ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

88 haber · Sayfa 3

Çin, Sonbahar Tarımında Akıllı Makineleri Yaygınlaştırıyor
Görsel kaynağı: Global Times · Özgün haber
Veri haberi

Çin, Sonbahar Tarımında Akıllı Makineleri Yaygınlaştırıyor

Çin, yaklaşan 2026 sonbahar hasadı ve ekim döneminde akıllı biçerdöverleri, bitki koruma dronlarını ve yeni enerjili traktörleri daha geniş ölçekte kullanıma alıyor. Xinhua'nın Tarım ve Kırsal İşler Bakanlığı yetkililerine dayandırdığı bilgilere göre uygulama, 14. Beş Yıllık Plan dönemindeki mekanizasyon kazanımlarının ardından yüksek teknoloji tarım makinelerini geliştirme politikasının devamı niteliğinde. Saniyede 18 kilogram besleme kapasitesine sahip tahıl biçerdöverleri ile 85 kilogram taşıma kapasiteli bitki koruma dronlarının kullanımı hızlanıyor. Gansu, Chongqing ve Sichuan gibi bölgelerde 6 ila 15 derece eğimli araziler için tasarlanan traktörler yaygınlaştırılırken, güneybatı ve kuzeybatı Çin'de dağlık alanlara uyarlanmış mısır mibzerleri daha geniş üretim alanlarında kullanılmaya başlandı. Yeni enerjili ekipmanlar arasında 200-300 beygir gücündeki hibrit traktörler ile 25-75 beygir gücündeki tamamen elektrikli traktörler bulunuyor. Çin'in tarla sürme, ekim ve hasadındaki genel mekanizasyon oranı 2025'te %76,7'ye, tarım dronu filosu ise 300 binin üzerine çıktı. 2026 destek politikası belirli makinelere sübvansiyonları önceliklendirirken, ulusal akıllı tarım planı 2026 sonu için tarımsal üretimde %30'un üzerinde bilişim oranı hedefliyor.

Kıbrıs’ta Şap Hastalığından Etkilenen Hayvancılık İşletmeleri Yeniden Faaliyete Geçecek
Görsel kaynağı: AlphaNews Cyprus · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs’ta Şap Hastalığından Etkilenen Hayvancılık İşletmeleri Yeniden Faaliyete Geçecek

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Kıbrıs Tarım, Kırsal Kalkınma ve Çevre Bakanı Christos Senekis, şap hastalığından etkilenen hayvancılık işletmelerinin mevcut ayın sonunda veya gelecek ayın başında yeniden faaliyete geçebileceğini açıkladı. Senekis, Malounta ve Palaichori bölgelerindeki toplantıların ardından yaptığı değerlendirmede, hastalıktan etkilenen işletmeler için hayvancılığın yeniden yapılandırılmasına yönelik planlama yapıldığını belirtti. Bakanlık ayrıca gübre, bitki koruma ürünleri ve tarım mazotundaki maliyet artışlarının üreticiler üzerindeki etkisini azaltmak için ek destek programları hazırlıyor. Bakanlığın verdiği bilgilere göre 2026'da bu amaçla 2,5 milyon avro kullanıldı; Avrupa Birliği'ne yapılan gerekçeli başvurunun ardından üreticiler için 4,6 milyon avro daha sağlandı. Gübre ve tarım mazotu maliyetlerine yönelik 1,5 milyon avroluk Avrupa kaynaklı bir program da uygulanıyor. Senekis, Kıbrıs'ın şap hastalığını sınırlamak için protokolleri sıkı biçimde uyguladığını ve bunun sonucunda hastalıktan etkilenen işletmelere ödenecek tazminatlardan en yüksek oranın alınacağını söyledi. Öte yandan su altyapısı kapsamında, Palaichori topluluğunun uzun süredir talep ettiği Müllouri Barajı'nın yapımı için ihale açılmasına yönelik anlaşma imzalandı; projenin bütçesi sonraki süreçte belirlenecek.

Kıbrıs’ta Çiftçiler Artan Girdi Maliyetleri İçin Destek İstedi
Görsel kaynağı: Cyprus Mail · Özgün haber

Kıbrıs’ta Çiftçiler Artan Girdi Maliyetleri İçin Destek İstedi

Kıbrıs’taki Panagrotikos çiftçiler derneği, artan gübre ve bitki koruma ürünü maliyetlerini karşılayabilmeleri için hükümetten hedefli mali destek istedi. Derneğin Genel Sekreteri Anastasis Yiapanis, Tarım Bakanlığının Kıbrıs tarımının özel koşullarını dikkate alan bir destek programı hazırlayıp açıklaması çağrısında bulundu. Yiapanis, sürekli yükselen üretim maliyetlerinin tarım işletmelerinin sürdürülebilirliğini ve üretici gelirlerini tehdit ettiğini söyledi. Gübre ve bitki koruma ürünlerinde ithalata bağımlı olan Kıbrıs’ta ek taşıma ve tedarik maliyetlerinin çiftçilere yansıtıldığını belirten Yiapanis, üreticilerin desteklenmesinin gıda güvenliği, kırsal topluluklar, genel ekonomi ve yerli gıda üretimi için önemli olduğunu savundu. Çiftçilerin ayrıcalıklı muamele değil, ekonomik olarak yaşayabilir biçimde üretime devam edebilecekleri koşulları istediğini ifade etti.

FAO ile İran’da Hurma Zararlıları ve Hastalıkları İçin İşbirliği
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

FAO ile İran’da Hurma Zararlıları ve Hastalıkları İçin İşbirliği

1 yayıncı · 5 haber · İncele

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile İran Tarımsal Eğitim ve Yayım Enstitüsü, hurma zararlıları ve hastalıklarının entegre yönetimine yönelik işbirliği mutabakatı imzaladı. Çalışmada FAO’nun teknik desteğiyle üretici ve uzmanlara bilgi aktarılması hedefleniyor. İran Tarımsal Eğitim ve Yayım Enstitüsü Başkanı Abolfazl Faraji, projenin yaklaşık iki ay önce başladığını söyledi. Tarımsal Araştırma, Eğitim ve Yayım Örgütü Başkanı Gulamrıza Gülmuhammedi ise projenin uygulamasının son yılında bulunduğunu belirtti. Kaynaklarda projenin zamanlamasına ilişkin bu iki ifade birlikte yer alıyor. Üç ay sürecek eğitim programında yaklaşık 1.720 üretici ve uzmana eğitim verilecek. Eğitimler hurma yaprak piresi, kırmızı palmiye böceği, hurma salkım kuruması ve odun zararlıları olmak üzere dört alana odaklanacak. Çalışma, Sistan ve Belucistan, Kirman, Hürmüzgan, Fars, Buşehr, Huzistan, Yezd, Güney Horasan ve İsfahan’da yürütülecek. Örnek bahçe ve tarlalar aracılığıyla bilgi ve teknolojinin diğer çiftçilere aktarılması planlanıyor. İran’ın yayım ağı 32 yönetim ve yaklaşık 1.450 tarım hizmet merkezinden oluşuyor. Yetkililere göre ülkedeki çiftçilerin yaklaşık %90’ını küçük üreticiler oluşturuyor; bu yapı, söz konusu üreticilerin bilgi ve teknolojiye erişiminde kullanılacak.

İran’da Hurma Zararlılarıyla Mücadele İçin 1.720 Üretici ve Uzman Eğitilecek
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Hurma Zararlılarıyla Mücadele İçin 1.720 Üretici ve Uzman Eğitilecek

1 yayıncı · 3 haber · İncele

İran’da hurma üretimindeki dört önemli zararlı ve hastalığın entegre yönetimi için yaklaşık 1.720 üretici ve uzmanın eğitileceği bildirildi. Üç ay sürmesi planlanan eğitim programı, hurma üretiminin yoğun olduğu dokuz ilde yürütülecek. Programda hurma yaprak zararlıları, kırmızı palmiye böceği, hurma salkım kuruması ve odun delen zararlılar ele alınacak. Çalışma, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) uzmanları ile İran Bitki Koruma Kurumu, Bitki Koruma Araştırma Enstitüsü ve Tarım Araştırma, Eğitim ve Yayım Kurumunun iş birliğiyle hazırlandı. Dokuz ana hurma üretim ilinde oluşturulacak örnek bahçe ve tarlaların, edinilen bilgi ve teknolojinin diğer üreticilere aktarılmasında kullanılması öngörülüyor. İran Tarım Araştırma, Eğitim ve Yayım Kurumu Başkanı Gulamrıza Golmohammadi, projenin hurma zararlıları ve hastalıklarının entegre yönetimine ilişkin çalışmanın son yılında bulunduğunu belirtti. Golmohammadi, eğitim ve üreticilerin güçlendirilmesiyle bilgi ve teknolojinin üretim alanlarında uygulanmasını, diğer çiftçilerin de örnek bahçelerdeki deneyimlerden yararlanmasını hedeflediklerini söyledi. Golmohammadi’ye göre İran, hurma ekim alanı bakımından dünyada birinci, üretim bakımından üçüncü sırada yer alıyor. Hurmanın ülkenin iç üretimi ve ihracatı açısından önemli ürünlerinden biri olduğunu belirten yetkili, bu nedenle ürünün zararlı ve hastalıklardan korunmasına öncelik verildiğini kaydetti. FAO’nun İran temsilcisi ise projenin özellikle küçük üreticilere ulaşmayı ve bilimsel bilgiyle güncel teknolojilerin üretim alanlarına aktarılmasını amaçladığını bildirdi. İran’da hurma üretim alanlarını genişletme imkânının sınırlı olduğu, su kaynakları ve iklim değişikliğinin de üretim açısından güçlük oluşturduğu belirtildi. Proje kapsamında eğitim ve kapasite geliştirme faaliyetlerinin, yeni alan açmak yerine mevcut üretimde verimliliğin artırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Polonya’da Elektronik Tarla Kaydında Tam Geçiş 2027’ye Ertelendi
Görsel kaynağı: Agrofakt · Özgün haber

Polonya’da Elektronik Tarla Kaydında Tam Geçiş 2027’ye Ertelendi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Polonya’da bitki koruma ürünleriyle yapılan uygulamaların elektronik ortamda kaydedilmesini öngören yeni standarda tam geçiş 1 Ocak 2027’ye ertelendi. Üreticiler 2026 boyunca uygulama kayıtlarını mevcut kurallara göre tutmayı sürdürecek. Polonya Bitki Koruma ve Tohum Denetimi Başmüfettişliği de 2026’da belge düzenleme kurallarının önceki yıllara göre değişmeyeceğini açıkladı. Mevcut kayıtlarda kullanılan bitki koruma ürününün adı, uygulama zamanı ve dozu, uygulamanın yapıldığı alan ve ürün ile en azından uygulama gerekçesi bulunması gerekiyor. Bu kapsam, tarımsal üreticiler ile bitki koruma ürünlerini profesyonel olarak kullanan diğer kesimler için geçerli kayıt yükümlülüklerini koruyor. 2027’de yürürlüğe girmesi beklenen yeni elektronik düzende kayıtların makine tarafından okunabilir formatta tutulması öngörülüyor. Sistemde ürün ve izin numarası, tarih, doz, konum, alan ve ürün bilgilerinin yanı sıra gerekli durumlarda BBCH gelişme dönemi de yer alabilecek. Polonya makamlarının profesyonel kullanıcılara konum tanımlama yöntemleri ile EPPO kodları ve BBCH dönemlerine ilişkin adlandırmaları sağlaması bekleniyor. Elektronik tarla kartı yaklaşımı, uygulama kayıtlarının tarlalar ve yapılan işlerle birlikte bitki koruma ürünleri kayıtları ve depo verileriyle ilişkilendirilmesini mümkün kılabilir. Böylece kullanılan ürünün stoktan düşülmesi ve maliyetinin ilgili tarımsal çalışmayla ilişkilendirilmesi amaçlanıyor. Kaynakta, bazı dijital sistemlerin belge ve tarla bilgilerini yapay zekâ desteğiyle okuyabildiği, ancak aktarılan verilerin kullanıcı tarafından doğrulanması gerektiği de belirtiliyor.

Güney Afrika’da Sürdürülebilirlik ve Küçük Çiftçilerin Ticarileşmesi Tartışıldı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Sürdürülebilirlik ve Küçük Çiftçilerin Ticarileşmesi Tartışıldı

Güney Afrika Future Food Conference’ta sürdürülebilirlik, sorumlu tedarik ve daha güçlü değer zinciri ortaklıklarının gıda sektöründeki rolü ele alındı. Uzmanlar, küçük ölçekli çiftçilerin yalnızca kalkınma veya tedarikçi geliştirme programlarıyla desteklenmesi yerine gerçek ticari fırsatlara ve piyasalara yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kurumsal çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) uygulamalarının yalnızca geri dönüştürülebilir ambalaj ya da çevre girişimleriyle sınırlanamayacağı belirtildi. Candice Knipe-Tlhotlhalemajoe, işletmelerin önce yönetişim gerekliliklerini anlaması, ardından sosyal, değer zinciri ve çevresel boyutları birlikte değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Ona göre sürdürülebilirlik, ürünlerin tüm değer zincirindeki etkilerini, sorumlu tedariki, elektrik kullanımını, atık azaltımını ve sosyal etkiyi kapsıyor. Knipe-Tlhotlhalemajoe, sürdürülebilirliğin kalite, karşılanabilirlik ve erişilebilirlikle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek gıda ekosistemindeki işbirliğinin önemine dikkat çekti. Komşu çiftliklerle alternatif enerji çalışmaları, lojistiğin iyileştirilmesi, taşıma mesafelerinin ve atığın azaltılması olası adımlar arasında gösterildi. CropLife Üst Yöneticisi Rod Bell, sorumlu üretim ve gıda güvenliği için bitki koruma ürünlerinin doğru depolanması, çalışanlara uygun koruyucu ekipman sağlanması ve ürünlerin etiket talimatlarına göre uygulanması gerektiğini ifade etti. Bell ayrıca boş ambalajların toplanması ve geri dönüştürülmesine ilişkin genişletilmiş üretici sorumluluğu mevzuatına işaret etti. Gıda güvenliği konusunda sansasyonel iddialar yerine bilginin güvenilirliğinin değerlendirilmesi ve bilimsel bilgilerin tüketicilerin anlayabileceği bir dille aktarılması gerektiğini söyledi. OneFarm Impact yöneticisi Thembi Xaba ise küçük ölçekli çiftçi geliştirme çalışmalarının kapasite oluşturma, ilerleme ve ticarileşme aşamalarını içermesi gerektiğini belirtti. Xaba, bu çiftçilerin yan projeler olarak görülmek yerine daha geniş ekonomik büyümeye ve piyasaların oluşturduğu fırsatlara dahil edilmesini savundu.

Kolza Tarlalarında Toprak Piresi Baskısı Artıyor
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

Kolza Tarlalarında Toprak Piresi Baskısı Artıyor

Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinde kolza tarlalarında kolza piresi (Rapserdfloh) baskısının bu yıl ciddi boyutlara ulaştığı bildirildi. Tarım danışmanlarının aktardığına göre sarı kaplarda üç gün içinde 100 ila 500 böcek sayıldı. Bu kapların kolza piresi için özel bir çekiciliği bulunmadığı, böceklerin tesadüfen kaplara düştüğü belirtildi. Mücadele eşiği, üç hafta içinde 50 böcek görülmesi veya kolzanın üç yapraklı dönemine kadar yaprakların %10’unun zarar görmesi olarak tanımlanıyor. Ağustos sonundan bu yana çoğunlukla kuru havanın etkili olduğu, bazı bölgelerde kolzanın düzensiz çıktığı ve eylül başında yoğun böcek girişinin başladığı kaydedildi. Bu koşullar nedeniyle üreticilerin tarlalarını sık aralıklarla kontrol etmesi gerekiyor. Baden-Württemberg danışmanları, insektisitlerin akşam geç saatlerde veya gece uygulanmasını öneriyor. Böceklerin bu saatlerde daha aktif olması nedeniyle doğrudan hedeflenebileceği ve uygulama etkinliğinin artabileceği belirtildi. Ekim ortasından itibaren larvaların topraktaki yumurtalardan çıkıp kolza saplarına girmesi bekleniyor; bu aşamada verim kayıplarını önlemek için yeniden mücadele gerekebileceği ifade edildi.

Kuraklık ve Artan Maliyetler Tarımsal Üretimi Zorluyor
Görsel kaynağı: Telma · Özgün haber

Kuraklık ve Artan Maliyetler Tarımsal Üretimi Zorluyor

Kuzey Makedonya’da yetersiz su, yüksek sıcaklıklar ve hava koşullarındaki ani değişimler tarım ürünlerinin büyümesini ve kalitesini olumsuz etkiliyor. Üreticiler daha fazla yatırım yapmak zorunda kalırken, ürünlerin bir bölümü kayboluyor, bir bölümü ise daha düşük kalitede elde ediliyor. Sulama ve bitki koruma giderlerindeki artış da maliyetleri yükseltiyor. Ağronom ve çiftçi Risto Velkov, üretim boyunca ürünlerin ihtiyaç duyduğu su miktarlarının artık yeterince karşılanamadığını ve yüksek sıcaklıkların üretime zarar vereceğini belirtiyor. Velkov, değişen iklim koşullarına uyum için koruyucu ağların kullanılmasını, sulamanın daha verimli hâle getirilmesini, çeşitlerin değiştirilmesini ve yeni koşullara daha dayanıklı ürünlerin seçilmesini öneriyor. Üreticilerin ürünlerini pazarlama konusunda da sorun yaşadığı aktarılıyor. Çevre kuruluşu Eko Svest ise tarım üzerindeki iklim baskısının enerji üretimiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Kuruluş, özellikle kömür ve fosil gazın yakılmasından kaynaklanan emisyonların iklim değişikliğini güçlendirdiğini ifade ederek kömürden kademeli çıkış, fosil gaza yeni bağımlılıktan kaçınma ve yenilenebilir enerji yatırımları çağrısı yapıyor. Eko Svest ayrıca geçişten etkilenen kişi ve bölgelere destek verilmesini istiyor.

İran’da Üzüm Salkım Güvesine Karşı Kitle Yakalama Uygulaması
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Üzüm Salkım Güvesine Karşı Kitle Yakalama Uygulaması

İran’ın Fars eyaletindeki Düşmanziyari üzüm bahçelerinde, üzüm salkım güvesiyle mücadele amacıyla kitle yakalama projesi uygulandı. Fars Tarım Cihadı Örgütü yetkililerinin açıklamasına göre çalışma, 25 hektarlık üzüm bağı alanını kapsadı. Saha değerlendirmelerinde yöntemin zararlı popülasyonunu baskılamada ve ürünün miktarı ile kalitesini korumada etkili olduğu bildirildi. Uygulamada özel tuzaklar ve feromonlar kullanılarak hedeflenen ergin böcekler, yeni nesil oluşmadan yakalanıyor ve üreme döngüsünden çıkarılıyor. Proje, geleneksel yöntemlere ve kimyasal ilaçlara mutlak bağımlılığı azaltma arayışı kapsamında, Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) ilkeleriyle uyumlu bir yaklaşım olarak tanımlandı. Açıklamada yöntemin faydalı böcekleri korumaya, toprak sağlığını geliştirmeye ve pestisit kalıntısı bulunmayan sertifikalı ürün üretimine katkı sağlayabileceği belirtildi. Düşmanziyari’deki uygulamanın, Fars eyaletindeki ve İran’ın diğer üzüm üretim bölgelerindeki benzer çalışmalara örnek oluşturması hedefleniyor.

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor

Belçika merkezli RTBF’nin “Avrupa’dan Görünüm” dosyası, az sayıda büyük şirketin tohum, bitki koruma ürünleri, gübre ve tarım makineleri gibi girdilerdeki ağırlığını inceliyor. Dosyaya göre yoğunlaşma, üretim girdileriyle sınırlı kalmıyor; gıda işleme ve perakende pazarlarında da az sayıda şirket belirleyici oluyor. Bu yapı, çiftçileri tedarik zincirinin hem başında hem de sonunda yoğunlaşmış piyasalar arasında bırakabiliyor. Dosyada İsviçre merkezli Syngenta’nın bitki koruma ürünleri alanındaki konumu örnek gösteriliyor. Şirket, 2025’te bu ürünlerin satışından 13,7 milyar dolar gelir elde etti; söz konusu gelir bir önceki yıla göre %4 arttı. Syngenta’nın yaklaşık 1.800 bitki koruma ürününün ruhsatını kaydettirdiği, yeniden kaydettirdiği veya uzattığı aktarılıyor. Kamu otoritelerinin insan sağlığı ve çevre kaygıları nedeniyle ruhsat yenileme ve yeni ürünlere izin verme konusunda daha sıkı davranması, mevcut geniş ürün portföylerine sahip şirketlerin önemini artırıyor. Avrupa Birliği’nde pestisitlerde izin verilen etkin madde sayısının 25 yılda 1.000’in üzerinden yaklaşık 500’e gerilediği belirtiliyor. Yeni bir pestisitin ruhsatlandırılması 7 ila 10 yıl sürebiliyor ve ruhsatın geçerliliği en fazla 15 yıl olabiliyor. Dosyaya göre uzun ve maliyetli süreçler, ruhsat yenileme kapasitesi yüksek şirketlere avantaj sağlarken yeni şirketlerin pazara girişini zorlaştırıyor. Bu koşulların çiftçilerin tohum, kimyasal ürün ve makine seçeneklerini daraltabileceği ifade ediliyor. Şirket yoğunlaşmasının yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu, birleşmelerin özellikle 1980’lerden itibaren hızlandığı aktarılıyor. Bayer’in Monsanto’yu 2018’de satın alması, Dow ile DuPont’un 2019’da Corteva Agriscience adı altında birleşmesi, Potash Corporation ile Agrium’un 2018’de Nutrien’i oluşturması ve Syngenta’nın ChemChina tarafından 2017’de satın alınması bu sürecin örnekleri arasında gösteriliyor. ETC araştırma kolektifine göre, küresel tohum pazarında en büyük 10 şirketin 10 yıl önce kontrol ettiği %40’lık paya bugün en büyük iki şirket sahip. Dosyada, az sayıda şirkete bağımlılığın tedarik şoklarında çiftçileri ve gıda sistemini daha kırılgan hâle getirebileceği yönündeki eleştirilere de yer veriliyor. Bununla birlikte yoğunlaşmanın tek başına rekabet hukukunu ihlal etmediği belirtiliyor. Rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar veya az sayıda aktörün bulunduğu bir pazarda gücü artıran birleşmeler incelemeye alınabiliyor. Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezi’nden Max Koppenberg ise yoğunlaşmanın her zaman hâkim durumun kötüye kullanılması anlamına gelmediğini, bazı perakende pazarlarında yoğun rekabetin düşük kâr marjları ve görece düşük tüketici fiyatlarıyla sonuçlanabildiğini söylüyor. Yeni girişleri kolaylaştırmak için ruhsat süreçlerinin hızlandırılması ve patent sürelerinin sınırlandırılması önerilirken, patent süresini kısaltmanın ters sonuç doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

Arjantin’in NEA Bölgesinde Mısırda Mısır Yaprakkurdu Alarmı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Arjantin’in NEA Bölgesinde Mısırda Mısır Yaprakkurdu Alarmı

Arjantin’in Kuzeydoğu Bölgesi’nde (NEA) Bt teknolojisi taşıyan mısır tarlalarında mısır yaprakkurdu saldırıları bildirildi. Kuzey Chaco’da üreticiler, zararlıya karşı koruma sağlaması beklenen tohumlarla ekilen alanlara tekrar tekrar girerek insektisit uygulamak zorunda kaldı. Benzer saldırıların Formosa ve Corrientes’in bazı kesimlerinde de görüldüğü aktarıldı. General José de San Martín çevresinde üretim yapan Omar Farana, erken ekilen ve henüz gelişimin ilk aşamalarında bulunan mısırına karşı iki uygulama yaptığını, üçüncü uygulamaya da hazırlandığını söyledi. Farana, erken ekim döneminde ve Bt koruması bulunan bir çeşitte böyle bir sorun beklemediğini belirtti. Saldırının üretim maliyetlerini artırdığını ve nihai verim konusunda belirsizlik yarattığını ifade etti. General Güemes bölgesinden ziraat mühendisi ve mısır üreticisi Hugo Kolazinski ise sorunun farklı bölgelerdeki işletmelerde görüldüğünü ve belirli bir hibrit ya da tohum şirketine bağlanamayacağını savundu. Yaklaşık 20 günlük bazı mısırların üç insektisit uygulamasına rağmen zararlı taşıdığını, kimi tarlalarda uygulamaların altı günlük aralıklarla tekrarlandığını anlattı. Kolazinski, bitki başına sekiz ya da on larvaya rastladığını söyledi. Mısır yaprakkurdu, Spodoptera frugiperda adlı kelebeğin larvasıdır ve özellikle bitkinin ilk gelişim dönemlerinde yapraklara zarar verebilir. Bt teknolojisi, Bacillus thuringiensis bakterisinin ürettiği ve belirli zararlıları kontrol etmeyi amaçlayan proteinlere dayanır. Ancak kaynağa göre Bt mısırda larva görülmesi tek başına teknolojinin çalışmadığını kanıtlamıyor. Buna karşın tekrarlanan ilaçlamalar ve bildirilen yoğunluk, mevcut koşullarda kontrol etkinliği konusunda soru işareti oluşturuyor. Kolazinski, ilkbaharda ekilen mısırda son 10-12 yılda mısır yaprakkurdu için uygulama yapmadığını, bu kampanyada ise kontrollerin çok erken başladığını belirtti. Üreticiler ayrıca mısır yaprakpiresiyle mücadele için de kaynak ayırıyor. Kuzey Chaco’da limanlara uzaklık, nakliye ve pazarlama giderleri, pahalı tohumlar, ek insektisit uygulamaları ve belirsiz verim, mısır üretiminin ekonomik sonucunu daha da zorlaştırıyor. Bazı küçük üreticilerin mücadele maliyetini karşılayamadığı için bitkilerinin önemli bölümünü kaybettiği bildirildi.

Çiftçilerin Yaklaşık Yarısı Her Yıl Pestisit Zehirlenmesi Yaşıyor
Görsel kaynağı: Bændablaðið · Özgün haber
Veri haberi

Çiftçilerin Yaklaşık Yarısı Her Yıl Pestisit Zehirlenmesi Yaşıyor

Yeni bir araştırmaya göre dünya genelindeki çiftçilerin yaklaşık yarısı, böcek ve yabancı ot ilaçlarının yol açtığı zehirlenme etkilerine her yıl maruz kalıyor. Frontiers in Public Health dergisinde yayımlanan çalışma, 2006-2023 dönemine ait kamuya açık verilere dayanıyor. Araştırmada zehirlenmelerin kasıtlı olmadığı belirtildi. Çalışmaya göre her yıl 402-433 milyon akut zehirlenme vakası meydana geliyor ve yaklaşık 11 bin ölüm bu etkilerle ilişkilendiriliyor. Ölümlerin yaklaşık %60'ının Hindistan'da görüldüğü tahmin edilirken, en yüksek tahmini vaka sayıları Güney ve Güneydoğu Asya ile Doğu Afrika'da kaydedildi. Burkina Faso'da çiftçiler ve tarım işçilerinin %84'ünde zehirlenme etkileri saptandı. Zehirlenmelerin, çok tehlikeli pestisitler olarak sınıflandırılan HHP maddelerinden kaynaklandığı aktarıldı. Birleşmiş Milletler kuruluşlarının bu maddelerin kullanımını aşamalı olarak sona erdirme çağrıları hatırlatılırken, araştırma çocukları da kapsamadı; tarımda çalışan tahmini 84 milyon çocuğun maruz kalması değerlendirmeye alınmadı. Rapora göre pestisitlerin toplam kullanımı 1990'dan 2023'e kadar iki katına çıktı ve 2023'te 3,8 milyon tona ulaştı. Araştırma ayrıca pestisit maruziyeti ile Parkinson hastalığı arasındaki bağlantıya ilişkin artan verilere dikkat çekti.

Rio Grande Do Sul’da Buğdayda Yağış ve Don Riski Artırdı
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Rio Grande Do Sul’da Buğdayda Yağış ve Don Riski Artırdı

Brezilya’nın Rio Grande do Sul eyaletinde buğday sezonu kritik bir aşamaya girerken, yağışlar, eylül ayındaki donlar ve başak hastalıkları üretim riskini artırıyor. Emater/RS-Ascar’ın 1 Ekim tarihli verilerine göre ekili alanların %57’si tane doldurma döneminde, %19’u çiçeklenmede, %21’i fizyolojik olgunlaşmada bulunuyor; hasat ise alanların %1’inde gerçekleştirildi. Yüksek nem, özellikle çiçeklenme ve başaklanma aşamasındaki tarlalarda giberela başta olmak üzere hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor. Bazı bölgelerde pas, külleme ve yaprak lekeleri de görülürken, yağış sıklığı ve toprak nemi fungisit uygulamaları için makinelerin tarlalara girişini zorlaştırıyor. Eyaletin bazı kesimlerinde üreticiler, hastalık baskısını sınırlamak amacıyla bitki koruma çalışmalarına yoğunlaşıyor. Eylül ayında yaşanan donlar, etkilenen alanlarda tane dolumunu ve döllenmeyi kesintiye uğratarak verim potansiyelini düşürdü. Granizo ve kuvvetli rüzgâr da özellikle eyaletin Merkez-Batı ve Kuzeybatı bölgelerinde yerel zarara neden oldu. Santiago’da yaklaşık 200 hektarda neredeyse tam kayıp bildirildi; São Francisco de Assis’te ise en az 150 hektar zarar gördü. Bu olayların toplam etkisi henüz hesaplanıyor. Bölgesel koşullar farklılık gösteriyor. Bagé ve Fronteira Oeste çevresinde daha az yağış ve daha fazla güneşlenme, tarlaların gelişimini destekledi. Buna karşılık Santa Maria çevresinde yoğun yağışlar çiçeklenme ve başaklanma dönemindeki alanları etkiledi. Frederico Westphalen’de tarlaların %60’ı tane doldurma dönemindeyken, %2’si hasat edildi. İlk hasat edilen bazı alanlarda hektar başına 2.280 kilogram verim ve 74 hektolitre ağırlığı kaydedildi; bu değerler başlangıçtaki beklentilerin altında kaldı. Emater/RS-Ascar, 2026 sezonunda eyalette 814.220 hektarlık ekim alanı ve hektar başına ortalama 2.701 kilogram verim öngörüyor. Piyasa tarafında, standart hektolitre ağırlığı 78 olan 60 kilogramlık buğday çuvalının ortalama fiyatı haftalık ölçümde %2,56 artarak 71,94 Brezilya realinden 73,78 reale yükseldi. Cruz Alta Tahıl Borsası’nda mevcut buğdayın fiyatı çuval başına 82 real olarak verildi.

Altın Sarılıkta Yalnızca Zararlıya Karşı Mücadele Yetmiyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Altın Sarılıkta Yalnızca Zararlıya Karşı Mücadele Yetmiyor

Bir değerlendirmede, üzümde görülen Flavescence dorée (FD) olarak adlandırılan altın sarılık fitoplazma hastalığıyla mücadelede yalnızca hastalık etmenine odaklanmanın yeterli olmayabileceği belirtildi. Hastalık ve zararın ortaya çıkışında zararlı organizmanın yanı sıra duyarlı bitki ile uygun çevre koşullarının birlikte rol oynadığı ifade edildi. Makaleye göre iklim değişikliğiyle artan çevresel stresler, bitkilerin parazitlere karşı duyarlılığını yükseltiyor. Uzun kuraklık dönemleri, sıcak hava dalgaları, yoğun morötesi ışınım, su dengesindeki ani değişimler, ani seller ve artan atmosferik kuraklık bitkilerde kalıcı fizyolojik stres oluşturabiliyor. Bu koşulların yalnızca verim kaybına değil, enfeksiyona yatkınlığın artmasına da yol açabileceği aktarıldı. Değerlendirmede bitkinin güncel fizyolojik durumunun, belirtilerin ortaya çıkışı ve zararın şiddeti bakımından zararlı organizma kadar önemli olduğu vurgulandı. Enerji ve su dengesi, beslenme, antioksidan sistem ile genel stres toleransının birlikte ele alınması gerektiği belirtildi. Üzümdeki FD hastalığının ise daha genel bir bitki fizyolojisi sürecini görünür kılan model bir örnek olduğu kaydedildi.

Bulgaristan’da Gül Üretimi 2026’da Artış Gösterdi
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber

Bulgaristan’da Gül Üretimi 2026’da Artış Gösterdi

Bulgaristan’da yağlık gül üretimi 2026’da 9.555,9 tona ulaştı. Tarım ve Gıda Bakanı Plamen Abrovski’nin açıklamasına göre bu miktar, 2025’teki 6.607,8 tona kıyasla arttı. Kaynakta artış oranı %31 olarak verildi. Üretim verileri, Yağlık Gül Danışma Konseyi toplantısında paylaşıldı. Mevcut kampanyada 9.308,7 ton gül işlenmek üzere sevk edildi; bu miktar toplam üretimin yaklaşık %98’ine karşılık geldi. İşlenen miktar 9.290,4 ton olurken, kaynakta bunun önceki yıla göre %41 arttığı belirtildi. Toplantıda bitki koruma ürünleri, iş gücü, üreticilere daha sürdürülebilir destek sağlanması ve Bulgar gül yağının rekabet gücü de ele alındı. Bakan Abrovski, gül yağının özgünlüğünün korunması için kalite kontrol laboratuvarı kurulmasına yönelik kaynak sağlandığını ve Bakanlar Kurulu kararı bulunduğunu açıkladı. 30 Eylül itibarıyla kayıtlı yağlık gül alanı 5.336 hektar, üretici sayısı 2.975 olarak kaydedildi. Ayrıca 82 işleyici ve 57 gül çiçeği işleme tesisi kayıtlı bulunuyor.

AB Konseyi, Tarımda Bürokrasi Azaltacak Omnibus X İçin Müzakere Pozisyonunu Onayladı
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

AB Konseyi, Tarımda Bürokrasi Azaltacak Omnibus X İçin Müzakere Pozisyonunu Onayladı

AB Konseyi, tarım ve hayvancılık işletmelerinin idari yükünü azaltmayı amaçlayan Omnibus X paketinin kalan bölümü için müzakere pozisyonunu 30 Eylül’de belirledi. Konseyin kabul ettiği metin, bürokrasiyi azaltırken Avrupa Birliği’nin gıda ve yem güvenliği standartlarını korumayı hedefliyor. Paket henüz nihai mevzuat niteliği taşımıyor. Düzenleme, çoğu izinli yem katkı maddesi için sistematik yenileme zorunluluğunu kaldırmayı ve mevcut izinlerde değişiklik yapılmasını kolaylaştırmayı öngörüyor. Belirli beslenme ve teknik bilgilerin dijital etiketle sunulmasına da izin verilecek. Biyositler ve biyolojik mücadele maddelerinde ilk onayların süresi 15 yıla, sonraki yenilemelerin süresi ise 25 yıla çıkarılacak. Gıda ve yem güvenliği bakımından metin, üçüncü ülkelerden ithal edilen ürünlerde özellikle tehlikeli veya toksik maddeler için pestisitlerin izin verilen en yüksek kalıntı limitlerinin teknik sıfıra indirilmesini öngörüyor. Arılar veya yeraltı suları açısından kabul edilemez risk taşıyan maddeler de bu kapsamda değerlendirilecek. Önceki kurallara uygun olarak piyasaya sunulmuş ürünler için geçiş hükümleri uygulanacak. Bitki koruma ürünlerine ilişkin çalışma ve test verilerinin korunma süresi olağan izinlerde 10 yıldan 13 yıla, düşük riskli ürünlerde 13 yıldan 15 yıla çıkarılacak. Veriler, Avrupa Birliği genelinde merkezi bir veri tabanında toplanacak; Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin bilimsel literatür ve izleme verilerini düzenli olarak incelemesine dayalı güvenceler korunacak. Parlamento Avrupa kendi pozisyonunu aldıktan sonra üçlü görüşmeler başlayacak ve nihai anlaşmaya 2026 sonuna kadar ulaşılması hedeflenecek.

Kazakistan’da 2027 Sezonu İçin %5 Faizli Tarımsal Kredi Başladı
Görsel kaynağı: AgroInfo Kazakhstan · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan’da 2027 Sezonu İçin %5 Faizli Tarımsal Kredi Başladı

Kazakistan’da çiftçilerin 2027 sezonundaki ekim ve hasat çalışmalarını finanse etmesi için imtiyazlı kredi başvuruları 1 Ekim’de başladı. Finansman, Кең дала 2 programı kapsamında Agrar Kredi Kurumu ve ortakları aracılığıyla sağlanacak. Kredilerde yıllık faiz oranı %5 olacak ve erken finansmana 200 milyar tenge ayrılması planlanıyor. Kredi kaynakları tohum, gübre, bitki koruma ürünleri, yakıt ve yedek parça alımında kullanılabilecek. Çiftlik makinelerinin onarımı ile tarla çalışmalarına hazırlık giderleri de finansman kapsamına alınacak. Teminatı yetersiz işletmeler için kredi tutarının %85’ine kadar garanti sağlanabilecek. Başvurular ikinci kademe bankalar, kredi ortaklıkları, sosyal girişimcilik şirketleri ve Agrar Kredi Kurumunun şubeleri üzerinden yapılabilecek. Tarım Bakanlığı verilerine göre 2026 sezonunun ilkbahar tarla ve hasat çalışmaları için 750 milyar tenge öngörüldü; 28 Eylül itibarıyla 664,4 milyar tenge kullandırıldı. Finansman 8 milyon hektardan fazla alanı kapsadı.

Fas’ta Avokado Üretiminde Su, Verim ve Pazar Dengesi Ele Alındı
Görsel kaynağı: Agriculture du Maghreb · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ta Avokado Üretiminde Su, Verim ve Pazar Dengesi Ele Alındı

Fas’taki avokado sektörünün üretim alanlarını ve hacmini artırmanın ötesinde, verimi kalıcı biçimde güvence altına alma, su ve girdileri daha verimli kullanma, kaliteyi yönetme ve rekabetin güçlendiği uluslararası pazarlara uyum sağlama ihtiyacı, Tanca’da düzenlenen ilk Morocco Avocado Conference’ın gündemini oluşturdu. Green Smile tarafından “Su • Verim • Pazar” temasıyla düzenlenen konferans 30 Eylül’de yapıldı. Etkinlikte üreticiler, işletme yöneticileri, ihracatçılar, mühendisler, teknisyenler, fidanlık işletmeleri, danışmanlar, araştırmacılar, tarımsal girdi tedarikçileri, sulama ve gübreleme uzmanları, bitki koruma şirketleri ile ambalajlama ve pazarlama alanındaki temsilciler bir araya geldi. Programda bahçe performansı ve dayanıklılığı, pazarlar ve uluslararası ticaret, plantasyon yönetimi ve bitki koruma başlıkları işlendi. Sunumlarda avokado ağacının performansının tek bir uygulamayla değil, kök sistemi, suya erişim, iklim, beslenme, ışık, çiçeklenme, tozlanma, meyve yükü ve ağacın sağlık durumunun birlikte yönetilmesiyle şekillendiği belirtildi. Teknik sunumlarda kök bölgesindeki çevresel streslerin bahçenin üretkenliğini etkileyebileceği aktarıldı. Sıkışık ya da drenajı yetersiz toprak, su baskını, sığ toprak, tuzluluk, yüksek pH, bazı mineral elementlerin sınırlı bulunması ve yetersiz havalanma bu riskler arasında gösterildi. Sulama ve gübreleme kararlarının toprak yapısı, drenaj, pH, tuzluluk, su durumu, kök faaliyeti ve ağacın fizyolojik durumuna ilişkin teşhise dayanması önerildi. Organik madde yönetimi, toprak yapısının iyileştirilmesi, gübrelemenin bölümlere ayrılması, gerektiğinde tuzların kontrollü yıkanması, izlenen sulama ve uygun anaç seçimi de başvurulabilecek araçlar arasında sayıldı. Biyostimülanların ise tek başına çözüm olarak değil, tutarlı bir tarımsal stratejinin parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bahçe taç yönetimine ilişkin sunumda, ışığın taç içine girmesiyle üretim için gerekli yaprak alanı ve meyve veren dalların korunması arasında denge kurulması gerektiği belirtildi. Budamanın standartlaştırılamayacağı; kararın ağacın yaşı ve gelişme gücü, çiçek ve meyve yükü ile önceki sezon üretimi dikkate alınarak verilmesi gerektiği kaydedildi. Genç bahçelerde önceliğin yoğun budama yerine ağacın yapısını oluşturmak olması gerektiği aktarıldı. Tozlanma ve meyve tutumuna ilişkin sunumda, doğal tozlanmadaki düşük oranın elle yapılan tozlanmayla yükselmesine rağmen genç meyvelerin önemli bölümünün daha sonra dökülebildiği belirtildi. Çiçek biyolojisi, sıcaklık, nem, çiçeklerdeki karbonhidrat rezervleri, çeşit özellikleri ve tozlayıcı böceklerin sonucu etkilediği aktarıldı. Hass’ın bazı koşullarda kendine döllenebildiği, ancak literatürde tozlayıcı çeşitlerin etkisine ilişkin sonuçların tamamen aynı olmadığı ifade edildi. Arıların faaliyet gösterdiği uygulamalarda daha fazla meyve elde edildiği, rüzgârın ve çok küçük böceklerin tek başına yeterli tozlanmayı sağlayamayabileceği bildirildi.

Edagricole, EIMA 2026’da Tarım Teknolojileri ve Genç Çiftçileri Gündeme Taşıyacak
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

Edagricole, EIMA 2026’da Tarım Teknolojileri ve Genç Çiftçileri Gündeme Taşıyacak

Edagricole, EIMA 2026 fuarı kapsamında kitap, dergi ve kurslara ayrılan alanların yanı sıra tarım sektörünün güncel başlıklarına odaklanan toplantılar ve uygulamalı etkinlikler düzenleyecek. Programda tarımsal hizmet işletmelerinin sektördeki rolü, genç çiftçilere yönelik destekler, robotik, otomasyon ve dronların tarımdaki kullanımı yer alıyor. CAI-Agromec iş birliğiyle yapılacak toplantıda, tarımın değişen yapısı içinde agromekanik işletmelerin öneminin korunması ve ulusal bir meslek siciline ilişkin çalışmalar ele alınacak. Il Contoterzista dergisi ile CAI-Agromec’in düzenleyeceği 2026 ödüllerinde ise yenilik, hassas tarım, kadınlar, gençler, çeşitlendirme ve değer zinciri kategorilerinde altı işletme ödüllendirilecek; CAI Agromec ayrıca sendikal faaliyet alanında özel bir ödül verecek. Programın bir diğer toplantısı, 2023-2027 Ortak Tarım Politikası’nın (OTP) 40 yaş altındaki tarım işletmecilerine sunduğu fırsatlara ayrılacak. Toplantıda sektör uzmanları, kurum temsilcileri ve OTP fonlarından yararlanan genç çiftçiler konuşacak. Robotik ve otomasyon oturumunda tarım teknolojilerinin gelişimi, uygulama alanları ve geleceği değerlendirilecek. Drone oturumunda hedefli bitki koruma ve biyolojik mücadele, ekim, yararlı böcek dağıtımı ve erişimi zor alanlarda müdahale konuları işlenecek. Ayrıca sensör, uçuş süresi ve taşıma kapasitesi ile uydu, robotik ve yönetim platformlarıyla entegrasyon ele alınacak. Avrupa Birliği Havacılık Güvenliği Ajansı (EASA) kuralları, İtalya Sivil Havacılık Kurumu (ENAC), operasyon izinleri ve pilot yeterlilikleri de programda bulunacak.

Jetisu Bölgesinde Şeker Pancarı Hasadı Başladı, Rekor Beklentisi
Görsel kaynağı: AgroInfo Kazakhstan · Özgün haber
Veri haberi

Jetisu Bölgesinde Şeker Pancarı Hasadı Başladı, Rekor Beklentisi

Kazakistan’ın Jetisu bölgesinde şeker pancarı hasadı başladı. Üreticiler bu yıl 13,5 bin hektarlık alandan yaklaşık 585 bin ton kök ürün elde etmeyi bekliyor. Bu miktar, 2025’teki 498,8 bin tonluk üretimin üzerinde. Ürünün yaklaşık 538 bin tonunun hesaplanan ağırlıkla fabrikalara teslim edilmesi öngörülüyor. Hasada Aksu, Sarkand, Eskeldi, Koksu, Karatal ve Kerbulak ilçelerindeki işletmeler katılıyor. Çalışmalarda 115 şeker pancarı hasat makinesi ve 52 yaprak temizleme makinesi kullanılıyor. Mevcut teknik kapasitenin günde 700 hektara kadar hasat yapılmasına olanak verdiği bildiriliyor. Bölgenin önemli üretim merkezlerinden Koksu ilçesinde 185 köylü işletmesi 2,9 bin hektar ekim yaptı ve yaklaşık 125 bin ton ürün bekliyor. Hasat kadar ürünün fabrikalara düzenli kabulü de önem taşıyor. Geçen sezon kamyonların uzun kuyruklar oluşturması nedeniyle bu yıl teslimatın önceden hazırlanan programa göre yapılması planlanıyor. Koksu Şeker Fabrikası, erken olgunlaşan Avantaj çeşidinden başlayarak kabulü kademeli artıracak; günlük kapasitenin önce yaklaşık 2 bin, ardından 3 bin, daha sonra 3,5-4 bin tona çıkarılması hedefleniyor. Koksu ilçesinde açıklanan koşullara göre işleme kuruluşunun ton başına ödemesi 15 bin Kazakistan tengesi, devlet desteği ise 25 bin tenge olacak. Böylece toplam ödeme ton başına 40 bin tengeye ulaşacak. Üreticiler, sulama, gübre, bitki koruma ürünleri ve özel makineler nedeniyle maliyetlerin yüksek olduğunu, ancak desteklerin şeker pancarı ekimine ilgiyi koruduğunu belirtiyor.

Güney Afrika’da Tarım Liderliği Akademisi Sektör Sorunlarına Odaklandı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Güney Afrika’da Tarım Liderliği Akademisi Sektör Sorunlarına Odaklandı

Güney Afrika tarım sektörünün altyapı kısıtları, teknolojiye erişim sorunları ve küresel oynaklık nedeniyle artan baskıyla karşı karşıya olduğu belirtildi. Bu sorunlar, North West bölgesinde eylülde sona eren 2026 Bayer Tarım Liderliği Akademisi kapsamında ele alındı. Bayer sponsorluğundaki program, Grain SA, North-West University Business School ve Thinking Fusion AFRICA ortaklığında yürütüldü. Nisanda başlayan ve birkaç ay süren akademi, tarım sektörünün farklı kesimlerinden katılımcıları liderlik gelişimi, akran iş birliği ve uygulamaya dönük sorun çözme çalışmaları için bir araya getirdi. Katılımcılar, yalnızca çiftçiler veya kurumlar tarafından tek başına çözülemeyecek karmaşık sorunlara odaklandı ve Güney Afrika tarımının rekabetçiliği ile dayanıklılığı açısından önem taşıyan üç grup projesi hazırladı. Pipeline Protectors grubu, yollar, demiryolları ve limanlardaki bozulmanın yanı sıra kamu kurumlarıyla özel sektör arasındaki koordinasyon eksikliğinin lojistik maliyetlerini nasıl artırdığını inceledi. Wild Oaks grubu, iyileştirilmiş genetik, bitki koruma ürünleri, dijital teknoloji ve mekanizasyon gibi yeniliklere erişimi yavaşlatan düzenleyici süreçleri ve benimseme engellerini ele aldı. Sustainable Solutions Squad ise enerji piyasasındaki kesintiler, gübre tedarikindeki şoklar ve uluslararası ticaretteki istikrarsızlığın çiftlik kararlarına etkisini değerlendirdi. Programın kapanışında Grain SA Başkanı Richard Krige, tarımsal planların ve stratejilerin çiftliklerde ve değer zincirinin tamamında çalışan insanların katkısına bağlı olduğunu söyledi. Bayer yetkilisi Maria Vnuchkova da teknolojinin sonuç üretmesinde liderliğin ve insanların uygulama kapasitesinin belirleyici olduğunu ifade etti.

Meyve Üreticilerine Bahçelerde Daha Hassas İlaçlama Önerisi
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Meyve Üreticilerine Bahçelerde Daha Hassas İlaçlama Önerisi

Moldova’da meyve üreticilerine, hasadı riske atmadan pestisit kullanımını azaltmak için hastalık ve zararlıların düzenli izlenmesine dayalı koruma yaklaşımı öneriliyor. Bu yöntemde ilaçlama, takvim gereği otomatik olarak yapılmak yerine zararlının varlığı, yumurta bırakma dönemi veya ekonomik zarar eşiği dikkate alınarak planlanıyor. Agronom danışman Mihail Buciuceanu, özellikle elma içkurdu ve diğer kelebek grubu zararlılarının uçuşlarının izlenmesinin doğru müdahale zamanını belirlemeye yardımcı olduğunu belirtiyor. Yaklaşım, üreticilerin gereksiz ürün kullanımını, maliyetleri ve meyvelerde kalıntı riskini azaltmayı amaçlıyor. Ancak izleme, önleyici uygulamaların tamamen bırakılması anlamına gelmiyor. Nemli hava koşullarının desteklediği hastalıklarda hava tahmini, yağış öncesinde müdahale zamanının belirlenmesini sağlayabiliyor. Hastalık ortaya çıktıktan sonra kullanılan iyileştirici ürünlerin etkinliği ise her zaman aynı düzeyde olmayabiliyor. Değişen hava koşulları sabit bir ilaçlama planı oluşturmayı zorlaştırıyor. Kurak dönemler bazı hastalıkların baskısını azaltabilirken, yüksek sıcaklıklar bazı zararlıların ortaya çıkmasını veya yayılmasını kolaylaştırabiliyor. Bu nedenle Buciuceanu, üretim alanlarının bir uzman tarafından haftada en az iki-üç kez kontrol edilmesini ve uygulamaların bahçedeki gerçek duruma göre değiştirilmesini öneriyor. Bir diğer sorun, aynı etken maddelerin veya ürün gruplarının tekrarlı kullanımıyla ortaya çıkabilen direnç. Meyve üreticisi Nicolae Pascal, 20-30 yıldır kullanılan bazı etken maddelerin etkinliğinin azaldığını ve aynı sezon içinde tekrarlı uygulamaların direnci teşvik edebileceğini söylüyor. Üreticilere, aynı gruptaki ürünleri art arda kullanmaktan kaçınmaları; temas etkili ürünlere ve uygun durumlarda biyolojik çözümlere yer vermeleri tavsiye ediliyor. Hastalıklara daha dayanıklı çeşitler de önümüzdeki yıllar için seçeneklerden biri olarak gösteriliyor. Bununla birlikte biyolojik ürünlerin daha pahalı olabildiği ve bazı koşullarda geleneksel çözümler kadar etkili olmayabildiği belirtiliyor. İhracat yapan üreticiler açısından ilaçlama planı, hedef pazarın koşullarıyla birlikte ele alınıyor. Asociația Moldova Fruct kalite danışmanı Tatiana Ranga’ya göre bazı büyük ticari zincirler, yasal kalıntı limitinin yalnızca belirli bir bölümünü kabul edebiliyor veya tespit edilen etken madde sayısını sınırlayabiliyor. Bu nedenle alıcının taleplerinin önceden bilinmesi; kullanılan ürünler, dozlar, bekleme süreleri ve laboratuvar analizleriyle uyumlu bir kayıt ve izlenebilirlik sistemi kurulması gerekiyor. Dernek, kiraz, erik ve elma için entegre koruma kılavuzları hazırlarken, Registrul Livezii aracı da bahçedeki uygulamaların ve izleme faaliyetlerinin kaydını tutmak için kullanılıyor. Moldova’nın 2025’te erik ve sofralık üzüm ihracatında AB pazarına önemli ölçüde yönelmesi, bu koşulların önemini artırıyor.

İspanya’da Pamuk Alanı Daraldı, Verim ve Fiyatlar Arttı ama Karlılık Sağlanamadı
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Pamuk Alanı Daraldı, Verim ve Fiyatlar Arttı ama Karlılık Sağlanamadı

İspanya’nın Kurtuba ilinde pamuk hasadı, ekim alanındaki daralmaya rağmen başladı. ASAJA Córdoba’nın aktardığı bilgilere göre bu kampanyada ilde 2.405 hektar pamuk ekildi; bu alan geçen yıla göre %8 daha düşük. Endülüs genelinde pamuk üretimine ayrılan alan da son beş yılda %31 azaldı. İlk hasat edilen parsellerde hektar başına yaklaşık 2.500 kilogram verim alındı. Bu sonuçlar, normal sulama koşullarının desteğiyle Kurtuba’daki son kampanyaların ortalamalarının üzerinde gerçekleşti. Ancak hasadın erken aşamasındaki bu verilerin kampanya sonu bilançosunu kesin olarak göstermediği belirtildi. Üretim süreci, ilkbahar başındaki yağışlar nedeniyle ekim ve çıkışın gecikmesiyle başladı. Bazı parseller yeniden ekilirken, farklı bölgelerde zararlıların etkisi ve ilaçlama ihtiyacı değişti. Genel olarak zararlı baskısı geçen kampanyaya göre biraz daha düşük olsa da temmuz ve ağustos aylarındaki yüksek sıcaklıklar döllenmeyi olumsuz etkiledi ve çok sayıda çiçek tomurcuğunun kaybına neden oldu. Kampanya başlangıcındaki pamuk fiyatları geçen yılın üzerinde bulunmasına karşın, üreticiler açısından hâlâ düşük kabul ediliyor. Yüksek teknik takip ve bitki koruma maliyetleriyle birlikte etkili fitosanitari araçların yetersizliği, üretimin kârlı olmasını engelliyor. ASAJA Córdoba, pamuk üretiminin sürdürülebilmesi için adil fiyatlar, zararlı ve hastalıklarla mücadelede etkili araçlar ile kamu yönetimlerinden daha güçlü destek talep etti.