ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

376 haber · Sayfa 11

Güney Afrika’da Patates ve Domates Fiyatları Yükseldi
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Patates ve Domates Fiyatları Yükseldi

Güney Afrika taze meyve-sebze piyasalarında bu hafta patates ve domates fiyatları çift haneli yükselirken soğan fiyatı 2025 seviyelerinin çok üzerinde kaldı. Agricultural Market Trends (AMT) tarafından hazırlanan GroundRules piyasa güncellemesine göre patates fiyatı %15’ten fazla artarak 10 kilogram başına ortalama 77,49 Güney Afrika randına ulaştı. Domates fiyatı ise haftalık arz hacmi %7 artmasına rağmen %44 yükselerek kilogram başına 12,24 randa çıktı ve yıllık bazda %19 daha yüksek seyretti. Tarım ekonomisti Conce Moraba, mevcut fiyat sıçramalarının büyük ölçüde geçici stok kıtlıklarından kaynaklandığını, ancak üretim bölgelerinden gelecek yeni arzın bazı ürünlerde aşağı yönlü baskı oluşturabileceğini belirtti. Patateste haftanın ilerleyen günlerinde artabilecek sevkiyatların haftalık ortalamayı aşağı çekebileceği ifade edildi. Soğan fiyatı 10 kilogram başına 148,48 randla rekor seviyelere yakın kalırken, bir yıl öncesine göre %268 arttı. Fiyat geçen hafta yaklaşık %3 gerilese de kısa vadede büyük bir piyasa düzeltmesi beklenmiyor. Moraba, yüksek fiyatların ekim ayı boyunca sürmesini beklerken daha sıcak hava, ay ortasında zayıflayan talep ve kasım ortasından itibaren başlayacak mevsimsel arz girişinin tüketici üzerindeki baskıyı azaltabileceğini söyledi. Limpopo’daki bazı üreticilerin sezonu tamamladığı, Northern Cape’ten beklenen yüksek hacimli arzın ise henüz piyasaya ulaşmadığı belirtildi. Diğer ürünlerde havuç, hacmi %40 artmasına rağmen %4 yükselerek kilogram başına 3,93 randa çıktı; sarımsak ise %10 düşerek kilogram başına 79,43 randa geriledi. Meyve piyasasında muz fiyatı, haftalık arzın %36 artmasının ardından kilogram başına 8,79 randa geriledi. Portakal fiyatı kilogram başına 2,56 randa hafif toparlansa da artan yıllık arz, düşük ihracat hareketi ve kalite sorunları nedeniyle bir yıl öncesine göre %41 daha düşük kaldı.

Rus Tahılı, Kazakistan’ın İhracat Rekabetini Zorluyor
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber
Veri haberi

Rus Tahılı, Kazakistan’ın İhracat Rekabetini Zorluyor

Kazakistan’da 2026 hasadının tamamlanmasıyla birlikte çiftçilerin ürünlerini iyi fiyatla satabilmesi ve başlıca ihracat pazarlarının belirlenmesi öne çıktı. ElDala’ya konuşan Fergus Genel Müdürü Erbol Eleulov, Rus tarım ürünlerinin Karadeniz limanlarındaki ihracat sorunları nedeniyle Orta Asya pazarlarına yönelmesinin Kazakistan tahılının rekabetini zorlaştırdığını söyledi. Eleulov’a göre Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ve Afganistan’daki pazar payını koruyabilir ancak Rus buğdayının daha düşük fiyatı Kazak ürünlerini baskılayabilir. Rus tahılının kalite bakımından çoğu zaman Kazak tahılının gerisinde kaldığı ve glutenin ekmekçilik özelliklerini ölçen İDK, yani gluten deformasyon indeksi, kriterlerini karşılamadığı belirtildi. Buna rağmen değirmenciler, Rus tahılına Kazak tahılı ekleyerek kabul edilebilir özelliklere sahip un üretebiliyor. Kazakistan ayrıca Hazar üzerinden İran pazarında da geriliyor. Eleulov, geleneksel olarak İran’a gönderilen Kazak arpası için mevcut dönemde sevkiyat yapılmadığını, Rusya’nın Hazar limanları ve nehir taşımacılığı üzerinden bu pazara arpa gönderdiğini aktardı. Rusya’nın daha yüksek verimi ve daha fazla yağış alan üretim koşulları rekabet gücünü artırırken, döviz kurları da Kazak ihracatçıların aleyhine gelişti. Kazak tengesinin bir yılda dolar karşısında yaklaşık 540’tan 440’a güçlenmesi ürünleri yabancı alıcılar için pahalılaştırdı. Buna karşılık ruble aynı dönemde dolar karşısında 75’ten 85’e geriledi. Bu etkenlerin toplamında Rus buğdayı, taşıma giderleri dahil edildiğinde Özbekistan pazarına ton başına 20 dolar daha düşük fiyatla ulaşabiliyor. Yeni pazar arayışında Çin, Kazakistan için istikrarlı bir alıcı ve lojistik açıdan avantajlı bir seçenek olarak gösterildi. Ancak taşıma altyapısının kapasitesi sevkiyatları sınırlıyor. Karadeniz limanları üzerinden dünya pazarlarına çıkışın mümkün olmadığı, Gürcistan limanlarının pahalı ve kapasitesinin düşük kaldığı belirtildi. Baltık limanlarına erişim de Rusya üzerinden demiryolu geçişindeki kısıtlar nedeniyle zorlaşıyor. Bu durum, yüksek proteinli buğdayın Avrupa’ya ve makarnalık buğdayın dış pazarlara gönderilmesini riske atıyor. İhracatçılar, daha önce uzak pazarlara erişimi kolaylaştıran taşıma sübvansiyonlarına ilişkin kamu borçlarının ödenmesini ve gelecekte ödemeleri düzenleyecek açık bir mekanizma kurulmasını bekliyor. Eleulov, sübvansiyon borçları, Katma Değer Vergisi ödemelerindeki sorunlar ve güçlü tengenin çiftçilerin gelirleri ile dış pazarlardaki rekabet gücünü olumsuz etkilediğini söyledi. Bu sorunların çözülmesi halinde buğday fiyatlarının ton başına mevcut 80-90 bin tengeden 100-120 bin tengeye çıkabileceğini öne sürdü. Rusya toprakları üzerinden transit geçiş kapalı kalırsa, Kazakistan durum buğdayının yerini Kanada, Türkiye ve diğer ülkelerin ürünleri alacak.

Güney Afrika’da Çiftçilerin Resmi Pazara Erişimi İçin Alıcı Beklentileri Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Çiftçilerin Resmi Pazara Erişimi İçin Alıcı Beklentileri Öne Çıkıyor

Güney Afrika’da çiftçilerin ve yeni gıda üreticilerinin perakende, gıda üreticileri ve diğer resmi pazarlara erişebilmesi için yalnızca kaliteli ürün üretmesi yeterli görülmüyor. Düzenli tedarik, uygun ambalaj, doğru fiyatlandırma, mevzuata uyum ve alıcılarla güçlü ilişkiler de pazara girişin temel koşulları arasında gösteriliyor. Bu konular, Future of Food Conference’ta perakende tedariki ve pazar erişimi üzerine düzenlenen panelde ele alındı. Land Bank yöneticisi Litha Kutta, üreticilerin alıcılara başvurmadan önce pazarın teknik özelliklerini anlaması ve ürünlerini buna göre uyarlaması gerektiğini söyledi. Üreticilerin üretime başlamadan önce alıcıların istediği hacmi, kalite düzeyini, ambalaj biçimini, fiyat beklentisini ve tedarik koşullarını öğrenmesi gerektiği belirtildi. Kutta, çiftçilerle alıcılar arasındaki ağ eksikliğinin de pazar erişiminin önündeki engellerden biri olduğunu ifade etti. Kutta, bir malt içeceği üreticisinin sektör bağlantısı sayesinde bir alıcının ürün ihtiyacına yönelik fırsat yakaladığını anlattı. Gerekli hacmi karşılamak için başlangıçta fabrika kurmayı planlayan üretici için daha sonra fason üretim çözümü bulundu. Kutta, sektör etkinlikleri, üretici kuruluşları ve diğer ağ oluşturma fırsatlarının çiftçileri potansiyel alıcılarla buluşturabileceğini belirtti. Panelde ayrıca üreticilerin hedef pazarlarını ve tüketicilerin ne satın almaya hazır olduğunu anlamaları gerektiği vurgulandı. South Africa Wine temsilcisi Karin Kleinbooi, ürünün yanı sıra rekabetçi fiyatın ve tüketici beklentilerine uygun kalitenin önemine dikkat çekti. Joburg Market yöneticisi Cedric Nephawe ise çiftçileri pazarı yerinde ziyaret etmeye ve piyasa aracılarıyla ilişki kurmaya çağırdı. Fiyatların arz ve talepten etkilendiği, ambalajın elde edilen fiyatı değiştirebildiği ve kaliteli ürünlerin kötü sunulmaları halinde alıcı bulmakta zorlanabileceği belirtildi.

Fas’ta Zeytin Hasadı Sıcaklık ve İş Gücü Baskısı Altında
Görsel kaynağı: Libération Maroc · Özgün haber

Fas’ta Zeytin Hasadı Sıcaklık ve İş Gücü Baskısı Altında

Fas’ta ekim ayıyla başlayan zeytin hasadı, süregelen sıcaklık dalgaları ve iş gücü eksikliği nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Aşırı sıcaklıkların zeytinliklerin beklenen üretim hacmini gerilettiği ve olgunlaşan meyvelerin kalitesini tehdit ettiği belirtiliyor. Bu koşullar, zeytin üretiminin yanı sıra hasat ve pazarlama zincirinde de belirsizlik yaratıyor. Son yağışlar yeraltı su kaynakları açısından geçici bir rahatlama sağladı ancak olgunlaşma dönemindeki ağaçları etkileyen sıcaklık baskısını ortadan kaldırmadı. Kaynakta, değişken iklim koşulları karşısında hedefli besin uygulamaları ve ziraat mühendislerinin desteği gibi teknik çözümlerin ekonomik açıdan önem kazandığı aktarılıyor. İş gücü açığı ise hasat sürecinin diğer temel sorunu olarak öne çıkıyor. Üreticiler işçi bulmakta zorlanırken ücretler yaşam maliyetindeki genel artışa paralel olarak yükseliyor. Yeterli personel bulunamaması, olgunlaşan meyvelerin zamanında toplanamaması ve bunun önemli mali kayıplara yol açabilmesi nedeniyle tüccar ve aracılarda temkinli bir tutuma neden oluyor. Kadın emeği personel açığının etkisini kısmen azaltıyor; ancak sektörün geleceği için iş gücünün yapılandırılması, eğitilmesi ve profesyonelleştirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Kuraklık, Sırbistan’da Tarımsal Verimi ve Ürün Seçimini Zorluyor
Görsel kaynağı: Večernje novosti · Özgün haber

Kuraklık, Sırbistan’da Tarımsal Verimi ve Ürün Seçimini Zorluyor

Sırbistan’da yağış eksikliği, tarımsal ürünlerin kalitesi ve veriminde düşüşe yol açtı. Novi Sad Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Prof. Dr. Ranko Čabilovski, bu yıl ayçiçeği dışında ilkbahar ürünlerinin neredeyse hiçbirinin iyi sonuç vermediğini belirtti. Açıklamaya göre kuraklık, üreticilerin ürün tercihlerini yeniden değerlendirmesini gerektiriyor. Fakültenin deneme amaçlı organik tarlasında, organik tarımın iklim değişikliğine karşı geleneksel yoğun tarımdan daha dayanıklı olup olmadığı araştırılıyor. Ancak organik parsellerdeki verimler şimdilik belirgin biçimde farklılaşmadı. Čabilovski, bunun organik tarımın toprak yenileme bakımından henüz genç olması ve topraktaki organik madde miktarının konvansiyonel parsellerden fazla ayrışmamasıyla bağlantılı olduğunu söyledi. Uzun vadede organik parsellerin kuraklığa karşı daha dirençli olabilmesi için toprakta daha fazla organik madde bulunması gerekiyor. Böylece toprağın nem tutma kapasitesinin artabileceği ve bitkilerin kuraklıkla daha iyi mücadele edebileceği değerlendiriliyor. Bununla birlikte su eksikliğinin başka bir tarımsal uygulamayla telafi edilemeyeceği vurgulanıyor. Kuraklığın etkisini azaltmak için kuraklığa daha dayanıklı ve toprakta nemi koruyan ürünlerin seçilmesi öneriliyor. Tarlalarda hayvan gübresi kullanımının azalması ise hayvan varlığındaki düşüşle ilişkilendiriliyor.

Birleşik Krallık’ta Fazla Gıdayı Yeniden Dağıtma Hedefi
Görsel kaynağı: The Guardian · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ta Fazla Gıdayı Yeniden Dağıtma Hedefi

Birleşik Krallık’ta gıda sektöründe her yıl 1 milyardan fazla öğünlük, kolayca kurtarılabilecek fazla gıdanın israf edildiği belirtiliyor. The Guardian’ın yorum bölümünde yazan ve gıda yeniden dağıtım kuruluşu Felix’in yöneticisi Charlotte Hill, hükümet destekli yeni bir ulusal programla yeniden dağıtılan gıda miktarının gelecek on yılda üç katına çıkarılmasının hedeflendiğini aktardı. Hill, bu miktarın 470 bin tona denk geldiğini ve ülkedeki her çocuğu bir ay boyunca günde üç öğün beslemeye yeteceğini yazdı. Hill’e göre israfın en büyük bölümü perakende mağazaları ve restoranlardan değil, çiftliklerden kaynaklanıyor. Yaklaşık 850 milyon öğünlük fazla gıdanın çiftliklerde, 178 milyon öğünlük kısmının gıda üretim tesislerinde, 71 milyon öğünlük bölümünün konaklama ve yemek hizmetlerinde, 12 milyon öğünlük bölümünün ise perakendede oluştuğu ifade edildi. Felix’in yöneticisi, kuruluşun yenilebilir fazla gıdayı ihtiyaç sahiplerini besleyen 8 binden fazla kuruluşa ulaştırdığını belirtti. Kaynağa göre çiftliklerde öngörülemeyen hava koşulları, ürünlerin sınıflandırılmasına ilişkin standartlar ve hasat miktarıyla alıcı siparişleri arasındaki uyumsuzluk fazla gıda oluşumunda etkili oluyor. Üretim tesislerinde ise üretim fazlası, ambalaj değişiklikleri ve kalite kontrol süreçleri normal satış kanallarında değerlendirilemeyen ürünler yaratıyor. Felix’in geçen yıl dağıttığı gıdanın neredeyse yarısını taze meyve ve sebzelerin oluşturduğu aktarıldı. Hill, bazı işletmelerin gıdayı bağışlamak yerine israf etmeyi daha ucuz bulduğunu savundu. Yazara göre kurumlar vergisi sistemi gıda bağışını yeterince teşvik etmiyor; gıda atıklarının hayvan yemi veya biyogaza dönüştürülmesi gibi alternatif bertaraf yollarına yönelik kamu sübvansiyonları da fazla gıdayı insan tüketiminden uzaklaştırabiliyor. Felix, City Harvest, Community Shop ve diğer ortak kuruluşlarla Food Redistribution Partnership UK’yi kurarak yeniden dağıtımı artırmayı amaçlıyor. Hill, Birleşik Krallık’ta hayır kurumlarının tüm fazla gıdanın yaklaşık %1’ini yeniden dağıttığını, Fransa’nın yaklaşık iki katına, ABD’nin ise üç katına ulaştığını belirtti. Yazara göre gıda yeniden dağıtımı yoksulluğa sistemik bir çözüm oluşturmuyor; ancak israf edilen gıdanın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, gıda güvencesizliğinin etkilerini hafifletebilir.

Arjantin 2025/26 Buğday İhracat Hedefine Yaklaştı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin 2025/26 Buğday İhracat Hedefine Yaklaştı

Arjantin, 2025/26 buğday ticaret döneminin bitimine iki ay kala ihracat sevkiyatı hedefini tamamlamaya yaklaştı. İhracat Satış Beyanları (DJVE) kapsamında 17,42 milyon tonluk sevkiyat kaydı bulunurken, Tarım Bakanlığının sezon toplamı için öngördüğü hacim 18,0 milyon ton seviyesinde. Kaynak, bu ilerlemeyi Rusya-Ukrayna savaşının seyrine ilişkin belirsizliğin oluşturduğu talep baskısına bağlıyor. Sevkiyatı yapılan veya gönderilmesi planlanan buğdayın başlıca alıcıları Endonezya ve Brezilya olarak gösteriliyor. Endonezya’nın bu dönemdeki alımlarının, Karadeniz’den ürün tedarik edilememesinden kaynaklandığı belirtiliyor. Brezilya’nın güneyindeki değirmenler ise hasat sırasında yaşanan aşırı nem nedeniyle olası tedarik sorunlarından kaçınmak amacıyla Arjantin buğdayının son partilerini tercih ediyor. Arjantin ekmeklik buğdayının resmî spot FOB fiyatı ton başına 250 ABD doları olarak veriliyor. Karadeniz fiyatları hesaba katılmadığında ürün, kaynakta dünyanın en ucuz buğdayı olarak nitelendiriliyor. Buna karşın Arjantin piyasasında 2026/27 hasat fiyatları mevcut ürünün üzerindeki seviyelerde seyrediyor. Sevkiyat hızı korunursa ihracat tahminlerinin yukarı yönlü revize edilebileceği, ancak güçlü bir El Niño’nun gelecek hasadın arzı ve kalitesi üzerindeki etkisinin fiyat oluşumunda henüz hesaba katılmadığı aktarılıyor.

Uruguay’da Sığır Fiyatları Sanayi Talebiyle Güçleniyor
Görsel kaynağı: Blasina y Asociados · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay’da Sığır Fiyatları Sanayi Talebiyle Güçleniyor

Uruguay’da sanayi talebinin kademeli olarak canlanmasıyla kesimlik sığır fiyatları yükseliş eğilimine girdi. Kaynakta, mera arzının hâlâ asgari düzeyde kaldığı ve işlemlerin frigorifik tesislerin ulaşabildiği yüksek fiyat seviyelerinde gerçekleştiği belirtildi. Üst kalite lotlarda novillo fiyatı kilogram başına 5,80-5,90 ABD doları, iyi bitirilmiş ve ağır inek fiyatı ise 5,40-5,60 ABD doları aralığında oluştu. Hayvan Komisyoncuları Birliği (ACG) verilerine göre novillo fiyatı kilogram başına 5,78’den 5,81 ABD dolarına yükseldi. İhracata özel novillolar 5,84 dolara çıkarken genel ortalamada inek fiyatı 5,43, düve fiyatı 5,76 ABD doları oldu. Özel ineklerdeki artışın 10 sentle daha belirgin olduğu ve fiyatın 5,54 dolara ulaştığı aktarıldı. Yenileme piyasası genel olarak güçlü ve istikrarlı seyretti, ancak kategorilere göre farklı hareketler görüldü. Pantalla Uruguay’ın son satışında novillo kategorilerinde artış ve rekorlar kaydedilirken buzağı fiyatı kilogram başına 4,35’ten 4,17 ABD dolarına, toplam fiyatı ise 886’dan 853 ABD dolarına geriledi. ACG’de buzağıların ortalama fiyatı 4,54 dolara inerken 180 kilogram üzerindeki ve ihracata yönelik buzağılarda yükseliş sürdü. Yenileme piyasasında en yüksek artış gebe inek ve düvelerde görüldü; bu kategorinin fiyatı %4,3 artışla 1.340 ABD dolarına çıktı. Pantalla Uruguay’daki novillo artışlarına karşılık ACG tablosunda bazı novillo kategorilerinde haftalık bazda 13 sente kadar düşüş bildirildi. Koyun piyasasında ise kuzu için kilogram başına 6,42, koyun için yaklaşık 5,30 ABD doları seviyeleri kaydedildi.

Arjantinli Süt Ürünleri Şirketi Dubai’ye Laktozsuz Peynir Gönderdi
Görsel kaynağı: La Nación · Özgün haber
Veri haberi

Arjantinli Süt Ürünleri Şirketi Dubai’ye Laktozsuz Peynir Gönderdi

Arjantin’in Córdoba eyaletindeki Villa María kentinde faaliyet gösteren aile şirketi Lácteos Capilla del Señor, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentine ilk laktozsuz peynir sevkiyatını gerçekleştirdi. Uçakla yapılan gönderi, Lombarde markasıyla hazırlanan 1.000 kilogram mozzarella ve provolone hilado olarak bilinen provoletadan oluşan bir palet halinde gönderildi. Şirket sahibi Álvaro Ugartemendía, ilk operasyonun ürünlerin Birleşik Arap Emirlikleri’ne girişini ve potansiyel müşterilerdeki karşılığını değerlendirmek amacı taşıdığını belirtti. Ürünlerin Dubai’de ağırlıklı olarak premium segmente ve yüksek mutfak kanalına sunulması planlanıyor. Şirket, bu ilk gönderinin ardından ürünlerin ülkeye sorunsuz biçimde girmesi ve müşteriler tarafından olumlu karşılanması halinde sevkiyat hacmini artırmayı, sonraki gönderileri ise konteynerlerle yapmayı öngörüyor. Dubai pazarı, Avrupa peynirlerinin güçlü bilinirliği nedeniyle şirket açısından rekabetin yüksek olduğu bir alan olarak tanımlanıyor. Ugartemendía, kaliteli ürün arayan müşterilerin öncelikle İtalya ve Fransa gibi ülkelerin peynirlerine yöneldiğini söyledi. Şirket, bu pazarda farklılaşmak için laktozsuz ürün hattını öne çıkarıyor. Laktozsuz peynir hattı, Arjantin Ulusal Sanayi Teknolojisi Enstitüsü (INTI) ile yürütülen ortak çalışma kapsamında geliştirildi. Şirketin açıklamasına göre süreç, diğer bazı gıdalarda laktozu parçalamak için kullanılan enzimin ürüne eklenmesini gerektirmiyor. Ugartemendía, INTI ile geliştirilen bu yeniliğin küçük ve orta ölçekli bir şirket için ürünlere katma değer sağladığını ifade etti. Lácteos Capilla del Señor, 2025-2026 döneminde başta Peru, Brezilya ve Paraguay olmak üzere 600 tonun üzerinde laktozsuz ürün ihraç ettiğini bildirdi. Birleşik Arap Emirlikleri bu ülkelere eklenen yeni destinasyon oldu. Şirket 2007’de ihracata başladı; daha sonra Güney Kore, Rusya, Kolombiya, Venezuela ve Şili’ye satış yaptı. Firmanın bir sonraki hedefi Vietnam olurken, bu ülkeye Arjantin gıdalarının tadımı için yakın zamanda ürün gönderildiği belirtildi.

İrlanda’da Koyun Ticaretinde Dişi Koyun ve Kuzu Fiyatları Sabit Kaldı
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Koyun Ticaretinde Dişi Koyun ve Kuzu Fiyatları Sabit Kaldı

İrlanda’da bu haftaki koyun ticaretinde dişi koyun ve kuzu fiyatları geçen haftaya göre büyük ölçüde değişmedi. Kepak, kuzular için kilogram başına 7,85 avro ve 0,15 avro kalite güvencesi primi açıklayarak toplam teklifi 8 avroya çıkardı. Tarım, Gıda ve Denizcilik Bakanlığı verilerine göre haftalık koyun kesimleri son 10 haftadır geçen yılın üzerinde seyrediyor. Yılbaşından bugüne toplam kesim 20.000 baştan fazla artarken, kuzu ve toklu kesimi 60.000 baştan fazla azaldı; kasaplık dişi koyun ve koç kesimi ise 75.000 baştan fazla yükseldi.

Kakheti’de Bağbozumu Zirve Döneminde
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Kakheti’de Bağbozumu Zirve Döneminde

Gürcistan’ın Kakheti bölgesinde bağbozumu zirve dönemine girerken bağların yaklaşık yarısı hasat edildi. Tarım Bakanı Davit Songulaşvili, sürecin organize ilerlediğini ve teslim edilen üzümlerin çoğunun yüksek kaliteli olduğunu söyledi. Bakan, mevcut veriler ile hasat tahminine dayanarak sezonun bağımsız Gürcistan tarihindeki en büyük ve kaliteli bağbozumlarından biri olabileceğini belirtti. Bu yıl ilk kez üzümün şeker oranına göre kalite farklılaştırması uygulanıyor. Saperavi’de şeker oranı en az %20 olan üzümün kilogramı 1,50 lari, %16-20 arasındaki üzümün kilogramı 1 lari, %16’nın altındaki üzümün kilogramı ise 0,50 lari olarak belirlendi. Rkatsiteli ve diğer şaraplık çeşitlerde fiyatlar, şeker oranına göre kilogram başına 1,30 lari, 0,90 lari ve 0,50 lari şeklinde uygulanıyor. Şarap işletmelerine şimdiye kadar 12 binden fazla üretici üzüm teslim etti; işlenen üründe başlıca pay Saperavi ve Rkatsiteli çeşitlerine ait. Gürcistan hükümetinin kararına göre fazla ürün olması halinde tüm üreticilerin hasadı depolanacak. Üzüm kabulünü Hasat Yönetim Şirketi yürütürken süreç, Gurcaani’deki bağbozumu koordinasyon merkezi tarafından koordine ediliyor. Nihai sonuç, kalan hasadın toplanması, teslim edilmesi, işlenmesi ve pazarlanmasının başarısına bağlı olacak.

Türkiye Tarımı Ulusal Güvenlik Konusu Olarak Konumlandırıyor
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber

Türkiye Tarımı Ulusal Güvenlik Konusu Olarak Konumlandırıyor

Türkiye, gıda endüstrisini savunma sanayisiyle aynı düzeyde ulusal güvenlik konusu olarak değerlendiriyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Şanlıurfa’daki Teknofest Güneydoğu ziyareti sırasında gıda tedarikinin de ulusal güvenliğin parçası olduğunu söyledi. Yumaklı, Türkiye’nin savunma sanayisinde elde ettiği mühendislik başarısının benzerini tarım endüstrisinde de hedeflediğini belirtti. Bakan, yerli tarım sanayisinin geliştirilmesinin daha iyi ve sürdürülebilir üretime katkı sağlayacağını, ilerleyen dönemde bu üretimin başka ülkelere ihraç edilebileceğini ifade etti. Tarım teknolojileri geçen yıldan bu yana Teknofest programına dahil ediliyor. Etkinlikte uydu üzerinden uçuş izleme ve otomatik yem hazırlama teknolojileri incelendi. Yumaklı ayrıca, artan nüfus ve verimlilik ihtiyacı karşısında daha yüksek üretim miktarından çok verimlilik ve kaliteye odaklanılması, üretimin ise tohumdan sofraya kadar bütünleşik biçimde planlanıp yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Kuru Dönem Beslemesi İnekleri Sonraki Laktasyona Hazırlıyor
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber

Kuru Dönem Beslemesi İnekleri Sonraki Laktasyona Hazırlıyor

Kuru dönem, süt sığırlarında doğuma ve sonraki laktasyona hazırlık açısından kritik bir süreç olarak değerlendiriliyor. Bu dönemdeki besleme hatalarının hipokalsemi, ketoz, plasentanın atılamaması ve üreme sorunları gibi problemlerin riskini artırabileceği belirtiliyor. Doğumdan sonra süt ve ağız sütü üretiminin başlamasıyla kalsiyum ihtiyacı hızla yükseldiği için ineğin mineral metabolizmasının bu değişime hazırlanması gerekiyor. Bu amaçla kullanılan araçlardan biri, rasyonun katyon-anyon dengesinin (DCAD) kontrolü. Anyonik tuzların yer aldığı uygun bir rasyon, kalsiyumun vücut rezervlerinden kullanılmasını ve bağırsaklardan emilimini destekleyen mekanizmalara katkı sağlayabiliyor. Ancak yalnızca bir katkı maddesinin yeme eklenmesinin yeterli olmadığı; karışımın tamamının, mineral düzeylerinin ve hayvanların gerçek yem tüketiminin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Klinik hipokalsemi süt humması biçiminde görülebilirken, belirti göstermeyen hipokalsemi daha az belirgin seyredebilir. Kuru dönemde magnezyum da mineral dengenin korunması açısından önem taşıyor. Bu döneme yönelik bazı katkılar A ve E vitaminleri, beta-karoten ve mikro elementler içeriyor. Bu bileşenler, hayvanın bağışıklığını, genel vücut işlevlerini ve üreme faaliyetlerini desteklemek amacıyla kullanılıyor. Bazı ürünlerde mikro elementler şelatlı formlarda bulunabiliyor; ancak takviyelerin dengeli rasyonun yerini almaması gerekiyor. Doğum sonrasında enerji ihtiyacının kuru madde tüketiminden daha hızlı yükselmesi, negatif enerji dengesine ve ketoz riskine yol açabiliyor. Bu nedenle ineğin laktasyona hazırlanmasında mineral ve vitamin düzeylerinin yanı sıra hayvanların kondisyonu, rasyonun kalitesi, yem tüketimi ve doğum sonrası enerji dengesi de birlikte yönetilmeli.

Polonya’da Düşük Emisyonlu Sığır Üretimi Eko-Şeması Onaylandı
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber
Veri haberi

Polonya’da Düşük Emisyonlu Sığır Üretimi Eko-Şeması Onaylandı

Polonya’da “Düşük Emisyonlu Sığır Üretimi” adlı yeni eko-şema, Ortak Tarım Politikası (OTP) 2023-2027 Stratejik Planı İzleme Komitesi’nden onay aldı. 2 Ekim 2026 tarihli kararla öngörülen müdahale, sığırların beslenmesinde yapılacak değişikliklerle metan emisyonunun azaltılmasını hedefliyor. Eko-şemanın genel amacı, iklim değişikliğinin azaltılmasına ve buna uyuma katkı sağlamak. Kaynakta, Polonya tarımının 2024’teki toplam emisyonu 34,1 milyon ton karbondioksit eşdeğeri olarak verilirken, en büyük kaynakların bağırsak fermantasyonu ile tarım toprakları olduğu belirtiliyor. Uygulamadan yararlanmak isteyen çiftçilerin, metan emisyonunu azaltmaya hizmet eden bileşen veya oranları içeren önceden hazırlanmış bir besleme planı kullanması gerekecek. Plan çiftçi, tarım danışmanı veya besleme danışmanı tarafından hazırlanabilecek; yem rasyonlarını dengeleyen bir programdan da yararlanılabilecek. Planın eko-şema koşullarına uygunluğu tarım danışmanı veya tanınmış bir kalite sistemini belgelendiren kuruluş tarafından doğrulanacak. Ödeme için işletmedeki ilgili sürünün tüm hayvanlarının onaylanan plana göre beslenmesi şart olacak. Düzenleme, ırkı, cinsiyeti veya üretim yönü ne olursa olsun, işletmelerde tutulan altı aydan büyük evcil sığırları kapsayacak. Besleme katkıları ve yem materyalleri için bilimsel birimlerin hazırlayacağı bir liste kullanılacak; işletmede üretilmeyen ürünlerin satın alındığını gösteren belgelerin tutulması gerekecek. Yararlanıcıların aktif çiftçi olması ve başvuruya konu uygun alanın en az 1 hektar olması şartı aranacak. Bir hektardan küçük işletmelerde hayvan ödemesi alınıyorsa asgari doğrudan ödeme tutarı 200 euro olacak. Ödeme hayvan başına, işletmedeki ortalama dönemsel sığır varlığı temelinde hesaplanacak. Tahmini oran 82 euro/DJP olarak açıklandı ancak nihai oranın ilgi düzeyine göre değişebileceği belirtildi.

Güney Afrika’da Sürdürülebilirlik ve Küçük Çiftçilerin Ticarileşmesi Tartışıldı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Sürdürülebilirlik ve Küçük Çiftçilerin Ticarileşmesi Tartışıldı

Güney Afrika Future Food Conference’ta sürdürülebilirlik, sorumlu tedarik ve daha güçlü değer zinciri ortaklıklarının gıda sektöründeki rolü ele alındı. Uzmanlar, küçük ölçekli çiftçilerin yalnızca kalkınma veya tedarikçi geliştirme programlarıyla desteklenmesi yerine gerçek ticari fırsatlara ve piyasalara yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kurumsal çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) uygulamalarının yalnızca geri dönüştürülebilir ambalaj ya da çevre girişimleriyle sınırlanamayacağı belirtildi. Candice Knipe-Tlhotlhalemajoe, işletmelerin önce yönetişim gerekliliklerini anlaması, ardından sosyal, değer zinciri ve çevresel boyutları birlikte değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Ona göre sürdürülebilirlik, ürünlerin tüm değer zincirindeki etkilerini, sorumlu tedariki, elektrik kullanımını, atık azaltımını ve sosyal etkiyi kapsıyor. Knipe-Tlhotlhalemajoe, sürdürülebilirliğin kalite, karşılanabilirlik ve erişilebilirlikle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek gıda ekosistemindeki işbirliğinin önemine dikkat çekti. Komşu çiftliklerle alternatif enerji çalışmaları, lojistiğin iyileştirilmesi, taşıma mesafelerinin ve atığın azaltılması olası adımlar arasında gösterildi. CropLife Üst Yöneticisi Rod Bell, sorumlu üretim ve gıda güvenliği için bitki koruma ürünlerinin doğru depolanması, çalışanlara uygun koruyucu ekipman sağlanması ve ürünlerin etiket talimatlarına göre uygulanması gerektiğini ifade etti. Bell ayrıca boş ambalajların toplanması ve geri dönüştürülmesine ilişkin genişletilmiş üretici sorumluluğu mevzuatına işaret etti. Gıda güvenliği konusunda sansasyonel iddialar yerine bilginin güvenilirliğinin değerlendirilmesi ve bilimsel bilgilerin tüketicilerin anlayabileceği bir dille aktarılması gerektiğini söyledi. OneFarm Impact yöneticisi Thembi Xaba ise küçük ölçekli çiftçi geliştirme çalışmalarının kapasite oluşturma, ilerleme ve ticarileşme aşamalarını içermesi gerektiğini belirtti. Xaba, bu çiftçilerin yan projeler olarak görülmek yerine daha geniş ekonomik büyümeye ve piyasaların oluşturduğu fırsatlara dahil edilmesini savundu.

Tarım İşletmelerinde Yapay Zekâ Kullanımında Veri ve Kontrol
Görsel kaynağı: top agrar · Özgün haber

Tarım İşletmelerinde Yapay Zekâ Kullanımında Veri ve Kontrol

Tarım işletmelerinde yapay zekâ; e-postaların yönetimi, dokümantasyon ve yatırımlarla ilgili işletme ofisi işlerinin kolaylaştırılmasında kullanılabilecek bir araç olarak ele alınıyor. Kaynak, bu teknolojiye geçişin düşünüldüğünden daha kolay olduğunu belirtiyor. İçerikte tarım işletmelerinde yapay zekâ kullanımının temel başlıkları veri koruma, veri kalitesi ve kontrol olarak sıralanıyor. Bu başlıklar, işletmelerin yapay zekâdan yararlanırken dikkate alması gereken temel konular arasında yer alıyor.

Ulusal Yapay Zekâ Kurumu İçin Hassas Tarım Önceliği
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Ulusal Yapay Zekâ Kurumu İçin Hassas Tarım Önceliği

İran’da Ulusal Yapay Zekâ Kalkınma Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle kurulması öngörülen Ulusal Yapay Zekâ Kurumu’nun nasıl yapılandırılması gerektiği tartışılıyor. Meclis tarafından 28 Mordad 1405’te kabul edilen ve Anayasayı Koruma Konseyi tarafından 4 Şehriver’de onaylanan yasa, 12 madde ve 8 ek fıkradan oluşuyor. Düzenleme; işlem gücü altyapısı, veri, güvenlik, finansman, yapay zekâ pazarı, insan kaynağı ve kurumlar arası koordinasyon başlıklarını kapsıyor. Değerlendirmede kurumun hem politika yapıcı hem düzenleyici hem de bütün projeleri doğrudan yürüten bir yapı olmaması gerektiği savunuluyor. Kurumun ülke çapındaki çalışmaları yönlendiren, kolaylaştıran ve kurumlar arasında eşgüdüm sağlayan bir “mimar” olarak konumlandırılması öneriliyor. Tasarım için çeviklik, ağ yapısı, gerçek sorunlara odaklanma, ölçülebilir sonuç alma ve mevcut kurumlarla görev çakışmasından kaçınma ilkeleri öne çıkarılıyor. Yapay zekâ kapasitesinin %90’dan fazlasının üniversiteler, araştırma kurumları, bilgi tabanlı şirketler, girişimler ve özel sektörde bulunduğu belirtilerek kurumun bu ekosistemi merkezi bir idari yapıya dönüştürmeden bir araya getirmesi gerektiği ifade ediliyor. Veri alanında temel sorunun veri yokluğu değil, verilerin dağınık olması, erişimin sınırlı kalması, kalite sorunları ve standart eksikliği olduğu aktarılıyor. Bu nedenle kamu verilerine güvenli erişim, veri kalitesi sınıflandırması ve veri paylaşımını teşvik edecek mekanizmalar öneriliyor. Tarım, yapay zekânın uygulanması gereken alanlardan biri olarak gösteriliyor. Önerilen büyük ulusal görevler arasında tarımsal tedarik zincirinin ve su tüketiminin akıllı biçimde yönetilmesi bulunuyor. Yazıda ayrıca yapay zekânın enerji, sağlık, sanayi ve kamu yönetimindeki somut sorunlara bağlanması; her görev için sorumlu kurum, takvim ve sayısal başarı göstergesi belirlenmesi gerektiği belirtiliyor. Finansman için 1405-1407 döneminde 100 trilyon İran riyali başlangıç sermayesine sahip bir Ulusal Yapay Zekâ Kalkınma Fonu kurulması öneriliyor. Fonun yalnızca kredi vermek yerine özel sektörle ortak yatırım, kurumsal girişim sermayesi, araştırma sonuçları için satın alma garantisi ve talep oluşturma araçlarını kullanması isteniyor. Ayrıca risk temelli düzenleme ve kurumun ilk 100 gününde veri erişim platformu ile ekonomide etkisi ölçülebilir ilk ulusal görevin başlatılması öneriliyor.

Sera Testlerinde Bakteriyofaj P27, Turunçgil Kanseri Lezyonlarını %60’a kadar Azalttı
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Sera Testlerinde Bakteriyofaj P27, Turunçgil Kanseri Lezyonlarını %60’a kadar Azalttı

São Paulo’daki narenciye bahçelerinde keşfedilen bir bakteriyofaj, turunçgil kanserine karşı umut verici sonuç verdi. Bakterileri enfekte eden bir virüs türü olan bakteriyofaj P27, sera koşullarındaki denemelerde portakal ağaçlarındaki turunçgil kanseri lezyonlarını tedavi uygulanmayan bitkilere kıyasla %60’a kadar azalttı. Xanthomonas citri bakterisinin neden olduğu hastalık, yaprak ve meyvelerde kahverengi lekeler oluşturarak narenciye üretiminde kalite ve verim kayıplarına yol açıyor. Eylül ayında Microbial Genomics dergisinde yayımlanan araştırma, São Paulo Eyalet Üniversitesi (Unesp), Narenciye Savunma Fonu (Fundecitrus) ve Birleşik Krallık’taki Manchester Metropolitan Üniversitesi iş birliğiyle yürütüldü. Bilim insanları, 2018-2021 arasında São Paulo’daki 12 kırsal işletmede yaptıkları taramada 72 bakteriyofaj çeşidi izole etti; bu virüsleri farklı Xanthomonas citri hatlarına karşı enfeksiyon, gelişme, kararlılık ve genetik yapı bakımından değerlendirdi. Araştırmacı Caio Zamunér’e göre sonuçlar, P27’nin bitki dokusundaki bakteriyi enfekte edip yok edebildiğini gösteriyor. Ancak bakteriyofajın tarla koşullarında kullanılabilmesi henüz kesinleşmiş değil. Güneşin ultraviyole ışınları virüsü laboratuvar testlerinde birkaç dakika içinde etkisizleştirdiği için ekip, yaprak üzerinde bakteriyofajı koruyacak formülasyonlar geliştirmeye çalışıyor. Araştırmacılar ayrıca bakteriyel direnci sınırlamak için doğal maddelerin kullanılmasını ve bakteriyofajların daha düşük bakır konsantrasyonlarıyla birlikte uygulanmasını değerlendiriyor.

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor

Şili’de yayımlanan bir reportaj, rejeneratif tarımın özellikle meyvecilikte toprak sağlığı, biyolojik çeşitlilik, su döngüsü ve kaynakların verimli kullanımı üzerinden ele alındığını aktarıyor. Yaklaşım, bir ürünü başka bir ürünle değiştirmekten çok, toprak, su, mikroorganizmalar, kökler, bitkiler ve tarımsal yönetim arasındaki ilişkileri birlikte değerlendirmeyi öngörüyor. Bu çerçevede toprak mikrobiyomu, besinlerin kullanılabilirliği, toprak yapısı ve su ile karbon döngüleri açısından merkezi bir başlık olarak öne çıkıyor. Toprağın yalnızca bitkileri taşıyan fiziksel bir ortam olmadığı; bakteriler, mantarlar ve diğer mikroorganizmaların kök gelişimi, besin döngüsü ve toprağın biyolojik işleyişinde rol oynadığı belirtiliyor. Rejeneratif yaklaşım, gübrelemeyi yalnızca toprağa besin eklemek olarak değil, bu besinlerin dolaşımını ve bitkiler için kullanılabilirliğini destekleyen süreçleri güçlendirmek olarak ele alıyor. Yaklaşım, Şili’deki su açığı nedeniyle meyvecilik açısından da önem taşıyor. Toprak yapısının, biyolojik faaliyetin ve organik maddenin uygun olması, suyun toprağa sızmasına, tutulmasına ve bitkilerin kullanımına sunulmasına yardımcı olabilir. Ancak reportajda, hiçbir uygulamanın su bulunabilirliği sorununu tek başına çözemeyeceği özellikle belirtiliyor. İklim koşulları, toprak türü, yetiştirilen ürün, sulama sistemi ve işletme yönetimi, alınacak sonuçları belirleyen unsurlar arasında sıralanıyor. Rejeneratif tarımın ekonomik etkileri de kesinleşmiş sonuçlar olarak sunulmuyor. Belirli girdilere bağımlılığın azaltılması, su kullanımında verimliliğin artırılması ve toprağın iyileştirilmesi işletme maliyetlerini ve üretim istikrarını etkileyebilir. Bununla birlikte sonuçların ürüne, toprağa, iklime, uygulamalara ve geçiş süresine göre değişebileceği aktarılıyor. Bu nedenle verim, meyve kalitesi, maliyet, su tüketimi, toprak verimliliği ve üretim istikrarının birden fazla sezon boyunca izlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Reportajda, biyolojik üretim ve rejeneratif tarım alanında çalışan Şili şirketi Terragénesis’in deneyimine de yer veriliyor. Şirketin metodolojisinde, yerli mikroorganizmaları teşvik eden bileşiklerle besinlerin kullanılabilirliğini ve toprak biyolojik faaliyetini artırma hedefi öne çıkıyor. Gübre kullanımındaki azalma ve su verimliliğindeki iyileşmelere ilişkin sonuçların şirket tarafından açıklandığı, bu verilerin her işletmenin ürün, toprak ve yönetim koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği kaydediliyor. Kaynağa göre yaklaşımın başarısı, sahada izlenebilir göstergelerle doğrulanabilmesine bağlı.

Brezilya’da Toptan Limon Fiyatı Dört Ayda %374 Arttı
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Toptan Limon Fiyatı Dört Ayda %374 Arttı

Brezilya’nın São Paulo kentindeki Ceagesp toptan satış merkezinde limon fiyatı, entresafranın başlangıcı olan mayıstan eylül sonundaki zirveye kadar kilogram başına 1,82 realden 8,62 reale yükseldi. Böylece toptan fiyat artışı %374’e ulaştı. São Paulo’nun narenciye kuşağında üreticiye ödenen tahiti limonu fiyatı da haziranda 27,2 kilogramlık kasa başına 32,10 realden ağustosta 104,78 reale çıktı; bu dönemdeki birikimli artış %226,4 oldu. Fiyat hareketinin arkasında, entresafranın başındaki arzın önceki yıllara göre azalması bulunuyor. Yılın ilk aylarında etkili olan aşırı yağışlar meyve miktarını ve pazarlanabilir kaliteyi düşürürken, yüksek nem ve bulutlu günler daha açık renkli meyvelerin oranını artırdı ve hasadı zorlaştırdı. Temmuzdaki yağışların, yılın ikinci yarısındaki arzı oluşturacak ana çiçeklenmeyi de etkilediği belirtildi. Bebedouro ve Matão, üretim alanlarının yaklaşık %68’ini barındırdıkları için en fazla etkilenen bölgeler oldu. Üretimin %88’ini tahiti limonu oluşturuyor. İç ve dış talep arasındaki rekabet de piyasayı etkilerken, hasadın yaklaşık %11’i, başta Avrupa olmak üzere dış pazarlara gönderiliyor. Ağustos ve eylüldeki sıcak havanın iç talebi artırdığı bildirildi. Yeni çiçeklenmenin anlamlı miktarda ürün vermesinin kasım ortasından itibaren başlamasıyla fiyatların yıl sonuna doğru normalleşmesi bekleniyor. Ceagesp’de fiyatlar son haftada gerilemeye başladı, ancak bu eğilimin devam edip etmeyeceği henüz kesin değil. Cepea/Esalq araştırmacısı Renato Ribeiro, iklim koşullarının etkisinin gelecek yıla da uzanabileceğini belirtirken, Conab uzmanları bu yılki üretimde El Niño’nun etkisinin sınırlı kaldığını ve ana neden olarak gösterilemeyeceğini değerlendirdi.

Kazakistan Tahıl İhracatına Nakliye Sübvansiyonunu Sürdürecek
Görsel kaynağı: Commersant · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan Tahıl İhracatına Nakliye Sübvansiyonunu Sürdürecek

Kazakistan, 2026-2027 pazarlama yılında tahıl ihracatçılarına yönelik taşıma sübvansiyonlarını sürdürecek. Hükümet ayrıca 2026 hasadı için üçüncü sınıf buğdayın alım fiyatını kaliteye göre ton başına 92.000 ile 115.000 tenge arasında belirledi. Kaynakta bu tutarlar yaklaşık 540-678,5 Gürcistan larisi karşılığıyla verildi. Gürcistan'daki değirmenciler, buğdayın belirli miktarlarda Kazakistan'dan ithal edilmesini bekliyor. Baraka şirketinin genel müdürü, sübvansiyonun kapsamı ve miktarı henüz netleşmemiş olsa da Kazak buğdayının bir aşamada fiyat açısından Rus buğdayıyla rekabet edebileceğini söyledi. Kazakistan, tahıl satışlarını desteklemek amacıyla geçen yıl da buğday ihracatını sübvanse etmiş ve bunun için bütçeden 40 milyar tenge ayırmıştı. Gürcistan'ın 2026'nın ilk sekiz ayındaki buğday ithalatında ağırlık Rusya'dan gelirken, Kazakistan'dan da toplam 2 milyon dolar değerinde 8.678 ton buğday getirildi.

Voyvodina’da Tarım ve Gıda Güvenliği İçin 1 Milyon Dinarlık Destek Çağrısı
Görsel kaynağı: Blic · Özgün haber
Veri haberi

Voyvodina’da Tarım ve Gıda Güvenliği İçin 1 Milyon Dinarlık Destek Çağrısı

Sırbistan’ın Voyvodina Özerk Bölgesi’nde tarım ve gıda işletmelerinin gıda güvenliği ile kalite sistemlerine geçişini desteklemek amacıyla yeni bir hibe çağrısı açıldı. Voyvodina Tarım, Su Yönetimi ve Ormancılık İl Sekreterliği tarafından yayımlanan çağrı için toplam 1 milyon Sırp dinarı ayrıldı. Başvurular 9 Kasım’a kadar yapılabilecek. Çağrı kapsamında başvuru başına en az 30 bin, en fazla 100 bin Sırp dinarı hibe verilecek. Destek, katma değer vergisi düşüldükten sonra gerçekleşen yatırımlar için ödenen tutarın %80’ine kadarını karşılayacak. Programın amacı, gıda ve yem güvenliği ile genel gıda güvenliği sisteminin sürekli geliştirilmesi olarak açıklandı. Kaynak, desteğin coğrafi işaret almak için hazırlanacak dosyaların ve bu dosyalara bağlı laboratuvar analizlerinin yanı sıra coğrafi işaretli tarım ve gıda ürünlerinin kontrol ve sertifikasyon giderlerinde kullanılabileceğini belirtiyor. ISO 22000, GLOBALGAP, BRC, IFS, FSSC 22000, GOST-R, HELAL, KOŞER, CGTM ve SRPSKI KVALITET sistemlerinin 2026’daki kurulum ve sertifikasyon maliyetleri de kapsamda bulunuyor. Aktif statüdeki kayıtlı tarım işletmelerinin gerçek ve tüzel kişi sahipleri ile dini topluluklar, kiliseler ve manastırlar başvurabilecek. Her başvuru sahibi çağrı kapsamında yalnızca bir başvuru sunabilecek.

Kuraklık ve Artan Maliyetler Tarımsal Üretimi Zorluyor
Görsel kaynağı: Telma · Özgün haber

Kuraklık ve Artan Maliyetler Tarımsal Üretimi Zorluyor

Kuzey Makedonya’da yetersiz su, yüksek sıcaklıklar ve hava koşullarındaki ani değişimler tarım ürünlerinin büyümesini ve kalitesini olumsuz etkiliyor. Üreticiler daha fazla yatırım yapmak zorunda kalırken, ürünlerin bir bölümü kayboluyor, bir bölümü ise daha düşük kalitede elde ediliyor. Sulama ve bitki koruma giderlerindeki artış da maliyetleri yükseltiyor. Ağronom ve çiftçi Risto Velkov, üretim boyunca ürünlerin ihtiyaç duyduğu su miktarlarının artık yeterince karşılanamadığını ve yüksek sıcaklıkların üretime zarar vereceğini belirtiyor. Velkov, değişen iklim koşullarına uyum için koruyucu ağların kullanılmasını, sulamanın daha verimli hâle getirilmesini, çeşitlerin değiştirilmesini ve yeni koşullara daha dayanıklı ürünlerin seçilmesini öneriyor. Üreticilerin ürünlerini pazarlama konusunda da sorun yaşadığı aktarılıyor. Çevre kuruluşu Eko Svest ise tarım üzerindeki iklim baskısının enerji üretimiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Kuruluş, özellikle kömür ve fosil gazın yakılmasından kaynaklanan emisyonların iklim değişikliğini güçlendirdiğini ifade ederek kömürden kademeli çıkış, fosil gaza yeni bağımlılıktan kaçınma ve yenilenebilir enerji yatırımları çağrısı yapıyor. Eko Svest ayrıca geçişten etkilenen kişi ve bölgelere destek verilmesini istiyor.

Fars’ta Sonbahar Elması Hasadında 270 Bin Tonun Üzerinde Ürün Bekleniyor
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Fars’ta Sonbahar Elması Hasadında 270 Bin Tonun Üzerinde Ürün Bekleniyor

İran’ın Fars eyaletinde sonbahar elması hasadı başladı. Eyaletin Tarım Cihadı Teşkilatının bahçecilik işleri yöneticisi Muhammed Sadık Fani, bu yıl 270 bin tonun üzerinde ürün alınmasının öngörüldüğünü açıkladı. Sipidan, Eqlid, Şiraz, Abade, Mervdeşt, Bवनat ve Hürrembid, üretimin başlıca merkezleri arasında gösterildi. Hasat edilen elmaların bir bölümü, yaklaşan dönemde piyasayı düzenlemek amacıyla standart soğuk hava depolarında saklanacak ve başta Tahran olmak üzere diğer eyaletlerdeki tüketim merkezlerine gönderilecek. Ürünün önemli bir bölümünün de dünya pazarlarına ihraç edilmesi bekleniyor. Doğrudan satışa uygun olmayan düşük kaliteli elmaların işlenmesi için Fars dışındaki tesislere gönderildiği belirtilirken, eyalette işleme altyapısının güçlendirilmesi gerektiği kaydedildi.