ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

19 haber · Sayfa 1

Fidan, Rota Çeşitliliğinin Küresel Tedarik Zincirleri İçin Önemini Vurguladı
Görsel kaynağı: Kıbrıs Haberci · Özgün haber

Fidan, Rota Çeşitliliğinin Küresel Tedarik Zincirleri İçin Önemini Vurguladı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen TRT World Forum 2026 kapsamında deniz yolları, darboğazlar ve koridorlar başlıklı oturumda konuştu. Fidan, küresel ölçekte darboğazların arttığını, enerji ve taşımacılık rotalarının azaldığını ve bunun yapısal bir savunmasızlık oluşturduğunu belirtti. Tek bir darboğazın tedarik zincirlerini bozabileceğini ve binlerce kilometre uzaktaki ekonomileri etkileyebileceğini söyleyen Fidan, ülkelerin temel rotalara, pazarlara ve kaynaklara erişimlerini korumaya çalışacağını ifade etti. Ekonomik güvenlik ile daha büyük bağlantısallık arasında seçim yapılmaması gerektiğini belirten Fidan, mevcut rotaların güçlendirilmesini, koridorların çeşitlendirilmesini ve erişimin artırılmasını savundu. Fidan, Türkiye’nin bu yaklaşım kapsamında coğrafi konumunu yalnızca kıtalar arasındaki bir köprü olarak görmediğini, stratejik bir sorumluluk üstlendiğini söyledi. Güney Kafkaslar’dan Türkiye’ye uzanan Orta Koridor’un önemli bir ticaret ve taşımacılık rotası oluşturduğunu belirten Fidan, Körfez’i Irak ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak projeden de söz etti. Bu girişimlerin enerji portföyünü çeşitlendirme çabasının parçası olduğunu aktardı. Altyapının tek başına bağlantısallığı garanti edemeyeceğini vurgulayan Fidan, rotaların korunması ve çatışmaların kısıtlanması gerektiğini dile getirdi. Türkiye’nin Karadeniz’deki girişiminin sürdürülebilir diplomasiyle temel gıda emtialarının sevkiyatlarının korunmasını sağladığını söyleyen Fidan, diplomatik etkileşim ve üst düzey diyalog yoluyla çözüm üretilebileceğini kaydetti.

Türkmenistan Borsasında Türkiye’den Girişimciler 1,8 Milyon Dolarlık Pamuk Lifi Anlaşması Yaptı
Görsel kaynağı: Trend News Agency · Özgün haber
Veri haberi

Türkmenistan Borsasında Türkiye’den Girişimciler 1,8 Milyon Dolarlık Pamuk Lifi Anlaşması Yaptı

Türkmenistan Devlet Emtia ve Hammadde Borsası’nın 26 Ekim’deki işlem seansında tekstil sektörüne yönelik bir dış ticaret işlemi tamamlandı. Borsa açıklamasına göre Türkiye’den girişimciler, pamuk lifi satın almak üzere yerel işletme temsilcileriyle anlaşmaya vardı. İşlemin yaklaşık değeri 1,8 milyon dolar olarak bildirildi. İşlemin gerçekleştiği Türkmenistan Devlet Emtia ve Hammadde Borsası (SCRMET), ülkedeki emtia ticaretinin başlıca organize pazarlarından biri olarak faaliyet gösteriyor. Borsa, düzenli seanslarda yerli üreticileri, ihracatçıları ve yabancı alıcıları bir araya getiriyor; işlem portföyünde tekstil ve pamuk ürünlerinin yanı sıra petrokimyasallar, polimerler, inşaat malzemeleri, makineler ve kimyasal ürünler de bulunuyor. SCRMET ayrıca ihracat ve ithalat sözleşmelerini kaydediyor ve platformda gerçekleşen işlemlere dayalı resmî kotasyonlar yayımlıyor. Bu kotasyonlar, işlem gören emtiaların değerleri ile ilgili piyasalar hakkında bilgi sağlayarak borsa üzerinden yapılan ticaretin bileşimi ve yönü için gösterge oluşturuyor.

Fonterra Süt Fiyatı Tahminini KgMS Başına 9,75 Dolara Yükseltti
Görsel kaynağı: RNZ · Özgün haber
Veri haberi

Fonterra Süt Fiyatı Tahminini KgMS Başına 9,75 Dolara Yükseltti

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Fonterra, mevcut sezon için çiftlik çıkışı süt fiyatı tahmininin orta noktasını kgMS başına 9,75 dolara yükseltti. Önceki tahminin 9,50 dolar olduğu belirtilirken, yeni orta nokta 25 sentlik artışa karşılık geliyor. Kooperatif ayrıca tahmin aralığını kgMS başına 8,50–10,50 dolardan 9,00–10,50 dolara daralttı. İcra Kurulu Başkanı Richard Allen, artışın tam yağlı süt tozu ile yağsız süt tozuna yönelik iyileşen talepten kaynaklandığını söyledi. Allen'a göre son iki Global Dairy Trade etkinliğinde tam yağlı süt tozu fiyatı yaklaşık %5, yağsız süt tozu fiyatı ise yaklaşık %7 arttı. Talebin Güneydoğu Asya, Orta Doğu, Afrika ve Çin'den sürdüğü belirtildi. Fonterra, sezonun iyi başlaması ve rekor süt toplamasına rağmen satış portföyünün bu dönem için iyi ölçüde sözleşmeye bağlanmasını tahmin aralığını yükseltip daraltma gerekçesi olarak gösterdi. Kooperatif, küresel süt ürünleri arz ve talebini etkileyebilecek unsurları izlemeyi sürdürecek. Ekim sütü için kasım ayında ödenecek avans oranı da 20 sent artırılarak kgMS başına 7,55 dolara çıkarıldı. Organik süt fiyatının orta noktası ise 14,30 dolardan 15,25 dolara yükseltildi; aralık 14,50–16,00 dolar oldu.

Puglia Merkezli Radica, Sürdürülebilirlik Ödülünü Kazandı
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

Puglia Merkezli Radica, Sürdürülebilirlik Ödülünü Kazandı

İtalya’nın Puglia bölgesindeki Ostuni kentinde bulunan sosyal fayda şirketi Radica, Reuters Events tarafından düzenlenen 2026 Global Sustainability Awards kapsamında “Small-Medium Enterprise of the Year” ödülüne layık görüldü. Şirket, tarımın iklim değişikliğinin azaltılmasına katkısını ölçülebilir, doğrulanabilir ve finanse edilebilir hale getirmeye yönelik teknolojik araçlar geliştiriyor. Ödül programında 700’den fazla başvuru 19 kategoride bağımsız uluslararası uzmanlardan oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Radica’nın programı İtalya ve İspanya’da 750’den fazla tarım işletmesini ve 30 bin hektardan fazla alanı kapsıyor. Programa katılan üreticiler rejeneratif arazi yönetimi uygularken şirket, saha izleme sistemleri, agronomik veriler ve uydu teknolojileriyle toprakta depolanan karbonu ölçüp doğruluyor. Model, tarım işletmelerini izleme teknolojileri ve uluslararası karbon piyasalarıyla ilişkilendiriyor. Şirket, 2021’de Puglia’da Xylella bakterisinin yayılmasından etkilenen tarım arazilerinin iyileştirilmesine katkı sağlamak ve karbon tarımı yoluyla işletmelere yeni ekonomik fırsatlar oluşturmak amacıyla Alberami adıyla kuruldu. İspanyol uydu izleme ve karbon ölçüm-doğrulama şirketi Esférico MRV Systems’in yapıya katılmasıyla saha agronomisi ve teknolojik altyapı birleştirildi; ardından faaliyet İspanya’ya genişletildi. Radica’nın kurucusu ve CEO’su Francesco Musardo, ödülün her gün rejeneratif uygulamaları seçen 750 çiftçiye ait olduğunu söyledi. Modelde, toprakta ve biyokütlede biriktirilen karbonun sonuçları bağımsız doğrulamadan geçiyor. Sonuçlar ilgili standartların koşullarını karşıladığında karbon kredilerine dönüştürülebiliyor ve bu kredilerin satışı çiftçilere ek gelir sağlayabiliyor. Şirketin AgroEcology Italy projesi, CEEZER pazaryeri üzerinden Lufthansa Group’un iklim portföyünde yer alıyor ve Akdeniz’in odunsu bitkilerini kapsayan çalışma İtalya’nın 15 bölgesinde yürütülüyor. AB’nin Carbon Removals and Carbon Farming Certification Framework düzenlemesi de bu alanda kalite, izleme ve doğrulanabilirlik ölçütlerine dayalı gönüllü bir sertifikasyon sistemi getirdi.

Yunanistan Gıda Sektöründe Fonların Yatırım ve Çıkış Trafiği Hızlandı
Görsel kaynağı: Naftemporiki · Özgün haber
Veri haberi

Yunanistan Gıda Sektöründe Fonların Yatırım ve Çıkış Trafiği Hızlandı

Yunanistan’da özel sermaye fonları, girişim sermayesi fonları ve borsaya kote holding şirketleri; dondurulmuş hamur, süt ürünleri, hazır salata, premium dondurma ve hızla büyüyen sokak yemeği konseptleri dahil gıda zincirinin farklı alanlarına yatırım yapıyor. Önceki beş yıldaki ilk yatırımların ardından bazı fonlar iştiraklerinden çıkışa hazırlanırken yeni yatırım yapıları piyasaya giriyor ve piyasada art arda anlaşmalar görülüyor. Bu ilginin arkasında, ülkedeki sağlıklı ve kârlı gıda şirketlerinin büyük bölümünün küçük ve orta ölçekli, aile işletmesi niteliğinde olması bulunuyor. Kaynakta, sektörün istikrarlı satışlar ve enflasyonist kriz dönemlerinde öngörülebilir nakit akışı sayesinde savunmacı bir yapı sunduğu belirtiliyor. Ancak şirketlerin bir kısmı yeni nesle geçiş sorunuyla karşılaşıyor; bir kısmı da yurt dışına açılmak için gerekli ölçek, sermaye ve profesyonel organizasyondan yoksun kalıyor. Yunanistan’daki yatırım fonları, büyük uluslararası grupların genellikle aradığı işlemlerden daha küçük anlaşmaları da değerlendirebiliyor. Sağlanan finansman, üretim otomasyonuna, stratejik birleşmeler yoluyla ölçek ekonomilerinin oluşturulmasına ve uluslararası perakende ağlarına erişime yöneliyor. Halcyon Equity Partners’ın Rodoula A.E.’ye ortak olması, fonun Ergon Foods, Kayak A.E. ve taze makarna zinciri Mailo’s ile birlikte yürüttüğü anlaşmalar zincirine eklendi. Golden Age Capital’in yeni fonu ise Periklis Mazarakis liderliğinde 250 milyon avro topladı ve Orta Doğu’da uluslararası genişleme planı bulunan O Proedros restoran zincirini portföyüne kattı. EOS Capital Partners, 2026’nın başında süt ürünleri şirketi Farma Kouκάki’nin çoğunluk hissesini alırken EOS Hellenic Renaissance Fund II aracılığıyla Megas Yeeros’a, Elikonos Capital’in 2021’den beri tuttuğu azınlık payını devralarak ortak oldu. Elikonos ayrıca 2026’da To Manna N. Tsatsaronakis ve A. Vezyroglou A.E.’ye yatırım yaptı. Piyasada eş zamanlı olarak çıkış hazırlıkları da sürüyor. DECA Investments, Minerva ve Hellenic Brewery of Atalanti’den çıkışa hazırlanırken Diorama II’yi Leader’a yatırdı; VNK Capital ise Palliroia Souliotis’ten ayrılma sürecinde. Ideal Holdings, beş yıllık çıkış baskısıyla sınırlı olmayan kalıcı sermaye modeliyle Barba Stathis’i bünyesine kattı. CVC Capital Partners da Vivartia portföyünü yeniden yapılandırdı ve Dodoni’yi Hellenic Dairies’e devretti. Küresel eğilimin bir başka örneği olarak Unilever, Elaïs-Unilever Hellas’ın gıda bölümünün tamamını ABD’li McCormick’e devretmek üzere anlaştı; işlemin 2027 içinde tamamlanması bekleniyor. Bain & Company, küresel satın alma değerlerindeki toparlanmayı fonların yüksek sermaye rezervlerine bağlarken FoodNavigator, temel tüketim ihtiyacı nedeniyle gıda sektörünün istikrarlı ve savunmacı niteliğine dikkat çekiyor.

Afrika’nın Yerli Ürünleri İçin Gençlerin Gıda Sistemlerine Katılımı Çağrısı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Afrika’nın Yerli Ürünleri İçin Gençlerin Gıda Sistemlerine Katılımı Çağrısı

Young Professionals for Agricultural Development tarafından düzenlenen yakın tarihli webinarda uzmanlar, Afrika’nın ihmal edilen ve iklime dayanıklı yerli ürünlerinin kârlı gıda sistemlerine dönüştürülmesi için gençlerin sürece katılmasını istedi. “Innovative today, nourish tomorrow” temalı toplantıda tarımsal değer zinciri, yerli Afrika gıda mirası, tarımsal işleme, pazara erişimi, beslenme yeniliği, gıda güvenliği ve geçim kaynaklarının sürdürülebilirliği ele alındı. Pan African Farmers Organisation (PAFO) CEO’su Dr Babafemi Oyewole, Afrika’daki çiftçilerin harekete geçirilmesi ve yerli, yeterince kullanılmayan ürünlerin değer zincirleri için eyleme geçilmesi gerektiğini söyledi. Oyewole, kıtanın olağanüstü tarımsal biyolojik çeşitliliğine rağmen besleyici ve iklime dayanıklı birçok ürünün ihmal edildiğini, gençlerin bu kaynakları rekabetçi, besleyici ve kârlı gıda ürünlerine dönüştürme fırsatı sunduğunu belirtti. Afrika Birliği Kalkınma Ajansı–Yeni Ortaklık için Afrika’nın Kalkınması’ndan (AUDA-NEPAD) Dr Manyewu Mutamba, Kapsamlı Afrika Tarımsal Kalkınma Programı’nın açlık, yetersiz beslenme ve yoksullukla mücadele hedeflerinin yanı sıra Afrika içi ticareti üç katına çıkarmayı ve iklim değişikliğinin gıda güvenliği ile geçim kaynakları üzerindeki tehdidine karşı dayanıklılık oluşturmayı amaçladığını anlattı. FANRPAN’dan Dr Rachel Mkandawire de ülkelerin tarımsal verimlilik, gıda güvenliği ve beslenmeyi kıtasal ve bölgesel çerçevelerle geliştirmeye çalıştığını söyledi. Mkandawire, Güney Afrika’nın araştırma, üretim ve pazar geliştirme düzeyleri farklı yerli ve geleneksel gıdalardan oluşan çeşitli bir portföye sahip olduğunu belirtti. Uzun üretim ve tüketim geçmişi ile mevcut araştırma, işleme ve kapasitesi bulunan sorgumu daha yerleşik örneklerden biri olarak gösterdi. Agro Food Heritage Initiative kurucusu Ezinne Sarah Otisi ise genç çiftçilerin Afrika gıdalarını yetiştirmesi, koruması ve muhafaza etmesi gerektiğini; bu ürünlerin vitamin, protein, lif, mikrobesin, mineral ve antioksidan bakımından zengin olduğunu ifade etti. Meatless Monday girişimiyle ilişkili Enele Zulu-Ndlovu, gıda güvensizliği, fast-food tanıtımı ve kent yaşamındaki kolaylık arayışının sağlıklı gıda tercihlerini zorlaştırdığını söyledi.

Danish Agro Machinery, Hawe Wester Makinelerinin İskandinavya’daki Münhasır Distribütörü Olacak
Görsel kaynağı: Effektivt Landbrug · Özgün haber

Danish Agro Machinery, Hawe Wester Makinelerinin İskandinavya’daki Münhasır Distribütörü Olacak

Danish Agro Machinery, Alman tarım makineleri üreticisi Hawe Wester ile yaptığı anlaşma kapsamında 1 Ocak 2027’den itibaren Danimarka, İsveç ve Norveç’te markanın münhasır ithalatçısı ve distribütörü olacak. Anlaşmayla şirket, hasat çalışmalarıyla bağlantılı taşıma ve lojistik ürünlerini mevcut makine portföyüne ekleyecek. Wippingen merkezli aile şirketi Hawe Wester, büyük işletmeler ve makine hizmeti sağlayıcıları için taşıma çözümleri üretiyor. Ürün grupları arasında helezonlu römorkların yanı sıra pancar, patates ve silaj taşımaya yönelik özel römorklar bulunuyor. Danish Agro Machinery ilk aşamada üreticinin helezonlu römork programına odaklanacak. Şirket hâlihazırda hasat makineleri alanında Claas biçerdöverlerinin distribütörlüğünü yürütüyor. Yeni ürünlerin eklenmesiyle çiftçilere ve makine hizmeti sağlayıcılarına hem hasat kapasitesini hem de tarladan taşıma süreçlerini kapsayan daha bütünlüklü bir çözüm sunmayı hedefliyor. Şirketin satış direktörü Rasmus Thing, modern biçerdöverlerin kısa sürede daha büyük miktarlar hasat etmesi nedeniyle hasat lojistiğinin öneminin arttığını belirtti. Helezonlu römorklar, tahılı biçerdöverden tarla kenarındaki taşıma araçlarına aktararak biçerdöverin boşaltma için durmadan çalışmasına yardımcı oluyor. Anlaşma yalnızca yeni makinelerin satışını kapsamıyor; Danish Agro Machinery, Danimarka, İsveç ve Norveç’teki mevcut Hawe makineleri ile gelecekte satılacak makinelerin servis ve satış sonrası sorumluluğunu da üstlenecek. Hawe Wester, iş birliğinde şirketin yerleşik satış ve servis ağı ile profesyonel tarım müşterilerini tanımasını önemli bir tercih nedeni olarak açıkladı.

Federación Rural, Toprak Alımının Uyruğa göre Sınırlandırılmasına Karşı Çıktı
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Federación Rural, Toprak Alımının Uyruğa göre Sınırlandırılmasına Karşı Çıktı

Uruguay’daki Federación Rural, arazi alımının alıcının uyruğuna göre sınırlandırılmasına karşı çıktı. Kurum, kamu politikalarının üretimin kârlılığını artırmaya, Uruguaylı üreticilerin araziye erişimini kolaylaştırmaya ve büyük sermayeleri desteklediğini savunduğu istisna rejimlerini kaldırmaya odaklanması gerektiğini bildirdi. Açıklama, “Extranjerización de la Tierra” başlıklı bir duyuruyla yapıldı. Federación Rural, iç kesimlerin nüfus kaybı, orta ölçekli ve aile işletmelerinin azalması ile yerel üreticilerin araziye erişememesi konusundaki kaygıları paylaştığını belirtti. Ancak bu sorunların çözümü için alıcının uyruğunu ölçüt alan yaklaşımı uygun bulmadı. Kuruma göre üretim dokusunu bozan temel unsur, sermayenin ulusal ya da yabancı olmasından bağımsız olarak arazi ve üretimin yoğunlaşması. Bu nedenle alıcının uyruğu, sorunu belirlemek için yetersiz bir gösterge olarak değerlendirildi. Kurum ayrıca, kimlerin arazi satın alabileceğine getirilecek kısıtlamaların mevcut arazi sahibinin taşınmaz değerini düşürebileceği uyarısında bulundu. Federación Rural’a göre mevcut sahiplerin çoğu Uruguaylı üreticilerden oluşuyor ve böyle bir değer kaybı için tazminat öngörülmüyor. Mülkiyet kurallarında değişiklik yapılmasının Uruguay’ın oluşturduğu öngörülebilirlik itibarını zedeleyebileceği ve tarım sektörünü aşan sonuçlar doğurabileceği de belirtildi. Kurum, “etkin kontrol” gibi kavramların idari takdir alanını genişletebileceğini savundu. Federación Rural’ın teşhisine göre yabancılaşma tartışmasının merkezinde yalnızca sahiplerin uyruğu bulunmuyor. Düşük işletme kârlılığı ile yüksek arazi fiyatı arasındaki farkın, istisna rejimlerinden yararlanan büyük sermayelerin vergi avantajlarıyla birleştiği ve Uruguaylı üreticilerin mülkiyete erişimini zorlaştırdığı ifade edildi. Kurum, çeşitlendirilmiş portföylere sahip şirketlerin araziyi bir güvenli varlık olarak kullanabildiğini, geleneksel üreticinin ise üretim marjına bağımlı olduğunu belirtti. Düşük kârlılığın toprağın yoğun ve çıkarıcı biçimde kullanılmasına yol açabileceği, bunun da sürdürülebilirliği güvence altına almayacağı kaydedildi. Kurumun aktardığı verilere göre 2007-2020 arasında istisnai nominatiflik rejimi kapsamında yaklaşık 7 milyon hektar için başvuru yapıldı; bu alan ülkenin yüzölçümünün %43,75’ine karşılık geldi. Başvurulan alanın yaklaşık %80’i sekiz şirkette toplandı. Federación Rural, vergi teşvikleri içeren istisna rejimlerinin eşit olmayan rekabet koşulları yarattığını ve bu avantajlara sahip olmayan üretim sistemlerini olumsuz etkilediğini savundu. Federación Rural, nihai arazi sahiplerinin belirlenebilmesi için kamuya açık bir mülkiyet kayıt ve izlenebilirlik sistemi kurulmasını önerdi. Paravan şirketler veya vakıflar arkasındaki gerçek sahiplerin gizli kalmasını önlemeyi amaçlayan bu sistemin yanı sıra istisna rejiminin ve yürütme organının istisna verme yetkisinin kaldırılması istendi. Özellikle hamiline yazılı paylara sahip anonim şirketlerin arazi alımındaki istisnaların sona erdirilmesi önerildi. Uruguaylı üreticiler için uzun vadeli ve teşvikli finansman, vergi avantajları, miras işlemlerinde kolaylıklar ve Banco República’nın daha uygun kredi koşulları sunması da öneriler arasında yer aldı. Kurum, yabancı yatırımlara bütünüyle karşı olmadığını; adil rekabet ve ulusal üretimle tamamlayıcılık sağlandığında bu yatırımları desteklediğini açıkladı.

Güney Afrika’da Şap Aşısı Tesisi İçin Finansman Açığı İnşaatı Geciktiriyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Şap Aşısı Tesisi İçin Finansman Açığı İnşaatı Geciktiriyor

Güney Afrika Tarımsal Araştırma Konseyi’nin (ARC) önerdiği şap hastalığı aşısı üretim tesisinde inşaat henüz başlamadı. ARC, proje için ayrılmış 453,8 milyon Güney Afrika randının yeterli olmadığını ve çalışmalara başlanabilmesi için toplam finansmanın güvence altına alınması gerektiğini açıkladı. Tesisin güncel tahmini maliyeti yaklaşık 1,6 milyar rand olurken, mevcut kaynakla yaklaşık 1,15 milyar randlık finansman açığı bulunuyor. Güney Afrika Ulusal Hazinesi’nden tesis için yaklaşık 535,5 milyon rand alan ARC, 31 Mart 2026 itibarıyla 81,7 milyon rand harcandığını bildirdi. Kurum, bu harcamanın 15 yılı aşkın dönemde aşı geliştirme, teknik planlama, uzman hizmetleri ve mevzuata uyum için yapıldığını belirtti. Harcamalar ayrıca aşı etkinliği ve güvenliği testleri, üretim sürecinin yeniden tasarımı, eğitim, mühendislik ve mimarlık hizmetleri ile arazi ve altyapı çalışmalarını kapsadı. ARC, gecikmenin hazırlık çalışmalarının bulunmamasından ziyade yetersiz ve kesintili finansmandan kaynaklandığını savundu. Kuruma göre ilk tahsis 2011/12 mali yılında yapıldı, sonraki büyük tahsis ise 2019-2022 Orta Vadeli Harcama Çerçevesi döneminde geldi. Bu finansman aralığının inşaatı geciktirerek maliyetleri artırdığı, revize tasarım gereklilikleri, inşaat ve ekipman maliyetlerindeki yükseliş ile kur dalgalanmalarının da toplam maliyeti etkilediği belirtildi. ARC, tesisin entegre ve mevzuata uygun bir aşı üretim tesisi olarak çalışması gerektiği için aşamalı inşa edilemeyeceğini bildirdi. Kurum, hizmet sağlayıcıları ancak projenin tamamı için finansman kesinleştiğinde görevlendirebileceğini açıkladı. İnşaatın başlama, tesisin tamamlanma veya yerli üretilen aşıların çiftçilere ulaşma tarihleri verilmezken, ARC gecikmenin mevcut 1,6 milyar randlık tahmini maliyeti daha da yükseltebileceği uyarısında bulundu.

Estonya’da Buğday Verimi 14 Yılın Zirvesine Çıktı
Görsel kaynağı: MK-Estonia · Özgün haber
Veri haberi

Estonya’da Buğday Verimi 14 Yılın Zirvesine Çıktı

Estonya’da buğday verimi 14 yılın en yüksek seviyesine ulaşırken, toplam tahıl hasadı da bir yılda yaklaşık %9 artarak 1,42 milyon tondan 1,55 milyon tona çıktı. 2013’ten bu yana daha yüksek toplam tahıl hasadı yalnızca 2019 ve 2020’de kaydedildi. Buğday verimi hektar başına 5.396 kilograma yükselerek önceki yıla göre yaklaşık %16 arttı. Luminor kurumsal bankacılık bölümü yöneticisi Marjan Savçenko, üç zorlu yılın ardından elde edilen iyi sonuçların öncelikle finansal rezervleri yenilemek ve en pahalı borçları azaltmak için kullanılmasını önerdi. Savçenko, çiftlik işletmelerinin gelecek yıl bütçelerini tek bir başarılı sezona dayanarak aşırı iyimser hazırlamaması gerektiğini belirtti. Estonya Merkez Bankası istatistiklerine göre tarım sektörünün kiralama portföyü Eylül 2023’te yaklaşık 370 milyon avrodan 305 milyon avroya geriledi. Savçenko, bu düşüşün çiftçilerin borçlarını daha hızlı kapatmasından çok yeni makine alımlarını azaltıp mevcut ekipmanı daha uzun süre kullanmalarıyla ilişkili olabileceğini söyledi. Luminor finansal piyasalar uzmanı Kert Koppel ise yakıt fiyatları ile Euribor’a bağlı faiz ödemelerinin maliyetleri etkilemeyi sürdürdüğünü aktardı. Faiz sabitlemenin gelecekteki nakit akışlarını öngörülebilir kılan bir risk yönetimi aracı olduğu belirtildi.

Ukrayna Tahılları Karadeniz’deki Savaş Nedeniyle Depolarda Birikiyor
Görsel kaynağı: in.gr · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna Tahılları Karadeniz’deki Savaş Nedeniyle Depolarda Birikiyor

Ukrayna’da tahıl ticareti, Karadeniz’de güvenli deniz taşımacılığının yapılamaması ve geleneksel ihracat yollarının aksaması nedeniyle savaşın en ağır dönemlerinden biriyle karşı karşıya. Ukrayna ve Rusya’daki depolama tesislerinde, normal koşullarda Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Afrika’ya gönderilecek milyonlarca ton ürün bulunuyor. Ürünlerin savaşan ülkelerde mahsur kalması, küresel arzı baskılıyor ve gıda güvenliği açısından risk yaratıyor. Karadeniz’de Rusya’nın insansız hava aracı ve füze saldırıları 2026 yazı ve sonbaharında yoğunlaştı. Kiev’in misilleme saldırıları da Rusya’nın ihracatını aksatırken ticari gemilerin güvenli geçişini engelliyor. Ekim ayında saldırıların sürmesi, ateşkes beklentilerinin zayıf kalmasına yol açarken Türkiye, küresel gıda güvenliği üzerindeki riskler nedeniyle arabuluculuk çabalarını artırıyor. Ukraynalı çiftçiler, tahıllarının yaklaşık %80’ini şu anda kâr ederek satamadıklarını ve nakit sıkıntısı yaşadıklarını belirtiyor. Yurtiçi fiyatlardaki düşüş, çiftçilerin önümüzdeki aylarda 2027 hasadı için ekim yapma isteğini de azaltıyor. Ukrayna Tarım Konseyi Başkanı Andrii Dykun, üreticilerin vergi ve arazi kirası gibi yükümlülüklerini karşılamakta zorlandığını söyledi. Üreticiler, satış yapabildikleri başlıca ürünlerin kolza ve ayçiçeği tohumu olduğunu, ancak bu ürünlerin hacminin de yeterli olmadığını aktarıyor. Depoların dolu kalması halinde ilkbaharda tarımsal faaliyet yürütmenin zaman ve para kaybına dönüşebileceği belirtiliyor. PrivatBank, haziran-ağustos döneminde tarım işletmelerine 1,53 milyar grivna işletme sermayesi finansmanı kullandırdı. Bu tutar, geçen yılın aynı dönemindeki 718 milyon grivnanın iki katından fazlaydı. Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum üretiminin 80 milyon tondan 85 milyon tona yükselmesi beklenirken önceki sezondan devreden stoklar depolama ve lojistik altyapısı üzerindeki baskıyı artırıyor. Banka, bazı üreticilerin nakit akışı sağlamak için ürünlerini düşük fiyatlarla sattığını, depolama imkânı olanların ise daha iyi fiyat beklediğini belirtiyor. Ukrayna’nın başlıca tarım ürünleri ihracatının yaklaşık %90’ı normalde Karadeniz üzerinden yapılıyor. Geçen ağustosta tahıl ve bakliyat ihracatı 981 bin tonla yıllık bazda yaklaşık %58 geriledi. Savaş öncesinde Ukrayna ve Rusya dünya ayçiçek yağı arzının yarısından fazlasını, arpa arzının yaklaşık beşte birini ve buğday arzının %14’ünü sağlıyordu. Kanada, Avustralya, Arjantin, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki iyi hasatlar mevcut arz açığının etkisini kısmen sınırlıyor. Expana’dan Benoit Fayaud ise Karadeniz limanlarının açılması halinde ucuz arz dalgasının diğer menşelerdeki tahıl fiyatlarını birkaç on dolar düşürebileceğini belirtiyor.

Gıda Sektöründe Yapay Zekâ ve İnovasyon Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: 2000Agro · Özgün haber
Veri haberi

Gıda Sektöründe Yapay Zekâ ve İnovasyon Öne Çıkıyor

Gıda ve içecek sektörünün yapay zekâ, operasyonel verimlilik, yeni tüketim alışkanlıkları, beslenme ve gıda güvenliği eksenindeki dönüşümü, Meksika’da düzenlenen ftalks Food Summit 2026’da ele alındı. Beşinci kez düzenlenen etkinlik, 29 Eylül’de Deloitte University’de girişimleri, şirketleri, yatırımcıları ve uzmanları bir araya getirdi. İspanyol gıda inovasyon merkezi KM ZERO’nun öncülük ettiği buluşmada, sektördeki değişimin yeni ürün, süreç ve iş modellerine dönüştürülmesi gerektiği belirtildi. Etkinlikte yapay zekânın tarım-gıda sektöründeki kullanımı, uzun yaşam, beslenme, GLP-1 olarak anılan eğilim, gıda güvenliği, perakendenin dönüşümü ve yeni iş birlikleri gündeme geldi. KM ZERO Üst Yöneticisi Beatriz Jacoste, gıdanın geleceğinin teknoloji, bilim, yeni üretim modelleri, beslenme ve insanların değişen ihtiyaçları tarafından şekillendirildiğini söyledi. Jacoste, yenilik geliştirenlerle bu yenilikleri uygulayabilecek kuruluşları buluşturmanın ve gıda sisteminin karşı karşıya olduğu sorunlara yanıt verecek dönüşümü hızlandırmanın önemini vurguladı. Tüketici eğilimlerinin de şirketlerin kararlarını etkilediği aktarıldı. Z kuşağı ve Y kuşağı, yeni tatlar ve deneyimlere yönelik ilgiyi tanıdık ve geleneksel ürünlere bağlılıkla birleştiriyor. Bu durum, şirketlerin pazar tercihlerini daha hızlı izlemesini gerektiriyor. Tarımda kuşak yenilenmesinin yetersizliği ise genç yetenekleri çekmek ve gıda üretimini güçlendirmek için yeni yaklaşımlar geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Şirketlerle girişimler arasındaki iş birliklerinin gıda israfı, beslenme ve verimlilik sorunlarına ölçeklenebilir çözümler sunabileceği belirtildi. Beslenme oturumlarında GLP-1 eğiliminin tüketim alışkanlıklarını, porsiyon tercihlerini ve iştahla kurulan ilişkiyi değiştirebileceği değerlendirildi. Grupo Bimbo’dan Carolina Loya, şirketin ekmek, fırın ürünleri, bagel ve tuzlu İngiliz çöreklerinden oluşan portföyünün %98’inin Beslenme Pozitifi kriterlerini karşıladığını açıkladı. Teknolojilerin gerçek iş koşullarında denenmesi ve ölçeklendirilmesi gerektiği de vurgulandı. Tastech by Sigma’nın 2.500’den fazla girişim önerisi aldığı ve sekiz ülkede 50 sanayi pilotu gerçekleştirdiği aktarıldı. Etkinliğin 30 Eylül ve 1 Ekim’deki devamında, The Food Tech Summit & Expo kapsamındaki Future Market’te 10 ülkeden 46 tarım-gıda teknolojisi girişimi yer alacak. Meksika’dan 26 girişimin katılacağı alanda hassas fermantasyon, yeni proteinler, işlevsel bileşenler, sürdürülebilir ambalaj ve yapay zekâ çözümleri sunulacak.

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor

Belçika merkezli RTBF’nin “Avrupa’dan Görünüm” dosyası, az sayıda büyük şirketin tohum, bitki koruma ürünleri, gübre ve tarım makineleri gibi girdilerdeki ağırlığını inceliyor. Dosyaya göre yoğunlaşma, üretim girdileriyle sınırlı kalmıyor; gıda işleme ve perakende pazarlarında da az sayıda şirket belirleyici oluyor. Bu yapı, çiftçileri tedarik zincirinin hem başında hem de sonunda yoğunlaşmış piyasalar arasında bırakabiliyor. Dosyada İsviçre merkezli Syngenta’nın bitki koruma ürünleri alanındaki konumu örnek gösteriliyor. Şirket, 2025’te bu ürünlerin satışından 13,7 milyar dolar gelir elde etti; söz konusu gelir bir önceki yıla göre %4 arttı. Syngenta’nın yaklaşık 1.800 bitki koruma ürününün ruhsatını kaydettirdiği, yeniden kaydettirdiği veya uzattığı aktarılıyor. Kamu otoritelerinin insan sağlığı ve çevre kaygıları nedeniyle ruhsat yenileme ve yeni ürünlere izin verme konusunda daha sıkı davranması, mevcut geniş ürün portföylerine sahip şirketlerin önemini artırıyor. Avrupa Birliği’nde pestisitlerde izin verilen etkin madde sayısının 25 yılda 1.000’in üzerinden yaklaşık 500’e gerilediği belirtiliyor. Yeni bir pestisitin ruhsatlandırılması 7 ila 10 yıl sürebiliyor ve ruhsatın geçerliliği en fazla 15 yıl olabiliyor. Dosyaya göre uzun ve maliyetli süreçler, ruhsat yenileme kapasitesi yüksek şirketlere avantaj sağlarken yeni şirketlerin pazara girişini zorlaştırıyor. Bu koşulların çiftçilerin tohum, kimyasal ürün ve makine seçeneklerini daraltabileceği ifade ediliyor. Şirket yoğunlaşmasının yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu, birleşmelerin özellikle 1980’lerden itibaren hızlandığı aktarılıyor. Bayer’in Monsanto’yu 2018’de satın alması, Dow ile DuPont’un 2019’da Corteva Agriscience adı altında birleşmesi, Potash Corporation ile Agrium’un 2018’de Nutrien’i oluşturması ve Syngenta’nın ChemChina tarafından 2017’de satın alınması bu sürecin örnekleri arasında gösteriliyor. ETC araştırma kolektifine göre, küresel tohum pazarında en büyük 10 şirketin 10 yıl önce kontrol ettiği %40’lık paya bugün en büyük iki şirket sahip. Dosyada, az sayıda şirkete bağımlılığın tedarik şoklarında çiftçileri ve gıda sistemini daha kırılgan hâle getirebileceği yönündeki eleştirilere de yer veriliyor. Bununla birlikte yoğunlaşmanın tek başına rekabet hukukunu ihlal etmediği belirtiliyor. Rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar veya az sayıda aktörün bulunduğu bir pazarda gücü artıran birleşmeler incelemeye alınabiliyor. Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezi’nden Max Koppenberg ise yoğunlaşmanın her zaman hâkim durumun kötüye kullanılması anlamına gelmediğini, bazı perakende pazarlarında yoğun rekabetin düşük kâr marjları ve görece düşük tüketici fiyatlarıyla sonuçlanabildiğini söylüyor. Yeni girişleri kolaylaştırmak için ruhsat süreçlerinin hızlandırılması ve patent sürelerinin sınırlandırılması önerilirken, patent süresini kısaltmanın ters sonuç doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

Kısa Dönemli Ayçiçeği Romanya’da Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı İçin Fırsat Sunuyor
Görsel kaynağı: AgroTV · Özgün haber
Veri haberi

Kısa Dönemli Ayçiçeği Romanya’da Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı İçin Fırsat Sunuyor

Romanya tarımının, Avrupa’da büyüyen sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) pazarına hammadde sağlayabileceği Corteva Agriscience’ın düzenlediği toplantıda ele alındı. Tartışmada, ana ürünler arasındaki dönemde yetiştirilebilen kısa dönemli ayçiçeğinin Romanyalı çiftçiler için yeni bir pazar ve ek gelir olanağı oluşturup oluşturamayacağı değerlendirildi. Avrupa Birliği’nin ReFuelEU Aviation girişimi, uçak yakıtında SAF payının 2025’te %2’den 2030’da %6’ya, 2050’de ise %70’e çıkarılmasını öngörüyor. Toplantıda, sonbahar tahıllarından sonra normalde kullanılmayan arazilere ekilebilen kısa dönemli ayçiçeğinin gıda üretiminin yerine geçmeden yağlı tohum hammaddesi sağlayabileceği belirtildi. Bu ara ürünlerin mevcut tarım arazilerinde yetiştirilerek toprağın örtülü kalmasına da katkı sağlayabileceği ifade edildi. Corteva Avrupa Bölgesel Portföy Lideri Etienne Bouquet, uygunluk ve sertifikasyon kurallarının tarladaki üretim koşullarını doğru yansıtması gerektiğini söyledi. Yenilenebilir Enerji Direktifi’nin (RED III) ve biyoyakıtlar için uygun hammaddeleri sıralayan Ek IX’un ara ürünleri tanıdığı, ancak teknik tanım ile sertifikasyon kurallarının gerçek tarımsal uygulamalarla daha iyi örtüşmesi gerektiği aktarıldı. Bouquet, aşırı kısıtlayıcı kuralların çiftçilerin iklim ve münavebe koşullarına uygun kısa dönemli hibritleri seçme esnekliğini azaltabileceği uyarısında bulundu. Corteva ile bp’nin tarımsal üretimi biyoyakıt pazarlarına bağlamak amacıyla kurduğu Etlas, ilk teslimatlara 2027’de başlamayı ve 2030’ların ortasına kadar yıllık 1 milyon ton yağlı tohum hammaddesine ulaşmayı hedefliyor. Şirket, bu miktarın yaklaşık 800 bin ton biyoyakıta karşılık geleceğini belirtiyor. Etlas yöneticisi Ignacio Conti’ye göre Romanya, 2025’te AB’de ayçiçeği ekim alanı ve üretiminde ilk sırada yer aldı; ülkenin enerji stratejisi de 2030’a kadar gelişmiş biyoyakıtlara %3,5 pay öngörüyor. Üretici açısından modelin temel koşulu, kısa dönemli hibritin sonraki ana ürünü geciktirmeyecek kadar erkenci olması. Toplantıda ayrıca ikinci ürün ayçiçeğinin ekonomik başarısının yalnızca yetiştirme performansına değil, hasat sonrasında satış koşullarına da bağlı olduğu belirtildi. İşleme sonucunda elde edilen ayçiçeği küspesinin hayvan yemi için protein kaynağı olarak kullanılabileceği aktarıldı. Tartışmanın ardından Giurgiu’daki TOTAGRO çiftliğinde, sonbahar tahıllarından sonra ekilmiş kısa dönemli ayçiçeği parselleri incelendi.

Yunanistan’da Tarımsal Kredilere Faiz Desteği Planlanıyor
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber
Veri haberi

Yunanistan’da Tarımsal Kredilere Faiz Desteği Planlanıyor

Yunanistan Kalkınma Bankası’nın tarımsal işletmelere yönelik yeni kredi araçlarının ekim ayında devreye alınması planlanıyor. Agronews’un haberine göre, %4 faiz desteği içeren programlara bankalardan talep geldi ve uygulamanın 10 bankanın katılımıyla yürütülmesi bekleniyor. Paket, tarımsal yatırımlar ile işletme sermayesi ihtiyacını karşılamaya yönelik küçük kredilerin yanı sıra genç çiftçiler için bir kredi garanti fonunu da kapsıyor. Yıl içinde uygulanması beklenen Tarım Girişimciliği Küçük Krediler Fonu II’nin kredi portföyünün 95 milyon euro olması öngörülüyor. Fon kapsamında yatırım veya işletme sermayesi amacıyla 10 bin ila 50 bin euro arasında kredi kullandırılması planlanıyor. Kredilerin vadesi 1 ila 8 yıl arasında değişecek. Kredi tutarının %50’si faizsiz olacak; kalan %50’lik bölüm için ise iki yıl boyunca tam faiz desteği sağlanacak. Üçüncü finansman aracı olan Genç Çiftçiler Kredi Garanti Fonu’nun en geç gelecek ocak ayına kadar etkinleştirilmesi hedefleniyor. Fon, tarıma yeni giren 40 yaşına kadar olan çiftçilere yönelik olacak. Bu kapsamda 10 bin ila 50 bin euro arasında, 2 ila 15 yıl vadeli yatırım kredileri verilmesi ve 40 bin euroya kadar geri ödemesiz kuruluş desteği sağlanması planlanıyor. Kuruluş desteğinin kredi tutarının %80’ine kadar çıkabileceği, kredi ve destek birlikte değerlendirildiğinde yararlanıcı başına toplam tutarın 90 bin euroya ulaşabileceği aktarılıyor. Üç finansman aracının toplam kamu harcamasının 160 milyon euro, bankacılık sistemi aracılığıyla oluşturulacak toplam kredi portföyünün ise yaklaşık 365 milyon euro olması bekleniyor. Araçların özellikle yeni çiftçilerin tarım sektörüne girişini ve yatırım yapmasını kolaylaştırması amaçlanıyor. Kredi portföyleri ve uygulama takvimi haber metninde beklenti ve planlama çerçevesinde aktarılıyor; bu nedenle programların devreye alınması henüz gerçekleşmiş bir uygulama olarak sunulmuyor. Haberde ayrıca, Yunanistan Kalkınma Bankası’nın 2019-2025 dönemindeki etkisine ilişkin bağımsız bir çalışmanın sonuçlarına yer veriliyor. Çalışmaya göre bankanın finansman araçlarına taahhüt edilen her 1 euro, toplam yatırımların etkisiyle 3,58 euro gayrisafi yurt içi hasıla oluşturdu. Bu bulgu, yeni tarımsal kredi araçlarının duyurusuna ilişkin doğrudan sonuç değil, bankanın önceki finansman faaliyetlerine dair arka plan bilgisi olarak aktarılıyor.

Kazakistan’da Tahıl İşleme Kapasitesi 2029’a kadar 5,8 Milyon Tona Çıkarılacak
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber

Kazakistan’da Tahıl İşleme Kapasitesi 2029’a kadar 5,8 Milyon Tona Çıkarılacak

Kazakistan’da tahıl işleme kapasitesinin 2029’a kadar yıllık yaklaşık 5,8 milyon tona çıkarılması planlanıyor. Hükümete göre bu hedef için toplam değeri yaklaşık 4 milyar dolar olan altı büyük projeden oluşan bir portföy oluşturuldu. Ülkede mevcut kapasite yıllık yaklaşık 510 bin ton hammaddeyi kapsıyor ve üç uzmanlaşmış tesis faaliyet gösteriyor. Yeni yatırımlarda nişasta, glüten, şuruplar, biyoetanol, amino asitler ve yem bileşenleri üretilmesi öngörülüyor. Projelerin Türkistan, Jambıl, Kostanay ve Akmola bölgeleri ile Astana’da uygulanması planlanıyor. Bazı çalışmalar uygulama aşamasına geçti; Kazkrahmal tesisi işletmeye alındı, Fufeng’in mısır işleme projesi ise ilk ürününü verdi. Kazakistan’da 2025 yılında yaklaşık 152 bin ton nişasta ürünü üretildi ve üretim bir önceki yıla göre %28,2 arttı. Aynı yıl biyoetanol üretimi 21 bin tona ulaşarak 2,2 kat yükseldi. Ocak-haziran 2026 döneminde üretilen 67,5 bin ton nişasta ürününün 35,6 bin tonu ihraç edildi. İşleme işletmelerinin işletme sermayesi için 2024-2026 döneminde yaklaşık 230 milyar tenge ayrıldı.

Bostock, Zespri’nin Kivi Kurallarına Meydan Okuyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber

Bostock, Zespri’nin Kivi Kurallarına Meydan Okuyor

Yeni Zelandalı elma üreticisi John Bostock ile Güney Koreli ortakları, Haegeum adlı Gold kivi çeşidinin Güney Yarımküre’de pazarlanması için özel haklar sağlayan bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, kivi sektöründeki kuralların gevşetilmesi yönündeki girişimin ilk adımı olarak değerlendiriliyor. Hawke’s Bay bölgesi, Zespri’nin marka portföyünde bulunmayan ilk Gold kivi çeşidinin Güney Yarımküre’deki geliştirme denemelerine ev sahipliği yapacak. Bostock, uzun vadede bu kivinin Yeni Zelanda’da yetiştirilip ihraç edilmesini hedeflediğini açıkladı.

Yara, Bioinsanlar ve Yapraktan Gübreye Yatırımı Artırıyor
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Yara, Bioinsanlar ve Yapraktan Gübreye Yatırımı Artırıyor

Yara, bitkilerin üretim potansiyelini ve dayanıklılığını artırmak için bioinsanlar ile yapraktan gübre alanındaki varlığını genişletiyor. Şirket, bu alanda araştırma, geliştirme, altyapı ve ürün portföyüne yatırım yapıyor. Haberde, bu teknolojilerin besin alım verimliliğini yükselttiği, kayıpları azalttığı ve kuraklık ile benzeri iklim streslerine karşı bitkilerin direncini güçlendirdiği belirtiliyor. CropLife Brasil ve FGV’ye göre küresel bioinsan pazarı 2032’ye kadar 45 milyar dolara ulaşabilir. Brezilya’da bu teknolojilerin kullanımı 2024/25 sezonunda %13 arttı; son üç yıldaki ortalama yıllık büyüme ise %22 oldu.

Banco Nación’un Tarım Kredileri Hızla Büyüdü
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Banco Nación’un Tarım Kredileri Hızla Büyüdü

Banco Nación, tarım sektörüne verdiği kredilerde yılın en hızlı büyüyen alanını bu segmentte görüyor. Banka, 2026’da açılan yeni tarım kredilerinin 4 trilyon pesoyu aştığını ve tarım müşterilerindeki kredi bakiyesinin 4,6 trilyon pesoya ulaştığını belirtiyor. Bu tutar, Aralık 2025’e göre nominal bazda %55 artış anlamına geliyor. Banka, tarımın artık portföyünün yaklaşık %30’unu oluşturduğunu ve kurum içindeki en dinamik segment haline geldiğini aktarıyor. Buna karşın üreticiler ve şirketler, faizlerin hâlâ rekabetçi olmadığını ve borçlanma için kârlılığın yeterli seviyede bulunmadığını söylüyor.