ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

1527 haber · Sayfa 18

Fas'ta Kesimlik Sığır İthalatı Kotası 300 Bin Başta Doldu
Görsel kaynağı: Maroc Agriculture · Özgün haber
Veri haberi

Fas'ta Kesimlik Sığır İthalatı Kotası 300 Bin Başta Doldu

Fas'ta 2026 yılı için kesimlik sığır ithalatına tanınan gümrük muafiyetli 300.000 başlık kontenjana ulaşıldı. Fas Tarım, Denizcilik ve Gıda Egemenliği Bakanlığı, daha önce ithal edilen sığırlar ile hâlen geçerli muafiyetler kapsamındaki ve ithalatı süren hayvanların toplamının kotayı doldurduğunu açıkladı. İthalatçılar ve sektör profesyonelleri durum hakkında 15 Ekim 2026 tarihli 1484 sayılı duyuruyla bilgilendirildi. Bakanlığın verilerine göre aylık ortalama ithalat yaklaşık 24.000 baş oldu. Bu miktar haziran ve temmuz aylarında 44.000 başın üzerine çıkarken ağustos ve eylülde 17.000 baş düzeyinde kaldı. Operasyonlara 37 ithalatçı şirket katıldı. İthal edilen sığırların %90'dan fazlası, Avrupa ülkelerine kıyasla daha yüksek arz bulunduğu gerekçesiyle Brezilya'dan getirildi. Ekim ayında, coğrafi yakınlık avantajı bulunan Portekiz pazarından ithalatın açılmasıyla başvuru sayısında artış görüldü. Bakanlık, operasyonun ulusal piyasaların kırmızı etle tedarik edilmesini ve ürün bulunabilirliğini güvence altına aldığını, ayrıca ülke genelinde fiyat istikrarına katkı sağladığını bildirdi. Açıklamaya göre son yıllardaki kırmızı et fiyat artışında kuraklık, yerli ve ithal yemlerin azalması ve pahalanması etkili oldu. Bu koşullar, bazı yetiştiricilerin dişi sığırların bir bölümünü kesime göndermesine ve mevcut arzın azalmasına yol açtı. Hükümet, 2026 kapsamında 300.000 baş evcil sığır ithalatında gümrük vergileri ile KDV tahsilatını 31 Aralık 2026'ya kadar askıya almıştı. Operasyon tüm ithalatçılara ve sektör profesyonellerine ön izin şartı olmadan açıldı. Muafiyet başvuruları PORTNET üzerinden alındı, başvurular teslim sırasına göre 24 saatten kısa sürede işlendi ve verilen muafiyetlerin geçerlilik süresi bir ayla sınırlandı.

Kışlık Soğan İçin Sarımsak ve Soğan Sonrası Dikim Önerilmiyor
Görsel kaynağı: 24 Kanal · Özgün haber
Veri haberi

Kışlık Soğan İçin Sarımsak ve Soğan Sonrası Dikim Önerilmiyor

Kışlık soğan dikiminden önce tarlada daha önce hangi ürünün yetiştiğinin ve toprağın durumunun değerlendirilmesi öneriliyor. VSN’nin aktardığı değerlendirmeye göre sarımsak ve diğer soğan türleri, aynı familyadan oldukları ve ortak hastalık ile zararlıları taşıyabildikleri için uygun öncüller arasında bulunmuyor. Bu ürünlerden sonra soğan yetiştirildiğinde ürün zayıflayabiliyor. Aynı ürünlerin aynı yerde birkaç yıl üst üste yetiştirilmesi, hastalık etmenlerinin toprakta birikme riskini artırabiliyor. Bu nedenle soğanın aynı yatağa 3–4 yıldan önce döndürülmemesi, tarlada hastalık görülmüşse daha uzun ara verilmesi tavsiye ediliyor. Pırasa ve süs soğanları da aynı familyadan oldukları için iyi öncüller sayılmıyor. Patatesten sonra kışlık soğan dikmek mümkün; ancak patates için fazla gübre kullanılmışsa veya tarlada çok sayıda bitki artığı kalmışsa dikim öncesinde toprağın hazırlanması gerekiyor. Lahana da toprak tükenmemiş ve hastalık sorunu yaşanmamışsa kullanılabilir. Salatalık, kabak, bal kabağı, bezelye, fasulye ve yabancı otlardan temizlenmiş, iyi hazırlanmış tahıl alanları uygun öncüller arasında gösteriliyor. Baklagiller, azot bağlayan bakterilerle etkileşim sayesinde toprağa bir miktar azot bırakabiliyor; ancak bu durum sonbaharda fazla azotlu gübre verilmesini gerektirmiyor. Dikim için güneşli ve su birikmeyen alanların seçilmesi, gerekirse olgun kompostun toprağa eşit biçimde karıştırılması öneriliyor. Kullanılacak soğanlıkların sert, çürüme, leke ve mekanik hasar bulunmayan sağlıklı materyal olması gerekiyor. Fazla gübre daha büyük soğanları garanti etmezken kışlamayı kötüleştirebilir. Soğan büyüklüğünü ayrıca çeşit, dikim materyalinin kalitesi, ışık, toprak yapısı ve asitliği, nem ile ilkbahar bakımı da etkiliyor. En iyi sonuç için münavebe, sağlıklı dikim materyali ve iyi hazırlanmış alanın birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Danimarka’da Vizon Yetiştiriciliği Ağustos 2029’dan İtibaren Yasaklanacak
Görsel kaynağı: Il Post · Özgün haber
Veri haberi

Danimarka’da Vizon Yetiştiriciliği Ağustos 2029’dan İtibaren Yasaklanacak

1 yayıncı · 3 haber · İncele

Danimarka hükümeti, Avrupa Birliği düzenlemesine uyum kapsamında vizon yetiştiriciliğinin Ağustos 2029’dan itibaren ülkede yapılamayacağını açıkladı. Hükümet, kısa süre öncesine kadar talep etmeyi planladığı istisnadan da vazgeçti. Vizonlar, giysi üretiminde kullanılan kürkleri için yetiştiriliyor. Avrupa Birliği geçen yıl Amerikan vizonunu (Neogale vison) istilacı türler listesine aldı ve istisna verilmediği sürece bu hayvanların yetiştirilmesini yasakladı. Mevcut çiftliklerin kapanması için iki yıllık geçiş dönemi öngörülüyor. Amerikan vizonlarının geçen yüzyılda kürk üretimi amacıyla Avrupa’ya getirildiği ve hızla yayıldığı belirtildi. Danimarka’da geçmişte dünyanın başlıca vizon kürkü üreticilerinden olan sektörün önemi, son yıllarda talep düşüşü, daha sıkı düzenlemeler ve vizon popülasyonundaki koronavirüs varyantı salgını nedeniyle azaldı. Salgın sırasında yaklaşık 15 milyon hayvan itlaf edildi. Ülkede şu anda yaklaşık 15 bin vizon, yedi farklı çiftlikte yetiştiriliyor. Danimarka Doğa ve Hayvan Refahı Bakanı Christian Rabjerg Madsen, hayvan refahının sektör çıkarlarının önüne geçtiğini ve sektörün küçülmesi nedeniyle istisna alınmasının düşük olasılık olduğunu söyledi.

Trump, ABD'li Çiftçilere 8 Milyar Dolar Yardım Sözü Verdi
Görsel kaynağı: Rzeczpospolita · Özgün haber
Veri haberi

Trump, ABD'li Çiftçilere 8 Milyar Dolar Yardım Sözü Verdi

ABD Başkanı Donald Trump, yüksek motorin fiyatlarıyla mücadele eden ABD'li çiftçilere 8 milyar dolar yardım ayrılmasına karar verdi. Destek, akaryakıt maliyetlerindeki artıştan etkilenen tarım üreticilerini hedefliyor. Ancak yardım ödemeleri hemen yapılmayacak. Kaynakta yer alan bilgilere göre para, kasım ayında yapılması planlanan seçimlerin ardından çiftçilere aktarılacak.

Hindistan’da Traktör Kredileri Yavaşladı, Kuraklık Riski İzleniyor
Görsel kaynağı: The Hindu BusinessLine · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’da Traktör Kredileri Yavaşladı, Kuraklık Riski İzleniyor

Hindistan merkezli Mahindra Finance, Navratri döneminin ilk 10 gününde araç satışları ve finansman hacminin geçen yılın gerisinde kaldığını açıkladı. Şirketin Genel Müdürü ve Üst Yöneticisi Raul Rebello, diğer araç kategorilerine kıyasla traktörlerdeki talep düşüşünün daha belirgin göründüğünü söyledi. Rebello, zayıflığın bir bölümünü GST değişikliği sonrasında geçen yıl oluşan yüksek karşılaştırma bazına bağladı. Buna karşın temmuz-eylül döneminde traktör kredisi kullandırımları %13 artarak 1.979 crore rupiye yükseldi. Toplam finansman %22 artışla 16.499 crore rupiye çıkarken, binek araç finansmanı %28, üç tekerlekli araç kredileri %32, ticari araç ve inşaat ekipmanı finansmanı %16 arttı. Kredi büyümesinin araç kategorilerine göre farklılaştığı belirtildi. Eylül ayına kadar kırsal ve yarı kentsel araç tescilleri kentsel pazarlardan biraz daha hızlı arttı; bu durum kuraklığın genel kırsal talebi henüz zayıflatmadığına işaret etti. Ancak şirket, tarımsal gelirlerin etkilediği araç alımları ve kredi geri ödemeleri açısından üç eyaletteki 282 ilçede kuraklık koşullarını izliyor. Traktör alımlarının tarımsal görünüm zayıfladığında gerileyebildiği kaydedildi. Rebello, kuraklığın tahsilatlara etkisini değerlendirmek için erken olduğunu söyledi. Traktör kredisi borçluları genellikle Kharif ve Rabi hasatlarına bağlı altı aylık taksitler ödüyor. Bu nedenle bazı gecikmeler beklenebilse de bunların kalıcı temerrüt anlamına gelmeyebileceği belirtildi. Aralık-ocak geri ödeme döngüsünün, zayıf traktör talebinin kredi stresine dönüşüp dönüşmediğini göstereceği ifade edildi. Mahindra Finance, seçili stresli bölgelerde kredi kullandırımını sınırladı, tahsilat ekiplerini güçlendirdi ve olası aksaklıklara karşı 852 crore rupilik yönetim karşılığı tuttu. Birleşik Aşama 2 ve Aşama 3 varlıkları %8,1 ile tüm zamanların en düşük seviyesine inerken, şirket fiyatlama ve kredi disiplininden ödün vererek kredi hacmini artırmayacağını bildirdi.

MIV, Üretici Süt Fiyatlarında Artış Bekliyor
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

MIV, Üretici Süt Fiyatlarında Artış Bekliyor

Almanya Süt Endüstrisi Birliği (MIV), üreticilere ödenen süt fiyatlarının önümüzdeki dönemde artabileceğini belirterek temkinli iyimserlik mesajı verdi. Birliğe göre 2026’da üretici süt fiyatları belirgin biçimde geriledi ve beş yılın en düşük seviyesine ulaştı. Yılın ilk aylarındaki yüksek süt miktarı arzı artırırken, iyi satışlara rağmen fiyatlar aşağı yönlü baskı altında kaldı. Ağustos ayında Almanya federal ortalamasında üretici süt fiyatı kilogram başına 41,14 sent oldu. MIV, enerji, dizel ve gübre maliyetlerinin %20’den fazla artmasının süt sığırı işletmelerinin marjlarını ciddi biçimde sıkıştırdığını ve mevcut fiyatların birçok işletme için toplam maliyetleri karşılamadığını bildirdi. Birlik, yaz aylarındaki kuraklık ve ortalamanın altındaki hasatlar nedeniyle süt miktarının azalmasını bekliyor. MIV’e göre etkinin tamamı gelecek ilkbaharda görülebilir. Süt arzının azalması ve talebin istikrarlı kalması halinde mandıraların ihracat için daha fazla seçeneğe sahip olması, üretici fiyatlarını destekleyebilir. Dünya piyasasında yağsız süt tozu ve tereyağı fiyatlarındaki yükseliş de olumlu sinyaller arasında gösteriliyor; ancak vadeli işlem piyasalarındaki hareketlerin yalnızca anlık görünüm sunduğu ve henüz gerçekleşmesi gerektiği belirtiliyor. MIV, içme sütü gibi beyaz ürünlerde 2027 başında tüketici fiyatlarının artmasını bekliyor.

Azerbaycan’ın Sığır Eti İthalatı İlk Sekiz Ayda %20 Arttı
Görsel kaynağı: Report.az · Özgün haber

Azerbaycan’ın Sığır Eti İthalatı İlk Sekiz Ayda %20 Arttı

Azerbaycan, Ocak-Ağustos 2026 döneminde 8.605 ton taze, soğutulmuş veya dondurulmuş sığır eti ithal etti. İthalatın toplam değeri 36,17 milyon dolar olurken, geçen yılın aynı dönemine göre değer %28, hacim %20 arttı. Veriler, Report’un Devlet İstatistik Komitesi verilerine dayalı hesaplamalarına dayanıyor. Ukrayna 4.474 ton ve 22,63 milyon dolarla başlıca tedarikçi oldu; bu ülkeden alımlar hacimde %17,4, değerde %39 yükseldi. Brezilya’dan ise 2.675 ton sığır eti 7 milyon dolar karşılığında alındı; hacim %47, değer %31 arttı.

Tayland’da Kok ve Sai Nehirleriyle Sulanan Pirinçte Arsenik ve Kurşun Uyarısı
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber
Veri haberi

Tayland’da Kok ve Sai Nehirleriyle Sulanan Pirinçte Arsenik ve Kurşun Uyarısı

Tayland’ın Çiang May kentinden milletvekili Phattharaphong Leelaphat, Kok ve Sai nehirlerinden su kullanan tarım alanlarında üretilen pirinç ve pirinç kavuzlarında arsenik ile kurşun kirliliği tespit edilen bazı örnekler bulunduğunu açıkladı. Phattharaphong, tüketici güvenliği açısından risk bulunduğunu belirterek hükümetten ürünler piyasaya çıkmadan önce her parselde acil denetim yapılmasını istedi. Açıklama 23 Ekim 2569’da yapıldı. Milletvekilinin aktardığı test sonuçlarına göre Sai Nehri suyunda arsenik güvenlik sınırının 28 katı, kurşun ise 5 katı olarak ölçüldü. Tarım alanlarında incelenen 20 toprak parselinin 11’inde arsenik düzeyi sınırı aştı. Pirinç ve pirinç kavuzu örneklerinin bazılarında da arsenik ve kurşun seviyelerinin standartların üzerinde olduğu bildirildi. Kaynağa göre bu ürünler, mart-mayıs dönemindeki önceki ekim sezonundan elde edildi; test sonuçları ise daha sonra açıklandı. Phattharaphong, sorunu komşu ülkedeki madencilik faaliyetleriyle ilişkilendirdiği sınır aşan kirliliğin uzun süredir devam ettiğini söyledi. Su, tarım toprağı ve pirinç üzerinde yapılan incelemelerin, gıda üretim zinciri boyunca birbiriyle bağlantılı risklere işaret ettiğini belirtti. Ancak bu değerlendirme milletvekilinin açıklamasına dayanıyor. Test sonuçlarının gecikmesini ise kurumlara denetim için yeterli bütçe ayrılmamasına bağladı; bazı kurumların başka projelerin bütçelerini kullanmak zorunda kaldığını ifade etti. Milletvekili, kirli su kullanan tarım alanları için izleme sistemi kurulmasını, ekim öncesinde toprağın iyileştirilmesini ve suyun tarımsal kullanımdan önce kaynağında arıtılmasını önerdi. Ayrıca çiftçilerin bölge koşullarına uygun ürünlere geçişinin desteklenmesini ve etkilenen üreticiler için tazminat önlemleri alınmasını istedi. Hükümetten acil bütçe ayırarak ürünleri parsel bazında denetlemesi ve standartları karşılamayan ürünleri satış zincirinden ayırması talep edildi. Phattharaphong, hasat sonrasında hazırlanmış risk alanı haritalarının değerlendirilerek her bölgeye uygun önlemler belirlenmesini de önerdi. Standartları karşılayan parseller için satışta kullanılabilecek sertifikalar verilmesini, uygunsuz ürün üreten çiftçilerin ise desteklenmesini istedi. Milletvekili, tüm bölgedeki pirincin riskli ilan edilmemesi gerektiğini; parsel bazlı denetimin hem tüketicileri hem de kirliliğin kaynağı olmayan çiftçileri korumayı amaçladığını söyledi.

İsviçre'de İki Tondan Fazla Kaçak Gıdaya El Konuldu
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber
Veri haberi

İsviçre'de İki Tondan Fazla Kaçak Gıdaya El Konuldu

İsviçre gümrük ve sınır güvenliği makamları, 17 Ekim'de Ederswiler ve Pratteln'de yapılan iki ayrı kontrolde, uygun soğutma koşulları olmadan taşınan iki tondan fazla kaçak gıdaya el koydu. Kontrollerde ürünler için gerekli gümrük vergilerinin ödenmediği belirlendi. Ederswiler'de saat 02.30 civarında durdurulan Jura kantonu plakalı araçta 162 kilogram tavuk eti, 258 kilogram dondurulmuş patates, 128 kilogram yassı ekmek ve 10 kilogram un bulundu. Bozulabilir ürünlerin soğutma sistemi olmadan taşındığı tespit edildi. Araçtaki iki kişi, gümrük yükümlülükleri ve ceza için birkaç bin frank ödedi; gıdalara el konuldu. Pratteln'de saat 05.00'ten kısa süre önce durdurulan furgonda ise yaklaşık 1,5 ton dondurulmuş patates ile 632 kilogram yassı ekmek bulundu. Ürünlerin yine soğutma olmadan taşındığı ve vergilerinin ödenmediği belirlendi. Furgon, izin verilen ağırlığı 930 kilogram aştı. İki 20 yaşındaki Fransız vatandaşı, toplamı 10 bin frankı aşan vergi ve cezayı olay yerinde ödeyemeyince araç alıkonuldu; sürücü aşırı yük ihlali nedeniyle bildirildi.

Kosova’da Süt ve Süt Ürünleri İthalatı Miktar Olarak Arttı, Değeri Geriledi
Görsel kaynağı: Paparaci · Özgün haber
Veri haberi

Kosova’da Süt ve Süt Ürünleri İthalatı Miktar Olarak Arttı, Değeri Geriledi

Kosova, 2026'nın ocak-eylül döneminde 42,4 milyon kilogram süt ve süt ürünü ithal etti. Kosova Gümrüğü verilerine göre bu miktar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık 3,3 milyon kilogram arttı. Buna karşın ithalatın toplam değeri 66,5 milyon avrodan 64,7 milyon avroya geriledi; düşüş yaklaşık 1,8 milyon avro veya %2,73 oldu. İthalat miktarındaki artış ise %8,38 olarak kaydedildi. Ürün gruplarında farklı yönlü değişimler görüldü. Konsantre edilmemiş süt ve krema ithalatının değeri 14,62 milyon avrodan 16,35 milyon avroya, yoğurt ve fermente ürünlerin ithalatı ise 14,52 milyon avrodan 15,64 milyon avroya yükseldi. Buna karşılık peynir ve lor ithalatının değeri 27,87 milyon avrodan 26,07 milyon avroya, konsantre edilmiş veya şekerli süt ve krema ithalatı 3,33 milyon avrodan 1,52 milyon avroya düştü. Gelişmeler, Kosova'nın yerel süt endüstrisinin hükümet önlemleri ve süt ürünlerinde palm yağı kullanımı tartışmalarıyla gergin bir dönem geçirdiği sırada yaşandı. Tarım Bakanlığı nisanda daha sıkı kontroller ve etiketleme kuralları açıklarken, taze sütün toz sütle ve hayvansal yağların palm yağıyla değiştirilmesini önlemeye yönelik tedbirler duyurdu. Çiftçi protestolarının ardından ek önlemler açıklanmasına rağmen yerel üreticiler, ağustosta uygulama biçimine itiraz etti ve bazı palm yağı içeren ürünlerin ithalatına izin verilirken benzer yerli ürünlerin üretiminin sınırlandığını öne sürdü.

Sığır İşletmesinde Shamonda Virüsü Enfeksiyonu Doğrulandı
Görsel kaynağı: TV JOJ · Özgün haber
Veri haberi

Sığır İşletmesinde Shamonda Virüsü Enfeksiyonu Doğrulandı

Veteriner denetçiler, Shamonda enfeksiyonunu düşük yapmış bir sığır fetüsünde doğruladı. Aynı işletmedeki bazı yetişkin sığırlarda da enfeksiyonun klinik belirtileri görüldü. Veterinerlik hizmeti, virüsün doğrulanması halinde klinik belirtilerin görüldüğü dönemde etkilenen işletmeden hayvan naklinin sınırlandırılması gibi önlemleri değerlendirebileceğini bildirdi. Mevcut Avrupa Birliği mevzuatına göre ise virüsün görüldüğü üye devletin, hayvancılık işletmelerindeki vakalar nedeniyle olağanüstü veterinerlik önlemleri alma zorunluluğu bulunmuyor. SVC, Batı ve Orta Avrupa'daki birçok ülkede enfeksiyon bildirilmesinin ardından ekim başında işletmelerdeki yayılımı izlemek amacıyla Shamonda için zorunlu inceleme başlattı. İncelemeler yalnızca buzağıların düşük yapması, doğuştan gelişim kusurlarıyla doğması veya ölü ya da yaşama kabiliyeti olmayan buzağıların dünyaya gelmesi durumlarını kapsıyor. Kaynak, doğrulanan sığır işletmesinin bulunduğu yeri açıkça belirtmiyor. Shamonda bu yıl Avrupa'nın birçok ülkesine yayıldı ve Orta Avrupa'da sığırlarda ilk kez yaz aylarında görüldü. Almanya'nın beş eyaletinin yanı sıra Avusturya, İsviçre, Fransa, Hollanda, Belçika, İtalya ve Lüksemburg'da doğrulandı. Virüs sığırlarda ateş, iştahsızlık, ishal ve süt üretiminde belirgin düşüşe; gebe hayvanlarda ise düşüklere veya yavrularda doğuştan gelişim kusurlarına yol açabiliyor. Enfeksiyon anneden fetüse de geçebiliyor. Veterinerlere göre mevcut etkili bir korunma bulunmuyor; çünkü enfeksiyon böceklerle taşınıyor. Yetiştiriciler duyarlı hayvanları kovucu ve insektisitlerle taşıyıcılardan korumayı, tohumlama zamanlamasını da taşıyıcıların aktif olmadığı döneme göre ayarlamayı değerlendirebilir. Çekya Sağlık Bakanlığı, Çekya halkı için riski çok düşük görürken Dünya Sağlık Örgütü virüsün daha fazla yayılmasını olası bulmadığını, ancak durumu izlediğini açıkladı.

Fransa’da Shamonda Virüsünün İlk İnsan Vakası Bildirildi
Görsel kaynağı: CTV News · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da Shamonda Virüsünün İlk İnsan Vakası Bildirildi

Fransa, hayvancılıkta görülen Shamonda virüsünün bilinen ilk insan vakasını perşembe günü bildirdi. Hastanın hayatını kaybettiği açıklanırken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) vakayı şu ana kadar izole bir durum olarak değerlendiriyor ve genel halk için daha geniş bir risk bulunmadığını belirtiyor. DSÖ, Fransız makamlarla temas halinde olduğunu ve durumu yakından izlediğini açıkladı. DSÖ’ye göre virüs ilk kez 1965’te Nijerya’da sığırlarda tanımlandı ve en sık sığırlarda bildiriliyor. Koyun, keçi, at ve alpakalarda da vakalar görüldü. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH), enfekte hayvanlarda ateş, ishal ve süt üretiminde azalma ortaya çıkabileceğini, virüsün yeni doğan buzağılarda doğumsal anormalliklere yol açabileceğini bildiriyor. Shamonda virüsü Avrupa’da ilk kez bu yaz güney Almanya ve İsviçre’deki sığırlarda tespit edildi. Daha sonra Avusturya, Belçika ve Fransa dahil Batı Avrupa’nın diğer bölgelerindeki hayvanlarda da belirlendi. Virüs, sineğe benzeyen küçük bir böcek olan Culicoides tatarcığının ısırığıyla hayvanlara bulaşıyor. Hayvandan hayvana yayılmadığı, ancak gebelik sırasında enfekte hayvandan fetüsüne geçebildiği belirtiliyor. Fransız yetkililer, hastanın virüsü taşıyan bir tatarcık tarafından ısırılmış olabileceğinden şüpheleniyor. Bununla birlikte, enfeksiyonun nasıl oluştuğunu ve virüsün ölüme neden olup olmadığını ya da ölüme katkıda bulunup bulunmadığını belirlemek için daha fazla soruşturma gerekiyor. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi, hastanın genel nüfusa göre enfeksiyona daha duyarlı olmasına yol açan ciddi bir hastalık nedeniyle tedavi gördüğünü bildirdi. Shamonda virüsü için şu anda tedavi veya aşı bulunmuyor.

Aşırı Yağış Mısır Ekimi ve Fiyatları Baskılıyor
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Aşırı Yağış Mısır Ekimi ve Fiyatları Baskılıyor

Brezilya’nın güneyinde mısır ekimi, aşırı nem ve yağışların tarla çalışmalarını yavaşlatması nedeniyle zorlaşıyor. Düşük ticari hareketlilik ve ülke genelinde arzın talebin üzerinde kalması da fiyatların toparlanmasını engelliyor. Rio Grande do Sul’da 2026/27 sezonu ekimi, öngörülen 896,4 bin hektarın %78’ine ulaştı; verim beklentisi hektar başına 7.711 kilogram olarak veriliyor. Rio Grande do Sul’da yüksek nem, bulutluluk ve ılıman sıcaklıklar bitkilerin gelişimini geciktirirken, ekim oranı Frederico Westphalen’de %95, Ijuí’de %92, Passo Fundo ve Santa Rosa’da %90 oldu. Buna karşılık Soledade’de oran %63, Pelotas’ta %9’da kaldı. Eylül sonundaki dolu fırtınaları, en çok etkilenen alanlarda verim potansiyelinde geri döndürülemez kayıplara yol açtı. Piyasa koşulları da bölgelere göre değişiyor. Rio Grande do Sul’da mısır çuvalı 60-70 real arasında işlem görürken eyalet ortalaması %0,57 düşüşle 62,59 real oldu. Paraná’da yazlık mısır alanının %86’sı ekildi; süren yağışların ikinci ürün ekim dönemini daraltabileceği belirtiliyor. Santa Catarina’da yaklaşık 60 real seviyesindeki satış teklifleri ile 55 real civarındaki alım teklifleri arasındaki fark anlaşmaları zorlaştırıyor. Mato Grosso do Sul’da fiyatlar 52-54 real arasında seyrediyor.

Arnavutluk'ta Xarrë'deki Mandalina Üreticileri Satış Fiyatlarının Maliyetleri Karşılamadığını Söylüyor
Görsel kaynağı: RTSH · Özgün haber
Veri haberi

Arnavutluk'ta Xarrë'deki Mandalina Üreticileri Satış Fiyatlarının Maliyetleri Karşılamadığını Söylüyor

Arnavutluk’un Xarrë bölgesindeki mandalina üreticileri, bu sezon en büyük sorunun satış fiyatı olduğunu ve mevcut fiyatlarla maliyetlerini karşılayamadıklarını belirtiyor. Üreticiler kilogram fiyatını 200, 250 ve 300 lek olarak ifade ederken, bir üretici mandalinalar 300 lekten alınsa bile masraflarını çıkaramayacağını söylüyor. Satışların aralık sonrasındaki seyri konusunda belirsizlik bulunuyor. Bir üretici, geçen yıl ve önceki yıl yaşananların tekrarlanması halinde mandalina fiyatlarının her yıl daha da düşeceğini ifade ediyor. Haberde, sezonun sonucunun ürünün yıl boyunca yapılan emek ve yatırımı karşılayacak bir fiyattan satılıp satılamamasına bağlı olacağı belirtiliyor. Satış sorununa karşın üreticiler, bu yılki mandalina üretiminin şu ana kadar iyi olduğunu bildiriyor. Hasat ve ürün seçimi sürekli çalışma gerektirdiği için aile işçiliğine ek olarak mevsimlik işçiler de çalıştırılıyor. Bir üretici ayrıca ürünü sezon boyunca korumakta zorlandıklarını, çok sayıda hastalıkla karşılaştıklarını ve hasat döneminin yaklaştığını söylüyor.

Rusya, Küresel Gıda Güvenliği Tartışmasında Tahıl ve Gübre İhracatındaki Engelleri Eleştirdi
Görsel kaynağı: La República · Özgün haber
Veri haberi

Rusya, Küresel Gıda Güvenliği Tartışmasında Tahıl ve Gübre İhracatındaki Engelleri Eleştirdi

Rusya, küresel gıda güvenliğini zayıflattığı yönündeki Batı kaynaklı suçlamaları reddederek tartışmanın odağına Karadeniz'deki sivil gemi güvenliği ile tahıl ve gübre ticaretini taşıdı. Rusya metnine göre Ukrayna güçleri, Batı'nın doğrudan teknik desteğiyle Rusya ve başka ülkelere ait 228 sivil gemiye saldırdı; bu saldırılarda 18 mürettebat hayatını kaybetti. Metin, saldırılarda 331 insansız hava aracı, 40 insansız deniz aracı ve Neptun seyir füzelerinin kullanıldığını da ileri sürüyor. Rusya Savunma Bakanlığına atfedilen açıklamada, bombalamaların Kiev'in saldırılarına karşılık gerçekleştirildiği savunuluyor. Metne göre Ukrayna'nın Karadeniz limanları, Rusya'ya karşı kullanılan araçların sevkiyatında da rol oynuyor. Bu iddialar Rusya'nın değerlendirmesi olarak aktarılırken, Moskova sivil gemilerin korunması ve deniz taşımacılığının güvence altına alınması gerektiğini belirtiyor. Rusya, Temmuz 2022'de İstanbul'da Birleşmiş Milletler'in katılımıyla imzalanan tahıl anlaşmasının sonuçlarını da kendi tezini destekleyen bir karşılaştırma olarak sunuyor. Anlaşmanın bir yıl yürürlükte kaldığı dönemde Ukrayna'nın Karadeniz limanlarından 32,8 milyon ton gıda ihraç edildiği, bağımsız tahminlere göre bu miktarın yaklaşık %70'inin başta Avrupa Birliği olmak üzere yüksek gelirli ülkelere gönderildiği belirtiliyor. Afrika ülkelerinin payı %12'nin, Sahra Altı Afrika ülkelerinin payı ise %2,4'ün altında kaldı. Metne göre aynı anlaşmalarda Rusya'nın gıda ve gübre ihracatını kolaylaştırmaya yönelik hükümler uygulanamadı. Ödeme, sigorta ve lojistik süreçlerindeki engellerin yanı sıra tarım makineleri ile yedek parça tedarikindeki sorunlar gerekçe gösteriliyor. Bu koşulların çözülemediği ve Rusya ile Birleşmiş Milletler arasındaki Mutabakatın 22 Temmuz 2025'te sona erdiği aktarılıyor. Rusya ayrıca dünya buğday ihracatında %26'nın üzerinde, arpa ihracatında ise yaklaşık %20 paya sahip olduğunu; Ukrayna'nın paylarının aynı ürünlerde %6 ve %5 düzeyinde bulunduğunu savunuyor. Rusya metni, ülkenin Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı katkısı kapsamında Zimbabve'ye 352 ton tahıl ve 117 ton ayçiçek yağı gönderdiğini de örnek gösteriyor. Açıklamada, bayrağına bakılmaksızın sivil gemilerin korunması, tahıl ve gübre ihracatının önündeki engellerin kaldırılması ve karşılıklı taahhütlerin yerine getirilmesi için ortak eylem çağrısı yapılıyor. Rusya, küresel gıda güvenliği konusunda diyaloğa ve somut önlemler almaya hazır olduğunu bildiriyor.

Belarus'ta Tarım İşletmeleri, Kolza ve Mısır Dahil 10,4 Milyon Tondan Fazla Ürün Harmanladı
Görsel kaynağı: SB Belarus Agriculture · Özgün haber
Veri haberi

Belarus'ta Tarım İşletmeleri, Kolza ve Mısır Dahil 10,4 Milyon Tondan Fazla Ürün Harmanladı

Belarus'taki tarımsal kuruluşlar ile köylü ve çiftçi işletmeleri, 23 Ekim sabahı itibarıyla kolza ve mısır da dahil olmak üzere 10,4 milyon tondan fazla ürün harmanladı. Açıklanan miktar, ülkedeki tarımsal işletmelerin operasyonel hasat verilerine dayanıyor. Toplam hesaba tahıl ürünlerinin yanı sıra kolza ve mısırın da katıldığı belirtildi. Kaynakta ürünlerin ayrı miktarları veya önceki dönemle karşılaştırması paylaşılmadı.

ABD, Avustralya Sığır Eti İçin En Büyük Hedef Pazar Haline Geldi
Görsel kaynağı: Beef Central · Özgün haber
Veri haberi

ABD, Avustralya Sığır Eti İçin En Büyük Hedef Pazar Haline Geldi

Avustralya’nın ABD’ye sığır eti ihracatı, 2025 ve 2026’daki hızlı büyümenin ardından ülkenin iç pazarında kullanılan hacmi aşmış görünüyor. Beef Central’ın Meat & Livestock Australia’dan (MLA) aldığı verilere göre ABD, Avustralya sığır eti için tarihsel olarak ilk kez en büyük tek pazar konumuna gelmiş olabilir. Kaynak, bu kilometre taşının kesin olarak doğrulanmadığını ve karşılaştırmanın tahmini iç kullanım verilerine dayandığını belirtiyor. MLA’nın 2025-26 mali yılı tahminlerine göre Avustralya içindeki sığır eti kullanımı karkas ağırlığıyla 565.856 ton oldu. Bu miktarın %68’lik kemiksiz eşdeğeri 384.782 ton sevkiyat ağırlığına karşılık geliyor. Aynı mali yıl 30 Haziran’da sona ererken ABD’ye yapılan ihracat 493.419 ton sevkiyat ağırlığına ulaştı. Bu hesaplama, ABD’ye gönderilen hacmin iç kullanım için tahmin edilen kemiksiz eşdeğeri geçtiğini gösteriyor. Bununla birlikte, Avustralya iç pazarı doğrudan ölçülmüyor. İç kullanım, toplam ulusal üretim ile ihracat arasındaki farktan çeşitli varsayımlarla hesaplanıyor ve gerçek tüketimin yalnızca bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle MLA sözcüsü, söz konusu karşılaştırmanın dikkatle yorumlanması gerektiğini söyledi. Kaynağa göre kilometre taşının son yıllarda daha önce gerçekleşip gerçekleşmediği kesin değil; böyle bir durumun 1970’ler veya 1980’lerde yaşanmış olabileceği ihtimali de aktarılıyor. ABD’deki sığır varlığının kuraklık ve sürünün toparlandığına ilişkin belirgin işaretlerin bulunmaması nedeniyle son üç yılda 70 yılın en düşük seviyelerine inmesi, ithalatı artıran başlıca koşul olarak gösteriliyor. Avustralya’nın ABD’ye ihracatı 21 Ekim’e kadar 410.000 tona ulaştı; bu, geçen yılın aynı dönemine göre 50.000 tonluk veya %15’lik artış anlamına geliyor. Bazı analistler yıl sonu toplamının 460.000-480.000 tona çıkabileceğini öngörüyor. Kaynak, gelişmenin Avustralya iç pazarındaki belirgin bir zayıflamadan çok ABD ticaretindeki büyümeyle ilgili olduğunu vurguluyor. MLA’nın 4 Ekim’e kadar olan son 12 aylık verilerine göre iç piyasada sığır etinin değeri %12, hacmi %1,1 ve fiyatı %10,8 arttı. MLA’dan Nathan Low, perakende fiyatları çift haneli yükselmesine rağmen sığır etinin perakendedeki değer payının ve hareket eden hacminin arttığını belirtti.

Copa ve Cogeca’dan Ortak Tarım Politikası İçin Finansman Çağrısı
Görsel kaynağı: Bændablaðið · Özgün haber
Veri haberi

Copa ve Cogeca’dan Ortak Tarım Politikası İçin Finansman Çağrısı

Avrupa’daki çiftçi ve tarım kooperatiflerinin çatı kuruluşları Copa ve Cogeca, Stockholm’deki kongrelerinin ardından Stokholm Bildirisi’ni yayımlayarak Avrupa Birliği ülkelerinin Brüksel’de toplanan yöneticilerine çağrı yaptı. Altı maddelik bildiride, tarım politikasına ayrılan finansmanın en az mevcut düzeyde korunması ve fiyatlara göre güncellenmesi istendi. Kuruluşlar ayrıca tarımın Avrupa’nın rekabet gücü, dayanıklılığı ve güvenliği açısından stratejik bir sektör olarak tanınmasını talep etti. Örgüt liderleri, Avrupa’daki jeopolitik, ekonomik ve çevresel zorlukların yanı sıra yükselen girdi maliyetleri, çiftçi sayısındaki azalma ve çiftçilerin yaşam koşullarındaki gerileme konusunda endişelerini dile getirdi. Açıklamada, yaz aylarındaki hava koşullarının tarımın kırılganlığını yeniden ortaya koyduğu, savaşlar, ticari gerilimler ve uluslararası istikrarsızlığın da piyasalardaki dalgalanmayı ve tarımsal üretim üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi. Copa ve Cogeca, 2028–2034 döneminde uygulanması planlanan Ortak Tarım Politikası (OTP) değişiklikleri için Avrupa Komisyonu’nun yürüttüğü danışma sürecini de eleştirdi. Kuruluşlara göre süreçte yeterli seçenek sunulmadı ve etki değerlendirmesi yapılmadı. Bildiri, OTP’nin ortak niteliğini korumasını ve daha fazla performans odaklı hale getirilmemesini istiyor; örgütler bunun iç pazarda istikrarsızlığa ve girdiler için rekabetin artmasına yol açabileceğini savunuyor. Bildiride tarımın savunma, hazırlık ve güvenlik meselelerinde temel dayanak olarak tanınması, gıda üreticilerinin Avrupa’nın ön savunma hattında kabul edilmesi de isteniyor. Fonların diğer finansman ve hedeflerden ayrı tutulması, kırsal alanlardaki özel zorluklar için ulusal ve bölgesel program fonlarının %10’unun kullanılabilmesi, kuralların basitleştirilmesi ve desteğin tüm çiftçilere açık olması çağrıları arasında yer alıyor. İzlanda Çiftçiler Birliği, Copa ve Cogeca’nın ortaklarından biri olarak gösteriliyor.

Shamonda Virüsü Fransa’da İlk Kez İnsanda Tespit Edildi
Görsel kaynağı: CNBC Indonesia · Özgün haber

Shamonda Virüsü Fransa’da İlk Kez İnsanda Tespit Edildi

Hayvanlarda hastalığa yol açtığı bilinen Shamonda virüsü, Fransa’da ilk kez bir insanda tespit edildi. Enfekte hasta nörolojik komplikasyonlar yaşadı ve ekim ayının başında hayatını kaybetti. Hastanın ciddi bağışıklık sistemi bozukluğu bulunduğu ve Hospices Civils de Lyon hastane grubunda ağır bir hastalık nedeniyle tedavi gördüğü bildirildi. Fransız makamları, virüs enfeksiyonu ile hastanın ölümü arasındaki nedensel ilişkinin henüz kesinleşmediğini ve araştırmanın sürdüğünü açıkladı. Mevcut bilgilere göre genel toplum için risk bulunduğuna dair kanıt bulunmadığı belirtilirken, bu ilk insan vakası nedeniyle insanlara yönelik risk değerlendirmesinin tamamlanmadığı vurgulandı. Shamonda’nın 2026 yazında Fransa, Almanya ve İsviçre’de görüldüğü, İngiltere Hayvan ve Bitki Sağlığı Kurumunun da ağustos ayında Jersey’deki sığırlarda virüsü saptadığı aktarıldı. Shamonda, esas olarak Culicoides cinsinden küçük sokucu sineklerin ısırıklarıyla yayılan bir orthobunyavirüstür. Araştırmacılar, hastanın doğu Fransa’da bu sineklerden biri aracılığıyla enfekte olmuş olabileceğini değerlendiriyor; bu bulaş yolu kesinleşmiş değil. Sığırlarda virüs ateş, ishal, halsizlik ve süt üretiminde düşüşe neden olabilir. Gebe hayvanlarda düşük ve cenin anomalileri de görülebilir. Belirtilerin genellikle geçici olduğu bildirildi. Fransız makamlarına göre hayvanlar arasında önemli ölçekte doğrudan bulaşa dair kanıt bulunmuyor. Virüsün et, süt veya süt ürünleriyle bulaştığını gösteren bilimsel kanıt da yok; ancak hasta hayvanlardan elde edilen ürünlerin tüketilmesine izin verilmiyor. Hayvanlar için henüz aşı veya virüsü ortadan kaldıran özel bir tedavi bulunmazken, korunmada sokucu sineklere maruziyetin azaltılması öneriliyor.

Kanada’nın Manitoba Eyaletinde Buğday Kurulu Tekeline İlişkin Toplu Dava Reddedildi
Fotoğraf: Jeff McIntosh/The Canadian Press · Özgün haber
Veri haberi

Kanada’nın Manitoba Eyaletinde Buğday Kurulu Tekeline İlişkin Toplu Dava Reddedildi

Kanada’nın Manitoba eyaletinde Court of King's Bench Yargıcı Chris Martin, Kanada Buğday Kurulu tekelinin sona erdirilmesinin ardından tahıl çiftçilerinin açtığı toplu tazminat davasını reddetti. Karar, çiftçi Edward Andrew Dennis’in 2017’de Kanada başsavcısı ile Kanada Buğday Kurulu’nun halefi G3 Global Grain Group’a karşı açtığı talebi de kapsıyor. Martin’in kararına göre dava, kurulun özel bir yapıya dönüştürülmesiyle başlayan ve on yılı aşkın süredir devam eden hukuki sürecin son halkası oldu. Toplu dava, Kanada Buğday Kurulu’nun tekel olarak faaliyet gösterdiği son iki yılda havuz pazarlama programı üzerinden satış yapan tahıl çiftçileri adına açıldı. Davada kurulun para ve belirli hesapları kullanma biçimi ele alındı. Çiftçiler, kuruldan sorumlu federal bakanın kamu görevinde görevi kötüye kullandığını ve kurulun sözleşmeyi ihlal ettiğini savunarak toplamı 91 milyon doların biraz üzerinde olabilecek tazminat talep etti. İddiaların merkezinde, kurulun havuz ve havuz dışı satışlar için kullandığı mali yapı vardı. Havuz programında üreticilere beklenen fiyata göre ilk ödeme yapılıyor, ürün satıldıkça oluşan değer artışları ile havuz fazlasından ek ödemeler veriliyordu. Havuz dışı satışlarda ise daha yüksek peşin ödeme yapılıyor, ancak sonraki ödemeler yapılmıyordu. Kurulun havuz dışı satışlardaki zararları karşılamak için ayrı bir ihtiyat fonu bulunuyordu. Çiftçiler, federal bakanın bu fonun tavanını 60 milyon dolardan 100 milyon dolara, ardından 200 milyon dolara çıkarma önerisinde bulunmasını ve kurula fona para aktarma talimatı vermesini hukuka aykırı olarak niteledi. Ayrıca fonun, kurulun özel bir yapıya dönüştürülmesini finanse etmek için genel bir birikmiş kâr hesabı gibi kullanıldığını, havuz hesaplarındaki paranın da geçişle bağlantılı bazı masraflara aktarıldığını ileri sürdü. Fon tavanına ulaşıldığında havuz dışı satışlardan elde edilen kârın havuz hesabına aktarılabildiği ve bunun havuz üreticilerine dağıtılabildiği de karar metninde yer aldı. Yargıç Martin bu iddiaları kabul etmedi. Karara göre bakanın eylemleri uygun ve hukuka uygundu, çiftçilerle kurul arasında davada ileri sürülen yükümlülükleri doğuracak bir sözleşme bulunmuyordu ve kurul, söz konusu masrafları havuz hesaplarından karşılamak zorundaydı. Kanada Buğday Kurulu 1935’te gönüllü bir pazarlama programı olarak kurulmuş, daha sonra batı Kanada’daki çiftçilerin birkaç istisna dışında buğday ve tahıllarını kurula satmak zorunda olduğu zorunlu bir tekele dönüşmüştü. Stephen Harper hükümeti, 2011 federal seçiminden sonra kurulu özel bir yapıya dönüştürmek için adımlar atmıştı. Manitoba Üniversitesi Transport Institute direktörü tarım ekonomisti Barry Prentice, kararın Kanada Buğday Kurulu tartışmasının “son bölümü” olduğunu söyledi. Prentice, kurulun bir dönem çiftçilere hizmet ettiğini ancak zamanla amacını yitirdiğini ve değişime uyum sağlayamadığını savundu. G3 avukatları kararın birden fazla mahkeme ve yargı bölgesinde sürdürülen talebi sonuçlandırdığını belirtirken, federal hükümet sözcüsü mahkemenin inceleme için ayırdığı zaman ve gösterdiği özen için teşekkür etti. Çiftçilerin avukatları ise açıklama yapmadı.

Avusturya’da Yapay Zekâ Tarım İşletmelerinde Verimliliği Artırmayı Hedefliyor
Görsel kaynağı: Heute · Özgün haber
Veri haberi

Avusturya’da Yapay Zekâ Tarım İşletmelerinde Verimliliği Artırmayı Hedefliyor

Avusturya’nın Wieselburg kentindeki Francisco Josephinum’da 19 Ekim’de düzenlenen “AI meets Agriculture” etkinliğinde, yapay zekâ uygulamalarının teknik aşamadan tarım işletmelerinde kullanılabilecek çözümlere dönüştürülmesi ele alındı. TerraZo sistemi, gübre kullanımının daha hedefli planlanmasına örnek gösterildi. Tarım Bakanlığına göre bu uygulamayla verimlilik artışı %10’a kadar çıkabilir. AB ve Avusturya tarafından ortak finanse edilen üç girişim, yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesi ve denenmesini destekliyor. AgrifoodTEF gerçek tarım koşullarında test imkânı sağlıyor, EDIH AI5innovation şirketlerin dijitalleşmesine ve prototip geliştirmesine yardımcı oluyor. AI Factory Austria AI ise yapay zekâ uzmanlığı ile yüksek performanslı hesaplama altyapısına erişim sunuyor. İşbirliğinin, şirketler ve start-up’ların ilk fikirden pazarlanabilir uygulamaya geçişini kolaylaştırması amaçlanıyor. Yapay zekâ sistemlerinin değişken hava ve toprak koşullarında sınanması için deneme alanları, deneme ahırları ve dijital test imkânları kullanılacak. Tarım Bakanı Norbert Totschnig, teknolojinin küçük aile işletmeleri için de karşılanabilir ve kolay kullanılabilir olması gerektiğini belirtti. Aşağı Avusturya da Josephinum Kampüsü’nde tarımda veri merkezli yapay zekâ için bir vakıf profesörlüğüne 1,5 milyon avro ayıracak; çalışmayla tarımsal veri kalitesinin artırılması ve pratik uygulamalar geliştirilmesi hedefleniyor.

Belarus’tan ABD’ye Yeni Potas Gübresi Sevkiyatı Bekleniyor
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber

Belarus’tan ABD’ye Yeni Potas Gübresi Sevkiyatı Bekleniyor

Belarus’un ABD’ye yeni bir potas gübresi sevkiyatı göndermesi bekleniyor. Belarus’un Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Valentin Rybakov, bir sonraki sevkiyatın yakın gelecekte ABD pazarına gönderilmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Rybakov, Belarus potasını taşıyan bir sevkiyatın New Orleans Limanı’na ulaştığını, gümrük işlemlerinin tamamlandığını ve ürünün Belarus menşeli olarak kabul edildiğini belirtti. Açıklamaya göre ABD, geçen aralık ayında Belarus potasına yönelik yaptırımları kaldırmıştı; yeni sevkiyat için kesin tarih verilmedi.

Yunanistan’da Tarımsal Motorinde Vergi Muafiyeti İçin myDiesel Dönemi Başlıyor
Görsel kaynağı: CNN Greece · Özgün haber
Veri haberi

Yunanistan’da Tarımsal Motorinde Vergi Muafiyeti İçin myDiesel Dönemi Başlıyor

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Yunanistan’da tarımsal motorin alımlarında Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve ilgili Katma Değer Vergisi (KDV) muafiyetini pompa başında uygulayacak myDiesel sistemi 1 Kasım 2026’da zorunlu hale gelecek. Akaryakıt istasyonlarının uygulamaya zorunlu kaydı ise 22 Ekim’de başlayacak. Sistem, üreticilerin daha önce vergiyi peşin ödeyip sonradan iade beklediği yöntemin yerine doğrudan muafiyet sağlayacak. Hak sahibi üretici, myAADE portalı veya myDieselApp üzerinden TAXISnet bilgileriyle giriş yaparak motorin alımı için benzersiz kod ve QR kod içeren dijital kupon düzenleyecek. İstasyondaki görevli kuponu tarayacak ya da numarasını sisteme girecek ve muafiyet uygulanmış satış belgesini düzenleyecek. Uygulama, işlemi gerçek zamanlı doğrulayarak üreticinin hak ettiği motorin miktarını ve kullanılabilir bakiyesini kontrol edecek. Satış belgelerinin AADE bilgi sistemleri üzerinden doğrulanmasının ardından istasyonlara yapılacak ÖTV iadesi otomatikleştirilecek. Tarım Bakanı Margaritis Schoinas’ın açıklamasına göre toplam vergi avantajı litre başına 50,84 euro cent olacak. Bu tutarın 41 centi ÖTV, 9,84 centi KDV payından oluşacak. Ypaithros’un aktardığı hesaplamaya göre 500 litrelik alımda avantaj 254,20 euroya, 1.000 litrelik alımda 508,40 euroya ulaşacak. Ayrıca vergi muafiyeti uygulanabilecek azami motorin miktarı, her ürün için belirlenen referans miktarın %150’sinden %200’üne çıkarılacak. Referansı 10 litre/dekar olan bir üründe sınır 15 litreden 20 litre/dekara yükselecek. Tüketim tablolarının güncellenmesi başlatılacak; sistemin ilk aşamasında 2025 ÖSDE beyanları kullanılacak ve 2026 beyanlarının tasfiyesinden sonra veriler yenilenecek.

Pakistan’ın Gıda Grubu İhracatı İlk Çeyrekte %25,32 Arttı
Görsel kaynağı: The Nation · Özgün haber
Veri haberi

Pakistan’ın Gıda Grubu İhracatı İlk Çeyrekte %25,32 Arttı

Pakistan’ın gıda grubu ihracatı, 2026 mali yılının ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %25,32 arttı. Pakistan İstatistik Bürosu verilerine göre temmuz-eylül döneminde farklı gıda ürünlerinin ihracat değeri 1,388 milyar dolara yükseldi; geçen yılın aynı döneminde bu değer 1,108 milyar dolardı. Toplam ihracat artışında pirinç öne çıktı. Pirinç ihracatı %55,89 artarak 1,074 milyon metrik tona ve 652,396 milyon dolar değere ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde 713.794 metrik ton pirinç 418,509 milyon dolar değerle ihraç edilmişti. Balık ve balık ürünleri ihracatı da %14,61 artarak 49.884 metrik ton ve 102,686 milyon dolar oldu. Baharat ihracatı %18,94 artışla 8.464 metrik ton ve 23,801 milyon dolara yükseldi. Yağlı tohum ve sert kabuklu yemiş ihracatı ise %240,85 artarak 110.930 metrik ton ve 124,623 milyon dolar olarak kaydedildi. Aynı çeyrekte gıda ürünleri ithalatı da %3,44 artışla 2,330 milyar dolara çıktı; geçen yıl bu değer 2,252 milyar dolardı.