ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

570 haber · Sayfa 18

Renkli Güneş Panelleri Yeni Zelandalı Sebze Üreticileri İçin Potansiyel Taşıyor
Görsel kaynağı: RNZ · Özgün haber
Veri haberi

Renkli Güneş Panelleri Yeni Zelandalı Sebze Üreticileri İçin Potansiyel Taşıyor

İsveç'te yayımlanan bir araştırma, macenta renkli yarı saydam güneş panellerinin altında brokoli yetiştirilebildiğini gösterdi. Çalışmada brokolinin tam büyüklüğe ulaşmasının panel kullanılmayan yetiştirmeye kıyasla 25 gün daha uzun sürdüğü ve ürünün mikro besin düzeylerinin daha düşük olduğu belirlendi. Paneller, gelen güneş ışığının bir bölümünü yenilenebilir elektrik üretiminde kullanırken bir bölümünün altlarında yetişen ürünlere ulaşmasına izin verecek şekilde tasarlandı. Araştırmacılar, geleneksel koyu mavi panellerin genellikle opak olduğunu ve ürünler üzerinde fazla gölge oluşturduğunu belirterek çalışma için özelleştirilmiş yarı saydam paneller kullandı. Victoria University Mühendislik ve Bilgisayar Bilimleri Fakültesi'nden Ramesh Rayudu, yöntemin aynı arazide gıda ve elektrik üretimini birleştirebileceğini söyledi. Rayudu, sistemin ileride Yeni Zelanda'daki sebze üreticilerinin elektrik faturalarını dengelemesine veya üretilen enerjiyi şebekeye satmasına imkân sağlayabileceğini, ancak yarı saydam paneller daha az elektrik ürettiği için ekonomik uygulanabilirlik için daha fazla geliştirme gerektiğini belirtti. Elektrik fiyatı ile brokoli fiyatına bağlı olarak, kaybedilen elektrik değerini telafi etmek için hektar başına yaklaşık 1,2 ila 3,2 ton ek brokoli gerekebileceği hesaplandı. Rayudu, maliyet ve fayda dengesi uygun olduğu takdirde yöntemin lahana, karnabahar ve havuçta da kullanılabileceğini ifade etti. Canterbury Üniversitesi'nden Sharee McNab ise büyük güneş enerjisi tesisleriyle gıda üretimi arasındaki arazi rekabetinin arttığını ve verimli tarım arazilerinin korunması gerektiğini söyledi.

Düşük Süt Fiyatları Buzağı Beslemesinde Tam Yağlı Süt Tercihini Gündeme Getirdi
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

Düşük Süt Fiyatları Buzağı Beslemesinde Tam Yağlı Süt Tercihini Gündeme Getirdi

Düşük süt fiyatları, süt sığırcılığı işletmelerinde buzağıların tam yağlı sütle mi yoksa süt ikame yemiyle mi beslenmesinin daha uygun olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Agrarheute’nin aktardığı yetiştirici tartışmasında, işletmelerin tercihlerinin sütü pazarlama biçimine, işletme büyüklüğüne ve önceki besleme deneyimlerine göre değiştiği belirtildi. Sütünü tamamen doğrudan satan ve zaten sınırlı miktarda sütü bulunan bir işletme, kendi sütünü süt ikame yeminden daha değerli gördüğü için MAT kullanımını sürdürüyor. Ancak aynı işletme sütünü düşük fiyattan teslim etmek zorunda kalsaydı, buzağılarını tam yağlı sütle beslemeyi tercih edebileceğini ifade ediyor. Bu değerlendirme, kararın yalnızca süt fiyatına değil, sütün işletme içinde nasıl değerlendirildiğine de bağlı olduğunu gösteriyor. Besleme yönteminin değiştirilmesi halinde hayvanların izlenmesi ve selenyum gibi besin ihtiyaçlarının dikkate alınması gerektiği aktarılıyor. Küçük bir işletme ise açılmış MAT çuvallarında kalan ürünün topaklanabilmesi veya son tüketim tarihine ulaşabilmesi nedeniyle tam yağlı süt kullanıyor. Bu işletmede iki buzağıya üç ay boyunca toplam yaklaşık 1.000 litre süt veriliyor. Bazı yetiştiriciler tam yağlı sütü fiyat karşılaştırmasından bağımsız olarak etik gerekçeler ve MAT kullanımının enerji ile iş gücü ihtiyacı nedeniyle tercih ediyor. Bir yetiştirici de kendi deneyiminde buzağıların tam yağlı sütle daha iyi geliştiğini belirtiyor. Tartışmadaki görüşler, tüm işletmeler için geçerli tek bir ekonomik yanıt bulunmadığına işaret ediyor.

Yüksek Arazi Kiraları Çiftçilerin Yeni Alan Kiralamasını Frenliyor
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

Yüksek Arazi Kiraları Çiftçilerin Yeni Alan Kiralamasını Frenliyor

Yüksek arazi kira bedelleri, birçok çiftçinin işletmesini genişletmesini zorlaştırıyor. agrarheute’nin 866 okuyucuyla yaptığı ankette katılımcıların %37’si, mevcut kira fiyatları nedeniyle yeni alanlar için artık teklif vermediğini belirtti. %17’lik kesim ise kiraladığı alanı azaltıyor veya bunu planlıyor. Katılımcıların %28’i, yeni alanların ekonomik görünmemesine rağmen mevcut kira sözleşmelerini sürdürüyor. Bu tercih, arazinin rakiplere gitmesini önleme ve işletmenin mevcut üretim tabanını koruma amacı taşıyor. Böylece ankete katılanların toplam %82’si yeni alan kiralamadığını, kiralanan alanı azalttığını ya da mevcut sözleşmeleri stratejik nedenlerle uzattığını bildirdi. Anket temsilî değil ve sonuçlar okuyucuların kira piyasasındaki baskıyı nasıl değerlendirdiğini gösteriyor. Katılımcıların %7’si yüksek kiralardan pek etkilenmediğini söylerken, %3’ü kendisine uygun bir yanıt seçeneği bulamadı. Kaynakta aktarılan Thünen analizine göre, incelenen başlıca tarım işletmelerinin yaklaşık %60’ında temel rant, ödenen kira giderlerinin altında kaldı. Buna rağmen güçlü ve büyümek isteyen işletmelerin yüksek teklifler vermeyi sürdürdüğü belirtildi.

Finlandiya, AB Fonlarında Kırsal Bölgelerin Payının Azalmasından Endişeli
Görsel kaynağı: Maaseudun Tulevaisuus · Özgün haber
Veri haberi

Finlandiya, AB Fonlarında Kırsal Bölgelerin Payının Azalmasından Endişeli

Avrupa Komisyonunun yeni bütçe önerisi, Finlandiya’nın kuzeyindeki seyrek nüfuslu bölgeler için uzun süredir uygulanan özel desteğin geleceğine ilişkin endişe yarattı. Öneride, Finlandiya’nın AB üyeliği anlaşmasından bu yana, yani 1995’ten beri kullanılan bu destek kalemine yer verilmediği belirtiliyor. Finlandiyalı Avrupa Parlamentosu üyeleri, bunun ülkenin kırsal ve sınır bölgelerindeki kalkınma olanaklarını zayıflatabileceği görüşünde. Söz konusu destek; işletmelerin, ulaşım bağlantılarının ve bölgesel canlılığın geliştirilmesinde kullanılabiliyor. Kırsal kalkınma fonlarıyla daha önce çevre ve yenileme projeleri yürütüldü, geniş bant altyapısı kuruldu. Avrupa Parlamentosu üyesi Eero Heinäluoma, kuzeydeki seyrek nüfuslu bölgeler için desteğin değerini 650 milyon euro olarak ifade ederken, doğu sınırındaki bölgeler için sağlanacak mali desteğin Finlandiya açısından daha da önemli olduğunu savundu. Öneride ayrıca desteklerin, örneğin tarım için doğrudan tahsis edilmemesi ve fonların nasıl dağıtılacağı konusunda hükümetlere daha fazla yetki verilmesi öngörülüyor. Mali çerçevenin altında 14 mevcut büyük finansman programı bulunuyor; bunlar bölgesel kalkınma ve tarımın yanı sıra balıkçılık ile göçü de kapsıyor. Heinäluoma, üye ülkelerin komisyonun güvenlik ve rekabetçilik fonları gibi öncelik değişikliklerini kabul etmesi halinde kaynakların ulusal düzeyde daha serbest kullanılabileceği uyarısında bulundu. Elsi Katainen ise parlamentodaki tartışmalarda gıda üretiminin savunulmasına rağmen bölgelerin aynı ölçüde korunmayabileceğinden endişe ettiğini söyledi. Haberde aktarılan görüşlere göre özellikle doğu sınırı çevresindeki ekonomik canlılığın ve turizmin zayıflaması riski bulunuyor. Ancak aktarılan düzenleme, henüz kesinleşmiş bir fon kesintisi kararı olarak değil, Avrupa Komisyonunun yeni önerisi ve buna ilişkin siyasi değerlendirmeler olarak sunuluyor.

İspanya’da Tütün Üretimi Yeni Kısıtlama Endişesiyle Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: La Razón · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Tütün Üretimi Yeni Kısıtlama Endişesiyle Karşı Karşıya

İspanya’da tütün yaprağı üretimi, özellikle Extremadura’daki kırsal bölgeler için önemli bir ekonomik dayanak olmayı sürdürürken, sektörde yeni kısıtlamaların geleceğe yönelik endişe yaratacağı belirtiliyor. Üreticiler ve yerel yöneticiler, sigara tüketiminin sona erdirilmesi hedefini desteklediklerini ancak tütün yaprağı üretimiyle tütün ürünlerinin tüketiminin birbirinden ayrılması gerektiğini savunuyor. Sektör temsilcilerine göre bölgede tütünün yerine kısa sürede konulabilecek başka bir tarımsal ürün bulunmuyor. İspanya, Avrupa’nın ikinci büyük tütün üreticisi konumunda. Ülke üretiminin %98’i Extremadura’dan geliyor; bu miktar Avrupa Birliği üretiminin %19’una karşılık geliyor. Üretim La Vera, Campo Arañuelo ve Valle del Tiétar çevresinde yoğunlaşıyor. Extremadura, ürettiği tütünün %74’ünü ihraç ediyor ve dış satışlardan 70 milyon avronun üzerinde gelir elde ediyor. Sektörün bölgesel gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 91 milyon avro olarak verilirken, tarımsal doğrudan istihdam 1.900 kişi, dolaylı faaliyetlerle birlikte toplam istihdam ise yaklaşık 20 bin kişi seviyesinde bulunuyor. Yaklaşık 3 bin aile ve 1.900 işletme de bu ekonomik yapıdan geçiniyor. Üretimin yoğunlaştığı yerleşimlerde tütünün ağırlığı daha da belirgin. Yaklaşık 3 bin nüfuslu Losar de la Vera’da tütünün kasaba gelirindeki payı %80 ile 85 arasında. Talayuela’da ise yaklaşık 3 bin aile sektöre bağlı ve nüfusun %28’ini tütün alanında çalışan göçmenler oluşturuyor. Belediye başkanları, üretimin sona ermesi halinde iş kaybı, göç ve hizmetlerin kapanmasıyla karşı karşıya kalınacağını belirterek, yeni ürünlere geçişin bir, iki hatta beş yıl içinde tamamlanamayacağını ifade ediyor. Tütün yaprağının işlenmesi de bölgedeki ekonomik zincirin önemli bir parçası. Coolosar kooperatifi yılda 2 milyon kilogram kuru yaprak satıyor. Yaprak, yeşil halde teslim alındıktan sonra sekiz gün boyunca, sıcaklığın 71 dereceye kadar çıktığı kurutma konteynerlerinde işleniyor; kullanılan ısı biyokütle kazanlarından sağlanıyor. Kamu şirketi Cetarsa ise yılda yaklaşık 17 milyon kilogram yaprak işliyor ve İspanya tütününün %80’ini gerçekleştiriyor. Talayuela’daki tesis günde 200 kilogramlık 1.400 kasa işliyor; partilerin etiketlenmesi ve yetkililere bildirilmesiyle izlenebilirlik sağlanıyor. Philip Morris International, 1992’den bu yana Extremadura’dan kesintisiz yaprak alıyor ve son 10 yılda bölgeye 230 milyon avro yatırım yaptı. Şirket 2025’te bölge yaprağını ısıtılmış tütün ürünlerinde kullanım için sertifikalandırdı. Şirketin dumansız ürünleri küresel net gelirlerinin %43’ünü oluştururken, sektör bu dönüşümün geleneksel üretim bölgelerinin ekonomik rolünü koruyacak düzenlemelerle yürütülmesini istiyor.

360 Food Syria Fuarı Şam’da İhracat Görüşmeleriyle Sona Erdi
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

360 Food Syria Fuarı Şam’da İhracat Görüşmeleriyle Sona Erdi

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Şam’da düzenlenen 360 Food Syria gıda sanayileri fuarı, üç günlük etkinliğin ardından sona erdi. Evex Events ve Pyramids Group tarafından düzenlenen fuarın son gününde katılımcılar arasında çeşitli mutabakatlar imzalanırken, yurt dışından gelen tüccarlar Suriye ürünlerini ve fuara katılan şirketleri inceledi. Etkinliğe 18 ülkeden 120 yerel, Arap ve yabancı şirket katıldı. Fuarın, Suriye ürünlerinin dış pazarlara ihracatı için yeni ticari bağlantılar ve olanaklar oluşturduğu belirtildi. Etkinlikte tarımsal üretim girdileri, modern tarım teknolojileri, gıda işleme, paketleme, ambalajlama, nihai ürünler ile pazarlama ve dağıtım zincirleri bir araya getirildi. Fuara katılanlar, gıda makineleri, üretim hatları ve ekipmanların Suriye’de geliştirilmesinin ithalata bağımlılığı azaltabileceğini ifade etti. Yerel üreticiler ise yüksek vergiler ve gümrük ücretlerinin yanı sıra otomasyon, mekanik ve elektrik alanlarında uzman personel eksikliğinin sektörün genişlemesini zorlaştırdığını aktardı. SANA’nın fuardaki katılımcı açıklamalarına dayandırdığı bilgilere göre, Suriye’de üretilen bazı makineler ve ekipmanlar Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Irak ve bazı Körfez ülkelerindeki pazarlara ulaştı. Katılımcılar, yerel üretimin yalnızca iç talebi karşılamakla kalmayıp ekipman ve gıda ürünleri ihracatını da genişletebileceğini belirtti. Restoran ve otel ekipmanları alanında şiş kebap ızgaraları, mayonez mikserleri, hamur yoğurma makineleri, kokteyl mikserleri, dondurma, patlamış mısır ve pamuk şeker makineleri gibi ürünlerin üretildiği aktarıldı.

Bulgaristan’da İki Köyde Koyun ve Keçi Çiçeği Salgını
Görsel kaynağı: BTA — Bulgar Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da İki Köyde Koyun ve Keçi Çiçeği Salgını

Bulgaristan’ın batısındaki Köstendil bölgesine bağlı Pastuh ve Novi Chiflik köylerinde koyun veya keçi çiçeği salgınları tespit edildi. Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansının bildirdiğine göre Pastuh’taki işletmede 29 küçükbaş, Novi Chiflik’teki işletmede ise sekiz geviş getiren hayvan bulunuyor. Her iki salgın çevresinde 5 kilometrelik koruma ve 20 kilometrelik gözetim bölgeleri oluşturuldu. Bu bölgelerde koyun ve keçilerin hareketi kısıtlandı; yalnızca belirli koşullarla doğrudan kesime gönderilecek hayvanlara istisna tanındı. Hastalığın insanlara tehlike oluşturmadığı, ancak yayılmasının önemli ekonomik zarara yol açabileceği belirtildi. Kontrol ve eradikasyon önlemleri Avrupa ile ulusal mevzuata göre uygulanıyor.

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Şili’de Meyvecilikte Rejeneratif Tarım Toprak ve Su Yönetimini Öne Çıkarıyor

Şili’de yayımlanan bir reportaj, rejeneratif tarımın özellikle meyvecilikte toprak sağlığı, biyolojik çeşitlilik, su döngüsü ve kaynakların verimli kullanımı üzerinden ele alındığını aktarıyor. Yaklaşım, bir ürünü başka bir ürünle değiştirmekten çok, toprak, su, mikroorganizmalar, kökler, bitkiler ve tarımsal yönetim arasındaki ilişkileri birlikte değerlendirmeyi öngörüyor. Bu çerçevede toprak mikrobiyomu, besinlerin kullanılabilirliği, toprak yapısı ve su ile karbon döngüleri açısından merkezi bir başlık olarak öne çıkıyor. Toprağın yalnızca bitkileri taşıyan fiziksel bir ortam olmadığı; bakteriler, mantarlar ve diğer mikroorganizmaların kök gelişimi, besin döngüsü ve toprağın biyolojik işleyişinde rol oynadığı belirtiliyor. Rejeneratif yaklaşım, gübrelemeyi yalnızca toprağa besin eklemek olarak değil, bu besinlerin dolaşımını ve bitkiler için kullanılabilirliğini destekleyen süreçleri güçlendirmek olarak ele alıyor. Yaklaşım, Şili’deki su açığı nedeniyle meyvecilik açısından da önem taşıyor. Toprak yapısının, biyolojik faaliyetin ve organik maddenin uygun olması, suyun toprağa sızmasına, tutulmasına ve bitkilerin kullanımına sunulmasına yardımcı olabilir. Ancak reportajda, hiçbir uygulamanın su bulunabilirliği sorununu tek başına çözemeyeceği özellikle belirtiliyor. İklim koşulları, toprak türü, yetiştirilen ürün, sulama sistemi ve işletme yönetimi, alınacak sonuçları belirleyen unsurlar arasında sıralanıyor. Rejeneratif tarımın ekonomik etkileri de kesinleşmiş sonuçlar olarak sunulmuyor. Belirli girdilere bağımlılığın azaltılması, su kullanımında verimliliğin artırılması ve toprağın iyileştirilmesi işletme maliyetlerini ve üretim istikrarını etkileyebilir. Bununla birlikte sonuçların ürüne, toprağa, iklime, uygulamalara ve geçiş süresine göre değişebileceği aktarılıyor. Bu nedenle verim, meyve kalitesi, maliyet, su tüketimi, toprak verimliliği ve üretim istikrarının birden fazla sezon boyunca izlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Reportajda, biyolojik üretim ve rejeneratif tarım alanında çalışan Şili şirketi Terragénesis’in deneyimine de yer veriliyor. Şirketin metodolojisinde, yerli mikroorganizmaları teşvik eden bileşiklerle besinlerin kullanılabilirliğini ve toprak biyolojik faaliyetini artırma hedefi öne çıkıyor. Gübre kullanımındaki azalma ve su verimliliğindeki iyileşmelere ilişkin sonuçların şirket tarafından açıklandığı, bu verilerin her işletmenin ürün, toprak ve yönetim koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği kaydediliyor. Kaynağa göre yaklaşımın başarısı, sahada izlenebilir göstergelerle doğrulanabilmesine bağlı.

Suriye'de Balık Çiftlikleri Yeniden Faaliyete Geçiyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye'de Balık Çiftlikleri Yeniden Faaliyete Geçiyor

Suriye’nin Hama kırsalındaki Ghab bölgesinde balık çiftlikleri, 14 yılı aşkın bir aranın ardından kademeli olarak yeniden faaliyete başladı. Yeniden üretime dönüş; havuzların rehabilitasyonu, yetiştiricilik girdileri ve yem temini ile üretimin pazarlanması gibi sorunlar sürerken gerçekleşiyor. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Kurumu’nun Hama şubesi, bölgede 291 özel ve üç kamuya ait çiftlik bulunduğunu bildirdi. Hama’daki balık çiftliklerinin üretimi, yetiştiricilerin özellikle yerinden edilme sonrasında yaşadığı imkân yetersizliği ve sazan balıklarında yüksek ölümlere yol açan viral hastalık nedeniyle 2 bin tona geriledi. Kurum, çiftliklerin ruhsatlandırılmasını kolaylaştırdığını, yetiştiriciliği ve hastalık vakalarını izlediğini, üreticilere teknik danışmanlık sunduğunu açıkladı. Salgın döneminde hastalıklı havuzlarda saha çalışmaları yapılarak ölü balıklardan numuneler alındı ve Hama Veteriner Fakültesi laboratuvarlarında incelendi. Yetiştiriciler ise uzun süreli yerinden edilmenin çiftlik ve havuzlara zarar verdiğini, ekipmanların çalındığını belirtiyor. Balık yetiştiricisi Halid Remuz, üretimin yeniden kurulabilmesi için yem, yavru balık ve elektrik ekipmanı alımını destekleyecek uzun vadeli krediler verilmesini istedi. Bir başka yetiştirici de yakıt, yem ve nakliye maliyetlerinin yüksekliğinin havuzların yeniden hazırlanmasını zorlaştırdığını söyledi. Remuz ayrıca, yerli üretimin pazarlanabilmesi amacıyla dondurulmuş balık ithalatının ekim ayından yıl sonuna kadar durdurulmasını önerdi; bu öneri yetkililerce alınmış bir karar olarak aktarılmadı. Genel kurumun mart ayında açıkladığı verilere göre ülkenin yıllık ortalama balık üretimi 20-25 bin ton düzeyinde bulunuyor. Hazırlanan stratejik planla üretimin 2035’te 225 bin tona çıkarılması hedefleniyor.

Bulgaristan’da Köstendil Bölgesinde İki Koyun ve Keçi Çiçeği Odağı
Görsel kaynağı: 24 Chasa · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Köstendil Bölgesinde İki Koyun ve Keçi Çiçeği Odağı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Bulgaristan’ın Köstendil bölgesinde koyun ve keçi çiçeğine ilişkin iki birincil odak tespit edildi. Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansının açıklamasına göre odaklardan biri Nevestino belediyesine bağlı Pastuh köyündeki, 29 küçükbaş hayvanın bulunduğu işletmede; diğeri ise Köstendil belediyesine bağlı Novi Chiflik köyündeki, sekiz hayvanın bulunduğu işletmede belirlendi. İki işletmenin çevresinde 5 kilometrelik koruma ve 20 kilometrelik gözetim bölgeleri oluşturuldu. Bu bölgeler Köstendil’in yanı sıra Blagoevgrad ve Pernik illerindeki bazı yerleşimleri de kapsıyor. Koyun ve keçilerin hareketi, belirli koşullarda doğrudan kesime gönderilecek hayvanlar dışında yasaklandı. Hayvanların kapalı barınaklarda tutulması, işletmelerde sayım yapılması ve Veteriner Bilgi Sistemi’ndeki kayıtların güncellenmesi kararlaştırıldı. Ayrıca resmi veteriner kontrolü uygulanacak ve etkilenen bölgelerden elde edilen çiğ sütün taşınması ile işlenmesinde özel kurallar geçerli olacak. Ajans, hastalığın insanlar için tehlike oluşturmadığını, ancak yayılmasının ciddi ekonomik zararlara neden olabileceğini bildirdi.

17 AB Ülkesi Tarım ve Uyum Fonlarının Korunmasını İstedi
Görsel kaynağı: N1 Slovenija · Özgün haber
Veri haberi

17 AB Ülkesi Tarım ve Uyum Fonlarının Korunmasını İstedi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Janez Janša’nın da aralarında bulunduğu 17 AB ülkesinin lideri, İrlanda Başbakanı Michael Martin’e gönderdikleri mektupta 2028-2034 uzun vadeli bütçe döneminde Ortak Tarım Politikası ile uyum politikasına ayrılan finansmanın korunmasını istedi. Liderler, Avrupa Komisyonu’nun temel teklifinde toplam bütçe büyüse bile bu iki politika için reel kaynak azalması öngörüldüğünü belirtti. Liderler, güvenlik, savunma, ekonomik rekabetçilik, dayanıklılık ve enerji güvenliği alanlarındaki yeni ihtiyaçları kabul ederken bunların tarım ve uyum politikaları pahasına karşılanmaması gerektiğini savundu. Yaklaşık 1.950 milyar avroluk toplam bütçe önerisini uygun bir temel olarak değerlendiren liderler, yeni gelir kaynaklarını ve Avrupa’nın toparlanma fonuyla bağlantılı borcun daha kademeli ödenmesini incelemeye hazır olduklarını bildirdi.

Fas Ekonomisi İkinci Çeyrekte Yavaşladı, Tarım Büyümeye Devam Etti
Görsel kaynağı: Libération Maroc · Özgün haber

Fas Ekonomisi İkinci Çeyrekte Yavaşladı, Tarım Büyümeye Devam Etti

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Fas ekonomisi 2026'nın ikinci çeyreğinde %4 büyüdü. Haut-Commissariat au Plan'ın (HCP) ulusal hesaplarına göre bu oran, 2025'in aynı çeyreğindeki %5,8'in altında kaldı. Ekonomik faaliyetteki yavaşlamaya karşın tarım sektörü belirgin bir hızlanma gösterdi. Tarımsal katma değer yıllık bazda %21,2 arttı; bu oran bir yıl önce %8,3 olarak kaydedilmişti. Tarımın güçlü performansı, tarım dışı faaliyetlerdeki yavaşlamayla aynı döneme denk geldi. Tarım dışı sektörlerin büyümesi %4,9'dan %1,5'e geriledi. HCP, tarımdaki artışın yanı sıra balıkçılık faaliyetinin katma değerinde de %15,9'luk yükseliş kaydedildiğini, bu faaliyetin bir yıl önce %8,5 daraldığını bildirdi. Birincil sektörün toplam katma değeri ise %20,9 arttı. Ekonominin diğer ana kesimlerinde daha zayıf bir görünüm ortaya çıktı. Mevsimsel etkilerden arındırılmış ikincil sektörün katma değeri %3,9 daraldı. Bu gerilemede madencilik ve imalat sanayisinin yanı sıra inşaat ile elektrik ve su faaliyetlerindeki gelişmeler etkili oldu. Hizmetler sektörünün büyümesi de %4'e gerileyerek önceki yılın %4,5'lik seviyesinin altında kaldı. HCP verilerine göre büyümenin temel dayanağı iç talep oldu. İç talep %5 artarak ekonomik büyümeye 5,6 puan katkı sağladı; ancak bu katkı bir yıl önceki 10,3 puanın altında kaldı. Hanehalkı nihai tüketimi %4,1 artarken, brüt yatırımların büyüme hızı %20,3'ten %6,8'e düştü. AgriMaroc'un HCP tablolarına dayandırdığı verilere göre tarımsal katma değer yaklaşık 34 milyar dirham seviyesine çıktı; 2025'in aynı döneminde bu tutar 28,1 milyar dirhamdı.

Çin’de BAE Menşeli Hurma Palmiyeleri Meyve Verdi
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Çin’de BAE Menşeli Hurma Palmiyeleri Meyve Verdi

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Çin arasındaki tarımsal iş birliği kapsamında BAE menşeli hurma palmiyeleri, Çin’in Hainan, Yunnan ve Siçuan bölgelerinde meyve verdi. Çin Tarım Bilimleri Akademisi Tropikal Tarım Araştırmaları Enstitüsüne bağlı merkezlerdeki son hasat dönemi tamamlandı. Hainan’daki Wenchang merkezinde sekiz hurma çeşidi yeniden meyve verirken, Yunnan’ın Yuanjiang bölgesinde 52, Siçuan’ın Panzhihua bölgesinde 125 palmiye ilk kez ürün verdi. Wenchang’daki deneme, uygun çeşit seçimi ile sulama, bakım ve tozlaşma tekniklerinin hurma palmiyesini tropikal ve subtropikal bölgelerde yetiştirmek için önem taşıdığını gösterdi. İş birliği, BAE’nin 2019’da Çin’e yaklaşık 100 bin hurma fidanı bağışlamasıyla başladı. 2021-2024 döneminde 25 bin fidan daha gönderildi. Çin’de hurma palmiyesi yetiştiriciliği Hainan, Yunnan, Siçuan, Guizhou ve Guangxi eyaletlerindeki 18 şehir ve ilçeye yayıldı; toplam alan yaklaşık 60 hektara ulaştı.

Macaristan’da Mısır Üretiminin Geleceği Tartışılıyor
Görsel kaynağı: 24.hu · Özgün haber

Macaristan’da Mısır Üretiminin Geleceği Tartışılıyor

Macaristan Tarım ve Gıda Ekonomisinden Sorumlu Bakan Bóna Szabolcs, GDO ile moleküler ıslahın aynı yöntem olmadığını belirterek, gelecekte moleküler ıslahın kullanılıp kullanılmayacağı konusunda bugün kesin bir yanıt verilemeyeceğini söyledi. Açıklamalar, Népszava’ya verdiği ve 24.hu’nun aktardığı röportajda yer aldı. Bóna Szabolcs, kuraklıkların özellikle etkilediği mısır üretimindeki krize de değindi. Macaristan’da mısır ekim alanının önceki dönemde 1 milyon hektarın üzerindeyken bu yıl 600 bin hektarın altına indiğini belirten bakan, üreticilerin önemli bir bölümünün mevcut koşullarda mısır yetiştirmenin kârlı olmadığını gördüğünü ifade etti. Bakan, iklim koşullarındaki değişim nedeniyle Macaristan’ın bazı bölgelerinin mısır üretimine artık uygun olmadığını, ayrıca ülkenin dünya piyasasında daha elverişli koşullarda ve daha düşük maliyetle üretim yapan ülkelerle rekabet ettiğini söyledi. Mısırın, uygun verimin alınabildiği bölgelerde korunması; diğer alanlarda ise yeni bitkiler ve üretim yöntemleri aranması gerektiğini belirtti.

Afrin’de Tarımsal Destek ve Kullanıma Kapalı Araziler Gündemde
Görsel kaynağı: North Press Agency · Özgün haber
Veri haberi

Afrin’de Tarımsal Destek ve Kullanıma Kapalı Araziler Gündemde

Suriye’nin kuzeyindeki Halep vilayetine bağlı Afrin bölgesinden milletvekili ve Halk Meclisi Tarım ve Gıda Güvenliği Komitesi üyesi Şeyh Said Zade, çiftçilere yakıt, gübre ve tarımsal ilaç desteği sağlanmasına yönelik çalışma ve öneriler hazırlandığını söyledi. Zade, tarımsal ilaçların denetlenmesi ile ürün fiyatlarına sınır getirilmesinin de değerlendirildiğini belirtti. Zade, hazırlanan önerilerin önce koordine edilerek görüşüleceğini, ardından tarım bakanıyla yapılacak toplantıda uygulama imkânlarının ele alınacağını aktardı. Tarımsal destekten sorumlu kurumların henüz istenen ölçüde etkinleştirilmediğini belirten Zade, bu başlıkların uygulamaya geçmiş kararlar olmadığını ifade etti. Kullanıma kapalı araziler konusunda resmi makamlardan kendilerine bilgi ulaşmadığını söyleyen Zade, sorunun Suriye-Türkiye sınırının çizilmesinden sonra bazı Türk vatandaşlarının arazilerinin Suriye’de, bazı Suriyeli vatandaşların taşınmazlarının ise Türkiye’de kalmasıyla bağlantılı olduğunu anlattı. Bu taşınmazların Afrin, Azez, Cerablus ve İdlib’de bulunduğunu belirtti. Ekonomik Büroya bağlı İktifa şirketinin çiftçilerden yatırım sözleşmeleri için imza aldığını ve üründen %35 pay talep ettiğini söyleyen Zade, oranın düşürülmesini istediklerini ancak henüz sonuç alınmadığını kaydetti.

İran’da Geleceğin Çiftçilerini Yetiştirme Planı Hazırlandı
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Geleceğin Çiftçilerini Yetiştirme Planı Hazırlandı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İran Tarım Araştırmaları, Eğitim ve Yayım Örgütü (TAT) Başkan Yardımcısı Abolfazl Faraji, tarımın üretimi koruyup verimliliği artırabilmesi için üniversite mezunlarının yanı sıra beceri sahibi teknisyenler yetiştirilmesi gerektiğini söyledi. Faraji, tarım sektörünün tarla çalışmaları, tarım makinelerinin kullanımı ve onarımı, hayvan besleme ve sera yönetimi gibi alanlarda uygulamalı eğitim almış iş gücüne ihtiyaç duyduğunu belirtti. TAT tarafından hazırlanan “Geleceğin Çiftçilerini Yetiştirme Planı”nın uygulanması için politika desteği ve uygun mekanizmalar gerektiği ifade edildi. Faraji’nin aktardığına göre teknik ve mesleki eğitim yolundaki öğrencilerin yaklaşık %45’ini oluşturan kesim içinde tarım eğitiminin payı yaklaşık 40 bin kişiyle sınırlı ve bu oran yaklaşık %2,5 düzeyinde. Bu nedenle Yedinci Kalkınma Planı’na ilişkin değişikliklerde tarım eğitiminin payının yaklaşık %15’e çıkarılması önerildi. Tarım meslek liselerindeki öğrenci sayısının 130-140 bin kişiye yükseltilmesi hâlinde, öğrencilerin bir bölümünün her yıl iş gücüne katılmasıyla sektöre yaklaşık 43 bin yeni çalışanın kazandırılabileceği tahmin edildi. Plan kapsamında tarım meslek liselerinin mümkün olduğunca köylerde ve tarım bölgelerinde kurulması, gençlerin beceri eğitimini gerçek üretim ortamında alması ve eğitim sonrasında yaşadıkları bölgelerde çalışabilmesi hedefleniyor. Faraji, yalnızca eğitim kapasitesini artırmanın yeterli olmayacağını, gençlerin tarımda kalması için ekonomik teşvikler ve uygun yerel çalışma koşulları oluşturulması gerektiğini vurguladı. TAT ile Ulusal Beceri Üniversitesi arasında imzalanan mutabakat doğrultusunda, ön lisans öğrencilerinin eğitimlerinin bir bölümünün tarla ve seralarda verilmesi planlanıyor. Faraji ayrıca üniversiteler, mesleki eğitim merkezleri, özel sektör ve çiftlikler arasındaki bağın güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, tarım eğitiminde uygulamalı çalışmalara daha fazla ağırlık verilmesini istedi.

Tavanir: Tarıma Elektrik Kısıtlaması Enerji Eksikliğinden Değil, Su Yönetiminden Kaynaklanıyor
Görsel kaynağı: Mehr — Ekonomi · Özgün haber

Tavanir: Tarıma Elektrik Kısıtlaması Enerji Eksikliğinden Değil, Su Yönetiminden Kaynaklanıyor

İran’da tarıma yönelik olası elektrik kısıtlamalarının enerji yetersizliğinden kaynaklanmadığı bildirildi. Tavanir yöneticisi, belirli saatlerde uygulanabilecek sınırlamaların su kaynaklarının yönetimi ve kuyulardan çekilecek su miktarına getirilen üst sınırla bağlantılı olduğunu açıkladı. Açıklamaya göre elektrik sektörü, tarımın elektrik ihtiyacını karşılamaya yönelik bir kısıtlama uygulamıyor. Böylece söz konusu düzenlemenin elektrik arzındaki eksiklikten değil, su kaynaklarının kullanımını yönetme kararından kaynaklandığı belirtildi.

PS/Azorlardan Flores’te Canlı Hayvan İhracatı Eleştirisi
Görsel kaynağı: Agricultura e Mar · Özgün haber
Veri haberi

PS/Azorlardan Flores’te Canlı Hayvan İhracatı Eleştirisi

Azorlar Sosyalist Partisi (PS/Azores), Flores Adası'ndan canlı hayvan ihracatında deniz taşımacılığı sisteminin yeniden aksadığını ve üreticilerin hayvanlarını ana karaya zamanında gönderemediğini savundu. PS Flores tarafından yapılan açıklamaya göre, canlı hayvan taşıyan konteynerler Ponta Delgada ile Lizbon arasında sefer yapan gemilere zamanında bağlanamayınca Flores'teki hayvan sevkiyatları gerçekleştirilemedi. Parti, bir seferin kaçırılmasının sonraki seferleri de etkileyebileceğini belirtti. Açıklamada, sonraki seferde dokuz konteynerin tüm ihracat taleplerini karşılamaya yetmeyebileceği ve adada bekletilen hayvan sayısının artabileceği ifade edildi. PS/Azores, sorunun istisnai olmaktan çıktığını ve tekrarlayan bir hale geldiğini ileri sürerek üreticilerin yem ve bakım maliyetlerinin yükseldiğini, gelir kaybı yaşadığını ve işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliğinin zarar gördüğünü belirtti. PS Flores, Lajes Limanı'ndaki operasyonel kısıtların ve yılın bu dönemindeki deniz koşullarının daha planlı bir taşımacılık düzenini gerekli kıldığını söyledi. Azorlar Yasama Meclisi'nin daha önce, ihtiyaçların arttığı dönemlerde Flores'e seferlerin artırılmasını ve haftalık yolculuklar düzenlenmesini tavsiye eden bir kararı kabul ettiği, ancak bölgesel hükümetin bu tavsiyeyi uygulamadığı öne sürüldü. Parti, canlı hayvan ihracatının yoğun olduğu dönemlerde haftalık seferlerin hayata geçirilmesini ve deniz bağlantılarının düzenli hale getirilmesini istedi.

Fars’ta Sonbahar Elması Hasadında 270 Bin Tonun Üzerinde Ürün Bekleniyor
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Fars’ta Sonbahar Elması Hasadında 270 Bin Tonun Üzerinde Ürün Bekleniyor

İran’ın Fars eyaletinde sonbahar elması hasadı başladı. Eyaletin Tarım Cihadı Teşkilatının bahçecilik işleri yöneticisi Muhammed Sadık Fani, bu yıl 270 bin tonun üzerinde ürün alınmasının öngörüldüğünü açıkladı. Sipidan, Eqlid, Şiraz, Abade, Mervdeşt, Bवनat ve Hürrembid, üretimin başlıca merkezleri arasında gösterildi. Hasat edilen elmaların bir bölümü, yaklaşan dönemde piyasayı düzenlemek amacıyla standart soğuk hava depolarında saklanacak ve başta Tahran olmak üzere diğer eyaletlerdeki tüketim merkezlerine gönderilecek. Ürünün önemli bir bölümünün de dünya pazarlarına ihraç edilmesi bekleniyor. Doğrudan satışa uygun olmayan düşük kaliteli elmaların işlenmesi için Fars dışındaki tesislere gönderildiği belirtilirken, eyalette işleme altyapısının güçlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor

Belçika merkezli RTBF’nin “Avrupa’dan Görünüm” dosyası, az sayıda büyük şirketin tohum, bitki koruma ürünleri, gübre ve tarım makineleri gibi girdilerdeki ağırlığını inceliyor. Dosyaya göre yoğunlaşma, üretim girdileriyle sınırlı kalmıyor; gıda işleme ve perakende pazarlarında da az sayıda şirket belirleyici oluyor. Bu yapı, çiftçileri tedarik zincirinin hem başında hem de sonunda yoğunlaşmış piyasalar arasında bırakabiliyor. Dosyada İsviçre merkezli Syngenta’nın bitki koruma ürünleri alanındaki konumu örnek gösteriliyor. Şirket, 2025’te bu ürünlerin satışından 13,7 milyar dolar gelir elde etti; söz konusu gelir bir önceki yıla göre %4 arttı. Syngenta’nın yaklaşık 1.800 bitki koruma ürününün ruhsatını kaydettirdiği, yeniden kaydettirdiği veya uzattığı aktarılıyor. Kamu otoritelerinin insan sağlığı ve çevre kaygıları nedeniyle ruhsat yenileme ve yeni ürünlere izin verme konusunda daha sıkı davranması, mevcut geniş ürün portföylerine sahip şirketlerin önemini artırıyor. Avrupa Birliği’nde pestisitlerde izin verilen etkin madde sayısının 25 yılda 1.000’in üzerinden yaklaşık 500’e gerilediği belirtiliyor. Yeni bir pestisitin ruhsatlandırılması 7 ila 10 yıl sürebiliyor ve ruhsatın geçerliliği en fazla 15 yıl olabiliyor. Dosyaya göre uzun ve maliyetli süreçler, ruhsat yenileme kapasitesi yüksek şirketlere avantaj sağlarken yeni şirketlerin pazara girişini zorlaştırıyor. Bu koşulların çiftçilerin tohum, kimyasal ürün ve makine seçeneklerini daraltabileceği ifade ediliyor. Şirket yoğunlaşmasının yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu, birleşmelerin özellikle 1980’lerden itibaren hızlandığı aktarılıyor. Bayer’in Monsanto’yu 2018’de satın alması, Dow ile DuPont’un 2019’da Corteva Agriscience adı altında birleşmesi, Potash Corporation ile Agrium’un 2018’de Nutrien’i oluşturması ve Syngenta’nın ChemChina tarafından 2017’de satın alınması bu sürecin örnekleri arasında gösteriliyor. ETC araştırma kolektifine göre, küresel tohum pazarında en büyük 10 şirketin 10 yıl önce kontrol ettiği %40’lık paya bugün en büyük iki şirket sahip. Dosyada, az sayıda şirkete bağımlılığın tedarik şoklarında çiftçileri ve gıda sistemini daha kırılgan hâle getirebileceği yönündeki eleştirilere de yer veriliyor. Bununla birlikte yoğunlaşmanın tek başına rekabet hukukunu ihlal etmediği belirtiliyor. Rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar veya az sayıda aktörün bulunduğu bir pazarda gücü artıran birleşmeler incelemeye alınabiliyor. Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezi’nden Max Koppenberg ise yoğunlaşmanın her zaman hâkim durumun kötüye kullanılması anlamına gelmediğini, bazı perakende pazarlarında yoğun rekabetin düşük kâr marjları ve görece düşük tüketici fiyatlarıyla sonuçlanabildiğini söylüyor. Yeni girişleri kolaylaştırmak için ruhsat süreçlerinin hızlandırılması ve patent sürelerinin sınırlandırılması önerilirken, patent süresini kısaltmanın ters sonuç doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

AB'de Gıda İsrafı 2024'te Kişi Başına 129 Kiloya Ulaştı
Görsel kaynağı: in.gr · Özgün haber
Veri haberi

AB'de Gıda İsrafı 2024'te Kişi Başına 129 Kiloya Ulaştı

Avrupa Birliği'nde (AB) 2024 yılında kişi başına yaklaşık 129 kilogram gıda atığı oluştu. Eurostat verilerine göre toplam gıda atığı 57,9 milyon tona ulaşırken, bu miktar 2023'teki 57,5 milyon tona kıyasla %0,7 arttı. Hesaplamaya hem yenilebilir hem de atığa dönüşen yenilemeyen gıda bölümleri dahil edildi. Gıda israfında en büyük pay hanelere ait oldu. Haneler, kişi başına 69 kilogramla toplam atığın %53'ünü oluşturdu. Restoranlar ve diğer yemek hizmetleri kişi başına 15 kilogramlık ek atık üretirken, gıda ve içecek sanayisinden kaynaklanan atık kişi başına yaklaşık 25 kilogram olarak hesaplandı. Birincil üretim ile perakende ve dağıtımın her biri kişi başına yaklaşık 10 kilogramlık atıkla ilişkilendirildi. Yunanistan, kişi başına gıda atığında AB ülkeleri arasında üçüncü sırada yer aldı. Ülkede kişi başına toplam yaklaşık 207 kilogram atık oluştu. Bu değer, AB ortalamasının belirgin biçimde üzerinde bulunurken, Kıbrıs yaklaşık 294 kilogramla ilk, Danimarka ise yaklaşık 260 kilogramla ikinci sırada gösterildi. Yunanistan'ı Romanya ve Portekiz izledi. Yunanistan'da 2024 yılı toplam gıda atığı 2.159.056 tona ulaştı. Bunun 907.454 tonu, toplamın yaklaşık %42'sine karşılık gelecek şekilde hanelerden kaynaklandı. Veriler, gıda israfının yalnızca tüketim aşamasında değil, gıda zincirinin üretim, işleme, perakende ve dağıtım aşamalarında da ortaya çıktığını gösteriyor. Gıda israfı, üretim ve taşıma için kullanılan toprak, su ve yakıt gibi kaynakların beslenme amacı gerçekleşmeden tüketilmesine yol açıyor. Atıkların depolama alanlarına gönderilmesi de sera gazı emisyonlarına katkıda bulunuyor. Kaynakta, gıda israfının AB gıda sisteminin sera gazı emisyonlarının yaklaşık %16'sına, 252 milyon ton karbondioksit eşdeğerine karşılık geldiği belirtiliyor. Eurostat'ın AB toplamını hesaplarken Romanya için 2024 verileri yerine 2023'teki son mevcut verileri kullandığı aktarıldı. Metnin başka bir bölümünde AB toplamı kişi başına 131 kilogram olarak da ifade ediliyor; bu nedenle kaynakta kişi başına toplam miktar konusunda farklı rakamlar yer alıyor.

FAO Gıda Fiyat Endeksi Eylülde Yıllık Bazda %5,8 Arttı
Görsel kaynağı: Todo el Campo · Özgün haber
Veri haberi

FAO Gıda Fiyat Endeksi Eylülde Yıllık Bazda %5,8 Arttı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) verilerine göre gıda fiyatları endeksi Eylül 2026'da ağustosa göre %1,5 artarak 136,0 puana çıktı. Endeks, geçen yılın aynı ayına göre %5,8 yükselmesine rağmen Mart 2022'deki rekor seviyenin %15,1 altında kaldı. Todo el Campo'nun aktardığı değerlendirmede artışın savaşlar, kuraklık ve lojistik aksamalarla bağlantılı olduğu belirtildi. Tahıl fiyatları endeksi eylülde aylık %5,1, yıllık %17,2 yükseldi. Buğday fiyatları Karadeniz'deki lojistik kısıtlamalar ve Kuzey Amerika'nın bazı bölgelerindeki kuraklık nedeniyle %6,3 arttı. Mısır fiyatlarındaki %5,6'lık artışta ise ABD'de beklenenden düşük verim beklentileri, Brezilya'nın ihracata ayırabileceği ürün miktarındaki azalma ve Karadeniz'deki ticaret aksamaları etkili oldu. Bitkisel yağ fiyatları, palm yağına yönelik güçlü ithalat talebi ve Güneydoğu Asya'daki kuraklık endişeleriyle %0,9 yükseldi. Şeker fiyatları da 2026/27 sezonunda küresel arzın daha sıkı olacağı beklentisiyle %6,1 arttı. Ana makalede et fiyat endeksinin %1,1, süt ürünleri endeksinin ise %0,1 gerilediği bildirildi; FAO'nun resmi sayfasında süt ürünleri endeksi sabit olarak tanımlanıyor. FAO, 2026 dünya tahıl üretiminin 2025'e göre %2,1 azalarak 2.979 milyon tona ineceğini öngörüyor. Üretimin, önceki yılın rekor seviyesinin ardından kaydedilen en yüksek ikinci hasat olması bekleniyor. Dünya tahıl ticaretinin de 2025/26 dönemindeki rekor seviyeden %3,5 düşerek 505,8 milyon tona gerileyeceği tahmin ediliyor. FAO Başekonomisti Máximo Torero, Hürmüz Boğazı ve Karadeniz'deki taşımacılık aksamalarının enerji, navlun ve temel gıda ürünleri üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. FAO'nun Tarımsal Piyasa Bilgi Sistemi (AMIS) ise yüksek navlun ücretleri, sıkılaşan gübre piyasaları ve süregelen lojistik sorunların piyasa belirsizliğini artırdığını bildirdi. Güçlenen El Niño'nun Güney ve Güneydoğu Asya'daki pirinç üretimi görünümünü de belirsizleştirdiği aktarıldı.

Mısır ve Soya Fiyatlarını İhracat, Üretim ve Enerji Politikası Etkileyebilir
Görsel kaynağı: Brownfield Ag News · Özgün haber

Mısır ve Soya Fiyatlarını İhracat, Üretim ve Enerji Politikası Etkileyebilir

Mısır ve soya fiyatlarının önümüzdeki aylardaki seyrinde ihracat, üretim ve enerji politikasına ilişkin gelişmeler etkili olabilir. Compeer Financial ekonomisti Dr. Megan Roberts, son dönemdeki fiyat dalgalanmalarının piyasanın yönünü öngörmeyi zorlaştırdığını söyledi. Roberts’a göre verim ve üretim, fiyatları belirleyecek başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Kaynakta, bu değerlendirmelerin ABD mısır ve soya piyasasına ilişkin kısa vadeli görünüm kapsamında yapıldığı aktarılıyor.

Arjantin’in NEA Bölgesinde Mısırda Mısır Yaprakkurdu Alarmı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Arjantin’in NEA Bölgesinde Mısırda Mısır Yaprakkurdu Alarmı

Arjantin’in Kuzeydoğu Bölgesi’nde (NEA) Bt teknolojisi taşıyan mısır tarlalarında mısır yaprakkurdu saldırıları bildirildi. Kuzey Chaco’da üreticiler, zararlıya karşı koruma sağlaması beklenen tohumlarla ekilen alanlara tekrar tekrar girerek insektisit uygulamak zorunda kaldı. Benzer saldırıların Formosa ve Corrientes’in bazı kesimlerinde de görüldüğü aktarıldı. General José de San Martín çevresinde üretim yapan Omar Farana, erken ekilen ve henüz gelişimin ilk aşamalarında bulunan mısırına karşı iki uygulama yaptığını, üçüncü uygulamaya da hazırlandığını söyledi. Farana, erken ekim döneminde ve Bt koruması bulunan bir çeşitte böyle bir sorun beklemediğini belirtti. Saldırının üretim maliyetlerini artırdığını ve nihai verim konusunda belirsizlik yarattığını ifade etti. General Güemes bölgesinden ziraat mühendisi ve mısır üreticisi Hugo Kolazinski ise sorunun farklı bölgelerdeki işletmelerde görüldüğünü ve belirli bir hibrit ya da tohum şirketine bağlanamayacağını savundu. Yaklaşık 20 günlük bazı mısırların üç insektisit uygulamasına rağmen zararlı taşıdığını, kimi tarlalarda uygulamaların altı günlük aralıklarla tekrarlandığını anlattı. Kolazinski, bitki başına sekiz ya da on larvaya rastladığını söyledi. Mısır yaprakkurdu, Spodoptera frugiperda adlı kelebeğin larvasıdır ve özellikle bitkinin ilk gelişim dönemlerinde yapraklara zarar verebilir. Bt teknolojisi, Bacillus thuringiensis bakterisinin ürettiği ve belirli zararlıları kontrol etmeyi amaçlayan proteinlere dayanır. Ancak kaynağa göre Bt mısırda larva görülmesi tek başına teknolojinin çalışmadığını kanıtlamıyor. Buna karşın tekrarlanan ilaçlamalar ve bildirilen yoğunluk, mevcut koşullarda kontrol etkinliği konusunda soru işareti oluşturuyor. Kolazinski, ilkbaharda ekilen mısırda son 10-12 yılda mısır yaprakkurdu için uygulama yapmadığını, bu kampanyada ise kontrollerin çok erken başladığını belirtti. Üreticiler ayrıca mısır yaprakpiresiyle mücadele için de kaynak ayırıyor. Kuzey Chaco’da limanlara uzaklık, nakliye ve pazarlama giderleri, pahalı tohumlar, ek insektisit uygulamaları ve belirsiz verim, mısır üretiminin ekonomik sonucunu daha da zorlaştırıyor. Bazı küçük üreticilerin mücadele maliyetini karşılayamadığı için bitkilerinin önemli bölümünü kaybettiği bildirildi.