ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

20 haber · Sayfa 1

Hiroşima’da İstiridye Hasadı Yaklaşık Bir Ay Gecikmeyle Başladı
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Hiroşima’da İstiridye Hasadı Yaklaşık Bir Ay Gecikmeyle Başladı

Japonya’nın istiridye üretiminde önde gelen bölgesi Hiroşima’da istiridye hasadı 2 Kasım’da başladı. Hasadın, tipik bir yıla göre yaklaşık bir ay gecikmesinin ardından başlamasında bu yaz yaşanan aşırı sıcaklar ve yüksek deniz suyu sıcaklıkları etkili oldu. Bu koşullar, istiridyelerin gelişimiyle ilgili endişelere yol açtı. Hiroşima’nın Hatsukaichi kentindeki Shimada Suisan’da işçiler, sabah 06.00’dan kısa süre sonra istiridye yetiştiriciliğinde kullanılan sallarda çalışmaya başladı. Ekipler, vinç yardımıyla yaklaşık 10 metre uzunluğundaki telli hatları sudan çekerek istiridyeleri sırayla çıkardı. Kaynak, Hiroşima’yı Japonya’nın en önemli istiridye üretim bölgesi olarak tanımlıyor.

Suriye’de Balıkçılık Kaynaklarını Korumak İçin İzleme ve Yetiştiricilik Çalışmaları Güçlendirilecek
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye’de Balıkçılık Kaynaklarını Korumak İçin İzleme ve Yetiştiricilik Çalışmaları Güçlendirilecek

Suriye’de balıkçılık kaynaklarının kirlilik, iklim değişikliği ve aşırı avcılığın artan baskısıyla karşı karşıya olduğu bildirildi. Genel Balıkçılık ve Su Canlıları Kurumunun araştırma direktörü Heysem Dib, kaynakların korunması için deniz araştırmalarının yoğunlaştırılması, su kalitesinin izlenmesi, istilacı türlerin takip edilmesi ve ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dib’e göre uydu ve uzaktan algılama teknolojileri, su sıcaklığı, klorofil ve deniz planktonu yoğunluğu ile petrol kirliliği alanları ve alg çoğalmasının izlenmesine katkı sağlıyor. Deniz sensörleri oksijen, tuzluluk, asitlik ve bulanıklığı sürekli ölçerek çevresel değişimlerde erken uyarı sağlayabiliyor. Coğrafi bilgi sistemleri kirlilik, balıkçılık ve yetiştiricilik için uygun alanların belirlenmesinde; akustik araştırma ve sonar ise deniz tabanı, balık toplulukları ve balık stoklarının değerlendirilmesinde kullanılıyor. Sürdürülebilir avcılık için üreme dönemlerinde biyolojik dinlenme sürelerinin uygulanması, ruhsatların düzenlenmesi ve patlayıcı, zehir, elektrik akımı ile yasa dışı ve dar gözlü ağların kullanımının önlenmesi gerektiği belirtildi. Aşırı avcılık ve stokların aşırı tüketimi sürerken, patlayıcı kullanımının son dönemde azaldığı ifade edildi. Arıtılmamış kanalizasyon ile sanayi atıklarının deniz ve nehirlere boşaltılmasının su kalitesini düşürdüğü, alg çoğalmasını artırdığı ve çözünmüş oksijenin azalması yoluyla balık yaşamını tehdit ettiği aktarıldı. Doğu Akdeniz’de yükselen su sıcaklığı ve Kızıldeniz’den Süveyş Kanalı üzerinden gelen türlerin istilacı türlerin yayılmasına katkı sağladığı, gemilerin balast suyunun da bu geçiş yollarından biri olduğu kaydedildi. Kurum ayrıca yüzer kafesler ile kıyı ve iç su alanlarında yetiştiricilik projelerini genişletmeyi, kuluçkahane, araştırma merkezi ve kamu çiftliklerini rehabilite etmeyi planlıyor.

İklim Değişikliği Meyvecilikte Verim ve Kaliteyi Tehdit Ediyor
Görsel kaynağı: Agrosavjet · Özgün haber
Veri haberi

İklim Değişikliği Meyvecilikte Verim ve Kaliteyi Tehdit Ediyor

İklim değişikliği, meyve ağaçlarının doğal gelişim döngüsünü bozarak verim ve meyve kalitesi üzerinde baskı oluşturuyor. Çok yıllık bitkiler olan elma, armut ve erik gibi meyve ağaçları, ani hava değişimlerine hızlı uyum sağlayamadığı için üreticiler daha yüksek riskle karşı karşıya kalıyor. Son yıllarda sonbahar ve kış aylarında meyve ağaçlarının normal gelişimi için gereken soğuk koşulların yeterince oluşmaması, kış dinlenmesinde bozulmalara yol açabiliyor. Tomurcukların düzensiz gelişmesi, yapraklanmanın ve büyümenin zayıflaması, çiçeklerde şekil bozuklukları ve bazı durumlarda bitkinin yeniden vejetatif gelişime yönelmesi, sonraki yılın verimini düşürebiliyor. Bu durum, birim alandan alınan meyve miktarını ve üreticinin kârlılığını da azaltıyor. Ocak ve şubat aylarındaki sıcak hava dalgaları bitkilerin erken uyanmasına ve çiçek açmasına neden olabiliyor. Erken açan çiçekler, nisan ve mayıs aylarında görülebilen geç donlara maruz kalıyor; birkaç saatlik don olayı bile çiçeklerin ve o yılki ürünün tamamen zarar görmesine yol açabiliyor. Yaz aylarında aşırı sıcaklık ve yağış eksikliği ise meyvelerin küçük kalmasına veya kurumasına, ağırlık ve şeker oranının azalmasına neden oluyor. Artan güneş ışınımı meyvelerde güneş yanığı oluşturarak pazar değerini düşürüyor. Dolu ve kuvvetli rüzgârla gelen fırtınalar meyvelerde mekanik hasara ve hastalık riskine yol açıyor. Zarar gören ürünler birinci sınıf taze tüketim için kullanılamazken, zamanında hasat edilirse sanayiye gönderilebiliyor. Kaynak, bu koşullar karşısında yeni meyve bahçelerinde dolu ve güneşten koruyucu ağlar, damla sulama, fertirigasyon ve donla mücadele sistemlerine yatırım yapılmasını öneriyor. Ancak sulama suyu bulunmayan alanlarda meyveciliğin ve don korumasının sürdürülebilir olmayacağı belirtiliyor.

Hydroball ile Salon Bitkisi Yetiştirmede Su Yönetimi Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Mynavi Agriculture · Özgün haber
Veri haberi

Hydroball ile Salon Bitkisi Yetiştirmede Su Yönetimi Öne Çıkıyor

Hydroball kullanılan yetiştiricilik, Avrupa’da yaygınlaşmış ve günümüz Japonya’sındaki iç mekânlara uygun bir yöntem olarak tanımlanıyor. Doğal kilin yüksek sıcaklıkta pişirilip köpürtülmesiyle üretilen seramik esaslı bu yapay yetiştirme ortamı, gözenekli yapısı sayesinde suyu ve havayı birlikte tutuyor. Böylece köklerin ihtiyaç duyduğu nem ile oksijen aynı ortamda sağlanırken, toprağa benzer su tutma özelliği ve yüksek hava geçirgenliği bir arada elde ediliyor. İnorganik yapısı nedeniyle hydroball’da bitki hastalıklarına yol açabilecek mikroorganizmaların ve küçük sineklerin çoğalması konusunda endişenin büyük ölçüde azaldığı belirtiliyor. Malzeme, toprak gibi iç mekânı kirletmediği için mutfak, yatak odası ve çalışma masası gibi alanlarda kullanılabiliyor. Kap devrilse bile tanelerin toplanarak temizlenebilmesi de yöntemin iç mekân bakımından öne çıkan özellikleri arasında gösteriliyor. Su kültürüne uyumu yüksek ve iç mekânda dayanıklı bazı salon bitkileri, hydroball yetiştiriciliğine giriş için uygun seçenekler olarak sunuluyor. Yetiştiricilikte kullanılacak tanecik boyutunun bitkinin büyüklüğüne ve köklerinin yayılımına göre seçilmesi gerekiyor. Hydroball genel olarak küçük, orta ve büyük olmak üzere üç boyutta bulunuyor; küçük taneler ince köklü ve küçük bitkilerin sabitlenmesine, orta taneler masa boyundaki salon bitkilerine, büyük taneler ise daha iri ve kökleri güçlü bitkilere uygun görülüyor. Malzeme, hem dipsiz kaplarda hem de drenaj delikleri bulunan saksılarda kullanılabiliyor. Delikli saksılar fazla suyu dışarı atarak kök çürümesi riskini azaltıyor. Drenaj delikli saksılarda tabandan yukarı doğru büyük tanelerin %15, orta tanelerin %55 ve küçük tanelerin %30 oranında katmanlanması öneriliyor. Dipsiz cam veya seramik kaplarda su seviyesi dışarıdan görülebilse de su dolaşımı olmadığı için suyun bozulma riski bulunuyor. Bu kapların tabanında kök çürümesini önleyici ürünlerin kullanılması gerekiyor. Opak kaplarda ise su seviyesi görülemediğinden su seviyesi göstergesi kullanılması tavsiye ediliyor. Yeni başlayanlar için su seviyesinin kolayca izlenebildiği şeffaf kaplar öneriliyor. Bununla birlikte, şeffaf kapların doğrudan güneş ışığı altında suyu ısıtabileceği ve yosun oluşumunu artırabileceği belirtiliyor. Opak kap tercih edildiğinde su seviyesi göstergesi kullanılmalı; kabın ağzı çok dar ve yüzeyi fazla girintili olmamalı. Dipsiz kaplarda sulama miktarı tabandan 1–2 santimetre, yani toplam hacmin yaklaşık beşte biri ile dörtte biri arasında tutulmalı. Daha fazla su, köklerin havasız kalmasına ve kök çürümesine yol açabiliyor.

Çekya’da Dynín’de 30 Bin Yumurtacı Tavuk Salmonella Nedeniyle İtlaf Edildi
Görsel kaynağı: České noviny — ČTK · Özgün haber
Veri haberi

Çekya’da Dynín’de 30 Bin Yumurtacı Tavuk Salmonella Nedeniyle İtlaf Edildi

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Çekya’nın Českobudějovicko bölgesindeki Dynín kentinde, 30 bin yumurtacı tavuğun bulunduğu işletmenin tasfiyesi tamamlandı. Veterinerler, işletmede Salmonella bakterisinin tekrarlanması nedeniyle tavukların itlaf edilmesini emretti. Tasfiye iki gün sürdü; tavuklar işaretlenmiş konteynerlerde gazla öldürüldü. Bölge veterinerlik idaresi, işletmede tekrarlanan enfeksiyon nedeniyle olağanüstü veterinerlik önlemleri aldı. İtlaf seçeneğine, yetiştiricinin tavukları kesim yoluyla tasfiye edebilecek uygun bir tesis bulamaması sonrasında başvuruldu. Devlet Veterinerlik İdaresine göre enfeksiyonun doğrulanmasından bu yana Mavela Dynín işletmesinden taze yumurta piyasaya sunulmadı. Veterinerlere göre kafesli yetiştiricilik uzun süre öngörülen koşulları karşılamadı; kafeslerin arasında dolaşan sıçanlar enfeksiyonu taşıdı. İdare ayrıca tavukların zayıflamış, tüysüz kaldığını ve yeterli yem alamadığını bildirdi. Daha önce hayvanlara kötü muamele gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulurken, yetiştiriciler suçlamaları reddetti. Tasfiyeyi işletme çalışanları ile Devlet Veterinerlik İdaresinin acil müdahale merkezi yürüttü; işlem için altı konteyner tahsis edildi.

Endonezya’da Pupuk Indonesia Beş Bölgede Sulama Altyapısı Kurdu
Görsel kaynağı: CNBC Indonesia · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’da Pupuk Indonesia Beş Bölgede Sulama Altyapısı Kurdu

Endonezya’da PT Pupuk Indonesia (Persero) ile Rabu Biru Foundation, yağışa bağlı tarım yapan çiftçilerin suya erişimini artırmak amacıyla Program Mata Air Indonesia’yı başlattı. Programın Gunungkidul’daki açılışı, Yogyakarta’ya bağlı Mertelu’da 24 Ekim 2026’da yapıldı. Girişim, özellikle kurak mevsimde su sıkıntısı yaşayan çiftçilerin tarımsal faaliyetlerini sürdürmesine destek olmayı hedefliyor. Program Gunungkidul’un yanı sıra Grobogan, Pacitan, Sampang ve Kupang’da da uygulanıyor. Gunungkidul’daki proje, kurak ve kayalık karst arazilerde bulunan yağışa bağlı tarım alanlarının su ihtiyacına yanıt vermek üzere tasarlandı. Çalışmalar kapsamında 103 metre derinliğinde sondaj kuyusu, 20.000 litre kapasiteli beton su deposu ve tarlalara su taşıyacak sulama boru hattı kuruldu. Güneş panelleriyle desteklenen pompa sistemi, suyun kuyudan depoya ve tarım arazilerine aktarılmasına yardımcı olacak. Altyapının 28 hektarlık tarım arazisinin sulanmasını desteklemesi ve bölgede sübvansiyonlu gübre alan 93 çiftçiye fayda sağlaması bekleniyor. Program kapsamında çiftçilere bir sezonluk yetiştiricilik, kurak koşullara uyum sağlayan üstün çeşitlerin kullanımı, sondaj kuyusunun bakımı ve hasat sonrası işlemler konusunda eğitim verildi. Pupuk Indonesia Direktörü Rahmad Pribadi, suyun ve gübrenin tarımsal üretim açısından birlikte önem taşıdığını, şirketin bu nedenle farklı taraflarla iş birliği yaptığını belirtti. Şirket, kurulan kuyu, pompa ve sulama altyapısının toplum ve çiftçi grupları tarafından korunup bakılmasını bekliyor. Açılış sırasında Gunungkidul toplumu için bir ambulans da bağışlandı.

İzlanda'da İklim Dostu Tarım Projesi Yeni Çiftçilere Açılacak
Görsel kaynağı: Bændablaðið · Özgün haber
Veri haberi

İzlanda'da İklim Dostu Tarım Projesi Yeni Çiftçilere Açılacak

İzlanda’da iklim dostu tarım uygulamalarını geliştirmeyi amaçlayan Loftslagsvænn landbúnaður projesine yeni katılımcıların 2026 sonbaharı ve 2027 ilkbaharında alınması planlanıyor. Çiftçiler, tarım danışmanlığı kuruluşları, çevre kurumları ve tarım ile çevre alanındaki bakanlıkların iş birliğiyle yürütülen projeye tüm tarım dallarındaki işletmeler başvurabilecek. Projeye ilk çiftçiler 2020’de katılırken bugüne kadar yaklaşık 60 işletme yer aldı. Proje, çiftçilerin sera gazı salımını azaltmasına, arazilerde karbon tutumunu artırmasına ve İzlanda tarımında sürdürülebilirlik ile kaynak kullanımını güçlendirmesine destek vermeyi hedefliyor. Çalışmalarda gübre kullanımı ve besin yönetimi, toprak sağlığı ve karbon tutumu, sürdürülebilir işletme yöntemleri ile kaynakların verimli kullanımı öne çıkıyor. Proje kapsamında sera gazı salımını azaltan uygulamaların işletme maliyetlerini ve israfı düşürebileceği, ürün miktarını artırabileceği ve ekonomik verimliliği destekleyebileceği belirtiliyor. Katılımcılara eğitim, danışmanlık ve uygulamalı bilgi paylaşımının yanı sıra çevrim içi toplantılar ve proje kapsamındaki işletmelere ziyaretler sunuluyor. Uzmanlar toplantılarda teknik bilgi aktarırken çiftçiler de kendi deneyimlerini, fikirlerini ve çözüm önerilerini diğer katılımcılarla paylaşıyor. İşletmelerde düzenlenen atölyelerde ise her çiftliğin kendine özgü çevre, üretim ve işletme koşulları inceleniyor; akranlar arası öğrenme, doğrudan çalışma koşulları üzerinden yürütülüyor. Her katılımcı işletmenin kendi koşulları, kapasitesi ve fırsatlarına göre gerçekçi bir eylem planı hazırlaması bekleniyor. Planlarda işletme yöntemlerinin iyileştirilmesi, sulak alanların restorasyonu, arazi ıslahı, ormancılık ve girdilerin daha iyi kullanılması gibi uygulamalar yer alabiliyor. Projeye katılım için başvuru sahiplerinin tarımsal işletme yürütmesi ve yasal raporlama şartlarını karşılaması gerekiyor. Yeni katılımcıların ayrıca temel iklim konularının ele alınacağı hazırlık atölyeleri ile çevrim içi toplantılara katılması ve kendi işletmelerine uygun uygulanabilir adımlar belirlemesi isteniyor. Proje kapsamındaki atölyelerden biri Fljótsdalshérað bölgesindeki Vallanes’te 21 Eylül’de düzenlendi. Toplantıda organik tarım, toprak sağlığı, organik gübrelerle toprak verimliliğinin korunması, münavebe ve pestisit kullanmadan yabancı ot kontrolü konuşuldu. Bir sonraki atölyenin 13 Ekim’de Bárðardalur’daki Svartárkot’ta yapılması planlanıyor. Bu toplantıda tarımda sürdürülebilirliğin yanı sıra sınır bölgelerindeki fırsat ve zorluklar, yerel doğal kaynakların kullanımı, arazi ıslahı, yetiştiricilik ve ormancılık ele alınacak.

İran ve Vietnam'dan 150.000 Hektarlık Tarım İş Birliği Mutabakatı
Görsel kaynağı: Tehran Times · Özgün haber
Veri haberi

İran ve Vietnam'dan 150.000 Hektarlık Tarım İş Birliği Mutabakatı

Vietnam ticaret heyetinin İran’daki 12 günlük ziyareti, 18 Ekim’de İran Ticaret Teşvik Kurumu’nda (TPO) düzenlenen üst düzey toplantıyla sona erdi. Nguyen Dang Dinh başkanlığındaki heyet, 6 Ekim’de Tahran’a gelerek Vietnam’ın Orta Doğu’daki ticari erişimini genişletmeyi ve İran pazarıyla doğrudan ilişkiler kurmayı hedefledi. Toplantıda Huzistan eyaletinin yatırım potansiyeli ile tarımsal iş birliği ele alındı. Taraflar, tarımsal yetiştiricilikte ortak girişim iş birliğini kapsayan ve 150.000 hektarlık alanı öngören bir mutabakat zaptı imzaladı. Kaynakta Huzistan’ın İran’ın toplam gayrisafi yurt içi hasılasının %17’sini oluşturduğu ve nüfusunun 5 milyon olduğu belirtildi. Ayrıca iki şirket, Huzistan’ın başkenti Ahvaz’daki tarım arazilerinde toprak araştırmaları yapılması ve Vietnamlı tarım uzmanlarının bölgede robusta kahvesi deneme ekimi gerçekleştirmesi konusunda anlaşmaya vardı. Ürünlerin yerel nüfusa ve İran’ın güney eyaletlerine sunulması, bir bölümünün ise Hürremşehr ticari limanı üzerinden Irak ve Kuveyt’e ihraç edilmesi planlanıyor.

Slovakya’da Yerli Ördek Yetiştiriciliği İthalat Baskısıyla Geriliyor
Görsel kaynağı: Pravda Slovakia · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Yerli Ördek Yetiştiriciliği İthalat Baskısıyla Geriliyor

Slovakya’nın Kráľov Brod köyünde düzenlenen elma ve ördek festivalinde 3.500’e yakın kişi bir araya geldi; Agrostaar’ın hazırladığı 1.000’den fazla kızarmış ördek porsiyonu kısa sürede tüketildi ve organizatörler daha fazla satış yapabileceklerini belirtti. Ancak yüksek talep, ülkenin son uzun süreli ördek yetiştiricisi olarak tanımlanan Agrostaar’ın üretiminin sürdürülebileceği anlamına gelmiyor. Şirketin ördek çiftliği yıllardır bitkisel üretimden elde edilen gelirle destekleniyor. Aşırı kuraklık, bu desteğin temelini zayıflattı. Kaynağa göre mısır verimi üçte iki oranında düştü ve bitkisel üretim zarara geçti; ayrıca ördek yemi için gereken mısırın fiyatı yükseliyor. Agrostaar’ın modeli, ördeklerin iki gölde yüzebildiği ekstansif yetiştiriciliğe dayanıyor. Bu model, Macaristan, Polonya ve Almanya’da yaygın olduğu aktarılan yoğun endüstriyel yetiştiricilikten ayrılıyor. Şirket yöneticisi Balázs Kósa, 3 kilogramlık bir Agrostaar ördeğinin 20 avroya mal olduğunu söylerken, bir zincir markette Macaristan menşeli ördek kilogramı 3,19 avrodan kampanyaya sunuluyor. Şirketin kurucularından František Szikura, 1970’lerin ortasında çiftlikte 800 bin günlük ördek yavrusu üretildiğini ve bunların %35’inin güney Slovakya’daki köylülerce satın alındığını anlatıyor. Szikura’ya göre 1990’larda kümes hayvanlarının kesildiği mezbahaların özelleştirilmesi, Agrostaar’a toplam 7 milyon Slovak korunası ödenmemesiyle sonuçlandı ve su kuşu yetiştiriciliğinde gerileme sürecini hızlandırdı. Slovakya’nın Avrupa Birliği’ne katılımı sonrasında uygulamaya giren yeni standartlar ve HCPP, yani doğru yetiştiricilik ve üretim uygulamaları da yeni yatırımlar gerektirdi. Szikura, destek politikalarında kümes hayvancılığı için yeterli mali araç bulunmadığını savunuyor. Kaynakta, kırsal yaşam tarzının değişmesi, evlerin çim ve süs bahçeleriyle çevrilmesi ve süpermarketlerin yaygınlaşmasının da köylülerin ördek ve kaz yetiştiriciliğini marjinalleştirdiği belirtiliyor; ancak bu dönüşümün tek neden olmadığı vurgulanıyor. Hayvan hakları savunucularının kaz ve ördeklerin mısırla zorla beslenmesine yönelik kampanyaları da sektörü etkileyen gelişmeler arasında aktarılıyor. Agrostaar bugün kendi mezbahasında yılda 15 bin ördek işliyor. Tomášikovo’da 10 bin, Topoľnica’da ise 5 bin ördeğin bulunduğu işletmeler de var; ancak kaynak bu işletmelerin toplam etkisini sınırlı görüyor. Slovakya’da su kuşlarının toplam kümes hayvanı üretimindeki payı 2000’de %5 iken 2025’te %0,2’ye geriledi. Aynı dönemde ülkenin kaz sürüsü 95 binden 850’ye düştü.

Tahran’da 25. Uluslararası Hayvancılık ve Kanatlı Fuarı Açıldı
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Tahran’da 25. Uluslararası Hayvancılık ve Kanatlı Fuarı Açıldı

İran’ın başkenti Tahran’da 25. Uluslararası Hayvancılık, Kanatlı Hayvanlar ve Bağlantılı Endüstriler Fuarı 26-29 Mehr döneminde düzenleniyor. Açılış töreninde fuarın temel gündemi finansman, teknoloji geliştirme, verimliliğin artırılması ve ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesi olarak öne çıktı. Kitap tanıtımının ardından yapılan kurdele kesimiyle fuar resmen açıldı ve etkinliğin 29 Mehr’e kadar sürmesi planlandı. Açılışta, üreticilerin banka kaynakları ve sermaye piyasasına erişimini artıracak yeni finansman yöntemlerinin geliştirilmesi ile devlet ve özel sektör arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Hayvancılık ve kanatlı sektöründe yem girdisi ve üretiminden yetiştiricilik, işleme, taşımacılık ve ürünlerin arzına uzanan zincir yaklaşımının üretim maliyetlerini azaltacağı ve gıda güvenliğini güçlendireceği ifade edildi. Verimliliğin artırılması, piyasanın daha öngörülebilir hale getirilmesi ve protein ürünleri zincirinde üretimin sürdürülmesi de gündeme geldi. Fuarda 50 yerli bilgi temelli şirket yer alırken, 16 ülkeden şirket temsilcileri de etkinliğe katılıyor. Katılımcı ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor. Ayrıca 17 ticari heyetin katılımını kolaylaştırmak üzere 103 yabancı kişi ile yem fabrikası yöneticileri ve ülke genelindeki kanatlı yetiştiricilerinin katılımına yönelik planlama yapıldı. Dört günlük programda 10 uzmanlık paneli ve tarım fakültelerindeki öğrenci ve öğrenciler için ziyaret turları bulunuyor. Günlük içerik; sağlık, beslenme ve biyogüvenlik, teknoloji ve inovasyon, ticaret ve yatırım ile üretim kalitesi ve verimlilik başlıklarına ayrıldı. Açılışın sonunda, İran yem sektörünün son yıllardaki bilgi ve istatistiklerini derleyen “İran Yem Pazarı” kitabı tanıtıldı. Farsça, Arapça ve İngilizce hazırlanan kitabın İngilizce elektronik nüshasının ücretsiz erişime açılacağı bildirildi.

Ugent Öğrencileri İki Bayer Award Kazandı
Görsel kaynağı: VILT · Özgün haber
Veri haberi

Ugent Öğrencileri İki Bayer Award Kazandı

Gent Üniversitesi’nden iki öğrenci, yüksek lisans tezleriyle birer Bayer Award kazandı. Tuur Van Elst, azot bağlayan bakteriler üzerine çalışmasıyla, Jaron Bousard ise Uganda’daki mangoların genetik çeşitliliğini ve mango gen bankası olanaklarını inceleyen teziyle ödüle layık görüldü. Bayer ödülleri, Gent Üniversitesi’ndeki biyomühendislik mezuniyet töreninde verildi. Bayer, ödül programıyla sürdürülebilir tarım araştırmalarını teşvik etmeyi ve genç araştırmacıları öne çıkarmayı amaçladığını belirtiyor. Van Elst, baklagil bitkilerindeki bakteri-bitki ortak yaşamını ve biyolojik azot fiksasyonunu incelemek üzere, azot bağlayan bakterilerin işlevini koruyan hücre kültürleri geliştirdi. Soya, bezelye, fasulye ve yonca gibi bitkilerde bu bakteriler havadaki azotu bitkinin kullanabileceği besin maddelerine dönüştürüyor. Çalışma, dış azot kaynaklarına ve azotlu gübreye bağımlılığı azaltabilecek yeni gübreleme stratejileri için ilk adım olarak değerlendiriliyor. Bousard, Uganda’dan 319 mango örneğini Etiyopya materyali ve İspanya’daki uluslararası referans koleksiyonuyla karşılaştırdı; ayrıca Kuzey Uganda’daki çiftçilerle görüştü. Araştırma, yeni mango çeşitleri ve daha dayanıklı yetiştiricilik için önem taşıyabilecek genetik zenginliğe işaret etti. Çiftçiler yerel mangoların sınırlı ticari değeri, mevsimsel arz fazlası, pazara erişim güçlüğü ve işleme eksikliğini sorun olarak aktarırken Bousard, yerel çeşitlerin daha sistematik korunmasını önerdi.

Geleneksel Hayvan Irkları Geleceğin Genetik Kaynağı Olabilir
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Geleneksel Hayvan Irkları Geleceğin Genetik Kaynağı Olabilir

Modern hayvan yetiştiriciliğinde yoğun ve kontrollü sistemlerde yüksek üretim için seçilmiş az sayıdaki ırk öne çıkarken, çok sayıda geleneksel ırk geri planda kalıyor. Livestock Conservancy’nin düzenlediği webinarda bu ırkların yalnızca geçmişten kalan miraslar olmadığı, gelecekteki yetiştirme çalışmaları için değerli genetik özellikler taşıyabileceği belirtildi. Nadir ırklar hastalıklara ve parazitlere direnç, iyi yem arama yeteneği, doğurganlık ve elverişsiz çevre koşullarına uyum gibi özellikler barındırabiliyor. Livestock Conservancy, 150’den fazla tehdit altındaki çiftlik hayvanı ve kanatlı ırkının korunmasıyla ilgileniyor. Texasi uzun boynuzlu sığırın sıcak ve kurak koşullara dayanması ve elverişsiz alanlarda sağlıklı buzağı yetiştirebilmesi, bu özelliklere örnek gösterildi. Webinarda geniş göğüslü beyaz hindi ile geleneksel ırklar arasındaki farklar da ele alındı. Hızlı büyüme ve yüksek et verimi için seçilen bu hindi tipinin çoğaltılması yapay tohumlama gerektiriyor. Geleneksel tavuklarda bağışıklık yanıtıyla bağlantılı yeni genetik varyantların belirlenmesi ise korumanın yalnızca ırkları sayıca artırmayı değil, genetik çeşitliliği ve üretimdeki özgün özellikleri korumayı amaçladığını ortaya koyuyor.

İran’da Tek Tırnaklı Hayvanlar İçin Yetkili Çiftlik ve Mezbaha Bulunmuyor
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Tek Tırnaklı Hayvanlar İçin Yetkili Çiftlik ve Mezbaha Bulunmuyor

İran Veterinerlik Kurumu Başkanı Vahid Salehi, ülkede tek tırnaklı hayvanların yetiştirilmesine izin verilen bir birim veya bu hayvanların etinin elde edilmesi için yetkili bir mezbaha bulunmadığını açıkladı. Açıklama, tek tırnaklı hayvan yetiştiriciliği ve et ihracatı için yapılan başvurulara ilişkin tartışmalar sırasında geldi. Salehi’ye göre bu alandaki ilk başvuru, et ihracatı amacıyla bir yetiştiricilik birimi kurulması için 1395 ve 1396 yıllarında yapıldı. Geçen yıl ise üç ilden yetiştiricilik zinciri, özel mezbaha, paketleme ve ihracat kurulması için başvurular geldi. Ancak söz konusu çiftliklerin kurulmasına yönelik uygulama yönergesi, hayvancılık tesisi ruhsat düzenlemesi veya onaylanmış bir kural henüz yayımlanmadı. Salehi, 1398’de alınan dini görüşte, sürecin yasalara ve sağlık izinlerine uygun yürütülmesi ve ürünün niteliğinin tüketiciye açıkça bildirilmesi halinde dini açıdan engel bulunmadığının belirtildiğini aktardı. Veterinerlik Kurumunun politikası ise standartlar oluşturulması halinde tüm sürecin sağlık denetimine tabi tutulması ve ürünlerin diğer ürünlerle karışmasını önleyecek şekilde kesin biçimde etiketlenmesi yönünde. Açıklamada hayvan ve hayvansal girdilerin izlenmesine ilişkin sistem hakkında da bilgi verildi. 1392’de kurulan kapsamlı izleme ve tanımlama sistemi canlı hayvan, ilaç, aşı, biyolojik maddeler ve pestisitlerin taşıma, depolama ve muhafaza noktalarını izliyor. Canlı hayvanların yetiştirme döneminden mezbahaya kadar sağlık kimliği taşıması gerekiyor; sağlık sertifikası düzenlenmeden taşıma irsaliyesi çıkarılmıyor. Salehi ayrıca dondurulmuş tavuk stoklarına ilişkin verileri paylaştı. Depolanan 20 bin 500 ton tavuğun yaklaşık 15 bin tonu tüketim süresi dolmadan piyasaya dağıtıldı. Bir ila üç ay tüketim süresi kalan yaklaşık 5 bin 400 ton ise perakende piyasaya gönderilmeyerek toptan merkezlere ve ısıl işlem gören et ürünleri sanayisine tahsis edildi. Bu partiden toplam 27 ton ürün, salmonella veya diğer sağlık kriterlerine aykırılık nedeniyle insan tüketimine onay almadı; kaynağa göre ürünler için imha veya atık işleme ve üreticiye iade süreçleri uygulandı.

Japonya’da Somon Avındaki Düşüş Karada Yetiştiriciliği Gündeme Taşıdı
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Japonya’da Somon Avındaki Düşüş Karada Yetiştiriciliği Gündeme Taşıdı

Japonya’nın Niigata eyaletindeki Murakami kenti, somon avındaki sert düşüşe karşı karada yetiştiriciliğe yöneliyor. Japonya Denizi kıyısında chum somonuyla tanınan kentte, Miomote Nehri’nden 2015 mali yılında 55.718 somon yakalanırken bu sayı 2025 mali yılında 1.415’e geriledi. Kent yönetimi, bu kritik durum karşısında Okayama Üniversitesi Bilim Enstitüsü’nün Gelecek Nesil Su Ürünleri Yetiştiriciliği Merkezi ile bir araştırma yürütüyor. Merkezde yaklaşık 2.000 chum somonu, 35 metrik ton kapasiteli oval bir tankta yetiştiriliyor. Toshimasa Yamamoto’nun liderlik ettiği ekip, balıkları yavru döneminden itibaren büyütüyor. 15 Ağustos itibarıyla balıkların ortalama ağırlığı yaklaşık 140 gram, uzunluğu ise yaklaşık 24 santimetreydi. Deneyin hedefi, Nisan 2026’da başlayan iki yıllık görev süresi içinde somonları 2-3 kilogram ağırlığa ulaştırmak. Araştırma ekibi, yavruların ebeveyn balıklara dönüştürülmesini ve bu balıklardan alınacak yumurtalarla yeni neslin yetiştirilmesini içeren kapalı devre yetiştiriciliğini amaçlıyor. Karada yetiştiricilikte sockeye ve Atlantik somonu için ilerleme kaydedilmiş olsa da chum somonunun hızlı yüzmesi önemli bir güçlük oluşturuyor. Balıklar büyüdükçe kalabalık tanklarda birbirlerine çarparak ölebiliyor. Yamamoto, güçlü yüzücü mavi yüzgeçli orkinos üzerinde geliştirilen yetiştiricilik tekniklerinin bu sorunun önlenmesine yardımcı olabileceğini düşünüyor. Murakami’nin karada yetiştiricilik için uygun olabileceği belirtilen özellikleri arasında soğuk su kaynakları bulunması yer alıyor. Bu sayede suyu soğutmak için makine kullanılması gerekmeyebilir. Ancak kent yönetimi, kapalı devre yetiştiriciliğinin ticari açıdan uygulanabilir olup olmadığını ve kentte somon işleme, dağıtım ve diğer faaliyetlerde yer alan kişilerin görüşlerini dikkate alarak ilerlemek istiyor. Somonlardaki gerileme Murakami ile sınırlı değil. Japonya genelinde, dört yıl önce bırakılan yavrulara göre geri dönen somonların oranı 1974’ten 2024’e kadar %1’in altına inmezken 2025’te %0,66’ya düştü. Niigata’daki oran ise 2023’te %0,19, 2024’te %0,13 ve 2025’te %0,06 oldu. Isınmayla kuzeye ilerleyen balıkların avcılığı, uygun su sıcaklıklarının görüldüğü dönemin kısalması ve daha az besleyici zooplankton türlerinin yayılması başlıca etkenler arasında gösteriliyor. Miomote Nehri Somon Balıkçılığı Birliği daha önce 10 milyon yumurta toplayıp 8 milyon yavruyu suya bırakıyordu. Ancak geri dönen somonların azalması yumurta toplama ve kuluçka faaliyetlerini zorlaştırdı. Kapalı devre yetiştiriciliği krizi önleyebilecek bir yol olarak görülse de birlik yetkilileri, yetiştiriciliğin balıkları nehirde çoğaltmak için değil tüketim amacıyla kullanacağına dikkat çekerek sonuçların belirsiz olduğunu ve sürecin yakından izlenmesi gerektiğini belirtiyor.

Suriye'de Balık Çiftlikleri Yeniden Faaliyete Geçiyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye'de Balık Çiftlikleri Yeniden Faaliyete Geçiyor

Suriye’nin Hama kırsalındaki Ghab bölgesinde balık çiftlikleri, 14 yılı aşkın bir aranın ardından kademeli olarak yeniden faaliyete başladı. Yeniden üretime dönüş; havuzların rehabilitasyonu, yetiştiricilik girdileri ve yem temini ile üretimin pazarlanması gibi sorunlar sürerken gerçekleşiyor. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Kurumu’nun Hama şubesi, bölgede 291 özel ve üç kamuya ait çiftlik bulunduğunu bildirdi. Hama’daki balık çiftliklerinin üretimi, yetiştiricilerin özellikle yerinden edilme sonrasında yaşadığı imkân yetersizliği ve sazan balıklarında yüksek ölümlere yol açan viral hastalık nedeniyle 2 bin tona geriledi. Kurum, çiftliklerin ruhsatlandırılmasını kolaylaştırdığını, yetiştiriciliği ve hastalık vakalarını izlediğini, üreticilere teknik danışmanlık sunduğunu açıkladı. Salgın döneminde hastalıklı havuzlarda saha çalışmaları yapılarak ölü balıklardan numuneler alındı ve Hama Veteriner Fakültesi laboratuvarlarında incelendi. Yetiştiriciler ise uzun süreli yerinden edilmenin çiftlik ve havuzlara zarar verdiğini, ekipmanların çalındığını belirtiyor. Balık yetiştiricisi Halid Remuz, üretimin yeniden kurulabilmesi için yem, yavru balık ve elektrik ekipmanı alımını destekleyecek uzun vadeli krediler verilmesini istedi. Bir başka yetiştirici de yakıt, yem ve nakliye maliyetlerinin yüksekliğinin havuzların yeniden hazırlanmasını zorlaştırdığını söyledi. Remuz ayrıca, yerli üretimin pazarlanabilmesi amacıyla dondurulmuş balık ithalatının ekim ayından yıl sonuna kadar durdurulmasını önerdi; bu öneri yetkililerce alınmış bir karar olarak aktarılmadı. Genel kurumun mart ayında açıkladığı verilere göre ülkenin yıllık ortalama balık üretimi 20-25 bin ton düzeyinde bulunuyor. Hazırlanan stratejik planla üretimin 2035’te 225 bin tona çıkarılması hedefleniyor.

Güney Afrika’da Ejder Meyvesi Üretimi Sermaye ve Mevzuat Engelleriyle Yavaşlıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Ejder Meyvesi Üretimi Sermaye ve Mevzuat Engelleriyle Yavaşlıyor

Güney Afrika’da ejder meyvesi üretiminin büyümesi, finansmana erişim sorunları, değişken hava koşulları, tüketici algısı ve çevre mevzuatı nedeniyle yavaşlıyor. Üreticiler ve bitki materyali tedarikçileri, küresel talep artarken yerel sektörde faaliyetlerini genişletmekte zorlanıyor. MarkNtel Advisors’ın raporuna göre küresel ejder meyvesi pazarı 2024’te yaklaşık 678 milyon dolar büyüklüğündeydi ve 2030’da yaklaşık 995 milyon dolara ulaşması bekleniyor. Wonderful Dragon Fruit’tan Cornelius Andrias van Heerden, ürünün sıcak ve kuru koşullarda iyi geliştiğini, Zimbabve, Botsvana ve Zambiya’da başarılı sonuçlar verdiğini belirtti. Ancak Güney Afrika’da üretime başlamak isteyen bazı çiftçilerin arazi, motivasyon ve beceriye sahip olmalarına rağmen başlangıç finansmanı bulamadığını söyledi. Amorentia Estate and Nursery yöneticisi Lauren Strever ise ejder meyvesinin kuraklığa görece dayanıklı olmasına karşın aşırı yaz yağmuru ve uzun süreli nemli koşullara duyarlı olduğunu aktardı. Bu koşullar çiçeklenmeyi, meyve gelişimini ve üretimi etkileyebiliyor. Sektör ayrıca yerel pazardaki kalite algısıyla karşı karşıya. Daha tatlı kırmızı, pembe ve beyaz çeşitlerin ekimi artsa da eski, tatsız beyaz meyveler raflarda hâlâ baskın durumda. Strever, yüksek kaliteli ürünün tüketicilere düzenli ulaşmasının talebi güçlendirebileceğini, üretimin tek başına pazar oluşturamayacağını ifade etti. Bunun yanında Hylocereus undatus ve melezleri, Güney Afrika’nın biyoçeşitlilik mevzuatında 2. kategori tür olarak sınıflandırılıyor. Bu nedenle bitkilerin bulundurulması, çoğaltılması veya satılması için çevre izinleri gerekiyor; üretim sektöründen ise bu riskin ticari yetiştiricilikteki boyutuna ilişkin ülkeye özgü araştırmaların artırılması talep ediliyor.

Hollanda Sera Tarımı Robotik ve Veriye Yöneliyor
Görsel kaynağı: Nieuwe Oogst · Özgün haber

Hollanda Sera Tarımı Robotik ve Veriye Yöneliyor

Hollanda sera tarımı, elverişli piyasa koşullarından yararlanırken gelecekte karşılaşacağı zorluklara odaklanıyor. ABN AMRO’nun son sektör analizine göre işletmeler, sektörün büyümesini ve rekabet gücünü korumak için yeni yatırım alanlarına yöneliyor. İş gücü kıtlığı, artan enerji maliyetleri ve daha sıkı düzenlemeler, sera işletmelerini robotik sistemlere, veriye dayalı yetiştiriciliğe ve daha ileri profesyonelleşmeye yatırım yapmaya zorluyor.

Zeytinyağı Sektörü Kârlılık İçin Acil Önlem ve Cezai Yaptırım İstiyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber

Zeytinyağı Sektörü Kârlılık İçin Acil Önlem ve Cezai Yaptırım İstiyor

İspanya’daki tarım meslek kuruluşları ASAJA, COAG ve UPA ile Cooperativas Agroalimentarias de España, zeytinyağı sektöründe süregelen kârlılık ve rekabet gücü kaybına karşı hükümetten ve diğer idarelerden acil, yapısal ve kapsamlı önlemler istedi. Ortak açıklamada, zeytinyağı üretiminin ülke ekonomisi, toplum ve çevre açısından taşıdığı önem gerekçe gösterilerek zeytinliklerin ve zeytinyağının tarım ve ekonomi politikalarında stratejik ürün ve yetiştiricilik alanı olarak tanınması talep edildi. Kuruluşlar, özellikle iklim değişikliğinin etkileri ve aşırı hava koşulları nedeniyle su kaynaklarının daha iyi yönetilmesini, sulanan zeytinliklerin genişletilmesini ve yeni su temin kaynaklarının araştırılmasını istedi. Zeytinliklerin suya erişimde önceliklendirilmesi ve farklı üretim türleri için su tahsislerinin eşit olması gerektiği savunuldu. Açıklamada, zeytin yetiştiriciliğinin ekonomik, sosyal ve çevresel bakımdan suyu en verimli kullanan tarımsal faaliyet olduğu görüşü de dile getirildi. Kalite ve sahteciliğin önlenmesi başlığında sektör, mevcut kalite ve etiketleme kurallarının etkili uygulanması için idarelerin daha fazla kaynak ayırmasını ve ürün hareketleri üzerindeki denetimleri önemli ölçüde artırmasını istedi. Denetimlerin yalnızca piyasaya sunulan ürünle sınırlı kalmaması; sanayi süreçlerinin, kütle denkliğinin ve yağlara diğer tohum yağları, prina yağı veya koku giderilmiş yağların karıştırılıp karıştırılmadığının da incelenmesi talep edildi. Kuruluşlar, bu tür ihlaller için cezai yaptırımlar getirilmesini ve SIMO, REMOA, sözleşme kayıtları ile gümrüklerdeki bilgilerin çapraz kontrol edilerek riskli durumların tespit edilmesini önerdi. Açıklamada, REMOA sisteminde taşınan ürünün ilgili sözleşmeyle ilişkilendirilmesi ve satış işlemine konu ürünlerde fiyat bilgisinin kayda geçirilmesi de istendi. Yasa dışı karışımları ve koku giderilmiş yağları belirleyecek kimyasal yöntemler üzerinde araştırmaların desteklenmesi, sızma zeytinyağlarının duyusal sınıflandırmasını daha nesnel hale getirecek yöntemlerin geliştirilmesi gerektiği belirtildi. Arz ve talep dengesini korumak için mevcut piyasa düzenleme tedbirlerinin tüm ilgili işletmelere sıkı biçimde uygulanması ve zeytin değirmenlerine öz düzenleme maliyetleri için yeterli bir ICO kredi hattı sağlanması da talepler arasında yer aldı. Kuruluşlar ayrıca ithalat hareketlerinin ve gümrük depolarındaki yağların izlenebilirliğinin artırılmasını, aktif işleme rejiminin kaldırılmasını ve Tunus menşeli ithalatı etkileyen gümrük düzenlemelerinin askıya alınmasını istedi. Gıda Zinciri Yasası’nın sektörde etkili uygulanması için zeytinyağının ortalama maliyetlerinin nesnel biçimde belirlenmesi, ithalat fiyatlarının bu düzeylerin altında olup olmadığının denetlenmesi ve kârlılık eşiğine ulaşılamadığı için ürününü satamayan üreticilere telafi önlemleri getirilmesi önerildi. Ortak açıklama, kamu kaynaklı bir dönüşüm planı ile geleneksel zeytinlikler için sürdürülebilirlik, modernizasyon ve farklılaşmayı destekleyen kapsamlı bir stratejik plan çağrısıyla sona erdi.

Polonya’da Kuş Zararları İçin Tazminat Sistemi Gündemde
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber

Polonya’da Kuş Zararları İçin Tazminat Sistemi Gündemde

Yabani kuşların tarla bitkileri ve yetiştiricilik yapılan göletlerde yol açtığı zararlar için tazminat sistemi oluşturulmasına yönelik adımların Sejm’de atıldığı bildirildi. Düzenlemede Krajowy Ośrodek Wsparcia Rolnictwa’nın (KOWR) kilit rol üstlenmesi öngörülüyor; ancak kaynak, tazminat ödemelerinin kesinleştiğini belirtmiyor. Çiftçilerin ve sektör kuruluşlarının talepleri doğrultusunda gündeme gelen sistemin, yıllardır dile getirilen bir ihtiyaca yanıt vermesi amaçlanıyor. Zararlardan özellikle yeni ekilmiş tahıllar, başta mısır olmak üzere, ile yetiştiricilik yapılan göletlerin etkilendiği; çiftçilerin mevcut durumda çaresiz kaldığı aktarılıyor.

Bass Strait’te Kral Balığı Yetiştiriciliği Denemesi
Görsel kaynağı: ABC Australia · Özgün haber
Veri haberi

Bass Strait’te Kral Balığı Yetiştiriciliği Denemesi

Avustralya’nın Tasmanya eyaletinde, Bass Strait’te yürütülen Blue Economy Zone araştırma projesi kapsamında 15 bin kral balığı yavrusu Batı Avustralya’dan Tasmanya’ya getirildi. Yavrular, denizde yetiştiricilik denemesinin bir sonraki aşaması için Hobart’taki Deniz ve Antarktika Bilimi Enstitüsünde geçici olarak tutuluyor. Geçen yıl başlatılan proje, Burnie kıyısının 12 kilometre açığında somon ve kral balığı yetiştirerek Commonwealth sularında böyle bir sektörün uygulanabilirliğini değerlendirmeyi amaçlıyor. Kral balığı operasyonunu Dr Maxi Canepa yönetiyor.