ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

74 haber · Sayfa 1

Kanada ve ABD'de Sığır Piyasalarında Düşüş Baskısı Sürüyor
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber
Veri haberi

Kanada ve ABD'de Sığır Piyasalarında Düşüş Baskısı Sürüyor

Kanada ve ABD'de besi sığırı piyasaları, dış piyasalardaki oynaklık ve canlı ile besilik sığır vadeli işlemlerindeki sert kayıpların etkisiyle aşağı yönlü baskı altında. Güney ABD'de canlı sığır ticareti 218 dolara gerilerken, kuzey bölgesindeki karkas piyasaları 335-340 dolar aralığına düştü. Alberta teslim karkas fiyatı da önceki haftaya göre 5-10 dolar azalarak 4,90 dolara indi. Toptan sığır eti değerlerinde de düşüş görüldü. Choice kesim değeri 5,70 dolar gerileyerek 361,50 dolara, Select değeri ise 9,25 dolar düşerek daha aşağı bir seviyeye geldi. Kanada'da besi sığırı karkas ağırlıkları yılın bu dönemi için rekor kırarak geçen yılın 33 libre üzerine çıktı; toplam sığır eti üretimi, kesim hızındaki %1 düşüşe rağmen %3 arttı. Daha ağır karkasların ekonomik olarak teşvik edilmesi, fiziksel kesimhane kapasitesi ve geride kalan besi programları buzağı talebini etkiliyor. İkinci kalite buzağılar ve düveler daha geniş fiyat iskontolarıyla karşılaşırken, Kanada'nın ABD'ye besi sığırı ihracatı 2026'da yılbaşından bugüne %24 azaldı. Eylül ayında perakende sığır eti fiyatı kilogram başına 28,78 dolarla rekor kırdı; ancak perakende verilerindeki gecikme güncel piyasa karşılaştırmalarını zorlaştırıyor.

Haseke Kırsalında Çiftçiler Yedi Yıl Sonra Topraklarına Döndü
Görsel kaynağı: North Press Agency · Özgün haber
Veri haberi

Haseke Kırsalında Çiftçiler Yedi Yıl Sonra Topraklarına Döndü

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında çiftçiler, yaklaşık yedi yıl boyunca erişemedikleri köylerine ve tarım arazilerine dönerek yeniden ekim yapmaya başladı. Tel Tamer çevresindeki Kasımiyye ve Reyhaniye köylerinden çiftçiler, dönüşün geçim kaynaklarını yeniden kazanmak ve yerinden edilme döneminde biriken kayıpları kısmen telafi etmek için fırsat sunduğunu belirtiyor. Ancak yıkılmış evler, su ve temel hizmet eksikliği, mayınlar ve ulaşım altyapısındaki hasar tarımsal faaliyetin yeniden başlamasını zorlaştırıyor. Kasımiyye köyünden çiftçi Şiyar Musa, yolların kapalı olması nedeniyle yıllarca köylerine ve arazilerine ulaşamadıklarını, üretimi sürdürebilmek için başka bölgelerde tarım arazisi kiralamak zorunda kaldıklarını söyledi. Kiralık arazilerin önemli maliyetler getirdiğini belirten Musa, şimdi kendi toprağını yeniden işleyerek üretimin yerinden edilme yıllarında biriken yükleri ve kayıpları hafifletmesini umuyor. Musa, dönüşün yalnızca yeni bir tarım sezonunun başlangıcı değil, aynı zamanda yıkılan köylerin yeniden kurulmasına yönelik bir adım olmasını beklediğini ifade etti. Kaynakta çiftçilerin dönüşü, bölgede yerinden edilenlerin evlerine ve arazilerine kademeli olarak dönmesi kapsamında aktarılıyor. Bu süreç, 2019’da Serekaniye’ye (Ras el Ayn) düzenlenen ve Türkiye’nin yanı sıra Ankara yanlısı Suriyeli silahlı grupların katıldığı belirtilen saldırının ardından yaşanan yerinden edilmeyle ilişkilendiriliyor. Habere göre saldırı, on binlerce kişinin evlerini ve arazilerini terk etmesine yol açtı. Kaynak, dönüş ile saldırı arasında doğrudan bir neden-sonuç açıklaması yapmıyor. Reyhaniye köyüne dönen çiftçiler ise evlerin büyük bölümünün yıkılmış, su ve temel hizmetlerin hâlâ bulunmuyor olması nedeniyle normal yaşam koşullarına kavuşamadı. Bazı geri dönenler, yıkılmış evlerinin yakınlarına kurulan çadırlarda kalıyor. Kuyuların tahrip edilmesi ve sulanan arazilerin bulunmaması nedeniyle üretim şu anda yağışa bağlı tarımla sürdürülüyor. Çiftçi Ali Nayif, kendi arazisine dönmenin kira kaynaklı mali yükleri azalttığını ve sezonun geçmiş kayıpların bir bölümünü karşılayacak gelir sağlamasını umduğunu söyledi. Tarım arazileri arasındaki mayınlar da çiftçiler ve bölge sakinleri için ek risk oluşturuyor. Çiftçiler, tehlikeli alanlardan uzak durabilmek için araziler arasında tali yollar açtı. Reyhaniye’den Muhammed Ali, kapalı yollar, toprak setler ve yıkılmış köprüler nedeniyle tarım araçlarının bölgeye girişinin zorlaştığını belirtti. Ali, çiftçilerin arazilerine ulaşabilmesi ve araçlarını kullanabilmesi için yolların açılmasını ve köprülerin onarılmasını istedi. Kendi arazilerinde üretim yapmanın kiralık arazilere kıyasla ek maliyetleri azalttığını ve arazi üzerindeki tasarruflarını artırdığını söyledi.

Elite Shine, Özbekistan’da 10 Milyar Somluk Hayvancılık Projesi Yürütüyor
Görsel kaynağı: Trend News Agency · Özgün haber
Veri haberi

Elite Shine, Özbekistan’da 10 Milyar Somluk Hayvancılık Projesi Yürütüyor

Özbekistan merkezli Elite Shine LLC, Orta Çirçik ilçesinde kiralanan 100 hektarlık arazi üzerinde 10 milyar Özbekistan somu (yaklaşık 832.160 dolar) tutarında hayvancılık geliştirme projesi yürütüyor. Şirket, ilerleyen aşamalarda damızlık sığır sürüsünü 1.000 başa çıkarmayı planlıyor. Özbekistan Ekonomi ve Maliye Bakanlığına dayandırılan bilgilere göre proje, Cumhurbaşkanlığı’nın PF-18 sayılı kararıyla getirilen yeni arazi kiralama sistemi kapsamında uygulanıyor. Arazi elektronik açık artırmayla kiralandı; şirket bölgede gerekli altyapıyı ve damızlık sığırlar için yem tabanını geliştiriyor. Başlangıçta planlanan 400 damızlık sığırın 185’i çiftliğe getirildi ve hayvancılık faaliyetleri başladı. Projenin amacı hayvancılık üretimini geliştirmek ve yüksek kaliteli yem tedarik etmek. Kompleks kapsamında ördek yetiştiriciliği tesisleri de bulunuyor ve bu amaçla 300 metre uzunluğunda özel bir yapı inşa edildi. Enerji verimliliğini artırmak için tesise toplam 100 kilovat kapasiteli güneş panelleri kuruldu. Şirket, hayvancılık faaliyetlerini gelecek aşamalarda genişletmeyi öngörüyor.

Endonezya’da Güçlendirilmiş Pirinçte Etiket Uyumsuzluğu Soruşturması
Görsel kaynağı: VIVA · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’da Güçlendirilmiş Pirinçte Etiket Uyumsuzluğu Soruşturması

Endonezya’nın Kuzey Sumatra bölgesindeki Deli Serdang Kabupateni’ne bağlı Tembung ilçesinde, PT UDS’ye ait pirinç tesisinde etiket bilgilerindeki besin içeriğiyle uyuşmadığı öne sürülen güçlendirilmiş pirinçler için soruşturma başlatıldı. Satgas Pangan Polri ile Badan Pangan Nasional (Bapanas) tarafından yürütülen incelemede, şirketin Mart-Ağustos 2026 döneminde yaklaşık 525 ton ürün ürettiği tahmin edildi. Üretimin ekonomik değeri 14,175 milyar Endonezya rupisi olarak hesaplandı. İnceleme kapsamında Golden Number 111 Merah, Golden Number 111 Biru, Penari Bangkok ve Ikan Mas Cupang markalarından örnekler alındı. Laboratuvar sonuçlarına göre dört ürünün kalite ve besin içeriği, ambalajlarda yer alan bilgilerle uyuşmadı. Bapanas, bulguları hukuki süreç için Bareskrim Polri’ye bildirdi. Satgas Pangan Polri Başkanı Suhasto, güçlendirilmiş pirincin mikro besin ihtiyacını karşılamaya, anemi ve bodurluğun önlenmesini desteklemeye yönelik olduğunu söyledi. İçeriğin standartlara ve ambalajdaki beyanlara uymamasının bu amacı sınırlayabileceğini, ürünlerin uzun süre düzenli tüketilmesi hâlinde tüketiciler için risk oluşturabileceğini belirtti. Polis, Bapanas ve PT UDS yetkililerinin de aralarında bulunduğu 12 kişinin ifadesini aldı. Tanık ifadeleri, uzman görüşü ve laboratuvar sonuçları temelinde en az iki delil bulunduğu değerlendirilerek dosya soruşturma aşamasına taşındı.

Kazakistan Süt Üretimini Yeni Çiftlik Projeleriyle Artırmayı Planlıyor
Görsel kaynağı: Kazinform · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan Süt Üretimini Yeni Çiftlik Projeleriyle Artırmayı Planlıyor

Kazakistan, yeni süt çiftlikleri kurulması ve hayvancılığın geliştirilmesi yoluyla süt üretimini artırmayı planlıyor. Qazinform’un Tarım Bakanlığı basın servisine dayandırdığı habere göre, Tarım Bakanı Aidarbek Saparov başkanlığındaki toplantıda Cumhurbaşkanının yıllık Ulusa Sesleniş konuşmasında belirlenen görevlerin uygulanması için öncelikli adımlar ve pratik mekanizmalar ele alındı. Bakanlık, üretim artışının yanı sıra tarım sektöründe yapısal dönüşüm, derin işleme, yeni tesisler, verimlilik ve teknoloji yatırımlarına odaklanıyor. Bakan Yardımcısı Azat Sultanov’un açıkladığı plan kapsamında, çiftçilerin uygun maliyetli finansmana erişiminin kamu bütçesi kaynaklarıyla ticari finansmanın birleştirilmesi yoluyla geliştirilmesi öngörülüyor. Kaynakların hayvancılığa, tarımsal depolama ve işleme tesislerine yönlendirilmesi planlanırken, traktör ve biçerdöverler için KazAgroFinance aracılığıyla imtiyazlı kiralamanın sürdürülmesi, hayvan alımı için imtiyazlı kredi mekanizmasının ise değerlendirilmesi bekleniyor. Bu mekanizma için 2027’de ek finansman planlanıyor. Kazakistan genelinde toplam yıllık kapasitesi 462.000 ton süt olan 71 süt çiftliği projesi yürütülüyor. Yeni devreye alınan tesislerin bu yıl sonuna kadar tasarlanan kapasitelerinin %70’ine ulaşması, tam kapasiteye ise gelecek yıl erişmesi bekleniyor. Ayrıca 2027 proje havuzuna, toplam yıllık kapasitesi 228.000 ton olan 21 süt çiftliği projesi alındı. Hayvancılık alanında üretim döngüsünün tamamını kapsayan altı entegre et üretimi kümesinin kurulması için de çalışmalar sürüyor. Toplantıda tarımsal işleme, depolama altyapısı ve dijitalleşme de gündeme geldi. Saparov, bölgesel yönetimlerden yatırımcıları, finansman kaynaklarını, uygulama takvimini ve beklenen ekonomik faydaları içeren somut teklifler istedi. Tekliflerin ekonomik hesaplamalarla desteklenmesi ve pratik sonuç üretmesi gerektiği belirtildi.

İtalya’da Ekim Enflasyonu %5,4’e Çıktı; Taze Gıdada Sert Artışlar Görüldü
Görsel kaynağı: Il Sole 24 Ore · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Ekim Enflasyonu %5,4’e Çıktı; Taze Gıdada Sert Artışlar Görüldü

İtalya’da Ekim 2026 enflasyonu, geçen yılın aynı ayına göre %5,4 arttı. Fiyat artışları enerji ve akaryakıtın yanı sıra teknoloji ürünleri ile bazı taze gıda kalemlerinde yoğunlaştı. Kayıt dışı kayıt destekleri kategorisindeki SD kart ve USB bellek gibi ürünlerin fiyatları yıllık %107,8 yükselerek en yüksek artışı kaydetti. Bilgi ve iletişim teknolojileri aksesuarlarında artış %41,1, bilgisayar, dizüstü bilgisayar ve tabletlerde ise %29,5 oldu. Düzenlemeye tabi enerji fiyatları Ekim 2025’e göre %59,5 arttı. Bu grupta sıvı yakıtların fiyatı %45,5, şebeke üzerinden dağıtılan doğal gazın fiyatı %38,5 ve elektriğin fiyatı %35,8 yükseldi. Özel ulaşımda motorin fiyatları %37,6 artarken, benzindeki yükseliş %19,4’te kaldı. Kaynak, benzindeki daha sınırlı artışı bazı şirketlerin uyguladığı fiyat tavanıyla ilişkilendiriyor. Gıda alışverişinde en sert yükselişler taze ürünlerde görüldü. Meyve veren sebzelerin, domates, biber ve patlıcan gibi ürünleri içeren grubun fiyatları %30,9 arttı. Böğürtlen ve diğer orman meyvelerinde artış %29,3 olurken, yapraklı ve saplı sebzelerde %13,0, taze bakliyatta %11,7 artış kaydedildi. Hizmetlerde ise spor malzemelerinin kiralama ve onarımı, mücevher ve saatler, ücretli ev hizmetleri ile hava yolcu taşımacılığı pahalandı. Bazı gıda ve tüketim kalemlerinde ise fiyatlar geriledi. Tereyağı ve diğer süt ürünü yağlarının fiyatı %14,1, toplam yağ ve katı yağlar kategorisi %7,2, bitkisel yağlar %5,9 düştü. Şeker ve tahıllarda %2,8, şarapta %2,6, taze sütte %2,1 düşüş görüldü. Kaynak, yağ fiyatlarındaki gerilemede İspanya’da zeytinyağı üretiminin toparlanması ve uluslararası rekabetin etkisine işaret ediyor.

Tarım Hangarlarına Güneş Paneli Kurulumunda Hukuki ve Mali Koşullar Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber

Tarım Hangarlarına Güneş Paneli Kurulumunda Hukuki ve Mali Koşullar Öne Çıkıyor

Tarım hangarına fotovoltaik panel kurulumu, yenilenebilir elektrik üretirken işletmeye ek gelir sağlayabilir. Ancak projeye başlamadan önce binanın mülkiyet durumu ile yatırımın hukuki, vergisel ve sosyal sonuçlarının değerlendirilmesi gerekiyor. Kaynak, yatırımın uzmanlardan alınacak destekle güvenceye alınmasını öneriyor. Hangar kırsal kira sözleşmesi kapsamında kullanılıyorsa fotovoltaik faaliyet geliştirilmesi önerilmiyor. Kira statüsünün ticari faaliyete izin vermemesi ve yapılar üzerindeki tazminat hakkının kaybedilebilmesi bu yaklaşımın gerekçeleri arasında yer alıyor. Ayrıca elektrik üretiminin işletme içinde mi yoksa ayrı bir şirket üzerinden mi yürütüleceği ve işletmenin devri sırasında faaliyetin korunup korunmayacağı baştan kararlaştırılmalı. Tarımsal sivil şirketlerde faaliyet amacı ile ana sözleşmenin güncellenmesi gerekiyor. Mevcut binalarda genellikle ön bildirim, yeni yapılarda ise yapı ruhsatı başvurusuna güneş enerjisi kurulumunun dahil edilmesi gerekiyor. Vergilendirme seçilen yapıya göre değişiyor; işletmelerin taşınmaz katkı payı uygulanabilir ve yüksek güçlü bazı tesisler özel vergilendirmeye tabi olabilir. Bina tarımsal kullanımını koruduğunda emlak vergisi muafiyeti genellikle devam ediyor. Sosyal güvenlik sonuçlarının da ayrıca incelenmesi gerekiyor.

İklim Değişikliği Güneydoğu Asya’da Pirinç, Mısır ve Şeker Kamışı Üretimini Azaltabilir
Görsel kaynağı: Astro Awani · Özgün haber
Veri haberi

İklim Değişikliği Güneydoğu Asya’da Pirinç, Mısır ve Şeker Kamışı Üretimini Azaltabilir

Singapur Gıda Ajansı ile Singapur Ulusal Üniversitesi tarafından yayımlanan ASEAN Agri Climate Impact Twenty çalışması, iklim değişikliğinin 2025-2044 döneminde Güneydoğu Asya’daki başlıca ürünlerin ortalama üretimini etkileyeceğini öngörüyor. Buna göre pirinç üretimi %3-5, mısır %5-6, şeker kamışı ise %1-4 azalabilir. Çalışmada manyok üretiminin %16, soya fasulyesi üretiminin %11-13 artacağı tahmin edilse de bu ürünlerin iklim risklerinden muaf olmayacağı vurgulanıyor. Aşırı sıcak, şiddetli yağış ve kuraklık belirli yıllarda üretimi etkileyebilir. Çok güçlü El Niño’nun bölgedeki ortalama bitkisel üretimi yaklaşık %10 azaltabileceği, artan sıcaklıklar ve düzensiz yağışların da su bulunabilirliği ile ekim takvimini zorlayabileceği belirtiliyor.

Güney Afrika’da Kiraz Sezonu Erken Başladı, Ceres’te Üretim %50’den Fazla Düşebilir
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Kiraz Sezonu Erken Başladı, Ceres’te Üretim %50’den Fazla Düşebilir

Güney Afrika’nın 2026 kiraz sezonu, geleneksel takvimden iki ila üç hafta önce, ekim başında başladı. Tru-Cape Fruit Marketing’in aktardığına göre sezonun ilk meyveleri 8 Ekim’de hasat edilip paketlendi. Ancak ülkenin başlıca kiraz üretim bölgesi Ceres’te üretim hacminin önceki sezona göre %50’den fazla düşebileceği öngörülüyor. Üretimdeki gerileme, sektör tarafından öncelikle çiçeklenme dönemindeki olumsuz hava koşullarına bağlanıyor. Tru-Cape Tedarik Direktörü Calla du Toit, erken çeşitlerin ağustos sonundaki olağanüstü yüksek sıcaklıkların görüldüğü bir hafta içinde çiçeklendiğini belirtti. Şirketin değerlendirmesine göre sıcaklıklar, tozlaşma için etkili süreyi kısaltarak meyve tutumunu azaltmış olabilir. Ardından sıcaklıkların düşmesi, üretimin bir bölümünde soğuk zararına yol açmış olabilir. Düşük üretim beklentisine karşın ilk meyvelerde kalite göstergeleri olumlu oldu. Tru-Cape, kirazların 30 milimetreye kadar kalibreye ve yüksek şeker seviyelerine ulaştığını bildirdi. Daha az meyve bulunması, ürünün optimum olgunlukta toplanmasına daha fazla dikkat edilmesini sağlarken, şirket yeterli iş gücünün bu çalışmayı kolaylaştırdığını belirtti. Buna karşılık düşük hacim, üreticiler açısından ekonomik bir zorluk oluşturuyor. Tru-Cape, arzın azalması ve Güney Afrika’da iç talebin güçlü seyretmesi nedeniyle ticari programlarında yerel pazara öncelik vermeyi planlıyor. Şirket, fiyatların geçen sezondan biraz daha yüksek olmasını bekliyor. İhracatta ise önceki sezon yaklaşık %15 olan payı bu sezon %20’ye yaklaştırmayı hedefliyor; ancak her operasyon için lojistik maliyetleri, taşıma riskleri ve beklenen kârlılık değerlendirilecek.

Avustralya’da Hayat Pahalılığı: Elektrik, Yumurta ve Yağ Fiyatları Sert Arttı
Görsel kaynağı: Guardian Australia · Özgün haber
Veri haberi

Avustralya’da Hayat Pahalılığı: Elektrik, Yumurta ve Yağ Fiyatları Sert Arttı

Avustralya’da hayat pahalılığı baskısı, pandemi sonrası toparlanmanın arz kısıtlarıyla çakıştığı 2022’den bu yana hane bütçelerini etkiliyor. The Guardian’ın Avustralya İstatistik Bürosu tüketici fiyat endeksi kategorilerini izleyen çalışmasına göre genel fiyat düzeyi 2021 sonundan bu yana %23 arttı. Enflasyon ise eylül ayında sona eren yılda %4,3’e yükseldi; kaynak bu son artışı devam eden Orta Doğu çatışması ve buna bağlı yakıt maliyetlerindeki yükselişle ilişkilendiriyor. Enerji ve barınma giderleri en belirgin artışlar arasında yer aldı. Hanehalkı elektrik faturaları 2022’nin başından bu yana %35 yükselirken doğalgaz maliyetleri aynı uzun dönemde %49 arttı. Federal ve eyalet hükümetlerinin elektrik sübvansiyonları dönem dönem devreye girip çıktı ancak kaynak, bu desteklerin yükseliş eğilimini değiştirmediğini belirtiyor. Sigorta primleri yaklaşık beş yılda %46, kiralar %27 ve konut inşa maliyetleri %36 arttı. Gıda ürünlerinde de temel kalemler genel fiyat artışını aştı. Yağ ve yumurta fiyatları %40’tan fazla yükselirken ekmek, süt ve meyve fiyatları beş yılda %30’dan fazla arttı. Buna karşılık tavuk ve sebze fiyatlarındaki artış genel enflasyonun altında kaldı. Posta hizmetlerinin maliyeti de %40 yükseldi. Çalışmanın karşılaştırmasında bazı zorunlu olmayan ürün ve hizmetlerde daha sınırlı değişim görüldü. Cam eşya, sofra eşyası ve ev gereçleri ucuzlarken elektrikli ürünlerin ortalama fiyatı 2021 sonuna göre değişmedi. Kadın giyimindeki artış %7, erkek giyimindeki artış %4 oldu. Toplu taşıma ücretleri %5 düşerken çocuk bakım maliyetleri 2021 sonundan bu yana %7 arttı.

Japonya'nın Malezya'ya Deniz Ürünleri İhracatı İlk Sekiz Ayda %40 Arttı
Görsel kaynağı: Astro Awani · Özgün haber
Veri haberi

Japonya'nın Malezya'ya Deniz Ürünleri İhracatı İlk Sekiz Ayda %40 Arttı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Japonya'nın Malezya'ya deniz ürünleri ihracatı, 2026'nın ilk sekiz ayında 2025'in aynı dönemine göre yaklaşık %40 artarak yaklaşık 5 milyar yene ulaştı. JETRO Başkan Yardımcısı Kenichi Hirano, artışın yüksek kaliteli ürünlere yönelik talep ve Japon mutfağına duyulan ilginin güçlenmesiyle desteklendiğini açıkladı. Hirano, büyümede Malezya'da tüketici satın alma gücünün yükselmesi, yüksek kaliteli gıdalara ilginin yaygınlaşması ve daha fazla Malezyalının Japon yemek kültürüne aşina hale gelmesinin etkili olduğunu belirtti. Malezya, Japon gıda ihracatı açısından ASEAN'daki en yüksek potansiyele sahip pazarlardan biri olarak değerlendiriliyor. Kuala Lumpur'da düzenlenen Japon Deniz Ürünleri B2B Ticaret Toplantısı, Japon deniz ürünlerinin yerel dağıtıcıları ile yemek hizmeti işletmelerini buluşturdu. JETRO, ihracatın Japon restoranlarının dışına taşınarak daha geniş bir yemek hizmeti işletmesi grubuna ulaşmasını ve Japon küçük ve orta ölçekli işletmelerinin sergi, iş eşleştirme ve ağ oluşturma etkinliklerine katılımını desteklemeyi sürdürecek. Hirano'ya göre kalite, gıda güvenliği, özgünlük, tat ve yemek hazırlamadaki performans satın alma kararlarında temel ölçütler olmaya devam ediyor.

Kıbrıs’ta Perakende Kahve Fiyatları 2025’te Genel Enflasyondan Yaklaşık 12 Kat Hızlı Arttı
Görsel kaynağı: SigmaLive · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs’ta Perakende Kahve Fiyatları 2025’te Genel Enflasyondan Yaklaşık 12 Kat Hızlı Arttı

Kıbrıs’ta perakende kahvenin ortalama yıllık Uyumlaştırılmış Tüketici Fiyatları Endeksi (HICP), 2025’te bir önceki yıla göre %10,13 arttı. Eurostat verilerine dayanan hesaplamaya göre aynı dönemde genel enflasyon %0,83’te kaldı. Böylece kahve fiyatlarındaki artış, mal ve hizmetlerin genel fiyatlarındaki artış hızının yaklaşık 12 katına ulaştı; iki gösterge arasındaki fark 9,3 yüzde puanı oldu. Kahve fiyatları 2024’te 2023’e göre %1,86 gerilemişti. Endeks, 2025’te yön değiştirerek önceki yılki düşüşü telafi etti. 2023-2025 döneminin tamamında ortalama yıllık kahve fiyat endeksi %8,08 yükselirken, genel tüketici fiyatlarındaki artış %3,11 olarak gerçekleşti. Aylık veriler de yıl boyunca yükseliş eğilimine işaret etti: Kahve fiyat endeksi Ocak 2025’te 126,62 puandan Aralık’ta 143,79 puana çıktı. Ocak-Aralık arasındaki artış %13,56 olurken, Aralık 2025’teki endeks Aralık 2024’ün %14,88 üzerinde gerçekleşti. Kaynakta verilen örnek hesaplamaya göre 2024’te 3 avro olan bir kahve ürünü, %10,13’lük artış sonrasında yaklaşık 3,30 avroya mal olabilirdi; ancak bunun belirli bir ürün için kaydedilmiş fiyat değişimi olmadığı belirtildi. Veriler kafelerde hazırlanan içecekleri değil, perakende kahve ürünlerini kapsıyor. Bu nedenle kafe kahvelerindeki fiyat değişimi; ücret, kira ve diğer işletme maliyetleriyle birlikte ayrıca değerlendiriliyor.

Bulgaristan’ın 5 Milyon Tonluk Tahıl İhracatı Karadeniz’deki Saldırılarla Belirsizleşti
Görsel kaynağı: 24 Chasa · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’ın 5 Milyon Tonluk Tahıl İhracatı Karadeniz’deki Saldırılarla Belirsizleşti

Bulgaristan’ın ihraç etmesi gereken yaklaşık 5 milyon ton tahılın ne kadar hızlı ve hangi maliyetle sevk edileceği, Karadeniz’de ticari gemilere yönelik drone saldırıları ve bazı gemicilik şirketlerinin Bulgaristan limanlarına seferleri reddetmesi nedeniyle belirsizleşti. Tarım sektörü, deniz taşımacılığındaki aksamanın uzaması hâlinde tahılın satılamayabileceği, alım fiyatları üzerinde baskı oluşabileceği ve çiftliklere yapılacak ödemelerin gecikebileceği uyarısında bulundu. Hükümet ise Varna ve Burgaz’a hizmet veren toplam gemi trafiğinin düşmediğini savunuyor. Başbakan Rumen Radev, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığının verilerine göre 1-19 Ekim döneminde 2025’in aynı dönemine kıyasla 30 gemi daha fazla hareket ettiğini, eylüle göre ise değişiklik olmadığını söyledi. Tarım ve Gıda Bakanlığı, gıda üreticileriyle iletişimi sürdürdüğünü ve tarımsal ürün ithalatı ile ihracatına ilişkin gümrük verilerini izlediğini açıkladı. Bakanlık ayrıca Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı ile deniz taşımacılığında sorun yaşanması ihtimaline karşı alternatif güzergâhları görüşüyor. Ek önlemlere ihtiyaç duyulması hâlinde kararların durum değerlendirmesi ve ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonun ardından ulusal düzeyde alınacağı belirtildi. Ancak sektör temsilcileri, yalnızca demir yolu ve kamyonlarla 5 milyon ton tahılın gerekli sürede taşınamayacağını ifade ediyor. Türkiye üzerinden kara güzergâhlarının aktarma için ek maliyet, Yunanistan’daki limanların kullanımının da ilave gider getirdiği aktarılıyor. Bulgaristan Ticaret ve Sanayi Odası bünyesindeki sektör kuruluşları konseyi başkanı Martin Yanev, Karadeniz’de gemi trafiği ve mevcut kapasitenin %20’den fazla gerilediğini söyledi. Yanev’e göre artan risk, Varna ve Burgaz’da yükleme yapması beklenen gemiler için kiralama seferlerinin iptal edilmesine yol açtı. Sigorta primlerinin son saldırılardan önce beş kat arttığını belirten Yanev, taşıma maliyetlerindeki yükselişin tüccarların tahıl için teklif etmeye hazır olduğu tutarı azaltabileceğini kaydetti. Bununla birlikte gemi sahipleri birliği başkanı Aleksandar Kalçev, sigortaların tüm gemiler için pahalanmadığını ve Bulgaristan ile Romanya limanlarına seferlerin daha uzun bir rota üzerinden düzenlenebileceğini söyledi. Ulusal Tahıl Üreticileri Birliği Başkanı İliya Prodanov, altı geminin Bulgaristan limanlarında tahıl yüklemeyi reddettiğini, ancak ihracatın sürdüğünü ve başka gemilerin bulunabileceğini belirtti. Varna Limanı verilerine göre 22 Ekim’de kolza ve buğday yüklü iki geminin hareketine izin verildi; Burgaz Limanı’ndaki son tahıl ihracatı ise 20 Ekim’de gerçekleşti. Prodanov, yeni bir saldırının gemi sahiplerinin kararını saatler içinde değiştirebileceğini ve retlerin kalıcı bir eğilime dönüşüp dönüşmeyeceğinin henüz bilinmediğini söyledi. Radostina Jekova ise 5 milyon ton buğdayın ihraç edilememesi hâlinde yeni hasatla birlikte stokların 12-13 milyon tona çıkabileceği uyarısında bulundu.

Endonezya’da Biber Fiyatlarını Kuraklık ve Tedarik Zinciri Etkiliyor
Görsel kaynağı: detikcom · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’da Biber Fiyatlarını Kuraklık ve Tedarik Zinciri Etkiliyor

Endonezya’da biber fiyatları tüketici düzeyinde yüksek kalırken, üretici fiyatları son iki haftada geriledi. Dewan Pertimbangan Asosiasi Champion Cabai Indonesia’dan Tunov Mondro Atmodjo, kırmızı acı biberin tüketici fiyatının kilogram başına Rp100.000 seviyesini aştığını, üretici fiyatının ise yaklaşık Rp60.000/kg’den Rp42.000-50.000/kg aralığına indiğini söyledi. Tunov’a göre aşırı hava koşulları ve kuraklık, biber bitkilerinin üretimini durdurabiliyor. Kuraklık döneminde hasadın normal üretimin yalnızca %50’si düzeyinde kaldığını belirten Tunov, bu seviyeyi mevcut şartlarda iyi olarak değerlendirdi. Üretim kapasitesinin tam olarak toparlanmaması nedeniyle fiyatlarda gelecekte önemli bir düşüş beklemediğini, ayrıca birçok bölgede ürünün tüketiciye ulaşmadan önce çok sayıda aracının yer aldığı eski tedarik zincirinden geçtiğini ifade etti. Tunov, hava koşullarının düzelmesi halinde 2026/2027 Noel ve Yeni Yıl döneminde fiyatların istikrarlı kalabileceğini, ancak belirgin biçimde düşmeyebileceğini öngördü. Bapanas Genel Sekreteri Ito Hediarto da bu dönem öncesinde ulusal biber arzının yeterli olduğunu, ancak özellikle deniz yoluyla yapılan sevkiyatlarda yaşanabilecek aksamaların varış bölgelerinde arzı azaltarak fiyatları yükseltebileceğini söyledi. Bapanas, arz fazlası bölgelerden ihtiyaç duyulan bölgelere sevkiyatı desteklemek için Gıda Dağıtım Tesisi programını kullanıyor; program bütçesinin %69,5’i gerçekleşmiş durumda.

Valonya’da Çiftçiler Kuşlar İçin Tahıl Şeritlerini Tarlada Bırakıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Valonya’da Çiftçiler Kuşlar İçin Tahıl Şeritlerini Tarlada Bırakıyor

Belçika’nın Valonya bölgesindeki bazı çiftçiler, kış aylarında kuşlara besin sağlamak için tahıl şeritlerini hasat etmeden tarlada bırakıyor. Brabant wallon’daki bir aile çiftliğinde 30 yılı aşkın süredir sürdürülen uygulamada, başakların kuşlar tarafından doğrudan tüketilmesi veya yere dökülen tohumların toplanması amaçlanıyor. Kuş bilimci Arnaud Laudelout, tarım alanlarında yaşayan kuşlar için kışın besin bulmanın kritik olduğunu belirtiyor. Çiftçiler, tahıl şeritleri için daha az verimli parselleri ve nemli alanları tercih ediyor. Bu bölgelerde tohum, gübre veya tarım ilacı gibi girdilerin maliyeti daha yüksek olabiliyor. Üreticiler, uygulamaya ayıracakları küçük alanları tarımsal ve çevresel hesaplamaları birlikte değerlendirerek seçiyor. Bu alanlardan yararlanabilecek türler arasında, Valonya ovalarında popülasyonu kırılgan durumda olan tarla kirazkuşu olarak bilinen Bruant proyer de bulunuyor. Uygulamanın amacı yalnızca kışın kuşlara yiyecek sağlamakla sınırlı değil. Çiftçiler, kuşların varlığının bazı zararlı böcekler ile yabancı otların denetlenmesine katkı vererek kimyasal ürün kullanımını azaltabileceğini düşünüyor. Agro-çevresel tedbir kapsamında işletme başına en fazla 10 hektar tahıl alanı ayrılabiliyor; tünekler veya tarlakuşlarını destekleyen küçük düzenekler de kuruluyor. Karşılığında üreticiye hektar başına yıllık 1600 euro ödeniyor. Tahıl şeritleri şubat sonuna kadar korunuyor, ardından mart başında kaldırılabiliyor. Ödeme, tahıl fiyatlarının yıldan yıla değiştiği bir sektörde üreticiye öngörülebilir gelir sağlıyor.

AB ve Birleşik Krallık Tarımında Rekabet Açığı Büyüyor
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber
Veri haberi

AB ve Birleşik Krallık Tarımında Rekabet Açığı Büyüyor

Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık tarımının, dünyanın önde gelen üreticileri karşısında giderek daha büyük bir rekabet dezavantajıyla karşılaşabileceği belirtildi. Bayer’in talebiyle hazırlanan çalışma, Oxford Economics’in ekonomik analizinin yanı sıra 8 binden fazla Avrupalı tüketiciyle yapılan anket ve sekiz Avrupa ülkesindeki çiftçilerle görüşmelere dayanıyor. Çalışmaya göre Avrupa’daki üreticiler yeni teknolojilere ve yenilikçi çözümlere birçok durumda daha yavaş erişiyor. 2011-2023 döneminde AB tarla bitkileri üretiminin çıktısı yıllık ortalama yalnızca %0,1 büyüdü; Birleşik Krallık’ta ise değişim görülmedi. Aynı dönemde dünya ortalaması %2 olurken ABD’de %1, Çin, Kanada ve Hindistan’da %2-3, Brezilya’da %3,3 büyüme kaydedildi. Daha uzun vadeli karşılaştırmada AB tarımsal üretimi önceki on yılın seviyesini %2 aşarken bu oran ABD’de %16, Kanada’da %44 ve Brezilya’da %51 oldu. Çalışmada iklim risklerinin de Avrupa tarımının rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi. Aşırı hava olayları ve diğer iklim risklerinden kaynaklanan yıllık kaybın AB’de 17,4 milyar euroya ulaştığı, bunun tarla bitkileri üretimi çıktısının %6,4’üne denk geldiği belirtildi. Bu kaybın 2050’de yıllık 24,8-28,9 milyar euroya çıkabileceği tahmin ediliyor. Araştırmaya göre Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu başlıca alanlar yenilikçi tohum teknolojileri, modern bitki koruma ürünleri, hassas tarım, otomasyon ve yapay zekâ uygulamaları. AB’de izinli bitki koruma etken maddesi sayısının 2000’lerin başındaki binden fazla seviyeden yaklaşık 420’ye gerilemesi, düzenleme ve izin süreçlerinin önemini artırıyor. Raporda rekabet gücü için araştırma sonuçlarının daha hızlı uygulanması, yeniliklerin desteklenmesi ve güvenliği koruyan öngörülebilir bir düzenleme ortamı oluşturulması gerektiği savunuluyor.

Avrupa Patates Üretiminde 2026 İçin Zayıf Sezon Beklentisi
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Patates Üretiminde 2026 İçin Zayıf Sezon Beklentisi

2026'nın Avrupa patates üretimi açısından en zayıf yıllardan biri olabileceği bildirildi. Sıcak ve kurak hava, başta Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Birleşik Krallık olmak üzere üretimi geriletirken, bu beş ülkedeki toplam kaybın 3,5 milyon tonu aşacağı hesaplanıyor. Sektör temsilcileri Avrupa patates üretiminin 19,5–20,5 milyon ton civarında kalmasını bekliyor. World Potato Markets, Avrupa Birliği patates üretiminin kayıtların tutulmaya başlamasından bu yana en düşük seviyeye gerileyebileceğini belirtiyor. Berzence'deki Solanum Kft.'nin yöneticisi ifj. Varga György ise işletmelerinin patatesi yalnızca sulamayla üretebildiğini, bu durumun giderek diğer bitkiler için de geçerli hale geldiğini söyledi. Solanum Kft. bu yıl 64 hektarda tohumluk patates yetiştirdi. Bunun 30 hektarı MATE Georgikon fakültesi için ayrılırken, yemeklik patateslerle birlikte toplam alan 94 hektara ulaştı. Varga, tohumluk patates sezonunun yavaş başladığını ancak üreticilerin geç kalmadığını düşündüğünü belirtti. Ekim için gereken büyük boyut oranı %20–25'e ulaştığında kurutma işlemine geçiliyor ve bitkinin su ihtiyacı azalıyor. Sulamanın ek maliyeti, suyun kaç pompayla taşındığına ve center-pivot ya da sulama makarası gibi hangi yöntemle verildiğine göre değişiyor. Fiyatların ilk aşamada geçen yıla göre biraz gerilediği, ancak özellikle depolama giderlerinin ne ölçüde yansıyacağının henüz bilinmediği aktarılıyor. Üretimde sıcaklık ve UV ışınımının yanı sıra şiddetli yağışların sırtları bozması, kabuklu bit zararı, Stolbur fitoplazma enfeksiyonu ve kök boğazı fuzaryumu da etkili oldu.

Birleşik Krallık'ta Gıda Bankasına İhtiyaç Riski 2029'da 9,1 Milyona Çıkabilir
Görsel kaynağı: The Independent · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık'ta Gıda Bankasına İhtiyaç Riski 2029'da 9,1 Milyona Çıkabilir

Birleşik Krallık'ta 2028/29 mali yılında, Mart 2029'a kadar 9,1 milyondan fazla kişinin gıda bankasına ihtiyaç duyma riski taşıyabileceği tahmin ediliyor. Yoksullukla mücadele kuruluşu Trussell'in modellemesine göre bu sayı, 2025/26'da kaydedilen 9,07 milyonluk önceki zirveyi aşabilir. Tahminin 6,2 milyon yetişkin ile 2,9 milyon çocuktan oluşacağı öngörülüyor. Projeksiyonlar, WPI Economics tarafından hazırlanan ve Bütçe Sorumluluk Ofisi'nin ortalama ücret artışı, sosyal güvenlik ödemeleri ile kira ödemelerine ilişkin tahminlerini kullanan çalışmalara dayanıyor. Hesaplamalarda İşçi Partisi hükümetinin geçen nisandan itibaren iki çocuk yardım sınırını kaldırması ve evrensel krediyi artırması gibi politika değişiklikleri de dikkate alınıyor. Trussell'in verilerine göre gıda bankasına ihtiyaç duyma riski taşıyan, ağır yoksunluk içindeki kişi sayısının Mart 2027'ye kadar olan yılda dokuz milyona yaklaşması, Mart 2028'e kadar olan 12 aylık dönemde ise dokuz milyonu biraz aşması bekleniyor. Bu göstergede 2022/23'te 8,2 milyon kişi kaydedilmişti. Trussell, 2025'te dağıtılan toplam gıda kolisi sayısının 2024'e göre %12 azaldığını ve bunu temel ihtiyaç maliyetlerindeki artışın yavaşlaması ile daha az kişinin işini kaybetmesine bağladığını bildirdi. Ancak Trussell politika ve araştırma direktörü Helen Barnard, yüksek enflasyonun 2024/25'ten bu yana daha fazla kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmasına yol açtığını söyledi. Barnard, özellikle enerji maliyetlerindeki artışların önümüzdeki aylarda gıda ve ısınma giderlerini karşılamayı daha da güçleştirebileceğini belirtti.

Fas Kaynaklı Domatesler, 2025’te AB’nin Üçüncü Ülke İthalatının %68,2’sini Oluşturdu
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas Kaynaklı Domatesler, 2025’te AB’nin Üçüncü Ülke İthalatının %68,2’sini Oluşturdu

Fas, 2025’te Avrupa Birliği’ne 527.000 ton taze domates tedarik etti. Bu miktar, AB’nin üçüncü ülkelerden yaptığı 773.000 tonluk taze domates ithalatının yaklaşık %68,2’sine karşılık geldi. Oran, AB dışı tedarikleri kapsıyor; Avrupa’daki toplam domates piyasasının tamamı için geçerli değil. Brüksel’de 15 Ekim’de toplanan Avrupa Komisyonu meyve ve sebze piyasası gözlemevinin domates uzmanları, sektörün üretim ve ticari durumunu değerlendirdi. FEPEX’in aktardığı değerlendirmeye göre İspanyol delegasyonu, özellikle açıkta satılan kiraz domatesinde ülke içindeki üretim alanlarının azaldığını belirtti. Delegasyon bu gerilemeyi Fas rekabeti, işçilik maliyetleri ve düzenleyici koşul farklarıyla ilişkilendirdi; Fas ürünlerinin fiyatlarının İspanyol arzı üzerinde baskı oluşturduğunu savundu. İspanya’nın 2025/2026 domates sezonunda üretiminin, alanlar genel olarak sabit kalmasına rağmen yaklaşık %2 gerilemiş olabileceği bildirildi. FEPEX, olumsuz hava koşulları, bitki sağlığı sorunları ve virüslere dayanıklı ancak daha düşük verimli çeşitlerin kullanımını etkenler arasında sıraladı. F&H’nin aktardığı verilere göre enerji ve taşımacılık maliyetleri %16, plastik, ambalaj ve paketleme giderleri %18 arttı. Satış fiyatlarındaki iyileşmenin üretici kârlılığını aynı ölçüde artırmadığı belirtildi.

Endonezya’da Bağımsız Tavuk Yetiştiricileri İflas Riskiyle Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: CNBC Indonesia · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’da Bağımsız Tavuk Yetiştiricileri İflas Riskiyle Karşı Karşıya

Endonezya’da bağımsız broyler tavuk yetiştiricileri, canlı tavuk satış fiyatlarının gerilemesi ve üretim maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle iflas riskiyle karşı karşıya. Yetiştiricileri temsil eden Perhimpunan Peternak Rakyat Mandiri Indonesia (Permindo), koşulların sürmesi halinde üreticilerin iki ay içinde ayakta kalamayabileceğini bildirdi. Permindo’ya göre yetiştirici seviyesinde canlı tavuk fiyatı kilogram başına 20.000-20.500 Endonezya rupisine gerilerken yem fiyatı 9.700-10.000 rupiye ulaştı ve daha da artma ihtimali taşıyor. Birlik üyesi Asep Saepudin, yem maliyetlerindeki artışın canlı tavuk fiyatı henüz toparlanmadığı için bağımsız işletmeler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Asep, yetiştiricilerin mevcut zararının tavuk başına 4.000-5.000 rupiye ulaştığını ve bu nedenle yeni üretim döngüsünü sürdürmek için gereken sermayenin daraldığını belirtti. Permindo, hükümetten canlı tavuk fiyatını kontrol etmesini isterken, Asep piyasa fiyatlarını etkileyen entegre yetiştiricilerin satış fiyatlarını ayarlamasını talep etti. Asep ayrıca yem fiyatının kilogram başına 8.000-8.500 rupiye indirilmesini ve canlı tavuk fiyatının en az 24.000 rupide tutulmasını önerdi. Yem hammaddesi mısırın fiyatının 8.400 rupiye çıktığı ve arz sıkıntısı yaşandığı belirtilirken, hükümetten uygun fiyatlı ve yem sanayisi standartlarına uygun mısır tedarikinin güvence altına alınması istendi.

Sonbaharda Meyve Ağacı Dikimi İçin Bahçıvanlardan Öneriler
Görsel kaynağı: UNIAN · Özgün haber

Sonbaharda Meyve Ağacı Dikimi İçin Bahçıvanlardan Öneriler

Bahçıvanlar, birçok meyve ağacının sonbaharda, eylülden ekim sonuna kadar dikilmesini öneriyor. Bu dönemde dikim, fidanların yeterli ışık almasına ve sıcak havanın yol açabileceği stresten kaçınmasına yardımcı oluyor. Daha erken dikilen ağaçların ise ilk donlara kadar kök sistemlerini geliştirmek için daha fazla zamanı bulunuyor. Sonbaharda dikilen kirazlardan gelecek yaz ürün alınabileceği belirtiliyor. Yeni dikilen kirazların iyi köklenmesi için sulanması, özellikle yaz sonrasında toprak kuruysa önem taşıyor. Armut dikiminin de ağacın sıcak havayla bağlantılı stresini azaltabileceği aktarılırken, armutların bakteriyel yanıklık, kara lekelenme ve yaprak biti zararına yatkın olduğu kaydediliyor. Şeftali, elma ve armuttan daha az kış dayanıklılığına sahip olsa da eylül veya ekimde dikildiğinde başarılı kış geçirme olasılığı artıyor. Bahçıvanlar sonbaharda, konteyner bitkileri yerine dinlenme hâlindeki açık köklü şeftali fidanlarının seçilmesini öneriyor. Kaynakta adı açıkça belirtilmeyen bir ağaç için Granny Smith, Cortland ve Triumph çeşitleri tavsiye ediliyor; Triumph hastalıklara dayanıklı, dona dayanıklı ve yetiştirilmesi kolay olarak tanımlanıyor. Hurma ise sıcak iklimde iyi gelişiyor. Yaprakları ilkbaharın ortasında veya sonunda çıkıyor, meyveleri yaz sonu ve sonbaharda olgunlaşıyor; bazı yıllarda bol ürün verebiliyor.

Tayland’da Güvenli Sebze Üretimi İçin Kapsamlı Tarım Politikası Çağrısı
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber

Tayland’da Güvenli Sebze Üretimi İçin Kapsamlı Tarım Politikası Çağrısı

Tayland’da Halk Partisi lideri ve Temsilciler Meclisi muhalefet lideri Natthaphong Ruangpanyawut, Khon Kaen eyaletinin Sam Sung ilçesine bağlı Ban Sawang’da güvenli sebze üreticileri kooperatifini ziyaret etti. Ruangpanyawut ve beraberindeki parti heyeti, üreticilerle görüşerek tarım sektörünün geliştirilmesine ilişkin sorunları dinledi. Ziyarette, devletin tarım politikalarını arazi, su, borç, üretim maliyetleri ve pazar erişimini birlikte kapsayacak şekilde ele alması gerektiği savunuldu. Sam Sung’da daha önce yağışlı ve kurak mevsimlerde pirinç yetiştiren köylüler, bilgi ve destek çalışmalarıyla güvenli sebze üretimine yöneldi. Kooperatifte 60’tan fazla sebze çeşidi yetiştiriliyor; üretimin hanelere ve topluluğa gelir sağladığı, ürünler için de topluluk ekonomisi ve tarım ürünlerini destekleyen Jingjai Farmer’s Market üzerinden pazar bulunduğu belirtildi. Ruangpanyawut, üreticilerin örgütlenmesi, bilgi birikimini geliştirmesi ve pazara bağlanmasının ürünlere katma değer kazandırabileceğini söyledi. Ruangpanyawut’a göre tarım sorunları yalnızca ürünlerin daha yüksek fiyata satılmasıyla çözülemez. Arazi kiralayan çiftçilerin üretime başlamadan maliyet üstlendiğini, bazı bölgelerde su kıtlığı ve sulama altyapısının yetersizliği nedeniyle üretim planlamasının zorlaştığını belirtti. Bu sorunların üreticilerin kendi imkânlarıyla tamamen çözülemeyeceği ifade edildi. Açıklamada, birçok çiftçinin gelirinin önemli bölümünü borç ödemelerine ayırdığı ve yeni üretim dönemine yatırım yapacak kaynak bulmakta zorlandığı belirtildi. Bu nedenle borçların çiftçi gelirine uygun biçimde yeniden yapılandırılması, ödeme süresinin uzatılması, faiz yükünün azaltılması ve koşullu borç ertelemesi önerildi. Bu adımların üretim maliyetlerini düşürme, pazar kanallarını geliştirme ve ürün fiyatlarını iyileştirme politikalarıyla birlikte uygulanması gerektiği kaydedildi.

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı

Güney Afrika’da Dünya Gıda Günü kapsamında, gıda güvensizliğini azaltmak ve dayanıklı yerel gıda tedarik zincirleri kurmak için çiftçilere daha güçlü destek verilmesi çağrısı yapıldı. Gautengli çiftçi Nompumelelo Dhlamini, sürdürülebilir gıda arzı için çiftçilerin çiftlik düzeyinde gerekli kaynaklarla donatılması ve desteklenmesi gerektiğini söyledi. Güvenilir üretim için farklı paydaşların tarım sektörünü korumak ve geliştirmek üzere birlikte çalışması gerektiği belirtildi. Dhlamini, yüksek yakıt ve üretim maliyetlerinin çiftçilerin verimli çalışmasını zorlaştırdığını, yetersiz altyapının ise taze ürünleri perakendecilere ve diğer pazarlara ulaştıran üreticilerde kayıplara yol açabildiğini belirtti. Çiftçilere yönelik politika ve destek programlarıyla sahadaki deneyimler arasında boşluk bulunduğunu söyleyen Dhlamini, eğitim, mentorluk ve sürekli kurumsal desteğin önemine dikkat çekti. Politikaların hazırlanması ve uygulanmasında çiftçilerin görüşlerinin alınmasını öngören tabandan yukarı yaklaşımı savundu. Dhlamini, sürdürülebilir tarıma geçiş için yalnızca politika ve vaatlerin değil, elektrik, yol bakımı ve iletişim altyapısı gibi pratik, erişilebilir ve uzun vadeli desteğin de gerekli olduğunu ifade etti. İletişim eksikliğinin çiftliklerin pazarlara ulaşmasını ve işletilmesini zorlaştırdığını söyledi. Free State’ten mısır çiftçisi Reggie Nkambule de çevre dostu ve maliyet etkin üretime geçişin ancak altyapının iyileştirilmesiyle mümkün olacağını belirtti. Greenpop’tan Ashraf Sirkoth, geleneksel yerel ırkların, yerli hayvan ırklarının ve yabani gıda türlerinin kaybının tarımın dayandığı genetik tabanı daralttığını söyledi. Güvenli arazi kullanım hakkının geleneksel tarımın sürmesi için temel olduğunu belirten Sirkoth, resmi mülkiyet, geleneksel haklar veya uzun vadeli kiralamaların önemine işaret etti. Stellenbosch Business School’dan Prof. Jako Volschenk ise standart dışı küçük, biçimsiz veya rüzgâr hasarlı ürünlerin çorba ve meyve suyu üreten küçük agro-işleme işletmelerine yönlendirilerek gıda israfını azaltmada kullanılabileceğini söyledi.

Japonya’da Yeni Pirinç Hasadıyla Fiyatlar Gerilerken Çiftçiler Zorlanıyor
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Japonya’da Yeni Pirinç Hasadıyla Fiyatlar Gerilerken Çiftçiler Zorlanıyor

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Japonya’da yeni pirinç hasadının sürmesi ve geçen yıldan kalan stokların piyasada bulunması, tüketiciler için fiyatları düşürürken çiftçileri ve toptancıları zor durumda bırakıyor. Toçigi eyaletinin Sakura kentindeki çiftçi Nobuyuki Okada, önceki kıtlık döneminin ardından bu yıl alıcı bulmakta zorlandığını ve fiyatların keskin biçimde gerilemesinin hasada yönelik motivasyonunu azalttığını söyledi. Yaklaşık 1.000 süpermarkette 28 Eylül-4 Ekim döneminde yapılan ölçümde, 5 kilogram pirincin ortalama fiyatı 2.860 yen oldu. Fiyat bir haftada 66 yen geriledi ve düşüş üst üste sekizinci haftaya ulaştı. 2024 ve 2025’teki ciddi pirinç kıtlığı sırasında bazı satışlarda 60 kilogram başına 35.000 yene kadar fiyat alan Okada, bu yıl haziran civarında bazı toptancıların kendisinden pirinç alamayacaklarını bildirdiğini belirtti. Chubu bölgesindeki bir toptancı, stokların normalin iki katından fazla olduğunu ve yeni mahsulün ana ürün haline gelmesiyle yüksek fiyattan alınan 2025 pirincinden kâr etmekten vazgeçmek zorunda kalacaklarını söyledi. Bazı piyasalarda, daha eski olan 2025 mahsulünün perakende fiyatının 2026 mahsulünden yüksek olduğu bir tersine dönüş de görülüyor. Japonya Tarım Bakanlığına göre 2026 pirinç hasadının 7,4 milyon ton olması bekleniyor; bu, önceki yılın 7,47 milyon tonuna göre yaklaşık %1 düşüş anlamına geliyor. The Japan Times’ın aktardığı değerlendirmeye göre arzın talebi aşması fiyatları daha da aşağı çekebilir. Okada, 20 hektarlık tarlalarında Koshihikari, Niji no Kirameki, Tochigi no Hoshi, yapışkan pirinç ve sake üretiminde kullanılan pirinç yetiştiriyor; 2026 mahsulünü yaklaşık 100 ton olarak öngörüyor. Nisan ayında yaklaşık 40 ton Koshihikari’nin büyük bölümünün yerel Japonya Tarım Kooperatifleri (JA) şubesi tarafından satın alınması için avans sözleşmesi imzaladı. Ancak JA’nın 60 kilogram başına avans ödemesi, 2025 mahsulündeki yaklaşık 30.000 yen seviyesinden bu yıl yaklaşık yarısına indi. Taşıma maliyetleri de hesaba katıldığında, kooperatif üzerinden satışta dahi zarar edeceğini belirten Okada, hükümetin değişken pirinç politikasına güvenmediğini söyledi.