ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

91 haber · Sayfa 2

Tayland’da Dört Yeni Fesleğen Çeşidi İçin Koruma Başvurusu Yapıldı
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber
Veri haberi

Tayland’da Dört Yeni Fesleğen Çeşidi İçin Koruma Başvurusu Yapıldı

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Tayland’da araştırma ve geliştirme yoluyla oluşturulan dört yeni fesleğen çeşidi için tescil ve bitki çeşidi koruması başvurusu yapıldı. Tayland Tarım Teşvik Dairesi, başvuruların Tayland Tarım Bakanlığına bağlı ilgili kurumun yürüttüğü yasal süreç kapsamında değerlendirileceğini bildirdi. Açıklama, fesleğenin tamamının özel şirket mülkiyetine geçtiği ve geleneksel fesleğen yetiştiren ya da satan kişilerin suç işleyebileceği yönündeki yorumların ardından yapıldı. Kurum, korumanın yalnızca başvuruda belirtilen ve yasal ölçütleri karşılayan yeni çeşitlerle sınırlı olduğunu vurguladı. Tayland’da daha önce bulunan geleneksel veya piyasada yaygın olarak kullanılan diğer fesleğen çeşitleri ekilmeye, satılmaya, yemeklerde kullanılmaya ve başka biçimlerde değerlendirilmeye devam edebilecek. Koruma başvurusu, ülkedeki bütün fesleğenlerin tek bir özel şirketin hakkına dönüşmesi ya da bu bitkinin kullanımının genel olarak tekelleşmesi anlamına gelmiyor. Açıklamaya göre koruma kapsamına alınan bir çeşidin ürünü tüketilebiliyor ve tüketim amacıyla dağıtılabiliyor. Hukuki sınırlamalar, özellikle tohum, çelik veya başka çoğaltım materyallerinin çoğaltılması ya da ticari amaçla üretilip satılmasıyla ilgili. Bu tür faaliyetlerin, bitki çeşidi üzerindeki hak ve ilgili yasal koşullar çerçevesinde yürütülmesi gerekiyor. Ayrıca koruma, rüzgârla başka bir tarlaya taşınan veya başka bir alanda kendiliğinden ortaya çıkan benzer bitkileri otomatik olarak hak sahibinin mülkü haline getirmiyor. Kurum, kamuoyundan bu konudaki bilgileri paylaşmadan önce ilgili kurumlardan doğrulamasını istedi.

Kıbrıs’ta Tarım Örgütleri Kuraklık Desteğinin Artırılmasını İstiyor
Görsel kaynağı: Reporter Cyprus · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs’ta Tarım Örgütleri Kuraklık Desteğinin Artırılmasını İstiyor

Kıbrıs’taki tarım örgütleri, 2025’teki kuraklık ve yüksek sıcaklıkların üretimde yol açtığı sorunlar için Avrupa Birliği kaynaklı 4,6 milyon avroluk desteğin artırılmasını istiyor. Örgütler, bu talep için Cumhurbaşkanı’na 25 Eylül’de gönderdikleri mektuba henüz yanıt alamadıklarını ve bir süre daha bekleyeceklerini açıkladı. Yanıtın Cumhurbaşkanlığı’ndan veya Tarım Bakanı Christos Senekis’ten gelmesi bekleniyor. PEK Genel Sekreteri Hristos Papapetru, mevcut destek planının patates, bağcılık, meyvecilik, açık ve sera yetiştiriciliği ile dağlık ve dezavantajlı bölgelerdeki çiftçileri kapsamadığını söyledi. AB düzenlemesinin, aralarında Kıbrıs’ın da bulunduğu dört ülkenin ihtiyaçlarını kısmen karşılamak üzere 4,6 milyon avro verilmesini öngördüğünü belirten Papapetru, üye ülkeye bu tutarı %200’e kadar artırma imkânı tanındığını ifade etti. Papapetru’ya göre tutarın artırılması, plana yeni ürünlerin eklenmesi anlamına gelmeyecek; mevcut kapsamda yer alan ürünlere dekar başına daha yüksek ödeme yapılacak. Tarım örgütleri ise diğer ürünlerin de destek planına alınmasını ve bunun için AB’den onay istenmesini talep ediyor. AB onayı olmadan tarım sektörüne ödeme yapılamayacağını belirten örgütler, kuraklığın ülke genelindeki üretimi etkilediğini, zarar düzeyinin ürünlere göre değiştiğini savunuyor. Örgütler ayrıca desteğin yalnızca profesyonel üreticilere değil, ek iş olarak üretim yapan ve üretimle çevrenin korunmasına katkı sağlayan çiftçilere de verilmesini istiyor. EKA Genel Sekreteri Panikos Hamba, yeterli önlem alınmaması halinde Kıbrıs’ta gıda fiyatlarının yükselebileceği ve kalitenin düşebileceği uyarısında bulundu. Tarım örgütleri, hükümetin tutumuna göre sonraki adımları değerlendirecek; şu ana kadar herhangi bir önlem kararı alınmadı.

Depoda ahşap kasalarda patatesler ve ürünleri ayıklayan bir çalışan
Fotoğraf: Pogiba Alexandra / Globallookpress.com · Lenta.ru · Özgün haberGörsel, yerleşime göre kırpılarak gösterilir.
Veri haberi

Rusya’da Patates Hasadı %8,7 Geriledi

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Rusya’da ekim ayı başı itibarıyla 14,65 milyon ton patates toplandı. Rosstat verilerine göre bu miktar geçen yılın aynı dönemine göre %8,7 daha düşük olurken, hasat ekili alanların %87’sinde tamamlandı. AB Center analistleri, 2026 sonunda sanayi sektöründeki patates üretiminin 7,6 milyon tona ulaşacağını öngörüyor. Bu tahmin, 2025’e göre %11,5 düşüşe, 2024’e göre ise 100 bin tonluk artışa işaret ediyor. Anatoly Tikhonov, 2025’teki rekor arzın fiyatları düşürmesinin ardından tarım işletmelerinin ilkbaharda patates ekim alanlarını 968,2 bin hektara indirdiğini belirtti. Buna karşın kişisel yardımcı işletmelerin yaklaşık 9,5 milyon tonluk üretimiyle iç talebin karşılandığı, Tarım Bakanlığının da patateste kendine yeterlilik oranını %96,3 olarak açıkladığı aktarıldı. Patatesin fiyatı eylülde aylık bazda %9,2 geriledi. Tikhonov, fiyatların seyrinde üretim miktarından çok sebze depolarının varlığının belirleyici olduğunu söyledi. Patates Birliğine göre ülkede 2-3 milyon ton kapasiteli depolama açığı bulunuyor; bu nedenle üreticiler sonbaharda ürünü düşük fiyattan satmak zorunda kalabiliyor. Depolama kapasitesinin artırılmaması durumunda fiyatların 2027 ilkbaharında yükselmesi bekleniyor.

Kışlık Soğan İçin Sarımsak ve Soğan Sonrası Dikim Önerilmiyor
Görsel kaynağı: 24 Kanal · Özgün haber
Veri haberi

Kışlık Soğan İçin Sarımsak ve Soğan Sonrası Dikim Önerilmiyor

Kışlık soğan dikiminden önce tarlada daha önce hangi ürünün yetiştiğinin ve toprağın durumunun değerlendirilmesi öneriliyor. VSN’nin aktardığı değerlendirmeye göre sarımsak ve diğer soğan türleri, aynı familyadan oldukları ve ortak hastalık ile zararlıları taşıyabildikleri için uygun öncüller arasında bulunmuyor. Bu ürünlerden sonra soğan yetiştirildiğinde ürün zayıflayabiliyor. Aynı ürünlerin aynı yerde birkaç yıl üst üste yetiştirilmesi, hastalık etmenlerinin toprakta birikme riskini artırabiliyor. Bu nedenle soğanın aynı yatağa 3–4 yıldan önce döndürülmemesi, tarlada hastalık görülmüşse daha uzun ara verilmesi tavsiye ediliyor. Pırasa ve süs soğanları da aynı familyadan oldukları için iyi öncüller sayılmıyor. Patatesten sonra kışlık soğan dikmek mümkün; ancak patates için fazla gübre kullanılmışsa veya tarlada çok sayıda bitki artığı kalmışsa dikim öncesinde toprağın hazırlanması gerekiyor. Lahana da toprak tükenmemiş ve hastalık sorunu yaşanmamışsa kullanılabilir. Salatalık, kabak, bal kabağı, bezelye, fasulye ve yabancı otlardan temizlenmiş, iyi hazırlanmış tahıl alanları uygun öncüller arasında gösteriliyor. Baklagiller, azot bağlayan bakterilerle etkileşim sayesinde toprağa bir miktar azot bırakabiliyor; ancak bu durum sonbaharda fazla azotlu gübre verilmesini gerektirmiyor. Dikim için güneşli ve su birikmeyen alanların seçilmesi, gerekirse olgun kompostun toprağa eşit biçimde karıştırılması öneriliyor. Kullanılacak soğanlıkların sert, çürüme, leke ve mekanik hasar bulunmayan sağlıklı materyal olması gerekiyor. Fazla gübre daha büyük soğanları garanti etmezken kışlamayı kötüleştirebilir. Soğan büyüklüğünü ayrıca çeşit, dikim materyalinin kalitesi, ışık, toprak yapısı ve asitliği, nem ile ilkbahar bakımı da etkiliyor. En iyi sonuç için münavebe, sağlıklı dikim materyali ve iyi hazırlanmış alanın birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Kazakistan ve Çekya Tarım İş Birliğini Geliştirme Taahhüdünü Yeniledi
Görsel kaynağı: Kazinform · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan ve Çekya Tarım İş Birliğini Geliştirme Taahhüdünü Yeniledi

Kazakistan ile Çekya, tarım ve gıda sektöründeki ticari ve ekonomik iş birliğini genişletme konusunda taahhütlerini yineledi. Kazakistan Tarım Bakanlığına dayanan Qazinform haberine göre, iki ülke arasındaki tarım ürünleri ticareti 2026’nın ilk sekiz ayında %31 arttı. Görüşmelerde karşılıklı tarım ürünleri ihracatının artırılması, hayvancılık ve bitkisel üretimde iş birliğinin geliştirilmesi ele alındı. Kazakistan Tarım Bakan Yardımcısı Yermek Kenzhekhanuly ile Çekya Tarım Bakan Yardımcısı Jaroslava Špalková, veterinerlik ve bitki sağlığı güvenliği alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesini görüştü. Kazakistan tarafı, Avrupa pazarındaki konumunu geliştirmek için doğrudan iş bağlantıları kurulmasını, ihraç edilen ürünlerin çeşitlendirilmesini ve Avrupa kalite ve güvenlik standartlarına uyulmasını öncelikli gördü. İş birliği başlıkları arasında damızlık sığır ve yüksek değerli boğalardan genetik materyal tedariki, yetiştirme programlarının geliştirilmesi, suni tohumlama teknolojileri ve sürülerin üreme yönetimi konusunda deneyim paylaşımı yer aldı. Çekya tarafı damızlık hayvan yetiştiriciliği, su ürünleri yetiştiriciliği ve organik tarımı öncelikli alanlar arasında gösterdi. Bitki karantinası ve korumasının yanı sıra ilgili süreçlerin dijitalleştirilmesi ve otomasyonu da görüşüldü.

Türkiye, Ayçiçeği Tohumu Tedarikinde Romanya’ya Yöneliyor
Görsel kaynağı: Libertatea · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye, Ayçiçeği Tohumu Tedarikinde Romanya’ya Yöneliyor

Romanya, Avrupa Birliği dışındaki pazarlara yapılan ayçiçeği tohumu ihracatında AB ülkeleri arasında ilk sıraya çıktı. ABD Tarım Bakanlığı (USDA) raporuna göre ülke, AB'nin blok dışına gerçekleştirdiği toplam ayçiçeği tohumu ihracatının %79,2'sini karşıladı. Türkiye ise Rusya ve Ukrayna'dan tedarikte beklenen zorluklar nedeniyle başta Romanya ve Bulgaristan olmak üzere AB'deki tedarikçilere yöneliyor. Türkiye, ayçiçeği tohumu ithalat vergisini 1 Ekim 2026'dan itibaren %20'den %12'ye indirecek. Bu tarih, normalde uygulanan 30 Kasım tarihinden yaklaşık iki ay önceye denk geliyor. Türkiye ayrıca 2026/27 ticaret yılı için 1,25 milyon tonluk tarife kontenjanı belirledi. Kaynakta aktarılan USDA değerlendirmesine göre bu gelişmeler, Romanya ve Bulgaristan'dan Türkiye'ye daha yüksek ihracat yapılması beklentisini güçlendiriyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre 15 Ekim 2026 itibarıyla Romanya, AB dışına 160.121 ton ayçiçeği tohumu ihraç etti. AB'nin ikinci büyük ihracatçısı Bulgaristan'ın ihracatı ise 25.286 ton olarak kaydedildi. AB dışı ihracatın başlıca alıcısı Türkiye oldu; ülke AB'den 158.801 ton ayçiçeği tohumu satın aldı ve bu miktarın büyük bölümü Romanya'dan geldi. Türkiye'deki işleme sanayisinden gelen yüksek talebin Avrupa'nın ayçiçeği tohumu ihracatında ilave artış sağlayabileceği belirtiliyor. Romanya, Bulgaristan'ın ardından AB'de ayçiçeği tohumu işleme kapasitesi bakımından ikinci sırada yer alıyor. USDA, Romanya'nın yanı sıra Fransa, İspanya ve İtalya'da 2026/27 ticaret yılında işleme faaliyetlerinin artmasını bekliyor. AB genelinde ayçiçeği tohumu işleme talebinin nisan tahminlerine göre %3 yükselmesi, toplam işlemenin ise 8,7 milyon tona ulaşması öngörülüyor. AB'nin 2026/27 ticaret yılında ayçiçeği tohumu üretiminin 9,85 milyon tona ulaşacağı tahmin ediliyor; bu, önceki ticaret yılına göre %12 artış anlamına geliyor. Romanya ve Bulgaristan'da yıllık üretim artışının yaklaşık %37 olması bekleniyor. Bu sonuçta ekim alanlarındaki genişleme, tohum ve gübre maliyetlerinin düşmesi ve ayçiçeğinin mısıra kıyasla kuraklığa daha dayanıklı olması etkili oldu. Romanya ve Bulgaristan elverişli koşullardan yararlanırken Orta ve Batı Avrupa'nın birçok bölgesinde kuraklık ve sıcak hava dalgaları etkili oldu.

Romanya’nın Ayçiçeği Üretiminde 2026/27 Sezonu İçin %37 Artış Bekleniyor
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber
Veri haberi

Romanya’nın Ayçiçeği Üretiminde 2026/27 Sezonu İçin %37 Artış Bekleniyor

USDA’nın Yabancı Tarım Servisi (FAS) raporuna göre Romanya’nın ayçiçeği üretiminin 2026/27 sezonunda önceki sezona kıyasla %37 artması bekleniyor. Aynı oranda artışın Bulgaristan’da da öngörüldüğü belirtilirken, AB genelinde üretimin 9,85 milyon tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu seviye, 2025/26 sezonundaki 8,77 milyon tona göre %12’den fazla artış anlamına geliyor. Romanya, Bulgaristan, İspanya, Macaristan ve Fransa’nın önünde AB’nin en geniş ayçiçeği ekim alanına sahip ülkesi konumunda. Ayçiçeğine yönelimin, son iki yıldaki zayıf mısır hasatlarının yanı sıra ürünün daha düşük gübre ihtiyacı ve kuraklık ile sıcağa mısıra kıyasla daha dayanıklı olmasıyla bağlantılı olduğu aktarılıyor. USDA FAS, Romanya’nın ortalama ayçiçeği veriminin de %28 artacağını öngörüyor. Türkiye pazarı, Romanya’daki ayçiçeği ticareti açısından önemli bir unsur olarak gösteriliyor. Türkiye, ayçiçeği tohumu ithalat vergisini 1 Ekim’den itibaren %20’den %12’ye indirdi ve 2026/27 sezonu için 1,25 milyon tonluk tarife kontenjanını korudu. Bu adımların, Rusya ve Ukrayna’dan tohum ile işlenmiş ürün tedarikinin zorlaştığı koşullarda Romanya’dan alımları teşvik edebileceği belirtiliyor; ancak bu etki kesin bir sonuç olarak sunulmuyor. AB’de ayçiçeği işleme miktarının 8,75 milyon tona çıkarak yıllık bazda %9 artması bekleniyor. Romanya, Bulgaristan ve Macaristan ilk üç işleyici olarak kalırken, Türkiye önceki sezonda bildirilen AB ayçiçeği tohumu ihracatının yaklaşık %83’ünü oluşturdu. Köstence’de fiyat ton başına 474 avro seviyesinde bulunuyor. Romanya ve Bulgaristan’daki iyi hasatlar ile Rusya ve Ukrayna’daki yüksek üretimin fiyat artışını sınırlayabileceği ifade ediliyor.

Kazakistan’a 2026 Ayçiçeği Hasadı İçin 3 Milyon Ton Tahmini
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan’a 2026 Ayçiçeği Hasadı İçin 3 Milyon Ton Tahmini

Kazakistan’ın 2026 ayçiçeği hasadının 3 milyon ton olması bekleniyor. Ruseed Analitik Merkezi’nin tahminine göre bu sonuç, ülkeyi dünya ayçiçeği üreticileri sıralamasında beşinci sıraya taşıyacak ve geçen yılki üretimi 500 bin ton aşacak. Kazakistan’da hasat henüz tamamlanmadı. Beklenen iyi sonucun, ayçiçeği ekim alanlarının genişlemesi ve ülkenin kuzeyindeki verimden kaynaklanacağı belirtildi. Kazakistan Tahıl Birliği’ne göre ürün, mevcut sezonda 2,2 milyon hektara ekildi; 2025’te ekim alanı 1,791 milyon hektardı. Dünya ayçiçeği üretiminin de mevcut sezonda 63,6 milyon tona ulaşması bekleniyor. Türkiye’nin üretiminde ise geçen yıla göre 0,6 milyon tonluk, %44’lük artış öngörülüyor.

Daha Az Bitki ve Daha Derin Köklerle Hektar Başına 20 Ton Buğday Hedefi
Görsel kaynağı: Effektivt Landbrug · Özgün haber
Veri haberi

Daha Az Bitki ve Daha Derin Köklerle Hektar Başına 20 Ton Buğday Hedefi

Danimarka’nın Stevns bölgesinde, AgroPro’dan bitkisel üretim danışmanı Vagn Lundsteen tarafından kışlık buğdayla iki deneme parseli kuruldu. Parseller, buğday veriminde dünya rekorunu kırma denemesine temel oluşturacak. Çalışmada hedef, hektar başına 20 ton buğday elde etmek. Bu hedefe ulaşmak için daha az bitki kullanılması, köklerin daha derine gelişmesi ve gübreleme stratejisinin ayrıntılı biçimde planlanması öngörülüyor.

Slovakya’da Yerli Ördek Yetiştiriciliği İthalat Baskısıyla Geriliyor
Görsel kaynağı: Pravda Slovakia · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Yerli Ördek Yetiştiriciliği İthalat Baskısıyla Geriliyor

Slovakya’nın Kráľov Brod köyünde düzenlenen elma ve ördek festivalinde 3.500’e yakın kişi bir araya geldi; Agrostaar’ın hazırladığı 1.000’den fazla kızarmış ördek porsiyonu kısa sürede tüketildi ve organizatörler daha fazla satış yapabileceklerini belirtti. Ancak yüksek talep, ülkenin son uzun süreli ördek yetiştiricisi olarak tanımlanan Agrostaar’ın üretiminin sürdürülebileceği anlamına gelmiyor. Şirketin ördek çiftliği yıllardır bitkisel üretimden elde edilen gelirle destekleniyor. Aşırı kuraklık, bu desteğin temelini zayıflattı. Kaynağa göre mısır verimi üçte iki oranında düştü ve bitkisel üretim zarara geçti; ayrıca ördek yemi için gereken mısırın fiyatı yükseliyor. Agrostaar’ın modeli, ördeklerin iki gölde yüzebildiği ekstansif yetiştiriciliğe dayanıyor. Bu model, Macaristan, Polonya ve Almanya’da yaygın olduğu aktarılan yoğun endüstriyel yetiştiricilikten ayrılıyor. Şirket yöneticisi Balázs Kósa, 3 kilogramlık bir Agrostaar ördeğinin 20 avroya mal olduğunu söylerken, bir zincir markette Macaristan menşeli ördek kilogramı 3,19 avrodan kampanyaya sunuluyor. Şirketin kurucularından František Szikura, 1970’lerin ortasında çiftlikte 800 bin günlük ördek yavrusu üretildiğini ve bunların %35’inin güney Slovakya’daki köylülerce satın alındığını anlatıyor. Szikura’ya göre 1990’larda kümes hayvanlarının kesildiği mezbahaların özelleştirilmesi, Agrostaar’a toplam 7 milyon Slovak korunası ödenmemesiyle sonuçlandı ve su kuşu yetiştiriciliğinde gerileme sürecini hızlandırdı. Slovakya’nın Avrupa Birliği’ne katılımı sonrasında uygulamaya giren yeni standartlar ve HCPP, yani doğru yetiştiricilik ve üretim uygulamaları da yeni yatırımlar gerektirdi. Szikura, destek politikalarında kümes hayvancılığı için yeterli mali araç bulunmadığını savunuyor. Kaynakta, kırsal yaşam tarzının değişmesi, evlerin çim ve süs bahçeleriyle çevrilmesi ve süpermarketlerin yaygınlaşmasının da köylülerin ördek ve kaz yetiştiriciliğini marjinalleştirdiği belirtiliyor; ancak bu dönüşümün tek neden olmadığı vurgulanıyor. Hayvan hakları savunucularının kaz ve ördeklerin mısırla zorla beslenmesine yönelik kampanyaları da sektörü etkileyen gelişmeler arasında aktarılıyor. Agrostaar bugün kendi mezbahasında yılda 15 bin ördek işliyor. Tomášikovo’da 10 bin, Topoľnica’da ise 5 bin ördeğin bulunduğu işletmeler de var; ancak kaynak bu işletmelerin toplam etkisini sınırlı görüyor. Slovakya’da su kuşlarının toplam kümes hayvanı üretimindeki payı 2000’de %5 iken 2025’te %0,2’ye geriledi. Aynı dönemde ülkenin kaz sürüsü 95 binden 850’ye düştü.

Slovakya’da Gübre Maliyetleri İçin Yaklaşık 20 Milyon Avroluk Destek
Görsel kaynağı: STVR Správy · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Gübre Maliyetleri İçin Yaklaşık 20 Milyon Avroluk Destek

Slovakya ve Avrupa Birliği, yüksek gübre fiyatlarıyla karşı karşıya kalan çiftçilere yaklaşık 20 milyon avro destek sağlayacak. Tarım Bakanı Richard Takáč’ın açıklamasına göre paketin 6,5 milyon avrosu Avrupa Komisyonunun rezerv fonundan, 13 milyon avrosu ise Slovakya bütçesinden karşılanacak. Çiftçiler desteği memnuniyetle karşılasa da ödemelerin artan maliyetlerin yalnızca bir bölümünü karşılayacağını belirtiyor. Gübre fiyatları, Orta Doğu’da çatışmanın başlamasının ardından ilkbaharda yükselmeye başladı. Haliçeli üretici Zoltán Ďurčík, iki yıl önce tonu 300 avroya aldığı gübrenin fiyatının 600 avroya çıktığını söyledi. Üreticiler, daha az gübre kullanımının verimi düşürebileceği uyarısında bulunuyor. Destek miktarı üretim türüne göre belirlenecek. Kışlık buğday için hektar başına 31 avroya kadar ödeme yapılabilecek. Hayvansal üretim ile özel bitkisel üretim yapanlara daha yüksek katsayı uygulanırken, yalnızca bitkisel üretim yapanlar daha düşük katsayı alacak; ancak bakanlığa göre temel olarak tüm çiftçiler destekten yararlanabilecek. Başvuruların yapılması gerekiyor ve ödemelerin en geç Mayıs 2027 sonunda tamamlanması planlanıyor.

Uruguay’da Soya Ekimi İçin 1,32 Milyon Hektara kadar Alan Beklentisi
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay’da Soya Ekimi İçin 1,32 Milyon Hektara kadar Alan Beklentisi

Uruguay’da gelecek kampanyada soya ekim alanının 1,3 milyon ile 1,32 milyon hektar arasında olması bekleniyor. Germán Bremermann’ın aktardığı tahminler, önceki kampanyada ekilen yaklaşık 1,05 milyon hektarın üzerinde bir alana işaret ediyor. Bremermann, değerlendirmeleri üreticiler ve teknisyenlerden alınan bilgilerin sunulduğu yıllık teknik toplantıda paylaştı. Bununla birlikte, söz konusu rakam kesinleşmiş bir ekim alanı değil, ekim niyetini gösteren bir tahmin olarak aktarılıyor. Alanın gerçekleşmesi hava koşullarına ve planlanan ekim tarihlerine uyulabilmesine bağlı olacak. Özellikle ikinci soyanın, iyi verim beklentisini koruyacak bir dönemde tarlaya alınması önem taşıyor. Önceki soya kampanyası ise kuraklığın etkisiyle zorlu geçti; üretim 2024-2025 dönemindeki yaklaşık 4 milyon tondan 2025-2026’da yaklaşık 2,1 milyon tona geriledi ve ulusal verim son 10 yılın en düşük üç seviyesinden biri oldu. Kolza da Uruguay tarımındaki ağırlığını artırıyor. Tahminlere göre alanı 380.000 ile 400.000 hektar arasında olacak kolza, bu yıl ülkedeki en geniş kışlık ürün konumuna geliyor. Bremermann’a göre ürün; münavebeyi çeşitlendirme, yabancı ot ve hastalık yönetimini kolaylaştırma, tarımsal faaliyetleri zincir boyunca dağıtma ve toprağın kullanımını yoğunlaştırma açısından katkı sağlıyor. Kolzanın ekim sonu ile kasım başı arasındaki erken hasadı, ikinci soyanın uygun tarihlere yakın ekilmesine de imkân verebiliyor. Kolzanın ulusal verimi son dört yılda hektar başına yaklaşık 1.700-1.750 kilogram düzeyinde istikrarlı kaldı. Teknoloji ve yönetim uygulamalarında öne çıkan üreticilerde ise 2.000 kilogramın üzerine çıkma, bazı durumlarda hektar başına 2.500 kilograma yaklaşma beklentisi bulunuyor. Bu potansiyel sonuçların ulusal ortalamayı temsil etmediği, daha düşük teknoloji yatırımı yapılan veya üretim koşulları daha elverişsiz alanların da ortalamaya dahil olduğu belirtildi. Beklentilerin gerçekleşmesi hasat dönemindeki koşullara bağlı olacak. Diğer yağlı tohumlarda görünüm daha sınırlı. Carinata alanı önceki yılki genişlemenin ardından sert biçimde gerilerken, bu ürün için yetiştirme yönetimi, bölgesel uyum ve alıcı pazarların geliştirilmesine ihtiyaç duyuluyor. Camelina Uruguay koşullarına uyum açısından daha erken bir aşamada ve niş denemelerle değerlendiriliyor. Ayçiçeğinde ise bu kampanyada önemli bir alan artışı öngörülmüyor. Bremermann ayrıca teknoloji ve üretim yönetimindeki ilerlemelerin, iklim değişkenliği karşısında tarımsal üretime daha fazla istikrar sağlayabildiğini söyledi.

Yunanistan’da Limon Fiyatları İyi Seviyede
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber

Yunanistan’da Limon Fiyatları İyi Seviyede

Yunanistan’ın Korinthia bölgesinde limon üreticileri, fiyatların tatmin edici seviyelerde seyretmesi nedeniyle iyi bir sezon geçiriyor. Üretici kooperatifi başkanı Hristos Georgas, erkenci İnt erdonato çeşidinde ağaçların iyi durumda olduğunu ve üreticilerin beklentilerinin yüksek olduğunu, ancak Maglino çeşidinde aynı tablonun görülmediğini belirtti. Georgas’a göre Maglino üretimi bu yıl %20 azaldı. Geçen yılki düşüş de hesaba katıldığında çeşitteki toplam kayıp %40’a ulaşıyor. Maglino, bölgede en geniş alanı kaplayan çeşit olurken, geçen yıl ihracat talebinin artmasıyla fiyatı 0,95 euroya kadar çıktı. Limon fiyatları mevcut dönemde 0,70–0,75 euro aralığında; ticari dönem yaklaşık 0,65 euro seviyesinden başladı. Limonlar şu anda Yunanistan iç pazarına sunuluyor. Noel sonrasında, özellikle Balkan ülkelerine ihracatın artması bekleniyor. Buna karşın üreticiler yüksek su, zirai ilaç ve gübre maliyetleriyle mücadele ediyor. Kaynakta ayrıca ithal limonların yerli ürün gibi sunulması ve Türk ürünleriyle rekabetin üretim üzerindeki baskıyı artırdığı aktarılıyor. Georgas, son on yılda limon üretiminde önemli düşüş yaşandığını; yaşlanan tarımsal nüfusun, gençlerin yetiştiriciliğe yönelmemesinin ve su eksikliğinin bu süreci etkilediğini ifade etti. İlgili sulama şebekelerinin ise hâlâ etüt aşamasında bulunduğunu söyledi.

Ukrayna’nın AB Üyeliği Tarım Politikasında Büyük Tartışma Yaratıyor
Görsel kaynağı: AgroTV · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın AB Üyeliği Tarım Politikasında Büyük Tartışma Yaratıyor

Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne (AB) katılım süreci, ülkenin tarım sektörünün ölçeği nedeniyle Ortak Tarım Politikası (OTP), ortak bütçe ve Avrupa tarım piyasası açısından önemli bir tartışma yaratıyor. Ukrayna Haziran 2022’de aday ülke statüsü aldı, katılım müzakereleri Haziran 2024’te resmen başladı ve temel unsurlar başlığındaki ilk müzakere grubu Haziran 2026’da açıldı. Ancak üyelik için Avrupa kriterlerinin karşılanması, kurumsal ve ekonomik reformların yapılması, mevzuatın AB ile uyumlaştırılması ve kritik aşamalarda üye devletlerin onayı gerekiyor. Ukrayna, Arnavutluk ve Karadağ’dan farklı olarak geniş tarım alanlarına, güçlü bir bitkisel üretim tabanına ve tahıl ile yağlı tohumlarda yüksek ihracat kapasitesine sahip. Bu nedenle tam üyelik, OTP kapsamındaki sübvansiyonların dağıtımı, doğrudan ödemeler, kırsal kalkınma fonları ve sınırlı kaynaklara sahip ortak bütçenin dengesi üzerinde baskı oluşturabilir. Kaynakta, Ukrayna’nın mevcut üye ülkelerdeki çiftçilerle karşılaştırılabilir haklara sahip olması durumunda desteklerin nasıl korunacağı ve Avrupa bütçesine katkıların artıp artmayacağı sorularının öne çıkabileceği belirtiliyor. Piyasa etkisinin tüm kesimler için aynı olması beklenmiyor. Tahıl ve yağlı tohum üreticileri, özellikle taşımacılık maliyetlerinin düşük olduğu bölgelerde daha güçlü rekabetle karşılaşabilir. Buna karşılık işleyiciler, yem kullanan hayvancılık işletmeleri ve bazı tüketiciler daha erişilebilir hammaddelerden yararlanabilir. Bu etkiler kesinleşmiş sonuçlar değil, üyelik ve ticaret düzenlemelerinin nasıl şekilleneceğine bağlı olası senaryolar olarak aktarılıyor. AB, 2022’deki Rusya işgalinin ardından Ukrayna ihracatına uygulanan gümrük vergilerini geçici olarak askıya almış, dayanışma koridorlarıyla tahıl ve diğer malların üye ülkeler üzerinden taşınmasını sağlamıştı. Bu uygulama, sınır ülkelerinde altyapı, depolama ve fiyat baskısı tartışmalarını da beraberinde getirdi. AB, 2024’te bazı tarım ürünleri için koruma mekanizmaları ve tahıl ithalatı izleme sistemi kurdu; belirli ithalat eşiklerinin aşılması bazı ürünlerde vergilerin ve tarife kotalarının yeniden uygulanmasına yol açtı. Revize AB-Ukrayna ticaret anlaşması 29 Ekim 2025’te yürürlüğe girerek ek serbestleşme, korunma hükümleri ve Avrupa üretim standartlarına kademeli uyum taahhütleri getirdi. Romanya açısından konu, Ukrayna malları için transit ülkesi olmasının yanında bölgesel ve uluslararası pazarlarda rekabet eden bir tarım üreticisi olması nedeniyle daha hassas. Kaynak, öngörülebilir kurallar, etkili kontroller, transit altyapısı ve çiftçileri orantısız piyasa bozulmalarından koruyacak mekanizmalar gerektiğini belirtiyor. Ukrayna’nın ihracat altyapısı ise savaş nedeniyle baskı altında. Reuters’ın 19 Şubat 2026 tarihli aktarımına göre Odesa bölgesindeki liman saldırıları Aralık 2025’te 13 sivil gemiye zarar verdi ve limanların ihracat kapasitesini %30’a kadar düşürdü.

Kırgızistan’da Tahıl Hasadı 2 Milyon Tonu Aştı
Görsel kaynağı: Trend News Agency · Özgün haber
Veri haberi

Kırgızistan’da Tahıl Hasadı 2 Milyon Tonu Aştı

Kırgızistan’da tahıl hasadı, 23 Eylül 2026 itibarıyla ilk kayıtlı ağırlıkla 2 milyon tonu aştı. Ulusal İstatistik Komitesi verilerine göre bu miktar, 2025’in aynı tarihine kıyasla %32,7 artış gösterdi. Baklagiller, pirinç ve karabuğday dışındaki tahıl ürünleri 586.800 hektardan toplandı; hasat alanı yıllık bazda %3,4 genişledi. Başlıca ürünlerde arpa üretimi %53,6, buğday üretimi %45,2, dane mısır ve baklagil ürünleri üretimi %5,7 arttı. Yağlı tohum ve patates üretimindeki artışlar sırasıyla %17,3 ve %10,3 oldu. Buna karşılık pamuk üretimi, 2026 hasadı için ekim alanlarının azalmasıyla %40 düştü; sebze üretimi de %1,2 geriledi. Veriler öncü nitelikte ve sezonun tamamını kapsamadığı için nihai hasat toplamı değişebilir.

Brezilya’da 18 Belediyede Don Riski Öngörülüyor
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da 18 Belediyede Don Riski Öngörülüyor

Climatempo’nun tahminine göre Brezilya’nın Paraná, Rio Grande do Sul ve Santa Catarina eyaletlerindeki 18 belediyede 19 Pazartesi ile 20 Salı arasında don riski bulunuyor. Santa Catarina’daki Urubici’de 19 Pazartesi günü en düşük sıcaklığın 0 °C’ye inmesi bekleniyor. Aynı gün Santa Catarina’daki Caçador’da en düşük sıcaklık 2 °C, Água Doce, Abelardo Luz, Campos Novos ve Joaçaba’da 4 °C olarak tahmin ediliyor. Paraná’daki Guarapuava, Pinhão ve Prudentópolis’te sıcaklıkların 4 °C, Rio Grande do Sul’daki Muitos Capões ve Vacaria’da ise 3 °C olması bekleniyor. Donun soğuğa duyarlı mahsullerde zarara ve meralarda kalite kaybına yol açabileceği belirtiliyor.

Fas’ta Tarımsal Agregasyon Küçük Üreticilere Ulaşamıyor
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ta Tarımsal Agregasyon Küçük Üreticilere Ulaşamıyor

Fas’taki tarımsal agregasyon modeli, küçük üreticilerin verim ve gelirlerini artırma potansiyeli göstermesine rağmen ülke genelindeki işletmelerin sınırlı bir bölümüne ulaşabiliyor. AgriMaroc’ta yayımlanan ve Dr. El Houssain Bouichou imzasını taşıyan değerlendirmeye göre model, 04-12 sayılı yasanın kabulünden 14 yıl sonra hâlâ birkaç ürün grubu ve bölgede yoğunlaşıyor. Modelde sanayi kuruluşu, ihracatçı veya meslek kuruluşu, üreticilerle sözleşme yaparak teknik danışmanlık, girdi ve kimi durumlarda finansman sağlıyor. Bunun karşılığında düzenli ve kaliteli ürün tedariki hedefleniyor. Yazıya göre bu yapı küçük üreticiye güvenli bir pazar ve tek başına ulaşamayacağı bilgi birikimini sunarken, alıcıya da izlenebilir hammadde ve istikrarlı hacim sağlıyor. Tarım Bakanlığının verilerine göre Yeşil Fas Planı’ndan bu yana 109 agregasyon projesi uygulandı. Bu projeler 167.000 hektarı ve 163.000 hayvanı kapsarken 59.000 üreticiye ulaştı. Agregasyona dahil bitkisel üretim yapanların %80’i 5 hektardan küçük işletmelere, hayvansal üretim yapanların %65’i ise 5’ten az hayvana sahip işletmelere karşılık geliyor. Bakanlık, ürün gruplarına göre verim artışının %80’e, gelir kazanımının hektar başına 15.000 dirheme kadar çıkabildiğini bildiriyor. Buna karşın 59.000 üretici, yaklaşık 1,5 milyon işletmenin bulunduğu ülkede agregasyonun işletmelerin %4’ünden azına ulaştığını gösteriyor. Tarımsal Kalkınma Ajansının 2022 verileriyle sonraki dört yılın karşılaştırmasında proje sayısı %68 artarken agregasyona dahil üretici sayısı yalnızca %4 yükseldi, kapsanan alan ise yaklaşık %10 geriledi. Bu nedenle yazara göre değerlendirmede yalnızca onaylanan proje sayısı değil, üreticilerin sistemde kalıcılığı da ölçülmeli. Program sözleşmelerinde 2023’te tanımlanan 189 projenin 63’ü onaylandı, 44’ü agregasyon belgesi aldı. Ajans 2024’te 18, 2025’te 14 yeni projeyi onayladı. Yeşil Nesil’in başlangıcında açıklanan 300 proje hedefine 2030’a kadar ulaşılması için yılda yaklaşık 50 yeni proje oluşturulması gerektiği, bunun mevcut hızın yaklaşık üç katı olduğu belirtiliyor. Ayrıca şeker bitkileri, süt ve yağlı tohumlar 2022’de üreticilerin yaklaşık %90’ını, üç bölge ise %68’ini oluşturdu. Yazı, modelin yayılmasının önündeki engeller arasında küçük üreticilerin fiyat ve kalite koşullarını sınırlı biçimde müzakere edebilmesini, geciken ödemeleri, hızlı uyuşmazlık çözümü eksikliğini ve parçalı arazi yapısını sayıyor. CESE’ye göre küçük tarım arazilerinin yaklaşık %88’i kayıtlı değil; 5 hektardan küçük işletmelerin %66’sı ortak mülkiyet durumunda. Yazar, kooperatiflerin profesyonelleştirilmesini, daha dengeli sözleşmeleri ve agregasyonun tahıl, baklagil, koyun yetiştiriciliği ile bour bölgelerine genişletilmesini öneriyor.

Malezya, Kakao Üretimini Artırmayı Hedefliyor
Görsel kaynağı: The Sun Malaysia · Özgün haber

Malezya, Kakao Üretimini Artırmayı Hedefliyor

Malezya, kuru kakao çekirdeği arz açığını daraltmak ve ithalata bağımlılığı azaltmak amacıyla Sarawak’taki kakao ekim alanlarını genişletmeyi hedefliyor. Malezya Kakao Kurulu vekil genel müdürü Shari Fuddin Sha’ari, Sarawak’ın yanı sıra ülkenin başlıca kakao üretim bölgesi Sabah’taki ekim alanlarının artırılmasının, yeni dikilen ağaçlar meyve vermeye başladığında yerel hammadde arzını yükseltebileceğini söyledi. Sha’ari, üretimdeki genişlemenin daha güçlü işleme faaliyetleriyle birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti. Bu yaklaşım, çiftçilerin yalnızca kuru kakao çekirdeği satışına bağlı kalmak yerine çekirdekleri daha yüksek katma değerli çikolata ürünlerine dönüştürmesini amaçlıyor. Malezya Kakao Kurulunun, ilgili çiftçi ve girişimcilere işleme teknolojisi sağlayabileceği aktarıldı. Kurul ayrıca Sarawak kakao çekirdekleriyle tek menşeli çikolata üretimi geliştiriyor. Kota Samarahan’daki bir kooperatif araştırma merkezinde dört farklı bölgeden getirilen kuru çekirdekler işleniyor. Yetişme alanı ve işleme yöntemine göre değişen aroma ve tat profilleri, yerel kakao karışımları ve gula Melaka gibi bileşenlerle yeni ürünler geliştirilmesine imkân sağlayabilir. Yaklaşımın genç girişimcileri sektöre çekmesi ve çiftçilere ekonomik fırsatlar sunması bekleniyor.

Victoria’nın Kuzeybatısında Çekirge Endişesi Büyüyor
Görsel kaynağı: ABC Australia · Özgün haber
Veri haberi

Victoria’nın Kuzeybatısında Çekirge Endişesi Büyüyor

Avustralya’nın Victoria eyaletinin kuzeybatısındaki çiftçiler, hızla büyüyen çekirge popülasyonunu kontrol etmekte zorlandıklarını ve resmi destek görmediklerini söylüyor. Agriculture Victoria ise çekirge sayısının son 15 yılın en yüksek seviyesine çıktığını, ancak mevcut verilerin durumun istilacı düzeye ulaşacağını göstermediğini belirtiyor. Mallee bölgesinde çekirgeler, kuzeydeki sıcak ve yağışlı havanın böceklerin çoğalması ve güneye ilerlemesi için uygun koşullar oluşturmasının ardından eylül ortasından itibaren çok sayıda yumurtadan çıktı. Mildura’nın batısındaki Meringur’da çiftçilik yapan Jack Lambert, arazisiyle yakındaki milli parklarda binlerce çekirgeden oluşan sürülerin çıktığını ve hareket ettiğini söyledi. Lambert, çekirgeleri Agriculture Victoria’nın gözetim programı üzerinden defalarca bildirmesine rağmen kurumdan haber alamadığını ifade etti. Eylülden beri yürütülen gözetim programı kapsamında Agriculture Victoria, arazilerdeki çekirge mücadelesinin özel veya kamu arazisindeki arazi sahibi ya da yöneticisinin sorumluluğunda olduğunu bildiriyor. Victoria baş bitki sağlığı yetkilisi Stephen Dibley, kurumun ilaçlama yapmayacağını, ancak ilgili tarafların doğru müdahaleyi uygulayabilmesi için bilgi paylaşacağını söyledi. Dibley ayrıca milli parklar ve yol kenarlarıyla ilgilenen kamu kurumlarıyla risk konusunda aylardır iletişim kurulduğunu belirtti. Dibley, mevcut verilerin çekirgelerin daha fazla yayıldığına işaret etmediğini ve Wimmera ile Mallee dışında yüksek sayılar beklenmediğini söyledi. Meringur’da çiftçilik yapan Jim Pickering ise çekirgeler kümelenmeye başladığında hemen müdahale edilmesi gerektiğini, birkaç hafta içinde başlayacak hasat öncesinde rekor ürün beklentilerinin risk altında bulunduğunu ifade etti. 2010’da milyarlarca çekirgenin Yeni Güney Galler’den Victoria’ya ilerleyerek geniş alan tarımı ve bahçe bitkileri ürünlerine zarar verdiği hatırlatıldı.

AB Tarımında Üretkenlik Artışı Yavaşladı, Maliyetler Yükseldi
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

AB Tarımında Üretkenlik Artışı Yavaşladı, Maliyetler Yükseldi

Oxford Economics’in Bayer tarafından yaptırılan çalışmasına göre Avrupa Birliği’nde toplam tarla bitkileri üretimi 2011-2023 döneminde yılda ortalama yalnızca %0,1 arttı. Aynı dönemde üretim artışı ABD’de %1, dünya genelinde %2 ve Brezilya’da %3,3 oldu. Çalışmadaki karşılaştırma, tek bir ürünün verimini değil, farklı yüzölçümü, ürün ve işletme yapılarını kapsayan toplam bitkisel üretimi ölçüyor. Avrupa’daki yavaş büyüme, üretim maliyetlerindeki artış ve iklim riskleriyle birlikte değerlendiriliyor. Çalışmaya göre 2025’te AB’de gübre fiyatları 2020’ye göre %60, enerji fiyatları %51, makine ve ekipman fiyatları %25 yükseldi. Oxford Economics’ten Jeremy Leonard, maliyet baskısının özellikle işletme marjlarında görüldüğünü ve kârlılığın azalmasının üretkenliği artırabilecek teknolojilerin satın alınmasını zorlaştırdığını belirtti. Avrupa Yatırım Bankası’nın çalışmada aktarılan tahminlerine göre iklim riskleri Avrupa tarlalarında yıllık ortalama 17,4 milyar avro kayba yol açıyor; bu tutar üretimin %6,4’üne denk geliyor. Kayıpların 2050’de 24,8-28,9 milyar avroya çıkabileceği öngörülüyor. Bu etkinin bölgelere ve ürünlere göre değişeceği belirtilirken, Hollandalı süt sığırı yetiştiricisi Judith de Vor, aşırı yağış dönemleriyle sıcak ve kurak dönemlerin üretim koşullarını değiştirdiğini ve yeni bitki sağlığı sorunları doğurduğunu anlattı. Bitki koruma alanındaki seçeneklerin daralması da çalışmada öne çıkan sorunlar arasında yer aldı. Bayer’in aktardığı verilere göre AB’de onaylı aktif maddelerin sayısı 2000’lerin başındaki binden fazla düzeyden yaklaşık 420’ye geriledi; son yedi yılda 92’den fazla madde piyasadan çıkarken yalnızca bir yeni sentetik aktif madde geldi. Frank Terhorst, bitki koruma programlarındaki boşlukları önümüzdeki beş yılın başlıca sorunlarından biri olarak gösterdi. Bayer, yeni kimyasal ve biyolojik çözümlerin geliştirilmesini ve ruhsatlandırılmasını hızlandırmayı savunuyor. Terhorst, yeni genomik teknikleri çeşitlerin çevre koşullarına daha hızlı uyarlanması için önemli bir platform olarak değerlendirirken, hastalık direnci ve azot beslenmesi gibi daha karmaşık özellikler için zaman ufkunun gelecek on yıla uzandığını belirtti. Bayer’in sekiz Avrupa pazarında 8 binden fazla tüketiciyle yaptığı ankette katılımcıların %84’ü gıda arz güvenliğini ulusal güvenlik meselesi saydı; aynı oran çiftçilerin yeni teknolojilere erişimini destekledi. Ancak genel inovasyon desteğinin belirli teknolojiler üzerindeki görüş ayrılıklarını ortadan kaldırmadığı ve çiftçilerin kendi koşullarına uygun çözümleri seçebilmesi gerektiği vurgulandı.

Kosova’da Tarımsal Girdi Fiyatları Yıllık %8,8 Arttı
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber
Veri haberi

Kosova’da Tarımsal Girdi Fiyatları Yıllık %8,8 Arttı

Kosova’da Devlet İstatistik Kurumu’nun tarımsal fiyat endekslerine ilişkin verilerine göre, Eylül 2026’da tarımsal girdi fiyatları geçen yılın aynı ayına kıyasla %8,8 arttı. Tarımsal üretim fiyatlarındaki yıllık artış ise %2,3’te kaldı. Böylece girdilerdeki yükseliş, üreticilerin ürün satış fiyatlarındaki artıştan daha yüksek oldu. Bitkisel üretim fiyatları aynı dönemde %3,9 artarken hayvansal üretim fiyatları %2,1 geriledi. En yüksek artış %18,9 ile endüstri bitkilerinde görüldü; sebze fiyatları %8,2, patates fiyatları %6,5 yükseldi. Buna karşılık tahıl ve pirinç fiyatları %2,2 düştü. Kesimlik hayvan fiyatları %7,4 artarken hayvansal ürün fiyatları %7,6 geriledi.

Azerbaycan’da Tarım Üretimi Dokuz Ayda %1,1 Arttı
Görsel kaynağı: SIA · Özgün haber
Veri haberi

Azerbaycan’da Tarım Üretimi Dokuz Ayda %1,1 Arttı

Azerbaycan’da ocak-eylül döneminde 11 milyar 905,3 milyon manat değerinde tarım ürünü üretildi. Devlet İstatistik Komitesi verilerine göre toplam üretim geçen yılın aynı dönemine göre %1,1 arttı. Hayvancılık ürünleri üretimindeki artış %1,9, bitkisel üretimdeki artış %0,5 oldu. Hasat çalışmaları sürerken 1 Ekim’e kadar tarlalardan 3 milyon 420,3 bin ton tahıl ve baklagil toplandı; bu miktar yıllık bazda %8,2 artışa işaret etti. Şeker pancarı hasadı %40,5 artarak 205,9 bin tona çıktı. Buna karşılık sebze hasadı 1 milyon 583,2 bin tona, patates hasadı 864,8 bin tona, üzüm hasadı ise 156,4 bin tona geriledi.

Avrupa Tarımının Dayanıklılığı Rekabet Baskısıyla Sınanıyor
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Tarımının Dayanıklılığı Rekabet Baskısıyla Sınanıyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Bayer adına hazırlanan ve Oxford Economics analizini içeren bir çalışma, Avrupa Birliği (AB) ile Birleşik Krallık tarımının ABD, Brezilya, Çin ve Kanada gibi rakiplerin gerisinde kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Çalışma, üreticilerin iklim baskılarına ve verimlilik sorunlarına yanıt verebilmesi için yenilikçi çözümlere daha hızlı erişmesi gerektiğini bildirdi. 2011-2023 döneminde Avrupa'da bitkisel üretimin yıllık ortalama artışı %0,1 olurken, Birleşik Krallık'ta bu oran %0,0'da kaldı. Çalışma, artan girdi maliyetleri ve iklim risklerinin baskıyı artırdığını; orantılı ve öngörülebilir bir düzenleyici çerçevenin inovasyonu hızlandırabileceğini savundu.

Slovak Çiftçiler Gübre Yardımının Dağıtımına İtiraz Ediyor
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Slovak Çiftçiler Gübre Yardımının Dağıtımına İtiraz Ediyor

Slovakya Toprak Sahipleri ve Tarım Girişimcileri Birliği (ZVPAS), sanayi gübresi fiyatlarını telafi etmek için ayrılan 19,73 milyon avroluk yardımın üreticiler arasında ayrımcı biçimde dağıtıldığını savundu. Dernek, hayvansal üretim yapan işletmelere öncelik verilmesine karşı çıkarken Slovak çiftçilerin grev hazırlığına girdiğini açıkladı. Açıklamayı ZVPAS Başkanı Ján Jelen yaptı. ZVPAS’a göre yardımın %90’ı hayvansal üretime, yalnızca %10’u ise sadece bitkisel üretim yapan işletmelere yönlendiriliyor. Dernek, hayvansal üretimin bulunmasının piyasadaki sanayi gübresi fiyatını belirlemediğini, hayvancılık işletmelerinin ayrıca kendi organik gübrelerini ürettiğini ve bitkisel üreticilerin pahalı sanayi girdilerine tamamen bağımlı olduğunu belirtti. Kışlık buğdayda hayvansal üretim yapan bir işletme için hektar başına 31,34 avro, hayvansal üretim yapmayan üretici için ise 5,54 avro telafi ödemesi öngörüldüğü aktarıldı. Dernek, meyve bahçeleri ve bağlara ayrılan yardımın da çok düşük kaldığını, bazı meyve ve sebze türlerinde desteğin birkaç sent düzeyine indiğini söyledi. ZVPAS, hayvancılık işletmelerinin zor durumunun inkâr edilmemesi gerektiğini, ancak bir gruba yardım edilirken diğer üreticilerin dışlanmaması gerektiğini savundu. Jelen, telafi hesaplama yönteminin derhal yayımlanmasını ve dağıtım kurallarının yeniden değerlendirilmesini istedi. Jelen ayrıca, yardımın dayanağı olan Avrupa Komisyonu’nun 2026/1894 sayılı uygulama düzenlemesinin objektif ve ayrımcı olmayan kriterler gerektirdiğini, bakanlığın ise bu kuralları ihlal ettiğini ileri sürdü. ZVPAS, kuraklık için hazırlanmakta olan telafilerde de benzer bir dağıtım yönteminin kullanılabileceği yönündeki medya haberlerine dikkat çekti. Derneğe göre Slovakya’da yağış açığı sürüyor; birçok bölgede kışlık kolza çıkmadı veya zayıf kaldı. ZVPAS, nem açığının 2027 hasadını ve ülkenin gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirtti.