ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

17 haber · Sayfa 1

Suriye’de Balıkçılık Kaynaklarını Korumak İçin İzleme ve Yetiştiricilik Çalışmaları Güçlendirilecek
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye’de Balıkçılık Kaynaklarını Korumak İçin İzleme ve Yetiştiricilik Çalışmaları Güçlendirilecek

Suriye’de balıkçılık kaynaklarının kirlilik, iklim değişikliği ve aşırı avcılığın artan baskısıyla karşı karşıya olduğu bildirildi. Genel Balıkçılık ve Su Canlıları Kurumunun araştırma direktörü Heysem Dib, kaynakların korunması için deniz araştırmalarının yoğunlaştırılması, su kalitesinin izlenmesi, istilacı türlerin takip edilmesi ve ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dib’e göre uydu ve uzaktan algılama teknolojileri, su sıcaklığı, klorofil ve deniz planktonu yoğunluğu ile petrol kirliliği alanları ve alg çoğalmasının izlenmesine katkı sağlıyor. Deniz sensörleri oksijen, tuzluluk, asitlik ve bulanıklığı sürekli ölçerek çevresel değişimlerde erken uyarı sağlayabiliyor. Coğrafi bilgi sistemleri kirlilik, balıkçılık ve yetiştiricilik için uygun alanların belirlenmesinde; akustik araştırma ve sonar ise deniz tabanı, balık toplulukları ve balık stoklarının değerlendirilmesinde kullanılıyor. Sürdürülebilir avcılık için üreme dönemlerinde biyolojik dinlenme sürelerinin uygulanması, ruhsatların düzenlenmesi ve patlayıcı, zehir, elektrik akımı ile yasa dışı ve dar gözlü ağların kullanımının önlenmesi gerektiği belirtildi. Aşırı avcılık ve stokların aşırı tüketimi sürerken, patlayıcı kullanımının son dönemde azaldığı ifade edildi. Arıtılmamış kanalizasyon ile sanayi atıklarının deniz ve nehirlere boşaltılmasının su kalitesini düşürdüğü, alg çoğalmasını artırdığı ve çözünmüş oksijenin azalması yoluyla balık yaşamını tehdit ettiği aktarıldı. Doğu Akdeniz’de yükselen su sıcaklığı ve Kızıldeniz’den Süveyş Kanalı üzerinden gelen türlerin istilacı türlerin yayılmasına katkı sağladığı, gemilerin balast suyunun da bu geçiş yollarından biri olduğu kaydedildi. Kurum ayrıca yüzer kafesler ile kıyı ve iç su alanlarında yetiştiricilik projelerini genişletmeyi, kuluçkahane, araştırma merkezi ve kamu çiftliklerini rehabilite etmeyi planlıyor.

Arnavutluk’ta Yeni Balıkçılık Yasasıyla Uydu İzleme ve Sıkı Yaptırımlar Getirildi
Görsel kaynağı: RTSH · Özgün haber
Veri haberi

Arnavutluk’ta Yeni Balıkçılık Yasasıyla Uydu İzleme ve Sıkı Yaptırımlar Getirildi

Arnavutluk Meclisi’nin kabul ettiği yeni Balıkçılık Yasası, cumhurbaşkanının onayının ardından Resmî Gazete’de yayımlandı. Yasa, deniz kaynaklarının kontrolü, gözetimi ve korunması için yeni Avrupa standartları getirirken, Arnavutluk mevzuatını Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin 2023/2842 sayılı düzenlemesiyle kısmen uyumlu hâle getiriyor. Düzenleme, ticari deniz biyolojik kaynaklarının kullanıldığı gemileri, konteyner gemileri ve yalnızca akuakültürde kullanılan gemiler dışında balıkçı gemisi kapsamına alıyor. Uzunluğu 18 metre veya daha fazla olan ve kurallara uymama riski yüksek kabul edilen gemiler, avın karaya çıkarılması yükümlülüğünü izlemek ve denetlemek üzere çalışan bir Uzaktan Elektronik İzleme (REM) sistemi kuracak. CCTV kameraları ve deniz sensörlerini içerecek sistemin yanı sıra tüm Arnavutluk balıkçı gemilerinde uydu bağlantılı otomatik konum belirleme cihazı bulunacak. 9 metreden küçük ve yalnızca kıyıdan 6 deniz mili içinde faaliyet gösteren gemiler için bu yükümlülük 1 Ocak 2030’a kadar ertelenecek. Veriler, Balıkçılık İzleme Merkezi ile Deniz Operasyonları Kurumlararası Operasyon Merkezi tarafından 24 saat işlenecek. Yasa, balıkçılık sektörü için devlet bütçesinden doğrudan finanse edilecek özel bir yardım düzeni de getiriyor. Motor gücünü doğru beyan etmeyen gemiler için, yıllık vergi farkının ödenmesi koşuluyla verilerin 31 Aralık 2027’ye kadar düzeltilmesine izin veriliyor. Koruma altındaki su türlerinin avlanması, karaya çıkarılması ve ticareti yasaklanırken; nehir koranı, belirli alabalık türleri, mersin balıkları, köpekbalıkları, vatozlar, Mobula, datarı, yunuslar, foklar, deniz kaplumbağaları ve Pinna nobilis listede yer alıyor. Deniz çevresine zarar veren “Aziz Andreas Haçı” aracının kullanımı da yasaklanıyor. Ruhsatsız avcılık, elektronik belgelerde sahtecilik ve VMS/REM cihazlarının manipülasyonu ağır ihlal sayılıyor; kontrol cihazlarının kurulmaması veya zarar görmesi 200.000 ila 500.000 lek para cezasıyla sonuçlanacak. Ceza puanı sistemi kapsamında 18 puanda iki aylık, 90 puanda ise kalıcı ruhsat iptali uygulanacak.

Tarım Hangarlarına Güneş Paneli Kurulumunda Hukuki ve Mali Koşullar Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber

Tarım Hangarlarına Güneş Paneli Kurulumunda Hukuki ve Mali Koşullar Öne Çıkıyor

Tarım hangarına fotovoltaik panel kurulumu, yenilenebilir elektrik üretirken işletmeye ek gelir sağlayabilir. Ancak projeye başlamadan önce binanın mülkiyet durumu ile yatırımın hukuki, vergisel ve sosyal sonuçlarının değerlendirilmesi gerekiyor. Kaynak, yatırımın uzmanlardan alınacak destekle güvenceye alınmasını öneriyor. Hangar kırsal kira sözleşmesi kapsamında kullanılıyorsa fotovoltaik faaliyet geliştirilmesi önerilmiyor. Kira statüsünün ticari faaliyete izin vermemesi ve yapılar üzerindeki tazminat hakkının kaybedilebilmesi bu yaklaşımın gerekçeleri arasında yer alıyor. Ayrıca elektrik üretiminin işletme içinde mi yoksa ayrı bir şirket üzerinden mi yürütüleceği ve işletmenin devri sırasında faaliyetin korunup korunmayacağı baştan kararlaştırılmalı. Tarımsal sivil şirketlerde faaliyet amacı ile ana sözleşmenin güncellenmesi gerekiyor. Mevcut binalarda genellikle ön bildirim, yeni yapılarda ise yapı ruhsatı başvurusuna güneş enerjisi kurulumunun dahil edilmesi gerekiyor. Vergilendirme seçilen yapıya göre değişiyor; işletmelerin taşınmaz katkı payı uygulanabilir ve yüksek güçlü bazı tesisler özel vergilendirmeye tabi olabilir. Bina tarımsal kullanımını koruduğunda emlak vergisi muafiyeti genellikle devam ediyor. Sosyal güvenlik sonuçlarının da ayrıca incelenmesi gerekiyor.

Romanya Senatosu Organik Sertifikalı Süt Üreticilerine Üç Yıllık Destek Önerisini Oyladı
Görsel kaynağı: Economica.net · Özgün haber
Veri haberi

Romanya Senatosu Organik Sertifikalı Süt Üreticilerine Üç Yıllık Destek Önerisini Oyladı

Romanya Senatosu, organik sertifikalı süt üretiminin desteklenmesi için hazırlanmış de minimis yardım şemasını oyladı. Teklif, 89 kabul oyu ve 15 çekimser oyla desteklendi. Düzenleme, yardım şemasının Romanya’nın tamamında, yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl uygulanmasını öngörüyor. Destek, tek bir işletme için geçerli de minimis üst sınırı aşamayacak. Yararlanıcıların, mevzuata uygun şekilde kayıtlı veya ruhsatlı hayvan işletmelerine sahip olması gibi koşulları karşılaması gerekiyor.

Suriye, Avustralya ile Gıda Güvenliği Yatırımlarını Görüştü
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye, Avustralya ile Gıda Güvenliği Yatırımlarını Görüştü

Suriye Yatırım Kurumu Müdürü Ahmed Ravad Ramadan, Suriye-Avustralya İş Konseyi heyeti ve bazı yatırımcılarla iki ülke arasındaki yatırım iş birliğini geliştirme yollarını görüştü. Kurum binasında yapılan toplantıda, sanayi yatırımlarının karşılaştığı zorluklar ile gıda güvenliği alanında faaliyet gösteren fabrikaların ruhsatlandırılması için yürütülen işlemler ele alındı. Görüşmede ayrıca Avustralya’daki Suriyeli uzman ve iş insanlarıyla, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı koordinasyonunda iletişim kurulması ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi değerlendirildi. Avustralyalı iş insanları ile hükümet yetkililerinden oluşan bir heyetin, Avustralya’da kasım ayında yapılması planlanan seçimlerin ardından Suriye’yi ziyaret etmesi için hazırlık yapılması da gündeme geldi. Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı, Suriye tarafındaki iş konseyinin kuruluş kararını 6 Ekim’de almıştı.

AB Tarımında Üretkenlik Artışı Yavaşladı, Maliyetler Yükseldi
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

AB Tarımında Üretkenlik Artışı Yavaşladı, Maliyetler Yükseldi

Oxford Economics’in Bayer tarafından yaptırılan çalışmasına göre Avrupa Birliği’nde toplam tarla bitkileri üretimi 2011-2023 döneminde yılda ortalama yalnızca %0,1 arttı. Aynı dönemde üretim artışı ABD’de %1, dünya genelinde %2 ve Brezilya’da %3,3 oldu. Çalışmadaki karşılaştırma, tek bir ürünün verimini değil, farklı yüzölçümü, ürün ve işletme yapılarını kapsayan toplam bitkisel üretimi ölçüyor. Avrupa’daki yavaş büyüme, üretim maliyetlerindeki artış ve iklim riskleriyle birlikte değerlendiriliyor. Çalışmaya göre 2025’te AB’de gübre fiyatları 2020’ye göre %60, enerji fiyatları %51, makine ve ekipman fiyatları %25 yükseldi. Oxford Economics’ten Jeremy Leonard, maliyet baskısının özellikle işletme marjlarında görüldüğünü ve kârlılığın azalmasının üretkenliği artırabilecek teknolojilerin satın alınmasını zorlaştırdığını belirtti. Avrupa Yatırım Bankası’nın çalışmada aktarılan tahminlerine göre iklim riskleri Avrupa tarlalarında yıllık ortalama 17,4 milyar avro kayba yol açıyor; bu tutar üretimin %6,4’üne denk geliyor. Kayıpların 2050’de 24,8-28,9 milyar avroya çıkabileceği öngörülüyor. Bu etkinin bölgelere ve ürünlere göre değişeceği belirtilirken, Hollandalı süt sığırı yetiştiricisi Judith de Vor, aşırı yağış dönemleriyle sıcak ve kurak dönemlerin üretim koşullarını değiştirdiğini ve yeni bitki sağlığı sorunları doğurduğunu anlattı. Bitki koruma alanındaki seçeneklerin daralması da çalışmada öne çıkan sorunlar arasında yer aldı. Bayer’in aktardığı verilere göre AB’de onaylı aktif maddelerin sayısı 2000’lerin başındaki binden fazla düzeyden yaklaşık 420’ye geriledi; son yedi yılda 92’den fazla madde piyasadan çıkarken yalnızca bir yeni sentetik aktif madde geldi. Frank Terhorst, bitki koruma programlarındaki boşlukları önümüzdeki beş yılın başlıca sorunlarından biri olarak gösterdi. Bayer, yeni kimyasal ve biyolojik çözümlerin geliştirilmesini ve ruhsatlandırılmasını hızlandırmayı savunuyor. Terhorst, yeni genomik teknikleri çeşitlerin çevre koşullarına daha hızlı uyarlanması için önemli bir platform olarak değerlendirirken, hastalık direnci ve azot beslenmesi gibi daha karmaşık özellikler için zaman ufkunun gelecek on yıla uzandığını belirtti. Bayer’in sekiz Avrupa pazarında 8 binden fazla tüketiciyle yaptığı ankette katılımcıların %84’ü gıda arz güvenliğini ulusal güvenlik meselesi saydı; aynı oran çiftçilerin yeni teknolojilere erişimini destekledi. Ancak genel inovasyon desteğinin belirli teknolojiler üzerindeki görüş ayrılıklarını ortadan kaldırmadığı ve çiftçilerin kendi koşullarına uygun çözümleri seçebilmesi gerektiği vurgulandı.

Yeni Zelanda’da Pazıdaki Yüksek Pestisit Kalıntısı İnceleniyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’da Pazıdaki Yüksek Pestisit Kalıntısı İnceleniyor

Yeni Zelanda Gıda Güvenliği’nin (NZFS), pazıda izin verilen sınırın çok üzerinde pestisit kalıntısı tespit edilen bir vakayı ele alış biçimi, Greenpeace’in Bilgi Edinme Yasası kapsamında elde ettiği belgeleri yayımlamasının ardından gündeme geldi. Başvurunun, 2022-2023 Gıda Kalıntıları Araştırma Programı raporundaki uygunsuzluk bölümünün ardından yapıldığı belirtildi. Rapora göre pazı örneğinde, kullanımına izin verilmeyen organofosfat insektisiti metamidofos için kilogram başına 3,6 miligram kalıntı bulundu. Yeni Zelanda’daki azami kalıntı limiti ise 0,01 miligramdı. Metamidofosun pazıda kullanımı ruhsatlı değildi ve madde daha sonra Yeni Zelanda’da yasaklandı. Gıda Kalıntıları Araştırma Programı, perakende satış noktaları, çiftçi pazarları ve paketleme tesisleri gibi dağıtım kanallarından alınan örnekleri kapsıyor. Raporda toplam 147.063 testin 33’ünün uygunsuz sonuç verdiği aktarıldı. Bilgi Edinme Yasası belgelerinde üreticinin adı karartılırken, yazışmalarda ürünün bozulabilir olması nedeniyle bir hafta içinde dağıtılıp tüketilmiş olabileceği ve bu nedenle geri çağrılamadığı belirtildi. Greenpeace, kamuoyunun olay hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini savundu. NZFS Genel Müdür Yardımcısı Vincent Arbuckle ise kurumun güvenli olmadığını düşündüğü gıdaların tüketicilere ulaşmasına izin vermeyeceğini söyledi. Arbuckle’a göre ilk toksikolog değerlendirmesinde kronik veya devam eden maruziyete ilişkin risk dışlanamadı; ardından yapılan kapsamlı değerlendirmede ise acil ya da devam eden bir gıda güvenliği riski bulunmadığı sonucuna varıldı. Bu değerlendirmede ilk tüketim tahmininin yüksek olması, olayın tek seferlik gerçekleşmesi, pazının yıkanmasının kalıntıları dörtte bir oranında azaltabilmesi ve metamidofosun 80 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda parçalanması dikkate alındı.

Fransa’da Bakır İçeren 20 Fungisit Yasaklandı
Görsel kaynağı: AgroKavkaz · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da Bakır İçeren 20 Fungisit Yasaklandı

Fransa’da bakır içeren 20 fungisit yasaklandı. Yasak, çok tanınan preparatlar da dahil toz formdaki ürünleri kapsarken Champ Flo Ampli ve Héliocuivre daha sıkı koşullarla yetkili kaldı. Düzenleyici kararı çiftçiler için riskler ve üreticilerden gelen yetersiz güvenlik verileriyle gerekçelendirdi. Yeni kurallar bakır kullanımını yılda hektar başına en fazla 4 kilogramla sınırlıyor; uygulamalar arasında en az yedi gün bırakılmasını, konut ve su kaynakları yakınında kısıtlamaları ve çiçeklenme döneminde yasağı öngörüyor. Karar organik üzüm üreticileri ve şarap sektörünce eleştirildi. Itab’a göre 2024’te organik bağcılıkta ortalama tüketim 3,72 kilogramdı.

İran’da Tek Tırnaklı Hayvanlar İçin Yetkili Çiftlik ve Mezbaha Bulunmuyor
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Tek Tırnaklı Hayvanlar İçin Yetkili Çiftlik ve Mezbaha Bulunmuyor

İran Veterinerlik Kurumu Başkanı Vahid Salehi, ülkede tek tırnaklı hayvanların yetiştirilmesine izin verilen bir birim veya bu hayvanların etinin elde edilmesi için yetkili bir mezbaha bulunmadığını açıkladı. Açıklama, tek tırnaklı hayvan yetiştiriciliği ve et ihracatı için yapılan başvurulara ilişkin tartışmalar sırasında geldi. Salehi’ye göre bu alandaki ilk başvuru, et ihracatı amacıyla bir yetiştiricilik birimi kurulması için 1395 ve 1396 yıllarında yapıldı. Geçen yıl ise üç ilden yetiştiricilik zinciri, özel mezbaha, paketleme ve ihracat kurulması için başvurular geldi. Ancak söz konusu çiftliklerin kurulmasına yönelik uygulama yönergesi, hayvancılık tesisi ruhsat düzenlemesi veya onaylanmış bir kural henüz yayımlanmadı. Salehi, 1398’de alınan dini görüşte, sürecin yasalara ve sağlık izinlerine uygun yürütülmesi ve ürünün niteliğinin tüketiciye açıkça bildirilmesi halinde dini açıdan engel bulunmadığının belirtildiğini aktardı. Veterinerlik Kurumunun politikası ise standartlar oluşturulması halinde tüm sürecin sağlık denetimine tabi tutulması ve ürünlerin diğer ürünlerle karışmasını önleyecek şekilde kesin biçimde etiketlenmesi yönünde. Açıklamada hayvan ve hayvansal girdilerin izlenmesine ilişkin sistem hakkında da bilgi verildi. 1392’de kurulan kapsamlı izleme ve tanımlama sistemi canlı hayvan, ilaç, aşı, biyolojik maddeler ve pestisitlerin taşıma, depolama ve muhafaza noktalarını izliyor. Canlı hayvanların yetiştirme döneminden mezbahaya kadar sağlık kimliği taşıması gerekiyor; sağlık sertifikası düzenlenmeden taşıma irsaliyesi çıkarılmıyor. Salehi ayrıca dondurulmuş tavuk stoklarına ilişkin verileri paylaştı. Depolanan 20 bin 500 ton tavuğun yaklaşık 15 bin tonu tüketim süresi dolmadan piyasaya dağıtıldı. Bir ila üç ay tüketim süresi kalan yaklaşık 5 bin 400 ton ise perakende piyasaya gönderilmeyerek toptan merkezlere ve ısıl işlem gören et ürünleri sanayisine tahsis edildi. Bu partiden toplam 27 ton ürün, salmonella veya diğer sağlık kriterlerine aykırılık nedeniyle insan tüketimine onay almadı; kaynağa göre ürünler için imha veya atık işleme ve üreticiye iade süreçleri uygulandı.

İran’da Tarım Bakanlığı ile İmam Humeyni Yardım Komitesi İşbirliği Genişletilecek
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber

İran’da Tarım Bakanlığı ile İmam Humeyni Yardım Komitesi İşbirliği Genişletilecek

İran Tarım Bakanı Gulamrıza Nuri, İmam Humeyni Yardım Komitesi başkanıyla yaptığı görüşmede, bakanlık ile komite arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve komite yararlanıcılarının tarım sektöründeki imkânlardan yararlanması konularını ele aldı. Görüşmede, bu kişilerin üretim yoluyla güçlenmesi ve kendi kendine yeterlilik aşamasına ulaşması değerlendirildi. Nuri, savaş ve son saldırılar sırasında gıda güvenliğinin hedef alınan alanlardan biri olduğunu söyledi. Hükümetin desteği ile üreticiler, çiftçiler, hayvan yetiştiricileri, köylüler, göçerler ve tedarik zincirindeki diğer aktörlerin çabaları sayesinde temel gıda tedarikinde kesinti yaşanmadığını belirtti. Bakan, komite yararlanıcıları için özellikle arıcılık ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde uygun işbirliği alanları bulunduğunu ifade etti. Tarım politikasının adalet odaklı yürütülmesi gerektiğini belirten Nuri, küçük işletmelerin ve küçük ölçekli üreticilerin kalkınma sürecinde zarar görmemesi gerektiğini kaydetti. Nuri ayrıca ruhsat, destek ve bakanlık talimatlarının küçük işletmeler ile komite kapsamındaki kişilerin gelişimine imkân verecek şekilde uygulanacağını bildirdi. Yararlanıcıların kendi kendine yeterlilik sonrasında faaliyetlerini sürdürmeleri, üretimlerini geliştirmeleri ve yasal desteklerden yararlanmaları amaçlanıyor.

Suriye'de Balık Çiftlikleri Yeniden Faaliyete Geçiyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye'de Balık Çiftlikleri Yeniden Faaliyete Geçiyor

Suriye’nin Hama kırsalındaki Ghab bölgesinde balık çiftlikleri, 14 yılı aşkın bir aranın ardından kademeli olarak yeniden faaliyete başladı. Yeniden üretime dönüş; havuzların rehabilitasyonu, yetiştiricilik girdileri ve yem temini ile üretimin pazarlanması gibi sorunlar sürerken gerçekleşiyor. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Kurumu’nun Hama şubesi, bölgede 291 özel ve üç kamuya ait çiftlik bulunduğunu bildirdi. Hama’daki balık çiftliklerinin üretimi, yetiştiricilerin özellikle yerinden edilme sonrasında yaşadığı imkân yetersizliği ve sazan balıklarında yüksek ölümlere yol açan viral hastalık nedeniyle 2 bin tona geriledi. Kurum, çiftliklerin ruhsatlandırılmasını kolaylaştırdığını, yetiştiriciliği ve hastalık vakalarını izlediğini, üreticilere teknik danışmanlık sunduğunu açıkladı. Salgın döneminde hastalıklı havuzlarda saha çalışmaları yapılarak ölü balıklardan numuneler alındı ve Hama Veteriner Fakültesi laboratuvarlarında incelendi. Yetiştiriciler ise uzun süreli yerinden edilmenin çiftlik ve havuzlara zarar verdiğini, ekipmanların çalındığını belirtiyor. Balık yetiştiricisi Halid Remuz, üretimin yeniden kurulabilmesi için yem, yavru balık ve elektrik ekipmanı alımını destekleyecek uzun vadeli krediler verilmesini istedi. Bir başka yetiştirici de yakıt, yem ve nakliye maliyetlerinin yüksekliğinin havuzların yeniden hazırlanmasını zorlaştırdığını söyledi. Remuz ayrıca, yerli üretimin pazarlanabilmesi amacıyla dondurulmuş balık ithalatının ekim ayından yıl sonuna kadar durdurulmasını önerdi; bu öneri yetkililerce alınmış bir karar olarak aktarılmadı. Genel kurumun mart ayında açıkladığı verilere göre ülkenin yıllık ortalama balık üretimi 20-25 bin ton düzeyinde bulunuyor. Hazırlanan stratejik planla üretimin 2035’te 225 bin tona çıkarılması hedefleniyor.

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor

Belçika merkezli RTBF’nin “Avrupa’dan Görünüm” dosyası, az sayıda büyük şirketin tohum, bitki koruma ürünleri, gübre ve tarım makineleri gibi girdilerdeki ağırlığını inceliyor. Dosyaya göre yoğunlaşma, üretim girdileriyle sınırlı kalmıyor; gıda işleme ve perakende pazarlarında da az sayıda şirket belirleyici oluyor. Bu yapı, çiftçileri tedarik zincirinin hem başında hem de sonunda yoğunlaşmış piyasalar arasında bırakabiliyor. Dosyada İsviçre merkezli Syngenta’nın bitki koruma ürünleri alanındaki konumu örnek gösteriliyor. Şirket, 2025’te bu ürünlerin satışından 13,7 milyar dolar gelir elde etti; söz konusu gelir bir önceki yıla göre %4 arttı. Syngenta’nın yaklaşık 1.800 bitki koruma ürününün ruhsatını kaydettirdiği, yeniden kaydettirdiği veya uzattığı aktarılıyor. Kamu otoritelerinin insan sağlığı ve çevre kaygıları nedeniyle ruhsat yenileme ve yeni ürünlere izin verme konusunda daha sıkı davranması, mevcut geniş ürün portföylerine sahip şirketlerin önemini artırıyor. Avrupa Birliği’nde pestisitlerde izin verilen etkin madde sayısının 25 yılda 1.000’in üzerinden yaklaşık 500’e gerilediği belirtiliyor. Yeni bir pestisitin ruhsatlandırılması 7 ila 10 yıl sürebiliyor ve ruhsatın geçerliliği en fazla 15 yıl olabiliyor. Dosyaya göre uzun ve maliyetli süreçler, ruhsat yenileme kapasitesi yüksek şirketlere avantaj sağlarken yeni şirketlerin pazara girişini zorlaştırıyor. Bu koşulların çiftçilerin tohum, kimyasal ürün ve makine seçeneklerini daraltabileceği ifade ediliyor. Şirket yoğunlaşmasının yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu, birleşmelerin özellikle 1980’lerden itibaren hızlandığı aktarılıyor. Bayer’in Monsanto’yu 2018’de satın alması, Dow ile DuPont’un 2019’da Corteva Agriscience adı altında birleşmesi, Potash Corporation ile Agrium’un 2018’de Nutrien’i oluşturması ve Syngenta’nın ChemChina tarafından 2017’de satın alınması bu sürecin örnekleri arasında gösteriliyor. ETC araştırma kolektifine göre, küresel tohum pazarında en büyük 10 şirketin 10 yıl önce kontrol ettiği %40’lık paya bugün en büyük iki şirket sahip. Dosyada, az sayıda şirkete bağımlılığın tedarik şoklarında çiftçileri ve gıda sistemini daha kırılgan hâle getirebileceği yönündeki eleştirilere de yer veriliyor. Bununla birlikte yoğunlaşmanın tek başına rekabet hukukunu ihlal etmediği belirtiliyor. Rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar veya az sayıda aktörün bulunduğu bir pazarda gücü artıran birleşmeler incelemeye alınabiliyor. Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezi’nden Max Koppenberg ise yoğunlaşmanın her zaman hâkim durumun kötüye kullanılması anlamına gelmediğini, bazı perakende pazarlarında yoğun rekabetin düşük kâr marjları ve görece düşük tüketici fiyatlarıyla sonuçlanabildiğini söylüyor. Yeni girişleri kolaylaştırmak için ruhsat süreçlerinin hızlandırılması ve patent sürelerinin sınırlandırılması önerilirken, patent süresini kısaltmanın ters sonuç doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

Uruguay’da Atlara Batı At Ensefalomiyeliti Uyarısı
Görsel kaynağı: Todo el Campo · Özgün haber

Uruguay’da Atlara Batı At Ensefalomiyeliti Uyarısı

Uruguay Tarım, Hayvancılık ve Balıkçılık Bakanlığına (MGAP) bağlı Hayvancılık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, sıcaklıkların yükselmesi ve sivrisineklerin çoğalmasını kolaylaştıran koşullar nedeniyle at sahipleri ile bakıcılarına Batı at ensefalomiyeliti (EEO) için önlem alma çağrısı yaptı. Bakanlık, hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak amacıyla önleyici uygulamaların ve erken bildirimin önemini hatırlattı. Viral hastalık sivrisineklerle taşınıyor; kuşlar, özellikle göçmen kuşlar, hastalığın yayılmasında rol oynayabiliyor. Yüksek sıcaklık, nem, yağış ve göçmen kuş hareketlerinin bir araya gelmesi virüsün Uruguay’a girişi ve dolaşımı için uygun ortam oluşturabiliyor. Sivrisinek yoğunluğu, yüksek bitki örtüsü ve su birikintileri bulunan alçak, nemli veya su baskınına açık işletmelerde bulaşma koşulları daha elverişli olabiliyor. MGAP, at sahiplerine serbest çalışan bir veterinerle uygun aşılama planını görüşmelerini, Hayvan Sağlığı Laboratuvarı tarafından ruhsatlandırılmış at kovucuları kullanmalarını ve sivrisineklerin üreyebileceği kap, eşya, durgun su ile su birikintilerini ortadan kaldırmalarını önerdi. Yüksek bitki örtüsünün kontrol altında tutulması da tavsiyeler arasında yer aldı. Hayvanların düzenli gözlenmesi ve hastalık şüphesi bulunan durumların bölgesel veya yerel Hayvancılık Hizmetlerine bildirilmesi istendi.

Suriye’de Tarımsal Üretim ve Gıda Güvenliği İçin STAR Projesi Başlatıldı
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de Tarımsal Üretim ve Gıda Güvenliği İçin STAR Projesi Başlatıldı

Suriye’de tarımsal üretim, gıda güvenliği ve dijital dönüşümü desteklemeyi amaçlayan STAR projesi başlatıldı. Dünya Bankası’nın 175 milyon ABD doları tutarındaki hibesiyle altı yıl yürütülecek proje; bitkisel üretim ve hayvancılığın yanı sıra kooperatifleri ve özel sektörü kapsıyor. Projenin üç ana çalışma alanı, tarımsal girdilerin kalitesinin artırılması, laboratuvar ve kalite belgelendirme sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimin pazarlara bağlanması olarak açıklandı. Bu kapsamda tohum eleme ve dezenfeksiyon merkezleri ile depoların yeniden yapılandırılması, kuraklığa dayanıklı tohum sağlanması ve gıda, bitki sağlığı ile hayvan sağlığı laboratuvarlarının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi planlanıyor. Çiftçi ve kooperatiflerin İyi Tarım Uygulamaları (GAP) ile organik tarım sertifikalarına erişiminin de desteklenmesi öngörülüyor. STAR projesi ayrıca ambalajlama ve markalaşmanın geliştirilmesini, hasat sonrası kayıpların azaltılmasını ve ihracat değeri taşıyan üretim zincirlerine odaklanılmasını içeriyor. Zeytin ve Antep fıstığı bu kapsamda öncelikli ürünler arasında gösteriliyor. Kooperatiflere yönelik eş finansman hibeleri planlanırken, üretici gruplarının fabrikalar, ihracatçılar ve toptancılarla üretim ittifakları kurması hedefleniyor. Müdahale bölgeleri ihtiyaç, gıda güvensizliği, buğday ve hayvancılık açısından üretim önemi, güvenli erişim ve uygulama kapasitesine göre belirlenecek. Kuraklıktan etkilenen ve buğday, arpa ile hayvancılık açısından önem taşıyan Haseke, Rakka ve Deyrizor’un bulunduğu doğu bölgesi acil müdahalelerde öncelikli olacak. Projenin dijital ayağında çiftçi ve hayvancılık kayıtları, elektronik ruhsat sistemi, ulusal tarımsal veri platformu ve kuraklık, zararlı ile hastalıklar için erken uyarı sistemi aşamalı olarak kurulacak.

Tavuklar
Temsilî görselTavuklarDavid Monniaux · CC BY-SA 3.0Görsel, yerleşime göre kırpılarak gösterilir.

Bakan Van Essen, Kümes Hayvancılığı Ruhsatlarının İptalini Önlemek İstiyor

Bakan Van Essen, kümes hayvancılığı işletmelerinin ruhsatlarının iptal edilmesini önlemek istediğini söyledi. Bakan, bu konuda motivasyonunun çiftçilerin izinlerini korumak olduğunu belirtti. Açıklamada, il yönetimlerinin azot önlemlerindeki rolüne ve hukuki korumaya dikkat çekildi. Konu, ruhsat riski taşıyan kümes hayvancılığı işletmelerini doğrudan ilgilendiriyor.

Biyogirdi Yasası İçin Dört Öncelik Belirlendi
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Biyogirdi Yasası İçin Dört Öncelik Belirlendi

Brezilya’daki tarım ve tarım sanayisi temsilcileri, yeni biyogirdi yasasının uygulanmasına ilişkin dört öncelik ortaya koydu. 35 kurumun hazırladığı değerlendirme, geçen cuma Casa Civil’e iletildi. Kuruluşlar, yeni ürünlerin kaydı için net kurallar, mikrop bankalarına erişim ve kişisel kullanım için üretime ilişkin açık düzenleme istedi. Ayrıca inokül pazarına geçiş için bir sürecin tanımlanmasını talep ettiler. Associação Brasileira de Bioinsumos’un (Abbins) genel müdürü Reginaldo Minaré, özellikle fitosaniter amaçlı yeni ürün tanımının objektif biçimde yapılmasının önemli olduğunu söyledi. Küçük ve orta ölçekli sanayiler ile kendi kullanımına yönelik biyogirdi üreten çiftçiler için mikrop erişimi kuralının da kritik olduğu belirtildi.

Arjantin’de Feedlot Ruhsatında Belge Şartı Kaldırıldı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Arjantin’de Feedlot Ruhsatında Belge Şartı Kaldırıldı

Arjantin’de Senasa, besi çiftliklerinin ulusal sağlık onayı alırken eyalet ya da belediye düzeyindeki arazi kullanımı ve çevresel uygunluk belgelerini sunma zorunluluğunu kaldırdı. Düzenleme, Ulusal Hayvan Besi İşletmeleri Sicili’nin işleyişini değiştiren 26/2026 sayılı karar ile yapıldı. Ancak bu değişiklik, işletmelerin araziye yerleşim, çevre koruma ve çalışma koşullarına ilişkin ulusal, eyalet ve belediye kurallarına uymadığı anlamına gelmiyor. Sadece bu uygunluğun Senasa’ya belgeyle kanıtlanması şartı kaldırıldı.