ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

1303 haber · Sayfa 31

Erdoğan: Güvenli Gıdaya Erişim Milli Güvenliğin Temel Unsuru
Görsel kaynağı: Kıbrıs Haberci · Özgün haber
Veri haberi

Erdoğan: Güvenli Gıdaya Erişim Milli Güvenliğin Temel Unsuru

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Gıda Forumu Açılış Töreni’ne gönderdiği video mesajında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) başta olmak üzere etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen paydaşlara teşekkür etti. İklim değişikliği, çevrenin korunması ve gıda güvenliğinin gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma açısından kritik olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin güvenli gıdaya erişimi yalnızca arz meselesi değil, milli güvenliğin temel unsuru olarak gördüğünü söyledi. Dünyada milyonlarca kişinin kuru ekmek bulamazken gıda israfının arttığına dikkat çeken Erdoğan, küresel raporlara göre israfın %60’ının evlerde, yani tüketici aşamasında gerçekleştiğini aktardı. Her yıl üretilen yaklaşık 1,5 milyar ton gıdanın kaybedildiğini veya israf edildiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin 2020’de başlattığı “Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık” girişimine işaret etti. Ekmek israfını önleme kampanyasıyla ekmek israfının %18 azaltıldığını söyledi. Erdoğan, Antalya’da 9-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek COP31 sırasında Türkiye’nin deneyimlerini uygulamalara dönüştürecek adımlar planladığını ve Turkuaz Bağlantı girişimiyle gıda güvenliği ile iklim taahhütlerini ortak zeminde buluşturmayı hedeflediğini ifade etti. Ayrıca Türkiye’nin FAO genel direktörlüğü seçimleri için adaylığını açıkladığını belirterek Mehdi Eker’e destek istedi.

Arnavutluk'ta Fiyat Karşılaştırma Platformu Açıldı
Görsel kaynağı: Fax News — Faxweb · Özgün haber
Veri haberi

Arnavutluk'ta Fiyat Karşılaştırma Platformu Açıldı

Arnavutluk'ta tüketicilerin temel gıda ve hijyen ürünlerinin fiyatlarını karşılaştırabilmesi için “Pasqyra e Çmimeve” platformu kullanıma açıldı. Platformda fiyatlar 13 kategori kapsamında 155 satış noktasında doğrulanabiliyor. Süpermarketlerin güncel fiyatları paylaşmasıyla tüketicilerin alışveriş öncesinde daha ucuz satış noktalarını görmesi ve maliyetleri karşılaştırması amaçlanıyor. Ekonomi Bakanı Delina Ibrahimaj, girişim kapsamında 212 ürünün sabit fiyatla satılacağını açıkladı. Beş süpermarket ile 22 tedarikçinin katıldığı uygulamada söz konusu ürünlerin asgari kâr marjlarıyla satışa sunulacağı belirtildi. Ibrahimaj, fiyatların mevcut seviyelere göre ortalama %20-22 düşmesinin beklendiğini, bazı ürünlerde düşüşün %40'a ulaşacağını, bazı ürünlerde ise %10'da kalacağını söyledi. Platformda şeker, yağ, un, tahıllar, makarna, fasulye, mercimek, yoğurt, yumurta, tereyağı ve tavuk gibi günlük tüketim ürünlerinin yanı sıra deterjan ve hijyen ürünleri de yer alıyor. Platforma cep telefonlarından erişilebilecek; ilerleyen dönemde kullanıcıların indirebileceği bir uygulama oluşturulması planlanıyor. Sabit fiyat uygulamasının süresi kaynak metnin farklı bölümlerinde farklı ifadelerle verildiği için kesin dönem netleşmiyor. Başbakan Edi Rama, hükümetin ürünlere tavan fiyat koymayacağını, fiyatların serbest rekabetle belirleneceğini söyledi. Rama, girişimin yıl sonuna kadar 1.000 ürüne genişletilmesini ve daha küçük marketlerle perakende satış noktalarının da sürece katılmasını hedeflediklerini bildirdi. Fiyatlarda suistimal tespit edilmesi halinde para cezası uygulanabileceğini de belirtti.

İngiltere’de Ukrayna Menşeli Yumurtalar İçin Geri Çekme ve Toplatma Talebi
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

İngiltere’de Ukrayna Menşeli Yumurtalar İçin Geri Çekme ve Toplatma Talebi

İngiltere’de ithal yumurtalardaki Salmonella incelemesi, Ukrayna’dan gelen bir partiyle bağlantılı farklı bir Salmonella Enteritidis salgınını ortaya çıkardı. Ukrayna’daki bir işletmeden gelen yumurtalarda tespit edilen suş, başka bir salgınla ilişkilendirilen suşlardan farklıydı ve İngiltere’de 2026’da görülen 36 hastalıkla ilişkilendirildi. Gıda Standartları Ajansı (FSA) ile Food Standards Scotland (FSS), ürünlerin piyasadan çekilmesini ve toplatılmasını istedi. Etkilenen yumurtaların Kiev’deki Yasensvit şirketinden geldiği ve 3UA1012066 kodunu taşıdığı belirtildi. Ürünler toptancılar ve toplu yemek hizmeti zinciri üzerinden işletmelere ulaşmış, ayrıca küçük perakende noktalarında satılmış olabilir. Birleşik Krallık’taki işletmelerin yumurtaları yeniden paketleyerek dış ambalajda farklı işletme adları veya paketleme merkezi bilgileriyle satışa sunmuş olabileceği bildirildi. Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı, Ukraynalı tedarikçinin yumurta örneklerinde Salmonella Enteritidis buldu ve tüm genom dizilemesi yaptı. FSA olaylar başkanı Jacquelyn McCormick, halk sağlığını korumak için acil önlem alındığını söyledi. Yetkililer tüketicilere bu yumurtaları yememelerini, işletmelere ise ürünleri geri çekmelerini; perakende satışı yapılmışsa toplatmalarını tavsiye etti. Bu bulgu, Birleşik Krallık’taki üç Salmonella salgınına ilişkin daha geniş soruşturma sürerken ortaya çıktı. Bu salgınlarda 650’den fazla kişi hastalandı ve iki kişi hayatını kaybetti. İncelemelerde 47 hasta 11 işletmeyle ilişkilendirildi; en az 24 kişinin yumurta içeren yemekleri tükettiği bildirildi. Yumurtaların birden fazla kaynaktan geldiği, iki büyük ithalatçı hakkındaki incelemenin ise sürdüğü aktarıldı.

Pakistan’da Pamuk Piyasasında Fiyatlar Karışık Seyretti
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Pakistan’da Pamuk Piyasasında Fiyatlar Karışık Seyretti

Pakistan’ın yerel pamuk piyasasında geçen hafta işlemler düşük hacimle sürerken fiyatlar karışık seyretti. Karachi Cotton Association (KCA) Spot Rate Committee, spot fiyatı maund başına 600 rupi artırarak haftayı 18.400 rupide kapattı. Haftalık değerlendirmeye göre New York pamuk piyasasındaki hareketler de düzensiz oldu ve uluslararası fiyatlar yerel piyasadaki işlemlerin yönünü etkiledi. New York pamuk vadeli işlemleri libre başına 80-85 ABD senti aralığında dalgalandı. Büyük tekstil grupları, New York fiyatları gerilediğinde ithal pamuğa yönelirken uluslararası fiyatlar yükseldiğinde yerli pamuk alımlarını artırdı. Bu sezon yerli mahsulün kalitesine ilişkin belirsizlik, özellikle kalite erken dönemde kötüleşirken, çırçıları ve iplik fabrikalarını zor durumda bıraktı. Zararlı saldırılarının bazı bölgelerde üretimi düşürebileceği endişesi de arttı. Sindh eyaletinin Umerkot bölgesinde pamuk ekim alanı geçen sezona göre neredeyse iki katına çıktı. Ancak son bir ayda unlu bit, pembe koza kurdu ve beyazsinek bazı alanlardaki ürüne ağır zarar verdi; benzer şikâyetler Sindh’in diğer pamuk üretim bölgelerinden de geldi. Haftalık incelemede pamuk fiyatları Sindh’de maund başına 18.000-18.400, Punjab’da 18.300-18.800 ve Balochistan’da 18.400-18.500 rupi aralığında verildi. Balochistan pamuğunun daha kaliteli olduğu, Sindh’in bazı bölgelerinde stok kalitesini yükseltmek için yerel pamukla karıştırıldığı belirtildi. Piyasadaki belirsizliği, iddia edilen mali usulsüzlük vakaları ve tekstil sektöründeki ödeme sorunları da artırdı. Tando Adam’daki bir çırçının iddia edilen 650 milyon rupilik, Faisalabad iplik piyasasındaki bir tüccarın ise ayrı bir iddia edilen 200 milyon rupilik vakayla ilişkilendirildiği bildirildi. Karachi’deki bir hazır giyim fabrikasının ithal giysilere ilişkin ödemeleri almakta zorlandığı ve 300 işçiyi işten çıkardığı aktarıldı. Faisalabad’da bazı kumaş dokuma birimlerinin düşük kapasiteyle çalıştığı veya tamamen kapandığı belirtildi. Dünya Pamuk Günü kapsamında Karachi Cotton Association’ın etkinliği, önceki yılların aksine Karachi Cotton Exchange binası yerine Federation of Pakistan Chambers of Commerce and Industry’de düzenlendi. KCA, Evacuee Trust Property Board’un Federal Investigation Agency’nin yardımıyla binayı 13 Aralık 2025’ten beri yasa dışı işgal ettiğini öne sürdü; etkinliğin taşınma gerekçesi bu iddia olarak aktarıldı. Öte yandan ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) haftalık raporunda 2026-27 pazarlama yılı için 165.100, 2027-28 için 56.100 balya satış kaydedildi. APTMA ile CAP de ithal perakende ürünlerini yerli üretimle değiştirmek ve Pakistanlı moda markalarını uluslararası pazarlara taşımak amacıyla ortak girişim başlattı.

Roma’daki FAO Fuarında İran Yemekleri Tanıtıldı
Görsel kaynağı: Shargh · Özgün haber
Veri haberi

Roma’daki FAO Fuarında İran Yemekleri Tanıtıldı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Dünya Fuarı’nın dördüncü gününde, Roma’daki Circo Massimo tarihi alanında İran geleneksel yemeklerini tanıtma ve pişirme eğitimi programı düzenlendi. İranlı aşçıların hazırladığı çelov kebap ve tahçin, 100’den fazla katılımcıya tanıtıldı ve katılımcılar hazırlanan yemekleri tatma fırsatı buldu. Kültürler arası yemek tanıtımı bölümünde gerçekleştirilen programda aşçılar, yemeklerin pişirme aşamalarını göstererek kullanılan malzemeler, hazırlanış biçimleri ve bu yemeklerin İran gıda kültüründeki yeri hakkında bilgi verdi. Etkinlik ziyaretçiler ve fuar yetkililerinden yoğun ilgi görürken, canlı İran müziği de programa eşlik etti. Törende İran’ın FAO nezdindeki büyükelçisi ve daimi temsilcisi ile FAO genel direktör yardımcılarından biri hazır bulundu. İran ayrıca fuarın Asya ve Pasifik bölümündeki standında safran, Antep fıstığı ve hurma gibi tarım ürünlerini sergiledi. İran’ın katılım amacı, ülkenin üretim kapasitesini ve tarım ürünleri çeşitliliğini tanıtmanın yanı sıra ziyaretçileri gıda ürünlerinin üretim ve işleme zinciriyle tanıştırmak olarak açıklandı. İran’ın FAO temsilcisi Ali Kiyânirad, yerel müzik ve tarımsal faaliyetleri gösteren görsellerin yer aldığı başka bir programın 20 Mehr’de fuarın ana salonunda düzenlenmesinin planlandığını bildirdi. Roma’daki “Tohumdan Gıdaya” fuarının ikinci edisyonu, yaklaşık 140 ülkeden 300’den fazla stand sahibinin katılımıyla 12 Ekim’e kadar sürdü.

Paraguay’da Verimlilik İçin Hibrit Hayvancılık Sistemleri Önerildi
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber

Paraguay’da Verimlilik İçin Hibrit Hayvancılık Sistemleri Önerildi

Paraguay Et Konseyi (CPC), hayvancılıkta otlatmanın avantajlarını yoğunlaştırma uygulamaları, teknoloji ve işletme yönetimiyle birleştiren hibrit sistemlere geçilmesini önerdi. Konsey, mevcut kaynaklarla daha fazla et üretilebilmesi için hayvan başına ve alan başına verimin artırılmasını hedefleyen bu yaklaşımın, üretim alanlarının genişletilmesinin giderek daha fazla sınırlanması karşısında önem kazandığını belirtti. Konseye göre Paraguay’ın yaygın otlatmaya dayalı sistemleri, rekabetçi maliyetleri ve çoğunlukla meraya dayalı üretim kapasitesi sayesinde sektörün güçlü yönlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bununla birlikte üretim döngülerinin kısaltılması, canlı ağırlık artışının iyileştirilmesi ve birim alandan daha yüksek verim alınması gerekiyor. Hibrit sistemler, otlatmanın yerine tek bir model koymak yerine, üretimin belirli aşamalarında yoğunlaştırma araçlarından yararlanmayı öngörüyor. Bu kapsamda kritik dönemlerde stratejik yem takviyesi, yoğun büyütme ve üretim koşullarıyla ekonomik şartların uygun olduğu durumlarda hayvanların ahırda veya kapalı sistemlerde sonlandırılması öneriliyor. Yaklaşımın, iklim ve piyasa koşullarındaki değişimlere daha esnek yanıt verilmesine yardımcı olması bekleniyor. Teknoloji tarafında ise bireysel hayvan tanımlama sistemleri, elektronik teraziler, izleme cihazları ve yönetim platformlarıyla ağırlık, üreme, sağlık, besleme ve ekonomik performans verileri takip edilebilecek. Konsey ayrıca sensörler, su pompaları, su depoları ve izleme araçlarının su yönetimi, sağlık takibi, izlenebilirlik ve üreme göstergelerinin kontrolünde kullanılabileceğini bildirdi. Ancak bu çözümlerin yaygınlaşmasının yatırım, bağlantı, eğitim ve teknik danışmanlık gerektirdiği belirtildi. Chaco, Doğu Bölgesi ve diğer hayvancılık alanlarında su, toprak, altyapı, işletme ölçeği ve üretim yönelimi farklı olduğu için sistemlerin her işletmenin koşullarına göre uyarlanması gerektiği vurgulandı.

Fas ile ABD Arasında Tarımsal Araştırma İş Birliği Görüşüldü
Görsel kaynağı: Maroc Agriculture · Özgün haber
Veri haberi

Fas ile ABD Arasında Tarımsal Araştırma İş Birliği Görüşüldü

Fas ile ABD arasındaki tarımsal araştırma ve inovasyon iş birliğinin güçlendirilmesi, cuma günü Rabat’ta Fas Ulusal Tarım Araştırmaları Enstitüsü (INRA) Direktörü Lamiae Ghaouti ile ABD Eyalet Tarım Departmanları Ulusal Birliği (NASDA) heyeti arasındaki görüşmede ele alındı. Görüşmeler, NASDA heyetinin INRA merkezini ziyareti sırasında yapıldı ve iki kurum arasında 2024’ten bu yana sürdürülen temaslar kapsamında yeni ortaklık alanlarının belirlenmesini amaçladı. Taraflar koruyucu tarım, bitkilerin ve sığır sürüsünün genetik olarak iyileştirilmesi ile Fas’ın agroklimatik koşullarına uygun çözümler geliştirilmesi olasılıklarını değerlendirdi. Massachusetts Tarımsal Kaynaklar Departmanı Komiseri Ashley Randle, ziyaretin INRA’nın araştırma önceliklerini öğrenmeyi ve NASDA ile iş birliği olanaklarını belirlemeyi hedeflediğini söyledi. NASDA, ABD’nin 50 eyaletinin ve dört bölgesinin tarım departmanlarını bir araya getiriyor. Randle’a göre görüşmelerde iklim değişikliği, tarımsal dayanıklılık, koruyucu tarım, toprak sağlığı ve hayvan genetiğiyle ilgili ortak öncelikler ele alındı. Ghaouti ise koruyucu tarım ile gen düzenlemeyi öncelikli iş birliği eksenleri olarak açıkladı. Görüşmelerde, çiftçilerin koruyucu tarımı benimsemesini destekleyecek tekniklerin ve Fas tarımının ihtiyaçlarına uygun yeni çeşitlerin geliştirilmesini hızlandırabilecek gen düzenleme olanaklarının araştırılması gündeme geldi. Büyükbaş hayvanların genetik olarak iyileştirilmesi kapsamında, yerel ırkların dayanıklılık potansiyelinden yararlanılarak Fas koşullarına uygun ırkların geliştirilmesi olasılığı da görüşüldü. Fas-ABD tarımsal iş birliği; bitki genetiği, biyoteknolojiler, su ve toprakların sürdürülebilir yönetimi ile iklim değişikliğine uyum alanlarını kapsıyor. Fulbright ve Borlaug programları kapsamında 25 INRA araştırmacısı kapasite geliştirme fırsatlarından yararlanırken, bunların altısı son iki yılda altı ABD üniversitesinde araştırma yaptı. NASDA ile daha güçlü iş birliğinin, eyalet tarım departmanları, üniversiteler ve araştırma merkezleri arasında uzmanlık paylaşımını kolaylaştırması bekleniyor.

Hırvat Arıcılar Tağşişli Bal ve Pazar Sorununa Dikkat Çekti
Görsel kaynağı: Dnevno · Özgün haber
Veri haberi

Hırvat Arıcılar Tağşişli Bal ve Pazar Sorununa Dikkat Çekti

Hırvatistan’ın Đurđevac kentinde Pčelarska udruga Bagrem tarafından düzenlenen Medveni den etkinliği, arıcılık ve arı ürünlerini tanıtırken balın özgünlüğü ve üreticilerin pazarlama sorunlarını da gündeme taşıdı. Etkinlikte 42 katılımcı yer aldı; ziyaretçiler farklı bal türlerini ve diğer arı ürünlerini tattı. Podravina bölgesindeki çocukların katıldığı bir program da düzenlendi. Etkinlik kapsamında il düzeyinde bal değerlendirmesi yapıldı. Yarışmaya 37 numune katılırken bunların 18’i altın, 18’i gümüş ve biri bronz diploma aldı. Serginin şampiyonu Luka Pintar’ın akasya balı oldu. Marijan Gašparov’un ıhlamur balı en iyi ıhlamur balı seçilirken, diğer bal kategorisinde Tatjana Hapavel’in bal çiği balı ödül kazandı. Pčelarska udruga Bagrem Başkanı Mario Rogoz, hava koşullarının arıcılar açısından elverişli geçtiğini ve bu yılki verimlerin iyi olduğunu söyledi. Bununla birlikte Rogoz, balın pazarlanmasında sorun yaşandığını belirtti. Rogoz’a göre büyük perakende zincirlerinin çoğunda kalitesi şüpheli veya tağşiş edilmiş ürünler satılıyor; bu durum Podravina ballarının fiyatlarını düşürüyor ve üreticilerin ürünlerini pazara sunmasını zorlaştırıyor. Arıcılar, tağşişli balı uygun laboratuvar analizleri olmadan ayırt etmenin giderek zorlaştığını bildiriyor. Tağşişin bala daha ucuz şeker şurupları eklenmesiyle veya ürünün botanik ya da coğrafi kökeninin yanlış etiketlenmesiyle yapılabileceği belirtiliyor. Balın rengi, kokusu, tadı, yoğunluğu ya da kristalleşme hızı tek başına özgünlük kanıtı sayılmıyor. Suya bırakma veya kâğıt üzerinde deneme gibi ev tipi testlerin de güvenilir doğrulama sağlamadığı aktarılıyor. Tüketicilere tanınan arıcılardan doğrudan alışveriş yapmaları öneriliyor; bu yöntem ürünün kökenini ve üretim biçimini kontrol etmeyi kolaylaştırabilir. Ancak doğrudan satın alma kesin güvence olarak değerlendirilmiyor. Tüketicilerin korunması için ürün izlenebilirliği, uygun resmi kontroller ve piyasadaki sahteciliğe karşı etkili mücadele de gerekli görülüyor. Kaynakta ayrıca balın bir yaşından küçük çocuklara, bebek botulizmi riski nedeniyle verilmemesi gerektiği belirtiliyor.

Rus Tahıl İhracatçıları Sevkiyat Rotalarını Değiştiriyor
Fotoğraf: Сергей Куксин · Özgün haber
Veri haberi

Rus Tahıl İhracatçıları Sevkiyat Rotalarını Değiştiriyor

Rus tahıl ihracatçıları, sevkiyatları Azak-Karadeniz havzasından Baltık, Uzak Doğu ve Hazar yönlerine kaydırıyor. Lojistikteki yeniden yapılanma ve ihracatın genişletilmesi, Rusya’daki “Zolotaya Osen” fuarında ele alındı. Tarım Bakan Yardımcısı Maksim Borovoy, ekimde Baltık limanlarından 1,5 milyon tondan fazla tahıl sevk edilmesinin planlandığını ve bu miktarın önceki tarım sezonunun tamamında taşınan hacme eşit olduğunu açıkladı. Hükümet taşımacılığın desteklenmesi için 9,7 milyar ruble ayırdı. Ancak mevcut sübvansiyon programı tahılın çıkarıldığı tüm bölgeleri kapsamıyor. Tarım Bakanlığı, Krasnodar Krayı, Astrahan ve Dağıstan yönlerinin, ayrıca olası olarak Rostov bölgesinin indirimli taşıma desteğine alınmasını önerdi. Borovoy, Başbakan Yardımcısı Dmitriy Patruşev’in öneriyi desteklediğini belirtti. Rusya Tahıl Birliği İcra Direktörü Kseniya Bolomatova’ya göre Rus tahıl ihracatının daha önce yaklaşık %80’i Karadeniz üzerinden yapılıyordu ve bu nedenle Baltık yönüne daha az önem veriliyordu. Baltık güzergâhı Orta Doğu, Türkiye ve Kuzey Afrika’ya sevkiyat için elverişli olsa da bazı Asya ülkelerine daha uzun taşıma mesafesi Rus tahılının fiyat rekabetçiliğini azaltıyor. 2026/27 tarım sezonunun başından bu yana İran ve Çin 1,1’er milyon tonla en büyük alıcılar olurken, Mısır 873 bin, Türkiye 583 bin ve Azerbaycan 448 bin ton aldı. Piyasa aktörleri Uzak Doğu’da depolama ve liman kapasitesini artırıyor. Slavyanka Limanı’ndaki derin su rıhtımının ayda 200 bin tona kadar tahıl elleçlemesi bekleniyor; gemi filosunun bir bölümü de İran’a sevkiyat kapasitesini artırmak üzere Hazar’a yönlendirildi. Birliğin değerlendirmesine göre Rusya’nın mevcut sezondaki ihracat potansiyeli 60 milyon tonu aşıyor. Lojistik kısıtlar sevkiyatı azaltırsa diğer ihracatçıların açığı tamamen kapatamayacağı ve bazı pazarlarda fiyatların artabileceği uyarısı yapıldı.

Gübre Fiyatlarındaki Artış ve Sevkiyat Gecikmeleri Küresel Tarımı Zorluyor
Görsel kaynağı: Newsit · Özgün haber
Veri haberi

Gübre Fiyatlarındaki Artış ve Sevkiyat Gecikmeleri Küresel Tarımı Zorluyor

Fosfatlı gübre fiyatlarındaki %26’lık artış ve sevkiyatlarda yaşanan gecikmeler, küresel tarımsal üretimin maliyetleri ile gelecek dönem arzına ilişkin endişeleri artırdı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 24 Eylül tarihli verilerine göre, Orta Doğu’daki savaşın uluslararası ticarette yol açtığı aksaklıklar her ay 1,5 ila 3 milyon ton gübrenin taşınmasında gecikmeye neden oldu. Bu durumun artan üretim maliyetlerini zamanla gıda fiyatlarına yansıtmasından endişe ediliyor. Gübre piyasasındaki baskıda enerji maliyetleri de etkili oluyor. FAO verilerine göre doğal gaz fiyatları, Orta Doğu’daki çatışma öncesi seviyelere göre %129 ila 139 yükselirken Brent petrolündeki artış %39 oldu. Doğal gaz, amonyak üretiminde temel hammadde olarak kullanıldığı için fiyatındaki yükseliş azotlu gübre üreten sanayinin maliyetlerini artırıyor ve üreticilerin kâr marjlarını daraltıyor. Basra Körfezi, tarımsal üretimde kullanılan önemli hammaddelerin küresel tedarikinde belirleyici konumda bulunuyor. FAO’ya göre bölge, dünya üre arzının %30 ila 35’ini, amonyak arzının %20 ila 30’unu ve küresel kükürt ihracatının %50’sini karşılıyor. Uluslararası ticarete konu gübrelerin normal koşullarda %20 ila 30’u da Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Reuters’ın aktardığına göre ticari gemilerinin boğazdan geçişi, tanker saldırılarının tırmanması nedeniyle 6 Ekim’de iki aydan uzun sürenin en düşük seviyesine indi; bu veri toplam deniz taşımacılığını kapsıyor. Teslimatların zamanlaması, gübre kullanımının bitkilerin belirli gelişme aşamalarıyla bağlantılı olması nedeniyle üretim açısından kritik görülüyor. Ticaret akışı daha sonra düzelse bile yaşanan gecikmeler verimleri etkileyebilir. Yüksek fiyatlar bazı çiftçileri gübre kullanımını azaltmaya veya ekim planlarını değiştirmeye yöneltebilir. FAO, gübre kıtlığının 2026’nın ikinci yarısında ve 2027’de tarımsal verimlerin düşmesine ve gıda arzının daralmasına yol açabileceğini belirtiyor. Avrupa Birliği’nde Komisyon, fiyat artışlarından etkilenen çiftçilere destek amacıyla Ortak Tarım Politikası kapsamındaki acil yardım kaynaklarının artırılması ve kısa vadeli desteklerde üye ülkelere daha fazla esneklik sağlanması seçeneklerini sundu. Gübre stoklarının oluşturulması ve alternatif ürünlerin teşvik edilmesi de gündeme geldi. Bununla birlikte gübre maliyetlerinin nihai gıda fiyatlarına geçişi doğrudan ve tüm ürünlerde aynı değil; artışların süresi, gübrenin toplam maliyet içindeki payı ve maliyetin ne kadarının karşılanabildiği belirleyici oluyor. FAO’nun 2 Ekim’de açıkladığı verilere göre küresel gıda fiyatları endeksi eylülde 136 puana ulaşarak aylık %1,5, yıllık %5,8 yükseldi; bu artış yalnızca gübre maliyetlerine bağlanmıyor.

Karadeniz İhracatındaki Aksamalar Ukrayna’da 2027 Ekim Planlarını Küçültüyor
Görsel kaynağı: Realitatea.md · Özgün haber
Veri haberi

Karadeniz İhracatındaki Aksamalar Ukrayna’da 2027 Ekim Planlarını Küçültüyor

Karadeniz üzerinden tahıl ve yağlı tohum ihracatının aksaması, Ukrayna’da depolardaki stokların büyümesine, iç piyasada fiyatların düşmesine ve çiftçilerin 2027 ekim planlarını daraltmasına yol açıyor. İHA ve füze saldırılarının altyapı ile deniz taşımacılığını hedef alması, ticari gemilerin sigortalanmasını zorlaştırırken Ukrayna ve Rusya’dan Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Afrika’ya yapılan sevkiyatları da aksatıyor. Odesa bölgesinde çiftçilik yapan Oleksandr Chumak, tahılının yaklaşık %80’ini şu anda kârla satamadığını ve gelecek yıl ekim alanlarını önemli ölçüde azaltmayı planladığını belirtiyor. Ukrayna Tarım Konseyi Başkanı Andrii Dykun ise üreticilerin ürünlerini satamadıkları için vergi ve arazi kirası ödemelerini karşılamakta zorlandığını söylüyor. Dykun’a göre kolza ile ayçiçeği tohumu hâlâ satılabilen ürünler arasında bulunuyor ancak bu satışlar masrafları karşılamaya yetmiyor. Finansman ihtiyacındaki artış da krizin işletme sermayesi üzerindeki etkisini gösteriyor. PrivatBank, haziran-ağustos döneminde tarım işletmelerine işletme sermayesi için 1,53 milyar grivna kredi kullandırdı; bu tutar önceki yılın aynı dönemindeki 718 milyon grivnanın iki katından fazlaydı. Bazı üreticiler nakit yaratmak için ürünlerini düşük fiyatlardan erkenden satarken, depolama imkânı bulunanlar fiyatların toparlanmasını bekleyerek satışları erteliyor. Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum üretiminin 80 milyon tondan 85 milyon tona çıkması bekleniyor. Ancak önceki sezondan devreden stoklar, saldırılara karşı kırılgan olan depolama ve taşıma altyapısı üzerindeki baskıyı artırıyor. Çiftçiler 2027 planlarında lojistik maliyetlerinden daha az etkilenen yağlı tohumlara ve niş ürünlere yönelirken Chumak, mısır ve arpadan tamamen vazgeçmeyi planladığını belirtiyor. Tarım sektörü ayrıca iş gücü eksikliği, askerî seferberlik, mayınlı araziler ve çiftliklere yönelik saldırılarla karşı karşıya. Ukrayna’nın önemli tarım ihracatının yaklaşık %90’ı normalde Karadeniz’den taşınıyor. Ağustos 2026’da tahıl ve bakliyat ihracatı 981 bin tona gerileyerek önceki yılın aynı ayına göre yaklaşık %58 düştü. Kanada, Avustralya ve Arjantin’deki elverişli buğday ve arpa hasatları ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki iyi üretim, küresel etkileri şimdilik sınırlıyor. Expana’dan Benoit Fayaud ise deniz rotalarının yeniden açılmasının diğer ülkelerdeki tahıl fiyatlarını ton başına birkaç on dolar düşürebileceğini söylüyor. Karadeniz’deki ölümcül olaylar ekim ayında da devam ederken Türkiye, küresel gıda güvenliğine yönelik risklerin ortasında ihracatın yeniden başlaması için bir anlaşmaya arabuluculuk yapmaya çalışıyor.

Sırbistan Tarımında Üretici Örgütlenmesi İçin Beş Model Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Večernje novosti · Özgün haber

Sırbistan Tarımında Üretici Örgütlenmesi İçin Beş Model Öne Çıkıyor

Sırbistan’da üretici örgütlenmesi, tarım sektörünün modernleştirilmesi ve rekabet gücünün artırılması için yeni stratejik yönlerle uyumlu bir araç olarak öne çıkıyor. Kooperatifler; girdilerin ortak alınması, ürünlerin birlikte satılması, daha iyi fiyat elde edilmesi, tarımsal desteklere ve IPARD’a erişim ile soğuk hava deposu, kurutma tesisi ve makine gibi ortak yatırımlara imkân sağlıyor. Tarım stratejisinde organik üretim, arıcılık ve biyo-bölgelerde faaliyet gösteren uzmanlaşmış derneklerin rolünün güçlendirilmesi vurgulanıyor. Dijital bal üretimi takibi yapan arıcı dernekleri ile bakanlıkla politika oluşturma süreçlerinde ortak çalışan organik üretici dernekleri bu kapsamda örnek gösteriliyor. Yerel eylem grupları (LAG) ise yerel yönetimleri, çiftçileri ve sivil toplumu bir araya getiriyor; strateji, LAG’lerin kırsal kalkınmadaki rolünün güçlendirilmesini öngörüyor. Hükümet başbakan yardımcısının açıklamasına göre Sırbistan’daki kamu-özel ortaklığı örnekleri bölgede iyi uygulama olarak tanınıyor. Bu ortaklıklar soğuk zincir, depolama ve işleme kapasitesinin geliştirilmesini kapsıyor. Stratejik belgede ayrıca entegre bitkisel üretim-hayvancılık sistemlerine destek, profesyonel yönetim, ortak pazarlama, ortak altyapı, bilimsel danışmanlık ve gençler ile kadınların örgütlenmeye katılımı öne çıkarılıyor.

Yunanistan’da Drone ile Kısır Böcek Salımı Gerçekleştirildi
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Yunanistan’da Drone ile Kısır Böcek Salımı Gerçekleştirildi

Yunanistan’da Akdeniz meyve sineğinin kısır bireyleri ilk kez drone kullanılarak başarıyla salındı. Uygulama, Horizon 2020 tarafından finanse edilen ve Almanya’daki Giessen Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen ACT araştırma programı kapsamında gerçekleştirildi. Programa Yunanistan’dan Tesalya Üniversitesi, ELGO-DIMITRA ve Patras Üniversitesi katıldı. ACT’nin Yunanistan ayağında Akdeniz meyve sineği model organizma olarak kullanılarak Bactrocera dorsalis ve Bactrocera zonata türlerinin kontrolü simüle edildi. Son yıllarda Yunanistan’da tespit edilen bu iki türün ülkeye kalıcı olarak yerleşebileceğine dair göstergeler bulunduğu belirtildi. Araştırmacıların değerlendirmesine göre, yeni bir istilacı sinek türü tespit edilirse yaklaşık altı ay içinde kısır böceklerin seri üretileceği birim kurulabilir ve popülasyonu sınırlamak için planlı salımlar başlatılabilir. Kısır Böcek Tekniği’nde kısır erkekler yabani dişilerle çiftleşiyor, ancak yavru oluşmadığı için böcek popülasyonu zamanla azalıyor. Kaynağa göre yöntem insektisit kullanılmadan ve biyolojik çeşitlilik üzerinde etki oluşturmadan uygulanabiliyor. Teknik, yeni istilacı türlerin tespit edildiği Attika gibi kentsel alanlarda önem taşıyor; böceklerin kent içindeki ağaçlarda gelişmesi nedeniyle geleneksel ilaçlamanın bu bölgelerde pratik olarak mümkün olmadığı aktarılıyor. Naousa’daki pilot programda yaklaşık 350 dönümlük alana her hafta yaklaşık 200.000 kısır böcek salındı. Böcekler, drone’a takılan özel bir kasetten uçuş sırasında kademeli olarak bırakıldı; kasetin boyutu ve böcek sayısı kapsanacak alan ile uygulamanın ihtiyaçlarına göre ayarlanabiliyor. Araştırmacılar yöntemin daha geniş alanlara uygulanabileceğini, ancak büyük ölçekli çalışmaların önemli mali kaynak gerektirdiğini ve maliyetin yalnızca üreticiler tarafından karşılanamayacağını belirtti.

Mülteci Evlerindeki Gıda Yardımı Çağrısı Avusturya’da Tartışma Yarattı
Görsel kaynağı: oe24 · Özgün haber

Mülteci Evlerindeki Gıda Yardımı Çağrısı Avusturya’da Tartışma Yarattı

Avusturya’da bir iç yazışma, mülteci evlerinde yaşayanların son kesintiler nedeniyle yeterli gıdaya ulaşmakta ciddi sorunlar yaşadığını ortaya koydu. Bunun üzerine ilçe yönetimi, Sosyal Komisyon üyelerinden bir sonraki toplantıya kadar ortak bir yardım kampanyası veya destek düzenlenmesini değerlendirmelerini istedi. Yazı daha sonra FPÖ’ye ulaştı ve parti tarafından kamuoyuna açıklandı. FPÖ, hayat pahalılığı döneminde birçok Viyanalının geçinmekte zorlandığını savunarak çağrıyı skandal olarak nitelendirdi. Parti yöneticileri Maximilian Krauss ve Felix Schachner, resmi desteğe sahip sığınmacılar yerine ilçe sakinlerinin sosyal sorunlarına odaklanılması gerektiğini öne sürdü. Kaynakta önerilen yardımın uygulanıp uygulanmadığı belirtilmedi.

Suriye ve IFAD Su Güvenliği ile Hayvancılık Projelerini Görüştü
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye ve IFAD Su Güvenliği ile Hayvancılık Projelerini Görüştü

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Suriye Tarım Bakanlığı teknik ekibi ile Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) heyeti, su güvenliği ve tarımsal geçim kaynakları programının tasarımını görüştü. Toplantıda ayrıca entegre hayvancılık geliştirme projesinin uygulama süreci ele alındı. Heyete, IFAD’ın Yakın Doğu, Kuzey Afrika ve Avrupa bölge direktörü ile Suriye ülke direktörü Tevfik el-Zubri başkanlık etti. Görüşmede tarımsal ürünlerin pazarlara erişiminin kolaylaştırılması, kırsal toplulukların desteklenmesi ve tarım sektörünün durumunun iyileştirilmesi değerlendirildi. Tarım Bakanlığının aktardığına göre taraflar, hayvancılık projesinin uygulama aşamalarını, elde edilen başarıları ve karşılaşılan zorlukları gözden geçirdi. Projelerin teknik, mali ve idari yönleriyle belirlenen plan ve programlara uyumu da toplantının gündeminde yer aldı.

Çin’in Tarım ve Gıda Gücü Olma Hedefi Afrika İçin Önem Taşıyor
Görsel kaynağı: Global Times · Özgün haber
Veri haberi

Çin’in Tarım ve Gıda Gücü Olma Hedefi Afrika İçin Önem Taşıyor

Çin’in tarım ve gıda gücü olma yönünde ilerlediği, ülkenin üretim kapasitesinin Afrika’daki tarımsal kalkınma için örnek oluşturabileceği savunuluyor. Makalede Çin’in tahıl üretiminin iki yıl üst üste 700 milyon ton seviyesinde kaldığı ve 1,4 milyar kişinin gıda talebini karşıladığı belirtiliyor. Üretimin temel yeterliliğin ötesine geçtiği, gıda politikasının yalnızca yeterli miktara değil, besleyici gıdaya erişime de odaklandığı aktarılıyor. Metne göre Çin, dünya nüfusunun yaklaşık %20’sini dünya ekilebilir arazisinin %9’u ile besliyor. Çinli araştırma kurumları iklim değişikliği ve kuraklığa uyum sağlamak amacıyla tarım teknolojileri ile ıslah çalışmalarını geliştirirken, genetik yatırımları yüksek verim, hastalık direnci ve besin alımı gibi özelliklere yöneliyor. Bu çalışmaların ortak hedefi, istikrarlı ve besleyici bir gıda arzı oluşturmak olarak açıklanıyor. Felix Dapare Dakora’nın aktardığı Hebei örneğinde bir köy, üretimden işleme ve satışa uzanan bir zincir işletiyor. Dakora, çiftçilerin kooperatiflerde örgütlenmesiyle yeni çeşitlerin ve üretim yöntemlerinin komşu işletmelere yayılabileceğini belirtiyor. Afrika’da gıda yoksulluğundan ve ardından gelir yoksulluğundan çıkışın tarımsal üretimle başlaması gerektiğini savunan Dakora, Çinli ve Afrikalı araştırmacıların ortak geliştirdiği teknolojilerle Afrika’da benzer kooperatifler kurulmasını istiyor. Makalede Afrika’nın dünyadaki kullanılabilir ekilebilir arazinin yaklaşık %60’ına sahip olmasına rağmen birçok ülkenin yeterli gıda üretemediği ve ithalata dayandığı ifade ediliyor. Bu durum, başta teknoloji ve makine eksikliği ile tarımsal araştırmalara yetersiz yatırım yapılmasına bağlanıyor. Sichuan’daki bir demonstrasyon üssünde Çin’in yerli süper hibrit pirincinin veriminin hektar başına yaklaşık 18,8 metrik tona ulaştığı da bildiriliyor; metin bu veriyi Çinli bilim insanlarının hedefini aşan bir sonuç olarak aktarıyor. Dakora, Hainan’ın tropikal iklimi ile Afrika’nın büyük bölümündeki iklim koşullarının benzerliğinin ürünlerin iki bölgede test edilip değiş tokuş edilmesine imkân sağlayabileceğini belirtiyor. Ona göre Çin-Afrika tarım işbirliği, sınırlı sayıda bilim insanının eğitilmesinin ötesine geçerek tohum, gübre, tarım makineleri ve sulamayı kapsamalı. Kuraklığa dayanıklı ve yüksek verimli çeşitlerin ortak test edilmesi, mekanik ve sulama teknisyenlerinin eğitilmesiyle geliştirilen kapasitenin proje ekipleri ayrıldıktan sonra da yerel topluluklarda kalması hedefleniyor.

Kültür Eti Sektöründe Yatırım İvmesi Kapanmalarla Tersine Döndü
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

Kültür Eti Sektöründe Yatırım İvmesi Kapanmalarla Tersine Döndü

Kültür eti ve deniz ürünü şirketlerinde 2021-2023 döneminde hızlanan yatırım akışı, 2025'in sonlarında bir dizi girişimin faaliyetlerini durdurmasıyla tersine döndü. Food Safety News'in Good Food Institute verilerine dayandırdığı bilgilere göre şirketler bu dönemde 2,5 milyar doların üzerinde yatırım çekti. Ancak toplamın, sermaye hareketlerinin hızlı olması nedeniyle gerçekte daha yüksek olabileceği belirtildi. 2023'te girişim sermayesinin yaklaşık yarısı Upside Foods, Believer Meats, Wildtype, Aleph Farms ve Mosa Meat'in yer aldığı ilk beş şirkete yöneldi. Sektörün temel modeli, canlı hayvandan alınan kök hücrelerin büyüme bileşenleri içeren kültür ortamında biyoreaktörlerde çoğaltılarak geleneksel ete benzer ürünler elde edilmesine dayanıyor. Bu yaklaşım, hayvan kesimine gerek kalmadan üretim yapılabileceği iddiasıyla yatırımcıların ilgisini çekmişti. Ancak Hollanda merkezli kültür eti üreticisi Meatable, Uncommon Bio'nun kültür eti platformunu satın almasının ardından 2025'in sonlarında faaliyetlerini durdurdu. Birleşik Krallık merkezli CellRev de hücre üretiminde kullanılmak üzere özel besin katkıları geliştiriyordu; şirket, yatırım almasını sağlayacak ticari hedeflere zamanında ulaşamadığı için aynı dönemde kapanacağını açıkladı. Hollanda merkezli Upstream Foods ise somondan başlayarak kültür balığı yağı geliştirmeyi planlamasına rağmen gerekli sermayeyi toplayamadı. Sektördeki en dikkat çekici kapanmalardan biri Believer Meats oldu. Şirket, Kuzey Carolina'da biyoreaktörler ve santrifüjler bulunan, 125 milyon dolarlık bir kültür tavuğu üretim tesisi tamamladı. Raleigh yakınındaki tesis, kültür tavuğu üretiminde dünya merkezlerinden biri olacak şekilde planlanmıştı. Şirketin ABD hükümetinden onay aldığı ve bölge için önemli bir işveren olarak görüldüğü aktarıldı. Believer Meats, büyük bir finansal destekçisini kaybettikten sonra şirketi kurtarmak için son dakika kredisi alamadı. 2021'de 600 milyon dolar değer biçilen girişim, herhangi bir üretim gerçekleştiremeden faaliyetlerini durdurdu ve geride boş bir fabrika bıraktı. Kaynağa göre bu gelişmeler, sektörün yatırım bulma kapasitesindeki sorunları görünür hale getirdi. Girişim sermayesi fonlarının beş ila yedi yıl içinde yüksek getiri beklentisi ile kültür etinin pazar uygulanabilirliğinin en az on yıl daha uzakta görüldüğü değerlendirmesi arasında belirgin bir zaman farkı bulunuyor. Ayrıca biyoteknolojik üretim sürecinde biyoreaktörler pahalı enerji girdileri ve özel besin çözeltileri gerektiriyor. Kaynak, bu ekipman ve girdilerin yüksek sermaye harcamalarına yol açtığını belirtiyor.

Mısır’da Veteriner Hekimlik ve Gıda Güvenliği Zirvesi Düzenlenecek
Görsel kaynağı: Al-Shorouk · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Veteriner Hekimlik ve Gıda Güvenliği Zirvesi Düzenlenecek

Mısır Veteriner Hekimler Genel Sendikası ile Kahire Badr Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi, fakültenin üçüncü uluslararası bilimsel konferansını 19 Ekim 2026’da düzenleyecek. “Tek Dünya, Tek Sağlık” temalı konferansa yaklaşık 250 kişi katılacak; katılımcıların 50’si Avrupa, Asya, Afrika ve Arap ülkelerindeki üniversite ve akademik-sağlık kurumlarından gelecek. Etkinlik, veteriner hekimliği, halk sağlığı ve gıda güvenliği alanlarında meslek kuruluşları ile akademik sektör arasındaki iletişimi güçlendirmeyi; araştırma, eğitim ve yeniliği desteklemeyi amaçlıyor. Almanya, Romanya, Endonezya, Uganda, Somali, Çin, Güney Kore, Senegal, Türkiye ve Gana’dan uzmanların yanı sıra Arap ülkelerinden katılımcılar, insan, hayvan ve çevre sağlığı arasındaki ilişkiyi “Tek Sağlık” yaklaşımı çerçevesinde ele alacak. Dünya Sağlık Örgütü Doğu Akdeniz Bölge Ofisi de konferansa katılacak; etkinlik kapsamında Mısır Sağlık Konseyi toplantısı yapılacak. Konferans programında yapay zekâ destekli sivrisinek tuzakları, mobil laboratuvarlar, sanal gerçeklik uygulamaları ve epidemiyoloji simülasyonları bulunuyor. Yapay zekânın hızlı tanı, hastalık taşıyıcılarının izlenmesi ve hastalıkların yayılmadan önce tespit edilmesinde kullanılma olasılığı da tartışılacak. Gıda güvenliği, hayvansal üretim ve kanatlılar, su ürünleri, hayvan refahı, antimikrobiyal direnç, iklim değişikliği, epidemiyoloji ve hastalıkların önlenmesi diğer başlıklar arasında yer alıyor. Bilimsel çıktılar kapsamında 25 araştırma, uluslararası veri tabanlarında indekslenen hakemli dergilerde yayımlanmak üzere aday gösterildi.

Çiftçi Maliyetleri Birleşik Krallık’ın Gıda Arzı Dayanıklılığını Zorluyor
Görsel kaynağı: The Guardian · Özgün haber
Veri haberi

Çiftçi Maliyetleri Birleşik Krallık’ın Gıda Arzı Dayanıklılığını Zorluyor

Birleşik Krallık’ta çiftçiler, tarımsal üretim maliyetlerindeki sert artışların gıda arzının dayanıklılığına ilişkin kaygıları büyüttüğünü belirtiyor. Norfolk’ta ekilebilir tarım yapan Jamie Burrows, üreticilerin toprağa ekmeleri gereken ürünü nasıl finanse edeceklerini sorguladığını söyledi. Tarım araçlarında kullanılan düşük vergili kırmızı dizelin maliyeti, İran’daki çatışmanın şubat sonunda başlamasından bu yana neredeyse iki katına çıktı. Ürün yetiştirmede kullanılan gübrelerin ve hayvan yemlerinin maliyeti de aynı dönemde yaklaşık %20 arttı. Burrows, bazı tarım işletmelerinin bu koşullara dayanamayabileceğini söylerken, üreticilerin karşı karşıya olduğu baskılara hava koşulları da eklendi. Birleşik Krallık’ın rekor sıcaklıkta geçen yazında yaşanan sıcak hava dalgaları ve kuraklık, resmi üretim tahminlerine göre İngiltere’nin kayıtlardaki en kötü tahıl hasadıyla sonuçlandı. Çiftçiler, gıda üretim zincirinin ilk halkası olarak ülkenin gıda arzının kırılganlığı ve güvencesizliği konusundaki uyarılara katılıyor. Gıda uzmanları, akademisyenler, işletmeler ve Ulusal Denetim Ofisi, hükümetten gıda sistemini daha dayanıklı hale getirmesini istedi. İklim krizi, bu yılki güçlü El Niño hava olayı, jeopolitik şoklar, enerji kesintileri ve siber saldırılar gıda zinciri güvenliğine yönelik tehditler arasında gösteriliyor. Parlamentonun Kamu Hesapları Komitesi de Birleşik Krallık gıda arzının dayanıklılığına ilişkin soruşturması kapsamında pazartesi günü bir dizi oturum başlatacak. Komite, Çevre, Gıda ve Köyişleri Bakanlığının önceki afet planlama çalışmasındaki eksiklikleri inceleyecek. Birleşik Krallık, kendisini beslemek için ihtiyaç duyduğu gıdanın yaklaşık %60’ını üretiyor ve birçok Avrupa ülkesine göre ithalata daha bağımlı. Hükümet araştırmaları, İngiliz halkının gelecekteki acil durumlara bazı Avrupa ülkelerinin halklarından daha az hazırlıklı olduğunu gösteriyor. Kabine Ofisi, hanelere konserve gıda, su ve pişirme gerektirmeyen dayanıklı ürünleri stoklamalarını önerecek bir kampanya başlatmaya hazırlanıyor. Buna karşın 150’den fazla uzman ve akademisyen, bakanları gıda güvenliği konusunda rehavete kapılmakla suçladı. Uzmanlar, tedarik ağındaki yoğunlaşmanın da olası kesintilere karşı kırılganlık yarattığını belirtiyor. Tim Lang’ın verdiği bilgilere göre süpermarket ağı 131 dağıtım merkezinden 12.300 mağazaya ulaşıyor; sektör kuruluşu Cold Chain Federation ise ithalatın çoğunun Dover, Felixstowe, Southampton ve London Gateway limanlarından geçtiğini bildiriyor. Riverford yöneticisi Rob Haward, çiftçilere yatırım güveni vermek için daha uzun vadeli sözleşmeler yapılmasını ve toprakların değişen iklime daha dayanıklı hale getirilmesini öneriyor.

Malezya, Kullanılmayan Askeri Arazileri Gıda Güvenliği İçin Değerlendirmeyi Planlıyor
Görsel kaynağı: The Sun Malaysia · Özgün haber
Veri haberi

Malezya, Kullanılmayan Askeri Arazileri Gıda Güvenliği İçin Değerlendirmeyi Planlıyor

Malezya Savunma Bakanlığı, kullanılmayan Malezya Silahlı Kuvvetleri arazilerini ulusal gıda güvenliğini desteklemek ve askeri gazilerin sosyoekonomik refahını artırmak amacıyla değerlendirmeyi planlıyor. Savunma Bakanı Mohamed Khaled Nordin, uygulamanın JanaVeteran Programı ile Boustead Plantations (BPlant) işbirliğinde yürütülebileceğini söyledi. Bazı arazi parsellerinin herhangi bir tahsis veya geliştirme planı bulunmadığı için 10 ila 15 yıldır kullanılmadan durduğu belirtildi. Khaled, projenin tarımla ilgilenen gazilere iş ve gelir fırsatı sağlayacağını ifade etti. Her yıl 5.000 askeri personelin emekli olduğunu belirten bakan, bu gazilerin programa dahil edilmesinin seçeneklerden biri olduğunu söyledi. Khaled ayrıca gıda arzındaki kıtlıkların veya yükselen gıda maliyetlerinin ulusal güvenlik tehdidine dönüşebileceğini kaydetti. JanaVeteran pilot projesi, Kota Tinggi'deki Ladang Telok Sengat'ta KayTi zencefili yetiştiriciliğiyle başladı. BPlant, katılımcıların ürününü satın alarak projeye pazar garantisi sağlıyor. Khaled, BPlant ile yürütülen JanaKomuniti Programı kapsamındaki çalışmalarla Kota Tinggi'yi ülkenin başlıca KayTi zencefili üreticisi yapmayı amaçladığını söyledi. JanaKomuniti, Kota Tinggi Parlamento Ofisi tarafından desteklenen bir BPlant kurumsal sosyal sorumluluk girişimi olarak kümelenmiş fertigation zencefil tarımını içeriyor.

PFC'den CPEC İçin Shenzhen Tarzı Reform Çağrısı
Görsel kaynağı: Associated Press of Pakistan · Özgün haber

PFC'den CPEC İçin Shenzhen Tarzı Reform Çağrısı

Pakistan Mobilya Konseyi (PFC) Üst Yöneticisi Mian Kashif Ashfaq, hükümete Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun (CPEC) ikinci aşamasının potansiyelinden tam yararlanmak için Shenzhen tarzı reformlar uygulama çağrısı yaptı. Çağrı, koridorun sanayi ve tarım alanlarındaki işbirliği fırsatlarıyla ilişkilendirildi. Ashfaq’ın önerileri arasında Özel Ekonomik Bölgelerin (SEZ) kuruluşunun hızlandırılması ve yatırım prosedürlerinin basitleştirilmesi yer aldı. Bu adımlar, CPEC kapsamındaki potansiyelin daha iyi değerlendirilmesi hedefiyle sunuldu.

Rakka’da Maliyet Baskısı Çiftçileri Üzüm ve Meyve Ağaçlarına Yöneltiyor
Görsel kaynağı: North Press Agency · Özgün haber
Veri haberi

Rakka’da Maliyet Baskısı Çiftçileri Üzüm ve Meyve Ağaçlarına Yöneltiyor

Suriye’nin Rakka kentinin güney kırsalında artan tarımsal üretim maliyetleri ve mevsimlik ürünlerin ekonomik cazibesindeki gerileme, bazı çiftçileri buğday, pamuk ve sarı mısırdan üzüm başta olmak üzere meyve ağaçlarına yöneltiyor. Çiftçiler, mevsimlik ürünlerde tohum, gübre, tarım ilacı ve işçilik giderlerinin yükseldiğini; ürünleri pazarlamanın zorlaştığını ve bazı ödemelerin geciktiğini belirtiyor. Üzüm, badem türleri ve şeftali Rakka’daki alternatifler arasında öne çıkarken Curniye, Kesrat ve vilayetteki başka bölgelerde üzüm bağlarının kurulumu genişliyor. Üreticilere göre üzüm yetiştiriciliği daha az işgücü gerektiriyor; bazı durumlarda aile, ilaçlama ve ağaç bakımından hasat hazırlığı ile pazarlamaya kadar işlerin çoğunu üstlenebiliyor. Bağların üretime geçmesi birkaç yıl alsa da sonrasında yıllık ürün alınabilmesi, çiftçileri mevsimlik tarımdan meyve ağaçlarına geçmeye teşvik ediyor. Üzüm üretiminde pazarlama ve fiyat dalgalanması ise devam eden sorunlar arasında. Bir üretici, kilogram fiyatının sezon başında yaklaşık 7-8 bin Suriye lirasından sezon ortasında 3-4 bin liraya gerileyebildiğini söyledi. Ziraat mühendisi ve çiftçi Muhammed el-Assaf ise o sıradaki fiyatın 3-3,5 bin lira olduğunu ve bunun üretim maliyetleriyle örtüşmediğini belirtti. Bu farklılıklar, fiyatların dönem ve üretim miktarına göre değiştiğine işaret ediyor. Çiftçiler, kuyularla yapılan sulamada mazot fiyatlarının maliyetleri artırdığını belirterek gübre ve yakıt desteği istiyor. Ayrıca dış pazarların açılması, soğutma birimleri ile donanımlı taşıma araçlarının sağlanması ve ürünlerin yüksek arz döneminde düşük fiyattan satılmasını önleyecek depolama imkânlarının oluşturulması talep ediliyor. Bölgede çoğunlukla Vitmuni, yerel adıyla Şami, üzümü yetiştirilirken daha az miktarda Helvani ile son üç yılda yayılan Sihirbaz Parmakları ve Yakut çeşitleri de bulunuyor.

Gübre Desteği Belirsizliği Yunanistan’da Makarnalık Buğday Ekimini Zorluyor
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber
Veri haberi

Gübre Desteği Belirsizliği Yunanistan’da Makarnalık Buğday Ekimini Zorluyor

Yunanistan’da gübre desteğinin geleceğine ilişkin belirsizlik, 2026–2027 üretim dönemi öncesinde makarnalık buğday üreticilerinin ekim alanı ve girdi kullanımına yönelik kararlarını zorlaştırıyor. Üreticilerin önümüzdeki haftalarda kaç dönüm ekeceklerine ve ne düzeyde girdi kullanacaklarına karar vermesi gerekirken, açık bir destek çerçevesinin bulunmamasının tarımsal kararları ve nihai verimleri etkilediği belirtiliyor. Gübre alımlarında ürün değerinin %15’i oranındaki son üretici desteği 31 Ağustos’ta sona erdi; sonrasında hangi uygulamanın yürürlüğe gireceği henüz açıklanmadı. Agronews’un aktardığı değerlendirmeye göre belirsizlik, düşük tarım ürünü fiyatlarıyla yüksek girdi maliyetlerinin aynı döneme denk gelmesiyle ağırlaşıyor. Gübre tedarik maliyeti başlıca sorun olarak gösterilirken enerji ve özellikle motorin giderlerinin makarnalık buğday üretimindeki hesaplamayı zorlaştırdığı ifade ediliyor. Haziran ve Temmuz 2026’da üretici fiyatlarının bazı bölgelerde, verimler tatmin edici olmasına rağmen, kilogram başına 18–21 sent seviyesine kadar gerilediği; üründeki protein sorunlarının da daha iyi pazarlama imkânlarını sınırladığı aktarılıyor. Gübre maliyetinin yıllık bazda %11,3 arttığı bilgisi de Yunanistan İstatistik Kurumu (ELSTAT) verilerine ilişkin yakın tarihli bir rapora dayandırılıyor. Kaynakta, gübre piyasasındaki belirsizliğin alımların gecikmesine ve gübrelemenin sınırlanmasına yol açtığı, bunun da gelecek yılın üretim kapasitesini düşürebileceği belirtiliyor. Daha düşük verimli bazı arazilerin ise ekilmeme riskiyle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Avrupa Birliği düzeyinde geçen temmuz kararlaştırılan toplam 540 milyon avroluk paketten Yunanistan’a 20,8 milyon avro ayrılması öngörülüyor. Bu payın ulusal kaynaklarla artırılabileceği belirtilirken paketin başlıca yönleri arasında çiftçilere acil ekonomik destek, Ortak Tarım Politikası (OTP) üzerinden yeni likidite mekanizmaları ve destek avanslarında daha fazla esneklik yer alıyor. Ancak Yunanistan’da bu imkânların nasıl ve ne zaman uygulanacağı henüz netleşmiş değil. Açık kalan konular arasında gübre sanayisine olası Avrupa desteği, çiftçilerin gübre alımlarına sübvansiyon verilmesi ve yeni desteğin kapsayacağı dönem bulunuyor. Hükümet, hukuken ve bütçe açısından mümkün olması halinde, gelecekteki bir düzenlemenin 1 Eylül 2026’dan itibaren yapılan alımları geriye dönük kapsayıp kapsamayacağını açıklayabilir. Kaynağa göre böyle bir taahhüt, doğrudan kaynak aktarımı gerektirmeden piyasadaki hareketliliğin bir bölümünü yeniden sağlayabilir.

Avrupa Balıkçılığında Yapay Zekâ ve Çevresel DNA ile Dijital İzleme
Görsel kaynağı: Cyprus Mail · Özgün haber

Avrupa Balıkçılığında Yapay Zekâ ve Çevresel DNA ile Dijital İzleme

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avrupa’da balıkçılık faaliyetlerini daha ayrıntılı izlemek amacıyla yapay zekâ, kameralar, çevresel DNA ve robotik sistemleri bir araya getiren OptiFish girişimi yürütülüyor. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve 2024’ten beri sürdürülen dört yıllık proje, sekiz ülkeden araştırmacıların katılımıyla balık türlerini otomatik tanımayı ve avların izlenmesini geliştirmeyi hedefliyor. Avrupa balıkçı filoları yılda 3,2 milyon ton balık indirirken, bu avın değeri 5,5 milyar avro olarak veriliyor. Projenin arka planında denizdeki faaliyetlere ilişkin veri eksikliği bulunuyor. Belçika’da yaklaşık 60 balıkçı teknesi olmasına rağmen bilimsel örnekleme, balıkçılık seferlerinin yalnızca %1,5’ini kapsıyor. Geleneksel izleme, teknelerde görev yapan bilimsel gözlemcilere dayanıyor ve denizdeki faaliyetlerin yalnızca bir bölümünü kapsayabiliyor. Eksik veriler, balıkçıların, bilim insanlarının ve düzenleyicilerin hangi türlerin nerede ve ne miktarda yakalandığını kesin olarak belirlemesini zorlaştırıyor. Sander Delacauw, sürdürülebilir balıkçılık yönetiminde toplanan verilerin stok değerlendirmeleri ve kota kararlarına temel oluşturacak kadar kaliteli ve yeterli olması gerektiğini belirtti. Kaynağa göre yalnızca dijital raporlama, hangi türlerin nerede ve hangi miktarlarda yakalandığına ilişkin bilgi açığını kapatmıyor. Bu ayrıntılar bulunmadığında yöneticilerin sürdürülebilir av limitleri konusunda karar vermesi, deniz ürünlerini tedarik zinciri boyunca izlemesi ve balıkçıların seferlerini planlaması zorlaşıyor. OptiFish kapsamında geliştirilen yapay zekâlı kamera sistemleri pompalı tekneler, ayıklama masaları, kirişli troller ve küçük ölçekli balıkçılık faaliyetlerinde deneniyor. Sistemler, üst üste duran veya kısmen gizlenen balıkları tanımak üzere eğitiliyor. Proje ortağı DTU Aqua’nın elektronik izleme altındaki taşıma bantlarında balıkları takip eden sistemi, birbirine benzeyen altı tür üzerinde balıkları %90,43 oranında doğru eşleştirdi. Araştırmacılar ayrıca üst üste duran balıkları ayıklama bantlarında ayıracak bir robotik kol geliştiriyor. Araştırmacılar denizde balıkların bıraktığı çevresel DNA parçacıklarından da yararlanıyor. Su örnekleri veya balıkçı ağlarına bağlanan özel problar aracılığıyla sudaki türlerin belirlenmesi ve belirli bir balık stokunun biyokütlesinin tahmin edilmesi amaçlanıyor. OptiFish, bu yöntemleri Kuzey Denizi, Akdeniz ve Karadeniz’i kapsayan beş pilot sahada test ediyor. Revize Balıkçılık Kontrol Tüzüğü kapsamında elektronik raporlama çoğu tekne için zorunlu olurken, izleme kurallarının 2028’e kadar küçük teknelere, dijital izlenebilirliğin ise 2029’a kadar işlenmiş balıklara genişlemesi öngörülüyor. Daha doğru verilerin sefer planlamasına, yakıt ve maliyetlerin azaltılmasına ve hassas stokların aşırı avlanmasından kaçınılmasına yardımcı olabileceği belirtiliyor.