sayısının azaldığını bildirdi; bu oran 2025'e göre dört puan yükseldi. Fiyat ve kalite ilişkisi, çalışanların %86'sı için restoran seçerken en önemli ölçüt oldu. Bunu ürünlerin kalitesi ve yemeklerin fiyatı, her ikisi için de %78'lik oranla, izledi. Ekonomik baskıya rağmen sağlıklı seçeneklere yönelik talep güçleniyor. Çalışanların %77'si dengeli beslenmeye daha fazla dikkat ettiğini, %76'sı restoranların daha sağlıklı yemekler sunmasını beklediğini söyledi. Latin Amerika'da bu beklenti %83'e çıktı. Restoran işletmecilerinin %53'ü son bir yılda sağlıklı yemek talebinin arttığını belirtti; bu oran 2023'te %40'tı. Ancak işletmecilerin %63'ü sağlıklı yemekleri hazırlamanın daha yüksek maliyet gerektirdiğini düşünüyor ve yalnızca %42'si bu ürünleri gelir artırmak için önemli bir fırsat olarak görüyor. Çalışanların %73'ü yemek yardımları iki katına çıksa yemek kalitesini iyileştirebileceğini, %34'ü ise bu destek olmadan daha sağlıksız besleneceğini ifade etti. Gıda israfı da tartışmanın bir diğer başlığı oldu. Çalışanların %74'ü israftan endişe duyarken, %70'i hangi restoranların bu soruna karşı önlem aldığını bilmek istiyor. Restoranların %78'i atıkları azaltmak için uygulama yürüttüğünü bildirdi. Latin Amerika merkezli Animal Interseccional ise çözümün yalnızca daha fazla üretim olmadığını; hangi gıdaların üretildiği, kaynakların nasıl kullanıldığı ve bu gıdalara kimin erişebildiğinin de değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Oymen: Güvenli ve Besleyici Gıdaya Erişim Herkesin Temel Hakkıdır
Görsel kaynağı: Kıbrıs Haberci · Özgün haber

Oymen: Güvenli ve Besleyici Gıdaya Erişim Herkesin Temel Hakkıdır

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Kıbrıs Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Beste Oymen, çocukların ve gelecek nesillerin sağlığını korumak için güvenli ve besleyici gıdaya erişimin sağlanması gerektiğini belirtti. 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla mesaj yayımlayan Oymen, sağlıklı bir toplumun bugünün güvenli sofralarıyla kurulabileceğini ifade etti. Oymen, açlıkla mücadele, gıda güvencesi ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin önemine dikkat çekerek Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün 2026 teması olan “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” yaklaşımını aktardı. Ancak geleceğin gıda sistemleri konuşulurken mevcut gıda güvenliği sorunlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Gıda güvenliğindeki sorunların yalnızca teknolojik yatırımlarla çözülemeyeceğini belirten Oymen; uzman personel eksikliği, kurumlar arasındaki koordinasyon yetersizliği, mevzuatın uygulanmasındaki aksaklıklar ve etkin yaptırım eksikliğine işaret etti. Denetimlerin üretimden ithalata, depolama ve taşımadan satış ile tüketime kadar tüm aşamaları kapsaması gerektiğini kaydeden Oymen, gıda mühendislerinin kamu kurumlarında daha fazla istihdam edilmesini istedi.

FAO: Yenilikçi Çözümler Azerbaycanlı Çiftçilerin Gelirlerini Artırabilir
Görsel kaynağı: Trend News Agency · Özgün haber
Veri haberi

FAO: Yenilikçi Çözümler Azerbaycanlı Çiftçilerin Gelirlerini Artırabilir

FAO’nun Azerbaycan Temsilcisi Nasar Hayat, yenilikçi çözümlerin Azerbaycanlı çiftçilerin su kaynaklarını daha verimli kullanmasına, ürün kayıplarını azaltmasına ve gelirlerini artırmasına yardımcı olabileceğini söyledi. Açıklama, ADA Üniversitesi, Azerbaycan Tarım Bakanlığı ve FAO’nun ortak düzenlediği 2026 Dünya Gıda Günü etkinliğinde, Bakü’de yapıldı. Hayat, daha verimli sulama yönetimi, zamanında hava durumu bilgisi, geliştirilmiş tarım uygulamaları ve alıcılarla dijital bağlantıların tarımsal kalkınma için fırsatlar sunduğunu belirtti. Yeniliğin mutlaka karmaşık veya pahalı olması gerekmediğini söyleyen Hayat, tarlada işe yarayan, su tasarrufu sağlayan, kayıpları azaltan veya çiftçi gelirini artıran basit çözümlerin de yenilik sayılabileceğini ifade etti. FAO temsilcisi, 14 yaşındaki Azerbaycanlı öğrenci Leyla Heydarova’nın geliştirdiği KendMart platformunu örnek gösterdi. Platformun yerel çiftçileri doğrudan tüketicilere bağlamak ve küçük çiftliklerin müşteri bulmasına yardımcı olmak üzere tasarlandığını söyledi. Hayat ayrıca üniversitelerin bilimsel araştırmayı çiftçilerin pratik ihtiyaçlarıyla ilişkilendirmesinin, bilimsel bilgi ile çiftçi deneyiminin birleştirilmesinin agroçeşitliliği, üretimi ve dayanıklılığı destekleyeceğini belirtti. Kırsal kadınlar, küçük ölçekli çiftçiler ve gençlerin finansman, eğitim, teknoloji ve pazarlara erişiminin genişletilmesi gerektiğini vurgulayan Hayat, 2025’te dünya genelinde 645 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya kaldığını aktardı. Küresel nüfusun yaklaşık üçte birinin sağlıklı beslenmeyi karşılayamadığını söyleyen Hayat, mevcut çözümleri ihtiyaç duyanlara erişilebilir kılmanın temel bir zorluk olduğunu ve FAO’nun Azerbaycan hükümeti ile ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini ifade etti.

FAO, Tarımsal Yeniliklere Erişimin Genişletilmesi Çağrısı Yaptı
Görsel kaynağı: Moldpres · Özgün haber
Veri haberi

FAO, Tarımsal Yeniliklere Erişimin Genişletilmesi Çağrısı Yaptı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel gıda güvenliğini güçlendirmek için tarım teknolojileri ve yenilikçi çözümlere erişimin genişletilmesi çağrısı yaptı. FAO'nun aktardığına göre yaklaşık 645 milyon kişi 2025'te açlıkla karşı karşıyaydı; dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri ise sağlıklı beslenmeyi karşılayamıyordu. FAO Genel Direktörü QU Dongyu, dünyanın herkesi beslemek için gerekli kapasite, araç ve bilgilerin önemli bölümüne sahip olduğunu, ancak etkili çözümlerin ihtiyaç duyan üretici ve topluluklara geniş ölçekte ulaşmadığını belirtti. Dongyu'ya göre çözümlerin kalıcı biçimde benimsenmesi için yerel koşullara uyarlanması, uygun fiyatlı olması ve yatırımcılar açısından ilgi taşıması gerekiyor. Çağrı, Dünya Gıda Günü'nün “Bugün yenilik yap, yarının gıdasını güvenceye al” temasıyla ilişkilendirildi. FAO'nun sıraladığı uygulamalar arasında çiftçilere hava tahmini, piyasa fiyatları ve işletmeye özel öneriler sunan dijital tarım danışmanlığı hizmetleri bulunuyor. Hayvan hastalıklarını izleme ve erken uyarı sistemleri tehditlerin yayılmadan fark edilmesine yardımcı olabilirken, toprak nemi ve besinlerini ölçen sensörler ile hassas sulama su ve gübre kullanımını daha verimli hâle getirebiliyor. Uydu ve jeo-uzamsal veriler de ormanların ve arazi kullanımındaki değişimlerin izlenmesini sağlayabiliyor. Bununla birlikte finansman, altyapı, bilgi, pazarlara erişim ve dijital bağlantı eksikliği, özellikle küçük üreticiler, tarımdaki kadınlar ve gençler için önemli engeller oluşturuyor. FAO, geleneksel tarımsal bilgilerin modern bilimle birleştirilmesini; yeniliklerin kamu ve özel finansman çekebilen uygulanabilir projelere dönüştürülerek pilot aşamadan ticari kullanıma geçirilmesini istiyor. Örgüte göre tarımsal gıda sistemleri küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte birini üretiyor ve çekilen tatlı suyun %70'inden fazlasını kullanıyor.

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı

Güney Afrika’da Dünya Gıda Günü kapsamında, gıda güvensizliğini azaltmak ve dayanıklı yerel gıda tedarik zincirleri kurmak için çiftçilere daha güçlü destek verilmesi çağrısı yapıldı. Gautengli çiftçi Nompumelelo Dhlamini, sürdürülebilir gıda arzı için çiftçilerin çiftlik düzeyinde gerekli kaynaklarla donatılması ve desteklenmesi gerektiğini söyledi. Güvenilir üretim için farklı paydaşların tarım sektörünü korumak ve geliştirmek üzere birlikte çalışması gerektiği belirtildi. Dhlamini, yüksek yakıt ve üretim maliyetlerinin çiftçilerin verimli çalışmasını zorlaştırdığını, yetersiz altyapının ise taze ürünleri perakendecilere ve diğer pazarlara ulaştıran üreticilerde kayıplara yol açabildiğini belirtti. Çiftçilere yönelik politika ve destek programlarıyla sahadaki deneyimler arasında boşluk bulunduğunu söyleyen Dhlamini, eğitim, mentorluk ve sürekli kurumsal desteğin önemine dikkat çekti. Politikaların hazırlanması ve uygulanmasında çiftçilerin görüşlerinin alınmasını öngören tabandan yukarı yaklaşımı savundu. Dhlamini, sürdürülebilir tarıma geçiş için yalnızca politika ve vaatlerin değil, elektrik, yol bakımı ve iletişim altyapısı gibi pratik, erişilebilir ve uzun vadeli desteğin de gerekli olduğunu ifade etti. İletişim eksikliğinin çiftliklerin pazarlara ulaşmasını ve işletilmesini zorlaştırdığını söyledi. Free State’ten mısır çiftçisi Reggie Nkambule de çevre dostu ve maliyet etkin üretime geçişin ancak altyapının iyileştirilmesiyle mümkün olacağını belirtti. Greenpop’tan Ashraf Sirkoth, geleneksel yerel ırkların, yerli hayvan ırklarının ve yabani gıda türlerinin kaybının tarımın dayandığı genetik tabanı daralttığını söyledi. Güvenli arazi kullanım hakkının geleneksel tarımın sürmesi için temel olduğunu belirten Sirkoth, resmi mülkiyet, geleneksel haklar veya uzun vadeli kiralamaların önemine işaret etti. Stellenbosch Business School’dan Prof. Jako Volschenk ise standart dışı küçük, biçimsiz veya rüzgâr hasarlı ürünlerin çorba ve meyve suyu üreten küçük agro-işleme işletmelerine yönlendirilerek gıda israfını azaltmada kullanılabileceğini söyledi.

İsrail, Gazze’ye Ticari Mal Sevkiyatını Durduracağını Açıkladı
Görsel kaynağı: iDNES.cz · Özgün haber

İsrail, Gazze’ye Ticari Mal Sevkiyatını Durduracağını Açıkladı

İsrail, Gazze Şeridi’ne ticari mal girişinin artık yapılmayacağını açıkladı. İsrail Savunma Bakanlığının Filistinli sivil işler birimi COGAT’ın çarşamba günkü açıklamasına dayanan AP haberine göre karar, bölgeye ticari ürün sevkiyatını durduracak. Bu gelişme, açlık tehlikesi altındaki Filistinlilerin kış öncesinde gıda tedariki için önemli bir kaynağı kaybetmesi anlamına geliyor. AP, ticari malların yanı sıra geçici barınaklar için gereken malzemelerin de bu kanaldan sağlandığına dikkat çekti.

Sudan'da Darfur ve Kordofan'da Gıda Güvensizliği Kötüleşiyor
Görsel kaynağı: PBS News · Özgün haber
Veri haberi

Sudan'da Darfur ve Kordofan'da Gıda Güvensizliği Kötüleşiyor

Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC), Sudan'ın Darfur ve Kordofan bölgelerinin bazı kesimlerinde çatışma ve kuraklığın gıda güvensizliğini kötüleştirdiği uyarısında bulundu. IPC değerlendirmesine göre mayıs ayında yaklaşık 19,5 milyon kişi, ülke nüfusunun %40'ından fazlası, yüksek düzeyde akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıyaydı. Bu grubun 135 bini, aşırı gıda kıtlığı, açlık, ağır yetersiz beslenme ve hastalık ya da akut yetersiz beslenmeye bağlı ölümlerle tanımlanan Aşama 5'te yer aldı. El Niño ile bağlantılı şiddetli kuraklığın Sudan'ın yarısından fazlasını etkilediği, bunun yerel ürün kayıplarına yol açarak haneleri gıda ve gelirden mahrum bıraktığı bildirildi. Nisan 2023'te başlayan savaş en az 150 bin kişinin ölümüne ve yaklaşık 13 milyon kişinin yerinden edilmesine yol açarken, çiftçilerin geçim kaynakları zarar gördü ve yardıma bağımlılık arttı. IPC, Kuzey Darfur'daki tarım alanlarının %64'ünde, Güney Darfur ile Batı ve Güney Kordofan'daki tarım alanlarının yaklaşık yarısında ürün gelişiminin zayıf kaldığını belirtti. Beslenme göstergeleri de bazı bölgelerde kötüleşti. Nyala'da beslenme hizmetlerine başvuran çocuklar arasında ağır akut yetersiz beslenme nedeniyle kabul edilenlerin oranı ocak-ağustos döneminde yaklaşık %5'ten %11'e yükseldi. Güney Darfur'daki iki yerinden edilme kampında küresel akut yetersiz beslenme oranı kıtlık eşiklerini aştı. Kuzey Darfur'da geciken yağmurlar ve kritik derecede düşük gıda stokları, Batı Kordofan'da ise 2004'ten bu yana görülen en kötü kuraklıklardan biri koşulları ağırlaştırdı. IPC, yardımlar hızlı ve önemli ölçüde artırılmazsa gıda güvensizliği, akut yetersiz beslenme ve aşırı ölümlerin şiddetlenebileceğini bildirdi. İnsani yardım kuruluşları, koşulların iyileşmesi için çatışmanın sona ermesi ve güvenli, kesintisiz insani erişim sağlanması gerektiğini belirtiyor.

FAO: Gıda Kayıp ve İsrafını Azaltmak Gıda Sistemlerini Güçlendirebilir
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

FAO: Gıda Kayıp ve İsrafını Azaltmak Gıda Sistemlerini Güçlendirebilir

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 29 Eylül 2026 Dünya Gıda Kayıp ve İsrafı Farkındalık Günü kapsamında, gıda kayıp ve israfının azaltılmasının yalnızca daha fazla gıdanın tüketiciye ulaşmasını sağlamayacağını, aynı zamanda gıda güvenliğini, beslenmeyi, kaynak verimliliğini ve ekonomik dayanıklılığı destekleyebileceğini bildirdi. FAO bu yaklaşımı, güvenliği ve beslenmeyi iyileştiren, doğal kaynaklar ile sera gazı emisyonları üzerindeki baskıyı azaltan ve ekonomik verimliliği artıran üçlü bir kazanım olarak değerlendiriyor. FAO verilerine göre dünya genelinde üretilen gıdanın %13,3'ü 2023'te hasat sonrasında, ancak perakendeye ulaşmadan önceki aşamalarda kaybedildi. Bu aşamalar tarla, taşıma, depolama, toptan satış ve işleme süreçlerini kapsıyor. Oran, küresel izlemenin başladığı 2015'teki %13 seviyesinin üzerinde bulunuyor. FAO, bu dönemde gıda kayıplarının azaltılması konusunda belirgin bir ilerleme kaydedilmediğini belirtiyor. Kurum, kaybın nerede ve hangi nedenle meydana geldiğinin belirlenmesi için hasat, üretim sonrası işlemler, depolama, taşıma, ilk işleme ve toptan satış aşamalarında daha düzenli veri toplanmasını gerekli görüyor. Ürün grupları içinde en yüksek kayıp oranı 2023'te %25,4 ile meyve ve sebzelerde görüldü. FAO, bu durumu ürünlerin daha çabuk bozulmasına ve taşıma ile depolama sırasında özel koşullara ihtiyaç duymasına bağlıyor. Meyve ve sebzelerdeki kayıp oranı 2015'teki %23,2 seviyesinden yükselirken, tahıl ve bakliyatta aynı dönemde %8,5'ten %8,4'e geriledi. Bu fark, özellikle bahçe bitkileri ile sebze üretiminde hasat sonrası yönetimin önemine işaret ediyor. Gıda perakendeye ulaştıktan sonra da önemli miktarda israf ediliyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın 2024 Gıda İsrafı Endeksi raporuna göre 2022'de haneler, yemek hizmetleri ve perakendede yaklaşık 1,05 milyar ton gıda israf edildi. Bu miktarın %60'ı hanelerde, %28'i yemek hizmetlerinde ve %12'si perakendede gerçekleşti. Kaynak, üretim ve tedarik zincirindeki kayıplarla tüketim aşamasındaki israfın aynı kavram olmadığını; ilk grubun perakende öncesi, ikincinin ise perakende, yemek hizmetleri ve haneler düzeyinde ölçüldüğünü vurguluyor. Gıda kayıp ve israfının azaltılması, 2030'a kadar tedarik zincirindeki kayıpları düşürmeyi ve perakende ile tüketici düzeyindeki kişi başı israfı yarıya indirmeyi hedefleyen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 12.3 numaralı hedefi kapsamında ele alınıyor. Ancak kayıp ve israfın açlık çeken kişilere doğrudan aktarılabilecek hazır gıda anlamına gelmediği, ürünlerin önemli bölümünün zincirin farklı noktalarında ve yeniden dağıtımın zor olduğu aşamalarda kaybedildiği belirtiliyor. FAO ayrıca tüketilmeyen gıdaya ilişkin tarım arazisi tahmininin 2013 tarihli çalışmaya dayandığını ve 2026 için yeni bir tahmin olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydediyor.

Ukrayna’nın Buğday İhracatındaki Düşüş Küresel Arz Kaygılarını Artırıyor
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın Buğday İhracatındaki Düşüş Küresel Arz Kaygılarını Artırıyor

AzerNEWS’in analizine göre Ukrayna’nın tahıl ihracatı mevcut sezonda geçen yılın aynı dönemine kıyasla %22 düşerek 4,67 milyon tona geriledi. İnsan tüketiminde temel bir ürün olan buğday ihracatındaki düşüş ise yaklaşık %44’e ulaştı ve sevkiyat 2,33 milyon tona indi. Arpa ihracatı yarıya düşerek 420 bin ton olurken, mısır ihracatı iki katına çıkarak 1,84 milyon tona yükseldi; analiz, mısırın yem sanayisinde kullanılmasının buğdaydaki açığı kapatmadığını belirtiyor. Analizde düşüşün başlıca nedenleri, buğday üretim bölgelerinin bombalanması ile lojistik ağların ve stratejik altyapının aksaması olarak gösteriliyor. Karadeniz’deki Odesa, Chornomorsk ve Pivdennyi limanlarının askeri saldırılarda ciddi hasar gördüğü ve faaliyetlerinin büyük ölçüde durduğu aktarılıyor. Ukrayna’nın potansiyel tarımsal ihracatının yalnızca %40’ını gerçekleştirebildiği; deniz koridorunun kapanmasının kara güzergâhlarına baskı yaptığı, nakliye ve sigorta maliyetlerini artırdığı ifade ediliyor. Analize göre arz daralmasının etkileri özellikle Karadeniz buğdayına bağımlı Afrika ülkelerinde belirginleşiyor. Mısır, Sudan, Somali, Kenya ve Cezayir’in yanı sıra Orta Doğu ve Latin Amerika’daki ithalatçıların daha uzak ve pahalı kaynaklara yönelmesi, gıda fiyatları ve enflasyon üzerinde baskı yaratıyor. Mısır’da ekmek sübvansiyonlarının bütçeye yükü artabilirken, Somali ve Sudan’da gıdaya erişim ve açlık riski öne çıkıyor. Ukrayna kaynaklı buğday, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın az gelişmiş ülkelere gönderdiği insani yardımlarda da kullanılıyor; tedarik aksamaları yardım maliyetlerini yükseltip teslimatları geciktirebiliyor. Dünya Bankasının Ukrayna’daki çiftçiler ve tarım sektörü için 250 milyon dolarlık finansman sağladığı, hükümetin de “5-7-9%” imtiyazlı kredi programıyla üreticileri desteklemeye çalıştığı belirtiliyor. Analiz, bu kaynakların sektördeki sıkıntıları geçici olarak hafifletebileceğini, ancak limanların ve tahıl koridorlarının güvenliğini sağlamanın lojistik engelleri gidermek açısından belirleyici olduğunu savunuyor.

Safi Savanna’da Geniş Meraya Uyumlu Keçi Yetiştiriciliği
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Safi Savanna’da Geniş Meraya Uyumlu Keçi Yetiştiriciliği

Güney Afrika’nın Griekwastad bölgesindeki Safi Savanna işletmesi, Savanna keçilerini sert mera koşullarında üretim yapabilecek, dayanıklı ve işlevsel hayvanlar olarak yetiştirmeye odaklanıyor. İşletmenin sahibi Le Roux Buckle, ırkın uyum yeteneği ile anaçlık özelliklerini öne çıkarırken, hayvanların yalnızca gösteri ringindeki görünüşlerine göre değil, doğal merada üreme ve oğlak büyütme performanslarına göre seçilmesi gerektiğini belirtiyor. Buckle, Vaalpan çiftliğinde yaklaşık 200 kayıtlı dişi keçi bulunduruyor. Sürü büyüklüğü, yıl içindeki sütten kesme ve ayıklama işlemlerine bağlı olarak yaklaşık 150 ile 250 arasında değişiyor. Üç teke üreme faaliyetlerinin çoğunu yürütüyor. Çiftlik, Buckle’ın Postmasburg’da yaşaması ve çalışması nedeniyle günlük gözetim altında olmayan, geniş mera temelli bir sistemle işletiliyor. Yetiştiricinin hedefi orta yapılı, uzun mesafelerde hareket edebilen ve ağır koşullarda uyumunu kaybetmeden üreyip oğlak büyütebilen hayvanlar elde etmek. Buckle, Savanna ırkının aşırı büyütülmesi, fazla yemlenmesi ve gösteri ringinin taleplerine göre şekillendirilmesi halinde, ırkın geniş üretim sistemlerinde başarılı olmasını sağlayan özelliklerin geri plana itilebileceği uyarısında bulunuyor. Ona göre yüksek açık artırma fiyatı, bir hayvanın en iyi üretici olduğu anlamına gelmiyor; genotip ile dış görünüş arasında denge kurulması gerekiyor. Safi Savanna’da sabit bir çiftleşme sezonu uygulanmıyor. Daha fazla oğlak elde etmek amacıyla kullanılan döngüsel sistemde bir teke, iki 17 günlük döngüyü kapsayacak biçimde 34 gün boyunca bir dişi keçi grubuyla tutuluyor. İki haftalık aranın ardından başka bir teke aynı gruba alınıyor ve her dişi keçi dört döngü boyunca iki tek çiftleştiriliyor. Teke ve dişi keçilerin kondisyonu, sistemin başarısı açısından birlikte değerlendiriliyor. Oğlaklar yaklaşık 90 günlükken sütten kesiliyor ve ortalama ağırlıkları yaklaşık 22 kilogram oluyor. Dişi keçiler, yaşlarına göre seçiliyor; ilk kez, iki dişlerini değiştirdikten sonra oğlaklamaları hedefleniyor. Gebe kalamayan genç dişi keçilere ikinci bir fırsat veriliyor, ancak ikinci denemede de başarısız olanlar sürüden çıkarılıyor. Buckle için gebe kalmak tek başına yeterli değil; dişi keçinin oğlaklaması ve oğlağını büyütmesi gerekiyor.

Arjantin’de Tarım Makineleri Pazarı Ağustosta Yavaşladı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin’de Tarım Makineleri Pazarı Ağustosta Yavaşladı

Arjantin’de traktör, biçerdöver ve ilaçlama makinesi patentleri ağustosta 606 adede indi. ACARA’nın aylık raporuna göre bu, temmuza kıyasla %12,9 düşüş anlamına geliyor; ancak geçen yılın ağustosuna göre %10,2 artış var. Yılın ilk sekiz ayında pazarda toplam 4.605 kendi yürür tarım makinesi tescil edildi. Bu sayı, 2025’in aynı dönemindeki 4.514 adedin üzerinde ve 91 araçlık, yani %2’lik bir artışa işaret ediyor. Temmuzdaki güçlü sıçramanın ardından ağustosta düzeltme görülse de pazar yıllık bazda pozitif kaldı.